DÖNEM: 23                            CİLT: 44                    YASAMA YILI: 3

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

88’inci Birleşim

12 Mayıs 2009 Salı

 

(Bu Tutanak Dergisinde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge aslına uygun olarak yazılmıştır.)

İ Ç İ N D E K İ L E R

   I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

  II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - YOKLAMA

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Duyurular

1.- Portekiz Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Profesör Anibal Cavaco Silva’nın, Genel Kurula hitaben konuşma yapma isteğine ilişkin duyuru

B) Önergeler

1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun (6/1328) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/135)

2.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, 3285 Sayılı “Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu”nun 41. Maddesine 1 (Bir) Fıkra Eklenmesine Dair Kanun Teklifi’nin (2/396), doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/134)

C) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Adana Milletvekili Kürşat Atılgan ve 20 milletvekilinin, orman yangınlarına müdahalede kullanılmak üzere uçak ve helikopter kiralama ihalesiyle ilgili iddiaların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/364)

2.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 25 milletvekilinin, diş hekimlerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/365)

3.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu ve 26 milletvekilinin, mobilya ve ev tekstili sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlem-lerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/366)

D) Tezkereler

1.- Kırım Tatar Millî Meclisi Başkanı Mustafa A. Kırımoğlu’nun vaki davetine icabet edecek olan TBMM Başkan Vekili Meral Akşener’in bir Parlamento heyetiyle birlikte Dünya Kırım Tatar Kongresine iştirak etmek üzere Kırım Özerk Cumhuriyeti’ne resmî ziyarette bulunmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/791)

 

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Millî Eğitim Bakanlığındaki yönetici atamalarına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın, Özürlüler Haftası ve engellilerin yaşadığı sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Çukurova’da yaşanan sel felaketi nedeniyle çiftçilerin uğramış olduğu zararlara ilişkin gündem dışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı

 

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Mersin Milletvekili Vahap Seçer’in, Çukurova’da yaşanan sel felaketine ilişkin açıklaması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı

2.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un, Çukurova’da yaşanan sel felaketine ilişkin açıklaması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı

3.- Osmaniye Milletvekili Durdu Mehmet Kastal’ın, Çukurova’da yaşanan sel felaketine ilişkin açıklaması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı

VII.- SÖYLEVLER

1.- Portekiz Cumhurbaşkanı Profesör Anibal Cavaco Silva’nın, Genel Kurula hitaben konuşması

 

VIII.- ÖNERİLER

A) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Gündemdeki sıralama ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine; Genel Kurulun, 12 Mayıs 2009 Salı günkü birleşiminde bir saat süre ile sözlü soruların görüşülmesinin ardından diğer denetim konularının görüşülmeyerek, kanun tasarı ve tekliflerin görüşülmesine; 13 Mayıs 2009 Çarşamba günkü birleşiminde ise sözlü soruların görüşülmemesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

IX.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici’nin, öğretmen maaşlarının iyileştirilmesine ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/436) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

2.- Niğde Milletvekili Mümin İnan’ın, Niğde’deki yatırımlara, yeşil kartlılara ve yapılan yardımlara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/562) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

3.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, demir fiyatlarındaki artışa ve inşaat sektörüne ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/622) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

4.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, ÇEAŞ’ın küçük hissedarlarına dağıtılmayan temettülere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/696) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

5.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, Taksim’de 1 Mayıs kutlamalarına izin verilmemesine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/698) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

6.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, küçük işletmelerin ekonomik sıkıntılarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/701) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

7.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, ÇEAŞ’ın küçük hissedarlarına kâr dağıtımına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/710) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

8.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, ekonomik sıkıntılara yönelik çalışmalara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/712) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

9.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, demir başta olmak üzere inşaat girdilerindeki fiyat artışına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/734) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

10.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, özürlü aylıklarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/749) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

11.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, yeni bir Nato Üssü kurulup kurulmayacağına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/784) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

12.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Bolu Valisinin görevden alınmasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/786) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

13.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Dışişleri Bakanının bir konuşmasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/787) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

14.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, doğalgaz zammının etkisine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/796) (Cevaplanmadı)

15.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, bazı yerlerdeki yatırımlara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/806) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

16.- Niğde Milletvekili Mümin İnan’ın, iletişimin izlendiği iddialarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/812) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

 

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYON-LARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)

2.- Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Devleti Arasındaki Kara Sınırı Boyunca Yapılacak Mayın Temizleme Faaliyetleri ile İhale İşlemleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/543) (S. Sayısı: 263)

 

XI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak’ın, Varlık Barışı uygulamasına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/7495)

2.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, İhlas Finans Kurumunun tasfiye işlemlerine ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün’ün cevabı (7/7508)

3.- Edirne Milletvekili Rasim Çakır’ın, Edirne’deki 2-B arazilerine ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/7514)

4.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un, TOKİ’nin bir panele yönelik tepkisine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/7528)

5.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş’in, İstanbul’da vergi rekortmenlerinin açıklanmamasına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/7544)

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak üç oturum yaptı.

Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu, Van iline son yıllarda yapılan yatırımlara,

Ardahan Milletvekili Saffet Kaya, Ardahan ilindeki sınır ticaretine ve yatırımlara,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

Eskişehir Milletvekili Beytullah Asil’in, Yunus Emre Kültür ve Sanat Haftası’na ilişkin gündem dışı konuşmasına Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay cevap verdi.

Mardin Milletvekili Ahmet Türk ve 20 milletvekilinin, koruculuk sisteminden kaynaklanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/363) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve ön görüşmesinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında bulunan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nun (1/324) (S. Sayısı: 96),

2’nci sırasında bulunan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Devleti Arasındaki Kara Sınırı Boyunca Yapılacak Mayın Temizleme Faaliyetleri ile İhale İşlemleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporlarının (1/543) (S. Sayısı: 263),

3’üncü sırasında bulunan, Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum ve Adalet Komisyonları Raporlarının (1/670) (S. Sayısı: 353),

Görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

4’üncü sırasında bulunan, Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl’ün, Çocukların Uçucu Maddelerin Zararlarından Korunmasına Dair Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Raporu (2/8) (S. Sayısı: 89) yapılan görüşmelerden sonra kabul edildi.

12 Mayıs 2009 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşime 19.59’da son verildi.

 

 

Eyyüp Cenap GÜLPINAR

 

 

 

 

Başkan Vekili

 

 

 

Harun TÜFEKCİ

 

Murat ÖZKAN

 

 

Konya 

 

Giresun

 

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye

 

 

 

Fatoş GÜRKAN

 

 

 

 

Adana

 

 

 

 

Katip Üye

 

 

Yasama Yılı: 3

No.: 96

II.- GELEN KÂĞITLAR

8 Mayıs 2009 Cuma

Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Hüseyin Mert’in, hızlı tren projesine yönelik bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7392)

2.- İstanbul Milletvekili Hüseyin Mert’in, pazar artıkları ile geçimini sağlayanlarla ilgili haberlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7393)                                                                 

3.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın, Sulukule’deki kentsel dönüşüm projesiyle ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7394)                                                                 

4.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, kredi kartı borçlularına yönelik açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7397)                                                                

5.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un, Üsküdar’daki Validebağ Korusuna ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7398)                                                                

6.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın, Birleşik Arap Emirliklerindeki büyükelçilik binası ihalesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7399)                                                                

7.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in, bir medya kuruluşundaki greve ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/7404)                                                                

8.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un, elektrik enerjisindeki fiyatlandırmaya ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/7406)

9.- İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un, Aliağa Belediyesine yönelik bazı iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7407)

10.- İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un, Aliağa Belediye Encümeninin bazı kararlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7408)                                                                

11.- İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un, batan bir gemideki kontamine olmuş suyun tahliye işiyle ilgili bazı iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7409)                                                                

12.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, bazı kişilerin gözaltına alınmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7410)                                                                 

13.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici’nin, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanının bir mitingde yaptığı konuşmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7411)                                                                

14.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, Giresun’daki bir gözaltına alma olayına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7412)

15.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, ülkemizdeki Türkmen kökenli şahısların sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7413)                                                                

16.- Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe’nin, hakkında soruşturma izni verilen belediye başkanı ve yöneticilerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7414)                                                                

17.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, bir ilköğretim okulundaki branş öğretmeni ihtiyacına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/7415)                                                                 

18.- İstanbul Milletvekili Hüseyin Mert’in, yabancı özel okulların engelli öğrenci almayacakları haberlerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/7416)                                                                 

19.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, bedensel engelli öğrencilerin özel yabancı ortaöğretim okulları giriş sınavına alınmamasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/7417)

20.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, kayıp bir kişiye ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/7418)                                                                

21.- Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin, Siyah Çay Tebliğindeki değişikliklere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7421)                                                                

22.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın, Antalya’da yaban domuzlarına karşı alınacak tedbirlere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7422)                                                                

23.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın, Ankara-İstanbul hızlı tren projesine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/7423)                                                                

24.- Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe’nin, Pamukkale Ekspres seferlerinin durdurulmasına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/7424)                                                                 

25.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, kadın istihdamına yönelik açıklamasına ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Şimşek) yazılı soru önergesi (7/7425)                                                                 

26.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Ankara Büyükşehir Belediyesinin bazı mali işlemlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7427)

No.: 97

II.- GELEN KÂĞITLAR

11 Mayıs 2009 Pazartesi

Tasarılar

1.- Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı ile Cibuti Cumhuriyeti Milli Eğitim ve Yükseköğretim Bakanlığı Arasında Teknik İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/693) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.4.2009)

2.- Türkiye Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı Arasında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/694) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.4.2009)

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bahreyn Krallığı Hükümeti Arasında Gümrük Konularında İşbirliği ve Karşılıklı Yardımlaşma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/695) (Plan ve Bütçe ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.4.2009)      

4.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/696) (Plan ve Bütçe ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.4.2009)

5.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Deniz Ulaştırması Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/697) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.4.2009)

6.- T.C. Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı ile Azerbaycan Cumhuriyeti Haberleşme ve Enformasyon Teknolojileri Bakanlığı ve Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Televizyon ve Radyo Şurası Arasında Televizyon Yayıncılığı Alanında İşbirliğine Dair Protokol ile Teknik Hizmet Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/698) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.4.2009)

7.- Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Kamu Personel Yönetiminin Geliştirilmesi ve Desteklenmesi Alanlarında İşbirliğine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/699) (Plan ve Bütçe ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.4.2009)

8.- Avrupa Haberleşme Ofisi Kuruluş Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/700) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.4.2009)

9.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gelişen Sekiz Ülke Sekretaryası Arasında Merkez Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/701) (Plan ve Bütçe ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.4.2009)

10.- Güneydoğu Avrupa Afetlere Hazırlık ve Önleme Girişiminin Kurumsal Çerçevesi Hususunda Mutabakat Muhtırasının ve Ekinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/702) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.4.2009)

11.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/703) (Plan ve Bütçe ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.4.2009)

Teklifler

1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 4 Milletvekilinin; Uyuşturucu ve Psikotrop Madde, Bağımlılığı ve Kaçakçılığıyla Mücadele Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi (2/449) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler; İçişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.4.2009)

2.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin ve 3 Milletvekilinin; 5393 Sayılı Belediyeler Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/450) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.4.2009)

3.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş’in; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/451) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.4.2009)

Tezkereler

1.- Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/780) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.4.2009)            

2.- Mardin Milletvekili Emine Ayna’nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/781) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.4.2009)

3.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık ve Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/782) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.4.2009)

4.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/783) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.4.2009)

5.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/784) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.4.2009)

6.- Nevşehir Milletvekili Rıtvan Köybaşı’nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/785) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 5.5.2009)

7.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/786) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 5.5.2009)

8.- Hakkari Milletvekili Hamit Geylani’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/787) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 5.5.2009)

9.- Elazığ Milletvekili Feyzi İşbaşaran’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/788) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 6.5.2009)

10.- Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/789) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 6.5.2009)

11.- Kilis Milletvekili Hasan Kara’nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/790) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 6.5.2009)

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, özürlü istihdamına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1329) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/04/2009)

2.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in, sosyal güvenlik kurumlarının geri ödemelerine yönelik yatırımlarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1330) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/04/2009)

3.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in, yabancı yatırımlara ilişkin Devlet Bakanından (Ali Babacan) sözlü soru önergesi (6/1331) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/04/2009)

Yazılı Soru Önergeleri

1.-   İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın, Kemer’deki bir mesire alanının milli park statüsünden çıkarılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7580) (Başkanlığa geliş tarihi: 15/04/2009)

2.- Eskişehir Milletvekili Fehmi Murat Sönmez’in, sahte içki üretimine ve TAPDK’nın sorumluluğuna ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7581) (Başkanlığa geliş tarihi: 15/04/2009)

3.- Uşak Milletvekili Osman Coşkunoğlu’nun, Katılım Öncesi Ekonomik Programın AB’ye sunulmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7582) (Başkanlığa geliş tarihi: 15/04/2009)

4.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, tarımsal amaçlı soğuk hava depolarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7583) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2009)

5.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’ın, tekstil ve hazır giyim sektörünün desteklenmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7584) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2009)

6.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, TMSF’nin bir ihalesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7585) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2009)

7.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, Hatay ve Antalya tatillerinin masraflarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7586) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2009)

8.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, işsizliğe ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7587) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2009)

9.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, futbol sahalarındaki şiddete ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7588) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2009)

10.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana Büyükşehir Belediyesinin sosyal yardımlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7589) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2009)

11.- Hakkari Milletvekili Hamit Geylani’nin, siyasi tutuklu ve hükümlülere kötü muamele iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/7590) (Başkanlığa geliş tarihi: 15/04/2009)

12.- Edirne Milletvekili Rasim Çakır’ın, çeklerle ilgili kanunun yeniden düzenlenmesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/7591) (Başkanlığa geliş tarihi: 15/04/2009)

13.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Deniz Feneri dava dosyasının çevirisine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/7592) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2009)

14.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, yerel seçimlerdeki ihlaller ve itirazlara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/7593) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/04/2009)

15.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, deprem bölgelerine göre konut sayısına ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/7594) (Başkanlığa geliş tarihi: 15/04/2009)

16.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Bursa’da deprem riski taşıyan binalara ve deprem sigortasına ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/7595) (Başkanlığa geliş tarihi: 15/04/2009)

17.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, Filyos Limanı Projesine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/7596) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/04/2009)

18.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, alternatif enerji kaynaklarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/7597) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/04/2009)

19.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, Şanlıurfa’da yaşanan bazı olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7598) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/04/2009)

20.- Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün, Bilecik’teki belediyelerin borçlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7599) (Başkanlığa geliş tarihi: 15/04/2009)

21.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana Öğretmen ve Öğrenci Veli Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi inşaatına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7600) (Başkanlığa geliş tarihi: 15/04/2009)

22.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, trafik cezalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7601) (Başkanlığa geliş tarihi: 15/04/2009)

23.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, bazı dernek ve vakıflarda yapılan aramalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7602) (Başkanlığa geliş tarihi: 15/04/2009)

24.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, İDO’nun bir televizyon kanalıyla anlaşmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7603) (Başkanlığa geliş tarihi: 15/04/2009)

25.- Adana Milletvekili Tacidar Seyhan’ın, Kahramanmaraş’ta meydana gelen helikopter kazasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7604) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2009)

26.- Erzincan Milletvekili Erol Tınastepe’nin, güvenlik güçlerinin neden olduğu yaralama ve ölüm olaylarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7605) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2009)

27.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Seyhan Belediyesinin sosyal yardımlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7606) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2009)

28.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Yüreğir Belediyesinin sosyal yardımlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7607) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2009)

29.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, yerel seçim sürecindeki olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7608) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/04/2009)

30.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, Ağrı’da meydana gelen bazı olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7609) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/04/2009)

31.- Manisa Milletvekili Ahmet Orhan’ın, çiftçilerin elektrik borçlarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/7610) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/04/2009)

32.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin, Göksu EDAŞ ihalesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/7611) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/04/2009)

33.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, kurumlar arası geçiş yapan öğretmenlerin zorunlu hizmetine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/7612) (Başkanlığa geliş tarihi: 15/04/2009)

34.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın, tıp fakültelerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/7613) (Başkanlığa geliş tarihi: 15/04/2009)

35.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, üniversitelerle ilgili bazı hususlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/7614) (Başkanlığa geliş tarihi: 15/04/2009)

36.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, parasız yatılılık ve bursluluk sınavına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/7615) (Başkanlığa geliş tarihi: 15/04/2009)

37.- İzmir Milletvekili Canan Arıtman’ın, Ergenekon Soruşturmasıyla ilgili beyanına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/7616) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2009)

38.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, bir sınavda sorulan soruya ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/7617) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2009)

39.- Edirne Milletvekili Rasim Çakır’ın, felsefe grubu öğretmenlerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/7618) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2009)

40.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, bir sınav sorusuna ve bazı uygulamalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/7619) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2009)

41.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, bir hayvan hastalığına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7620) (Başkanlığa geliş tarihi: 15/04/2009)

42.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, balıkçılıktaki bazı uygulamalara ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7621) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2009)

43.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, arıcılık sektörünün desteklenmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7622) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2009)

44.- İzmir Milletvekili Abdurrezzak Erten’in, TARİŞ’in desteklenmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7623) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2009)

45.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, TMO’nun alımlarına ve ödemelerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7624) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2009)

46.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, hızlı trene yönelik bazı iddialara ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/7625) (Başkanlığa geliş tarihi: 15/04/2009)

47.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın, Antalya-Kepez yoluna ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/7626) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/04/2009)

48.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, İstanbul-İzmir otoyol projesinde yer alan asma köprüdeki demiryolu şeridine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/7627) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/04/2009)

49.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, bir köye sulama göleti yapımına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/7628) (Başkanlığa geliş tarihi: 15/04/2009)

50.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, bazı yerlerdeki doktor açığına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/7629) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2009)

51.- Erzincan Milletvekili Erol Tınastepe’nin, TAPDK yönetimine yönelik bazı iddialara ilişkin Devlet Bakanından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/7630) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2009)

52.- İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek’in, 2009 yılı bütçesinin revizyonuna ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/7631) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2009)

53.- Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, RTÜK’e yapılan bazı atamalara ilişkin Devlet Bakanından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/7632) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2009)

54.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un, turizm sektörüne yönelik tedbirlere ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/7633) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2009)

55.- İzmir Milletvekili Abdürrezzak Erten’in, çalışanların ve emeklilerin aylıklarına zam ihtiyacına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/7634) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2009)

No.: 98

12 Mayıs 2009 Salı

Tasarı

1.- Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı (1/704) (Plan ve Bütçe ile İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.5.2009)

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, Deniz Feneri davası dosyasının durumuna ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/1332) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

2.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün projelerine ilişkin Devlet Bakanından (Selma Aliye Kavaf) sözlü soru önergesi (6/1333) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

3.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, tarımsal sulama amaçlı elektrik abonelerinin borçlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1334) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

4.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bir ihalesine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1335) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

5.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, İşsizlik Sigortası Fonunun kullanımına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1336) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

6.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat’taki TOKİ  projelerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1337) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

7.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, emeklilere yapılan ödemelerin iyileştirilmesine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1338) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

8.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, bir kasabanın yolunun asfaltlanmasına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1339) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

9.- Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın’ın, terör eylemlerinde kullanılan çocukların korunmasına ilişkin Devlet Bakanından (Selma Aliye Kavaf) sözlü soru önergesi (6/1340) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

10.- Aksaray Milletvekili Osman Ertuğrul’un, Konya-Aksaray bölünmüş yoluna ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/1341) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

11.- Aksaray Milletvekili Osman Ertuğrul’un, Kulu-Aksaray bölünmüş yoluna ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/1342) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş’in, telefon dinlemelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7635) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

2.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş’in, Kırım Kongo Kanamalı ateşi hastalığına karşı alınacak önlemlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7636) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

3.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş’in, Azerbaycan politikasına yönelik bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7637) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

4.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Başbakanlığa yeni bir uçak alınacağı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7638) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

5.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, gerçekleştirdiği bir ziyarete ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7639) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

6.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Şeker Fabrikasının değer tespitine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/7640) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

7.- Muğla Milletvekili Ali Arslan’ın, emekli maaşlarındaki farklılığa ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/7641) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

8.- Muğla Milletvekili Ali Arslan’ın, SGK’nın emekli maaşları ödemesinde bankalardan komisyon almasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/7642) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

9.- Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in, emekli maaşlarının iyileştirilmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/7643) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

10.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin, İşsizlik Sigortası Fonuna ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/7644) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

11.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, Vakıfbank Yönetim Kurulunun bir üyesinin görevden alınmasına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/7645) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

12.- Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in, ücretlilere bir defaya mahsus ödeme yapılmasına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/7646) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

13.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, bazı Valilerin AK PARTİ Genel Merkezindeki görüşme-lerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7647) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

14.- İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek’in, İETT’nin ithal ettiği bazı otobüslere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7648) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

15.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Diyarbakır-Kayapınar Kaymakamlığının hizmet binalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7649) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

16.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan İl Emniyet Müdürlüğünün bir ihalesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7650) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

17.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bir köyün yollarının yapımına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7651) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

18.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bir köyün yol ve su sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7652) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

19.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un, yeni kurulan ilçe belediyelerinin borçlandırıldığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7653) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

20.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın, Darülaceze Müdürlüğünün bir ihalesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7654) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

21.- İstanbul Milletvekili Bihlun Tamaylıgil’ın, İstanbul Büyükşehir Belediyesince alınan metrobüslere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7655) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

22.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın, İstanbul Büyükşehir Belediyesince alınan metrobüslere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7656) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

23.- İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek’in, bazı mükellefler hakkında oluşturulan listeye ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/7657) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

24.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, THY’nin Başbakanın kullanımı için uçak aldığı haberlerine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/7658) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

25.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Konut Edindirme Yardımı ödemelerine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/7659) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

26.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu’nun, özürlü personelin çalışma koşullarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/7660) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

27.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, özürlü personelin çalışma koşullarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/7661) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

28.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan TEDAŞ İl Müdürlüğünün bir ihalesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/7662) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

29.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Bakan onayı ile atanan eğitim kurumu yöneticilerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/7663) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

30.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, bazı okul müdürü atamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/7664) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

31.- Eskişehir Milletvekili Fehmi Murat Sönmez’in, bazı okullara doğrudan müdür atadığı iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/7665) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

32.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bir köydeki sağlık ocağının ihtiyaçlarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/7666) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

33.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un, bir hastanede işten çıkarılan işçilere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/7667) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

34.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan İl Sağlık Müdürlüğünün bir ihalesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/7668) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

35.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un, bir derneğe kaynak aktarılmak istendiği iddiasına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/7669) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

36.- Edirne Milletvekili Rasim Çakır’ın, Tarım Satış Kooperatifleri ve Birliklerine finansman önerisine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/7670) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

37.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un, gıda güvenliği denetimlerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7671) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

38.- Muğla Milletvekili Gürol Ergin’in, tohum bayilerinin birliklere yaptıkları ödemelere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7672) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

39.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, balıkçılıktaki avlanma sürelerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7673) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

40.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, bir yönetmelikteki bazı düzenlemelere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7674) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

41.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, bir yönetmelikteki bazı hükümlere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7675) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

42.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un, bir tebliğde yoğurtla ilgili değişikliklere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/7676) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

43.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, İstanbul-İzmir otoyolu ve hızlı tren projelerinin güzer-gahlarına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/7677) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

44.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan TELEKOM İl Müdürlüğünün bir ihalesine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/7678) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

45.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bir köyün imam ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Çelik) yazılı soru önergesi (7/7679) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

46.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, Adli Tıp Kurumuna yönelik bazı iddialara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/7680) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

47.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan Kültür ve Turizm İl Müdürlüğünün bir ihalesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/7681) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

48.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüğünün bir ihalesine ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/7682) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/04/2009)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Adana Milletvekili Kürşat Atılgan ve 20 Milletvekilinin, orman yangınlarına müdahalede kullanılmak üzere uçak ve helikopter kiralama ihalesiyle ilgili iddiaların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/364) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.05.2009 )

2.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 25 Milletvekilinin, diş hekimlerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/365) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.05.2009 )

3.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu ve 26 Milletvekilinin, mobilya ve ev tekstili sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/366) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.05.2009 )

12 Mayıs 2009 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER : Yusuf COŞKUN (Bingöl), Fatma SALMAN KOTAN (Ağrı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 88’inci Birleşimini açıyorum.

III.- Y O K L A M A

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Duyurular

1.- Portekiz Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Profesör Anibal Cavaco Silva’nın, Genel Kurula hitaben konuşma yapma isteğine ilişkin duyuru

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün resmî davetlisi olarak ülkemizi ziyaret etmekte olan Portekiz Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Profesör Anibal Cavaco Silva bugünkü birleşimde Genel Kurula hitaben bir konuşma yapmak istemişlerdir.

Bu hususu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Portekiz Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı bugün saat 16.00’da Genel Kurula hitap edeceklerdir.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

İlk söz, Millî Eğitim Bakanlığının yönetici atamaları hakkında söz isteyen Yalova Milletvekili Muharrem İnce’ye aittir.

Buyurunuz Sayın İnce. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekili arkadaşlarım, biraz sessiz olursanız konuşmacı daha rahat dinlenebilecek.

Buyurunuz efendim.

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Millî Eğitim Bakanlığındaki yönetici atamalarına ilişkin gündem dışı konuşması

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün sizlere gündem dışı olarak, beş dakikada, ibretlik bazı olayları anlatacağım.

2003’ten bu yana Millî Eğitim Bakanlığı…

Sayın Başkan, AKP sıralarındaki arkadaşlarım benim insicamımı bozuyorlar, lütfen oturmalarını söyler misiniz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen yerlerinize oturun ve Sayın Milletvekilini dinleyiniz.

Buyurunuz efendim.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı 2003 yılından bu yana okullara yönetici atamakla meşgul. Ne yazık ki bir sistem kuramadı. 2003 yılı ile 2009 yılları arasında, Eğitim Kurumlarına Yönetici Atama Yönetmeliği tam 7 kez değiştirildi ve bu yedi değişikliğin tümü yargıdan döndü ve bu arada, bu yönetmelik değişiklikleriyle atanan 35 bin eğitim kurumu yöneticisinin de atamaları iptal edildi, yedi yönetmeliğin tümü, 35 bin eğitim kurumu yöneticisinin atamalarının tümü.

Yine, 2007 yılında çıkarılan bir yönetmelikle sadece yirmi sekiz günde 14.476 yönetici atandı. Bu, cumhuriyet tarihinin rekorudur, bu hatta bir dünya rekorudur. Yani bir yönetmeliği değiştiriyorsunuz, yirmi sekiz gün içerisinde AKP il başkanları, ilçe başkanları toplanıyor –elimizde bunun belgeleri var- şu kişi şuraya müdür olsun diye, yirmi sekiz günde 14.476 yönetici atıyorlar ve Danıştay hem yönetmeliği iptal ediyor hem de atanan yöneticileri iptal ediyor.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Hüseyin Çelik’in döneminde, 2007’de sınav kaldırıldı. Mevcut yönetmeliğe göre yönetici atama olayı şöyle işliyor:

1) Önce duyuru yapılıyor.

2) Başvurular alınıyor.

3) Puanlama yapılıyor. Öğrenim yılı, doktora yapıp yapmadığı, yüksek lisansı var mı, sicil puanı, hizmet yılı, bunlar puanlanıyor.

Sonra, atama yetkisi de valiye ait, valiliklere ait, bakana ait bir yetki yok burada. Puan üstünlüğüne göre valiliklerin bunu ataması gerekiyor.

Değerli arkadaşlarım, yapılan değişikliklerin tümünde, sınav kaldırıldıktan sonra, mülakat, takdir ve teşekkür puanları, vekâleten görevlendirilenlere verilen puanlar, buna benzer nesnel olmayan, adaletli olmayan esaslar getirildi ve bu ölçütler öne çıkarıldı. Hepimiz biliyoruz ki nerede mülakat varsa orada liyakat dışarı çıkmıştır ama ne yazık ki Sayın Hüseyin Çelik’in döneminde bunlar böyle olmuştur. Doktora yapmak, yüksek lisans yapmak, sınavda başarılı olma şartı göz ardı edilmiştir.

Bakın, sizlere -elinizi vicdanınıza koyarsanız- bir şey söyleyeceğim: Yönetici Değerlendirme Formu’nda, eğer siz doktora yaparsanız 5 puan alırsınız, 90 veya yukarı sicil puanı alırsanız 10 puan alırsınız. Sicil puanı müdürün iki dudağı arasında bir şey, 10 puan ama doktora yapmak 5 puan, yüksek lisans yapmak 3 puan, aylıkla ödüllendirme almak 5 puan. Aylıkla ödüllendirme yine müdürün takdirinde bir şey, hatta bunu 3 kez alabiliyorsunuz, yani 15 puan. Aylıkla ödüllendirme 15 puan, doktora yapmak 5 puan. Ben şimdi sizlere soruyorum: Adalet bunun neresinde, merhamet bunun neresinde, insaf bunun neresinde, hikmet bunun neresinde, bilim bunun neresinde, hukuk bunun neresinde, onu vicdanlarınıza bırakıyorum.

Değerli arkadaşlarım, liyakata, bilime, emeğe verilen saygı işte bu kadar. Bu adaletsiz, haksız ve zulüm dolu yönetici atamaları yargıdan dönünce, Sayın Bakan dâhiyane fikriyle 76’ncı maddeyi buldu ve keyfî bir şekilde, liyakati, emeği esas almayan yönetici atamaları yaptı Bakan oluruyla. İşte size bir keyfîlik örneği: 9 Martta halk eğitim merkezlerinden müdür başyardımcısı kadrolarını iptal etti, 29 Nisanda Konya’da müdür başyardımcısı atadı halk eğitim merkezine. Sorun şu: Son bir yılda 76’ncı maddeye göre kaç yönetici atandı? Bu atamalar, hangi sendikaya üye? Branşları ne? Çiçeği burnunda Sayın Çubukçu’ya sordular ve Sayın Çubukçu şunu dedi: “Bu atamalar hukuka uygundur.” Şimdi, hukuka uygunsa bu atamalar, o zaman Yönetici Atama Yönetmeliği’ni kaldıralım, Sayın Bakan istediği gibi yöneticileri atasın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

Buyurunuz.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Sayın Çubukçu hukuk fakültesi mezunudur. Bu atamaların hukuka uygun olup olmadığına yargı karar verecek ama ben Sayın yeni Bakanımıza şunu söylüyorum -hukuka uygun olup olmadığına yargı karar versin- ben şimdi diyorum ki: Bu atamalar vicdana uygun mu, bu atamalar adalete uygun mu, bu atamalar Bakanlığa olan inancı sarsıyor mu, okullardaki iş barışını, huzuru bozuyor mu, bunu sizin vicdanlarınıza bırakıyorum.

Değerli arkadaşlarım, eğitim tarihimizin en acı örneğini veriyorum: 30 Haziran 2006 tarihinde yapılan müdür yardımcısı sınavını 15.036 kişi kazandı. Sınav sonucuna göre bu 15.036 kişiden 1 kişi atanmadı. Bakanlık sürekli olarak yargıyı suçluyor, sendikaları suçluyor. Burada diyoruz ki: Bu nasıl bir mantıktır, 15 bin kişiden 1 kişiyi böyle bir atama yapmadınız?

