TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                           50’nci Birleşim

                                                                                   28 Ocak 2009 Çarşamba

                                                                                              İçindekiler

 

 

I.— GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.— YOKLAMALAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici’nin, yasa dışı dinleme olaylarına ilişkin gündem dışı konuşması ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın cevabı

2.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un, TOKİ projeleriyle ilgili sorunlara ilişkin gündeme dışı konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

3.- Kars Milletvekili Mahmut Esat Güven’in, Kâzım Karabekir Paşa’nın vefatının 61’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Gümüşhane Milletvekili Kemalettin Aydın’ın, 25/1/2009 tarihinde Zigana Dağı’nda meydana gelen çığ felaketine ilişkin açıklaması

2.- Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş’un, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın gündem dışı konuşmaya verdiği cevaba ilişkin açıklaması

3.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır’ın, Cizre’de meydana gelen trafik kazasına ilişkin açıklaması

 

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULU SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Köksal Toptan’ın, Fransa’da düzenlenecek olan Avrupa Birliği Parlamento Başkanları Konferansı’na, beraberindeki Parlamento heyetiyle katılmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/677)

 

 

VI.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, Merkez Bankasının İstanbul’a taşınmasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/394) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

2.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki petrol rezervlerine ve bazı iddialara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/399) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

3.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu’nun, turizmle ilgili bir konuşmasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/415) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

4.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, girişimcilerin engellendiğine yönelik bir beyanına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/418) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

5.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, Katar Emirinin Türk heyetine hediye verip vermediğine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/469) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

6.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, halk eğitim usta öğreticilerinin özlük haklarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/487) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

7.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, adrese dayalı nüfus kayıt sistem verilerinin belediye gelirlerine etkisine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/508) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

8.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, tasfiye halindeki bir finans kurumuna ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/515) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

9.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, özelleştirilen Kütahya Şeker Fabrikasına ait arsayla ilgili iddialara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/516) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

10.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, TPAO eski Genel Müdürünün bir enerji şirketinde çalışmasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/517) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

11.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, tüketicilerin yaygın şikayetlerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/524) cevaplandırılmadı

12.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, bir açıklamasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/529) cevaplandırılmadı

13.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, iplik ithalatında uygulanan vergi oranlarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/530) cevaplandırılmadı

14.- Niğde Milletvekili Mümin İnan’ın, Niğde’deki yatırımlara, yeşil kartlılara ve yapılan yardımlara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/562) cevaplandırılmadı

15.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın, İller Bankası Genel Müdür Yardımcılarının atama şartlarına uyup uymadığına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/569) cevaplandırılmadı

16.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, doktorların aldıkları ücrete ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/575) cevaplandırılmadı

17.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, TRT’nin yönetimine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/585) cevaplandırılmadı

18.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, çiftçilerin tarımsal sulama elektrik borçlarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/594) cevaplandırılmadı

19.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Ankara Büyükşehir Belediyesinin Kıbrıs’a düzenlediği geziye ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/596) cevaplandırılmadı

20.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, bir televizyonun yayınının kesilmesine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/602) cevaplandırılmadı

21.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, malvarlığına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/610) cevaplandırılmadı

22.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner’in, bazı kamu kurumlarının internet sitelerindeki bazı şahıslarla ilgili tanıtıcı bilgilere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/619) cevaplandırılmadı

23.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, demir fiyatlarındaki artışa ve inşaat sektörüne ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/622) cevaplandırılmadı

24.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, bir kredi değerlendirme kuruluşunun notuna ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/623) cevaplandırılmadı

25.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, tarım politikasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/625) cevaplandırılmadı

26.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, mısır prim fiyatlarına ve mısır ithalatına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/629) cevaplandırılmadı

 

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)

2.- Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/608) (S. Sayısı: 266)

 

VIII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Mersin Milletvekili Kadir Ural’ın, muhtarların özlük haklarının iyileştirilmesine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı (7/5981)

2.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, kayıt dışı istihdama ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/6013)

3.- Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu’nun, KEY ödemelerinde itiraz süresinin uzatılmasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/6049)

4.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, Kahramanmaraş’taki tekstil fabrikalarına enerji desteği ödemelerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/6068)

5.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’nin, gazilerin özel sağlık kuruluşlarına başvurusundaki sevk zorunluluğuna ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/6167)

6.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner’in, Antalya Toptancı Hâl Derneğine yönelik bazı uygulamalara ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı (7/6178)

7.- Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş’ın, TOKİ’den ihale alan bir şirketin Sarıkamış esnafını mağdur etmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/6244)

8.- Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı’nın, ÇASGEM’in sertifika programlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/6273)

 

28 Ocak 2009 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Eyyüp Cenap GÜLPINAR

KÂTİP ÜYELER : Yusuf COŞKUN (Bingöl), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 50'nci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, dinleme olayları hakkında söz isteyen Gaziantep Milletvekili Akif Ekici’ye aittir.

Buyurun Sayın Ekici. (CHP sıralarından alkışlar)

 

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici’nin, yasa dışı dinleme olaylarına ilişkin gündem dışı konuşması ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın cevabı

 

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de son zamanlarda artan yasa dışı dinleme olaylarıyla ilgili ve yaratılan korku imparatorluğuyla ilgili söz almış bulunmaktayım. Yüce Divanı saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Anayasa Mahkemesi Başkanının, YÖK başkanlarının, Ana Muhalefet Partisi Genel Sekreterinin, askerlerin, bürokratların, gazetecilerin, siyasetçilerin, daha doğrusu tüm toplumun dinlenmekte olduğu ve korku imparatorluğu altında sindirilmek istendiği bir ortam içerisinde yaşıyoruz. Herkesin dinlenmekte olduğu bir süreçten geçiyoruz. Telekulağın bir iddia olmaktan çıktığı, hayatın ta kendisi, gerçeğin ta kendisi olduğu bir Türkiye var karşımızda.

Değerli arkadaşlar, benim dile getirdiğim, yakındığım konu, yargı kararıyla yapılan, suçu önlemeyle ilgili yapılan, emniyetin yapmış olduğu, izne tabi dinlemelerle ilgili değil, bunların dışında illegal yapılan dinlemelerdir. Bunlar, sanatçıdan esnafına, ev hanımından memuruna herkesin “Ben dinleniyorum.” demesi hukuk devletine zarar vermektedir, insan psikolojisini bozmaktadır. Yasa dışı veya hizmet ettiği mantık adına dinleme yapan kişiler, gruplar, kuruluşlar veya kurumlar için bir çözüm bulunması gerekmektedir. Bugün şu gerçek bilinmektedir: 600 dolar bedel ödeyen, ücret ödeyen bir kişi istediğini dinleme imkânına kavuşmuş ve bunu sağlamış olmaktadır. Peki, bu sorunu teknik olarak önlemekle sorumlu Ulaştırma Bakanı ne yapıyor, nasıl bir çözüm önerisi getiriyor? Çok enteresan, Sayın Bakanın önerisi şu: Dinlenmek istemiyorsanız konuşmayın. Evet, “Dinlenmek istemiyorsanız konuşmayın.” diyor Sayın Bakan. Bu mantık akla şunu getiriyor, “Bir dönem okullar olmasa millî eğitimi çok rahat idare edebilirim.” diyen mantığı çağrıştırıyor değerli arkadaşlar.

Geçtiğimiz günlerde Sayın Enerji Bakanı da şöyle bir iddiada bulundu: “Doğal gaz pahalılığından yakınıyorsunuz. Üşüyorsanız fındık yiyin.” Yani arkadaşlar, lütfen gülünecek şeyler yapmayalım, toplumla bu kadar alay etmeyelim, bu kadar ciddiye almaz bir davranış içerisinde bulunmayalım.

Değerli milletvekilleri, özel hayata müdahale, duygusal yaşamın, günlük yaşamın denetim altına alınması anlamına gelen yasa dışı dinlemeleri bir milletvekili olarak değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı olarak yani 70 milyondan biri olarak kabul edemiyorum, içime sindiremiyorum. Türkiye'nin bir hukuk devleti mantığı içinde yönetilmesi ve hukukun üstünlüğünün sağlanması hepimizin görevidir. Avrupa Birliği üyeliği yolunda ilerleyen demokratik Türkiye’de bu görüntüler bizlere yakışmıyor. Yetkisi olanların, teknolojinin nimetlerinden faydalananların diğer vatandaşların özel hayatını gasp etmesi Türkiye’ye yakışmıyor. Bu işe bir an önce çözüm bulunması gerektiği inancı içerisindeyim. Eğer buna çözüm bulunmazsa… Bizim yöremizde şöyle bir tabir vardır: “Deri kokarsa tuzlanır.” Tuz kokarsa yapacak şey felakete gidiştir. Değerli arkadaşlarım, tuzu kokutmadan bu işin çözümünü bulmakla ilgili adım atılması gerektiği inancı içerisindeyim.

Değerli arkadaşlar, söylenecek çok söz var ama beş dakika içerisinde bunları sığdırmak, bunları anlatmak pek de kolay olmuyor.

Türkiye siyasi ve ekonomik açıdan çok zor bir süreçten geçiyor. Yoksulluk ve çaresizlik her geçen gün daha da artmaktadır. Her gün kapanan iş yerleri, işten çıkarma haberleri artık önemsiz ve kanıksanmış duruma gelmiştir, ülkemizin her yerinde yaşanır olmuştur. Ortada peş peşe batan şirketler, işsiz kalan yüz binler var. Küresel krizde ikinci dalgadan söz ediliyor ama biz hâlâ krizin adını dahi koyamadık. Bırakın adını koymayı, teğet geçmesinden psikolojik olmasına kadar birçok ilginç tanımlamalar getirdik. Gaziantep’te, Kahramanmaraş’ta, Konya’da, Türkiye'nin tüm illerinde kriz teğet geçmemiştir, yüzlerce iş yeri kapanmıştır, kapanmayıp küçülenler, üretimi tek vardiyaya indirenler…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ekici, devam edin.

AKİF EKİCİ (Devamla) - …tesislerini söküp başka ülkelere götürenler için hiçbir tedbir alınmamıştır. Alınması gereken çok basit, küçük, birkaç tedbir vardır, söyledik bunu defalarca: Vergileri birkaç puan indirirseniz, yüksek SSK primlerini düşürürseniz, kur politikasında inat etmeyip mantıklı bir çözüm getirirseniz, Çin, Hindistan, Tayland, Filipinler gibi ülkelerin yaptığı haksız rekabeti önleyici tedbirler alırsanız bu sorunlar çözülür iddiasındaydık ama maalesef bunların hiçbirisi yapılmadı.

Değerli arkadaşlar, kronik bir sorun hâline gelen işsizlik, AKP’nin iktidar olduğu son altı buçuk yıl içerisinde daha da artmıştır. Bugün 18 milyon insan yoksulluk sınırı altındadır, 2 milyon insan aç yatıp kalkmaktadır. Bu yüce Meclisin asli görevi bu olmalıdır, korku imparatorluğu yaratarak insanları sindirmek yerine bu yoksul ve açlık sınırı altında kalmış insanların sorunları nasıl çözülür, ne gibi tedbirler alınır hesapları ve çalışmaları içerisinde olmamız gerekir ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ekici.

AKİF EKİCİ (Devamla) – Bir teşekkür edeyim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Son cümlenizi alayım efendim.

Buyurun.

AKİF EKİCİ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, maalesef şu gerçeği de görüyoruz: Bugün her türlü yoksulluğun içerisine bulaşmış olan, imar rantlarından faydalanan, beş yıl önce çocuklarını arkadaşlarının burs desteğiyle okuttuğu iddiasında bulunanlar bu krizden, bu ekonomik sıkıntıdan paylarını almamışlar, bunun içerisinde yoklar ama…

BAŞKAN – Teşekkür edecektiniz Sayın Ekici.

AKİF EKİCİ (Devamla) – Peki, Sayın Başkanım.

Teşekkür ederim değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ekici.

Gündem dışı konuşmaya Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım cevap verecektir.

Buyurun Sayın Bakanım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Erzincan) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gaziantep Milletvekilimiz Sayın Akif Ekici’nin Türkiye’deki dinleme sorunu konulu gündem dışı konuşması için huzurunuzdayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, dinleme konusu sadece Türkiye'nin  konuştuğu bir konu değildir. Dünyanın bütün devletlerinde bu dinleme meselesi zaman zaman gündeme gelir ve siyasetin önemli alanlarından birisi olarak da günlerce gündemde kalır. Geçmiş olayları, hafızamızı yokladığımızda birçok ülkede dinlemelerle ilgili birçok skandallar, olaylar ortaya çıkmıştır.

Dinlemenin asıl yasal çerçevesini Türkiye Cumhuriyeti Anayasası oluşturur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 22’nci maddesine baktığımızda “Herkes, haberleşme hürriyetine  sahiptir. Haberleşmenin  gizliliği esastır. Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi halde karar kendiliğinden kalkar.” Anayasa’mızın 22’nci maddesi haberleşmenin gizliliği ve insanların özel hayatının korunmasıyla ilgili hususları bazı istisnalar dışında düzenlemiş ve dinlemenin, izlemenin, sinyal takibinin hangi şartlar altında ve hangi hukuki yollar  takip edilerek yapılacağını hükme bağlamıştır.

Bu çerçevede dinlemeye esas yasalar da çıkarılmıştır. Bu yasalar nedir? Ceza Muhakemesi Kanunu, 135-140 arasındaki maddeler, delil toplamaya yönelik olarak dinleme, sinyal izleme, teknik takip konularını düzenlemektedir. “Eğer başkaca bir delil bulunamıyor ise bu maddeler muvacehesinde dinleme yapılabilir ancak bunların usulüne uygun hâkim kararı, gecikmesi mahzurlu hâllerde savcı kararı alınmak suretiyle yapılır” denmektedir.

İşte bu çerçevede 5397 sayılı telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespiti, değerlendirilmesi, sinyal bilgilerinin takibi ve kayda alınmasıyla ilgili bir kanun bu Meclisten geçti ve yürürlüğe girdi. Bu Kanun’un amacı şu: Bu Kanun, gerek Anayasa’mızın 22’nci maddesinde öngörülen hususlar gerekse Ceza Muhakemesi Kanunu’nda öngörülen maddeler gerekse 5190 sayılı Kanun yani eski DGM’ler yerine kurulan mahkemelerin görevleriyle ilgili Kanun kapsamında yapılacak yasal takibin, dinlemenin, sinyal bilgilerini izlemenin yasal çerçevede yürümesinden sorumlu olarak bir başkanlık oluşturuldu.

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının görev alanı, dinlemeye yetkilendirilmiş üç kuruluşumuzun -ki bunlar MİT, Jandarma ve Emniyet, bu kuruluşlarımızın- gerek istihbarat amaçlı gerek organize suç örgütleriyle mücadele amaçlı gerekse de adli amaçlı dinlemelerinin Anayasa’mızda tanımını bulan, ilgili kanunlarda da usulleri açıklanır şekilde yapılıp yapılmadığını kontrol etmek ve bu kuruluşlara eğer uygunsa uç vermek… Yani dinlemeyi yapmak değil, bu kurumun görevi. Bir şeyin burada aydınlatılması gerekir. Bu kurum dinleme yapmaz. Bu kurum, dinleme yapmaya yetkili MİT, Jandarma, Emniyetin taleplerinin yasalara uygun olup olmadığını denetler, eğer uygunsa onlara dinleme yahut izleme veya sinyal takibi gibi konularda yol verir veya taleplerini reddeder.

Buna neden ihtiyaç duyulmuş? Daha önce böyle bir mekanizma yok. Ne yapıyor? Bütün kurumlar, kendi inisiyatiflerinde, istediği gibi bu dinlemeleri yapıyor ve bu dinlemelerde de kurumlar arasında rekabet oluşuyor, istihbaratlarla, suçlarla mücadelede zaaf oluşuyor ve bu arada da yasal olmayan oradaki bireylerin yaptığı bazı yanlış uygulamalar da toplumda rahatsızlık oluşturuyor. İşte bu eksikliği ortadan gidermek için Anayasa’mızın 22’nci maddesine göre bu Başkanlık oluşturuldu. Bu Başkanlığın hangi şekilde çalışacağını az önce izah ettim.

Bir de bu dinlemelerde veya izlemelerde toplumun kafasında bir karışıklık var. Bazı tanımlar var. Bu Yasa’ya göre çıkarılan Adli Dinleme Yönetmeliği’nde -Adalet Bakanlığının- burada olayları tanımlamış. Bunlardan bir tanesi “iletişimin tespiti.” İletişimin tespiti şu demek: İçeriğine girmeden, müdahale etmeden iletişim araçlarının diğer iletişim araçlarıyla kurduğu iletişime ilişkin arama, aranma, yer bilgisi ve kimlik bilgilerinin tespiti. Yani neler konuştuğuna girmeden trafiğin izlenmesi. Kim kiminle konuştu, nerede konuştu, koordinatları… Buna niye ihtiyaç var? Bu da diyelim ki bir suçluyu takipte gerek istihbarat amaçlı gerek organize suç örgütleriyle mücadele amaçlı suç organizasyonunun takibine yönelik bir işlemdir ve buna “iletişimin tespiti” denir.

