DÖNEM : 22        CİLT : 43       YASAMA YILI : 2

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

 

63 üncü Birleşim

4 . 3 . 2004 Perşembe

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Uşak Milletvekili Osman Coşkunoğlu'nun, Rekabet Kurumunun kuruluşunun 7 nci yıldönümü ile serbest rekabet ortamının sağlanmasındaki önemine ilişkin gündemdışı konuşması

2. - Erzurum Milletvekili İbrahim Özdoğan'ın, Erzurum İlinde ikinci bir üniversite kurulmasının önemine ve yararlarına ilişkin gündemdışı konuşması

3. - Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım'ın, Kastamonu-Küre'deki Eti Bakır Anonim Şirketinin özelleştirilmesinin yaratacağı sorunlar ile bu konuda yapılması gereken çalışmalara ve özelleştirme düşüncesinden vazgeçilmesine ilişkin gündemdışı konuşması ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı

B) Tezkereler ve Önergeler

1. - Avrupa-Akdeniz Parlamenter Asamblesinde Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil etmek üzere gruplarınca isimleri bildirilen milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/499)

2. - Samsun Milletvekili İlyas Sezai Önder'in (6/904) ve (6/906) esas numaralı sözlü sorularını geri aldığına ilişkin önergesi (4/151)

C) Gensoru, Genel Görüşme, Meclİs SoruşturmasI ve Meclİs AraştIrmasI Önergelerİ

1. - Malatya Milletvekili Muharrem Kılıç ve 27 milletvekilinin, Malatya Pamuklu Sanayi İşletmesinin özelleştirilmesi konusunda Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/174)

IV. - ÖNERİLER

A) DanIşma Kurulu Önerİlerİ

1. - Gündemdeki sıralama ile Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışmalarına ara vermesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

V. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı : 146)

2. - Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı : 152)

3. - Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin; Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı : 305)

4. - Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri, Plan ve Bütçe ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/731) (S.Sayısı : 349)

5. - 2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu ile Bağlı Cetvellerinde ve 2004 Malî Yılı Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanununa Bağlı Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/764) (S. Sayısı : 393)

6. - Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Kanunu Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/735) (S. Sayısı : 371)

7. - Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/754) (S. Sayısı : 384)

8. - Türk Ceza Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (2/177, 2/155) (S. Sayısı : 361)

VI. - AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1. - İstanbul Milletvekili Ali Topuz'un, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın, Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

VII. - SORULAR VE CEVAPLAR

A) YazIlI Sorular ve CevaplarI

1. - Ankara Milletvekili İsmail Değerli'nin, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ile ilgili davalara ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in cevabı (7/1630)

2. - Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, yasama dokunulmazlığının kaldırılması istemleriyle ilgili dosyalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı (7/1883)

3. - İstanbul Milletvekili Onur Öymen'in, İstanbul'da yaşanan kar fırtınasında yetkililerin sorumluluğuna ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı (7/1903)

4. - İstanbul Milletvekili Berhan Şimşek'in, İstanbul'da yaşanan kar fırtınasında yetkililerin sorumluluğuna ilişkin Başbakandan sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı (7/1919)

5. - Antalya Milletvekili Nail Kamacı'nın, Antalya'da selden zarar gören çiftçilerin mağduriyetinin giderilmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı (7/1933)

6. - Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, TÜPRAŞ'ın satışına ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı (7/1945)

7. - İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü'nün, İzmir Emek Otellerinin yenilenme ve modernizasyonu ile ulaslararası otel zincirleri eliyle işlettirilmesi projesine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı (7/1946)

8. - İstanbul Milletvekili Bihlun Tamaylıgil'in, Başbakanlık Teftiş Kurulunun Vakıfbank incelemesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı (7/1971)

9. - Kırklareli Milletvekili Mehmet S.Kesimoğlu'nun, bir akrabasına Diyarbakır Valiliğinde oda tahsis edildiği ve görev verildiği iddiasına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı (7/2011)

10. - İstanbul Milletvekili Bihlun Tamaylıgil'in, özelleştirilen Kilis Suma Fabrikasına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı (7/2015)

I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15 .00'te açılarak dört oturum yaptı.

Balıkesir Milletvekili Orhan Sür, Tekelin Alkollü İçkiler Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinde bulunan yüzde 100 oranındaki hissesinin blok satışına,

Erzurum Milletvekili Mustafa Nuri Akbulut, Erzurum’da günlük hayatı etkileyen yoğun kâr yağışının olumsuz etkilerine ve alınması gereken tedbirlere,

Ankara Milletvekili Yakup Kepenek, Öğretim Birliği Yasasının kabulünün 80 inci yıldönümüne ve ülkemizde sağladığı gelişmelere,

İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.

İzmir Milletvekili Ahmet Ersin ve 22 milletvekilinin,Güneydoğu Asya ve Çin’den gelen ürünler karşısında yerli sanayiin durumunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/173), Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmesinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının :

1 inci sırasında bulunan, Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısının (1/521) (S. Sayısı :146),

2 nci sırasında bulanan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının (1/523) (S. Sayısı :152),

3 üncü sırasında bulunan Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı :305),

Görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporları henüz gelmediğinden;

4 üncü sırasında bulunan, Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısının (1/731) (S. Sayısı :349) görüşmeleri, ilgili komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından;

Ertelendi.

5 inci sırasında bulunan, Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının (1/753) (S. Sayısı :386), yapılan görüşmelerden,

6 ncı sırasında bulunan, Yüksek Öğrenim Öğrencilerine Burs, Kredi Verilmesine İlişkin Kanun Tasarısının (1/755) (S. Sayısı : 385), görüşmelerini müteakiben elektronik cihazla yapılan açıkoylamadan,

Sonra, kabul edilip kanunlaştıkları açıklandı.

4 Mart 2004 Perşembe günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşime 20.36’da son verildi.

Nevzat Pakdil

Başkanvekili

Enver Yılmaz                    Türkân Miçooğulları

                Ordu                       İzmir

Kâtip Üye                Kâtip Üye

 

                                                    II. - GELEN KÂĞITLAR                                      No. :95

4 Mart 2004 Perşembe

Tasarılar

1. - Belediyeler Kanunu Tasarısı (1/766) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.3.2004)

2. - İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısı (1/767) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.3.2004)

3. - Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarısı (1/768) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi : 3.3.2004)

Rapor

1. - 5027 Sayılı 2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu ile 5029 Sayılı 2004 Malî Yılı Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanunu ve Bu Kanunlara Bağlı Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/764) (S. Sayısı : 393) (Dağıtma tarihi : 4.3.2004) (GÜNDEME)

Meclis Araştırması Önergesi

1. - Malatya Milletvekili Muharrem Kılıç ve 28 Milletvekilinin, Malatya Pamuklu Sanayi İşletmesinin özelleştirilmesi konusunda Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/174) (Başkanlığa geliş tarihi : 2.3.2004)

Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergesi

1. - İzmir Milletvekili Enver Öktem'in, ABD Dışişleri Bakanıyla yaptığı görüşmeye ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/1840)

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

4 Mart 2004 Perşembe

BAŞKAN : Başkanvekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER : Enver YILMAZ (Ordu), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 63 üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.

Konuşma süreleri 5'er dakikadır.

Hükümet bu konuşmalara cevap verebilir. Hükümetin konuşma süresi 20 dakikadır.

Gündemdışı ilk söz, Rekabet Kurumunun Kuruluşunun 7 nci yıldönümü nedeniyle söz isteyen Uşak Milletvekili Sayın Osman Coşkunoğlu'na aittir.

Buyurun Sayın Coşkunoğlu.(CHP sıralarından alkışlar)

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Uşak Milletvekili Osman Coşkunoğlu'nun, Rekabet Kurumunun kuruluşunun 7 nci yıldönümü ile serbest rekabet ortamının sağlanmasındaki önemine ilişkin gündemdışı konuşması

OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Rekabet Kurumu, 13 Aralık 1994 tarihinde yürürlüğe giren 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun uyarınca kuruldu; fakat, Rekabet Kurumunun karar organı olan Rekabet Kurulu, üyelerinin atanmasındaki gecikme nedeniyle ancak 5 Mart 1997 tarihinde çalışmalarına başlayabildi.

4054 sayılı Yasanın temel maddeleri, Anayasamızın 167 nci maddesinin de bir gereğidir. Anayasamızın 167 nci maddesi, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alma, piyasalarda fiilî veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önleme görev ve sorumluluğunu devlete yüklemiştir.

Yasanın amacı üç ana başlık altında toplanabilir:

Birincisi; mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları önlemek.

İkincisi; piyasaya hâkim olan, egemen güç olan teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yapmak.

Yasanın üçüncü amacı, hâkim durum yaratmaya veya var olan bir hâkim durumu güçlendirmeye yönelik birleşme ve devralma niteliğindeki her türlü işlemi de önlemektir

Yasanın uygulanmasında kamu girişimleri ya da özel girişimler arasında herhangi bir fark gözetilmemiştir. Yasayı uygulamakla görevli bulunan Rekabet Kurulu, faaliyete geçtiği günden bu yana, çimentodan suni gübreye, gazete ve dergi dağıtımından gıda ürünlerine, LPG'den kömüre, GSM mobil telefon hizmetleri piyasasından kredi kartları piyasasına kadar çok sayıda mal ve hizmet piyasasındaki rekabeti bozucu ya da engelleyici davranışa müdahale etmiş, zaman zaman ağır para cezaları vermiştir. Bunun yakın bir örneği 4 Ekim 2002'de Türk Telekom Anonim Şirketine verilen 1 trilyon 136 milyar lira cezadır.

Rekabet Kurulu henüz çok gençtir, 7 yaşında; birçok eksikiği de vardır; ama, çalışmalarının düzeyi ve çalışanlarının yetkinliği açısından başarılı diyebiliriz. Bunu, OECD tarafından Eylül 2002'de yayımlanan "Hukukî Düzenlemelerde Reform, Türkiye" isimli raporunda da görmek mümkündür. Dolayısıyla, bu denli önemli görevler üstlenmiş bulunan Rekabet Kurumuna ve karar organı olan Rekabet Kuruluna yapılacak atamalarda, kurumun çalışma konusuyla ilgili deneyim, bilgi ve ehliyet unsurlarına önem verilmelidir. Değerli AKP milletvekilleri ve hükümet, yani, Başbakanımızın dediği gibi, aydan, Merih'ten gelmemiş olmak yeterli bir kriter değildir.

Bir önemli nokta -tüm düzenleyici kurullar için gerekli noktadır bu aynı zamanda- siyasî müdahalenin olmamasıdır. Bu kurullar umursanmadan girişimlerde bulunulmuştur geçmişte. Aria için, başta, bundan önceki hükümet döneminde, roming, yani Turkcell ve Telsimin altyapısını kullanma sözü verilmiştir siyasî irade tarafından, ondan sonra da, geçen yıl, şimdiki Başbakanımız tarafından, bu sorunun çözümleneceği sözü verilmiştir. Bunlar, düzenleyici kurulların dışında siyasî iradelerin söz vermeye yetkisinin olmadığı konulardır; daha doğrusu, olmaması gereken vaatlerdir. Bunlardan kaçınıp, bu kurulların görevlerini yapmasına müdahale etmemek gerekir.

Rekabeti korumanın önemi nedir; burada, işin cilvesi, bir sosyal demokrat parti olan Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim bu konuyu anlatmamız, serbest piyasa iddiasıyla şimdiye kadar görev yapmış olan hükümetlere bunu anlatma görevinin bize düşmüş olmasıdır.

Değerli arkadaşlar, serbest piyasa veya serbestlik, özgürlük, başıboşluktan farklıdır; bir; bu anlaşılmalıdır. Kuralsız, isteyenin istediğini yaptığı bir ortam, serbest bir ortam değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Coşkunoğlu, 1 dakikalık eksürenizi başlatıyorum; lütfen konuşmanızı tamamlar mısınız.

Buyurun.

OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla) - Peki, 1 dakikada tamamlamaya çalışayım.

Sadece, serbestlik, özgürlük, başıboşlukla karıştırılmamalıdır; birincisi bu.

İkincisi, güven, çok önemli bir faktördür. Güven ortamının olmadığı, ahbap çavuş ilişkilerinin olduğu, iktidarların keyfî uygulamalarının olduğu, kayıtdışı ekonominin olduğu, yine, iktidarların, basiretsiz, bazı yönetim hatalarının olduğu -bakın, daha senenin ikinci ayındayız ve bir ekbütçe yapıyoruz; iki ay önce yaptığımız bütçeyi revize ediyoruz- yargı organlarının yeterli olmadığı -güçlerinin, olanaklarının, koşullarının- mafyanın, yolsuzlukların olduğu bir ortamda, Rekabet Kurumu olsa da, yasalar olsa da, rekabet ortamını sağlamak mümkün değildir.

Ben, sözlerimi burada bitirirken, bugün yaşgününü kutlayan Rekabet Kurumuna iyi yıllar diler, başarılar dilerim; hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Coşkunoğlu.

Gündemdışı ikinci söz, Erzurum kamuoyunun Erzurum'a ikinci bir üniversite kurulması talebi ve nedenleri hakkında söz isteyen Erzurum Milletvekili İbrahim Özdoğan'a aittir.

Sayın Özdoğan, buyurun.

2. - Erzurum Milletvekili İbrahim Özdoğan'ın, Erzurum İlinde ikinci bir üniversite kurulmasının önemine ve yararlarına ilişkin gündemdışı konuşması

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Erzurum'un ekonomik ve sosyal gelişmişlik göstergeleri, tarihî geçmişine ve jeopolitik konumuna yakışmayacak derecede alt seviyelerdedir. Bunda, yıllardan beri süregelen yanlış ekonomik ve sosyal politikaların etkisi büyüktür. Yıllardan beri uygulanan ekonomik politikalar, bölge insanının sosyal ve psikolojik yapısı, bölgenin sahip olduğu kaynakların durumu gözardı edilerek uygulanmıştır.

İlimiz, coğrafî ve iklim şartlarının olumsuzluğu gerekçesiyle, sanayi yatırımlarından hak ettiği payı alamamıştır. Gayri safî millî hâsıladan aldığı pay, yıllar içinde azalan bir trend izlemiş, her geçen gün biraz daha fakirleşmek durumunda kalmıştır. Bunun sonucunda yaşanan göç, bir yandan bölgenin demografik yapısını bozarken, diğer yandan, göç alan batı illerinde, uzun vadede çözülmesi çok zor sorunlar yaratmıştır. Oysa, bölgenin sahip olduğu olumsuz gibi görünen özellikleri avantaja çevirecek özgün projeler uygulanabilir. Bu bağlamda oluşturulacak olan kalkınma stratejisi, Erzurum'u, bir eğitim, sağlık, kültür ve turizm merkezi yapma esasında oluşturulmalıdır.

Bu stratejinin en önemli ayağı, Erzurum'u, bölgesinde bir eğitim merkezi durumuna getirmektir. Bunun için gerekli nüfus yoğunluğu ile ekonomik, sosyal ve fizikî altyapı mevcuttur. Atatürk Üniversitesinin bünyesinde bulunmayan fakültelerden oluşturulacak yeni bir üniversite kurulması, aşağıdaki gerekçelerden dolayı hayatî bir önem arz etmektedir.

Atatürk Üniversitesi 43 000 öğrencisi, 5 000 personeli, 2 600 akademisyeni, yıllık 125 trilyonluk resmî bütçesi, aylık ortalama 12 trilyonluk öğrenci harcamalarıyla, Erzurum ekonomisine çok önemli bir katkı ve ilimiz sosyokültürel hayatına müthiş bir dinamizm sağlamaktadır. Kurulacak ikinci bir üniversite, bu katkıyı önemli ölçüde artıracaktır; ilimizin ve bölgemizin kalkınmasında itici bir lokomotif güç oluşturacaktır.

Erzurum'da ikinci bir üniversite kurulmasını destekleyen sosyal, ekonomik, kültürel altyapı ve nüfus yoğunluğu mevcuttur. Kurulacak üniversite, ilimizin ve bölgemizin ihtiyaç duyduğu yetişmiş insangücü sıkıntısını giderecektir. Atatürk Üniversitesinin kırkyedi yıllık birikim ve deneyimleri, teknik altyapısı ve akademik kadrosu, kurulacak üniversiteye önemli destekler sağlayacaktır. Erzurum, doğunun, Karadeniz, Güneydoğu ve İç Anadoluya açılan kapısı olma konumuyla, bu bölgede bir üniversite şehri olarak, zaten bölgenin merkezi konumundadır. Kurulacak ikinci üniversite, ilimizin bu imajını pekiştirerek, Erzurum'un bölgesel bir cazibe merkezi haline gelmesinde önemli bir rol oynayacak ve bölgesel kalkınma yolunda önemli bir dinamik olacaktır.

Erzurum, Türkiye Cumhuriyetinin ve Türkiyeli Avrupa Birliğinin, Kafkasya, Ortaasya, İran ve Uzakdoğu kapısıdır; Hazar petrollerinin ve Ortaasya doğalgazının Avrupa'ya transfer merkezidir. Bu bölgede iktisaden ve siyaseten güçlü bir Türkiye olabilmenin yolu, kalkınmış bir Erzurum'dan geçer. Tarihî geçmişi ve jeopolitik konumu incelendiğinde, bu, çok net bir şekilde görülecektir.

Kurulacak ikinci üniversiteye uluslararası bir statü kazandırılması durumunda, çok önemli bir ulusal ihtiyaç da giderilmiş olacaktır. Ağırlıklı yabancı dille eğitim veren; bünyesinde, genetik, işletme, elektronik, petrol, doğalgaz, havacılık ve uzay mühendisliği gibi gelecekte popüler olacak mühendislik dalları ile stratejik araştırma birimleri ihdas eden, bölge ülkelerinde konuşulan dilleri seçmeli derslerle veren bir formatta oluşturulacak ve bölge ülkelerinin ve Türk cumhuriyetlerinin, ekonomik, sosyal ve kültürel yapısı ile psikolojik ve stratejik faktörler üzerinde ihtisaslaşan bir üniversite, 600 000 000'luk bir coğrafyayla bağlarımızı güçlendirecek; donanımlı insangücü yetiştirme ve Avrupa Birliğine aday Türkiye'yi bölgesinde lider yapacak altyapıyı hazırlama ve geleceğe yönelik bölgesel stratejiler üretme doğrultusunda ulusal bir ihtiyacı da giderecektir. Bölge ülkelerine öğrenci kontenjanı tahsis edilmesi ve öğrenci değişim programlarıyla, Erzurum'u, uluslararası nitelikte bir bölgesel üniversite merkezi haline getirecektir. Yabancı dille eğitim veren böyle bir üniversite, aynı zamanda, ekonomik ve sosyal hayatın gelişmesine çok yönlü katkılar sağlayacaktır.

Bu gerekçeler doğrultusunda, Erzurum'a kurulacak ikinci bir üniversitenin üstleneceği misyon ve ilkeleri de çok önemlidir ve sıralamak gerekirse şöyle olmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Özdoğan, lütfen, konuşmanızı tamamlar mısınız.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Üniversite hayatının, eğitim, araştırma, idarî ve bu gibi her türlü alanında mükemmeliyeti yakalamayı hedeflemelidir. Uluslararası düzeyde yüksek eğitim standartlarına ulaşmayı, bu standartları korumayı amaç edinmelidir.

Sonuç olarak şunu diyebiliriz: Erzurum insanı, vatanperverdir; her zaman devletin yanında olmuş, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğünü savunmuş; tarih boyunca, içeriden ve dışarıdan gelen bölücü ve yıkıcı tehditlere karşı bir kalkan vazifesi görmüş; bu uğurda, üzerine düşen her türlü fedakârlığı yapmıştır.

En son olarak şunu aktarmak istiyorum: Türkiye Cumhuriyetinin temellerinin de atıldığı Erzurum'a kurulacak bu üniversiteye, yukarıda saydığımız şartlar da gözönünde tutulursa, yakışan isim "Avrasya Teknik Üniversitesi" dir.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Özdoğan.

Gündemdışı üçüncü söz, Küre Eti Bakır Anonim Şirketinin özelleştirilmesiyle ilgili söz isteyen Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım'a aittir.

Sayın Yıldırım, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

3. - Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım'ın, Kastamonu-Küre'deki Eti Bakır Anonim Şirketinin özelleştirilmesinin yaratacağı sorunlar ile bu konuda yapılması gereken çalışmalara ve özelleştirme düşüncesinden vazgeçilmesine ilişkin gündemdışı konuşması ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kastamonu Küre Eti Bakır Anonim Şirketinin özelleştirilmesiyle ilgili gündemdışı söz almış bulunuyorum; Yüce Meclise saygılar sunuyorum.

Kastamonu Küre'deki bakır madenlerinin tarihi çok eskidir. İstanbul'un fethinde kullanılan topların hammaddesi olan bakırın buradan elde edildiği bilinmekte, 2 000 000 tonun üzerinde cüruf ve 9 000 000 ton civarında da bakır pirit madeni rezervi bulunmaktadır. Eti Bakır AŞ, mevcut 251 işçisi, 66 memuru, 70 taşeron işçisiyle, yılda ortalama 80 000 ton bakır, 150 000 ton da pirit konsantresi üretmekte, iç ve dış pazara satmaktadır. Şirketin 2003 yılı kârı 5 trilyon 250 milyardır.

Rahmetli Teoman Erel'in, 16 Temmuz 1985 tarihinde Milliyet Gazetesindeki köşesinde, Küre'deki 2 000 000 ton cüruf içinde bulunan kobalt işlenmiş, Küre'deki kobaltla Amerika Birleşik Devletlerinin ilgilendiği ve kobalt konusunda MTA 1980 Maden Haberleri Bülteni kaynak gösterilerek, 2 200 000 000 dolarlık kobalt olduğu ve 592 000 000 dolarlık da altın bulunduğu iddia edilmiştir.

Şimdi, sizlere soruyorum, stratejik bir maden olan kobaltı, ulusal güvenliğimiz ve uçak sanayimiz için, kalkınmamız için kullanacak, bu hakkı savunacak milletvekili, köşe yazarı, yeni Teoman Ereller bu ülkede yok mu?!

İstanbul Teknik Üniversitesinde kobalt fizibilitesi raporları mevcuttur. Bu konuda, Doç.Dr. Okan Akdemir ve Doç.Dr. Adnan Tekin, 1980 yılında gerekli araştırmaları yapmıştır.

Küre Dağlarının eteklerinde petrol olduğunu söylediğimde, Sayın Enerji Bakanı da, bu kürsüden, bu kobaltın da cürufun da değerlendirileceğini ifade etmiştir.

Değerli arkadaşlar, 26.2.2004 tarihinde Eti Bakır AŞ 33 000 000 dolara Cengizler Grubuna satılmıştır. Samsun Tekkeköy İzabe Tesisleri, varlık satışı olarak 1 080 dönüm arsa da bu işe dahil edilmiştir. Şirketin, şu anda, kasasında 10 trilyon 70 milyar nakit parası vardır, 2 trilyon 698 milyarlık her an nakde çevrilebilir kaynağı mevcuttur. Yaklaşık olarak 12 trilyon 768 milyar lirası vardır. 20 000 ton hazır ve konsantre tesisi ve stoku bulunmaktadır, bu da 9 600 000 dolar nakde karşılık gelmektedir. Kısaca, kasada 19 200 000 dolar vardır. Samsun'daki 1 080 dönüm arsa da 30-40 trilyon civarında etmektedir.

Bu satış gerçekleştiği zaman, alan şirketin kasasından -arsayı hariç tutarsak- 13 800 000 dolar çıkmaktadır. Bu da arsanın değerinin yarısına eşittir. Bu nasıl satış arkadaşlar?! Tüccar siyaset bu mu yoksa?! Buna ne kul razı olur ne Kastamonu-Küreliler ne de Yüce Allah razı olur.

İşçileri sokağa atacağız, memurları dağıtacağız, Küre madenlerini, on yıl, rezerv bitinceye kadar, 250 000 000 doları da Cengizler Grubunun kasasına aktaracağız!

Özelleştirme adına, Taşköprü-SEKA'yı sattık, 486 işçiyi sokağa bıraktık. Küre'de de 250 işçiyi sokağa bıraktığımız zaman, Kastamonu ve Kastamonuluyu bitirip göçe mi zorlayacağız! Sizleri vicdanınızla karşı karşıya bırakmak istiyorum.

Sevgili ilkokul öğretmenimin yapmış olduğu -belki, bana kızacaksınız; ama- görsel bir gösteriyi de, bilginizden çıkmaması için burada anlatmak istiyorum. Bu, sağ elimdeki pirittir, bakır madenidir. Bu da Fatih Sultan Mehmet'in, toplarını döktürmek için, o gün, iptidai şartlar içinde bakırını aldığı ve şu anda 2 000 000 ton rezervi olan, kobaltı içinde bulunan, kobalt madenini içeren cüruftur. Bu da satışın içindedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Yıldırım, lütfen, konuşmanızı tamamlar mısınız.

Buyurun.

MEHMET YILDIRIM (Devamla) - Tamamlıyorum efendim. 

Sevgili milletvekilleri, bu satış dursun. On yıl sonra bu madenler bitecektir. Devletin kasasında 250 000 000 dolar para kalacaktır. Bu satışın Özelleştirme Yüksek Kurulundan geri çevrilmesini istiyorum, Küreli işçiler adına istiyorum, Kastamonulular adına istiyorum, ülkem için istiyorum.

Değerli arkadaşlar, Kastamonu, afet bölgesi. Sayın Başkanımın da müsaadesiyle, bana gelen mektubu okuyorum: "Sayın vekilim, İnebolu-Cide karayolu devlet yoludur. 26-27 Şubat gecesi Denizkonak Köyünde heyelan oldu; meskenler yıkıldı, ulaşım kapandı; yöremizin küçük esnafı, kamyoncular, minibüsçüler perişan, köylü panikte; seçim zamanı görmeye alıştığımız siyasîler nerede?" Ben, Kastamonululara diyorum ki, ben, Meclisin kürsüsündeyim.

Karayollarına, yolların onarılması için 5 trilyon lira civarında ve köy hizmetleri için özel idareye 5 trilyon lira civarında kaynak aktarılmasını diliyor; Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN -Sayın Yıldırım, teşekkür ederim.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Başkan, cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakanım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kastamonu Milletvekili Sayın Mehmet Yıldırım'ın, Küre Eti Bakır AŞ'nin özelleştirilmesiyle ilgili yaptığı gündemdışı konuşmasına cevap vermek üzere huzurunuza gelmiş bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği üzere, Eti Bakır AŞ'deki kamu hisseleri, 1993 yılında, özelleştirme programına alınan Karadeniz Bakır İşletmeleri AŞ'yle birleştirilmiş ve birlikte özelleştirilmek üzere, 2000 yılında özelleştirme programına alınmıştır.

Önce, şunu arz etmek istiyorum : Eti Bakır AŞ'de bulunan yüzde 100 oranındaki kamu hissesinin, blok satış yöntemiyle, Karadeniz Bakır İşletmelerine ait Samsun İşletmesinin ise, varlık satışı yönetimiyle, birlikte satışına yönelik, Temmuz 2003 tarihinde ilk olarak ihaleye çıkılmış; ancak, yeterli teklif alınamadığı için ihale iptal edilmiştir.

Karadeniz Bakır İşletmeleri Samsun İşletmesinin varlık satışı yöntemiyle özelleştirilmesi amacıyla, ilk olarak Mart 1995 tarihinde ihaleye çıkılmış; ancak, teklif alınamaması sebebiyle, ihale o zaman da iptal edilmiş. Diğer yandan, Karadeniz Bakır İşletmelerinin hisse satışı yöntemiyle özelleştirilmesi amacıyla Nisan 2000 tarihinde ihaleye çıkılmış; ancak, teklif alınamaması sebebiyle, ihale yine iptal edilmiştir. Yapılan üç ihalede de satışı mümkün olmayan şirketlere yönelik, son olarak, 16 Ocak 2004 tarihinde yeniden ihaleye çıkılmış ve son teklif verme tarihi olan 24.2.2004 tarihinde, Eti Bakır AŞ hisseleri ile Karadeniz Bakır İşletmeleri Samsun İşletmesinin birlikte özelleştirilmesine yönelik 5 adet teklif alınmış; 26.2.2004 tarihinde, gerekli rekabet ortamı da sağlanarak, kamuoyuna, basın ve bölge milletvekillerine açık ve tüm teklif sahiplerinin katılımıyla yapılan açık artırma sonunda, CEKA İnşaat, 33 000 000 ABD Dolarıyla en yüksek teklifi vermiştir.

Söz konusu özelleştirme işlemine ilişkin alınacak Rekabet Kurulu görüşü de dikkate alınmak şartıyla, Özelleştirme Yüksek Kurulunun onayına sunulacak ve karar istihsalini müteakip, Eti Bakır AŞ, Karadeniz Bakır İşletmeleri Samsun İşletmesi, alıcıya devredilecektir.

Bilindiği üzere, doğal kaynaklar Anayasayla korunarak devletin hüküm ve tasarrufu altına alınmıştır. Bu çerçevede, madenlerin işletilerek katmadeğer kazandırılması amacıyla, halihazırda, gerek devlet eliyle ve gerekse özel sektör tarafından işletmecilik yapılmaktadır. Yapılan Eti Bakır AŞ özelleştirmesi, bu anlamda, kamu eliyle yürütülen maden işletmeciliğinin özel sektöre devri yönünde değerlendirilmelidir. Eti Bakır AŞ'nin toplam maden rezervi 2003 yılı itibariyle 8 037 000 ton düzeyindedir. Aynı dönemde, şirket cevheri üretimi yaklaşık 1 013 000 ton olduğuna göre, madenin ömrü yaklaşık olarak 7,4-7,5 yıl olarak hesaplanabilir.

Karadeniz Bakır İşletmeleri ve Samsun İşletmesi sürekli zarar eder durumda olup, fonlanması da gerekmektedir. 1995 ile 2004 yılları arasında, buraya, biz, 120 000 000 dolar kaynak aktarmak mecburiyetinde kalmışız. Neden; zarar ediyor da onun için.

BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Soygunculara teleferik yaptırdılar.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - 120 000 000 dolara teleferik!.. Gittiniz mi oraya?! Ben oraya gittim, biliyorum; şu andaki teknolojiyi de biliyorum.

BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Öyle değil Sayın Bakan... Teleferiğe milyarlar yatırmışlar. Yazık!

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Evet, sizin işletmecilik anlayışınız böyle.

FERAMUS ŞAHİN (Tokat) - Sizinki nasıl?!

BAYRAM ALİ MERAL (Ankara) - Sizin anlayışınız, ver kurtul!

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Diğer yandan, işletme, mevcut durumu itibariyle, zarar eden, devamlı zarar eden bir bilanço yapısı içerisindedir. Nitekim, 2003 yılı 17 000 000 dolar zararla kapatılmıştır.

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) - Hayır... 5,2 trilyon lira kârı var Sayın Bakan.

BAŞKAN - Sayın Yıldırım, lütfen...

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Hesaplar bende; para da benden çıkıyor.

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) - Bende de hesaplar var.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Sendeki hesaplar doğru değil.

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) - Devletin arşivleri açık... Sayın Bakan orada, eski genel müdür orada; o iyi bilir.

BAŞKAN - Sayın Yıldırım...

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) - Yanlış... Ellerini vicdanlarına koysunlar. Sayın Enerji Bakanı anlatsın.

BAŞKAN - Sayın Yıldırım, lütfen...

Buyurun Sayın Bakanım.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Bakınız, arkadaşlar, şu anda oradaki teknoloji de eski bir teknoloji ve dolayısıyla  -ben yeni gittim, oraları tek tek gezdim, gördüm- oraların, zaten, olan arsalarını da tamamen ayırdık, işletme olarak bıraktık; çünkü, arsalarını ayrı değerlendireceğiz. Şimdi, aslolan, özelleştirme yoluyla yeni alacak kimse, teknolojisini geliştirmek suretiyle orayı daha rasyonel bir hale getirecek.

Şimdi, milyonlarca dolar, her sene, zarar eden kuruluşlarda -hepimizin cebinden çıkıyor bu paralar- buna devam mı edeceğiz, bütün millete yük olarak devam mı edeceğiz, yoksa, bunu, özelleştirmek suretiyle, hem belli parayı -33 000 000 dolar paramızı- alıp hem teknolojiyi yenileyip hem de oraları rasyonel bir hale mi getireceğiz; hangisi doğru yol?

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) - Sayın Bakan, yanlış bilgi veriyorsunuz. Kasasında 20 000 000 dolar para var, 20 000 000 dolar!..

BAŞKAN - Sayın Yıldırım... Sayın Yıldırım...

AHMET IŞIK (Konya) - Bakanım, sen yapmışsan, doğru yapmışsındır.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi, bunu, tabiî, herkes düşünemiyor; ne yapalım?!

BAŞKAN - Sayın Bakanım, müsaade eder misiniz... Sayın Yıldırım...

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) - Ama, yanlış bilgi veriyor.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Evet, biz, bunu yaptık arkadaşlar, yapacağız; buna da, böyle devam edeceğiz.

BAŞKAN - Sayın Bakanım...

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Milletin üzerindeki yükleri birer birer kaldıracağız; o bacaların tütmesini devam ettireceğiz, işyerlerimizin daha rasyonel bir şekilde çalışmasına katkılarımıza devam edeceğiz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakanım.

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Sayın Yıldırım, lütfen oturur musunuz...

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) - Sayın Başkan, Sayın Bakan yanlış bilgi vermiştir.

BAŞKAN - Sayın Yıldırım, lütfen, oturur musunuz... Lütfen...

