DÖNEM : 22        YASAMA YILI : 2

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

CİLT : 41

 

52 nci Birleşim

12 Şubat 2004 Perşembe

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Sakarya Milletvekili Süleyman Gündüz'ün, Cem Karaca'nın vefatı nedeniyle merhumun sanatçı kişiliğine ilişkin gündemdışı konuşması

2. - Denizli Milletvekilli V. Haşim Oral'ın, Denizli İli Çivril İlçesindeki elma üreticilerinin sorunları ve bu konuda yapılması gereken çalışmalara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

3. - Ordu Milletvekili Hamit Taşçı'nın, kadının toplum içindeki yeri ve sorunları ile alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. - Litvanya Meclis Başkanı Arturas Paulauskas ve beraberindeki parlamento heyetinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının konuğu olarak ülkemizi resmî ziyaretine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/475)

2. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu'nun (6/900) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/143)

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. - Aydın Milletvekili Ahmet Ertürk ve 23 milletvekilinin, Büyük Menderes Havzasındaki çevre sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/167)

D) ÇEŞİTLİ İŞLER

1. - Genel Kurulu ziyaret eden Sırbistan-Karadağ Devletler Birliği Başkanı Sivettozar Maroviç ve beraberindeki heyete Başkanlıkça "Hoşgeldiniz" denilmesi

IV. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı : 146)

2. - Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı : 152)

3. - Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin; Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı : 305)

4. - İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/718) (S. Sayısı : 372)

5. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bosna-Hersek Bakanlar Kurulu Arasında Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşması ile Anlaşmada Değişiklik Yapan Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/661) (S. Sayısı : 344)

6. - Avrupa Radyokomünikasyon Ofisi Kuruluş Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/667) (S. Sayısı : 345)

7. - Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek Ateşli Silahlar, Parçaları ve Aksamları ile Mühimmatının Yasadışı Üretimine ve Kaçakçılığına Karşı Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile İçişleri ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/668) (S. Sayısı : 346)

8. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında  Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Hükümeti Arasında Ticarî Denizcilik Anlaşmasına Değişiklik Getiren Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/672) (S. Sayısı : 348)

9. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kırgız Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kendi Vatandaşlarının Geri Kabulüne İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile İçişleri ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/671) (S. Sayısı : 347)

10. - Özel Karayolu Taşıtlarının Geçici İthaline Dair Gümrük Sözleşmesi Değişikliklerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/415) (S. Sayısı : 351)

11. - Eşyanın Sınırlardaki Kontrollerinin Uyumlaştırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/430) (S. Sayısı : 352)

12. - Geçici İthalat Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/679)
(S. Sayısı : 353)

V. - SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1. - Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Bursa Yenişehir Havaalanına ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın cevabı (7/1866)

2. - Antalya Milletvekili Osman Kaptan'ın, damızlık düve ithalatına ilişkin sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü’nün cevabı (7/1870)


I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak iki oturum yaptı.

Aksaray Milletvekili Ali Rıza Alaboyun, NATO'ya üyelik anlaşmamızın Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylanmasının 52 nci yıldönümü ile NATO'daki son gelişmelere,

Aydın Milletvekili Ahmet Ertürk, Büyük Menderes Nehri taşkınlarını önlemek amacıyla yapımına devam edilen Çine Barajında son yağışlardan sonra meydana gelen hasara,

İlişkin gündemdışı birer konuşma yaptılar.

Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, Malatya yöresinde tütün ekiminin yasaklanması ve tütün alım noktalarının kapatılmasının üreticiler üzerindeki olumsuz etkilerine ilişkin gündemdışı konuşmasına, Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü cevap verdi.

Manisa Milletvekili Nuri Çilingir ve 22 milletvekilinin, kuru üzüm ticaretindeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/166) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmesinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

(9/4,7) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun başkanvekili ve sözcü,

(9/5,6) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye,

Seçimlerini yaptıklarına ilişkin tezkereleri, Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde, Türkiye - Kostarika Parlamentolararası Dostluk Grubunun kurulmasına,

TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın, 4 üncü Avrupa-Akdeniz Meclis Başkanları Konferansına katılmak üzere Malta Meclis Başkanının resmî davetine icabetine,

İlişkin Başkanlık tezkereleri kabul edildi.

Kamu vakıfları ile kamu bünyesinde kurulu dernek ve yardımlaşma sandıkları konusunun araştırılarak bu oluşumlardan kaynaklanan sorunların çözümü için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan (10/12, 28) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu üyeliklerine gruplarınca aday gösterilen milletvekilleri seçildiler; Başkanlıkça, komisyonun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yapmak üzere toplanacağı gün, saat ve yere ilişkin duyuruda bulunuldu.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:

1 inci sırasında bulunan, Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısının (1/521) (S. Sayısı : 146),

2 nci sırasında bulunan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının (1/523) (S. Sayısı : 152),

3 üncü sırasında bulunan, Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S. Sayısı : 305),

Görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporları henüz gelmediğinden;

6 ncı sırasında bulunan, İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına (1/718) (S. Sayısı : 372),

7 nci sırasında bulunan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bosna-Hersek Bakanlar Kurulu Arasında Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşması ile Anlaşmada Değişiklik Yapan Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna (1/661) (S. Sayısı: 344),

Dair Kanun Tasarılarının görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadıklarından,

Ertelendi.

Anayasanın 89 uncu maddesi gereğince Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderilen:

4 üncü sırasında bulunan, Olağanüstü Hal Bölge Valiliği İhdası Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair 17.12.2003 Tarihli ve 5023 (1/724) (S. Sayısı: 339),

5 inci sırasında bulunan, At Yarışları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair 17.12.2003 Tarihli ve 5022 (1/723) (S. Sayısı : 370),

Sayılı Kanunların, görüşmelerini müteakiben elektronik cihazla yapılan açıkoylamalardan sonra, kabul edilip kanunlaştıkları açıklandı.

12 Şubat 2004 Perşembe günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 17.03'te son verildi.

İsmail Alptekin

 

Başkanvekili

 

Türkân Miçooğulları

Mevlüt Akgün

İzmir

Karaman

Kâtip Üye

Kâtip Üye

                                                                           No. : 81

II. - GELEN KÂĞITLAR

12 Şubat 2004 Perşembe

Tasarılar

1. - Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/754) (Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.2.2004)

2. - Yüksek Öğrenim Öğrencilerine Burs, Kredi Verilmesine İlişkin Kanun Tasarısı (1/755) (Plan ve Bütçe ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.2.2004)

Teklifler

l. - Bitlis Milletvekili Vahit Kiler'in; Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/249) (Plan ve Bütçe ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.2.2004)

2. - Bitlis Milletvekili Vahit Kiler'in; Milletvekili Seçimi Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/250) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.2.2004)

Raporlar

1. - Endüstriyel Tasarımların Uluslararası Tesciline İlişkin Lahey Anlaşmasının Cenevre Metnine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/646) (S. Sayısı: 366) (Dağıtma tarihi: 12.2.2004) (GÜNDEME)

2. - Marka Kanunu Andlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/665) (S. Sayısı: 368) (Dağıtma tarihi: 12.2.2004) (GÜNDEME)

Meclis Araştırması Önergesi

1. - Aydın Milletvekili Ahmet Ertürk ve 23 Milletvekilinin, Büyük Menderes Havzasındaki çevre sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/167) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.1.2004)

Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergesi

1. - Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Bursa-Yenişehir-Sinanpaşa Camii'nin korunması ve restorasyonuna ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/1679)


BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

12 Şubat 2004 Perşembe

BAŞKAN : Başkanvekili İsmail ALPTEKİN

KÂTİP ÜYELER : Mevlüt AKGÜN (Karaman), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 52 nci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçmeden önce, üç değerli milletvekili arkadaşımıza gündemdışı söz vereceğim.

Gündemdışı ilk söz, sanatçı Cem Karaca'nın vefatı hakkında görüşlerini bildirmek isteyen Sakarya Milletvekili Sayın Süleyman Gündüz'e aittir.

Buyurun Sayın Gündüz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır.

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1. - Sakarya Milletvekili Süleyman Gündüz'ün, Cem Karaca'nın vefatı nedeniyle merhumun sanatçı kişiliğine ilişkin gündemdışı konuşması

SÜLEYMAN GÜNDÜZ (Sakarya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

8 Şubat Pazar sabahı, güneş, insanları yazdan kalma bir güne hazırlarken, İstanbul'da bir adam öldü. Kadife pantolonlu, koyu renk gözlüklü, beyaz atlı süvari canevinden vurulmuştu.

Hicretin küçüğü gibi büyüğünü de yapan biri için, küçük sürgünden sonra büyük sürgün de bitmiş oluyordu; geriye, 200'ü aşkın beste, sayısız konser, sıcak, canlı ve özenli bir Türkçe, seçkinciliğe itibar etmeyen bir seçkinlik, tevazua gerek duyulmayacak kadar insanîlik bırakarak.

Ergen odalarındaki yalnızlığını radyodaki sesiyle paylaşan bir toplumun olgunluğa adım attığının işareti oldu cenazesi. O, çınarlı, kubbeli, mavi limanın mendireğidir artık. Evrensel değerlerle buluşmanın, sahip olunanlardan vazgeçmeyi gerektirmediğinin yaşayan örneğiydi. İnsanî değerlere "şimdi" ve "burada"nın sahiciliğini kattı. Gidişi, günümüzde eksikliğini duyduğumuz tüm değerleri bize bir kez daha hatırlattı. Bundan sonra da, eksikliğini duyduğumuz her değer bize onu hatırlatacaktır.

Dadaloğlu'nun, Pir Sultan'ın, Nazım Hikmet'in çizgileri onda buluştu. O, Şeyh Ahmed Yesevî'nin yaktığı ateşi, şerbet gibi dolu dolu içti. Hani, dizelerinde söylediği gibi "Şeyh Ahmed Yesevî'nin yaktığı ateş, ateş değil sanki bir şerbet, iç dolu dolu."

Ahmed Hâşim gibi, Ahmed Hamdi Tanpınar gibi, Cemil Meriç gibi, Oğuz Atay gibi, Asaf Halet Çelebi gibi, Araf'ta zannedildi; halbuki, yalnızca korku ve ümit çizgisindeydi.

O, bir dönemin sanatçısı olmadı, çağları aştı ve zamanının ruhunu oluşturdu. İnsan olarak, insanlık adına söylediklerinin siyasî izdüşümündeki ışık, gölge oyunlarına bakarak, hakkındaki doğru-yanlış yargısında bulunanlar, zamanının doğrularını bizzat kurduğunu göremediler. Ölüm, bir kez daha, karşımıza, kıymet bilmezliğin telafi edilemez acısıyla çıktıysa, bu, son olsun.

"Resimdeki Gözyaşları"nın ozanına selam olsun; o, artık toprakla sırlandı.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Gündüz.

İkinci söz isteği, Denizli İli Çivril İlçesindeki elma üreticilerinin sorunları hakkında söz talep eden Denizli Milletvekili Sayın Haşim Oral'a aittir.

Buyurun Sayın Oral.

Süreniz 5 dakikadır.

2. - Denizli Milletvekilli V. Haşim Oral'ın, Denizli İli Çivril İlçesindeki elma üreticilerinin sorunları ve bu konuda yapılması gereken çalışmalara ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

V. HAŞİM ORAL (Denizli) - Sayın Başkanım, sayın milletvekili arkadaşlarım; Denizli'nin Çivril İlçesi, Türkiye'deki elma üretiminin yaklaşık yüzde 6'sını gerçekleştirmektedir; yani, ciddî bir potansiyel, tabiri caizse, ciddî bir ihracat kaynağı olması mümkün bir ilçemizdir.

Çivril'de, elma ağacı dikili alan yaklaşık 18 000 dekar -yaklaşık 900 000 ağaç- geçen yılki elma rekoltesi de yaklaşık 220 000 ton civarındadır. Çivril'de yaklaşık 5 000 aile elmadan geçiniyor ve bir o kadar aile de, yine, bu ailelerin elma yetiştirmesinde katkıda bulunuyor.

Çivril'de, her yıl, ortalama 90 000 ile 100 000 arasında elma fidanı üretiliyor. Yine, küçük; ama, yaptığı iş itibariyle çok büyük olan bu ilçede, 36 adet soğukhava deposu bulunmaktadır. 2001 yılı mahsulünün fiyatı 500 000 lira ile 1 100 000 lira arasında değişirken, 2002 mahsulü 400 000 lira ile 800 000 lira arasında fiyat değişimine uğramıştır ve 2003 mahsulü ise 250 000 lira ile 400 000 lira arasında değerdedir. Dolayısıyla, gün geçtikçe değerini yitiren bir üretim. Kalitesinin artmasına rağmen, ihracatta pazar bulamayan, hatta, Çivrilli üreticilerin tabiriyle, ithalat yapılması nedeniyle, diğer tarım ürünlerinde olduğu gibi, gün geçtikçe, kimliklerini, topraklarını... Ürettikleri çok yararlı besin maddelerini üretemez hale gelen çiftçiler...

Çok açıkça söylüyorum; Çivril'e gidip, ziyaret ettiğiniz zaman -Sayın Tarım Bakanımın da burada olmasından yararlanarak bunları konuşmak istiyorum- Çivrilli elma üreticisi "acaba Sayın Bakanın bize kastı mı var" diyor. Yani, eğer bu şekilde... Çünkü, aynı sıkıntıyı, geçen sene, yine ben bu mikrofondan dile getirmiştim. O gün için, Sayın Bakanımız, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, Çivrilliye, Denizliliye "elma ithalatı yapılmayacak" diye söz vermişti; ama, şimdi görüyorum ki, Türkiye'de, İspanya'dan gelen elmalar, diğer ülkelerden gelen elmalar, hem bizim üretimimizden daha az kaliteli hem de daha masraflı olmak üzere bize sunuluyor.

Çivril'de soğukhava depolarında yaklaşık 40 000 ton elma bulunuyor. Geçen yıl bugünlerde, soğukhava deposu çıkışında 1 kilogram elma toptan 700 000-800 000 liraya satılırken, şu anda 400 000 liranın altında satılmak zorunda. 1 kilogram elmanın tarlada yetiştirilme maliyeti 150 000 lira; toplama, hasat ve ambalaj masrafları 50 000 lira; depolama için kullanılan ve 20 kilogram alan 1 adet tahta kasanın maliyeti kilogram başına 100 000 lira ve soğukhava deposu ücreti 110 000 lira olmak üzere, elmanın maliyeti asgarî 410 000 liraya geliyor.

Şimdi, ben, Çivril'deki üreticiler adına, buradan, Sayın Bakanıma rica ediyorum: Sayın Bakanım, onların Ankara'ya, Tarım ve Köyişleri Bakanlığına kadar gelmelerini önlemek; yani, hem o masrafı yapmalarını engellemek hem o moral çöküntüsünü ortadan kaldırmak için, buradan, Çivril'deki elma üreticilerine "biz, başka bir ülkeden elma ithal etmeyeceğiz" demeli, demek zorunda; yurttaş da bunu bekliyor. Eğer, bunu diyemeyecekse, o zaman bir alternatif üretilmek zorunda. Soğukhava depolarında çürüyen bu elmaların, en azından, askeriyede değerlendirilmesi konusunda, devlet, kendi içinde birtakım tedbirleri almak zorunda.

Yine, üreticiden tüketiciye gelirken, aradaki "komisyoncu" diye nitelendirdiğimiz kişilerin elmanın üzerinden aşırı kâr etmeleri, kâr etmeye çalışmaları, hem üreticiye zarar vermekte hem de bu ürün tüketiciye sunulurken, çok farklı bir pazarla, çok farklı bir fiyatla sunulmakta. Yani, burada kaybeden üretici oluyor, burada kaybeden Türk insanı oluyor, Türk tarımı oluyor.

Sözlerimi bitirirken, Sayın Bakanımdan tekrar istirham ediyorum, rica ediyorum: Lütfen, özellikle, elmanın ithalatına izin vermeyin, bizim kalitemizden daha düşük kaliteli yabancı ürünlerin Türkiye'de pazarlanmasına fırsat vermeyin. Daha da öztürkçesi, lütfen, Türk tarımına, eskiden baktığınız gibi bakmayın, gereken önlemleri alın. Siz bu önlemleri alırsanız, bizler de sizlerin destekçisi olacağız, sizlerin elma üreticisine yapmak istediğiniz katkılar konusunda bizler de sizlere destek olacağız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Oral, sözlerinizi tamamlayın lütfen.

V. HAŞİM ORAL (Devamla) - Tabiî, Sayın Başkanım; teşekkür ederim.

Bütün elma üreticileri adına, Sayın Bakanımızdan, tekrar, bu konuda duyarlılık rica ediyorum. Geçen sene, milletvekilliğimizin ilk sürecinde, bu konuda, gereken desteği biraz olsun vermişti. Bu sene daha fazla desteğe ihtiyacımız var; çünkü, elmanın, hem maliyeti arttı hem de fiyatı düştü. Dolayısıyla, bu konudaki hassasiyetimizi Sayın Bakanla paylaşmak istedim.

Elma üreticileri Çivril'den Ankara'ya gelmek istiyor. Biz, onların vekilleriyiz. Biz, onların buradaki sorunlarının çözümünde yardımcı olacağız. Eminim, Sayın Bakanım da, buna katkı koyacaktır.

Hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Oral.

Hükümet adına, Tarım ve Köyişleri Bakanımız Profesör Sayın Sami Güçlü; buyurun efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; Denizli Milletvekilimiz Sayın Haşim Oral, Çivril İlçesinden hareketle, elma üreticilerimizin sorunlarını dile getirdi; görüşlerine bütün kalbimle katılıyorum. Bu sene, elma üreticilerimizin içerisinde bulunduğu durum, biraz önce ifade ettikleri çerçeve dahilindedir. Hadisenin genel değerlendirmesini yaparken, özellikle, üzerinde durduğu hususa cevap vereceğim; ancak, daha baştan, dikkatler dağılmadan, konuyla ilgili söylemek istediğim husus şudur.

Türkiye'de, elma üretimi 2 500 000 tondur. 1990 yılında 1 900 000 tondan, 2 500 000 tona yükselmiştir. İhracat miktarımız 10 000 ton civarındadır; 10 000, 20 000, 12 000 ton diye, yıllar itibariyle, seyretmektedir. Dolayısıyla, içtüketim 2 000 000 ton civarındadır. İthal edilen miktar, 2001 yılında 1 500 ton, 2003 yılında 2 500 tondur. 2 500 000 ton elma üretiyoruz, ithal ettiğimiz miktar, 2003 yılında 2 500 tondur; yani, bindelerle ifade edebileceğimiz bir orandır; dolayısıyla, elmayla ilgili sorun ithalattan kaynaklanmamaktadır.

Elmayla ilgili sorun, mevcut üretimin içpiyasada tüketilememesi, fazla olan kısmın ihraç edilememesidir; temel sorun budur ve bu bizim sorunumuzdur. Bu, elma üreticilerimizin sorunlarına cevap ararken, bakmak durumunda olduğumuz temel tablodur.