Değerli arkadaşlarım, burada gözden kaçan bir başka nokta var. Bu yetki Bakana verilmiş …

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın İnce, lütfen toplayınız.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkanım.

Bakana bu yetki verilmiş olabilir. Ancak yargı kararlarına göre, Bakana verilen bu yetki, bu takdir yetkisi mutlak bir yetki değildir, bağlı bir yetkidir, yürürlükteki yönetmelikle çerçevesi çizilmiştir ve bu atama yetkisi Bakanlıkta değil, valiliklere verilmiştir. Dolayısıyla, Millî Eğitim Bakanlığı burada yetki gasbı yapmıştır, suç işlemiştir.

Ben siyasi kimliğimizi bir kenara bırakarak, bir öğretmen milletvekili olarak, bütün öğretmen arkadaşlarıma Cumhuriyet Halk Partisi adına bu kürsüden söz veriyorum: Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında kesinlikle sınav olacak, liyakat esas olacak, emek esas olacak; kesinlikle kayırmacılık yapılmayacak, hukuksuzluk yapılmayacak; doktora ve yüksek lisans yapmak özendirilecek.

ERTEKİN ÇOLAK (Artvin) – Geçmişte niye yapmadınız, geçmişte?

MUHARREM İNCE (Devamla) – Biz yandaşlarımızı müdür yapmak için değil çocuklarımızı iyi eğitmek için, eğitimin niteliğini yükseltmek için enerjimizi, yetkimizi bu şekilde kullanacağız diyorum.

Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın İnce.

Gündem dışı ikinci söz, Özürlüler Haftası münasebetiyle söz isteyen İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’a aittir.

Buyurunuz Sayın Ayhan. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın, Özürlüler Haftası ve engellilerin yaşadığı sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması

SELÇUK AYHAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; engelli yurttaşlarımızın yaşadıkları ve her geçen gün ağırlaşan sorunları üzerine söz almış oluyorum. Bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlarım.

Başbakanlık Özürlüler İdaresinin son yaptırdığı araştırma sonuçlarına göre Türkiye'de 8,5 milyon engelli yurttaşımız yaşamakta. Bu da ortalama nüfusun yüzde 12’sine tekabül etmekte ve aileleriyle birlikte yaklaşık 30 milyon insanımız engellilerimizin sorunlarıyla iç içe yaşamak zorunda kalmakta. Türkiye’nin gerçeği bu.

Özürlü bireylerimizin, yapılan araştırmalara göre, başta ortopedik özürlülük olmak üzere, sırayla, görme, işitme, konuşma ve zihinsel engellilik olarak tanımlanabilecek değerlendirmeler var. En basit örneğiyle, kent yaşamı içinde yerel yönetimlerdeki uygulamalar nedeniyle kent yaşamına giremeyen ve sosyal yardıma, desteğe, insani yardıma ihtiyacı olan engellilerimiz var. Günümüzde engelli yurttaşlarımızın büyük bir bölümü yeterli düzeyde eğitim alamıyor, sosyal yaşamın olanaklarından da yararlanamıyor. Engelli yurttaşlarımızın büyük çoğunluğu kendi kendine yetemediği gibi, başkalarının desteğine ihtiyaç duymak zorunda kalıyor.

Uygar toplum, hepimizin bildiği gibi engelli yurttaşlarına verdiği değerle belirlenir. Bugün önemli bir bölümü üretime katılamayan, sosyokültürel sorunları bulunan engellilerimizin üretken ve bağımsız bireyler olarak yaşamını sürdürebilmeleri için toplumun her kesimine, elbette ki başta devletimize, sivil toplum kuruluşlarımıza, özel sektörümüze ciddi görevler düşmektedir. Bu anlamda da eğitim hizmetleri konusunda tüm yurttaşlarımızın bilinçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Anayasa’mızın 42, 50, 59 ve 61’inci maddelerinde yapılan düzenlemeler, özürlü yurttaşlarımızın eğitimi, istihdamı ve çalışma yaşamlarındaki konumlarına ilişkindir. Ayrıca ülkemizin bu alanda uluslararası sözleşmelerden, Avrupa Birliği müktesebatından doğan yükümlülükleri de bulunmaktadır. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa Sosyal Şartı, Uluslararası Çalışma Örgütü sözleşmeleri ve Özürlü Hakları Bildirgesi ülkemizi bağlayan başlıca sözleşmelerdir. Kısaca bu sözleşmelerde temel amaç, engelli yurttaşlarımızla sağlam yurttaşlarımız arasındaki eşitliğin sağlanması ve fırsat eşitliğinin yaratılmasına yöneliktir.

Yasal düzenlemelere karşın, özellikle engelli yurttaşlarımızın istihdamı konusunda yaşanan sıkıntı ortadan kaldırılamamıştır. Türkiye İş Kurumunun 2008 Aralık verilerine göre, Kuruma kayıtlı özürlü sayısı 96.533’tür. Kamudaki açık kontenjanı 2.674, özel sektördeki ise 23.004 olup, bu, kamuda bile zorunlu olmasına rağmen, yasalarla zorunlu olmasına rağmen özürlü kontenjanının tam olarak doldurulamaması, devletin engelli yurttaşlarımıza verdiği önemin ne kadar yetersiz olduğunun bir göstergesidir.

2022 sayılı Yasa kapsamında özrü oranında Emekli Sandığından özürlü maaşı alanlara verilen aylık, ortalama 160 ile 300 lira arasındadır. Bu rakamla bir insan, yaşamını ne kadar devam ettirebilir? Bunu da hepinizin vicdanına bırakıyorum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; engellilerimizin yaşamlarını sürdürebilmeleri için devlet eliyle sağlanan sosyal ve ekonomik desteğin yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir. Bununla birlikte, verilen hizmetler, birçok bakanlığa bağlı değişik kurumlar kanalıyla sürdürülmektedir, dağınıktır ve özürlü açısından da hizmete ulaşmada sorun yaratmaktadır.

Bir diğer konu ise, özürlülüğe ilişkin, eğitimden bakıma, imardan emlake, gelirden gümrüğe, 657’den İş Kanunu’na kadar yaklaşık kırk alanda, şu anda uygulamada olan kırkın üzerinde kanun, birçok kararname, yönetmelik, genelge ve tebliğ bulunmaktadır. Temmuz 2005’te çıkan 5378 sayılı Yasa, bu çok başlılığı ve dağınıklığı ortadan kaldırmakta yetersiz kalmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

Buyurunuz.

SELÇUK AYHAN (Devamla) – Özürlülerle ilgili uygulamaların tek bir merkezden ve tek bir elden yürütülmesine gereksinim vardır. Bu konuda, Parlamentomuzun gereken çalışmayı etkin bir biçimde yapması ve sonuçlandırması gerekmektedir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; engelli yurttaşlarımızın yaşamın her alanında yeterli ölçüde yer almasını sağlayacak kalıcı ve yeterli politikaların üretilerek bir an önce hayata geçirilmesi dileğiyle yüce heyetinizi ve bizi izleyen yurttaşlarımızı saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Ayhan.

Gündem dışı üçüncü söz, Çukurova’da yaşanan sel felaketi nedeniyle çiftçilerin uğramış olduğu zararlar hakkında söz isteyen Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’a aittir.

Buyurunuz Sayın Şandır. (MHP sıralarından alkışlar)

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Çukurova’da yaşanan sel felaketi nedeniyle çiftçilerin uğramış olduğu zararlara ilişkin gündem dışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten, her bahar yaşadığımız bir felaketle tekrar karşı karşıyayız. Mersin Tarsus, Adana Kadirli, Kozan, Karataş ilçelerinde yani Çukurova’da geçen hafta perşembe gecesi Devlet Su İşleri 6. Bölge Müdürlüğüne bağlı baraj kapaklarının açılmasıyla yaşanan bir sel felaketiyle karşı karşıyayız. Rakamlar muhtelif ama yaklaşık 170 bin dönüm ekili alan sular altında kaldı. Çok sayıda köyümüz, köylümüz tam hasat öncesinde mağdur oldu; çaresiz, çaresizliğin içerisinde de maalesef sahipsizlik içinde çırpınıyor. Bunu sizlerle paylaşmak için söz aldım.

Tabii, öncelikle şunu ifade etmek istiyorum: Bir kasıt olduğunu söylememiz mümkün değil. Ama bu ne biçim bir ihmaldir ki göz göre göre gölet kapakları, baraj kapakları açılıyor ve ova, köy, köylü, emek, mahsul suyun altında kalıyor. Vatandaş faks çekmiş, ismini yazmış, imzasını atmış, diyor ki: “Suyu üstümüze bıraktılar. Neden?”

Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi bu çığlığı duymalıdır. Köylü diyor ki: “Suyu üstümüze bıraktılar.” Bizim Genel Başkan Yardımcımız Sayın Recai Yıldırım karpuz tarlasını gösteriyor, hasat öncesindeki karpuz tarlası. Tarsus’ta yaklaşık 20 bin dönüm buğday, yaklaşık yirmi gün sonra hasat edilecek buğday bugün sular altında, hiçbir ekonomik değeri yok, öldü. Mısır öldü, karpuz öldü… Seralar; meyve seraları, sebze seraları sular altında kaldı.

Tarsus’un birçok köyü, dedim; köylüler bizi izliyorlar, onun için söyleyeyim isimlerini: Baharlı, Kefeli, Köprü, Yaramış, Çatalca, Ağzıdelik köyleri, maalesef devletimizin ve Hükûmetimizin şefkatini, merhametini beklemekte; çocuklarının rızkını suyun altında kaybettiler, devletin şefkat kucağını beklemekte.

İnanıyorum, inşallah Tarım Bakanı bilgi verecektir ama ben de bir katkı olsun diye… Acaba şunlar yapılamaz mı Sayın Bakanım:

Öncelikle, Tarsus Ziraat Odası Başkanının yazdığı, size de gönderdiği faks önümde. Diyor ki: “Çıkardığınız Afet Kanunu’nun bize hiçbir faydası yok. Çiftçinin yüzde 40 varlığının kaybedilmesi hâlinde ancak afette yardım yapabiliyorsunuz.” Böyle bir şey söz konusu değil.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Mal varlığının…

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Mal varlığının yüzde 40’ı.

Yani, burada çıkan kanunlar eğer bu insanın faydasına olmayacaksa niye çıkartıyoruz? Yüzde 40 varlığını kaybetmiyor ama buğdayını kaybetmiş, emeğini, ekmeğini kaybetmiş. Ne yapacağız?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Tümünü kaybetmiş.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Sayın Bakanım, çiftçi diyor ki: “Hiç olmazsa şu primlerimizi hemen ödeyin. Çünkü bu su çekilir çekilmez bu suyun çekildiği yere yeni bir mahsul ekebilelim. Borçlarımızı silin ki yeniden borçlanabilelim. Başbakanlık fonlarından özel bir imkân yaratın bize, hiç olmazsa yeni mahsulü ekebilelim, yoksa ekemeyiz.“

Afet Fonu’ndan faydalanamayacağına göre bu çiftçiyi kendi çaresizliğinde sahipsiz bırakma hakkına sahip değiliz değerli milletvekilleri, köylünün adına. İşte, sahadan gelen milletvekillerim de söz istedi. Her partiden sayın milletvekili oradaydı. Bu, bizim insanımızın sorunu ve bu soruna biz bigâne kalamayız. Ümit ediyorum, inşallah, Sayın Bakan burada, güzel, müjdeli haber de verecektir. Mersin’in Tarsus ilçesinde, Adana’nın Kadirli, Kozan ve Karataş ilçesinde yaşanan ve çok net söylüyorum, hiç kimseyi suçlamadan söylüyorum, bir ihmalin sonucu, bir dikkatsizliğin sonucu, göz göre göre o baraj kapaklarını açarak köylüyü su altında bırakmanın anlamı ne?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Niye gereken tedbir alınmıyor? Niye dikkatli olunmuyor? Bunlar Hükûmetin sorumluluğunda olan sorular, cevapları da onların vermesi lazım ama ben vatandaşım adına şunu söylüyorum: Çiftçi mağdur, çiftçi şu anda gözünü açmış, kulağını açmış bizi dinliyor ve buradan bir müjdeli haber bekliyor. Sayın Tarım Bakanı, dünü falan anlatmadan, 2002’de şöyle oldu, şöyle yaptık, böyle yaptık demeden, Tarsus çiftçisine, Adana çiftçisine buradan bir şey söylemeli. Söylediğimiz basit: Şu primleri yarın ödemeye başlayın. Çiftçinin bugün ödemek mecburiyetinde olduğu, tarım krediye, bankaya olan borçlarını silin.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Silifke’ye de söz vermişti Mehmet Bey, Silifke’ye de.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Başbakanlık fonlarından bu çiftçiye bir fon, bir imkân yaratın. Devletimiz güçlü. Başbakanlık Acil Destek Fonu’ndan bir imkân yaratın, il özel idaresi bütçesini bu yönde teşvik edin. Sayın Vali, Sayın Tarsus Kaymakamı bu konuda hazır.

Dolayısıyla, değerli milletvekilleri, halkımızın bir kısmı bir acıyı yaşıyor ve buradan bir çözüm bekliyor. Bunu sizin vicdanınıza ve dikkatlerinize sunmak için söz aldım.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Şandır.

VAHAP SEÇER (Mersin) – Efendim, söz isteyebilir miyim? İlave yapacağım birkaç konu var.

BAŞKAN – Sayın Seçer, yerinizden iki dakika söz veriyorum bu konuyla ilgili.

Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Mersin Milletvekili Vahap Seçer’in, Çukurova’da yaşanan sel felaketine ilişkin açıklaması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı

VAHAP SEÇER (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Taşkın sahası benim de seçim bölgem. Geçtiğimiz gün diğer muhalefet milletvekili arkadaşlarımızla oralarda inceleme fırsatımız oldu hasarları. Gerçekten üzüntü verici bir durum. Üreticimizin aylardır emek edip ortaya çıkardığı ürünler, maalesef, bu taşkın sonucunda ciddi zararlar görmüştür, tahrip olmuşlardır. Tabii, burada, bu alanlar, tarımsal alanlar, taşkın alanları, ancak bunu böylece geçiştirmemiz mümkün değildir. Burada, DSİ’nin, Devlet Su İşlerinin önemli bir ihmali söz konusudur. Bu, bizim tespitlerimizdir, üreticilerin de tespitleridir. Bu yıl, her yıla göre çok daha fazla yağış aldığımız bir yıl oldu, hem bölge olarak hem ülke olarak. İşte, burada, mühendis arkadaşlarımızın, teknisyen arkadaşlarımızın, oradaki bir yıl boyunca yağışları takip eden, baraj gölüne giren su seviyesini kontrol eden ve onları tehlike sınırının altında tutmaya çalışan teknik eleman arkadaşlarımızın buradaki vizyonsuzluğundan ve öngörüsüzlüğünden kaynaklandığını ben düşünüyorum. Nitekim, bu, hesap işidir, kitap işidir, mühendislik işidir. Yıllık yağış ortalamaları vardır, geçmiş yıllara bakılır, o yılın yağış miktarı alınır, kar rasatı yapılır, baraj göletine girecek su miktarı hesap edilir ve önümüzdeki aylarda oluşacak yağış tahminleri de yapılarak, barajdaki su seviyesinin tehlike oluşturmayacak boyutlarda tutulması gerekiyordu; bunlar yapılmamış. Bir emsal verebilirim: Berdan Irmağı’nı besleyen Tarsus Berdan Barajı’nda böyle bir sorun yoktur. Oradaki mühendis arkadaşımız, bu konuda bu süreci iyi sevk ve idare etmiştir ve Tarsus Ovası’nı böyle bir taşkından, Tarsus Berdan Irmağı’nı böyle bir taşkından koruma başarısını göstermiştir.

Değerli arkadaşlarım…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Seçer.

VAHAP SEÇER (Mersin) – İki kelime daha ekleyebilir miyim Sayın Başkanım? Hemen bitireceğim.

BAŞKAN – Buyurun, iki kelime…

Şunu izah edeyim yalnız sayın milletvekilleri: Bu konunun önemi ve gündemde olan bir konu olduğu için gruplardan birer kişiye söz vereceğim, diğer arkadaşlarımız lütfen şey yapmasınlar.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Vilayetler farklı olduğu için Sayın Başkan, yani Adana vilayetinden de bir arkadaşımızın konuşması lazım.

BAŞKAN – Bir kişiye söz vereceğim.

VAHAP SEÇER (Mersin) – Sayın Başkanım, hemen sözlerimi bitiriyorum. Teşekkür ediyorum.

Tabii, olan olmuştur. Şimdi, tabii, üreticimiz dayağı yiyen kesim, biz sayan kesimiz. Bu insanların mağduriyeti vardır. Sayın Bakan burada, Sayın Tarım Bakanımız.

Üreticilerimizin talepleri vardır, en azından 2008 yılına ait prim destek ödemelerinin bir an önce yapılması konusunda talepleri vardır. Kısa bir süre sonra bu alanda sular çekilecektir, tekrar ekim imkânı doğacaktır. En azından, akaryakıt yardımı, gübre yardımı, tohum yardımı gibi yardımları talep ediyorlar. Siz de takdir edersiniz, krizin ortaya çıkardığı sonuçlar üreticimizi de mağdur etmiştir. En azından, bu tip yardımlarla bu yaraların sarılmasına katkı sunacağını ümit ediyorum Sayın Tarım Bakanının.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Seçer.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Adana ve Mersin milletvekillerimizi istirham ediyorum.

BAŞKAN – Bir kişiye söz vereceğim, lütfen.

Buyurunuz Sayın Tankut.

2.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un, Çukurova’da yaşanan sel felaketine ilişkin açıklaması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı

YILMAZ TANKUT (Adana) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Ben de az önce hem Sayın Şandır’ın hem de Sayın Seçer’in dile getirdiği konuyla ilgili olarak bilgilendirme yapmak istiyorum.

İfade edildiği gibi, Seyhan baraj gölünün kapaklarının açılarak dere yatağına hacminin üzerinde su verilmesiyle meydana gelen baskınlarda bölge çiftçimiz ne yazık ki büyük bir ziyanla karşı karşıya kalmıştır. 6 Mayısta Seyhan ve Çatalan barajlarının kapaklarının açılması sonucunda Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin geçtiği Akdeniz’e kadar uzanan, yaklaşık, bizim bölge itibarıyla, 80 bin dönüm ekili alan ve narenciye bahçesi su baskınlarına maruz kalmıştır ve özellikle Yüreğir, Seyhan ve Karataş ilçelerine bağlı köyler başta olmak üzere, Gümüşyazı, Damlapınar ve Tabaklar köylerimizde büyük hasarlar meydana gelmiş, karpuz ve mısır tarlaları tamamen sel sularının altında kalmıştır ve ne yazık ki çiftçilerimizin bütün emekleri ve umutları da sel suları altında kaybolmuştur. Çiftçilerimiz -az önce de ifade edildiği gibi- bu felaketin sorumlusu olarak Devlet Su İşlerini göstermektedir. Toroslardaki karın erimesi ve yoğun yağışlarla birlikte meydana gelen taşkınlar neticesinde barajların dolması üzerine açılan kapaklar yüzünden böylesine büyük bir felaketle karşı karşıya kalmışlardır ve bunda da yetkililerin ihmali olduğunu, bu kapakların açılmasının lazım geldiğini ancak bunun çok daha önceden, geniş bir zaman dilimi içerisinde kademeli olarak, kontrollü olarak açılmasının lazım geldiğini ifade etmişlerdir. Benzer hadise, yine geçen sene de Karataş’ta sel felaketi olmuştu. Bununla da ilgili ben gündem dışı söz almıştım. Ama ne yazık ki o dönemde de yaklaşık 36 bin dönüm ekili alan ziyan gördüğü hâlde Hükûmetimiz ve yetkililer bu felaket karşısında duyarsız kalmışlardı. Netice olarak biz de bölgemizin, Adana’mızın, Çukurova’mızın bu felaketine karşı Hükûmetin özellikle tedbirleri acilen alarak bu insanlarımızın ve çiftçilerimizin yardımına bir an önce koşmasını ve yanlarında yer almalarını temenni ediyorum.

Söz verdiğiniz için teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Tankut.

DURDU MEHMET KASTAL (Osmaniye) – Sayın Başkanım, biz de sel alanında olduğumuz için, eğer müsaade ederseniz…

BAŞKAN – Sizden sisteme girmiş kimseyi görmüyorum efendim.

DURDU MEHMET KASTAL (Osmaniye) – Girmemiz şart mı? Az önce girmediler.

BAŞKAN – Evet efendim, sisteme girince konuşabiliyorsunuz.

Kim konuşmak istiyor?

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Mehmet Kastal, Osmaniye.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Kastal, iki dakika…

3.- Osmaniye Milletvekili Durdu Mehmet Kastal’ın, Çukurova’da yaşanan sel felaketine ilişkin açıklaması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı

DURDU MEHMET KASTAL (Osmaniye) – Teşekkür ediyorum.

Gerçekten bizim Çukurova’mızda çok büyük bir sel felaketi olmuştur. Ama şu bir gerçektir, gidip gördüğümüzde, cumhuriyet tarihinde belki elli yıldır böyle bir yağmur ve sel görülmemiştir.

Şimdi, bu baraj kapaklarının açılmasından kaynaklandığını biz düşünmüyoruz. Neden derseniz, biz cumartesi günü DSİ Bölge Müdürü, Tarım Kredi Bölge Müdürü, Vali Bey ve tüm ekibiyle birlikte bu köyleri gezdik. Ama bu köylerde bu settelerin yıkılmasıyla birlikte, bunların dağıtılmasıyla birlikte patlaklar oluşmuş ve bunun sonucu diğer alanlara sıçramıştır. Devletimiz orada gerekli incelemeleri yapmıştır. Tarım İl Müdürlüğümüz ve Tarım İlçe Müdürlüğümüz şu an arazilerin boşalmasıyla birlikte raporları hazırlıyorlar. İnşallah raporları hazırladığımızda Sayın Bakanımıza takdim edeceğiz ve afet kapsamına alınması için gerekli mücadeleyi göstereceğiz diyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kastal.

HAKKI SUHA OKAY (Ankara) – Sayın Başkan, Adana Milletvekili Hulusi Bey’in de bir söz talebi var.

BAŞKAN – Şimdi, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker.

Buyurunuz Sayın Eker. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Bakan, şu Silifke’ye verdiğiniz sözü de açıklayın. 26 Kasım 2008 günü bu Mecliste söz verdiniz, “Ödenmediyse ödeyeceğim.” dediniz, ondan sonra soru önergesine doğru dürüst yanıt vermediniz. Silifke’ye ödemediğiniz paraları ne yapacaksınız?

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Eker.

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Çukurova’da yaşanan sel felaketi nedeniyle çiftçilerin uğramış olduğu zararlara ilişkin gündem dışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (Devam)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Çukurova’da son günlerde yaşanan sel felaketi nedeniyle çiftçilerin uğramış olduğu zararlar konusunda yapılan gündem dışı konuşmalarla ilgili huzurlarınızdayım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 5 Mayıs tarihinde Osmaniye’de, Kadirli ilçesine bağlı 21 köyde, bize ulaşan ilk tespitlere, ilk bilgilere göre 1.250 çiftçiye ait çeşitli ürünlerin ekili bulunduğu 35 ila 40 bin dekar alanda, ilk tespitlere göre yüzde 30 ila yüzde 100 arasında değişen oranlarda bir zarar oluştuğu bilgisine sahibiz.

Keza, Mersin ili Tarsus ilçesinde 8 Mayıs 2009 tarihinde 205 köydeki 295 çiftçiye ait 24.800 dekar hububat ve sebze ekili alanda da yine muhtelif oranlarda zarar meydana geldiği, Adana ilimizin Karataş ilçesinde yine 7-8 Mayıs 2009 tarihlerinde 4 köyde 30 bin dekar hububat ve sebze alanının zarar gördüğü, Yüreğir ilçesinde yine 7-8 Mayıs tarihlerinde 15 köydeki 290 çiftçiye ait 18 bin dekar alanda da hububat ve narenciye alanıyla yine 7 arıcıya ait 1.900 kovanın zarar gördüğü, Kozan ilçesinde 5 Mayıs tarihinde aşırı yağışlar sonucu Deliçay’ın taşmış olduğu ve 56 çitçiye ait yaklaşık 2 bin dekar -1.900 dekar- alanda bir zarar meydana geldiği, Seyhan ilçesinde de, yine, 9 Mayıs tarihinde 9 köye ait narenciye, mısır ve diğer sebze meyveden oluşan muhtelif tarım ürünlerinin ekili dikili bulunduğu 20 bin dekar alanın selden etkilendiği bilgisi ulaşmıştır.

Tabii, öncelikle, ben, bütün çiftçilerimize, burada, bir daha böyle bir felaketle karşılaşmamaları yönünde temennide bulunduğumu ifade etmek istiyorum, geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.

Bu çerçevede, Bakanlığımızın il ve ilçe müdürlükleri çalışmalarına başlamış durumda. Suların çekilmesini takiben de yapılacak olan kesin hasar tespitleri ve zarar oranıyla, zarar gören çiftçilerin sayısı tabii net olarak ortaya çıkacak ve il hasar tespit komisyon çalışmalarının tamamlanmasından sonra da çiftçilere yapılacak olan, yasalar gereği yapılacak olan yardımlar da kesinleşecektir. Tabii, bu arada, eğer bütün bu süreç içerisinde herhangi bir ihmal veya zarar, kasıt durumu varsa, belirlenmişse, onlarla ilgili olarak da gerekli işlem yapılacak.

Tabii, bu arada, çalışmalar sürüyor. Hem illerdeki Köy Hizmetleri ekipleri hem DSİ hem il, ilçe tarım müdürlükleri konuyla ilgili, afet bölgesinde, bu selden zarar görülen bölgelerde gerekli çalışmaları yaptılar. Bundan sonra da bu çalışmalar sonuçlanıncaya kadar devam edecek.

Biz tabii, hasar tespitini müteakip olarak, biraz önce de ifade ettiğim gibi, kanunların vazettiği biçimde ve imkânlar ölçüsünde zararları tazmin edilecektir.

Pazartesi günü biz yağlı tohum primlerinin ödemesine başlıyoruz. Bu arada bunu özellikle Sayın Şandır, illa buradan -bir kısım milletvekillerimiz de- ifade edilmesini istediler. Ben de söylüyorum, yağlı tohum ödemeleri pazartesi gününden itibaren başlıyor. Bu, 350 milyon lira civarında tutuyor. Sadece Adana’da 58 milyon liralık bir ödeme var. Diğer il, ilçelerimizin de tahakkuku…

VAHAP SEÇER (Mersin) – Tarsus’u unutmayalım Sayın Bakan, bizim ilçeyi unutmayalım.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Unutmuyoruz, hiçbir yeri unutmayız, merak etmeyin.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Tarsuslulara bunu diyebiliriz değil mi Sayın Bakan?3

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Hiçbir yeri unutmuyoruz ama hangi ilçemizin, hangi çiftçilerinin ne kadar tahakkuku varsa onların tamamı ödenecek, bunu özellikle ifade etmek istiyorum. Bunun dışında da yine, gerek valilikler yoluyla gerekse diğer şekillerde yapabileceğimiz ne varsa yapıyoruz.

Tabii, tarım zor ve sorunlu bir alan, tarımsal üretim. Yağışın olmaması da sorundur, kuraklıktır. Geçen sene ve önceki sene bundan dolayı ıstırap çektik, bundan dolayı sıkıntı çektik. Bu sene yağış var, hamdolsun, Türkiye’nin genelinde iyi durumda ama maalesef Çukurova’da, geçtiğimiz günlerde olduğu gibi, bazı yerlerde de aşırı yağış sebebiyle bu defa çiftçilerimiz bir zararla, bir hasarla karşı karşıya. Eldeki kanun, bu konuyla ilgili 2090 sayılı Kanun. Bu Kanun çerçevesinde yapabileceğimiz yardımlar var, bunun hasar tespiti var. Bu arada, yüce Meclisi şöyle bir bilgiyle de bilgilendirmek istiyorum: 2090 sayılı Kanun’da hasar oranı yüksek. Yüzde 40 toplam mal varlığının yok olması hâlinde zarar ve ziyan ödemesine gidilebiliyor. Biz, bunu… Bu Yasa’da bir değişiklikle ilgili bir çalışmamız var, Bakanlık olarak böyle bir tasarı hazırladık, onu özellikle ifade etmek istiyorum ama sigorta uygulamaları içerisinde de özellikle önümüzdeki yıllarda selin de dâhil edilmesi yönünde de bir çalışma yaptığımızı huzurlarınızda ifade etmek istiyorum.

Esasen sigorta uygulamasının yapıldığı risklerle ilgili, doğal afetlerle ilgili de oldukça, şu ana kadar, başarılı bir çalışma yapıldı. 675.500 poliçe kesildi ve bugüne kadar da 122 milyon lira da bu poliçelerin bedeli olarak da devlet desteği sağlandı çiftçilerimize, 122 milyon lira. 95 milyon lira da biz hasar ödemesi yaptık son birkaç yıl içerisinde. Tarım sigortası yaptırıp doğal afetle karşı karşıya kalan çiftçilerimize hasar ödemesi olarak yaptığımız 95 milyon lira. Bunu da yüce Meclisin bilgilerine sunmak istiyorum.

Tabii, daha önce bu konuyla ilgili, bizim, bir başka kanun vardı. Bu kanun 2001 yılında yürürlükten kaldırılmış, 5254 sayılı Muhtaç Çiftçilere Ödünç Tohumluk Verilmesi Hakkındaki Kanun. Bu kanun biraz daha kolay uygulanabilir bir kanundu, özellikle doğal afetlerle karşı karşıya kalındığında muhtaç çiftçilere hem tohumluk verilmesi hem borçların ertelenmesiyle ilgili daha kolaydı. O kanun 2001 yılında yürürlükten kaldırıldı. Mevcut 2090, 1996 yılına kadar hiç işlerliği olmayan, işletilmeyen bir kanundu; 96’dan 2002 yılına kadar sadece hayvancılıkta, özellikle hayvan varlığı, yangın vesaireyle ilgili telef olduğunda uygulanırdı. Ondan sonra, biz, 2002 yılından bu yana da onu çiftçi lehine işletiyoruz ama bu Kanun, tabii, başlangıçta bu amaçla ihdas edilmediğinden dolayı ihtiyacı tam olarak karşılamıyor.

Biz, şimdi, burada düzeltme yapmak üzere bir tasarı hazırladık ama alternatif olarak da Tarım Sigortaları Kanunu’nu yürürlüğe koyduk ve biraz önce de söylediğim gibi, şu ana kadar başarılı bir şekilde gidiyor. Sigorta prim poliçesinin yüzde 50’si hibe olarak ödenmekte ve bugüne kadar da biz 122 milyon lira hibe destek sağladık bu konuda.

Şimdi, bu biraz önce söylediğim yağlı tohumlarla ilgili ödeme yapılacak illerde Adana var. Özellikle onu ifade etmek istiyorum, demin söylendi. Aydın, Balıkesir, Bursa, Çanakkale, Çorum, Denizli, Edirne, Eskişehir, İzmir, Kırklareli, Manisa, Samsun, Osmaniye… Bu illerimizin ödemesi evvelemirde yapılacak.

VAHAP SEÇER (Mersin) – Sayın Bakan, Mersin yok.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Diğer illerle ilgili de icmalle ilgili bir mesele var. O icmal tamamlanır tamamlanmaz o da ödenecek. Bunu da bilgilerinize sunmak istiyorum.