Sayın Yıldırım, siz konuşurken hiç kimse size sataşmadı; istediğinizi söylediniz. Sayın Bakan çıktı, cevap verdi. İstediğiniz anda çıkıp burada konuşma hakkınız yok. Lütfen oturur musunuz efendim.

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) - Ama, devletin arşivleri ortada. Enerji Bakanı orada, eski genel müdür; çıksın, cevap versin.

BAŞKAN - Oturur musunuz Sayın Yıldırım. Lütfen... Buyurun...

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) - Bu iş burada bitmeyecek; devam!.. Siz, orayı veremeyeceksiniz Cengiz İnşaata!

BAŞKAN - Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının  bir tezkeresi vardır; okutup, bilgilerinize sunacağım.

Sayın milletvekilleri, Kâtip Üyenin, sunumunu oturduğu yerden yapmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

B) Tezkereler ve Önergeler

1. - Avrupa-Akdeniz Parlamenter Asamblesinde Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil etmek üzere gruplarınca isimleri bildirilen milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/499)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanunun 2 nci maddesine göre Türkiye Büyük Millet Meclisini Avrupa-Akdeniz Parlamenter Asamblesinde temsil edecek grubumuzu oluşturmak üzere, siyasî parti grup başkanlıklarınca aday gösterilen ve Başkanlık Divanının 4 Mart 2004 tarih ve 33 sayılı kararıyla kabul edilen üyelerin isimleri Genel Kurulun bilgisine sunulur.

                                   Bülent Arınç

                        Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                           Başkanı

Avrupa-Akdeniz Parlamenter Asamblesi

Metin Yılmaz                                Bolu Milletvekili

Mustafa Nuri Akbulut                                Erzurum Milletvekili

Nurettin Canikli                                Giresun Milletvekili

Zeynep Karahan Uslu                                İstanbul Milletvekili

Oğuz Oyan                                İzmir Milletvekili

Haluk Koç                                Samsun Milletvekili

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Sözlü soru önergesinin geri alınmasına dair bir önerge vardır; okutuyorum:

2. - Samsun Milletvekili İlyas Sezai Önder'in (6/904) ve (6/906) esas numaralı sözlü sorularını geri aldığına ilişkin önergesi (4/151)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının 414 ve 416 ncı sıralarında yer alan (6/904) ve (6/906) esas numaralı sözlü soru önergelerimi geri alıyorum.

Gereğini saygılarımla arz ederim. 3.3.2004

                            İlyas Sezai Önder

                                            Samsun

BAŞKAN - Sözlü soru önergeleri geri verilmiştir.

Bir Meclis araştırması önergesi vardır; okutuyorum :

C) Gensoru, Genel Görüşme, Meclİs SoruşturmasI ve Meclİs AraştIrmasI Önergelerİ

1. - Malatya Milletvekili Muharrem Kılıç ve 27 milletvekilinin, Malatya Pamuklu Sanayi İşletmesinin özelleştirilmesi konusunda Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/174)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Cumhuriyetin ilk yıllarında büyük bir başarı örneği olarak kurulan sanayi tesislerinden birisi olan Sümer Holdinge ait Malatya Pamuklu Sanayi İşletmesi gerçek değerinin çok altında bir rakama satılmıştır.

Malatya kent merkezinin içinde kalmış bulunan ve arazisi kentin en merkezî yerinde, yeşilliklerle kaplı Malatya Pamuklu Sanayi İşletmesi, birçok sektöre, özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri, emniyet mensupları ve Sümerbank mağazaları için emsalsiz kumaşlar üretmiş; ABD, İngiltere, Almanya, İrlanda, Suudî Arabistan gibi ülkelere çok kaliteli kumaşlar ihraç etmiş ve böylece azımsanmayacak şekilde kârlar elde etmiştir.

Malatya'ya istihdam sağlayan, kâr eden, ihracat yoluyla ülke ekonomisine girdi sağlayan; ancak özelleştirme kapsamına alınabilmek için çalıştırılmayarak, işçilere çalıştırılmadan maaş ödenerek âdeta bilinçli olarak zarar ettirilen bu işletme, değerinin çok altında bir rakama, bir ortak girişim grubuna satılmıştır. Malatya Pamuklu Sanayi İşletmesinin, değerinin çok altında, arsa değerini bile yansıtmayan bir rakama satılmasının altında yatan sebeplerin, ihale şartlarının, ihale sürecinin ve bu ihale sonucunda ülke ekonomisinin uğratıldığı zararların araştırılması amacıyla Anayasanın 98 inci ve İçtüzüğün 104 üncü ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz. 2.3.2004

  1- Muharrem Kılıç (Malatya)

  2- Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya)

  3- Ahmet Sırrı Özbek (İstanbul)

  4- Hüseyin Özcan (Mersin)

  5- İsmet Atalay (İstanbul)

  6- Mehmet Vedat Melik (Şanlıurfa)

  7- Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)

  8- Gökhan Durgun (Hatay)

  9- İnal Batu (Hatay)

10- Ersoy Bulut (Mersin)

11- Ramazan Kerim Özkan (Burdur)

12- Mehmet Tomanbay (Ankara)

13- Vezir Akdemir (İzmir)

14- Uğur Aksöz (Adana)

15- Hakkı Ülkü (İzmir)

16- Yakup Kepenek (Ankara)

17- Kemal Sağ (Adana)

18- Mehmet Ziya Yergök (Adana)

19- Ali Oksal (Mersin)

20- Nezir Büyükcengiz (Konya)

21- Hasan Ören (Manisa)

22- Ufuk Özkan (Manisa)

23- Mehmet Nuri Saygun (Tekirdağ)

24- Nejat Gencan (Edirne)

25- Orhan Sür (Balıkesir)

26- Gürol Ergin (Muğla)

27- N. Gaye Erbatur (Adana)

28- Sıdıka Sarıbekir (İstanbul)

Gerekçe :

1937 yılında kurulan Sümer Holding AŞ'ye ait Malatya Pamuklu Dokuma Fabrikası, Özelleştirme İdaresi tarafından daha önce iki kez ihaleye çıkarılmıştır. İlk olarak 1998 yılında fabrikanın özelleştirilmesi için yapılan çalışmalarda fabrikanın o günkü değerinin tespiti yapılır. Fabrikanın varlıkları (üzerinde konumlandığı arazi, bina ve müştemilatları, makineler, hammadde vs) için konulan değer yaklaşık    30 000 000 ABD Dolarıdır. 1998 yılında yapılan ihale sonucunda verilen en yüksek değer olan 11 000 000 ABD Doları fabrikanın gerçek değerinin çok altında görüldüğü için Özelleştirme İdaresi ihaleden vazgeçmiştir. Fakat, aradan beş yıllık bir süre geçtikten sonra açılan bu son ihalede, fabrika 6 400 000  ABD Dolarına Tekstilciler Ortak Girişim Grubuna satılmıştır.

1998 yılından bu yana geçen bu beş yıllık sürede mülkün değeri düşmediği gibi artış göstermiştir. Satışı gerçekleştirilen gayrimenkul ve fabrikaya beş yıl önce verilen 11 000 000 dolarlık teklif, o zamanki yöneticiler tarafından çok düşük bulunarak ihale iptal edildiği halde nasıl olur da bu rakamdan daha düşük bir değere, şu anki değeri 30 000 000 ABD Dolarının çok üstünde olan bu fabrikanın satışı onaylanmıştır? Oysa, fabrika içinde bulunan tezgâh ve aletlerin şu anki değeri 4 000 000 ABD Dolarının üzerindedir. Yine, fabrika 129 000 metrekare arazi üzerine kurulu olup, ayrıca sosyal tesisleri, konut alanları ve pek çok binası bulunmaktadır. İhale bedeli, tek başına arsasının bedelini bile karşılamaktan uzaktır.

Fabrikada 1998 yılında çalışan 3 000 kişiyle birçok sektör için üretim yapılmaktaydı. Millî Savunma Bakanlığının talebi doğrultusunda Türk Silahlı Kuvvetlerinin kıyafetleri için emsali görülmemiş kumaş çeşitleri, İçişleri Bakanlığının talebi sonucu emniyet mensuplarının kıyafetleri için kumaşlar, halkın ve o zamanki Sümerbank mağazalarının gözde kumaşları üretiliyordu. Ayrıca, bu dönemde ABD, İngiltere, Almanya, İrlanda, Suudî Arabistan gibi ülkelere çok kaliteli olduğu tartışmasız kumaşlar ihraç ediliyordu. ISO 9001 gibi dünya standardı kalite belgesine sahip olan fabrika, Malatya'ya istihdam sağlamış, azımsanmayacak şekilde kârlar elde etmiş ve ihracat yoluyla girdi sağlayarak ülke ekonomisine önemli katkılarda bulunmuştur. Bu sebeplerle, hem Malatya için hem de ülkemiz için çok önemli bir konuma sahiptir.

Malatya Pamuklu Dokuma Fabrikası, bir sanayi kuruluşu olmasının yanı sıra, Malatya'nın sosyal, ekonomik hayatında özel bir yeri vardır. Yıllar süren çabalarla Malatya'nın simgelerinden biri olmuştur. Fabrikanın yeri Malatya'nın en değerli yerlerindendir. Makinelerin ise büyük bölümü yenilenmiş, fabrika en son teknolojiyle donanmıştır.

Tüm bu sebeplerden dolayı tüm Malatya, bu kuruşlarda çalışan işçileriyle, çiftçisiyle, esnafıyla, zamanında ve yerinde, hiçbir tahrike kapılmadan, demokratik haklarının çerçevesini aşmadan tepkisini dile getirmiştir. Sivil toplum kuruluşları da çeşitli girişimlerde bulunmuşlar; fakat, hiçbir sonuç alınamamıştır.

Malatya Pamuklu Dokuma Fabrikasını satın alan Ortak Girişim Grubunun fabrikayı çalıştırmayarak sadece arsasını inşaat sektörü için kullanmak istediği yönünde Malatya kamuoyunda kuşkular bulunmaktadır. Nitekim, imar planında yeşilalan olarak görülen bu arazi, ihaleden sonra Özelleştirme İdaresi tarafından yeşilalandan çıkarılarak inşaat alanına dönüştürülmüştür.

Yukarıda açıklanan tüm bu gerekçelerle, Malatya ve ülkemiz açısından çok önemli bir konuma sahip olan Malatya Pamuklu Fabrikası değerinin çok altında bir rakama satılmıştır. İhalede çok düşük teklif verilmesine rağmen açık artırmaya da gidilmemiştir. İhale ve ihale sonuçları tartışmalıdır. Bu durumlar karşısında ihale koşullarının, ihale sürecinin ve ihale sonucunda ülke ekonomisinin uğratıldığı zararların araştırılması amacıyla bu araştırma önergesi hazırlanmıştır.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım.

IV. - ÖNERİLER

A) DanIşma Kurulu Önerİlerİ

1. - Gündemdeki sıralama ile Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışmalarına ara vermesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

Danışma Kurulu Önerisi

No. : 69      Tarihi : 4.3.2004

Danışma Kurulunca aşağıdaki önerilerin Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.

                                   Bülent Arınç

                        Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                           Başkanı

Salih Kapusuz               Ali Topuz

AK Parti Grubu Başkanvekili CHP Grubu Başkanvekili

Öneriler :

1- Daha önce gelen kâğıtlar listesinde yayımlanan ve dağıtılan 393 sıra sayılı 5027 Sayılı 2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu ile 5029 Sayılı 2004 Malî Yılı Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanunu ve Bu Kanunlara Bağlı Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun, 48 saat geçmeden gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 5 inci sırasına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,

2- 28 Mart 2004 tarihinde yapılacak Mahallî İdareler Genel Seçimleri nedeniyle, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışmalarına, 9.3.2004 Salı gününden başlamak üzere 15 gün ara verilmesi önerilmiştir.

BAŞKAN - Söz talebi?.. Yok.

Birinci öneriyi okutup, oylarınıza sunacağım.

1- Daha önce gelen kâğıtlar listesinde yayımlanan ve dağıtılan 393 sıra sayılı 5027 Sayılı 2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu ile 5029 Sayılı 2004 Malî Yılı Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanunu ve Bu Kanunlara Bağlı Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun, 48 saat geçmeden gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 5 inci sırasına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,

BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

İkinci öneriyi okutup, oylarınıza sunacağım.

2- 28 Mart 2004 tarihinde yapılacak Mahallî İdareler Genel Seçimleri nedeniyle, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışmalarına, 9.3.2004 Salı gününden başlamak üzere 15 gün ara verilmesi önerilmiştir.

BAŞKAN - Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabule dilmiştir.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz

V. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1. - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı : 146)

2. - Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı : 152)

3. - Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin; Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı : 305)

BAŞKAN - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin, Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin geri alınan maddeleriyle ilgili komisyon raporları henüz gelmediğinden, tasarıların ve teklifin müzakerelerini erteliyoruz.

Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

4. - Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısı ile İçişleri, Plan ve Bütçe ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/731) (S. Sayısı : 349)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Komisyon  bulunmadığından tasarının görüşmelerini erteliyoruz.

5027 sayılı 2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu ile 5029 Sayılı 2004 Malî Yılı Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanunu ve Bu Kanunlara Bağlı Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun müzakeresine başlıyoruz.

5. - 2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu ile Bağlı Cetvellerinde ve 2004 Malî Yılı Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanununa Bağlı Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/764) (S. Sayısı : 393) (x)

BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

Komisyon raporu, 393 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2004 yılı bütçesi burada görüşülürken, 2004 malî yılı bütçesinin samimî olmadığını, gerçeği yansıtmadığını ve doğru düzenlenmediğini, Parlamentonun önüne getirilirken de bu konuda iyi

                                                

(x) 393 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

hazırlık yapılmadığını ifade etmiştik. Nitekim, daha 2004 yılı bütçesinin mürekkebi kurumadan, Adalet ve Kalkınma Partisi, cumhuriyet tarihinde bir ilki daha gerçekleştiriyor; bütçe yılının daha başlangıcında, bütçe ödenekleriyle ilgili tartışmalar dahi henüz sona ermemişken, ekbütçe tasarısıyla, yine Parlamentonun karşısında.

Şimdi, bu tasarının gerekçesine baktığımızda şöyle deniliyor: Birincisi, asgarî ücrette artış olmuştur; fakat, bu artışın olacağını tahmin etmemiştik; ikincisi, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaşlarına birinci yarıyılda yüzde 10, ikinci yarıyılda yüzde 10 oranında zam yaptık. Bunlar bizim bütçe dengelerimizi bozuyor, yeni kaynak da bulamıyoruz; o halde, biz, bu ödemelerin karşılığını sağlamak için, bütçenin diğer harcama kalemlerinden yüzde 13 oranında kesinti yapalım. Aslında, getirilen tasarının özü bu.

Şimdi, değerli arkadaşlar, ciddî bir hükümet, bütçe hazırlarken, 2004 yılı içerisinde, yani, gelecek yılda neleri yapabileceğini, neleri yapacağını düşünür. Devlet Planlama Teşkilatı var, Maliye Bakanlığı var, Hazine Müsteşarlığı var; bunlar bir araya gelirler, bürokratlar bir araya gelir; hatta, bütçe hazırlama tekniği, çok önceden, ilgili kuruluşlara duyurulur; ödenekler hazırlanır, ödenekler üzerinde durulur; enflasyon rakamı, muhtemel dolar kuru üzerinde pek çok çalışmalar yapılır ve bütçe, uzun bir çalışma sürecinin sonunda Parlamentoya sevk edilir. Yine, Anayasaya göre, Parlamentoda, bütçe, çok özel bir gündemle görüşülür ve yasalaştırılır. Fakat, bir hükümet düşünün; 2004 yılında işçi ve Bağ-Kur emeklilerine zam yapacağının farkında değil; öyle diyor; çünkü "biz, zam olacağını bilmiyorduk" diyor. Yine öyle bir hükümet düşünün ki, asgarî ücretin artacağı, yasaya göre zaten belli iken, asgarî ücret artışının dahi olacağından haberi yok ve bütçeyi, böyle, Parlamentoya sevk ediyor. Sonuçta, bu bütçe, ekbütçe, Parlamentoya gelirken, daha Parlamentoda görüşülmeye başlanmadan önce, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmeye başlanmadan önce, bu kez de, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanunlar ve Kararlar Daire Başkanlığında bir değişiklik yaptırılıyor. Bakanlar Kurulundan çıkan yüzde 10'luk kesinti, burada yüzde 13'e çıkarılıyor; yine, bir madde kaldırılarak, yerine, Kıbrıs'la ilgili bir madde ilave ediliyor. Yani, bu da, hükümetin, bütçe hazırlarken, Parlamentoyu ne kadar ciddîye aldığını, Türk Halkını ne kadar ciddîye aldığını göstermesi açısından, özel bir durum. Bu bilgiyi size sunmayı bir görev addettim, bu nedenle bunu belirttim.

Bakınız değerli milletvekilleri, bütçelerin samimî olması, bütçelerin ciddî hazırlanması, sadece yasalarda belirlenen bir kural değildir. Bütün üniversitelerin maliye kürsülerinde, bütçelerin ne denli samimî hazırlanması gerektiği üzerinde kitaplar okutulur. Çoğu kez, o branşlardan mezun olan insanlar, kamuda görev alırken, bütçelerin bu ilkelerinden ödün vermeden, olabildiğince ciddî ve tutarlı bütçe hazırlamaya çalışırlar; ama, maalesef, bunlar gerçekleşmedi.

Değerli milletvekilleri, şunu düşünebilirsiniz: Acaba, bu yüzde 13'lük kesinti nereden yapılıyor? Arkadaşlar, yüzde 13'lük kesintinin birinci kaynağı çiftçiler. Çiftçilere genel bütçeden yapılacak ödemelerden yüzde 13'lük bir kesinti yapılıyor. Şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri, büyük bir ihtimalle, köylere gittiklerinde kendilerine şu soru yöneltilebilir: Niçin, bizim gelirlerimize göz dikiyorsunuz? Acaba, çiftçiler, gerçekten, çok varlıklı insanlar mı; gelir düzeyleri çok mu yüksek ki, bunlara bütçeden ayrılan kaynakların yüzde 13'ünü kesiyorsunuz? Ama, kesiyorsunuz. Biz, bunun doğru olmadığını ifade ettik; ama, siz, kesmekten yana olduğunuzu söylüyorsunuz.

Bir başka konu; normalde, bütçeler kendi gelir kaynaklarını kendileri yaratır. Bu bütçeye baktığınızda, 2004 yılı... Neredeyse birbuçuk yıla yaklaşıyor Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti göreve geleli; iç ve dışborçlarda tahminin çok üstünde artış var. Öyle, bakmayın gazetelerde çok parlak sonuçların yayımlandığına; iç ve dışborçlar konusundaki ciddî artışlar, üzerinde ciddiyetle durulması gereken konulardan birisi. Plan ve Bütçe Komisyonunda da ifade ettim; bir ülke kendi ulusal gelir kaynaklarını yaratmaması halinde, gidip IMF'ye teslim olacaktır. IMF'ye teslim olan hükümetin de geçmişteki deneyimlerini gördük, bundan sonra da göreceğiz. Eğer, biz, kendi ulusal kaynaklarımıza dayanmazsak, kendi gelirlerimizi yaratamazsak gelecek için çok parlak bir sınav vermeyeceğimizi de belirtmek isterim.

Değerli arkadaşlar, aklınıza bir başka soru daha gelebilir. Yüzde 13'lük kesintiyi, acaba Parlamentoya getirmek zorunda mıydı hükümet; hayır, böyle bir zorunluluğu yoktu; çünkü, Maliye Bakanının ödeneklerde kesinti yapma yetkisi var zaten. 2004 yılı bütçesi Resmî Gazetede yayımlandıktan sonra, Sayın Maliye Bakanının imzasıyla bütün ödeneklerden yüzde 10 kesinti yapılacağına dair genelge çıktı, harcamaların yüzde 10'luk bir kısmı durduruldu. Yüzde 10 yerine, yüzde 13 de durdurulabilirdi.

Değerli arkadaşlarım, Meclise getirilme nedeni şu: Biliyorsunuz, IMF heyeti Türkiye'ye geldi. IMF heyeti, hükümete güvenmediği için "siz, bunu Türkiye Büyük Millet Meclisine sunacaksınız ve yüzde 13 kesintiyi yasalaştıracaksınız. Ben, size, ancak ondan sonra güven duyarım"dedi. Bu tasarının Parlamentoya gelişinin temel nedeni bu; bunu da bilgilerinize sunmak isterim.

Değerli arkadaşlar, Plan ve Bütçe Komisyonunda bütçe görüşmeleri devam ederken, ulusal günlük bir gazetede Sayın Başbakanımızın bir demeci yayımlandı. Sayın Başbakanımız, almış olduğu başbakanlık aylığıyla geçinemediğini ve bu nedenle ticarî faaliyetlerine devam ettiğini ifade etti. Değerli bazı milletvekillerimiz, belki bu bilgiyi okumamış olabilirler. Gazeteci arkadaşımızın, ticarî faaliyetlerini durdurup durdurmaması konusundaki sorduğu bir soruya, Sayın Başbakan aynen şu yanıtı veriyor: "Hiçbir ticarî faaliyetimi durdurmak, dondurmak gibi bir durum söz konusu değil; böyle bir şeye gerek yok. Ben, namusumla çalışıyor, helal para kazanıyorum; buna kim, ne diyebilir." Sayın Başbakana, ticarî faaliyette bulunmanın etik olup olmadığı soruluyor, Sayın Başbakan aynen şu yanıtı veriyor: "Hayır, buna hiç katılmıyorum. Söyledim; etikdışı ne var ki!"

Değerli arkadaşlar, yine aynı gazetecinin "siz, pazarlamasını yaptığınız bazı ürünlerin reklamını yapıyorsunuz diye şikâyet geliyor ve bu da haksız rekabet yaratıyor; bu konuda ne düşünüyorsunuz? Başbakanın, bir ürünün reklamını yapması değil mi? Bu ürünün, rakipleriyle arasında haksız rekabet doğurmasına yol açmıyor mu" sorularına da, Sayın Başbakan aynen şu yanıtı veriyor: "Hayır, neden olsun; ben, hiç öyle düşünmüyorum."

Değerli milletvekilleri, üniversitelerde reklamla ilgili ders verilirken "gizli reklam" denilen bir kural vardır. Örneğin, bir popstarın, bir pop sanatçısının arkasında bir ürünün reklamını görürsünüz; araba geçerken, o arabanın arkasında o reklamı görürsünüz. Bu sanatçı, o araba oradan geçtiği için ve o ürünün dolaylı reklamı yapıldığı için ücret alır. Yine aynı şekilde, Türkiye'de çekilen dizilerin pek çoğunda, kullanılan araçlar, belli otomobil firmaları tarafından, sırf kendi araçlarının reklamı olsun diye, bu dizilere ücretsiz olarak verilir; bu dizilerde, hiçbir zaman "şu otomobili alın" denilmez; fakat, o otomobil kullanılır.

Değerli arkadaşlar, buna da gizli reklam denilir. Sayın Başbakan bunu da kabul etmiyor; ama...

RECEP GARİP (Adana) - Sorulmuş olan bir soruya verilen cevap; bunun reklamla ilgisi yok.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Değerli Milletvekilim, belki, rahatsız oldunuz; ama, herhangi bir reklam uzmanına sorarsanız, size, benim bu anlattıklarımın, belki, biraz daha fazlasını anlatır.

RECEP GARİP (Adana) - Türkiye'de bir Başbakan normal ticaret yapamaz mı, ticaretini devam ettiremez mi?

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Hayır!

Eğer, siz, bir ürünün dolaylı olarak reklamını yaparsanız, o bir reklamdır.

BAŞKAN - Sayın Garip, Sayın Kılıçdaroğlu, karşılıklı konuşmayalım.

Lütfen, Genel Kurula hitap ediniz.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bir başbakan, Türkiye'de, normal koşullarda, ticarî faaliyet yapamaz; ya ticarî faaliyette bulunacaktır ya Başbakanlık yapacaktır.

BAŞKAN - Sayın Kılıçdaroğlu, bu söylediklerinizin maddeyle ilişkisi nedir? Bu hususta bir şey yok yani...

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Hemen, şimdi oraya geliyorum; maddeyle ilgisine geliyorum efendim.

BAŞKAN - Madde üzerinde konuşursanız, memnun oluruz.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Tabiî; çünkü, bu, çok önemli bir olay.

Bakın, yine, Sayın Başbakan şöyle diyor: "Üstelik..."

BAŞKAN - Sayın Kılıçdaroğlu, şunu istirham edeyim... Deminden beri bir şey söylemedim. Sayın Başbakanın, bir gazetede çıkan, bir gazeteciyle yaptığı konuşmalarını burada aktarıyorsunuz; yani, bunun ekbütçeyle ilgisi nedir; bunu anlamak mümkün değil.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Hemen kuracağım, göreceksiniz.

BAŞKAN - Lütfen, konuya gelir misiniz; madde üzerinde konuşalım lütfen.

Buyurun.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Tabiî... Hay hay...

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - İşlerinden dolayı bütçeye yük geliyor!..

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Efendim, bağlantılı olduğunu hemen göreceksiniz; çünkü, biz bu konuda, Plan ve Bütçe Komisyonunda da bir önerge vermiştik.

Sayın Başbakan, doğru bir bilgi de vermiyor ve "ben Başbakan olduktan sonra hiçbir   şirket kurmadım" diyor. Halbuki, Başbakan olduktan sonra bir başka pazarlama şirketi daha kurdu.

Şimdi, geliyorum, Sayın Başkanımızın söylediği "bunun, ticarî faaliyetin bütçeyle ne ilgisi var" ifadesine. "Yasak mı" diye bir soru geliyor, yasak değil arkadaşlar, yasak değil. Biz, ahlakî olup olmamasını tartışıyoruz, yasak olup olmamasını tartışmıyoruz. Her şey yasak olabilir olmayabilir, ahlakî değil.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - O senin kanaatin.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Hayır efendim.

Bakın, Avrupa Birliğine üyeyiz, değil mi; Avrupa Birliğinden bana bir tek başbakanın ismini verin ticarî faaliyetini sürdüren; bir tek isim verin.

AHMET RIZA ACAR (Aydın) - Berlusconi...

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Artvin) - Devretti.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Berlusconi değil efendim, Berlusconi onları kayyıma devretti, haberiniz yok.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Yasaları ona göre yapmak lazım, yapılmamış!

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlar, gelelim bir başka konuya, asıl bütçeyle ilgili konuya gelelim. Sayın Başbakan diyor ki, ben, aldığım Başbakanlık maaşıyla geçinemiyorum. Bu ticarî faaliyette bulunmazsam, ben, bu maaşla geçinemem. Aynen şöyle diyor: "Ayrıca, şunu da söyleyeyim: Ben, ticaret yapmasam, oradan para kazanmasam bu maaşla geçinemem." Biz de ne yaptık arkadaşlar... Sayın Başbakanımız bu maaşla geçinemiyor; gerekçesi ne bunun; işte, bu bütçe yasa tasarısı. Bütçe yasa tasarısı, Başbakana, yeterli, insanca, onuruyla yaşayabileceği bir maaşı vermiyor. Demek ki, bu anlatımımızın temel nedeni bu; çünkü, Sayın Başbakan şunu diyemez: "Ben, bu ülkenin Başbakanıyım, yarın sabah gelip maaşımı 300 milyar lira yapayım." Böyle bir keyfîlik yok. Bunun sınırlarını kim getiriyor; Başbakanlık; kuralına göre hazırlayıp sunduğu bütçe yasa tasarısı bu sınırlamayı getiriyor.

Yine ne söylüyor Sayın Başbakan, bir de örnek veriyor, diyor ki: "Ben, Shröder'le konuşurken ona sordum: Siz ayda kaç lira maaş alıyorsunuz? Shröder dedi ki; 15 000 euro alıyorum." Yine, Sayın Başbakan diyor ki: "Bizimki ne ediyor; herhalde 3 000 euro, gerisini siz düşünün."

Şimdi, değerli arkadaşlar, tabiî, gazeteye yansımayan, herhalde, şöyle bir konuşma daha olmuştur: Sayın Shröder sormuştur Sayın Başbakanımıza: "Siz ayda kaç lira alıyorsunuz?"

BAŞKAN - Sayın Kılıçdaroğlu, şimdi, burada, olmayan şeylerden bahsetmeyin lütfen efendim.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - O da demiştir ki, büyük bir ihtimalle: "Efendim, ben, 3 000 euro alıyorum." "Peki, nasıl geçiniyorsunuz 3 000 euroyla?" "Vallahi, ticarî şirket kuruyoruz..."

BAŞKAN - Sayın Kılıçdaroğlu...

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Buyurun efendim.

BAŞKAN - Yani, maliye üzerindeki deneyiminizi biliyoruz, bu hususta da konuşursanız iyi olur. Şimdi, olmadığımız bir ortamdaki konuşmaları, yapılmış gibi aktarmak hiç etik olmuyor.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bakın, Sayın Başkan, bir ülkenin...

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Gazeteciler yapıyor o mukayeseyi!..

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - İstirham ediyorum Sayın Kapusuz; bir ülkenin başbakanı, kendi aylığını bir başka ülkenin başbakanıyla konuşmaz; işin özü bu. Bizi rahatsız eden nokta bu; çünkü, o, sadece sizin Başbakanınız değil değerli arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyetini temsil ediyor. Bakın, biz, bunu kurtarmak için, bu olayı düzeltmek için, Plan ve Bütçe Komisyonunda şöyle bir önerge verdik; dedik ki ve bunu gerçekten çok samimî...

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Nasıl bir önerge verdiniz?..

BAŞKAN- Sayın Kılıçdaroğlu, buyurun efendim.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Biz şöyle bir önerge verdik.

ÜNAL KACIR (İstanbul)- Konu üzerinde konuş!

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Siz, denetim elemanlığından geldiğinizi söylüyorsunuz değerli kadrolu laf atan arkadaşım. Eğer, yüreğiniz varsa, gelirsiniz, sizinle herhangi bir yerde özgür ortamda tartışırız; benim dediğim mi doğru, sizin dediğiniz mi doğru...

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Sayın Kılıçdaroğlu, burada herkesin yüreği de var, böbreği de var...

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Yüreğiniz varsa tabiî; onun için söylüyorum; çünkü, yüreği olan insanlar gereksiz yere laf atmazlar; otururlar, doğru dürüst, adam gibi tartışırlar; ben onu kastediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sen de, adam gibi, madde üzerinde konuş!..

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)- Sayın Kılıçdaroğlu, burada herkesin yüreği de var, böbreği de var, dalağı da var!..

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Evet, dalağı da var efendim!..

Şimdi, biz, şöyle bir önerge verdik...

AYHAN ZEYNEP TEKİN (Adana) - Türkiye'nin Başbakanını burada çatır çatır haksız yere suçluyorsunuz.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Hayır, hayır...

AYHAN ZEYNEP TEKİN (Adana) - Bundan daha özgür bir ortam olabilir mi?..

BAŞKAN - Sayın Tekin...

Sayın Kılıçdaroğlu, süreniz geçiyor efendim; buyurun.

AYHAN ZEYNEP TEKİN (Adana) - Türkiye'nin Başbakanını burada aslı astarı olmayan bir şekilde suçluyorsunuz!..

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Söylediğim bütün kelimeler Sayın Başbakanın ifadesidir.

AYHAN ZEYNEP TEKİN (Adana) - Hayır, özgür ortamda diyorsunuz da...

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Hayır, bakın, siz, burada bana, Sayın Başbakanın söylemediği şeyleri söylediğimi söylediniz. Burada kullandığım bütün ifadeler, satır satır Sayın Başbakana aittir.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Olsa bile ne alakası var!..

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Güzel, güzel... Alakasını söylüyorum Sayın Kapusuz. Diyorum ki, Sayın Başbakanın aylığını... Bakın, bunu çok samimî söylüyorum ve gerçekten de, bütün eleştirilerin ötesinde...

RECEP GARİP (Adana) - Sayın Hocam, yanlış mantıkla yola çıkıyorsunuz; mantığınızı düzeltin lütfen!..

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)- Hayır, hayır... Bakın, bunu...

BAŞKAN- Sayın Garip...

Sayın Kılıçdaroğlu, karşılıklı sohbet sürdükçe konuşmanın insicamı kayboluyor. Lütfen, Genel Kurula hitap ediniz.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Hayır, çok samimî olarak söylüyorum ve gerçekten de samimiyim.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Önergeden bahset...

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Onu söyleyeceğim efendim.

Plan ve Bütçe Komisyonunda da bunu söyledim.

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Artvin)- Sayın Başkan, siz, sataşanları ikaz etmeyip, kürsüde konuşanı ikaz ediyorsunuz!..

BAŞKAN - Onları da ikaz ediyorum; karşılıklı konuşmayın diyorum, söylüyorum...

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Onu söyleyeceğim efendim; Plan ve Bütçe Komisyonunda da bunu söyledim. Bizim ülkemizin Başbakanı, geçinemediğini itiraf ediyor; bunun gerekçesi de bu bütçedir.

RECEP GARİP (Adana) - Yani, şimdi, bu benzetmeleri nereye oturtacaksınız?!

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Bu bütçede biz buna bir çözüm getirelim, Sayın Başbakanımızın aylığını, ayda 15 000  euro karşılığı Türk Lirası yapalım, böylece bu sorunu aşmış oluruz. Böylece, Sayın Başbakan da, gidip, bir başka ülkenin başbakanıyla konuşurken niye başını önüne eğsin; desin ki, ben de ayda 15 000  euro alıyorum; ticarî faaliyetlerimi de durdurdum, ben de bu işi yapıyorum desin. Bizim istediğimiz bu. Gelin, buna destek verin, bu işi çözelim. Bakın, gerçekten, bunu çok samimî söylüyorum. (Gürültüler)

BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen müdahale etmeyin!