İthalatla ilgili konuyu da, yine dikkatler dağılmadan söyleyeyim: 1 Temmuz-1 Ocak tarihleri arasında, yani, elmanın üretim sezonunda ithalat izni verilmemektedir. İthalat izninin, yani, biraz önce bahsettiğim 2 500 tonluk ithalatın 2003 yılında yapıldığı dönem de 1 Ocak ile 1 Temmuz arasıdır. Tahmin edeceğiniz gibi, ülkemizde elma tüketicileri sadece kendi vatandaşlarımız değildir. Yurtdışından gelen 10 000 000'a yakın turist vardır ve bazı lüks tüketim birimlerinde özel elma talebi söz konusudur; yani, gelen elmalar da, bizim ürettiklerimizin bir bakıma rakibi değildir; tüketenler de, bizim elmalarımızın tüketicileri değildir; ama, bütün bunlara rağmen, 2 500 tonluk bir miktar, toplam elma sorunumuz açısından bir problem teşkil etmemektedir.

Ben anafikri böylece ortaya koyduktan sonra, Çivril başta olmak üzere, elma üreticilerimizin ithalat yapılıyor diye bir kaygıya düşmelerine sebep olmadığını söylüyorum ve konuyu genel olarak şöyle değerlendirmek istiyorum.

Tabiî, ülkemiz büyük bir tarımsal üretim potansiyeline sahip ve ekolojik bakımdan çok zengin bir ülke ve bu, meyve ve sebze başta olmak üzere çok çeşitli ürünler üretilmesine imkân veriyor. Dünyada elma üretimi 59 000 000 ton. Çin, Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa'dan sonra Türkiye dördüncü büyük üretici. 2003 yılındaki üretimimiz 2 500 000 ton. Buna karşılık yurtiçi tüketimimiz 2 000 000 ton civarında, fireler düştükten sonra. Dolayısıyla, dünyada fert başına elma tüketimi ortalama 8 kilogram iken Türkiye'de 27 kilogram. Yani, biz, içpiyasada da elma tüketimini artıralım, bu sorunu çözelim dediğimiz zaman da, böyle bir problem var. Dünyada fert başına ortalama tüketimin neredeyse 3 katının üzerinde bir elma tüketimi var; ama, buna rağmen, içtüketimi de artırmamız, elbette, belli bir ölçüde, sınır içerisinde mümkün.

Ülkemizin çok değişik yerlerinde üretilebilmekte; 60 ilimizde 460 çeşit elma üretilmekte ve bunların içerisinde ticarî anlamda yetiştirilen çeşitlerin sayısı 8 ilâ 10'dur. Ticarî amaçlı üretilen bu elmaların birçoğu da, yerli bir tek ürünümüzün yanında -öne çıkan Amasya cinsinin dışında- yabancı menşeli elmalardır.

Sayın milletvekilimizin ifade ettiği gibi, üretim alanı Denizli İlimizde 62 000 dekardır; bunun içerisinde de özellikle Çivril öne çıkmaktadır ve Denizli İlindeki elma üretiminin üçte 2'si bu ilçede yapılmaktadır. Ayrıca, bu ilçemizde ağaç başına ortalama verim Türkiye'nin çok üzerindedir; ağaç başına 250 kilograma kadar elma alınabilmektedir; dolayısıyla, önemi de oradan gelmektedir.

Başlıca sorunları ise, üretilen elmanın içpiyasada tüketilmesi, ihracatının yapılamamasıdır. Yani, bu Çivril'le ilgili özel bir durumdur; âdeta, tüm üretiminin içpiyasaya dönük yapılmasıdır.

Mevcut soğukhava tesislerinin çoğunun teknik yönden yetersizliği söz konusudur. Gerekli paketleme ve ambalajlama tesislerinin bulunmaması söz konusudur. Ancak, Çivril-Emirhisar Beldesinde, ağırlık ve ebatlama açısından, elma paketleme ve standardizasyon tesisinin temeli atılmıştır ve bu konuda bir çalışma yürütülmektedir. Bu da, tabiî, sevindirici bir haberdir; il özel idaresi kanalıyla yapılmaktadır.

Ürün standardının istenilen seviyede olmaması genel bir sorunumuzdur. Depolamada elektrik giderlerinin yüksekliği söz konusudur.

Ülkemizde tarım ürünlerinin gereği gibi pazarlanamaması, hem üretici hem tüketici açısından olumsuz sonuçları da beraberinde getirmektedir. Bu çerçevede, elma üretim sezonunun başlamasıyla birlikte, pazarlama, üreticilerimizin her zaman karşı karşıya kaldığı en önemli sorundur.

Elma ihracatının artırılması için Bakanlığımızca alınan birkısım çalışmalar ve tedbirler var; iç ve dışpazar isteklerine uygun yeni çeşit geliştirme ve adaptasyon çalışmaları gibi. Ülkede, dıştalebi olan elma ağaçların dikilmesi ve üretimin bu yöne kaydırılması, giderek yaygınlaşmaktadır

Üretimi kısa sürede artıran bodur ve yarı bodur elma yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması bu kapsamdadır. Soğukhava depoları, sınıflama ve ambalajlama tesislerinin desteklenmesi sınırlı ölçüde devam etmektedir.

Üretimin fazla olduğu yıllarda, Bakanlığımızca, elmaya ihracat teşviki verilmesi için gerekli girişimlerde bulunulmaktadır. Nitekim, geçtiğimiz yıllarda, elmanın ihracatı konusunda bazı desteklerin olduğu, konuyla özel olarak ilgilenen arkadaşlarımızın bilgisi dahilindedir.

Biraz önce söylediğim gibi, dışticaret politikası açısından yıl ikiye ayrılmıştır ve bunun içerisinde, Türkiye'deki üretim sezonunda ithalat izni verilmemektedir; uluslararası ilişkilerimiz bakımından böyle bir uygulamanın çok katı bir şekilde yapılması, yapmış olduğumuz anlaşmalar açısından da bazı eksorunlar getirmesine rağmen. Alınan bu tedbirler sektörün sorununu tamamıyla çözecek boyutta elbette değildir.

Bakanlığımız tarafından soruna köklü çözüm bulabilmek için Hükümetimizin programında kısa vadede yapılması gereken yasal düzenlemeler içerisinde yer alan Üretici Birlikleri Yasası Tasarısı, ilgili kurumların da görüşleri alınarak hazırlanmış ve Başbakanlığa sunulmuştur. Bu konuda üreticilerimizin, daha üretim safhası içindeyken, pazarlama konusuna kaynak ayırması, insangücü tahsis etmesi ve bu konuda ilgili tüm kuruluşlar arasında bir işbirliğinin yapılması şarttır. Tarımsal ürünlerin en temel sorunu bu noktaya kaymıştır. Üretimi artırmakta, artık, bir sorun kalmamıştır, ancak, üretilen ürünlerin değerlendirilmesi ve pazarlanabilmesi konusunda hem üreticilere hem Bakanlığımıza hem Dışticaret Müsteşarlığımıza ve başka birimlerimize, yani, konuyla ilgili her kesime görev düşmektedir.

Tarımsal ürünlerin pazarlanması, üretimin vazgeçilmez bir parçasıdır. Bu nedenle, ürünlerin piyasaya arz edilmeden önce, sınıflama, boylama ve ambalajlama işlemlerinin yanı sıra, dayanıklılığının artırılabilmesi ve kalitenin korunması için sarartma, ilaçlama, kurutma, mumlama ve soğuk muhafaza gibi işlemlerden geçirilmesi önemlidir. Biraz önce söyledim, Denizli İl Özel İdaresinde başlatılan ve Emirhisar'da devam eden faaliyet buna iyi bir örnektir.

Uzun yıllardır tarımsal pazarlamada ihtiyaç duyulan bu altyapının istenilen seviyeye çıkarılamaması, üretimi ve üreticiyi olumsuz etkilemekte. Bu amaçla, Bakanlığımız tarafından tarımsal amaçlı kooperatifler vasıtasıyla, bütçe imkânları çerçevesinde, üreticilerimize destek verilmektedir ve ihtiyaç duyulan altyapı sağlanmaya çalışılmaktadır; ancak, bu konuya tahsis edilen kaynağın, soruna kısa vadede çözüm getirecek gücü yoktur.

Bir genel değerlendirmeyi şöyle yaparak konuşmamı bitirmek istiyorum: Ülkemiz dünyada elma üreten önemli ülkeler arasında yer almakta; ayrıca, kişi başına elma tüketimi dünya ortalamasının neredeyse 4 katına yakın; ancak, ülkemiz, elma üretimi, iç ve dışpazarlaması gibi konularda arzu edilen noktaya gelmemiştir. Dış pazarların talep ettiği elma çeşitlerinin ülkemize adaptasyonunun sağlanması ve üretimin bu doğrultuda yönlendirilmesi büyük önem arz etmektedir. Bununla birlikte, elma üretiminde, bahçeden nihaî tüketiciye kadar geçen sürecin, uygun çeşit, pazar isteklerine göre üretim, örgütlenme, paketleme ve ambalajlama konularını da kapsayan bir anlayışla ele alınması gerekmektedir. Bu amaçla, kamu kuruluşları ve özel sektör işbirliğiyle sorunların çözümü yönünde hepimizin dahil olacağı bir çalışmanın yapılması ve bu alanlarda belli bir mesafenin alınması ancak böyle mümkün olabilecektir.

Ben, başta Çivril olmak üzere, bu yıl, elma üreticilerimizin içinde bulunduğu durumun, biraz önce Sayın Milletvekilimizin de ifade ettiği gibi, gerçekten kabul edilemez bir durum olduğunu, çok büyük zararlar ettiklerini, aslında bir yıl önce de durumlarının yine iyi olmadığını; ancak, kısa vadede, birkısım konularda daha dikkatli ve tedbirli davranmamız gerektiğini, ihracat konusunda daha önce yapmış olduğumuz, almış olduğumuz desteklerin bu yıl yapılan müracaata daha kısa sürede cevap vererek, bir ihracat kapısının açılması gerektiğini; ama, uzun vadede pazarlama sorununu uluslararası alanda çözecek bir örgütlenmeye gitmemiz gerektiğini ifade ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Bakana teşekkür ediyoruz.

Gündemdışı üçüncü söz isteği, kadın ve toplum konusunda, Ordu Milletvekili Sayın Hamit Taşcı'ya aittir.

Buyurun Sayın Taşcı. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

3. - Ordu Milletvekili Hamit Taşçı'nın, kadının toplum içindeki yeri ve sorunları ile alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması

HAMİT TAŞCI (Ordu) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, ekranları başında bizi izleyen bayanlar, baylar, ümidimiz ve geleceğimiz olan gençler; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Konuşmamın konusu kadın ve toplum. Kadın ve erkek ayırımı, kadın ve erkek sözcüğü, ayrı ayrı bir bütünü ifade etmiyor; türümüzün ortak adı insan. Bu gezegende insan türü, temel ilahî öğretilerin tümünde, bir erkek ve bir kadınla yaşamı başlatır. İlk erkeğin adı "Âdem" ilk bayanın adı da "Havva"dır; bugün, gezegendeki tüm insanlığın ortak atası ve anasıdır. Bu iki insanla, insanlığın çileli serüveni böyle başlar bu gezegende. Kutsal kitapların ortak anlatımına göre, önce cennete sonra da gezegene indirildiler. Zamanın o kesitinden bugüne, çileli yaşam bu gezegende süregelir.

Kadın, ilk insanın eşi, gezegendeki tüm insanlığın ortak anası; son elçi Hz. Muhammed'in ifadesiyle, cennetin ayaklarının altına serildiği yüce bir varlık. Kadın anadır, kadın bacıdır, eştir, candır, arkadaştır, sevgilidir, sevgidir, özlemdir, yaşamın sırrını saklayan eşsiz ve yüce bir varlıktır. Zamanın bugünkü kesitinde, gezegendeki insanlığın yarısı, ülkemizdeki vatandaşlarımızın yarısı, yaşamın yarısı, türümüzün devamı için anagüç, anakadın, kadın ana, kadın, kadın...

2000 nüfus sayımına göre, ülkemizde nüfusumuzun 34 000 000'unu kadınlar teşkil eder. Yaklaşık, kadın nüfusumuz, nüfusumuzun yarısı, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ana dinamiği, ana gücü, ulus olarak soyumuzun devamının ana simgesi. Ülkemizin ana dinamiğini, türümüzün ana gücünü teşkil eden kadınımızın, bugün, toplumdaki durumu nedir; bu durumun tespitini yapalım mı hep birlikte.

Kadınlarımızın sağlık durumu nedir; anne olmasının sırrını ne kadar anlayabildik; gebelik, doğum, doğum sonrası dönemde verilen hizmet yeterli mi; çocuk sağlığı hizmetleri, yeterli ve dengeli beslenme hizmetlerinde alınan mesafeler ya da var olan eksiklikler nelerdir; doğum sürecinde anne ve bebek ölümleri için alınan tedbirler yeterli mi; dünya ülkeleriyle aramızdaki mesafeler nelerdir; ulusumuzun ana dinamiğini oluşturan ve soyumuzun devamını sağlayacak olan kadınımızın eğitim durumu nedir?.. Ülkemizde kadınlarımızın hâlâ yüzde 20'si okuma yazma bilmemektedir; bu, bizim için utançtır; biz, hâlâ bu utançla yaşamaya devam ediyoruz. Okuma yazma oranı ise, ancak yüzde 80'lerdedir. Bugün ancak 1 160 000 civarındaki kadınımız önlisans ve lisans eğitimi yapabilmiştir. Bugün bu istatistikler gösteriyor ki, anamız olan, bacımız olan, eşimiz olan, nüfusumuzun yarısının eğitim durumu içler acısı, utanç verici. Bir yandan çağdaşlık arayışı, bir yandan cehalet içinde yüzen yarımız! Nasıl çağdaş uygarlığı yakalayacağız, nasıl yeni bir medeniyet inşa edeceğiz?!. Bir yanda cehalet içinde boğulup yok olan kadınımız, bir yanda okumak isteyen kızlarımıza köhnemiş anlayışlar nedeniyle okuma şansı tanımayışımız; bu kafayla nereye kadar?!..

Çalışma yaşamına gelince; Türkiye'de kadın istihdamı, temel sorun alanlarından biri olarak varlığını sürdürmektedir.  Kadınların işgücüne katılım oranı 1990'da yüzde 34 civarında iken, 1998'de yüzde 27, 2000 yılında ise yüzde 23'e düşmüştür. Çalışan 100 kadından 57'si kendi iş alanı olan tarım sektöründe, 14'ü sanayi sektöründe, 29'u da hizmet sektöründe, genelde çok düşük ücretlerle çalıştırılmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlar mısınız efendim.

Buyurun.

HAMİT TAŞCI (Devamla)- Kadınımızın eğitim düzeyi arttıkça işgücüne katılım olanakları artmaktadır.

Siyasal yaşam ve karar mekanizmalarına katılım: Ülkemizde, kadınların hem siyasal yaşama hem de karar mekanizmalarına katılmalarının önünde yasal bir engel bulunmamaktadır. Yasal engel olmamakla beraber, kadınların siyasal yaşama ve karar mekanizmalarına katılmaları erkeklerle eşit düzeyde değildir. Özellikle, seçilme hakkından yararlanma, siyasal ve yönetsel karar mekanizmalarında yer alma konusunda cinsler arasında eşitsizlik çok belirgin bir şekilde varlığını sürdürmekte ve kadınlar, karşılarına çıkan engeller nedeniyle erkeklerin çok gerisinde kalmaktadır.

Ülkemizin ana dinamiğini ve yaşamımızın yarısını oluşturan, türümüzün devamını sağlayan kadınımız, bugün iç ve dış tehditlerle karşı karşıyadır. Yaradılışı güzel, kendi güzel anamız, bacımız, eşimiz ve kızlarımız, cehalet, madde bağımlılığı, fuhuşla, yaradılışta kendine verilen aslî görevlerinden uzaklaştırılmaya çalışılarak, ulusumuzun geleceği yok edilmek istenmektedir. Toplumun sosyolojik analizini yaptığımızda, bu ciddî tehdit açıkça görülmektedir. Türkiye coğrafyasında doğurgan anaların oluşturduğu dinamik genç nüfusu görenler, bu gücün önünü kesmek için, toplumu oluşturmada esas unsur olan kadınımız için tuzaklar kurmaktadır. Nitelikli ve yeterli eğitimi veremediğimiz için, her türlü eğlence yerleri, barlar, pavyonlar, diskotekler, gece kulüpleri ve benzeri yerler tuzaklarla doludur. Sigara, alkol, madde bağımlılığı, fuhuş, kadın ticaretiyle, kadınımız, sosyal ve toplumsal sorun haline getirilerek, aile yapımız çökertilmeye ve geleceğimiz karartılmaya çalışılmaktadır. Tarihin derinliklerinden getirdiğimiz değerlerimiz ve toplum yapımız tahrip edilerek, kültür ve medeniyetimiz zayıflatılmaya, aile ve toplum dokumuz bozulmaya çalışılıyor. Kadınlarımız ve toplumumuzu tehdit eden bu unsurlarla savaşmak, nitelikli eğitim ve değerler sistemimizin korunmasıyla mümkündür. Parlamento da, yasalardaki boşlukların giderilmesi, devletin bütün kurum ve kuruluşlarının görevlerini üstün gayretle yerine getirmesi, geleceğimizin sağlıklı yapılanmasını sağlayacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kadınlarımız, yaşamın bütün alanlarında erkeklerimiz kadar görev ve sorumluluk almadıkça, değişim ve gelişmemizde hedeflenen ve istenen sonuçlara ulaşılamayacaktır. Bu, kadınımızın, yaşamın bütün evrelerinde ve alanlarında kendilerini hazırlamaları, gayret ve istekleri, görev ve sorumlulukları üstlenmeleri bilinç ve şuuruyla mümkün olacaktır.

Kadınlarımızın, anne, bacı, eş ve saygıdeğer bir varlık olmaktan çıkarılıp sömürülmemesi, o seçkin ve saygın yerinin her ortam ve şartta korunması dilek ve temennisiyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Taşçı.

Gündemdışı konuşmalar tamamlanmıştır.

Sayın milletvekilleri, Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.

Kâtip Üyenin sunuşları oturarak okuması hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutup, bilgilerinize sunacağım.

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1. - Litvanya Meclis Başkanı Arturas Paulauskas ve beraberindeki parlamento heyetinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının konuğu olarak ülkemizi resmî ziyaretine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/475)

                                        11.2.2004

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 11 Ocak 2002 tarih ve 95 sayılı Kararıyla Litvanya Meclis Başkanı Arturas Paulauskas ve beraberindeki parlamento heyetinin TBMM Başkanlığının konuğu olarak ülkemize resmî ziyarette bulunması kararlaştırılmıştır.

Söz konusu heyetin ülkemizi ziyareti, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanunun 7 nci maddesi gereğince, Genel Kurulun bilgisine sunulur.

