DÖNEM: 23                            CİLT: 18                    YASAMA YILI: 2

 

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

92’nci Birleşim

17 Nisan 2008 Perşembe

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

   I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

  II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - YOKLAMA

IV. -  GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) MİLLETVEKİLLERİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI

1.- Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi’nin, köy enstitülerinin kuruluşunun 68’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın, köy enstitülerinin kuruluşunun 68’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Niğde Milletvekili Mümin İnan’ın, Niğde ilinin ekonomik durumu ve sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un (6/498) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/40)

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman ve 32 milletvekilinin, muhtarların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/169)

VI.- ÖNERİLER

A) Danışma Kurulu Önerileri

 

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 88’inci yıl dönümünün ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın kutlanması, günün önem ve anlamının belirtilmesi amacıyla Genel Kurulda özel bir görüşme yapılması için Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23 Nisan 2008 Çarşamba günü saat 14.00'te toplanmasına, bu toplantıda yapılacak görüşmelerde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına, siyasi parti grupları başkanlarına ve grubu bulunmayıp da Mecliste üyesi bulunan siyasi partilerin milletvekili olan genel başkanlarına veya genel başkanın görevlendireceği bir milletvekiline onar dakika süreyle söz verilmesine ve bu toplantıda başka konuların görüşülmemesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

2.- 119 sıra sayılı kanun tasarısının kabul edilmiş olan 11, 16, 17, 35, 47’nci maddeleri ile 75’inci maddesinin 3’üncü ve 4’üncü fıkralarının, 94’üncü maddesinin 3’üncü fıkrasının yeniden görüşülmesine dair Hükûmetin isteminin yerine getirilmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

3.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 18/04/2008 Cuma günü çalışmamasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN             GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

 

1.- Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın; Devlet Memurları Kanunu ile Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün; 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 19 milletvekilinin; 17.7.1964 Tarihli ve 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa Geçici Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi; Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu’nun; Engelli Memurların Emekliliğini Düzenleyen 5434 Sayılı Kanunun 39 uncu Maddesinin (j) Bendinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın; 3201 Sayılı “Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun”da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı ve 24 milletvekilinin; 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 4 Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 12 milletvekilinin; Sanatçıların Sosyal Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/465, 2/30, 2/31, 2/37, 2/64, 2/71, 2/79, 2/136, 2/147, 2/149) (S. Sayısı: 119)

2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/443) (S. Sayısı: 84)

3.- İstanbul Teknik Üniversitesinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde Eğitim-Araştırma Yerleşkeleri Kurmasına İlişkin Çerçeve Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/512) (S. Sayısı: 115)

4.- Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ile Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/480) (S. Sayısı: 94)

5.- Manisa Milletvekili İsmail Bilen’in; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman’ın; Çarşı ve Mahalle Bekçilerinin Hizmet Sınıfının Değiştirilmesine İlişkin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 13 milletvekilinin; Genel Kadro ve Usûlü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/132, 2/143, 2/144, 2/157) (S. Sayısı: 120)

VIII.- OYLAMALAR

1.- Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 94’üncü maddesine eklenen geçici 1’inci maddenin önergesinin oylaması

2.- Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

4.- İstanbul Teknik Üniversitesinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde Eğitim-Araştırma Yerleşkeleri Kurmasına İlişkin Çerçeve Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

IX.- KOMİSYONLAR BÜLTENİ

1.- 22.7.2007 tarihinden 31.12.2007 tarihine kadar komisyonlara gelen, neticelenen ve kalan işler

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, Ceylanpınar’da Hazine arazilerinin tapuya dönüştürülmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı (7/2241)

2.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana Büyükşehir Belediyesine vergi gelirlerinden verilen paya ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı (7/2313)

3.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Sakarya’daki yatırımlara ilişkin sorusu ve  Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı (7/2314)

4.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Sakarya’daki yatırımlara ilişkin sorusu ve  Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı (7/2315)

5.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, envanterden düşülen bir arkeolojik esere ve müze müdürlerine ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/2352)

6.- Kastamonu Milletvekili Musa Sıvacıoğlu’nun, Kastamonu’daki tarihi bir binaya ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/2507)

7.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, TMSF’ye devredilen bir bankanın mudilerinin mağduriyetine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren’in cevabı (7/2672)

8.- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur’un, çocuk sayısına yönelik bir açıklamasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/2696)

 

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 13.04’te açılarak yedi oturum yaptı.

 

İzmir Milletvekili Canan Arıtman’ın, Türkiye’nin demografik yapısına ve olası senaryolara göre projeksiyonlara ilişkin gündem dışı konuşmasına, Devlet Bakanı Nimet Çubukçu cevap verdi.

 

İstanbul Milletvekili Mehmet Ufuk Uras, 19 Nisan Misket Bombalarına Karşı Uluslararası Eylem Günü ve Türkiye’nin dâhil olduğu Oslo Süreci’ne,

Sivas Milletvekili Selami Uzun, Sivas Divriği Demir-Çelik Maden İşletmesinde işçi çıkartmalarına,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

 

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında bulunan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kararlaştırılmış olan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Devlet Memurları Kanunu ile Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 19 Milletvekilinin, 17.7.1964 Tarihli ve 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa Geçici Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi; Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu’nun, Engelli Memurların Emekliliğini Düzenleyen 5434 Sayılı Kanunun 39 uncu Maddesinin (j) Bendinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, 3201 Sayılı “Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun”da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı ve 24 Milletvekilinin, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 4 Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 12 Milletvekilinin, Sanatçıların Sosyal Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanun Teklifi’nin (1/465, 2/30, 2/31, 2/37, 2/64, 2/71, 2/79, 2/136, 2/147, 2/149) (S. Sayısı: 119) görüşmelerine devam edilerek altıncı bölümüne kadar kabul edildi, altıncı bölümü üzerinde bir süre görüşüldü; verilen aradan sonra,

2’nci sırasında bulunan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/443) (S. Sayısı: 84),

3’üncü sırasında bulunan, İstanbul Teknik Üniversitesinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde Eğitim-Araştırma Yerleşkeleri Kurmasına İlişkin Çerçeve Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/512) (S. Sayısı: 115),

4’üncü sırasında bulunan, Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ile Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/480) (S. Sayısı: 94),

5’inci sırasında bulunan, Manisa Milletvekili İsmail Bilen’in, Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın, Genel Kadro ve Usûlü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman’ın, Çarşı ve Mahalle Bekçilerinin Hizmet Sınıfının Değiştirilmesine İlişkin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 13 Milletvekilinin, Genel Kadro ve Usûlü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/132, 2/143, 2/144, 2/157) (S. Sayısı: 120),

Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından ertelendi.

 

6’ncı sırasında bulunan, Artvin İli Yusufeli İlçesinin Merkezinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı’nın (1/435) (S. Sayısı: 48) yapılan görüşmelerden sonra kabul edilip kanunlaştığı açıklandı.

 

17 Nisan Perşembe günü, alınan karar gereğince saat 13.00’te toplanmak üzere birleşime 23.33’te son verildi.

 

 

 

Şükran Güldal MUMCU

 

 

 

Başkan Vekili

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yusuf COŞKUN

 

Harun TÜFEKCİ

 

Bingöl

 

Konya

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Fatma SALMAN KOTAN

 

 

 

Ağrı

 

 

 

Kâtip Üye

 

 

                                                                                                                                              No.: 129

 

II.- GELEN KÂĞITLAR

17 Nisan 2008 Perşembe

 

Tasarılar

1.- Nükleer Terörizmin Önlenmesine İlişkin Uluslararası Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/564) (İçişleri; Adalet ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.4.2008)

2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bahreyn Krallığı Hükümeti Arasında Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/565) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.4.2008)

Teklifler

1.- İstanbul Milletvekili Ufuk Uras’ın; Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/213) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.4.2008)

2.- İstanbul Milletvekili Şinasi Öktem’in; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanlarının Kadroları Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve Genel Kadro ve Usûlü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye Ekli Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/214) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.4.2008)

3.- Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal ve 14 Milletvekilinin; 17.03.1981 Tarih ve 2429 Sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2 nci Maddesinin A Bendinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi (2/215) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.4.2008)

4.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 2809 Sayılı Kanun ile 78 ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/216) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.4.2008)

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, BAĞ-KUR’dan emekli olamayan bazı kimselerin durumuna ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/608) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008)

2.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, özelleştirilen Türk Telekom’un ismine ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/609) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008)

3.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün,  mal varlığına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/610) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008)

4.- Manisa Milletvekili Mustafa Enöz’ün, bazı yöneticilerin maaşlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/611) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

5.- Manisa Milletvekili Mustafa Enöz’ün, bazı yönetici kadrolarına yapılan atamalara ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/612) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

6.- Manisa Milletvekili Mustafa Enöz’ün, bazı yöneticilik görevleri için sınav açılmamasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/613) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

7.- Manisa Milletvekili Mustafa Enöz’ün, bazı yönetici görevlerine atamalara ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/614) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

8.- Manisa Milletvekili Mustafa Enöz’ün, bazı yöneticilerin ücretlerine ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/615) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

9.- Aksaray Milletvekili Osman Ertuğrul’un, Aksaray’ın su plan ve projesine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/616) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

10.- Aksaray Milletvekili Osman Ertuğrul’un, Aksaray Kültür Merkezinin personel ihtiyacına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/617) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un, TOKİ’nin satışlarına aracılık eden firmaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2980) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008)

2.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın, Expo 2015 organizasyonu faaliyetlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2981) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

3.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un, bir milletvekili hakkındaki kaçakçılık iddiası soruşturmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2982) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

4.- Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, yerli işletim sistemi kullanımının teşvikine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2983) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

5.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, SHÇEK yuva ve yurtlarındaki bazı olaylara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2984) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

6.- Hatay Milletvekili İzzettin Yılmaz’ın, çiftçilerin elektrik borçlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2985) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

7.- Hatay Milletvekili İzzettin Yılmaz’ın, taşımacılık ve nakliyecilikteki fiyat tarifesi düzenlemelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2986) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

8.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, AB Komisyonu Başkanının açıklamalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2987) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

9.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, TOKİ’nin kendi iştiraklerine komisyonsuz arsa satması ile ilgili yönetmelik değişikliğine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2988) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

10.- Kocaeli Milletvekili Hikmet Erenkaya’nın, parti toplantılarında resmi araçların kullanıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2989) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

11.- Kocaeli Milletvekili Cevdet Selvi’nin, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık için alınacağı iddia edilen uçak ve helikopterlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/2990) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

12.- Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal’ın, bir genelgenin uygulamasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2991) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008)

13.- Isparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner’in, ceza infaz kurumları personelinin sorunlarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/2992) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008)

14.- İstanbul Milletvekili Hasan Macit’in, Türkiye İş Kurumuna ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/2993) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

15.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, emekli olamayan belediye başkanlarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/2994) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

16.- Edirne Milletvekili Rasim Çakır’ın, Uzunköprü İlçesindeki orman vasfını yitiren arazilerin kullanım hakkına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/2995) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008)

17.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, tıbbi atık tesislerinin denetimine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/2996) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

18.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş’in, Altındağ’daki bazı dükkanların yıkımına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2997) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008)

19.- Hatay Milletvekili Gökhan Durgun’un, Hatay Valiliğince verilen silah taşıma ruhsatlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2998) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008)

20.- İstanbul Milletvekili Hasan Macit’in, bir derneğin düzenlediği panele ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/2999) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

21.- Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş’ın, Arpaçay’da selden zarar gören bir köye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3000) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

22.- Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in, görevden alınan ve görev yeri değiştirilen bürokratlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3001) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

23.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, yurda giriş yasağı uygulanan bir şahsa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3002) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

24.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş’in, bir üniversite hastanesi binaları hakkındaki iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/3003) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

25.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un, bir coğrafya ders kitabındaki yanlışlığa ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3004) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008)

26.- Bursa Milletvekili Hamza Hamit Homriş’in, öğrenci andıyla ilgili bir iddiaya ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3005) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008)

27.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner’in, Antalya Lisesinde görevli bazı öğretmenlere yönelik iddialara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3006) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

28.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın, sanat eğitimine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3007) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

29.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, bir lisede ders saatlerinin Cuma namazına göre değiştirildiği iddiasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3008) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

30.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis’in, Akdeniz Üniversitesinde meydana gelen olaylara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3009) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

31.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, yükseköğrenim yurtlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/3010) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

32.- Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün, ölüm vakalarına ve Bilecik’teki kanser vakalarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/3011) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008)

33.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, Konya Yalıhöyük Sağlık Ocağında yaşanan bir olaya ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/3012) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008)

34.- Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in, vakıfların düzenlediği kermeslerde açıkta yiyecek satışına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/3013) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

35.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, Bartın’da sağlık hizmetlerindeki bazı sorunlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/3014) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

36.- Kocaeli Milletvekili Hikmet Erenkaya’nın, Yuvacık Merkez Dispanserine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/3015) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

37.- Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal’ın, zorunlu askerlik hizmetine ilişkin Millî Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/3016) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008)

38.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, bir televizyon kanalının yayınının kesilmesine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/3017) (Başkanlığa geliş tarihi: 8/4/2008)

39.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, SPK Başkanı hakkındaki iddialara ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Nazım Ekren) yazılı soru önergesi (7/3018) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

40.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, yetiştirme yurtlarında kalan çocukların güvenliklerine ilişkin Devlet Bakanından (Nimet Çubukçu) yazılı soru önergesi (7/3019) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

41.- Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in, Bursa Atatürk Kapalı Spor Salonundaki bazı organizasyonlar için alınan kiraya ilişkin Devlet Bakanından (Murat Başesgioğlu) yazılı soru önergesi (7/3020) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

42.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’ın, TRT personel ve yayın politikasıyla ilgili bazı hususlara ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Aydın) yazılı soru önergesi (7/3021) (Başkanlığa geliş tarihi: 9/4/2008)

Meclis Araştırması Önergesi

1.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman ve 32 Milletvekilinin, muhtarların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/169) (Başkanlığa geliş tarihi: 16/04/2008)

 

17 Nisan 2008 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 13.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Fatma SALMAN KOTAN (Ağrı), Harun TÜFEKCİ (Konya)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 92’nci Birleşimini açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağım.

Üç dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, köy enstitülerinin kuruluşunun 68’inci yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi’ye aittir.

Buyurunuz Sayın Erçelebi.

Süreniz beş dakikadır.

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi’nin, köy enstitülerinin kuruluşunun 68’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

HASAN ERÇELEBİ (Denizli) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün Türk eğitim tarihinde en çok övülen, bazen de yerilen köy enstitülerinin kuruluşunun 68’inci yıl dönümü nedeniyle söz aldım. Yüce heyetinizi Demokratik Sol Parti ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Türkiye, Kurtuluş Savaşı’nı bitirip ekonomik savaşa başladığı yıllarda okumaz yazmaz bir köylü devleti görünümündeydi. Sorun köylerdeydi, o hâlde çözüm de köylerde aranmalıydı. Türk devriminin önündeki en büyük engel halkın okumaz yazmazlığı idi. İşte, Büyük Atatürk, bu sorunu çözmek için, 1936 yılında, dönemin Eğitim Bakanı Saffet Arıkan’a İzmir Kızılçullu ve Eskişehir Çifteler ile Mahmudiye’de köy eğitmen kurslarını açtırdı. Daha sonra, bu denemeden olumlu sonuç alan Türkiye Cumhuriyeti devleti, 17 Nisan 1940 tarihinde, köyü canlandırmak, köylüyü kalkındırmak amacıyla köy enstitülerini açtı.

Köy enstitüleri Türk eğitimcisinin yarattığı özgün bir okul modeli idi. Köy enstitüleri Türk köylüsünün gereksinim duyduğu öğretmeni, sağlıkçıyı ve tarım elemanını yetiştirecek çok programlı okullardı. Açık bulundukları süre içerisinde 17 bin köy öğretmeni, 600 sağlıkçı yetiştirmiş, tarım programını açamadan kapatılmışlardır.

Köy enstitüleri, İkinci Dünya Savaşı’nın ekonomik sıkıntıları ve yoklukları içinde yaratılmış, aynı zamanda, dünyadaki pek çok ülkeye örnek olmuş bir modeldi. 26 Nisan 1940 tarihli Ulus gazetesinde  Profesör Doktor Fahri Ecevit köy enstitüleriyle ilgili olarak şunları yazıyordu: “On beş yıl kaynayacağız ve göreceksiniz bu işi idare edenlerin iman ve sanatkâr eli, potadan, on beş yıl sonra, ne harikulâde ne sağlam ve yekpare bir kıymet çıkaracaklar. Kendi kendine okumasını, kendi kendine anlatmasını, bilgiyi kendi eliyle ve kendinden inşa etmesini öğrenmiş bir kitle. Şehir münevverine yapışmış, şehir refahına ulaşmış ve öz değerini bütün sathına çıkarmış bir cevher. Onu işleyeceğiz ve ondan kendimizi yapmaya devam edeceğiz.”

1950’li yıllarda ülkenin dört bir yanına açılan yirmi bir köy enstitüsü ile köylünün kalkınmaya ve köyün canlanmaya başladığını gören mutlu azınlık temsilcileri, köy enstitülerini kapattılar. Dün köy enstitülerine karşı olan zihniyet ile bugün köy kentlere karşı olan zihniyet aynı zihniyettir. Çünkü, üretici olan Türk köylüsü ülkenin gerçek efendisi olacak diye korkmaktadırlar.

Eğer köy enstitüleri kapatılmayıp da günümüze kadar geliştirilerek yaşasaydı, her biri birer bölge üniversitesi olacaktı. Eğer köy enstitüleri kapatılmasaydı bugün neler olmazdı diye sorduğumuzda: Köylerimizde öğretmen sıkıntımız olmazdı, köylerimizde sağlık sorunu olmazdı, köylerimizdeki çiftçilerimizin sorunu olmazdı, köyden kente göç bu kadar çok olmazdı, bölücülük faaliyetleri olmazdı. enflasyon olmazdı, işsizlik olmazdı, üretimsizlik olmazdı, bilgisizlik ve beceriksizlik olmazdı, laiklik karşıtı akımlar ve davranışlar olmazdı, bugün Mersin Limanı’nda yabancı bakliyat gemileri olmazdı. Mersin limanında bekleyen yabancı bakliyat ve hububat gemileri köy enstitülerine yapılan haksızlığın açık delilleridir.

Aslında biz kendimize uygun ve dünyaya örnek olacak modelleri erken yaratmışız, ama zamansız yitirmişiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN -  Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

Buyurunuz.

HASAN ERÇELEBİ (Devamla) -  Ülkemizi kalkındırmak için dışarıdan model aramaya gerek yok, yitirdiklerimizi bulsak yeter.

Bu anlamlı günde, köy enstitülerine büyük emeği geçen, başta dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’u takdir ve rahmetle anıyorum. Bütün köy enstitülülerin aramızdan ayrılmış olanlarına Allah’tan rahmet, hayatta olanlarına sağlıklı, mutlu yıllar diliyorum.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN -  Teşekkür ediyoruz Sayın Erçelebi.

Gündem dışı ikinci söz, yine aynı konuda söz isteyen Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’a aittir.

Buyurunuz Sayın Koçal. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın, köy enstitülerinin kuruluşunun 68’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

ALİ KOÇAL (Zonguldak) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün cumhuriyetimizin en önemli eserlerinden birinin, köy enstitülerinin kuruluşunun 68’inci yıl dönümüdür. Sözlerime başlarken, bu eserin hayata geçmesini sağlayan Ulu Önder başta olmak üzere, İsmet İnönü, Saffet Arıkan, Hasan Âli Yücel ve Hakkı Tonguç’u saygıyla ve rahmetle anıyorum ve hayatta olan köy enstitülü öğretmenlerimize sağlık ve esenlikler diliyorum.

Çok değerli milletvekilleri, aradan bunca yıl geçmiş olmasına karşın Türkiye’nin her köşesinde bugün köy enstitülerinin yıl dönümünü kutlamak için törenler düzenlendiğini ve emeği geçenlerin anıldığını hep birlikte biliyoruz ve bu kurumların anılması ve yıl dönümünün kutlanmasıyla ilgili cumhuriyetimizin ve Atatürk devrimlerinin ne kadar önemli olduğunu bir kere daha görmüş oluyoruz.

Değerli milletvekilleri, köy enstitüleri, Kurtuluş Savaşı’nın bir devamı olarak değerlendirilmelidir. Köy enstitüleriyle eğitim ve kalkınmanın köylerden başladığını hepimiz bilmeliyiz. 1935’li yıllarda yüzde 85’i okuma yazma bilmeyen 40 binin üzerindeki köyde vatandaşlarımızın eğitimini sağlamak ve bunların okuma yazmayı öğrenmelerini sağlamak bakımından altı aylık dönemlerle kurslar başlatılmış ve bu kurslardan mezun olan eğitmenler köylere gönderilmiştir. Köylere gönderilen eğitmenler çok önemli görevler yerine getirmişlerdir. Görev alan bu eğitmenler üç yıllık ilkokul öğrencilerini yetiştirmişler ve eğitime önemli katkılar sağlamışlardır. Daha sonra da 17 Nisan 1940’ta Köy Enstitüleri Yasası çıkartılmış ve yirmi bir köy enstitüsü kurulmuştur. Böylece, köy okullarında yetişen yetenekli öğrenciler kendi bölgelerinde kurulan köy enstitülerine parasız ve yatılı olarak girme imkânını bulmuşlardır.

Yaparak ve yaşayarak bir eğitim yöntemi uygulanan bu okullardan Atatürkçü, çağdaş, demokratik, laik öğretmenler yetişmiştir. Bu öğretmenler gittikleri köylerde üretim ile eğitimin iç içe geçmesini sağlamış ve birer toplum önderi olarak görevlerini yerine getirmişlerdir. Birçok ünlü kişinin bu okullardan yetiştiği ve 17 bin kişinin mezun olduğu hepimiz tarafından bilinmektedir. Fakir Baykurt, Dursun Akçam, Mahmut Makal, Talip Apaydın, Mehmet Başaran ve bunlar gibi yazarlar, romancılar, sanatçılar, politikacılar köy enstitüleri mezunudurlar.

Kurtuluş Savaşı’yla dünyaya örnek olan Türkiye, aynı zamanda, köy enstitüleri projesiyle de örnek olma özelliğine sahip olmuştur. Köy enstitüleri başka yerden kopya edilmemiş, tamamen Türkiye’mize özgüdür. IMF’nin, Dünya Bankasının veya Avrupa Birliğinin, Amerika Birleşik Devletleri’nin talimatlarıyla kurulmamıştır. Köy enstitüleri projesi bir aydınlanma projesidir; üretim, kalkınma, ilerleme projesidir, çağdaş bir projedir. Bu okullardan birikimli, donanımlı, kendine güvenli, bilinçli, toplumun sorunlarını ve çözüm önerilerini bilen öğretmenler yetişmiştir. Kuruluşundan bu yana altmış sekiz yıl geçmiş olmasına karşın hâlen güncelliğini koruyan bu kurumlar, çağdaş eğitim ilkelerini uygulayan, insan merkezli, laik ve bilimsel kurumlardı. Bu okullardan mezun olanlar köylere giderek sayısız hizmetler yapmış, bulundukları bölgelerde insanları ayağa kaldırarak, yurttaş olma, insan olma bilincini yerleştirmişlerdir.

Köy enstitüleri ile toplumda bir değişim ve dönüşüm gerçekleştirilmiştir. İlkel tarımdan modern tarıma geçişin temeli atılmıştır. Yönetime katılma, sorma ve sorgulama bilinci gelişmiştir. Akıl ve bilimi kullanan çağdaş insanlar, iyi eğitimciler, üretici, yaratıcı ve iyi yurttaşlar yetiştirilmiştir. Köylü sağlık hizmeti almıştır.

Köy enstitüleri öncülüğünde binlerce dönüm toprak işlenerek ağaç, meyve ve sebze yetiştirilmiş; köylere su, elektrik, yol bu dönemde gitmiştir ve yüzlerce bina bu dönemde yapılmıştır. Köylümüz bu dönemde gözünü açmış, varlığını hissettirmiş, ancak ne var ki, köy enstitüleri mezunları söyledikleri, yaptıkları ve yazdıklarıyla birçok kesimi ürküttüler. Yüzyıllar boyunca sömürülen, ezilen, horlanan köylü çocuklarının okuyup, yönetime ortak olma talepleri egemen güçleri telaşlandırdı ve köy enstitülerine karşı bir karalama kampanyası başlatıldı.

Şimdi hepimizin gurur duyduğu köy enstitüsü kurucularına ve mezunlarına çok acılar çektirildi. Horlandılar, itildiler, kendilerine yakıştırmalar yapıldı, sürüldüler, özlük hakları geri alındı, hapse atıldılar, rahatsız edildiler, sürekli gözetim ve denetim altında tutularak psikolojik baskıya maruz kaldılar.

Toplumumuzu ayağa kaldıran, aydınlanma sürecini başlatan, eğitimde devrim yaratan, insanlarımızı ümmetçilikten yurttaşlığa taşıyan, üretimi ön planda tutan ve hâlâ güncelliğini yitirmeyen, gelişmekte olan dünya...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

ALİ KOÇAL (Devamla) – … devletlerine önerilen köy enstitüleri modeli, ne yazık ki 1946 yılından itibaren kapatılma sürecine girdi. Kademe kademe programları, yönetici ve öğretmenleri değiştirildi. Bu projeyi destekleyenler tehdit edildi, etkinlikleri azaltıldı. Toprak ağaları ve köylümüzün uyanmasını istemeyen uluslararası güçler bu modelin başarıya ulaşmaması için büyük organizasyonlar içerisine girdiler. 1946 seçimlerinden sonra İsmail Hakkı Tonguç ve çalışma arkadaşları görevden alındı ve kapatma eylemi başlamış oldu. Böylece, nihayet 1954 yılında köy enstitülerinin tamamen hepsi kapatılmış oldu.