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Benim yaptığım öneri de şu: Milletvekillerinin maaşlarının artması değil; benim yaptığım öneride şu var: Milletvekillerinin aylıklarından keselim, Sayın Başbakanın aylığına ilave edelim; bu sorunu da böylece aşmış oluruz. (CHP sıralarından alkışlar, AK Parti sıralarından gürültüler)

Arkadaşlar, eğer biz bu ülkede etik kuralları egemen kılmak istiyorsak, eğer bu ülkede siyasete saygınlık kazandırmak istiyorsak, eğer bu ülkede siyasetin kahvelerde olumsuz tartışılmasını engellemek istiyorsak, bu tür söylemlerden kaçınmamız gerekiyor. Aslında, Sayın Başbakanın bu söylemi bu bütçeye o kadar denk geldi ki... Çünkü, bu bütçe Sayın Başbakanın bu kadar düşük maaş almasına yol açıyor. Şu söylenebilir: Ticarî faaliyetine devam etsin... O da bir söyleyiştir. Sayın Başbakan ticarî faaliyetine devam edebilir elbette. O zaman, gelin şunu da yapalım; değerli hâkimlerimiz de öğleden sonra avukatlık yapsınlar; ne olacak değerli arkadaşlar! Onlar da zamanının bir kısmını oraya ayırsınlar! Milletvekillerimiz de, gitsinler, ayrı ayrı yerlerde danışmanlıklarını yapsınlar, sürdürsünler, devlet dairelerinde iş takipçiliği yapsınlar; böylece, onlar da onun karşılığında gelir elde etsinler; çünkü, fark etmiyor, o da serbest meslek faaliyeti oluyor, bu da ticarî faaliyet oluyor...

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - İş takipçiliğiyle ticaret aynı mı?!

BAŞKAN - Sayın Demirbağ...

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Para karşılığı olursa, o, serbest meslek faaliyeti oluyor efendim, ticarî faaliyet değil; Gelir Vergisi Yasası öyle tanımlıyor.

İşin özeti şu: Tabiî, siyasete düzeni getirmemiz, siyasete iyi niyeti egemen kılmamız, siyaseti toplumda saygın kılmamız için, hem bu tür söylemlerden kaçınmak gerekiyor hem de oturup ciddî ciddî bunun önlemlerini almak gerekiyor. Eğer biz kuralını getirebilirsek, sanıyorum, pek çok ülke de, Türkiye Cumhuriyetinin Parlamentosu da saygınlık kazanacaktır.

Ben, bu dilek ve temenniyle hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kılıçdaroğlu.

AK Parti Grubu adına, Manisa Milletvekili Sayın Hüseyin Tanrıverdi; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HÜSEYİN TANRIVERDİ (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 5027 sayılı 2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu ile 5029 sayılı 2004 Malî Yılı Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanunu ve Bu Kanunlara Bağlı Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde AK Parti Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Sözlerimin başında, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce Sayın Kılıçdaroğlu'nu ibretle ve esefle izledim, takip ettim. Doğrusu, Sayın Kılıçdaroğlu'nu daha önceden de tanıdığım için, kendisine yakışan bir üslup kullanmadığını ve gerçekten, bu ekbütçe tabir ettiğimiz bütçe üzerinde de sağlıklı ifadelerde bulunmadığını açıkça ifade etmek istiyorum.

Burada, ekbütçe, hortumlanan bankaların açığını kapatmak üzere getirilmedi. Bu ekbütçe, hükümetimizin, hesapsız kitapsız davranarak ortaya çıkan açıklarının kapatılması, giderilmesi için getirilmedi. Bugüne kadar mağdur olan kesimimizin, emeklilerimizin, yani, Bağ-Kur emeklilerimizin, SSK emeklilerimizin elinden tutmak, onların bu ülkede onurlu bir hayat sürmelerine, insanca yaşayabilmelerine katkı sağlamak üzere bu ekbütçe getirildi.

ORHAN SÜR  (Balıkesir) -Aklınız nerede idi ?

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - Aklımız şurada idi: Biz, AK Parti olarak elinden tutulması gereken bütün mağdur kesimlerin elinden tutmak istiyorduk; ama, bize devredilen bütçe ve ekonomik kaynaklara baktığınız zaman, doğrusu, bu kadar yüksek oranda zam yapmanız söz konusu değildi. Bütçe üzerinde, o günkü şartlarda -Sayın Kılıçdaroğlu da Plan ve Bütçe Komisyonunda- belki bu kadar artış yapmak mümkün değildi. Biz, o takvime bağlı tarih, zaman dilimi içerisinde o kadarını tespit edip bilahara kendileri için, yani, emeklilerimiz için artışlar yapmayı düşündük, planladık ve bugün bunu gerçekleştiriyoruz.

Emeklimizin, çalışanımızın elinden bir şeyler kapmak değil, eline bir şeyler vermek istiyoruz ve burada, Sayın Kılıçdaroğlu, özellikle, Genel Başkanımızla ilgili ifadelerde bulundu. Doğrusu, Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanına böylesi sözlerin söylenmesini yakıştıramadım. Muhalefet de olsanız veyahut farklı bir yerde otursanız da Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına böylesi dil uzatmanızın yanlış olduğunu ifade ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Artvin) - Kendisi Başbakanın söylediklerini tekrarladı; farklı bir şey söylemedi ki!

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - Bakınız, kulislerde oturduğunuz zaman, milletvekillerimizin aldığı bu maaşla geçimin zor olduğunu sizler de ifade ediyorsunuz. Hayır deyin!.. Ama, bütün bu zorluklara rağmen, biz, AK Parti İktidarı olarak Meclise geldiğimizde, bütçeyi elimize aldığımızda, öncelikle milletvekillerinin maaşına yüzde 100 zam yapmak yerine, mağdur olan halkımıza bir şeyler vermeyi düşündük. Onun içindir ki, biz, milletvekilleri olarak lojmanlarımızdan fedakârlıkta bulunduk ve şu güne kadar maaş artışımızı yapmadık. Niye; tamamen, mağdur olan halkımıza katkı sağlamak adına.

Şimdi, burada, Başbakanımız bir doğruyu ifade ediyorsa, buraya yapışıp, mağdur olan kesimleri inkâr edemezsiniz. O halde, Sayın Kılıçdaroğlu ve böylesi düşünen arkadaşlarım, Sayın Başbakanımızın sizin 5 kuruşunuza ihtiyacı yok. Sayın Başbakanımız, evet, şahsî olarak ticaretle uğraşabilir, ekonomik durumunu rahatlatmış olabilir; ama, 24 saat işinin başındadır. Sayın Genel Başkanınız makamından kalkıp halkın içine gidemezken...

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Onu kim dedi sana?!

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) -...Sayın Başbakanımız, günde iki miting yapıyor...

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Kimin uçağıyla gidiyor?..

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - ...ve yetmiyor, Gençlerbirliğinin maçına da vakit ayırabiliyor! Bırakın!.. (AK Parti sıralarından alkışlar)

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Artvin) - Hangi araçla gitti o mitinge, hangi uçakla gitti?!.

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Benim Genel Başkanım halkın arasında.

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - Şimdi, toplumumuzun bütün kesimini kucaklayabilen, mağdurun sesine kulak verebilen, halka rağmenci politikaları itmiş bir başbakanı başınızda taşımanız gerekirken, bu, çok yanlış oluyor; lütfen, kendinize gelin! (AK Parti sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Yok canım; sen taşı başında!

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Artvin) - Devletin uçağını kullanarak gidiyor.

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - Şimdi "artışlardan haberi yok, efendim, şundan haberi yok, bundan..." Bizim ne yaptığımızdan haberimiz var; biliyoruz...

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Var var; satıyorsunuz memleketi!

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - Kendimize takvim biçtik biz; aylık, üç aylık, altı aylık, yıllık acil eylem planlarını koyduk.

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Üç ay önce aklınız neredeydi bütçeyi yaparken?

Takvimmiş!..

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - Sayın Kılıçdaroğlu, arkadaşıma "yüreğiniz yetiyorsa" diyor. Bunlar, yüreği yeten insanların işidir; takvim koyabilmek, proje koyabilmek yüreği yeten insanların işidir. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Hangi proje; memleketi satış projesi mi?!

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - Bizim yüreğimiz yetiyor. (AK Parti sırlarından alkışlar)

ORHAN SÜR (Balıkesir) - O yüreği göreceğiz!

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - Belki amiyane olacak, ama, bizde mangal kadar yürek var, bizde yürek var; onun için, hiç telaşa düşmeyin.

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Hiç telaşta değiliz, telaş etmiyoruz.

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - Hiç telaşa düşmeyin; işler yolundadır, programımız uygulanıyor. Gerçekten, biz, şu birbuçuk yıllık dönem içerisinde...

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Uyuyorsunuz; üç ay önce de uyuyordunuz, şimdi de uyuyorsunuz.

BAŞKAN - Sayın Sür, lütfen...

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - ...hayal edemeyeceğiniz, halkımızın düşünemeyeceği işleri becerdik, başardık, başarımız devam edecek.

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Çok güzel peşkeş çekiyorsunuz...

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - Siz ne kadar rahatsız olursanız olun, siz ne kadar yerinizden laf atarsanız atın, biz bildiğimizi yapacağız; çünkü, bizim bildiklerimiz doğrudur, programımız güzeldir.

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Size göre...

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - Siz, lütfen, bu konularda, varsa katkınız, alternatifiniz, onları getirin, varsa eksiğimiz, onları söyleyin; çünkü, biz, AK Parti İktidarı olarak, muhalefetin de sesine kulak veren, sivil toplum örgütlerinin de sesine kulak veren bir partiyiz, bir iktidarız. Onun içindir ki, biz, başarılıyız. (CHP sıralarından gülüşmeler)

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Getirdiklerimizi dinlemiyorsunuz.

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, ekbütçe dediğimiz bu olay...

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Sayın Başkan, arkadaşımız madde üzerinde mi konuşuyor?!

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - ...meseleye ekonomik olarak bakmaktan ziyade...

BAŞKAN - Sayın Tanrıverdi, bir dakika...

Sayın Sür, hatipleri rahat bırakırsanız, daha rahat ortamda konuşacaklar. Lütfen, sataşmayın.

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Sayın Başkan, hatibi niye uyarmıyorsunuz?! Demin, diğer hatibi uyardınız!..

BAŞKAN - Kimi?

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Demin Sayın Kılıçdaroğlu'nu uyardınız; bu hatibi niye uyarmıyorsunuz?!

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; şimdi, bu bütçe...

BAŞKAN - Sayın Tanrıverdi, müsaade eder misiniz...

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - Bu ekbütçeye baktığınız zaman...

BAŞKAN - Sayın Tanrıverdi...

Bakınız Sayın Sür, normal eleştiri sınırları içerisinde, Sayın Kılıçdaroğlu, oradaki bir milletvekili arkadaşımıza hitaben "yüreğiniz yetiyorsa" vesaire dedi. Ben, bu konularla ilgili olarak bir şey söylemedim, eleştiri sınırları içerisinde kabul ettim. Aynı ifadeyi Sayın Tanrıverdi de kullandı. Başka bir şey yok ortalıkta.

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Efendim, Sayın Kılıçdaroğlu'na "maddeye dönün" dediniz!..

BAŞKAN - Sayın Tanrıverdi, buyurun.

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - Şimdi, tabiî ki, maddeye döneceğim, neler yaptığımızı, neler getirdiğini söyleyeceğim; ama, sizin bu söyledikleriniz karşısında da susamayız...

BAŞKAN - Sayın Tanrıverdi, lütfen, Genel Kurula hitap edin.

Buyurun.

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bu ekbütçe, AK Partinin sosyal bakışıdır, ekonomik politikalar ile sosyal politikaların atbaşı götürüldüğünün önemli işaretidir. Bizim başarımız, hükümetimizin başarısı bundan kaynaklanmaktadır. Eğer, ekonomik politikalar farklı, sosyal politikalar farklı mecrada yürürse, orada sıkıntı var demektir. Bunu gören AK Parti İktidarımız, ekonomik ve sosyal politikaları, beraberce, atbaşı götürmektedir ve inşallah, böyle götürecek, sonuç alacaktır.

Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi, 2004 malî yılı genel ve katma bütçeleri, uygulanmakta olan ekonomik program çerçevesinde belirlenen faizdışı fazla ve enflasyon hedeflerine uygun olarak hazırlanmış ve yasalaşmıştır; ancak, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur emeklilerinin maaşlarında daha önceki yıllarda oluşan ücret kayıplarının giderilmesi ve emeklilerin alım güçlerinin artırılması amacıyla yılın ilk yarısında yüzde 10 ve ikinci yarısında da yüzde 10 olmak üzere artış yapılmasına karar verilmesi ve asgarî ücrette yapılan yüksek oranlı artış nedeniyle oluşan sosyal sigorta prim maliyetlerinin bir kısmının devlet tarafından karşılanmasının öngörülmesi sonucunda doğan ilave finansman yükünün karşılanması gerekmektedir.

İnsana ve emeğe verdiği önemi her platformda dile getiren Partimizin ve hükümetimizin 2003 Kasımında işbaşına geldiğindeki Türkiye tablosunu herkes bilmektedir. İki büyük krize maruz kalmış, ödemeler dengesi bozulmuş, her gün artan iç ve dışborç karşısında çaresiz kalmış, hatta, devlet çalışanlarının maaşlarının bile ödenmesinin tehlikeye girdiği bir ekonomik yapıyı devraldık. 57 nci hükümet döneminde, sosyal politikalardan bağımsız olarak geliştirilen sıkı para politikalarıyla düşürülen enflasyon, krizler neticesinde, halkımızın kanını sömürmeye devam etmişti. İlk olarak, halkımızın yıllardır başına bela olan, ücretlerini, emeklerini kemiren, yaşattığı bunalımlarla intiharlara, geçim sıkıntısıyla ailelerimizin parçalanmasına kadar vahim birçok olaya sebep olan enflasyon canavarı, bugün, artık, dizginlenmiş, deyim yerinde ise, azı dişi sökülmüştür.

Enflasyonla mücadeleyi en önemli hedef olarak önüne koyan hükümetimiz, işbaşına geldiği andan itibaren uyguladığı kararlı, disiplinli ve akılcı politikalarla, enflasyon sorununa büyük bir darbe vurmuştur. 2003 yılında düşüş gösteren, aylık ve yıllık bazlarda rekorlar kıran enflasyon oranları, 2003 yılı sonunda hedefin bile altında kalmıştır. 2004 yılı sonu için ise, belirlediğimiz yüzde 12 hedefi halen geçerlidir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye, 28 yıl aradan sonra, ilk kez AK Parti ile tek haneli enflasyonla tanışmıştır. Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre, enflasyon, şubat ayında, yani bu ay, TEFE'de yüzde 1,64; TÜFE'de binde 5,5 düşüş oldu. Yıllık bazda ise, enflasyon TEFE'de yüzde 9,14'e, TÜFE'de yüzde 14,28'e geriledi.

Değerli milletvekilleri, biz, AK Parti olarak, seçim meydanlarında ilk olarak geçim sıkıntısı çeken halkımızın rahatlaması için neler yapacağımızı söyledik. Acil eylem planlarımızı ortaya koyduk. Yüce Milletimize söz verdik ve bugün verdiğimiz sözleri bir bir yerine getirmekten de büyük mutluluk duyuyoruz. Halkımız da, beklediği ve özlediği politikaları gördükçe, bize olan güvenini tazelemekte, teveccühünü artırmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bildiğiniz üzere, hayat pahalılığını en derinden duyan kesimlerin başında emekli, dul ve yetimlerimiz gelmektedir. Daha çok Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kurdan maaş alan emeklilerimiz, yıllardır unutulmuştu, bir köşeye atılmışlardı.

Ben, sendikacılığım döneminden de çok iyi biliyorum, evine ekmek almakta zorlanan, torunlarına bayramda harçlık verememenin burukluğunu yaşayan emekliler vardı.

Değerli milletvekilleri, 58 inci hükümet döneminde, 4784 sayılı Kanun uyarınca, Bakanlar Kurulu kararıyla, Ocak 2003'ten başlamak üzere, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine 75 000 000 ile 100 000 000 arasında sosyal destek ödemesi adı altında zam yapılmıştır. Bu sayede, SSK'lı emeklilerimizin maaşları asgarî aylık 257 000 000'dan 332 000 000'a, azamî aylık ise 495 000 000'dan 575 000 000'a yükseltilmiştir. Bağ-Kurda ise, 1479 sayılı Esnaf Kanununa tabi 6 ncı basamaktan aylık alan bir emeklinin aylığı 181 000 000'dan 281 000 000'a, 2926 sayılı Tarım Kanununa tabi 6 ncı basamaktan aylık alan bir emeklimizin aylığı ise, 115 000 000'dan 215 000 000'a yükseltilmiştir.

Değerli milletvekilleri, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin sosyal destek ödemesi yıl içinde de devam edeceğinden, söz konusu ödeme bitinceye kadar emekli aylıklarında herhangi bir artış yapılmayacaktı; ancak, emeklilerin içinde bulundukları ekonomik durum dikkate alınarak tüm bütçe imkânları zorlanmış ve emeklilerimizin maaşlarında yeniden bir iyileştirme yapılması öngörülmüştür. Bu maliyet, hiçbir ek yük getirmeden, bütçede yapılacak tasarruflarla karşılanacaktır. 22 Ocak 2004 tarihli ve 5073 sayılı Kanunla, SSK ve Bağ-Kur emekli maaşlarının 2003 yılından kalan sosyal destek ödemesi aylıklara eklenerek, aylıklar ocak ayında yüzde 10 ve temmuz ayında yüzde 10 oranında artırılmıştır. Bu durumda, SSK'da 2003 aralık ayında 332 000 000 olan asgarî aylık, Ocak 2004'te 364 787 000 TL olmuş ve Temmuz 2004'te de 400 797 000 TL olacaktır.

Bağ-Kurda ise, 1 inci basamakta, 2003 Aralık ayında 236 000 000 olan aylık, 2004 Ocak ayında 259 000 000 olmuş ve 2004 Temmuz ayında ise 285 564 000 TL olacaktır.

En çok emeklimizin olduğu 6 ncı basamakta, 2003 Aralık ayında 281 000 000 lira olan aylık, 2004 Ocak ayında 309 417 000 TL olmuş ve 2004 Temmuz ayında da 340 359 000 TL olacaktır.

Bağ-Kurda, 2926 sayılı Tarım Kanununa göre 1 inci basamakta 2003 Aralık ayında 169 000 000 lira olan aylık, 2004 Ocak ayında 186 000 000 lira olmuş ve 2004 Temmuz ayında 204 670 000 lira olacaktır.

Değerli milletvekilleri, Partimizin, meydanlarda verdiği sözleri tek tek yerine getirmesi birtakım kesimleri rahatsız edebilir. Bu uygulamalardan ve artışlardan sonra "bunun kaynağı nerede", "bunlar popülist politikalar" diye, kamuoyunda, Partimizi ve hükümetimizi suçlamaya kalkabilirler.

Değerli milletvekilleri, şunun altını, bir kez daha, AK Partililer olarak çiziyoruz ki, biz, bu milletin hizmetkârıyız; bu millet için ne gerekiyorsa, ne tür bir fedakârlık gerekiyorsa o yapılacaktır, yapılmaya devam edilecektir,

Biz, bu ülkeyi yarınlara hazırlamak ve bu milletin kararan bahtını ağartmak sevdasıyla yola çıkmış bir hizmet neferiyiz. Halka rağmen değil, halkla birlikte büyümeyi siyasetin anaekseni kıldık. Bu yüzden, halkımız, köhnemiş tartışmalara zerre kadar prim vermiyor. Bu yüzden, sabah akşam "acaba yeni bir kavga nasıl çıkarabiliriz, halkın sevincini nasıl gölgeleyebiliriz" diyenlerin malzemeleri ellerinde kalıyor.

Değerli milletvekilleri, toplumumuzun geçim sıkıntısı altında olan bir başka kesimi de asgarî ücretli çalışanlardır. İşbaşına geldiğimizde, net 225 999 000 TL olan asgarî ücret, 1 Ocak 2004-30 Haziran 2004 tarihleri arasında geçerli olmak üzere, brüt 423 000 000, net 303 079 500 lira olarak yeniden tespit edilmiştir. Asgarî ücrette bir önceki yıla göre yüzde 34,1 oranında artış sağlanmıştır. Aileleriyle birlikte, yaklaşık, 5 000 000 vatantaşımızı yakından ilgilendiren ve insanî olmadığını Sayın Başbakanımızın da...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Tanrıverdi, 1 dakika ilave ediyorum sürenize; lütfen, konuşmanızı tamamlayınız.

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - ...dile getirdiği asgarî ücretin önümüzdeki dönemde iyileştirilmesi çalışmaları devam edecektir. Önceki uygulamalardan farklı olarak, bu yıl, hükümetimiz farkını, yine, ortaya koymuş, hedeflenen enflasyon oranında zam yapmamıştır. 2004 yılında uygulanacak asgarî ücret artışında hedef enflasyonun alınması halinde, yüzde 12 artışla net asgarî ücret 253 118 000 TL olacaktı; yani, aşağıda kalacaktı. Böylece, değerli dostlarım, belirlenen yeni asgarî ücretin, hem işçi tarafından hem işveren tarafından, toplumda bir bütün olarak makul bir düzey olarak karşılanması, kabul edilmesi önemlidir.

Değerli milletvekilleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesinin Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığına yapılacak transferler tertibine 3 katrilyon...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - Sayın Başkan, son cümlemi söyleyebilir miyim?

BAŞKAN - Sayın Tanrıverdi, mecburen, sürenizi uzatmayacağım, teşekkür ediyorum. Genel Kurula teşekkür ederseniz...

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla) - Ben de teşekkür ediyorum, sağ olun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim nezaketinize; sağ olun.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü üzerinde Sayın Maliye Bakanı söz istemiştir.

Buyurun Sayın Bakan. (AK Parti sıralarından alkışlar)

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli üyeler; sözlerime başlarken, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bildiğiniz gibi, burada, Ek Ödenek Kanunu Tasarısını görüşüyoruz. Ek Ödenek Kanunu Tasarısının bir anlamı var; o da şu: Eskiden hükümetler, maalesef Türkiye Büyük Millet Meclisinin huzuruna ne kadar az gelirsek, o kadar iyi olur derlerdi. Şimdi, bizim Hükümetimiz değişik bir politika izliyor, şeffaf politika ve diyoruz ki: Biz Hükümet olarak ne yapmak istiyorsak; yaptıklarımızda bir değişiklik mi yapacağız, yeni bir masraf mı açacağız, yeni bir gelirimiz mi olacak, bütçe kalemlerinde bir değişiklik mi yapacağız; gelelim Büyük Millet Meclisinin huzuruna ve diyelim ki: "Ey Sayın Büyük Millet Meclisi, eğer onay verirseniz biz bunları bunları yapmak istiyoruz." Bundan daha açık, daha seçik bir iş olamaz herhalde. Bu, bizim Hükümetimizin, Meclisimize olan güveninden, Meclisimize olan saygısından ve şeffaflık politikasına olan bağlılığımızdan kaynaklanıyor. Yoksa, biz, bu bütçe kanununu yaparken, fasıllar arasında, ödenekler arasında şu kadar şuraya aktardık, bu kadar buraya aktardık; onların yetkisini alırdık, eskiler gibi; onları yapardık, Meclisin hiç haberi bile olmazdı; ama, öyle değil.

Biz iki şey diyoruz: Bir; arkadaş, biz Hükümet olarak fakir fukaranın yanındayız ve onların yüzünü güldürmek için de her zaman, bütçemiz elverdiği müddetçe, onların yanında oluruz, onları destekleriz. Ne yaparız; Bağ-Kur emeklisine zam yaparız, SSK emeklisine zam yaparız, asgarî ücretliye zam yaparız. Sayın muhalefet partisinin sayın üyeleri bize ikide bir "ne yaptınız; zammı yapmadınız!" Evet, yaptık arkadaş, buyur, işte onu getiriyoruz.

Bir de, şimdi, bizim bir prensibimiz var; diyoruz ki: Kaynağı olmayan harcama yapmayacağız arkadaş biz; kaynağı varsa yapacağız, yoksa yapmayacağız. Onun için, kaynakları da getiriyoruz; bakın, bunları da şu kaynaklardan çıkaracağız, masraflardan tasarruf yapacağız ve ona göre de buradan karşılayacağız... Kısacası, bu kanun tasarısının ana özeti budur.

Şimdi, ben, soruyorum; SSK emeklisine, Bağ-Kur emeklisine zam yapmamıza, asgarî ücreti artırmamıza karşı mısınız; "hayır" diyor arkadaşlar ve muhalefet partisinin sayın üyeleri de "değiliz" diyorlar. Tamam, kaynağı olmayan bir harcama yapmamızı ister misiniz; hayır, ona da hayır... Ee, tamam, bizim de yaptığımız bu. Bunun için bu tasarıyı getirdik.

Şimdi, "efendim, bütçenin mürekkebi kurumadan bu olur mu?.." Arkadaşlar, burada, benden önceki arkadaşımız, Anamuhalefet Partisine müntesip arkadaşımız maliyecidir ve bunu iyi bilir; haziran ayında başlar bütçenin hazırlanması. Bütün ilgili devlet birimlerinden alınır masraflar, ona göre giderler yapılır, bu hazırlıklar yapılır ve ekimin 17'sinde, biz, Büyük Millet Meclisine sunmak mecburiyetindeyiz. Şimdi, gayet rahat, açık, şeffaf bizim politikamız. Bu arada zamlar da ko-nuşulur, yapılır, edilir ve prosedür yürümek mecburiyetinde. 31 Aralık dediğiniz zaman, kanunun onaylanmış olması lazım; 1 Ocakta da bütçe kanununun yürürlüğe girmiş olması lazım. Bununla ilgili bir değişiklik olur mu; her zaman olur; ama, biz, diyoruz ki, bu değişikliği de, her zaman, biz, Büyük Millet Meclisinin huzuruna getiririz; onun onayına sunarız, onun iradesiyle de hareket ederiz. Bundan daha iyi, daha takdir edilecek ne var yani?! Biz, bunu yapıyoruz. Şeffafız, açığız, samimîyiz; yaptığımızı da hem ülkemizle, milletimizle paylaşıyoruz hem de milletimizin vekilleri olan Büyük Millet Meclisiyle paylaşıyoruz; bu bir.

İkincisi; Plan ve Bütçe Komisyonunda konuşulurken, dün bir önerge verdiler: "Efendim, Başbakanımız ticaretle uğraşıyormuş 3 trilyon fazla verelim..."

Arkadaşlar, bakınız, her şeyde samimî olmamız lazım. Şimdi, kalkıp da, Sayın Başbakanımız da ticaretle uğraşıyor falan diye laf etmenin hali yok. Başbakanımız, bir şirketin ortağıdır.

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Kendisi söyledi...

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Sizin, şimdi, içinizde şirket ortağı olan var mı yok mu; söyleyin bana!..

AHMET IŞIK (Konya) - Hadi söyleyin bakalım!..

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Ben Başbakan değilim.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Hadi... Çıkarırım tek tek, çıkarırım bak!

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Bizde başbakan yok ama!..

ORHAN SÜR (Balıkesir) - İçimizde başbakan yok!..

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Yönetim kurulu başkanı olanınız da var içinizde, şirket yönetim kurulu başkanınız da var ve işadamı olduğundan dolayı takdirname alanlar var içinizde; milletvekili; şurada oturuyor.

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Sayın Bakan, çarpıtıyorsun!..

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi, arkadaşlar, biz, onları kınamıyoruz, saygıyla karşılıyoruz.

Bakınız, bir şirketin ortağı olmak ne suçtur ne de yasaktır; böyle bir şey olamaz, etik değildir de denemez. Cebinde hisse senedi olanlarınız var, onlar da şirket ortağı ve sizin, şimdi, hiçbir şey söylemeye hakkınız yok. İş Bankasının, parti olarak ortağısınız. (AK Parti sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler) Bakın, İş Bankasının Yönetim Kurulunda üyeleriniz var.

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Hiçbirşey bilmiyorsun sen!..

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Burada var mı bir tane?!

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Sizde var da...

Karar veriyorsunuz; kime kredi verelim kime kredi vermeyelim diye karar veriyorsunuz siz, parti olarak karar veriyorsunuz.

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Vermiyoruz öyle bir karar!

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Nasıl vermiyorsun!.. Bakın... İş Bankasının Yönetim Kurulu üyelerine bak!..

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Burada, bir tane İş Bankası Yönetim Kurulu üyesi yok.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi, arkadaşlar, öyle laf şeyiyle bu işler olmaz. Şimdi, o zaman,  biz de deriz ki: "İki grup var; iş üretenler, laf üretenler..." Laf üretmeyin.

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Siz yapıyorsunuz Sayın Bakanım. Siz başındasınız laf üretenlerin...

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Tabiî ya... Ben, iş üretenlerin başındayım.

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Çok güzel mısır üretiyorsunuz...

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Şimdi, arkadaşlar, sizin içinizde öyle işadamları var ki, korkunuzdan konuşamıyorlar burada, gelip. Yapmayın!..

Şimdi, bakınız, bir başbakan şirket ortağı oldu diye, bu kadar lüzumsuz ve gereksiz ve yanlış konuşulmaz. Samimî olalım... İktidar partisine de sorumluluk düşüyor, muhalefet partisine de sorumluluk düşüyor. Bu sorumluluk nedir; bu sorumluluk, samimî olmak, tutarlı olmak, açık ve net olmaktır. Yani, açık ve net olalım; meselemiz budur. Bakınız, bu açık ve net politikalarımızın neticesinde, işte, görüyoruz, kaç yıldan beri ilk defa tek haneli enflasyonu yaşadınız, yaşıyor bu millet.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) - Açlıktan, daha da düşecek!

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Devamla) - Biz, artık, bu millete iyi gün yaşatmak istiyoruz; dükkânların kapatılmasını istemiyoruz, işyerlerinin kapatılmasını istemiyoruz; bu milletin, bu memleketin 70 sente muhtaç olduğu günleri  geri getirmek istemiyoruz. (AK Parti sıralarından alkışlar) Biz, öyle devirler gördük ki, mazot bulamadığımız için, enerji bakanı paltosuyla oturdu bu memlekette, içeride... Yok; mazot yok, benzin yok; fabrikalar durdu, kapandı. Şimdi, çok şükür, ihracatımız 50 milyar doları geçiyor.

Onun için, hep beraber, hep birlikte hareket edelim ve bu milleti, bu memleketi daha iyi günlere götürelim, milletimizin yüzünü güldürelim; bu, hepimizin vazifesidir.

Hepinize saygılar sunuyorum; sağ olun, var olun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Efendim, Sayın Topuz?

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Sayın Bakan, konuşması sırasında, Cumhuriyet Halk Partisinin İş Bankasının ortağı olduğunu söyledi. Bu konuda...

BAŞKAN - Doğru...

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Hayır, siz de bilmiyorsunuz; onun için, söz istiyorum. (AK Parti sıralarından "Biliyoruz" sesleri)

BAŞKAN - Bu konuda...

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Yanlış biliyorsunuz; bu konuda doğru bilgilenmeniz için söz istiyorum.

BAŞKAN - Doğru bilgilendireceksiniz, Sayın Topuz; buyurun, doğru bilgilendirin efendim. (AK Parti sıralarından "Biliyoruz, biliyoruz" sesleri)

V. HAŞİM ORAL (Denizli) - Bilmeyenler öğrensin!..

VI. - AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1. - İstanbul Milletvekili Ali Topuz'un, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın, Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Hiçbiriniz bilmiyorsunuz, kusura bakmayın.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Maliye Bakanımız, biraz evvel bu kürsüden yaptığı konuşma sırasında, Cumhuriyet Halk Partisinin, İş Bankasının ortağı olduğu yolunda bir iddiada bulundu. Bu iddiayı, daha önce de pek çok kişi söyledi. Her defasında, şimdi yapacağım açıklamaya benzer açıklamalar yapmış olduğumuz halde, bir türlü, insanlar doğruyu öğrenmek istemiyorlar; doğruyu öğrenmemekte direniyorlar. Siz de onlardan birilerisiniz gibi geliyor bana.

Değerli arkadaşlarım, İş Bankasının yüzde 28 dolayındaki hissesi Atatürk'e aittir. Atatürk'ün vasiyeti gereği de, bu hisselerin yönetilmesi, Cumhuriyet Halk Partisine görev olarak verilmiştir.

AHMET IŞIK (Konya) - Ne fark eder?!

ALİ TOPUZ (Devamla) - Sizin, bunun farkını anlamıyorsanız burada oturmamanız lazım!..

AHMET IŞIK (Konya) - Sonuçta, yönetiyorsunuz.

BAŞKAN - Sayın Işık...

ALİ TOPUZ (Devamla) - Burada oturmamanız lazım!..

AHMET IŞIK (Konya) - Millet karar verir millet!.. Burada oturmama millet karar verir, siz değil!..

BAŞKAN - Sayın Işık...

ALİ TOPUZ (Devamla) - Siz, hak etmiyorsunuz burada oturmayı!..

BAŞKAN - Sayın Işık...

Sayın Topuz...

ALİ TOPUZ (Devamla) - Hak etmiyorsunuz!..

BAŞKAN  - Sayın Topuz, müsaade eder misiniz.

AHMET IŞIK (Konya) - Buna millet karar verir...

BAŞKAN - Sayın Işık...