İkinci konu “sinyal bilgisi.” Sinyal bilgisi de bir iletişim ağında haberleşmenin iletimi veya faturalama amacıyla işlenen her türlü veri. Burada da iki husus var. Bu tek yönlü sinyal bilgisi. Zaten her abone istediği an buna ulaşabilir. Bir ücret ödeyerek siz bütün konuşmalarınızın dökümünü alabilirsiniz; ne zaman, kiminle, hangi telefonla konuştunuz. Bu tek yönlü sinyal bilgisi herkes için açık, bedeli mukabilinde alınabilir ancak bunun iki türlü sinyal takibi için yine mahkeme kararı lazım. Sizin aradığınız numaraların da nereleri aradığını öğrenmek gerekiyorsa, böyle bir ihtiyaç varsa bu iş de sinyal bilgisi takibine dayalı bir iştir ve bunun mahkeme kararı dışında elde edilmesi mümkün değildir.

Sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi konusu diğer bir tanım. İletişimin içeriğine yine girmeden yetkili makamdan alınan karar kapsamında sinyal bilgilerinin iletişim sistemleri üzerinde bıraktığı izlerin tespiti, bunlardan anlamlı sonuçlar çıkarılması, değerlendirilmesi, böylece suçlularla mücadele. Bir anlamda, örneğin bilgisayarlardan gönderdiğimiz elektronik postalar veya sayısal telefonlarda -şimdi sayısal telefonlar yaygınlaştı- yapılan bütün konuşmalar, İnternet’e girdiğimiz zamanki bütün işlemler bir iz bırakıyor. Yani siz onları imha etseniz bile o izler yer sağlayıcılar, içerik sağlayıcılar, hizmet sağlayıcıların elinde bulunuyor. İşte bu bilgileri de takip etmeye “Sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi” diyoruz.

Bir başka şey: Buna da “teknik araçlarla izleme” veya halk arasında “ortam dinlenmesi” deniyor. Ortam dinlenmesi Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 140’ncı maddesine göre 1’inci fıkrada sayılan suçlar dolayısıyla yapılan soruşturmalarda suçun işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka surette delil elde edilememesi hâlinde şüphelinin veya sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri, iş yerinin teknik araçlarla izlenmesi, ses veya görüntü kaydının alınma işlemi. Buna “ortam dinlenmesi” deniyor. Bu da CMK’nın 140’ıncı maddesine göre mahkeme, hâkim kararıyla yapılabilen bir iştir. Bu tür işlem Telekomünikasyon İletişim Başkanlığından izin almadan, doğrudan, CMK 140’a göre hâkimler ve savcılar tarafından yapılabiliyor. 

Bu tanımları verdikten sonra, izleme, sinyal takibi, teknik takip veya dinlemenin hangi araçlardan yapıldığına da göz atmak lazım. Toplumun aydınlanması gerekiyor.

Cep telefonundan cep telefonuna veya cep telefonundan sabit telefona, İnternet’ten elektronik postanın gönderilmesi veya cep telefonundan (SMS) kısa mesaj gönderilmesi veya uydu üzerinden haberleşme. Bütün bu mecralar telekomünikasyon yoluyla iletişim takibinde esas alınan mecralardır, bunun dışında bir yöntem de yoktur. İşte, bu mecralardaki yapılacak her türlü iletişim tespiti, sinyal takibi, değerlendirilmesi ve ortam dinlemesinde uyulacak kurallar, usuller, yasalar az önce ifade ettiğim gibidir. Bütün bunları yapmazsak… Bu takipler şüphesiz niçin yapılıyor? Organize suçlarla mücadele etmek, devletin içeride ve dışarıda istihbarat toplaması ki bu yetki sadece MİT’e aittir. Polisin ise ülke çapında sinyal izleme, istihbarat toplama yetkisi vardır. Jandarmanın da görev bölgesi içerisinde böyle bir yetkisi vardır. Bunlar, bu kuruluşların kendi kanunlarıyla verilmiş yetkilerdir.

Burada yapılan iş, TİB’in oluşturulması, buradaki taleplerin disiplin altına alınması, bu işler yapılırken yasalara uyulup uyulmadığının titizlikle kontrol edilmesinden ibarettir ve dolayısıyla, böylece yasa dışı dinlemelerin veya kötü niyetli, gerek kamu görevlisi gerekse kamu görevlisi dışındaki insanların bu tip faaliyetler içerisinde olmalarının önüne geçilmesidir.

Peki, bütün bunları yaptıktan sonra diyelim ki bunlara uymayanlar oldu. Olamaz mı? Olur. Yani birisi gelir, ortam dinlemesi, bir topluluğun içine girer, cebindeki kaydediciyi açar, ortam dinlemesi yapabilir veya bir cihaz koyabilir bir yere, dinleme yapabilir. Bunlar yasal olarak yapılabildiği gibi yasal olmayan yönlerden de yapılıyor. Az önce söyledim, 5190’a göre yasal olarak yapılabiliyor; yasal olmadan da yapılıyor, örneklerini de geçmişte gördük ama bunların müeyyideleri var.

Müeyyideleri nedir? Eğer bu iş bir hizmet sağlayıcı, yer sağlayıcı marifetiyle yapılıyorsa yetki belgesi iptal ediliyor, adli ve hapis cezası veriliyor. Bunların cezaları da yine CMK’ya göre bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası. Bir başka özelliği de şüphesiz bu tip dinlemeler hiçbir şekilde mahkemelerde delil olarak geçerli değildir. Bunlar da işte bu TİB’in kurulmasıyla ilgili kanunla getirilmiş müeyyidelerdir. Önceden bu müeyyideler yoktu. Bu dinlemeler yapılıyordu. Yasal olarak yapılanı da vardı, yasal olmayan dinlemeler de vardı ama müeyyideler yoktu. İşte TİB’in kurulmasıyla ilgili yasayla birlikte yasadışı, 5397’ye göre yapılan dinlemelerde bu şekilde dinlemeyi yapan işletme -cep telefonu şirketi, sabit telefon şirketi- hem yetki belgesinin iptali hem de para cezasına çarptırılıyor. İşte bu getirilen hüküm iki şeyi güvence altına almıştır vatandaşlarımız bakımından: Birincisi, bunların delil olarak kabul edilmemesi; ikincisi, bu işi yapanların hapis cezasıyla tecziye edilmeleridir ve bu şekilde, burada, yasa dışı dinlemelerle ilgili bir disiplin sağlanmıştır.

Son günlerde, tabii, gündeme getirilen bazı hususlar var, onları da bu vesileyle açıklamakta yarar görüyorum. Örneğin, Yargıtayın verdiği bir karar var. Bu karara göre, Jandarma bunu yapamadığı hâlde MİT ve Emniyetin yurt çapında dinlemeye devam ettiği iddia ediliyor.

Değerli milletvekilleri, buradaki olay şudur: Az önce dedim, MİT’in, Emniyetin, Jandarmanın dinleme, sinyal izlemelerinin  hangi esaslar dâhilinde yapılacağı kuruluş kanunlarında ifade ediliyor. Buna göre, Jandarma, sadece sorumluluk bölgesinde ve terörle mücadele alanında dinleme yapmaya yetkilidir, bunun dışındaki dinlemeleri yapamaz. Ancak, yargıya başvurarak Türkiye çapında bir dinleme yetkisi istemiş ve bir mahkeme reddetmiş, bir mahkeme kabul etmiş, konu Yargıtaya gelmiş ve kamu yararına düzeltme suretiyle bu talep reddedilmiştir. Diğer kuruluşların ise zaten kanunlarında, ülke çapında Emniyetin, devlet çapında MİT’in -“devlet çapında”dan kastımız hem yurt içinde hem yurt dışında- dinleme yetkisi zaten vardır. Dolayısıyla onlar kendi yetki kanunlarındaki, kuruluş kanunlarındaki hususlarla hareket etmektedir. Dolayısıyla böyle bir uygulamada yanlışlık söz konusu değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bakanım, son bir dakikanız; buyurun.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) – Yine, gündeme getirilen, bakanlar, milletvekilleri ve üst düzey bürokratların dinlendiği iddiasıdır. Bu konu esasen şudur: Kamu görevlilerinin dinlenme esasları da onların bir suç konusunda sorgulama ve yargılama esaslarıyla aynıdır. Örnek vermek gerekirse bir genel müdürün dinlenebilmesi için önce onun sorgulanması, yani 4483’e göre bakan tarafından izin verilmesi… İzin verilmemesi hâlinde itiraz yoluyla sorgulanmasına savcılıkça karar verilip ondan sonra ancak dinleme yapılır. Mahkeme kararı alınmadan hiçbir şekilde doğrudan dinleme yapılamaz yani kamu görevlilerinin, milletvekilinden bürokrata kadar dinleme esasları yargılanmalarına esas mevzuat hükümleri mucibince yapılır, öyle rastgele dinleme yapılamaz. Onu da ifade ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bakanım, son cümlenizi alabilir miyim.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) – Son sözlerimiz…

Tabii “Elektronik postalar benden önce okunuyor.” iddiası var. Burada da elektronik postalar veya kısa mesajlar da dinlemeyle eş değerdir, aynı usullere tabidir ancak şu tehlikeyi görmek lazım: Bu yer sağlayıcılar -Mynet, Yahoo, Gmail veya diğerleri- size bir IP numarası verirken bu trafiğinizi virüsle mücadele için rıza verdiğinize dair bir sözleşme imzalatır. O sözleşme kapsamında bu bilgiler onlardan geçiyor ama bu bilgilerin hepsini dinlerler mi, dinlemezler mi veya bilgisayarınızın, cep telefonunuzun içerisine bir virüs yazılımı da konmak suretiyle böyle bir risk de vardır ama bunlar ne yasalarla ne diğer bahsettiğim hususlar dâhilinde değerlendirilecek konular değildir.

Özet: Dinleme yapıldı, bilgiler elde edildi, bir şey çıkmadı. Cumhuriyet başsavcısı bunu on beş gün içerisinde, ilgilisine, dinleme yapıldığını ve herhangi bir bulguya rastlanmadığını da bildirmekle mükelleftir. Yine bu, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda hükme bağlanmıştır.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) – Şimdi, kısacası, tabii bir son…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) – Peki, teşekkür ediyorum.

Tabii benim demek istediğim şudur: Eğer yanlış işiniz yoksa, yasal olmayan hiçbir işiniz yoksa dinlenmekten korkmayın, istediğiniz kadar konuşun.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Yapmayın Sayın Bakanım!

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Çok kötü bir cümle ama Sayın Bakan!

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) – Türkiye…

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Bir bakan olarak bunu söylemeyin lütfen!

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) – Türkiye…

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Bir bakan olarak yakışmıyor! Bu söylenir mi ya? Ne demek?

SACİD YILDIZ (İstanbul) – Herkesin özeli…

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Herkesi dinleyin o zaman! Özel yaşamı falan dinleyin! Bir bakana yakışmıyor bu sözler.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Şimdi bakınız, bir şeyi söylemek istiyorum. Söylediğim şudur…

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Tehlikeli bir şey yoksa konuşmayın…

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) – Söylediğim şudur: Eğer yanlış anlaşıldıysa düzelteyim.

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Evet, düzeltin lütfen!

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) – Şimdi, hani dediniz ya “Eğer dinlenmek istemiyorsanız konuşmayın.” Dinlenmenin hangi usullerle yapılacağını, bütün hukuki boyutlarıyla, teknik boyutlarıyla ortaya koydum. Hâlâ şüpheniz varsa… Toplumda birçok insanın şüphesi var. 

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – O zaman konuşmayın!

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) – Bu da bir hakikattir. Buna da bu şartlar altında yapılacak başka bir şey yoktur. Teknolojinin önüne geçme imkânı yoktur ama önemli olan, kim ne yaparsa yapsın, yasal olmayan yollardan böyle bir şey yaparsa bunu delil olarak kullanamaz, şantaj olarak kullanamaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Bunu söyleyin!

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) – Kullandığı zaman da bunun müeyyidesi var, hükmü var; bununda bilinmesi lazım.

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Bunu söyleyin!

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Bunu ifade etmek istedim, kastettiğim budur.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bakan.

Gündem dışı ikinci söz, TOKİ’yle ilgili sorunlar hakkında söz isteyen Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’a aittir.

Buyurun Sayın Tankut. (MHP sıralarından alkışlar)

 

2.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un, TOKİ projeleriyle ilgili sorunlara ilişkin gündeme dışı konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

 

YILMAZ TANKUT (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Toplu Konut İdaresinin yürüttüğü projelerle ortaya çıkan ve yaşanmakta olan sorunlarla ilgili gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, hiç şüphesiz, hepinizin de malumu olduğu üzere, ülkemizin en önemli sıkıntılarından birisi de konut sorunudur. Bu sorun hâlen yaygın olarak devam etmektedir ve hâlen de milyonlarca insanımızı ilgilendirmektedir.

TOKİ bu sıkıntıları azaltmak amacıyla faaliyete geçmiş ve birçok bölgede önemli çalışmalar yapmıştır, yapmaya da devam etmektedir. Ancak TOKİ ilk başlangıç zamanlarında ortaya koyduğu ciddi ve verimli çalışmalarını maalesef artık devam ettirememektedir. Bunu, özellikle teslim edilen ve hâlen devam eden projelerde ortaya çıkan vatandaşlarımızın memnuniyetsizliğinden, mağduriyetinden ve haklı olarak yaptıkları şikâyetlerinden anlamaktayız. Bugün hemen her yerde TOKİ’nin hizmetlerinden, projelerinden şikâyetler gelmektedir. Mağdur olan insanlarımızın tepkileri çığ gibi yükselmektedir. Keşke TOKİ’nin bu çalışmalarından hiç şikâyet olmasaydı da biz de burada bugün bu konuları konuşmak mecburiyetinde kalmasa idik ama maalesef gerçekler artık gizlenememektedir.

Sayın milletvekilleri, az önce de belirttiğim gibi, TOKİ projelerinden şikâyetler ve tepkiler her geçen gün azalacağı yerde maalesef çoğalmaktadır. Bugüne kadar, TOKİ’den şikâyetlerle ilgili 4 kez soru önergesi vermek zorunda kalan bir arkadaşınız olarak doğaldır ki öncelikle seçim bölgem olan Adana’dan yükselen feryatları dile getirdim. Daha önce Adana’da Yüreğir-Kargakekeç, Yüreğir-Atakent ve Seyhan-Şambayadı ile Yüreğir-Aksantaş’taki ve son olarak yine Adana’daki ve Yalova’daki bazı TOKİ projelerindeki sorunlarla ilgili şikâyetleri Sayın Başbakana yazılı soru önergeleriyle ilettim. Ancak, ne yazık ki bunlardan sadece Kargakekeç ile ilgili olan önergeme tatmin edici ve çözüm getirici bir cevap aldım ve bundan dolayı da mahallî basında TOKİ yöneticilerine teşekkür etmeyi de ihmal etmedim.

Sayın milletvekilleri, tarafımıza iletilen TOKİ’yle ilgili şikâyetleri buradan kısaca şöyle özetlemek istiyorum:

1)      Teslim edilen veya teslim sürecinde olan konutların damları akmakta, kapılar, camlar, yer parkeleri veya seramikler kırık teslim edilmektedir.

2)      Çevre düzeni ya hiç yoktur ya da yasak savma babından eksik yapılmış ve böylece teslim edilmiştir.

3)      Sosyal donatılar son derece yetersiz yapılmaktadır. Konutlar genelde şehirlerin gelişme istikametinde yapıldığından, sosyal donatılarla ilgili mağduriyetler çok ciddi bir şekilde gözükmektedir.

4) PTT, sağlık ocağı, okul gibi zorunlu hizmet birimlerinin yokluğu vatandaşlarımızı büyük ölçüde mağdur etmektedir.

5) Konutlar, yapılan protokolün aksine zamanında teslim edilmemektedir. Pek çok müteahhit, şu anda hak edişlerini alamadıkları için konutları inşa etmekten vazgeçmiş durumdadırlar. İleriye dönük planlama yapan ve çoğu kiracı olan vatandaşlarımız bu yüzden büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu duruma en bariz örnekse, Adana’da basın mensuplarımız için yaptırılan konutlardır. Burada 2006 Haziran ayında teslim edilmesi gereken konutlar, ne yazıktır ki hâlen basın mensuplarımıza teslim edilememiştir.

6) TOKİ, teslim edilen sitelere, bir yıllığına, Boğaziçi adlı şirket üzerinden geçici yönetim atamaktadır. Bu yönetim, site sakinlerinden çok yüksek aidatlar, gider avansı ve masraf adı altında değişik ücretler talep etmektedir. Ayrıca, bir yıl geçmesine rağmen site sakinlerinin genel kurul yapmalarına izin verilmemekte, genel kurul yapılan yerlerde de site sakinlerinin seçtiği kalıcı yönetimlere idare teslim edilmemektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sorunun hemen bütün TOKİ projelerinde yaşandığını ifade etmiştim. Bakınız, İnternet ortamında bize gelen ve yurdumuzun çok değişik vilayetlerinden, Adana’dan, Tekirdağ’dan, Gaziantep’ten, pek çok vilayetten gelen ortak sıkıntılardan iki tanesini müsaadenizle açıklamak istiyorum:

“TOKİ, eskiden, iyi, sağlam ve hesaplı ev yapıyordu, tutulmaya başlanınca işin suyunu çıkardılar. Özellikle Anadolu’da yaptıkları beş para etmez.”