Değerli milletvekilleri, tabii köy enstitüleri modelini yaratan bir ulusun bireyi olmaktan gerçekten kıvanç ve onur duyuyoruz. Eğer köy enstitüleri kapatılmamış olsaydı bugün önümüzde çok farklı bir Türkiye olacaktı.

Örneğin, belki bugün Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik olmayacaktı, bir başka arkadaşımız olacaktı.

Değerli arkadaşlar, özetle, köy enstitüleri kapatılmasaydı şimdi herkesin hayranlıkla baktığı bir Türkiye olacaktı, tam bağımsız bir Türkiye olacaktı, tüketen değil üreten bir Türkiye olacaktı.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Koçal.

YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) – Hükûmet yok mu Sayın Başkan? Hükûmet cevap vermeyecek mi konuşmalara?

BAŞKAN – Yok.

Gündem dışı üçüncü söz, Niğde ilinin ekonomik durumu ve sorunları hakkında söz isteyen Niğde Milletvekili Mümin İnan’a aittir.

Buyurun Sayın İnan.

3.- Niğde Milletvekili Mümin İnan’ın, Niğde ilinin ekonomik durumu ve sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

MÜMİN İNAN (Niğde) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Niğde’nin ekonomik durumu hakkında söz almış bulunuyorum.

Niğde, TÜİK tarafından açıklanan nüfus sayımına göre yaklaşık 150 bini il ve ilçe merkezlerinde, 181 bini de belde ve köylerde olmak üzere toplam 331 bin nüfuslu olan Anadolu’nun küçük illerinden birisidir. Ekonomik yapısı, diğer benzeri Anadolu vilayetlerimiz gibi, tarım ağırlıklı ve kendi ölçüsünde orta ölçekli sayılabilecek bazı sanayi dallarıyla ilgili tesislerden oluşmaktadır. Nüfusunun çok önemli bir bölümü tarım ağırlıklı olarak çalışmaktadır.

Tarımda geleneksel Türk tarımının izleri görülmesine rağmen, Niğde’de özellikle elma, hububat ve patates üretimi dikkat çekmektedir. Türkiye genelinde üretilen patatesin yaklaşık yüzde 25’ini Niğde karşılamaktadır. Ancak ülkenin ciddi planlanmış bir tarım politikası olmaması neticesinde, patates bazen çiftçinin yüzünü güldürmüşse de ama genellikle hasat ve sonrası hep hüzün olmuştur.

Patates üretiminde girdi maliyetlerinin yüksek olması ve son yıllarda ithal tohum ve bilinçsiz gübre kullanımı sonucu ortaya çıkan durum özellikle Niğde, Nevşehir, Derinkuyu ve Ağcaşar’da yapacak başka işi olmayan çiftçiyi her zaman mağdur etmiş ve çiftçimiz her geçen yıl daha da fakirleşmiştir.

Son zamanlarda bütün mukayeseleri yaparken 2000 yılını baz almak moda olduğu için, biraz biz de bu modaya uyalım dedim ve bununla ilgili, çiftçimizin 2000 yılından günümüze kadar olan durumunun arkadaşlarımız tarafından ortaya konulması için bir çalışma yaptık.

Çiftçimiz 2002 yılında 100 kilo patates ile 167 kilo amonyum sülfat gübresi alabilirken 2008 yılında aynı gübreden ancak 30 kilo; 2002 yılında 100 kilo patates ile 24 litre mazot alırken bugün 8 litre mazot; yine 2002 yılında 100 kilo patates ile 2 kilo zirai ilaç alırken bugün 1 kilo ilaç; 2002 yılında 100 kilo süt ile 160 kilo yem alan üreticiler bugün aynı süt ile ancak 70 kilo yem alabilmektedirler.

Son yıllarda girdi maliyetlerinin bu şekilde üretici aleyhine gelişmesi çiftçimizi çok zor duruma düşürerek tarımsal sulamada kullandığı elektrik enerjisi borcunu ödeyemez duruma getirmiştir. Borcunu ödeyemeyen binlerce çiftçimiz icraya verilmiş, tarlalarına, traktörlerine haciz konulduğu için bankalardan ve kooperatiflerden kredi kullanma imkânı da kalmadığından ekim yapamaz hâle gelmiştir. Ülkemizin en az yağış alan bölgelerinden biri olan bölgemizde şu anda hububat ekili alanların sulanması gerektiği hâlde, üreticilerimiz, tarımsal sulama elektrikleri kesik olduğu için sulama yapamamaktadırlar. Son günlerde dünyayı kırmızı alarma geçiren gıda sıkıntılarını düşündüğümüzde yetkililerin bu tutumu ne derece mantıklı bir yaklaşım tarzıdır takdirlerinize bırakıyorum.

Elektrik borçlarının yapılandırılması konusu tarafımızca ve birçok milletvekili arkadaşım tarafından defalarca dile getirilmesine rağmen, bugüne kadar olumlu herhangi bir adım atılmamıştır. 2005 yılındaki yapılandırma, sorunu çözmemiştir. Az önce söylediğim gibi, girdi maliyetlerinin artışına bakarsanız, eminim ki 2005 yılında borcu yapılandırılan çiftçilerimizin de bugün yapılandırmaya ihtiyaç duyulan borçları vardır. Çünkü, Niğde’de, birkaç istisna dışında tarımsal sulama abonelerinin tamamına yakınının MEDAŞ’a borcu olduğu bilinmektedir. Hiç şüphesiz, ülkemizdeki bütün çiftçilerimiz benzer durumdadır. Vakit kaybetmeden elektriklerin açılarak bu borçların da ödenebilir bir şekilde yapılandırılması gerekmektedir.

Temel ekonomisi tarıma dayanan Niğde’de hayvancılıkla uğraşanlar ve çiftçiler sıkıntıda olunca bundan esnaf ve küçük sanayici de etkilenmektedir. Niğde’de ticaret bitme noktasına gelmiştir, esnaf siftah yapmadan kepenk kapatmaktadır. 2002 yılında esnaf kefalet sandığından kullanılan kredilerin yüzde 2’si takibe uğrarken bugün bu oran yüzde 10’lara yaklaşmıştır. Niğde’nin en işlek caddelerinde kiralık dükkân sayısı hızla artmakta ve her geçen gün yaşanan gizli iflaslarla birçok esnaf dükkânını kapatmaktadır.

Niğde, nüfus büyüklüğü bakımından 52’nci sırada olmasına rağmen, yapılan devlet yatırımları bakımından da 72’nci sıraya gerilemiştir. Bu anlamda devletin Niğde ekonomisine katkısı, neredeyse sıfırdır.

Niğde’mizde öğrencileriyle sosyal, kültürel ve ekonomik katkı sağlayan üniversitemizin yıllardan beri yeterli ödenek alamaması dolayısıyla fiziki mekânları tamamlanamamıştır. Bir an önce üniversitemizde yeni bölümlerin açılabilmesi için mevcut fiziki mekânların geliştirilmesi ve bitirilmesi gerekmektedir.

Yeterli ödenek olmadığı için yıllardan beri çalışmaları süren Pozantı-Niğde otoyolunun bir an önce bitirilmesi için ödenek aktarılması şarttır. Bu yol bittiğinde Niğde, Mersin Limanı’na biraz daha yaklaşacak ve Niğde ekonomisine önemli katkılar yapacaktır. Niğde Organize Sanayi Bölgesi’nin altyapısı tamamlanmış ve teşviklerden faydalanmasına rağmen yeterli yatırım alamamıştır. Teşvik kapsamında olmasına…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

MÜMİN İNAN (Devamla) – Teşekkür ediyorum efendim.

…güvenerek yatırım yapan sanayiciler de teşvik ödemelerini zamanında alamamaktan ve Hükûmetin uyguladığı ithalat politikasından dolayı yatırım yaptığına pişman olmuştur.

Organize sanayisindeki yatırımların ağırlığını tekstil ve iplik üretimi oluşturmaktadır. Ancak ithal pamuktan dolayı maliyetlerin yükselmesi ve Uzak Doğu’dan yapılan ucuz iplik ithalatında denge sağlanamaması sonucu sanayici çok zor duruma düşmüş, piyasalardaki talep daralmasıyla da işletmeler ayakta kalabilmek için son aylarda işçi çıkarmak durumunda kalmışlardır. Niğde Organize Sanayi Bölgesi’nde geçtiğimiz aylarda işten çıkarılan işçi sayısı, burada çalışanların üçte 1’i oranındadır. İş kayıpları bu gidişle daha da artacak gibi görünmektedir. İlk zamanlarda yüzde 70 kapasiteyle çalışan bu işletmeler bugün yüzde 50’nin de altında bir kapasiteyle çalışmaktadır. Ortaya çıkan işsizlik nedeniyle Niğde sürekli göç vermektedir.

Niğde’de yaşanan ekonomik sorunların benzeri, günümüzde ülkemizin her yöresinde yaşanmaktadır. Umarım, Hükûmetimiz bundan sonraki politikalarını vatandaşlarımızın…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi bağlayınız.

MÜMİN İNAN (Devamla) – …iş ve aş sorunlarını çözecek üretim ve istihdam politikalarını geliştirmeye harcar ve insanlarımıza onuruyla, insanca yaşayabilecekleri bir ortam hazırlamaya çalışır.

Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın İnan.

Sayın milletvekilleri, şimdi gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Sözlü soru önergesinin geri alınmasına dair bir önerge vardır, okutuyorum:

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un (6/498) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/40)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gündemin sözlü sorular kısmının 164 üncü sırasında yer alan (6/498) esas numaralı sözlü soru önergemi geri alıyorum.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

                                                                                                   Mehmet Akif Paksoy

                                                                                                       Kahramanmaraş

BAŞKAN – Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin bir önerge vardır, okutuyorum:

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman ve 32 milletvekilinin, muhtarların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/169)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizdeki muhtarların her türlü sorunlarının araştırılması ve gerekli önlemlerin alınması için Anayasa'nın 98, İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince bir Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.

1)     İsmet Büyükataman            (Bursa)

2)     Necati Özensoy                   (Bursa)

3)     Atila Kaya                           (İstanbul)

4)     Münir Kutluata                   (Sakarya)

5)     Murat Özkan                       (Giresun)

6)     Ümit Şafak                          (İstanbul)

7)     D. Ali Torlak                      (İstanbul)

8)     Muharrem Varlı                  (Adana)

9)     Cumali Durmuş                  (Kocaeli)

10)   Rıdvan Yalçın                    (Ordu)

11)   Osman Ertuğrul                 (Aksaray)

12)   Yılmaz Tankut                   (Adana)

13)   Alim Işık                            (Kütahya)

14)   Hakan Coşkun                    (Osmaniye)

15)   Recai Yıldırım                     (Adana)

16)   Akif Akkuş                         (Mersin)

17)   Ali Uzunırmak                    (Aydın)

18)   Mehmet Günal                    (Antalya)

19)   Osman Durmuş                  (Kırıkkale)

20)   Ahmet Kenan Tanrıkulu     (İzmir)

21)   Emin Haluk Ayhan             (Denizli)

22)   Recep Taner                        (Aydın)

23)   Beytullah Asil                     (Eskişehir)

24)   Mustafa Enöz                      (Manisa)

25)   Ahmet Orhan                      (Manisa)

26)   Mithat Melen                      (İstanbul)

27)   Kemalettin Nalcı                 (Tekirdağ)

28)   Mümin İnan                        (Niğde)

29)   Hasan Özdemir                   (Gaziantep)

30)   Kamil Erdal Sipahi              (İzmir)

31)   Kadir Ural                           (Mersin)

32)   Bekir Aksoy                      (Ankara)

33)   Gürcan Dağdaş                   (Kars)

Gerekçe:

Ülkemizde halen 13.148 köy ve 17.805 mahalle muhtarı olmak üzere 52.953 muhtar görev yapmaktadır.

Mahalle ve köyler yerel yönetimlerin ilk basamağıdır. Mahallenin, köyün sorunları öncelikle muhtardan sorulmaktadır. Merkezi yönetimle ilişkileri muhtar tanzim etmektedir.

Ülkemizdeki muhtarların büyük bir çoğunluğu sağlıklı ve donanımlı bir muhtarlık binasından yoksun olarak hizmet vermeye çalışmaktadır. Bilgisayar, belge geçer gibi çağın önemli bilişim ve iletişim araçlarından yoksun oldukları gibi kırtasiye masraflarını dahi kendileri karşılamak durumunda kalmaktadırlar. Herhangi bir sosyal güvenlik kapsamında olmayan muhtarlarımız zorunlu olarak Bağ-Kur kapsamına alınmışlardır. Valilikler tarafından belirlenen sabit ücretlerle eğer varsa muhtarlıkların giderleri ile kendi masraflarını karşılamak zorunda kalmaktadırlar.

Muhtarlarımız mahallenin en büyük mülki amiri olup kamu hizmeti vermektedirler. Buna karşılık devletten yaklaşık 280 YTL ödenek almaktadırlar. Bağ-Kur, elektrik, su, ısınma giderleri, telefon ve diğer giderlerini bu ödenek ve mühür ücretlerinden karşılamaktadırlar. 35.148 köy muhtarımız mühür ücreti almamaktadır. 17.805 mahalle muhtarımızın aldıkları mühür ücretleri mahallenin nüfus yoğunluğuna göre değişmekte olup, hiç mühür ücreti almayan mahalle muhtarlarının sayısı oldukça fazladır.

Dolayısıyla köy muhtarları ve çoğu mahalle muhtarı Bağ-Kur primlerini ödemekte zorluk çekmekte ve hatta hiç ödeyememektedirler.

Yörelerinde yaşayan insanlara hizmet götürmek amacıyla üstün gayretler sarf eden köy ve mahalle muhtarlarımızın sorunlarının tespit edilerek bu sorunların çözümü için alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması açılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge gündemdeki yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım:

VI.- ÖNERİLER

A) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 88’inci yıl dönümünün ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın kutlanması, günün önem ve anlamının belirtilmesi amacıyla Genel Kurulda özel bir görüşme yapılması için Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23 Nisan 2008 Çarşamba günü saat 14.00'te toplanmasına, bu toplantıda yapılacak görüşmelerde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına, siyasi parti grupları başkanlarına ve grubu bulunmayıp da Mecliste üyesi bulunan siyasi partilerin milletvekili olan genel başkanlarına veya genel başkanın görevlendireceği bir milletvekiline onar dakika süreyle söz verilmesine ve bu toplantıda başka konuların görüşülmemesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

Danışma Kurulu Önerisi

     No:32                                                                                            Tarihi: 17.4.2008

Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 88 inci yıl dönümünün ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının kutlanması, günün önem ve anlamının belirtilmesi amacıyla Genel Kurulda özel bir görüşme yapılması için Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23 Nisan 2008 Çarşamba günü saat 14.00'te toplanması, bu toplantıda yapılacak görüşmelerde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına, siyasi parti grupları başkanlarına ve grubu bulunmayıp da Mecliste üyesi bulunan siyasi partilerin milletvekili olan genel başkanlarına veya genel başkanın görevlendireceği bir milletvekiline 10'ar dakika süreyle söz verilmesi ve bu toplantıda başka konuların görüşülmemesinin Genel Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca önerilmiştir.            

 

 

 

Meral Akşener

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi

 

 

 

Başkanı V.

                          

 

Mustafa Elitaş

 

Hakkı Suha Okay

 

Adalet ve Kalkınma Partisi

 

Cumhuriyet Halk Partisi

 

Grubu Başkan Vekili

 

Grubu Başkan Vekili

 

Oktay Vural

 

Selahattin Demirtaş

 

Milliyetçi Hareket Partisi

 

Demokratik Toplum Partisi

 

Grubu Başkan Vekili

 

Grubu Başkan Vekili

BAŞKAN – Kabul edenler…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan söz istiyorum.

OKTAY VURAL (İzmir) – Oylamaya geçtik efendim.

BAŞKAN –  Kabul etmeyenler…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Kabul edilmiştir.

Daha önce talebinizi belirtmediniz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim olur mu?

OKTAY VURAL (İzmir) – Oylamaya geçtik, el kaldırdık Kamer Bey.

BAŞKAN – Söz hakkınız var ama ben oylamaya geçmeden önce istemeniz lazımdı.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, hemen oylamaya geçtiniz. Böyle olmaz ki!

BAŞKAN – Şimdi gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve bu tasarıyla birleştirilen İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün, Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 19 milletvekilinin, Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu’nun, İzmir Milletvekili Bülent Baratalı ve 24 milletvekilinin ve Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 12 milletvekilinin aynı konudaki kanun teklifleri ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

 GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın; Devlet Memurları Kanunu ile Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün; 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 19 Milletvekilinin; 17.7.1964 Tarihli ve 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa Geçici Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi; Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu’nun; Engelli Memurların Emekliliğini Düzenleyen 5434 Sayılı Kanunun 39 uncu Maddesinin (j) Bendinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın; 3201 Sayılı “Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun”da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı ve 24 Milletvekilinin; 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 4 Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 12 Milletvekilinin; Sanatçıların Sosyal Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/465, 2/30, 2/31, 2/37, 2/64, 2/71, 2/79, 2/136, 2/147, 2/149) (S. Sayısı: 119)(x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

92’nci maddenin 1’inci fıkrasında kalmış idik.

92’nci maddenin 1’inci fıkrası üzerinde önerge yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

92’nci maddenin 2’nci fıkrası üzerinde de önerge yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

92’nci maddenin 3’üncü fıkrasında iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 119 sıra sayılı Kanun Tasarısının 92. maddesinin 3 üncü fıkrasıyla değiştirilen 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 49. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “%1 sigortalı, % 2 işveren” ibaresinin “% 0,5 sigortalı, % 1 işveren” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

Saygılarımla.

 

Süleyman Turan Çirkin

Erkan Akçay

Mustafa Kalaycı

 

Hatay

Manisa

Konya

 

Alim Işık

Emin Haluk Ayhan

Mehmet Günal

 

Kütahya

Denizli

Antalya

                                

(x) 119 S.Sayılı Basmayazı 27.03.2008 tarihli 83’üncü birleşim tutanağına eklidir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 119 Sıra Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 92. Maddesi (3) nolu fıkrası ile değiştirilen 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 49 uncu maddesinin sonuna aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Kemal Kılıçdaroğlu

Hakkı Suha Okay

Kemal Anadol

 

İstanbul

Ankara

İzmir

 

Tayfur Süner

Osman Kaptan

Şevket Köse

 

Antalya

Antalya

Adıyaman

“İşsizlik sigortası gelirleri vergiye tabi değildir. Bu gelirlerden hiçbir vergi, resim ve harç kesintisi yapılamaz.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Şevket Köse konuşacak efendim.

BAŞKAN – Sayın Köse, buyurunuz efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 119 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 92’nci maddesi üzerine verdiğimiz değişiklik önergesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlarken yüce heyetinizi en içten saygılarımla selamlarım.

Tasarının 92’nci maddesinin 3’üncü fıkrasıyla değiştirilen İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 49’uncu maddesine bir fıkra eklemek amacıyla bu önergeyi verdik. Dikkat ettiyseniz, önergeyle eklenmesini istediğimiz ifade oldukça açık, anlaşılır bir durumdadır. Önergemizle ne diyoruz: “İşsizlik sigortası gelirleri vergiye tabi değildir. Bu gelirlerden hiçbir vergi, resim ve harç kesintisi yapılamaz.” Yani, sosyal devleti savunuyoruz.

Peki, bu düzenlemeyi neden istiyoruz? Değerli milletvekilleri, işsizlik sigortası Mart 2002’den bu yana uygulanmaya başlandı. Eylül 2007’ye geldiğinizde, sadece 872 bin kişi bundan yararlanmıştır. Bu rakam, İşsizlik Fonu’ndan yararlananların sayısının ne kadar az olduğunun bir göstergesidir, çünkü işsizlik sigortasından yararlanabilmenin koşulları oldukça ağırdır.

Burada bir noktaya daha dikkatinizi çekmek istiyorum. Biliyorsunuz, işsizlik sigortası için kesintiler 2000 yılından itibaren yapılıyor, ancak ödemelere 2002 yılında başlandı. Bu durumda, fonda çok ciddi miktarda para birikti.

Değerli arkadaşlar, işte sosyal devletin farkı burada ortaya çıkıyor. Eğer, bir ülke sosyal devlet ise, yönetenleri bu biriken parayı çalışanları, emeklileri, işsizleri için kullanır. Oysa Hükûmet bunu yapmadığı gibi, sosyal güvenliği devletin omuzlarına bir yük olarak görmekte ve bundan da kurtulmaya çalışmaktadır. “Bu kadar biriken para var ve vatandaşlar için kullanılmıyorsa acaba bu para kamu finansmanında oluşan açıklara mı harcanır?” diye ister istemez insanın aklına geliyor.

Sosyal devlet olmanın gereği, bu fonda biriken parayla meslek geliştirme çalışmaları yapılmasıdır. Bu parayla, kişilerin meslek edinmeleri, nitelikli eleman olmaları için eğitimden geçmeleri sağlanır; organize sanayi bölgelerinde meslek okulları açılabilir ya da eğitim görenlerin staj yapması için çeşitli olanaklar yaratılabilir. Sosyal devlet olmanın da gereği zaten budur. Ekonomi kötüye giderken, her gün işsiz sayısına yenisi eklenirken, Hükûmet yurttaşlarımızın elinden sosyal güvenlik haklarını da alıyorsa, ülkede sosyal ve ekonomik sorunlar daha da büyüyecek demektir.

Sayın milletvekilleri, pirinç fiyatı artıyor, buğday ithal eder hâle geldik, mısır üretimine verilen destek miktarları gülünç oranlardadır, fırıncılar kepenk kapatıyor. Dolayısıyla, köylü, işçi, esnaf yani halkımız perişan bir hayat sürmektedir.

Değerli milletvekilleri, bundan yaklaşık bir hafta önce “Yine göç eyledi bizim eller.” misali, Urfa’da bir kamyon kasasına binen yurttaşlarımız ekmeğin peşine düştüler, ta Urfa’dan İzmir’e doğru yola çıktılar. Yolda kaza yapıyor kamyon, kasasında 9 yurttaşımız can veriyor. Yani bunlar ekmeğin peşine giderken… Ekmek şehitlerini de rahmetle anıyorum.

Değerli milletvekilleri, bir de bunun üzerine, verilen az bir sigorta gelirinden vergi alınırsa nasıl yaşayacak bu insanlarımız? Bundan dolayı önergemize destek vermenizi diliyorum.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Köse.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. (AK Parti sıralarından gürültüler)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım… Sayın Başkan, nasıl!

BAŞKAN – Sayın!

Diğer önergeye geçiyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, nasıl kabul edilmiştir?

KÂTİP ÜYE HARUN TÜFEKÇİ (Konya) Başkanım, biz saymadık ki.

BAŞKAN – İtiraz yok. Ben saydım, takdirim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Ama kâtip üyelere sormadan yapıyorsunuz!

BAŞKAN – Gördüm. Sayın!

Diğer önergeyi okutuyorum…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, ama kâtip üyelere sormadan yapıyorsunuz.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Olur mu ya!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Kâtip üyelerin itirazı var efendim.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Yahu geçti, geçti…

AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Şu anda burayı sayın bakalım. Burayı sayın.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – İtirazı şimdi mi yapıyorlar? Uyardıktan sonra şimdi mi itiraz ediyorlar?

ALİ RIZA ALABOYUN (Aksaray) – Sadece CHP’liler el kaldırdı, MHP’liler kaldırmadı.

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, o tarafta 31 kişi vardı, burada 36 kişi vardı.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – El kaldırmadı bazıları. Bazıları el kaldırmadı ya!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Kabul edilmiştir Sayın Elitaş. Daha önce saydım bütün oturan kişileri.

ALİ RIZA ALABOYUN (Aksaray) – 3-5 kişi elini kaldırdı.

RITVAN KÖYBAŞI (Nevşehir) – MHP el kaldırmadı.

BAŞKAN – “Kabul edenler” deyince MHP’liler el kaldırdı efendim.

(AK Parti  ve CHP sıralarından gürültüler)

MUHARREM VARLI (Adana) – Sayın Başkanım, tartışmayla dışarıdakileri çağırmaya çalışıyorlar.

KÂTİP ÜYE HARUN TÜFEKCİ (Konya) – Başkanım, o sayımı biz kabul etmiyoruz Divan üyesi olarak.

BAŞKAN – Sayın efendim, şimdi sayın, sayın işte şurada.

KÂTİP ÜYE HARUN TÜFEKCİ (Konya) – Yeniden sayım yapılması lazım.

BAŞKAN – Sayın, buyurun. Ama içeriye kimsenin girmeyeceği şekilde sayın.

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – 35 mi büyük 28 mi büyük?

OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, ben saydım, 31 kişi vardı.

MURAT ÖZKAN (Giresun) – Efendim, dışarıda oturacaklarına burada otursunlar! Arkadaşlar sayı saymayı öğrensinler!

BAŞKAN –  Ben daha önce saydım.

KÂTİP ÜYE HARUN TÜFEKCİ (Konya) – Divan üyesi olarak biz kabul etmiyoruz ama.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ben, o sırada olan kişileri daha önceden saydım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Doğru yaptınız efendim.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Doğru yaptınız. Doğru yaptınız.