                                   Bülent Arınç

                        Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                           Başkanı

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Bir Meclis araştırması önergesi vardır; okutuyorum:

C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1. - Aydın Milletvekili Ahmet Ertürk ve 23 milletvekilinin, Büyük Menderes Havzasındaki çevre sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/167)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aydın, Denizli ve Uşak İllerimizi sosyoekonomik yönden etkileyen Büyük Menderes Nehri kirliliğinin ve çevresel etkilerinin araştırılıp alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla, Anayasanın 98 inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz. 27.1.2004

1.- Ahmet Ertürk                                 (Aydın)

2.- Osman Nuri Filiz                                 (Denizli)

3.- Ahmet Rıza Acar                                 (Aydın)

4.- Osman Akman                                 (Antalya)

5.- Zülfü Demirbağ                                 (Elazığ)

6.- Ahmet Çağlayan                                 (Uşak)

7- Ömer İnan                                (Mersin)

8- Musa Sıvacıoğlu                                 (Kastamonu)

9.- Ahmet Kambur                                 (Tekirdağ)

10.- Ali Ayağ                                 (Edirne)

11.- Süleyman Turgut                                  (Manisa)

12.- Tevfik Ensari                                 (İzmir)

13.- Yusuf Selahattin Beyribey                                 (Kars)

14.- Atilla Koç                                 (Aydın)

15.- Soner Aksoy                                 (Kütahya)

16.- Alaettin Güven                                 (Kütahya)

17.- Mustafa Nuri Akbulut                                 (Erzurum)

18.- Hüsnü Ordu                                 (Kütahya)

19.- Serpil Yıldız                                 (İzmir)

20.- Mahmut Durdu                                 (Gaziantep)

21.- Durdu Mehmet Kastal                                 (Osmaniye)

22.- Fatma Şahin                                 (Gaziantep)

23.- Semiha Öyüş                                 (Aydın)

24.- Fahri Keskin                                 (Eskişehir)

Gerekçe :

Ege Bölgesinin en büyük akarsuyu olan Büyük Menderes Nehrinin başlangıç noktası, Afyon'a bağlı Dinar İlçesinin doğusundaki kireçtaşı dikliklerinden doğan ve Karapınar suyuyla beslenen kaynaktır. Afyon, Uşak ve Denizli İllerindeki muhtelif dere ve çaylar güneye doğru akarak nehre katılırlar. Uşak'tan gelen Banaz Çayı deri sanayii ve kimyevî atıklarla, Denizli İlinden gelen Çürüksu Çayı tekstil ve endüstriyel atıklarla, Kızıldere Bölgesinden jeotermal kaynaklı sular da yüksek miktar borla nehre katılır. Söke Ovasından geçerek Akköy yakınlarından Ege Denizine dökülür. Uzunluğu 584 kilometredir. Ayrıca, yaklaşık 25 000 kilometrekarelik havzaya düşen ortalama yıllık yağış toplamı 16 milyar metreküp civarındadır. Ege Bölgesinin candamarı konumunda bir akarsudur.

Büyük Menderes Nehri, yöremiz çiftçilerinin tarımsal amaçlı su ihtiyaçlarını karşılayan çok önemli bir kaynaktır. Ancak, Büyük Menderes Nehri, yerleşim birimlerinin evsel, sanayi merkezlerinin endüstriyel, sağlık kuruluşlarından ise tıbbî atıklar nedeniyle yoğun kirlenmeye maruz kalmaktadır. Valilikler ve birçok çevre kuruluşu tarafından yapılan tahlillerde, Büyük Menderes Nehri suyunun içeriğinde çevre ve insan sağlığı açısından yaşamsal tehlike içeren maddeler tespit edilmiştir. Ayrıca, Büyük Menderes Nehrinde yüksek bor değerleri mevcuttur. Bu değerler, Germencik'te 75 mg/l'ye kadar ulaşır. Kızıldere Jeotermal Santralında kullanılan atık sular ortalama 32 mg/l bor içerirler ve 250 l/s debiyle Büyük Menderes Nehrine akıtılırlar. Bu kullanılan jeotermal sular 2 m3/s debisinde bulunan nehirdeki bor içeriklerini 4,4 mg/1 değerine kadar yükseltir. Büyük Menderes Nehri sularının kirlenmesiyle birlikte, yörede jeotermal suların kullanılması, reenjeksiyon yapılamadığı sürece borun zehirleyici özelliği nedeniyle ekonomik önemini azaltmaktadır. Büyük Menderes Nehrindeki yüksek miktarda bulunan bor içerikleri narenciye gibi bitkilerde zehirleyici etkiler meydana getirmektedir.

Yukarıda açıklandığı gibi ülkemiz ve Ege Bölgesi için gerek çevresel gerekse sosyoekonomik açıdan son derece önemli bir yer işgal eden Büyük Menderes Nehrinin ve havzasının doğal dengesinin korunması son derece hayatî öneme sahiptir.

Sanayi tesislerinin gerekli çevresel önlemleri almadan, gerekli arıtma işlemlerini gerçekleştirmeden sanayi atıklarını Büyük Menderes Nehrine boşaltmaları sonucunda nehirde canlı hayatı son bulmuştur. Bunun yanında, tarım arazilerinin bu suyla sulanması sonucunda üretimde verim kayıpları ve toprakların çoraklaşması sonucuna doğru hızla gidilmektedir. Nehrin suyuyla temas eden insanlarda da değişik deri hastalıkları ve diğer sağlık sorunları başgöstermektedir. Ayrıca, akarsulardaki debilerin çok azalması, atık suların arıtılmadan nehre bırakılmasının önlenmesini daha da önemli kılmaktadır.

Büyük Menderes Nehrinin Ege Denizine ulaştığı kıyılarda 30 kilometre uzunluğunda bir delta oluşmaktadır. Çok çeşitli tür ve sayıda kuşların barındığı delta, 1994 tarihinde millî park statüsüne alınmıştır. Ayrıca, havzada yer alan Bafa Gölünde, başta su ürünleri olmak üzere, çok çeşitli ekolojik zenginlikler vardır.

Havzadaki tarım topraklarının önemli ölçüde kirlendiği ve verim düşüklüğüne uğradığı, ayrıca Bafa Gölü ve Menderes Deltasındaki ekolojik zenginlikleri de son derece olumsuz etkilediği, yapılan değişik çalışmalar neticesinde ortaya çıkmıştır.

Büyük Menderes Nehrinin ve deltasının, bir an önce, nedenleri bilinen bu çevre felaketinden kurtarılması, ileride oluşacak sosyoekonomik problemlerin önlenmesi ve sürdürülebilir kalkınma anlayışı içerisinde havzanın master planının hazırlanması kaçınılmaz bir zorunluluktur.

Havza bir bütün olarak ele alınmalı ve kurumlar arasında koordinasyon sağlanarak, önemli çevre sorunları ve sosyoekonomik problemlerin bir an önce çözümlenmesi yönünde gerekli adımların atılması gerekmektedir.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge, gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Sözlü soru önergesinin geri alınmasına dair bir önerge vardır; okutuyorum:

B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)

2. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu'nun (6/900) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/143)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının 424 üncü sırasında yer alan (6/900) esas numaralı sözlü soru önergemi geri alıyorum.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

                        Feridun Fikret Baloğlu

                                           Antalya

BAŞKAN - Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.

Sayın milletvekilleri, gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

IV. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

1. - Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/521) (S. Sayısı : 146)

2. - Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/523) (S. Sayısı : 152)

3. - Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin; Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi (Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/212) (S. Sayısı : 305)

BAŞKAN -Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısının, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının ve Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin; Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin geri alınan maddeleriyle ilgili komisyon raporları henüz gelmediğinden, tasarıların ve teklifin müzakerelerini erteliyoruz.

İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu raporunun müzakeresine başlıyoruz.

4. - İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/718) (S. Sayısı : 372) (x)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yerinde.

Hükümet?.. Yerinde.

Komisyon raporu, 372 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde görüşmelere başlıyoruz.

Tasarının tümü üzerinde, AK Parti Grubu adına, Isparta Milletvekili Sayın Recep Özel; buyurun.

Süreniz 20 dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA RECEP ÖZEL (Isparta) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 372 sıra sayılı İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında AK Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Parti Grubum ve şahsım adına en kalbî duygularla Yüce Meclisi selamlıyorum.

Ekonominin, etkin, verimli, güvenli ve istikrarlı işleyebilmesi için, ülke genelinde yaşanan ekonomik krizlerden çıkılması,  her şeyden önce, işletmelerin, verimli ve düzenli bir şekilde çalışmaları, borçlarını ödeyebilecek, edimlerini yerine getirebilecek ve alacaklarını tahsil edebilecek bir durumda; yani, ekonomik güvenlik içerisinde olmaları gerekmektedir.

                              

(x) 372 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Ülkemizde, özel hukuk ilişkilerinden doğan alacakların tahsili, İcra ve İflas Kanunu hükümlerinin uygulanmasıyla sağlanır. Bu tasarıyla getirilen ve İcra ve İflas Kanununun Onikinci Babına monte edilen, sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması kurumu, iflas, konkordato ve mal varlığının terki suretiyle konkordato kurumlarından ayrı olarak yepyeni bir icra ve iflas yöntemi olarak hukuk hayatımıza girmektedir. Pekâla, bu şekildeki bir tasarının, icra ve iflas gibi, genel bir yasa içerisinde değil, ayrı bir yasa olarak getirilmesi ve yasalaşması doğru olurdu diye söylenebilir. Bu bir tercih meselesidir. Bizce, getirilen düzenleme, icra ve iflas hukukunun bir parçasıdır; zira, alacaklıların alacağını alması, borçlunun ise borcunu ödeyebilmesi temel ilkesine dayanmaktadır. İcra ve İflas Kanunu içerisine konulmakta bir mahzur bulunmamaktadır; bilakis, uygulayıcılar açısından ve maddeler arasındaki atıflar ve terimler açısından da yerinde bir uygulamadır.

Ekonomik düzende rekabet edemeyen işletmeler ve girişimciler daima mevcut olacaktır. Alacaklı ile borçlu arasındaki hassas dengeyi gözeten, öngörülebilir ve şeffaf bir icra ve iflas hukuku, bu işletmeler ve girişimciler, yatırımcılar için etkili bir çıkış yolu sağlayarak veya onların yeniden yapılandırılmalarına imkân tanıyarak ve böylece de ticarî yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden kaynaklanan sakıncaları en aza indirgeyerek, ticarî ilişkilerin ve finansal sistemin istikrar kazanmasında hayatî bir rol oynar.

Sosyal ve ekonomik koşullardaki değişiklikler nedeniyle, aslında, ekonomik hayatlarını devam ettirmeleri mümkün olan bazı ticarî işletmeler, borçlarını ödeyemedikleri veya mal varlıkları borçlarını karşılayamadığı için ekonomik varlıklarını yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu tehlike, iyi niyetli borçluları olduğu kadar alacağını tahsil edememe durumuyla karşı karşıya kalan alacaklıları ve en önemlisi, işini kaybetme riskine maruz kalan işçileri de tehdit etmekte; bu tehdit ve durum, sonuçta, bölgesel ve millî ekonomiyi de etkilemektedir. Bu gibi durumlarda, ekonomik varlığını devam ettirebilme ihtimali olan işletmelerin mal varlığını koruyucu önlemler almak veya yeniden yapılandırılmalarını sağlamak, alacaklıların ve borçluların karşılıklı hak ve yükümlülüklerini düzenlemek herkesin yararınadır. İşte bu amaca ulaşmak, İcra ve İflas Kanununun bu amaca ulaşmasını zorlaştıran bazı yönlerini düzeltmek ve boşluklarını doldurmak, kötü niyetli kişilerin İcra ve İflas Kanunundaki bu boşluklardan yararlanma girişimlerini önlemek, uygulamadaki duraksamaları gidermek için işbu tasarı Meclis gündemine gelmiş bulunmaktadır.  

Ödeme güçlüğü içerisinde bulunan şirketler hukuku alanında Avrupa Birliği üyesi devletlerin birçoğunda ilgili kanunlar hiç de tatminkâr sonuçlar vermemiştir. Bu nedenle de tadil edilmeleri için çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalarda devletler arasındaki gerçek bir koordinasyon söz konusu olmaksızın, her ülke, kendi bazında bu düzenlemeleri yapmaktadır. İflas hakkındaki topluluk konvansiyonu tasarısı ise tam bir başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Bu nedenle, işbu tasarıya yapılan, birleştirilmiş kurallara aykırı olduğu yönündeki bir eleştirinin de hiçbir haklı yanı bulunmamaktadır; çünkü, bu tür kurallar şimdilik mevcut olmadığı gibi, Avrupa Birliği üyesi devletlerin hepsinin benimseyerek kabul edeceği bir düzenlemenin hazırlanması uzunca bir zaman da alabilecektir.

Bu nedenledir ki, tasarının şirket kurtarmaya ilişkin hükümleri düzenlenirken, gerek Anglosakson mevzuatından gerekse kıta Avrupasındaki yasal düzenlemelerden yararlanılarak ve özellikle, bu yasal düzenlemelerin temelinde bulunan ilke ve alt ilkeler dikkate alınarak hazırlanmış ve hukukumuzun yerleşmiş kavramlarıyla ahenklik sağlanmıştır.

Tasarıyla;

- Yeniden yapılandırmaya ilişkin hükümler getirilmek suretiyle, borçlu işletmelerin mevcut mal varlığının öncelikle korunması, bilahara değerinin artırılması,

- Tasfiye ve yeniden yapılandırma arasındaki hassas dengeye ulaşılması,

- Bir ayırım yapılmaksızın, benzer durumda bulunan bütün alacaklıları kapsayan adil bir çözümün gerçekleştirilmesi,

- Borçlunun mal varlığının, münferit alacaklılar tarafından zamanından önce tasfiyesinin önlenmesi ve dolayısıyla, alacaklılar arasında eşitliğin sağlanması,

- İflas ve konkordato prosedürlerinin zamanında, etkili ve tarafsız bir şekilde sonuçlandırılması,

- Takip sürecinin, alacaklının ve borçlunun hak ve menfaatlarını zedelemeden, bunlar arasındaki hassas dengeyi bozmadan hızlandırılması,

- Kanunda yer alan hakların suiistimaline, özellikle kötü niyetli itirazlar ve davaların önlenmesine yönelik tedbirlerin alınması,

- Günümüz gereklerine uymayan cüzî ve küllî icra sürecini yavaşlatan yöntemlerin değiştirilmesi,

Öngörülmektedir.

Böylece, tasarıyla, malî sıkıntı içinde bulunup da yeniden yapılandırılmaları halinde yaşamaları mümkün olan işletmelere, faaliyetlerini verimli bir şekilde sürdürebilecekleri bir ortamın sağlanması, bu şekilde ticarî faaliyetlerin sürdürülmesi ve genişlemesi yoluyla, tedarikçi ve alıcı durumunda olan diğer işletme ve kişilere istihdam ortamı oluşturularak, sonuçta kapasite kullanımının artırılması da sağlanmaktadır.

Değerli milletvekilleri, tasarı geneli itibariyle olumlu düzenlemeler getirmekte, bir darboğazdan geçmiş olan Türk ekonomisindeki iyi niyetli borçlulara, sermaye şirketlerine, bir nebze de olsa, son şans olarak, alacaklılarla da uzlaşarak, her iki tarafın; yani, alacaklı ile borçlunun uzlaşma yoluyla durumlarını yeniden yapılandırmalarına imkân verilerek, bir hayat hakkı daha tanınmaktadır.

Tasarının muhtelif maddeleriyle İcra ve İflas Kanununun muhtelif maddeleri değiştirilmekte "yurt düzeyinde tirajı en yüksek beş gazeteden" ibaresi "tirajı yüzbinin üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden" şeklinde değiştirilerek, ilan yapılabilecek gazete sayısı artırılmış, gazetenin seçiminde daha geniş bir takdir yetkisi verilmiş ve yapılacak ilandan beklenen faydanın sağlanması amaçlanmıştır.

Ayrıca, tasarının 3 üncü maddesiyle, kesinleşen kıymet takdirlerinin geçerlilik süresi, menkul ve gayrimenkul mallardaki iki ayrı süre kaldırılarak, her iki malda da iki yıllık süre öngörülmüştür.

Hükümet tasarısında olmayan, fakat, Adalet Komisyonumuzda kabul edilen 5 inci maddeyle de, ticaret hukuku ile icra ve iflas hukukunun ortak alanlarından birisini oluşturan sermaye şirketlerinin malî durumunun bozulması halinde alınacak tedbirlerin başında, tümü itibariyle kapsamlı bir tedbir niteliğinde olan "iflasın ertelenmesi" kurumu gelmektedir. Malî yapısı sağlam işletmelerin dahi dış faktörlerin tesiriyle sıkıntıya düşmesi, son yıllarda çok sık görülen bir gerçektir. Borçlarını ödeyemeyen borçlunun mal varlığının tasfiye edilerek parça parça satılması ve sağlanan paranın alacaklılar arasında belli oranlar içerisinde pay edilmesini sağlayan iflas usulüyle, iflastan kurtulma amacı olarak öngörülen konkordato başvuruları çoğalmıştır. Uzun zaman kullanılmayan veya az kullanılan, Türk Ticaret Kanununun 324/son maddesindeki iflasın ertelenmesi kurumunun ihtiyaca tam cevap verebilecek şekilde kullanılabilmesi için, 30 Temmuz 2003 tarihinde yürürlüğe giren 4949 sayılı Yasayla, İcra ve İflas Kanununda düzenlemeler getirilmiştir.

İflasın ertelenmesi kurumu önemli bir kurum olup, son yıllardaki iflas başvurularının önemli bir bölümünde, borçlunun kalan mal varlığının iflas yoluyla tasfiyesi, gerektirdiği masrafları bile karşılayamamaktadır. Bu durumda, işletmelerin iflasıyla ülke ekonomisinin kayıpları ve daha önemlisi istihdamın daralması, sosyal bir zaaf olarak kendini göstermektedir. İşletmelerin mahkeme gözetiminde iyileştirilme projeleriyle ayakta tutulabilmeleri, işletmeden alacaklı olanların menfaatlarını ve firma ortakları ile çalışanlarının yararlarını korumaktadır. Böylece, iflasın ertelenmesi yoluyla, malî sıkıntı içerisinde bulunup, yeniden yapılandırılmaları halinde yaşaması mümkün olan işletmelere, faaliyetlerini verimli bir şekilde sürdürebilecekleri bir ortamın sağlanması, bu şekilde, ticarî faaliyetlerini sürdürmesi ve genişlemesi yoluyla, tedarikçi ve alıcı durumunda olan diğer işletme ve kişilere istihdam ortamı oluşturularak, sonuçta kapasite kullanımının artırılması olanağı sağlanmak amacıyla, erteleme kurumunun detaylarının açıklığa kavuşması hedeflenmektedir.

4949 sayılı Yasayla eklenen madde, iflasın ertelenmesi süresini iki yılla sınırlandırmıştır. Oysa, bu süreç daha kısa sürede tamamlanabileceği gibi, işletmenin büyüklüğüne, içinde bulunduğu koşullara, ekonomideki oynamalara göre daha uzun da sürebilir. Bu sürenin katı olarak uygulanması, kurtulmasına çok az kalmış bir işletmenin çok kısa bir süreye daha ihtiyacı varken, yasal zorunluluk nedeniyle, iflası sonucunu doğurabilir. Kaldı ki, bu süreç, birçok dış ve iç faktöre de bağlıdır. Örneğin, ülke ekonomisinin gidişatı, sektörel rekabet, düzenleyici ve denetleyicilerin etkisi, sosyoekonomik yapı ve malî sektörün etkisi gibi dış faktörler ile organizasyonun büyüklüğü, yönetim yeteneği, operasyonel yetenek, faaliyetlere ilişkin altyapı, işletme sermayesi ve tedariki gibi birçok iç faktör bu sürecin süresinin belirlenmesinde etkili olacaktır. Bu nedenle, sürenin, her somut olayın kendi gelişim ve koşulları doğrultusunda hâkimin takdirine bırakılmasında yarar vardır. Zaten, kayyımlar vasıtasıyla, süreç, hâkimin ve mahkemenin kontrolü altındadır. Olumsuz gelişmeler olması halinde, her zaman, süreyi keserek iflasa karar vermesi mümkündür. Keza, her erteleme ayrı ayrı temyiz sürecine tabi olduğundan, hâkimin işlemleri de Yargıtayın denetimi altındadır. Bu nedenlerle, sürenin sınırlandırılmasının, düşünülen faydalardan çok, ciddî sakıncaları bulunmaktadır. Kaldı ki, doktrinde, iflasın ertelenmesi kurumunun süresiz olmadığı da genel olarak kabul edilmektedir. Somut duruma göre, mahkeme ve Yargıtay süreyi ayarlayabilecektir. Yine de, erteleme süresinin uzatılmasına ilişkin bir üst sınır konulması da gerekmektedir.