“Ben de TOKİ’den ev aldım, Allah’a havale ediyorum. Bu işten bir kuruş kazanan herkesi Allah’a havale ediyorum.”

Maalesef durumun özeti ve gerçekler budur. İşte bu gerçekler ışığında Hükûmete ve ilgililere buradan seslenmek istiyorum. Artık lütfen hayali ve içi boş sözlerle pembe tablolar çizmeden vatandaşlarımızın şikâyetlerine ve sıkıntılarına ilgisiz kalmaktan vazgeçiniz. Zaten yokluk ve yoksulluk içerisinde kıvranan ve âdeta bitkisel hayat yaşayan ve bu manada ayakta kalmaya çalışan insanlarımızın feryatları karşısında yetki sahibi olarak çözüm ve çareler üretiniz.

Büyük umutlarla, çoluk çocuğunun nafakasından keserek, başını sokabilecek bir yuva sahibi olabilmek için TOKİ’ye başvuran ve şu an TOKİ konutlarında -az önce de özetlemeye de çalıştığım- sıkıntılarla boğuşarak ikamet eden insanlarımızın sıkıntılarını acil olarak çözünüz diyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Tankut, devam edin.

YILMAZ TANKUT (Devamla) – Son olarak özellikle yaklaşık bir ay önce bizzat ziyaret ettiğim TOKİ Adana Şambayadı konutlarında oturan sakinlerin geçici yönetimle çok büyük sıkıntılarının olduğunu buradan bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Bu yüzden de bir yıl geçtiği hâlde bir türlü yaptırılamayan kalıcı yönetimin seçileceği genel kurulun bir an önce yapılarak başta Şambayadı TOKİ konutları olmak üzere diğer bütün konutlardaki geçici yönetimlerin meydana getirdiği sıkıntıların bir an evvel sona ermesi lazım geldiğini buradan bir kez daha hatırlatmak istiyorum.

Sözlerime son verirken, Hükûmetin, TOKİ ile ilgili yaşanan bu sıkıntıları bir an önce çözerek insanlarımızın mağduriyetine artık bir son vermesini temenni ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Tankut.

Gündem dışı konuşmaya Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Cemil Çiçek cevap vereceklerdir.

Buyurun Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. TOKİ’yle ilgili olarak bu konuyu gündeme getiren Sayın Tankut’a da teşekkür ediyorum.

Toplu Konut İdaresi, Türkiye Cumhuriyeti devletinin en seçkin kurumlarından bir tanesidir ve geriye dönük beş altı sene içerisinde de hatta ta kurulduğu günden beri ülkemizde modern bir şehirleşme, insanlarımızın konut ihtiyacının karşılanması ve daha yaşanabilir bir çevre oluşturma noktasında bu kurumun çok önemli hizmetler yaptığını biliyoruz ve Türkiye'nin her tarafında da bugün iftiharla ifade etmemiz gerekir ki TOKİ’nin yaptığı hizmetleri birlikte müşahede ediyoruz. Bundan dolayı başta TOKİ idaresi olmak üzere, tüm çalışanlarına, yöneticilerine huzurunuzda teşekkür etmek istiyorum.

Tabiatıyla bazı şikâyetlerin olduğu da doğrudur. Bu şikâyetleri dinlemek, bunların bir an evvel giderilmesi noktasında bir çaba içerisinde olmamız gerektiği de ortadadır ancak bu şikâyetler, yapılan işlerin büyüklüğü, vüsati dikkate alındığında, bazıları da bir yönüyle kaçınılmazdır. Bunların bir kısmı esas itibarıyla Türkiye’de müteahhitlik sektörünün içinde bulunduğu bazı disiplinsizliklerden veya bazılarının bu hizmeti yapıp yapmaması noktasında oturup karar vermemiz gerektiğinden kaynaklanıyor.

Şimdi, evvela, TOKİ ne yapıyor geriye dönük 2002’den tarafa? Onunla ilgili bir iki rakam vermek istiyorum. 1 Ocak 2003’ten 27 Ocak 2009 tarihine kadar olan süre içerisinde 81 il, 490 ilçe ve bunların müştemilatı içerisinde, 1.152 şantiyede 340 bin konut inşa etmektedir. Dolayısıyla, rakamın büyüklüğüne baktığımızda, nüfusu 100 bini aşan on beş tane şehir inşa etmiş demektir 2003’ten bugüne gelinceye kadar.

Sadece konut inşaatı yapmıyor, yapsatçılıktan farklı bir şey. Sosyal amaçlı bir kısım faaliyetleri de TOKİ eliyle buralara götürme imkânı var. Bunlardan birkaçını misal vermemiz gerektiğinde, mesela, TOKİ, bu 340 bin konutla birlikte 443 tane okul yapmış toplam 12.850 derslik, 437 spor salonu, 35 tane kütüphane, 325 ticaret merkezi, 263 cami, 37 hastane, 74 sağlık ocağı, 23 yurt ve pansiyon, -6 bin kişiden fazla öğrencimiz burada kalabilmekte- 14 sevgi evi, 10 engelsiz yaşam merkezi ki toplam 159 bina, bunların hepsi bu konutlarla beraber inşa edilmektedir.

1 Ocak 2003’ten bugüne kadar 20 katrilyonluk bir yatırım, harcama yapmış ve aylık 600 trilyon liralık da bir ödemeyi gerçekleştiriyor. Bunu şunun için söyledim: Tabiatıyla, bu kadar kapsamlı ve Türkiye'nin her tarafına yaygın, sadece rant merkezlerinde değil, kimsenin gitmediği, müteahhitlerin itibar etmediği yerler dâhil, orada yaşayan insanlarımızın daha sağlıklı konutlarda yaşayabilmeleri, gelir durumu müsait olmayan vatandaşlarımızın bu kanaldan ev sahibi olabilmeleri, şehirlere göçü, belli şehirlere göçü önleyebilmek açısından ve çok amaçlı, çok kapsamlı bu projeleri Türkiye’de yürütüyor. Şimdi, bu kadar büyük proje yürütülürken zaman zaman şu veya bu sebeple ki bunların bir kısmı müteahhitlerin ekonomik yetmezliği sebebiyle veya bir yönüyle de ahlaki durumları dikkate alındığında, bazılarının taahhütlerini yerine getirmediğini de görüyoruz. Bunlarla ilgili işlemler de süratle yapılmakta ya tasfiye edilmekte veya onlar adına bu işlemler sürdürülmektedir.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Ama Sayın Bakan esnafı dolandırıyorlar.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) – Şimdi, “esnafı dolandırıyor” tabiri, o esnafla taşeron arasındaki ilişkidir.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Tabii, tabii.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) – Devlet olarak, o kişilere mal veren bana sorarak mal vermiyor oraya.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – TOKİ’yle ilgili değil.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) – Müdebbir tüccar önünü sonunu iyi araştıracaktır. Dolayısıyla, bu türlü bir dolandırıcılık olayı varsa -buna yoktur diyemem ama- ben ne tedbir alabilirim netice itibarıyla ona bakmak lazım. İşte, ahlaki bir kısım sıkıntılar derken genel bir ifade kullanmaya çalıştım, belli sayıda müteahhit. Yani bu sektörde çalışan son derece saygıdeğer, geniş de bir kesim var; onları, o kişilerin dışında tutmamız gerekmektedir.

Şimdi, değerli milletvekilimiz Sayın Tankut, bu konuyla ilgili, özellikle Adana bölgesiyle ilgili olarak da müteaddit defalar soru önergeleri verdi, biz de bunları cevapladık. Adana’da 9.322 konut inşaatı var. Bunların bir kısmı bitti, bir kısmı demin söylediğim ilköğretim okulu, 2 lise, 9 spor salonu, 7 ticaret merkezi, 5 cami, 2 sağlık ocağı, kütüphane, Çocuk Esirgeme Kurumu sevgi evleri ve sair donatılarla birlikte Adana’da önemli bir hizmeti gerçekleştiriyor. Ancak müteahhitten kaynaklanan bir sorun oldu. Basın mensuplarının üye olduğu bu yapılarla ilgili olarak da bana ulaşan milletvekilleri olduğunda, biz, TOKİ idaresiyle görüştük, bunların taksitlendirmelerini bina bitinceye kadar da durdurduk. Bu arkadaşlarımıza da bu vesileyle teşekkür etmek istiyorum. Dolayısıyla, bu konuda bir kısım sıkıntılar varsa, zaten TOKİ idaresi müşteri memnuniyetinin ölçülmesi anlamında da bir proje geliştiriyor. Yapılan konutlarda vatandaşlarımızın ne gibi şikâyetleri var, ne gibi sıkıntıları var, bunları değerlendiriyor ve bunları da en kısa sürede gidermeye çalışıyor. Şundan emin olabilirsiniz: Bu şikâyetleri hassasiyetle değerlendiren ve en kısa yoldan bunları çözüme kavuşturmak üzere görev yapan bir TOKİ yönetimi var başta Sayın Başkan olmak üzere, orada çalışan arkadaşlarımız, kamu görevlileri. Dolayısıyla, bu tür şikâyetler olduğunda İdareyle ilişki kurulmak suretiyle bunları en kısa sürede ortadan kaldırma imkânı olabilecektir. Zaman zaman soru önergeleriyle konu gündeme geldiğinde biz de ayrıca İdareye konuyu intikal ettiriyoruz ve çözümü birlikte bulmaya gayret ediyoruz.

Gösterilen hassasiyete çok teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bakanım.

Gündem dışı üçüncü söz, Kâzım Karabekir Paşa’nın vefatının 61’inci yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Kars Milletvekili Mahmut Esat Güven’e aittir.

Buyurun Sayın Güven. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

3.- Kars Milletvekili Mahmut Esat Güven’in, Kâzım Karabekir Paşa’nın vefatının 61’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

MAHMUT ESAT GÜVEN (Kars) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kurtuluş Savaşı’mızın önemli kahramanlarından, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Değerli Başkanlarından Kâzım Karabekir Paşa’nın 61’inci ölüm yıl dönümü nedeniyle gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

1882 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Kâzım Karabekir Paşa, başarılı bir asker olmasının yanında başarılı bir eğitimci ve aynı zamanda kültür ve sanat adamıdır. İstanbul Hükûmeti tarafından bütün yetkileri alınan Mustafa Kemal Paşa, Millî Mücadele’nin ateşini yakmak üzere sivil olarak Anadolu’ya geçtiği zaman, Şark Cephesi Komutanı olarak “Paşam, eskisi gibi, harfiyen bütün kolordumla emrinizdeyim.” diyerek büyük bir bağlılık gösteren Kâzım Karabekir Paşa, aynı zamanda Erzurum Kongresinin hazırlıkları ve toplanmasında önemli rol oynayarak Kurtuluş Savaşı’mızın köşe taşlarından birisi olmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kâzım Karabekir Paşa, aynı zamanda, Erzincan ve Erzurum’u Ermeni ve Ruslardan geri aldığı gibi, Sarıkamış, Kars ve Gümrü Kalesi’ni ve Karaköse’yi kurtarmıştır. Doğu’da Ermeni komitacılarını bozguna uğratarak Kars, Ardahan ve Artvin’i yeniden vatan topraklarına katmıştır. Ermenilere karşı elde edilen bu başarıdan sonra doğu cephesinin imkânları batı cephesine kaydırılmıştır. Gümrü ve Kars antlaşmaları onun başkanlığında imzalanmış ve bu başarılarından dolayı Kâzım Karabekir Paşa “Şark Fatihi” olarak adlandırılmıştır.

Kâzım Karabekir Paşa, Erzurum, Kars ve havalisinde savaş ve Ermeni katliamları sonucu yetim ve bakıma muhtaç 6 bin civarında Türk çocuğunun yetimler babası olmuş, onlar için okullar ve kurslar açmış, onları hayata ve ülkeye kazandıran etkinlikler düzenlemiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; fikir icraatlarıyla Türk eğitim tarihinde önemli bir yeri olan Kâzım Karabekir Paşa’nın Türk çocukları için açtığı ve buralarda uygulanan eğitim programı ve felsefesi günümüz eğitim problemlerine bile ışık tutacak düzeydedir. Kâzım Karabekir’e göre okulların niteliği ve programı ne olursa olsun eğitim ve öğretimin başta gelen amacı, millî ve ahlaki değerler başta olmak üzere insanı hayatta en lazım ve en gerekli prensip ve bilgilerle donatmak olmalıdır. Savaş ortamı içinde bile yalnızca okullarla değil, tiyatro, kurslar, bayramlar gibi Doğu Anadolu’da bir eğitim ve kültür seferberliği başlatmıştır. Bu seferberlikte sanat faaliyetlerini de ihmal etmemiştir. Bu çalışmalarıyla yetim çocuklar iş ve aş sahibi olurken diğer yandan Doğu’nun kültür ve sanat yönünden kalkınmasını hedeflemiştir.

Bir komutan olarak elinde kılıç Doğu’da askerî harekâtı yönetirken bir elinde kalemle, yetimlerin babası olan Kâzım Karabekir’in bu davranışı, kılıcın yanında kalemi ihmal etmeyen örnek bir Türk geleneğidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kâzım Karabekir Paşa, çok partili siyasi hayata geçiş için kurulan ve sonradan kapatılan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının Başkanlığını yaptığı gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde Edirne ve İstanbul Milletvekili olarak bulunmuştur. 1946 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına seçilen Paşa, iki yıl sonra yani 1948 yılında Meclis çalışmaları sırasında vefat eden örnek bir milletvekili olmuştur.

Altmış altı yıllık hayatı boyunca yurt ve millet sevgisini her şeyin üstünde tutmuş, kişisel ihtirastan uzak kalmış, vatanı sadece düşmanlardan temizlemeyi değil, iyi eğitilmiş gençlerle kalkındırmayı da hedef edinmiş çok yönlü bir kişidir. “Şark Fatihi” ve “Yetimler Babası” olarak anılması, askerî yöndeki başarısının yanı sıra şehit çocuklarını himaye etmesinden ileri gelmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama burada son verirken başta Mustafa Kemal Paşa ve Kâzım Karabekir Paşa olmak üzere Millî Mücadele’de emeği geçen bütün kahramanlarımızı rahmetle anıyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Güven.

Sayın Aydın, sisteme girmişsiniz. Neyle ilgili efendim, bir şey mi vardı?

KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) – Efendim, hafta sonu 25/1/2009’da Zigana Dağı’nda olan çığ felaketi konusunda Meclisi bilgilendirmek istiyorum.

BAŞKAN – İç Tüzük madde 60’a göre yerinizden size söz veriyorum.

Buyurun efendim.

 

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Gümüşhane Milletvekili Kemalettin Aydın’ın, 25/1/2009 tarihinde Zigana Dağı’nda meydana gelen çığ felaketine ilişkin açıklaması

 

KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 25 Ocak 2009 Pazar günü saat 11.15 sularında Gümüşhane sınırları içerisindeki Zigana Dağı’nın 2.200 rakımındaki kuzey yamacında meydana gelen ve tüm ulusumuzu üzüntüye boğan çığ felaketi konusunda söz almış bulunuyorum. Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu felakette birkaç gerçek bir aradadır. Birinci gerçek, Zigana Dağı’nın ve Gümüşhane’nin bu tarzda turistik ve kış turizmi açısından elverişli yoğun bölgelere sahip olması ama bunun yanında ikinci gerçek de -hepimizi üzen- 2 doktor, 4 mimar, 1 okutman, 1 hemşire ve 2 gencimizin -ki bu gençlerimizin birisi AK PARTİ Yönetim Kurulu üyesi, birisi de CHP üyesi-  ölümü ve bunun ülkemizi yasa boğması hepimizi üzmüştür. Hepsine Allah’tan rahmet, yakınlarına ve tüm ulusumuza başsağlığı diliyorum.

İkinci gerçeğin dışında üçüncü bir gerçek vardı ki bu felaket durumunda ülkemizin altyapısı ne durumdaydı ve nasıl bir cereyan oldu orada? Olay gerçekleşir gerçekleşmez on beş dakika içerisinde il Valimiz Sayın Ömer Salihoğlu ve şahsım da -aynı zamanda doktor olmam nedeniyle- olay yerindeydik, 6 cesedin çıkarılmasının ilk müdahalelerinde şahsi olarak da müdahalede bulundum.