Geçmiş olsun dileklerimi tekraren ifade etmek istiyorum. Allah bir daha böyle afetlerle bizi karşı karşıya bırakmasın.

Hepinizi saygılarla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Eker.

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Sayın Başkanım, bir katkıda bulunabilir miyim?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, kısa bir katkıda bulunacak.

BAŞKAN – Ama böyle bir usulümüz yok, biliyorsunuz. Tartıştık konuyu da.

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Bir dakika falan sürer.

BAŞKAN – Daha sonra tekrar konuşursunuz.

Sayın milletvekilleri, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Cemil Çiçek, gündemin “Sözlü Sorular” kısmında yer alan sorulardan 1, 9, 19, 37, 38, 40, 43, 44, 53, 56, 67, 68, 69, 71, 73 ve 78’inci sıralardaki soruları birlikte cevaplandırmak istemişlerdir.

Sayın Bakanın bu istemini sırası geldiğinde yerine getireceğim.

Şimdi, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Sözlü soru önergesinin geri alınmasına dair bir tezkere vardır, okutuyorum:

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Önergeler

1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun (6/1328) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/135)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gündemin Sözlü Sorular Kısmının 469. sırasında yer alan (6/1328) esas numaralı sözlü soru önergemi geri alıyorum.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

                                                                                                           Dr. Reşat Doğru

                                                                                                                   Tokat

BAŞKAN – Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır. Ayrı ayrı okutuyorum:

C) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Adana Milletvekili Kürşat Atılgan ve 20 milletvekilinin, orman yangınlarına müdahalede kullanılmak üzere uçak ve helikopter kiralama ihalesiyle ilgili iddiaların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/364)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 19.01.2009 tarihinde 7 yıllığına 12 helikopter ve 4 uçak olmak üzere hava araçları kiralanması ile ilgili olarak yapılan ihaleyle ilgili iddiaların araştırılıp incelenerek, alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasamızın 98. ve İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri uyarınca bir "Meclis Araştırması" açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

1) Kürşat Atılgan                            (Adana)

2) Oktay Vural                               (İzmir)

3) Yılmaz Tankut                            (Adana)

4) Recai Yıldırım                            (Adana)

5) Osman Durmuş                          (Kırıkkale)

6) Muharrem Varlı                         (Adana)

7) Ahmet Orhan                             (Manisa)

8) Erkan Akçay                              (Manisa)

9) Kamil Erdal Sipahi                     (İzmir)

10) Hasan Özdemir                        (Gaziantep)

11) D. Ali Torlak                            (İstanbul)

12) Sabahattin Çakmakoğlu            (Kayseri)

13) Hakan Coşkun                         (Osmaniye)

14) Necati Özensoy                        (Bursa)

15) Murat Özkan                            (Giresun)

16) Şenol Bal (İzmir)

17) Ahmet Bukan                           (Çankırı)

18) Akif Akkuş                              (Mersin)

19) Recep Taner                             (Aydın)

20) Cumali Durmuş                        (Kocaeli)

21) Osman Ertuğrul                        (Aksaray)

Gerekçe

Çevre ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü geçtiğimiz günlerde orman yangınlarıyla mücadele etmek maksadıyla 5 yıl süreyle 16 helikopter ve 7 yıl süreyle 5 adet amfibik (suya inip kalkabilen) uçakların kiralanması için hizmet alım ihalesi yapmıştır. İhale şartnamesinde yer alan Birim Fiyat Teklif Cetveli (ki teklifler buna göre verilmek zorundadır) incelendiğinde 16 helikopter için aşağıdaki gibi teklif verilmek durumundadır.

18506 saat zorunlu teklif ve bu miktarın 2/3'ü kadar (yani 12337 saat) opsiyonel teklif.

İhale sonucu uçuş saat ücreti 7500 ABD doları ($) civarında gerçekleşmiştir. Kontrat imza aşamasındadır ve bu duruma göre: 18506x 7500= 138.795.000 $ zorunlu + 92.527.000 opsiyonel olmak üzere, Toplam: 231.322.000 $.

Söz konusu helikopterlerin yenisinin fiyatı 7-8 milyon $ civarındadır. Zaten şartnamede bu hususta bir hüküm yoktur. Yeni olduğu farz edilse bile 16 helikopter 120 milyon $ etmektedir. Alınan helikopter her yıl sadece 4,5 aylık süre için kiralanmak üzere istenmektedir. Devletin ya da diğer bir organizasyonun (Kızılay, Türk Hava Kurumu ya da özel şirketler gibi) kendi filosunu oluşturması durumunda kalan 7-8 aylık sürede bu helikopterler diğer maksatlarla (ambulans, kayak merkezlerine yolcu taşıma gibi) rahatlıkla kullanılabilir. Yukarıdaki hesabı yeniden gözden geçirdiğimizde yılda azami 5 ay için 120 milyon $ ödenmiş oluyor, yani aylık bazda hesap yapılırsa 120:5=24 milyon $ yapar. Bu da demektir ki helikopterlerin gerçek ticari değeri ihaleyi gerçekleştirenler tarafından 24x12 ay=288 milyon $ üzerinden hesaplanmış durumdadır.

Bu ülkenin 4,5 aylık orman yangın sezonu dışında da helikopter ihtiyacı vardır. Şayet bu kadar kaynak harcanacak ise bir helikopter filosu kurup belediyeler dâhil tüm ihtiyaçların bu filodan sağlanması gerekir. Aksi takdirde geçen on yıl içerisinde yurtdışından kiralanan helikopterler ve uçaklara verilen kiralama yıllık ve saat ücretlerindeki savurganlık önümüzdeki yıllarda da artarak devam edecek ve ülkemizin, milletimizin kaynakları yanlış ve plansız bir şekilde kullanılacaktır. Örneğin 1998'de saat başına kiralama ücreti 1600 $ iken, bu bedel 10 yıl içinde katlanarak 2008 yılı itibariyle yaklaşık 8000 dolara (7995 $) ulaşmıştır. Bu şekilde kümülatif olarak katlanan fiyatlar ileriye dönük kaynak israfı yaratacaktır. Diğer taraftan amfibik uçak kiralama konusunda şartname Kanada üretimi Bombardier CL-215 uçağını tarif etmektedir. Zaten ihale sonucu da öyle olmuştur. Söz konusu uçaklar 1969-78 yıllarında üretilmiştir. Bu nedenle şartnamede de herhangi bir yaş limiti konulmamıştır ve bu uçaklar yaşlı uçaklardır.

Ülkemizin önemli ihtiyaçlarından biri olan yangın söndürme helikopteri ve uçakları konusunda geçtiğimiz günlerde yapılan ihale kamuoyumuzun gündemini işgal etmiş olup halen de bu konuda bazı tereddütlerin olduğu, ihale koşullarının yeterince kamuoyuyla paylaşılmadığı ve bilhassa kiralama bedellerinin bazı soru işaretlerine yol açtığı aşikârdır. Yukarıda gerekçesini izah ettiğimiz bu önemli konunun bir "Meclis Araştırma Komisyonu" kurularak araştırılıp incelenmesi ve sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılmasını uygun bulmaktayız.

2.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 25 milletvekilinin, diş hekimlerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/365)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizin yaşadığı en büyük sorunların başında sağlık sisteminin zafiyetleri gelmektedir. Tüm vatandaşları kapsamayan sosyal güvenceler, hekimlerin bir kısmının sağlık sisteminin dışında tutulması, altyapı yetersizlikleri gibi sorunlar, ülkemiz sağlık sisteminin içinde bulunduğu hastalıklı yapının da göstergesi olmaktadır.

İnsan sağlığı söz konusu olduğunda, ağız ve diş sağlığının özel bir önemi vardır. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, diş ve diş eti rahatsızlıkları yaygınlığı ve tekrarlama oranları nedeniyle insanların karşılaştığı en büyük sağlık sorunlarındandır. Örneğin; 5-17 yaş grubu çocuklarda diş ve diş eti enfeksiyonu nedeniyle büyüme ve gelişim yetersizliği görülmektedir. Yine diş ve diş eti hastalığı olan 39-69 yaş grubunda, koroner kalp hastalığı görülme riskinin 7 kat fazla olduğu ve kötü ağız hijyenine sahip bireylerde kronik sindirim sistemi hastalıklarına yakalanma riskinin 4-5 kat fazla olduğu bilimsel olarak tespit edilmiştir. Bu nedenlerden dolayı toplum sağlığının korunmasında diş hekimlerinin rolü büyüktür. Sosyal devlet ilkesi gereğince, toplum sağlığını korumak için ağız ve diş sağlığına, yani diş hekimlerine gereken özen gösterilmelidir. Ülkemizde ise bu özen maalesef gösterilmemektedir. Diş ve diş eti hastalıklarının sağlık sorunu gibi görülmemesi diş hekimlerini ve hastaları rahatsız etmektedir. Genel tıp alanında özel sağlık kuruluşlarından hizmet alımının önü açılırken, % 80'i muayenehanelerde çalışan diş hekimleri unutulmuştur. Toplumumuzun yaşadığı ağız ve diş sağlığı sorunları, kamunun verdiği hizmetle çözülemeyecek kadar büyük orandadır. Üstelik, kamuda çalışan diş hekimlerinin koşulları da gün geçtikçe ağırlaşmaktadır.

Sağlık Bakanlığı'nın istihdam ettiği diş hekimi sayısı 5 bin 500'dür. Kamu kuruluşlarımızda çalışan meslektaşlarımızın halkın diş ve diş hastalıkları ile ilgili talebini karşılama olanağı yoktur. Devletin, kamu kaynaklarını en iyi biçimde kullanması açısından tam bir otomasyon ile başta muayenehaneler olmak üzere serbest çalışan diş hekimlerinden hizmet satın alması halkın ve diş hekimlerinin talepleri ile örtüşmektedir.

Türk Dişhekimleri Birliği, bu konuya dikkatleri çekebilmek için bir imza kampanyası başlattı ve toplamda 20 bine yakın imza toplandı. Ayrıca; 11 Ekim 2008 tarihinde Türk Dişhekimleri Birliği Başbakan ile bir görüşme yaptı. Başbakan, Sağlık Bakanı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'ndan bu konuda çalışma yapmasını istedi. Bunun üzerine iki bakanlık temsilcileri ve Türk Dişhekimi yetkilileri 15 Ekim'de bir araya geldi. Bu buluşmanın ardından tam 170'i aşkın gün geçti ve henüz bir sonuç alınamadı.

Hiçbir branşta sağlık hizmeti alınırken sevke gerek duyulmamaktadır. Bunun tek istisnası diş hastalarıdır. Yani, ülkemizdeki ağız ve diş hastaları hizmete zor ulaşmaktadır. Bunlarla birlikte, Türk Dişhekimleri Birliği'nin yayınlamış olduğu asgari ücret tarifesi ile Maliye Bakanlığı'nın açıkladığı diş tedavi yardımı arasında rakamsal anlamda oldukça fark bulunmaktadır. Bunun düzeltilmesi için dava açılmış ve dava kazanılmıştır. Yalnız bu sefer de SGK bunu uygulamamaktadır. Özellikle büyük şehirlerde sevkler durmuş durumdadır. Hastalar aylarca tedavi olabilmek sıra beklemektedir. Dolayısıyla hem hastalar hem de doktorlar mağdur olmaktadır.

Diş hekimlerinin sorunları, toplum sağlığını olumsuz etkileyecek boyuta gelmeden önlenmelidir. Bu nedenle diş hekimlerinin yaşadığı sorunların tespiti ve çözüm önerilerinin araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

1) Şevket Köse                               (Adıyaman)

2) Ramazan Kerim Özkan              (Burdur)

3) Mevlüt Coşkuner                       (Isparta)

4) Atilla Kart                                  (Konya)

5) Mehmet Ali Özpolat                   (İstanbul)

6) İsa Gök                                      (Mersin)

7) Akif Ekici                                   (Gaziantep)

8) Nevingaye Erbatur                     (Adana)

9) Hulusi Güvel                              (Adana)

10) Ali Rıza Ertemür                      (Denizli)

11) Algan Hacaloğlu                      (İstanbul)

12) Abdullah Özer                          (Bursa)

13) Ali Koçal                                  (Zonguldak)

14) Atila Emek                               (Antalya)

15) Ahmet Ersin                             (İzmir)

16) Ahmet Küçük                           (Çanakkale)

17) Muharrem İnce                         (Yalova)

18) Gökhan Durgun                       (Hatay)

19) Abdulaziz Yazar                       (Hatay)

20) Ali Rıza Öztürk                        (Mersin)

21) Tekin Bingöl                            (Ankara)

22) Ergün Aydoğan                        (Balıkesir)

23) Rahmi Güner                            (Ordu)

24) Yaşar Ağyüz                            (Gaziantep)

25) Eşref Karaibrahim                    (Giresun)

26) M. Fatih Atay                           (Aydın)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün resmî davetlisi olarak ülkemizi ziyaret etmekte olan Portekiz Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Profesör Anibal Cavaco Silva şu anda Meclisimizi onurlandırmışlardır. (Ayakta alkışlar)

Kendilerine yüce Meclisimiz adına hoş geldiniz diyorum.

Alınan karar gereğince, Sayın Silva’yı konuşmasını yapmak üzere kürsüye davet ediyorum.

Buyurunuz Sayın Silva. (Alkışlar)

VII.- SÖYLEVLER

1.- Portekiz Cumhurbaşkanı Profesör Anibal Cavaco Silva’nın, Genel Kurula hitaben konuşması

PORTEKİZ CUMHURBAŞKANI ANİBAL CAVACO SİLVA – Sözlerime ilk kez ülkemin bir Cumhurbaşkanına yüce Meclisinize hitap etmek üzere yapılan ve büyük onur duyduğum davetiniz için teşekkür ederek başlamak istiyorum.

Portekiz’e ve Portekizlilere bir dostluk ve saygı ifadesi olarak değerlendirdiğim bu nezaketiniz beni ziyadesiyle mütehassıs etmiştir. Bu düşüncelerle şahsım ve tüm Portekizliler adına, Türk halkının egemen iradesini temsil eden yüce Meclisinize teşekkür ediyor ve saygıyla selamlıyorum.

Türk milleti, yaptıklarıyla tarihin akışını değiştiren az sayıda milletten biridir. Tarih boyunca gerçekleştirdikleri, devraldığı mirasın olağanüstü zenginliği ve yetiştirdiği tarihî şahsiyetler hayranlık uyandırıcıdır. Ancak Türk halkının tarihi, bütün bu saydıklarımın da ötesine geçen bir enginliğe sahiptir. Öylesine geniş ulusal meziyet ve kararlılık örnekleriyle doludur ki, onlar olmaksızın ne zaferler kazanılabilir ne de düşmanlıkların üstesinden gelinebilir. Bu halk, tarihinin en zor zamanlarında yeniden ayağa kalkarak, bugün dünya sahnesinin en önemli aktörleri arasında yerini alan, sözü dinlenen, saygı duyulan ve birçok alanda örnek alınacak modern Türkiye’yi kuran insanlardan oluşmaktadır. Bu halk, Atatürk’ün gurur duyduğu ve bu Meclisin varlık nedenini özetleyen ifadede belirtildiği gibi egemenliğin yegâne kaynağı olarak tarif ettiği halktır.

Sayın milletvekilleri, büyük halklara, büyük milletlere arzu ettiğimiz dünyanın inşasında da büyük sorumluluklar düşmektedir. Nasıl bir dünya? Ekonomik ve toplumsal gelişim için tüm insanların ihtiyaç duyduğu barış, istikrar, güvenlik ve insanlık onuruna saygının hâkim olduğu ve tüm bireylerin “ben de varım” diyebildikleri bir dünya.

19’uncu yüzyıl Portekiz tarihinin büyük ismi yazar, tarihçi, savaşçı ve politikacı Alexandre Herculano “İstek engelleri tartar, irade yener.” demiştir. Arzu ettiğimiz dünyayı gerçeğe dönüştürmenin önüne dikilen engelleri teşhis etmek için çok uzağa gitmeye gerek yok. Etrafımıza bakmak, yakın tarihimize damgasını vuran olayları hatırlamak yeterli. İçinde yaşadığımız ve karşımıza çıkması muhtemel sorunlardan çıkarabileceğimiz dersler, gördüklerimiz ve yaşadıklarımızla karşımızdadır.

Halklar ve milletler arasındaki çatışmalar, terörist şiddet, güvensizlik, ortam, gıda ve enerji krizleri, çevrenin tahribi ve iklim değişikliğine bağlı felaketler, hızla salgına dönüşen hastalıklar… Kendimiz ve çocuklarımız için daha iyi bir dünya istiyorsak bütün bunlardan bir ders çıkarmak durumundayız. Tabiatıyla, herkes kendi sonucunu kendisi çıkartacaktır. Benim çıkardığım sonuç, açlığın, yoksulluğun, adaletsizliğin, kabulü mümkün olmayan suçların cezasız kalmasının, umutsuzluğun, hoşgörüsüzlüğün dışlanma ve aşağılanma duygusunu beslediği ve çatışmayı tahrik ettiği yönündedir. Terörizmin, kabul veya müzakere edilmesi mümkün olmayan ölüm ve yıkım mantığını yaymak için bulduğu müsait ortam da işte budur.

Mali ve ekonomik krizin ilk uyarıları birçokları tarafından iflah olmaz kuşkucuların vesveseleri olarak görülmüşse de fosil yakıtların ve gıda maddelerinin fiyatlarının nerelere dayandığını hatırlayalım. İçinde bulunduğumuz kriz elbette bir gün sona erecek ancak mevcut kaynakların bugünkü alışkanlıklarımızla yaşamaya devam etmemiz için yeterli olmadığının ortaya çıkması durumunda ne olacak, bunu bir düşünelim. Bu yeteri kadar endişe verici gerçeğe, bir de hiç tükenmeyecek gibi baktığımız yaşamsal bir kaynağımız olan suyla ilgili olası bir krizi de ekleyelim.

Son dönemde yaşadığımız olayları değerlendirdiğimde vardığım diğer bir sonuç da, serbest pazar ekonomisinin ekonomik ve toplumsal ilerlemenin önünü açtığıdır. Ancak bunun layıkıyla yaşam bulması için devletin ve yetkili kurumların düzenleme ve denetleme konusunda sorumluluklar üstlenmeleri, etik değer ve ilkelerin mali piyasaların işleyişine hâkim olmasını sağlamaları aynı derecede hayati önemdedir. Gözlemlerim bana, iklim değişikliğine bir çözüm bulamamamız hâlinde arzu ettiğimiz dünyayı koruma yönündeki gayretlerimizin sonuç vermeyeceğini söylemektedir. Bilim adamlarının bizi uyardıkları senaryoların gerçekleşmesi hâlinde bazılarının bundan kazançlı çıkabileceği yönündeki düşünceler bana tehlikeli hayaller olarak görünmektedir.

Bütün bunların ışığında, sözünü ettiğim konulardan çıkarılacak sonucun apaçık ortada olduğunu düşünüyorum. Karşılaştığımız sorunlar ya doğaları gereği küresel bir nitelik taşıyor ya da devletler arasındaki karşılıklı bağımlılık nedeniyle küreselleşiyorlar. Sorunlar küresel olunca korumacılık fayda getirmiyor. Bir örnek vermek gerekirse: İklim değişikliğine sınırları kapatmak mümkün müdür? Devletler arasında karşılıklı bağımlılığın bu dereceye vardığı bir aşamada korumacılık ancak daha vahim krizlere yol açar. Bu nedenledir ki uluslararası eş güdüm araçları hiçbir zaman bugünkü kadar önemli olmamıştır.

Uluslar arasında çatışmaların ortaya çıkmasını daha etkin bir şekilde önleyecek ve bunların neden ve sonuçlarıyla mücadele edecek, terörizme karşı daha etkili bir savunma sağlayacak, silahsızlanmayı teşvik edecek ve kitle imha silahlarının yayılmasını önleyecek, enerji, gıda, mali ve ekonomik krizlerin öngörülebilirliğini kolaylaştıracak ve bunların ortaya çıkması hâlinde daha hızlı ve etkin müdahalede bulunabilmemizi mümkün kılacak bir uluslararası eş güdümden söz ediyorum. Uluslararası eş güdümün etkinliği, karar yapı ve mekanizmalarında varılacak sonuçları herkesin içine sindirmesini sağlayacak şekilde günümüzün gerçeklerini yansıtan bir temsiliyete dayanmasına bağlıdır. Devletlerin coğrafi, tarihî ve kültürel çeşitliliğine ve bu çeşitliliğin neden olduğu çok boyutlu çıkarlarına saygı gösteren bir eş güdüm, uluslararası kuruluşların giderek artan önemini göz ardı etmeyen bir eş güdüm. Bu nedenledir ki Portekiz, G20’nin oluşumunun bölgesel örgütleri görmezden gelemeyeceği düşüncesindedir. Aynı nedenledir ki, Portekiz, 2001-2012 dönemi için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliğine aday olmuştur. Bu vesileyle Türkiye'nin bu adaylığımıza desteği için derin şükranlarımı ifade etmeme izin veriniz. İnandırıcı olabilmesi için uluslararası eş güdümün bazı ilke ve değerlere dayanması gerekir. Birleşmiş Milletler örneğinde bu ilke ve değerler küresel kabul gören uluslararası anlaşmalarda ifadesini bulmuştur. Bunların etkin bir şekilde yaşama geçirildiğini gözetmek durumundayız.

Mali piyasalar konusunda ise kamuoylarımızı kararların etik kurallar çevresinde alındığı yönünde ikna etmek durumundayız. Kaynakların tahsisinde en kırılgan yapıya sahip gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçları da görmezden gelinmemelidir. Bu uluslararası eş güdüm, halklar ve kültürler arasında köprüler kurmayı amaçlayan oluşumlara da değer veren bir eş güdüm olmalıdır; Türkiye'nin, kurucularından biri olduğu “Medeniyetler İttifakı” örneğinde olduğu gibi. Kanımca, Atatürk’ün: “Beşeriyet tek bir vücuttur. Her toplumu bu vücutta bir uzuv gibi tanımak zarureti vardır. Dünyanın filan noktasında şayet bir huzursuzluk varsa ‘Bundan bize ne.’ dememeliyiz. Bir bedenin en küçük parçasına isabet eden herhangi bir ıstırap, o bedeni baştan ayağa kadar müteessir etmez mi?” sözlerinden ilham almalıyız. Sorun, özet olarak, küresel vatandaşlığın gerektirdiği siyasi sonuçları üstlenmekte yatmaktadır. İşte bu çerçevede biz Avrupalılar için Avrupa Birliğinin bahşettiği kazanımlar göze çarpmaktadır.

Sayın milletvekilleri, uluslararası sahnede güçlü, inandırıcı, ağırlığını koyabilen Avrupa bütünleşmesi, savunduğu değerler ve toplumsal ve ekonomik modeliyle ister güvenlik ister iklim değişikliği ister ekonomik ve mali krizle ilgili olsun, günümüzün önemli meselelerine bulunacak çözümleri şekillendirmek ve yönlendirmek durumundadır. Bu mücadeleye girişebilmek için Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyacı vardır. Türkiye'nin katılmasıyla Avrupa Birliği, çok boyutlu kültürel bir mirasa sahip büyük bir ulusun kazandıracağı zenginliğin yanı sıra Avrupa Birliği ortak geleceği için hayati önem taşıyan alanlarda çok daha büyük bir ağırlığa sahip olarak hareket edebilmesini sağlayacak katlanan bir stratejik anlama kavuşacaktır. Sadece iki örnek vereceğim: Enerji ve dış politika.

Avrupa Birliğinin bir ortak enerji politikasına ihtiyacı vardır. Dışarıda tedarik kaynaklarında ve dağıtım ağlarında çeşitliliği, içeride ise şebekelerin birbirine bağlanmasını temin edecek bir politikaya, Türkiye'nin bu alanda belirleyici bir katkısı olabilir.

Öte taraftan, Türkiye, sahip olduğu savunma olanakları, birliğin yanı başındaki veya birlik için yaşamsal bir stratejik önem taşıyan bölgelerdeki nüfusu, büyük bir Müslüman ve demokratik ulusun Avrupa projesinin temelinde yatan değer ve ilkelerin savunmasına yapacağı katkılar nedeniyle Avrupa Birliği dış politikasının inandırıcılığının artmasının teminatıdır. Ancak şunun da altını çizmeme izin veriniz ki arzu ettiğimiz Avrupa Birliği Türkiye’ye ne kadar ihtiyaç duyuyorsa Türkiye'nin de Avrupa’ya o kadar ihtiyacı vardır.

Kendi ülkemin tecrübesinden hareketle şu inancımı gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki Avrupa ile tam bütünleşme Türkiye'nin kalkınma ve modernleşme sürecini perçinleyecek ve uluslararası etkinliğini artıracaktır. Uluslararası muhataplarımızın bizimle münferit bir devlet olarak konuşmalarıyla, uluslararası bir örgütün karar mekanizmaları üzerinde etkisi olan bir üyesi olarak konuşmaları arasında çok büyük bir fark olduğunu şahsen çok iyi biliyorum.

Bizi dünyanın dört bir tarafına savuran tarihimizin sonucu olarak Portekiz’in, Portekizce konuşan ülkelerle çok yakın ilişkileri vardır. Bu ilişkilere dayanarak uluslararası sahnede her gün kendini daha fazla ispatlayan Portekizce Konuşan Ülkeler Topluluğunu kurduk. Ancak hiç şüphemiz yok ki bize bu kadar yakın ülkelerle mevcut diyaloğumuzda dahi ağırlığımız Avrupa Birliği üyesi olmamız sayesinde çok daha fazla olmaktadır.

Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye'nin Avrupa Birliğine üyeliğinden söz ederken kendi ülkemin katılımına ilişkin hatıralar gözümde canlanıyor. Portekiz’in katılım süreci birçok engellerle karşılaşan, uzun ve karmaşık bir süreç oldu. Üyeliğimize karşı olanlar kalkınmışlık seviyemizdeki farklılığın neden olacağı mali külfet konusunu öne sürdüler. Kimileri bizden daha müreffeh üye ülkeler için oluşturacağımız göç tehdidine dikkat çektiler, bazıları Portekiz’in kendine özgü dış politika yönelim ve geleneklerine işaret ederek sadakatimizin Avrupa’dan ziyade Atlantik hassasiyetlere ve eski sömürgelerimize yöneleceğini iddia ettiler. Tabii hepsi bu kadarla da kalmadı. Fakat Alexandre Herculano’nın “İstek engelleri tartar, irade yener.” sözüne geri dönmeme izin verirseniz, ne arzumuz eksikti ne irademiz. Yerimizin Avrupa’da olduğunu biliyorduk, ulusal çıkarlarımızın orada yattığını, Avrupa bütünleşmesinin dışında kalamayacağımızı. Yerine getirilmesi imkânsız gibi görünen zor katılım kriterlerine uymak zorundaydık. Bunlar bizi yeni yapılanmalar benimsemeye, muazzam bir topluluk müktesebatını ulusal mevzuatımıza ithal etmeye, ciddi anayasal ve yasal değişiklikler gerektiren geniş çaplı reformları hayata geçirmeye zorluyordu. Ülkemizin dünyada sahip olmasını dilediğimiz yeri nasıl gördüğümüzü bir kez daha ve iyi düşünmeye zorlanmıştık. Bugün içimde en ufak bir tereddüt olmaksızın “Bütün bunlara değdi.” diyebiliyorum.

Tabii ki her ülke ayrı bir gerçektir. Türkiye Portekiz olmadığı gibi, Portekiz de Türkiye değildir. Bu nedenledir ki bizim kendi deneyimlerimize ilişkin anılarımı, yersiz ders taslamalar olarak değil, sizi Avrupa’nın karar alınan masalarında oturur görmek isteyen bir dostun sözleri olarak kabul etmenizi diliyorum. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, ziyaretim yıllarca NATO’da müttefik ve Avrupa Konseyinde ortak olan ülkelerimiz arasında ilişkileri güçlendirmeye katkı amacını taşımaktadır; siyasi alanda mükemmel ancak diğer alanlarda olabileceğinin çok altında seyreden ilişkileri. Bu durumu değiştirmenin zamanı gelmiştir. Beraberimde ülkemin ekonomisinin en dinamik sektörlerini temsil eden önemli bir iş adamı heyeti getirdim. Son dönemde yüksek teknoloji üreticisi ve ihracatçısı olan yenilenebilir enerji, altyapı projeleri, turizm ve telekomünikasyon gibi Türkiye için de çok önem taşıyan alanlarda haklı bir uluslararası üne sahip olan bir ekonomiden söz ediyorum. Portekizce konuşan Afrika ülkeleri ve Brezilya gibi özel tecrübesi olduğu pazarlarda iş yapan dünyaya açık bir ekonomiden, aynı zamanda Türkiye'nin de etkili bir konuma sahip olduğu pazarlara ulaşmaya hevesli bir ekonomiden bahsediyorum.

Bu ziyaretin program girişimcilerinin Türk karşıtlarıyla ilişkilerini ilerletme hedefi gözetilerek hazırlandı. İş dünyalarımızın yeni iş ve ortaklık imkânları bulacaklarına inanıyorum. Ancak aramızdaki ilişkilerin bilim, kültür, akademik dünya ve turizm konusunda da yoğunlaşmasına önem atfetmekteyim.

Türk makamlarının değerli katkılarıyla hazırlanan ziyaret programımızın çeşitli bileşenlerinin bütün bu alanlarda da temas ve iş birliğimizin güçlenmesine katkıda bulunacağına inancım tamdır. Nihayet halklarımızın birbirini daha iyi tanıması gereklidir. Özel olarak gerçekleştirdiğim dâhil Türkiye’ye yaptığım ziyaretlerde, ülkenizin tarihî mirasının zenginliği, halkınızın kararlılığı ve modern Türkiye'nin başarıları karşısında her zaman büyük bir hayranlık duymuşumdur. Ancak beni özellikle duygulandıran şey gerçekten de ülkemin dışında olup olmadığım konusunda beni şüpheye düşüren benzerliklerimiz olmuştur. Bir Avrupalı ve bir Portekizli olarak Türkiye’de kendimi hep evimde hissettim. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

Bugün huzurlarınızda ve Türk demokrasisinin bu abidesinde beni saran duygular işte bunlardır.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ, CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Silva.

Sayın milletvekilleri, Portekiz Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Profesör Anibal Cavaco Silva, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Köksal Toptan’ın refakatinde Genel Kuruldan ayrılmaktadır. (AK PARTİ, CHP ve MHP sıralarından ayakta alkışlar)

Sayın milletvekilleri, birleşime yirmi dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 16.23

 

 

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.51

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER : Yusuf COŞKUN (Bingöl), Fatma SALMAN KOTAN (Ağrı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 88’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin bir önerge daha vardır, okutuyorum:

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

C) Meclis Araştırması Önergeleri (Devam)

3.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu ve 26 milletvekilinin, mobilya ve ev tekstili sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/366)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gerekçesini aşağıda arz ettiğimiz, mobilya ve ev tekstili sektörünün sorunlarının araştırılması, tespit edilen sorunların aşılması için gerekli önlemlerin ve çözüm önerilerinin tespiti amacıyla Anayasanın 98 ve İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve talep ederiz. 06.05.2009.