 Finansal darboğaz yaşamakta olup, yeniden yapılandırılmaları halinde yaşamaları mümkün olan firmaların faaliyetlerini verimli bir şekilde sürdürebilecekleri bir ortamın sağlanması amacıyla ortaya konulan 4743 sayılı Malî Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun, yani "İstanbul Yaklaşımı" bu kanun çerçevesinde firmalara verilen süreler dikkate alındığında, İcra ve İflas Yasasındaki mevcut iki yıllık sürenin yetersiz kaldığı açıktır. Zira, bununla ilgili uygulamada, yapılan anlaşmaların çoğunda, ilk iki yıllık süre borçlunun rehabilitasyonu için ödemesiz dönem olarak bırakılmaktayken, mahkemenin iki yılın neticesinde iyiye doğru giden bir firmanın iflasına karar vermek zorunda kalması pek doğru olmasa gerektir. Bu nedenlerle ve gerekçelerle 5 inci madde tasarıya ilave edilmiştir.

Tasarının diğer maddelerinde ise, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun Onikinci Babının başlığı "KONKORDATO İLE SERMAYE ŞİRKETLERİ VE KOOPERATİFLERİN UZLAŞMA YOLUYLA YENİDEN YAPILANDIRILMASI" olarak değiştirilmiş ve "IV. SERMAYE ŞİRKETLERİ VE KOOPERATİFLERİN UZLAŞMA YOLUYLA YENİDEN YAPILANDIRILMASI" üst başlığı altında 309/m ilâ 309/ü maddeleri eklenmiştir. Bu maddelerde, uzlaşma yoluyla yapılandırmanın  nasıl olacağı, yeniden yapılandırma projesinin ne şekilde olacağı, hangi hususları içereceği, hangi belgelerin ekleneceği öngörülmektedir.

Yeni getirilen söz konusu bu kurum, konkordatodan farklı olarak, esas itibariyle, büyük işletmelerin borçlarının yeniden yapılandırılmasını sağlamak için düzenlendiğinden, bütün borçluları değil, sadece sermaye şirketlerini ve kooperatifleri kapsamaktadır. Bir sermaye şirketinin veya kooperatifin bu düzenlemeden yararlanabilmesi için aciz halinde olması veya böyle bir tehlikeyle karşı karşıya kalması kuvvetle muhtemel bulunması gerekmektedir. Buna göre, sermaye şirketi veya kooperatif, muaccel para borçlarını ödeyemeyecek durumda olmalı veya mevcut ve alacakları borçlarını karşılamaya yetmemeli ya da böyle bir duruma düşeceği konusunda kuvvetli emareler olmalıdır. Bu durumda olan bir sermaye şirketi veya kooperatif, eğer belli oranda alacağa sahip alacaklıların çoğunluğuyla borçlarının yeniden yapılandırılması konusunda bir proje üzerinde anlaşabilirse, mahkemeye başvuracaktır.

Getirilen düzenlemeyle, borçlunun, bütün alacaklılarla uzlaşmak zorunda olmayıp, sadece projeden etkilenen alacaklılarla uzlaşması yeterlidir. Bu durumda borçlunun birkısım alacaklılarla işlerini sürdürürken diğer birkısım alacaklılarla borçlarını yeniden yapılandırmak için uzlaşabilmesi mümkün kılınmaktadır. Ayrıca, borçlunun, benzer alacağa sahip alacaklılar arasında alacaklı sınıfları oluşturması da mümkündür; ancak, bu durumda her alacaklı kategorisinin projeyi gerekli çoğunlukla kabul etmesi gerekmektedir. Böylece, borçluların bu hükümlerden daha kolay yararlanmaları ve sistemin daha işlevsel olması sağlanmıştır.

Proje hazırlandıktan sonra müracaat edilen asliye ticaret mahkemesinde nasıl bir prosedür işleyeceği de tasarıda açıklanmıştır. Tasdik ve talebin reddi halinde neler olacağı belirtilmiştir. Ayrıca, projenin tadiline de imkân tanınmıştır. Vergi istisnaları ve teşvik belgeleri de sıralanmıştır.

Tasarıda, son olarak da, geçici madde eklenerek, Anayasa Mahkemesinin 26.10.1965 tarihli ve 25/57 sayılı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.11.2003 tarihli ve 2003/737 esas, 2003/700 karar sayılı kararlarında belirtildiği üzere, icra tetkik mercii, ceza yargılamasında hürriyeti bağlayıcı ceza verebilmekte ve hukuk yargılamasında maddî hukuk kurallarını uygulamak suretiyle uyuşmazlıkları gidermekte ve bu suretle, objektif hukuk bağımsız hâkimler eliyle uygulanmakta olduğundan, bir mahkeme niteliğindedir. İcra tetkik merciinin mahkeme olarak ifade edilmemesi nedeniyle uygulamada pek çok tereddütler oluşmaktadır. Maddeyle, hem bu tereddütler giderilmekte hem de tetkik merciinin yerine getirdiği görevlere uygun biçimde icra mahkemesi olarak anılmasını sağlamak amacıyla, İcra ve İflas Kanununda yer alan "icra tetkik mercii", "tetkik mercii" ve "mercii" ibareleri "icra mahkemesi"; "icra mercii hâkimi" ve "mercii hâkimi" ibareleri "icra hâkimi" olarak değiştirilmiştir.

Sözlerime burada son verirken, tasarının ülkemiz ve ekonomimize hayırlar ve bereketler getirmesini diler; hepinizi saygıyla selamlarım. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Özel.

İkinci söz isteği, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Niğde Milletvekili Sayın Orhan Eraslan'ın.

Buyurun Sayın Eraslan. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 20 dakika.

CHP GRUBU ADINA ORHAN ERASLAN (Niğde) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 372 sıra sayısıyla görüşülmekte olan İcra ve İflas Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimizi arz edeceğim; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlarım.

Değerli arkadaşlarım, 17.7.2003 tarihinde, 100 maddenin üzerinde bir tadilatla, İcra ve İflas Yasası görüşülmüştü, Yüce Meclisimizden birtakım değişiklikler yapılarak çıkarılmıştı. Şimdi, yeniden, aynı kanunda birtakım değişiklik isteğiyle, hükümet tasarısı önümüze gelmiş bulunuyor.

Genellikle kamuoyunda da böyledir; İcra ve İflas Yasası denilince pek sevimli karşılanmaz, icra ve iflas hukuku denilince de pek sevimli karşılanmaz; çünkü, icra, zoralımdır, malını zorla almaktır birisinin, bir borçlunun. İflas da daha vahim bir sonuçtur. Peki, bunun yerine bir şey koyma imkânımız var mı; hayır.

Değerli arkadaşlarım, devlet odur ki, hukuk devleti odur ki, alacaklıya alacağını hukuk çerçevesi içerisinde tahsil imkânını verir, borçluya da borcunu hukuk çerçevesi içerisinde eda imkânını verir. Buna hukuk devleti diyoruz. Eğer, alacaklı alacağını hukuk çerçevesi içerisinde tahsil edemezse, borçlu da borcunu hukuk çerçevesi içerisinde eda ederek kurtulamazsa, burada, hukuk devletinden söz etme olanağı yoktur.

Onun için, gelişmiş tüm toplumlarda icra ve iflas hukuku diye bir hukuk dalı vardır, icra ve iflas yasası diye de bir yasa vardır. Bütün sevimsizliğine rağmen, bu, olmak zorundadır. Üstelik de, icra ve iflas yasasının bir ülkede tıkır tıkır işliyor olması, sorunsuz işliyor olması, o ülkenin hukuk devletine ne kadar yaklaşmış olduğunun bir göstergesidir; yani, icra ve iflas yasası, hukuk devletinin turnusol kâğıdıdır, bir indikatörüdür.

Bir ülkede insanlar, devlete başvurarak, icra ve iflas kanunu aracılığıyla mı alacaklarını tahsil ediyorlar; yoksa, eşkıyaya başvurarak, eşkıyaya mı tahsil ettiriyorlar; bu, çok temel bir ayıraçtır. Eğer devletin organlarından yararlanıyorlarsa, orada hukuk devleti vardır; yok, özel tahsilat bürolarından, eşkıyadan, mafyadan medet umuyorlarsa, orada hukuk devletinden bir uzaklaşma vardır. Bu temel çerçeveyi belirttikten sonra, konunun sevimsizliğiyle birlikte, konuyu irdeleme durumundayız.

Değerli arkadaşlarım, İcra ve İflas Yasası da "temel yasa" dediğimiz yasalardandır; tıpkı Ceza Kanunu gibi, tıpkı Ceza Usul Kanunu gibi, Ticaret Kanunu gibi, Medenî Kanun gibi temel kanunlardan bir tanesidir. Bunun için, temel kanunlar yapılırken, azamî düzeyde toplumun her kesimiyle uzlaşma arayışı içerisinde olunmak lazım gelir; çünkü, temel kanunlar, konjonktürel kanunlar değildir; “konjonktür böyle getirdi, bugün bunu böyle yapalım, hele bir idare ededuralım, altı ay sonra, yedi ay sonra başka bir şey yaparız, nasıl olsa biz buradayız, işimiz de kanun yapmak” mantığıyla temel kanunlar görüşülemez. Temel kanunlar, rejimin temel göstergeleri olduğu için, üzerinde, çok zarurî ihtiyaç duyulmadıkça oynanmaması gereken kanunlardır ve geniş mutabakatlarla hazırlanması gereken kanunlardır.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bizim öteden beri -konuyla yakından ilgili olanlar bilir- icra ve iflas hukukumuzda tıkanmalar olmuştur; süreç çok uzundur, alacaklı alacağını çok kolay tahsil edememektedir, tahsilat masraflı olmaktadır, canından bezmektedir, hatta yakın zamanda -tüm arkadaşlarım hatırlar ki- özel tahsilat büroları da -ne acıdır ki, bu kürsüden söylemekten de sıkıntı duyuyorum- ülkemizde boy göstermiştir. İşte, İcra ve İflasta yapılan köklü bir değişiklikle bu önlenebilmiştir. Böyle sıkıntılı bir süreç yaşanan ülkede, Sayın Adalet Bakanımız 7.5.2003 tarihinde Adalet Komisyonunda yaptığı bir konuşmada -metinden okuyacağım değerli arkadaşlarım, Sayın Bakanın sözüdür- şöyle demektedir: "Türkiye, yeteri kadar yatırım yapamayan bir ülke; bunu, kendi iç kaynaklarından yapamıyorsa, mutlaka, yabancı sermayeyi de davet etmesi lazım. Türkiye'de bu anlamda, yatırım yapacak olan kişilerin ihtilaf vukuunda alacaklarını tahsil edebilmeleri noktasında birkısım düzenlemelerin de yapılması gerekiyor. Esasen, yalnız yabancılar için değil, kendi içhukukumuz bakımından da bu neviden düzenlemelerin yapılması gerekiyordu. Bundan hareketle, biz, böyle bir düzenlemeyi huzurunuza getirdik."

Yabancı sermayenin bir ülkeye gelme koşulunun alacağını tahsil etmesine bağlı olduğunu büyük bir vukufiyetle belirtiyor; bunun altına ben de imzamı atarım, doğrudur. Bir ülkeye yabancı sermaye gelir, kendini riske atarsa, alacağının garantide olup olmayacağını incelemek, irdelemek durumundadır; hukukî güvenilirlik aramak durumundadır. Bu konuda Sayın Bakanın belirlediği husus doğrudur; ancak, yapılan iş, şimdi yaptığımız iş, bu belirlemeyle uyum içerisinde mi; değerli arkadaşlarım, buna, canı yürekten "evet, uyum içerisinde" demeyi arzu ederdim; ancak, bu mümkün değil.

Değerli arkadaşlarım, icra ve iflas hukukumuzda iki aksama var dedik. Birincisi, tahsilat gecikiyor; ikincisi, tahsilat masraflı. Buna ilişkin, bu sıkıntıları giderecek bir tek madde yoktur; yani, esas itibariyle yoktur. Daha önce, bizim muhalefetimize rağmen değiştirilip de geri dönülen bazı şeyler var; ama, onlar tali birtakım unsurlardır; esas itibariyle yoktur.

Şimdi, huzurunuza gelen bu değişikliğin ruhunda üç madde var arkadaşlar; birisi 1 inci madde, birisi 5 inci madde, birisi de 9 uncu maddedir. 1 inci maddeye baktığımızda, fiilen hacizde muhafaza kaldırılıyor -adına ne dersek diyelim- borçlunun üçüncü şahıs elinde bulunan malına haciz gittiğinde, üçüncü şahıs "benim bunda rehin hakkım var, mülkiyet hakkım var" derse, İcra ve İflas Kanunumuzun 99 uncu maddesine göre bir süreç başlatılır, istihkak süreci başlatılır. Böyle demezse, üçüncü şahsın elinde de olsa bu mal haczedilerek muhafaza altına alınabilir; ama, bu düzenlemeyle bu imkân yok ediliyor. Bundan sonra borçlu, malının başına bir üçüncü şahıs koyup da, bu üçüncü şahıs -hiçbir sebep açıklamasına gerek yoktur- "efendim haczedemezsiniz, götürmenize benim muvafakatim yok" dediği anda -mülkiyet iddiasında bulunmasına gerek yok, rehin iddiasında bulunmasına gerek yok- muhafaza yoktur.

Değerli arkadaşlarım, icra ve iflasla ilgili arkadaşlar çok iyi bilirler, muhafaza, tahsilatın yüzde 90'ıdır. Muhafaza yoksa, tahsilat da yoktur. Değerli arkadaşlarım, o zaman, 1 inci maddeyle, fiilen, muhafazayı ortadan kaldırmış oluyoruz, İcra ve İflas Kanunumuzun işlerliğini kaybettirmiş oluyoruz. Bunun farkına vararak mı yaptık, farkına varmayarak mı yaptık bunu, bilmiyorum. Ben, bu hususu komisyonda da dile getirdim; ama, mutlaka madde metninden çıkması gerekir. Mevcut durumda ihtiyaç karşılanıyor, mevcut durum bir sorun yaratmıyor. Ortada bir sorun yok, durup dururken sorun yaratmanın bir âlemi yok. İstismara yol açabilecek bir düzenleme.

İstismara yol açabilecek bir düzenleme, şöyle ki: Diyelim ki, ben borçluyum, benim malım üzerinde haciz yapılacak, bunu bir başka kişiye durdurtuyorum "hayır bu benim uhdemdedir, sen götüremezsin" diyor, yetiyor bu. Bütününü kanun maddesinden okuyalım isterseniz; kanun burada arkadaşlarım. Bu yanlıştır, bu doğru değildir. Bu, çeteyi yaratır. Bu, tahsilat bürolarını yaratır; çünkü, alacağını devlet eliyle tahsil edemeyen yurttaş, çare aramaya başlar. Bu, geçmişte yaşandı ve köklü bir değişiklikle önlendi. Bunu, Sayın Bakan tecrübelidir, o zaman da sanırım Bakanlar Kurulundaydı, bilir. Yeniden, böyle bir yola, böyle bir tahsilat çetesini -zaten mevcutta yavaş yavaş kımıldanmalar var- hortlatacak bir yola sapılmasının, Türkiye açısından bir yararı olduğunu düşünmüyorum.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, ikinci önemli değişiklik de, 5 inci maddeyle, iflasın ertelenmesi noktasındadır. İflasın ertelenmesi, bir Alman müessesesidir. Bizim hukukumuzun kaynağı, İsviçre icra ve iflas hukukudur. Biz, Alman müessesesini de aldık hukukumuzda bulunsun diye, Fransız müessesesini de aldık, İsviçre müessesesi de var; biraz sonra, 9 uncu maddede göreceğiz, Amerikan müessesesi de geliyor; yani, bir İcra ve İflas Kanunu, koleksiyon olmaz. Ee, Japon müessesesini de getirelim, Japonlar da sanayide ileriye gitmiş... Yani, böyle olmaz arkadaşlar, bir bütünlük olur. Haydi, her şeye rağmen dedik ki, Alman müessesesi, İsviçre müessesesine uyabilir; Ticaret Kanunumuzda da, bu, lafız olarak, 324 üncü maddede var idi; bunu şekillendirelim. 17.7.2003 tarihinde yaptığımız bir değişikle, 4949 sayılı Yasayla yaptığımız değişiklikle, 179/a ve 179/b maddeleri adı altında, iflasın ertelenmesini sağladık.

Değerli arkadaşlarım, dikkat buyurun; şimdi, iflasın ertelenmesi ne gibi bir hukukî sonuç doğurur; arkadaşlarımın önünde kanun maddesi olmadığı için, anlamını bilemiyorlar, fark edemiyorlar. Bakın: "Erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur; bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez.

Erteleme sırasında, taşınır, taşınmaz veya ticarî işletme rehniyle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir; ancak, bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz."

Değerli arkadaşlarım, yani, herhangi bir kurum ya da kuruluş iflasın ertelenmesi kararı aldığı zaman, devlet de dahil, hiç kimsenin, hiçbir borç için, o kurumun, kuruluşun aleyhine icra takibi yapma, alacağını tahsil etme şansı yoktur. Bunun için, biz, temmuzda, bunun süresi bir yıl olsun, yetmezse bir yıl daha uzatılabilsin dedik. Yani, kayyımın raporu üzerine bir yıl daha uzatılabilsin.

Arkadaşlar, bu değişiklik ne zaman çıktı; temmuz ayında. Ne kadar süre geçti; altı ay. Daha bir yıllık süre geçmedi, artı bir yıl daha geçmedi. Bu kanunun uygulamada işe yaramayacağı neticesine varabilmiş değiliz. Daha bu kanun işliyor, işlemiyor diye bir şey yok; çünkü, süresi dolmadı. Şimdi, buna bir değişiklik getiriliyor arkadaşlar. Süre beş yıla çıkıyor; bir yıl erteleme, kayyımın verdiği rapor dikkate alınarak toplam dört yıl da uzatma. Yani, bir yıl artı dört yıl, beş yıl. Yani, borca batık bir şirket, isterse, beş yıl hiçbir takibe uğramadan, hakkında hiçbir tahsilat işlemi yapılmadan yaşayabilecek. Bunun adına da "istihdamı güçlendiriyoruz" diyeceğiz...