Olay anından itibaren Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Başbakanımız ve Sayın İçişleri Bakanımız Sayın Valimizle sürekli temas hâlinde olup bilgi aldılar ama diğer taraftan da hem Gümüşhane hem Trabzon sağlık camiası, sivil savunma ekipleri olay yerine yirmi dakika içerisinde ulaştılar ve ilimizdeki, Gümüşhane ilindeki tüm uzman arkadaşlar -ortopedi, genel cerrah ve beyin cerrahı arkadaşlar- olmak üzere 20’nin üzerinde doktor, yirminin üzerinde ambulans olay yerinde oldu. Ayrıca Sağlık Bakanlığımızın helikopter ambulansı Erzurum’dan geldi, 3. Ordunun kurtarma ekibi bir buçuk saat içerisinde yine olay yerinde oldu. Tüm bu hadiseler kaybettiğimiz değerli dostlarımızın -ki bunların 5 tanesi benim daha önceki yaşamımda dostlarımdı- geri dönmesi açısından yeterli olmadı ama bugün ülkemizin elinde olan altyapısıyla böyle felaketlere hazırlıklı olduğu ortaya çıktı. O nedenle de bu üzücü olayın yaşandığı, tüm ailelerin ve tüm ulusumuzun üzüntü içerisinde olduğu bir hadisede kurtarma ekiplerimizin ülkemizin her noktasından hareket hâlinde olduğunu gördük ve bu ekiplere de teşekkür etmeyi bir borç bilerek kamuoyunu bilgilendirmek istedim.

Bir şey daha oldu ki -güzel- Türkiye’de bundan sonra da olmamasını diliyorum: Bu tarz felaketlerde bir kısım siyasi amaçlar uğruna ekran karşısına geçerek polemiklere girilmemiş olmasıydı orada. Şahsım olarak milletvekili olmama rağmen, iki saate yakın doktorluk yaptık ama bütün kameralardan kaçarak bunu yapmaya çalıştık. Dilerim ki bundan sonraki siyasi hayatta da bu tarz felaketlerde siyasi bir uğraş adına ekran karşısına geçilmesin.

Saygılar sunarım, teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim. Geçmiş olsun efendim.

Sayın Durmuş, siz de sisteme girmişsiniz, buyurun efendim.

 

2.- Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş’un, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın gündem dışı konuşmaya verdiği cevaba ilişkin açıklaması

 

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Sayın Başkan, Ulaştırma Bakanı, konuşmasında “Jandarma bölgesinde jandarma, polis ve MİT tüm yurtta kanunlarında bulunan yetkilerle herkesi dinleyebilir.” dediler.

Sayın Başkan, Anayasa’mızın temel hak ve özgürlüklerinden olan haberleşme hürriyetimiz hepimiz için geçerlidir. Dinleme, diğer yöntemlerle delil elde edilememişse en son müracaat edilecek yoldur. Ülkemizde teknik takip, izleme, delillerin kararması ihtimali karşısında dinlemeyi başlatır, yirmi dört saat içinde hâkim kararı almak zorundadır. Jandarma istihbarat başkanı, bölge komutanı, emniyet ve MİT her hâlükârda dinleme yapıyor. Hâkim kararı göz ardı ediliyor. Dinleme yapıldığına dair de bilgi verilmiyor. Alan dinleme cihazları da bu ülkede denetimsiz olarak ve cezası olmadan yurda sokulmaktadır. Ayrıca, Bakan “Suç işlememişseniz dinlenmekten korkmayın.” diyor. Bir bürokratı istifaya çağıran genel müdür, hakkında elli beş santimetre kalınlığında bir dosyası olduğunu söylüyor. İlgili “Benim hiçbir soruşturmam yok, dosyam tertemizdir.” deyince de genel müdür “Ben yaptım, oldu.” diyor. Bu ülkede sipariş üzerine dosyalar hazırlandığını hepimiz biliyoruz. Onun için, yanlış anlamaya fırsat vermemek için kanundan doğan haklar karşısında Anayasa’nın da insanlarımıza verdiği haklar var. Bunların da ifade edilmesi gerekirdi diyor, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Bayındır, siz de girmişsiniz, neyle ilgili?

SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak) – Cizre’deki kazayla ilgili.

BAŞKAN – Buyurun.

 

2.- Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş’un, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın gündem dışı konuşmaya verdiği cevaba ilişkin açıklaması

 

SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak) – İki üç gün önce Cizre’de bir trafik kazası yaşandı. 4 insanımız yaşamını yitirdi ve yaralılar var. Öncelikle bu ölenlere Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum ve yaralı olanlara acil şifalar diliyorum.

Biz burada Sayın Ulaştırma Bakanlığına defalarca, Cizre’deki yol durumuyla ilgili bilgilendirmede bulunduk ama ne yazık ki, bu bilgilendirmelerimiz sonucunda bir yol alınamadı. Şehir içi yolu hem bozuk hem de zamanı aşılmış tanker, TIR, kamyonlar sürekli gitmekte ve insanın çok yoğun hareket hâlinde olduğu bir ortam. Dolayısıyla, bayır aşağı ilçeye girerken frenleri patlıyor arabaların ve insanların üzerine gidip ölümlerine sebep oluyor.

Lütfen, rica ediyoruz bir kez daha buradan, yeni ölümlere sebep olmadan bu konuyu ele alın ve düzeltin diyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bayındır.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Cemil Çiçek, gündemin “Sözlü Sorular” kısmında yer alan sorulardan 1, 2, 7, 10, 26, 32, 38, 41, 42, 43, 45, 47, 48, 63, 67, 71, 75, 82, 84, 88, 92, 99, 102, 103, 105 ve 108’inci sıralarındaki soruları birlikte cevaplandırmak istemişlerdir. Sayın Bakanın bu istemini sırası geldiğinde yerine getireceğim.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım:

 

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULU SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Köksal Toptan’ın, Fransa’da düzenlenecek olan Avrupa Birliği Parlamento Başkanları Konferansı’na, beraberindeki Parlamento heyetiyle katılmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/677)

 

                                                                   27 Ocak 2009

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Köksal Toptan’ın, beraberinde Parlamento heyetiyle Fransa’da düzenlenecek olan Avrupa Birliği Parlamento Başkanları Konferansı’na katılması hususu Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun’un 6. maddesi gereğince Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                                                         Köksal Toptan

                                                                                      Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                 Başkanı

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Arayacağım efendim.

Tezkereyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                                   Kapanma Saati: 15.02

 

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.12

BAŞKAN: Başkan Vekili Eyyüp Cenap GÜLPINAR

KÂTİP ÜYELER : Yusuf COŞKUN (Bingöl), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 50’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi tezkereyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Tezkereyi kabul edenler…

Efendim, Kâtip Üyeler arasında tereddüt var. Cihazla yapacağız.

Üç dakika süre veriyorum.

Başlatıyorum efendim.

Dört dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Yarım saat, yarım saat Sayın Başkan, dört dakika az!

HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) – Görünen şey için niye tekrar oylama yapıyorsunuz?

BAŞKAN – Beş dakika verme hakkım da var, vermiyorum işte, dört veriyorum.

HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) – Sayın Başkan, nezaketli olmuyor.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Yani bu olmaz Sayın Başkan. Vallahi olmaz.

BAŞKAN – Olmazsa olmasın.

HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) – Kâtipler niye öyle yapıyor? Saymıyor musunuz?

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, tezkere kabul edilmiştir. Karar yeter sayısı vardır.

Gündemin “Sözlü Sorular” kısmına geçiyoruz.

 

VI.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, Merkez Bankasının İstanbul’a taşınmasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/394) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

2.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki petrol rezervlerine ve bazı iddialara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/399) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

3.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu’nun, turizmle ilgili bir konuşmasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/415) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

4.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, girişimcilerin engellendiğine yönelik bir beyanına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/418) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

5.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, Katar Emirinin Türk heyetine hediye verip vermediğine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/469) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

6.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, halk eğitim usta öğreticilerinin özlük haklarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/487) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

7.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, adrese dayalı nüfus kayıt sistem verilerinin belediye gelirlerine etkisine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/508) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

8.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, tasfiye halindeki bir finans kurumuna ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/515) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

9.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, özelleştirilen Kütahya Şeker Fabrikasına ait arsayla ilgili iddialara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/516) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

10.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, TPAO eski Genel Müdürünün bir enerji şirketinde çalışmasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/517) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

11.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, tüketicilerin yaygın şikayetlerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/524) cevaplandırılmadı

12.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, bir açıklamasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/529) cevaplandırılmadı

13.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, iplik ithalatında uygulanan vergi oranlarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/530) cevaplandırılmadı

14.- Niğde Milletvekili Mümin İnan’ın, Niğde’deki yatırımlara, yeşil kartlılara ve yapılan yardımlara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/562) cevaplandırılmadı

15.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın, İller Bankası Genel Müdür Yardımcılarının atama şartlarına uyup uymadığına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/569) cevaplandırılmadı

16.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, doktorların aldıkları ücrete ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/575) cevaplandırılmadı

17.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, TRT’nin yönetimine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/585) cevaplandırılmadı

18.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, çiftçilerin tarımsal sulama elektrik borçlarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/594) cevaplandırılmadı

19.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Ankara Büyükşehir Belediyesinin Kıbrıs’a düzenlediği geziye ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/596) cevaplandırılmadı

20.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, bir televizyonun yayınının kesilmesine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/602) cevaplandırılmadı

21.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, malvarlığına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/610) cevaplandırılmadı

22.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner’in, bazı kamu kurumlarının internet sitelerindeki bazı şahıslarla ilgili tanıtıcı bilgilere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/619) cevaplandırılmadı

23.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, demir fiyatlarındaki artışa ve inşaat sektörüne ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/622) cevaplandırılmadı

24.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, bir kredi değerlendirme kuruluşunun notuna ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/623) cevaplandırılmadı

25.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, tarım politikasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/625) cevaplandırılmadı

26.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, mısır prim fiyatlarına ve mısır ithalatına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/629) cevaplandırılmadı

 

BAŞKAN – Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Cemil Çiçek gündemin “Sözlü Sorular” kısmının 1, 2, 7, 10, 26, 32, 38, 41, 42, 43, 45, 47, 48, 63, 67, 71, 75, 82, 84, 88, 92, 99, 102, 103, 105 ve 108’inci sıralarındaki soruları birlikte cevaplandırmak istemişlerdir.

Şimdi bu soruları sırasıyla okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                   Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                                                                                         Malatya

1- T.C Merkez Bankası özerk bir kurum mudur?

2- T.C Merkez Bankası özerk bir kurum ise kendileri ile ilgili idari kararlar T.C Merkez Bankası İdare Merkezi tarafından alınmaz mı?

3- Hükümetiniz özerk kurumların her türlü işlerine karışıyor ve talimat veriyor mu?

4- T.C Merkez Bankası Ankara'da kaç kişi çalıştırıyor, kaç çalışanın eşi Ankara'da diğer kamu kurumlarında çalışıyor, kamu kurumlarda çalışanlara İstanbul'da hangi kurumda görev vereceksiniz? İstanbul'daki bu kurumlarda yeterince kadro boşluğu varı mı?

5- T.C Merkez Bankasının Maliye Bakanlığı, Hazine, kamunun diğer kurumlarıyla sürekli işbirliği yapması gerekmiyor mu?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda yazılı olan sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.09.01.2008

Ahmet Duran Bulut

       Balıkesir

Türkiye'nin en büyük ithalatı petroldür. Ülkemizde, ihtiyacımız olan yeterli petrolün olmadığı ifade edilmektedir.

Silopi'de Madencilik yapan Beşir Yılmaz Cudi Dağının eteklerinde 150 milyon ton asfalt madeni bulup 1975 yılına kadar işlettiğini belirtiyor.

Her asfalt madeninin altında petrol bulunduğunu petrol uzmanları iddia ediyorlar.

Beşir Yılmaz bölgeden topladığı numuneleri Almanya’da tahlil ettirdiğini ve bölgede petrol ile birlikte Yatağan ve Tunçbilek kaynaklarının çok üstünde aktif uranyum madeninin tespit edildiğini ifade ediyor.

Beşir Yılmaz maden çıkardığı bölgede 1967-1987 yıllarında İngilizler petrol aramışlar. Açılan kuyulardan yaklaşık 100 metre petrol fışkırdığını köylülerin de gördüğünü ifade ediyorlar. Ancak İngilizler bu kuyuları betonlayarak kapatmışlar.

1. Yukarıda bahsettiğim konularla ilgili Beşir Yılmaz size mektup gönderdi mi? Gönderdiyse incelettiniz mi?

2. MTA bölgede petrol araması yaptı mı? Yaptıysa nasıl bir sonuç alındı?

3. 18 yıl önce 6 Türk petrol mühendisi bölgede araştırma yaparken kayboldukları, daha sonra başları kesilmiş bir vaziyette cesetlerinin bulunduğu doğru mudur? Doğruysa failleri ve sebepleri bugüne kadar bulunabilmiş midir?

4. Yerli teknoloji ile 1.200 metreye kadar sondaj yapılabildiği halde Beşir Yılmaz'ın petrol aramasına niçin izin verilmemektedir?

5. Bölge de başta PKK olmak üzere terör olaylarının arkasında, bölge üzerinde hesapları olan dış güçler mi vardır, varsa bunlar kimlerdir?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın aracılığınızla Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 21.01.2008

Mehmet Serdaroğlu

Kastamonu

20 Ocak 2008 Pazar Günü katıldığınız, Türkiye Otelciler Federasyonu 2. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığınız konuşmada, "İstanbul tıkanma noktasında, şu anda turizmde yatırım itibariyle arzu edilen durum yok. Olmadığından değil, önümüz tıkanık olduğundan kaynaklanıyor.... Rezalet, yılların bedelini ödüyoruz, ..... tarihler öncesinden yapılmış yasalar var... " İfadelerini kullanarak arzu edilen turizm yatırımlarının yapılamaması ile ilgili olarak geçmiş dönemleri suçluyorsunuz.

Sorular

1- 5,5 yıldır iktidarda olan partiniz, tıkanmış turizm yatırımlarının önünü açmak, tarih öncesinden kalan yasaları değiştirmek için neler yapmıştır?

2- Geçmiş dönemden kastınız, Başbakanı olduğunuz 5 yıllık 59. hükümet dönemi midir?

3- 5,5 yıl iktidar olduktan sonra, halen geçmiş dönemleri suçlamak doğru bir yaklaşım mıdır? Geçmişi suçlayarak siyaset yapma anlayışından ne zaman vazgeçeceksiniz?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 22.01.2008

           Yaşar Ağyüz

              Gaziantep

Ticaret-Sanayi ve Turizm alanlarında yaşanan Ekonomik sorunlar, değişik platformlarda dile getirilmekte, çözüm önerileri ve şikayetler iktidara Demokratik biçimde sunulmaktadır.

1. Ekonomik istem ve beklentilerin dile getirildiği "Antalya'da Türkiye Otelciler Federasyonu'nun 20 Ocak 2008 günü yapılan Olağan Genel Kuruluna" katılarak, yaptığınız konuşmada belirttiğiniz;

Girişimcinin önüne edep, adap dışı engel çıkaranlar kim veya kimlerdir? Aşamadığınız engeller nelerdir?

İktidar; şikayet etme makamı ise sorunları hangi güç çözecek?

2. Bu suçlamanızla, bazı projelere, 1/100.000 İstanbul Metropoliten Planına ters, yoğunluk artırdığı, İstanbul'un siluetine ve Koruma Kurulu kararına aykırı olduğu için imar tadilatlarına karşı çıkan Meslek Odalarını, Koruma Kurullarını mı kastetmektesiniz?

İktidar sorumluluğu ve siyasi etik ile bağdaşmakta mıdır?

3. Turizm yatırımlarının yönlendirilmesinde esas olan sağlıklı planlama ise;

Planlamada çok başlılığı kaldırmayı, sağlıklı bir imar Kanununu çıkarmayı,

Kentsel Dönüşüm adı altında plan bütünlüğünü bozan özel düzenlemeleri yaptırmamayı,

Keyfi ve ranta dayalı, yeşil alanları yok eden; İmar tadilatları ile plan uygulamalarını çıkmaza sokan Belediyeleri, denetim altına almayı, düşünüyor musunuz?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                  Yaşar Ağyüz

                                                                                    Gaziantep

1. Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül'ün Katar Emiri Şeyh Hamad'ı ziyareti sırasında içinde bazı Bakanlar Kurulu Üyelerinin bulunduğu 51 kişilik resmi heyete ve beraberindeki gazetecilere maddi değeri yüksek hediyeler verildiği doğru mudur?

Doğru ise bunun karşılığında Katar Şeyhinin ülkemizi olası ziyaretinde, "Devlet Şeref Madalyası" vermeyi düşünür müsünüz?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                  Yaşar Ağyüz

                                                                                    Gaziantep

Millî Eğitim Bakanlığı, Çıraklık Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü’ne bağlı Halk Eğitim Merkezleri’nde çeşitli branşlarda mesleki eğitim veren, yaklaşık 11.638 Halk Eğitim Usta Öğreticisi görev yapmaktadır.

1. Meslek ve beceri sahibi olmak isteyen insanlarımızı yetiştirerek, ekonomiye katkıda bulunan, “Halk Eğitim Usta Öğreticileri” sürekli kadrolu olmadıkları gibi 4857 Sayılı İş Kanununa da tabii değillerdir. Geçici personel olarak istihdam edilmektedirler. Bu kişiler için;

Kamu kurumlarında ve Belediyelerde çalışan geçici işçileri,

2006 yılında altı ay çalışmış olmak koşulu ile, kadrolu sürekli işçi statüsüne alan yasa kapsamına dahil etmeyi düşünüyor musunuz?