1) Mehmet Şevki Kulkuloğlu         Kayseri

2) Muharrem İnce                           Yalova

3) Gökhan Durgun                         Hatay

4) Abdulaziz Yazar                         Hatay

5) Tekin Bingöl                              Ankara

6) Ergün Aydoğan                          Balıkesir

7) Nevingaye Erbatur                     Adana

8) Rahmi Güner                              Ordu

9) Eşref Karaibrahim                      Giresun

10) Yaşar Ağyüz                            Gaziantep

11) Faik Öztrak                              Tekirdağ

12) Orhan Ziya Diren                     Tokat

13) Ali Rıza Öztürk                        Mersin

14) Canan Arıtman                         İzmir

15) Ahmet Ersin                             İzmir

16) Mehmet Akif Hamzaçebi         Trabzon

17) Fatma Nur Serter                      İstanbul

18) Ali İhsan Köktürk                    (Zonguldak)

19) Hulusi Güvel                            (Adana)

20) Sacid Yıldız                              (İstanbul)

21) Şahin Mengü                            (Manisa)

22) Birgen Keleş                            (İstanbul)

23) Derviş Günday                         (Çorum)

24) Mehmet Ali Özpolat                 (İstanbul)

25) Ali Rıza Ertemür                      (Denizli)

26) Ramazan Kerim Özkan            (Burdur)

27) Mevlüt Coşkuner                     (Isparta)

Gerekçe:

Sektörün en önemli sorunu uluslararası pazarda rekabettir. Ülkemiz, 48 milyar dolarlık dünya ev tekstili (21 Milyar $) ve mobilya sektörü (27 Milyar $) pastasının paylaşımında geri sıralarda bulunmaktadır. Ancak bu sektör verileri göstermektedir ki, bu yıl itibariyle 2,1 milyar dolarlık ihracat ile tekstil ihracatının yarısını gerçekleştiren ev tekstili sektörünün toplam tekstil ve konfeksiyon ihracatı içindeki payı daha fazlayken, giderek düşmektedir. Mobilya'da ise 1,5 milyar dolara erişmiş ancak ilerleme kaydedeceğine son yıl itibariyle de gerilemektedir. Sektörün önde gelen dernekleri önümüzdeki yıllarda ihracatta ciddi düşüşler yaşanabileceğini dile getirmektedir.

Ülkemizin içinden geçtiği ekonomik krizde en çok etkilenen sektörlerin arasında yer alan bu sektör ayrıca ülkemizin ihracatta iftihar kaynağıdır. Ancak, istihdam ağırlıklı bu sektörümüz özellikle işçilik giderleri, vergi yükü gibi konular nedeniyle, Çin ile rekabette yetersiz kalmaktadır. Bu sektörün geleceğini etkileyecek çok büyük tehditlerin oluştuğu artık aşikâr şekilde gözükmektedir.

Yukarıda izah ettiğimiz bu nedenlerle, mobilya ve ev tekstili sektörünün sorunlarının araştırılması, tespit edilen sorunlar konusunda gerekli önlemlerin ve çözüm önerilerini tespit edilmesi amacıyla Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge gündemde yerini alacak ve genel görüşme açılıp açılmaması konusundaki ön görüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup oylarınıza sunacağım:

D) Tezkereler

1.- Kırım Tatar Millî Meclisi Başkanı Mustafa A. Kırımoğlu’nun vaki davetine icabet edecek olan TBMM Başkan Vekili Meral Akşener’in bir Parlamento heyetiyle birlikte Dünya Kırım Tatar Kongresine iştirak etmek üzere Kırım Özerk Cumhuriyeti’ne resmî ziyarette bulunmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/791)

07 Mayıs 2009

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Mustafa A.Kırımoğlu'nun vaki davetine icabetle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Sayın Meral Akşener başkanlığında bir Parlamento heyetinin Dünya Kırım Tatar Kongresine iştirak etmek üzere Kırım Özerk Cumhuriyeti'ne resmi ziyarette bulunması hususu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun'un 6. Maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                                                          Nevzat PAKDİL

                                                                                    Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Vekili

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım:

VIII.- ÖNERİLER

A) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Gündemdeki sıralama ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine; Genel Kurulun, 12 Mayıs 2009 Salı günkü birleşiminde bir saat süre ile sözlü soruların görüşülmesinin ardından diğer denetim konularının görüşülmeyerek, kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine; 13 Mayıs 2009 Çarşamba günkü birleşiminde ise sözlü soruların görüşülmemesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

                                                                                                                12.5.2009

Danışma Kurulu önerisi

Danışma Kurulunun 12 Mayıs 2009 Salı günü (bugün) yaptığı toplantıda, aşağıdaki önerilerin Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.

 

 

 

Köksal Toptan

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi

 

 

 

Başkanı

 

Bekir Bozdağ

 

Hakkı Suha Okay

 

Adalet ve Kalkınma Partisi

 

Cumhuriyet Halk Partisi

 

Grubu Başkanvekili

 

Grubu Başkanvekili

 

Mehmet Şandır

 

Fatma Kurtulan

 

Milliyetçi Hareket Partisi

 

Demokratik Toplum Partisi

 

Grubu Başkanvekili

 

Grubu Başkanvekili

Öneriler:

Gündemin Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler kısmında yer alan 90 ve 293 sıra sayılı Kanun Tasarılarının, bu kısmın 4 ve 5 inci sıralarına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,

Genel Kurulun; 12 Mayıs 2009 Salı günkü (bugün) birleşiminde 1 saat süre ile sözlü soruların görüşülmesinin ardından diğer denetim konularının görüşülmeyerek gündemin kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler kısmında yer alan işlerin görüşülmesi; 13 Mayıs 2009 Çarşamba günkü birleşiminde ise sözlü soruların görüşülmemesi,

Genel Kurulun; 12 Mayıs Salı günkü (bugün) birleşiminde saat 20.00’ye kadar; 13, 14, 20, 21 Mayıs 2009 Çarşamba ve Perşembe günlerindeki birleşimlerde ise 14.00-20.00 saatleri arasında çalışmalarını sürdürmesinin,

Genel Kurulun onayına sunulması önerilmiştir.

BAŞKAN – Danışma Kurulu önerisi aleyhine, Tunceli Milletvekili Kamer Genç.

Buyurunuz Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Danışma Kurulu kararı aleyhinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Danışma Kurulu kararı ile tabii yine çalışma saatleri uzatılıyor. Ben, zaten çalışmayı seven bir milletvekili olarak bundan hiç de şikâyetçi değilim. İki tane kanun geliyor, Türk Vatandaşlığı Kanunu ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı getiriliyor. Tabii ben bu her gün gündemin değiştirilmesine karşı olduğum için… Yani parlamenterlerin belli bir yasama faaliyetlerini düzgün yapabilmeleri için bunların önceden bilinmesi lazım. Parlamenterliğin sağlıklı olarak yerine getirilmesi için kanun tasarı ve tekliflerinin uzun bir süre incelenmesi lazım ama burada günübirlik değişince maalesef biz de sağlıklı bir inceleme yapmadan burada kanunları geçiriyoruz.

Değerli milletvekilleri, benim ilim Tunceli’de özellikle bu aylar geldiği zaman bu yayla sorunu çıkıyor ortaya. Bizim ilimizde 100 binin üzerinde koyun besleniyor işte özellikle Pertek, Çemişgezek ilçelerimizde, Hozat’ta. Fakat, tabii bu yaylalar yasaklanıyor. Şimdi, 100 bin tane koyun var. Oradaki yöneticiler maalesef, işte bir yasa kararını alıyorlar. E, şimdi, 100 bin koyun besleyen o insanlar nereye getirecek bu hayvanları? Bunların bence Hükûmeti yöneten kişilerce belirlenmesi lazım. “Yasak” demekle bu, her şey olmuyor işte.

Ben özellikle bu konuda Hükûmetten rica ediyorum. Bu 100 bin tane, vatandaşın koyununu otlatacak otlakların tespiti, yayla gerekir. Mesela Ovacık’ı tümüyle yasaklamışlar duyduğuma göre, Pülümür yaylalarının bir kısmını yasaklamışlar. Bu vatandaşlarımızdan, çok şiddetli, bu konuda sıkıntılar geliyor, şikâyetler geliyor. Bir an önce bunun düzeltilmesini istiyorum.

Değerli milletvekilleri, ben geçen hafta Viyana’ya gitmiştim. Orada Alevi Kültür Merkezinin düzenlediği bir panele de katıldım. Gerçekten oradaki vatandaşlarımız, özellikle Alevi vatandaşlarımız çok güzel eserler yapmışlardı; kültür evlerini, cemevlerini yapmışlar, 10 bin metrekarelik alan üzerinde çok devasa eserler meydana getirmişlerdir.

Tabii, vatandaşların isteği şu: Yani, bu Alevilik meselesinin evvela… İşte, iktidar partisi Alevi açılımından bahsetti fakat orada sustu. Şimdi, bizim istediğimiz evvela Alevi açılımında ön şart olarak cemevlerinin ibadet yeri sayılması. Bunun sayılabilmesi için de işte bir kanun teklifimiz var. Köy Kanunu’nda ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nda bir değişiklik yaparak cemevlerinin de ibadet yeri olduğunu kabul etmemiz lazım. Yani burada, daha önce, kilise, sinagog, havralarda harcanan elektrik ve su parasının Diyanet İşleri bütçesinden ödenmesi konusunda bir kanun tasarısı geçti. Ben o zaman sormuştum: “Cemevleri de buna dâhil mi?” Maalesef Hükûmet sırasında oturan kişi cevap vermedi. Sonra “Ben yetkili değilim…” Sonra Diyanet İşleri Başkanlığından aldıkları bir cevabı bize ilettiler: Efendim, cemevleri ibadet yeri değilmiş. Tabii bu, Diyanet İşleri Başkanlığının bir kanaati; bence tamamen yanlış, tamamen gerçek dışı. İbadet her yerde yapılabilir, dağda da yapılır, ormanda da yapılır, evde de yapılır; cemevi de bir… İnsanlar, orada… Alevi inançlı vatandaşlarımız, “Ben ibadetimi cemevinde yaparım, benim İslam anlayışım bu. Ben bu surette yaparım” diyor. Senin hakkın yok ki… Zaten Anayasa’nın 24’üncü maddesi bu konuda açıktır. O bakımdan, yani en evvela bu cemevlerinin ibadet yeri sayılması ve Türkiye’de yapılan cemevlerine bir yasal meşruiyet kazandırılması gerekir ama bunun üzerinden siyaset yapmak bence kimseye de fayda getirmez.

Ayrıca, Anayasa’nın 24’üncü maddesine göre, okullarda din kültürü ve ahlak öğretimi var. Burada biliyorsunuz, işte, din kültürü ve ahlak dersi öğretilmesi gerekirken maalesef bu kitaplardaki eğitim tamamen Sünni anlayışına uygun bir eğitimdir. Bence bunu da değiştirmek lazım. Bu din kültürü ve ahlak dersinin, tamamen genel, ondan sonra, hatta eleştirel bir eğitim olması lazım. Bütün dinler, bütün mezhepler hakkında yetişen gençlere bilgi vermek lazım; herhangi bir mezhebi, herhangi bir anlayışı aşılamamak lazım.

Bizim Alevi inançlı insanların kendi inançlarında, işte, muharrem orucu var, Hızır orucu var, işte, kendi şeylerinde, ehlibeyit var; işte bunlar zaten İslam’ın ilkeleri… Bunlar ne anlama geliyor? Gençlere, okul çağında yetişen insanlara, daha doğrusu, bunların öğretilmesi lazım ama maalesef Hükûmet, bu konuda -yani önünde bir engel de yok- kendine göre birtakım girişimlerde bulunuyor. Bence bunu, bu girişimleri bu kadar dar tutmaya gerek yok; aklın, mantığın yolu bir. Parlamentoya getirip onu bir an önce çözmekte yarar var. Dolayısıyla bu da memleketi rahatlatan bir durumdur.

Diyanet İşleri Başkanının, işte “İbadet, yalnız camide ve mescitte yapılır.” anlayışı çok sakat bir anlayış. Özellikle, Diyanet İşleri Başkanı da çok değişik bir davranış içinde, ismi “Ali” ama kendisi Ömerleşmiş bir Ali galiba!

AVNİ DOĞAN (Kahramanmaraş) – O da güzel, o da güzel!

KAMER GENÇ (Devamla) – Şimdi, bizim istediğimiz, bir Diyanet İşleri Başkanı bir cemevine gitsin efendim. O bir Alevilerin de, mademki bir Diyanet İşleri Başkanıdır, Türkiye’deki bütün İslam’ın da anlayışına uygun… Bir gün bir cemevine gitsin.

Arkadaşlar, bir de Diyanet Vakfı var, devasa bir kurum. Muazzam bir geliri var, bu gelir denetimsiz. Geçmişlerde bizim kulağımıza geldi, birçok Diyanet İşleri başkanı, iktidarda yandaşlarının çocuklarını yurt dışında okutan bir paralar veriyorlar. Bu paralar nereye gidiyor? E, ne olacak iki tane cemevinin yapılmasına da Diyanet İşleri Vakfınca bir para yardımı yapılsın. Yani Türkiye’de Alevi vatandaşlar vergi vermiyor mu? O Diyanet İşleri teşkilatına giden paraların bir kısmı da Alevi vatandaşların verdiği paradan meydana gelmiyor mu? Onun için, lütfen bunları… Yani akılla, mantıkla, adaletle hareket edip bu insanların da inançlarını yerine getirecek bir katkı sağlamak lazım.

İşte, Çankaya’da, burada bir cemevinin temeli atılmış, kaç senedir orada metruk kalıyor. Ama görüyoruz, maalesef Diyanet İşleri Vakfından birçok camiye yardım yapılıyor. Yapılsın, biz buna karşı değiliz ama yani bir ülkede işte bu inançta olan insanların da kendilerinin inançlarını rahatlıkla yerine getirecek bir ortam yaratmaları lazım. Bunu yaratmak zor bir iş de değil, kimseye bir zarar da getirmez değerli arkadaşlarım, değerli milletvekilleri.

Tabii, bence yani bugün, şu anda öncelikle konuşulması gereken konu işte bu konulardır. Çünkü toplumda bir sıkıntı yaratıyor. İşte, Alevi vatandaşlarımız… Bugün, Avrupa’da din kitaplarında, Almanya’nın birçok din kitaplarında Aleviliğin esaslarıyla ilgili bir program yapılmış, orada öğretiliyor. Abdullah Gül, ilk defa Dışişleri Bakanı olduğu zaman Almanya’ya gidiyor ve ondan önce, Avrupa’daki Alevi birlikleri federasyon başkanları, dernek başkanları cumhuriyet bayramlarında elçiliklerdeki resepsiyonlara davet ediliyormuş. O gittikten sonra yasaklamış bunu ama öte tarafta, Fethullah Gülen’ci, öteki, din kesiminden kişileri maalesef… Yani maalesef değil, işte onları yasaklarken diğer taraftan elçiliklere çatmış “Bunları niye protokole davet etmiyorsunuz?” şeklinde. Bunlar zaten o gün gazetelere de intikal etti. İşte, Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı dedi ki: ”Vallahi, işte geldikten sonra Cumhuriyet Bayramı resepsiyonlarına bizi davet etmiyorlar.” Böyle bir anlayış olur mu? Yani milyonlarca insanı orada temsil eden, milyonlarca Alevi vatandaşı Avrupa’da temsil eden... Peki, bu Alevi inançlı insanlar, laik Türkiye Cumhuriyeti devletinin birliğini, bütünlüğünü savunan, her yerde buna katkıda bulunan insanlar. Ondan sonra, diğerleri gibi laik Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkıp da yerine şeriat devletini getirme konusunda çaba içinde değiller. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine en uygun hareket eden, bu felsefeyi destekleyen, yüceltmeye çalışan kişiler, maalesef en kutsal bayramımız olan Cumhuriyet Bayramı’nın resepsiyonlarına çağrılmıyorlar.

Zaten Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olduktan sonra çok ayrımcı hareket etti. Ben kendisine soruyorum: Bugüne kadar Alevi inançlı bir vatandaşı bir yere atadı mı; yargıda bir üst makama, devlet bürokrasisi içinde bir yere? Öğrenmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bir memlekette belirli makamlara gelen insanların o makamın gerektirdiği birliği, bütünlüğü, birleştiriciliği sağlaması lazım. Yani laflarla birtakım şeyler söyleyip de arkasındaki uygulamaları, işlemleri bunun tersiyse burada birlik ve bütünlük olmaz. Onun için, bunu sağlamak birilerinin görevi. Ama maalesef -yıllardır politikanın içindeyim- özellikle hâkim ve savcılık imtihanına giriyor; Alevi inançlı, hele Tuncelili oldu mu çok suçlu görülüyor ve bir tanesi bir yere getirilmiyor. Yazık, günah bu millete, bu insanlara.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözünüzü tamamlayınız.

KAMER GENÇ (Devamla) – Öteki tarafta, kaymakamlık imtihanına giriyor, ilk sıralarda yazılıyı alıyorlar, maalesef atama yapılmıyor.

Şimdi, değerli milletvekilleri, bu lafları söylerken ben de vicdani bir rahatlık içinde şey etmiyorum. Çünkü bu memlekette, artık, birlik ve bütünlüğü sağlamamız lazım. Yoksa işte birileri çıkıyor, aramıza ayrımcılık sokuyorlar. Biz istiyoruz ki bir kadroya atamada öncelikle liyakat, dürüstlük öne alınması lazım ama birileri diyorlar ki: “Bizden olsun, çamurdan olsun.” Böyle bir zihniyetle bir devleti yönettiğiniz zaman, bu devlette birlik ve bütünlüğü sağlayamazsınız. Şimdi, onun için, maalesef bu zihniyetle Türkiye idare ediliyor. Geçmiş senelerde diyorlardı ki: “Siz imam-hatiplileri bir yere almıyorsunuz.” Tamam almıyordu. Peki, siz o gün öyle diyordunuz, haydi imam-hatipliler, siz iktidara hâkim oldunuz, bari siz, dün dediğinizi yapmayın bugün, o zaman tarafsız davranın. Eğer bir insan imtihana girmiş de hâkimlik, savcılık imtihanında, ondan sonra, kaymakamlıkta…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Devamla) – Bir dakika verdiniz mi efendim?

BAŞKAN – Verdim efendim bir dakikanızı.

KAMER GENÇ (Devamla) – Yani, bir yarım dakika…

BAŞKAN – Bir dakika verdim Sayın Genç.

Çok teşekkür ediyoruz.

KAMER GENÇ (Devamla) – Öyle mi? Peki, teşekkür ederim.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Karar yetersayısı…

BAŞKAN – Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Önergeler (Devam)

2.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, 3285 Sayılı “Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu”nun 41. Maddesine 1 (Bir) Fıkra Eklenmesine Dair Kanun Teklifi’nin (2/396), doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/134)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

2/396 Esas numaralı Kanun Teklifimin Meclis İç Tüzüğünün 37. maddesine göre süresi içerisinde görüşülmediğinden doğrudan gündeme alınmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                     Ramazan Kerim Özkan

                                                                                                                  Burdur

BAŞKAN – Teklif sahibi olarak Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan.

Buyurunuz Sayın Özkan. (CHP sıralarından alkışlar)

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3285 Sayılı “Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu”nun 41. Maddesine 1 (Bir) Fıkra Eklenmesine Dair Kanun Teklifi’min doğrudan gündeme alınması hakkında söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, kuduz, günümüzde gerçekten güncelliğini taşıyan bir hastalık hâline geldi. Benim ilim olan Burdur’da, şu anda, geçtiğimiz yıl içerisinde en az altı mihrakta, yani altı köyde kuduz hastalığı görüldü. Kuduz hastalığı bulaşıcı bir hastalık, ancak tazmin hastalık değil. Bunda, baktığınız, beslediğiniz, çocuğunuz gibi büyüttüğünüz bir hayvan, bir kemiriş tarafından, bir köpek tarafından, bir kedi tarafından, bir tilki tarafından ısırılır, bu hayvan da kuduz şüphesiyle değerlendirilir ancak hayvanın başı kesilmeden kuduz hastalığının teşhisi konmaz. Hayvanda bu arazlar görüldüğünde, hayvanın başı ilgili laboratuvarlara gönderilir, orada, negri cisimciği dediğimiz kuduz virüsünün etkeni görüldüğünde kuduz müspet hâle gelir, ancak, bu hayvan için bir tazminat ödenmez. Bu hayvanın değeri 3 milyardır, 2 milyardır, 2,5 milyardır. Bizim bu teklifimizde, acilen, bunu, bir madde ekleyerek kuduz hastalığının tazminatlı hastalıklar arasına alınmasını talep ediyoruz. Tarım Bakanlığı bütçesine de çok fazla bir yük getirmiyor. Ancak, bu hastalık tespit edildiğinde, o belde, o köy, o ilçe altı ay karantinaya alınıyor. Altı ay karantinaya alınması demek, orada hayvansal mamullerin dışarı çıkmaması demek. Benim Burdur’umun Kışla’sında, Askeriye’sinde, Yassıgüme köylerimizde, Başmakçı köylerimizde, Aşağımüslümler köyümüzde bu hastalık çıktı. Örneğin, Askeriye köyümüzün 12 ton sütü var, bu 12 ton sütü kimse almıyor, ancak ısıl işlemine tabi tutacaksın. Bakanlık bir genelge yayınladı, ısı işlemine tabi tutacaksın. Hastalık çıkan işletmede de sütler sağılıyor. Adamın 10 ineği var, sütleri her gün sağıyor, iki öğün sağıyor, sütleri dereye döküyor, imha ediyor. Bu işletmenin tarım krediye borcu var, Ziraat Bankasına borcu var, gübre borcu var, mazot borcu var, düğün yapmış, urba deriz, kuyumcuya borcu var ama hiçbir ürününü, hayvansal ürününü o altı aylık süre içerisinde paraya çeviremiyor. Kurbanlık hayvanları var, onları da çeviremiyor. Bir mağduriyet söz konusu. 2 hayvanı gitmiş, örneğin 2’şer buçuk milyondan 5 milyar veya 3’er milyardan 6 milyar değerindeki hayvanları gitmiş, bir bedel de ödenmemiş. Bu bedelin bu yasayla ödenmesini talep ediyoruz. Bu sadece Burdur’un sorunu değil, ülkemizin sorunu değerli arkadaşlarım.

Kuduz hastalığıyla mücadele koruyucu hekimlikle yapılıyor. Hastalık girdikten sonra bu karantinaya almak zorundayız ama Tarım Bakanlığında 1984 yılında yapılan organizasyonla veteriner hekimlerin işlevleri bir anlamda ilçe müdürlüklerinin inisiyatifine bırakıldı. Bu veteriner hekimler kendi başlarına hareket edemiyorlar. Koruyucu hekimliğin yapılması gerekiyor.

Bakın, ülkemizde domuz gribiyle ilgili bir sorun yaşanmıyor ama yaşatmak isteniliyor ama burada bizim duruş sergilememiz lazım. Burada veteriner hekimlere, doktorlarımıza, halk sağlığı hekimlerimize çok büyük görevler düşüyor. Veteriner hekimlerimiz cansiparane bu ülkede çalışıyorlar ama özlük haklarında bir değerlendirme yok. Yaşantıları arabalarda bu kuduz mücadelesiyle aşı yapmayla geçiyor ama onların kadrolarında bir iyileştirme yapmıyoruz, sosyal yaşamlarında bir iyileştirme yapmıyoruz. Yine, bu hayvanları üreten üreticilerimizle ilgili olarak süt fiyatları acımasız bir şekilde gerilere düştü. Şu anda 46 kuruş süt fiyatı, litresi ama yemin kilogramı 60 kuruş. Hâlbuki geçmiş dönemlerde biliyoruz ki 1 kilo sütle 2 kilo yem alınırdı ama şu anda 1,5 kilo sütle 1 kilo yem alınamıyor. Bu hayvancılık açmazda.

Bu yaptığımız, yasayı öne almakla bir nebze olsun vatandaşımızın yarasına merhem süreceğiz. Onun için, yüce Meclisten bu kanun teklifimizin bir an önce gündeme alınıp görüşülmesini talep ediyoruz. Tarım Bakanlığının bu konuda bir çalışması var ancak geç. Önümüzde çok kısa bir süre kaldı. 1 Temmuzda Meclisin kapanacağını duyuyoruz. Bu sürede bunu alır görüşürsek hiç olmazsa bu çiftçinin yarasına bir merhem oluruz. Onun için, bu kanun teklifimizin oylarınızla doğrudan gündeme alınmasını talep ediyoruz. Gerçekten insan sağlığını tehdit eden kuduz hastalığıyla mücadele koruyucu hekimlikten geçiyor diyorum. Bu veteriner hekim istihdamını ilçe müdürlüklerinde, il müdürlüklerinde -sayılarını- artırmamız gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözünüzü bağlayın lütfen.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) – Onların mobil araçlarıyla hareket edip küçükbaş hayvanlardan büyükbaş hayvanlara kadar tüm ülkemizde yaşayan hayvanların aşılanması için gerekli tedbirlerin alınması gerekiyor. Karantina tedbirleri uygulanırken hiç olmazsa o ısıl işlemine tabi tutulan süte özel bir fiyat vermemiz gerekiyor. Normal şartlarda normal sütten daha az fiyat veriliyor. Hâlbuki o süte -bir mağduriyet söz konusu- daha fazla fiyat vermemiz gerekiyor çünkü bir ısıl işlemi var, bir maliyet var. Bu maliyetlerin göz önüne alınması gerekiyor.

Bu duygularla yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. Kanun teklifimizin gündeme alınması için sizleri vatandaşlarımız adına, köylülerimiz adına duyarlılığa davet ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Özkan.

Mersin Milletvekili Vahap Seçer…

Buyurunuz Sayın Seçer. (CHP sıralarından alkışlar)

VAHAP SEÇER (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

3285 Sayılı “Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu”nun 41. Maddesine 1 (Bir) Fıkra Eklenmesine Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasıyla ilgili önergenin lehinde söz almış bulunuyorum.

3285 sayılı Kanun’un 41’inci maddesi, tazminat ödenecek hayvan hastalıklarını içermekte ancak tazminat ödenecek hastalıklarda kuduz hastalığı yer almamaktadır. Kanun teklifimizin amacı, 3285 sayılı Yasa’nın 41’inci maddesine bir fıkra eklenerek kuduz hastalığının tazminat ödenecek hastalıklar kapsamına alınmasıdır.

Değerli arkadaşlarım, tabii, 21’inci yüzyılda, hâlâ Türkiye’de kuduz hastalığından söz etmek bana göre ülkemiz için bir ayıp ama bu gerçek. Hâlâ bu vakalar ülkemizde görülmekte. Neticede, bu vakaların görüldüğü durumlarda, üretici, olayın maddi boyutunu düşünüyor. Hayvanlarında böyle bir hastalık gördüğü zaman bunu yetkili kurullara bildirmesi gerekirken ama hayvanının elinden gideceği varsayımıyla, o düşünceyle, maddi kayba uğrayacağı varsayımıyla bu hastalıkları yerinde ve zamanında yetkililere bildirmekten imtina ediyor. Tabii, bu durum da toplum sağlığını etkileyen bir durum ortaya çıkartıyor.

Hayvan sağlığı önemli bir konu değerli arkadaşlar, Avrupa Birliği müzakere sürecinde otuz beş fasıl başlığından üç tanesi tarımla ilgili ve bunlardan bir tanesi de hayvan sağlığını ilgilendiriyor özellikle. Bu anlamda, Türkiye'nin hayvan hastalıklarıyla ilgili ve hayvan sağlığıyla ilgili mücadeleyi etkin yapması gerekiyor, bu konuda daha fazla kaynak ayırması gerektiğini düşünüyorum.

Ülkemizde hayvansal üretim istediğimiz düzeylerde değil. Avrupa Birliğine baktığımız zaman toplam tarımsal üretimin yüzde 65’ini hayvansal üretim oluşturuyor ancak ülkemize baktığımızda bu oranın yüzde 35 seviyelerinde olduğunu düşünüyoruz. İşte, bu süreç içerisinde bu oranı yükseltmemiz gerekiyor. Bu müzakere süreci içerisinde özellikle Avrupa Birliğinin et, et ürünleri veya hayvansal ürünlerin ticaretinin sınırlanması konusundaki Türkiye'nin bakış açısına olumsuz yaklaşıyorlar ve bu konuda Türkiye’yi sıkıştırıyorlar “Et ithalatını açın, hayvansal üretim ithalatını açın.” diye. Tabii, önümüzdeki süreçte hayvancılığımızı belirli noktalara getiremezsek, bu sektörü, bu üreticileri kendi ayakları üzerinde duracak duruma getiremezsek önümüzdeki günlerde çok daha büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalabileceğimizi düşünüyorum.

Hayvansal üretim, aynı zamanda toplum sağlığı açısından önemli, çocuklarımızın, gençlerimizin sağlıklı yetişmesi açısından önemli. Hayvansal protein, tabii, çocuklarımızın beslenmesinde önemli bir yer tutuyor. Bu anlamda süt tüketimi, et tüketimi veya diğer hayvansal ürün tüketiminin ortalamasına baktığınız zaman, gelişmiş ülkelerle mukayesede oldukça geri noktalarda olduğumuzu göreceğiz. Bu anlamda da hayvansal üretimin artırılmasını önemsememiz gerektiğini düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten hayvancılığa 2000 yılından bu yana ciddi destekler verildi, bunu kabul etmek durumundayız ve bu konuda da ciddi yatırımlar yapıldı ama baktığınız zaman, aradan dokuz yıl geçmiş hayvancılığın geldiği nokta istenilen düzeyde değil. Burada benim kişisel görüşüm, yanlış planlamaların olması, yanlış birtakım politikaların uygulanması ve bunda ısrar edilmesinin, bugün hayvancılığın hâlâ Türk tarımında ciddi bir sorun olmasının ana nedenlerinden bir tanesi olarak düşünüyorum.

Hayvancılıkta sorunlar vardır. Son zamanlarda birçok destek kaldırıldı. Bu anlamda destekleme yöntemi çok radikal bir kararla değiştirildi ve “hayvan başı destek” yöntemine geçildi.

Destekler gününde ödenemiyor. Zaten yetersiz olan destekler gününde ödenemeyince de hayvansal üretim yapan çiftçilerimiz, üreticilerimiz burada mağduriyet yaşıyor.

Hatırlayacağınız gibi, 2009 bütçesinde tarımsal üretime ayrılan destek miktarı son anda yüzde 11 kesintiye uğradı. Zaten destekler yetersizdi, bu kesinti de hayvansal üretime özellikle darbe vuran önemli kesintilerden bir tanesi oldu.

Türkiye’de her zaman gündeme gelen kaçak et ve canlı hayvan kaçakçılığı bir türlü halledilememiş durumda. Bu sorunu temelli olarak ortadan kaldıramamış durumdayız.

Meraların talanı önlenemedi veya bu mücadelelerde yetersiz kalındı. Bunu kabul etmek zorundayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Tarsus’a gel, Tarsus’a!

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

Buyurunuz.

VAHAP SEÇER (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

Meraların amaç dışı kullanımının önlenemediği de bilinmekte.

Üretici-tüketici arasındaki, hayvansal üretim ürünlerinin, hayvansal üretim sonucu elde edilen nihai ürünlerin fiyat farkı, makası çok açıldı. Bu konuda gerekli önlemlerin alınması gerektiğini düşünüyorum.