Arkadaşlar, insanların hayatının sonu nedir; Allah gecinden versin herkese, ölümdür; şirketlerin, ticarî tüzelkişilerin de iflastır. Evet, iflas kötüdür, kim diyor iyidir diye; ama, sağlıksız olan gitmezse, sağlıklısı gelmez; liberalizmin anakuralı budur. Siz, parti bildirgenizde ekonomik liberalizmi savunuyorsunuz. Yani, ben başka bir şeyi savunuyorum; bu başka, sizin cihetinizle söylüyorum.

Şimdi, sağlıksız olanın gitmesi gerekir. Beş yıl boyunca, bu sağlıksız, başka sağlıklıları sömürecekse, o sağlıklıları da batırma potasına çeker. Bir de, beş yıl, böyle, alacağını tahsil edemeyen yabancı sermaye, bu ülkeye gelmez Sayın Bakanımın dediği gibi, kimse kusura bakmasın. Bu, yeni çıkmış bir yasa, iki yıllık süresi dolmamış, denenmemiş, ne olduğu belli değil, olumlu-olumsuz sonuç vereceği belli değil, o zaman, neden, bunu bir artı dört yapıp beş yıl daha uzatma ihtiyacı duyuluyor?!

Değerli arkadaşlarım, bunun nedeni belli. Ben, isim zikretmek istemiyorum; ama, basından da duyuldu -herkesçe malum- iktidara yakın olan bir şirketi kurtarmak için temel yasada bir değişiklik yapıldığı söyleniyor ve bunun adını biliyoruz, basın yazdı, ben de biliyorum, Adalet ve Kalkınma Partili milletvekili arkadaşlarımız şifahen de söylediler; ama, Yüce Meclisin kürsüsünden ifade etmek istemiyorum. Böyle bir şey için, bu, doğru değildir arkadaşlar. Temel bir kanunun üzerinde böyle bir değişiklik yapılması doğru değildir. Şirket kurtarma ilk değildir. Zaman zaman çeşitli iktidarlar şirket kurtarmışlardır. Şirket kurtarmanın yolu, şirket kurtarma yasası yapacaksın. Muhalefet olarak, biz, destek verir miyiz; bakarız, şirket optik alanda, elektronik alanda bir teknoloji üretiyor mu, lider bir kuruluş mu, ülkeye faydalı mı, hakikaten kurtarılması gerekiyor mu, hakikaten basiretli mi davranmıştır; yoksa, kötü mü davranmıştır, niye batıyor, onu değerlendiririz, biz de bu ülkenin insanıyız ve yardımcı olmak isteriz; ama, bakkalcılık şirketini de kurtaralım... Kurtarmayalım arkadaşlar, alacaklı alacağını alsın, bu ülkenin sırtına yük olmasın. Eğer, bankayı alacağını tahsil edemez duruma sokarsak, bu defa bankayı batırırız, domino taşı etkisi yapar, bankanın bedelini de bizler öderiz; bu ülkede sayısız örnekleri var bunun. Bunun için, temel yasaları bu amaçla kullanmamalıyız değerli arkadaşlarım. Bu konuda hepinizden sağduyu istiyorum. Bir artı dört yıl istismara açık bir şeydir, inanılmaz derecede açık bir şeydir. Mevcut haliyle bir artı bir denenmemiştir, yetersiz olup olmayacağı belli değildir. Kaldı ki -biraz sonra da görüleceği üzere- iflasın ertelenmesi kararını alan şirket, yeni getirdiğimiz Anglosakson uygulamasıyla, uzlaşma yoluyla borçların yeniden yapılandırılmasıyla elini güçlü hale getirip, aynı anda iflasın ertelenmesini istedi "bankalar, hele bir gelin, ben uzlaşacağım sizinle, borçlarımızı yeniden yapılandıralım" dediğinde, önüne çöktüremeyeceği finans kuruluşu yoktur.

Değerli arkadaşlarım, böyle bir şey haksızlık olur, rekabeti ortadan kaldırır, malî sektörü çökertir, doğru bir yaklaşım değildir. Her sistemin geciktirici sistemlerini icra ve iflas hukukumuza ithal ederek icra ve iflas hukuku yapmış olmayız, kanunu yapmış olmayız; bu kanunun adı tahsilat kanunu, tahsilatın geciktirilmesi kanunu değil. İşin daha vahimini söyleyeyim: Bu tür şeyler yapılırken, fatura, hiçbir günahı olmayan işçilere yükleniyor. İşinden, ekmeğinden olmasın diye yapıyoruz; ama, bu kanunun orijinalinde -Sayın Bakan biliyor, sizler tanıksınız, hatırlayan arkadaşlar var- "işçiler kıdem tazminatlarını isteyemez" diye yazılıydı. Bizim muhalefetimizle, bizim bastırmalarımızla bu olay gerçekleşti.

Değerli arkadaşlarım, 9 uncu maddede de, Anglosakson hukukunda yer alan "chapter eleven" adıyla yer alan bir müessese getiriliyor. Bu, Avrupa'da bile on yıl, yirmi yıl tartışılıyor ve ayrı kanunlarla deneniyor; bizde de "İstanbul yaklaşımı" adı altında denendi. Bu da, bir başka anlı şanlı işadamımızın siparişidir. Bunlar gazetede çıktı. Merak edenler olursa, kimin, neyi sipariş ettiğini, bu kürsüden açıklamakta da tereddüt etmem; sırf, Meclisin mehabeti bozulmasın diye söylemiyorum; o da, onun siparişidir.

Arkadaşlar, bu, İcra ve İflas Yasası, insaf edelim... Yani, ülke için güzel şeyler yapalım, güzel olmayan şeyleri temel yasaların arasına sıkıştırarak; yani...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Eraslan, mikrofonunuzu açıyorum, lütfen sözlerinizi tamamlayın efendim.

ORHAN ERASLAN (Devamla) - ...açık gitme yerine, kapalı olarak götürmeye çalışmanın doğru bir yanı yoktur değerli arkadaşlar. Bunun için, bu tasarının 1, 5 ve 9 uncu maddeleri, Türkiye açısından vahimdir, hukuk devleti açısından vahimdir; buna karşıyız, bu konudaki düzenlemeleri kabul etmek mümkün değildir.

Sayın Başkanın gösterdiği hoşgörüyü suiistimal etmemek amacıyla, 9 uncu maddeyle ilgili görüşlerimizi bilahara da açıklamak üzere -çünkü, o yeterli açıklanamadı- hepinizi, sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Eraslan.

Tasarının tümü üzerinde, şahsı adına, Tekirdağ Milletvekili Sayın Nuri Saygun; buyurun.

Sayın Saygun, süreniz 10 dakika.

MEHMET NURİ SAYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli mesai arkadaşlarım; 372 sıra sayılı, İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısıyla ilgili olarak şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi sevgilerimle, saygılarımla selamlıyorum.

Efendim, bu kürsüden 20 Aralık 2003 tarihinde yaptığım konuşmada bir hususa değinmiştim. Bugün, yasanın temel yapısına değinmeden önce, aynı şeyi bir kez daha söyleme ihtiyacı duyuyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevi yasa yapmak, yasama görevini yerine getirmek. Yasama görevi yapılırken iki hususun çok önemli olduğunu düşünüyorum; bunlardan bir tanesi, toplumun ihtiyaçlarını gözönüne almak ve bu ihtiyaçlara uygun yasal düzenleme yapmak; ikincisi de, yapılmakta olan yasal düzenlemenin, belirli bir süreci tamamlamadan, toplumun ekonomik, siyasal, kültürel yapılarının değişikliğe uğramasından önce çok acil bir şekilde yeni bir değişikliği yaşamaması gerekir. Ben, Bankalar Yasası için bunu söylemiştim; bugün aynı şeyi bu yasa için de söylüyorum.

Bakın, 17 Temmuz 2003 tarihinde İcra ve İflas Yasasında önemli değişiklikler içeren 100 maddelik bir yasa tasarısı gelmişti; 30 Temmuz 2003'te Resmî Gazetede yayımlandı, yürürlüğe girdi.

Arkadaşlar, o yasa yapılırken, Türkiye'nin ekonomik yapısı buydu; ama, aradan beş ay geçti, o gün yaptığımız yasada bugün değişiklik yapmak zorunda hissettik kendimizi.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin hazırlayacağı yasalarda, beş ay önce yaptığınız yasadan beş ay sonra rücu etmeye kalkarsanız, bu, ne yasama görevi açısından bir sağlık işaretidir ne de topluma güven verme yönünden yeterli bir güvencedir.

Bu sözlerimi ben aralıkta söylemiştim, bugün tekrarlıyorum. Umarım, bu konuda, benzeri olayları sık sık veya bir daha yaşamayız.

Bunun çeşitli zararları da var tabiî. Ben, bunu, 20 Aralıkta söylerken şuna değinmiştim: Ya hükümet yasa hazırlamakta deneyimsiz ya da Adalet ve Kalkınma Partisinin bürokratları bu konuda sınıfta kalıyor. Hangisinin başarısız olduğu konusunda adıma bir şey söylemek istemiyorum; ama, ortada bir başarısızlık var, bu başarısızlığın yetkililer tarafından bir an önce ortadan kaldırılmasının doğru olacağına inanıyorum.

Eğer, bu söylediğim sözler doğru bulunmuyorsa, yani "efendim, bizim, o zaman yaptığımız yasa doğruydu, değişiklikler doğruydu" diyorsanız ve beş ay sonra böyle bir değişiklik getiriyorsanız, o zaman, kafama başka sorular takılıyor. Acaba, birtakım firmaları, birtakım şirketleri içlerinde bulundukları zor durumdan kurtarmak adına, objektif değil ama, sübjektif bir hazırlık içinde miyiz? Eğer, birinci iddiam doğru değil de, doğru olanı bu ise, inanın, çok vahim bir durumla karşı karşıyayız demek zorundayım ve eğer, hakikaten, iddia buysa, bu yasa tasarısının tümden, bir an önce geriye çekilmesinin etik açıdan doğru olacağına inanıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Grubumuz adına az evvel konuşan Orhan Eraslan arkadaşım, yasadaki temel çelişkileri, daha geniş bir zaman içerisinde, size ifade etmeye çalıştı. 1 inci maddedeki bu el koyma hakkının İcra ve İflas Yasasından çıkarılmasına yönelik hatayı o telaffuz etti; ama, bu arada, güzel bir şey oldu; Adalet ve Kalkınma Partisinin Grup başkanvekilleri de bu konudaki yanlışlığı gördüler ve yapılan görüşmeler sonunda, 1 inci maddedeki bu husus önergeyle değişecek görünüyor. Bu değişikliği sağlayabilirsek, sanıyorum, şu yasa tasarısındaki birtakım yanlışlıkların bir tanesinden kurtulmuş olacağız.

2 nci maddede, kıymet takdiri süresi, taşınır ve taşınmaz mallarda iki yıla çıkarılıyor. Şimdi, ülkemizin ekonomik durumunun gittikçe iyileştiğini kabul etsek dahi -gelişmekte olan ülkelerde- günbegün büyük veya küçük krizler yaşamamız söz konusu olabilir. Böyle bir temennimiz yok; ama, bunu da, hiçbir zaman gerçekleşmez diye iddia edemeyiz. Oysaki, yasa metni çok net; iki yıl boyunca bir daha kıymet takdiri yapılamaz. Arkadaşlar, ekonomik göstergelerde birtakım değişiklikler olursa, yasa metninin bu kadar emredici niteliği karşısında, artık, ne olursa olsun, ekonomideki tablo ne olursa olsun, yeni bir kıymet takdiri yapma hakkı ortadan kalkıyor. Bu konunun yeni baştan bir düzenlemeye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum, en azından, olağanüstü haller için.

5 inci maddeyle ilgili çekincelerimizi az evvel arkadaşım ifade etti. Özellikle iki yıllık bir erteleme süresinin, hiçbir uygulama yapılmadan, birden bire dört yıla çıkarılmasının hangi mantıkla özdeşleştiğini anlamanın imkânını bulamadım ve anlayamadım. Şimdi, iki yıllık bir süre koymuşuz, hiçbir uygulama da yapmamışız, bugüne kadar böyle bir şey yaşamamışız, beş ay süre geçmiş, birden bire almışız, demişiz ki, hayır, iki yıl uygun değil, bunu dört yıla çıkarıyoruz. Peki, gerekçesi? Yani, iki yılı uyguladık da, olmadı mı, yanlış mı gitti, neden dört yıla çıkarıyoruz? Eğer, temel amaç, ülkede ekonomik yaşamda dört yıllık bir süreye sığınmak suretiyle şirketleri belirsiz bir koruma altına almaksa, bu, ekonomik yapıya hiç yarar getirmez, aksine, inanılmaz boyutlarda zarar getirir.

Bu nedenle, bu çerçeve 5 inci maddenin yeni baştan ele alınmasını ve iki yıllık sürenin hiçbir şekilde dört yıla çıkarılmamasının doğru olacağına inanıyorum.

9 uncu maddeyi anlamak mümkün değil. Ben, 26 yıl hukukla iştigal ettim, avukatlık yaptım. İcra ve İflas Yasamızın kaynağını biliyoruz. Kıta Avrupasının bu kaynağa uygun bölümlerini dönem dönem alıyoruz; ama, bize neden yetmedi, bilmiyorum, birden bire, kıtalararası bir aşama kaydettik ve Amerikan hukukundan, İcra ve İflas Yasamızın temel kriterlerine uygun olmayan yeni bir düzenleme getirdik. Şimdi, bu düzenlemede ilginç hususlar var. Bir kere, İcra ve İflas Yasasının, alacaklı ve borçluyu eşitlik ilkesi tahtında birlikte koruması gerekirken, bu düzenlemeyle, alacaklıları defterden siliyoruz ve borçluları koruma altına almaya çalışıyoruz. Hatta, biraz daha ileri gidiyoruz, böyle bir teklif getirmek durumuna düşmüş şirketlere yeni finans kaynağı yaratmanın yollarını arıyoruz, bunu, yasanın metnine dahil ediyoruz.

Şimdi, arkadaşlarım, hiçbir özel kuruluş, hiçbir finans kuruluşu böylesine bir badireye düşmüş şirkete ya da kooperatife kredi vermeye meraklı olmaz; ama, eğer, yasada böyle bir düzenleme yaparsanız, ya devlet bankalarını kullanmak suretiyle bu kurumlara finans yaratmak durumunda kalırsınız ya da özel bankaları birtakım siyasî baskılarla zorlar, o tabloya itersiniz ve bir tane şirketi kurtaracağım derken, yeni bir ekonomik kriz, yeni bir finans sektörü çöküşü yaratırsınız.

Bu nedenle, yasadan, özellikle böylesine bir proje üretme ihtiyacı olan firmalara yeni finans kaynakları yaratma konusundaki görüşün, bir an önce, hatta, derhal çıkarılmasının en doğru karar olacağına inanıyorum.

Bir de, dikkate değer bir husus var dostlarım. 10 uncu maddede, bu şekilde bir projelendirme talep eden şirketlerin dürüst davranmamaları halinde, beyanlarının doğru olmaması halinde tecziye edilmelerine yönelik bir hüküm var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Saygun, lütfen toparlar mısınız.

MEHMET NURİ SAYGUN (Devamla) - Toparlıyorum efendim.

Bu 10 uncu maddede çok ilginç bir şey var. Bakın, biz çıkardık, karşılıksız çek keşide etmeye bir ceza verdik. Bir tane çek yaprağına -atıyorum- 50 000 000, 100 000 000 yazdılar. Bir yıl hapis cezasıyla tecziye edilecek; ama, rakamın ne olduğu meçhul. Belki de yüzlerce alacaklıyı mağdur edecek bir yalanlar silsilesiyle kendisini bu projenin altına saklamaya çalışan işadamına, bir karşılıksız çeke verilen cezayı bile vermeye cesaret edemedik; tecziyesi altı ay ile bir yıl... Eğer, cezalarda bir eşitlik ilkesi olacaksa, o zaman, böylesine bir mağduriyeti, bilerek, kasten yaratan o şirket sorumlusunun tecziye edileceği, mahkûm edileceği cezanın, en azından karşılıksız çekte verilecek olan cezanın çok daha üstünde olması gerekir diye düşünüyorum.

Bütün bunlardan sonra, ben, bu değişikliklerin, zamansız, daha önceki yasada yer almamış olmasına rağmen, alelusul getirilen değişiklikler olduğuna inanıyorum. Özellikle, 1 inci, 5 inci, 9 uncu ve 10 uncu maddelerin, mutlaka, bir kez daha elden geçirilmesi gerektiğine inanıyorum. 1 inci madde konusunda bir görüş birliğine varıldı zaten. Diğer maddelerin de bir kez daha değerlendirilmesini istiyorum.

Önemli olan, Meclisten, çok acele, çok hızlı ve çok fazla yasa çıkarmak değildir; önemli olan, Türk toplumunun sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel yapılarına uygun, uzun zaman yaşamda kalacak yasaları ortaya getirmektir.

Bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Meclisimizi saygılarımla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Saygun.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

İCRA VE İFLÂS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA

DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1. - 9.6.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 88 inci maddesinin ikinci fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan "alacaklının muvafakatı ve üçüncü şahsın" ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Ancak, madde üzerinde 1 önerge vardır; önergeyi okutup, işleme alacağım.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 372 sıra sayılı İcra İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 1 inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Orhan Eraslan

Feridun Ayvazoğlu

Muharrem Kılıç

 

Niğde

Çorum

Malatya

 

Yüksel Çorbacıoğlu

Ziya Yergök

Atilla Kart

 

Artvin

Adana

Konya

BAŞKAN - Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HALİL ÖZYOLCU (Ağrı) - Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Sayın Hükümet?..

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Sayın Başkan, aslında, bu maddenin metinden çıkarılmasına gerek yok; fakat, birkısım endişeler var. Sırf bu endişeleri ortadan kaldırmak adına, biz de bu önergeye katılıyoruz.

BAŞKAN - Komisyonun takdire bıraktığı ve Hükümetin de katıldığı önergenin gerekçesini okutayım mı efendim?

MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Evet, gerekçe okunsun.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu madde, İcra İflas Kanunumuzun sistemine uyumsuzluk yaratacağından ve tahsilatı yavaşlatarak suiistimallere yol açacağından dolayı yasa metninden çıkarılmıştır.

BAŞKAN - Gerekçesi okunan önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiş ve madde tasarı metninden çıkarılmıştır.

2 nci maddeyi 1 inci madde olarak okutuyorum:

MADDE 1. - 2004 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "yurt düzeyinde tirajı en yüksek beş gazeteden" ibaresi "tirajı yüzbinin üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden" şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

1 önerge var; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 372 sıra sayılı, İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 1 inci maddesindeki "tirajı yüzbinin üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden" ibaresinin "tirajı ellibinin üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden" şeklinde değiştirilmesini teklif ediyoruz.

Saygılarımızla.

 

Haluk İpek

Resul Tosun

Halil İbrahim Yılmaz

 

Ankara

Tokat

Kütahya

 

Ali Yüksel Kavuştu

Muharrem Candan

İrfan Gündüz

 

Çorum

Konya

İstanbul

 

Mustafa Öztürk

Nusret Bayraktar

Ayhan Zeynep Tekin

 

Sinop

İstanbul

Adana

 

 

Recep Yıldırım

 

 

 

Sakarya

 

BAŞKAN - Sayın Komisyon?..