BAŞKAN – Oylama yaptık ve saydım ve siz sayı olarak daha azdınız.

(CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

KÂTİP ÜYE HARUN TÜFEKCİ (Konya) – Başkanım, İç Tüzük’e göre, aramızda anlaşmazlık var, tekrar sayım yapılması lazım.

BAŞKAN – Saydım efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Oylamayı Başkan yaptırdı.

KÂTİP ÜYE HARUN TÜFEKCİ (Konya) –  Tekrar saymadınız…

BAŞKAN – Saydım efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Oylamayı Başkan yaptırdı. Kâtip üyelerle ilgili bir durum yok ki! Karar yetersayısı yok ki!

KÂTİP ÜYE HARUN TÜFEKCİ (Konya) – Tekrar saymadınız. İç Tüzük’e göre…

BAŞKAN – Saydım. Tam o sırada “Kabul edenler…“  Niye bu kadar tartışıyorsunuz?

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Çekersiniz maddeyi o zaman.

OKTAY VURAL (İzmir) – Allah Allah. Çekersiniz maddeyi.

KÂTİP ÜYE HARUN TÜFEKCİ (Konya) - Divan üyesi olarak bizler kabul etmiyoruz.

Başkanım, 141 açık; yani, burada anlaşmazlık olduğu zaman, buradaki hükmün uygulanması lazım. Bir anlaşmazlık var. İç Tüzük açık Başkanım. Anlaşmazlık var aramızda, biz kabul etmiyoruz bunu.

BAŞKAN – İçeri kimsenin girmemesi lazım o zaman; yani o sıradaki hâliydi. Oylama o sırada.

KÂTİP ÜYE HARUN TÜFEKCİ (Konya) – Buradaki hükme göre, ayağa kalkmak suretiyle tekrar oylama yapılması lazım. “Başkan, oylamanın ayağa kalkmak suretiyle tekrarlanacağını bildirir.” diyor.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Başkan, devam edelim.

KÂTİP ÜYE HARUN TÜFEKCİ (Konya) – Başkanım, anlaşmazlık var; tekriri müzakereye konulacak değilse. Buradaki hükmün uygulanması gerekir, İç Tüzük hükmünün. Aramızda anlaşmazlık var Başkanım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Maddeyi oylayın efendim, maddeyi; reddetsin arkadaşlar.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Evvela, iktidar olmayı öğreneceksiniz. Nerede arkadaşlar?

MUHARREM VARLI (Adana)- 30 kişiyle kanun çıkarmaya çalışıyorlar.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sayın Başkan, devam edin.

OKTAY VURAL (İzmir) – Maddeyi oylayın efendim. Maddeyi reddetsinler arkadaşlar; böylelikle önerge de reddedilmiş olur.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

KÂTİP ÜYE HARUN TÜFEKCİ (Konya) –  Anlaşmazlık olduğu için buradaki hükmün uygulanması gerekir ki, ancak o zaman sorun çözülsün.

BAŞKAN – El kaldırdılar hepsi; ben saydım, o zaman burası daha azdı.

KÂTİP ÜYE HARUN TÜFEKCİ (Konya) – Hayır efendim, biz öyle görmedik; tam tersi. Anlaşmazlık var şu anda. Anlaşmazlık olduğu için buradaki hükmün uygulanması gerekir Başkanım.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sayın Başkan, devam edin.

BAŞKAN – Evet, diğer önergeyi okutuyorum…

SEBAHATTİN KARAKELLE (Erzincan) – Sayın Başkan, böyle tarafsız yönetim olmaz!

BAŞKAN – Tarafsız yönetiyorum; o sırada burada olan bütün arkadaşları tek tek saydım.

İkinci önergeyi okutuyorum…

SEBAHATTİN KARAKELLE (Erzincan) – Biz buradayız.

BAŞKAN – O zaman yerlerinizde bulunun sayın milletvekilleri oylama sırasında. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 119 sıra sayılı Kanun Tasarısının 92. maddesinin 3 üncü fıkrasıyla değiştirilen 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 49. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “%1 sigortalı, % 2 işveren” ibaresinin, “% 0,5 sigortalı, % 1 işveren” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederim. Saygılarımla.

                                                                Süleyman Turan Çirkin (Hatay) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Kim konuşacak efendim?

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Alim Işık.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Işık.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Kâtip Üyemizin de belirttiği gibi bu önergenin amacı 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 49’uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “yüzde 1 sigortalı” ibaresinin binde 5, “yüzde 2 işveren” ibaresinin de yüzde 1’e düşürülmesini sağlamaktır. Bu sayede işverenin istihdam maliyetinin azaltılarak rekabet gücünün yükseltilmesi ve çalışanın da üzerindeki sigorta yükünün azaltılması sağlanmış olacaktır.

Bilindiği gibi özellikle sanayi sektöründe rekabet gücünün artması, işverenlerimizin ve çalışanlarımızın üzerindeki yüklerin azaltılmasıyla doğrudan ilişkili. Aksi takdirde Türkiye'nin kendi ürünlerini ham madde ve ara mamul türündeki ürünlerini nihai ürüne dönüştürmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet etme şansı giderek azalmaktadır. İşte, yapılacak bu değişiklik hiç olmazsa yurt dışında pazarlama imkânı bulduğumuz birçok ürünümüzün kolaylıkla dış pazarlarda pazarlanma şansının da artmasına yol açacaktır. Bu teknik konunun umarım heyetinizce de makul görülüp kabul edileceğini beklemekteyim.

Bu vesileyle birkaç konuyu da Sayın Bakanımızın dikkatine sunmak istiyorum. Özellikle gece bekçisi, cezaevi gardiyanları, polisler ve astsubaylar, şu andaki çalışma şartlarının ağırlığı nedeniyle durumlarından son derece rahatsızlar, özlük haklarının iyileştirilmesi konusunda yüce Meclisin ve Sayın Bakanın iyi niyetli yaklaşımlarını beklemekteler. Ben de bu vesileyle bu konuyu da bu kürsüden dile getirmek istiyorum.

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) – Daha sonra gelecek o kanun…

ALİM IŞIK (Devamla) – Bir diğer konu da özel sigorta şirketlerinden gerek özel emeklilik sigortası gerekse hayat sigortası yaptırmış olan vatandaşlarımız, bu sigorta poliçelerini imzaladıkları andan itibaren yatırmış oldukları primlerin yüzde 15’i kadar stopaj kesintisine uğramaktalar. Ayrıca, giriş aidatını geri alma gibi bir şanslarının da olmadığını dile getirmekteler. Bu vesileyle, çalışanlarımızın ya da çalışmayan birçok vatandaşımızın, hiç olmazsa özel emeklilik sigortasına sahip olabilmek düşüncesiyle yapmış olduğu böyle bir girişimden fazla zarar görmeden ve mağdur olmadan emeklilik hakkı kazanma talepleri vardır. Bu konuda da gerçekten stopaj vergisinin düşürülmesi ya da hatta kaldırılması yönünde somut talepleri var. Bu vesileyle Sayın Bakanıma bu konuyu da dile getirmiş olmaktayım.

Hepinize saygılar sunuyor, önergemize desteklerinizi bekliyorum.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Işık.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

MUHARREM VARLI (Adana) – Niye ayağa kalkıyorsun?

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) – Başkan görsün diye!

BAŞKAN – Hepsini gayet iyi görüyorum efendim.

92’nci maddenin 3’üncü fıkrasını kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

92’inci maddenin 4’üncü fıkrasında önerge yoktur. Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

92’nci maddenin, dört fıkrasıyla birlikte, tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

93’üncü maddenin 1’inci fıkrası üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 119 Sıra Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 93 üncü maddesinin (1) nolu fıkrası ile değiştirilen 16/12/1960 tarihli ve 168 sayılı Yabancı Memleketlerde Türk Asıllı ve Yabancı Uyruklu Öğretmenlere Sosyal Yardım Yapılması Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin (c) ve (d) bentlerinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Çetin Soysal

Kemal Kılıçdaroğlu

Nesrin Baytok

 

İstanbul

İstanbul

Ankara

 

Hüsnü Çöllü

Şevket Köse

Rasim Çakır

 

Antalya

Adıyaman

Edirne

 

Fevzi Topuz

 

 

 

Muğla

 

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Çetin Sosyal konuşacak efendim.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Soysal.

Süreniz beş dakikadır.

ÇETİN SOYSAL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sosyal güvenlik yasasını görüşüyoruz. Tabii ki, sosyal güvenlik yasası halka rağmen gerçekten bir dramı yansıtıyor. Ama herkes bilsin ki, bu sosyal güvenlik yasası ilk Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında değişecektir.

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – Ne zaman olursa, bekleyin, bekleyin!

ÇETİN SOYSAL (Devamla) – Değerli arkadaşlar, böbürlenme, böbürlenme padişahım senden büyük Allah var, senden büyük Allah var. Hiç böbürlenmeyin.

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – Evet, Allah çok büyük. Biz böbürlenmiyoruz.

ÇETİN SOYSAL (Devamla) – Halk bunu görüyor.

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – Vatandaş senin yerini görsün!

ÇETİN SOYSAL (Devamla) – Halka, çivi çaktığınızı iddia ediyorsunuz. Halk bunları görüyor. İnsan etine nasıl çivi çaktığınızı, bunu, tüm kamuoyu izliyor.

MUHARREM VARLI (Adana) – Doğru söylüyorsunuz, bunlar çivi çaktılar, doğru.

ÇETİN SOYSAL (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, sosyal hukuk devleti güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği, yani sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlüdür. Bu da anayasal güvence altına alınmıştır. Burada temel olan amaç bireyin korunması ise sosyal güvenliğin ve sosyal adaletin de sağlanması gerekir. Ne yazık ki tasarı sosyal adaleti sağlamamaktadır.

Yine, gerçekten, en demokratik hak olan örgütlenme hakkı, sendikalı olma hakkı da son derece işlemeyen bir noktaya gelmiştir. Bunları birkaç örnekle de sizlere açıklamak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, bütün sendikalar, sendikalaşma, toplumu örgütsüz kılan bir anlayışa tepki göstermeye çalışıyor. Bunun birçok örneği var. En son örnek, özellikle kamuda… Maalesef, kamu, yani devlet, devleti temsil eden kamu kurumlarında çalışanların sorumluluğunu üstlenmeme noktasına gelmiştir. Bunu taşeronlaştırarak o sorumluluktan kaçma anlayışı içerisinde olduğunu söylemek mümkün. Yine buna örnek olarak da İstanbul Büyükşehir Belediyesinin İstanbul Deniz Otobüsleri İşletmelerinin iştiraki olan BİMTAŞ’ta çalışanlar, 496 BİMTAŞ çalışanı, yani İstanbul Deniz Otobüsleri İşletmesi bünyesinde çalışanlar, maalesef, sendikalı olma girişimlerinden ötürü tehditle işlerinden çıkartılma noktasına gelmiştir. “Ya sendikalı olmaktan vazgeçeceksin ya da işine son vereceğiz.” anlayışı egemen olmuştur ve sendikalı olmaktan vazgeçen 20 kişi… Belli kişiler elbette ki iş kaybetme korkusuyla geriye çekmişlerdir ve böyle baktığımız zaman da 20 kişi dün işten çıkartıldı. Hâlbuki anayasal güvence altına alınmıştır: Anayasa’nın 51’inci maddesi. Avrupa Birliğine girme noktasında olduğumuz bu süreçlerde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11’inci maddesine göre de burada bir hukuksuzluk vardır. Ne yazık ki bu hukuksuzluk her anlamda devam ediyor. BİMTAŞ çalışanlarının yanı sıra yine sendikaya üye olma noktasında kalan Yörsan’da da aynı noktada, Tuzla’da da aynı noktada, diğer yerlerde de aynı noktada olduğunu söylemek mümkündür.

Değerli arkadaşlarım, tabii ki bunlarla ilgili söylenecek çok şey var ama ben, yine bu noktada güneydoğudaki tarım işçilerine de değinmek istiyorum, mevsimsel tarım işçileri. Bunların hiçbir sosyal güvenliği yok. Afyon’da daha yeni 15 kişi öldü. İlkel şartlarda çalışan işçilerimizden -ilkel şartlarda ulaşımları sağlandığı için- geçen sene 75 kişi ölmüştü. Bu sene mevsim daha yeni başladı, 15 kişi daha Urfa’dan geldi ama ne yazık ki, Afyon’da ölümle karşılaştılar.

Bu insanların hiçbir sosyal güvenliği yok. Sayın Bakan, bunları mutlaka güvence altına almamız lazım. Bunlar, gerçekten çok zor koşullar altında yaşamlarını idame ettiriyorlar. Bunun için de bunların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması gerekir, kayıt altına alınması gerekir. İlkel şartlarda ulaşımları ortadan kalkmalıdır. Buna da hassasiyetle değinilmesi gerektiğine inanıyorum.

Değerli arkadaşlarım, demokrasi diyoruz; elbette ki özgür birey, demokratik toplum, örgütlü toplum demokratik devletle mümkün olur. Bireyin örgütlenme hakkı da kesinlikle sağlanmalıdır diye düşünüyoruz.

Tuzla tersaneleriyle ilgili de Türkiye Büyük Millet Meclisinde 26 Şubatta bir komisyon oluştu, komisyon oluşmasına karar verildi. Orada ölümler devam ediyor. İnsan Hakları Komisyonu buralarla ilgili raporlar hazırladı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

ÇETİN SOYSAL (Devamla) - 26 Şubatta komisyon kurulmasına karar verilmiş olmasına rağmen, AKP Grubu hâlâ bu komisyona üye bildirmediğinden… Çünkü, ben Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sordum. AKP’den ikinci kez isim istendi. lütfen bu isimleri verin, oradaki drama da son verelim. 

Değerli arkadaşlarım, şimdi bir konuya daha değinmek istiyorum. Türkân Özsu, gribal enfeksiyondan ötürü -hafif alkollü olması gerekçesiyle- maalesef Lokman Hekim Hastanesi tarafından kriterlere uyulmadığı gerekçesiyle muayene edilmiyor. Şimdi, bunlar münferit olaylar ama yaşanan bir gerçektir.

Hipokrat yemini etmiş bir doktorun “Kriterlerime uymuyorsun.” diye muayene etmeme hakkı var mıdır? Bu kabul edilebilir mi? İşte, son zamanlarda Türkiye’de yaşanan tablo, maalesef, bu noktaya gelmiştir. Bu konuda da duyarlı olunması gerektiğine inanıyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Soysal.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

İBRAHİM YİĞİT (İstanbul) – Araştırma önergesini ilk olarak biz verdik ve aynı zamanda…

ÇETİN SOYSAL (Devamla) – Hayır, ben 1 Şubatta vermiştim önergeyi.

BAŞKAN – Sayın Soysal, lütfen yerinize geçiniz, orada tartışmayınız.

ÇETİN SOYSAL (Devamla) – Önce biz verdik, 1 Şubatta.

BAŞKAN – Sayın Soysal…

İBRAHİM YİĞİT (İstanbul) – Sen iktidara gelmeyi anlat.

ÇETİN SOYSAL (Devamla) – Ağaç demiş ki baltaya “Sen beni kesemezdin ya…” Neyse…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Çetin gel, bırak.

BAŞKAN – Sayın Soysal…

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

93’üncü maddenin 1’inci fıkrasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

93’üncü maddenin 2’nci fıkrasında önerge yoktur.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

93’üncü maddenin 3’üncü fıkrasında önerge yoktur.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

93’üncü maddenin tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Beş dakika ara veriyorum.

                                                                 Kapanma Saati: 13.59

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.34

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Fatma SALMAN KOTAN (Ağrı), Harun TÜFEKCİ (Konya)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 92’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

119 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

94’üncü maddenin birinci fıkrası üzerinde önerge yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

94’üncü maddenin ikinci fıkrasında da önerge yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Şimdi, 94’üncü maddeye bir geçici madde eklenmesine dair bir önerge vardır, okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

119 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 94. maddesine aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Mustafa Elitaş

Kemal Anadol

Selahattin Demirtaş

 

Kayseri

İzmir

Diyarbakır

 

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

Oktay Vural

Orhan Erdem

 

Malatya

İzmir

Konya

 

Agâh Kafkas

Ahmet Aydın

Ayhan Sefer Üstün

 

Çorum

Adıyaman

Sakarya

 

Mehmet Yüksel

 

 

 

Denizli

 

 

3- 2022 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“Geçici Madde 1- Bu kanun kapsamındaki kişilere bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar yersiz ödenen ve geri alınması gereken aylıklar ile bunlardan doğan ceza ve faizler terkin edilmiştir. İlgililer hakkında herhangi bir idari ve adli takibat yapılmaz.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Takdire bırakıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Sayın Başkanım, bu önerge altmış beş yaş üstü yaşlılık aylığı ve engelliler, özürlü aylığı alan vatandaşlarımız çeşitli nedenlerle başka bir sigortalı işte kısa, geçici süreyle de çalışsa bu çalışmalarından dolayı bu çalışmaları tespit edildiğinde aldıkları geçmişe dönük tüm aylıkları yüzde 50 fazlasıyla tahsil ediliyor idi. Bu durum 81 bin kişi üzerinde, yani altmış beş yaş üstü ve özürlü 81 bin vatandaşımızın kurumla icra yollarına düşmesine neden olmuş idi. Ben burada bütün grup başkan vekillerine, bütün parti gruplarına özellikle teşekkür ediyorum. Böyle bir sosyal sorunu, problemi el birliğiyle ortadan kaldırmış bulunuyoruz.

Tekrar teşekkür ediyorum, hayırlı olmasını diliyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bakan açıklamanız için.

Gerekçe için…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Konya Milletvekili Orhan Erdem konuşacak efendim.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Erdem. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ORHAN ERDEM (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten, bu kanunun belki de en önemli bir geçici maddesini şu anda hep birlikte kanuna kaydetme durumundayız.

Sayın Bakanımın da kısaca bahsettiği gibi, bilhassa engelli vatandaşlarımızın birçoğunu ilgilendiren, aynı zamanda altmış beş yaş üstü maaş alan yaşlılarımızı da ilgilendiren bir konuyu burada çözme durumundayız.

2022 sayılı Yasa gereği belirlenen bir gelir tutarının -ki bu 79 milyon, çok çok düşük, açlık sınırının altında olan bir rakam- altındaki gelir sahibi engelli ve yaşlı vatandaşlarımıza bir maaş bağlanmakta. Bu maaşı alan engelli veya yaşlı -bir şekilde isteğe bağlı bir sigortalıysa veya engelliyse, bir iş bulup belki bir ay çalıştığı hâlde, Sosyal Sigortalar Kurumunda da SSK’lı işlemi gördüğü için- yaklaşık 80 bin civarında vatandaşımızın çeşitli nedenlerle bugüne kadar bağlanan aylıkları hesaplanarak, üzerine de yüzde 50 ceza konularak geri istenmiş durumdadır. Birçok icra vakası… Birçok evde bu noktada sıkıntı yaşanmaktadır. Biz, bu maddeyle, bu sorunu hem mahkemelerdeki kısmından hem de mesela, çiftçilerle ilgili… 10 bin tarım sigortalı vatandaş var. Bunlarla ilgili hiç işlem yapılmamış. Bu tip sorunları kökünden çözmüş oluyoruz.

Hükûmetimiz döneminde, 5378 sayılı Özürlüler Kanunu’yla çok önemli şeyler getirildi. 2828 sayılı Yasa’yla, evde bakım ve birçok yine önemli hizmetler getirildi. Gerçekten, kanayan bir yara, bugün diğer grup başkan vekillerimizin de ortak verdikleri bir önergeyle hep birlikte bu sorunu çözmüş oluyoruz. Ben, bu bakımdan, Değerli Bakanımız Faruk Çelik Bey’e çok teşekkür ediyorum, çok radikal, çok kararlı bir tutumla, cezasını mı affedelim, yok yüzde 10 mu ceza koyalım, asgari ücretin altında alanları mı affedelim derken, birçok konu görüşülürken “Bunu kökten halledelim, böyle bir sıkıntıyı çözelim.” ifadeleriyle bizi de rahatlattı. Değerli Bakanımız Nimet Hanım da bu konudaki katkılarıyla gerçekten doğru olacağını söyledi ve hep birlikte şimdi bu Kanun’un sorunlu olan, 2022’nin bu maddesine geçici madde eklenerek çözülmüş oluyor.

Ben, tekrar, emeği geçen tüm bürokratlarımıza, başta Bakanımız ve ekibine, grup başkan vekillerimize ve tabii ki halkımızın iradesini burada yansıtan, sorunları çözmek için bir araya geldiğimiz bu Meclis çatısı altındaki tüm vekil arkadaşlarıma teşekkür ediyorum, hayırlı olsun diyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Erdem.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Evet, hanginiz önce…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Efendim, yerimizden kısa birer açıklamayla, bu yapılana –ortak önerge bu, birleştirilmiş bir önerge- bir katkı vermek istiyoruz. Kısa bir açıklama yapmak istiyoruz.

BAŞKAN – Tamam, buyurun Sayın Şandır.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum.

Tabii, sosyal güvenlik yasasını birlikte çıkartıyoruz. Toplumda oluşan birçok sorunu çözmeye çalışıyoruz, geleceğe güzel bir Türkiye oluşturmaya çalışıyoruz. Özürlü vatandaşlarımızın ve yaşlılık maaşı alan vatandaşlarımızın geçimlerini geliştirmek açısından bir ikinci işte çalışmaları sonunda oluşan cezalı durum, gerçekten toplumun büyük kısmını, yaklaşık 80 bin, 90 bin kişiyi ilgilendiren bir sorun hâline dönüşmüştü.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda bulunan siyasi partiler olarak, gruplar olarak, sayın Hükûmetin de katkısıyla oluşturulan bu ortak önergeyle oluşmuş bu sorunun çözümünü, toptan çözümünü gerçekleştirmiş oluyoruz. Doğan ceza ve faizler bütünüyle terkin ediliyor. Bu konuda açılmış idari ve adli takibatlar da ortadan kaldırılıyor. Bunu çok önemsiyoruz. El birliğiyle, birlikte bir sorun çözülmüş oluyor.

Buna katkı veren sayın Hükûmetimizi ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak diğer partilerimizi de kutluyor, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Şandır.

Sayın Anadol, evet, siz de mi…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, efendim, bu önerge bir af getiriyor Anayasa’nın 87’nci maddesine göre…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Oraya geçmedik daha, oraya geçmedik.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Acele etme Sayın Genç.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Anadol.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sayın Başkan, söz verdiğiniz için teşekkür…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, bir önerge üzerinde bir kişi konuşur. Hepimiz de destekliyoruz…

BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen, şimdi söz verilmiş bir kişi konuşuyor.

Lütfen Sayın Anadol, devam ediniz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, önerge üzerinde bir kişi konuşur. O zaman biz de konuşalım.

BAŞKAN – Ortak önergelerde bazen oluyor efendim.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sayın Başkan, söz verdiğiniz için teşekkür ederim.

Önemli bir yasa çıkıyor. Bu yasanın çok maddesine muhalefet etti Cumhuriyet Halk Partisi ve bu muhalefetini sürdürmektedir. Ancak gönül isterdi ki bu tür mutabakatlar çok daha fazla olsun. Gönül rahatlığıyla bu önergenin kabulünü istiyoruz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak ve bu nedenle olumlu eleştirilerde de bulunmayı görev sayıyoruz. Çalışma Bakanımıza, Devlet Bakanımıza, iktidar partisi ve muhalefet partisi gruplarına, bürokrasiye ve tüm Parlamentoya teşekkür etmeyi bir görev biliyorum. Nitelikli çoğunluk istediği de belli. Onun için de açık oylama talebinde bulunacağız, gereken yapılacaktır. CHP olarak katılıyoruz.

Çok teşekkür ederim. Sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Anadol.

Sayın Elitaş…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bu önergenin gerçekten çok önemli bir önerge olduğunu diğer arkadaşlarımız da ifade ettiler. Esas itibarıyla altmış beş yaş üstü olup da özürlü olan vatandaşlarımızın herhangi bir şekilde başka bir işte çalışma imkânı bulmaları vesilesiyle, kanun gereğince bunlara ödedikleri, aldıkları maaşlarla birlikte yüzde 50 faiziyle zam ve ceza uygulanmış. Bu insanlar, hem özürlü maaşı almışlar hem de çalışabilme kabiliyetlerini kullanmaları münasebetiyle bu tür cezayla karşı karşıya kalmışlar. Yaklaşık 80 binin üzerinde bu şekilde sıkıntıya düşmüş vatandaşlarımızın icra takibiyle karşı karşıya olması durumunda, bunların mağduriyetlerini giderme noktasında çok önemli bir önerge, geçici madde ilavesi diye düşünüyorum.

Buna katkı veren siyasi parti gruplarına, Değerli Bakanımızın hiç itiraz etmeden hatta daha da geliştirerek bunu kabul etmesine ve emeği geçen tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum, hayırlı, uğurlu olsun diyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Elitaş.

SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Tamam, buyurunuz.

SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Diyarbakır) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, saygıdeğer grup başkan vekili arkadaşlarım ayrıntılarıyla ifade ettiler, gerçekten önemli bir konuda, çok hassas olunan bir konuda ortak bir önerge verildi. Aslında, sosyal devlet ilkesinin gereği bu şekilde yerine getirilir. Keşke, itirazda bulunduğumuz diğer maddelerde de bu kolektif çalışma ruhunu başarabilseydik ama kendilerine çok şey borçlu olduğumuz yaşlılarımızla ilgili böylesi pozitif bir düzenlemeyi, son dakikada da olsa yapabilmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Ben de Demokratik Toplum Partisi adına bütün gruplara, Sayın Bakanımıza, emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Demirtaş.