2. Öğretici görevlerini zevkle ve coşkuyla yapan bu çalışanları, sosyal güvenceye, emekli olma ve kıdem tazminatı alma hakkına kavuşturmak için ilgili bakanlıklara, konu üzerinde çalışma yapılması talimatınız oldu mu?

3. Gelecek güvencesi içerisinde çalışmak, yaşamak ve zamanında emekli olmak isteyen Halk Eğitim Usta Öğreticilerinin var olan ve uzun süredir devam eden mağduriyetlerinin giderilmesi için ayrı bir yasal düzenleme yapılması gerekmez mi?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                    Hasan Çalış

                                                                                      Karaman

Adrese Dayalı Nüfus Sistemi Nüfus Sayımı sonuçlarına göre, belediyelerimizin tüm hesapları alt üst olmuştur. Eski nüfuslarına göre personel istihdam eden, yatırım yapan ve çalışanlarının büyük bir kısmını da kadroya geçiren belediyelerimiz, son nüfus bazlı yeni ödenekle, hizmet vermek bir yana personel maaşlarını karşılayamaz hale gelmiştir.

Bu bilgiler ışığında;

1- Ortaya çıkan bu soruna yönelik her hangi bir çalışmanız var mıdır?

Bu konuda bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?

2- Belediye çalışanlarımız maaş kaygısına düşmüşlerdir. Bu durumdan belediye çalışanlarımızın etkilenmesi söz konusu mudur?

                        Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın aracılığınızla Başbakan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.04.03.2008

                                                                                                            Kamer Genç

                                                                                                                 Tunceli

Bilindiği üzere Enver Ören'in kurduğu İhlas Finans, yurttaşlardan topladığı paraları ödemeyerek iflasını istemişti.

1) İhlas Finans mağdurları kaç kişidir?

2) İhlas Finans tarafından çeşitli vaatlerle alınan para miktarı toplamı kaç liradır?

3) Bugüne kadar bu kurum mağdurlarının mağduriyetlerinin giderilmesi için Hükûmetiniz ne gibi işlemler yapmış ve mağdurlardan parasını alan var mıdır, kaç liradır?

4) Bu kurum neden TMSF'ye devredilmemiştir?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın aracılığınızla Başbakan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.04.03.2008

                                                                                                            Kamer Genç

                                                                                                                 Tunceli

Kütahya Şeker Fabrikası 23.820.000 dolara partiniz yandaşlarına 24/10/2004 günü Özelleştirme İdaresince devredilmiştir. Fabrikanın 2004 yılı beyan edilen net kârı 11 trilyondur.

Satış işlemi gerçekleştikten sonra Türkiye Şeker Fabrikası Genel Müdürlüğüne ait olan 112 dönüm arazi, 20/05/2005 tarihinde usulsüz olarak tapuda Kütahya Şeker Fabrikaları adına düzeltme yoluyla mülkiyetine geçirilmiştir. Evvelce alınan 241 dönümlük arazi de usulsüz imar değişikliği ile değeri 58 trilyona çıkarılmıştır.

1) 112 dönüm araziyi Türkiye Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğüne iadesini düşünüyor musunuz?

2) Bu işlemi usulsüz yapan Tapu Müdür/memurlar hakkında herhangi bir cezai soruşturma yapılmış mıdır? Bu memur usulsüz devredilen lojmanda bedava oturmakta mıdır?

3) 241 dönümlük arazide imar uygulaması yapılmış mıdır?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın aracılığınızla Başbakan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.04.03.2008

                                                                                                            Kamer Genç

                                                                                                                 Tunceli

 

1) T.P.A.O'nun ana sözleşmesinde görev alanına girmeyen doğalgaz santrali kurma hususunda damadınızın Genel Müdürü olduğu Çalık Holding ile bir sözleşme yaptığı ve bu sözleşmeyi imzalayan T.P.A.O Genel Müdürünün Çalık Grubuna transfer olduğu doğru mudur? Doğruysa her iki ortak kaç lira nakit sermaye koymuşlardır?

2) Özelleştirmeden devlete 1,1 milyar dolar borcu olan bu kuruma devlet mali desteği vermiş midir?

3) Bu transfer 2531 sayılı Kanuna aykırı olduğuna göre ne gibi işlem yapılmıştır?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                            Hasan Çalış

                                                                                                                Karaman

Kısa adı TÜDEF olan Tüketici Dernekleri Federasyonu tarafından yapılan açıklamada; tüketicilerin "hak arama" konusunda kredi kartı sabit ödemelerinden kapıdan satışlara kadar birçok uygulama ile ilgili şikayette bulundukları belirtilmektedir.

Bu bilgiler ışığında;

1. Tüketiciler, geçen yıl en çok kredi kartlarından alınan yıllık ücretler konusunda şikâyetçi oldu. Bu konuda bir çalışmanız var mıdır?

2. Bu sene şikâyetlere, Türk Telekom tarafından alınan sabit ücretler eklendi. Tüketicilerin bu konudaki haklarını korumayı düşünüyor musunuz?

3. Bir diğer şikâyet konusu da, kapıdan satışlar ile elektrik, su, doğal gaz KDV oranlarının yüksekliğidir. Bu konulara yönelik, herhangi bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                      Yaşar Ağyüz

                                                                                                                                                                     Gaziantep

Cumhuriyet kadınlarımız, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü;

Eşitlik, özgürlük, barış istekleriyle kutladılar.

1. Partinizin düzenlediği bir toplantıda kadınlarımıza, “En az üç çocuk doğurun, soyumuzu çoğaltın” talimatınız,

Türkiye Cumhuriyeti Demokratik, Laik ve Sosyal bir hukuk devletidir diyen, Anayasamızın, 20. ve 41. maddeleri ile İnsan Hakları Evrensel Bildirgesine, Kadın Hak ve Özgürlüklerine aykırı değil midir?

Siyaset yapmaya ve Belediye seçimlerinde çalışmaya davet ettiğiniz kadınlarımızı eve kapatmak sonucunu doğurmaz mı?

2. 5510 sayılı Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısıyla,

Emekli olma yaşını artırdığınız,

Emzirme nedeniyle “Asgari ücretin onda birine” düşürdüğünüz,

Nüfusumuzun %55’i olan kadınlarımızın, çok çocuk doğurmaları için, kocalarına da bir talimat ve ekonomik destek vermeniz gerekmiyor mu?

3. Bu konuda evli çiftlerimizi zorunlu kılmak ve çok çocuklu aile kültürünün oluşması için, Milli Eğitim Bakanlığı aracılığıyla, eğitim vermeyi veya cezai müeyyideleri ağırlaştırılmış yasal düzenleme yapmayı düşünüyor musunuz?

4. “Türk Milletinin Kökünü” kazımak isteyenler kimler? Bilmediğimiz potansiyel bir tehlike mi var?

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ekonomimiz için büyük önem taşıyan tekstil sektörünün sorunlarına ilişkin sorumun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

                                                                                       Mehmet Akif Paksoy

                                                                                           Kahramanmaraş

Tekstil sektörünün içinde bulunduğu sıkıntıları çözmek için iplik ithalatında uygulanan vergilerin (halen %4) (yüzde 10’lar civarına) artırılması düşünülüyor mu? Düşünülmüyorsa zaten zorda olan bu sektördeki birçok işletmenin kapısına kilit vurulmasıyla ortaya çıkacak olan istihdam ve vergi açığını nasıl önlemeyi düşünüyorsunuz?

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki yazılı sorularımın Başbakan Sn. Recep Tayip Erdoğan tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını arz ederim.

                                                                                               Mümin İnan                                                                                                                                                                                     Niğde

Soru: 1- Niğde İlimize, 2008 yılında Devlet tarafından hangi projelere, ne kadar yatırım yapılması planlanmaktadır.

Soru 2) Niğde ilinde 22 Temmuz 2007 tarihinden sonra kaç adet yeşil kart iptal edilmiştir?

Soru 3) 2005, 2006 ve 2007 yıllarında, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma fonundan Niğde ilimizde ayni ve nakdi olarak kaç kişiye, toplam kaç YTL'Iik yardım yapılmıştır? Bu yardımlar için 2008 yılında ne kadar pay ayrılmıştır?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayip Erdoğan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                Doç. Dr. Mehmet Günal

                                                                                                 Antalya

5411 Sayılı Bankacılık Kanununun 25. maddesine göre; banka genel müdür yardımcılarının asgari üçte ikisinin hukuk, iktisat, maliye, bankacılık, işletme, kamu yönetimi ve dengi dallarda en az lisans düzeyinde, mühendislik alanında lisans düzeyinde öğrenim görmüş olanların ise belirtilen alanlarda lisansüstü öğrenim görmüş olmaları şarttır.

1) İller Bankası Genel Müdür yardımcıları bu atama şartlarını taşıyorlar mı? Taşımayanlar varsa, onların atamaları nasıl yapılmıştır?

2) Taşıyorlarsa, BDDK'nın 18.12.2007 tarih ve 17282 sayılı yazısıyla bankaya kesilen idari para cezasının mahiyeti nedir?

3) Atama esnasında, BDDK'ya bildirimde bulunulmuş mudur?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                              Hasan Çalış

                                                                                                Karaman

Askeri Hastane, Üniversite, Vakıf Üniversitesi, Vakıf Hastanesi ve Devlet Hastaneleri bünyesinde görev yapan hekimlerimiz, aynı eşit işi yapmalarına rağmen, farklı farklı ücretler almaktadır. Bugün, döner sermaye gelirlerinin hekimlerimizin emekliliklerine yansıtılmaması da ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu bilgiler ışığında;

1) Eşit işe eşit ücret konusunda hekimlerimize yönelik bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz? Bu konuda bir çalışmanız var mıdır?

2) Hekimlerimize ödenen döner sermaye gelirlerinin emekliliklerine yansıtılması konusunda bir projeniz var mıdır? Varsa, bunlar nelerdir?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                              Yaşar Ağyüz

                                                                                               Gaziantep

Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumunun ürettiği programlarının bedava verilebilmesini sağlayan Bakanlar Kurulunun çıkardığı, 18.02.2008 tarihli ve 2008/13295 sayılı kararnamenin eki, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na gönderilen "Türkiye Radyo ve Televizyon Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" kamuoyunda ve TRT çalışanlarında büyük tedirginlik ve kaygı yaratmıştır.

1) TRT programlarının ve arşivinin bedava verilmesini sağlayan 8 Mart 2008 günlü KHK hangi ihtiyaçtan ve hangi beklentiden doğmuştur?

Bu konuda istek ve talepte bulunan vakıf ve derneklere yardımcı olmak mı sağlanmıştır? Yoksa yandaş televizyon kanallarına destek mi olunacaktır?

2) Kamu mallarının özelleştirme aşamalarında sıkça rastladığımız özelleştirmeyi cazip kılacak, kadroların tasfiyesi veya azaltılması ve borçların tasfiyesi gibi yöntemleri, yeni TRT yasa değişiklik tasarısı ile TRT'de yapılmak istenmesi, özelleştirme hazırlığı mıdır? İktidarınızın ve AKP'nin sesi yapma hazırlığı mıdır?

3) TRT'nin:

Özel Radyo ve Televizyon yayımcılığı ile rekabet edememesinin gerekçesi kadro fazlalığı mı yoksa siyasi yandaşlığı esas alan kadrolaşma anlayışınız mıdır?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                  Yaşar Ağyüz

                                                                                    Gaziantep

Ülkemizde geçen yıldan beri yaşanan kuraklık tarım ürünleri rekoltemizin düşüklüğüne ve çiftçilerimizin ekonomik olarak mağduriyetine neden olmuştur.

Bu yılın kurak geçtiği gerçeği ortada iken, tarımsal sulama yapan çiftçilerimize elektrik borçlarından dolayı haciz işlemi uygulanmakta ve elektrikleri kesilmektedir.

1) Her bölgede çiftçilerimizin, Tarımsal sulama için kullandıkları 2-3 yıllık elektrik bedelinin (2-3 yıl fatura gelmediği ve seçim dönemi rahatlığı içinde) faiz ve gecikme zammı ile büyük meblağlara ulaşması nedeniyle ödeyemedikleri için var olan borçların faizi silinerek, ana parayı 24-36 ay süreli taksitlendirilerek ödenmesini sağlayacak yasal düzenleme yapılmasını zorunlu görüyor musunuz?

2) Bazı bölgelerde (Seçim bölgem Gaziantep'in ilçelerinde) borçtan dolayı Elektrik saatlerinin mühürlendiğini, tarımsal sulama yapamadıklarını, bazı bölgelerde (Eskişehir ve civarı) elektrik borcundan dolayı Ziraat Bankasınca yapılan DGD, Mazot, Gübre, Hububat desteklemeleri ödemelerine bloke konulduğunu bilerek çiftçilerimizin ekonomik ve borç sorunlarının çözümü için işlemi uygulanmaması, haciz alacaklarının bloke edilmemesi, Elektrik saatlerinin mühürlenmemesi için ilgili bakanlıklara bir talimat vermeyi düşünüyor musunuz?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın aracılığınızla Başbakan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 28.03.2008

                                                                              Kamer Genç

                                                                                  Tunceli

Ankara Anakent Belediye Başkanı, Başkanlığında 21-24 Mart 2008 tarihleri arasında Kıbrıs'a 150 kişi götürüp Ankara gecesi yapmıştır.

1) Bu kutlamanın maliyeti kaç liradır?

2) Giden kişiler arasında halen Anayasa Mahkemesi Başkan Vekilinin eşi Ferda Paksüt de bulunmakta mıdır? Ayrıca adı geçen belediyede çalışmakta mıdır? Çalışmakta ise hangi tarihte ve hangi görevde kaç lira maaş ile çalışmaktadır?

3) Bu geziye kimler götürülmüştür?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın aracılığınızla Başbakan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 08.04.2008

                                                                              Kamer Genç

                                                                                  Tunceli

İstanbul' da yayın yapan "DEM" Televizyonunun yayını 05-06.04.2008 tarihinde kesilmiştir.

Sebebini açıklar mısınız?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                  Yaşar Ağyüz

                                                                                    Gaziantep

Özgür Ansiklopedi “Wikipedia’nın” Hükümet ve Devlet Başkanlarının mal varlıklarını açıkladığı listede, Varsıl Yöneticilerin üst sıralarında yer almanız övünç vesilemiz olmakla birlikte, bazı bilgilere ve açıklamalara gereksinim doğurmuştur.

1) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmeniz sonrası verdiğiniz 15 Nisan 1994 günlü,

AKP Genel Başkanı olduktan sonra verdiğiniz 10 Eylül 2001 günlü,

Başbakanlık göreviniz devam ederken,

Başbakanlık Resmi İnternet sitesine koydurduğunuz 07 Şubat 2006 günlü,

Kişisel mal varlığı beyanlarınızı ve bilgilerinizi karşılaştırdığınızda, açıklanan 2 milyar dolarlık likit varlığa ulaştığınız iddiasını gerçekçi buluyor musunuz?

2) Gerçek ise, likit varlığınızın önemli artışında kurucusu olduğunuz şirketlerinizin yaptığı “Şirket Distribütörlüğünü” devir etmenizin mi katkısı olmuştur?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkanım, Divan Kâtibi arkadaşımız soruları öyle yuvarlak laflarla geçiyor ki, bu sorularda ne sorulmuş, ne isteniliyor; anlaşılmıyor. Maalesef, sırf AKP’ye sorulan soruları gizlemek için kendisi çok süratle okuyor.

BAŞKAN – Biraz daha ağır okusun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Lütfen… Yani, Divan Kâtibi ne sorduğumuzu millete duyurmuyor.

BAŞKAN – Anlaşıldı efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) –  Hükûmete ne sorduğumuzu Hükûmete duyurmuyor. Sorular böyle okunmaz efendim. Açık açık, tane tane okusun, biz ne sormuşuz, vatandaş da öğrensin efendim.

BAŞKAN – Anlaşıldı.

Biraz daha yavaş okuyun efendim.

Türkiye  Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın R. Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.

                                                                                               Tayfur Süner

                                                                                                    Antalya

Kültür ve Turizm Bakanlığının resmi İnternet sitesinde, Fethullah Gülen'in hayatı büyüklere, Şırnak il Müftülüğü'nün sitesindeki Saidi Nursi çizgi filmi ise küçüklere hazırlanmıştır. İngilizce kaleme alınan hayat öyküsünde "düşünce adamı ve şair" olarak tanıtılan Fethullah Gülen'in üzerindeki baskının 28 Şubat döneminde arttığı ve sağlık sorunları nedeni ile New York'a gittiği anlatılmaktadır. Çizgi filmde ise Saidi Nursi'nin doğumundan itibaren hayatı, çocukların anlayacağı dilden ekrana yansıtılmaktadır.