ADALET KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HALİL ÖZYOLCU (Ağrı) - Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet?..

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Sayın Başkan, aslında, bu Tasarıdaki 2 nci maddenin düzenlenmesinin sebebi, icra iflas ilanlarının, olabildiğince, Türkiye'deki herkes tarafından bilinmesini ve ona göre, bu ilandan beklenen faydanın azamî ölçüde sağlanmasıdır; bunu teminen böyle bir düzenleme yapıldı. Daha evvel "tirajı en yüksek beş gazete" denilmişti, sonradan, bu "tirajı yüzbinin üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden" şeklinde komisyondan geçti. Bizim de kanaatimiz bu yöndedir. Esas itibariyle, bugün, bu 2 nci maddenin uygulamasına baktığımızda, tirajı yüzbinin üzerinde, Türkiye çapında dağıtım yapan 17 gazete vardır. Dolayısıyla, bizim açımızdan, esas itibariyle, beklenen fayda hâsıl olmaktadır; ancak, tabiatıyla, Hükümet olarak, bu bizim fikrimizdir. Takdir Yüce Meclisindir ve kararına da saygı duyarız.

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet takdire bırakıyor.

Önerge sahiplerinden konuşmak isteyen?..

HALUK İPEK (Ankara) - Gerekçe okunsun efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tirajı yüzbinin üzerinde olan kimi gazeteler özel sektörden yüksek fiyatlarla ilan aldıkları için daha ucuz olan resmî ilanları yayımlamaya hem sayfalarında yer bulmak açısından hem de ücret açısından sıcak bakmazlar. Ayrıca, tirajı yüksek gazetelerin genelde arkasında sermaye grupları bulunduğu için ilan almasalar dahi yayınlarını sürdürebilirler. İcra iflas ilanları da resmî ilan sayıldığı için, tirajı yüksek gazeteler bu ilanları yayımlamakta güçlük çekmektedirler. Kolaylıkla yayımlamış olsalar dahi bu gazeteler kayırılmış, tirajı düşük gazeteler de cezalandırılmış sayılır.

Oysa, icra iflas ilanlarının yayımlanmasından maksat yurt çapında duyurulmasıdır. Türkiye çapında son satıcı konumunda yirmibin civarında bayi vardır. Dolayısıyla yurt çapında ellibin satan bir gazetede yayımlanan ilan ile bu maksat hâsıl olmaktadır.

İlanların sadece yüzbinin üzerindeki gazetelere tahsis edilmesi zaten malî durumu iyi olan gazeteye bir de devlet desteği vermek demektir. Halbuki, bu desteğe tirajı düşük olan gazeteler daha muhtaçtır.

Yurt  düzeyinde yayınlanan gazetelerde maksat hasıl olduğuna göre tirajı yirmibin ve daha fazla olan gazetelerin tamamının bu haktan yararlanması daha adil ve daha yararlı olacaktır.

RESUL TOSUN (Tokat) - Sayın Başkan, o cümledeki "yirmibin" kelimesi "ellibin" olacak efendim.

BAŞKAN - Ellibin olarak düzeltildi.

Gerekçesini dinlediğiniz, Hükümetin ve Komisyonun takdire bıraktığı değişiklik önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Böylece, 2 nci maddeyi, kabul edilen önerge doğrultusunda, 1 inci madde olarak oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi 2 nci madde olarak okutuyorum:

MADDE 2. - 2004 sayılı  Kanunun 128/a maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemez."

BAŞKAN- Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

3 üncü maddeyi 2 nci madde olarak oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

4 üncü maddeyi 3 üncü madde olarak okutuyorum:

MADDE 3. - 2004 sayılı Kanunun 166 ncı maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "yurt düzeyinde tirajı en yüksek beş gazeteden" ibaresi "tirajı yüzbinin üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden" şeklinde ve üçüncü cümlesinde yer alan "en yüksek" ibaresi "yüzbinin üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan" şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN- Evet, bu maddede, kabul edilen önergeye göre bir çelişki var. Bunu düzeltmemiz lazım.

HALUK İPEK (Ankara)- Önerge var efendim.

SALİH KAPUSUZ (Ankara)- Önerge var Sayın Başkan.

BAŞKAN- 3 üncü madde üzerinde verilmiş 1 önerge var; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 372 sıra sayılı İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 3 üncü maddesinde yer alan "yüzbinin üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan" ibarelerinin "ellibinin üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan" şeklinde değiştirilmesini teklif ediyoruz.

Saygılarımızla.

 

Haluk İpek

Resul Tosun

Halil İbrahim Yılmaz

 

Ankara

Tokat

Kütahya

 

Muharrem Candan

İrfan Gündüz

Mustafa Öztürk

 

Konya

İstanbul

Sinop

 

Ali Yüksel Kavuştu

Nusret Bayraktar

Ayhan Zeynep Tekin

 

Çorum

İstanbul

Adana

 

 

Recep Yıldırım

 

 

 

Sakarya

 

BAŞKAN- Komisyon?..

ADALET KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HALİL ÖZYOLCU (Ağrı)- Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN- Hükümet?..

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara)- Sayın Başkan, mecburen katılıyoruz; çünkü, bir önceki maddede "ellibin" olunca, bundan sonraki maddelerde de, aynı şekilde, kabulde mecburiyet vardır.

BAŞKAN - Hükümetin katıldığı, Komisyonun takdire bıraktığı önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

2 nci maddede yapılan değişikliğe uyum arz etmesi için gerekmektedir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

5 inci maddeyi 4 üncü madde olarak okutuyorum:

MADDE 4. - 2004 sayılı Kanunun 179/b maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Erteleme süresi azamî bir yıldır. Bu süre kayyımın verdiği raporlar dikkate alınarak mahkemece uygun görülecek süreler ile uzatılabilir ancak uzatma süreleri toplamı dört yılı geçemez. Kayyım, mahkemenin belirleyeceği sürelerde iflası ertelenenin faaliyetleri ve işletmenin durumu konusunda düzenli olarak mahkemeye rapor verir."

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Artvin Milletvekili Sayın Yüksel Çorbacıoğlu; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakika.

CHP GRUBU ADINA YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Artvin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum; görüşülmekte olan tasarının -madde numarası 5 olan- 4 üncü maddesiyle ilgili görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum.

Daha önce bu konuda Grubumuz ve şahsı adına söz alan her iki milletvekilimin açıkladığı konulara girmeden, ben, konunun daha kolay anlaşılabilmesi için, örnek olayla bu maddenin ne sonuç doğuracağını sizlere anlatmak istiyorum.

Öncelikle, tasarı metnine bakarsanız, genel gerekçe kısmında, ikinci paragrafta, ekonominin etkin ve verimli olarak işleyebilmesi için bu tasarının gündeme getirildiği söyleniyor. Yine, devamında "amacın, zor duruma düşen borçluları korumak..." Bu 4949 sayılı Yasadaki gerekçe, kurumsallaştırılmak için, bugün amacın kurumsallaştırılması amacıyla bu tasarı önümüze gelmiştir. Yani, sonuçta borçluları koruyacağız ve ekonomide etkinliği de sağlayacağız.

Değerli arkadaşlar, uygulamada, temmuz ayı itibariyle değiştirdiğimiz bu yasada iflasın ertelenmesi hakkı, erteleme bir yıl, uzatma ise bir yıl, toplam iki yıl. Bu yasanın metnini okursanız, bence, yasa yapma tekniği açısından bir de hata yaptık. Eğer, bu kanunu bu şekilde çıkarırsak, bu metin halinde çıkarsa, yargıda, bunun uygulanmasında sorun yaşanacaktır. Neden; okuyorum: "Erteleme süresi azamî bir yıldır. Bu süre kayyımın verdiği raporlar dikkate alınarak mahkemece uygun görülecek süreler ile uzatılabilir ancak uzatma süreleri toplamı dört yılı geçemez." Şimdi, arkadaşlar, erteleme ayrı bir kavram, uzatma ayrı bir kavram. Biz, komisyonda bu konuyu tartışırken iki yıl, yani erteleme ve uzatma için toplam iki yılın uygun olduğunu söyledik; ama, Adalet ve Kalkınma Partisi üyesi arkadaşlarımız iki yılın kısa olduğunu, ekonomik koşullar dikkate alındığında bunun dört yıl olmasının gerektiğini söylediler. Ancak, ertelemenin bir, uzatmanın da toplam dört yıl olduğu durum karşısında, aslında, biz bu yasayı yaparken, bu uzatma ve toplamını dört yıl olarak değil, sonuçta beş yıl olarak uygulamak zorunda kalacağız. Yani, yarın öbür gün bu yasa uygulanırsa, herhangi bir mahkemeye gidildiğinde, beşinci yıl erteleme talebinde bulunan bir borçlu, bana göre, bu hakkını elde eder; fakat, bu, siz Adalet ve Kalkınma Partisi üyesi arkadaşlarımın amacıyla uyuşmayacaktır. Çünkü, arkadaşlarımız, ekonomik koşullar dikkate alınarak, Türkiye'de dört yıllık sürenin uygun olduğunu söylediler; yani, zımnen, beş yılın uygun olmadığını da kabul etmiş oldular; fakat, yasa metni, bunun beş yıl olarak uygulanmasına yol açabilecektir.

Değerli arkadaşlar, amaç, borçluyu korurken ekonomide etkinliği sağlamak. Şimdi, ben size çok basit bir örnek vereceğim. Herhangi bir malın tüketiciye ulaşana kadar bir yığın aşaması var. Yani, ithalatçı olabilir, ithal eder; imalatçıya verir, ikinci el imal eder; o toptancıya verir, oradan ana bayie, oradan tali bayie, oradan perakendeciye, oradan da tüketiciye gider. Şimdi düşünün; ana bayi borçlu. Ana bayii koruyalım diyoruz. Ana bayii korumak ne demek; borcunu beş yıl süreyle tahsil edememek demek. Çünkü, bu yasa neyi veriyor; erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Yasa dahil, tüm takibi durduruyor. Parayı tahsil edemiyor. Kim edemiyor; toptancı tahsil edemiyor. Sonuçta, toptancı tahsil edemeyince toptancıdan alacaklı olan imalatçı, üretici, sanayici, o işçilerin çalıştığı -o işçilerin korunmasını düşünüyoruz- fabrika da parasını tahsil edemeyecek, ithalatçı da tahsil edemeyecek. Yani, siz, orada, bir bayii koruyayım derken -o da bir sermaye şirketidir, onu koruyayım derken- aslında, bir sanayii, bütün sistemi batırıyorsunuz; yani, bir kişiyi korurken, zinciri kırıyor, domino taşı gibi bütün ekonomiyi yıkıyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, 1 inci maddede olduğu gibi, ben bu konunun tekrar gözden geçirilerek, 4 üncü maddedeki bu toplam beş yıl uzatma süresinin çok önemsenerek mevcut haliyle uygulanmasını öneriyorum. Umarım bu konuda grup başkanvekillerimiz bu düşüncemi takdir ederler. Eğer bu şekilde geçersek, hem İcra ve İflas Yasasının amacına uygun hareket etmiş oluruz hem de ekonomide etkinliği bu şekilde sağlamış oluruz.

Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çorbacıoğlu.

Madde üzerinde ikinci söz isteği, AK Parti Grubu adına, Isparta Milletvekili Sayın Recep Özel'e aittir.

Sayın Özel, buyurun.

Süreniz 10 dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA RECEP ÖZEL (Isparta) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 4 üncü maddede herhalde bir yanlış anlaşılma var kanaatindeyim. Sanki, yasada getirilen dört yıllık süre, blok şeklinde, bir iflasın ertelenmesi dört yıl ertelenecek gibi algılanıyor. Bu tamamen yanlış bir düşünce. İflasın ertelenmesi, Türk Ticaret Kanununun 324/son maddesine göre, ticaret mahkemesinden istenecek, ticaret mahkemesi uygun görürse bir bilirkişi tayin edecek, şirketin mal varlığına bakacak, yeniden yapılandırılması, ıslahı mümkünse bir yıl erteleme kararı verebilecek. Bu bir yılın sonunda eğer şirket iyiye gidiyorsa, bu sermaye şirketi kurtarılabicek, gerçekten borçlarını ödeyebilecek durumdaysa, bir bir yıl daha ve her bir yıllık dilimler sonunda bunu erteleyebilecek, öteleyebilecek iflası.

Şimdi, Türk Ticaret Kanunu 324'e göre iflasının ertelenmesine karar verilmiş olan bir şirket borçlarını ödüyor, belli bir seviyeye gelmiş; sırf iki yıllık süreden dolayı, iyi yolda olan bir şirketin, mahkeme, mecburen, yasal zorunluluktan dolayı iflasına karar verecek.

İflas bir ölümdür; iflastan dolayı da hiçbir alacaklı memnun değildir. İflasın neticesinde, iflas masrafları, satılan menkul, gayrimenkul mallardan elde edilen bütün para sadece masraflarına yetiyor, hiç kimseyi tatmin etmiyor, hiçbir alacaklı iflasın neticesinden ben memnunum demiyor.

MUHARREM KILIÇ (Malatya) - İflası sistemden çıkaralım o zaman, iflası tümüyle kaldıralım...

RECEP ÖZEL (Devamla) - Bu işletmede çalışan birdünya işçi var. Bu işsizlik ortamında biz bunları yaşatalım mı, yoksa, sırf süreden dolayı, iyiye gitmekte olan bir işletmenin iflasına mı karar verelim?! Tabiî ki, mahkeme, bir yıl erteledi -her yıl gözden geçiriyor, kayyım vasıtasıyla bunu denetliyor bilirkişi marifetiyle denetleniyor- süreyi, ara kararıyla bir yıl uzattı, alacaklının biri mahkemeye itiraz etti "bu borçlu kötü niyetli, bu şirket iyiye gitmiyor, daha da kötü duruma düşüyor" dedi; mahkeme, her an, bu itiraz üzerine karar verip, erteleme süresini orada kesip, iflasına karar verebilir. Bu, hâkimin, mahkemenin takdirinde olan bir olay.

ORHAN ERASLAN (Niğde) - Ama, değişiyor şimdi Recep Bey.

RECEP ÖZEL (Devamla) - Bakın, bununla ilgili uygulamada, bir mahkeme kararında neler yazdığını size biraz okumak istiyorum: "Bir yıl süreyle ertelenmesine; mahkemece seçilecek hukukçu, malî müşavir ve işletmeciden oluşan 3 kişilik kayyım heyetinin atanmasına -bu da ücret takdirinde- şirket faaliyetlerinin kayyım heyetinin gözetim ve..."

ORHAN ERASLAN (Niğde)- Ücreti de oku, ücreti de...

RECEP ÖZEL (Devamla)- "...izni doğrultusunda şirket yönetim kurulunca devamına ve bilirkişi kurulu raporunda belirtilen tedbirlerin bu şekilde icraına; gerektiğinde kayyım heyetince profesyonel yönetici istihdam edilmesine; kayyım heyetinin 3 ayda bir Şubat 2002 tarihi baz alınarak ıslah gelişmelerini gösterir tarzda bilanço çıkarmak suretiyle rapor vermesine; olumsuz gelişmelerin varlığı halinde, süre beklenmeksizin, kayyım heyetince bilirkişiden alınacak raporun mahkemeye ibrazına; mahkememizce 13.3.2002 tarihinde verilen ihtiyatî tedbir kararının aynen devamına; kayyım heyetince envanter düzenlettirilmesine; davacı şirketin son iki yıl yönetim kurulu üyeliğini yapan kişilerin tüm gayrimenkulleri üzerine ihtiyatî tedbir konulmasına; son iki yıl içerisinde görev yapan şirket yönetim kurulu üyelerinin karı, koca, usul, füru, neseben ve sıhren ikinci dereceye kadar olan -bu derece dahil- hısımlar, varsa evlat edinen ile evlatlık arasında ivazlı ve ivazsız tasarruflar yönünden ihtiyatî tedbir konulmasına; bu hususta icra müdürlüğünün yetkili kılınmasına..."

Şimdi, biz, bu şirketi batıralım mı?!. Bu kadar tedbir arasında, bunun, mal kaçırması, ertelemesi, mallarını bir başka yere nakletmesi zaten mümkün değil. Devamlı şekilde mahkemenin gözetimi altında. Şirkette olumsuz bir gelişme olduğunda, verilen süre de kötü niyetli olarak kullanıldığında, mahkeme, her zaman, buna el koyup, verilecek bilirkişi ve kayyım raporları doğrultusunda süreyi kesebilir, kısaltabilir.

Özellikle, bu süre, turizm sektöründe çok daha önemli. Biliyorsunuz, turizm sektörü, önemli bir olaydan dolayı bir yılda, iki yılda kendini toparlayamayabilir, daha uzun sürelere ihtiyaç duyabilir. O nedenle, biz, işletmelerin yaşaması için... En ufak bir bakkal dükkânının kapanmasının bile bu ülkede ne anlama geldiğini, herhalde, bu işsizlik ortamında herkes kabul ediyor.

Bu nedenle, biz, işsizler ordusu çoğalmasın, bu yeniden yapılandırma projesinde olan işletmelere, iyi yolda olan işletmelere bir imkân tanıyalım diye, bu maddeyi tasarıya koymuştuk; kabulünü talep ediyoruz efendim.(AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özel.

Madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır

ORHAN ERASLAN (Niğde) - Sayın Başkan, önergemiz var.

BAŞKAN - 4 üncü madde üzerinde 1 adet önerge vardır; önergeyi okutuyorum:

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 372 sıra sayılı İcra İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 4 üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Orhan Eraslan

Feridun Ayvazoğlu

Muharrem Kılıç

 

Niğde

Çorum

Malatya

 

Yüksel Çorbacıoğlu

Ziya Yergök

Atilla Kart

 

Artvin

Adana

Konya

BAŞKAN - Sayın Komisyon ?..

ADALET KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HALİL ÖZYOLCU (Ağrı) - Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Hükümet?..

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Sayın Başkan, kısa bir açıklama yapmam gerekiyor.

Aslında, önergeyi veren arkadaşlarımızın bir endişesi var. Bu endişe, buradaki sürelerin uzun olması sebebiyle kendilerine tanınan imkânın kötüye kullanılabileceği noktasındadır. Hukukun bir temel kuralı var. Bir hakkın kötüye kullanılmasını hiçbir zaman kanun himaye etmez. Hele hele, işleyen bir süreç yargı denetimi içerisinde ise ve ortada da bir kötüye kullanma durumu söz konusu olacaksa, şüphesiz, mahkemelerin bunu dikkate alması gerekir diye düşünüyoruz. Onun için "mahkemece uygun görülecek süreler" ifadesi burada geçtiği için ben önergeye katılmıyorum; "mahkeme" ifadesi olmasaydı bu önergeye katılırdım.

BAŞKAN - Komisyonun takdire bıraktığı, Hükümetin katılmadığı önergenin sahiplerine söz hakkı veriyorum.

Buyurun Sayın Eraslan.