(AK Parti, CHP, MHP ve DTP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı.)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, açık oylama talep ediyoruz bu önergeyle ilgili.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, İç Tüzük gereği önergeyi açık oylamayla yapacağım, daha sonra maddenin tümünü işaret oyuyla yapacağız.

Önce önergeyi işaretle oylayacağız: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Önerge af içerdiği için açık oylamayı elektronik cihazla yapacağım. Açık oylamanın şekli için Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Alınan karar gereğince açık oylama elektronik cihazla yapılacaktır.

Beş dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz 119 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 94’üncü maddesine eklenen bir geçici maddenin oylaması sonucunda madde üzerinde 308 kabul oyu kullanılmıştır. (x)

Bazı sayın üyeler bu maddenin af niteliğinde olduğunu iddia ederek nitelikli çoğunluk aranması gerektiğini söylemişlerdir. Anayasa Mahkemesi 22/11/2007 tarihinde yayınlanan 22/12/2006 tarihli 120 sayılı Kararı’nda, Anayasa’nın 87’nci maddesinde düzenlenen genel ve özel af kapsamının maddi ceza hukuku ile sınırlı olarak anlaşılması gerektiğini, genel ve özel af kavramlarının ceza hukukuna özgü kavramlar olduğunu, ceza hukuku alanı dışında kullanılmadığını, bu kavramların tanımları, hüküm ve sonuçlarının da ceza hukukunda düzenlendiğini açıklamıştır.

Görüştüğümüz tasarı da maddi ceza hukuku kapsamında bir tasarı olmayıp, bazı alacakların terkiniyle ilgilidir. Bu nedenle, geçici maddenin kabul edilmesi için nitelikli çoğunluk aranmasına gerek bulunmamaktadır. Oylama sonucuna göre…

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Sayın Başkan, kısa bir düzeltme…

BAŞKAN -  Buyurun.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Sayın Başkan, izninizle bir düzeltme yapmak istiyorum. “İdari ve adli” yazılmıştı, “adli”yi çıkarıyoruz Başkanım, “idari ve icrai takibat yapılmaz.” kalıyor.

BAŞKAN -  Bu düzeltmeler çerçevesinde oylama sonucuna göre madde kabul edilmiş bulunmaktadır.

Şimdi, 94’üncü maddenin çerçevesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

 95’inci madde üzerinde bir önerge vardır; önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

119 sıra sayılı Kanun Tasarısının 95 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Mustafa Elitaş

Mehmet Yüksel

Ayhan Sefer Üstün

 

Kayseri

Denizli

Sakarya

 

Ali Rıza Alaboyun

İsmail Göksel

Muharrem Selamoğlu

 

Aksaray

Niğde

Niğde

                                

(x) Açık oylama sonucunu gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.

“Madde 95- Bu Kanunun;

a) 75 inci maddesinin (4) numaralı bendinin 1/9/2007 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

b) 75 inci maddenin (4) numaralı bendi hariç diğer hükümleri, 76 ila 78 inci maddeleri,  80 inci maddesi, 87 nci maddesi, 89 uncu maddesi, 90 ıncı maddesinin (1) ila (4) numaralı bentleri 2008 yılı Ekim ay başında,

c) 91 inci maddesi 1/1/2008 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

ç) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,

yürürlüğe girer.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Uygun görüşle takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN -  Hükûmet?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılıyoruz Başkanım.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN -   Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarının yürürlük maddesi yeniden düzenlenmiştir.

BAŞKAN -  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 95’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 95’inci madde kabul edilmiştir.

96’ncı madde son madde.

96’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 96’ncı madde kabul edilmiştir.

Bir saat ara veriyorum.

                                               Kapanma Saati: 15.13

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.23

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER:Fatma SALMAN KOTAN (Ağrı), Harun TÜFEKCİ (Konya)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 92’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

119 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, sayın milletvekilleri, Hükûmetin, görüşülmekte olan kanun tasarısının 11, 16, 17, 35, 47’nci maddeleri ile 75’inci maddesinin 3’üncü ve 4’üncü fıkraları ve 94’üncü maddenin 3’üncü fıkrasının yeniden görüşülmesine ilişkin İç Tüzük’ün 89’uncu maddesine göre bir talebi vardır. Başkanlık bu talebi yerine getirecektir.

Danışma Kurulunun, Hükûmetin, görüşülmekte olan kanun tasarısının yeniden görüşülmesine ilişkin talebi hakkındaki görüşünü okutuyorum:

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Danışma Kurulu Önerileri (Devam)

2.- 119 sıra sayılı kanun tasarısının kabul edilmiş olan 11, 16, 17, 35, 47’nci maddeleri ile 75’inci maddesinin 3’üncü ve 4’üncü fıkralarının, 94’üncü maddesinin 3’üncü fıkrasının yeniden görüşülmesine dair Hükûmetin isteminin yerine getirilmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

Danışma Kurulu Tavsiyesi

No: 5                                                                                                           17.4.2008

Görüşülmekte olan 119 sıra sayılı Kanun Tasarısının aşağıdaki maddelerinin İçtüzüğün 89 uncu maddesi uyarınca yeniden görüşülmesine dair Hükûmetin talebi Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.

11 inci madde, 16 ncı madde, 17 nci madde, 35 inci madde, 47 nci madde, 75 inci maddenin 3 üncü ve 4 üncü fıkraları, 94 üncü maddenin        3 üncü fıkrası.

 

Meral Akşener

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi

 

Başkanı V.

                   

 

Adalet ve Kalkınma Partisi

 

Cumhuriyet Halk Partisi

 

 

Grubu Başkanvekili

 

Grubu Başkanvekili

 

 

 

Mustafa Elitaş

 

Kemal Anadol

 

 

Milliyetçi Hareket Partisi

 

Demokrat Toplum Partisi

 

 

Grubu Başkanvekili

 

Grubu Başkanvekili

 

 

Oktay Vural

 

Selahattin Demirtaş

BAŞKAN – Danışma Kurulunun görüşü bilgilerinize sunulur.

Şimdi, Hükûmetin istemini okutup, oylarınıza sunacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

119 sıra sayılı Kanun Tasarısının tümünün oylanmasından önce İç Tüzüğün 89 uncu maddesine göre tasarının çerçeve 11 inci, çerçeve 16 ncı, çerçeve 17 nci, çerçeve 35 inci, çerçeve 47 nci maddeleri ile çerçeve 75 inci maddeye bağlı (3) ve (4) numaralı fıkraları ile 94 üncü maddesinin 3 üncü fıkrasının yeniden görüşülmesini arz ederim.

                                                                                                    Faruk Çelik

                                                                                 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı

BAŞKAN - Hükûmetin istemini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bu durumda, tasarının 11, 16, 17, 35, 47’nci maddeleri ile 75’nci maddesinin 3’üncü ve 4’üncü fıkraları ve 94’üncü maddenin 3’üncü fıkrasını yeniden müzakereye açıyorum.

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın; Devlet Memurları Kanunu ile Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün; 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 19 milletvekilinin; 17.7.1964 Tarihli ve 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa Geçici Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi; Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu’nun; Engelli Memurların Emekliliğini Düzenleyen 5434 Sayılı Kanunun 39 uncu Maddesinin (j) Bendinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın; 3201 Sayılı “Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun”da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; İzmir Milletvekili Bülent Baratalı ve 24 milletvekilinin; 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 4 Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 12 milletvekilinin; Sanatçıların Sosyal Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/465, 2/30, 2/31, 2/37, 2/64, 2/71, 2/79, 2/136, 2/147, 2/149) (S. Sayısı: 119) (Devam)

11’nci madde üzerinde söz isteyen? Yok.

Madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

119 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 11 inci maddesiyle değiştirilen 5510 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin ikinci fıkrasının sonuna aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Ayhan Sefer Üstün

Mehmet Yüksel

Muharrem Selamoğlu

 

Sakarya

Denizli

Niğde

 

Nusret Bayraktar

Rıtvan Köybaşı

 

 

İstanbul

Nevşehir

 

“Ancak bu maddenin birinci fıkrasının (c) bendine göre doğum öncesi ve doğum sonrası çalışmadığı sürelerde geçici iş göremezlik ödeneğinin ödenebilmesi için yatarak tedavi şartı aranmaz.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Uygun görüşle takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Sayın Başkanım, bu önergemiz BAĞ-KUR kapsamında olan kadın sigortalıların doğum öncesi ve doğum sonrası izinle sekizer haftalık çalışmama süreleriyle ilgili netlik arz etmeyen durumu netleştirmeye dönük bir düzenlemedir. Yüce Meclise arz ederim. Teşekkür ederim. Önergeye katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi mi okutayım?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Kanunun 4 üncü maddesinin (b) bendine göre sigortalı kadının analığı hâlinde sağlık tesislerinde yatma şartı aranmaksızın doğum öncesi ve doğum sonrası çalışmadığı sürelerde geçici iş göremezlik ödeneği ödenebilmesi imkânının açıklığa kavuşturulması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 11’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 11’inci madde kabul edilmiştir.

16’ncı maddeyi görüşmeye açıyorum.

Söz isteyen?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, söz istiyorum da...

Aslında, bana göre, bu maddeleri okutmanız lazım çünkü bu maddelerde temel kanun hükmü artık kalkmıştır ortadan. yeniden bir kanun müzakere ettiğimize göre, maddeleri okutup ondan sonra müzakereye açmanız lazım. Ben, eğer okutursanız 16’ncı madde üzerinde söz istiyorum.

BAŞKAN – 16’ncı maddeyi okutuyorum:

MADDE 16- 5510 sayılı Kanunun 28’inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin sonuna aşağıdaki cümleler eklenmiş, üçüncü fıkrasına “yaş hadlerine” ibaresinden sonra gelmek üzere “65 yaşını geçmemek üzere” ibaresi eklenmiş, yedinci fıkrasındaki “50” ibaresi, “55” şeklinde değiştirilmiş, sekizinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, dokuzuncu fıkrasındaki “prim ve her türlü borcunun” ibaresi, “prim ve prime ilişkin her türlü borcunun” şeklinde değiştirilmiştir.

“Ancak, 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için prim gün sayısı şartı 7.200 gün olarak uygulanır.”

“Ancak yaş hadlerinin uygulanmasında (a) bendinde belirtilen prim gün sayısı şartının doldurulduğu tarihte geçerli olan yaş hadleri esas alınır.”

“Yukarıdaki fıkralarda belirtilen yaşlılık aylıklarından yararlanabilmek için, 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalının çalıştığı işten ayrıldıktan, (b) bendinde belirtilen sigortalının sigortalılığa esas faaliyete son verip vermeyeceğini beyan ettikten sonra yazılı istekte bulunmaları, 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen sigortalıların ise istekleri üzerine yetkili makamdan emekliye sevk onayı alındıktan sonra ilişiklerinin kesilmesi şarttır.”

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen Sayın Kamer Genç.

Buyurunuz Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 119 sıra sayılı yasanın bitiminden önce, 89’uncu maddeye göre tekriri müzakereyi Komisyon veya Hükûmet getirdi, bunun üzerine müzakere açtık. Tabii, bu yeniden bir görüşme olduğuna göre 11’inci maddeyi okumadınız, okutmadınız. Bence tabii, hep böyle, burada, çok usul hataları yapılıyor. Bu usul hatalarının yapılmaması lazım.

Biraz önce bir önerge verildi, hepimizin de katıldığı bir önergeydi. Bir önerge üzerinde 1 arkadaşımız şahsı adına, 4 kişi de grupları adına konuştu. Hâlbuki böyle, mademki her grup konuşmak istiyorsa ayrı ayrı önerge vereceklerdi, bunlar birleştirilecekti. Ondan sonra, bir önerge üzerinde 4 kişiyi konuşturmak bence hatalı yani burada usul meselelerine, İç Tüzük’e riayet etmek lazım. İç Tüzük’ü her günkü hava içinde uygularsak hakikaten sıkıntı yaratılabilir. Bizim istediğimiz, burası bir Parlamentodur, Parlamentonun bağlı olduğu kurallar vardır, bu kuralları bence hiç tavizsiz ve objektif olarak uygulamak gerekir.

Tabii, 119 sıra sayılı kanunun bu maddesi galiba yaş haddini belirten ve altmış beş yaşı getiren bir kanundur. Türkiye gerçeklerine aykırı bir kanun bana göre. İşte, daha önce de dedim, bu Kanun’da söz alma imkânımız da olmadığı için enine boyuna tartışma yapmadık. Dedim, gidelim, şu mezarlıkları gezelim. Şu mezarlıklarda Türkiye’de insanlar hangi yaşta ölüyor yani oraları gezdiğiniz zaman altmış beş yaşını geçen çok az kişi var, onlar da nüfusun çok az bir kesimini teşkil ediyor.

Dolayısıyla, emeklilik, bir insanın hayatta iken, dinamik bir yaşta iken yaptığı çalışma, yaptığı üretim, topluma ve vatana verdiği hizmetin karşılığını, belli bir yaşı geçtikten sonra, o yaşı insanların hiç olmazsa çalışma imkânlarını kaybettiği takdirde veya belli bir dinamizmi kaybettikten sonra, işte, topluma verdiği o değerlerin belli bir rantını, hayatını iyi koşullarda geçirmesini sağlayacak bir olanaktır. Şimdi, tabii, Türkiye’deki sağlık hizmetleri belki iyileşti veya teknoloji iyileşti, altmış beş yaşını geçen çok insan -gerçi olmaz ama, yine de kısmi bir artış- olabilir, yüzde 1, yüzde 2 veya yüzde 5 oranında. Ama yine de bu yaş haddi çok büyük bir yaş haddi. Bunu Türkiye’de uygulamak bence mümkün değil. Gerçi 2036’dan sonra bu yaş haddi uygulaması yapılacak, ama bence bu Meclisin, hele hele bu Hükûmetin… Daha yarını görmeyen bir Hükûmet, önünü görmeyen bir Hükûmet. Yani, bırakın da otuz altı sene sonra da, o otuz altı seneden sonra veyahut da önümüzdeki seçimde gelen insanlar bunları düzenlesinler. Yani, böyle çok büyük bir iddiayla ortaya çıkarsanız, işte, maalesef, hep, sanki böyle şiddetle akan bir sele kapılmış gibi kafalar sağa sola çarpar, ondan sonra kafada bir parça kalmaz. İşte, bu duruma düşmemek lazım. Türkiye’nin koşullarını… Bundan sonra gelecek Parlamentolarda belki daha enine boyuna bu konular tartışılabilir.

Şu kanun, ben inanıyorum ki, şu Parlamentoda Komisyon da dâhil, Hükûmet de dâhil, parlamenterlerin yüzde 99’u dâhil, hatta ben de dâhil, bu kanunun hangi maddesiyle ne getirildi, çok iyice anlaşılmıyor. Çünkü evvela 5510 sayılı Kanun’un şu maddesi diyor, o maddeyi getirip koyacaksınız. O maddenin daha önce değiştirilen maddelerini getirip koyacaksınız, sistemi tam benimseyeceksiniz. Bu, başlı başına bir doktora tezini yapmaya elverişli bir kanun. Bu kadar 70 milyonu ilgilendiren bir kanun tasarısını -ve teklifler de buna göre birleştirilmiş- burada müzakere ediyoruz ama, bu kanun hakikaten Türkiye gerçeklerine uygun bir kanun değil.

Gazetelerde birtakım haberler çıkıyor: Efendim, “Milletvekilleri kendini gazi statüsüne koydu.” Ben böyle bir maddeyi hatırlamıyorum. Eğer böyle bir madde geçmişse de ben de bunu kınıyorum. Ne gerek var? Türkiye milletvekillerini gazi statüsüne koymanın bir anlamı var mı yani? Eğer milletvekillerine bir hak tanıyacaksınız, Anayasa’nın 86’ncı maddesinde milletvekilinin statüsüyle ilgili düzenlemeler var, o düzenlemeye uygun bir düzenleme bir defa getirirsiniz, ondan sonra da bunun altından çıkarsınız. 86’ncı maddede -86 mı? Veya 87 de olabilir, Anayasa’nın- milletvekili Emekli Sandığıyla irtibatlandırılır diyor. E, şimdi Emekli Sandığını da kaldırdınız, bu da havada kaldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Genç, buyurunuz.

KAMER GENÇ (Devamla) – Dolayısıyla, tabii, işte böyle kanunlar enine boyuna tartışılmadan buraya gelirse bu kanunlar uygulamada da… Daha buradan çıkıp da uygulamaya konulmadan hemen insanların gördüğü gerçekler karşısında hükûmetler uyarılıyor ve yeni yeni kanunlar getiriliyor. Onun için, bana göre, bu sosyal güvenlik kanununun geri çekilip, en azından bunu bir ön müzakere kabul edip yeniden bir partiler arası uzlaşma sağlamak suretiyle, yani her partiden belli bir milletvekili grubu alarak, bu Sosyal Güvenlikten, Emekli Sandığından, SSK’dan, BAĞ-KUR’un belirli görevlerinde çalışmış insanları getirip, bunlarla ilgili bir çalışma yapıp buraya doğru dürüst bir metin getirilirse ülkeye ve vatandaşlara daha iyi hizmet edeceğine inandığım için bu kanunun ben yine de geri çekilmesini ve ülke gerçeklerine uygun yeni bir düzenleme yapılarak getirilmesini diliyorum.

Saygılar sunuyorum efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Genç.

Madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

119 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 16 ncı maddesinin madde çerçevesi ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Ayhan Sefer Üstün

Mehmet Yüksel

Muharrem Selamoğlu

 

Sakarya

Denizli

Niğde

 

Nusret Bayraktar

Rıtvan Köybaşı

 

 

İstanbul

Nevşehir

 

"Madde 16- 5510 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, üçüncü fıkrasına "yaş hadlerine" ibaresinden sonra gelmek üzere "65 yaşını geçmemek üzere" ibaresi eklenmiş, yedinci fıkrasındaki "50" ibaresi, "55" şeklinde değiştirilmiş, yedinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş, sekizinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, dokuzuncu fıkrasındaki "prim ve her türlü borcunun" ibaresi, "prim ve prime ilişkin her türlü borcunun" şeklinde değiştirilmiştir.

"İlk defa bu Kanuna göre sigortalı sayılanlara; (1)

a) Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olmaları ve en az 9000 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması şartıyla yaşlılık aylığı bağlanır. Ancak, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için prim gün sayısı şartı 7200 gün olarak uygulanır.

b) (a) bendinde belirtilen yaş şartı;

1)   1/1/2036 ilâ 31/12/2037 tarihleri arasında kadın için 59, erkek için 61,

2)   1/1/2038 ilâ 31/12/2039 tarihleri arasında kadın için 60, erkek için 62,

3)   1/1/2040 ilâ 31/12/2041 tarihleri arasında kadın için 61, erkek için 63,

4)   1/1/2042 ilâ 31/12/2043 tarihleri arasında kadın için 62, erkek için 64,

5)   1/1/2044 ilâ 31/12/2045 tarihleri arasında kadın için 63, erkek için 65,

6)   1/1/2046 ilâ 31/12/2047 tarihleri arasında kadın için 64, erkek için 65,

7) 1/1/2048 tarihinden itibaren ise kadın ve erkek için 65,

olarak uygulanır. Ancak yaş hadlerinin uygulanmasında (a) bendinde belirtilen prim gün sayısı şartının doldurulduğu tarihte geçerli olan yaş hadleri esas alınır."

"Emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunan kadın sigortalılardan başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul çocuğu bulunanların, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen prim ödeme gün sayılarının dörtte biri, prim ödeme gün sayıları toplamına eklenir ve eklenen bu süreler emeklilik yaş hadlerinden de indirilir."

"Yukarıdaki fıkralarda belirtilen yaşlılık aylıklarından yararlanabilmek için, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalının çalıştığı işten ayrıldıktan, (b) bendinde belirtilen sigortalının sigortalılığa esas faaliyete son verip vermeyeceğini beyan ettikten sonra yazılı istekte bulunmaları, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen sigortalıların ise istekleri üzerine yetkili makamdan emekliye sevk onayı alındıktan sonra ilişiklerinin kesilmesi şarttır."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Sayın Başkanım, bu tekriri müzakere neticesinde 16’ncı maddeyle getirmek istediğimiz husus şudur: Bakıma muhtaç derecede malul çocuğu bulunan bir bayan yirmi yıl çalışınca yirmi beş yıl çalışmış gibi olacak. Dolayısıyla beş yıl erken emeklilik, mevcut yaşından daha erken emekli olma imkânını bu şekilde sağlıyoruz. Kime? Bakıma muhtaç derecede malul çocuğu olan bayanlara böyle bir imkânı hep birlikte tanımış oluyoruz.

Hayırlı olmasını diliyorum ve önergeye katıldığımı ifade ediyorum.

BAŞKAN – Konuşacak mısınız, gerekçeyi mi okutalım acaba?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçe okunsun Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul çocuğu bulunan kadın sigortalıların daha erken yaşta emekli olmalarına imkân sağlanmıştır.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda 4 (c) sigortalıları yönünden hukuki bir ihtilaf oluşmaması bakımından maddenin ikinci fıkrası tekrar yazılmış, daha önce yapılan değişiklikleri de içerecek şekilde madde metni düzenlenmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 16’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 16’ncı madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, İç Tüzük’te çok açık bir hüküm yok. Yeniden müzakereye aldığımız maddeleri tekrar okutma gibi bir yükümlülüğümüz yok. Demin Sayın Genç -bellek tazelemesi için- istediği için okuttum. Devamını istiyorsanız, devamındaki maddeleri okutayım.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, “…müzakere edilir.” diyor. Yani müzakere etmek demek, maddeyi önce okutacaksınız. Müzakerenin anlamı bu.

BAŞKAN – Bugüne kadar uygulamada da okutulmamış. Ama okutmak daha uygun düşüyorsa; okutuyorum.

17’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 17 - 5510 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, dördüncü fıkrasında “hesaplanan gün sayısına göre,” ibaresinden sonra gelmek üzere “% 50’yi geçmemek üzere” ibaresi eklenmiştir.

“4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar ile aynı fıkranın (c) bendine göre bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başlayanların yaşlılık aylığı, aşağıdaki hükümlere göre belirlenecek ortalama aylık kazancı ile aylık bağlama oranının çarpımı sonucunda bulunan tutardır.”

“Aylık bağlama oranı, sigortalının malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi geçen toplam prim ödeme gün sayısının her 360 günü için % 2 olarak uygulanır. Bu hesaplamada 360 günden eksik süreler orantılı olarak dikkate alınır. Ancak aylık bağlama oranı % 90'ı geçemez.”

"28 inci maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarına göre aylığa hak kazanan sigortalılar için hesaplanacak aylık bağlama oranı, prim ödeme gün sayısı 9000 günden az olanlar için çalışma gücü kayıp oranının 9000 gün prim ödeme gün sayısı ile çarpımı sonucu bulunan rakamın % 60'a bölünmesi suretiyle hesaplanan gün sayısına göre, % 50'yi geçmemek üzere üçüncü fıkra uyarınca tespit edilen orandır. Prim ödeme gün sayısı 9000 günden fazla olanlar için ise toplam prim ödeme gün sayısına göre aylık bağlama oranı belirlenir. Ancak, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için bu fıkrada geçen 9000 prim gün sayısı 7200 gün, % 50 oranı da % 40 olarak uygulanır.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen var mı? Yok.

Bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

119 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 17 nci maddesinin madde çerçevesi ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz

 

Ayhan Sefer Üstün

Mehmet Yüksel

Nusret Bayraktar

 

Sakarya

Denizli

İstanbul

 

Muharrem Selamoğlu

Rıdvan Köybaşı

 

 

Niğde

Nevşehir

 

"Madde 17- 5510 Sayılı Kanunun 29 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir."

"Madde 29- 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar ile aynı fıkranın (c) bendine göre bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başlayanların yaşlılık aylığı, aşağıdaki hükümlere göre belirlenecek ortalama aylık kazancı ile aylık bağlama oranının çarpımı sonucunda bulunan tutardır.

Ortalama aylık kazanç, sigortalının her yıla ait prime esas kazancının, kazancın ait olduğu yıldan itibaren aylık talep tarihine kadar geçen yıllar için, her yıl gerçekleşen güncelleme katsayısı ile güncellenerek bulunan kazançlar toplamının, itibarî hizmet süresi ile fiilî hizmet süresi zammı hariç toplam prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle hesaplanan ortalama günlük kazancın otuz katıdır.

Aylık bağlama oranı, sigortalının malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi geçen toplam prim ödeme gün sayısının her 360 günü için % 2 olarak uygulanır. Bu hesaplamada 360 günden eksik süreler orantılı olarak dikkate alınır. Ancak aylık bağlama oranı % 90'ı geçemez.