Soru 1 : Devletin resmi İnternet sitelerinde bu kişilerin hayatlarının yayınlanması sizce ne kadar doğrudur?

Soru 2 : Fethullah Gülen ve Saidi Nursi hakkında yazılanlar doğru mudur? Doğru değilse, bu yanlış bilgileri devletin sitelerine kim vermiştir? Bu siteler kimlerin sorumluluğundadır?

Soru 3 : Bu insanların hayatlarının resmi İnternet sitelerinde, üstelik yanlış bir şekilde yer alması, din istismarı yapmak değil midir?

Soru 4: Bu şahısları devletin resmi İnternet sitelerinden çıkarmak için yapmış olduğunuz bir çalışma var mıdır?

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                           Hasan Çalış

                                                                                                               Karaman

İnşaat demiri fiyatlarının yılbaşından bu yana yüzde 35 oranında artması demir-çelik üreticileri ile inşaatçıları karşı karşıya getirmiştir. İnşaatçılar Derneği (İNDER) inşaat sezonu öncesi demir fiyatlarının keyfî olarak artırıldığını belirtmektedir.

Bu bilgiler ışığında;

1 - İnşaat demiri fiyatlarındaki bu artış inşaat sektörünün önüne âdeta demirden bir ağ örülmüştür. Bu demirden ağı kaldırma konusunda çalışmanız var mıdır?

2 - İnşaat sektöründe canlılık olmadan ekonomik büyümenin sağlanması mümkün değildir. İnşaat sektörünü canlandırma konusunda bir projeniz var mıdır?

3 - Demir fiyatlarındaki artış, hâliyle maliyetleri de artırmıştır. Bu maliyet artışının faturasını kime kesmeyi düşünüyorsunuz?

 

                                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                           Hasan Çalış

                                                                                                               Karaman

 

Sayın hükümet yetkilileri, rakamlar üzerinde bazı manipülasyonlarla ısrarla ekonominin çok iyi gittiğini, ihracatın patladığını, millî gelirin bir gecede birkaç kat arttığını belirtmektedir. Halbuki reel ekonomi ve halkımızın gerçeği bunların aksini göstermektedir. En son Sayın Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren ve hükümetin bazı bakanları yaptıkları açıklamada benzer pembe tabloya işaret etmiştir.

Bu bilgiler ışığında;

1- Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard and Poor's, Türkiye'nin kredi notunu durağandan negatife çevirmiştir. Bunu nasıl izah etmeyi düşünüyorsunuz? Ekonomi iyiye gidiyorsa, kredi notumuz niçin düşmektedir?

2 - Vatandaşlarımız, ekonomik gidişat konusunda, "pembe tablo"lar çizen hükümet yetkililerine mi, yoksa kredi notumuzu düşüren Standard and Poors’un kararına mı inanacaklar?

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                           Hasan Çalış

                                                                                                               Karaman

Uzmanlar, tarımda dünyada yaşanan ve yaşanacak sorunlar konusunda uyarmaktadır. Yapılan bütün projeksiyonlarda 2025'e kadar ciddi bir gıda sıkıntısının yaşanacağı belirtilmektedir. Küresel ısınma nedeniyle üretim artış hızının tüketicinin çok gerisinde kalacağı tahmin edilmektedir.

Bu bilgiler ışığında;

1) Tarım politikalarında izlenen yol, tarımda üretimi artırmak yerine küçültmekte, yok etmektedir. Tarımda ulusal bir tarım politikası izlemeyi düşünüyor musunuz?

2) Tarım envanteri konusunda bir çalışmanız var mıdır? Tüketim ihtiyacı ve tercihine göre teşvik verilmesi konusunda çalışmanız var mıdır?

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                              Hasan Çalış

                                                                                                Karaman

Tarım sektöründe ağırlıklı olarak yaşanan kuraklığın etkisiyle meydana gelen üretim kayıpları tarımda gerilemeye yol açmıştır. Türkiye Ziraat Odaları Birliği, son bir yılda gübre fiyatlarında yüzde 100, mazot fiyatlarının da yüzde 23 artış olduğunu belirtmektedir. Buna karşılık Hükûmet tarafından açıklanan mısır prim miktarı, geçen yıla oranla yüzde 70 oranında düşürülerek 2 Ykr/kg olarak açıklanmıştır.

1) Üretimi teşvik etmek ve çiftçilerin kuraklık zararlarını karşılamalarını sağlamak amacıyla, açıklanan mısır prim miktarlarını yeniden gözden geçirmeyi düşünüyor musunuz?

2) Prim uygulamaları, ülkelerin üretim açığını kapatmak için yapılmaktadır. Bu durumda açıklanan mısır prim miktarlarının ithalatı daha da artıracağını düşünüyor musunuz?

3) 2007 yılı içinde, hangi ülkelerden toplam ne kadar mısır ithalatı gerçekleştirilmiştir?

BAŞKAN – Soruları Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Cemil Çiçek cevaplandıracak.

Buyurun Sayın Çiçek. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz evvel okuduğunuz, değerli arkadaşlarımız tarafından Sayın Başbakana yöneltilmiş olan sözlü sorularla ilgili sizlere sırasıyla bilgi sunmaya çalışacağım. Ancak bir hususu ifade etmek istiyorum: Tabiatıyla değerli milletvekillerimizin her konuda soru sorma hakları var İç Tüzük ve Anayasa çerçevesinde, ancak bu soruların bir kısmının -siz de takdir edersiniz ki- çok önemli bir bölümü ilgili bakanların görev ve sorumluluk sahasına giriyor. Başbakan adına da bunları cevaplandıracağız ancak şöyle bir kırtasiyeciliği de yaşadığımızı takdirlerinize sunmak istiyorum: Sizlerin takdiriyle Sayın Başbakandan bu sorular soruluyor -yazılı ya da sözlü- biz ilgili bakanlığa yazıyoruz, oradan gelen yazı bize geliyor, biz Meclise yazıyoruz, böylece bir dolaşım söz konusu, ama mademki sorulmuştur, aldığımız bilgiler çerçevesinde bunları cevaplamaya çalışacağız. Bazı sorular belki muhtasar olabilir, ilgili bakan arkadaşlarımıza sorulmuş olsaydı bir başka vesileyle, bunlar daha teferruatlı cevaplanabilirdi.

Şimdi, birinci soru olarak “Merkez Bankası özerk bir kurum mudur?” diyor Sayın Aslanoğlu. Merkez Bankasıyla ilgili 5 tane sorusu var.

1211 sayılı Kanun’la anonim şirket olarak kurulmuş ve örgütlenmiş Merkez Bankası, merkezî idare veya hizmet, yerinden yönetim kuruluşu, KİT olmayan, bağımsız idari otorite olarak nitelendirilmeyen, bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluş tanımlarının dışında kalan, idari hiyerarşi ve vesayete tabi bulunmayan, bütçe kanunlarının kapsamında yer almayan, bağımsızlık, özerklik olarak ifade edilen, bütünüyle kendine özgü bir hukuki statüye sahiptir. Bu çerçevede Merkez Bankasını değerlendirmek lazım. Hiç şüphesiz, bu 1211 sayılı Merkez Bankası Kanunu’nda kendine verilen görevler neyse o görevleri kendi usulleri içerisinde, kendi yetkili organları eliyle müstakil olarak alabilecektir, idari tasarruflarında bulunabilecektir. Ancak soruda şöyle bir husus var, ona dikkatlerinizi çekmek isterim: Tabiatıyla her kuruluş -ister özerk veya ister özerk olmasın- kendi mevzuatlarında bir değişiklik söz konusu olduğunda bu fikirlerini hükûmete bildirir, hükûmet bunları tasarı hâline getirir veya sizler kanalıyla teklif olarak gelebilir. Bu konularda, bu müesseselerin, bu kurumların yetki, sorumluluk vesair hususlarının belirlenmesi hiç şüphesiz bir yasama tasarrufunu gerektiriyorsa bu yetki doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisine aittir, değilse bu yetkinin ilgili kuruluşlar tarafından tek yanlı olarak kullanılması da söz konusu değil. Merkez Bankasının yerinin değiştirilmesi de dâhil, bu ve benzeri konular bir yasama tasarrufu olacağı için, bir kanunla değişeceği için, buna karar vermek doğrudan doğruya sizin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkisindedir.

“Merkez Bankası Ankara’da kaç kişi çalıştırıyor? Kaç çalışanın eşi Ankara’da diğer kurumlarda çalışıyor?”

Merkez Bankası idare merkezinde 2.559 kişi çalışmakta olup, eşi banka dışında Emekli Sandığına tabi olarak çalışan 292 kişi bulunmaktadır.

“Merkez Bankasının, Maliye Bakanlığı, Hazine ve kamunun diğer kurumlarıyla sürekli iş birliği yapması gerekmiyor mu?”

Hiç şüphesiz, gerekir, çünkü ekonomi bir bütün, bir kısım faaliyetler özerk bir kuruluş olan -demin saydığım- Merkez Bankası tarafından yürütülüyor, ama bir kısım kararlar, bir kısım işlemler de ekonomiyle ilgili diğer birimler tarafından yürütülüyor. Dolayısıyla, aslında illa da yasaya bakarak bunu değerlendirmeye gerek yok, hepsi Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurumlarıdır, birbirleriyle iş birliği içerisinde olmaları, karşılıklı danışma içerisinde olmaları, ama karar alırken de herkesin kuruluş kanunlarındaki usul ve esaslara ve o çerçeveye göre karar alması gerekmektedir. Bu çerçevede, zaten Merkez Bankası Başkanlığı da bu türlü iş birliğini yapmaktadır.

Bir başka soru Sayın Ahmet Duran Bulut tarafından sorulmuş. “Türkiye'nin en büyük ithalatı petroldür. Ülkemizde ihtiyacımız olan yeterli petrolün olmadığı ifade edilmektedir.” deniyor. Maden Tetkik Arama Enstitüsünün petrol araması yapıp yapmadığıyla ilgili ve bir şahsın bu manada bir müracaatının olup olmadığıyla ilgili bir sorusu var.

Yürürlükteki mevzuatımız açısından petrol arama, üretim faaliyetlerini düzenleme ve denetleme görevi 6326 sayılı Petrol Kanunu’yla Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne verilmiştir. Dolayısıyla, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün böyle bir yetkisi bulunmamaktadır. 6326 sayılı Petrol Kanunu’nun 6’ncı maddesinin ikinci fıkrası “Sermaye şirketi niteliğinde bulunan özel hukuk tüzel kişilerine müsaade, arama ruhsatnamesi, işletme ruhsatnamesi verilebilir.” hükmünü  de amirdir. Dolayısıyla, ruhsat alabilmek için öncelikle tüzel kişiliğe sahip olmak gerekmektedir. Bu açık hüküm karşısında, soru önergesinde ismi geçen kişinin arama ruhsatı almak üzere bugüne kadar Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne herhangi bir başvurusu söz konusu değildir.

Yine mektupta bahsi geçen sahada 1967-1987 yılları arasında yabancı petrol şirketleri tarafından iki kuyu açılmıştır. Kuyulardan petrol yerine su geldiği için her iki kuyu da “sulu kuyu” olarak terk edilmiştir. Hâlen aynı bölgede Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğü iki yabancı ortağıyla beraber detaylı çalışmaları yaparak petrol arama faaliyetlerine devam etmektedir.

Bir başka soru Sayın Mehmet Serdaroğlu’nun. Sayın Başbakanın 20 Ocak 2008 Pazar günü katıldığı Türkiye Otelciler Federasyonunun 2’nci Olağan Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada “İstanbul tıkanma noktasında, şu anda turizmde yatırım itibarıyla arzu edilen durum yok. Olmadığından değil, önümüz tıkanık…” tarzında başlayan konuşmasından yola çıkarak “beş buçuk yıllık iktidar döneminde turizm yatırımlarının önünü açmak için yapılan değişiklikler”, “Geçmiş dönemden kastınız ne, ne kastediliyor?” onunla ilgili bir sorusu ve geçmişe yönelik bu türlü suçlamaların doğru olup olmadığını ifade ediyor.

Siyasette zaman zaman, bugün yapılanları değerlendirebilmek açısından, bir evvelki dönemde yapılan çalışmaların mukayesesi hepimizce yapılmaktadır. Her mukayeseyi bir suçlama olarak değerlendirmek bence doğru değil, konuya açıklık getirmek adına yapılan değerlendirmeler olarak bunları anlamak bence doğru olur. Dolayısıyla, geriye dönük beş buçuk yıllık… Sorunun sorulduğu tarih itibarıyla beş buçuk yıl, o günden bugüne zaman geçtiği için… Yani biz sorunun sorulduğu tarihteki bilgileri vererek bu soruları cevaplandırıyoruz, onu takdirlerinize arz ediyorum. Bu süre içerisinde 2634 sayılı Turizmi Teşvik Yasası’nda değişiklik yapılmıştır ve bu değişiklikle turizm mevzuatında “kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi” kavramı getirilmiş, kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleriyle turizm merkezleri içinde her ölçekteki planları yapmaya, yaptırmaya, resen onaylamaya ve tadil etmeye yetkili kılınmıştır. Böyle bir düzenleme ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, 4957 sayılı Kanun yürürlüğe girmiştir 1/8/2003 tarihinde. 2634 sayılı Yasa’ya dayalı olarak çıkarılan Kamu Arazisinin Turizm Yatırımlarına Tahsisi Hakkında Yönetmelik’te revizyon yapılmış, bu revizyonla yatırımların hızlandırılması, bürokratik işlemlerin azaltılması ve günün koşullarına uyum sağlanması amaçlanmıştır. Kamu Taşınmazlarının Turizm Yatırımlarına Tahsisi Hakkındaki Yönetmelik 2634/4957 sayılı Kanun’un 8’inci maddesine istinaden hazırlanmış olup 1/7/2006 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Yine, geriye dönük olarak turizm sektörünü geliştirecek dinamik bir yapı ve işleyişi temin etmek için, 2634 sayılı Teşvik Kanunu’nda, 24/2/2003 tarih ve 4957 sayılı Kanun’da, 5571 sayılı Kanun’da, 5728 sayılı Kanun’da değişiklik yapılmış. Ayrıca, 21/6/2005 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Turizm Tesislerinin Belgelendirilmesine ve Niteliklerine İlişkin Yönetmelik ile turizm yatırım ve işletme belgesi alınması kolaylaştırılmıştır.

Ayrıca, 1972 yılından beri uygulanmakta olan 1618 sayılı Seyahat Acenteleri ve Seyahat Acenteleri Birliği Kanunu’nda 5771 sayılı Kanun’la değişiklik yapılmış ve yeni Yasa’da günün koşullarına ve seyahat acentelerinin ihtiyaçlarına cevap verecek düzenlemeler getirilmiştir.

Ayrıca, Yüksek Planlama Kurulunda kabul edilen ve onaylanan 2/2/2007 tarihli ve Resmî Gazete’de de yayımlanan “Türkiye Turizm Stratejisi (2023)” çalışmasıyla, 2023 yılına kadar Türkiye'nin turizm faaliyetleri açısından genel bir bakış, bir gelecek tasavvuru bu belgeyle ortaya konulmuştur.

Turizm sektörünün ne kadar dinamik bir sektör olduğunun ve Türkiye için de ne kadar önemli olduğunun hepimiz farkındayız. Dolayısıyla, bugün çıkardığımız yasalar, belki birkaç sene sonra günün ihtiyaçlarına cevap vermeyecek, ihtiyaca göre de bu değişiklikler yapılacaktır. Nitekim, biraz sonra, bu sözlü sorulardan sonra gündeme gelecek kanun tasarısı da netice itibarıyla turizmle bağlantılı yasadır. Geriye dönük -bu süre içerisinde- çok sayıda kanunda, yönetmelikte ve ikincil mevzuatta düzenlemeler yapılmak suretiyle Türkiye'ye daha fazla turizm kazandırabilme noktasında ciddi bir çabanın, gayretin içerisine girilmiştir. Turizm yatırımlarının arttığı ortadadır ve Türkiye'nin bugün önemli bir turizm potansiyeline sahip olduğunu ve sayılarının artık 25-26 milyonla telaffuz edebileceğimiz bir rakama ulaştığını da ifade etmek istiyorum.

Bir başka soru, Sayın Yaşar Ağyüz’ün: “Ticaret, sanayi ve turizm alanlarında yaşanan ekonomik sorunlar değişik platformlarda dile getirilmekte…” deniliyor ve “Ekonomik istem ve beklentilerin dile getirildiği Antalya’da Türkiye Otelciler Federasyonunun 20 Ocak 2008 günü yapılan Olağan Genel Kurulu’na katılarak yaptığınız konuşma… “ diye biraz evvelki konuşmadan bahisle sorular sorulmuştur.