ORHAN ERASLAN (Niğde) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; önergemiz üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlarım, konunun -tabiî, takdir Yüce Meclisin; ama- doğru anlaşılması, iyi anlaşılması gerekir. Başlangıçtaki konuşmamızda da söylediğim gibi, İcra ve İflâs Kanunumuzun mehazı, kaynağı İsviçre'dir. Bu, Alman hukukundan gelmedir. Niye Alman hukukundan gelmedir; Ticaret Kanunumuzun kaynağı Alman Ticaret Kanunudur, oradan tercüme ederken, 324 üncü maddeyle birlikte bize de bu gelmiş; ama, uygulaması pek yaygınlaşamamış. Niye; icra iflas sisteminin içine alınmadığı için... Şimdi, icra iflas sisteminin içine alınmış 17.7.2003 tarihinde, bir yıl erteleniyor, artı, bir yıl uzatılıyor diye. Birer yıl arayla mahkeme tarafından uzatılmasının esprisi bu; yoksa, Sayın Recep Özel arkadaşımızın dediği gibi, her yıl, rapor üzerine, birer yıl, birer yıl karar veriliyor değil. Bu mevcut durumdan o anlaşılır; ama, bu değişiklikle... Bakın, okuyorum maddeyi: "Erteleme süresi azamî bir yıldır." İflasın ertelenmesi. "Bu süre kayyımın verdiği raporlar dikkate alınarak mahkemece uygun görülecek süreler ile uzatılabilir ancak uzatma süreleri toplamı dört yılı geçemez." Bir artı dört...

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bütün mesele kayyımda düğümleniyor. İflas hukukunda -ilgilileri bilir- ballı kaymaklı işler vardır, kayyımlık da bunlardan bir tanesidir. Benim, Recep Bey okurken "ücreti de oku, ücreti de" diye çabaladığım oydu. Kayyım tayin edilen insanlara hatırı sayılır bir ücret tayin edilir ve hatırı sayılır ücret de tayin edilmesi gerekir, doğrusu da odur. Yani, az olsun demiyorum, doğrusu da odur. Onun için, bu ortamda genellikle kayyımlar, o beklediğimiz hassasiyeti göstermezler. Usulen tayin edilen bilirkişilere top pas edilir ve bu şekilde yaşanır.

Ben, ülkemizde de şunu görmedim: İflasla yok, yoksul hale düşeni hatırlamıyorum; ama, iflas zenginlerini say derseniz, size bir çırpıda 20 kişi sayarım. Ne acıdır ki, ne dramatiktir ki, bizim ülkemizde, iflas, zengin olma sebebi sayılıyor. Adam şirketini iflas ettiriyor; ama, kendi zengin hale geliyor. İşte, bu da bu yolu açacak bir şey.

Kanun maddesi yanımda; beş yıl süreyle iflasın ertelenmesi kararı alan adamdan, hele hele o bir yılı geçirdikten sonraki dört yıl süreyle, ne devlet alacağını alabiliyor ne sigorta alacağını alabiliyor ne haciz yapılabiliyor ne devlet takip yapabiliyor ne banka takip yapabiliyor ne alacaklı yapabiliyor ne toptancı ne de tedarikçi; hiç kimse... Neredeyse, hani mümkün olsa, haşa, bir de "Azrail de bu adamın canını alamaz" diye bir fıkra eklense olacak yani; öyle bir duruma getiriliyor. Böyle bir koruma olabilir mi; ekonomik liberalizm ortamında böyle bir koruma olabilir mi?!

Haa, bu, bir şirket için çıkarılıyor; şirketin adını biliyoruz, basın yazdı, söyleyebilirim, hiçbir mahzuru yok; yani, onu kurtarmaya çalışıyorsunuz. Sizden şunu bekliyorum; elma üreticilerini de kurtarın, patates üreticilerini de kurtarın, bu ülkenin çiftçisini de kurtarın; o konuya da aynı eğilimi gösterin. Arkadaşlar, burada, bir şirketi kurtaracağız diye, icra iflas sistemini bozuyorsunuz; o şirket iyi niyetli de olabilir, kötü niyetlidir demiyorum -kimse hakkında kötü konuşmam- ama, bu açtığınız yoldan kötü niyetlilerin de yürüyebileceğini görün lütfen. Beş yıllık bir koruma olur mu icrasız?!. Böyle bir şey yok!

Üstelik, bu hüküm yeni düzenlendi; temmuz ayında getirildi, altı ay olmadı; iki yıl denenip de yetmediği görülmedi. İki yıl denenir, yetmez, ihtiyaç doğar ve denilir ki, bu şirketler iki yılda toparlanamadı, yetmiyor, uzatalım... Daha iki yıl denenmedi arkadaşlar, altı ay oldu.

Haklı bir nedeni yok, meşru bir nedeni yok; yani, kabul edilebilir bir yanı yok. Sadece ve sadece, bir sayın bakanın yakını olan bir şirketi kurtarmaya dönük bir operasyon. Bunun, İcra ve İflas Kanununda yapılmasını kabul etmek mümkün değil; bunu kabul etmek mümkün değil değerli arkadaşlarım.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Eraslan.

Gerekçesini sayın önerge sahibinden dinlediğimiz, Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

5 inci maddeyi 4 üncü madde olarak oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

6 ncı maddeyi 5 inci madde olarak okutuyorum:

MADDE 5. - 2004 sayılı Kanunun 288 inci maddesinin birinci cümlesinde yer alan "yurt düzeyinde tirajı en yüksek beş gazeteden" ibaresi "tirajı yüzbinin üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden" şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Ancak, 1 adet önerge vardır; önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 372 sıra sayılı İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 5 inci maddesindeki "tirajı yüzbinin üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden" ibaresinin "tirajı ellibinin (50 000) üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden" şeklinde değiştirilmesini teklif ediyoruz.

Saygılarımızla.

 

Haluk İpek

Resul Tosun

Halil İbrahim Yılmaz

 

Ankara

Tokat

Kütahya

 

Muharrem Candan

İrfan Gündüz

Mustafa Öztürk

 

Konya

İstanbul

Sinop

 

Ali Yüksel Kavuştu

Nusret Bayraktar

Ayhan Zeynep Tekin

 

Çorum

İstanbul

Adana

 

 

Recep Yıldırım

 

 

 

Sakarya

 

BAŞKAN - Sayın Komisyon?..

ADALET KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HALİL ÖZYOLCU (Ağrı) - Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Sayın Hükümet?..

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Katılıyoruz.

BAŞKAN - Komisyonun takdire bıraktığı, Hükümetin katıldığı önergenin gerekçesini mi okutalım?

HALUK İPEK (Ankara) - Gerekçesi okunsun Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: 2 nci maddede yapılan değişikliğe uyum arz etmesi için gerekmektedir.

BAŞKAN - Gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

5 inci maddeyi, kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 5 inci madde kabul edilmiştir.

7 nci maddeyi 6 ncı madde olarak okutuyorum.

MADDE 6. - 2004 sayılı   Kanunun 302 nci maddesinin ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Bu müddet içerisinde dava açmayanların teminattan yararlanma ve konkordatoyu feshettirme hakları düşer."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Herhangi bir önerge de yok.

7 nci maddeyi 6 ncı madde olarak oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

8 inci maddeyi 7 nci madde olarak okutuyorum:

MADDE 7. - 2004 sayılı Kanunun 309/b maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan "yurt düzeyinde tirajı en yüksek beş gazeteden" ibaresi "tirajı yüzbinin üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden" şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN - Madde üzerinde Komisyonun bir düzeltme talebi var.

ADALET KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HALİL ÖZYOLCU (Ağrı) - Bir düzeltme yapılacak burada. Madde metninde "yurt düzeyinde yayımlanan tirajı en yüksek beş gazeteden" olması lazım. Bu "yayımlanan" kelimesi yer almamıştır, herhalde gözden kaçmıştır. Bunun düzeltilmesi gerekiyor.

BAŞKAN - Zaten cümlenin gelişi de öyle "yayımlanan" ibaresini metne ilave edeceğiz.

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Artvin) - Şahsım adına söz istiyorum.

BAŞKAN - Sayın Çorbacıoğlu'na, 7 nci madde üzerinde söz veriyorum.

Sayın Çorbacıoğlu, süreniz 5 dakika.

Buyurun.

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Artvin) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, bu konuyla ilgili konuşmayacağım, bir konuya açıklık getirmek için söz aldım.

Biraz önce, Sayın Recep Özel, komisyon üyesi arkadaşımız, bu konunun savunucusu, 5 inci maddeyle ilgili düşünceleri savunan arkadaşımız "bu uzatmalarda -hani beş yıla kadar olan, bizim kabul etmediğimiz bu uzatmalarda- eğer bir kötü niyet varsa, çok ciddî tedbirler var, bir yıl sonra bir daha uzatılmaz, insanlar mağdur olmaz" dedi sonuç olarak, yanlış anlamadıysam, değil mi?

RECEP ÖZEL (Isparta) - Süreyi kesebilir bağlamında...

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Devamla) - Kesebilir... Veya kesebilir... Hatta kesebilir...

Bakın, benim söylemek istediğim şu: Ben, iyi niyetli borçluya bu hakkı vermemek lazım diyorum, dikkat edin, borcunu ödemek isteyene de vermemek lazım; neden; yani, bu iki yılı beş yıla çıkarmamak lazım. Ben bunu anlatamadım, tekrar söylüyorum; borcunu ödemek isteyen...

HALUK İPEK (Ankara) - Dört yıl...

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Devamla) - Dört veya beş yıl, fark etmez, kanuna göre beş; ama, siz, dört yıl diyorsanız, ona da vermeyin; neden; sonuç olarak, icra iflasın amacı olan ve hakkı olan alacaklının, alacağını tahsil edememesine yol açacaktır.

Bakın, iyi niyetli ve borcunu ödeyeceğini ispat eden, yani,  mahkemece yapılacak incelemede, denetlemede, bilirkişi raporunda, bu kişi borcunu ödeyecektir, ödüyordur, uygundur, ertelemesi, uzatılması uygundur diyorsunuz; ancak, bu, sonuç olarak, alacaklıyı zor duruma sokuyor. Bakın, işçiden bahsettik; yani, işçilerimizin, istihdamın korunması için, emeğin korunması için, ekonominin korunmasından bahsettik. Dikkat edin, bir fabrika mal satıyor toptancısına, tek toptancısı, tek distribütörü, tek sorumlusu, bütün malını ona sattı ve o kişi, parayı ödemiyor, iyi niyetli olarak, yani, yok, ödeyemiyor. Raporlara bakıyorsunuz, bilançolara bakıyorsunuz, yaptıklarına, sunduğu her şeye bakıyorsunuz, borcunu ödeyecektir; ne kadar zamanda; beş yıla kadar; yani, biz, iki yıl zor dayanan bir fabrikayı, yüzlerce işçiyi, beş yıl dayanmaya mecbur bırakıyoruz. Ben bunu anlatamadım herhalde arkadaşlar. Kötü niyetliyi değil, iyi niyetliyi de korursak, yine, ekonomiyi sekteye uğratırız, istihdama da zarar vermiş oluruz.

Bu konuda açıklama yapma ihtiyacı hissettim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Çorbacıoğlu.

Madde üzerinde 1 önerge var; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 372 sıra sayılı İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 7 nci maddesindeki  "tirajı yüzbinin üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden" ibaresinin; "trajı ellibinin (50 000) üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden" şeklinde değiştirilmesini teklif ediyoruz.

 

Haluk İpek

Resul Tosun

Halil İbrahim Yılmaz

 

Ankara

Tokat

Kütahya

 

 Muharrem Candan

İrfan Gündüz

Mustafa Öztürk

 

Konya

İstanbul

Sinop

 

Ali Yüksel Kavuştu

Nusret Bayraktar

Ayhan Zeynep Tekin

 

Çorum

İstanbul

Adana

 

 

Recep Yıldırım

 

 

 

Sakarya

 

BAŞKAN - Sayın Komisyon?..

ADALET KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HALİL ÖZYOLCU (Ağrı) - Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Takdire bırakıyorsunuz.

Sayın Hükümet?..

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) -  Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Katılıyorsunuz.

Sayın İpek?..

HALUK İPEK (Ankara) - Gerekçe okunsun.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

2 nci maddede yapılan değişikliğe uyum arz etmesi için gerekmektedir.

BAŞKAN - Gerekçesini dinlediğiniz, Hükümetin katıldığı, Komisyonun takdire bıraktığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, şimdi, 8 inci maddeyi 7 nci madde olarak, kabul edilen önerge doğrultusunda ve Komisyonun yaptığı düzeltme çerçevesinde oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, bildiğiniz gibi, tasarının 8 inci maddesi, bu kanuna 11 yeni madde eklemektedir. Eklenen bu maddeleri ayrı ayrı okutup, ayrı ayrı işleme alacağım.

Şimdi, çerçeve 8 inci maddeye bağlı 309/m maddesini okutup işleme alacağım; oylamayı ona göre yapacağım.

MADDE 8. - 2004 sayılı Kanunun Onikinci Babının başlığı "KONKORDATO İLE SERMAYE ŞİRKETLERİ VE KOOPERATİFLERİN UZLAŞMA YOLUYLA YENİDEN YAPILANDIRILMASI" olarak değiştirilmiş ve 309/l maddesinden sonra gelmek üzere "IV. SERMAYE ŞİRKETLERİ VE KOOPERATİFLERİN UZLAŞMA YOLUYLA YENİDEN YAPILANDIRILMASI" üst başlığı altında 309/m ilâ 309/ü maddeleri eklenmiştir.

"IV. SERMAYE ŞİRKETLERİ VE KOOPERATİFLERİN UZLAŞMA YOLUYLA YENİDEN YAPILANDIRILMASI

Uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma:

MADDE 309/m - Muaccel para borçlarını ödeyemeyecek durumda olan veya mevcut ve alacakları borçlarını karşılamaya yetmeyen ya da bu hallerden birine düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalması kuvvetle muhtemel olan bir sermaye şirketi veya kooperatif, önceden müzakere edilmiş ve projeden etkilenen alacaklılar tarafından gerekli çoğunluk sağlanarak kabul edilmiş olan yeniden yapılandırma projesi ile birlikte, muamele merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine, uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma için başvurabilir.

309/m ilâ 309/ü maddelerinde geçen "projeden etkilenen alacaklılar" terimi, yeniden yapılandırma projesi ile alacakları, hakları veya menfaatleri yeniden yapılandırılacak alacaklıları ifade eder.

"Gerekli çoğunluk" terimi, projeden etkilenip oylamaya katılan alacaklıların sayı itibarıyla en az yarısını aşan ve oy kullanan alacaklıların alacaklarının en az üçte ikisini oluşturan ve projenin kabulü için gerekli olan çoğunluğu ifade eder. Projenin birden fazla alacaklı sınıfı içermesi halinde, her alacaklı sınıfının kendi içinde projeyi gerekli çoğunluk ile kabul etmiş olması gerekir.

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Niğde Milletvekili Sayın Orhan Eraslan'ın söz isteği var..

Buyurun Sayın Eraslan.

CHP GRUBU ADINA ORHAN ERASLAN (Niğde) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; çerçeve 8 inci madde üzerine, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bununla, İcra ve İflas Yasasına yeni bir sistem geliyor. Bu 10 dakikalık zaman içerisinde bu sistemi ne kadar açıklayabilirim, onu bilemiyorum; ancak, yetişmezse, diğer maddelerde de, müteakip  maddelerde de söz almam gerekecek; Sayın Başkan biraz toleranslı davranırsa, bölünmemesi açısından 13-14 dakika içerisinde yetiştirip bir daha söz almamayı düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, icra ve iflas hukukumuzda, başlangıçta da açıkladığım gibi, kaynağımız, mehazımız İsviçre yasası. Daha sonra, çeşitli vesilelerle Almanlardan ve Fransızlardan değişiklikler almışız. Ticarî şirketlerin iflasından önceki, iflası geciktirici birtakım müesseseleri düzenlemişiz, bunlar bizim hukukumuzda var. Ne var; konkordato var, temmuzda düzenledik, mal varlığının terki suretiyle konkordato var. Yine, temmuz ayında düzenlediğimiz -biraz önce konuştuk- iflasın ertelenmesi var. Bütün bunlar, Kıta Avrupası hukuklarında bulunan, iflastan önce basiretli tacire imkân veren müesseseler.

Şimdi, yeni bir müesseseyle karşı karşıyayız. Bu müessese "uzlaşma yoluyla borçların yeniden yapılandırılması" olarak icra iflas hukukumuza konulmak isteniyor.

Değerli arkadaşlarım, bu, Anglosakson hukuku dediğimiz ya da Angloamerikan hukuku dediğimiz Amerikan hukukundan kaynaklanan bir sistemdir. Dünyadaki değişmeler çerçevesinde, dünya tek kutuplu hale gelince, güçlü, hukukunu dayattı; bu bir mucizeymiş, sanki kurtuluş buradaymış gibi, incelenmeden, bunları kendi bünyelerine uydurmaya çalışma, bizim gibi gelişmekte olan dünyanın çeşitli ülkelerinde var. Bize de, ne yazık ki temmuz ayında geldi bu, o zaman eleştirilerimiz oldu, hükümet geri çekti bu bölümünü, şimdi yeniden geliyor.

Kaynağı, Amerikan Ticaret Yasasında "chapter eleven" yani, 11 inci bölüm olarak geçen ve 1101 ile 1167 nci maddeler arasında düzenlenmiş 66 maddelik -iflas yerine aciz yasası da diyebileceğimiz- bir bölüm. Bu, Amerikan hukukunun müessesesi. Bizim icra iflas hukukumuz, Kara Avrupası hukukundan iktibas edilmiştir, alınmıştır. Bizim hukukumuza yamamaya çalıştığımız Amerikan sistemi ile bizim hukukumuzun arasında, ciddî anlamda bir uyuşmazlık vardır, anlayış uyuşmazlığı vardır, kan uyuşmazlığı vardır.

Bu konuda ülkemizde yeteri kadar uzman da yoktur. Bu konu hukuk fakültelerimizde tartışılmış da değildir. Bu konu sempozyumlarda görüşülmüş de değildir. Bu konu, bir genç arkadaşımızın tez konusu yaptığı ve Türkiye'deki yazılı metnin hepsinin ondan ibaret olduğu, ne idiği daha belli olamayan bir kurumdur, müessesedir. Şimdi, kendisi de, tez konusu yapan arkadaşımız da, bunun icra iflas hukuku içerisinde mi yer alması gerektiği, yoksa, başka bir yerde mi yer alması gerektiği konusunda kesin olarak karar verebilmiş değildir.

Bunu Avrupa yirmi yıl tartışmış değerli arkadaşlarım. Almanya'da 1978'den bu tarafa tartışılmış; kısmen kendi hukukları içerisine iktibas etmişler; tamamen değil. Fransa'da çeşitli denemeler olmuş; ama, uyum sağlayamamış. Bu neye benzer; bizim gittiğimiz aracın adı otomobil; birden, bakıyoruz, kamyon geliyor. Yahu kamyon daha büyük; acaba, biz, iki tekere kamyon tekeri taksak olur mu otomobile; olmaz arkadaşlar, uymaz. Bu, bunun aynısıdır.