28 inci maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarına göre aylığa hak kazanan sigortalılar için hesaplanacak aylık bağlama oranı, prim ödeme gün sayısı 9000 günden az olanlar için çalışma gücü kayıp oranının 9000 gün prim ödeme gün sayısı ile çarpımı sonucu bulunan rakamın % 60'a bölünmesi suretiyle hesaplanan gün sayısına göre, % 50'yi geçmemek üzere üçüncü fıkra uyarınca tespit edilen orandır. Prim ödeme gün sayısı 9000 günden fazla olanlar için ise toplam prim ödeme gün sayısına göre aylık bağlama oranı belirlenir. Ancak, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için bu fıkrada geçen 9000 prim gün sayısı 7200 gün, % 50 oranı da % 40 olarak uygulanır

Yukarıdaki şekilde hesaplanan aylığın başlangıç tarihinin yılın ilk altı aylık dönemine rastlaması halinde 55 inci maddenin ikinci fıkrasına göre Ocak ödeme dönemi için gelir ve aylıklara uygulanan artış oranı kadar artırılarak, yılın ikinci altı aylık dönemine rastlaması halinde ise öncelikle Ocak ödeme dönemi, daha sonra Temmuz ödeme dönemi için gelir ve aylıklara uygulanan artış oranları kadar artırılarak, sigortalının aylık başlangıç tarihindeki aylığı hesaplanır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Uygun görüşle takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda daha önceki değişiklikleri de içerecek şekilde madde metni yeniden düzenlenmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen bu önerge doğrultusunda 17’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 17’nci madde kabul edilmiştir.

35’inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 35- 5510 sayılı Kanunun 55 inci maddesinin madde başlığı “Gelir ve aylıkların düzeltilmesi, yükseltilmesi, alt sınırı, ödenmesi ve yoklama işlemleri” şeklinde, ikinci fıkrası ise aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve bu fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Bu Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıklar, her yılın Ocak ve Temmuz ödeme tarihlerinden geçerli olmak üzere, bir önceki altı aylık döneme göre Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan en son temel yıllı tüketici fiyatları genel indeksindeki değişim oranı kadar artırılarak belirlenir.

Bu Kanuna göre sigortalıya bağlanacak aylıklar ile ölen sigortalının hak sahiplerinin aylıklarının hesabına esas tutar, çalışma sürelerindeki her yıl için 82 nci maddeye göre tespit edilen prime esas günlük kazanç alt sınırları dikkate alınarak 29 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenen ortalama aylık kazancın % 35'inden az olamaz. Hak sahibi kimselerin aylıkları; hak sahibi bir kişi ise bu fıkraya göre hesaplanan alt sınır aylığının % 80'inden, hak sahibi iki kişi ise % 90'ından az olamaz. Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri gereğince bağlanan kısmî aylıklar için bu fıkra hükümleri uygulanmaz.”

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen var mı? Yok.

Bir önerge vardır, önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

119 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 35 inci maddesinin madde çerçevesi ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Ayhan Sefer Üstün

Mehmet Yüksel

Rıtvan Köybaşı

 

Sakarya

Denizli

Nevşehir

 

Nusret Bayraktar

Muharrem Selamoğlu

 

 

İstanbul

Niğde

 

"Madde 35- 5510 sayılı Kanunun 55 inci maddesinin madde başlığı "Gelir ve aylıkların düzeltilmesi, yükseltilmesi, alt sınırı, ödenmesi ve yoklama işlemleri" şeklinde, ikinci fıkrası ise aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve bu fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir." 

"Bu Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıklar, her yılın Ocak ve Temmuz ödeme tarihlerinden geçerli olmak üzere, bir önceki altı aylık döneme göre Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan en son temel yıllı tüketici fiyatları genel indeksindeki değişim oranı kadar artırılarak belirlenir." 

"Bu Kanuna göre sigortalıya bağlanacak aylıklar ile ölen sigortalının hak sahiplerinin aylıklarının hesabına esas tutar, çalışma sürelerindeki her yıl için 82 nci maddeye göre tespit edilen prime esas günlük kazanç alt sınırları dikkate alınarak, talep veya ölüm yılına ait Ocak ayı itibariyle 29 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenen ortalama aylık kazancın %35'inden, sigortalının bakmakla yükümlü olduğu eşi veya çocuğu varsa %40'ından az olamaz. Hak sahibi kimselerin aylıkları; hak sahibi bir kişi ise bu fıkraya göre hesaplanan alt sınır aylığının %80'inden, hak sahibi iki kişi ise %90'ından az olamaz. Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri gereğince bağlanan kısmı aylıklar için bu fıkra hükümleri uygulanmaz."

"4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalılar için ayrı ayrı olmak üzere, malûllük sigortasından dosya bazında her yıl bağlanan aylıkların aylık başlangıç tarihinin ait olduğu yılın Ocak ayı itibarıyla yıl içine ait artışlar uygulanmaksızın hesaplanacak tutarları, yaşlılık sigortasından bir önceki yılın son ödeme ayında söz konusu sigortalılar için ayrı ayrı dosya bazında ödenen en düşük yaşlılık aylığından az olamaz."       

"İş kazası veya meslek hastalığı sonucu başka birinin sürekli bakımına muhtaç duruma gelen sigortalı için bu Kanunun 19 uncu maddesine göre hesaplanacak sürekli iş göremezlik geliri, 82 nci maddeye göre tespit edilen prime esas kazanç alt sınırının aylık tutarının %85'inden az olamaz."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Takdire bırakıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Sayın Başkanım, bu önergeyle de asgari ücretin… Asgari aylık yüzde 35 oranında bildiğiniz gibi; bunu, evli veya çocuğu olanlar için yüzde 40’a -5 puan- artırıyoruz. Ayrıca, iş kazası neticesi başkasının sürekli bakımına muhtaç durumdaki sigortalıya bağlanan sürekli iş göremezlik geliri alt sınırı yüzde 70 idi bunu da yüzde 85’e çıkarıyoruz. Yani, çalışma imkânı kalmamış olan iş kazası neticesindeki vatandaşlarımızın aylık bağlanırken sürekli iş göremezlik aylığı oranını yüzde 70’den yüzde 85’e çıkarıyoruz. Sosyal taraflarla da bu konuyu daha önce görüşmüştük. Bugün parti gruplarımızla da bu konuyu değerlendirdik. Olumlu bir düzenlemedir.

Önergeye katılıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bağlanacak aylıklarda alt sınır uygulaması yeniden düzenlenerek, alt sınır aylığının belirlenmesinde sigortalıların bakmakla yükümlü bulundukları kişiler olup olmadığı dikkate alınmak suretiyle alt sınır aylığı %40’a çıkarılmış, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu başkasının bakımına muhtaç duruma düşen sigortalılara bağlanacak gelirlerde alt sınır %85 olarak belirlenmiştir. Ancak malullük aylığı için uygulanacak alt sınır, madde başlığı da dikkate alınarak 27 nci maddeden 55 inci maddeye taşınmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilmiş bu önerge doğrultusunda 35’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

47’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 47- 5510 sayılı Kanunun 80 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 80- 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları aşağıdaki şekilde belirlenir.

a) Prime esas kazançların hesabında;

1) Hak edilen ücretlerin,

2) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin ve işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen tutarların,

3) İdare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin,

brüt toplamı esas alınır.

b) Ayni yardımlar ve ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev yollukları, seyyar görev tazminatı, kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödeme, keşif ücreti, ihbar ve kasa tazminatları ile Kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgarî ücretin % 30'unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarları, prime esas kazanca tabi tutulmaz.

c) (b) bendinde belirtilen istisnalar dışında her ne adla yapılırsa yapılsın tüm ödemeler ile ayni yardım yerine geçmek üzere yapılan nakdi ödemeler prime esas kazanca tabi tutulur. Diğer kanunlardaki prime tabi tutulmaması gerektiğine dair muafiyet ve istisnalar bu Kanunun uygulanmasında dikkate alınmaz.

d) Ücretler hak edildikleri aya mal edilmek suretiyle prime tabi tutulur. Diğer ödemeler ise öncelikle ödendiği ayın kazancına dahil edilir ve ücret dışındaki bu ödemelerin yapıldığı ayda üst sınırın aşılması nedeniyle prime tabi tutulamayan kısmı, ödemenin yapıldığı ayı takip eden aydan başlanarak oniki ayı geçmemek üzere üst sınırın altında kalan sonraki ayların prime esas kazançlarına ilâve edilir. Toplu iş sözleşmelerine tabi işyerleri işverenlerince veya kamu idareleri veya yargı mercilerince verilen kararlara istinaden, sonradan ödenen ücret dışındaki ödemelerin hizmet akdinin mevcut olmadığı veya askıda olduğu bir tarihte ödenmesi durumunda, 82 nci madde hükmü de nazara alınmak suretiyle prime esas kazancın tabi olduğu en son ayın kazancına dahil edilir. Bu durumlarda sigorta primlerinin, yukarıda belirtilen mercilerin kararlarının kesinleşme tarihini izleyen ayın sonuna kadar ödenmesi halinde, gecikme cezası ve gecikme zammı alınmaz ve 102 nci madde hükümleri uygulanmaz.

e) Saatlik, günlük, haftalık veya aylık olarak belirli bir ücrete dayanmış olmayıp da komisyon ücreti ve kâra katılma gibi belirsiz zaman ve tutar üzerinden ücret alan sigortalıların prim ve ödeneklerinin hesabında esas tutulacak günlük kazançları, 82 nci madde hükmüne göre belirlenen alt sınırdır.

f) Bir işverene tabi olarak çalışan sigortalının belirli ücretinin dışında ayrıca (e) bendi kapsamında ücret alması halinde, prime esas günlük kazancı bunların toplamından oluşur.

g) Primlerin hesabına esas tutulacak günlük kazanç, sigortalının, bir ay için prime esas tutulan kazancının otuzda biridir. Ancak günlük kazancın hesabına esas tutulan ay içindeki bazı günlerde çalışmamış ve çalışmadığı günler için ücret almamış sigortalının günlük kazancı, o ay için prime esas tutulan kazancının ücret aldığı gün sayısına bölünmesi suretiyle hesaplanır.

h) Sigortalıların günlük kazançlarının hesabında esas tutulan gün sayıları, aynı zamanda, bunların prim ödeme gün sayılarını gösterir. Ancak, işveren ve sigortalı arasında kısmî süreli hizmet akdinin yazılı olarak yapılmış olması kaydıyla, ay içerisinde günün bazı saatlerinde çalışan ve çalıştığı saat karşılığında ücret alan sigortalının ay içindeki prim ödeme gün sayısı, ay içindeki toplam çalışma saati süresinin 4857 sayılı İş Kanununa göre belirlenen haftalık çalışma süresine göre hesaplanan günlük çalışma saatine bölünmesi suretiyle bulunur. Bu şekildeki hesaplamada gün kesirleri bir gün kabul edilir.

ı) İşveren ve sigortalı arasında çağrı üzerine çalışmaya dayalı yazılı iş sözleşmesinde taraflar arasında çalışma süresi gün, hafta ve ay olarak belirlenmemiş ise, sigortalının ay içindeki prim ödeme gün sayısı haftalık çalışma süresi en az yirmi saat kararlaştırılmış sayılarak (h) bendi hükmüne göre hesaplanır.

i) 88 inci maddenin dördüncü fıkrasına göre ay içerisinde 30 günden az prim ödeme gün sayılarına ait eksik günlerin genel sağlık sigortası primleri, eksik çalışma süreleri dikkate alınmak suretiyle hesaplanır.

4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları aşağıdaki şekilde belirlenir.

a) Aylık prime esas kazanç, 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırı ile üst sınırı arasında kalmak şartı ile kendileri tarafından beyan edilecek günlük kazancın otuz katıdır. Bu sigortalılar tarafından Kurumca belirlenen sürelerde aylık prime esas kazanç beyan edilir. Ancak beyan edilen kazançta bir değişiklik olması durumunda, sigortalının yeniden beyan ettiği kazanç üzerinden hesaplanan prim tahsil edilir.

b) Sigortalı aynı zamanda işveren ise beyan edeceği aylık kazancı, çalıştırdığı sigortalıların kazancının en yükseğinden az olamaz. Beyanda bulunmayan sigortalının primleri, asgarî aylık prime esas kazanç üzerinden hesap ve tahsil edilir. Beyanda bulunmayan veya beyan ettiği kazancın çalıştırdığı sigortalının otuz günlük prime esas kazancından düşük olduğu tespit edilen sigortalıların aylık prime esas kazançları, tespit edilen kazanç düzeyine çıkartılarak beyan edilen kazançla arasındaki farkın primi 89 uncu madde hükümlerine göre gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanmak suretiyle tahsil edilir.

Bu Kanuna göre ilk defa 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olanların prime esas kazançlarının hesabında;

a) Aylıklarını personel kanunlarına göre alan sigortalılar için;

1) İlgili kanunları uyarınca aylık gösterge ve ek göstergeler üzerinden ödenen aylık tutarları,

2) Memuriyet taban aylık ve kıdem aylık tutarları,

3) Makam, temsil ve görev tazminatları, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddesi uyarınca ödenen tazminatlar (bölge, kurum, birim, çalışma mahalli, görevin niteliği ve benzeri kriterlere dayalı olarak asıl tazminatlara ilave, ek veya ayrıca ödenen tazminatlar hariç), 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 17 nci maddesinin (A) bendinde yer alan cetvelde belirtilen oranlar üzerinden ödenen hizmet tazminatı (28/2/1982 tarihli ve 2629 sayılı Kanun ile 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Kanuna göre tazminat veya üniversite ödeneği alanların sadece rütbelerinin karşılığı hizmet tazminatları), 11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununun 12 nci maddesi uyarınca ödenen üniversite ödeneği, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ödenen ek ödeme,

b) Kadro karşılığı sözleşmeli olarak görev yapan sigortalılar için işgal ettikleri kadrolar esas alınmak suretiyle (a) bendinde öngörülen unsurlar üzerinden hesaplanan tutarı,

c) Açıktan vekil olarak atanan sigortalılar için, (a) bendinde öngörülen unsurlardan ilgili mevzuatı uyarınca ödenen tutarı,

ç) Başka bir kadro ya da görevin ödeme unsurları esas alınmak ve kıyaslanmak suretiyle aylık veya ücret ödenen sigortalılar için; emsal alınan kadro veya görevin prime esas kazanç tutarını geçmemek üzere, bu kazancın aylık veya ücret ödenmesinde öngörülen oranında hesaplanacak tutarı,

d) Büyükşehir belediye başkanları için bakanlık genel müdürünün, diğer belediye başkanları için ise öğrenim durumları itibarıyla 657 sayılı Kanuna göre yükselebilecekleri dereceyi aşmamak kaydıyla, 657 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı ek gösterge cetvelinin “VIII. Mülki İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfı” bölümünün (d) bendinde belirtilenlerin prime esas kazançları,

e) 78 sayılı Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanlarının Kadroları Hakkında Kanun Hükmünde Kararname eki cetvellerde yer alan yükseköğretim kurumlarına bağlı konservatuarlarda 2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanununun 15 inci maddesi uyarınca sözleşme ile istihdam edilen öğretim elemanlarından sanatçı öğretim elemanı olarak istihdam edilenler için, anılan Kanunda öğretim görevlisi kadro unvanında istihdam edilenlerin tahsil ve derecelerine göre belirlenen prime esas kazanç tutarı; kamu idarelerinde sanatçı, sanatkar ve sanatçı öğretmen olarak sözleşme ile istihdam edilenler için, tahsil ve dereceleri itibarıyla 657 sayılı Kanuna tabi olarak teknik hizmetler sınıfında yer alan mühendislerin (a) bendindeki prime esas kazanç tutarı; yüksek öğretim kurumları ile diğer kamu idarelerinde sanat uygulatıcısı ve sahne uygulatıcısı olarak sözleşme ile istihdam edilenlerden en az önlisans mezunu olanlar için tahsil ve dereceleri itibarıyla 657 sayılı Kanuna tabi olarak teknik hizmetler sınıfında yer alan teknikerlerin, diğerleri için ise teknisyenlerin prime esas kazanç tutarları,

f) İlgili kanunlarında emeklilik ya da ek gösterge açısından belirli bir kadro, unvan veya görevle bağlantı kurulanlar için, bağlantı kurulan kadro, unvan veya görevin prime esas kazanç tutarı,

g) Bu fıkranın (a) ilâ (f) bentleri kapsamı dışında kalan sigortalılar için atandıkları görev itibarıyla 657 sayılı Kanuna göre girebilecekleri sınıflardaki benzer görevlerin aynı kadro, unvan, tahsil ve derecesi için belirlenen prime esas kazanç tutarları,

esas alınır. Vekalet veya ikinci görev karşılığında ilgili mevzuatı uyarınca yapılacak ödemeler prime esas kazancın hesabında dikkate alınmaz.

Yalnızca genel sağlık sigortasına tâbi olanlar bakımından prime esas aylık kazancın tespitinde; 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (d) ve (g) bentlerinde sayılan kişiler için 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının iki katının otuz günlük tutarı, 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen kişiler için asgarî ücret, 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde belirtilen kişiler için ise prime esas asgarî kazanç tutarı esas alınır. Ancak, 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (c) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılmak için müracaat etmekle birlikte, Kurumca belirlenecek test yöntemleri ve veriler kullanılarak tespit edilen aile içindeki gelirin kişi başına düşen aylık tutarı; asgari ücretin üçte birinden asgari ücrete kadar olduğu tespit edilen kişiler için 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük tutarının üçte biri, asgari ücretten asgari ücretin iki katına kadar olduğu tespit edilen kişiler için 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük tutar, asgari ücretin iki katından fazla olduğu tespit edilen kişiler için 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük tutarının iki katı prime esas asgari kazanç tutarı olarak esas alınır.

Bu maddenin uygulamasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen?

Sayın Öztürk, buyurunuz efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ben de söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz efendim.

HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şahsım ve Demokratik Sol Parti adına yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Tekriri müzakere konusu yapılan 47’nci maddeyle ilgili olarak görüşlerimi ifade etmek üzere huzurunuzdayım.

Evet, uzun bir süreden beri görüştüğümüz tasarı yasalaşmak üzere. Bu maddeyle ilgili olarak, neler geliyor ona bir bakalım. Sigorta primine esas kazançları düzenliyor bu madde ve yeni olarak nakden ödenen ayni yardımlar da prim kapsamına alınıyor. Özel sağlık sigortalarına ve bireysel emekliliğe ödenen ve asgari ücretin yüzde 30’unu aşan tutar da prime esas kazanca dâhil ediliyor. Bunun Türkçesi şu demektir: İşveren, işçisi için bireysel emeklilik ve özel sağlık sigortası için prim yatıracak ve bu prim de işçiye yapılmış bir ücret ödemesi gibi prime esas kazanca dâhil edilecek.

Ayrıca, bir şey daha yapılıyor: Bir ay içerisinde prime esas kazanç miktarı eğer ön görülen tavanı aşıyor ise o takdirde, tavanı aşan kısım bir yıl süreyle takip eden ücretlere eklenerek prime esas kazanca dâhil edilecek. Bu da ne demektir? İşverene yine ek prim yükü demektir.

Şimdi, diğer taraftan Hükûmet “istihdam paketi” adı altında işverenlerin üzerindeki sigorta primi yüklerini azaltmak üzere, bir düzenleme getirecek ve orada da primlerden bir miktar indirim yapacak. Yani önce bindir, sonra indir; arkasından da “İşverenin prim yükünü indirdim.” de! Bu, gerçekten büyük bir açıkgözlük diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, bu maddeyle ilgili olarak dikkatinize getirmek istediğim bir diğer husus: Esnek çalışma yöntemine göre istihdam edilen işçilerimiz ayın otuz gününün tamamında çalışmıyorlar. Eksik çalıştıkları günler için Hükûmet haklı olarak diyor ki: “Kendisi bu sürenin işveren ve işçi primlerini yatırırsa otuz gün üzerinden ben bunun hizmetini sayarım.” Bu kadarıyla düşününce gayet uygun bir düzenleme yapılmış gibi görünüyor. Ancak biz, İş Yasası’yla çalışma yaşamında esnek çalışma yöntemlerini getirirken amaçlarımızdan bir tanesi: İşverenlerimizin rekabet güçlerini yükseltmek amacıyla, uluslararası rekabet güçlerini artırmak amacıyla böyle bir düzenleme getirmiştik. Dolayısıyla, bu düzenlemeden işverenlerimizin de menfaati vardı. Gönül isterdi ki bu düzenlemede işçiye isteğe bağlı sigorta hakkı tanınır iken bir kısım yükün de işveren tarafından üstlenilmesi hakkaniyete ve adalete daha uygun olur diye düşünüyoruz.

Değerli arkadaşlar, Sayın Bakana bu kürsüden Genel Sağlık Sigortası Fonu’yla ilgili olarak yıllık gelir tahmininin ne olacağını sorduk. Bu şunun için önemli: Sayın Bakan, bugün, İşsizlik Sigortası Fonu’nu yönetiyor ve dolayısıyla fonda belli bir miktar kaynak var. Şimdi yeni bir büyük fonu daha yönetecek ama tasarı yasalaşırken Türkiye Büyük Millet Meclisine ve vatandaşlarımıza bu fonun büyüklüğünün ne olacağı konusunda bir bilgi vermedi; biz tahminî rakamı kendisine söyledik, aksi bir şey söylemediler.

 (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

HARUN ÖZTÜRK (Devamla) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

28-30 milyar YTL tutarında bir fonu yönetecek. Bu fonun bir kısmı “devlet primi” adı altında devlet katkısı olacak, bir kısmı yine yeşil kart statüsünde olanlara devletin destek vermesi ile oluşan bir fon olacak. Bu, şunun için önemliydi: Fonun gelir büyüklüğünü bilirseniz tahminî olarak, aşağı yukarı yapmış olduğunuz bir sağlık gideri var. Eğer arada açık yok ise o zaman bu tasarı yasalaşıyor ve çalışanlar için getirdiğimiz yükleri doğru hesap etmedik demektir.

Yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Öztürk.

Sayın Genç, buyurunuz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 119 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 47’nci maddesi üzerinde, İç Tüzük’ün 89’uncu maddesine göre yeniden görüşülmesine ilişkin, şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu madde, sigorta primine esas alınacak bazı belirliyor. Madde, tabii, her meslek grubunda hangi ücretlerin sigorta primine esas alınacağını uzun uzadıya izah etmiş ama çok da uzun bir madde. Aslında, bazı şeyler de kayrılmış. Mesela, şimdi, sporcuların maaşlarıyla ikramiyeleri; bu da prime esas alınacak mı alınmayacak mı? Alınacaksa ikramiyesi de… Yani biliyorsunuz çok büyük transfer ücretleri alıyorlar bunlar. Bunların aldıkları bu transfer ücretleri prime esas alınacak mıdır?

Yine bu maddenin üçüncü fıkrasında “İdare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin…” Ben bunu pek anlayamadım. Yani bir kişinin hakkı verilmemiş, yargıya gitmiş, yargı kendi lehine bir karar vermiş. Bu verdiği karar sonucunda aldığı ücretleri o ay içinde alamaz ki. Bana biraz muğlak geldi.

Değerli milletvekilleri, yine burada büyükşehir belediye başkanları korunmuş. Bunların 657’ye göre aldıkları maaşları dışında çok çeşitli ek ödenekleri var, bunları niye dâhil etmediniz prime? (D) bendinde bunların, “657 sayılı Kanuna ekli (1) sayılı ek gösterge cetvelinin ‘Mülki İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfı’ bölümünün (d) bendinde belirtilenlerin prime esas kazançları…”

Şimdi, yani benim gördüğüm kadarıyla, daha önce yapmış olduğum konuşmada da… Tabii kanun çok ayrıntılı olarak incelenmediği için, hangi meslek grubuna ne getirdiği de çok fazla şey etmediği için burada çok korumacı bir sisteme gidilmiş.

Ayrıca, bu (g) bendinde “Vekalet veya ikinci görev karşılığında ilgili mevzuat uyarınca yapılacak ödemeler prime esas kazancın hesabında dikkate alınmaz.” Niye alınmasın Sayın Bakan? Öyle genel müdürler var ki on yerden maaş alıyorlar. Niye bunların  aldığı o primleri, o vekâlet ücretlerini ki… Tabii, bu Hükûmet zamanında müsteşarları, genel müdürleri, ne bileyim, banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri birçok yerlerden ek ücret alıyorlar. Primlerin hesaplanmasında bunları niye istisna tutuyorsunuz da öte tarafta asgari ücretle çalışan kişileri getirip bunlardan prim kesiyorsunuz? Bu haksızlık yani. Bu, tamamen zengini koruma, büyük gelir kazançlarını, büyük gelir sağlayan kişileri koruma; bunun yanında düşük ücretli kişilerin canına okuma demektir.

Tabii, aslında işverenlerin… Hani “bu kayıt dışılığı önleyeceğiz.” deniliyor ama burada, bazı mesela, bazı meslek grubu mensuplarından BAĞ-KUR’da hakikaten çok yüksek prim alınıyor. Bu prim alınınca, birçok insan, BAĞ-KUR’lular, maalesef, kendi borçlarını ödemiyorlar. Yani aslında hükûmet etmek demek, idare etmek demek memleketteki bütün sınıfların iyice bir filmini çekip o film içinde değerli birtakım insanların özelliklerine ve niteliklerine göre gruplar oluşturmak ve o gruplar ve o özellikler sonucunda oluşturulan grupların yaşantılarını basitleştirecek, idame ettirebilecek… Eğer onlardan herhangi bir fedakârlık beklenecekse o fedakârlıkları da hakikaten, yapabilecek düzeyde bir düzenleme yapılması lazım. Yani böyle, masa başında oturup bu kanunu hazırlayan gruplar -ekseriya bürokratlar tabii- kendi durumlarını korurlar. Daha önce de gördük, birçok meslek grupları buraya kanunları getirdikleri zaman kendi durumlarını korur, ötekilerin canına okur.