Bununla ilgili olarak bir kısım cevapları bir önceki soruda vermeye çalıştım ancak şunu ifade etmek istiyorum: Tabii, Türkiye'nin, turizmi öncelikli bir sektör olarak kabul etmek ve bütün hesabını kitabını buna göre yapmakta sayısız faydaları var. Türkiye'miz için bu önemli bir kaynaktır. Rekabet edebileceksek dünyayla, tabiatıyla bu türlü turizm yatırımlarına da gerekli teşvikleri vermek ve önemi vermek mecburiyetindeyiz. Ancak, turizm konusunun önemi giderek daha iyi anlaşılmakta. Başlangıçta turizme bir şaşı bakışın olduğunu da -geçmişte ortaya konduğunu- ifade etmek isterim. Turizmin lafı edilmiş ama gereği yapılma noktasında önemli çabalar ancak 80’li yıllardan sonra başlamıştır. Üstelik turizmi teşvik etmek ve turizm yatırımlarını artırabilmek maksadıyla yapılan bir kısım düzenlemelere karşı da hemen olumsuz bir bakışla, o tarihteki yazılanlara bakarsanız, talan, peşkeş, yağma gibi isnatlarda bulunarak, aslında bu alanda yatırım yapan insanların da belli ölçüde şevki kırılmış, bir psikolojik engel de ortaya konulmuştur. Ancak, kabul etmek gerekir ki, 80’li yıllardan itibaren başlayan bu yatırımlar sayesinde Türkiye bugün bu kadar turizm potansiyeline sahip olmakta, sayıları –demin ifade ettiğim- 25-26 milyonu bulan yabancı turisti veya yerli turisti Türkiye’de ağırlayabilme imkânına kavuşmuş olmaktadır. Yapılan konuşmaları bu çerçevede değerlendirmek bence daha uygun olacaktır.

Yine, Sayın Yaşar Ağyüz’ün, Sayın Cumhurbaşkanıyla ilgili bir sorusu var. Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Katar Emiri Şeyh Hamad’ı ziyareti sırasında aldığı, heyetteki hediyelerden bahsediliyor ve “Devlet şeref madalyası vermeyi düşünüyor musunuz?” diye bir sorusu var.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, soru önergesi dâhil, İç Tüzük’ün 96’ncı ve müteakip maddelerinin başlığı “Denetim Yolları”dır. Denetlenecek olan da hükûmettir, yani başbakandır, hükûmetin teker teker üyeleridir. Bunların birlikte ya da ayrı ayrı yaptıkları faaliyetlerle ilgili olarak bilgi edinmek maksadıyla değerli milletvekillerimiz soru sorabilecektir ve biz de bunlara, yazılıysa yazılı, sözlüyse sözlü usulde cevap vermeye çalışıyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanlarının Anayasa’mızda özel bir konumu var. Cumhurbaşkanlarının sorumlu olduğu ya da sorumsuz olduğu alanlar 105’inci maddede belirlenmiştir. Dolayısıyla, şimdi, siyasi sorumluluğu olmayan bir makamla ilgili burada bir soru önergesine elbette kişisel olarak bir cevap verebiliriz, cevap verip bu işi burada bitirebiliriz; ancak bu bir usul olur, yanlış bir yola girmiş oluruz, Anayasa’ya uygun olmayan bir yol. Dolayısıyla, Anayasa’nın 105’inci maddesi böyle bir soruyu cevaplamamıza imkân vermediği için bu soruya ancak bu şekliyle cevap verme imkânı var, onu takdirlerinize arz ediyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – İcranın başı, eylemlerinden dolayı Hükûmet cevap vermek zorunda. İcranın başı…

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) – Sayın Başkan, ben sözlerimi söylüyorum, değerli arkadaşlarımız tatmin olmazlarsa kendi cevaplarını verirler.

BAŞKAN – Sayın Genç, bu soruyu siz sormadınız ama. Soruyu soran arkadaş müdahale etmiyor, siz niye müdahale ediyorsunuz?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Müdahale etmeniz lazım ama, Meclise bilgi verilmesi gerekir.

BAŞKAN – Soru soran var burada efendim.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) – Biz yaptığımız tüm faaliyetleri hepimiz -isterse teker teker milletvekili veya birlikte- Anayasa ve İç Tüzük çerçevesinde yapıyoruz. Anayasa’da Cumhurbaşkanı’nın yaptığı işlemlerden dolayı sorumsuzluğu söz konusu ise onunla ilgili burada bir görüşme açmakla Anayasa’ya, İç Tüzük’e aykırı bir yol açmış oluruz. Bugüne kadar da bunun emsali yoktur. Bu Anayasa ilk defa uygulanmıyor, geçmiş 61 Anayasa’sında da var. Olmayan bir şeyi ihdas ederek Anayasa’ya aykırı bir yolun açılması bence doğru değildir ama kişisel olarak şu veya bu şekilde bir cümle söyleyip buna cevap vermek de mümkün ama yanlış bir yola girmiş oluruz diye konuyu Anayasa’nın 105’inci maddesinin cevapladığı kanaatindeyim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine Sayın Yaşar Ağyüz’ün, Millî Eğitim Bakanlığı Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğüne bağlı halk eğitim merkezlerinde çalışan çeşitli branşlardaki… 11.638 halk eğitim usta öğreticisi görev yaptığı metinde ifade edilmektedir. Bu konuyla ilgili olarak yapılmış birçok çalışma var. Evvela, tabii bunlarla bizler de görüşüyoruz, Millî Eğitim Bakanlığımız da konunun üzerinde hassasiyetle durmuş ve taleplerinin önemli bir kısmını da gerçekleştirmiştir. Söz konusu personel ders ücreti karşılığı geçici olarak görevlendirilmekte olup bunlara ilişkin mevcut uygulamanın soruya konu kapsamında değiştirilmesine, kadroya geçirilmelerine yönelik herhangi bir çalışma bugün Millî Eğitim Bakanlığında yoktur.

Usta öğreticiler, yaptıkları işin tabiatı gereği kısmi zamanlı olarak çalışan kimselerdir. Millî Eğitim Bakanlığına bağlı her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ek ders ücreti karşılığında ilgili mevzuatı çerçevesinde uzman ve usta öğretici olarak çalışanların 19/8/2008 tarihli ve 26972 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 5797 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80’inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen bir hükümle prim ödeme gün sayıları ayda otuz güne çıkarılmış olup bu düzenlemeyle emeklilik için gerekli iş gününü tamamlamalarına imkân sağlanmıştır. Aynı kanunla, ayrıca, geçmişe yönelik borçlanma yoluyla da emekli olmalarının önü açılmıştır. Daha önce sağlık hizmetlerinden yararlanamayan usta öğreticiler Hükûmetimizin yapmış olduğu düzenlemeyle sağlık güvencesine kavuşturulmuş bulunmaktadır. Dolayısıyla, bu konumdaki usta öğreticiler bakımından geriye dönük yapılmış olan hizmetler bunlardır.

Sayın Hasan Çalış tarafından Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sayımı sonuçlarına göre belediyelerimizin tüm hesaplarının altüst olduğu, nüfusun azalması sebebiyle bir kısım belediyelerimizin gelir kaybına uğradığı ve çalışanlarıyla ilgili bir kısım kaynak sıkıntısı çektiği ifade edildi. Nüfusu azalan belediyelerin nüfus azalmasından doğacak genel bütçe vergi payı kayıpları 2008 yılı Mart ayından itibaren telafi edilmiştir. Ayrıca, belediyelerin borçlarına mahsuben genel bütçe vergi payından yapılan kesintiler 2008/13535 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı sonrasında nüfusu azalan belediyeler için yüzde 36 oranında azaltılmış, 2008 yılı Temmuz-Ekim döneminde ise kesinti oranı yüzde sıfır düzeyine indirilmiştir.

Diğer taraftan, 2008 yılında yürürlüğe giren 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun’la yerel yönetimlere aktarılan genel bütçe vergi payının tutarı artırılmış ve bölüşüm esasları yeniden düzenlenmiştir. Yeni kanun sonrasında en az gelişmiş yöre belediyelerine aktarılan kişi başına genel bütçe vergi payı reel olarak yüzde 85,5 düzeyinde artarken, o artış, sırasıyla, en gelişmiş gruba doğru yüzde 71,3, yüzde 60,1, yüzde 38 ve yüzde 16’lık olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca, 2009 yılından itibaren nüfusu 10 binin altında olan belediyelere denkleştirme ödeneği verilecektir.

Özetle, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonrasında bazı belediyeler için genel bütçe vergi gelirlerinde oluşan kayıp, yapılan düzenlemeler sonrasında telafi edilmiş olmaktadır.

Bir başka soru, Enver Ören’in kurduğu İhlas Finans, yurttaşlardan topladığı paraları ödemeyerek iflasını istemişti. İhlas Finans mağdurları kaç kişidir? İhlas Finans tarafından çeşitli vaatlerle alınan para miktarı toplamı kaç liradır? Bugüne kadar bu kurum mağdurlarının mağduriyetlerinin giderilmesi için hükûmetiniz ne gibi işlemler yapmış ve mağdurlardan parasını alan var mıdır, kaç liradır? Bu kuruluş neden TMSF’ye devredilmemiştir diye dört ayrı soru var.

Şimdi, birinci soru, “İhlas Finans mağdurları kaç kişidir?” Şirket kayıtlarına göre tasfiye başlangıcı olan 10/2/2001 tarih itibarıyla toplam 222.298 hesap sahibi bulunmaktadır.

İkinci soru, “İhlas Finans tarafından çeşitli vaatlerle alınan para miktarı toplamı kaç liradır?” Hesap sahiplerinin İhlas Finans Kurumunun faaliyet izninin kaldırıldığı ve tasfiyeye başlangıç olan 10/2/2001 tarih itibarıyla 675 milyon 679 bin 38 Amerikan doları. Hesap dolar üzerinden açıldığı için öyle ifade ediyoruz. Bu sabah itibarıyla 28/1/2009 dolar kuru, alış kuru itibarıyla 1.615 üzerinden çarpıldığında 1 katrilyon 91 trilyon 221 bin 646,37 TL’dir ve 244.353 yaklaşık da euro borç söz konusudur. Bunun da tutarı bugünkü alış kuru üzerinden 529 trilyon 915 bin 798,78 TL tutarında alacağı bulunmaktadır.

“Bugüne kadar bu Kurum ve mağdurlarının mağduriyetlerinin giderilmesi için yapılan işlemler ve parasını alan ne var, ne kadar para ödenmiş?” İlgili bakanlığın görev ve sorumluluk alanı çerçevesinde tasfiye sürecinin başladığı 10/2/2000 tarihinden bugüne kadar Türk Ticaret Kanunu ve Ortaklıkların Denetimine Dair Tüzük hükümleri uyarınca şirket nezdinde ilgili bakanlık müfettişleri ve denetim elemanlarınca şirketin genel hesap ve işlemlerinin incelenmesi amacıyla 6 defa denetim yapılmış ve denetim sonuçları ilgili şirkete tebliğ edilmiştir, devletin kayıtlarında da var.

Şirket tarafından ilgili bakanlığa gönderilen Aralık 2008 tarihli tasfiye işlemlerine ilişkin faaliyet raporuna göre, bu ay yapılan ödemeler de dâhil olmak üzere, 152.118 hesap sahibine 242 milyon 243 bin 917 Amerikan doları -bunu bugünkü kurla çarparsanız Türk parası karşılığı çıkacaktır- ayrıca 59 milyon 125 bin 66 da euro ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.

“Bu Kurum neden TMSF’ye devredilmemiştir?” Tasfiye hâlinde İhlas Finans Kurumu Anonim Şirketinin faaliyet izni Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 10/2/2001 tarih ve 071 sayılı Kararı ile kaldırılmıştır. Bütün işlemler 2001’de alınan kararlar çerçevesinde sürdürülüyor. Demek ki 10/2/2001 tarihinde artık Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından şirketin faaliyet izni kaldırılmış. Adı geçen Kurum tarafından tasfiye hâlinde İhlas Finans Kurumu Anonim Şirketinin mevduat toplama izninin kaldırılması sonucunda şirket genel kurulunda alınan karar gereğince 3/8/2001 tarihinde tasfiye hâline girmiştir. Şirketin tasfiye işlemleri genel kurulda seçilen tasfiye memurları tarafından Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde yürütülmektedir. Anılan şirketin kanunen tasfiyeye girdiği tarih itibarıyla şirketin tabi olduğu hukuk tamamen değişerek şirket bir finans kurumu olmaktan çıkmış, Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde bir anonim şirketin tabi olduğu tasfiye hükümlerine göre tasfiye sürecine girmiş olduğu için TMSF’ye devredilmemiştir.

Kütahya Şeker Fabrikasının 23 milyon 820 bin dolara satışıyla ilgili olarak satış işlemlerinden kaynaklanan üç tane soru var. “112 dönüm arazinin Türkiye Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğüne iadesini düşünüyor musunuz? Bu işlemi usulsüz yapan tapu müdür/memurları hakkında herhangi bir cezai soruşturma yapılmış mıdır? Bu memur usulsüz devredilen lojmanda bedava oturmakta mıdır? 241 dönümlük arazide imar uygulaması yapılmış mıdır?” tarzında üç tane soru var. Aslında 22 Ocak 2008 tarihli Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda ben bu soruyu cevapladım. Dolayısıyla tutanaklarda da bu sorunun cevabı var. Bahsedilen arsanın doğrudan doğruya bir defa Türkiye Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğünün kayıtlarında olmadığı, bu gayrimenkulün Kütahya Şeker Fabrikasına ait olduğu tapu kayıtlarından bellidir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, belge var belge.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) - Bununla ilgili bugüne kadar yapılan işlemlerde de herhangi bir usulsüzlük, kanunsuzluk olmadığı ortadadır. Dolayısıyla bu soruyu 22 Ocak 2008 günlü oturumda cevaplamış oldum. O cevabı da burada aynen tekrar ettiğimi ifade etmek istiyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bizim sorularımıza anında cevap vermiş olsaydı… Bakın burada yanlış bilgi veriliyor.

BAŞKAN – Dinler misiniz. Lütfen dinleyin.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) – Bir başka soru Sayın Başkan, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının ana sözleşmesinde görev alanına girmeyen doğal gaz santrali kurma hususunda Genel Müdürün Çalık Holdingle bir sözleşme yaptığı ve Çalık Grubuna transfer olduğu, özelleştirmeden devlete 1,1 milyar dolar borcu olan bu kuruma devletin mali destek verip vermediği ve bu transfer 2531 sayılı Kanun’a aykırı olduğuna göre ne gibi işlem yapıldığı ifade edilmektedir. Bir defa bu tip kuruluşların bütün işlemleri KİT Komisyonu tarafından zaten denetleniyor veya Yüksek Denetleme Kurulu tarafından Meclis adına denetlemeleri yapılıyor. Yapılan işlemlerde bir sakatlık varsa, bir hukuki eksiklik varsa zaten bu Meclisin önüne geliyor, gündemde de bunları hep beraber değerlendiriyoruz, konuşuyoruz.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı hem Türkiye içerisinde hem de Türkiye'nin enerji ihtiyacını karşılayabilmek için dünyanın muhtelif yerlerinde bu tip çalışmaları yapmaktadır. Bunu yasalar çerçevesinde, uluslararası hukuk çerçevesinde yapmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye Petrollerinin bu tip aramaları yaptığı birçok ülke var, hâlen de bu yönde bir tercihi ülke olarak yapıyoruz.

Bununla ilgili soru önergesinde cevabı istenen konularla ilgili zaten 2006 yılı Yüksek Denetleme Kurulunun Raporu’nda yer almış, 14 Şubat 2008 tarihinde yapılan KİT alt komisyonunun toplantısında görüşülerek gündemden çıkarılmış. Sözü edilen Genel Müdür 30/3/2007 tarihinde emekli olmuştur.

Bugün kamuda birçok insan devletten ayrıldıktan sonra çeşitli sebeplerle bilgi ve tecrübesini özel sektörde de değerlendiriyor. Bu kişi ayrıldıktan sonra nerede çalışır, neden çalışır; bu, tamamıyla kendisine ait bir husustur. Çalışmasını engelleyecek bir yasal hüküm varsa… Bazı meslek mensupları bakımından bu türlü engeller vardır, yoksa istediği yerde çalışabilir. Mühim olan, bu çalışmanın, bu çabanın, bu faaliyetin yasal olup olmadığıdır. Yasal olduğu sürece de hiçbir mahzur yoktur. Çünkü hepimiz, bir hukuk devletinde yaptığımız işleri kanun, nizam çerçevesinde, yasalar çerçevesinde sürdürmek mecburiyetindeyiz. Dolayısıyla, yasal olmayan bir durum söz konusu olmayınca da yapılacak herhangi bir durum da söz konusu değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bakanım, süreniz doldu, cevaplandırmadığınız soru var mı?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) – Epey soru daha var.

BAŞKAN – Kaç tane?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) – En az bir on kadar soru var. İsterseniz bugün veya daha sonraki bir oturumda cevaplandırırım onları.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Başka zaman…

BAŞKAN – Efendim, bir saatimiz doldu. Bugünlük bu kadar şey yapalım.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) – Peki.

Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sağ olun, teşekkür ederim.

Cevaplandırılmayan sorular gündemde kalacaktır, tekrar cevaplandırılacaktır efendim; onu belirtmek istiyoruz.