Girdi fiyatları son günlerde ciddi anlamda yükseldi, ürün fiyatları düştü. Bu konuda Bakanlığın gerekli önlemleri almasını düşünüyorum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Tarsus’a gel…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Tarsus…

VAHAP SEÇER (Devamla) – Evet, arkadaşlarım Tarsus konusunda sıkıştırıyor. Ben, Sayın Bakandan tekrar rica ediyorum; az önce bahsi geçti, taşkın sonucu oluşan…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Tarsus’un primlerinin de ödeneceğini Sayın Bakan söyledi.

VAHAP SEÇER (Devamla) – … zararlardan dolayı Sayın Bakandan birtakım ricalarımız olmuştu, özellikle prim desteklerinin erken ödenmesi yönünde. Mersin ilinin de bu kapsama alınmasını, biz buradan, diğer milletvekili arkadaşlarımla beraber Sayın Bakandan istirham ediyoruz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Primlerin ödeneceğini de ifade et.

VAHAP SEÇER (Devamla) – Sayın Bakan ifade etti.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – İcmaller gelince öğrenilir.

VAHAP SEÇER (Devamla) – Peki, teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Seçer.

Önergeyi…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı istiyorum.

BAŞKAN – Bakacağım efendim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Karar yeter sayısı yok.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 17.23

 

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.34

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER : Yusuf COŞKUN (Bingöl), Fatma SALMAN KOTAN (Ağrı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 88’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre vermiş olduğu önergenin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı…

Oylamayı elektronik cihazla yapacağım.

Oylama için iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı bulunamamıştır.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 17.37

 

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.46

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER : Yusuf COŞKUN (Bingöl), Fatma SALMAN KOTAN (Ağrı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 88’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre vermiş olduğu önergenin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

Sayın milletvekilleri, gündemin “Sözlü Sorular” kısmına geçiyoruz.

IX.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici’nin, öğretmen maaşlarının iyileştirilmesine ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/436) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

2.- Niğde Milletvekili Mümin İnan’ın, Niğde’deki yatırımlara, yeşil kartlılara ve yapılan yardımlara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/562) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

3.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, demir fiyatlarındaki artışa ve inşaat sektörüne ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/622) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

4.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, ÇEAŞ’ın küçük hissedarlarına dağıtılmayan temettülere ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/696) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

5.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, Taksim’de 1 Mayıs kutlamalarına izin verilmemesine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/698) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

6.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, küçük işletmelerin ekonomik sıkıntılarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/701) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

7.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, ÇEAŞ’ın küçük hissedarlarına kâr dağıtımına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/710) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

8.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, ekonomik sıkıntılara yönelik çalışmalara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/712) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

9.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, demir başta olmak üzere inşaat girdilerindeki fiyat artışına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/734) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

10.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, özürlü aylıklarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/749) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

11.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, yeni bir Nato Üssü kurulup kurulmayacağına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/784) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

12.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Bolu Valisinin görevden alınmasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/786) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

13.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Dışişleri Bakanının bir konuşmasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/787) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

14.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, doğalgaz zammının etkisine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/796) (Cevaplanmadı)

15.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, bazı yerlerdeki yatırımlara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/806) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

16.- Niğde Milletvekili Mümin İnan’ın, iletişimin izlendiği iddialarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/812) ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı

BAŞKAN – Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Cemil Çiçek, gündemin “Sözlü Sorular” kısmında yer alan sorulardan 1, 9, 19, 37, 38, 40, 43, 44, 53, 56, 67, 68, 69, 71, 73, 78’inci sıralardaki soruları birlikte cevaplandırmak istemişlerdir.

Şimdi bu soruları sırasıyla okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin Çelik tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                               30.01.2008

                                                                                                                Akif Ekici

                                                                                                                Gaziantep

Yazılı ve görsel basında yer alan haberlerde, Dünya Bankası Türkiye masası şefinin, öğretmenlerimizin maaşlarını yüksek bulması, eğitim emekçilerini çok üzmüş ve yaralamıştır.

Dünya Bankası yetkilisinin bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nde görev yapan öğretmen maaşlarına müdahale etmesi, bağımsızlığımıza gölge düşürmektedir. Bağımsız bir ülke kendi vatandaşlarının sosyal, ekonomik ve yasal hakları ile ilgili kararları kendisi alır. AB’ye girmeye çalışan Türkiye Cumhuriyeti, AB ülkelerindeki öğretmenlerden daha çok fedakarlık yaparak çalışmalarına rağmen, ücret yönünden AB ülkesi öğretmenlerinin maaşlarının beşte biri kadar ücret almaktadırlar.

1. Dünya Bankasının bizim uygulamalarımıza karışmaları bağımsızlığımıza müdahale anlamına gelmiyor mu?

2. AB’ne girmeye çalışan ülkemizin, öğretmen maaşlarını da AB ülkeleri düzeyine yükseltmesini düşünüyor musunuz?

3. Öğretmenlerimizin insanca yaşamalarını sağlayabilmek için gelirlerinde iyileştirme çalış-malarınız var mıdır?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki yazılı sorularımın Başbakan Sn. Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını arz ederim.

                                                                                                              Mümin İnan

                                                                                                                   Niğde

Soru: 1- Niğde İlimizde, 2008 yılında Devlet tarafından hangi projelere, ne kadar yatırım yapılması planlanmaktadır.

Soru: 2- Niğde İlinde 22 Temmuz 2007 tarihinden sonra kaç adet yeşil kart iptal edilmiştir?

Soru: 3- 2005, 2006 ve 2007 yıllarında, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu’ndan Niğde İlimizde ayni ve nakdi olarak kaç kişiye, toplam kaç YTL’lik yardım yapılmıştır? Bu yardımlar için 2008 yılında ne kadar pay ayrılmıştır?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

                                                                                                              Hasan Çalış

                                                                                                                 Karaman

İnşaat demiri fiyatlarının yılbaşından bu yana yüzde 35 oranında artması demir-çelik üreticileri ile inşaatçıları karşı karşıya getirmiştir. İnşaatçılar Derneği (İNDER) inşaat sezonu öncesi demir fiyatlarının keyfi olarak artırıldığını belirtmektedir.

Bu bilgiler ışığında;

1- İnşaat demiri fiyatlarındaki bu artış inşaat sektörünün önünde adeta demirden bir ağ örmüştür. Bu demirden ağı kaldırma konusunda çalışmanız var mıdır?

2- İnşaat sektöründe canlılık olmadan ekonomik büyümenin sağlanması mümkün değildir. İnşaat sektörünü canlandırmak konusunda bir projeniz var mıdır?

3- Demir fiyatlarındaki artış haliyle maliyetleri de artırmıştır. Bu maliyet artışının faturasını kime kesmeyi düşünüyorsunuz?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

                                                                                                       Mehmet Akif Paksoy

                                                                                                           Kahramanmaraş

1993 yılında ÇEAŞ’ı alan Uzanlar 10 yıl temettü dağıtmamış, şirket gelirlerini istediği gibi kullanmış küçük hissedarların haklarını yemiştir. Sonra Uzanlar temettü dağıtmaya karar vermiş ve temettüden 1/3 ünü hissedarlara dağıtmıştır. 2/3 ünü ödemek üzere iken Devlet ÇEAŞ’a el koyduğundan ödeyememiştir.

ÇEAŞ malvarlığı olan bir A.Ş olup, hissedarlar hissesi oranında bu malvarlığının sahibidir. ÇEAŞ’da hissedar olan kişilere kalan temettüler ne zaman dağıtılacaktır? Binlerce küçük hissedarların haklarını korumak devletin görevi değil midir?

Bu konuda çözüme yönelik bir düzenleme var mıdır?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                             Yaşar Ağyüz

                                                                                                                Gaziantep

1. 1 Mayıs İşçi Bayramı Kutlamalarını Taksim’de yapmayı günler önce açıklayan Sendikal Ögütlerden, DİSK Genel Merkezini sabahın erken saatlerinde Polislerle, Panzerlerle kuşatmanız, demokrasi ve düşünce özgürlükleri çerçevesinde doğru mudur?

2. Taksim’i emekçiye neden kapattınız? Taksim’e çıkmayı önleme yerine, doğabilecek olayları önlemek için, tedbir almanız daha doğru olmaz mıydı?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.                                                                                          Hasan Çalış

                                                                                                                 Karaman

Türkiye Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler, Serbest Meslek Mensupları ve Yöneticileri Vakfı (TOSÖV) tarafından yapılan açıklamada, piyasada bir daralma yaşandığı, nakit sıkıntısı çekildiği ve bu nedenle de küçük işletmelerin çeklerini bile ödeyemez duruma geldiği belirtilmektedir.

Bu bilgiler ışığında;

1- Durumları her geçen gün kötüleşen ve ekonomik sıkıntı çeken küçük işletmeleri rahatlatmaya yönelik herhangi bir çalışmanız var mıdır? Bu konuda çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?

2- Merkez Bankası verilerine göre, Şubat ayı içinde toplam 59 bin 944 adet olan ferdi kredi ve kredi kartları borçlarını ödememiş kişilerin toplamı, Mart’ta 67 bin 415’e çıkmıştır. Görüldüğü gibi ekonomik sıkıntı her alanda kendini iyice hissettirmeye başlamıştır. Ekonomi politikalarını yeniden gözden geçirmeyi düşünüyor musunuz? Bu konuda bir projeniz var mıdır?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

                                                                                                       Mehmet Akif Paksoy

                                                                                                           Kahramanmaraş

ÇEAŞ 5 yıldan beri Devletin denetimi ve kontrolündedir. Ancak, Devlet 5 yıldan beri ÇEAŞ’ta üretilen, iletilen ve dağıtılan enerjiden elde edilen kârın Uzan grubu dışındaki küçük hissedarlara dağıtımı yapılmamıştır. Hisse sahibi olan bu küçük hissedarlara enerjiden elde edilen kârı ne zaman dağıtmayı düşünüyorsunuz?

Yaptığınız bu işlem sosyal Devlet anlayışına uygun mudur?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                              Hasan Çalış

                                                                                                                 Karaman

Gazete ve televizyon kanallarında “iyice borca battık” şeklinde haberler yer almaktadır. Vatandaşın bankalara olan borcu 100.2 milyar YTL’yi aşmış, Merkez Bankası verilerine göre, yılın ilk üç ayında toplam tutarı 1 milyar 487.9 milyon YTL olan toplam 371 bin 154 senet protesto olmuştur. Karşılıksız çek sayısı ise 232 bin 500’e çıkmıştır.

Bu bilgiler ışığında;

1- Hükümet üyeleri ekonomiden övgüyle bahsederken, açıklanan rakamlar bunun hiç de böyle olmadığını gösteriyor. Her alanda vatandaşa kendini iyice hissettiren ekonomik sıkıntı konusunda bir çalışmanız var mıdır? Bu konuda çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?

2- İşçi, memur ve emekliye yapılan maaş zamları fiyat artışları karşısında iyice erimiş, kaderine terk edilen esnaf, işyerini siftahsız açıp-kapatır hale gelmiştir. Esnafımıza nefes aldıracak bir çalışmanız var mıdır? Bu konuda çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                             Yaşar Ağyüz

                                                                                                                Gaziantep

2007 yılı sonunda 850 YTL/Ton olan İnşaat demiri şu anda 1.900 YTL/Ton olmuştur. Demirde yaşanan çok yüksek fiyat artışı İnşaat Sektöründe sıkıntı yarattığı gibi talep daralmasına yol açmıştır.

Ülkemiz Ekonomisinde ağırlıklı önder sektör olan İnşaat Sektörünün işsizliği de büyük ölçüde absorbe ettiği bilinen gerçek iken,

1. Özel konut üreten firmalarla, kamu müteahhitlerini ve alıcıları zora sokan, seçim bölgem Gaziantep’te olduğu gibi tüm büyük kentlerimizde inşaatları durma noktasına getiren bu sorunun çözümü için tedbir almak gerekmez mi, almayı düşündüğünüz tedbirler var mıdır?

2. Sorunlar kangren olmadan ve büyük bir ekonomik krize dönüşmeden, ilgili bakanlıklarda (tüm inşaat girdilerindeki fiyat artışları için) kısa ve uzun vadeli tedbirleri kapsayan ekonomik, teknik ve yasal düzenleme çalışmaları yaptırmayı düşünüyor musunuz?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                           Dr. Reşat Doğru

                                                                                                                   Tokat

Soru: Özürlülük oranı %70 ve üzeri olan özürlü insanımıza 249.41 YTL özürlülük oranı %40 ila %70 arası olan özürlü insanımıza ise 166.27 YTL ödenmektedir. Enflasyon artarken bu insanlar nasıl geçinecek? Bu miktarları artırmayı düşünüyor musunuz?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                              Hasan Çalış

                                                                                                                 Karaman

Internet ortamında, “İtalya Napoli’deki NATO üssü İzmir Urla’ya taşınıyor. 4 bin Amerikan askeri Urla’da ev tutmaya başladı bile. Büyük işgal projesi sebebiyle üs doğuya kaydırılıyor. Tehlikeli kısım bir havaalanı inşaatının da Mordoğan’da başlamış olması. Adana İncirlik üssü İran ve/veya Suriye atış menzilinde olduğu için ana hava üssü İzmir olacak” şeklinde mailler yer almaktadır. Bu tip yazılar bölge halkının endişelenmesine neden olmaktadır.

Bu bilgiler ışığında;

1- İzmir Urla ve/veya başka bir ilimiz toprakları üzerinde NATO üssü kurulması söz konusu mudur? Hükûmet olarak bu konuda verilmiş bir izin var mıdır? Bu konuda kamuoyunu aydınlatmayı düşünüyor musunuz?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın aracılığınızla Başbakan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 29.05.2008

                                                                                                              Kamer Genç

                                                                                                                  Tunceli

Bolu Valisi Ali Serindağ’la ilgili olarak basında çıkan yazılarda, adı geçenin Nakşi ve Kadiri şeyhinin oğlu Ahmet Palazoğlu’nun cenazesine katılmadığı ve Cuma namazına katılmadığı nedenleriyle valilikten alındığı belirtilmektedir.

1. Bolu Valisi Ali Serindağ’ın valilikten alınmasında bu davranışlarının etkisi olmuş mudur?

2. Bu Valinin Merkez Valiliğine alınmasının nedenlerini izah eder misiniz? Hangi yetmezlik ve başarısızlıktan olmuştur?

3. Adı geçen Vali’nin merkeze alınmasında Alevi inançlı olmasının etkisi olmuş mudur?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın aracılığınızla Başbakan tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 29.05.2008

                                                                                                              Kamer Genç

                                                                                                                  Tunceli

Dışişleri Bakanı; Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesinde (Türkiye’de sadece gayrimüslim azınlıklar değil, Müslüman çoğunluğun da dini özgürlüklerle ilgili sorunlar yaşıyor) biçiminde konuştuğu basında belirtilmiştir.

1. Bu konuşma doğru mudur?

2. Türkiye’de gayrimüslim azınlıklar ile Müslüman çoğunluğun dini özgürlüklerle olduğu öne sürülen sorunlar hangileridir?

3. Böyle bir söylemi onaylıyor musunuz?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                              Hasan Çalış

                                                                                                                 Karaman

Ülkemizde artık zamlar birbiriyle çakışır hale gelmiştir. Hükümet, elektrik ve doğalgaz zammını Temmuz ayında çakıştırmamak için konutta yüzde 7,4 ve sanayide 8,3 oranındaki doğalgaz zammını öne çekerek Haziran ayı içinde uygulanacak şekilde açıklamıştır.

Bu bilgiler ışığında;

1- Fakir-fukara, garip-gureba kısacası dar gelirli vatandaşların maaşları yerinde sayarken, yapılan 7,4’lük yeni doğalgaz zammının bu kesimleri daha da sıkıntıya sokacağını düşünüyor musunuz?

2- Bu zamlar karşısında doğalgaz alamayan dar gelirli vatandaşlar, kışı “battaniyelerle” geçirmezler mi? Bu kesimlere yakıt yardımı yapmayı düşünüyor musunuz?

3- Yüzde 8,3 oranındaki yeni doğalgaz zammı karşısında, maliyetleri artan sanayinin rekabet gücü azalmış olmuyor mu? Bu gidişin sonu fabrikaların kapanması ve işsizlik değil midir?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                              Hasan Çalış

                                                                                                                 Karaman

Günlük gazetelerde, “Başbakan Erdoğan’ın memleketi Rize’nin Güneysu İlçesi Karadeniz’in yıldızı. Hayırseverler ilçeye okul, hastane, tesis yaptırmak için yarışıyor” şeklinde haberlere yer verilmiştir.

Bu bilgiler ışığında;

1) Başbakanlığınız döneminde, memleketiniz olan Güneysu İlçesine toplam kaç paralık kamu ve özel sektör yatırımı gerçekleşmiştir? Bu yatırımlar nelerdir?

2) Geri kalmış birçok ilçemizi kıskandıran memleket yatırımlarını, daha acil ihtiyacı olan bölgelerimize de yapmayı düşünüyor musunuz? Bu konuda çalışmanız var mıdır?

3) Kamuoyunda Sayın Başbakanımızın doğduğu yere ilginin büyük olması, gözlerin yaşamının önemli bir bölümünü geçirdiği Kasımpaşa’ya çevrilmesine neden olmuştur. Son 6 yılda, Kasımpaşa’ya devlet ve hayırseverlerce İstanbul’un diğer semtlerinden farklı olarak hangi yatırımlar yapılmıştır?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki yazılı sorularımın Başbakan Sn. Recep Tayyip Erdoğan tarafından, sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını arz ederim.

                                                                                                              Mümin İnan

                                                                                                                   Niğde

Soru:

1) 2008 Mayıs ayının sonlarında ve Haziran ayının başlarında, basına yansıyan bazı mahkeme kararlarına göre herhangi bir alan ve kişi sınırlaması yapılmadan tüm ülke iletişiminin, bazı güvenlik birimlerimiz tarafından izlendiği haberleri doğru mudur?

2) Bu izlemeler yapıldıysa, Anayasanın haberleşme hürriyetinin düzenlendiği 22’nci maddesindeki istisna hükmünün ve 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu’nun ilgili maddelerinin aşırı geniş yorumlanarak ihlal edildiği gerekçesiyle, sorumlular hakkında adli ve idari işlemler yapacak mısınız?

3) Söz konusu mahkeme kararlarına dayanılarak, herhangi bir alan ve kişi sınırlaması yapılmadan, tüm ülke iletişiminin izlenmesi faaliyetleri devam etmekte midir? Bu uygulamanın, demokratik ve hukuk devleti ilkelerine uygun olarak, alan ve kişileri belirli olacak biçimde değiştirilmesi için herhangi bir çalışmanız olacak mıdır?

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Çiçek. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Yalnız, her soruyu hangi soruya cevap veriyorsanız önce söylerseniz, daha açık ve net olacak.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

1’inci soru Millî Eğitim Bakanımızla ilgilidir, (6/436) esas numaralı. Diğerleri, Sayın Başbakana değerli milletvekillerimiz tarafından sorulmuş sorulardır. Tabii bu soruların bir kısmı epey zaman evvel sorulmuş olup özellikle ekonomik konularla ilgili olanlar güncelliğini belli ölçüde kaybetmiş oluyor. Aslında bu tip sorular… Tabii değerli milletvekillerimizin kendi takdirleridir, ister yazılı sorabilir ister sözlü ancak yazılı sorulara güncelliğini koruyacak tarzda cevap verme imkânımız daha mümkün gözükmektedir. Aksi hâlde, şimdi gelirken baktım, Meclis gündeminde 469 soru önergesi var. Bir saatlik bir değerlendirme içerisinde 15 civarında soruya cevap verilebildiği hesaba katıldığında, demek ki sadece bugün gündemde olan sözlü sorulara cevap verebilmek için 31 gün zaman ayırmamız gerekiyor. Bunu da takdirlerinize arz ediyorum.

İkinci arz edeceğim husus, soruya cevap vermezden evvel: Tabii Sayın Başbakana sorulan soruların bir kısmı değişik kurumları ilgilendiriyor, bakanlıkları ilgilendiriyor. Belki doğrudan o bakan arkadaşlarımıza soru sorulmuş olsa bürokrasiyi biraz daha azaltmış olacağız çünkü önce Başbakanlığa geliyor, biz ilgili bakanlıklara ya da kurumlara yazıyoruz, oradan gelenleri derledikten sonra sizlere burada arz etme imkânı oluyor.

Şimdi, (6/436) sayılı, Sayın Ekici’nin sorusuyla ilgili olarak söylemek istediğimiz husus şudur: Tabiatıyla Türkiye birçok uluslararası kuruluşla ekonomik, sosyal ve siyasi anlamda ilişkileri olan bir devlettir, bir ülkedir. Bu nedenle, zaman zaman, biz nasıl dünyada ilişki içerisinde olduğumuz ülkelerle ilgili değerlendirmeler yapıyorsak, bu kuruluşlar da Türkiye’yle ilgili değerlendirmeler yapıyor, tavsiyeleri olabiliyor ama bunlara karar verip vermemek tümüyle bizim elimizdedir, Türkiye Cumhuriyeti hükûmetlerinin kendi verecekleri karardır. Bu nedenle, eğitim konusu, bizim Hükûmet olarak iş başına geldiğimiz günden beri en öncelikli konumuzdur. Nitekim, daha evvel, bütçe sıralamasında Millî Savunma Bakanlığı birinci sıradayken 2003’ten bu tarafa Millî Eğitim Bakanlığı birinci önceliği almıştır ve doğru olanı da budur. Dolayısıyla bu, eğitime verdiğimiz önemi gösteriyor.

Eğitimin bir ayağı da hiç şüphesiz öğretmenlerimizdir. Yapılan bütün çabalara, iyileştirme faaliyetlerine, gayretlerine rağmen tabiatıyla ne kadar ödeme yapsak, ne kadar imkân sağlasak böylesine kutsal bir hizmeti yapan öğretmenlerimiz bakımından verilenlerin yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu niyetle ifade etmek isterim ki tabiatıyla hem sayısal olarak hem de yaptıkları görevin kutsiyeti sebebiyle önemli bir ağırlığa sahip olan öğretmenlerimize Türkiye'nin imkân ve kabiliyetleri içerisinde, bütçe imkânları çerçevesinde bir ücret artışı getirilmeye çalışılmaktadır. Verilenleri yeterli göremeyiz ama bütçe imkânlarını da göz ardı etmeden yapılabilecek şeylerin fevkalade sınırlı olduğunu siz değerli milletvekili arkadaşlarımız da takdir edecektir. İnşallah, yeni dönemde bu konuda yeni adımları atma imkânını birlikte bulabiliriz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; (6/562) sayılı, Sayın Mümin İnan’ın sorduğu, Niğde ilimizde 2008 yılında devlet tarafından hangi projelere ne kadar yatırım yapıldığıyla ilgili sorulara cevap vermek istiyorum. Devlet tarafından yapılan yardımlar, KÖYDES dâhil -soru önergesinin verildiği yıl itibarıyla- 15 trilyon 838 bin 282 TL’dir. İl genelinde, 22 Temmuz 2007 tarihinden sonra 8.538 adet yeşil kart iptal edilmiştir.

Üçüncü soru olarak da Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu’ndan 2005, 2006 ve 2007 yıllarında ne kadar ayni ve nakdî yardım yapıldığı ve kaç kişiye bunların verildiği hususudur. 2005 yılında 10.941 kişiye, toplam olarak, ayni ve nakdî yardım 772 milyar 869 milyon -küsuratları var, onları arz etmiyorum- ödeme yapılmıştır. 2006 yılında 21.134 kişiye bu yardım gerçekleştirilmiş olup ödenen miktar 853 milyar 702 milyon liradır. 2007 yılı itibarıyla toplam 13.835 kişiye 924 milyar 070 milyon ödeme yapılmıştır. 2008 yılı itibarıyla 19.377 kişiye 1 milyar 347 milyon 912 bin lira yardım yapılmıştır.

Üçüncü soru Sayın Hasan Çalış’ın (6/662) sıra sayılı soru önergesiyle ilgili şu bilgileri arz etmek istiyorum: Evet, geçtiğimiz yıl içerisinde belli bir süre inşaat demiri fiyatlarında önemli bir artışın yaşanmış olması sebebiyle… İnşaat demiri fiyatlarındaki bu artış inşaat sektörünün önüne âdeta demirden bir ağ örmüştür. Bunun kaldırılması ve bu inşaat sektörünün canlandırılmasıyla ilgili üç tane soru önergesi var.

Değerli milletvekilleri, bununla ilgili olarak şunu ifade etmek istiyorum: Demir fiyatlarındaki artışlar piyasa bağlamında diğer sektörlerdeki ekonomik gelişmeleri de zincirleme olarak tetiklediğinden, bu durum zaman zaman inşaat sektöründeki imalatlarda maliyet artışlarına neden olabilmektedir. İnşaat demirinde meydana gelen fiyat artışlarının serbest piyasa ekonomisi koşullarında oluştuğu dikkate alınır ise demir ithalatını teşvik ve ihracatını da kısıtlamak suretiyle fiyat artışının bir miktar azaltılabileceği ya da önüne geçilebileceği genelde düşünülmektedir. Demir çelik ürünü fiyatlarının yükselmesi sadece ülkemizde değil, dünya piyasalarında da etkili olmuştur. Dolayısıyla, Türkiye dünyadan kopuk bir ekonomik faaliyeti sürdürmediği için dış piyasalardaki olumlu ya da olumsuz her gelişme her alanda iç piyasayı da şu veya bu şekilde etkilemektedir. Bu nedenle, yurt içi demir çelik fiyatlarının yurt dışındaki fiyatlardan bağımsız bir şekilde oluşması mümkün değildir. Ülkemizdeki demir çelik fiyatları, dünya demir çelik sektöründeki konjonktüre bağlı olarak belirlenmektedir. Dünya demir çelik fiyatlarının oluşmasındaki arz talep dengesinin yanında, girdi ve navlun fiyatları da etkili olmaktadır. Girdi fiyatlarındaki ve talepteki artışa bağlı olarak tüm demir çelik ürünlerinin fiyatlarında artışlar yaşanmıştır. Dünya fiyatlarıyla yurt içi fiyatları arasında bir paralellik bulunmaktadır. Serbest piyasa koşullarında zamanla fiyatların dünya konjonktürüne bağlı olarak istikrar kazanacağı tahmin edilmektedir. İnşaat sektöründe yaşanan durgunluk sadece demir çelik ürünlerindeki fiyat artışına bağlı değildir. 2007 yılından itibaren bu alanda bir durgunluk başlamış olup dünyadaki global kriz, diğer sektörleri olduğu gibi inşaat sektörünü de etkilemiştir.

Ayrıca, bu konuda alınması gereken önlemler ve uygulamaya geçilmesi bağlamında, konuyla ilgili yatırımcı bakanlıkların katılımı sağlanmak suretiyle yapılan değerlendirme toplantıları o tarih itibarıyla devam etmekte olup sorunun çözümü için 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu ve Fiyat Farkı Kararnamesi’ne ilişkin hazırlık çalışmaları o zaman sürdürülmüş ve sonra da neticelenmiştir. Bundan doğan imkânlar da demir çelik fiyatlarının artmasından doğan zararların belli ölçüde karşılanmasına imkân vermiştir.

Bu önergenin verildiği tarih itibarıyla 1 milyon 800 bin lira civarında olan demir, bu sabah gelirken sordum, 810 lira civarına düştüğüne göre bu da bizim yukarıda söylediğimiz hususları ifade etmektedir. Dünyadaki gelişmelere paralel olarak demir fiyatları dünyada artıyorsa tabii olarak Türkiye’de de artıyor, düşme varsa Türkiye’de de düşüyor. Bir de ekonominin genel gidişatıyla ilgilidir. Ekonomide hangi tedbirleri aldığımızı, fırsat olursa biraz sonra bir soru önergesi vesilesiyle sizlere de arz etmeye çalışacağım.

(6/696) sayılı, Sayın Mehmet Akif Paksoy’un ÇEAŞ’la ilgili, orada hissedar olanlara temettü ödenmesiyle ilgili sorusu var. Onunla ilgili, ilgili bakanlıktan aldığımız cevap şudur değerli milletvekillerimiz: Çukurova Elektrik Anonim Şirketinin gerek 3096 sayılı Kanun, ilgili yönetmelikler ve bu kanuna dayalı olarak imzalanan imtiyaz sözleşmelerine aykırı tutumları gerekse 4628 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatın ihlalinden dolayı Enerji Bakanlığınca şirket arasında imzalanan görev verilmesine ilişkin imtiyaz sözleşmelerinin şirketin kusuru nedeniyle feshini düzenleyen 19’uncu maddesine istinaden sözleşmenin feshine karar verilmiş ve şirketin bundan böyle görev bölgesinde faaliyet göstermesi mümkün olmadığından 17/6/2003 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2003/5712 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla şirkete görev verilmesine ilişkin kararname yürürlükten kaldırılmıştır. Hâl böyle olunca zaten bundan dolayı herhangi bir temettü ödenmesi de bu tarih itibarıyla mümkün gözükmediği gibi, ayrıca bu konuyla ilgili olarak hem yurt içinde hem de yurt dışında açılmış pek çok davalar vardır. Bu davalar da hâlen devam etmektedir. Davaların sonucuna göre bu konularda karar verilecektir.

Yine Sayın Mehmet Akif Paksoy’un aynı konuya ilişkin (6/710) sıra sayılı, başka bir tarihte, 6/5/2008 tarihinde verdiği önerge de aynı içeriği taşımaktadır. Dolayısıyla birinci önerge için geçerli olan sebepler, bu soru önergesi bakımından da geçerli olmaktadır.

(6/698) sayılı Sayın Yaşar Ağyüz’ün önergesi, 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamalarını Taksim’de yapmayı günler önce açıklayan sendikal örgütlerden, bir önceki yılda meydana gelen olaylar da dikkate alınarak verilmiş bir önerge. “Taksim’i emekçiye neden kapattınız, Taksim’e çıkmayı önleme yerine, doğabilecek olayları önlemek için tedbir almanız daha doğru olmaz mıydı?” diye o günün şartlarında verilmiş bir önergedir. Bu önergenin üzerinden bir yıl geçmiş oluyor. Bu sene de 1 Mayısı kutladık.

Şimdi, değerli milletvekilleri, bir şeyi hepimizin kabul etmesi lazım. Tabii Anayasa’mızda ister kişisel olarak isterse örgütler açısından kullandığımız, kullanmakta olduğumuz birtakım haklarımız var, özgürlüklerimiz var. Bir hakkı ya da özgürlüğü kullanırken Anayasa ve yasalar çerçevesinde kullanmamız lazım. Aksi hâlde, herkes hakkını ve özgürlüğünü istediği şekilde kullanmaya kalkıştığı takdirde bu, başka türlü hak ve özgürlük ihlallerini de beraberinde getirmektedir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak örgütlerimizin de, kişilerimizin de en temel haklarının başında geliyor. Bunun içindir ki mevzuatımızda bu hususları düzenleyen, toplantıların, gösteri yürüyüşlerinin, mitinglerin nerede, nasıl yapılacağını düzenleyen bir özel yasamız var: Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası. Bu Yasa’nın esas amacı, bu hakkın kullanılmasını kolaylaştırmak ve teminat altına almaktır. Dolayısıyla mitinglerin ve gösteri yürüyüşlerinin nerede yapılacağı bu Kanun’un ilgili maddesinde çok açık olarak belirlenmiştir. Nitekim bizler, hepimiz partiler olarak daha yeni seçimden çıktık. 29 Mart seçimlerinde İstanbul’da hemen hemen seçime giren bütün partilerimiz, bu Yasa’nın hükümlerine uygun olarak, nerede miting yapmayı uygun gördülerse orada bu mitinglerini yapmışlardır, orada halka seslenmişlerdir. Dolayısıyla, baştan beri söylenmek istenen, bir hakkın kullanılmasının engellenmesi değil, yasalar çerçevesinde bu hakkın kullanılmasının arzu edilmesidir.