ALİ TOPUZ (Devamla) - Şimdi, söylediğimi anlamamakta ısrar etmek, bir kasıttan başka bir şeyle ifade edilemez...

AHMET IŞIK (Konya) - Bankayı yönetiyorsunuz, bankayı!..

BAŞKAN - Sayın Işık...

AHMET IŞIK (Konya) - Biraz saygılı olun.

BAŞKAN - Sayın Işık...

Sayın Topuz... Müsaade eder misiniz...

ALİ TOPUZ (Devamla) - Siz saygılı olacaksınız önce...

AHMET IŞIK (Konya) - Millet verir bu kararı, siz  bu kararı veremezsiniz.

ALİ TOPUZ (Devamla) - Ben, sizin buraya layık olmadığınızı söylüyorum; bir dahaki sefer, belki gelmeyeceksiniz buraya...

AHMET IŞIK (Konya) - Aynı şekilde iade ediyorum size!...

ALİ TOPUZ (Devamla) - Benim kanaatim budur...

AHMET IŞIK (Konya) - İade ediyorum size!..

ALİ TOPUZ (Devamla) - Böyle hareket eden, layık değildir buraya!..

BAŞKAN - Sayın Topuz...

AHMET IŞIK (Konya) - Size iade ediyorum...

ALİ TOPUZ (Devamla) - Bir defa daha söylüyorum...

AHMET IŞIK (Konya) - İade ediyorum...

ALİ TOPUZ (Devamla) - ...yüz defa daha söylüyorum, bin defa daha söylüyorum; var mı bir diyeceğiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET IŞIK (Konya) - Size iade ediyorum...

ALİ TOPUZ (Devamla) - Benim kanaatim budur. Kanaatimi değiştiremezsiniz.

BAŞKAN - Sayın Topuz, müsaade eder misiniz...

AHMET IŞIK (Konya) - Siz layık değilsiniz buraya...

BAŞKAN -Sayın Işık...

ALİ TOPUZ (Devamla) - O da sizin kanaatiniz.

AHMET IŞIK (Konya) - 28 Martta bu kararı millet verecektir.

BAŞKAN - Sayın Işık...

ALİ TOPUZ (Devamla) - O da sizin kanaatiniz...

AHMET IŞIK (Konya) - Millet verecektir bu kararı.

 ALİ TOPUZ (Devamla) - Ben, beşinci defadır burada bulunuyorum.

AHMET IŞIK (Konya) - Millet verecektir o kararı.

BAŞKAN - Sayın Işık...

ALİ TOPUZ (Devamla) - Ben, beşinci defadır bu Mecliste bulunuyorum; sen ikinci defa bulun, ondan sonra konuş!..

BAŞKAN - Sayın Topuz...

ALİ TOPUZ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım...

BAŞKAN - Sayın Topuz, müsaade eder misiniz efendim.

ALİ TOPUZ (Devamla) - Buyurun efendim.

BAŞKAN - Sayın Işık ve Sayın Topuz, yani, karşılıklı olarak, bir tehevvür neticesi, karşılıklı bir sataşma oldu. Birbirinize söylediğiniz sözleri ben yok kabul ediyorum.

Buradaki olay şu: Sayın Işık, sakince dinleyiniz. Olan bir olayı, mevzuatı açıklıyor Sayın Topuz; açıklayıp yerine oturacak. Lütfen, sakince dinleyiniz.

Buyurun.

ALİ TOPUZ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, Atatürk hisselerinin yönetim görevinin Cumhuriyet Halk Partisine verilmesi, bir vasiyet gereğidir. Atatürk'ün vasiyetini reddetme imkânı da hiç kimse için söz konusu olamaz.

V. HAŞİM ORAL (Denizli) - Ama, herkes dinlesin bunu; herkes dinlesin...

ALİ TOPUZ (Devamla) - Zorunlu olarak verilmiş bir görevdir ve bu görevi Cumhuriyet Halk Partili 2 kişi veya yerine göre, 3 kişi, 4 kişi, o yönetim kurulunda bulunarak yerine getirirler. İş Bankası ile Cumhuriyet Halk Partisi arasında hiçbir ilişki yoktur. Hiçbir biçimde, İş Bankasının hesaplarıyla, Cumhuriyet Halk Partisinin bir alakası yoktur. Atatürk hisselerinin gelirlerinin tamamı, Atatürk'ün vasiyetinde belirtilen ve halen yaşamakta olanlar varsa, onlara bağlanan aylıklar dışında kalanı, olduğu gibi Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumuna aktarılır. Bu paraların tamamı oraya aktarılır. Bu paralar, Türk Dil Kurumunun ve Türk Tarih Kurumunun masrafları için kullanılır. Dolayısıyla, Cumhuriyet Halk Partisiyle hiçbir ilgisi yoktur.

V. HAŞİM ORAL (Denizli)- Kârdan pay alıyor mu Parti, onu da söyleyin Başkanım, anlamayanlar anlasınlar...

BAŞKAN - Sayın Oral, söyledi, söyledi.

V.HAŞİM ORAL (Denizli) - Hayır, anlamayanlar anlasın diye söylüyorum. Yorgunu yokuşa sürmeye gerek yok.

ALİ TOPUZ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, hiçbir biçimde, Cumhuriyet Halk Partisinin, buradan bir çıkarı, bir menfaatı olamaz. Zaten, Siyasî Partiler Kanununa göre de, hiçbir siyasî parti, gelir getirebilecek bir işle uğraşamaz, bir şirketin ortağı olamaz. Dolayısıyla, bu kadar açık bir gerçeği, burada, Sayın Maliye Bakanının, bir bilgi eksikliğinden kaynaklanarak söylediğini kabul etmek istiyorum. Aslında, bir Maliye Bakanının bunu bilmemesi -eğer bilmiyorsa- çok da hoş bir durum değildir, Maliye Bakanının bunu çok iyi bilmesi gerekir; ama, ben onu, bilmiyor diye kabul ediyorum.

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Artvin) - Cumhuriyet Halk Partisine vergi tahakkuk ettirsinler, eğer biz ortaksak, kârımız varsa!

ALİ TOPUZ (Devamla) - Dolayısıyla, bu konunun, bir defa daha bu kürsüye getirilmemesini diliyorum. Biz, bugün, burada, İktidar ve Anamuhalefet Partileri olarak, üzerinde mutabık kaldığımız bazı yasaları, birlikte çıkarmak için uğraşırken, ortaya bu tip tartışmaları getirmenin doğru olmadığını söylüyorum.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - İki taraf için de söylüyorsunuz değil mi Ali Bey?

ALİ TOPUZ (Devamla) - Efendim, evet, iki taraf için de söylüyorum. Tabiî iki taraf için de söylüyorum; ama, bu işleri başlatmak konusunda, milletvekillerinin gösterdiği tedbirsizliğe veya özensizliğe sıfatlı olan kişilerin katılmaması lazım, hele sayın bakanların hiç bu yola girmemeleri lazım.

Biz, bugün, bu yasaları buradan çıkarmak için uğraşıyoruz. Bu çabamızı da devam ettireceğiz. İkide bir, buradan, bizim sinirlerimizi gerecek şekilde tahrikkâr sözler söylenmesin. Biz, hiçbir tahrikin altında kalmak niyetinde değiliz, her şeyin cevabını vermek isteriz. Bu gerginliğe biz sebep olmak istemiyoruz; ama, İktidar Partisi de sebep olmama konusunda özen göstermelidir diyorum.

Hepinizi, sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Topuz.

V. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

5. - 2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu ile Bağlı Cetvellerinde ve 2004 Malî Yılı Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanununa Bağlı Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/764) (S. Saysı :393) (Devam)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum :

2004 MALÎ YILI BÜTÇE KANUNU İLE BAĞLI CETVELLERİNDE VE 2004 MALÎ YILI KATMA BÜTÇELİ İDARELER BÜTÇE KANUNUNA BAĞLI CETVELLERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1. - 24.12.2003 tarihli ve 5027 sayılı 2004 Malî Yılı Bütçe Kanununa ekli (A) işaretli cetvelde aşağıdaki değişiklikler yapılmıştır.

a) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesinin (18.67.00.00-10.9.9.01-1-05.2) tertibine 3.047.000.000.000.000 lira, (18.67.00.00 -10.9.9.02-1-05.2) tertibine 423.000.000.000.000 lira,

b) Maliye Bakanlığı bütçesinin (12.01.31.00- 01.1.2.00-1-09.6) tertibine 35.000.000.000.000 lira,

Ödenek eklenmiştir.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Ali Kemal Kumkumoğlu; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakikadır.

CHP GRUBU ADINA ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Görüşmekte olduğumuz yasa tasarısı üzerinde, kısaca ekbütçe diyeceğimiz yasa tasarısı üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, sanıyorum şöyle bir sorunumuz var: Konuların kendilerini tartışmakta biraz zorlanıyoruz ve bunu, çok bilinçli olarak, gerçekten bilerek ve isteyerek yapan arkadaşlarımız var. Bu ülke, gerçekten, zaman zaman, çok sıkıntılı süreçler yaşadı. Hâlâ, İkinci Dünya Savaşı yıllarında, Türkiye'de, insanlarımızın ekmek yapabilmek için gerekli olan buğdayı bulamadığı, arpayı bulamadığı günler siyasette argüman olarak konuşulur; ama, bunu, siyaseten kullanan arkadaşlarımızın, yurttaşlarımızın veya siyasîlerimizin tamamı, İkinci Dünya Savaşının, bizim içerisinde yer aldığımız coğrafyada, nasıl bir felaket yarattığını, nasıl bir felaket oluşturduğunu bilir, bilmesine rağmen, bunu yeterince kavrayamamış olan yurttaşlarımızı aldatabilmek, yanıltabilmek adına, bunu kullanır.

Kıbrıs olayında, Kıbrıs'ın bir Yunan adası haline dönüştürülebilmesi, enosisle, Kıbrıs'ta başlatılan bir harekâta karşı, Türkiye'nin yapmak zorunda olduğu, cesaretle yapmak durumunda kaldığı bir hareketin karşılığı olarak ortaya çıkan ambargonun Türkiye'de yarattığı sorunları herkes bilir; ama, bir sayın bakan, çıkıp, buradan, çok rahatlıkla "biz, mazot bulamadığı için kaloriferleri yanmayan Enerji Bakanlığında, paltosuyla oturan Enerji Bakanı tanıyoruz" der.

Şimdi, ben anlarım; vatandaş, o ambargo nedeniyle, Sanayağı bulamadığı için, belki o sıkıntıyı yaşadığı için, çocuğuna yemek pişirecek yağ bulamadığı için bu sıkıntıyı ifade ediyor olabilir; ama, bir sayın bakanın, ülkenin bu gerçeklerini bile bile, sadece, burada siyaseten malzeme olsun düşüncesiyle bunları kullanmasının, siyasetimize ne kattığını, siyasetimize nasıl bir seviye, nasıl bir düzey getirdiğini, hangi seviyeye ve hangi düzeye taşıdığını arkadaşlarımın takdirine sunuyorum.

Bir başka arkadaşım "halkın içerisine çıkamayan genel başkan" dedi. Ne ilgisi var bununla?! Üstelik, partimizin grubunu da bu konuyla ilgili olarak suçlamaya çalışarak. Ne yapmış Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı? Halkın içerisine çıkamayacak, Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı ne yapmış sayın sözcü, söyler misiniz?

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Hiçbir şey yapmadı!..

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - Bu ülkeyi, Irak Savaşının içerisine, Irak bataklığının içerisine sokmak için, tek tek milletvekillerini ikna etmeye mi çalışmış? 8 milyar dolar kredi alacağım diye, kredi karşılığında, seksen yıllık cumhuriyetin dışpolitika geleneklerini yok mu saymış?! (AK Parti sıralarından "hadi canım sende" sesi)

Türkiye'yi, IMF'nin talimatlarıyla yönetilen, şu anda yapmakta olduğumuz, görüşmekte olduğumuz kanun tasarısı gibi, daha bir hafta önce yürürlüğe girmiş bir bütçe yasasının ardından, bir hafta sonra, burada, yeniden bir bütçe görüşmek üzere, bizi, bir şeye mahkûm ve mecbur mu etmiş?

Hakkında, kırk yıllık siyasal yaşamı boyunca, bir tek yolsuzluğu, bir tek usulsüzlüğü, ailesiyle, kendisiyle ilgili...

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - İş yapmıyorsa...

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - Evet; yani, iş yapmıyorsa... Mesela, yolsuzluk yapması lazım size göre, değil mi?!

İşte, onun için, siyasetçinin, başbakanın, ticaretle uğraşmaması lazım; onun için, Başbakanın, eğer maaşı kendisine gerçekten yetmiyorsa, bu ülkenin mevcut yapısı, mevcut kaynakları içerisinde hiçbir anlam ifade etmeyen bu kaynağın, Başbakanın bu lafı söylememesi "ne yapalım, ben yaşamımı sürdüremiyorum, geçinemiyorum, onun için ticaret yapmak mecburiyetindeyim" dememesi için, bu imkânın ona sağlanması lazım. Başbakan buradan şikâyetçi, Başbakan yaptığı işten memnun değil, Başbakan maaşından şikâyetçi... Yani, siz...

ABDULLAH VELİ SEYDA (Şırnak) - Kimse memnun değil.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - Elbette memnun değil. Eğer öyle bir şey olmuş olsa, Başbakan, maaşının yetersizliğinden şikâyetçi olmaz.

ABDULLAH VELİ SEYDA (Şırnak) - Şerefle görev yapıyor.

BAŞKAN - Sayın Kumkumoğlu, bir dakikanızı rica edeyim...

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - Zamanımızı durduralım Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Kumkumoğlu, şunu ifade ediyorum...

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Arkadaşların aynı şeyi, temcit pilavı gibi, tekrar etmesinin ne faydası var?!..

BAŞKAN - Arkadaşlar, bir dakika...

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Konuşuldu sabahtan beri, aynı şeyleri tekrar edip duruyorsunuz!...

BAŞKAN - Sayın Kapusuz, bir dakika...

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - Sayın Başkan, süremi...

BAŞKAN - Sayın Kumkumoğlu, sürenize ilave edeceğim.

Bakınız, biraz önce, burada, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Sayın Ali Topuz çıktı ve Danışma Kurulu olarak üzerinde anlaşılan bazı kanunlar vardı, bu kanunların bugün geçmesi lazım olduğunu söyledi; AK Parti Grup Başkanvekili Sayın Salih Kapusuz'a hitaben, her iki gruba da sükûnet tavsiye etti. Salih Bey de oradan onayladı. Dolayısıyla, herhangi bir gerilime sebebiyet vermeden, bugünkü oturumumuzu güzelce tamamlayalım, şu kanunlarımızı çıkaralım inşallah ve ondan sonra, demokrasi için seçim meydanlarına gidelim diyorum.

Buyurun.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben gerginlik yaratmak için değil, Cumhuriyet Halk Partisine yönelik, haksız, eleştiri bile denemeyecek, bilinçli yapılmış birtakım saldırıları karşılamak, bir Cumhuriyet Halk Partili olarak bunları cevaplandırmak üzere, bu ifadeleri zorunlu olarak kullanmak durumunda kaldım.

Değerli arkadaşlarım, bakın, biz, yeni bir bütçeyi uygulamaya koyduk. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu söyledi; bunların geleceği bilinmiyor muydu? Maliye Bakanının veya Maliye Bakanlığı yetkililerinin, bunların olacağını bilmemesi mümkün müdür?! Ama, şöyle bir şey yapılıyor, şöyle bir kurnazlık: Önce, bir defa, mevcut bütçede yatırımları, çiftçiye vereceklerimizi, hastanelere, okullara, yani, eğitime, sağlığa, adalete ayıracağımız kaynakları yüksek düzeyden, oralardan bir yerlerden gösterelim. Vatandaş bununla çok ilgilidir, bunlarla, konuya muhatap olan herkes bütçe görüşmeleri sırasında ilgilenir. Sonra, buradan başka alanlara kaynak aktarma ihtiyacı içerisinde bulunduğumuzda yüzde 13'ünü kestik, buradan buraya ayırdık...

Sayın Bakan diyor ki: "Efendim, biz, kaynağı olmadan herhangi bir yere, herhangi bir para veremeyiz." Peki, Sayın Bakan, bu kaynağı nereden buldunuz? "Harcamalardan kestik..." Hangi harcamalardan Sayın Bakan? Üreticilere, çiftçilere "sevgili çiftçi kardeşlerim, biz, kaynağı olmayan bir parayı bir yerden bir yere veremeyiz; o sebeple, SSK emeklilerine vermek durumunda kaldığımız parayı, size ayırdığımız doğrudan gelir desteğinden keserek, yüzde 13'ünü oradan keserek SSK emeklilerine veriyoruz" desenize buradan Sayın Bakan. Niye söylemiyorsunuz?!

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Yanlış...

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - Hayır, niye söylemiyorsunuz?! Yani, bu nasıl bir kaynak?! Komisyonda da söyledim. Ali'nin fesini Veli'ye, Veli'nin külahını Hasan'a giydirerek kaynak bulduğumuzu, kaynak oluşturduğumuzu söyleyerek kimi kandırmaya çalışıyoruz?! Hangi kaynak bu? Sağlıktan kes, eğitimden kes, yatırımlardan kes, çiftçiden, köylüden kes!.. "Biz fakir fukaranın yanındayız" diyor Sayın Bakan. Demek, bizim köylülerimiz fakir fukara olmaktan kurtulmuşlar(!) Onlardan kesip toplumun diğer kesimlerine verebildiğimize göre, bizim köylülerimiz fakir fukaralıktan kurtulmuşlar sayenizde(!) Tebrik ediyorum doğrusu; eğer, köylülerimiz de gerçekten böyle düşünüyorsa. Ama, kimden kesemiyoruz mesela; faiz gelirlerinden kesemiyoruz; yani, belli bir orana kadar, bu yıl 350 milyar liranın üzerinde olduğunu bildiğimiz rakama kadar sıfır vergiyle, sıfır rakamla vergilendirilen faiz gelirlerinden bir tek kuruş kesemiyoruz. Bu mu sizin politikanız Sayın Bakan?! Yani, kaynak demek, köylüden alıp SSK'lıya, yarın, SSK'lının -daha önce yaptığınız gibi- ilacından kesip memura, memurun emekliliğinden kesip köylünün doğrudan destekleme alımlarına, kaynak dolaştırarak, ayırarak değil... Kaynak dolaştırarak hangi sorunu çözdüğünüzü düşünüyorsunuz? Her şey çarpıtma; her şey, şu televizyonlar aracılığıyla bizi izleyen vatandaşlarımızı yanıltmaya dönük bir uygulama.

Şimdi, burada, SSK emeklilerine, Bağ-Kur emeklilerine, asgarî ücrete birtakım zamlar yapılmaya çalışılırken, toplantılar, paneller, televizyon görüşmeleri, olağanüstü gösterişli açıklama toplantıları vesaireler yapılıyordu. Şimdi, köylüye ayırdığımız kaynağın yüzde 13'ünü kesiyoruz. Hadi, bunu da, gidip, ziraat odalarındaki bir toplantıda açıklasanıza!..

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Açıklarız, açıklarız... Hiç merak etmeyin.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - Şimdi, çarpıtmalar bununla da kalmıyor; mesela "birinci altı ay yüzde 10, ikinci altı ay yüzde 10 zam verdik; kümülatif yüzde 21. Biz, çok zam yapıyoruz..."

Değerli arkadaşlarım, bunu, Maliyenin yetkililerine bile, yeri geldiğinde, söylettiriyorlar. Başlangıçta, yılbaşında yüzde 20 zam yapıp, yıl sonuna kadar, bunu, böyle tutsak, biz, emekliye yüzde kaç zam yapmış oluruz; yüzde 20. Nasıl oluyor da birinci altı ay yüzde 10, ikinci altı ay da yüzde 10 zam yaptığımız zaman yüzde 21 zam yapmış oluyoruz?! Kaç yapar?

AHMET RIZA ACAR (Aydın) - Kaç yapar, hesap et bakalım?

BAŞKAN - Sayın Acar... Sayın Acar, lütfen efendim, hatibe müdahale etmeyelim.

Buyurun.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - Evet, hâlâ burada bir milletvekili arkadaşım "kaç yapar" diyebiliyor; yani, bunun, hâlâ yüzde 21 olduğunu söyleyebilecek kadar... İfade bulamıyorum.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Kumkumoğlu, ben size izah ederim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kumkumoğlu, bir dakika efendim.

İlave sürenizi de ekledim; buyurun.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yüzde 10 artı yüzde 10'dan yüzde 21 çıkaracak kadar marifetli, becerikli bir Maliye yönetimiyle karşı karşıyayız.

Ama, değerli arkadaşlarım, bunların hiçbirisiyle vatandaşımızın sorunlarına, problemlerine gerçek anlamda çözüm bulabilmemiz mümkün değildir. Siyasal varlığını, toplumun yoksul kesimlerinin daha refah içerisinde yaşayabileceği, daha eşit koşullarda yaşayabileceği üzerine oturtmuş, sosyaldemokrat bir parti olan Cumhuriyet Halk Partisini, buradan "siz, SSK emeklilerine zam verilmesine, Bağ-Kur emeklilerine zam verilmesine, asgarî ücretin yükseltilmesine karşı mı çıkıyorsunuz" gibi birtakım, yine, bizi dinleyen yurttaşımızı yanıltmaya, Cumhuriyet Halk Partisinin gerçek niyetini bildiğiniz halde, Cumhuriyet Halk Partisini, ola ki, bazı vatandaşların gözünde töhmet altında bırakabilir miyiz yaklaşımıyla Cumhuriyet Halk Partisini buradan suçlamaya çalışarak, Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanını, daha dün Ankara'nın kahvelerinde dolaşan Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanını "vatandaşın içine çıkmaya cesaret edemiyor" diye, buradan, göstermeye çalışarak Türkiye'nin sorunlarını çözemezsiniz. Gerçek kaynak, vergidir. Gerçek kaynak, kayıtdışı ekonominin kayıt içerisine alınmasıdır, kayıt içerisine alınmasıdır. Gerçek kaynak, vergiden muaf tuttuğumuz; ama toplumun bütün kesimlerini rahatsız eden bazı noktalara akan kaynakların o noktalara akışının engellenmesidir.

Biz, daha adil, daha eşit, toplumun yoksul kesimlerine gerçek anlamda kaynak aktaran, birisinden alıp ötekisine veren değil, alınması gereken yerden alıp toplumun ihtiyacı olan kesimlerine veren...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - Teşekkür edeceğim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Kumkumoğlu, buyurun.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - ...toplumun, gerçek anlamda verilmesi gereken, kaynak aktarılması gereken kesimlerine kaynak aktaran doğru politikaların uygulanmasını esas alıyoruz ve bu anlayış içerisinde hükümetin yapacağı her şeye, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da destek olmaya çalışacağız.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum...

MADDE 2. - 5027 sayılı Kanunun  8 inci maddesine aşağıdaki (d) ve (e) bentleri eklenmiştir.

"d) 1. Bütçe Kanunlarına ekli (A) işaretli cetvellerde ekonomik sınıflandırmanın birinci düzeyindeki (01) Personel Giderleri ile (02) Sosyal Güvenlik Kurumlarına Devlet Primi Giderleri kodlarında yer alan ödenekler,

2. Maliye Bakanlığı bütçesinin ekonomik sınıflandırmanın birinci düzeyindeki (09) Yedek Ödenek kodunda yer alan ödenekler ile (12.01.31.00-10.9.9.03-1-05.1), (12.01.31.00-10.9.9.04-1-05.2), (12.01.31.00-10.9.9.05-1-05.1) ve (12.01.31.00-01.1.2.77-1-05.4) tertiplerinde yer alan ödenekler,

3. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesinin (18.67.00.00-10.9.9.01-1-05.2) ve (18.67.00.00-10.9.9.02.-1-05.2) tertiplerinde yer alan ödenekler,

4. Hazine Müsteşarlığı bütçesinin ekonomik sınıflandırmanın birinci düzeyindeki (04) Faiz Giderleri kodunda yer alan ödenekler ile (07.82.30.00-01.5.0.00-1-08.1),  (07.82.31.00 -10.5.0.02-1-05.2), (07.82.30.00-04.1.1.00-1-05.6) ve (07.82.30.00-04.1.1.00-1-07.2) tertiplerinde yer alan ödenekler,

Hariç olmak üzere, Bütçe Kanunlarına ekli (A) işaretli cetvellerde yer alan ödeneklerin % 13'ü iptal edilmiştir.

Bu iptallerle ilgili bütçe işlemlerini gerçekleştirmeye ve bu işlemler sonucu doğacak Hazine yardımı fazlalarını iptal etmeye Maliye Bakanı yetkilidir.

e) Ekonomik sınıflandırmanın birinci düzeyindeki (06) Sermaye Giderleri kodlarında yer alan ödeneklerden (d) bendine göre yapılacak iptaller, (c) bendinde belirtilen iptaller yapıldıktan sonra kalan ödenek üzerinden yapılır."

BAŞKAN - 2 nci madde üzerinde, şahsı adına, Artvin Milletvekili Sayın Yüksel Çorbacıoğlu; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 5 dakika.  

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Artvin) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yasanın genel gerekçesinden ve Sayın Bakanımızın da açıklamalarından anlaşılacağı gibi, bu ekbütçe tasarısının amacı, asgarî ücretliye ve SSK, Bağ-Kur emeklilerine yapılan fazladan zammın kaynağının yaratılmasıdır.

Değerli arkadaşlar, bir kere, 2004 yılı bütçesini, biz 2003 yılının sonunda, aralık ayında yasalaştırdık ve hemen, 2004 yılının ocak ayında, asgarî ücretliler, SSK ve Bağ-Kur emeklileri hakkında anılan miktarda zammı da uyguladık.

Şimdi, Sayın Bakanım burada dedi ki: Biz bu zammı yaptık da yanlış mı yaptık; yani, asgarî ücretliye ve emeklilere zam yaptık, yanlış mı yaptık? Ben, yanlış yaptınız demiyorum; ama, eksik yaptınız diyorum. Daha fazlasını yapabilseydiniz keşke; çünkü, emeklimizin de, asgarî ücretlimizin de aldıkları maaşın açlık sınırının altında olduğunu biliyorsunuz. Biz, yanlış değil, eksik yaptığınızı söylüyoruz; öncelikle bu düzeltmeyi yapalım. İkinci aşamada, karşılığını bulmak için bu ekbütçeyi yaptık; yanlış mı yaptık diyorsunuz. Burada ekbütçeye ayırdığınız, bulduğunuz kaynakların türünü pek benimsemesek de, ben şahsen size şunu söylüyorum; buna da itirazımız yok.

Değerli arkadaşlar, sayın milletvekilleri ve bizi izleyen vatandaşlarımızın da doğruyu öğrenmesi açısından, Cumhuriyet Halk Partisinin itirazı şu: Türkiye Cumhuriyeti gibi koskoca bir devleti yöneten hükümetin, bir ay sonrasını görememesi, önünü görememesi. Siz, bu 2004 yılı bütçesini yaparken, bu zamların ne kadar olacağını düşünmemiş miydiniz; düşündünüz, belli oranda bunu bütçeye uyguladınız. Yani, siz, bir ay sonrasını göremiyorsunuz; bizim itirazımız bu, başka bir şey değil. Devleti yöneten insanların, Başbakanın, Maliye Bakanının, hükümetin, bu konuda, en azından bir ay sonra bütçede neye ihtiyacı olacağını bilmesi gerektiği kanaatindeyim.

Diğer taraftan, Sayın Işık -sanıyorum meslektaşız, eğer yanlış bilmiyorsam hukukçu olduğunuzu sanıyorum- "Cumhuriyet Halk Partisinin İş Bankasındaki ortaklığı" diyor; yöneticiliğini, ortaklık olarak algıladı; ancak, kendisinin bir hukukçu olarak bilmesi lazım...

AHMET IŞIK (Konya) - Kastedilen, yönetici iradesi olduğu. Bu anlama gelen bir sözdü.

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Devamla) - Müsaade ederseniz, ben anlatayım.

BAŞKAN - Sayın Işık... Sayın Işık, müsaade eder misiniz.

AHMET IŞIK (Konya) - Kastedilen o değil; kastedilen, bu tasarrufta ne kadar katkısı olduğudur.

BAŞKAN - Sayın Işık, lütfen efendim.

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Devamla) - Müsaade ederseniz...

Bir hukukçu olarak bilirsiniz ki "kayyımlık" diye bir müessese vardır. Çok iyi bilirsiniz; Türk Ticaret Kanununda, İcra İflas Yasasında, Amme Alacakları Yasasında, bankacılık mevzuatında bile vardır. Kayyım, yöneticidir. Kendisine verilen yetkiyle, bir şirketi, sahibi olmadığı bir şirketi kayyım olarak yönetir; ama, o şirketin ortağı değildir, o şirketin gelirinden kâr payı da almaz. O nedenle, Cumhuriyet Halk Partisinin yönetici mi olduğunu, ortak mı olduğunu...

AHMET IŞIK (Konya) - Oradaki beyan, yönetici iradesinin olduğu anlamında bir sözdür.

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Devamla) - Müsaade edin, ben anladım... Ben anladım...

BAŞKAN - Sayın Çorbacıoğlu müsaade eder misiniz.

Sayın Işık...

V. HAŞİM ORAL (Denizli) - Yeter be!..

BAŞKAN - Sayın Oral, lütfen...

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Devamla) - Bu ayırımı, bir hukukçu olarak bilmenizi düşünürdüm. Neyse, bu konuyu kapatıyorum.

AHMET IŞIK (Konya) - Benim hukukçuluğumla ilgili yorum yapmaya sizin hakkınız yoktur. Bundaki kastımı size açıkladım.

BAŞKAN - Sayın Çorbacıoğlu, lütfen devam ediniz; buyurun.

AHMET IŞIK (Konya) - Buradaki kastım, yönetimde iradesi olmasıdır.

BAŞKAN - Sayın Işık...

AHMET IŞIK (Konya) - Onun için, siz, kendi hukukçuluğunuzu kendinize saklayın.

BAŞKAN - Sayın Işık, şunu istirham edeyim: Bakınız, buraya çıkan hatipler konuşuyorlar...

AHMET IŞIK (Konya) - Sayın Başkan, söz hakkı istiyorum.

BAŞKAN - Bir dakika... Sayın Işık, eğer konuşmak istiyorsanız, şahsınız adına veya grup adına söz alırsınız, çıkar konuşursunuz. Lütfen,  oradan hatiplere müdahale etmeyiniz.

AHMET IŞIK (Konya) - Talepte bulundum, yazılı talepte bulundum.

BAŞKAN - Sayın Çorbacıoğlu, buyurun efendim.

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Devamla) - Sayın Başkanım, bu süreyi ilave ederseniz memnun olurum.

BAŞKAN - İlave edeceğim efendim. Buyurun.

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Devamla) - Ben söylediğimin arkasındayım; aynen söylüyorum. Hukukçu olmanıza bile gerek yok; bir milletvekili olarak, kayyımlık ile ortaklığı bilmek zorundasınız. Bunu iddia ediyorum; doğrusu budur.

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Ne olduğunu anlatın şuna.

BAŞKAN - Sayın Tiryaki, lütfen...

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Devamla) - Sayın Bakanımızın şu sözünü de anlamış değilim. Cumhuriyet Halk Partisini, İş Bankasının ortağı olarak niteledi. Kayıtlarda bu şekildedir; bakın.

Ben, Sayın Bakana, görevinizi niye ihmal ediyorsunuz diye bir sitemde bulunacağım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Çorbacıoğlu.

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Devamla) - Eğer, Cumhuriyet Halk Partisi İş Bankasının ortağı ise, bu ortaklıktan dolayı elde ettiği gelirden Cumhuriyet Halk Partisi vergi vermiş midir vermemiş midir, araştırdınız mı?! Eğer, biz vergi vermediysek, Vergi Usul Yasasına göre bize işlem yapmanız lazım. Böyle bir şey yaptınız mı; yapmadınız. Neden; çünkü, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, İş Bankasının ortağı değiliz.

Bunları çok iyi bilmenize rağmen, burada, insanların kafasını karıştırmaya, bizi dinleyen vatandaşların gözü önünde, sanki, bizim işadamı olduğumuz veya İş Bankasının ortağı olduğumuz imajını yaratmaya çalışarak, bence, görevinizi, biraz, iyi niyeti aşarak kötüye kullandığınız kanaatinde olduğumu söylüyor; hepinize saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çorbacıoğlu.

2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Birleşime 5 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati : 17.03

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 17.12

BAŞKAN : Başkanvekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER : Enver YILMAZ (Ordu), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 63 üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

393 sıra sayılı tasarının görüşmelerine devam ediyoruz.

V. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

5. - 2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu ile Bağlı Cetvellerinde ve 2004 Malî Yılı Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanununa Bağlı Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/764) (S. Sayısı : 393) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Tasarının 3 üncü maddesini okutuyorum:

MADDE 3. - 5027 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin (c) bendinde yer alan "gizli hizmet giderleri," ibaresinden sonra gelmek üzere "tedavi ve cenaze giderleri" ibaresi ile maddeye  aşağıdaki (g) bendi eklenmiştir.