Sayın Aslanoğlu, sisteme girmişsiniz; buyurun.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Bakan, Merkez Bankasıyla ilgili sorum da… Tabii, Merkez Bankası özerk bir kurumdur. İstanbul’a taşınıp taşınmama konusunda kararı Merkez Bankası yönetimi verir. Burada benim bu soruyu sormamdaki amaç, Hükûmet olarak, İstanbul’a taşınacak -oranın görüşünü almadan- özerk kurumun görüşünü almadan böyle bir görüş serdettiğiniz içindir.

Ayrıca, bir de bir şey eklemek istiyorum: Siz “sadece emekli çalışan 256 kişi” dediniz, eşleri tabii bir de… Sosyal Güvenlik Kurumunun sigortalı, yani orada çalışanların eşlerinin sigortalı olarak çalışanlar da yaklaşık 700 küsur tane de sigortalı çalışan var. Bunu da size sunuyorum efendim.

Sayın Çalış…

HASAN ÇALIŞ (Karaman) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Sayın Bakanım, sorularımıza gösterdiğiniz ilgiden dolayı teşekkür ediyorum. Tabii soruya vermiş olduğunuz cevaptan da anlaşılıyor ki, belediyelerimizin o günkü sıkıntıları telafi edilmiş, yani sıkıntıları giderilmiş. Ancak tabii ki bu soruyu biz soralı bir yıldan biraz daha uzun bir süre oldu. Bu soruları sorduktan sonra bu belediyelerin bir kısmının belediyeliği ortadan kalktı, köy statüsüne düştü, sonra yeniden seçime girme hakkı doğdu mahkeme kararıyla ve bugün seçimlere giriyorlar. Keşke bu soruları biraz güncelliğini kaybetmeden cevaplasanız, Meclisimizin denetim yetkisini sulandırmasak daha iyi olur diye düşünüyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Bulut…

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Sayın Başkanım, Sayın Bakanıma teşekkür ediyorum, 8 Ocak 2008’de vermiş olduğum soru önergeme 28 Ocak 2009’da cevap alıyorum. Sorularımın içerisinde cevap verilmeyen “Cudi Dağı’nda araştırma yapan, araştırma yaparken öldürülmüş, cesetleri bulunan 5 petrol mühendisinin faillerinin bulunup bulunmadığı?” idi. Sorduğum soru hem Enerji Bakanını hem İçişleri Bakanını ilgilendirdiği için Başbakanlığa soruyu vermiştim her ikisine dağıtılması açısından. Bu konulara ve petrolün o bölgede “yan tarafta -çıkarılan- kuyudan su fışkırdığı” ifadesine oradaki köylülerin “Petrol fışkırdı.” şeklindeki cevapları, hemen yan taraftaki yerde asfalt madeninin bulunmuş olması, bölgenin ciddi bir petrol potansiyeline sahip olduğu şeklinde emareler göstermektedir. MTA’nın bu bölgeye ağırlık vermesi, çalışmalarını yönlendirmesinin ülkemiz açısından faydalı olacağı düşüncemi ifade ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Ağyüz…

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Sayın Başkanım, Sayın Bakanıma sorduğumuz sorulara verdiği cevaplar için teşekkür ederiz de sorularımız başka, cevaplar başka! Sayın Bakan bize turizm beklentilerini övüyor, geldiği noktayı övüyor. Biz diyoruz ki: “Girişimcinin önüne engel koyan kimler? Bunu açıklayın.” İktidar şikâyet ediyor sivil toplum kuruluşlarından, mühendis odalarından. Mühendis odaları yasayla kurulmuş kurumlardır. Bunlar imar planları talan edilirken sesini çıkarmasın da, dava açmasın da kim açsın? İktidarın başında bulunan Sayın Başbakan bunlara tahammül etmek zorundadır. Karşı meslek odalarını suçlayın, koruma kurullarını suçlayın. İstanbul bugün “finans merkezi” adı altında talan ediliyor. Dubai Port, Galataport; biz bunları kastediyoruz. Sahillerimiz işgal ediliyor. Yani turizmi canlandıracağım diye doğayı mahvetmeye hiçbir iktidarın hakkı yok ki. Biz bu sorulara cevap istiyoruz. Kimler, kimleri kastediyorsunuz? Eğer sivil toplum örgütleri ise onlar, bilimsel, yasadan verilmiş yetkilerini kullanıyorlar, kent sorumluluğunu taşıyorlar. Kent sorumluluğunu taşımayan insanlara da yön gösteriyorlar. Ama maalesef Sayın Başbakan, her oturduğu ortamda çok yakın zamanda, yine bir ay önce, sivil toplum örgütlerini suçluyor, onları engel çıkarıcı olarak… Bu tavırdan vazgeçmek durumunda kalması lazım iktidarın.

Sorularıma cevap alamadığım için teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Serdaroğlu…

MEHMET SERDAROĞLU (Kastamonu) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakan, iktidarın geçmişe dönük olumsuz ifadelerini artık insanlar yadırgamaya başladı. Bundan böyle, geçmiş, altı yıllık AKP İktidarı olarak değerlendirilecektir. Bakınız, cumhuriyet hükûmetleri döneminde devlet ve özel sektör, iktidar olduğunuz 2002 yılına kadar turizme 17 milyar dolar altyapı olmak üzere 35 milyar dolarlık yatırım yapmışlardır. Bu miktarın 2010 yılına kadar 50-55 milyar dolara çıkması gerekiyor. Altı yıldır turizme yatırım yapılmadı diyebileceğimiz kadar azdır. Oysa 2020 yılında dünya turizm geliri 2 trilyon dolara yaklaşacağı belliyken, bu gelirden alacağımız pay yatırım yapmakla, yatak sayısının artırılmasıyla, turizm çeşitlemesine gidilmesiyle olacaktır. Bu sebeple, yasaları suçlamak, geçmişi eleştirmek yerine, Milliyetçi Hareket Partisi olarak yapılması gerekenlerin süratle yapılmasını söylüyor, turizm ülkemiz için fevkalade önemlidir diyor, Kastamonu olarak da bu pastadan pay almak istiyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Serdaroğlu.

Sayın Genç…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yine sorularım cevaplandırılırken Hükûmet adına cevaplayan kişi ismimden bahsetmediği için ben de kendilerini Bakan olarak tanımıyorum.

Sayın Başkan, böyle bir soru cevaplama usulü yok. İç Tüzük çok açık, 98’inci madde: Bizim sorularımıza bakan çıkacak, burada cevap verecek ve biz de ona cevap vereceğiz. Sorulara verilen cevapların hepsi yanlış ve hepsi gerçekleri inkârdan ibarettir. Bu hırsızlıkları, soygunları, usulsüzlükleri ne zamana kadar örtbas edeceğiz? Hiç olmazsa şu kürsüde, biz ne soru sormuşuz, Hükûmet ne cevap veriyor, işin özü nedir, bilmemiz lazım.

Bakın, verilen cevaplardan birisi… Kütahya Şeker Fabrikalarını alan AKP’li milletvekilidir. Bir senelik kârı fiyatına almıştır. Burada lojmanlar ve bir arazi yoktur. Bu, Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Ortaklığı adına kayıtlıyken, bu satıştan sonra tapuda tahrifat yapıyorlar, Kiler adına, şeker fabrikalarının adına geçiyorlar. Tapusu var, sahtekârlık yapılmış tapuda. Bunu söylüyoruz, hâlâ cevap vermiyor. Ya insan biraz sıkılır yani! Bu kadar açık, net, tapuda tahrifat yapılan bir şeyi niye inkâr ediyorsunuz? Bunu kabul edin.

İkincisi…

BAŞKAN – Sayın Genç, konuşmanıza lütfen dikkat ediniz.

KAMER GENÇ (Tunceli)- Efendim…

BAŞKAN – Lütfen, daha tertipli konuşunuz efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Temkinli konuşuyorum. Doğru cevap verse, ben de temkinli konuşurum.

BAŞKAN – Ama bu şekilde hitap edemezsiniz efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – İkincisi…

BAŞKAN – Bu şekilde hitap etmeyin, lütfen.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, lütfen… Sayın Başkan, müsaade edin de söyleyelim.

BAŞKAN – Tamam, devam edin. Devam ediniz efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Devam edeyim.

BAŞKAN – Hakaret ederseniz keserim sözünüzü.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Tayyip Erdoğan’ın damadının başında bulunduğu Çalık Grubuyla bir sözleşme yapıyor ve görev alanı olmadığı hâlde doğal gaz santrali şirketini kuruyor ve bir ay sonra geçiyor onun başına ve bu, 2531 sayılı Kanun’a aykırı. Burada çıkmış diyor ki, efendim, bunu KİT denetlemiş. KİT denetlemişse, ben de milletvekili olarak burada soruyorum. Bu, kanuna aykırıdır. Diyorum ki bu Çalık Grubu Türkiye Petrollerinden kaç lira sermaye aldı da koydu? Bunun cevabını ver. Niye inkâr ediyorsun? Yani bu, vatandaşın dinlemesi gereken, bilmesi gereken bir şey değil midir? Sayın Başkan, devletin parasını getirip de kendi damadının şirketine vermek insani midir? Devletin kaynaklarını çarçur etmek değil midir?

Yine, Sayın Başkan, işte, bakın, burada gazete: “Gizli anlaşma yaptı, bir ay sonra Çalık enerjiye transfer oldu.” Bunlar söylenen şeyler.

Yine, Enver Ören’le, İhlas Holdingle ilgili söylüyorum. İhlas Holding tuttu -bakın, kendisi de söyledi- efendim, şurada 1 katrilyon 527 trilyon lira vatandaştan para toplamış, ondan sonra da hileli iflasa gitmiş.

BAŞKAN – Dinler misiniz beni bir dakika Sayın Genç?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim?

BAŞKAN – Siz İç Tüzük’ü çok iyi bildiğinizi iddia ediyorsunuz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Evet.

BAŞKAN – Lütfen, 98’inci madde önünüzde, açın, okuyun. Bakın, bu kadar konuşma hakkınız var mı?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, beş tane soru cevaplandırıldı.

BAŞKAN – Yine yok. Kısa ve öz…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ee, kısa ve öz… Ben söylemeyeyim mi?

BAŞKAN – Burada açıklamamış, kaç soru soracaksınız?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bakın, Hükûmete alet olmayın. Hükûmete alet olmayın. Burada sorumuza cevap bulamadık efendim.

BAŞKAN – Kimse kimseye alet olmuyor. Yine hakaret etme!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yani, şimdi Enver Ören’i siz de mi koruyorsunuz? Orada vatandaşların topladığı paraları cebine indiren, Tayyip Erdoğan’ın arkadaşı olan Enver Ören’in TMSF’ye  devredilmemesi konusunda gösterilen gayretleri burada halka anlatmayacak mıyız? Nerede anlatacağız?

BAŞKAN – Konuştuğunuz şeyi kulağınız duyuyor mu?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim? Var işte… Burada soru var.

BAŞKAN – Hayır, bana karşı konuştuğunuz şeyi kulağınız duyuyor mu? Bir dakika…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim?

BAŞKAN – Bana söylediğiniz lafları kulağınız duydu mu?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Benim kulağım duyuyor da sizin kulağınız sizin konuştuklarınızı duymuyor.

BAŞKAN – Peki, o zaman konuşun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yani o zaman burada ne sormuşuz onu söyledik.

BAŞKAN – Tamam, peki. Sözünüzde durun ama.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim?

BAŞKAN – Sözünüzde duracaksınız değil mi?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim?

BAŞKAN – Ben alet oluyorum değil mi?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Anlamıyorum dediğinizi.

BAŞKAN – Ben alet mi oluyorum diyorum, niye anlamıyorsunuz? Ben alet mi oluyorum?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ne? Anlamıyorum…

BAŞKAN – Anlamazsın tabii. İşine gelmezse anlamazsın, sağır olursun sen.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, diyorum ki önlemeyin, konuşmamızı önlemeyin.

BAŞKAN – “Önlemeyin.” değil, alet olduğumu söylediniz. Bunu düzeltin bakayım.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Peki, siz alet de olmuyorsunuz.

BAŞKAN – Düzeltin bakayım.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, alet olmuyorsunuz. Tamam…

BAŞKAN – O kadar…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yani sözümüzü kesmezseniz alet olmuyorsunuz.

BAŞKAN – İyi vallahi ya! Sen istediğin gibi konuş, ben burada sözünü kesmeyeceğim! O yetki yok mu bende?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, ben…

BAŞKAN – Keserim sözünü. Konuşturmuyorum seni.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, ben soru hakkımı kullanıyorum.

BAŞKAN – Konuşmuyorsun… Hadi!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkanım, bakın…

BAŞKAN – Konuşturmuyorum sizi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                     Kapanma Saati: 16.22

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.38

BAŞKAN: Başkan Vekili Eyyüp Cenap GÜLPINAR

KÂTİP ÜYELER : Yaşar TÜZÜN (Bilecik), Murat ÖZKAN (Giresun)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 50'nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, müsaade ederseniz, tutumunuz hakkında iki cümle söylemek istiyorum.

BAŞKAN – Ne diyorsun?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Tutumunuz hakkında…

Biraz önce beni çağırdınız içeriye, hakaret ettiniz. Ben zannettim ki beni çağırdınız, iki dost gibi, iki arkadaş gibi “Arkadaş, yani, senin şu söylemin veya şu şeyin bana…”

İsterseniz kürsüden izah edeyim.

BAŞKAN – Efendim, edemezsiniz. Hayır, oturun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim?

BAŞKAN – Söz vermiyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ben zannettim ki…

BAŞKAN – Hayır, söz vermiyorum, oturun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, bir dakika…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – O zaman oylayın, direniyor arkadaş.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bakın, benim haysiyetimi ve onurumu kırdınız. Benim arkamdan kavası gönderdiniz, ben zannettim “Buyurun içeriye gelin, konuşalım.” diyeceksiniz. Ben daha girer girmez…

BAŞKAN – Ben sizi mecburen kavasla çağırdım; gelmediniz...

KAMER GENÇ (Tunceli) – Gelmedim tabii…

BAŞKAN – Baştan gelseydiniz konuşurduk.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, ben niye geleyim?

Ondan sonra da grup başkan vekillerinizin yanında bana hakaret ettiniz, küfrettiniz.

Şimdi, sizden rica ediyorum. Tutumunuz hakkında bir konuşma yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Tutumum hakkında hiçbir şey yok efendim. Oylamaya sunarım… Tutumum hakkında hiçbir şey yok efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Oylamayla ilgisi yok.

BAŞKAN – Hayır efendim, vermiyorum. Vermiyorum efendim. İstediğiniz kadar orada konuşun efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bakın, ben bir milletvekiliyim. Beni çağırıp da orada bana hakaret edemezsiniz. Grup başkan vekilleriniz de oradaydı.

BAŞKAN – 1’inci sırada yer alan, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununda Değişiklik Yapılması Dair Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

2.- Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/608) (S. Sayısı: 266)(x)

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet? Buradalar.

Geçen birleşimde, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştı.

Şimdi, maddelere geçilmesini oylarınıza sunuyorum…

 

II.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Yoklama talebimiz var.

BAŞKAN – Tamam, gönderin efendim yoklama talebini.

Yoklama talebinde bulunanları tespit edeceğim.

Sayın Aslanoğlu? Buradalar.

Sayın Korkmaz? Buradalar.

Sayın Anadol? Buradalar.

Sayın Yıldız? Buradalar.

Sayın Güvel? Buradalar.

Sayın Köse? Buradalar.

Sayın Ünsal? Buradalar.

Sayın Oksal? Buradalar.

Sayın Sönmez? Buradalar.

Sayın Barış? Buradalar.

Sayın Özer? Buradalar.

Sayın Ağaoğlu? Buradalar.

Sayın Ekici? Buradalar.

Sayın Paçarız? Buradalar.

Sayın Durgun?...

SELÇUK AYHAN (İzmir) – Takabbül ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Ayhan takabbül ediyor.

Sayın Koçal? Buradalar.

Sayın Arat? Buradalar.

Sayın Seçer? Buradalar.

Sayın Kesici? Buradalar.

Sayın Arıtman, sizin isminiz yok ama.

CANAN ARITMAN (İzmir) – Koyunuz şimdi.

BAŞKAN – Sayın Öztrak? Buradalar.

Sayın Arıtman? Buradalar.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

Pusula gönderen arkadaşlar lütfen Genel Kurulu terk etmesinler.

Yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

On beş dakika ara veriyorum.

                                                                                   Kapanma Saati: 16.44

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.59

BAŞKAN: Başkan Vekili Eyyüp Cenap GÜLPINAR

KÂTİP ÜYELER : Yaşar TÜZÜN (Bilecik), Murat ÖZKAN (Giresun)

----- 0 -----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 50’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

İstem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için üç dakikalık süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.

 

II.- YOKLAMA

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, yapılan ikinci yoklamada da toplantı yeter sayısı bulunamamıştır.

Alınan karar gereğince, kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 29 Ocak 2009 Perşembe günü 14.00’te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum.

                                                                                   Kapanma Saati: 17.04



(x) 266 S. Sayılı Basmayazı 22/1/2009 tarihli 48’inci Birleşim Tutanağı’na eklidir.