Maalesef bir önceki yıl bu konuda bir anlayış beraberliğine varma imkânı olmadığı için, devlet de yasaya aykırı bir gösteriyi, bir toplantıyı engellemek maksadıyla ve başka türlü sakıncaları da ortadan kaldırmak için bazı tedbirleri almak durumunda kalmıştır. İnşallah demokratik olgunluğa eriştiğimiz sürece, zannediyorum bugün soru konusu olan hususlar önümüzdeki dönemde, önümüzdeki yıllarda ortadan kalkabilecektir. Nitekim bir önceki yıl 1 Mayıs tatil değilken bu sene bunu bir bayram havasında sendikalarımız, emekçilerimiz kutlayabilmişlerdir. Mühim olan, burada karşılıklı anlayış ve yasalara saygı fikrinin ve bilincinin de toplumumuzda yerleşmiş olması gerekmektedir. Bunda da sendikalarımızın, meslek örgütlerimizin, hepimizin öncü rolü oynamasında fayda var.

Bu Yasa, ihtiyacı karşılamıyor olabilir, doğru olmayabilir, yanlış olabilir, eksik olabilir. Bunu ortadan kaldırmanın yolu da yine yasalara uygun olarak bu konuda tepkilerimizi ortaya koymaktır. Bir önceki yıla nazaran bu defa 1 Mayıs toplantısı daha demokratik bir ortamda geçmiştir. Ümit ediyoruz, önümüzdeki sene bugünkünden daha ileri bir noktada olabiliriz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; (6/701) sayılı -yine- Sayın Hasan Çalış arkadaşımız Türkiye Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler, Serbest Meslek Mensupları ve Yöneticiler Vakfı tarafından yapılan açıklamada, piyasada bir daralma yaşandığı, nakit sıkıntısı çekildiği ve bu nedenle küçük işletmelerin çeklerini bile ödeyemez duruma geldiğinden bahisle “Küçük işletmeleri rahatlatmaya yönelik herhangi bir çalışma var mıdır?” bunu sormaktadır.

Ayrıca, Merkez Bankası verilerine göre şubat ayı içinde toplam 59.944 adet olan ferdî kredi ve kredi kartları borçlarını ödememiş kişilerin toplamının 67.415’e, martta çıktığı ifade ediliyor. Dolayısıyla “Ekonomi politikalarını yeniden gözden geçirmeyi düşünüyor musunuz? Bu konuda bir projeniz var mı?” diye bir soru.

Şimdi, birinci soruyla ilgili olarak KOSGEB, imalat sanayi sektöründe faaliyet gösteren KOBİ’lere danışmanlık, eğitim, teknoloji geliştirme, yenilik, bilişim, kalite geliştirme, pazar araştırma, ihracatın geliştirilmesi, uluslararası iş birliğinin geliştirilmesi, girişimcilik ve bölgesel kalkınmaya yönelik destekler vermektedir. Ayrıca KOBİ’lerin ihtiyaçları doğrultusunda bankalardan uygun koşullarda kredi temin edebilmeleri amacıyla 2003 yılından itibaren kredi-faiz destek programları başlatılmıştır. Bu kapsamda KOSGEB tarafından 8/4/2009 tarihine kadar verilen kredi-faiz destekleri belli ölçüde yeniden gözden geçirilmiştir.

KOSGEB, 2009 yılında da 2008 yılında etkisini artıran olumsuz küresel ekonomik gelişmelerin KOBİ’ler üzerindeki etkilerini hafifletmek ve KOBİ’lerin bu dönemi mümkün olan en az hasarla atlatmalarını sağlamak amacıyla, icra komitesi kararları ve bütçe imkânları çerçevesinde KOBİ’lerin bankalardan kullanacakları yatırım, işletme ve ihracat amaçlı kredilere yönelik faiz desteği uygulamalarını sürdürecektir.

KOSGEB’in iştirakleri arasında yer alan Kredi Garanti Fonu Anonim Şirketi aracılığıyla da işletmelerin kredi kullanma sürecinde teminat sorunlarına yönelik olarak banka nezdinde teminatlarını üstlenerek garanti kefalet hizmeti de vermektedir.

Ayrıca KOSGEB’in imalat sanayi sektörü dışındaki KOBİ’leri de desteklemesi için 3624 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Sanayi, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda görüşülmüş ve Genel Kurulda da kabul edilmiş ve yürürlüğe girmiştir ve imalat sanayi sektörü dışındaki KOBİ’lere de destek verme imkânı mümkün olmaktadır.

Kredi kartlarıyla ilgili olarak bankalar arası kart merkezinin Şubat 2009 tarihli verilerine baktığımızda, piyasada 43 milyon 507 bin 583 adet kredi kartı olduğu görülmektedir. Her tüketicinin ortalama iki kredi kartı olduğu varsayımından hareketle, 22 milyon tüketicinin kredi kartı kullanıcısı olduğu söylenebilir. Kredi kartları kullananların, 2008 yılı içerisinde, 186 milyar 550 milyon YTL tutarında, 1 katrilyon 691 trilyon 925 milyar 697 adet işlem yaptığı görülmektedir. Ferdî kredi ve kredi kartı borçlarını ödeyemedikleri için yasal takibe uğrayan tüketici sayısına ilişkin istatistikler, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından tutulmaktadır. Kamuoyunda sicil affı olarak bilinen Karşılıksız Çek ve Protestolu Senetler ve Kredi Kartları Borçlarına İlişkin Kayıtların Dikkate Alınmaması Hakkında Kanun’un 20 Ocak 2009 tarih ve 27124 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle birlikte yasal takibe uğrayan tüketici sayısına ilişkin söz konusu istatistiklerde fark edilebilir bir düşüş yaşanmıştır. Mesela, 3 Şubat 2009 tarihli Merkez Bankası verilerine göre 2008 yılında kredi kartı borcunu ödeyemeyen kişi sayısı 635.523 iken bugün bu rakam 383.263 olmuştur. Ferdî kredi ve kredi kartı borçlarını ödeyemeyen tüketicilerin borçlarının yapılandırılması amacıyla kanuni düzenlemeye gidilmesine yönelik bir çalışma bulunmamakta, ancak tüketicileri, gelirlerinin üzerinde borçlanma yapmamaları, bir kredi kartı borcunu başka bir kredi kartından borçlanarak kapatmamaları, kredi kartını bir nakit edinme aracı değil, ödeme aracı olarak kullanmaları konusunda eğitici ve bilinçlendirici çalışmalara ağırlık verilmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; (6/712) sayılı, yine Sayın Hasan Çalış’ın… Bir gazetede çıkan haber üzerine “İyice borca battık.” şeklinde haberler gazetede yer alıyor. “Vatandaşın bankalara olan borcu 100,2 milyar YTL’yi aşmıştır. Merkez Bankası verilerine göre, yılın ilk üç ayında toplam tutarı 1 milyar 487,9 milyon YTL olan toplam 371.154 senet protestosu olmuştur. Karşılıksız çek sayısı ise 232.500’e çıkmıştır.

Bu bilgiler ışığında;

“1- …vatandaşa kendini iyice hissettiren ekonomik sıkıntı konusunda bir çalışmanız var mıdır? Bu konuda çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?

2- İşçi, memur ve emekliğe yapılan maaş zamları fiyat artışları karşısında iyice erimiş, kaderine terk edilen esnaf işyerini siftahsız açıp kapatır hale gelmiştir. Bu konuda nefes aldıracak bir çalışmanız var mıdır? Bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?” diye iki soru var.

Birinci soruyla ilgili olarak, değerli milletvekilleri, üretim, tüketim ve ihracatı hızla artan Türkiye ekonomisi büyüyen ve dinamik bir yapıya sahiptir. Artan ekonomik faaliyetle birlikte protestolu senetlerle karşılıksız çekler de artmaktadır. Bununla birlikte salt bu göstergelere bakarak ekonomideki gidişatı yorumlamak doğru değildir. Yatırım ve ticaretin ana finansman kaynağı bankacılık sistemidir. Dolayısıyla konuyla ilgili daha sağlıklı bir değerlendirme yapmak için bankacılık sistemindeki takipteki alacakların gelişimini incelemek yerinde olacaktır. Takipteki alacakların toplam kredilere oranı üzerinden bir değerlendirme yaptığımızda 2002’de bu toplam kredilere oranı 21,3; 2003’te 13,0; 2004’te 6,4; 2005’te 5; 2006’da 3,9; 2007’de 3,6; 2008’de ise 3,1’dir. Bu rakamlara baktığımızda 2002 yılından bu tarafa takipteki alacakların toplam kredilere oranı büyük ölçüde düşüş göstermiştir. Bunu diğer ülkelerle mukayese ettiğimizde aslında -benzer konumdaki ülkelerle- daha sağlıklı bir değerlendirme imkânımız olabilecektir. Mesela Brezilya’da takipteki alacakların toplam krediler içerisindeki nispeti 3,1; Çek Cumhuriyetinde 3; Romanya’da 9,1; Rusya’da o tarih itibarıyla 2,6; Yunanistan 5,1; Fransa 2,8; Çin’de ise 6,6’dır.

Son yıllarda büyüyen ekonomi, artan reel gelir ve düşen faizler nedeniyle tüketiciler harcamalarını artan oranlarda tüketici kredileri ve kredi kartlarıyla finanse etmeye başlamışlardır. Bunun sonucunda hane halkı borcunun millî gelire oranı 2007 yılında yüzde 11,7 seviyesine yükselmiştir. Bununla birlikte ülkemizdeki borç yükü diğer gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında hâlen oldukça düşük seviyelerde bulunmaktadır. Hane halkı yükümlülüklerinin millî gelire oranı Türkiye’de 2004’te 5; 2005’te 8; 2006’da 10 iken, 12 Doğu Avrupa ülkesinde 12; 17 ve 23 tarzında gerçekleşmiştir.

Öbür taraftan, esnafımızın durumunu iyileştirmek noktasında, onların rekabet gücünü artırmak büyüyen ekonomiye daha fazla katkı sağlarken, artan gelirden daha fazla pay almalarını sağlaması için strateji ve eylem planları hazırlanmış, KOBİ Stratejisi ve Eylem Planı ilan edilmiştir. KOBİ Eylem Planı’nı gerçekleştirmek üzere özellikle kümelenme stratejisi kapsamında çalışmalar başlamıştır.

Esnaf ve Sanatkârlar Stratejisi ve Eylem Planı ise Sanayi ve Ticaret Bakanlığı koordinasyonu altında ve Maliye Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Hazine Müsteşarlığı, Halk Bankası Genel Müdürlüğü, KOSGEB ve TESK ile diğer kurumların katılımıyla oluşturulmaktadır.

Konuyla ilgili tüm tarafların katkısıyla nihai şekli verilecek ve uygulamaya konulacak olan söz konusu eylem planları KOBİ’lerimiz ile esnaf ve sanatkârlarımızın sorunlarına kısa vadeli çözümler sunmak yerine uzun vadeli çözümler üretmeyi hedeflemektedir. Bu yönde çalışmalar zaten günün şartlarına göre güncelleştirilerek sürdürülmektedir.

(6/734) sayılı, Sayın Yaşar Ağyüz’ün, keza demir fiyatlarındaki –biraz evvel izah ettiğim- artışın inşaat sektöründe yarattığı sıkıntı ve talep daralması hakkında Sayın Başbakandan sözlü sorusu var. Onunla ilgili olarak “2007 yılında 850 YTL/ton olan inşaat demiri şu anda 1.900 YTL/ton olmuştur.” deniliyor. “Demirde yaşanan çok yüksek fiyat artışı inşaat sektöründe sıkıntı yaratıyor.” diyor ve “İnşaat sektörünün işsizliği de büyük ölçüde absorbe ettiği bilinen gerçek iken, özel konut üreten firmalarla, kamu müteahhitlerini ve alıcıları zora sokan, seçim bölgem Gaziantep’te olduğu gibi tüm büyük kentlerimizde inşaatları durma noktasına getiren bu sorunun çözümü için tedbir almak gerekmez mi, almayı düşünüyor musunuz?

Sorunlar kangren olmadan ve büyük bir ekonomik krize dönüşmeden, ilgili bakanlıklarda kısa ve uzun vadeli tedbirleri kapsayan ekonomik, teknik ve yasal düzenleme çalışmaları yaptırmayı düşünüyor musunuz?”

Tabii, demin ifade etmeye çalıştım, önergenin verildiği tarihte demir fiyatları gerçekten bu miktarda ama bugün itibarıyla 810-820, bu civarda seyrediyor dünyadaki gelişmeye paralel olarak, demek ki 1.900 liradan 800 liraya kadar düşmüş. Eğer inşaat sektöründeki durgunluğun tek sebebi demir fiyatındaki artış ise demir fiyatları normal seviyeye düşmüştür. Şimdi bunun otomatik olarak inşaat sektöründe de olumlu katkısının olması beklenebilir eğer bu durgunluğu tek bir sebebe bağlıyorsak. Onun için -yukarıda da bir soru önergesine arz ettiğim cevapta da ifade etmeye çalıştım- Türkiye’deki hemen hemen birçok malın fiyatı dışarıdaki gelişmelerden bağımsız olarak teşekkül etmiyor, dünyadaki gelişmeye paralel olarak bu fiyat istikrarı sağlanmış oluyor. Ancak gerçekten demir fiyatlarındaki artışın zikredilen rakamlara ulaştığı dönemde, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında yapım sözleşmeleri devam eden müteahhitleri de etkileyen, özellikle demir ve demir mamullerinde 2008 yılı ilk yarısında meydana gelen beklenmeyen fiyat artışlarının karşılanmasına yönelik olarak ilk etapta Kamu İhale Kanunu’nda değişiklik yapılmış, ilave fiyat farkı esasları Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla, 4735 sayılı Kamu ihale Sözleşmeleri Kanunu kapsamındaki yapım işlerinde beklenmeyen fiyat artışları nedeniyle uygulanacak ilave fiyat farkı esaslarının uygulanmasına ilişkin tebliğ de 4 Şubat 2009 tarihinde Resmî Gazete’de yayınlanmıştır.

Dolayısıyla, ülkemizin lokomotif sektörlerinden biri olan inşaat sektöründeki daralmayı aşmak için akılcı projeler üreterek özel yapılara vergi indirimleri getirilmesi, mortgage kredilerine destek verilmesi, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Can Suyu Projesi’nin bir benzerinin inşaat sektörü için harekete geçirilmesi, yurt dışında yapılacak müteahhitlik hizmetleriyle ilgili olarak özendirici birtakım tedbirlerin alınması ve kolaylıkların sağlanması, yurt dışındaki yatırımcıların ülkemizde inşaat ve müteahhitlik sektörüne yatırım yapmaları için özendirici tedbirlerin alınması gibi teşvik edici birtakım önlemlerin daralmanın aşılmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. İlgili bakanlık görev alanı dışındaki enerji, ulaştırma vesaire gibi altyapı çalışmalarının hızlandırılması, ülkemizde ihtiyaç duyulan kamu hizmet yapılarının tespit edilerek yeni yapım ihalelerinin açılmasının uygun olacağı düşünülmektedir. Öncelikle, üretim ve ürün kalitesiyle uluslararası piyasalarda aynı konularda faaliyet gösteren firmalarla rekabet edebilecek düzeydeki yerli sanayicilerin desteklenmesi için üretilen yerli ürünlerin kamuda kullanımını avantajlı hâle getirmek üzere 18 Nisan 2008 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanan Kamu İhale Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 63’üncü maddesinde yer alan, yerli malı olarak belirlenen malları teklif eden yerli istekliler lehine yüzde 15 oranına kadar fiyat avantajı sağlanması hususlarında idarelerce ihale dokümanına hükümler konulmasının önü açılmış ve Başbakanlık genelgesiyle de bu hükmün kamu kurum ve kuruluşlarınca dikkate alınması hususunda kamu yöneticilerinin gereken duyarlılığı göstermeleri istenmiştir. Bunu biz Hükûmette de kararlaştırdık, sonra Başbakanlık genelgesi olarak tüm kurumlara, özellikle de mahallî idarelerimize bunları açık olarak duyurduk ki bu yüzde 15 oranına kadar fiyat avantajı sağlayan yerli firmalarımızın ve yerli üretimin korunması açısından.

Şimdi, 29 Martta yeni mahallî idare seçimlerimizi yaptığımıza göre, göreve gelen belediye başkanlarımız ve özel idareler, ola ki, en başta iş makineleri olmak üzere birçok ihaleleri yapmaktadırlar. Zaman zaman bize de şikâyet geliyor bu genelgelere yeteri kadar uyulmadığı noktasında yerli firmalar tarafından.

Şimdi, burada, sizlerin huzurunda, özellikle ekonomik daralmanın yaşandığı günümüzde yerli üreticilerimizi koruyacak, sanayimizi koruyacak bu duyarlılığın tüm ihale kurumlarınca, ihale yapan kurumlarımız tarafından hassasiyetle ele alınması gerektiğini bir defa daha ifade etmek istiyorum.

İnşaat sektöründe müteahhitlerin yanı sıra, sektörün diğer aktörleri olan inşaat malzemecileri, elektrikçiler, hazır beton üreticileri gibi kesimlerdeki daralmayı gidermek üzere izlenebilecek çalışmalar iki kategoride incelenebilir. Bu çalışmaların ilk adımı mevcut yapı stokunun mevzuat çerçevesinde esaslı onarımlarla yenilenmesi çalışmalarının başlatılması, bina ölçeğinde ise bireysel ekonomik teşvikler yoluyla desteklenmesidir.

Bilgilerinize bu konuyu da saygıyla arz ediyorum.

(6/749) sıra sayılı, Sayın Reşat Doğru’nun, özürlülere ödenen maaş artışı, ödenecek parada bir artış olup olmadığıyla ilgili bir sorusu var.

Tabii, bu konuda, demin öğretmen maaşlarıyla ilgili ifade etmeye çalıştım, özelikle engelli vatandaşlarımız bakımından imkân ölçüsünde önemli destekler bizim hükûmetlerimiz döneminde sağlanmaya çalışılmıştır. Hiç şüphesiz, bunların yeterli olmadığı söylenebilir ama niyetimizi ortaya koymak adına, gerçekten çok yönlü destek programları sürdürülmektedir.

Bu manada, soru önergesinde bahsedilen özürlülük oranı yüzde 70 ve üzeri olanları yaklaşık 249 TL alırken daha sonra bu 272 liraya çıkarılmıştır, özürlülük oranı yüzde 40 ila yüzde 70 arası olanları ise 166 lirayken 181 liraya çıkarılmıştır, yani neticede sabit bir rakama bağlanmış değildir, imkânlar ölçüsünde bu rakamlar yükseltilmektedir. Bundan sonra da aynı düşünceyle bu yükseltmeler yapılabilecektir.

BAŞKAN – Sayın Bakan, bir dakika…

Sayın Doğru sisteme girmişler. Ona sormak istiyorum: Cevap yeterli midir, bir ek şeyiniz var mı?

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Yeterli efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Buyurunuz efendim.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) – (6/784) sayılı, yine Sayın Hasan Çalış Arkadaşımız “İtalya Napoli’deki NATO Üssü İzmir Urla’ya taşınıyor. 4 bin Amerikan askeri Urla’da ev tutmaya başladı bile. Büyük işgal projesi sebebiyle üs doğuya kaydırılıyor.” diyor.

Bu haberden yola çıkarak;

“İzmir Urla veya başka bir ilimiz toprakları üzerinde NATO üssü kurulması söz konusu mudur? Hükûmet olarak bu konuda verilmiş bir izin var mıdır? Bu konuda kamuoyunu aydınlatmayı düşünüyor musunuz?”

Şimdi, bu türlü haberler zaman zaman basınımızda çıkar ama kesinlikle ifade ediyoruz ki: İzmir’de konuşlu NATO Karargâhının mevcut yapılanmasının değişmesi ya da başka bir ilimizde yeni bir NATO karargâhı veya üssünün kurulması söz konusu değildir. Dolayısıyla bu haber biraz spekülatif bir haberdir. Konuya ilişkin olarak ne Brüksel’deki NATO Karargâhında ne de herhangi bir platformda alınmış bir karar da bulunmamaktadır.

(6/786) sayılı, Sayın Kamer Genç’in, “Bolu Valisi Ali Serindağ’la ilgili olarak basında çıkan yazılarda, adı geçenin, Nakşi ve Kadiri Şeyhi’nin oğlu Ahmet Palazoğlu’nun cenazesine katılmadığı ve cuma namazına katılmadığı nedenleriyle valilikten alındığı bildiriliyor.

Sayın Valinin valilikten alınmasında bu davranışlarının etkisi olmuş mudur?

Bu Valinin merkez valiliğine alınmasının nedenlerini izah eder misiniz? Hangi yetmezlik ve başarısızlıktan olmuştur?

Adı geçen Valinin merkeze alınmasında Alevi inançlı olmasının etkisi olmuş mudur?”

Bir evvelki soru önergesinde de haber ne kadar spekülatif ise bu konuda da vereceğimiz cevap şudur: Türkiye, eksiği olsa da bir hukuk devletidir. Hangi işlemlerin nasıl yapılacağı, hangi usule bağlı olarak yapılacağı bilinmektedir. Dolayısıyla, valilik gibi bir önemli görevi yapmış olan bir insanın burada zikredilen sebeplerden dolayı alındığı tarzındaki husus bence doğru değildir. Bir valinin nasıl alınacağı, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 6’ncı maddesi ile 2451 sayılı Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanun’un 2’nci maddesine göre Bakanlar Kurulu kararı ve Sayın Cumhurbaşkanının onayıyla olmaktadır; usul budur. Kaldı ki ismi geçen Sayın Vali, biz Hükûmete geldiğimizde, Bolu’dan evvel bir başka görevdeydi. Dolayısıyla, orada hizmetlerinden istifade edilmiş, ondan sonra Bolu iline de daha sonraki bir tayin tasarrufuyla, valiler kararnamesiyle oraya atanmış, orada da belli bir süre hizmet ettikten sonra -yukarıdaki usule göre- bu ataması gerçekleşmiştir. Bu atama işlemleri sadece onlar için değil, kamuda görevli pek çok kişinin zaman zaman görev yeri değişikliği olur veya merkezde hizmetlerinden istifade edilebilir. Kaldı ki idarenin, üç işlemi dışında, her türlü eylem ve işlemi yargı denetimine tabi olduğuna göre, eğer bu işlemde bir hukuki sakatlık var ise zaten konunun yargı yönünden de değerlendirilmesi mümkün olabilecektir ama kesinlikle ifade ederiz ki Bolu ilinden alınmasında burada zikredilen hususların hiçbirisi geçerli değildir.

(6/787) sayılı yine Sayın Genç’in “Dışişleri Bakanı; Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesinde (Türkiye’de sadece gayrimüslim azınlıklar değil, Müslüman çoğunluğun da dini özgürlüklerle ilgili sorunlar yaşıyor) biçiminde konuştuğu -Dışişleri Bakanımızın- belirtilmiştir.

Bu konuşma doğru mudur?

Türkiye’de gayrimüslim azınlıklar ile Müslüman çoğunluğun dini özgürlüklerle olduğu öne sürülen sorunlar hangileridir?

Böyle bir söylemi onaylıyor musunuz?”

Şimdi, değerli arkadaşlarım, çağımız özgürlükler çağı. Bundan beş sene evvel, on sene evvel tanınmış olan haklar ve özgürlükler icabında yetmemekte, yeni özgürlük talepleri, hak talepleri gelmektedir, nitekim toplumun her kesiminden gelmektedir. Bizler de Parlamento olarak zaman zaman bu istekleri burada yasa konusu yapmaktayız hatta Anayasa konusu da yapmaktayız. Parlamentoların varlık sebebi zaten bu tip taleplerin de belli ölçüde teminat altına alınması, bununla ilgili mevzuat düzenlemeleri yapılmasıdır. Dolayısıyla toplumun geneli olarak ister azınlık veya isterse şu inançtan, bu inançtan veya herhangi bir inanca da mensup olmayabilir, bunların hepsinin özgürlük talepleri vardır ve yetmediği noktada da tabii olarak bunları meşru yollardan dile getirmektedir; bunda yadırganacak bir husus yok. Burada tartışılacak husus, bu taleplere karşılık getirilecek çözümler tartışılabilir. Eğer bu çözümler Anayasa’mıza, yasalarımıza aykırı çözümler ise üzerinde durulması gereken konu budur, değilse toplumun her kesiminin uygulamalardan şikâyet etmesi, şikâyet hakkı Anayasa’da tanınmış bir husustur. Dolayısıyla görevi ne olursa olsun insanlar şahsi düşüncelerini, fikirlerini söyleyebilirler. Nitekim, bu konuyla ilgili olarak da neyi ne maksatla söylediyse bunu da ilgili bakan arkadaşımız zaten umuma açık bir yerde, parlamenterlerin önünde söylemiştir. Dolayısıyla bunun ayrıca bir yoruma ihtiyaç gösteren yanının olmadığı kanaatini taşıyorum.

BAŞKAN – Sayın Bakan, bir dakika.

Sayın Genç, sisteme girmişsiniz. Bir ek açıklama istiyor musunuz?

Bir dakika süre.

Buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Birinci soruda sözü edilen Bolu Valisini hiç tanımıyorum da görmedim... Ancak o sırada Tayyip Bey, Bolu’ya bir şeyhin oğlunun cenazesini kaldırmak için gidiyor -duyduğumuza göre- ondan sonra Valiye de haber vermiyor. Vali de katılmadığı için o nedenle görevden alınıyor. Tabii, bu Hükûmet her ne kadar, efendim bu biz belirtilen nedenlerle değil… Yani ben soruyorum, bir Hükûmet sözcüsü bana diyecek ki: “Şu gerekçelerle görevden aldık.” E, hukuk, var tabii, hukuk devleti var da herkes de gidip de işte dava açmıyor. Maalesef, bu Hükûmetin uygulamalarında Alevi inançlı vatandaşlarımıza karşı bir şey var, bir nevi ayrımcılık var. O bakımdan, ortada bir sebep yok. Bir Başbakanlık makamında bulunan bir kişinin, bir şeyhin cenazesi için bu kadar uzak bir mesafeye gitmesi de tasvip edilecek bir durum değildir.

Şimdi, Dışişleri Bakanı, Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesinde Türkiye’yi küçük düşüren bir konuşma yapıyor “Efendim…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bir sorum daha var Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Genç, süre bitti.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, bir dakika daha verirseniz...

BAŞKAN – Tamam, buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Şimdi, Dışişleri Bakanı diyor ki… Birileri soruyor -oradaki Avrupalıların zaten hangi düşüncede oldukları belli-: “Türkiye’de gayrimüslim azınlıkların sorunları var.” O da diyor ki: “Yalnız gayrimüslim azınlıkların değil, Müslüman çoğunluğun da dinî özgürlüklerle ilgili sorunu var.” Bu cevap Türkiye Cumhuriyeti devletini orada küçük düşürmüştür. Yani Türkiye’de hangi Müslüman çoğunluğun ibadetlerini yerine getirmek için bir sorunu var? Herkes camisine de gidiyor, orucunu da tutuyor, yani bu konuda bir şey yok. “Efendim, yeni özgürlükler peşinde.” Hangi yeni özgürlükler peşinde? Yani, birileri, bakanlık makamında da olsalar, Avrupalılara yağ çekmek için, onların gözünde iyi görünmek için Türkiye Cumhuriyeti devletini kötülüyorlar. Bu zihniyette olan bir kişinin de bakanlık yapmaması lazım. Yani, hiçbir zaman bir Türkiye Cumhuriyeti devletinin vatandaşı, değil bakanı, bir yabancı ülkede “Efendim benim memleketimde sorunlar var…” Varsa o zaman çöz, niye oraya şikâyet ediyorsun? Orada demesi lazım ki: “Yok kardeşim. Azınlıkların da Müslümanların da… Yani azınlıkların hiçbir sorunu yok Türkiye’de.” Alevi vatandaşların serbest olarak inançlarını yerine getirmediklerini biliyoruz ama mesele orası değil. Yani Türkiye Cumhuriyeti devletini dış devletlerde temsil eden her kademedeki bürokrat ve siyasi Türkiye Cumhuriyeti devletinin itibarını korumak zorundadır. Aksi davranışı onun o makamdan ayrılmasını gerektirir. Ben onun için o soruyu sordum efendim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Genç.

Buyurunuz Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) – Sayın Başkan, evvela bir iki hususu ifade etmek isterim: İnsanların inançları kendi bilecekleri iştir. Günümüz dünyasında hiç kimse kendi inancını bir başkasına doğrulatmak mecburiyetinde değildir. Neye inanıyorsa kendisi inanır. Bu, insan hakları öğretisinin, doktrininin temel kuralıdır. Dolayısıyla bize düşen, kimin neye inandığı değil, her türlü inanca saygı göstermektir ama bir başka şey daha yapmamız lazım hep beraber, inançları da istismar etmemeliyiz. Birinci konu budur.

İkincisi: “Türkiye Cumhuriyeti’nin bir Dışişleri Bakanı oraya buraya yağ çekiyor.” tarzındaki ifade bu Meclis çatısı altında kullanılacak bir üslup değildir. Yani netice itibarıyla her ülkenin özgürlük sorunu var. Dün akşam haberleri dinlediyseniz, tesadüfen, İsveç’te -ki özgürlükler konusunda en önde gelen ülkelerden bir tanesidir- kendi yerli vatandaşlarıyla ilgili olarak aldığı bir karardan dolayı “Haklarımız kısıtlanıyor, özgürlüğümüz kısıtlanıyor.” diye protesto yapılıyordu. Demek ki her ülkede özgürlük talebi olabilir, bundan dolayı hiç rahatsız olmamıza gerek yok. Türkiye'nin özgürlükler konusunda da dört dörtlük bir ülke olduğunu da hiç söyleyemeyiz. İstersek bunu söyleyelim, buna kimi inandırabiliriz? Bunu evvela kabul edelim de birlikte çözümü nasıl bulabiliriz… Birbirimizi itham etmeden işin o kısmına yönelsek daha doğru bir şey olacaktır.

Nitekim, 23’üncü Dönemde de toplumun belli kesimlerinin bir kısım özgürlük talepleri kısıtlandığı için, en başta eğitim-öğretim konusunda sıkıntılar olduğu için burada Anayasa değişikliği dâhil birçok yasal düzenleme yapmaya çalıştık. Bunlar dahi Türkiye’de bu tür sıkıntıların olduğunu söylüyor, söyleniyor, gösteriyor açıkça. Dolayısıyla bu gizli kapaklı bir şey de değil, bir konuşma da değil, herkesin önünde yapılmış bir değerlendirmedir, kişisel bir değerlendirmedir. Bundan dolayı da “Oraya buraya yağ çekiyor.” tarzında birbirimizi incitmenin bir anlamı yok, emin olun. Yani burası şimdi 3’üncü kanaldan da naklen yayın yapıyor, bu Meclisin üslubu bence çok önem arz ediyor Parlamentonun saygınlığı açısından. Üstelik hakkında soru önergesi verdiğiniz kişi de bu ülkede Dışişleri Bakanlığı yapmış olan birisidir. Daha derli toplu bir üslup içerisinde bunları konuşabiliriz.