"g) Hazine Müsteşarlığı bütçesinin (07.82.36.00-01.1.2.00-1-08.2), (07.82.30.00-04.1.1.00-1-07.2), (07.82.30.00-04.1.1.00-1-05.6), (07.82.32.00-01.2.1.00-1-08.2) tertipleri arasında herhangi bir sınırlandırmaya tâbi olmaksızın aktarma yapmaya veya bu tertiplerde yer alan ödenekleri Hazine Müsteşarlığı bütçesinde yeni açılacak bir tertibe aktarmaya Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan ile ilgili Devlet Bakanının teklifi üzerine Maliye Bakanı yetkilidir. Aktarılan bu ödeneklerin kullanımına ilişkin mevcut usul, esas ve şartları değiştirmeye ve yeni usul, esas ve şartları tespit etmeye Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan ile ilgili Devlet Bakanı yetkilidir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

YAKUP KEPENEK (Ankara) - Sayın Başkan, şahsım adına, söz istiyorum.

BAŞKAN - Geçti.

YAKUP KEPENEK (Ankara) - Sayın Başkan, 4 üncü madde üzerinde, şahsım adına söz istiyorum.

4 üncü maddeyi okutuyorum :

MADDE  4. - 5027 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Bütçelerinin (01.4) ekonomik sınıflandırma kodunda yer alan  ödenekleri aşmayacak şekilde yaparlar. Söz konusu ekonomik koda bütçelerin başka tertiplerinden  ödenek aktarılamaz (2003/6402 sayılı Bakanlar Kurulu  Kararı uyarınca İngilizce Dil Öğreticiliği ve Bilgisayar Öğreticiliği görevlerinde istihdam edilen kısmî zamanlı geçici personel  ücretleri hariç); ödenek üstü harcama yapılamaz."

BAŞKAN - Madde üzerinde, şahsı adına, Ankara Milletvekili Sayın Yakup Kepenek; buyurun.

YAKUP KEPENEK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşülmekte olan tasarının Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmelerinde, parti çalışmalarım, siyasî çalışmalarım nedeniyle bulunamadım. Tartışmaları izlemeye çalıştım. Burada, çok önemli bulduğum bir konuda sizinle görüşlerimi paylaşmak ve kimi doğruların altını çizmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, piyasa mantığının, piyasa serbestisinin, piyasa özgürlüğünün temelinde iki eşitlik var; bunlardan birincisi, sermayedar, kapitalist, girişimci -adına ne derseniz deyin- kredi kaynaklarına diğerleriyle eşit uzaklıkta olacak;  ikincisi, yine, sermayedar, girişimci, üretici, tüccar, alım satımlarında diğerleriyle eşitlik içinde olacak. Bu ne demektir; bu, haksız rekabet olmaması demektir. Sayın Bakan, biraz evvel "sizde de var, bizde de var tüccar siyasetçi, Başbakana da çok takılmayın" demeye getirdi.

Değerli arkadaşlar, bu düşünce -Sayın Bakan şu anda yok galiba- piyasa mantığına külliyen, tamamen aykırıdır. Neden aykırıdır; çünkü, gerek özel ilişkilerde, satın almalarda, gerek öbür, devletin satın almalarında, ister istemez, siz emir verseniz de vermeseniz de, siyasetçinin firması kollanır, onunla iş yapılır. Onun doğrudan getirisi olur, olmaz, o hiç önemli değil. Bu nedenle, hepimiz, eğer, siyasetin ticaretle iç içe geçmesinin zararlarını yaşayan bu toplumda düzgünlük istiyorsak, netlik istiyorsak, saydamlık istiyorsak, bunu sağlamak zorundayız. Neyi sağlamak zorundayız; siyasetçinin fiilen ticaretle bağını kesmek zorundayız. Ahlakın da, doğruluğun da, dürüstlüğün de başlangıç noktası budur. Haa, bir nokta daha var, o da çok önemli; o da şudur: Bunu talep etmesi gerekenler, bunu istemesi gerekenler, bu sözleri söylemesi gerekenler dışarıdaki tüccardır, işadamıdır, TOBB'dur, TÜSİAD'dır ve başka örgütlerdir. Şunu demek istiyorum: Piyasa ekonomisinde hakça, eşitçe çalışmaya, rekabete taraftar olanlar, isteyenler, öncelikle, en baştan siyasetçinin ticaretle uğraşmasına karşı çıkmalıdır. Ben, burada, hiç kimsenin sözcüsü değilim; ben, burada, doğruluğun, açıklığın, dürüstlüğün, hepimizin sahip olduğu bu değerlerin egemen olması için söylüyorum bunları, onun için söz aldım; ama, şunu söylüyorum açık açık; Türkiye'nin, sermaye dünyasının, girişimci dünyasının, işadamı dünyasının, bu düzeyde, yani, siyasetçinin karışmasıyla ortaya çıkan haksız rekabete karşı çıkması gerekir, bunun düzeltilmesini istemesi gerekir. Bir başka nokta var; onlara kalmadan, bizim, bunu gerçekleştirmemiz gerekir. Bunu yapacağımızı düşünüyorum, yapmamız gerektiğini düşünüyorum.

Bu düşüncelerle, hepinize saygılar sunuyor ve Sayın Başkana da bana bu olanağı verdiği için teşekkür ediyorum.

Sağ olun. (Alkışlar)

BAŞKAN- Teşekkür ediyorum Sayın Kepenek.

Komisyonun bir söz talebi var.

Sayın Karapaşaoğlu, buyurun.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa)- Efendim, 4 üncü maddenin ikinci satırında "maddesinin" sözünden sonra ikinci fıkrası geliyor. Bize göre, o ikinci fıkrayı silerek "birinci fıkrasının (d) bendinden sonra gelen paragrafın" demek lazım. Onu iletiyorum efendim, düzeltilmesi lazım.

BAŞKAN- Evet, gerekli düzeltme yapılmıştır.

Sayın milletvekilleri, Komisyonun ifade ettiği bu düzeltmeyle birlikte maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

5 inci maddeyi okutuyorum :

MADDE 5. - 5027 sayılı Kanunun  49 uncu  maddesinin (i) bendinde yer alan "( tıbbî malzeme hâsılatının  % 5'i)" ibaresi "( ilaç ve tıbbî sarf malzemesi hâsılatının % 5'i)" olarak değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki bentler eklenmiştir.

"u) 13.3.1913 tarihli  İl Özel İdaresi Kanununun 78 inci maddesinin 16 ncı bendinin ikinci fıkrası,  2004 yılı için "Yatırım nitelikli katkı tutarlarına ilişkin bilgiler Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığına gönderilir." şeklinde uygulanır.

v) 4.11.1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36 ncı maddesinin (a) işaretli fıkrasının (2) numaralı bendinin (a) işaretli alt bendi, 15.3.2004 tarihinden itibaren, "Tazminat, yan ödeme, ödenek, herhangi bir ek ücret ve döner sermaye gelirlerinden pay veya ücret alamazlar. Ancak, devamlı statüde görev yapan emsali profesör ve doçentlerin yararlandığı makam ve görev tazminatlarından 1/2 oranında yararlanırlar." şeklinde uygulanır.

BAKAN - Sayın Karapaşaoğlu buyurun.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Maddenin (u) paragrafının ikinci satırında "16 ncı bendinin" deniliyor, orada sadece "16 numaralı bendinin" olacak.

BAŞKAN - "16 ncı" değil, "16 numaralı bendinin" olacak.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - "16 numaralı" olacak "numaralı" sözü eklenecek.

Bir de (v) bendinde, üç ve dördüncü satırda "işaretli fıkrasının" "işaretli alt bendi" gibi sözlerin, iki sözün "işaretli" sözünün tasarıdan çıkması lazım efendim. Yani "a" fıkrasının "(2)" numaralı bendinin "(a)" alt bendi gibi ifadeler olması lazım.

BAŞKAN - Sayın Karapaşaoğlu, gerekli notlar alınmıştır.

Bu düzeltmeler ışığında maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

6 ncı maddeyi okutuyorum :

MADDE 6. - 5027 sayılı Kanuna bağlı (İ) İşaretli Cetvelin (d) bendinde yer alan 8.1.1943 tarihli ve 4353 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi için öngörülen parasal sınır 1.000.000.000.000 lira, 31 inci maddesi için öngörülen parasal sınır 500.000.000.000 lira olarak değiştirilmiştir.

BAŞKAN - Madde üzerinde 1 adet önerge vardır; önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 393 sıra sayılı tasarının 6 ncı maddesine "5027 sayılı Kanuna bağlı" ibaresinden sonra gelmek üzere aşağıdaki ibarenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Salih Kapusuz Abdullah Veli Seyda           Hamza Albayrak

             Ankara                      Şırnak                   Amasya

Şerif Birinç                                    Recep Yıldırım

               Bursa                                               Sakarya

"(H) işaretli cetvelin (II) numaralı fıkrasının (B) bendinde 50 nci maddenin 3 üncü bendinde yer alan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü personeline öngörülen gündelik miktarı (a) alt bendinde 5 500 000 TL, (b) alt bendinde 5 500 000 TL, (c) alt bendinde 5 000 000 TL olarak,"

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Uygun görüşle takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükümet?..

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) - Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Kapusuz?..

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Gerekçe okunsun.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum :

Gerekçe: 2004 malî yılı için "H işaretli" cetvelde "arazî üzerinde çalışanlara verilecek tazminatlar" bölümünün (II) sayılı cetvelin (B) bendinde yer alan miktarlar değiştirilmiş bulunmaktadır.

Öngörülen değişiklik mevcut bütçe ödenekleri ile karşılanacağından ek ödeneğe ihtiyaç duyulmayacaktır. Değişiklik (H) cetvelini içermektedir.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Komisyonun takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 6 ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

7 nci maddeyi okutuyorum :

MADDE 7. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

8 inci maddeyi okutuyorum :

MADDE 8. - Bu Kanun hükümlerini Maliye Bakanı yürütür. 

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Saygıdeğer milletvekilleri, oylama için 5 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 5027 Sayılı 2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu ile 5029 Sayılı 2004 Malî Yılı Katma Bütçeli İdareler Bütçe Kanunu ve Bu Kanunlara Bağlı Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/764) (S. Sayısı : 393) açıkoylama sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı : 274

Kabul : 273

Ret : 1 (x)

Tasarı kanunlaşmıştır; hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum.

Sayın milletvekilleri, Sayın Bakan bir teşekkür konuşması yapacaktır.

Buyurun Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul)- Değerli arkadaşlar, bu ekbütçe kanun tasarısını kabul etmiş bulunuyorsunuz. Bundan dolayı, göstermiş olduğunuz gayretlere, katkılara çok teşekkür ediyorum; hayırlı olsun.

                                           

(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Sayın milletvekilleri, Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Kanunu Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu raporunun müzakerelerine başlıyoruz.

6. - Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Kanunu Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/735) (S. Sayısı : 371) (x)

BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

Komisyon raporu 371 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz talebi?.. Yok.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum :

KUZEY ANKARA GİRİŞİ KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ KANUNU TASARISI

Amaç

MADDE 1. - Bu Kanunun amacı, kuzey Ankara girişi ve çevresini kapsayan alanlarda kentsel dönüşüm projesi çerçevesinde fiziksel durumun ve çevre görüntüsünün geliştirilmesi, güzelleştirilmesi ve daha sağlıklı bir yerleşim düzeni sağlanması ile kentsel yaşam düzeyinin yükseltilmesidir.

BAŞKAN - 1 inci madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mehmet Parlakyiğit; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MEHMET PARLAKYİĞİT (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Kanunu Tasarısı hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Ülkemizde konut ve kentleşme konusundaki en önemli sorun, kaçak, ruhsatsız yapılaşma ve gecekondulaşmadır. Dargelirli vatandaşlarımızın, sağlıklı bir çevrede, her türlü modern standartlara sahip konutlar edinme sorunu büyük boyutlardadır. Özellikle kentlerimizin etrafında oluşan kaçak yapılaşmış alanlar, kentler için sosyal ve fiziksel açıdan büyük problemler yaratmaktadır. Dolayısıyla, ülkemizde planlı bir kentleşmenin sağlanabilmesi için atılacak en önemli adımlardan biri, gecekondulaşmanın önlenmesi ve gecekondu alanlarının dönüşümünün sağlanmasıdır.

Bu kapsamda, gecekondulaşmanın önlenmesi, mevcut gecekondu alanlarının dönüşümü ve gecekondularda yaşayanların yaşamlarını iyileştirmek için gerekli tedbirlerin alınması uluslararası düzeyde önem arz eden hususlardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kapsamda, öncelikli olarak, Başkentimiz Ankara'nın ulusal ve uluslararası düzeyde bir giriş kapısı niteliğinde olan Kuzey Ankara kent girişi Esenboğa protokol yolu ve çevresindeki gecekondu alanlarının dönüşümü özel bir önem arz etmektedir.

Söz konusu bölge, Ankara'nın kimliğini simgesel olarak belirlemektedir ve bu yönüyle de kenti temsil niteliği bulunan bir bölgedir. Ayrıca, fizikî olarak da kentin omurgası konumundadır.

Bu bölgede yaşayan nüfusun büyük bir bölümünün kentsel altyapı hizmetlerinden mahrum olmaları nedeniyle, bölge, sağlıksız, çevre kalitesinden yoksun bir mekân haline gelmiştir.

Tüm bu özellikler dikkate alındığında, kuzey Ankara kent girişindeki gecekondu bölgesinin tasfiyesi ve bölgenin, altyapısı, çevresi, yerleşim alanları ve görünümüyle özel olarak düzenlenmesi

                                          

(x) 371 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

önem arz etmektedir. Bu nedenle, sorunun çözümü, vatandaşa ve bölgenin sorunlarına en yakın olan yerel yönetimler ile merkezî yönetim arasındaki işbirliği ve ortaklık anlayışını gerektirmektedir.

Bu amaçlarla, yol boyunca bir kentsel cephe imajı geliştirilmesine yönelik bir proje hazırlanarak uygulanması, vatandaşlarımızın sağlıklı koşullarda yaşamasını sağlayacağı gibi, çevresel değerleri artıracak ve Başkentimizin, dünya başkentleri arasında hak ettiği yeri almasına katkı sağlayacaktır.

Bu tür özel projelerin süratle geliştirilmesi ve uygulanması, ancak, ilgili kurum ve kuruluşların yetki, görev ve koordinasyonunun, projenin özelliklerine göre, özel olarak belirlendiği hukukî düzenlemelerle mümkün olabilecektir. Nitekim, ülkemizde, bu tür özel projeler, özel hukukî düzenlemeler yapılarak gerçekleştirilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi, genelde, Altındağ ve Keçiören Belediyelerinin etki alanları içerisinde uygulanacaktır. Bugünkü haliyle, bu bölgelerin bazı bölümlerinde imar uygulamaları yapıldığından, imarlı parsellerde ve onaylı plan gereği oluşan kamuya tahsisli alanlarda, uygulamalar, yürürlükteki hukukî statüye uygun olarak devam etmektedir; ancak, imar uygulamalarının dışında kalan alanlarda, ne yazık ki, ülkemizin acı gerçeği gecekondulaşma bütün hızıyla devam etmektedir. Sonuçta, bu alanlardaki farklı yapılaşmalar, görüşülmekte olan tasarının bu bölgeler için öngördüğü Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesinin hayata geçirilmesinde, yürürlükteki hukukî düzenlemelerin yeterli olamayacağını ortaya çıkarmıştır. Bu itibarla, bu tasarıyla, Ankara'nın kent omurgasını, ulusal ve uluslararası giriş kapısını oluşturan ve tarihsel kimliğini yansıtan bu bölgede, Başkentimizin simgesi olacak, modern bir bölge düzenlemesinin yapılması amaçlanmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarıyla, kuzey Ankara kent girişi Esenboğa protokol yolu ve çevresini kapsayan alanlarda fiziksel durumun ve çevre görüntüsünün geliştirilmesi, güzelleştirilmesi ve daha sağlıklı bir yerleşim düzeni sağlanması ile kentsel yaşam düzeyinin yükseltilmesi amaçlanmıştır.

Tasarıda geçen "Tanımlar" maddesinde Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesinin plan ve etüt safhasından hizmete sunuluncaya kadar geçen sürede, Bayındırlık ve İskân Bakanlığının, Toplu Konut İdaresi Başkanlığının, Ankara Büyükşehir Belediyesi ile proje uygulama alanları kapsamındaki Altındağ ve Keçiören Belediyelerinin, tasarıda detayları belirtilen sorumlulukları taşıyacakları ifade edilmektedir.

Proje alan sınırları içerisinde kalan bölgede ilgili mevzuatına göre ilçe belediyelerine ve diğer kamu kuruluşlarına ait olan her ölçek ve nitelikteki imar planları, parselasyon planları ve benzeri imar uygulamalarına dair izin ve yetkiler ile proje onayı, yapı izni, yapım sürecindeki yapı denetimi, yapı kullanma izni ve benzeri inşaata dair izin ve yetkilerin Ankara Büyükşehir Belediyesine ait olduğu, 1/5 000'lik nâzım imar planlarının Bakanlık tarafından onanarak yürürlüğe gireceği, diğer işlemlerdeki yetkilerin ise Büyükşehir Belediyesine ait olması hususu kesinleşmiştir.

Ayrıca, proje sınırları içindeki tüm gayrimenkullerin de kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce mevzuata uygun olarak yapılmış ve onaylanmış herhangi ölçek ve türdeki bir imar planı kapsamında kalsalar dahi, bu kanuna göre yapılacak plan hükümlerine tabi olacağı hususu düzenlenmiştir.

Bu bölgede kanunun yürürlüğe girmesinden önce yapılmış olan planların uygulanmasının kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren duracağı, bu planların kısmen veya tamamen uygulanmaya devam edilmesi ya da bu kanuna göre yeniden yapılması hususunda Ankara Büyükşehir Belediyesinin yetkili olduğu hususu karara bağlanmıştır.

Proje uygulaması tamamlandıktan sonra, Ankara Büyükşehir Belediyesinin bu kanundan kaynaklanan yetkilerinin ilgili mevzuata göre ilçe belediyeleri ve diğer kamu kuruluşlarına devredileceği hususu da madde hükmündedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; proje alan sınırları içerisinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazilerde projenin gerçekleştirilmesi için gerekli değişikliklerin yapılabilmesi bakımından, Ankara Büyükşehir Belediyesinin, imar planlarına göre yeniden arazî ve arsa düzenlemesi yapabilmesi amaçlanmıştır.

Projenin süratle geliştirilerek, uygulanması, proje için ihtiyaç duyulan gayrimenkullerin temini bakımından da özel düzenlemeyi zorunlu kıldığından, proje alan sınırları içerisinde kalan bölgede proje için ihtiyaç duyulan gayrimenkullerin malikleri ve hak sahipleriyle rızaya dayalı anlaşmaların yapılması ve gayrimenkullerin kamulaştırma yapılmadan bu anlaşmalar çerçevesinde projede kullanılması imkânı getirilmiştir. Anlaşma sağlanamaması durumunda ise, kamu yararı çerçevesinde kamulaştırma yolunun kullanılması imkân dahilindedir. Diğer taraftan, kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan gayrimenkullerin bedelsiz olarak belediyeye devredileceği söylenmiştir.

Projedeki işlerin yönetim ve yürütülmesine dair esaslar belirlenirken, buna göre, kentsel tasarım projeleri ile konut, sosyal donatı, çevre düzenlemesi ve teknik altyapı projelerinin Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından yapılacağı veya projeye dahil sözleşmeler uyarınca yaptırılacağı hususu düzenlenmiştir.

Projedeki müşavirlik ve kontrollük hizmetlerinin gereğince yürütülebilmesini teminen, bu hizmetleri yürütmek üzere idare ve belediye tarafından özel hukuk hükümlerine tabi şirket kurulması veya kurulmuş şirketlere ortak olunması imkânı getirilmiştir.

Yukarıda belirtilenlerin dışında kalan yapım dahil tüm işlerin ise belediye tarafından yapılması veya yaptırılması amaçlanmıştır.

Gerekli kaynağın, genel bütçeden belediye ve idarenin bütçesine aktarılacak ödenekle ve belediye ve idarenin kendi kaynaklarından sağlayacağı destekle oluşturulacağı düzenlenmiştir. Ayrıca, gerektiğinde idarenin kendi kaynaklarından kredi kullandırması suretiyle de projenin finansmanına katkı sağlanması imkânı getirilmiştir.

Projeden elde edilecek gelirlerin, oluştukça, projenin finansmanında kullanılması amaçlanmıştır. Projenin tamamlanmasından sonra harcanmamış bir gelir kalması ihtimaline karşılık bu gelirin dağılım esasları belirlenmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN- Sayın Parlakyiğit, buyurun efendim, konuşmanızı tamamlayın.

MEHMET PARLAKYİĞİT (Devamla) - Projenin malî kaynakları arasında kendi gelirleriyle finansmanı hususuna da yer verilmiş olması ve bir anlamda, projenin kendi finansmanını sağlaması hususunun öngörülmüş olması dikkate alınarak, projenin malî kaynaklarının en iyi şekilde değerlendirilmesi, banka veya bankalarda en yüksek gelirle nemalandırılması ve benzeri imkânların kullanılması bakımından, bütçe kanunlarının kamu haznedarlığına dair hükümlerinde yer alan, kamu kurumlarının, kaynaklarını Merkez Bankası veya kamu bankalarında toplamalarına dair sınırlamaların veya kamu kurumlarına dair benzeri düzenlemelerin projeye dair hesap veya hesaplar bakımından uygulanmaması ve bu anlamda hesapla ilgili işlemlerin özel hukuk hükümlerine tabi olması öngörülmüştür.

Bu kanun tasarısında hüküm bulunmayan imar konularıyla ilgili İmar Kanunu hükümlerinin geçerli olacağı belirtilmiş ve kanunun uygulanmasını teminen yönetmelik çıkarma konusunda Bayındırlık ve İskân Bakanlığına yetkiler verilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüştüğümüz Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Kanunu Tasarısına, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak olumlu yaklaştığımızı ve kabul oyu vereceğimizi bildirir, Yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Parlakyiğit.

1 inci madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum :

Kapsam

MADDE 2. - Bu Kanun, ekli "Protokol Yolu Sınır Krokisi"nde gösterilen Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi alan sınırları içindeki her tür ve ölçekteki planlar, inşa edilecek resmî ve özel her türlü yapı, altyapı ve sosyal donatı düzenlemeleri ve kamulaştırma işlemleri ile Projenin amacına uygun gerçekleştirilmesine yönelik usul ve esasları kapsar.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

2 nci maddeyi, ekli Protokol Yolu Sınır Krokisiyle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir

3 üncü maddeyi okutuyorum :

Tanımlar

MADDE 3.- Bu Kanunda geçen;

a) Bakanlık : Toplu Konut İdaresi Başkanlığının bağlı olduğu bakanlığı,

b) İdare : Toplu Konut İdaresi Başkanlığını,

c) Belediye : Ankara Büyükşehir Belediyesini,

d) İlçe belediyeleri : Altındağ ve Keçiören Belediyelerini,

e) Proje : Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesini,

İfade eder.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

4 üncü maddeyi okutuyorum :

Plan ve ruhsata ilişkin hükümler

MADDE 4.- İlgili mevzuatına göre ilçe belediyeleri ve diğer kamu kuruluşlarına ait olan, her ölçek ve nitelikteki imar planları, parselasyon planları ve benzeri imar uygulamalarına dair izin ve yetkiler ile proje onayı, yapı izni, yapım sürecindeki yapı denetimi, yapı kullanma izni ve benzeri inşaata dair izin ve yetkiler Proje alan sınırları içinde kalan bölgede Belediyeye aittir. Belediyece hazırlanacak 1/5000'lik nazım imar planları Bayındırlık ve İskân Bakanlığı tarafından onanarak yürürlüğe girer.

Proje alan sınırları içindeki tüm gayrimenkuller, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mevzuata uygun olarak yapılmış ve onaylanmış herhangi bir ölçek ve türdeki imar planı kapsamında kalsalar dahi, bu Kanuna göre yapılacak plan hükümlerine tâbi olurlar.

Proje alan sınırları içinde kalan bölgede, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış olan planların uygulanması Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren durur. Bu planların kısmen veya tamamen uygulanmaya devam edilmesi ya da bu Kanuna göre yeniden yapılması hususunda Belediye yetkilidir.

Proje uygulaması tamamlandıktan sonra, Belediyenin bu Kanundan kaynaklanan yetkileri ilgili mevzuatına göre ilçe belediyeleri ve diğer kamu kuruluşlarına devredilir.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

4 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

5 inci maddeyi okutuyorum :

Arazi ve arsa düzenlemesi

MADDE 5.- Belediye, Proje alan sınırları içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazilerde yeni yapılacak imar planlarına göre düzenleme yapar.

Fiilen bir kamu hizmetinde kullanılan ve üzerinde kullanım amacına yönelik yapı bulunan taşınmazlar hariç olmak üzere, Proje alan sınırları içerisinde kalan bölgede Proje için ihtiyaç duyulan arazi ve arsalardan, kamu tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunanlar bedelsiz olarak Belediyeye devredilir. Gerçek kişilerin ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan gayrimenkuller ile 24.2.1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanuna göre hak sahibi olan kişilerin haklarına konu gayrimenkuller, malikler ve hak sahipleriyle yapılacak anlaşmalar çerçevesinde Projede kullanılır. Bu anlaşmaların usul ve esasları yönetmelikle belirlenir.

Anlaşma sağlanamayan hallerde gerçek kişilerin ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan gayrimenkuller Belediye tarafından kamulaştırılabilir. Bu Kanun uyarınca yapılacak kamulaştırmalar 4.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki, iskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayılır.

Proje alan sınırları içinde yapılacak planlarda, kamu tesislerine ayrılan veya ayrılacak alanlar, daha önce Belediyeye devredilmiş ise, devir miktarını aşmayacak kısmı bedelsiz olarak ilgili kamu tüzel kişisine geri verilir.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Madde üzerinde verilmiş 1 adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Kanunu Tasarısının 5 inci maddesinin sonuna gelmek üzere aşağıdaki fıkraların ilave edilmesini arz ve teklif ederiz.

Salih Kapusuz Hüsnü Ordu         Öner Gülyeşil

             Ankara                  Kütahya                         Siirt

      Abdulkadir Kart                                 Fatih Arıkan

                 Rize                                  Kahramanmaraş

Proje alanı içerisinde 2981 sayılı "İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkındaki Kanun" ile aynı 2981 sayılı Kanunun bazı maddelerini değiştiren 3290 ve 3366 sayılı Kanunlardan süre itibariyle yararlanamayan, ancak 1 Ocak 2000 tarihinden önce yapıldığını belgeleyen ruhsatsız yapı ve gecekondu sahipleri, hak sahipleri için yapılacak konutlardan, bedelini 10 yıl içinde ödemeyi taahhüt etmek kaydıyla hak sahibi olurlar. Hak sahibi olacak kişiler, bu ödemeleri 775 sayılı Gecekondu Kanunundaki hükümlere göre yaparlar.

Proje alanı sınırlarında kalan ve içmesuyu kullanımından vazgeçilen baraj ve koruma kuşaklarındaki su havzalarını planlamaya ve bunlara ilişkin sınırları belirlemeye belediye yetkilidir.

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI ADEM BAŞTÜRK (Kayseri) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet?..

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Gerekçe okunsun.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Proje alanı kapsamında kalan bölgelerde 1984 yılından sonra yapılmış ancak hak sahibi olamamış çok sayıda vatandaşımız bulunmaktadır. Özel bir proje alanı olması dolayısıyla, burada oturan vatandaşların mağdur olmasını önlemek amacıyla, 10 yılda parası alınmak kaydıyla vatandaş konut sahibi yapılmaktadır. Zaten, hükümetimizin konut politikası da, vatandaşları 10 yıl içinde kira öder gibi ödeme yaptırarak hak sahibi yapmaktır.

Proje alanı içinde kalan Çubuk-1 Barajının 10 yıldan beri kente içmesuyu vermesi yasaklanmıştır; çünkü, Çubuk-1 Barajı, maalesef, Çubuk'tan gelen kanalizasyon atıklarıyla doludur. Bu nedenle, proje alanı içindeki su havzalarının yeniden belirlenmesi gerekmektedir.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Komisyonun takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 5 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 5 inci madde kabul edilmiştir.

6 ncı maddeyi okutuyorum :

Proje yönetimi

MADDE 6.- Proje alan sınırlarındaki kentsel tasarım projeleri ile konut, sosyal donatı, çevre düzenlemesi ve teknik alt yapı projeleri ile yapım dahil diğer işler belediye ve İdare tarafından, Bakanlıkça tespit edilecek görev dağılımına göre yapılır veya yaptırılır.

Projedeki müşavirlik ve kontrollük hizmetleri İdare ve Belediye tarafından özel hukuk hükümlerine göre kurulacak veya iştirak edilecek şirket tarafından bedeli karşılığında yürütülür.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

7 nci maddeyi okutuyorum :

Finansman ve gelirler

MADDE 7. - Proje için gerekli malî kaynak, ilgili yıl bütçe kanunlarında gösterilen miktarda İdare ve Belediye bütçesinin özel tertiplerine intikal ettirilecek ödenekler ile Belediye ve İdarenin kendi kaynaklarından ayıracağı ödenekler ve satış gelirleri dahil her türlü Proje geliriyle sağlanır. Bu ödenekler ve Proje gelirleri İdare ve Belediye tarafından açılacak müşterek banka hesabına aktarılır ve Projeye dair her türlü harcama bu hesaptan yapılır. Hesapla ilgili işlemler, kamu kurumlarının kaynaklarını banka hesabında toplamalarına dair düzenlemeler uygulanmaksızın özel hukuk hükümlerine göre yürütülür.

İdare, bütçesine aktarılan ödeneklerden veya kendi kaynaklarından, Projedeki konut, sosyal donatı, çevre düzenlemesi ve teknik alt yapı işlerinde kullanılmak üzere, Belediyeye konut kredisi sağlayabilir. Bu kredinin usul ve esasları yönetmelikle belirlenir.

Projeden elde edilen gelirler Projenin finansmanında kullanılır. Projenin tamamlanmasından sonra artan Proje geliri varsa, bu gelirin Bakanlık tarafından belirlenecek kısmı, İdare, Belediye, ilçe belediyeleri ve proje alan sınırları içerisinde alanı bulunan diğer belediyelerin bütçesine, kalan kısmı ise genel bütçeye gelir kaydedilir.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum : Kabul edenler... Kabul etmeyenler...  7 nci madde kabul edilmiştir.

8 inci maddeyi okutuyorum :

Diğer hükümler

MADDE 8.- Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 3.5.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.

Belediye ve İdare tarafından yapılacak konut ve işyeri satışları 2.3.1984 tarihli ve 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu hükümlerine göre yapılır.

Bu Kanunda belirtilen yönetmelikler ile Kanunun uygulanmasına ilişkin diğer yönetmelikler Bakanlık tarafından hazırlanarak yürürlüğe konulur.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 8 inci madde kabul edilmiştir.

9 uncu maddeyi okutuyorum :

Yürürlük

Madde 9.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

9 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 9 uncu madde kabul edilmiştir.

10 uncu maddeyi okutuyorum :

Yürütme

Madde 10.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Sayın milletvekilleri, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun müzakeresine başlıyoruz.

7. - Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/754) (S. Sayısı : 384) (x)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yerinde.

Hükümet?.. Yerinde.

Komisyon raporu 384 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Karaman Milletvekili Sayın Fikret Ünlü; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA FİKRET ÜNLÜ (Karaman) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 384 sıra sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu raporu üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, önce, dün tüm ulusumuza büyük gurur yaşatan, büyük sevinç yaşatan Gençlerbirliği Kulübümüzü, başta Sayın İlhan Cavcav olmak üzere yöneticilerini, çalıştırıcılarını, teknik direktörü, hepsini kutluyoruz, başarılarının devamını diliyoruz. (Alkışlar)

                                          

(x) 384 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Değerli arkadaşlarım, izninizle, konuya girmeden önce, aslında tüm insanlık adına, küçük bir insanlık hikâyesini sizlerle paylaşmak istiyorum. Dolaylı olarak sporla da ilgisi çok fazla aslında; çünkü, yüzyıllardır bütün dünyada ırk ayırımı, dil ve din farklılıkları, mezhep ayrılıkları, herhangi bir siyasî düşünce ayrılığı gözetilmeksizin, bildiğiniz gibi, spor sahalarında insanlar yarışıyor, hep yarışıyoruz. Bunun, bütün bu organizasyonların tek ve en büyük amacı -iki gün önce de söylediğim gibi, binlerce yıldır böyle- ideal bir insan tipi oluşturabilmektir, bütün bu değerlere bağlı insan olabilmektir. Bu açıdan, bu anlatacağım hikâyeyi çok önemsiyorum; o bakımdan, belki de bizim Genel Kurulumuzda böyle değerlendirmelerin yapılmasının yararlı olacağına da inandığım için sizlerle paylaşmak istedim.

Konunun kahramanı iki kişi; biri, bugün otobüsle Makedonya'ya gidiyor, Manisa'daki şoför İsmail Şengül. Bana telefon açtı "Bakanım, sen de geliyor musun" dedi, ben gidemiyorum dedim; birkaç gün önce uçak kazasında kaybettiğimiz büyük Türk dostu, spor adamı, devlet adamı Cumhurbaşkanı Boris Trajkovski'nin cenazesine gidiyor İsmail. Devlet yönetiminden kim katılıyor, şu ana kadar bilmiyorum; ama asıl hikâye şu, değerli arkadaşlarım.