Bir şey daha söyleyeyim, geçenlerde de söylemiştim: Bir taksiye bindim… İşte bu taksiciler mesela… Hakikaten, birçok kişi emekli olduktan sonra veyahut da işsiz olanların birçoğu özel taksilerde çalışıyor tabii, taksi fiyatları muazzam arttı biliyorsunuz yani 1 trilyon değerinde taksi plakaları var İstanbul, Ankara’da ve bu kişiler sigorta edilmiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözünüzü tamamlayınız.

KAMER GENÇ (Devamla) – Tek bir kişinin üç-dört tane taksisi var ama orada şoför çalıştırıyor. Fakat adam diyor ki: “Benim hiçbir sosyal güvenliğim yok. Yani bu durumda çalışan insanlar için bir sigorta yapma sistemini zorunlu getirmemiz lazım ve trafik memurları yaptıkları kontrollerde… Takside çalışan şoförler eğer hakikaten bir sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı değilse, onu çalıştıran kişinin, o şoförü, muhakkak, sigorta kapsamında göstermesini zorunlu kılacak bir düzenleme yapmak gerektiğine inanıyorum.

Ben demin yaptığım konuşmada da belirttiğim gibi, hakikaten çok karmakarışık bir sistem getirilmiş, bunu hazırlayanlar da içinden çıkamıyor ama prime esas alınan aylıkların hesaplanmasında bazı meslek grupları korunmuş. Bunu, bu maddede görmek mümkündür.

Saygılar sunuyorum efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Genç.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Sayın Başkan, kısa bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Bakan, kısa bir açıklama.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Sayın Başkanım teşekkür ediyorum.

Sayın Öztürk, gerek az önceki konuşmalarında gerekse daha önce yapmış oldukları konuşmalarda Genel Sağlık Sigortası Fonundan bahsettiler, bu konuyla ilgili kısa bir açıklama yapmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bildiğiniz gibi, mevcut sistemde, sağlık için toplanan primler uzun vadeli emeklilik için kullanılabiliyor fakat genel sağlık sigortası, yani bu yasa yürürlüğe girdikten sonra, GSS primlerini, genel sağlık sigortası primlerini uzun vadeli emeklilik işlemlerinde kullanma imkânı artık kalmayacak. Bu çerçevede olaya baktığımız zaman, bu GSS Fonu diye tabir ettiğimiz olay, yeni bir olay da değildir aslında. Mevcut, şu andaki uygulamada üç kurumla ilgili sağlık primleri de yine bir merkezde toplanıyor, bunun bir devamı olarak bu algılanabilir.

Olayı rakamsal olarak ortaya koyduğumuz zaman, bugün karşı karşıya bulunduğumuz rakamlar şunlar: Sağlık gelirlerimiz 12,2 katrilyon, sağlık giderlerimiz 23,1 katrilyon, aradaki fark 10,9 katrilyon. GSS’ye geçtiğimizde, genel sağlık sigortasına geçtiğimizde, gelirler tahmini olarak 18 katrilyon, giderlerse 31,3 katrilyon olarak tahmin edilmekte, aradaki fark ise 13,3 katrilyon. Bu çerçevede, yeşil kart 4 katrilyon, kamu çalışanları 2,8 katrilyon, bunlar da 6,8 katrilyon yapıyor. Mukayeseyi yaptığımız zaman gelir gider açısından, ortaya net 2,4 katrilyon bir fark çıkıyor. Bu farkın iki ana kaynaktan kaynaklandığını ifade edebiliriz. Bunlardan biri yeşil karttan bildiğiniz gibi 4 katrilyon harcamayı devralıyoruz. Yaptığımız düzenlemeyle bunun 2,7 katrilyonunu devletten alacağız. Dolayısıyla 1,3 katrilyon yeşil karttan fark var; 1,1 ise GSS kapsamına girmekten kaynaklanıyor. Böylece 2,4 katrilyonluk bir fark söz konusudur.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

47’nci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

119 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 47 nci maddesi ile düzenlenen 5510 sayılı Kanunun 80 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde geçen "oniki" ibaresinin "iki” olarak; ikinci fıkrasının ise aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.             

 

Ayhan Sefer Üstün

Mehmet Yüksel

Rıtvan Köybaşı

 

Sakarya

Denizli

Nevşehir

 

Nusret Bayraktar

Muharrem Selamoğlu

 

 

İstanbul

Niğde

 

4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları aşağıdaki şekilde belirlenir.

a) Aylık prime esas kazanç, 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırı ile üst sınırı arasında kalmak şartı ile kendileri tarafından beyan edilecek günlük kazancın otuz katıdır. Bu sigortalılar tarafından Kurumca belirlenen sürelerde aylık prime esas kazanç beyan edilir. Beyanda bulunmayan sigortalıların aylık prime esas kazancı, prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katı olarak belirlenir.

b) Sigortalı aynı zamanda işveren ise aylık prime esas kazancı, çalıştırdığı sigortalıların prime esas günlük kazancının en yükseğinin otuz katından az olamaz. Aylık prime esas kazancı, çalıştırdığı sigortalının otuz günlük prime esas kazancından düşük olduğu tespit edilen sigortalıların aylık prime esas kazançları, tespit edilen kazanç düzeyine çıkartılarak aradaki farkın primi, 89 uncu madde hükümlerine göre gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanmak suretiyle tahsil edilir.

c) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılmayı gerektirecek birden fazla durumun söz konusu olması halinde, bu fıkranın (a) ve (b) bentlerinde belirtilen esaslara göre tek beyanda bulunulur.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Uygun görüşle takdire bırakıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Saygıdeğer Başkanım, bu 47’nci maddede müzakerenin yapılmasını talep etmemiz iki ana esasa dayanıyor:

Bunlardan biri: Birden fazla şirkete ortaklığı söz konusu olan bir iş adamı veya bir işveren tek beyanda bulunacak yani her şirket için ayrı ayrı beyanlarda bulunmama durumunu getiriyoruz.

Ayrıca, ikinci olarak da: Ücret dışı ikramiye gibi ödemelerin takip eden on iki ay değil, iki ay süresiyle prime tabi tutulmasını öngörüyor bu düzenleme.

Bundan dolayı bunu getirmiş bulunuyoruz ve önergeye katıldığımı ifade ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçe okunsun Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Prime esas kazançların hesabında ücret dışında dikkate alınacak diğer ödemelerden ödemenin yapıldığı ayda üst sınırın aşılması nedeniyle prime tabi tutulamayan kısmının ödemenin yapıldığı ayı takip eden üç ayı geçmemek üzere üst sınırın altında kalan kısımlarının sonraki ay kazançlarına eklenmesi amaçlanmış, maddenin ikinci fıkrasındaki değişiklikle de bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl hesap edileceği, belirlenen bu kazançların Kurumun göstereceği dönemlerde beyan usulüne göre bildiriminin yapılacağı, beyanda aylık prime esas kazanç sınırları dahilinde serbestlik olduğu şeklinde ana kurallar koyularak işverenler için serbestlik kurulanın istisnası öngörülmüştür. Bu istisnaya uygun olarak işverenlerin yanında çalıştırdıkları kişiler adına beyan ettikleri en yüksek kazançtan daha az aylık prime esas kazanç beyan edemeyecekleri şeklinde hüküm düzenlenmiştir. Yine madde metninde serbestlik kuralına uygun olarak, birden fazla sigortalı sayılmayı gerektirecek halin tek kişide birleşmesi durumunda dahi tek beyan koşulu korunmuştur.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda madde 47’yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde 47 kabul edilmiştir.

Yirmi dakika ara veriyorum.

                                                 Kapanma Saati: 17.25

 

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.57

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Fatma SALMAN KOTAN (Ağrı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 92’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

119 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

75’inci maddenin üçüncü fıkrasını okutuyorum:

MADDE 75 -

3) Ek 77 nci maddesinin birinci fıkrasının; (b) bendinde yer alan "Astsubaydan subay olanlar, astsubaylar" ibaresinden sonra gelmek üzere "birinci derecenin dördüncü kademesine kadar yükseltilir." ibaresinin eklenmiş, "ve uzman" ibaresi "Uzman" şeklinde değiştirilmiş, (c) bendinde yer alan "yedek subay" ibaresi çıkarılmış ve maddenin sonuna aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

"Bu maddeye göre yükseltilenlerin dereceleri, 15/7/1950 tarihli ve 5682 sayılı Pasaport Kanununun 14 üncü maddesinin (A) bendindeki hükümlere göre de ayrıca dikkate alınır.

Birinci fıkranın uygulamasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Devlet Personel Başkanlığının görüşü alınarak Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca çıkarılacak yönetmelik ile düzenlenir.

Bu maddeye göre yapılan ödemeler her türlü vergi, resim ve harçtan müstesna olup, faturası karşılığında Hazineden tahsil edilir."

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteği var mı? Yok.

Madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

119 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 75 inci maddesinin (3) numaralı çerçevesinde  yer alan “dördüncü” ibaresinin, “üçüncü” ibaresi olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Ayhan Sefer Üstün

Mehmet Yüksel

Nusret Bayraktar

 

Sakarya

Denizli

İstanbul

 

Muharrem Selamoğlu

Rıtvan Köybaşı

 

 

Niğde

Nevşehir

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Uygun görüşle takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Sayın Başkanım, önergeye katılıyoruz. Astsubayların birinci derecenin dördüncü kademesine yükseltilmesiyle ilgili düzenleme, dördüncü kademe olmadığı için üçüncü kademe olarak değiştirilmeyi içeriyor. Bu anlamda önergeye katıldığımızı ifade ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Gerekçeyi mi okutuyorum, konuşacak var mı?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçeyi okutun efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Yapılmış olan düzenlemede astsubayların birinci dereceye yükseltilmesi amaçlanmıştır. 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda ekli astsubaylarla ilgili gösterge tablosunda dördüncü kademenin olmaması nedeniyle bu değişikliğe ihtiyaç duyulmuştur.

BAŞKAN  - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda madde 75’in 3’üncü fıkrasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

75’inci maddenin 4’üncü fıkrasını okutuyorum:

4) Ek 79 uncu maddesinin altıncı fıkrasının son cümlesi “Bu yardımlar 1 Eylül- 31 Aralık tarihleri arasında yılda bir kez olmak üzere ve ilgili eğitim öğretim yılında öğrenci olduklarını gösterir belge ile müracaat edenlere, talepte bulunduğu yılın Eylül ayında geçerli olan memur aylık katsayısına göre hesap edilerek başvurularını izleyen ay içinde toptan ödenir.” şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Madde üzerinde söz isteyen var mı? Yok.

Madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

119 sıra sayılı Kanunun Tasarısının çerçeve 75 inci maddesinin (4) numaralı çerçevesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Ayhan Sefer Üstün

Mehmet Yüksel

 

Rıtvan Köybaşı

 

Sakarya

Denizli

 

Nevşehir

 

Ahmet Aydın

Muharrem Selamoğlu

 

 

 

Adıyaman

Niğde

 

 

“4) Ek 79 uncu maddesinin altıncı fıkrası “Yukarıda sayılan şehit ve malullerin çocuklarına; ilk öğretim öğrencileri için (1250), lise öğrencileri için (1875) ve yüksek öğrenim öğrencileri için (2500) gösterge rakamlarının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutar kadar her ay eğitim ve öğretim yardımı yapılır. Bu yardımlar 1 Eylül-31 Aralık tarihleri arasında yılda bir kez olmak üzere ve ilgili eğitim öğretim yılında öğrenci olduklarını gösterir belge ile müracaat edenlere, talepte bulunduğu yılın Eylül ayında geçerli olan memur aylık katsayısına göre hesap edilerek başvurularını izleyen ay içinde toptan ödenir.” şeklinde değiştirilmiştir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Uygun görüşle takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Sayın Başkanım, bu düzenlemeyle, şehit ve gazilerin çocuklarına yapılan eğitim ve öğretim yardımları yüzde 25 civarında artırılmaktadır. Her çocuk için -şehit ve gazi  çocuğu için- ilköğretimde yıllık 594 YTL olan yardım 742 YTL’ye, ortaöğretimde 891 YTL olan yardım 1.114 YTL’ye, yükseköğretimde de 1.188 YTL olan yardım 1.485 YTL’ye çıkarılmaktadır. Katıldığımızı ifade ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Gerekçeyi mi okutuyorum?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Yapılmış olan düzenleme ile harp malulleriyle şehitlerin çocuklarına ödenmekte eğitim ve öğretim yardımı tutarların, günün şartlarına paralel hale getirmek amacıyla % 25 artırılmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 75’inci maddenin 4’üncü fıkrasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 75’inci maddenin 4’üncü  fıkrası kabul edilmiştir.

Madde 94’ün 3’üncü fıkraya bağlı geçici madde 1’i okutuyorum:

Madde 94

3). 2022 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir:

GEÇİCİ MADDE 1. Bu Kanun kapsamındaki kişilere bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar yersiz ödenen ve geri alınması gereken aylıklar ile bunlardan doğan ceza ve faizler terkin edilmiştir. İlgililer hakkında herhangi bir idari ve adli takibat yapılmaz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Madde üzerinde konuşmak mı istiyorsunuz?

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Vural.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Siz de mi konuşmak istiyorsunuz?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Evet, ben de kişisel söz istiyorum.

BAŞKAN – Tamam.

Siz, şahsınız adına mı grup adına mı?

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, grup adına efendim. Sayın Genç şahsı adına istedi.

BAŞKAN – Buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, lütfen biraz sessiz olursanız… Sayın milletvekilleri, lütfen yerlerinize oturunuz ve sessiz olunuz.

MHP GRUBU ADINA OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; bugün bu görüştüğümüz, tekriri müzakere münasebetiyle görüştüğümüz bu madde aslında sosyal güvenlik ve genel sağlık sigortasıyla ilgili yapılan düzenlemelerin son maddesi. Bu vesileyle, bu tasarı görüşüldüğü müddetçe Milliyetçi Hareket Partisi Grubuna mensup milletvekillerimizin ortaya koyduğu tavrın anlamı ve bizim bu tasarıya genel bakış açımızla ilgili görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Anayasa’mızın 60’ıncı maddesi “Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” demektedir. Dolayısıyla, Anayasa’nın bu amir hükmü çerçevesinde vatandaşlarımızın sürdürülebilir bir güvenliğe kavuşturulması gerekmektedir. Takdir edersiniz ki “güvenlik” kavramı, süreklilik ve sürdürülebilirlik olduğu müddetçe anlam ifade eder. İnsanların çalıştığı müddet içerisinde elde ettiği haklarla çalışması bittikten sonraki hakların sürdürülebilir ve sürekli olabilmesinin dikkate alınması ancak bir güvenlik oluşturur. Eğer bu güvenliği sağlayamazsanız, eğer günübirlik yasalarla, her yıl değişen yasalarla toplumun sosyal güvenliğini düzenlemeye kalkarsanız, bu, güvenlik düzenlemesi olmaz, aksine, çok önemli riskler oluşturur. İşte bu tasarıyla, aslında, bugün yine bunun bir örneğini yaşıyoruz. Dolayısıyla, 2006 yılında çıkartılan bir yasa bugün tekrar değiştirilmek isteniyor, muhtemelen yarın tekrar bu yasa düzenlenecek. Her ne kadar 2035 yılı, 2048 yılı bahsedilmişse bile, biliyorsunuz daha 2006 yılında çıkartılan bir yasanın değiştirilmesini bile öngördüğümüze göre, muhtemelen bu yasa da maalesef, sürdürülebilir bir güvenliği sağlamaktan uzak gözükmektedir. O bakımdan, sosyal güvenliği temin etmenin yolu, bir kere bu konuda çalışan kesime ve vatandaşlarımıza sosyal güvenliği temin edecek normlarda kararlılık oluşturması ve bu kararlılık çerçevesinde iş gücü piyasasında istikrarın temin edilmesi gerekir. Maalesef bugün, biliyorsunuz bütün sosyal taraflar ayakta, işveren kesimleri, işçi kesimleri, memur kesimleri, yıpranma zammı almayan vatandaşlarımız, müktesep haklarını kaybeden vatandaşlarımız, hepsi ayakta. Şimdi, ne hakkımız var? Böyle bir güvenlik olabilir mi? Bu Parlamento her an, her şeyi, her zaman yapabilecek konumdaysa bugün çalışan bir kimsenin bu hakkının elinden alınabileceği tehdidi de bir güvenlik oluşturmaz, aksine güvensizlik oluşturur.

Bu tasarının temel mantığı nedir? Bize göre bu tasarının temel mantığı, sosyal güvenlik sisteminde vuku bulan açıkları azaltmaktır. Bu açıkları azaltarak yükleri azaltmaya yönelik, sadece gelir elde etme mantığına göre kurulmuş bir yasadır. O bakımdan da Türkiye'nin makroekonomik dengelerini kurmak üzere stand-by anlaşması imzalamış IMF’nin, stand-by’dan sonra izleme yapabilmesi ya da ihtiyari bir stand-by’ı sürdürebilmesi için, IMF’nin talebi üzerine gelmiştir. Malum olduğu gibi IMF’nin sosyal bir yönü yoktur. Onda sadece kapitalist dünyanın kendi dengeleri içerisinde gelişmekte olan ülkelere politika empozesi asıldır. O bakımdan, böyle bir kanun tasarısı, esas itibarıyla sadece ve sadece yükleri dikkate aldığı için de sosyal yönü oldukça zayıf bir tasarıdır.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, Türkiye'nin özellikle 2012 yılından sonra başlayacak yirmi yıllık bir demografik fırsatı vardır. Bu fırsat çok önemlidir. Özellikle çalışabilir nüfusumuzun artması, bağımlılık oranının düşmesiyle birlikte, yaklaşık yirmi yıl boyunca, Avrupa ülkelerine nazaran çalışabilir ve genç nüfusun daha fazla olması, bağımlılık oranının düşmesi Türkiye için bir fırsat penceresidir. O zaman bu fırsat penceresini değerlendirmek için ne yapmamız lazım? Bizim çalışabilir nüfusumuz arttığına göre, bağımlılık oranımız azaldığına göre önceliğimiz ne olmalıdır? Bu tasarı bir önceliği, Türkiye'nin önceliğini dikkate almıyor. Türkiye'nin önceliğinin ne olması lazım? Eğer bağımlılık oranı düşüyorsa, eğer çalışabilir nüfusumuz -on beş-altmış dört- on beş yaşından yukarı nüfusumuz yüzde 70’i bulmuşsa, yapmamız gereken iş, bu çalışabilir nüfusu istihdam edecek politikalara öncelik vermektir. Bunu vermediğimiz takdirde bu demografik fırsatı kullanamayız. O bakımdan, bunlar çözüm değildir. Aslında bu fırsatı kullanırsak aktüeryal denge açısından da sosyal güvenlik dengesini oluşturabiliriz. Ama maalesef, Hükûmetin önceliği iş gücüne katılma oranını artırmak olmadığı müddetçe, çalışabilir nüfusumuzu daha fazla eğitecek, eğitilmiş nüfusumuzu istihdam edecek yüksek katma değerli sektörleri teşvik edecek politikalar olmadığı müddetçe bu demografik fırsat penceresi bize kapanır. O bakımdan, gerçekten Hükûmetimizden istediğimiz şey, bu fırsatı, bu tarihî fırsatı kullanmanızdır. Yüzde 48’le iş gücüne katılma oranıyla rekabet edemeyiz. Asgari ücretli istihdamla, temizlik işçileri istihdamıyla, kömür dağıtmakla ya da koruma-güvenlik memuru kadrolarıyla biz istihdam sağladığımızı düşünüyorsak bu genç nüfusumuzun rekabet edici özelliğini kullanamıyoruz demektir. O bakımdan, yapılması gereken şey bu nüfusumuzu eğitmek ve istihdama sokmaktır. Türkiye'nin önceliği bu değildir. Altmış beş yaşla ilgili emeklilik, bağımlılık oranı düşen bir Türkiye için bağımlılık oranı yüksek bir Türkiye bakışıyla düzenleme yapmak öncelik sırasına göre doğru değildir. O bakımdan, bir taraftan kayıt dışını kayıt içine almak, istihdamı teşvik etmek, istihdamı teşvik ederken de bunu yüksek katma değerli sektörlere yöneltmek lazım. Bu bizim için gelecekle ilgili bir meseledir. Bunun siyasi tercihle ilgisi, alakası olmaması gerekir. Siyasi partilerin bunların yöntemiyle ilgili tercihleri olabilir ama, takdir edersiniz ki, eğer istihdamı artıracak politikalarımızı eğer hepimiz beraber, birlikte uygulayamazsak, yarın öbür gün kim iktidar olursa olsun, bu Türkiye’nin, bu rekabet gücü azalmış Türkiye’nin sorununu çözmek giderek zayıflar. O bakımdan, bu tasarıyla getirilen emeklilere, çalışanlara yükü artırarak, yaşlı nüfusların sosyal güvenlik yükünü çalışanlara ve emeklilere yükleyen mantık, o bakımdan Türkiye’nin mantığıyla, Türkiye’nin mevcut ekonomik, demografik özellikleriyle bağdaşmamaktadır. Bu bakımdan, temel eleştirilerimiz, açıkçası budur.

Bu çerçevede bakıldığı zaman, bu kanunla ilgili, milletvekillerimiz gerek alt komisyonda gerek Plan ve Bütçe Komisyonunda gerekse Parlamentoda çok aktif bir şekilde, anlamlı önergelerle katkı sağladık. Tabii, bu temel eleştirimiz değişmemekle birlikte, mümkün olduğunca da bu olumlu katkılarımızı kabul ettirmeye çalıştık. Bazılarında mümkün oldu ama bütün bu olumlu adımlara rağmen, temel olarak bu kanunun Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılamaktan öteye, sadece mali gelir elde etmeye yönelik bir temel perspektifle hazırlandığını ve sürdürülebilir olmadığını düşünüyoruz. Bu bakımdan da tasarının bu eksiklerini dikkate alarak, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak bu tasarıya ret oyu vereceğimizi bilmenizi istiyorum.

Bu tasarıda eksik olan bazı hususlar da var. Tabii, özellikle prim ödeme konusunda zorluğa giren BAĞ-KUR ve çiftçilerle ilgili, maalesef, bir yeniden yapılandırma yer almadı. Oysa, eğer bu bir reform ise, bu bir, açıkçası, temel kanun ise bu temel kanunda uyum konusunda sorun çıkmış kesimlerin bu sorunlarını halletmesi gerekmektedir. Yeni bir beyaz sayfa açmamız gerekirdi. Nasıl biraz sonra onaylayacağımız önergeyle altmış beş yaş aylığı, özürlülerle ilgili yapılmış terkinlerin, cezaları, para cezalarını, hepsini affediyorsak, terkin ediyorsak, çiftçilerin ve BAĞ-KUR’luların da borçları konusunda bir karar vermemiz lazımdı. Maalesef, bu kararı yerine getirmedik.

Tabii, böyle bir kanun vesilesiyle, bunu yürütecek Bakanlar Kuruluna, inşallah diyorum ki, gazetelerde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

Buyurun.

OKTAY VURAL (Devamla) – Evet, insanlık ayıbı; 230 YTL için rehin bırakılan çocuk. Hani yoktu? Hani yoktu?

MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) – Özel hastane o.

VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) – Çarpıtmayın, doğru bilgi verin.

OKTAY VURAL (Devamla) – Bütün gazetelerde başlıklarda. Dolayısıyla bizim isteğimiz, bu vatandaşlarımızın bu konuma düşürülmemesini temin edecek politikaları kararlılıkla uygulamaktır.

MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) – Sizin dönemizde her gün vardı.

OKTAY VURAL (Devamla) – Bu çerçevede şunu da ifade etmek istiyorum, aslında milletvekillerimiz ifade etti: Sekiz yıl önce, dokuz yıl önce bu Parlamentoda yapılan görüşmelerde “Mezarlıkta emeklilik, zulüm yasası, IMF’nin dayatması.” diye elli sekiz-altmış yaşı eleştirenler… Diyorum ki bu da Cenabıhakk’ın imtihan şeklidir. Allah bizi kendi sözlerimizle imtihan ettirmesin. (MHP sıralarından alkışlar) Bundan ibret almamız gerekmektedir. Bu sözleri kullananlar bu süreçten de ibret almalıdır.

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

OKTAY VURAL (Devamla) – Bu kanuna “ret” oyu vereceğimizi ifade ediyor, hepinize saygılarımı arz ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Vural. (MHP sıralarından alkışlar)

Sayın Genç, buyurunuz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Efendim, 119 sıra sayılı yasanın 94’üncü maddesi üzerinde tekriri müzakere edildiği için şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Bir dakika Sayın Genç.

Sayın milletvekilleri, lütfen ya yerlerinize geçiniz ya dışarıda müzakere ediniz.

Buyurunuz Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Devamla) – Sayın milletvekilleri, bu yasa altmış beş yaşını doldurmuş, muhtaç, güçsüz ve kimsesiz Türk vatandaşlarına aylık bağlanmasına ilişkin bir maddesidir bu. Bugün bütün gruplar bununla ilgili bir önerge verdiler ve usule aykırı olarak bütün… Tabii, çok büyük, geniş bir mali kapasitesi olan ama geniş bir seçmen kitlesine de hitap ettiği için bütün gruplar ayrı ayrı çıktılar, konuşma da yaptılar, ama şimdi tekriri müzakereyle aynı o bütün grupların üzerinde anlaştıkları metni tekrar değiştiriyoruz.