Sayın Başkan, sürem varsa sorulara devam edeceğim.

BAŞKAN – Bir saatimiz doldu Sayın Bakan fakat on dakika ek süre verebilirim ve soruları bitirebilirsiniz. Üç soru kaldı yanılmıyorsam.

Buyurun.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) – Evet, Sayın Hasan Çalış’ın bir sorusu var. “Ülkemizde artık zamlar birbiriyle çakışır hâle gelmiştir” diyor, verildiği tarih 3 Haziran 2008.

“Hükûmet, elektrik ve doğal gaz zammını temmuz ayında çakıştırmamak için konutta yüzde 7,4; sanayide de 8,3 oranında doğal gaz zammını öne çekerek haziran ayı içinde uygulanacak şekilde açıklamıştır” diyor, bununla ilgili üç tane sorusu var. “Yüzde 7,4’lük yeni doğal gaz zammının fakir fukarayı sıkıntıya sokacağını düşünüyor musunuz?

Kışı battaniyelerle geçiremezler mi? Bu kesimlere yakıt yardımı yapmayı düşünüyor musunuz?

Yüzde 8,3 oranındaki yeni doğal gaz zammı karşısında maliyetleri artan sanayinin rekabet gücü azalmış olmuyor mu? Bu gidişin sonu fabrikaların kapanması olmayacak mı?” diyor.

1 Mayıstan itibaren de, yani o zaman yüzde 7,4 zam yapılmış ama, 1 Mayısta da yüzde 25, yüzde 26 da doğal gazda indirim yapılmış oldu. Bu şunu gösteriyor: Biz, hükûmet olarak, dışarıdan aldığımız herhangi bir malın, ister ham madde ister mamul madde, zaruret olmadıkça hiçbir şeye zam yapmadık. Nitekim dört sene, dört buçuk sene, beş seneye yakın elektriğe zam yapmadık. Neden? Elektriğe zam gerekmiyordu. Yeri geldi doğal gaza da zam yapmadık, çünkü o zaman ihtiyaç yoktu. Bunun bir kuralı var, bunun bir hesaplanma tarzı var. Dolayısıyla, o hesaplanma tarzına göre zam gerekiyorsa zam yapıldı, indirim gerekiyorsa indirim yapıldı. Şimdi, o takdirde, o tarihte zam yaptığımızdan dolayı şikâyet ediyorsa, şimdi denmiş olması gerekir ki yüzde 25 de indirim yaptınız evlerde, sanayide yüzde 26. Bundan dolayı da herhalde o zaman sitemi hak ettiysek şimdi de bir teşekkürü hak etmiş olmamız gerekir diye düşünüyorum. Bunu sizler de iyi biliyorsunuz ki bunlar dışarıdan aldığımız maddelerdir, dışarıdan ithal ediyoruz ve üç aylık, altı aylık ve dokuz aylık süreçlerle petrol fiyatına bağlı olarak bu değişimler söz konusudur. Petrol fiyatlarında düşüş olduğu zaman doğal gazda da tabii olarak düşüş olur, nitekim böyle bir sürece girdik. O tarihlerde, hatırlarsanız, petrolün varili 146 dolara kadar çıkmıştı, şu günlerde 40’la 50 dolar arasında, bazen 50’nin üzerine çıkıyor, bazen 50’nin altına iniyor, buna paralel olarak da bu hesaplamalar yapılıyor.

Dediğim gibi, 1 Mayıstan itibaren de yüzde 25, yüzde 26 gibi önemli bir indirim yapmış olduk. Eğer fabrikalardaki sıkıntı doğal gazdan kaynaklanıyorsa tek başına, şimdi bu indirimden sonra biraz daha piyasanın hareketlenmesi, canlanması lazım. İnşallah bunu da hep beraber ümit ediyoruz.

Yine Sayın Çalış’ın (6/806) sayılı Sayın Başbakan Erdoğan’ın memleketi Rize’de yapılan yatırımlarla ilgili bir soru önergesi var. Güneysu ilçesine 2002-2009 yılları arasında gerek hayırseverlerin gerekse kamunun yaptığı yatırım şudur, bunları soruyor: 8 derslikli bir ilköğretim okulu, 50 yataklı Güneysu Öğrenci Yurdu, 32 derslikli İstanbul Menkul Kıymetler Borsası İlköğretim Okulu, 16 derslikli Şehit Kemal Mutlu Öğretmen Lisesi, 200 öğrencilik öğrenci yurdu, 1 anaokulu 100 öğrencilik, ilköğretim okulu 8 derslik, 1 tane de halk eğitim merkezi yapılmıştır.

Öbür taraftan, Kasımpaşa’ya ne yapıldığı soruluyor. İlköğretim ve ortaöğretim okulu yapılmış; mesleki ve teknik eğitim okulu yapılmış; 1 spor salonu yapılmış.

Eğitimde önemli vurguladığımız ve buradan da sizlerin huzurunda şükranla kendilerini hatırladığımız hayırsever insanlarımız eğitime ve sağlığa büyük ölçüde katkı veriyorlar, destek veriyorlar. Nitekim hafta sonu benim de memnuniyetle katıldığım Develi’de 50 kişilik bir kız öğrenci yurdunu, öbür tarafta da ana çocuk doğum merkezi ve kadın doğum hastanesini 2 tane hayırsever vatandaşımız yaptırmış.

Dolayısıyla, Türkiye'nin her tarafında hayırsever insanlarımız bu yatırımları yapıyor, bunlardan bir iki tanesi de Güneysu’ya yapılmış durumdadır. Ümit ederiz başka taraftaki bu hizmetler de bu şekilde sürdürülmeye devam eder.

Benim eğer sürem bittiyse bu kadar, değilse daha ilave edilecek cevaplar var, Sayın Başkan takdir sizin.

BAŞKAN – Üç dakikanız var efendim.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) – Peki, efendim.

Bir sorusu daha var arkadaşımızın, Sayın Mümin İnan’ın: “2008 Mayıs ayının sonlarında ve Haziran ayının başlarında, basına yansıyan bazı mahkeme kararlarına göre herhangi bir alan ve kişi sınırlaması yapılmadan tüm ülke iletişiminin, bazı güvenlik birimlerimiz tarafından izlendiği haberleri doğru mudur?

Bu izlemeler yapıldıysa, Anayasa’nın haberleşme hürriyetinin düzenlendiği 22’nci maddesindeki istisna hükmünün ve 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu’nun ilgili maddelerinin aşırı geniş yorumlanarak ihlal edildiği gerekçesiyle, sorumlular hakkında adli ve idari işlemler yapacak mısınız?

Söz konusu mahkeme kararlarına dayanılarak, herhangi bir alan ve kişi sınırlaması yapılmadan, tüm ülke iletişiminin izlenmesi faaliyetleri devam etmekte midir? Bu uygulamanın, demokratik ve hukuk devleti ilkelerine uygun olarak, alan ve kişileri belirli olacak biçimde değiştirilmesi için herhangi bir çalışmanız olacak mıdır?”

Değerli arkadaşlarım, son zamanlarda en çok tartışılan konuların başında bu dinlenmeler geliyor; ister önleyici dinlemeler isterse suç faillerinin ortaya çıkarılması, delilleri elde etmek maksadıyla yapılan dinlemeler.

Aslında, mevzuatımızda, bu alanda çok önemli değişiklikleri hem Ceza Kanunu’nda hem de Ceza Muhakemesi Kanunu’nda, 2005 1 Haziranında yürürlüğe giren yasada düzenleme yaptık, sonra da önleyici dinlemelerle ilgili olarak da ayrı bir yasada, Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nda yaptık. Dolayısıyla mevzuatımızda bu konular ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup 2005’ten bu tarafa Türkiye'nin herhangi bir mahkemesinden alınmış genel bir kararla tüm Türkiye’yi dinleme imkânı yoktur.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135’inci maddesinde hangi suçlar için dinleme yapılacağı belli ve hangi şartlarda dinleme yapılacağı belli ve üstelik bu dinleme kararlarını da kesinlikle hâkimlerin, mahkemelerin vermesi gerekmektedir. Bu şartlar oluşmadan yapılan dinlemelerin tamamı kanunsuz dinlemedir. Mahkeme kararına dayanmadan elde edilen bilgi ve belgelerin de hüküm tesisinde kullanılamayacağını çok açık olarak ortaya koyduk. Nitekim, yüksek mahkemelerin de bu noktada kararları var.

Ayrıca, Ceza Kanunu’nun 132’nci maddesi kanunsuz dinlemelerle ilgili cezai hükümler getirmektedir. Zaman zaman bize de soruluyor bu hükümlerin yeterli olup olmadığı, cezai müeyyidelerin yeterli olup olmadığı bakımından. Eğer konu sadece ceza hukuku tedbirleriyle çözülebilecekse tabiatıyla cezalar artırılabilir. Kaldı ki yeni ceza hukuku sistemimizde, eskiden cezalar alt sınırdan veriliyordu, şimdi mahkeme olayın vahametine, suçun işleniş tarzına, işleyen kişi ya da kişilerin durumuna bakarak en üst hadden bunu verebileceği gibi, zaten basın yoluyla, vesaire, ağırlaştırıcı sebepler de devreye girdiği takdirde önemli miktarda cezalar verilebilmektedir.

Bir şeyi ifade etmek istiyorum: Bu tip suçlar herhangi bir izne de tabi değildir. Cumhuriyet savcılarımız kendiliklerinden bu tip suçlarla ilgili soruşturmaları yaparlar, yapıyorlar ve yapmaları da gerekmektedir. Dolayısıyla, eğer ilave bir düzenleme gerekiyorsa bu ihtiyaç ortaya çıktığında bunu da düzenlemeye hazırız. Bu noktada gerekli adımları da atabiliriz çünkü en başta özel hayatın gizliliği dâhil pek çok hak ve özgürlükler açısından bu dinlemelerin, kanunsuz dinlemelerin sorun çıkardığı ortadadır. Onun için, yeni düzenleme gerekiyorsa bunu yapabiliriz. Bu noktada kanunsuzluğun size göresi, bana göresi, savunulacak bir yanı da olmaz, el birliğiyle bu noksanlıklar varsa bunları da gidermeye hazır olduğumuzu ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Çiçek.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkanım, usul hakkında bir şey söylemek istiyorum. Milletvekillerine haksızlık yapılıyor Başkanlıkça. Hükûmete bir saat süre veriliyor. Diyelim ki milletvekilinin beş sorusu varsa bu beş soruya bir dakika veriliyor. Bunu bir kez daha -sizin şahsınızda değil- dile getiriyorum.

BAŞKAN – Hayır efendim, şöyle söyleyeyim, bir dakika: Öyle bir soru oluşmuşsa eğer, bir saat sorular soruluyor ve cevap veriliyor, bir saati aşkın, en az bir saat ama biz cevapların hepsi olsun diye ekstra on dakika daha süre verdik. Şimdi, soruları sadece soran milletvekillerine, -sizin herhâlde dikkatinizden kaçtı- ben tek tek sordum “Yeterli bir şeyiniz oldu mu?” diye.

Sizin son sorunuzu atladık galiba, son sorunuzdan sonra şey yapacaktık.

HASAN ÇALIŞ (Karaman) – Sekiz sorum vardı, hiçbirine cevap verilmedi.

BAŞKAN – Yanıt veremedi, o zaman bir daha… Sizin sorunuzda kaldık, süremiz yetmedi Sayın Çalış, son sorunuzda.

HASAN ÇALIŞ (Karaman) – Sayın Başkanım, sekiz soruma cevap verilmedi.

BAŞKAN – Biliyorum… Bütün sorular bittikten sonra size soracaktım fakat süremiz yetmedi. O sorunuz geldiği zaman, tekrar size sözlü soru geldiğinde tekrar sorularınızı sorarsınız.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Bitti ama, cevap verilmedi Sayın Başkanım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim ama cevap veremedi Sayın Milletvekilimiz.

HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Sayın Başkanım, doğru yaptınız.

BAŞKAN – Cevap veremediyse eğer tekrar nasıl yapacağız? Bu kadar vermiş cevapları.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkanım, usul hakkında, sizinle ilgili değil, genel.

OKTAY VURAL (İzmir) – Görüşünü belirtemedi. Hiç olmazsa Sayın Bakana teşekkür edebilirdi belki de.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Baştan ettik, siz sonradan geldiniz.

BAŞKAN – Şimdi onun için buradaki şey böyle usule uygundur Sayın Aslanoğlu.

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederken eleştirisini de yöneltebilirdi.

Efendim, uzatalım biraz daha. Sayın Bakan buradayken belki sayın milletvekillerimizin bir daha böyle bir sözlü soruya cevap verme imkânı olmayacak. Sayın milletvekillerimiz, hiç olmazsa soru soran milletvekillerimiz…

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Ben gelirim, gruplarına da gider, sorularına cevap veririm.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, oylamaya sunabilirsiniz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet, süre verilmesini oylamaya sunabilirsiniz.

HASAN ÇALIŞ (Karaman) – Efendim, on üç ay sonra cevap veriliyor.

BAŞKAN – Şimdi, şöyle bir şey yapabiliriz: Sadece beş dakika… Sizin sorunuz kalmış, bunu atladık, en son Siz “Cevap vereceğim.” dediğiniz Sayın Bakan, Sayın Hasan Çalış’ın sorusu kalmış. O okundu ve siz cevap vermemiş oldunuz.

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Cevap verdi.

BAŞKAN –. O zaman beş dakika onun sorusunu…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Hayır, hayır, Sayın Başkanım, cevap verdi, o cevap veremedi.

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Ona yapacağımız bir şey yok efendim, cevabı bu kadarsa bu kadar oluyor.

Şimdi, o zaman…

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, ama bu soru-cevap bölümü gerçekten…

BAŞKAN – Bu, bu kadar. Verilen cevaplar böyleyse böyle oluyor. Yazılı soracaksınız o zaman tekrar.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, usulle ilgili bir tartışma bu, usulle ilgili bir tartışma. Yani yazılı sorulara bakanların cevap vermesi, milletvekillerinin tatmin olup olmadığının Başkanlık Divanı tarafından sorulması, söz verilmesi bir usul meselesidir.

BAŞKAN – Evet, onu sorduk zaten, herkese sorduk.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Tartışılıyor konu. Bir usul tartışması başlıyor.

BAŞKAN – Evet, ama ben herkese sordum yeterli olup olmadığını, bir tek Sayın Çalış’ın kaldı, o da son sorusunu atladık, özür dilerim, ben bitti zannettim soruları, onun için.

Evet, Sayın Çalış, sizin sorunuza yazılı olarak cevap verilecek, yeterli olmadığını söylüyorsunuz cevapların, buna yapacak bir şeyimiz de yok bizim, izah edersiniz o zaman.

Şimdi, alınan karar gereğince diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2.- Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Devleti Arasındaki Kara Sınırı Boyunca Yapılacak Mayın Temizleme Faaliyetleri ile İhale İşlemleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/543) (S. Sayısı: 263) (x)

BAŞKAN – 2’nci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Devleti Arasındaki Kara Sınırı Boyunca Yapılacak Mayın Temizleme Faaliyetleri ile İhale İşlemleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporlarının görüşmelerine başlayacağız.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 263 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Muğla Milletvekili Gürol Ergin söz istemiştir.

Buyurunuz Sayın Ergin. (CHP sıralarından alkışlar)

                              

(x) 263 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

CHP GRUBU ADINA GÜROL ERGİN (Muğla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Devleti Arasındaki Kara Sınırı Boyunca Yapılacak Mayın Temizleme Faaliyetleri ile İhale İşlemleri Hakkında Kanun Tasarısı’nın geneli üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlarken, Sayın Başkan sizi, değerli milletvekillerini ve yüce Türk ulusunu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz tasarı, 1 Mart 1999 tarihinde yürürlüğü giren ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin 12 Mart 2003 tarihinde kabul ettiği yasa ile onaylanan ve kısaca Ottawa Sözleşmesi olarak bilinen, Anti-Personel Mayınların Kullanımının, Depolanmasının, Üretiminin ve Devredilmesinin Yasaklanması ve Bunların İmhasıyla İlgili Uluslararası Sözleşme’ye uygun olarak, devletimiz ile Suriye Arap Cumhuriyeti Devleti arasındaki kara sınırında bulunan antipersonel, antitank mayınların imha edilmesi ve bu suretle elde edilecek arazilerin tarımsal amaçla kullanılması konusundadır.

Bu tasarının iki ana amacı vardır: Birinci amaç, mayınlı arazilerin Ottawa Sözleşmesi uyarınca mayından arındırılmasıdır. İkinci amaç ise, mayından arındırılan arazinin tarımsal faaliyetlerde kullanılmasıdır. Bize göre, tasarının üçüncü ve gizli bir amacı daha vardır, bu amaç da sözlerimin sonunda sanıyorum net olarak ortaya çıkacaktır.

Tasarıya konu olan arazi, 1956 yılından başlayarak, Türkiye’nin güvenliği ve kaçakçılığın önlenmesi için mayınlanmış olan yaklaşık 800 kilometre uzunluğundaki bir arazidir. Devlet, bu araziyi çiftçilerden kamulaştırarak almış ve mayınlayarak tarıma kapamıştır. Mayınlı arazinin gerisinde 1’inci sınıf askerî yasak bölge ve onun arkasında da birçok yerde 2’nci sınıf askerî yasak bölge bulunmaktadır. AKP hükûmetlerinden önceki hükûmet zamanında mayınların sökülmesi kararlaştırılmış ve mayından temizlenecek toprakların topraksız köylüye verilmesi gündeme gelmiştir. Hükûmetin bu konudaki düşüncesi Genelkurmaya intikal ettirilince, Genelkurmay, bu araziyi iki yılda temizleyebileceğini, bunu yapabilecek bilgi, eğitim ve yetişmiş elemanı olduğunu ancak bazı yeni makine ve teçhizat alınması gerektiğini, bunun için de 35 milyon dolara gereksinim bulunduğunu belirtmiştir ancak arazinin mayından arındırılması işi o zamanın hükûmeti döneminde çeşitli nedenlerle gerçekleştirilememiştir. AKP Hükûmeti zamanında Ottawa Sözleşmesi’ne uyma kararı da alındıktan sonra mayından arındırma için gerekli girişimlerde bulunulmuştur. AKP Hükûmeti 13 Haziran 2005 tarihli bir kararnameyle, mayınlı arazilerin temizlenme işini Maliye Bakanlığına devretmiştir. Maliye Bakanlığı da bu kararnameye dayanarak, mayınların temizlenmesi karşılığında söz konusu arazileri yap-işlet-devret modeliyle kırk dokuz yıllığına ihaleye çıkarmıştır. Böylece hem organik tarıma uygun hem de petrol rezervleri bulunan bu arazilerin yabancıların eline geçmesinin yolu hazırlanmıştır. Özellikle İsrail’in organik tarım yapma gerekçesiyle bu bölgeye yönelik ihaleleri almak istediği kamuoyunda yaygın bir biçimde konuşulur olmuştur. İsrail’in kendi ülkesinde bulabilmesi mümkün olmayan kalite ve büyüklüğe sahip ve aynı zamanda güçlü su kaynakları olan bu bölgeye elli yıllığına yerleşmek istemesi herhâlde yadırgatıcı bir durum değildir. Hele, 2020 yılından itibaren Orta Doğu’da su sorunu çıkacağı biçimindeki öngörüler de dikkate alınınca bu bölgenin önümüzdeki yıllarda değerinin paha biçilmez olacağı açıktır.

Durumun ne kadar vahim sonuçlar doğuracağını gören Cumhuriyet Halk Partisi, 178.500 dekarı mayın döşenmiş, toplam 216 bin dekar arazinin mayından temizlenmesi ve arazinin mayınları temizleyenlere tarımsal amaçlı kullandırılması hususunda hazırlanan 31 Ocak 2005, 13 Haziran 2005 ve 27 Haziran 2005 tarihli Bakanlar Kurulu kararları ile söz konusu kararnamelere dayanılarak Maliye Bakanlığı tarafından tesis olunan ihale işlemlerinin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştayda dava açmıştır. Danıştay 13. Dairesi, 11 Mart 2009 gün ve 2009/2843 sayılı Kararı ile ihale şartnamesinin yürütülmesinin durdurulmasına karar vermiştir. Danıştay kararında şöyle denilmektedir: “Maliye Bakanlığınca mayının temizlenmesi hizmetinin satın alınması ile temizlenen arazinin tarımsal amaçlı kullandırılması işinin aynı ihalede birleştirilmesi durumunda söz konusu ihtiyaçların en iyi şekilde uygun şartlarla karşılandığından söz edilemeyeceğinden dava konusu ihale şartnamelerinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. 2886 sayılı Yasa’nın 2’nci maddesi hükmünde belirtildiği gibi, mayınlı sahanın temizlenmesi ile temizlenen arazinin tarımsal faaliyetlerde kullandırılması işlerinin aynı istekli tarafından karşılanması mutat olmadığı için söz konusu işlerin bir ihalede toplanması anılan 2’nci maddeye uygun olmadığı gibi mayınlı arazinin temizlenmesi ve temizlenen arazinin tarımsal amaçlı kullanılması ihtiyaçlarının en iyi şekilde ve uygun koşullarda karşılandığından da söz edilemeyeceğinden anılan iki ihtiyacın bir ihale ile karşılanması hukuken ve işin niteliği icabı mümkün bulunmamaktadır.”

Görüldüğü gibi Danıştay, yapılan işlemin 2886 sayılı Yasa’nın 2’nci maddesine aykırı oluşu yanında, mayınlı sahanın temizlenmesi ve temizlenen arazinin temizleyenlere kullandırılması işlerinin aynı ihalede yapılması durumunda söz konusu ihtiyaçların en iyi şekilde ve uygun şartlarla karşılanamayacağını da kararının gerekçesi olarak ortaya koymuştur. Bugün görüştüğümüz tasarı, ihaleyi 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na tabi olmaktan çıkararak Danıştay kararına uygunluğu sağlamayı amaçlıyor fakat konunun özünü oluşturan ve Danıştay kararında da belirtilen ihalenin mayından temizleme ve temizlenen arazinin kullanılmasını tek işlem olarak yapmasının doğuracağı sakıncaları dikkate almıyor. Bu sakıncalar görüşmekte olduğumuz tasarıda aynen tekrarlanıyor.

Tasarının Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmelerinde bir alt komisyon oluşturulmuş ve tasarı bu alt komisyonda görüşülmüştür. Her nedense hazırlanan alt komisyon raporunda 6 Mayıs ve 14 Mayıs 2008 tarihlerinde yapılan toplantılarda ortaya konan görüşlere hiç yer verilmemiştir. Bu toplantılarda gerek muhalefete mensup alt komisyon üyeleri ve gerekse Millî Savunma Bakanlığı temsilcisi tarafından kapsamlı eleştiriler yapılmıştır. Özellikle Millî Savunma Bakanlığı temsilcisi mayından temizlenecek bölgenin stratejik önemine değinerek ve temizlenecek alanın o yöre insanı tarafından kullanılması gereğine işaret ederek tasarıya karşı olduklarını açık olarak ifade etmiştir. Bu eleştirilerin, ortaya konan görüşlerin, alt komisyon raporunda yer almaması ciddi bir eksiklik olmuştur. Alt komisyonun ilk toplantısında yapılan tartışmalar sonucunda, kanun tasarısının tali komisyon olan Millî Savunma Komisyonunda görüşüldükten sonra görüşülmesi ve Millî Savunma Bakanlığından çağrılacak uzmanların görüşlerinin de alınması kararlaştırılmıştır. 14 Mayıs 2008 tarihli ikinci toplantıda, tali komisyon olan Millî Savunma Komisyonunun İç Tüzük’te belirtilen süre içinde toplanmamış olması nedeniyle görüşmelere geçilmiştir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin stratejik önemi en yüksek bölgesinde, sınır boyundaki çok geniş bir arazinin mayından arındırılması konusundaki bir tasarının Millî Savunma Komisyonunda görüşülmemesi son derece manidardır. Ayrıca, daha önce mutabık kalındığı hâlde, alt komisyona Millî Savunma Bakanlığından uzman çağırılmamış ve görüşmeler muhalefete mensup milletvekillerinin tüm itirazlarına karşın, Genelkurmayın ve Millî Savunma Bakanlığı uzmanlarının görüşleri alınmadan kaldığı yerden sürdürülmüştür.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bu tasarıya, diğer çekincelerimiz yanında özellikle ülke çıkarları nedeniyle ve ülkemizin geleceğinde sıkıntı yaratacağı düşüncesiyle kesinlikle karşıyız. Karşı olma nedenlerimiz şunlardır: Güneydoğu sınırlarımız boyunca uzanan arazilerin mayından arındırılması doğru ve gerekli bir karardır ve bu tasarının toplumsal ve ekonomik önemi çok büyüktür. Ancak, bu toprakların, mayından temizleyecek şirketlere kırk dört yıllığına tarımsal amaçlı kullandırılması düşüncesi yanlıştır. Çünkü, her şeyden önce, mayın temizleme işiyle tarım birbirinden tamamen farklı uzmanlık alanlarıdır ve aynı şirketin bu iki konuda uzmanlaşması gerçekçi bir durum değildir. Alt komisyondaki görüşmelerde Millî Emlak Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamalarda açıkça görülmüştür ki Maliye Bakanlığı, mayın temizleme işinin maliyetini belirleyecek ciddi bir çalışma yapmamıştır. Bu nedenle, bütçeye ne kadar yük getireceği bile bilinmemektedir. İhaleye teklif veren firmalardan biri 300 milyon dolardan söz ederken diğeri 1,5 milyar dolardan söz etmektedir. Maliye Bakanlığı ise gerçek maliyetin ne kadar olabileceği konusunda bilgi ve fikir sahibi değildir. Bize göre bu tasarıyla yalnızca mayından temizleme işi bedeli karşılığı ihale edilmeli, arazinin nasıl kullanılacağı konusu bu tasarıdan çıkarılmalıdır.

Tasarıda, komisyonda yapılan uzun tartışmalardan sonra, mayın temizleme işinin öncelikle 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na göre hizmet satın alınmak suretiyle yaptırılacağı, bunun mümkün olmaması durumunda arazi kullanım hakkı karşılığında yaptırılacağı hükmü getirilmiştir. Bu madde yalnızca kamuoyunu yanıltma amaçlıdır. Çünkü komisyon görüşmelerinde, Hükûmet adına yapılan tüm konuşmalarda, ihalenin araziyi temizleyenlere kullandırılacak şekilde yapılacağı savunulmuş, tasarının komisyondan bu hâliyle geçirilmesinin çok sıkıntılı olacağı anlaşılınca tasarıdaki ilgili madde bu son hâline getirilmiştir. Bu nedenle tasarıyla asıl yapılmak istenen ile tasarıda yazan şeyler aynı şey değildir.

Mayından temizleme işinin vatan topraklarının yabancılara kullandırılması karşılığı yaptırılmasının gerekçesi eğer komisyondaki görüşmeler sırasında ilgililer tarafından açıklandığı gibi mali sorunlar ise Hükûmetin son zamanlardaki açıklamaları bu sorunun aşıldığını göstermektedir. Çünkü Hükûmet GAP bölgesine toplam 12 milyar Amerikan dolarını bulan yeni ve çok ciddi kaynaklar ayıracağını telaffuz etmiştir. Bu durumda yaklaşık 500 milyon doların, hem de beş yıllık süre içinde, bölge topraklarının mayından temizlenmesi amacıyla ayrılması rahatlıkla mümkün olabilecektir.

GAP bölgesinin suyla buluşmayı bekleyen topraklarına organik tarıma son derece uygun 200 bin dekardan daha geniş bir arazinin eklenmesi için 500 milyon dolar ayırmaktan kaçınmanın makul bir gerekçesi olamaz. Bugün geldiğimiz noktada çok net anlaşılmaktadır ki Hükûmet bu işi yabancılara ihale etmeyi aklına koymuştur ve gerekçe olarak da bir yandan bütçe disiplinini öne sürerken bir yandan da sanki asker bu işi yapmak istemiyormuş gibi bir hava yaratma gayretine girmiştir. Biz bu konuda askerin ne düşündüğünü, Genelkurmayın Hükûmetle aynı düşüncede olup olmadığını öğrenmek istiyoruz. Bütün çabalarımıza karşın, bu konuda, net olmak bir yana, herhangi bir bilgi de edinmiş değiliz.

Millî Savunma Bakanlığına gelince: Bakanlık önce sözcüsü vasıtasıyla alt komisyonda tasarıya karşı olduğunu açıkça ortaya koymuş, sonra ne olmuşsa, Bakanlık, bizzat Sayın Bakanın ağzından, tasarının yanında olduğunu belirtmiştir. Bu yaman ve üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gereken bir çelişkidir. Bakanlığın öne sürdüğü gerekçeler doğru ve haklı gerekçeler değildir. Komisyonda yapılan gizli toplantıda Sayın Bakan ihale yönteminin gerekliliğine ve haklılığına ilişkin hiçbir doyurucu açıklamada bulunamamıştır.

Değerli milletvekilleri, ihalenin öncelikle Türk Silahlı Kuvvetlerine verilmesi düşünülmeli, eğer Genelkurmay “Biz askerler olarak bu işin üstesinden gelemeyiz.” derse o zaman özel şirketler gündeme gelmeli, mayından temizleme işi, vatan topraklarının yabancılara sunulması karşılığında değil, bedeli karşılığında yaptırılmalıdır.

Mayından temizlenmesi gereken alan Hatay, Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve Şırnak illerinin büyük kısmı Suriye, bir kısmı Irak ile olan sınır bölgesini kapsamakta olup 216 bin dekardır. Bu bölge Türkiye'nin güvenlik açısından en riskli, en kritik bölgesidir. Bu bölgede yerli ya da yabancı özel şirketlerin kırk dört yıl o toprakları işgal etmesi Türkiye'nin güvenliği açısından son derece ciddi sakınca yaratır. Nitekim Millî Savunma Bakanlığı temsilcisi de alt komisyonda aynı hususa birincil derecede önemli bir itiraz nedeni olarak değinmiştir.

Hükûmet getirdiği bu tasarıyla ulusal güvenliğimizi tehlikeye attığını görmezden gelmektedir. Kaldı ki bölgenin petrol yatakları açısından birilerinin iştahını kabarttığı da görmezden gelinemez.

Tasarıya bir başka ve önemli itirazımız, tasarıyla getirilen düzenlemenin bölge insanını, bölgenin sosyolojik yapısını dikkate almamış olmasıdır. Mayından arındırılacak bu topraklar, bölgenin toplumsal sorunlarının azaltılmasına ciddi katkı sağlayabilir. 2001 genel tarım sayımı sonuçlarına göre ülkemizde 3 milyonun üzerindeki tarım işletmesinin 54 bininin hiç toprağı yoktur ve topraksız çiftçi-köylü ailelerinin büyük kısmı da bu bölgededir. Temizlenecek arazinin AB ülkeleri ortalamasında olduğu gibi yüz otuzar dönümlük parseller hâlinde bölgenin topraksız ve az topraklı ailelerine verilmesi durumunda yaklaşık 1.660 aile toprak sahibi yapılmış olur. Bu nedenle temizlenecek toprakları yabancı şirketlere vermek yerine, bir kooperatif yapılanması altında bir araya getirilecek topraksız köylülere verip, devletin teknik ve mali desteği de verilerek, doğası gereği temiz bu topraklarda organik tarım yaptırılması, hem ülke ekonomisine hem bölge insanının refahına ve hem de toplumsal barışa ciddi bir katkı yapacaktır.