2002'de idi, ben, Makedonya ile ilişkilerden sorumlu Devlet Bakanı iken, Makedonya Cumhurbaşkanı Boris Trajkovski Türkiye'ye geldi Cumhurbaşkanımızın davetlisi olarak; yeni cumhurbaşkanı olmuştu, ilk ziyareti Türkiye'ye oluyordu. Akşam, Cumhurbaşkanlığında bana dedi ki: "Benim tanıdığım, Türkiye'ye göç etmiş bir aile var, otuzbeş kırk yıldır hiç görmediğim, benim bir çocukluk arkadaşım vardı, İsmail; ben, onların evlerinde büyümüştüm; annesi, bize, börekler çörekler yapardı; çoğu zaman onlarda kalırdım. Sonra, Türkiye'ye göçtüler. Biz, adını İso diye biliyoruz; İsmail'di, ama biz İso derdik. -Herhalde, o rejimin gereği olarak saklıyorlardı- O gün bugündür, kendisinden, aileden hiç haber alamadım, nerede oturuyorlar, soyadları ne oldu, ne iş yapıyorlar hiç bilmiyorum."

Ben, Sayın Cumhurbaşkanım üzülmeyin, ben İsmail'i yarın size bulurum dedim. "Nasıl bulacaksın?.." Buluruz, dedim. Neyse... Dışarı çıktık, bizleri izleyen medya mensuplarına olayı anlattım; akşam televizyonlarda söylendi; öbür gün de, bu haber gazetelerde yer aldı. İsmail, Manisa'da şoförlük yapıyor, bir gazetede bunu okumuş "Türkiye'deki, İso lakaplı İsmail kim?" Aslında, İsmail, Boris'in cumhurbaşkanı olduğunu da bilmiyor; bu beni tarif ediyor, bu benim diye yollara düşüyor, Manisa Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne gidiyor, İl Müdürü beni arıyor. Biz, o gün, İstanbul'da Şarık Tara'nın, öğleyin, Cumhurbaşkanı onuruna verdiği yemekte beraberiz. Boris ile Şarık Bey dostlar. Neyse, fazla uzatmayayım. İl Müdürü Vedat Bayram telefonu getirdi, dedi ki: "Sayın Bakanım, İsmail telefonda." Ben, telefonu Boris'e uzattım; başladılar konuşmaya. Ben, bir cumhurbaşkanının gözlerinden sicim gibi yaşların döküldüğünü gördüm. Akşam Makedonya'ya dönecek, görüştüremiyoruz; İstanbul'da kardeşleri var, onlarla buluşturabildik ve ben dedim ki; ben size İsmail'i göndereceğim. Bir iki ay sonra, İsmail'i, bir sporcu kafilesiyle Makedonya'ya gönderdim, malzemeci olarak kadroya aldık, bürokratlar da bilirler. Bir hafta kaldı, Cumhurbaşkanının misafiri oldu. Sonra, o yaz, bizim özel misafirimiz olarak Türkiye'ye geldiler, ailece tatil yaptılar. Çok yazık oldu tabiî, böyle bir Türk dostu insanı kaybetti Türk dünyası.

Bunu, biraz da şunun için anlatıyorum: Biz, ondan sonra, bu uluslararası gençlik kamplarına çok daha fazla önem vermeye başladık; Sayın Bakana da bu vesileyle tekrar hatırlatmak istiyorum. İnsan ilişkilerinin, diyalogların, sevginin, saygının, günü geldiğinde bütün insanlığı ne kadar değiştirebileceğini, kararlarda ne kadar etkili olabileceğini düşündüğüm için, buna inandığım için, bunu, biraz da tüm insanlık adına anlatmış oldum.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, sponsorluk, biraz da ödül ve özerkliği kapsayan yeni değişiklikle gündeme getirilen yeni yasa tasarısına gelelim. En başta, Sayın Bakanım ve Genel Müdür Mehmet Atalay olmak üzere, değerli bürokrat arkadaşlarımı canı gönülden kutluyorum.  Yalnız şunu söyleyeyim: Sayın Süleyman Demirel'in "GAP'ı gaptırmam" diye bir lafı vardır; ben de sponsorlukla ilgili yasayı kaptırmam; onu da söyleyeyim; çünkü, ilk kez benim dönemimde, 57 nci hükümet döneminde sponsorlukla ilgili yasayı çıkardık; fakat, o zaman, sınırlı oldu, kapsamını genişletemedik. Burada suçlu arayacak değilim. Çok uğraştım, didindim; ama, kapsamı sınırlı tutuldu, uluslararası faaliyetler ve organizasyonlarla sınırlı kaldı. Yine, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün uygun göreceği yarım kalmış tesisler ya da yeni yapılacak olanlar bizim sponsorlukla ilgili yasamızda da vardı; o, aynen korunmuş; hatta, kulüpler ve federasyonlar da içine alınarak daha da genişletilmiş.

Değerli arkadaşlarım, bir Gençlerbirliğinin başarısı gibi, geçmişte  sporda kazanılmış, hepimizi güldüren, hepimizin büyük ortak sevinç kaynağı olan tüm başarıların ülkemiz insanları üzerinde ne kadar etkili olduğunu gözönüne alırsak, spora ve sporcuya yapılan bu tür yatırımların önemini, değerini daha iyi kavrıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, şunu da antrparantez söyleyeyim: Maliye bürokratlarının -Sayın Maliye Bakanımız burada yoklar- çok fazla inceleyebilmiş olduğunu da sanmıyorum. Gerçekten, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün bürokratları bu konuda büyük başarı sağlamışlar, kabul ettirmek için büyük uğraş verdiklerine inanıyorum; çünkü, kapsamına baktığınız zaman, istismara da çok açıktır. Aslında, Sayıştay ve Maliye, tabiî, bu yönetmeliği uygun görecek, o aşamaya geldiğinde biraz daha zorlanacaklardır diye tahmin ediyorum. Düşünsenize, Türkiye'de binlerce kulüp var, yüzbinlerce lisanslı sporcu var; yalnız, Adana'da, yılda, 2 950 tane, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün denetimi, bilgisi altında yapılan ulusal organizasyon var. Yılda, 500'ün üzerinde uluslararası müsabaka yapılıyor.

Demek ki, Türkiye'de, Genel Müdürlüğün denetimi altında, 100 000'in üzerinde ulusal, yurtiçi müsabaka yapılıyor. Bunların tümüne sponsor bulup, para aktarmaya kalkarsanız, tabiî ki, Türk sporu büyük bir atılım yaşar, bundan büyük gurur duyuyoruz, büyük sevinç duyuyoruz; ama, bir yanı var ki, çok iyi denetlenmesi gerekir, istismara da açıktır. Gerçi, yeminli malî müşavirler ve Genel Müdürlüğün denetimi getirilmiş; ama, yeterli değildir. Bizim ülkemizde iyi niyetli insanlar da var, ne yazık ki, farklı düşünenler de var. O bakımdan, kulüpler, bir ölçüde karapara aklama merkezleri haline gelebilir. Onun için -tabiî ki, bunu telaffuz da etmek istemem, ama- ben, yine, arkadaşlarımın dirayetiyle, iradesiyle, bu engellerin de aşılabileceğini tahmin ediyorum, bunu da sağlayacaklardır; onu da hatırlatmadan edemiyorum.

Değerli arkadaşlarım, yasa tasarısı Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülürken, bizim, Cumhuriyet Halk Partili komisyon üyesi değerli arkadaşlarım, Mehmet Akif Hamzaçebi, Kemal Kılıçdaroğlu, Ali Kemal Kumkumoğlu, Osman Coşkunoğlu, Gürol Ergin, Mehmet Mesut Özakcan, Yakup Kepenek ve Kâzım Türkmen'in, bir konuda, aslında tavsiye anlamında ayrışık oyları var. Bunu, izninizle, çok kısa, tutanaklara geçmesi açısından okumak istiyorum. Ayrıca, uyarıcı bir niteliği olduğu için de önemsiyorum :

"Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planına göre, spor tesisleri ve faaliyetlerinin, spor elemanlarının hizmetiçi eğitimlerinin, malî ve idarî açıdan tam bağımsız spor kulüpleri, federasyonlar ile özel teşebbüs ve mahallî idareler tarafından yapılması veya işletilmesi sağlanacak, kamu kesiminin görevi ise, denetlemek, yönlendirmek, teşvik etmek ve bu alandaki bilim ve teknolojideki yenilikleri takip etmek olacaktır.

Bu çerçevede, halen özerk olan Futbol Federasyonu dışındaki federasyonların özerk bir yapıya kavuşturulması yönündeki düzenleme olumludur; ancak, özerkliğin idarî bir kararla gerçekleşecek olması sakıncalıdır.

Bilindiği gibi, özerklik, merkezî idare dışında bir alanın yaratılmasıdır. Bu nedenle, özerkliğin, Futbol Federasyonu örneğinde olduğu gibi kanunla gerçekleştirilmesi gerekir. Federasyonların idarî kararla özerklik ve buna paralel olarak tüzelkişilik kazanması, aynı şekilde, yine, idarî bir kararla özerkliklerinin ve tüzelkişiliklerinin sona ermesi sonucunu yaratır. Bu da son derece sakıncalıdır. Düzenlemenin bu şekilde Anayasanın 7 ve 8 inci maddeleriyle uyumlu olmadığı düşünülmektedir."

Değerli arkadaşlarım, özerklik, bildiğiniz gibi, aynı meslekten, uzman kişilerin oluşturduğu kamu kuruluşları için düşünülmüş bir düzenlemedir, geliştirilmiş bir kavramdır. Onun için, meslekten insanlar ve uzman kişiler olmasını gerektirir. Tabiî ki, bizim spor federasyonlarımızda buna çok özen gösteriyoruz, dikkat ediyoruz; en azından, branşla ilgisi çok fazladır.

Şimdi, burada dikkat çekmek için söylüyorum; bizde, üniversiteler, yargı organları, basın-yayın kuruluşları, Diyanet İşleri Başkanlığı, benzer, yani uzmanlık gerektiren, meslekten insanların oluşturduğu kurumlar özerk hale getirilmiştir. Federasyonları da özerk yaparken, bu amaca yönelik olarak, buna hizmet etsin diye destekliyoruz.

Şimdi, tabiî, idarî bir kararla, Büyük Atatürk zamanında, 1938'de çıkarılan 3530 sayılı Yasada yer almıştır Merkez Danışma Kurulu; onların uygun bulması ve ilgili sayın bakanın önerisi, başbakanın oluruyla, federasyonları özerk yapacağız. Güzel, pratik bir yoldur. Hukukî temeli -arkadaşlarımın çekincelerinde de var- ne kadar sağlıklı, doğrusu ben de bilmiyorum, tartışmakta yarar var; aslında, tartışmışlardır da. Aynı şekilde, idarî bir kararla özerkliklerine son verilebilir diye bir kaygı var tabiî, bir tereddüt var; onun da giderilebileceğini tahmin ediyorum değerli arkadaşlarım.

Sponsorlukla ilgili yasanın uygulanabilmesi için, hiç kuşku yok ki, yasanın çok iyi tanıtılması lazım. Bizim iş dünyamızdaki hayırsever insanlarımızın, spora gönül vermiş, spor bilinciyle gelişmiş, spor kültürünü kavramış insanların bu yasadan haberdar olması gerekiyor. Biz, uluslararası diye sınırlı tuttuk. Şunu da söyleyeyim: İnanın, onlar da vergiden düşmediler. Aydın Doğan Bey ile Sakıp Sabancı Bey dışında, ne yazık ki -adlarını da vermek istedik değerli yöneticilerimizin; bir kampanya başlattık, yarım kalan tesisleri tamamlayın, adınız da yaşasın diye- çok fazla ilgi uyandıramadı. Biz de çaba gösterdik.

Tanıtılması gerekiyor. Nerede tanıtılacak; mutlaka, yine, spor ortamlarında, spor çevrelerinde ve sporun önemini, değerini bu insanlara anlatarak, yaptıkları hizmetin, yalnız vergiden düşmek için değil, kârdan düşmek için değil, toplum yararına bir hizmet olduğu bilincine de ulaşmalarına katkı yapmak için çok iyi tanıtılması lazım. Nereler olabilir; bizim bugün 54 üniversitemizde beden eğitimi ve spor yüksekokulları var. Değerli yönetici arkadaşlarımız bilirler, üç ayda bir, biz, onlarla, Bilgi Paylaşım Projeleri adı altında toplantılar yapıyorduk. Bölgedeki bütün sporadamları, üniversitelerdeki bütün sporadamları, 54 üniversitenin sporadamları, o üniversitede, her üç ayda bir başka bir üniversitede toplantılar yaparak Türkiye'de bu sorunları tartışıyorduk. Bunlara, sponsorluk yapabilecek o bölgedeki işadamları, yatırım yapabileceğini düşündüğünüz kişiler de davet edilerek o spor ortamı içerisinde etkilenirler diye düşünüyorum. Böyle bir tavsiyem var değerli yönetici arkadaşlarımıza.

Sporculara destek olmak amacıyla otuz yıldır mücadele veriliyor Türkiye'de. İlk kez, övünmek gibi olmazsa, yine, benim Beden Terbiyesi Genel Müdürü olduğum dönemde 700-800 sporcuya maaş veriyorduk; "İticigüç Yönetmeliği" adı altında çıkardık. Yalnız uluslararası değil, ulusal alanda, yurtiçi müsabakalarda, yıldızlar, gençler ve büyükler kategorilerinde birinci ve ikinci, hatta, üçüncü gelenlere maaş bağladık. Sayıştaydan izin aldık; tabiî, Maliyenin izniyle, katkısıyla. Sanıyorum, üç yıla yakın, bizim sporcularımız maaş aldı; aylık maaşlı, kalifiye bir işçi maaşına eşitti o zamanlar. 800'ün üzerinde sporcuya maaş bağladık. Çok gerekliydi. O zamanlar büyük atılım yapıldı. Sonradan, bunu, ödül yönetmeliğine dönüştürdüler ve arkasından, tabiî, biz, onu daha da geliştirdik, yine, 57 nci hükümet döneminde, müşavirlik yasası ve ödül yasası diye. Sporcularımız, Avrupa ve dünya şampiyonu, olimpiyat şampiyonu oldukları zaman yüzlerce altın alıyorlar. Bir Avrupa şampiyonu 450 altın alıyor; az değil. Yani, dünya üçüncüsü olan futbolcularımız dahil, hatta kulüplerimize, UEFA şampiyonu olmuş Galatasaray dahil, hepsine bu ödüller verildi. Şimdi, tabiî, sponsorlukla bu kapsam daha da genişletiliyor.

Aslında, sizlere, ben, her sözümün arasında, hem teşekkür etmek istiyorum hem kutlamak istiyorum; ama, izninizle, tabiî, 20 dakika, yalnız sizi övmekle geçmez; onun için, geçmişte yapılanları da hatırlatmakta yarar var değerli arkadaşlarım.

Şimdi, yalnız, tabiî, kurumlara yardımcı olabilecek, sponsorluk yapabilecek insanlarla ilgili değil; Türkiye'de, biz, spor bilincini, spor kültürünü geliştirmeden, ne yaparsak, ne kadar iyi niyetle yaklaşırsak yaklaşalım, kalıcı bir barış sürecine ulaşamayacağız. İşte, görüyorsunuz, bazen çok üst düzeyde başarılar elde ediliyor; sonunda, tekrar düşüş oluyor. Bu, hangi dönemde olursa olsun, hiç sorun değil; yani, bir başarı düzeyi yakalandı son yıllarda; arkadaşlarımız da, onu, gayretle sürdürmeye çalışıyorlar; ama, bunun toplumsal bir başarıya dönüşebilmesi için, mutlaka, toplumda spor bilincinin, spor kültürünün gelişmesi lazım değerli arkadaşlarım. Bunun için, Türkiye'de, toplumun öncülerinin, öncü insanların, liderlerin, gençlerin gözündeki -sanatçı olsun, bilimadamı olsun, siyasetçi olsun- kahramanların spor yaşamı çok önemli. O bakımdan, o insanları da federasyonlarda görevlendirerek -başkan olsun, yönetici olsun, tabiî seçimle geliyorlar, ama- toplum önünde, spor kamuoyu önünde onları göstermekte büyük yarar var. Ben, çoğu zaman görüyorum, bakıyorum, tenis kortlarında, basketbol sahalarında, yüzmede olsun, okçulukta olsun, dağ başlarında olsun, basketbolda, voleybolda, futbolda, başka bütün spor branşlarında, hepsinde, herkes... Sayın Başbakanımız, futbolcu kişiliğiyle çocukların ilgisini çekiyordur hiç kuşku yok. Genel Başkanımız Sayın Deniz Baykal, benim bildiğim, kırk yıldır her sabah istisnasız yürüyor. Ben, geçenlerde, Ankara Spor Kulübünde sabahın 7.30'unda Sayın Rahmi Koç'la karşılaştım -orası otel değil, sabahın 7.30'u- hayrola Rahmi Bey dedim "ben Hiltonda kalıyorum, oradaki tesislerde tadilat varmış, burada olduğunu söylediler" dedi; sabahın 7'sinde geliyor, spor yapıyor. İki günlüğüne Ankara'ya geliyor Rahmi Bey, spor salonuna gidiyor. Ben dedim ki, bunu bir örnek olarak her yerde anlatacağım. Sözümü de tutmuş oldum, doğrusu.

Şimdi, tenis kortlarındaki sanatçılarımız, başka alanlardakiler, çok etkili oluyor. Bir Göksel Arsoy, Herkes İçin Spor Federasyonu Başkanlığına getirildi.

Sayın Grup Başkanvekilimiz, eğer uygun görürseniz, acaba, kişisel söz hakkımı da kullanıp devam edebilir miyim; çünkü, zamanım yetmeyecek.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - İstifade ettik; ama, yeter Sayın Bakanım; işimiz çok.

FİKRET ÜNLÜ (Devamla) - Peki, işleri çok; doğru. Çok önemli olduğu için...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, Sayın Ünlü kişisel olarak da konuşmak istiyor; başka konuşacak olan da yok Başkanım...

BAŞKAN - Sayın Ünlü, devam mı edeceksiniz efendim?

FİKRET ÜNLÜ (Devamla) - Evet Sayın Başkan.

BAŞKAN - Peki, ben, size, eski bir genel müdür ve spordan sorumlu eski bir Bakan olarak, birkaç dakika müsaade edeceğim.

Buyurun, konuşmanızı tamamlayın.

FİKRET ÜNLÜ (Devamla) - Çok teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, söylemek istediğim, konunun asıl bu yönüne önem vermek gerekiyor. Bu arada, Sayın Bakanımıza çok görev düşüyor. Kendisini de spor sahalarında ve diğer ortamlarda gençlerle, sporcularla görüyoruz; oralarda, işte dediğim kahramanları da yanına davet ederek gösterirse -ne yazık ki, onlarla daha çok ilgi uyandırıyor- onda da büyük yarar var.

Bu arada, yine, bizim dönemimizde çıktı; fakat, bir eksiklikti; itiraf ediyorum; onun düzeltilmesi için bir önerge verildi; değerli arkadaşlarımın dikkatine sunuyorum. Şimdi, biz, olimpiyat şampiyonlarımız ile 1'den fazla dünya şampiyonu olan sporcularımızı en üst düzeye getirdik, bakan müşaviri yaptık. Avrupa şampiyonu olanlar konusunda çok şikâyet geldi, çok sızlanma oldu; gerçekten, bir eksiklikti.

Değerli arkadaşlarım, biz, o yasanın kapsamını genişletemedik. Şimdi kaç Avrupa şampiyonumuz var!.. Oysa, bakın "40 000 kişi alacağız devlet kadrolarına" deniliyor. Her dönemde benzer rakamlar telaffuz ediliyor. Onun için, sayıları, sanıyorum 30'u, 40'ı geçmez. Disiplinleri bakımından kolay Avrupa şampiyonu olan arkadaşlarımız da var, zor olanlar da var; yani, bir Süreyya Ayhan'ı düşünün şimdi, herkes yılın sporcusu seçiyor; ama, Avrupa şampiyonu şu anda. Dünya ikincisi, Avrupa şampiyonu, inşallah, olimpiyat şampiyonu da olacak. Onun için, Avrupa şampiyonlarını da bir cümleyle ona ekleyebilirsek, büyük bir hizmet yapmış oluruz diye düşünüyorum.

Beni sabırla dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ünlü.

AK Parti Grubu adına, Trabzon Milletvekili Sayın Faruk Özak; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA FARUK NAFİZ ÖZAK (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde, AK Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Grubum ve şahsım adına, Yüce Heyetinizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, tüm spor camiamızın, klüplerimizin, federasyonlarımızın ve özellikle sporcularımızın ve gençlerimizin heyecanla beklediği bir kanun tasarısını görüşüyoruz. Bugün görüşeceğimiz 2 madde, önümüzdeki aylarda Meclise getirip yasalaşmasını planladığımız spor yüksek kurumu yasası tasarısının maddeleridir.

Spor yüksek kurumu yasası tasarısı, sporla ilgili ilke, hedef ve politikaları belirlemek, spor federasyonlarını sağlıklı bir altyapıya kavuşturarak idarî ve malî yönden özerkliğini sağlamak, toplumun her bireyinin spor hizmetlerinden yararlanmasına öncülük etmek, spor için gerekli fırsatları ve teşvikleri sağlamak, spor alanında teknik bilgi ve ilgiyi artırıcı yayınlar yapmak, yaptırmak ve faaliyetlerde bulunmak gibi önemli hedefleri olan bir kanun tasarısıdır.

Genç bir nüfusa sahip olmanın avantajını taşıyan ülkemizde, gençliğin, Türkiye için çok büyük bir potansiyel ve dinamizm olduğunun bilincinde olan Partimiz, gençliğe sunulacak her türlü hizmette önderlik etmeyi ilke edinmiştir.

Partimiz, özgür düşünceli, kendi başına karar verebilen, sorgulayan, kendi toplumunun ve evrensel anlayışın doğrularından haberdar olan ve hayatın güçlükleriyle baş edebilecek donanımlı ve yetenekli çağdaş gençler yetiştirmeyi hedeflemektedir. Bu anlamda, gençlik ve spor alanında gelişmeyi ve çağdaşlaşmayı engelleyen unsurların, görüşmekte olduğumuz sponsorluk ve federasyonlara özerklik veren yasa tasarısıyla aşılacağına inanmaktayız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasamızın "Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler" başlıklı Üçüncü Bölüm, 58 ve 59 uncu maddelerinde, gençlik ve sporun geliştirilmesi ve korunması konusunda devlete ve bizlere önemli yükümlülükler getirilmiştir.

BAŞKAN - Sayın Özak, bir dakika; sistemde bir sıkıntı var; mikrofon çalışmıyor.

Sayın Özak, tekrar size söz vereceğim.

Birleşime 5 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati : 18.25

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati : 18.41

BAŞKAN : Başkanvekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER : Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir), Enver YILMAZ (Ordu)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 63 üncü Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

384 sıra sayılı tasarının müzakerelerine devam ediyoruz.

V. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

7. - Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/754) (S. Sayısı : 384) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Tasarının tümü üzerinde, AK Parti Grubu adına Trabzon Milletvekili Sayın Faruk Özak'ın söz talebi vardı.

Sayın Özak, sistemde, su dökülmesinden dolayı teknik bir arıza oldu; dolayısıyla, mikrofon otomatik olarak kesilmeyeceği için, sürenizin dolduğunu biz size haber vereceğiz. Konuşmanıza isterseniz baştan başlayın, nasıl takdir ederseniz...

Buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA FARUK NAFİZ ÖZAK (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde, AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; Grubum ve şahsım adına Yüce Heyetinizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, tüm spor camiamızın, klüplerimizin, federasyonlarımızın ve özellikle sporcularımızın ve gençlerimizin heyecanla beklediği bir kanun tasarısını görüşüyoruz. Bugün görüşeceğimiz 2 madde, önümüzdeki aylarda Meclise getirip yasalaşmasını planladığımız, spor yüksek kurumu yasası tasarısının maddeleridir.

Spor yüksek kurumu yasası tasarısı, sporla ilgili ilke, hedef ve politikaları belirlemek, spor federasyonlarını sağlıklı bir altyapıya kavuşturarak idarî ve malî yönden özerkliğini sağlamak, toplumun her bireyinin spor hizmetlerinden yararlanmasına öncülük etmek, spor için gerekli fırsatları ve teşvikleri sağlamak, spor alanında teknik bilgi ve ilgiyi artırıcı yayınlar yapmak, yaptırmak ve faaliyetlerde bulunmak gibi önemli hedefleri olan bir kanun tasarısıdır.

Genç bir nüfusa sahip olmanın avantajını taşıyan ülkemizde, gençliğin, Türkiye için çok büyük bir potansiyel ve dinamizm olduğunun bilincinde olan Partimiz, gençliğe sunulacak her türlü hizmette önderlik etmeyi ilke edinmiştir.

Partimiz, özgür düşünceli, kendi başına karar verebilen, sorgulayan, kendi toplumunun ve evrensel anlayışın doğrularından haberdar olan ve hayatın güçlükleriyle baş edebilecek donanımlı ve yetenekli çağdaş gençler yetiştirmeyi hedeflemektedir. Bu anlamda, gençlik ve spor alanında gelişmişliği ve çağdaşlaşmayı engelleyen unsurların, görüşmekte olduğumuz, sponsorluk ve federasyonlara özerklik veren yasa tasarısıyla aşılacağına inanmaktayız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasamızın "Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler" başlıklı Üçüncü Bölümünün, 58 ve 59 uncu maddelerinde, gençlik ve sporun geliştirilmesi ve korunması konusunda devlete önemli yükümlülükler getirilmiştir.

Dünyada ve ülkemizde meydana gelen sosyal, ekonomik ve kültürel olaylar, ülkeler arasında ilişkilerin artması ve çeşitlenmesine yol açmıştır. Bunun bir yönünü de, sportif faaliyetler oluşturmaktadır. Bu faaliyetlerin düzenlenmesinde ve yerine getirilmesinde en önemli araçlardan birisi de sponsorluk faaliyetleridir.

Spora olan toplumsal talebin artması, uluslararası spor yarışmalarının önemi ve medyanın spora olan büyük ilgisi, gençlik ve spora, devletin dışında, ihtiyaç duyulan kaynakların sağlanabileceğini göstermiştir. Sponsorluğun bu anlamda teşvik edilmesi, yukarıda belirtilen devletin sosyal devlet fonksiyonunu yerine getirmesinde yardımcı bir unsur olacaktır. Sporda sponsorluk öyle bir ilişkidir ki, bu ilişkiyle, sponsor unvanıyla hareket eden bir ticaret şirketi, tüm branşlardaki spor faaliyeti alanında, ulusal ya da uluslararası bir spor organizasyonuna, federasyona, amatör ya da profesyonel spor kulübüne, amatör ya da profesyonel sporcuya sağladığı aynî ve/veya nakdî katkı karşılığında, markasının ve/veya ürününün tanıtımı ve reklamı hususunda bazı haklar elde eder. Sponsorluk, isim sponsorluğu, uluslararası organizasyon sponsorluğu, ulusal organizasyon sponsorluğu, kulüp ya da sporcu sponsorluğu, federasyon sponsorluğu ve naklen yayın sponsorluğu olmak üzere sınıflandırılmaktadır. Bunların açılımına girmeyeceğim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sponsorluk, günümüzde, birçok organizasyonun iletişim karmasının önemli elemanlarından biri haline gelmiştir. Yakın zamana kadar bir iletişim aracı olarak düşünülmeyen sponsorluk, son zamanlarda pazarlamanın bir elemanı ve firmalar için bir iletişim yöntemi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bir başka ifadeyle, değerlendirilmesi ve yönlendirilmesi gereken bir hizmet sektörü olan sporun nitelikli hizmet üretilebilmesi için sahip olduğu ya da olabileceği ekonomik koşulların güçlü olmasını gerekli kılmaktadır.

Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün, 12 Nisan 2001 tarih ve 4644 sayılı Kanunla yürürlüğe giren ve yürürlüğe girdiği günden itibaren yasa kapsamının darlığı ve buna bağlı olarak hizmetlerin amaçlanan biçimde gerçekleşmemesi eleştirilerine muhatap olan yasayı tekrar ele alarak gündeme getirmesi, çok olumlu ve beklenen bir çalışmadır. Burada, Sayın Fikret Ünlü'nün de ifadeleri, gerçekten çok anlamlıydı; kendilerine teşekkür ediyoruz.

Dünya genelinde 2000-2001 yılları arasında, reklam harcamaları yüzde 5,8, sponsorluk harcamaları ise yüzde 12 oranında artış göstermiştir. 2000 yılında sponsorluk harcamaları 22 000 000 000 dolar iken, 2001 yılında 24 500 000 000 dolara çıkmıştır. Bu harcamaların, 9 400 000 000 doları ABD'de gerçekleşirken 7 400 000 000 dolarlık kısmı Avrupa'da, kalan meblağ ise diğer kıtalarda gerçekleşmiştir. 2002 yılında ise, sponsorluk harcamaları olarak 26 000 000 000 dolarlık bir rakamı görüyoruz. Ülkemizde sponsorluk harcamaları ise, maalesef, 150 000 000 ilâ 200 000 000 dolar seviyelerinde kalmıştır.

Sporun etkili gücünü fark eden bütün gelişmiş ülkeler ve iş çevreleri, hem kendi propagandalarını hem de ürünlerinin tanıtımını spor müsabakaları aracılığıyla yapmaya ve bu suretle iç ve dış ticaret hacimlerini artırmaya özen göstermektedirler; bu amaçla sporda pazarlama ve sponsorluk enstitüleri kurmak suretiyle sporun tanıtım ve propaganda gücünden azamî derecede yararlanmaktadırlar. Bir bakıma, ekonomik yönden güçlü olan kişi ve kuruluşların sosyal sorumluluk anlayışı içerisinde sponsorluk hizmetleriyle insanlardan kazandıkları imkanları yine insanlara yöneltmeleri çağdaş ülkelerde sıklıkla görülmektedir. Bu yaklaşıma örnek olarak İsveç'i gösterebiliriz. Bu ülkede spor kulüplerinin yerel sponsorluk kaynakları oldukça geniştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 21 inci Yüzyıla girdiğimiz dönemde, sporda gelişmiş ülkelerin ifade edilen yönetim tarzıyla spor yapma oranları oldukça yüksektir. Avrupa ülkelerinde genel nüfus oranlarına göre spor yapma oranı en düşük yüzde 25 iken, bu oran, ülkemizde, maalesef, bindelerle ifade edilmektedir. 2000 yılı verilerine göre, yaklaşık 10 000 000 nüfuslu Portekiz'de 2 000 000, 5 000 000 nüfuslu Danimarka'da 2 000 000, 55 000 000 nüfuslu Fransa'da 13 000 000, 57 000 000 nüfuslu İtalya'da ise 14 000 000 insan spor yapabilmektedir. Ülkemizde ise, 6 161 spor kulübü aracılığıyla 440 000'e yakın sporcu aktif olarak spor yaparken "herkes için spor" faaliyetlerine katılan insan sayısı ise, maalesef, 160 000 civarında kalmaktadır.

Çok sayıda insanımıza spor imkânı sunabilmek için gerekli olabilecek tesis ve araç gereç ihtiyaçlarının giderilebilmesi bu tasarının yasalaşmasıyla mümkün olabilecektir. Sponsorlukla kulüplerin sporcularına sunabilecekleri çalışma ortamlarının nitelikleri gelişebilecek ve bu yolla nitelikli bir ortamda çalışabilmenin getirdiği öncelikle performanslarının artırımıyla başarıya ulaşabileceklerdir; yani, kulüpler ve federasyonlar, bir bakıma, sponsorlukla rekabet gücünü yakalayabileceklerdir. Bu uygulamayla ülke sporunda geçici değil, sürekliliği olan başarılar elde eden sporculara sahip bir ülke olmanın mutluluğunu taşıyabileceğiz.

Sponsorlukla ilgili tasarının yürürlüğe girmesiyle, tamamlanmamış spor tesislerinin Türk sporuna hizmet vermesi sağlanacaktır.

Sporun, toplumumuzun vazgeçilmez tutkusu ve yaşam biçimi haline getirilebilmesi için öncelikle çocuklarımız ve gençlerimizi spor yapmaya teşvik etmek, sporu sevdirmek, yetenekli sporcuları belirlemek ve ülke sporuna elit sporcular yetiştirmek; sigara, içki, uyuşturucu ve kumar gibi zararlı alışkanlıklardan uzak tutmak; milletini seven, hoşgörülü, sosyal, üretken insanlar olarak yetişmeleri için bilimsel spor anlayışına uygun ortam ve olanakları sağlamak amacıyla spor tesisi yapımları planlanmaktadır.

Ancak, her geçen yıl devlet bütçesinden ayrılan ödeneklerin azalmasıyla, söz konusu tesislerin tamamlanmasında problemler oluşmaktadır. Şöyle bir örnek vermek isterim: Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün 1976 yılında devlet bütçesinden almış olduğu pay 4 ise, 2001 ve 2002 yılında bu pay 1'e düşmüştür.

2001 yılında yürürlüğe giren yasadaki olumsuzluklar, bu tasarıyla ortadan kaldırılarak, Gelirler ve Kurumlar Vergisinde, profesyonel spor dallarında yüzde 50 -profesyonel futbolcu ücretleri hariç- amatör spor dallarında ise yüzde 100 gider yazma imkânı sağlanmaktadır.

Eski yasada, yalnızca federasyonların yıllık faaliyet programlarında yer alan uluslararası faaliyetlere sponsor olunabilmekteyken, çıkacak yasayla, ulusal, bireysel ve kulüpler bazında da yararlanabilme imkânı doğmaktadır.

Ayrıca, planlanan ve acil yapılması gerektiği halde bütçe dengeleri nedeniyle yapılamayan tesislerin yapımına başlanılabilecektir.