Yani görüyorsunuz ki ne kadar büyük bir hata yapıyorsunuz. Biraz önce verdiğiniz, yani bir saat veya iki saat önce verdiğiniz önergede ne kadar çalakalem önerge hazırladığınız, ondan sonra ne kadar çalakalem kanun metinleri hazırlayıp da daha iki saat geçmeden buradaki getirdiğiniz metni beğenmiyorsunuz, yerine ikinci bir metin getiriyorsunuz. Galiba o önergede, sabahleyin kabul edilen önergede cezai ve icrai takipleri durdurttunuz.

Şimdi, olayın özü de bu: Yani özürlü bir vatandaş özürlü maaşını alırken bir ara da bir sosyal güvenlik kurumundan babasından, annesinden gelen bir emekli maaşı alıyorsa işte bu bir kişi çift sosyal güvenlik kurumundan maaş almadığı için bunun birisini iade etmek zorundadır. Bu konuda tabii milyonlarca dava var. Belki milyon olmasa bile milyona yakın davalar var, bunu düzeltiyorsunuz. Bence de yerinde bir düzeltme. Ama yani bugün daha düzelttiğiniz bir konuyu yeniden düzeltiyorsunuz. Bu, işte, Parlamenter yasama faaliyetinin çok yerinde, bilerek, bilinçli olarak yapılmadığını gösteriyor.

Değerli milletvekilleri, bu arada bize gelen bir doktorlar grubu var. Bu doktorlar grubu bazı dal ve merkez birimlerini kuran… Daha önce gitmişler, işte Bayındırlık Bakanlığına, sağlık müdürlüklerine başvurmuşlar ve bunlar “Tamam.” demişler, “Bütün belgeleriniz tamam, buyurun size ruhsat verelim.” demişler. İşte, son, gelmişler Sağlık Bakanlığına, müracaat etmişler, 217 tane doktor… Bunlar yeni bir sağlık merkezi açacaklar veyahut da işte belli dal merkezlerini açacaklar. Son, Bakanlık bunlara demiş ki: “Hayır, açamazsınız.” Niye? Gidin, efendim, sizin faaliyette bulunacağınız yerden, orada faaliyette bulunacağınıza dair müsaade getirin. Bana diyorlar ki: “Başlangıçta bizden böyle bir talepte bulunmadılar ama son anda sırf bizi yokuşa sürmek için geldiler böyle bizden bir talepte bulundular.“ Şimdi, diyorlar: “AKP’nin milletvekillerine gidiyoruz: Vallahi, biz Sağlık Bakanından korkarız, bunu söyleyemeyiz kendisine.”

Şimdi, değerli milletvekilleri, bakın, parlamenterlik, milletvekilliği çok onurlu ve soylu bir görevdir. Yani olabilir, birileri sizi buraya seçmiş getirebilir ama 217 tane doktor, mütehassıs doktor -her birisinin yanında en azından 5-10 tane doktor var, hemşire var- ondan sonra bu insanlar bütün servetlerini harcamışlar bir merkez kurmuşlar. Şimdi, yeni getirilen bu kanunla, ben inanıyorum ki çeşitli tarikat mensubu büyük hastane sahipleri…Tarikat mensupları hastane kurdular, sırf bu hastanelere hastalar gitsin diye, bu insanlara böyle bir müşkülat çıkarıyorsunuz ve bu insanları faaliyetten men ediyorsunuz.

Birisi bana dedi ki o mütehassıs doktorlardan -Vanlıydı, Van’da galiba şey ediyor- biri: “Ben karımdan boşandım, çocuklarımı okullardan aldım, bütün servetimi verdim buraya, yani intihar edeceğim.”

Değerli milletvekilleri, bakın, bu kadar mantıksızlık, bu kadar akılsızlık, bu kadar izansızlık olur mu yani? Böyle bir şey olur mu? Sen gideceksin vatandaşa: Evet, sen yeteri kadar masrafını yap, ondan sonra alet edevatı al, tıbbi malzemeleri al, kur buraya, ondan sonra son anda… Bakanlık da başlangıçta bunlara böyle bir şey söylememiş. Ama tarikattan gelen, kendi bağlı oldukları tarikatların kurduğu hastanelerin menfaatleri yok olmasın diye insanlara böyle bir zulüm yapıyorsunuz. Bu hangi adaletten, bu hangi haktan, hangi hukukta var ben anlamıyorum.

Tamam da, yani bu memlekette onlar da kazansınlar, sizin tarikattakiler de kazansınlar. Yani bu memleketin parası çok. İşte, daha önceki yaptığım konuşmalarda da biliyorsunuz, sosyal güvenlik deliği diye bir şey yok. İktidarların yaptıkları rüşvetlerin yarattığı delikler var. Yani şimdi, bu kanuna göre, siz fatura ödemesini eğer doktorluk mesleğinden anlamayan kişilere inceletirseniz, mesela hangi teşhise hangi tetkikler yapılması lazım, hangi teşhise hangi ilaçlar verilmesi lazım…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

KAMER GENÇ (Devamla) - …konularında, bu konuda bilgi sahibi kişilere faturaları inceletmezseniz ne olur? Bazı kişiler, hiç anlamayan kişiler gidecek o faturaları, şişirilmiş faturaları öderler ve dolayısıyla devlet büyük bir haksız kazançla, haksız bir masrafla karşı karşıya kalabilir. İşte bu sosyal güvenliğin en büyük deliği buradan geliyor sayın milletvekilleri.

Onun için -maalesef gücümüz yetmiyor tabii, 340 milletvekilisiniz, kendiniz çalışıyorsunuz, kendiniz oynuyorsunuz, bu da tabii ayrı bir şeyle ama- bize düşen, burada işte düşüncelerimizi söylüyoruz. Halk da bizi dinliyor. Tabii zamanım da kalmadığı için bir iki şeye daha şey edecektim. Yani işin kısası, bu maddede yapılan değişiklikle cezai ve icrai takipleri kapsaması lazım. Yani bir yetim, bir özürlü kişi gitmiş, babasından yetim maaşı alıyorsa bu zamanında fark edilmemişse bundan dolayı bu kişiler hakkında ne cezai ne de icrai takibat yapılmasın. Bunu belirtmek istedim.

Saygılar sunuyorum efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Genç.

Madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

119 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 94'üncü maddesinin 3'üncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Mustafa Elitaş

Oktay Vural

Selahattin Demirtaş

 

Kayseri

İzmir

Diyarbakır

 

Kemal Anadol

Orhan Erdem

 

 

İzmir

Konya

 

3) 2022 sayılı kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"Geçici Madde 1- Bu kanun kapsamındaki kişilere bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar yersiz ödenen ve geri alınması gereken aylıklar ile bunlardan doğan ceza ve faizler terkin edilmiştir. İlgililer hakkında herhangi bir idari ve icrai takibat yapılmaz."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Uygun görüşle takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Katılıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi mi okutuyorum?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: 2022 sayılı Kanun kapsamında olan hak sahipleri, gelirleri belirlenen limitin altında olan vatandaşlar olup bu aylıklarına ilave gelir elde etmek amacıyla zaman zaman geçici işlerde çalışmaktadırlar veya zorunlu harcamalarından kısmak suretiyle elde ettikleri tasarruflarını isteğe bağlı emeklilik uygulamalarına aktarmaktadırlar. Elde ettikleri gelirler ve iş imkânları geçici ve vatandaşın sosyal statüsünü değiştirecek ölçüde olmayan niteliktedir. Söz konusu vatandaşların mevzuat gereği 2022 aylıklarından mahrum bırakılmaları zaten önemli bir gelir kaybı olacaktır. 2022 sayılı Kanuna eklenen bu madde ile aylık ödemeleri kesilen ve mevzuat uyarınca haklarında işlem yapılan vatandaşların mağduriyetlerini gidermek, yazılı ve sözlü müracaatlar ve vatandaşların lehine sonuçlanan davalar nedeniyle Kurum aleyhine oluşan ek maliyetleri sınırlı tutmak amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Madde 94’ün 3’üncü fıkraya bağlı geçici madde 1’i kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Yirmi dakika ara veriyorum.

                                                 Kapanma Saati: 18.26

 

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Fatma SALMAN KOTAN (Ağrı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 92’nci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

119 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Sayın milletvekilleri, tasarının görüşmeleri tamamlanmıştır.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Oylama için beş dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, açık oylama sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı : 280

Kabul                       : 225

Ret                           : 55(x)

Böylece, tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Şimdi, Sayın Bakan, kısa bir teşekkür konuşmasına buyurunuz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; uzunca bir süredir, aslında beş yılı aşkın bir süredir Türkiye'nin gündeminde olan sosyal güvenlik reformuyla ilgili çalışmalarımız, 60’ıncı Hükûmetle birlikte Anayasa Mahkemesinin iptal kararı çerçevesinde tekrar ele alınmış ve yaklaşık sekiz aylık bir dönem içerisinde tüm sosyal taraflarla enine boyuna bütün maddeleri, bütün kapsadığı hususları dikkate alarak değerlendirmeler yapılmış ve mümkün mertebe sosyal taraflarla en üst düzeyde uzlaşı sağlanması konusunda ciddi mesafeler alınmış ve o çerçevede de Türkiye Büyük Millet Meclisine sosyal güvenlik reformu sevk edilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisine yasayı sevk etmeden önce siyasi parti gruplarıyla da bir araya geldik. Kendileriyle de gayet verimli değerlendirmeler yaptık ve kendilerinden gerek Komisyon çalışmalarında gerekse Genel Kurul çalışmalarında her zaman katkıya açık olduğumuzu ve bu 70 milyonu ilgilendiren, çocuklarımızı, torunlarımızı, Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren bu Yasa’yla ilgili bu katkılara açık olduğumuzu ifade ettik ve katkıları da bu dönemler içerisinde yoğun bir şekilde aldık. Muhalefet-iktidar ayrımı gözetmeden çok önemli düzenlemelere birlikte imza atmış olduk. Gerçekten de, Türkiye’nin 2070’li yıllarını ilgilendiren ve kamuoyunda da, medyada da gerekli gereksiz tartışmalara konu olan bu Yasa’nın çıkmasında ve katkıların sağlanmasında emeği geçen başta, işin başlangıcında sivil toplum kuruluşlarımıza, tüm işçi sendikalarımıza, memur sendikalarımıza ve siyasi parti gruplarımıza özellikle teşekkürlerimi sunmayı bir borç biliyorum.

                                

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağıa eklidir.

Bu önemli düzenleme yapılırken, bu Yasa, bu reform çalışması yapılırken kapsamından dolayı sıkıntılar yaşadığımızı da ifade etmek istiyorum çünkü bir kuyuya bir taş atılıyor ve bu taşı çıkarmak için gerçekten günlerce, saatlerce emek sarf etmeniz gerekiyor. Bununla ilgili çok örnekler yaşadık. Aslında, Yasa’nın hiç hak etmediği gereksiz ve haksız eleştiriler dönemini geçirdik ama netice itibarıyla, inanıyorum ki kamuoyu da, buradaki değerlendirmeler de, kamuoyu bilgilendirme çalışmalarımız da düne göre, geçmişe göre bu Yasa’ya bakışın, Türkiye’nin geleceğini düzenleyen, Türkiye’nin geleceğine imza koyan ve Türkiye’nin sürdürülebilir bir sosyal güvenlik anlayışını oturtması açısından, popülizmden uzak, günübirlik, mevsimlik, seçimlik değerlendirmelerden uzak ve sürdürülebilir bir sosyal güvenlik konusunda atılmış bir adım olduğunu kamuoyu da kavramaya iyiden iyiye başlamış bulunuyor. Bundan sonra da, bu Yasa’nın ne getirip ne götürdüğüyle ilgili, başta milletvekili arkadaşlarımız olmak üzere tüm kurum çalışanlarının sizleri ve 70 milyon vatandaşımızı bilgilendirme çalışmalarını sürdüreceğini ifade etmek istiyorum ve bu konularla ilgili gerekli bilgi ve belgelerle Türkiye’nin dört bir tarafına bu Yasa’nın ne getirdiği bir tanıtım kampanyası çerçevesinde duyurulacaktır.

Son olarak şunu ifade etmek istiyorum: Değerli milletvekilleri, tabii bu yasama faaliyetleri ve Türkiye’deki tüm toplumsal sorunları, sosyal kesimlerin sorunlarını çözen bu yüce çatıdır. Bu yüce çatı altında bulunan milletvekili arkadaşlarımız gerçekten, geçen dönem itibarıyla söylüyorum, dokuz yüz altmış yasa tasarısını bu Meclisten geçirdi. Bu dönem tam rakam olarak bilemiyorum ama çok önemli yasalara imza atmaya başladığımızı hep beraber müşahede ediyoruz. Bu kadar önemli düzenlemeleri yapan milletvekillerimizle ilgili, kamuoyunda yersiz ve gerekçesiz birçok haksız değerlendirmelerin olduğunu da bu vesileyle ifade etmek istiyorum. Bu Parlamento, bu milletvekilleri, bu değerlendirmeleri, bu haksız yakıştırmaları hak etmiyor arkadaşlar, bunu özellikle vurgulamak istiyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) Ve milletvekilleriyle ilgili ne zaman bir konu gündeme gelse bu haksız ithamlar ve haksız değerlendirmeler maalesef gündeme gelmektedir.

Son dönemlerde, Anayasa Mahkemesinin sosyal güvenlik reformunu iptali çerçevesinde, bu Yasa’nın yeniden ele alınması bazı hususiyetleri, bazı yeni düzenlemeleri de gündeme getirdi. Bunların başında, mevcut kamu görevlileri, dolayısıyla bütün milletvekilleri mevcut statüye tabidir, şu anda yürürlükteki mevzuat neyse ona tabidir. Bu bilinmesine rağmen, bununla ilgili çok farklı yorumlar ve değerlendirmeler maalesef kamuoyunda ve ilgili çevrelerde yapılıp kafalar bulandırılmaya çalışıldı ama bunların doğru olmadığını ifade ediyorum. Ama şunu da bütün açık yüreklilikle ifade etmek istiyorum: Türkiye'nin geleceğine imza koyan, bu kadar önemli düzenlemeler yapan, Türkiye’ye yön veren yüce Parlamentoda görev yapan milletvekillerinin özlük haklarını da mertçe, yiğitçe hep beraber buraya getirip, birilerinin konuşmasına, birilerine alet etmeyerek buradan geçirmemiz gerekiyor arkadaşlar. Bunu da bu vesileyle burada ifade ediyorum, tekrar bu önemli reforma katkılarınızdan dolayı bütün muhalefet partilerimize, iktidar partisi mensuplarımıza, bütün milletvekillerimize, bütün sivil toplum kuruluşu mensuplarımıza teşekkür ediyorum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Kurum çalışanlarına da Sayın Bakanım, çalışanlara da…

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK (Devamla) - Kanun tasarısının milletimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

Sayın milletvekilleri, şimdi, 2’nci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/443) (S. Sayısı: 84)  (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet? Yerinde.

Komisyon raporu 84 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde gruplar adına söz isteyen? Yok.

Şahıslar adına? Yok.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Daha önce söz talebim vardı.

BAŞKAN – Sayın Genç, konuşmak istiyor musunuz?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Evet Sayın Başkan.

BAŞKAN – Şimdi, şahıslar adına, Van Milletvekili Gülşen Orhan, Bursa Milletvekili Mehmet Emin Tutan, Kütahya Milletvekili Alim Işık söz istemiştir.

Onlar konuşmadığına göre, buyurunuz Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz bu Başkanlık Divanının tarafsız hareket etmesini istiyoruz. Bakın, siz, şimdi orada “Tasarının tümü hakkında söz isteyen yok.” dediniz. Ben daha önce burada söz talebinde bulundum ama benim söz talebinde bulunduğumu kale almadınız.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Gruplar adına… Gruplar adına… Gruplar istemedi.

KAMER GENÇ (Devamla) – Bir dakika… Kimsenin avukatlığını yapmayın. Arkadaşlar, bırakın yani şimdi ya! Ben şurada yıllarca bu Parlamentoda görev yapan bir insanım.

BAŞKAN – Sayın Genç…

KAMER GENÇ (Devamla) – Efendim, ben sözlerimi söyleyeyim.

BAŞKAN – “Tasarının tümü üzerinde gruplar adına söz var mı?” dedim. Lütfen… Düzelteyim…

KAMER GENÇ (Devamla) – Hayır Sayın Başkanım, şimdi…

BAŞKAN – “Yok.” dediler. “Şahıslar adına var mı?” dedim. Sonra da şahısları teker teker okudum.

Buyurunuz.

KAMER GENÇ (Devamla) – Şimdi, bakın, şu Meclis Başkanlık Divanı maalesef bizim burada konuşma hakkımızı elimizden almak için her türlü tertibin içinde.

FARUK KOCA (Ankara) – Senden çok konuşan var mı?

KAMER GENÇ (Devamla) – Şimdi, orada… Ben şimdi burada olmasaydım, “Bu tasarı üzerinde söz isteyen yok.” denilecekti, maddelere geçilmesi oylanacaktı. Bunun doğrusunu konuşalım.

Şimdi, böyle bir Başkanlık Divanı ve böyle bir davranış biçimi olmaz. Bu Türkiye Büyük Millet Meclisi Parlamentosunda yönetimin tarafsız olması lazım. Şimdi, AKP bizim konuşmamızdan nedense çok büyük rahatsızlık duyuyor. E, tabii ki rahatsızlık duyacaksınız.

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – Millet sana geveze diyor, geveze!

KAMER GENÇ (Devamla) – Çünkü siz bu memleketi en büyük hile, en büyük gayrimeşru yollarla idare ediyorsunuz. Burada kendi Grup Başkan Vekiliniz diyor ki: “Yahu, bildiğiniz suistimalleri söyleyin.” E, ben bin tane, yüz tane suistimal söyledim.

                                 

(x) 84 S.Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize) – Yalan söyleme, yalan söyleme!

KAMER GENÇ (Devamla) – Yani, şimdi, siz… Bu suistimaller nasıl ortaya çıkarılacak? Ben size diyorum ki, şu olayda suistimal var. Sizin Maliye Bakanının oğlunun çalıştığı firmaya…

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – At, at, daha at!

KAMER GENÇ (Devamla) – …Tekel makinelerinin mukavelesinin onaylanmasından iki gün sonra 30 bin dolar gitmiş mi gitmemiş mi?

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – Gitmemiş.

KAMER GENÇ (Devamla) – Eğer gitmemişse araştıralım.

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – İşimiz gücümüz yok da kişiyi mi araştıracağız burada?

KAMER GENÇ (Devamla) – Burada bir Meclis araştırmasını kuralım. Gitmemişse ben o zaman özür dilerim, derim ki: “Ben bu kişiye iftira atmışım.” veya “Basın bu kişiye iftira atmış.”

Ben yine size Kütahya Şeker Fabrikasında sizin…

MUSTAFA CUMUR (Trabzon) – Katar’a gel, Katar’a.

KAMER GENÇ (Devamla) – Daha geleceğim, daha gıcık alacaksınız, siz onu… Durun.

MUSTAFA CUMUR (Trabzon) – Sayın Başkan, bu gıcıklık yapmak için mi buraya geliyor?

KAMER GENÇ (Devamla) – Kütahya Şeker Fabrikasında, Kütahya Şeker Fabrikasını alan sizin milletvekili 2003 yılında bu fabrikayı satın aldıktan bir sene sonra tapuda bir tahrifat yaparak 112 dönüm araziyi kendi üzerine geçirdi mi geçirmedi mi? Ayrıca tapu kayıtları ortada.

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – Geçirmedi.

KAMER GENÇ (Devamla) – Geçirmedi diyorsanız, buyurun, gidip inceleyelim.

Ayrıca, bununla ilgili lojmanları üzerine geçirdi mi geçirmedi mi? Gidelim, inceleyelim.

YAŞAR KARAYEL (Kayseri) – Şeker fabrikası nerede, Katar’da mı?

KAMER GENÇ (Devamla) – Ayrıca, Bursa’da kamu kurumuna ait olan 150 dönümü siz imarsız olarak kendi yandaşlarınıza verdiniz, o alan adam 12 milyon dolara aldı, sonra orada yaptığı dükkânlardan ayda 15 milyon dolar alıyor mu almıyor mu?

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – Yok öyle bir şey!

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Konuyla ilgili konuş.

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – Yanlış söylüyorsun, yanlış!

KAMER GENÇ (Devamla) – Yine, şimdi sizin Başkanınız olan Tayyip Erdoğan bu memlekette Başbakan olmadan önce, siyasete atılmadan önce İstanbul’da bir gecekonduda oturuyor muydu? Bugün dünyanın sayılı zenginleri arasında mıdır değil midir? Bu kaynaklar nereden geldi size? (AK Parti sıralarından “Yalan” sesleri, gürültüler)

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – Nereden?

KAMER GENÇ (Devamla) – Bu kaynakları şey ediyorum.

FARUK KOCA (Ankara) – Yalan, yalan! Yalan!

KAMER GENÇ (Devamla) – Şimdi, Katar’la ilgili anlaşmayı imzalıyoruz. Ya, bu Katar niye sizin bu kadar sevgiliniz oldu, ben anlamıyorum.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, konuyla ilgili konuşsun.

KAMER GENÇ (Devamla) – Şimdi, bugünkü gazetelerde yazılıyor, 11 tane Türkiye Cumhuriyeti bakanı Katar’a gitmiş.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, konuyla ilgili konuşsun.

KAMER GENÇ (Devamla) – Allah Allah, bu Katar’da ne var yahu!

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – Para var, para…

KAMER GENÇ (Devamla) – Katar’da ne madenler var? Bu madenleri mi ihraç edeceğiz? (AK Parti sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, müdahale etsenize!

KAMER GENÇ (Devamla) – Neye müdahale edecek efendim? Burada kendi fikirlerimizi söylüyoruz.

Bu Katar’da ne var arkadaşlar? Bu Katar’a giden kişiler, bakanlar, başbakanlar ne hediyeler aldılar?

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – Hangi hediyeyi almışlar Katar’dan bakalım?

LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize) – Bir defa da doğruyu konuş!

KAMER GENÇ (Devamla) – Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devletidir, hukuk devletinde her şey açıktır ve şeffaftır. Şeffaf olan şeyleri açıklayın. Yani, şimdi, baş örtüsü yerine herhâlde bundan sonra, aldığınız hediyelerdeki mücevheratı örteceksiniz, öyle görünüyor. Abdullah Gül’ün karısının parmağındaki 65 milyarlık yüzüğü örteceği… Yani, başını örteceğine o yüzüğü örtsün. (AK Parti sıralarından gürültüler)

Yani, bakın… Şimdi, değerli milletvekilleri, bakın, şu memlekette niye bu Katar’la ilgili… Şimdi, kaç kişi gitti oraya, kaç kişi geldi? Ben diyorum ki, siz burada ne hediyeler aldınız?

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Katar’la ilgili konuş, Katar’la.

KAMER GENÇ (Devamla) – Türkiye Cumhuriyeti devleti eğer bir hukuk devleti ise, bu devleti yöneten insanlar eğer birileriyle özel ilişki kuruyorlarsa, o özel ilişkinin neticesini bir açıklasınlar.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’tan bahset.

KAMER GENÇ (Devamla) – Yani, neden dolayı son zamanlarda Katar’la, Araplarla bu kadar yakın ilişki kurduk?

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’tan bahset.

KAMER GENÇ (Devamla) – Tamam, Araplar dostlarımız, onlarla ilişkiler kuracağız ama, değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti devletinin şeffaf bir devlet olması lazım.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’ta ne oldu?

KAMER GENÇ (Devamla) - Bir hukuk devleti olan bir devlette herkesin her şeyi bilmesi lazım ama her şeyi gizliyorsunuz.

 HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’tan bahset!

KAMER GENÇ (Devamla) - Her şeyi gizlediğinize göre, demek ki bunun içinde hesabını vermediğiniz birtakım olaylar var.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’tan bahset, Halikarnas’ta ne oldu?

KAMER GENÇ (Devamla) - Bu hesapları bugün örtebilirsiniz, 340 milletvekiline dayanarak örtebilirsiniz ama yarına bu millet sizden o kadar öyle ağır bir hesap sorar ki…

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’ta ne oldu?

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, Başkanınız Tayyip Erdoğan çıktı, gitti Katar’a, geldi, şimdi ortada yok. Nerede ya, dünden beri yok!

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – Çok mu lazım nerede olduğu?

KAMER GENÇ (Devamla) – Bugün bir yerde çıkmış mı çıkmamış mı ben şey etmiyorum.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’ta ne oldu?

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, değerli milletvekilleri, bu Türkiye sizin yöneteceğiniz bir devlet değil çünkü siz tarafsız bir yönetim göstermiyorsunuz. Dolayısıyla, bu tarafsız… Getirdiğiniz kanunlar ortada, Türkiye’deki soygun ortada, vatandaşların içinde bulunduğu ekonomik kriz ortada, işsizliğin uğradığı boyutlar ortada.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’ta ne oldu?

KAMER GENÇ (Devamla) - Sizin belediye başkanlarınız, ana kent belediye başkanlarınız Türkiye'nin kaynaklarını o kadar keyfî…

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’ta ne oldu?

KAMER GENÇ (Devamla) - …o kadar vicdansızca, o kadar adaletsiz şey ediyorlar ki...

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’ta ne oldu?

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, İstanbul Belediyesinin o kadar borcu var, gidiyor 5,5 trilyon liralık lale getiriyor.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’ta ne oldu?

KAMER GENÇ (Devamla) - Bu lalelerin ömrü ne kadar? Bu lalelerin ömrü on beş gün.

LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize) – Bak “Halikarnas’ta ne olmuş?” diyor!