Değerli milletvekilleri, tam sınır bölgemizdeki stratejik açıdan çok duyarlı, Türkiye'nin güvenliği açısından çok önemli yüz binlerce dönüm arazileri yabancılara veremezsiniz, vermemelisiniz. O arazileri, o topraklarda binlerce yıldır yaşayan insanların atalarından kalan toprakları, bu toprakları o insanlara vermeyin. Yarım yüz yıllığına yabancılara vermek o insanlara ihanettir.

Gazze’de yaşananlar için haklı bir hiddet içinde olanların, benim ülkemin toprağını ne İngiliz ne Ukraynalı ne İsveçli ne de İsrailli firmalara verme hakları olabilir. Hükûmetin ülkemizin güneydoğusunda ikinci bir Gazze yaratmaya hakkı yoktur. Ancak biliniz ki bu tasarıyı yasalaştırdığınızda ülkemizde ikinci bir Gazze’yi bizzat yaratmış olacaksınız. İnanıyorum ki, vicdan sahibi, ben ülkemi, ülkemin insanını seviyorum diyen hiçbir milletvekili bu tasarıya “evet” demeyecek, kendi eliyle ülkesinin toprağını yabancılara verecek bu tasarıyı mutlaka reddedecektir.

Bugüne dek elli beş ülke mayınlarını silahlı kuvvetleri vasıtasıyla temizlemiştir. NATO’nun ikinci en büyük askerî gücü olan Türkiye de mayınlarını silahlı kuvvetlerine temizleten elli beş ülke gibi toprağındaki mayınları silahlı kuvvetleri vasıtasıyla temizleme gücüne sahiptir.

Vatan toprağının ne anlama geldiğini bildiğine inandığım İktidara soruyorum: Hangi ülke topraklarını mayından temizlemesi için yabancılara “Şu mayınları çıkarın da topraklarımızı dilediğiniz gibi kullanın.” demiştir?

Anayasa’mızın 44’üncü maddesinin başlığı “Toprak mülkiyeti” ve madde şöyle: “Devlet, topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye toprak sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır.” Anayasa bu açık hükme sahipken, akıl, izan ve vicdan topraksız köylünün topraklandırılmasını emrederken “Temizleyerek tarıma açacağım.” dediğiniz 200 bin dönümün üzerindeki araziyi o toprakların asli sahibine vermeyip elin yabancısına hem de yarım yüzyıllığına vermenin mantığı ve haklı gerekçesi olamaz.

Değerli milletvekilleri, böyle bir davranışa “evet” diyebilmek sizlere yakışır mı? Ülkemize ve halkımıza yazık etmeyin. “Vatan” dediğiniz toprağa sahip çıkın. Hükûmetin yapması gereken, mayınlı arazileri temizlettiriyorum bahanesiyle yabancı firmalara vermek olmamalıdır. Hükûmetten beklenen, bu arazileri mayından arındırdıktan sonra, Hatay’ın, Şanlıurfa’nın, Gaziantep’in, Kilis’in, Mardin’in ve Şırnak’ın mazlum, zavallı ve o toprakların gerçek sahibi olan topraksız köylülerine vermek, onları her türlü girdi ve teknik bilgi desteğiyle destekleyerek yörenin çiftçileri hâline getirmektir. Ancak bu şekilde hareket edilirse hem sosyal eşitsizlik azaltılmış hem ekonomiye katkı sağlanmış hem de yöredeki sosyoekonomik ve politik sorunların çözümüne katkıda bulunmuş olursunuz. Eğer ideolojiniz gereği fakir fukarayı toprak sahibi yapmak istemiyor iseniz o zaman hiç olmazsa bu toprakları yabancı şirket ya da devletlerin egemenliğine açacağınıza yerli şirketlere o yöre halkıyla birlikte açın veya bu toprakları Ceylânpınar Devlet Üretme Çiftliğine bağlayın.

Mayınlı arazilerin yabancılara verilmesi, yöre insanına ve toplum huzuruna hiçbir katkıda bulunmayacaktır. Güneydoğu Anadolu insanının umudunu söndürmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Vatanın toprağını yabancıya vererek kullandırtmak, bu tasarının “temizlenecek arazilerin tarımsal amaçlı kullanılması” şeklindeki amacına nasıl hizmet edecektir?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

Buyurunuz.

GÜROL ERGİN (Devamla) – Bu tasarıyı getirenlerin ve tasarıya parmak kaldıracakların amacı bu vatanın toprağını temizleyerek yabancıların hizmetine sunmak mıdır, yoksa bu toprakları, o toprakların binlerce yıldır sahibi olanlara vermek midir? Biz bu konuda çok büyük bir duyarlılık içindeyiz. Bu duyarlılığı biz göstermezsek, siz iktidar milletvekilleri göstermezseniz, biliniz ki ileride Türkiye çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalır, sürekli vicdan yarası içerisinde kalırsınız.

Şair, kim bilir belki de bugünleri tahmin ederek söylemiş:

“Sahip olunmayan vatanın batması haktır.

Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.”

Değerli milletvekilleri, Sayın Başbakana, bu tasarıyı Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk eden Hükûmetin başına, onun kadar İngilizcem olmadığı için “one minute” diyemiyorum ama bir dakika Sayın Başbakan, bir dakika! Siz bu tasarıyla ülkemde her gün patlayan mayınlara on binlercesini ekliyorsunuz, mayınları bizzat kendiniz patlatıyorsunuz. Ülkemin en kritik bölgesinde hükümranlık hakkımızı yok ediyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

Buyurunuz.

GÜROL ERGİN (Devamla) – Bir dakika içinde efendim…

Bölge insanının bir umudunu daha bitiriyorsunuz diyorum ve soruyorum: Bütün bunları bilerek mi yapıyorsunuz Sayın Başbakan?

Değerli milletvekilleri, sözlerime son verirken 5 Mayısta burada Bayındırlık Bakanının yaptığı bir yanlışı da ifade etmek istiyorum. Sayın Bakan o konuşmasında “Tarımsal alanlarda taşınmaz edinimi yabancılar için artık mümkün değildir.” dedi. Bu, külliyen yalan diyemem ama yanlıştır, çünkü yasaya aykırı bir söylemdir, çünkü Köy Kanunu’nu siz bunun için değiştirip de 87’nci maddeyi çıkardınız diyorum.

Sayın Başkanım sizi, vatanına sahip çıkacağına inandığım sayın milletvekillerini ve yüce Türk milletini tekrar saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Ergin.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili Mehmet Günal.

Buyurunuz Sayın Günal. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, görüşülmekte olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Devleti Arasındaki Kara Sınırı Boyunca Yapılacak Mayın Temizleme Faaliyetleri ile İhale İşlemleri Hakkında Kanun Tasarısı’nın geneli üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Sayın Başkanı, sizleri ve burada etmiş olduğum yemin çerçevesinde şu anda menfaatlerini savunacağım yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, az önce uzunca şekilde ismini okuduğum tasarının ismindeki yanlışlıkla ve tasarının sahibini tartışarak, sürecini tartışarak konuşmalarıma başlamak istiyorum. Tasarının başında “Mayın temizleme faaliyetleri işlemi” geçiyor, oysa tasarının amacı, mayın temizleme karşılığı bu toprakların tarım amaçlı olarak tahsisi asıl konuyu oluşturuyor. Baştan bu tespiti yaparak başlamak gerekiyor.

İkincisi, ki bu zaten… Tasarının gerekçesine bakınız, elinizde komisyon raporu ve basılı metin var. Gerekçeye bakarsanız, son maddesinde gerekçenin, sadece mayın temizleme faaliyetlerine ilişkin esas ve usullerin belirlenmesi ihtiyacının doğduğu ve bunun için bu tasarının getirildiği belirtiliyor. Genel gerekçede de herhangi bir tarımsal amaçlı kullanıma açmaya ilişkin hüküm ve bilgi bulunmamaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarının sahibi kim? Şu anda Sayın Şimşek geldi, kendisine “Hayırlı olsun.” diyoruz, “Hoş geldiniz.” diyoruz ama ben şimdi bu tasarıyı sahipsiz görüyorum. Onun için “Bu tasarı gelmez.” diye düşünüyorduk çünkü haftalardır, aylardır gündemin ilk sırasında duruyor ve bir türlü sizler önüne yeni maddeler koyarak getirememiştiniz. Bu hafta ne olduysa yeni Bakanlar Kurulundan sonra bu işi savunmak maalesef Sayın Şimşek’e kaldı. Çünkü biz gayet iyi biliyoruz –az önce konuşan Değerli Milletvekili Arkadaşım bahsetti- Komisyondaki görüşmelerde Sayın Kemal Unakıtan’ın bunu nasıl cansiparane bir şekilde savunduğunu ben de size biraz sonra söyleyeceğim.

Bilmiyorum Sayın Şimşek dosyanın geçmişine, geleceğine, sakıncalarına ne kadar vâkıftır, şimdi bizim söyleyeceğimiz hususlarda bizlere yeterince tatmin edici bilgiler verebilir mi, açıkçası bunu merak ediyorum. Baştan söylemem lazım, “Tasarının sahibi kim?” derken başka bir sahip daha arıyorum değerli arkadaşlarım.

Bakınız, burada komisyon sırasında… Şimdi Bekir Bey konuşuyor, bizim konuşmalar gümbürtüye gidiyor ama… Bu ne? Mayın temizleme işi. Millî Savunma Komisyonundan görüş alınmadığını az önce Değerli Milletvekilimiz söyledi, alt komisyonda beraber çalıştık. Buraya bakıyorum başka kanun tasarıları geldiği zaman bürokrat arkadaşlarımız arkaya diziliyorlar. Bir tek kişi var mı Millî Savunma Bakanlığından veya Genelkurmay Başkanlığından Sayın Bakanım? Maliye bürokratları hariç, yok.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Komisyonda Millî Savunma Bakanı geldi, izahta bulundu, biliyorsunuz.

KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) – Hayır efendim, bulunmadı!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Hayır, hayır, bulunmadı!

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Bulunmadı, onu anlatacağım şimdi. Orayı anlatacağım, merak etmeyim.

Şimdi, bir, bu tasarının başta adı ve amacı yanlıştır.

İki, bu tasarının sahibi şu anda burada değildir. Cansiparane bir şekilde savunan Sayın Bakanımız şu anda sade bir milletvekilidir. Ben Sayın Şimşek’in de kısa sürede bunların ayrıntısına bakabildiğinden emin değilim.

Sizin “savundu” dediğiniz oturumda Sayın Millî Savunma Bakanına sorduğumuz soruların hiç birisi cevaplanmamıştır. Biz de kendisine teşekkür edip… İsterseniz, siz biliyorsunuz, diğer arkadaşlarımıza da, Sayın Bakana da tutanakları verebilirsiniz. Bizim söylediğimiz şeyler nettir, arkadaşlarımız biliyorlar.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, burada hızlıca bu süreci size anlattığım zaman zaten ne söylediğimi anlayacaksınız. 7/3/2008 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına gelmiş, 18/3/2008’de tali komisyon olarak Tarım, Orman ve Köyişleri ile Millî Savunma Komisyonuna, esas olarak da Plan ve Bütçe Komisyonuna gelmiş. Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu raporunu vermiş -arkadaşlarımızın görüşü var- Millî Savunma Komisyonu vermemiş. 1 Mayıs 2008’de de bizim Komisyonumuzda -Plan ve Bütçe Komisyonunda- görüşüldü ve bir alt komisyon kuruldu, ben de şu anda alt komisyon üyesi olarak sizlere hitap ediyorum.

Değerli arkadaşlar, buralarda hiçbir şekilde verdiğimiz önergelere itibar edilmedi, görüşlerimize itibar edilmedi, çünkü orada, ilk alt komisyon toplantılarımızda Millî Savunma Bakanlığının yetkilileri de vardı, bize verdikleri bilgiler kafa karışıklığına yol açtıktan sonra arkadaşlarımız sonraki toplantıya çağrılmadılar.

KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) – Kaçırılmış Millî Savunma Komisyonundan.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Bizim muhalefet milletvekilleri olarak protestomuzdan sonra bu tasarı geri çekildi gibi, bir süre görüşülmedi. Sizlere yapmış olduğumuz konuşmalardan sonra, Komisyon üyesi arkadaşlarımız, başta Komisyon Başkanımız -şu anda sözcümüz var, kendisi de şahitlik edecektir- Sayın Komisyon Başkanının odasında yapmış olduğumuz toplantıdan sonra oturarak, Sayın Bakanın da olduğu bir toplantıda bizlere, kendilerinin ikna olduğunu, bu mayın temizleme işinin Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılması gerektiğine ikna olduklarını ve bu tasarının bu şekliyle çekildiğini söylediler. Şimdi, bunun üzerine ne beklersiniz? Daha önce olduğu gibi -şimdi safahatını anlatacağım- Bakanlar Kurulu kararıyla nasıl Millî Savunma Bakanlığından, Genelkurmay Başkanlığından alınıp Maliye Bakanlığına verildiyse, biz tersine bir işlemle Bakanlar Kurulunun bunu Genelkurmay Başkanlığına tevdi etmesini bekliyorduk. Aradan üç gün geçmeden -az önce söylemiş olduğum- Sayın Unakıtan Sayın Millî Savunma Bakanımızı da alarak Komisyona geldiler. Komisyon gündemi oluşturulmuş. Şaşırdık. Ne gelişme oldu da arkadaşlar, bizi ikna etmek üzere geldiniz, geçen hafta hep beraber konuşmuşken bunu? Ki bizim iddiamız sadece Genelkurmayın yapması değildi, iki işin birbirinden ayrı yapılmasıydı, şimdi bahsedeceğim. Ne oldu da birden Sayın Millî Savunma Bakanımız getirilip… Bizleri değil, sizleri, Komisyondaki AKP’li arkadaşlarımızı ikna etmek üzere getirildi. Ne oldu da sizler daha önceki görüşünüzden caydınız? Şimdi, bütün bunlar yaşadığımız şeyler. Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmelerden sonra da biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, arkadaşlarımızın ısrarı sonucunda, katkı veremeyeceğimizi söyleyerek Komisyonu terk ettik ve önünüze gelen tasarı bu hâliyle, sadece takdim tehir yapılarak, ihalenin normal şekliyle daha önce yazılan hâli “Efendim, bu şekliyle ihale olmazsa böyle yapılır...” İlk defa şartlı bir ihale de günümüzde önünüze gelmiş oldu, şartlı bir kanun tasarısı koyarak ihaleyi de şartlı hâle getirmiş olduk.

Değerli arkadaşlarım, burada, mayın temizlemeyle ilgili bu husus, maalesef birçok soru işaretleri ve kafa karışıklıklarına yol açıyor. Şimdi, bu çalışmalardan sonra size kısaca bu işin nasıl olduğunu anlatayım.

Değerli arkadaşlarım, 2001 yılında Millî Güvenlik Kurulu kararıyla ve daha sonra Bakanlar Kurulu kararıyla Genelkurmay Başkanlığına verilmiş. Genelkurmay Başkanlığı bu işi aldıktan sonra da Kara Kuvvetleri Komutanlığı karargâhında bir proje ofisi teşkil edilmiş. Uzmanlardan oluşan bu proje ofisi çalışmalarını, ön incelemelerini yapmış, firmalardan teklifler almış, o ülkelere ziyaretlerde bulunmuş, alınan teklifler incelenmiş ve sonucunda Mardin’in Nusaybin bölgesinde teçhizatların denemesi 2003 yılının Eylül ayında yapılmış.

Bunların arkasından mayın temizleme teçhizatını tedarik işlemleri başlamış. Allah’ın işi, o saatten sonra ne olduysa, incelemeler bittikten sonra tam sözleşme imzalanmak üzereyken “Efendim, bizim paramız yok, bu yetişmez.” diye bir karar çıkarılmış. Genelkurmay Başkanlığı, Millî Savunma Bakanlığına “Bütçemizde para yok.” demiş, Millî Savunma Bakanlığı da bir süre sonra görüş hazırlayarak “Bu işi biz yapamayız, bütçede para yok, Maliye Bakanlığı ihale etsin.” diye bir görüş hazırlamış.

Peki, bundan sonra ne olmuş? Bize gelen bu çalışmalar yapıldıktan sonra Danıştayın ihalenin iptaline ilişkin talebe karşı kararı yürütmenin durdurulması olmuş. Neden? Çünkü mayın temizleme işinin ve tarımsal amaçlı kullanım işinin, her iki işin birden bu kapsamda “yap-işlet-devret” usulüyle ihale edilmesinde işin gereğinin yerine getirilemeyeceği, yani işin hakkaniyetle yapılamayacağı ve rekabet şartlarının oluşmayacağı karar altına alınmış.

Bu 2886 sayılı Yasa’nın 2’nci maddesine atıfta bulunarak Danıştay aynen şunu söylüyor değerli arkadaşlarım: “Mayınlı sahanın temizlenmesiyle, temizlenen arazinin tarımsal faaliyetlerde kullandırılması işlerinin aynı istekli tarafından karşılanması mutat olmadığı için, söz konusu işlerin bir ihalede toplanması anılan 2’nci maddeye uygun olmadığı gibi, mayınlı arazinin temizlenmesi ve temizlenen arazinin tarımsal amaçlı kullanılması ihtiyaçlarının -buraya dikkatinizi çekiyorum- en iyi şekilde ve uygun şartlarda karşılandığından söz edilemeyeceğinden, anılan iki ihtiyacın bir ihaleyle karşılanması hukuken ve işin niteliği icabı mümkün bulunmamaktadır.” Danıştayın vardığı sonuç bu. Bugün, bizim bu kanun tasarısını görüşüyor olmamızın nedeni de Danıştayın bu kararını baypas etmek üzere kanunla düzeltmeye çalışıyoruz. Değerli arkadaşlarım, kısaca, Danıştaya ilişkin husus bundan ibaret.

Diğer bir şey, birkaç cümleyle size ihaleye ilişkin bazı belirsizliklerden bahsetmek istiyorum.

Şimdi, birincisi, neden bu iki ihale beraber yapılıyor? Mayın temizleme işinin tarıma açmayla ne alakası var?

Ben size soruyorum: Firmanız var, dünyanın en iyi mayın temizleme şirketisiniz, ama tarımla uğraşmak istemiyorsunuz. Bu ihaleye girme şansınız var mı? Ancak gidip kendinize bir ortak bulup “Sen burayı tarıma açar mısın?” dedikten sonra onlarla beraber yapabilirsiniz, ama en iyi siz temizliyorsunuz, en ucuza da siz temizliyorsunuz; ki, bu öyle normal bir hizmet alımı değil, dünyada sayılı, sınırlı sayıda firmanın yapabileceği çok tehlikeli olan, teknik ekipman, uzmanlık gerektiren bir iş. Birincisi, neden bu ihale iki işi bir araya getiriyor?

İkincisi, burada, değerli arkadaşlarım, Danıştay kararına rağmen, az önce altını çizerek söylediğim, işin gereğine uygun olmamasına rağmen…

Değerli arkadaşlarım, tarım işi ayrı, az önce Sayın Hocam söyledi, uzmanlık alanı, ama biz, alt komisyonda ve Komisyonda aldığımız bilgiler ve yaptığımız araştırmalar çerçevesinde orada TİGEM’in zaten o alanlarda şu anda bir deneme çiftliği olduğunu, zaten bu konularda projesi olduğunu biliyoruz.

İki, size daha sonra takdim edebilirim, Sayın Bakana takdim etmiştim, Kilis İl Özel İdaresinin daha önce bu alanların temizlenmesine ilişkin teklifi vardı ve neyi ne kadar ekeceğini, ne kadar sürede üreteceğini ve o temizleme işini -Kilis sınırlarının dâhilinde olanın- bu çalışmayı üç yıl içerisinde amorti edip kâra geçeceğini, yapılacak tarım faaliyetiyle izah eden -isterseniz meraklılarına proje ayrıntısını verebilirim- o proje teklifi Sayın Valinin başını yemiştir, ayrıca dipnot olarak da onu ilave edeyim.

Değerli arkadaşlarım, neden Türk Silahlı Kuvvetlerine temizlettirilmiyor, sadece parasızlık mıdır? Bu, diğer bir konu. Şimdi, deniliyor ki: “Genelkurmay Başkanlığı ‘Ben yapamam.’ dedi.” E, peki, yapılan faaliyetler var, Genelkurmay Başkanlığının basın açıklaması var, şimdiye kadar belli bölgelerde temizlenen mayınlar var. Artı, teçhizat alındığı zaman çok fazla personel yoğun olmadan yapılabilecek bir temizlik ve Türk Silahlı Kuvvetleri daha önce Şanlıurfa-Akçakale Gümrük Kapısı’nı temizlemiş, hiç de bir sorun çıkmadan faaliyete açılmış.

Diğer bir husus: Şimdi, sınır fiziki güvenlik sistemi var değerli arkadaşlarım. Bunlar henüz tamamlanmadı birçok bölgede. Eğer bunun arkasından, temizlikten sonra açtığınız zaman buraları nasıl koruyacağız? Bunlarla ilgili herhangi bir önlem alındı mı? Ne kadar kısmı ne kadar sürede tamamlanacak?

Başka bir husus: Bu temizlik yapıldı, geçenlerde bir kısmını özel bir firma yaptı, gümrük kapısıyla ilgili kısmını Tauber firması yaptı, TOBB’un açmış olduğu yerde. Şimdi, bunlar gerçekten temizlendi mi temizlenmedi mi, kontrolünü kim yapacak? Bunu uluslararası olan IMAS kriterlerine göre mi yapacağız? Veya daha önce önerildiği şekliyle Başbakanlık bünyesinde kurulması gereken, millî mayın temizleme kurulu mu kurulacak, onlar mı yapacak? Bunun sorumluluğunu kim üstlenecek? Kim onaylayacak? Yani bu mayınların temizlendiğini bir makamın onaylaması lazım, kriter koyuyoruz. Ayrıca, üçüncü şahıslarla ilgili, eğer “Temizlendi.” dediğimiz yerde başka bir vukuat olursa, can kaybı olursa kim ödeyecek?

Ayrıca, ihaleyi alan firma -şimdi bize, kanun içerisinde madde de var, efendim, ilgili mevzuata referans gösterdik, diyeceksiniz ama- üst kullanım hakkını aldı diye bizim petrol aramalarımıza müsaade etmezse ne olacak veya ettiği zaman, Petrol Kanunu’na göre oradan kendisi hak iddia ederse, Maden Kanunu’na göre suyundan kullanırken yer altı kaynaklarına ilişkin hak iddia ederse ne olacak?

Diğer bir husus, en önemli hususlardan bir tanesi değerli arkadaşlarım, bu konuda bir maliyet yok, ortada maliyet yok. 50 milyon dolardan başlayıp 1,6 milyar dolara kadar -en son Sayın Unakıtan’ın söylediği tahmin, ki Millî Savunma Bakanımız ilk tahminlerde daha çok, kendisinden talep edildiğini söylemişti- değişen bir maliyet var. Ee bakıyoruz -benim size demin söylediğim- Nusaybin’de denemelerini yapan firma, 0,35 paunda yani 200 milyon doları bulmayacak bir şeye temizlemek üzereymiş; bozulan şey bu. Yapılacak ihale sonrası, yani iş alım sözleşmesinin niteliği hâlâ firmanın İnternet sitesinde duruyor; ilgilenenlere, dokümanlarını ve web sitesini verebilirim.

Şimdi, 1,6 milyar dolar olursa o zaman kırk dört yıllığına tahsis gündeme geliyor. Neye dayanarak kırk dört yılı tespit ettiniz? Arkadaşlarımız burada… İndirim yoluyla yapılacak bir ihalede -Maliye Bakanlığı yetkililerimiz, Müsteşarımız burada- nasıl oluyor da “kırk dört yıl” diye bir rakam veriyoruz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Üst sınır o.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Niye üst sınır veriyoruz şu anda? Siz “kırk dört yıl” diye verirseniz, ben kırk iki, kırk üç yıldan fazla teklif vermem. Bir de “1,6’yı neye göre tespit ettik?” diyorum. Bir kere önce, temizleme maliyeti… İkisinin yanlışlığını söyleyeceğim de eğer onu doğru kabul etsek bile ortada bir garabet var. Demin söyledim, arkadaşlarımız da buna ikna oldular. Şimdi siz ikna olmamış gibi yapıyorsunuz ama siz de söylemiştiniz Genelkurmay Başkanlığı tarafından temizlenmesinin kabulünü. Orada değil miydiniz siz, Sayın Açba’nın odasında? Beraber söylemedik mi? Arkadaşlarımız ikna olmuştular.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Siz Genel Kurula hitap edin.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Ediyorum. Hayır, şimdi siz de o zaman dinleyin, söz size gelirse konuşursunuz.

KADİR URAL (Mersin) – Sıkıştırma adamı ya!

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, dolayısıyla, maliyetle ilgili de burada kafa karışıklıkları devam ediyor; 5-6 misline çıkarılıyor. Neden? Kırk dört yıllığına bir firmaya verebilmek için. Efendim, deniliyor ki bazı gerekçelerde… Şimdi, Maliyeye verilmesi için, yedek parça bulmanın zorluğundan bahsediliyor. “Neden?” diye sorduk. İşte, “Maliyet yüksek, bu teknik donanımı bulamayız.” İlgili firmanın web sitesi -isim vermiyorum reklam olmasın diye- hâlâ duruyor, Mardin Nusaybin otoyolunda bir traktör servisinde, gelen, deneme yapan aletin motorunun tamir edildiğini ve tekrar devam ettiğini, bakımlarının orada yapılabildiğini söylüyor; isteyenlere bilgilerini ekleyebilirim.

Değerli arkadaşlarım, diğer önemli bir husus da, şu anda Kabine değişti, yeni bir Dışişleri Bakanımız var, kendisinin en çok üzerinde durduğu konulardan birisi sizin Orta Doğu açılımı ve Suriye’yle ilişkiler, İran’la ilişkiler, Irak’la ilişkiler. Buranın İsrailli bir firmaya -daha önce olduğu gibi- verilmesinin, kırk dört yıllığına bir emniyetli kuşak oluşturulmasının acaba millî güvenlik ve uluslararası ilişkiler açısından, Suriye’yle ilişkilerimiz açısından getireceği sıkıntıları nasıl gidereceğiz? Bu da ayrı bir konudur. Bütün bunları Sayın Gönül’e sorduk geldiğinde, maalesef bize tatmin edici bir şey söyleyemedi. Neye rağmen söyleyemedi? Kendisine bahsettik. Millî Savunma Bakanlığının bu kanun tasarısı hakkında görüşü var değerli arkadaşlarım. O görüşün sekiz maddesinde de bu tasarının bu hâliyle çıkmasının millî güvenlik açısından, uluslararası ilişkilerimiz açısından ve ekonomik gereklilik açısından doğru olmadığını söylüyor. Sayın Bakana söyledik “Bunun arkasında değil misiniz?” diye. “Değilim.” dedi, “Değişti.” dedi. Sorduk: “Ne değişti?” Tasarıda hiçbir değişiklik olmamış. Onun için, değerli arkadaşlarım, burada, bunun sonucunda da nasıl yapılması gerektiğine dair de öneri bulunuyor, kanun tasarısındaki belirtilen işlerin hangi yöntemlerle yapılması gerektiğine dair de öneri bulunuyor. Bu yazının üzerinde de Sayın Vecdi Gönül’ün imzası var, Başbakanlığa sunarken.

Şimdi, buradan bakarak, değerli arkadaşlarım, sonuç olarak bu tasarı millî güvenlik ve uluslararası ilişkiler açısından sakıncalı hususlar içeriyor. Ayrıca, Danıştay kararında belirtildiği gibi, işin en iyi şekilde ve uygun şartlarda ikisinin beraber yapılması durumunda karşılanması, maalesef mümkün değil. Zaten bir tek ihale açılmış, tek katılımcıya düştüğü için iptal edilmiş, başka bir ihaleye ise hiç teklif gelmemiş. Başka yerlerde daha önce iptal sürecinde yapılan küçük ihaleler var.

Ayrıca, önemli bir husus: Gerekçe olarak Ottawa Sözleşmesi söyleniyor. Bilmiyorum Sayın Bakanım ne kadar olduğunu biliyor mu? 2004 yılı itibarıyla -2006’da da güncellenmiş- bir milyon civarında mayın var, dokuz yüz küsur bin, bir milyonu aştığı söyleniyor. Bizim bu kapsadığımız sadece altı yüz bin civarında bir şeyi içeriyor. Onları kim yapacak? Ottawa Sözleşmesi sadece Suriye sınırları için mi geçerlidir?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

Buyurunuz.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Tamamlıyorum Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Yoksa diğer illerde daha önce döşenmiş olan mayınların da bu sözleşme kapsamında 2014’e kadar temizlenmesi gerekmiyor mu? O zaman bunları nasıl ihale edeceğiz? Oralarda tarıma açılacak arazi yok. Ne yapacağız? Mecburen normal ihale yoluna başvuracağız.

Dolayısıyla, burada belirsizlikler ve Suriye sınırı dışındaki bölgelerde de temizlenmesi gereken mayınlı alanların bulunduğu dikkate alındığında, bu işin Genelkurmay Başkanlığınca yapılması, gerekli teçhizatın alınması, bunun mümkün görünmemesi hâlinde de devletin kendisinin bunu temizlettirerek -GAP’a harcadığımız paraları düşünürseniz çok cüzi bir miktar olacak- yeniden tarımsal amaçlı olarak da özel projelerle, gerekirse Tarım Bakanlığı aracılığıyla, TİGEM aracılığıyla yeni bir proje yarışması açarak halkın kullanımına sunmasının daha doğru olacağını düşünüyoruz. Bu çerçevede “İllaki çıkaracağız.” derseniz de bir şey diyemiyoruz ama ben burada Sayın Başbakana bir çağrıda bulunmak istiyorum:

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Bitiriyorum Başkanım, son cümlem.

BAŞKAN – Tabii, buyurun.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Davos’ta Sayın İsrail Cumhurbaşkanına “one minute” demişti. Burada da yine İsraillilere verilmek üzere olan bu toprakları, bizim ettiğimiz yemine uygun olarak, Türk milletinin çıkarına kullanmak üzere bir düzenleme yapılmasını… İhale normal şartlarda Maliye Bakanlığı tarafından da yapılabilir. Devlet herhangi bir şekilde mayını temizletsin, ondan sonra da Türk milletinin çıkarına uygun bir şekilde bizim kullanımımıza sunmak üzere, buradaki Komisyon Sözcümüze ve Sayın Bakanımıza da bir “one minute” diyerek bunu geri çekmesini, ondan sonra yeniden de temizlik işinin ayrı bir kanunla düzenlenmesini veya bu kanun tasarısı üzerinde düzeltmeler yaparak kabulünü talep ediyorum.

Bu duygularla sizleri ve yüce Türk milletini saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Günal.

Sayın milletvekilleri, çalışma süremizin sonuna geldiğimiz için, alınan karar gereğince, kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için 13 Mayıs 2009 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

 

Kapanma Saati: 19.51