Yasa tasarısıyla, Genel Müdürlüğün yıllık faaliyet programında yer alan ulusal ve uluslararası gençlik ve spor organizasyonları,

Sporcuların transfer bedelleri hariç olmak üzere, spor kulüpleri ile federasyonların yıllık programlarında bulunan, sporun yaygınlaştırılması ve sporcuların desteklenmesine yönelik resmî spor faaliyetleri,

Kamu kurum ve kuruluşları ve yerel yönetimlerle spor kulüplerine ait spor tesislerinden Genel Müdürlükçe uygun görülenlerin yapımı, bakımı ve onarımı,

Federasyonların ve spor kulüplerinin sportif hizmet ve faaliyetlerinin yürütülebilmesi için gerekli olan sportif araç gereç ve malzemelerin temini ve en önemlisi, ferdî lisanslı sporcuların Genel Müdürlükçe ferdî olarak katılmalarına izin verilen ulusal veya uluslararası organizasyonlara gerçek ve tüzelkişilerin sponsor olabilme imkânı getirilmektedir.

Özetlersek; bu tasarıyla, özellikle sporu çok seven, bu konuda çok kabiliyetli olan ve desteklendiği zaman çok daha büyük başarılara imza atacak Türk gençliğinin önü açılmaktadır.

Özellikle kulüplerimize, yaşadıkları büyük ekonomik sıkıntıları ve zorlukları aşmada önemli katkılar sağlanıyor. Biz inanıyoruz ki, bu tasarıyla nüfusumuza oranla dünya standartlarına göre çok az sayıdaki lisanslı sporcu sayımız artacaktır. Sporumuzdaki ve sporcumuzdaki kalite artacak, başarı çoğalacak ve gurur duyduğumuz geleceğimizin teminatı gençlerimiz daha fazla spor yapabilecektir.

Ödül yönetmeliğindeki "başarılı ol ödül al" düşüncesine bu tasarıyla yapılacak katkılarla -başarmak için- destek olunacağı ve teşvik edileceği için, dünya, olimpiyat ve diğer organizasyonlarda daha başarılı sonuçlar alacağımıza yürekten inanmaktayım.

Ayrıca, bugün amatör kulüplerimiz, birinci, ikinci ve üçüncü lig kulüplerimizin yaşadığı ekonomik sıkıntı hepimizin malumudur. Bu kulüplerimize, sponsorlarca yapılacak katkılarla, bir bakıma, bunlar, gerçek anlamda spora yönelebileceklerdir; gerek eğitim gerek spor, araç gereç ve tesis açısından daha nitelikli hale geleceklerdir. Ayrıca, sponsorluk, istihdam ve inşaat sektörünün gelişmesine yardımcı da olacaktır; öyle düşünüyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Özellikle, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün, sponsorluğu, ülkemizde ilk uygulayan olduğunu sizlere belirtmek istiyorum. 1931 yılında New York'tan havalanıp, okyanusu geçerek, hiçbir yere uğramadan İstanbul'a uçarak, uzun uçuşta dünya rekoru kıran, John Polanda ve Russel Bortman'ın sponsorluğunu Türkiye ve Mustafa Kemal Atatürk üstlenmiştir.

Sponsorlukta günümüzde kimlerin sponsor olamayacağı konusu önem arz etmektedir. Her ne kadar bu konu yönetmeliklerle belirlenecekse de, bizim bu konudaki düşüncemiz şu şekildedir; kimler sponsorluk yapamamalıdır: Muzır ve porno yayınların üreticileri, dağıtıcıları, satıcısı şirketlerle; ağır alkollü içeceklerin üreticisi, dağıtıcısı, satıcısı, şişeleyicisi şirketlerle; sigara üreticisi, dağıtıcısı, satıcısı şirketlerle, uyuşturucu ve/veya keyif verici maddelerin üretimini yapan şirketlerle, çocukların ve gençlerin ruh ve beden sağlığına zarar verici nitelikte ürünlerin üretimini, dağıtımını ve satışını yapan şirketlerle siyasî kişi, kuruluş ve oluşumlarla ve Türkiye'nin genel güvenliği aleyhine faaliyette bulunanlarla sponsorluk anlaşması yapılmamalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hafta içerisinde Yüce Meclisimizce kabul edilen Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Yasayla spor kulüplerimize verilen spor alanlarının donatımına ve denetimine ilişkin birtakım yükümlülükler, bugün görüşülen sponsorluk tasarısıyla daha nitelikli olabilecek ve kulüpleri parasal yükten kurtarabilecektir. Öte yandan, spordan sorumlu kamu yönetimince, çıkarılacak sponsorluk kanunu özel sektöre çok çok iyi anlatılmalı ve ikna edici bilimsel yöntemler kullanılmalıdır. Bu konuda ilgili özel sektörün yapılacak tanıtım faaliyetlerine vereceği önem, arz ve talep konusu içinde değerlendirilebileceğinden, reklam şirketlerinden de yararlanılma bir politika olarak düşünülmelidir; yani, yasayı çıkarmak yetmiyor, bunu çok iyi tanıtmamız gerekiyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 59 uncu hükümet programında "dünyanın ve Türkiye'nin gelişen ve değişen şartları dikkate alınarak yeni bir spor politikası oluşturulacaktır; sporun her dalında uluslararası standartları yakalamak için her türlü destek verilecektir" ifadesine yer verilmiştir. Bu değerlendirmeler çerçevesinde, devlet bütçesinden yardım alan, devletin siyasî ve idarî birimleri tarafından yönetilmeyip, ancak denetlenebilen idarî ve malî yönden özerk federasyonların kurulması amaçlanmış ve uluslararası federasyonlar gibi yapılanmalarına imkân sağlanmak istenmiştir. Böylece, federasyonlar faaliyetlerini daha verimli ve süratli bir şekilde organize edebilecekler ve spor faaliyetlerini, daha geniş coğrafyada daha geniş kitlelere ulaştırılmasını sağlayacaklardır. Özerk federasyonların gelirlerinin sportif amaçlı kullanılıp kullanılmadığı denetime tabi olacak, spor hizmet ve faaliyetlerinin düzenlenmesi ve yürütülmesine ilişkin iş ve işlemleri ise federasyonların bünyesinde oluşturulacak kurullarda görüşülerek otokontrol sistemi işletilecek ve hizmetlerde verimlilik ve kalite sağlanabilecektir. Federasyonların özerk hale gelmesiyle, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, elindeki gücü bırakmaktadır. Gerçekten, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğümüzü ve spordan sorumlu Bakanımızı kutlamak lazım. Şu anda istedikleri federasyon başkanını seçme imkânına ve gücüne sahip olmalarına rağmen, bu işte liyakati ve bilgiyi önplana çıkardıkları için kendilerini kutluyorum.

Dünyada sporun devlet eliyle yönetildiği 3 tane ülke var; Çin, Küba ve Kuzey Kore. Özellikle Çin, olimpiyatları yapmaya hak kazandıktan sonra, o da sporda demokrasiyi benimsemiş, çok önemli atılımlar yapmıştır. O bakımdan, sporda demokrasinin önemini özerk federasyonlarda göreceğiz. Verimli, kaliteli, daha çabuk karar verebilen, daha iyi planlama yapabilen federasyonlarla Türk sporu çok daha ileri gidebilecektir.

Özerklik öncesi ve sonrası durumu karşılaştırdığımızda, bunun içinde en iyi örnek, özellikle Futbol Federasyonumuzdur. İdarî, teknik ve malî başarının boyutlarını Futbol Federasyonumuzda özerk yasa uygulamalarıyla görebiliyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünyada ve ülkemizdeki gelişmeler ışığında, Türk spor teşkilat yapısı da bir değişim ihtiyacı içine girmiştir. Dünya ülkelerinde olduğu gibi, ülkemizde de, spor hizmetlerinin yürütülmesinde, devletin sporu yönlendirici, özendirici, destekleyici ve denetleyici olmasıyla, sporda demokratik bir ortam sağlanmış olabilecektir. Böylece, federasyonlar, daha verimli çalışabilecekler, organize edilebilecekler, rasyonel çalışıp, en iyi planlamayı yaparak spor faaliyetlerini daha geniş kitlelere ulaştırabileceklerdir.

Daha kaliteli ve nitelikli sporcuların yetiştirilmesi, daha kaliteli spor tesislerinin oluşturulmasıyla, uygun bir spor iklimi, spor bilinci ve spor kültürü oluşturulacaktır. Bu aşamada, gençlik, millî eğitim ve sporcu üçgeni daha verimli hale getirilerek, lisanslı sporcu sayısının hem nitelik ve hem de nicelik olarak artırımı sağlanacaktır.

BAŞKAN- Sayın Özak, konuşmanızı tamamlar mısınız.

FARUK NAFİZ ÖZAK (Devamla)- Tamamlıyorum Sayın Başkanım.

Kanun tasarısında, özerk olacak federasyonların faal sporcu sayıları, faal kulüp sayıları, spor dalının ülkemiz ve dünyadaki yaygınlığı ve gelişme potansiyeli, gelirlerinin giderlerini karşılayabilme yeterliliği, spor dalının olimpik olup olmadığı, federasyon veya bağlı kulüplerin tesis durumu gibi özerk olabilme ölçütleri yer almaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gençliğimiz ve sporumuz için çok önemli ve bence, bir zihniyet devrimi olarak nitelendirilmesi gereken bu tasarı için Sayın Başbakanımıza, Bakanlar Kurulumuza, Sayın Bakanımıza, Gençlik ve Spor Genel Müdürümüze, değerli arkadaşlarımıza ve özellikle Cumhuriyet Halk Partisi Grubundaki değerli arkadaşlarımıza, Sayın Fikret Ünlü'ye, herkese sonsuz teşekkür ediyorum; yasamızın hayırlı, uğurlu olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN- Teşekkür ederim Sayın Özak.

Şahsı adına, Konya Milletvekili Sayın Ahmet Işık; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AHMET IŞIK (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; diğer adıyla sporsorluk olan yasa tasarısının geneli hakkında şahsım adına söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hazırlanan tasarıyla, sponsorluk yapılabilecek spor hizmet ve faaliyetlerinin kapsamı genişletilmiştir. Yeni düzenlemede, uluslararası organizasyonların yanı sıra, ulusal organizasyonlar ile kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimlere ait spor tesislerinin yapım, bakım ve onarımları da kapsama dahil edilmiş; kulüpler ile ferdî lisanslı sporcuların faaliyetleri için de sponsorluk yapabilme imkânı getirilmiş, sponsorluk kapsamında yapılan aynî veya nakdî harcamaların, amatör spor dalları için tamamı, profesyonel spor dallarında ise yüzde 50'sinin Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununa göre gider sayılacağı düzenlemesi yapılarak, sponsorluktan beklenen hedefe ulaşılması ifade edilmiş ve Anayasanın 58 inci ve 59 uncu maddelerine atıfta bulunulmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özerk federasyonlar kurularak, uluslararası federasyonlarda olduğu üzere yapılanmalar öngörülerek, daha fonksiyonel, daha verimli, daha hızlı ve daha yaygın bir aktiviteye kavuşacağı amaçlanmakta; hükümet, özerk federasyonların gelirlerinin sportif amaçlı kullanılıp kullanılmadığının denetime tabi olacağını, sportif faaliyetlerin düzenlenmesi ve yürütülmesine ilişkin iş ve işlemlerin ise federasyonun bünyesinde oluşturulacak kurulda görüşülerek, otokontrol sisteminin işletileceğini, günümüzdeki bilimsel ve teknolojik gelişmelerin ışığında toplumsal değişme hızının ortaya çıkardığı ihtiyaçları karşılamak için, spor sisteminin çağdaş bir yapıya kavuşturulması, dinamik, gelişmeye açık, etkinliği ve verimliliği gözeten, özerk hizmetlerle spor faaliyetlerinin yürütülmesinin amaçlandığını ifade etmektedir.

Değerli milletvekilleri, tasarıyla, devlet bütçesinden yardım alan, devletin siyasî ve idarî birimleri tarafından yönetilmeyip, ancak denetlenebilen idarî ve malî yönden özerk federasyonlar kurulması amaçlanmış ve uluslararası federasyonlar gibi yapılanmalarına imkân sağlanmak istenilmiştir. Tasarıda, böylece, federasyonların faaliyetlerini daha verimli ve süratli bir şekilde organize edebilecekleri ve spor faaliyetlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılmasının sağlanacağı; talepte bulunmaları halinde Genel Müdürlükçe uygun görülen federasyonlara faal sporcu sayısı, faal kulüp sayısı, spor dalının ülkemiz ve dünyadaki yaygınlığı ve gelişme potansiyeli, gelirin giderlerini karşılayabilme yeterliliği, spor dallarının olimpik olup olmadığı, federasyon ve bağlı kulüplerin tesis durumu gibi kriterler esas alınarak özerklik verilebileceği; bu kriterlerin tespitiyle, federasyon kurullarının teşkili, Genel Müdürlüğe ait tesislerden yararlanmaları, denetimleri gibi hususlara ilişkin genel esasları belirleme yetkisinin Genel Müdürlüğe ait olacağı ve Genel Müdürlüğün bu amaçla hazırlayacağı esasların Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe gireceği, federasyonların da bu esaslara uygun olarak kendi statülerini hazırlayacakları ifade edilmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sponsorluk yasası olarak da ifade edilen işbu tasarı hakkında konuşurken, seçim bölgem olan Konya'nın en büyük aktivitelerinden birisi olan Konyaspordan da kısaca bahsetmek istiyorum.

Yüce Atatürk'ün Söylevinden, ulusal mücadele yıllarında dahi Konya İlimizde futbol oynandığını tespit edebilmekteyiz.

Şehrimizde ilk resmî kulüp 1922 yılında Gençlerbirliği olarak kurulmuş, 1923 yılında Konya İdmanyurdu, 1927 yılında Selçukspor ve 1982 yılında da Konyaspor kurulmuştur.

Bu sezon lige ayrı bir hava ve renk getiren Konyasporun başarısı ise takdire şayandır. Sevgi ve hoşgörü şehri Konyamız, ünlü düşünür Mevlâna Celâleddin Rûmî'yle ayrı bir konumu ve önemi haiz olmakta ve spordaki hoşgörüyü daha anlamlı hale getirmektedir.

Değerli milletvekilleri, Konyaspor olarak sıkıntı ve taleplerimizin bir kısmını aktarmak gerekirse, Konya Atatürk Stadyumunda bulunan veledrom pistinin kaldırılarak tribün yapılmasının; işbu stadyumun UEFA standartlarına uygun hale getirilerek Konyaspora kiralanmasının; Kayacık'ta Konyaspor kompleksi için belediyeye tahsisi yapılan arazinin bürokratik işlemlerinin bir an önce tamamlanmasının; Lig TV gelirlerinin dağıtımındaki kriterlerin yeniden düzenlenmesinin; uluslararası özel ya da resmî müsabakaların ve saha kapatmadan dolayı üçüncü bir sahada oynanan lig müsabakalarının Mevlânâ felsefesinin ve hoşgörüsünün maruf hale geldiği Konya İlimizde oynanmasının anlamlı olacağı kanaatini de ifade etmek isterim.

Yüce Meclisi, tekrar, saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Işık.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum :

GENÇLİK VE SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜN TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ

HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA

DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1. - 21.5.1986 tarihli ve 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun ek 3 üncü maddesinin madde başlığı ile üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddenin sonuna aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

"Ödül ve sponsorluk"

"Ulusal veya uluslararası gençlik ve spor hizmet ve faaliyetlerini desteklemek amacıyla gerçek ve tüzel kişiler;

a) Genel Müdürlüğün yıllık faaliyet programında yer alan ulusal ve uluslararası gençlik ve spor organizasyonları,

b) Sporcuların transfer bedelleri hariç olmak üzere spor kulüpleri ile federasyonların yıllık programlarında bulunan sporun yaygınlaştırılması ve sporcuların desteklenmesine yönelik resmî sportif faaliyetleri,

c) Kamu kurum ve kuruluşları ve yerel yönetimler ile spor kulüplerine ait spor tesislerinden Genel Müdürlükçe uygun görülenlerin yapımı, bakımı ve onarımı,

d) Federasyonların ve spor kulüplerinin sportif hizmet ve faaliyetlerinin yürütülebilmesi için gerekli olan sportif araç, gereç ve malzemelerin temini,

e) Ferdi lisanslı sporcuların, Genel Müdürlükçe ferdi olarak katılmalarına izin verilen ulusal veya uluslar arası organizasyonları,

Kapsamında sponsorluk yapabilirler."

"Ferdi veya takım sporcuları ile gençlik ve spor kulüpleri, ulusal veya uluslararası sportif faaliyetlerde; Genel Müdürlüğün belirleyeceği esaslar dahilinde reklam alabilirler.

Sportif faaliyetlere, sporculara, spor kulüplerine, federasyonlara veya tesislere yapılacak harcamalara ilişkin belgeler Genel Müdürlüğün kontrol ve tasdikine tâbidir. Spor tesisleri için yapılacak yapım harcamaları ile Genel Müdürlükçe çıkarılacak yönetmelikle belirlenen tutarı aşan bakım ve onarım işlerine ilişkin harcamalar yeminli malî müşavirlerce tasdik edilir.

Sponsorluk ve reklamla ilgili esas ve usuller Genel Müdürlükçe çıkarılacak yönetmelikle belirlenir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Madde üzerinde 2 adet önerge vardır; önergeleri önce geliş sıralarına göre okutacağım; sonra, aykırılıklarına göre işleme alacağım.

Birinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 1 inci maddesinde yer alan ek 3 üncü maddenin üçüncü fıkrasına (e) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bendin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

"f) Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi ile Paralimpik Komitesinin sportif faaliyetlerine ilişkin hizmetleri"

Salih Kapusuz Telat Karapınar Ayhan Sefer Üstün

             Ankara                    Ankara                   Sakarya

           Mehmet Kerim Yıldız                   Taner Yıldız

                 Ağrı                                               Kayseri

BAŞKAN - İkinci okutacağım önerge en aykırı önerge olup, okuttuktan sonra işleme alacağım.

İkinci önergeyi okutuyorum :

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 1 inci maddesinde yer alan ek 3 üncü maddenin üçüncü fıkrasının (d) ve (e) bentlerinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"d) Federasyonların ve spor kulüplerinin sportif hizmet ve faaliyetlerinin yürütülebilmesi için gerekli olan spor organizasyonları ile sportif araç, gereç ve malzemelerin temini,

e) Ferdî lisanslı sporcuların Genel Müdürlük veya federasyonlarca ferdî olarak katılmalarına izin verilen ulusal veya uluslararası organizasyonları,"

Salih Kapusuz Telat Karapınar Ayhan Sefer Üstün

             Ankara                    Ankara                   Sakarya

           Mehmet Kerim Yıldız                   Taner Yıldız

                 Ağrı                    Kayseri

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Efendim, uygun görüşle takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet?..

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Sayın Kapusuz?..

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Gerekçe okunsun Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe :

Spor organizasyonları ile federasyonların  özerklikleri kapsamında sporcuların ferdî olarak katılmalarına izin verecekleri organizasyonların sponsorluk kapsamına alınması amaçlanmıştır.

BAŞKAN- Komisyonun takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum :

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 1 inci maddesinde  yer alan ek 3 üncü maddenin üçüncü fıkrasına (e) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bendin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

"f) Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi ile Paralimpik Komitesinin sportif faaliyetlerine ilişkin hizmetleri,"

                                                                                            Salih Kapusuz (Ankara) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu ?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU(Bursa) -Uygun görüşle takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet ?..

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Gerekçeyi okutun efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe :

Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi ve Paralimpik  Komitesinin sportif faaliyetlerinin de sponsorluk kapsamına alınması amaçlanmıştır.

BAŞKAN- Komisyonun takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önergeler doğrultusunda 1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum : Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum :

MADDE 2. - 3289 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

"Özerklik

EK MADDE 9. - Federasyonlara talepte bulunmaları durumunda Merkez Danışma Kurulunun uygun görüşü, Genel Müdürlüğün bağlı olduğu Bakanın teklifi ve Başbakanın onayı ile idarî ve malî özerklik verilebilir. Federasyonun kuruluşuna ilişkin kararın, Resmî Gazetede yayımlanması ile tüzel kişilik kazanılır.

Özerk olan federasyonlar; organları genel kurulu tarafından seçimle göreve gelen, her türlü kararlarını kendi organları içerisinde alan, bütçesi genel kurul tarafından onaylanan ve ibra edilen federasyonlardır.

Özerklikte aşağıdaki kriterler göz önünde bulundurulur:

a) Faal sporcu sayısı,

b) Faal kulüp sayısı,

c) Spor dalının ülkemiz veya dünyadaki yaygınlığı ve gelişme potansiyeli,

d) Gelirlerinin giderlerini karşılayabilme yeterliliği,

e) Spor dalının olimpik olup olmadığı,

f) Federasyon veya bağlı kulüplerin tesis durumu.

Özerkliği onanan federasyon, hazırlayacağı ana statü ve buna bağlı talimatlara göre genel kurulunu ve yetkilendireceği diğer organlarının oluşumunu, görev ve yetkilerini belirler. Özerk federasyonlar, uluslararası federasyonların öngördüğü kurulları oluşturmak zorundadır.

Özerk federasyonların; genel kurullarının toplanması ve  çalışmalarına ilişkin usul ve esaslar ile kimlerin oy kullanabileceği ve Tahkim Kurulu ile ilişkileri Genel Müdürlükçe düzenlenecek çerçeve statü ile belirlenir. Özerk federasyonlarca hazırlanacak ana statü, çerçeve statüye aykırı olamaz.

Özerk federasyonların ceza veya disiplin kurullarınca verilen kararlara karşı Tahkim Kuruluna itiraz edilebilir.

Tahkim Kurulu  dört yıl için Genel Kurulca seçilecek beş asil, beş yedek hukukçu üyeden teşekkül eder. Üyeler kendi aralarından bir başkan seçerler. Tahkim Kurulu  kararları kesindir.

Tahkim Kurulu, federasyon ile kulüpler; federasyon ile hakemler; federasyon ile teknik direktör ve antrenörler; kulüpler ile teknik direktör ve antrenörler; kulüpler ile oyuncular; kulüpler ile kulüpler arasında çıkacak ihtilaflar hakkında yönetim kurulunca verilecek kararlar ile disiplin veya ceza kurulu kararlarını, ilgililerin itirazı üzerine inceleyerek kesin karara bağlar.

Özerk federasyonların gelirleri; katılım payı, tescil, vize, transfer, itiraz, ceza, yayın, sponsorluk, reklam, yardım,  bağış ve benzeri gelirler ile federasyon bütçesinin öz gelirlerinin %15'ini geçmemek üzere Genel Müdürlük bütçesinden ayrılacak paydan oluşur.

Özerk federasyonların gelirleri ana statüsünde belirlenen usul ve esaslar dahilinde harcanır. Genel Müdürlük bütçesinden özerk federasyonlara, ilgili branşın alt yapısına ve eğitime ilişkin projelerinin desteklenmesi amacıyla gerektiğinde kaynak tahsis edilebilir. Özerk federasyonların tüm gelirleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.

Genel Müdürlük, özerk federasyonların talebi durumunda, kendisine ait spor tesislerinin işletilmesini, menkul ve gayrimenkullerini bedelsiz olarak kırkdokuz yıla kadar federasyonun faaliyetleri için tahsis edebilir. Söz konusu spor tesisleri ile menkul ve gayrimenkullerin tahsis amacı dışında kullanılması halinde, tahsis işlemi Genel Müdürlükçe iptal edilir.

Özerk federasyonların her türlü faaliyet ve işlemleri Genel Müdürlüğün bağlı olduğu  Bakanlığın denetimine tâbidir. Bu denetim sonucunda görevi başında kalmasında sakınca görülen federasyon başkanı veya yönetim kurulu üyeleri hakkında karar almak üzere, Genel Müdürlüğün bağlı olduğu Bakan, genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırır."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Madde üzerinde 1 adet önerge vardır; önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 2 nci maddesinde yer alan ek 9 uncu maddenin altı ve yedinci fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"Özerk federasyonların ceza veya disiplin kurullarınca verilen kararlara karşı Genel Müdürlük bünyesinde oluşturulacak Tahkim Kuruluna itiraz edilebilir.

Tahkim Kurulu yedi asil ve yedi yedek üyeden teşekkül eder. Üyelerin beşinin hukukçu, ikisinin ise spor alanında bilimsel çalışmalar yapmış veya sporda idareci, teknikadam ve benzeri görevlerde bulunmuş kariyer sahibi kişi olmaları şarttır. Üyeler Genel Müdürün teklifi ve Genel Müdürlüğün bağlı olduğu Bakanın onayı ile altı yıl için görevlendirilir. Üyeler kendi aralarından bir başkan seçerler. Tahkim Kurulu tarafından verilen kararlar kesindir. Tahkim Kurulunun görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esasları yönetmelikle belirlenir."

Salih Kapusuz Telat Karapınar Ayhan Sefer Üstün

             Ankara                    Ankara                   Sakarya

           Mehmet Kerim Yıldız  Taner Yıldız            Durdu Mehmet Kastal

                 Ağrı                   Kayseri                Osmaniye

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Efendim, uygun görüşle takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet?..

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Gerekçe okunsun efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe :

Özerk federasyonların ceza ve disiplin kurulları tarafından verilen kararların Genel Müdürlük bünyesinde oluşturulacak Tahkim Kurulu tarafından incelenmesi ve kesin olarak karara bağlanması amaçlanmıştır. Her federasyonun kendi bünyesi içerisinde ayrı bir tahkim kurulu oluşturulması bu kuruldan beklenen amacı yerine getirmeyecektir. Tarafsız bir kurulun oluşturulması ve bu kurulda yer alacak üyelerden bir kısmının da spor alanında kariyer sahibi olan kişilerden seçilmesi öngörülmüştür.

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, bu konuyla ilgili bir tartışma var orada; belki bir başka sonuç çıkar. Bir defa daha Sayın Bakana sorar mısınız; belki orada bir şey olmuştur. Bir uyarı var çünkü. Burada, bir ikinci Tahkim Kurulu kurularak, genel müdürlük emrinde...

BAŞKAN - Sayın Başkan, yapılan o müzakere, bu önergeyle ilgili değil galiba.

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Bu önergeyle ilgili... Konu, Tahkim Kurulu değil mi efendim?.. Sayın Bakana bir öneri yapılıyor.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Tamam, tamam; oylayın.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Komisyonun takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum :

MADDE 3. - 3289 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 9. - Ek 9 uncu maddenin dokuzuncu fıkrasında öngörülen Genel Müdürlük bütçesinden ayrılacak pay ile ilgili oran, federasyonların  özerk olduğu tarihten itibaren üç yıl sonra uygulanır. Bu tarihe kadar Genel Müdürlük her türlü desteği sağlar."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?... Yok.

Sayın milletvekilleri, maddeyi oylarınıza sunuyorum : Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır.

Malumları olduğu üzere, görüşülmekte olan tasarı veya teklife konu kanunun, komisyon metninde bulunmayan; ancak, tasarı veya teklifle çok yakın ilgisi bulunan bir maddesinin değiştirilmesini isteyen ve komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açılacağı, İçtüzüğün 87 nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüdür.

Bu nedenle, önergeyi okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla, yani 21 üyesiyle katılırsa, önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması halinde ise, önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi önergeyi okutuyorum :

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 384 sıra sayılı tasarıya aşağıdaki maddenin 4 üncü madde olarak eklenmesini ve diğer maddelerin buna göre yeniden teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fikret Ünlü Kemal Kılıçdaroğlu      Hasan Güyüldar

          Karaman                   İstanbul                    Tunceli

              Yakup Kepenek              Edip Safder Gaydalı               

             Ankara                                                    Bitlis

Madde 4. - 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 59 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Dünya Şampiyonluğu" ifadesi "Dünya ve Avrupa Şampiyonluğu" şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN - Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?..

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) - Efendim, yeterli çoğunluğumuz olmadığı için, katılma imkânı bulamıyoruz.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılamamış olduğundan, önergeyi işlemden kaldırıyorum.

4 üncü maddeyi okutuyorum :

MADDE 4. - 31.12.1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki (5) numaralı bent eklenmiştir.

"5. 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 17.6.1992  tarihli ve 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamında yapılan sponsorluk harcamalarının; amatör spor dalları için tamamı, profesyonel spor dalları için % 50'si,"

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

4 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 4 üncü madde kabul edilmiştir.

5 inci maddeyi okutuyorum :

MADDE 5. - 3.6.1949 tarihli ve 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin sonuna aşağıdaki alt bent eklenmiştir.

"3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 17.6.1992  tarihli ve  3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamında yapılan sponsorluk harcamalarının; amatör spor dalları için tamamı, profesyonel spor dalları için %50'si,"

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

5 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

6 ncı maddeyi okutuyorum :

Madde 6.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 6 ncı madde kabul edilmiştir.

7 nci maddeyi okutuyorum :

Madde 7.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

7 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Saygıdeğer milletvekilleri, tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için 5 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının açıkoylama sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı : 254

Kabul : 254 (x)

Böylece, kanun tasarısı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum.

Sayın Bakan teşekkür konuşması yapacaklardır.

Buyurun Sayın Bakan. (AK Parti sıralarından alkışlar)

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; spor camiasını ilgilendiren iki önemli konuda Türk sporuna ciddî bir ivme kazandıracak düzenleme yaptık. Her iki gruba mensup değerli milletvekili arkadaşlarımı tebrik ediyorum, teşekkür ediyorum, takdirlerimi sunuyorum.

Cumhuriyet hükümetlerinin görevi, kendisinden önceki hükümetlerin yapamadığı icraatları yapmak, yapılmış olanların üstüne yenilerini ilave etmektir.

Türkiye'de sponsorlukla ilgili en ciddî adım, 2001 yılında atıldı. Bu adımı  atan spordan sorumlu Devlet Bakanımız Sayın Ünlü'ydü. Şimdi, hep birlikte, bu adımlara yeni adımlar ilave ediyoruz. Sponsorlukla ilgili alanı daha da genişletiyoruz. Bu, Türk sporunu daha da geliştirecektir, başarılı sporcularımızın sayısını daha da artıracaktır; yarım kalmış, bir türlü bitirilememiş tesislerimizin bir an önce bitirilmesiyle ilgili, birtakım işadamlarımızın sponsor olarak bunları bitirmelerini temin edecektir, böyle bir yolu açtık.

Özellikle federasyonlarımızın, belirli şartları taşımaları halinde, özerk olmalarının yolunu açtık. İnanıyorum ki, Türk sporu daha da gelişecektir ve Türkiye'yi, dünyada, Avrupa'da başarıyla temsil eden ve ay yıldızlı bayrağımızı hep göndere çektirecek olan sporcuları yetiştirmeye vesile olacaktır, bunların sayısını artıracaktır.

Yeniden, Genel Kurula, tüm milletvekili arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mustafa Özyürek, İzmir Milletvekili Oğuz Oyan, Samsun Milletvekili Haluk Koç ile 2 Milletvekilinin, Türk Ceza Kanununa

                                             

(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.

Geçici İki Madde Eklenmesine İlişkin Kanun Teklifi ile Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa'nın, Türk Ceza Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu raporunun görüşmelerine başlıyoruz.

8. - Türk Ceza Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu (2/177, 2/155) (S. Sayısı : 361) (x)

BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

Komisyon raporu 361 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Teklifin tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Adana Milletvekili Sayın Ziya Yergök; buyurun. (Alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MEHMET ZİYA YERGÖK (Adana) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türk Ceza Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair 361 sıra sayılı Kanun Teklifi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüş ve düşüncelerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisin değerli üyelerini saygıyla selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Görüşülmekte olan ve komisyonda birleştirilerek Yüce Meclise gelen bu kanun teklifleriyle, yakın tarihimizin önemli ve olumsuz bir dönüm noktasını oluşturan 12 Eylül müdahalesinin sonucu olarak ortaya çıkan ve hâlâ devam etmekte olan bir mağduriyete ve haksızlığa son verilmesi amaçlanmaktadır. 12 Eylül 1980 askerî darbesinden sadece kişiler değil, kurumlar da payını almış, Parlamento feshedilmiş, siyasî partiler, sendikalar, dernekler kapatılmış, özgürlükçü ve demokratik bir anayasa olan 1961 Anayasası ortadan kaldırılmıştır. Öyle ki, cumhuriyeti kuran, devleti kuran, çokpartili siyasal yaşamın öncüsü ve ulusal kurtuluş hareketimizin örgütü olan Cumhuriyet Halk Partisi de bu dönemde kapatılmış ve oniki yıl kapalı kalmıştır.

6 Kasım 1983 seçimleriyle yeniden siyasal yaşamın normale dönmeye başlamasından günümüze kadar Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan yasa ve anayasa değişiklikleriyle, demokrasinin önündeki engeller, 12 Eylülün getirdiği olumsuzluklar aşılmaya çalışılmıştır.

Avrupa Birliğine uyum çerçevesinde de olsa, çeşitli yasalarda değişiklik içeren 7 ayrı demokratikleşme paketi Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilmiştir. Yine, 1987'den günümüze, 1982 Anayasasında birçok kez değişiklik yapılmış, Anayasanın demokratikleşmesi yönünde olumlu adımlar atılmıştır.

Bütün bu olumlu gelişmelere, yasal ve anayasal düzenlemelere rağmen, 12 Eylül döneminin olumsuzluklarının ve bu olumsuzlukların getirdiği mağduriyetin tam anlamıyla sökülüp atıldığı söylenemez. Hâlâ, eksiksiz bir demokrasi için, demokrasinin bütün kurallarıyla ve kurumlarıyla işlemesi için, demokratik hak ve özgürlüklerin, toplumun tüm bireyleri tarafından eksiksiz kullanımı için yapılması gereken işler, atılması gereken adımlar bulunmaktadır; bunun için de, Parlamentoya düşen görevler vardır.