KAMER GENÇ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bu memlekette insanlar aç, aç… Bu insanlar bu memleketlerde açken siz sefahat içinde yürüyemezsiniz. Sizin Başkanınız, Çankaya’ya çıkardığınız kişi yeni yeni uçaklar alarak, bu devleti bu kadar sefahat içinde, israf içinde yönetemez.

AHMET YENİ (Samsun) – Doğru konuş, doğru!

KAMER GENÇ (Devamla) - Yönetebilirsiniz ama ne kadar bir süre gideceksiniz?

Efendim, sizin hakkınızda kapatma davası açıldıktan sonra birdenbire Avrupa’nın sevgilisi durumuna düştünüz. Avrupalılar diyor ki… Efendim, gidiyorsunuz –bugün gazetelerde var- sizin komisyon başkanınız gidiyor Avrupalılara diyor ki: “Efendim, şu açılan kapatma davasını kına.”

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’ta ne oldu, Halikarnas’ta?

KAMER GENÇ (Devamla) - Bu, sevgili milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti devletine yakışmayan bir davranış biçimidir.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’ta ne oldu?

KAMER GENÇ (Devamla) - Eğer siz Türk halkından menfaat bekleyeceğinize, Türk halkının merhametine ve şefkatine sığınacağınıza gidip de Avrupa’nın, Amerika’nın merhamet ve şefkatine sığınmayın çünkü Avrupa ve Amerika’nın şefkati size yarar getirmez, size felaket getirir.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’ta ne oldu?

KAMER GENÇ (Devamla) – Bizler yıllarca bu insanlara çok büyük özveride bulunduk, istekleri doğrultusunda hareket ettik. Ne ettiler? Bir güne bir gün bizim menfaatimize  davrandılar mı? İşte, uluslararası meseleleri görüşüyoruz. İşte, İtalya’da, İzmir gibi çok mükemmel bir ilimize bir EXPO 15’i vermediler. Sizin hediyeler aldığınız, o düğünlerinize davet ettiğiniz, düğünlerde nikâh şahidi tayin ettiğiniz, o İtalya’nın en güçlü insanları geldi, dedi ki: “Ey Avrupalılar, siz EXPO 18’de bu Türkiye’ye oy verdiğiniz zaman.. Orada kadın ikinci sınıftır.” Dediler ki: “Orada kadına değer vermiyorlar. Böyle bir topluma mı şey vereceksiniz?”

Beyler, insanlar gerçekleri kavramaktan acizse, geri zekâlı ise o toplum batmaya mahkûm bir toplumdur. Biz diyoruz ki, burada toplumumuzun gerçeklerini dile getirirken burada bazı gerçekleri kavrayın ve bunları anlayın. Eğer kavrayıp da anlamıyorsanız, bilmem, ondan sonra sizi yönetenler… İşte, buyurun, Hükûmet sıralarında kimse yok.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI HAYATİ YAZICI (İstanbul) – Ne demek kimse yok!

KAMER GENÇ (Devamla) – Yahu sen 1 kişisin kardeşim, 1 kişi. Nerede bu Bakanlar Kurulu yahu? Nerede bu Bakanlar Kurulu? (AK Parti sıralarından gürültüler) Hepsi keyiflerine, gidip, bakıyorlar. “Efendim, bizim çocuklar çalışıyor orada.” diyor. Bizim çocuklar her zaman çalışmaz ki.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’ta ne oldu?

KAMER GENÇ (Devamla) – Bugün emeklilikle ilgili bir mesele oldu, akşama kadar anlaşmadınız. Bu kanunun şimdiye çoktan bitmesi lazımdı ama ne oldu? İşte, burada bir anlaşamadınız.

Şimdi, bakın, siyaset böyle yapılmaz, milletvekililiği böyle yönetilmez. Milletvekilliği onurlu ve şerefli bir görevdir. Birileri sizi seçebilir buraya ama bu kürsüye geldiğiniz zaman vicdanınıza, şerefinize, aklınıza ve mantığınıza uyarak oy vereceksiniz. Memleketimizin ve milletimizin menfaati neyi gerektiriyorsa ona göre oy verelim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’ta ne oldu ya? Onu bir anlat.

KAMER GENÇ (Devamla) – Şimdi, değerli milletvekilleri, memleket, bakın, çok ciddi sıkıntılara gidiyor, inanmanızı istiyorum. Sokaktaki insanlar kuşku içinde, yarının ne olduğunun sıkıntısı içinde, dünyada bir ekonomik krizin patlak vereceğinin sıkıntısı içinde.

Bakın, bugünkü gazetelerde okumuşsunuz. 2008 bütçesi ne kadar açık vermiş? Geçen sene 4,8 katrilyon fazlalık vermiş, bu sene 4,9 açık vermiş. Geçen seneki 4,8 fazlalık vermesinin nedeni nedir? Sizin Telekom’u verdiğiniz kişi size 5,5 milyar doları beş yılda vermesi lazımken hemen getirmiş vermiş. Bu da çok şaibeli bir tahsilattır, bunun arkasını araştırmak lazım.

YAŞAR KARAYEL (Kayseri) – Niye? Kim neyi biliyor?

KAMER GENÇ (Devamla) – Onu ben gelin size özel izah edeyim.

YAŞAR KARAYEL (Kayseri) – Aklın eriyor mu?

KAMER GENÇ (Devamla) – Gelin onu özel izah edeyim. Zamanım yok çünkü.

Çünkü, eğer bir yabancı şirket getirip de size…

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Halikarnas’ta ne oldu?

KAMER GENÇ (Devamla) – Halikarnas’a geliyorsan sen gelip… (AK Parti sıralarından gürültüler)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, konuyla ilgili olmayan şeyler söylüyor. (AK Parti sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Genç, lütfen sözünüzü bağlayınız ve teşekkür ediniz, Genel Kurula saygılarınızı…

KAMER GENÇ (Devamla) – Sayın Başkan, şimdi bakın, o kadar zavallıca bana laflar atıyorlar ki…

Şimdi, bu kişiye bir görev vermişler, demişler ki: “Kamer Genç kürsüye çıkınca sen git ona laf at.” Yahu, senin gibi kaç kişiyi Kamer Genç burada silmiş! Sen benim muhatabım olmayacaksın, Tayyip gelsin, benim karşımda konuşsun. (AK Parti sıralarından gürültüler) Tamam mı? Benim muhatabım Tayyip. Ben Tayyip’i istiyorum, Tayyip’i! Tayyip gelsin, benim karşımda… Ben Tayyip’le televizyonlara çıkayım, ben ona gerekli dersi her yerde veririm. (AK Parti sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Genç…

KAMER GENÇ (Devamla) – Şimdi, kaç gündür niye ortada yoktur? Her gün uçaklara biniyor, dünyayı geziyor.

BAŞKAN – Sayın Genç…

KAMER GENÇ (Devamla) – Türkiye Cumhuriyeti devleti böyle mi idare edilir? Gelsin şu Meclise, bizim düşüncelerimizi anlasın. (AK Parti sıralarından gürültüler) Evet, değerli milletvekilleri…

BAŞKAN – Sayın Genç, lütfen sözlerinizi bitiriniz.

MURAT YILDIRIM (Çorum) – Hâlâ konuşuyor. Haddini bil!

KAMER GENÇ (Devamla) – Bakın, bu kadar sinirlenmenize gerek yok.

BAŞKAN – Sayın Genç, lütfen teşekkür ediniz.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ben burada size nasihat ediyorum, size bir büyüğün vermesi gereken bilgileri veriyorum ama siz bunları anlamayacak… (AK Parti sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Genç…

MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) – Yazık sana yazık! Senin işin gücün provokatörlük… (Gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sakin olunuz. Sayın milletvekilleri... (Gürültüler)

Lütfen… Sizi sükûnete davet ediyorum sayın milletvekilleri.

(Trabzon Milletvekili Mustafa Cumur ayağa kalkarak Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in bulunduğu sıralara yöneldi)

(AK Parti ve CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sakin olup, yerlerinize oturur musunuz.

Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.33

 

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 19.59

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Fatma SALMAN KOTAN (Ağrı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 92’nci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

84 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Sayın milletvekilleri, lütfen, bundan sonra gerek kürsüde gerek bulunduğunuz yerde Genel Kurulun çalışmalarını engelleyecek biçimde konuşmamanızı ve dikkat etmenizi rica edeceğim. Bunu sizin anlayışınıza ve dikkatinize sunuyorum. (AK Parti sıralarından gürültüler)

LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize) – Siz sebep oldunuz!

ALİ RIZA ALABOYUN (Aksaray) – Gereksiz yere üç kere söz verdin!

BAŞKAN – Şimdi tasarının tümü üzerinde soru-cevap işlemine geçiyoruz.

Sayın Kaptan ve Sayın Yeni söz istemişlerdir.

Buyurunuz Sayın Kaptan.

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakana iki sorum var.

Sayın Bakan, Hükûmetin bu kadar önem verdiği, bakanın birinin gidip birinin geldiği Katar, Paris’te İzmir EXPO 2015 için yapılan oylamada Türkiye’ye neden oy vermemiştir?

İki: Katar’a yapılan bu ziyaretlerin bir faydası olmuş mudur? Yoksa bu gidiş gelişler boşa mıdır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kaptan.

Sayın Yeni…

AHMET YENİ (Samsun) – Sayın Başkan, bugün, Sekizinci Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın vefatının yıl dönümü. Turgut Özal’ı rahmetle, minnetle, şükranla anıyorum. Onun döneminde reformlar yapılıyordu. Yine aynı reformlar da Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan döneminde de hızlı bir şekilde devam ediyor. Bütün dünyayı fellik fellik dolaştığı gibi Katar’ı da ziyaret ediyor. İşte, Atatürk’ün ifade ettiği gibi, muasır medeniyet böyle yakalanır ve ben yine soruyorum, Sayın Bakanımıza soruyorum: Başbakanımız dünyayı fellik fellik neden dolaşıyor? (CHP ve MHP sıralarından gülüşmeler)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Yeni.

Buyurunuz Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, İç Tüzük’ümüze göre soru-cevap işleminin konusu, doğrudan doğruya, müzakeresini yaptığımız kanun tasarısı ve teklifleriyle ilgili olması gerekir. Sorunun her ikisine de cevap vermek mümkündür. Ancak, İç Tüzük’ün bu amir hükmü karşısında, doğrusu, cevap vermiş olmam, biraz da İç Tüzük’ün bu hükümlerinin dışında bir cevap anlamına gelecek. Çünkü görüşülmekte olan tasarıya ve teklife katkı sağlamak, ileride bunu uygulayıcı olanların… Bu, neden dolayı gündeme geldi böyle bir tasarı, böyle bir teklif, böyle bir madde? Onun için İç Tüzük’e aykırı buluyorum.

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Sayın Bakan, denetim hakkımızı kullanıyoruz.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) – Cevabım budur Sayın Başkan.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Sayın Başkan, denetim hakkımız yok mu?

BAŞKAN – Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE KATAR DEVLETİ HÜKÜMETİ ARASINDA ASKERİ ALANDA EĞİTİM, TEKNİK VE BİLİMSEL İŞ BİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 23 Mayıs 2007 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşması’nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Maddenin tümü üzerine gruplar adına söz isteği var mı? Yok.

Şahıslar adına Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Avni Doğan.

Buyurunuz Sayın Doğan. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AVNİ DOĞAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstiklal Savaşı’nı başarıyla yürütmüş, başarıyla kazanmış, cumhuriyeti kurmuş bir Meclisin çatısı altında bulunuyoruz.

ALİ KOÇAL (Zonguldak) – Kim kurmuş cumhuriyeti?

AVNİ DOĞAN (Devamla) – Burada bulunmak demek asgari ahlak şartlarına uymak demek, burada bulunmak demek burayı düzenleyen hukuk kurallarına uymak demek, burada bulunmak demek rakibimizi bile asgari nezaket kuralları içerisinde eleştirmek demek. Burada bulunmak sınırsız iftira atmak, sınırsız hakaret etmek özgürlüğü anlamına gelmez.

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Maddeye gel.

AVNİ DOĞAN (Devamla) – Ona da geleceğim.

Bu Meclisi yönetmek demek Atatürk’ün oturduğu kürsüde oturduğunu bilmek demek. Bu Meclisi yönetmek demek burada hepimizin hukukunu savunmak demek. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bir Türkçe özürlü hatip çıkacak, Başbakana hakaret edecek, Cumhurbaşkanına hakaret edecek, tek kelime konuyla ilgili konuşmayacak, siyasi parti gruplarının bazıları mutlu olacak, Başkan hiç müdahale etmeyecek, iki defa sözünü uzatacak.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bazıları dediğin kim ya?

AVNİ DOĞAN (Devamla) – Bu çok hoş değil. Bu çok yakışık alır bir şey değil.

OKTAY VURAL (İzmir) – Parti gruplarının adını…

AVNİ DOĞAN (Devamla) – Eğer Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanına, Cumhurbaşkanına hakaret ediyorsa, onu savunmak yalnız AK Partiye düşmez, bütün partilere düşer, Meclisi yöneten Başkana daha fazla düşer.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Şimdi tartışmaya yol açacaksın!

OKTAY VURAL (İzmir) – Sana?

AVNİ DOĞAN (Devamla) – Adam çıkmış gelmiş, efendim “Tayyip gelsin, Tayyip!” diyor.

EŞREF KARAİBRAHİM (Giresun) – Sen de aynısını yapıyorsun!

AVNİ DOĞAN (Devamla) – Tayyip’in çukurlarda dolaştığını gören var mı? Tayyip yükseklerde gezer, çukurlara inmez. Bunu herkes bilsin. (AK Parti sıralarından alkışlar)

OKTAY VURAL (İzmir) – Ne demek çukur!

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Sayın Başkan, burayı çukur olarak nitelendiremez!

AVNİ DOĞAN (Devamla) – Bu Sayın Genç, ne zaman biz konunun dışına bir cümle çıkmışsak, orayı yönetirken mikrofonu kesti.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Konuya gel, konuya!

AVNİ DOĞAN (Devamla) – Ne hikmetse, bir yıldır ilgili konuda hiç konuşulmadı, ama hiç sözü kesilmedi.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Yani burası çukur mu? Lafına bak!

AVNİ DOĞAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, burası çukur değil, burası yüce Meclis, başta söyledim, polemik yapma, benimle polemik yapamazsın! Benim işaret ettiğim çukur başkadır, burası yüce Meclistir.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sakinleştirmek gerekirken gerginleştiriyorsun!

AVNİ DOĞAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakın, burada konuşan o Türkçe özürlü hatibin ağzı Başbakanın, Cumhurbaşkanının pantolonunun paçasında dolaşırken şey yapacaktınız, müdahale edecektiniz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sen çok güzel konuştun!

AVNİ DOĞAN (Devamla) – Size yakışan bu, çünkü burası İsmet Paşa’nın oturduğu yer, Atatürk’ün oturduğu yer, Kazım Karabekir’in oturduğu yer. Bu kürsüde Osman Bölükbaşı konuşmuştur, Hakkı Süha Edip konuşmuştur, Fuat Köprülü konuşmuştur; en haşin eleştirileri Türkçeye yakışır bir üslupla yapmıştır. Birilerine “hırsız”, “arsız” iftirası atılırken, orada mutlu olmak size hiçbir şey kazandırmaz…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Ne münasebet! Ne münasebet ya!

AVNİ DOĞAN (Devamla) - Altmış senedir de kazandırmadı.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar; CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar ve gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Doğan.

Sayın milletvekilleri, lütfen sakin olunuz.

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Bu ayıp değil mi?

İBRAHİM HASGÜR (İzmir) – Demin hiç sesiniz çıkmadı. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Lütfen sakin olunuz sayın milletvekilleri.

Kürsüde konuşurken, lütfen, üslubunuza dikkat ediniz.

Şimdi, 1’nci madde üzerine, şahsı adına Çorum Milletvekili Agâh Kafkas söz istemiştir.

Buyurunuz Sayın Kafkas. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AGÂH KAFKAS (Çorum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti Arasında Askerî Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sayın Elitaş, hani hiç kimse konuşmayacaktı?

OKTAY VURAL (İzmir) – Böyle Meclis çalışması olur mu ya! Kalkın gidelim. (AK Parti sıralarından “Uğurlar olsun” sesleri, alkışlar[!])

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Kendinizi alkışlayın, kendinizi!

(MHP ve CHP milletvekilleri Genel Kurul salonunu terk ettiler)

AGÂH KAFKAS (Devamla) - Değerli milletvekilleri,  Parlamentonun mehabetine, Parlamentonun  duyarlılığına ve Parlamentonun düzeyine uygun olmayan fotoğraflar görüyoruz. Bence, Sayın Avni Doğan’ın söylediği üslubun… Hiç bu Parlamentonun içerisinde kendisinin dışında o üslubu onaylayan, o üslubun yanından geçen ne muhalefet ne iktidar milletvekilinin olabileceğini ben düşünmüyorum. Kendisiyle kavgalı bir arkadaşımıza… Burada hepimiz sabır testinden geçiyoruz, sekiz aydır sabır testinden geçiyoruz. Burada muhalefet milletvekillerini onun yanına koyuyor olmak, diğer milletvekili arkadaşlarımızı, bu yüce çatının altındakileri onunla eşdeğer tutuyor olmak bence bu Meclise de hakaret olur. O nedenle ben, arkadaşımın bu sözlerinin yanlış anlaşılmamasını, partilerimizin şahsiyetleriyle alakasının olmadığının altını çizmek istiyorum.

Şimdi, bu Parlamento hepimizin. Yüce milletin gözü bu Parlamentoda ve Parlamentodan bu yüce milletin yarınına dair neler çıkacak, neler konuşulacak diye hassasiyetle takip ettiği bu yerde bize bu milletin asaletine, bu milletin onuruna, bu milletin şahsiyetine yakışır tavırları sergilemek düşer. Bu Parlamentonun mehabetinde yıllardır bir şey vardır, yıllardır biz takip ederiz. Bu Parlamentoda geçmişte milletvekilleri genel başkanları konuşmazdı, genel başkanlar genel başkanları konuşurdu. Şimdi önüne gelenin önüne geldiğini konuşmaya başladığı bir düzleme geçtik. Herkes ağzıyla kulağı arasındaki mesafeyi ayarlamak durumundadır, ağzından çıkanları kulağının duyması lazım. Çünkü, sadece söylediğiniz söz sizi bağlamıyor, bu Parlamentonun kürsüsünden söylüyorsunuz.

Sayın Başkanım, Meclis Başkan Vekilimiz olarak gerçekten, yani bir bayanın Meclis Başkan Vekili olmasına, Sayın Akşener’in de, sizin de Meclis Başkan Vekili olmanız samimiyetle ve içtenlikle bizi heyecanlandırdı. Kadının statüsü ve kadının yeri anlamında heyecanlandırdı. Allah aşkına, ne olursunuz, siz de bu Parlamentonun mehabeti adına daha tarafsız olmayı, burada konuşmakla hakaret etmek arasındaki o kaba çizgiyi en azından ayırt etmenin gerekliliğinin ortada olduğunu söylüyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) Ve buna dikkat etmenizi yani. Ben… Hakaret ve burada küfür ve hakaretin hiç kimsenin kimseye yapmaması gereken bir davranış biçimi olduğunu anlamak için milletvekili falan olmaya gerek yok. Her akıl sahibinin anlayabileceği kadar kaba bir nokta bu nokta. Onun için, hepimiz, hem milletvekilleri olarak duyarlılıklarımızı sürdürmemiz lazım, hem de bu İç Tüzük bunun önlemini almış. Hem sizin şahsınızda hem de bütün Meclis Başkan Vekillerimize söylüyorum. Yani, bir insanın sabrı bu kadar ancak test edilebilir; adam her fırsatta… Şimdi, bugün ben konuşma, söz almayacaktım, sırf yine çıkacak ve Meclisi gerecek diye söz aldım. Bu tür suni tedbirlere bizi niye zorluyorsunuz? Buradaki, çıkan adam… İç Tüzük’ün 67’nci maddesi açık. Yani, biz sadece İç Tüzük’ü uygularsak kimsenin kimseye hakaret etme hakkının olmadığını ortaya koyarız ve herkes de bir başkasını test etmek zorunda kalmaz. Bizim sekiz aydır, Meclis açıldığı günden beri her hafta, haftada en az beş defa kimyamız bozuluyor. Adam çıkıyor buradan sadece küfrediyor, çıkıyor buradan aklına geleni söylüyor. Yani, böyle bir özgürlük, sonuna kadar kürsüde herkesin en aykırı sözü söylemesinin hepimiz teminatı olmalıyız, farklılıkları zenginlik olarak görmeliyiz ve bunu anlamalıyız ama birbirimize hakaret etme hakkımızın olmadığını da bilmek durumundayız diye düşünüyorum.

Umuyorum ki bu kürsü bundan sonra sevginin daha yeşereceği, muhabbetin daha kurumsallaşacağı bir yapıya katkı verir diye düşünüyor ve saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kafkas.

Madde üzerinde soru-cevap işlemi yok.

Önerge yok.

1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci madde üzerinde söz isteyen yok.

Soru-cevap işlemi yok.

2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 2’nci madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü madde üzerinde söz isteyen yok.

Soru-cevap işlemi yok.

Önerge yok.

3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Üç dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti Arasında Askerî Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucunu açıklıyorum:

Katılım  : 204

Kabul    : 204 (x)

Böylece, tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

                                

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

Sayın milletvekilleri, Danışma Kurulunun bir önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A)     Danışma Kurulu Önerileri (Devam)

3.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 18/04/2008 Cuma günü çalışmamasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi

Danışma Kurulu Önerisi

   No:33                                                                                             Tarih: 17.4.2008

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 18.04.2008 Cuma günü çalışmamasının Genel Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca önerilmiştir.

 

 

Köksal Toptan

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi

 

 

 

Başkanı

 

 

 

Mustafa Elitaş

Kemal Anadol

 

 

Adalet ve Kalkınma Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi

 

 

Grubu Başkan Vekili

Grubu Başkan Vekili

 

 

Oktay Vural

Selahattin Demirtaş

 

Milliyetçi Hareket Partisi

Demokratik Toplum Partisi

 

Grubu Başkan Vekili

Grubu Başkan Vekili

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Danışma Kurulu önerisi Kabul edilmiştir.

Şimdi, 3’üncü sırada yer alan, İstanbul Teknik Üniversitesinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde Eğitim-Araştırma Yerleşkeleri Kurmasına İlişkin Çerçeve Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

3.- İstanbul Teknik Üniversitesinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde Eğitim-Araştırma Yerleşkeleri Kurmasına İlişkin Çerçeve Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/512) (S. Sayısı: 115) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon raporu 115 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde gruplar adına söz isteyen yok.

Şahsı adına; Van Milletvekili Gülşen Orhan… Yok.

Bursa Milletvekili Mehmet Emin Tutan… Yok.

Hatay Milletvekili Süleyman Turan… Yok.

Adana Milletvekili Muharrem Varlı… Yok.

Tunceli Milletvekili Kamer Genç… Yok.

                                

(x) 115 S.Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Soru-cevap işlemi yok.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİNİN KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİNDE EĞİTİM-ARAŞTIRMA YERLEŞKELERİ KURMASINA İLİŞKİN ÇERÇEVE PROTOKOLÜNÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 19 Ocak 2008 tarihinde imzalanan ‘İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde Eğitim-Araştırma Yerleşkeleri (İTÜ-KKTC) Kurmasına İlişkin Çerçeve Protokolü”nün onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci madde üzerinde gruplar adına söz isteyen yok.

Şahıslar adına yok.

Soru-cevap işlemi yok.

Önerge yok.

1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci madde üzerinde gruplar ve şahıslar adına söz isteyen yok.

Soru-cevap işlemi yok.

Önerge yok.

2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü madde üzerinde de gruplar adına ve şahıslar adına söz isteyen yok.

Soru-cevap işlemi yok.

Önerge yok.

3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Üç dakika süre veriyorum; buyurunuz.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, İstanbul Teknik Üniversitesinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde Eğitim-Araştırma Yerleşkeleri Kurmasına İlişkin Çerçeve Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun açık oylama sonucu:

Katılım sayısı: 194

Kabul :             194(x)

                                 

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.

Böylece, tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Şimdi, 4’üncü sırada yer alan, Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ile Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

4.-Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ile Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/480) (S: Sayısı: 94)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

5’inci sırada yer alan, Manisa Milletvekili İsmail Bilen’in; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman’ın; Çarşı ve Mahalle Bekçilerinin Hizmet Sınıfının Değiştirilmesine İlişkin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 13 Milletvekilinin; Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

5.- Manisa Milletvekili İsmail Bilen’in; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Genel Kadro ve Usûlü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman’ın; Çarşı ve Mahalle Bekçilerinin Hizmet Sınıfının Değiştirilmesine İlişkin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 13 Milletvekilinin; Genel Kadro ve Usûlü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/132, 2/143, 2/144, 2/157) (S. Sayısı: 120)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Sayın milletvekilleri, komisyonların bundan sonra da olmayacağı anlaşıldığından, alınan karar gereğince, sözlü soru önergeleri ile diğer denetim konularını sırasıyla görüşmek için, 22 Nisan 2008 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 20.30

IX.- KOMİSYONLAR BÜLTENİ

1.- 22.7.2007 tarihinden 31.12.2007 tarihine kadar komisyonlara gelen, neticelenen ve kalan işler (x)

                                 

(x) Komisyonlar Bülteni tutanağa eklidir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi internet Sitesi
© 2009 T.B.M.M.