İşte, iktidar ve muhalefet gruplarınca verilen ve görüşmekte olduğumuz kanun tekliflerinin hareket noktasında ve gerekçesinde bu anlayış yer almaktadır; olağanüstü dönemin sonucu olarak ortaya çıkan ve devam eden bir olumsuzluğu ve mağduriyeti ortadan kaldırma düşüncesi yatmaktadır. Gerçekten de, 12 Eylül askerî darbesinin yol açtığı olağanüstü koşullarda, çoğunluğu 1978 kuşağına mensup binlerce, onbinlerce insan mağdur oldu; gözaltında kaybolan, işkencede ölen insanlarımız oldu; yoğun baskı altında tutulan, ağır işkence gören insanlar, çok uzun gözaltı sürelerinden sonra, yine uzun süre askerî mahkemelerde yargılandılar ve mahkûm oldular. Bu insanlara ağır

                                             

(x) 361 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

mahkûmiyet kararlarına ek olarak, Türk Ceza Yasasının 31 ve 32 nci maddeleri uygulandı; böylece, binlerce insan, kamudaki haklarından, siyasî haklarından, medenî haklarından, ceza sürelerine eşdeğer miktarda ve ömürboyu yasaklı hale geldi. Gözaltı sürelerini, hürriyeti bağlayıcı cezalarını ayrıcalıklı koşullarda değil, aksine çok ağır ve çok kötü koşullarda çekmelerine ve cezaevlerinden tahliye olmalarına rağmen, yasaklılıkları ve mağduriyetleri günümüze kadar devam etti.

78'liler Vakfı yöneticileri tarafından 22 nci Yasama Döneminin başlarında iktidar ve muhalefet gruplarının gündemine taşınan bu sorun, ilk kez, 6 Şubat 2003 tarihinde, Basın ve Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının görüşülmesi sırasında dile getirilmiş; ardından, 25 Mart 2003 tarihinde, Adalet Bakanlığının bütçesinin görüşülmesi sırasında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına yaptığımız konuşmada Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun dikkatine sunulmuş ve soruna Parlamentoda çözüm bulunması istenmiştir. Daha sonra, iktidar ve muhalefet gruplarına mensup milletvekillerinin ayrı ayrı verdikleri kanun teklifleriyle, konu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine taşınmıştır. Bu kanun teklifleri, Adalet Komisyonundaki görüşmelerde birleştirilip kabul edilmiş ve bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna gelmiş bulunmaktadır. İktidar ve muhalefet uzlaşmasının önemli ve olumlu bir örneğini oluşturan bu kanun teklifinin yasalaşmasıyla, çoğunluğu 78 kuşağına mensup binlerce insanın mağduriyetleri son bulacak, bu kişilerin, kamu haklarından, siyasî haklardan, medenî haklardan yararlanmaları yolu açılmış olacaktır.

Sayın milletvekilleri, burada, kamuoyunun ve Genel Kurulun dikkatine sunmak istediğim husus şudur: Memnu hakların iadesi müessesesi, halihazırda, Türk Ceza Yasasında ve Ceza Muhakemeleri Usulü Yasasında zaten mevcuttur. Görüştüğümüz kanun teklifiyle, Türk Ceza Yasasına, sadece, geçici bir madde eklenmektedir. Bu geçici maddeyle getirilen düzenlemenin yapılmaması halinde, 12 Eylül sonrası yapılan yargılamalar sonucunda mahkûm olan bu kişiler, cezalarını çekip şartla salıverildikleri ve cezaevlerinden tahliye oldukları halde, yasaklı halleri devam edecek, yürürlükte olan mevzuata göre, memnu haklarını talep edebilmeleri için, birçoğu, 2010'lu, 2020'li yıllara kadar beklemek durumunda kalacaklardı. Böyle bir durumun, hakla, hukukla, demokrasiyle ve daha da önemlisi, insan onuruyla bağdaşır bir yönü olmadığı açıktır.

Demokratik bir düzende, insan onuruna saygı, her şeyin üzerinde gelir. İnsan onuru, insan haklarının temelini oluşturur. İnsan onuruna saygı, devlet ve toplum yaşamının temel ilkesidir. Bu nedenledir ki, iktidar ve muhalefet tarafından verilen ve komisyonda birleştirilen kanun teklifleriyle yapılmakta olan bu düzenleme, demokratikleşme açısından, hukuk açısından önemli olduğu kadar, toplumsal barışa, sosyal barışa da önemli katkı sağlayacaktır.

Burada, hemen belirtmek gerekir ki, memnu hakların iadesi, genel aftan tamamen farklı bir durumdur. Genel af, fiilin niteliğini, verilen cezayı ve bu cezanın geçici ya da sürekli bütün sonuçlarını kapsamına aldığı halde, memnu hakların iadesi müessesesi, sadece, cezadan doğan yasaklılık ve ehliyetsizlikleri geleceğe yönelik kaldıran yargısal bir işlemdir. Memnu hakların geri verilmesi kararının etkileri ileriye yöneliktir. Örneğin, süresiz memuriyetten yasaklılık halini düşünelim. Burada memnu hakların iadesiyle, hükümlü, otomatik olarak eski görevine iade edilmemekte; ancak idarece tekrar atanabilme niteliğini kazanmaktadır. Tabiî ayrıca memnu hakları iade edilenler geleceğe dönük olarak siyasî haklarını, medenî haklarını da kullanma imkânına kavuşmaktadır.

Adalet Komisyonunda birleştirilen, iktidar ve muhalefete mensup komisyon üyelerince oybirliğiyle kabul edilen bu olumlu ve yararlı kanun teklifi, inanıyorum ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda da yine oybirliğiyle kabul edilecektir.

Bu duygu ve düşüncelerle, Genel Kurula saygılarımı sunuyorum, teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yergök.

AK Parti Grubu adına, Sayın Eyüp Fatsa; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA EYÜP FATSA (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 361 sıra sayısıyla basılmış ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmekte olan Türk Ceza Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin Kanun Teklifi üzerinde -ki, bu teklifin altında şahsımın da imzası vardır- Grubum adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, görüşülmekte olan kanun teklifi, Türkiye'de demokrasimizin eriştiği zirve açısından önemli bir göstergedir. Gönül arzu ederdi ki, Türkiyemizde bu tür yasakların oluşmadığı veya bu tür yasakların oluşmasına zemin hazırlayan olayların olmadığı bir ortamda yaşayalım.

Arkadaşlar, 1970'li yılları hep beraber yaşadık. Bu dönem, ülkemiz ve milletimiz açısından, karanlık, zor, sıkıntılı dönemlerdi. Ben de, bu kürsüden, tıpkı, İstiklal Marşı şairimiz merhum Âkif'in "Allah, bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmayı nasip etmesin" dediği gibi, Allah, bu millete, 1970'li yılların şartlarını bir daha yaşatmasın diyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, zira, olağanüstü bir süreçti. Hatırlayın, kurtarılmış şehirler, kurtarılmış mahalleler, kasabalar, köyler, sokaklar; ideolojik bölünmeler, etnik bölünmeler, mezhep farklılıklarından dolayı meydana gelen, hepimizin, milletçe içini kanatan olaylar, üniversite olayları ve sayamayacağım, bugün hiçbirimizin hatırlamak, bir daha da yaşamak istemediği birçok acı olay... Böyle bir süreçten geçtik.

İşte bu süreçte, Türkiye'de yaşayan herkes, Türkiye'nin birçok kurumu da dahil, bu süreçten olumlu veya olumsuz etkilendi; ama, genelde, herkes bundan olumsuz etkilendi. Binlerce üniversite genci, bu süreçte hayatını kaybetti; binlercesi mahkemelerde, hapishanelerde, sıkıyönetim mahkemelerinde, cezaevlerinde çile çekti, sıkıntı çekti; aileler gözyaşına boğuldu, anneler acı ve ıstırap çekti. Hâlâ, bu acı dönemin sıkıntılarını ve yaralarını sarmakta zorluk çekiyoruz.

İşte, bu olağanüstü dönemde, herkesin olumsuz etkilendiği bu karanlık dönemde yaşanılan sıkıntılar neticesinde, gerek sıkıyönetim askerî mahkemelerinde gerekse sivil mahkemelerde ceza almış, düşüncesinden, fikrinden dolayı ceza almış, cezasını çekmiş, şartlı veya bihakkın tahliye olmuş; ama, memnu hakları iade edilmemiş bu binlerce insan aramızda dolaşıyor, seçme ve seçilme hakları yok, vatandaşlık haklarını kullanamıyor, kamuda görev alamıyor, işlerini kuramıyor, vasi tayin etmeden bir şeye karar veremiyor. Düşünce olarak da aralarında siyasî yelpazenin her kesiminden insanlar var; ama, bunlar, bir düşünce ve fikir suçlusudur.

Dolayısıyla, bugün, 2004 yılında, Avrupa'nın, Avrupa Birliğinin kapısına dayanmış, önemli demokratik açılımlar yapmış, reformlar yapmış, Anayasasında düşünce ve fikri suç sayan maddeleri kaldırmış veya onlarla ilgili ciddî düzenlemeler yapmış, uyum paketleri çıkarmış ve en son Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Denetim Komisyonunun insan hakları konusundaki denetiminden de çıkmış bir Türkiye'nin, artık, bu tür yasaklarla ve ayıplarla var olması mümkün değildir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, bugün, çok önemli bir karar verecek ve gerçekten, hatırladığımızda da hepimizin vicdanını karartan ve kanatan bir yarayı burada tedavi etmiş olacaktır; onun için, önemlidir. Bu konuda, özellikle bu kanun teklifinin altında imzası olan ve imza veren bu arkadaşlara destek veren, iktidar ve muhalefet gruplarına mensup milletvekili arkadaşlarımız, çok önemli bir sorumluluk, çok önemli bir görev yerine getiriyor. Bu Meclise yakışan da budur.

Değerli arkadaşlar, bakın, birtakım vehimlerle, birtakım endişelerle, korkularla demokratikleşmek, temel hak ve hürriyetleri, bireysel hakları ihdas etmek mümkün olmadı.

Geçmişte, hatırlayın, 141,142, 163 üncü maddeler, âdeta, birçok şeyin  emniyet supabı olarak görülüyor ve dolayısıyla, bunların kalkması halinde, bu ülkede kaos ve anarşi olacağı, birtakım toplumsal olayların vuku bulacağı gibi endişeler yaşandı; ama, kalktı, ne oldu; gördük ki, bu korkuların, bu vehimlerin hepsi yersizmiş.

Türk Ceza Kanununun 312 nci maddesinde değişiklik yapıldı. Terörle Mücadele Kanununun 8 inci maddesi kaldırıldı, 7 nci maddesinde önemli değişiklikler yapıldı. Ölüm cezası kaldırıldı, yeniden yargılanma hakkı verildi, anadilde yayın imkânı geldi. Hep bu vehimlerle, korkularla büyüdük; gördük ki, bu yasaklar kalktığı zaman, bu ülkeye bir şey olmuyor, olması da mümkün değildir. Zira, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, büyük bir devlettir; kendine karşı, millî birliğine, bütünlüğüne karşı, ulusal güvenliğine karşı işlenebilecek veya kalkışılabilecek her türlü suç ve olaya karşı tedbir alabilecek ve bunu bertaraf edebilecek güçtedir. Dolayısıyla, bu vehimlerin hiç kimseye bir faydası olmamıştır, sadece, zaman içerisinde, bu vehimlerden kaynaklanan korkuları ve sıkıntıları yaşadık; işte bu sıkıntılardan, vehimlerden kurtulmanın, çok az da olsa önemli bir göstergesi.

Değerli arkadaşlar, belki konuşulacak çok şey vardır; ama, biz, bütün önyargılardan kurtularak bu kanun teklifini buraya getirdik.

Bu kanun teklifinin Genel Kurula gelmesinde, başta Sayın Başbakanımızın, Adalet Bakanımızın, Anayasa Komisyonu Başkanımızın ve üyelerinin, Adalet Komisyonu Başkanımızın ve özellikle üyelerinin, Adalet Bakanlığı bürokratlarının, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekillerinin ve özellikle Adana Milletvekilimiz Ziya Beyin, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun ve AK Parti Grubunun önemli desteği ve katkıları olmuştur; emeği geçen herkese, katkısı olan herkese, AK Parti Grubu adına teşekkürlerimi arz ediyorum.

Arkadaşlar, bu yasayla beraber sağlanacak imkânlar, demokratik imkânlar, bir lütuf değildir, bir hakkın iadesidir.

Ben, bu düşüncelerle, bu kanun teklifinin hayırlı olmasını temenni ediyor; Genel Kurulu da saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Fatsa.

Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum :

TÜRK CEZA KANUNUNA BİR GEÇİCİ MADDE EKLENMESİNE İLİŞKİN

KANUN TEKLİFİ

MADDE 1. - 1.3.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 1. - 31.12.1987 tarihinden evvel işlenmiş suçlarla ilgili olarak mahkemeler tarafından yapılan yargılamalar sonucunda; haklarında mahkumiyet kararı verilenlerden, bu Kanunun yayımı tarihinden önce bihakkın tahliye olanlar ile şartlı salıverilenlerin Türk Ceza Kanununun 122 ve 123 üncü maddelerindeki süreler ve 4.4.1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 417 nci maddesinin (2) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan koşul aranmaksızın; mahkemelerce memnu haklarının iadesine karar verilir."

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Denizli Milletvekili Sayın Mustafa Gazalcı; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, görüşmekte olduğumuz 361 sıra sayılı Türk Ceza Yasasına Geçici Bir Madde Eklenmesine İlişkin Kanun Teklifi üzerinde söz aldım; tümünüzü saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten, güzel bir iş yapıyoruz, yarım özgürlüğü tamamlıyoruz. 12 Eylül üzerine, her iki grubun temsilcileri de, yapılanları, çekilen acıları anlattılar; eksik bile anlattılar. Çok şeyler yapıldı; ama, 12 Eylülün yaraları tam sarılmadı.

Değerli arkadaşlar, bugün, bir hakkı teslim ediyoruz. Bu yasanın kapsamına girenler, bundan yararlananlar, yaralarını bir ölçüde sarmış olacaklar, bugüne değin çektikleri acıları, geç de olsa, belki, bu hakkın geri teslimiyle sona erdirilmiş olacak. Ama, 12 Eylülün, başta 12 Eylül Anayasası olmak üzere... Birçok maddeleri değişmiş olmakla birlikte, düzeltilmesi gereken başta Anayasamız var. Türk Dil Kurumu, Tarih Kurumu eskiden özerk yapıdaydı; maalesef, özerkliği gitti; düzeltilmesi gereken o konu önümüzde duruyor.

Benim, asıl, burada söz almama neden olan bir şey var değerli arkadaşlar. Kişilere özgürlük veriyoruz; ama, kimi derneklerin suçluluğu devam ediyor. Şimdi, bakın, 12 Eylülden sonra, siyasî partiler açıldı, siyasîlere hakları teslim edildi. Sendikalar açıldı, malları geri verildi; ama, 12 Eylülden sonra kapatılan derneklerin ya da kapatılmış sayılan derneklerin malları geri verilmedi, o dernekler affedilmedi. Hukukta bir eşitlik vardır. Derneği kuran kişileri bağışlıyorsunuz ya da hakkını teslim ediyorsunuz; ama, tüzelkişilik olarak o dernek, o kuruluş suçlu olmaya devam ediyor... Bir örnek vermek istiyorum; Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği, kısa adı TÖBDER. TÖBDER, 12 Eylülden sonra kapatılan en büyük öğretmen örgütüdür, yalnız Türkiye'nin değil, Ortadoğu'nun; 650 şubesi, 200 000 üyesi vardı bu derneğin. Şimdi, bu derneğin, gizli örgüt sayılarak, askerî mahkemede, sıkıyönetim mahkemesinde 65 yöneticisine beş ile sekiz yıl arasında cezalar verildi. Aradan yıllar geçti; başta derneğin Genel Başkanı Gültekin Gazioğlu olmak üzere 20 yöneticisi, sivil mahkemede, Ankara'da aklandı. Askerî mahkeme mallarına el koymuştu. Şimdi, bu, çelişkili bir durum. 1981'de yargılanıyorlar askerî mahkemede, yöneticiler cezalandırılıyor, mallarına el konuluyor; hâlâ, Hazinede; bu dosyanın içerisinde var; sonra, o derneğin genel başkanı ve kimi yöneticileri aklanıyor. Avukat Halit Çelenk "TÖBDER Davası" adıyla bir kitap yayımlamıştır bu konuda. Biz öğretmenler, Parlamentoya başvurduk. Geçtiğimiz dönemde, Malatya Milletvekili Mustafa Yılmaz bir yasa önerisi verdi bu konuda; ama, görüşülemedi, geri kaldı. Şimdi, biz, 66 arkadaş bir yasa önerisi verdik; kapatılan derneklerini -yalnız TÖBDER değil, başka dernekler de varsa, onlar da içinde olmak üzere- Hazinece el konulan malları da geri verilmek üzere, yeniden açılmasını istiyoruz.

Değerli arkadaşlar, AKP yöneticileriyle görüştük, Adalet Bakanıyla görüştük, Adalet Komisyonu üyeleriyle görüştük. Bakın, 200 000 üyeli derneğin üyelerinin kendi katkısıyla aldıkları binalar, mallar, şu anda Hazinededir; partilerin verilmiş, sendikaların verilmiş... Biliyorum, arkadaşlar sabırsız; başta Başkanımız olmak üzere; ama, değerli arkadaşlar, kişilere özgürlük veriyorsunuz, onların kurdukları dernek, suçlu olmaya tüzelkişilik olarak devam ediyor; bu çelişkinin giderilmesi gerekir; bu çelişkinin, bu Parlamento tarafından düzeltilmesi gerekiyor.

Şimdi, ben, burada, 12 Eylül üstüne söylev veren arkadaşlarım, hep beraber veriyoruz, 12 Eylülü kınıyoruz; ama, AKP yöneticilerinden özellikle bir işbirliği istiyorum; aynen, partilerin, sendikaların olduğu gibi, derneklerin de açılması gerekir, eğer tam özgürlük olacaksa. Yasa önerisi verilmiştir. Yine, muhalefet ve iktidar, birlikte, bu yarayı da saralım diyorum.

Bu fırsatı da verdiğiniz için teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum değerli arkadaşlar. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Gazalcı.

Madde üzerinde, şahsı adına, Nevşehir Milletvekili Sayın Mehmet Elkatmış; buyurun efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

MEHMET ELKATMIŞ (Nevşehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinize hayırlı akşamlar diliyor, saygılar sunuyorum.

Görüşmekte olduğumuz bu kanun teklifi çok önemli bir tekliftir, önem veriyoruz; çünkü, insan hakları ihlali olarak görüyoruz, bu teklifteki hükümden dolayı haklarını teslim etmek istediğimiz arkadaşlara. Bildiğiniz gibi, 22 nci Dönemde, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları konusunda çok önemli kanunlar çıkardık. Tabiî ki, yapacağımız daha çok şeyler var.

Geçenlerde, bir sivil toplum örgütü, bir çalışma yapmış, bize çalışmasının neticesini getirdi. Türkiye'de daha binlerce kanunda insan haklarını engelleyen hususlar var ve bunları 2 000 sayfalık bir kitap halinde toplamışlar, getirdiler. Yani, daha işimiz çok. O nedenle, bu kanunun mutlaka geçmesi gerektiğine inanıyoruz ve hukukun üstünlüğünü sağlamak için hepimize çok büyük görevler düşüyor. Bu, tabiî, bir lütuf da değil; arkadaşlarımızın da ifade ettiği gibi, bu, bir hakkın teslimidir. İnsan hakları konusunda bu kadar reform yasaları çıkardık; ancak, biraz evvel söylediğim gibi, insan hakları ihlaliyle ilgili daha 2 000 sayfalık engeller var. Onun için, bu yasanın acilen çıkarılması gerekiyordu.

Arkadaşlarımıza ben teşekkür ediyorum; şimdiye kadar unutulan, çıkarılmayan böyle bir şeyi akıllarına getirmişler, böyle bir teklif vermişler. Her iki gruptaki, gerek AK Partideki gerek Cumhuriyet Halk Partisindeki arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum ve bu kanunun hayırlı olmasını diliyorum.

Teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Elkatmış.

Sayın Kafkas, konuşmayacaksınız galiba, öyle mi?

AGÂH KAFKAS (Çorum) - Konuşacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN - 3 dakika konuşun, buyurun.

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Sayın Başkan, bizden de Sayın Muharrem Kılıç Bey şahsı adına konuşacak.

BAŞKAN - Muharrem Bey de bir sonraki maddede konuşsun.

Şahsı adına, Çorum Milletvekili Agâh Kafkas, buyurun.

AGÂH KAFKAS (Çorum) - Türk Ceza Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin Kanun Teklifinin 1 inci maddesi üzerinde kişisel görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum.

Türkiye, üçüncü bin yılın başında, Parlamentomuz tarafından, demokratik açılımlarını tamamlayan ve Avrupa Birliği sürecinde hızla ilerleyen bir ülke fotoğrafı sergilemektedir; ancak, hep beraber biliyoruz ki, bu süreci bu dönem hızlandırmış olmamız, geçmişte demokrasimizin uğradığı bir kazayla da çok ilgili. 12 Eylülün yaralarını birer birer sarıyoruz. Avrupa Birliği mevzuatına uyum konusunda 7 tane paketi, bu 22 nci Dönem Parlamentosu, büyük bir kararlılıkla ortaya koydu.

Bu memnuniyeti ifade ederken, 12 Eylülün yaralarını sararken, o dönemin önemli dinamikleri, o dönemin genç nesilleri, ülke adına farklı kesimlerde büyük bir mücadele verdiler. Siyasetin farklı kesimlerindeydi ve 12 Eylül darbesinin ağır faturasını hep beraber ödedi bu nesil. Ödedi; ama, çekilen cezalar, çekilen acılar bir kenarda kaldı ve o insanlar, bütün haklarından mahrum, memnu hak dediğimiz seçme hakkından mahrum, hatta evlenme hakkından mahrum, kamu görevlerinden yararlanma hakkından mahrum; mal ve paralarını idare etme hakkı bile olmayan; eğer bir ülke adına savaşıp madalya alırlarsa, bu madalyasını bile taşıma hakkına sahip olmayan bir nesil olarak çok acılarıyla başbaşa kaldılar.

Şimdi, bunca güzel demokratik açılımları yapan Parlamentomuz bu yarayı tamir ediyor. Ben de, bu yaranın tamir edilmesinde emeği geçen herkesi kutluyorum.

Bir başka açıdan da, demokrasi mücadelesini veren sivil toplum örgütlerimizin önemine burada dikkat çekmek istiyorum. Eğer istemleri haklı, inatla, sabırla bir mücadele verilebiliyorsa, bu sesi mutlaka bu Parlamento duyuyor. İşte, ben, burada, 78'liler Vakfının Değerli Başkanı Celalettin Can ve arkadaşlarını, yine, bu yasanın bu noktaya gelmesinde büyük gayreti olan Hak-İş Konfederasyonunun Genel Başkanı Sayın Salim Uslu ve arkadaşlarını ve yine, bu Parlamentoda, Grup Başkanvekilimiz Sayın Eyüp Fatsa olmak üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekillerini ve Parlamentoda milletvekili olduğu günden bu yana demokratik açılımlar konusunda duyarlılık gösteren bütün milletvekili arkadaşlarımı kutluyorum ve yeniden topluma özgür bireyler olarak birkısım insanımızı, onbinlerce insanımızı kazandırmış olmanın onuru ve mutluluğu bu Parlamentonundur diyorum; herkesi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kafkas.

Sayın milletvekilleri, madde üzerinde 1 adet önerge vardır; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 361 sıra sayılı kanun tasarısının 1 inci maddesiyle Türk Ceza Kanununa eklenen geçici 1 inci maddesinde yer alan "koşul" ibaresinin "koşullar" olarak değiştirilmesini ve "mahkemelerce" ibaresinden önce gelmek üzere "talep halinde" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Salih Kapusuz Ali Topuz             Hamit Taşcı

             Ankara                   İstanbul                         Ordu

Orhan Eraslan M.Ziya Yergök       Muharrem Kılıç

               Niğde                       Adana                   Malatya

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HALİL ÖZYOLCU (Ağrı) - Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet?..

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Gerekçe mi okunsun?

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Gerekçe okunsun.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe :

Maddedeki anlam ve ifade bütünlüğünün sağlanması ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 417 nci maddesindeki 2 ve 3 numaralı bentlerinde birden fazla koşul yer aldığından, uygulamada oluşabilecek tereddütleri gidermek amacıyla bu değişiklik teklifi hazırlanmıştır.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Komisyonun takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, 1 inci maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunacağım; ancak, madde af ilanını içerdiğinden, Anayasanın 87 nci ve İçtüzüğün 92 nci maddelerinin hükümleri uyarınca, kabulü için üye tamsayısının beşte 3 çoğunluğunun oyunu arayacağım.

Bu nedenle, maddenin oylamasını açıkoylama şeklinde yapacağız.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, oylama için 5 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Sayın milletvekilleri, lütfen, Genel Kuruldan ayrılmayınız; çünkü, tasarının tümü üzerinde de açık oylama yapılacaktır.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mustafa Özyürek, İzmir Milletvekili Oğuz Oyan, Samsun Milletvekili Haluk Koç ile 2 Milletvekilinin, Türk Ceza Kanununa Geçici İki Madde Eklenmesine İlişkin Kanun Teklifi ile Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa'nın, Türk Ceza Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin Kanun Teklifinin (2/177, 2/155)(S.Sayısı: 361) 1 inci maddesinin açıkoylamasının sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı : 355

Kabul : 355 (x)

Sayın milletvekilleri, madde kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Malatya Milletvekili Sayın Muharrem Kılıç; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 361 sıra sayılı Türk Ceza Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin Kanun Teklifinin 2 nci maddesi üzerinde, Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, toplumun kanayan yaralarından biri olan 12 Eylül mağdurlarının bu sorunlarına aynı duyarlılıkla yaklaşarak, kanun teklifi veren Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekilleri Sayın Oğuz Oyan ile Sayın Haluk Koç'a, yine, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Sayın Eyüp Fatsa'ya teşekkürlerimi sunuyorum.

Muhalefetin ve iktidarın, sorunlara bu şekilde, ortak yaklaşım gösteriyor olması, demokrasimiz açısından olumlu ve sevindirici bir yaklaşımdır. Cumhuriyet Halk Partisi, olumlu ve yapıcı muhalefet anlayışıyla, toplum yararına olarak, her alanda, iktidarın yapacağı yasal çalışmalara katkı sunmaya hazırdır ve bunun örneklerini de vermiştir. Nitekim, Meclise sunulan pek çok yasa tasarısı ve teklifinde gerek komisyonlarda gerekse Genel Kurulda her türlü olumlu katkıyı sunarak, oylarıyla desteklemiştir; özellikle, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla uygulanması ve Avrupa Birliğine uyuma ilişkin yasal düzenlemelerde tam destek vermiştir.

Sayın milletvekilleri, gerek 1970'lerde gerekse 1980 öncesi ve sonrası yıllarda yaşanan olaylar, toplumun çok büyük bir kesimini etkilemiştir. Bu insanların büyük çoğunluğu, ellerine silah da almamış olan fikir ve düşünce suçlularıdır. Bu memleketin gazetecileri, yazarları, bilimadamları, sendikacıları, dernek yöneticileri, öğretmeni, öğrencisi, düşüncelerini açıkladığı, görüşlerini yazıya döktüğü için, toplumsal sorunlara el attığı için, ağır cezalara çarptırılmışlardır. Bu vatandaşlarımızın yargılamaları, ne yazık ki, adil biçimde de yapılmamıştır. Yüzbinlerce insan, günlerce, haftalarca, hatta, bazen aylarca süren sorgulamalardan geçirildi; gerek zabıta sorgulamalarında gerekse savcılık aşamasında avukatları yanlarında bulunamadan, baskı ve zora dayalı biçimde ifadeleri alındı; kanıt

                                            

(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.

olarak kabul edilmemesi gereken bu ifadelere dayanılarak mahkemelere davalar açıldı. Ne yazık ki, bu insanların çoğunluğunun yargılandığı askerî mahkemeleri, bağımsız ve tarafsız mahkemeler olarak kabul etmek de mümkün değildir. Askerî mahkemelerin hâkim ve savcıları o dönemdeki askerî hiyerarşi içinde atanıyor, yer değiştiriyor ve görevden alınıyordu. Bu nedenle, doğal hâkim ilkesine de uyulmamıştır. Yine, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 10 uncu maddesinin "herkesin bağımsız ve yansız bir mahkemede yargılanma hakkı bulunmaktadır" ilkesine rağmen, bu yargılanmalarda ne doğal hâkim ilkesine ne de tarafsız ve yansız mahkeme ilkelerine uyulmuştur. İşte, bu koşullarda yapılan olağanüstü yargılamalarla, bu insanlar, çok ağır cezalara mahkûm oldular. Bazıları on yılı aşkın süreler cezaevinde yatarak tahliye oldular. Ancak, bu insanlar, cezaevinden çıktıktan sonra da, almış oldukları cezaların feri hükümleri olarak Türk Ceza Kanununun 31 inci ve 33 üncü maddeleri uyarınca verilmiş bulunan kısıtlılıklarla karşılaştılar. Bu kısıtlılıklar kamu görevlerinden yasaklanma, memuriyetten mahrumiyet, seçme ve seçilme haklarından yoksun kılınma, babalık ve kocalık haklarını kullanamama, vasi olamama gibi durumlardı. Cezaevinde cezalarını çekerek çıkmış olan bu insanların bu haklarına kavuşabilmeleri için, ceza sürelerinin tümüyle dolması ve bu süreden sonra da Türk Ceza Kanununun 122 nci ve 123 üncü maddelerindeki sürelerin geçmesi; ayrıca, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 417 nci maddesinde belirlendiği biçimde, bu süreler içinde iyi halli olduklarını kanıtlamaları gerekmekteydi. Birkısım hükümlüler için, Türk Ceza Kanununun 122 nci ve 123 üncü maddelerindeki sürelerin dolması 2016 yılını bile geçmektedir. 1980'li yıllardan bu yana yirmi yılı aşkın bir süre geçmiştir. Bu nedenle, bu süreleri beklemek mağduriyetlerini artıracağından, bu süreleri beklemeden, çoğunluğu o günlerin olağanüstü şartlarında cezalandırılmış bulunan bu insanları toplumla barıştırarak, bir an önce normal yaşama  dönmelerini sağlamak doğru bir hareket tarzıdır.

Bunun yanında, hiçbir kamu hizmeti vermediğimiz, normal yaşama geçme şartlarını oluşturmadığımız bu insanlardan bir de iyi hal belgesi istemek açık bir çelişkidir. Bu nedenle de, bu yasa teklifiyle Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 417 nci maddesindeki iyi hal şartı da aranmayacaktır.

Yasa teklifi, 31.12.1987 tarihinden önce işlenmiş suçlara ilişkindir. Bundaki amaç, 12 Eylül döneminin olağanüstü uygulamalarının bu tarihte sona erdiğinin kabul edilmiş olmasıdır. Zira, 1987 yılında yapılan referandumla siyasî yasaklıların yasakları sona erdirilmişti.

Getirilen kanun teklifi, bu vatandaşların hükümlülüğünü ve geçmişteki sabıkasını kaldırıcı bir nitelik taşımaktadır; sadece, geçmişe yürütülmeksizin geri verilen haklardan, bu vatandaşlarımızın, yasanın yürürlüğe girmesinden sonra yararlanmalarını sağlamaya yöneliktir.

Sayın milletvekilleri, her iki grup tarafından da desteklenen bu teklife Parlamentomuzdaki tüm milletvekillerimizin olumlu oy vereceklerine inanıyorum. Böylece, hem demokrasimizin çıtasının yükseltilmesine katkıda bulunmuş hem de en az 25 000 vatandaşımızın mağduriyetlerine son vermiş olacağız.

Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kılıç.

2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

MEHMET ÖZLEK (Şanlıurfa) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Madde üzerinde, şahsı adına Sayın Özlek, buyurun.

MEHMET ÖZLEK (Şanlıurfa) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, onbeş aydır beraberiz. Bazen birbirimize sertleştik, bazen tatlı olduk; ama, Meclis ara veriyor, hepimiz seçim bölgesine gidiyoruz. Zannediyorum, bu son konuşma olacak. Onun için, bizim Grup Başkanvekilimiz Salih Kapusuz ve Sayın Ali Topuz buraya gelsinler, birbirlerine sarılsınlar ve vatandaşa güzel bir resim verelim. (Alkışlar)

Hayır, buraya gelin.

BAŞKAN - Sayın Özlek, lütfen... Konuşmanızı bitirdiyseniz, lütfen yerinize oturun.

Buyurunuz.

MEHMET ÖZLEK (Devamla) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Ben teşekkür ederim.

3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, teklifin 1 inci maddesi af ilanı içerdiğinden, tümünün oylamasını da açıkoylama şeklinde yapacağız ve üye tamsayısının beşte 3 çoğunluğunun oyunu arayacağız.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için 5 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türk Ceza Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin Kanun Teklifinin (2/177, 2/155) (S.Sayısı: 361) tümünün açıkoylama sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı : 364

Kabul : 364 (x)

(Alkışlar)

Böylece, kanun teklifi kanunlaşmıştır; hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum.

Alınan karar gereğince, sözlü soru önergeleri ile kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 24 Mart 2004 Çarşamba günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati : 20.30

 

 

 

 

                                            

(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.