Şimdi, bütünüyle bu sistem alınmasın diye bir düşünüş içerisinde değilim; ama, bu, bir denenmeli; bu, bir tartışılmalı; ama, uygulamaya konularak değil de, tartışılarak, sempozyumlarda, bilim adamlarıyla, hukuk fakültelerinde uzun bir tartışma süreci yaşanarak olgunlaştırılmalı, ondan sonra sisteme getirilmeli ve değerli arkadaşlarım, sistemin de başlangıçta doğrudan doğruya içine getirilmemeli. Bizim İcra ve İflas Yasamız o zaman yamalı bohçaya döner. Almanya'da bir şey gördün, al! Fransa'da gördün, al! İsviçre'de; zaten kendisi o menşeden. Ben, demin, espriyle karışık Sayın Bakana dedim; Japonya'nın da ekonomisi iyi; bir de onlarınkini alalım, fena da olmaz!

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bunu bizden önce deneyen üçüncü dünya ülkeleri oldu ya da gelişmekte olan ülkeler oldu. Bunun örnekleri var; Endonezya örneği var. Şimdi, bu örneği yeteri kadar ben de incelemiş değilim. Türkiye'de inceleyen birisi de yok; merak saikıyla da araştırıyorum, ciddî bir inceleme yok. Bu yasa orada çöküş yaşattı, çöküş getirdi, malî sistemi allak bullak etti. Bu yasa, bizim sistemimize uygulandığında, bankaları batırma yasası olur.

Bakın, bankaları kurtarmak için, tahsilatları hızlandırmak için Anayasamızın sınırını da zorlayarak, bizim de desteğimizle, bir yasa çıkarıldı. Şimdi, orada ne yapıyorsak, geriye alıyoruz bununla. Bu yasayla malî sistem çöker. Bu yasayla, borçlu, alacaklılar arasında eşit davranmak mecburiyetinde değil; alacaklılarını gruplandırıyor, sınıflandırıyor. Bir bölümüne, sen -mesela- tedarikçi şirketsin, bana ver malı, borcumu, parayı öderim diyor, ona ödemeye devam ediyor; ama, kredi kullandığı kuruluşa, sen bekleyeceksin, sen kreditörsün, sen alamayacaksın paranı diyebiliyor ya da bir başka gruba başka bir şey diyebiliyor. Böyle bir sistem...

Haa, Amerikan sistemi böyle. Bu, bir tercihtir, siyasî tercihtir. Hükümet, öyle de bir tercih yapabilir; ama, o zaman yasanın bütününün elden geçmesi lazım; yani, yamalı bohça gibi üzerinde olmaz; yani, Kıta Avrupası sisteminin üzerinde, yani, Amerikan konkordatosu diyebileceğimiz bir sistem emanet durur, uygun durmaz; demin söylediğim gibi, otomobile kamyon parçası monte edilmiş gibi olur. Bunu bir tartışalım. Daha Türkiye'de bunun nasıl uygulanacağının uzmanı yok, bileni de yok; sadece ve sadece, bir hukuk fakültesinde bir doktora tezi konusu. Haa, bunun takipçisi var yalnız, onu söyleyeyim. Anlı şanlı bir işadamımız; o da basında çıktı; ismini söylemek istemiyorum; sorarsanız, söylerim; hiçbir kaygım yok. (AK Parti sıralarından "Söyle... Söyle..." sesleri)

Necmettin Öztemir, efendim. Sayın Bakanımıza "bizim yasa ne zaman çıkacak" dedi ve komisyona da geldi, kendisi takip etti; yani, bunlar gazetede var, basında haber oldu. Şimdi, biz, bununla, bunu, komisyonda tartıştık temmuz öncesi. Bu, alışılması gereken bir şey, öğrenilmesi gereken bir şey. Böyle, ısmarlamalarla, birisi gördü, harika buldu; bunlarla, hukuk düzenine, çok temel bir tercih olan... Yani, bir temel tercih koyuyorsun; Kıta Avrupası hukukundan ayrılıyorum, Anglosakson hukukuna gidiyorum diyorsun. Bu, çok temel bir tercihtir, çok aşırı bir temel tercihtir, radikal bir değişikliktir. Bunun tartışılması lazım. Burada, böyle, birileri istiyor, işte, hele bir deneyelim, üç beş sene böyle gitsin... Olmaz arkadaşlar. Üç beş senenin sonunda malî sistem kontrol edemeyeceğimiz kadar yıkıma uğrayabilir. Bakın, Bankalar Birliği Başkanının, geçen, basında bir demeci vardı, ciddî anlamda bir demeci vardı: "Türkiye'de kredi konusunda kaygılıyız, endişeliyiz" diyor. Farklı hazırlıklar içerisindeler. Bu sistem, sempozyumlarda bir konuşulsun; hukuk fakültelerinde sistemi bir tanıyalım; bizim gibi gelişmekte olan ülkelerdeki uygulama sonuçları ne; onları öğrenelim. Bunlar olmadan, arkadaşlar, biz getirdik, oldu, çoğunluğumuz da var, kaldırırız, indiririz, sen ne dersen de, boş ver, biz bildiğimizi okuruz anlayışıyla Türkiye'de iyi şeyler yapma olanağı yoktur. Sağduyulu davranalım; bu konu bir on yıl tartışılsın Türkiye'de diyorum.

Hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Eraslan.

Sayın milletvekilleri, madde üzerindeki konuşmalar tamamlanmıştır.

1 önerge var; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 372 sıra sayılı İcra İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 8 inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Orhan Eraslan

Feridun Ayvazoğlu

Muharrem Kılıç

 

Niğde

Çorum

Malatya

 

Yüksel Çorbacıoğlu

Ziya Yergök

Atilla Kart

 

Artvin

Adana

Konya

BAŞKAN - Sayın Komisyon?..

ADALET KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HALİL ÖZYOLCU (Ağrı) - Olumsuz; ama, takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN - Sayın Hükümet?..

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Eraslan, gerekçeyi mi okutayım?

ORHAN ERASLAN (Niğde) - Gerekçeyi okutun Sayın Başkan. Biraz önce konuştum, tekrarı olmasın.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu madde, İcra İflas Kanunumuzun sistemine uyumsuzluk yaratacağından ve tahsilatı yavaşlatarak suiistimallere yol açacağından dolayı yasa metninden çıkarılmıştır.

BAŞKAN - Hükümetin katılmadığı, Komisyonun takdire bıraktığı ve biraz önce gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Şimdi, 309/m maddesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

309/n maddesini okutuyorum:

Yeniden yapılandırma projesi:

MADDE 309/n - Asliye ticaret mahkemesine sunulacak yeniden yapılandırma projesi, aşağıdaki hususları içerir :

1- Projeden etkilenen alacaklıların tâbi olacağı koşullar ve benzer alacaklara sahip olan alacaklılar arasında eşitliğin ne şekilde sağlanacağı.

2- Projenin, borçlunun taraf olduğu sözleşmelere etkisi.

3- Projenin, borçlunun malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisine etkisi.

4- Borçların yeniden yapılandırılması için gerekli görülüyorsa, borçlunun kredi gibi finansman kaynaklarına başvurup başvurmayacağı.

5- Borçlunun işletmesinin kısmen ya da tamamen devri, diğer bir şirket veya şirketlerle birleşmesi, sermaye yapısının veya ana sözleşmesinin değiştirilmesi, borçlu işletmenin yönetiminde yer alacak kişilerin belirlenmesi, borçların vadelerinin uzatılması, faiz oranlarının değiştirilmesi, menkul kıymet ihracı gibi projenin uygulanabilirliğini sağlayabilecek yöntemler.

6- Tasdik kararından sonra projenin uygulanmasının kim tarafından ve nasıl denetleneceği.

7- Projeyi reddeden alacaklının alacağının, bu alacaklı projede kendi sınıfı için öngörülen haktan daha azını açıkça kabul etmediği sürece, nitelik itibarıyla benzerlik gösteren alacaklarla eşit muameleye tâbi olacağı.

Hukukî nitelikleri büyük ölçüde birbirine benzer olan alacakların aynı sınıfta yer almaları şartıyla, proje, alacaklıları birden fazla sınıf içerisinde gruplandırabilir.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Önerge yok.

309/n maddesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

309/o maddesini okutuyorum:

Başvuruya eklenecek belgeler:

MADDE 309/o - Başvuruya eklenecek belgeler şunlardır:

1- Yeniden yapılandırma projesi.

2- Borçlunun malî durumunu gösterir belgeler, ayrıntılı bilanço, defterlerinin vaziyetini bildiren bir cetvel, gelir tablosu ve borçlunun malî durumunu açıklayıcı diğer bilgi ve belgeler.

3- Projenin, borçluyu yeniden ödeme kabiliyetine kavuşturarak muaccel borçlarını ödeme planına göre ödeyebilecek ve nakit akışını gerçekleştirecek duruma getireceğini gösteren belgeler.

4- Projeden etkilenen ve etkilenmeyen alacaklılar ile bunların alacaklarının listesi.

5- Başvuru öncesi müzakere sürecini tanımlayan ve projeden etkilenen alacaklıların proje hakkında karar vermelerine olanak sağlayan yeterli bilgilendirmenin iadeli taahhütlü mektup ya da noter ihbarnamesi gibi uygun araçlarla yerine getirildiğini gösteren delilleri de içeren açıklamalar.

6- Projeden etkilenip de onay veren alacaklıların, bu beyanlarını içeren, imzası ve tarihi noterlikçe onaylı tutanaklar.

7- Projeye göre alacaklıların eline geçecek miktar ile borçlunun iflâsı halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktarı karşılaştırmalı olarak gösteren belge.

8- Sayı ve meblağ itibarıyla çoğunluk koşulunun gerçekleştiğini gösteren cetvel.

9- Borçlunun ödeme kabiliyetine kavuşabileceğini ve projede yer alan koşullara uymasının mümkün olduğunu gösteren ve gerekli nitelikleri haiz bir bağımsız denetim kuruluşu tarafından hazırlanmış bulunan finansal analiz raporları ile dayanakları.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Önerge yok.

309/o maddesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

309/ö maddesini okutuyorum:

Başvuru üzerine ve ara dönemde mahkemece yapılacak işlem ve alınacak tedbirler:

MADDE 309/ö - Mahkeme, başvurudan itibaren otuz gün içinde gerçekleşecek olan duruşmanın gününü belirler; başvuruyu, 288 inci maddede öngörülen usule göre ilanen duyurur ve projeden etkilenip adresi bilinen tüm alacaklılara tebliğ eder. Yapılacak olan ilan ve tebligatta, başvurunun kapsam ve sonuçları, başvuru dosyasının hangi tarihten itibaren nerede görülebileceği ve itirazların da ileri sürülebileceği duruşmanın günü ve saati gösterilir.

Mahkeme, ayrıca, borçlunun veya alacaklılardan birinin talebi üzerine, başvuru hakkında verilecek nihai kararın verilmesine kadar geçecek olan dönem için borçlunun malvarlığını korumaya yönelik ve borçlunun faaliyetleri bakımından gerekli gördüğü tedbirleri derhal alır. Bu durumda mahkeme, tespit edilen duruşma gününü beklemeksizin ayrıca bir duruşma günü tayin edebilir, alacaklılar ve borçlu tarafından seçilmiş, atanmasından projenin tasdikine veya reddine ilişkin kararın verilmesine kadar borçlunun faaliyetlerinin sevk ve idaresini bizzat üstlenecek ya da bu faaliyetleri denetleyecek olan ve lazım gelen bilgi ve tecrübeye sahip ve gerekli nitelikleri haiz bir veya birkaç ara dönem denetçisi tayin edebilir. Alacaklılar ve borçlunun ara dönem denetçisi seçmedikleri ya da herhangi bir denetçi üzerinde anlaşmaya varamadıkları, ancak şartların ara dönem denetçisi atanmasını gerekli kıldığı hallerde mahkeme, niteliği ve yetkileri yönetmelikle belirlenecek olan bir veya birkaç ara dönem denetçisini re'sen atayabilir.

Mahkeme, projeden etkilenen alacaklıların borçluya karşı başlattıkları takiplerin ve bu takiplerle ilgili olan davaların, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipleri ve davaları da kapsayacak şekilde durdurulmasına, yeni icra takibi yapılmasının etkilenen alacaklılar için yasaklanmasına, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarının uygulanmamasına ara dönem için karar verebilir. Bu durumda, bir takip muamelesiyle kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren süreler işlemez.

Ara dönemde borçlu, işletmenin devamı için zorunluysa veya malvarlığının kıymetinin korunması ya da artırılması için gerekli görülmesi hâlinde, kredi gibi finansman araçlarına başvurabilir. Bir finansman kaynağının kullanılabilmesi için teminat verilmesi gerekiyorsa, bu teminat öncelikle borçlunun daha önce üzerinde rehin tesis edilmemiş taşınır veya taşınmaz malları üzerinde sağlanır.

Finansman kaynağı terimi, borçluya hammadde gibi işletmenin faaliyet gösterebilmesi için gerekli mal ve hizmetleri sağlayanları da kapsar.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Önerge yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

309/p maddesini okutuyorum:

Başvurunun mahkemece incelenmesi ve kanun yolları:

MADDE 309/p - Tasdik duruşmasında mahkeme, ara dönem denetçisini, borçlu işletmenin yetkililerini ve duruşmada hazır bulunan alacaklıları dinler. Mahkeme, borçlunun yeniden yapılandırmaya iyiniyetle başvurduğunu, 309/m ilâ 309/o maddelerindeki şartların yerine geldiğini ve projeyi reddetmiş olan her alacaklının projeyle eline geçecek miktarın en az iflâs tasfiyesi sonunda eline geçecek miktara eşit olduğunu tespit ettiği takdirde, en geç otuz gün içinde başvurunun tasdikine, aksi halde reddine karar verir.

Mahkeme, tasdik kararı ile birlikte, borçlu ile alacaklıların bu konudaki görüşlerini de dikkate alarak, yetkileri sadece projenin yerine getirilmesine ilişkin esasları denetleyip alacaklılara durumu düzenli olarak rapor etmekten ibaret olan bir veya birkaç proje denetçisi tayin edebilir. Borçlu ve alacaklılar, denetçi seçmedikleri ya da herhangi bir denetçi üzerinde anlaşmaya varamadıkları takdirde, mahkeme, nitelikleri ve görev alanı yönetmelikle belirlenecek olan bir denetçiyi re'sen atayabilir. 

Tasdik veya ret kararının tebliğinden itibaren on gün içinde borçlu ve tasdik duruşması sırasında itirazda bulunmuş olan alacaklılar kararı temyiz edebilirler. Bu konudaki temyiz incelemesi ivedilikle yapılır ve verilecek karara karşı, karar düzeltme yoluna başvurulamaz.

Tarafların itirazı ve temyiz maktu harca tâbidir.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Önerge yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

309/r maddesini okutuyorum:

Kararın sonuçları:

MADDE 309/r - Yeniden yapılandırma projesi, tüm hüküm ve sonuçlarını, başvurunun tasdikine ilişkin kararın verildiği andan itibaren doğurmaya başlar. Projenin koşulları, projeden etkilenen alacaklılarla yapılmış olan tüm sözleşme hükümlerinden önce gelir.

Kararın temyiz incelemesi sonunda Yargıtayca bozulması üzerine, projenin tasdik kararının icrası kendiliğinden durur. Bozma kararına kadar yapılan işlemler geçerliliğini muhafaza eder.

Projeden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu sözleşmelerde projenin tadiline veya feshine yol açabilecek veyahut borçlunun yeniden yapılandırma yoluna başvurmasının temerrüt hali oluşturacağına ya da akde aykırılık teşkil edeceğine ilişkin hükümler bulunması halinde, bu hükümler borçlunun yeniden yapılandırma yoluna başvurması durumunda uygulanmaz.

Başvurunun tasdiki talebinin reddine ilişkin mahkeme kararının verilmesi halinde, mahkemece verilmiş tedbirler kalkar, durmuş olan dava ve takiplere devam edilir.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Önerge yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

309/s maddesini okutuyorum:

Uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırmanın feshi:

MADDE 309/s - Sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılmasında, 307 nci madde ile 308 inci maddenin birinci fıkrası kıyasen uygulanır. Yeniden yapılandırmanın tamamen feshine karar verilir ve bu karar kesinleşirse, durum mahkemece 288 inci maddede öngörülen usule göre ilânen duyurulur. İlândan itibaren  on gün içinde, projeden etkilenen alacaklılar tasdik kararını vermiş olan mahkemeden borçlunun derhal iflâsına karar verilmesini isteyebilirler.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Önerge yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

309/ş maddesini okutuyorum:

Uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma projesinin tadili :

MADDE 309/ş - Projenin bir kısmının ihlali halinde, bu ihlal sadece bazı alacaklıları etkiliyorsa, hakları ihlal edilen bu alacaklıların borçlu ile projenin tadili konusunda anlaşmaya varmaları durumunda, tadil edilmiş proje mahkemenin tasdikine sunulur. Projenin devamı için bu tadilatın yapılması zorunlu ise ve tadil edilmiş proje hakları ihlal edilmiş olan alacaklıları projeden etkilenen diğer alacaklılardan daha uygun bir duruma getirmiyorsa, mahkeme tadil edilmiş projeyi tasdik eder. Yeniden yapılandırma projesinin tasdikine ilişkin usul projenin tadili hakkında da uygulanır.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Önerge yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

309/t maddesini okutuyorum:

Uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma projesinin ihlali ve muhtelif hükümler:

MADDE 309/t- Borçlunun projeden doğan yükümlülüklerini tamamen veya kısmen zamanında yerine getirmemesi halinde durum proje denetçisi, borçlu veya projeden etkilenen alacaklılar tarafından projeyi tasdik etmiş olan mahkemeye bildirilir. Aynı hak, projenin tasdikinden önce borçluya teminat mukabili veya teminatsız olarak kredi gibi finansman kaynağı yaratıp bundan kaynaklanan alacağını kısmen veya tamamen elde edemeyen alacaklı için de söz konusudur. Bu bildirim üzerine mahkeme, borçlunun malvarlığının korunabilmesi için, borçlunun malvarlığı üzerindeki tasarruflarını önleyici tedbirler de dahil olmak üzere, gerekli muhafaza tedbirlerini alır ve bir duruşma günü tayin ederek 288 inci maddede öngörülen usule göre ilânen duyurur. Mahkeme, projeden etkilenen veya etkilenmeyen alacaklıların vakî itirazlarını inceledikten sonra, borçlunun yükümlülüklerini kısmen veya tamamen yerine getirmediğini, projenin uygulanmayıp tadilinin de söz konusu olmadığını veya finansman alacaklısının alacağını tamamen ya da kısmen elde edemediğini tespit edince derhal borçlunun iflâsına hükmeder.

Sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılmasına, bankalar ve sigorta şirketleri borçlu sıfatı ile başvuramazlar.

Ara dönem denetçisi ve proje denetçisi hakkında 334/a madde hükümleri uygulanır.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Önerge yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

309/u maddesini okutuyorum:

Harç, vergi istisnaları ve teşvik belgeleri:

MADDE 309/u - Tasdik edilen proje kapsamındaki;

1- Yapılacak işlemler ve düzenlenecek kâğıtlar, 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa göre ödenecek damga vergisi ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan,

2- Alacaklılar tarafından her ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek tutarlar, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu gereği ödenecek banka ve sigorta muameleleri vergisinden,

3- Borçluya kullandırılan ve kullandırılacak krediler, Kaynak Kullanımı Destekleme Fonundan,

4- Diğer benzeri işlemler, kâğıtlar ve krediler vergi, resim, harç ve fon yükümlülüklerinden (4306 sayılı Kanun uyarınca ödenmesi gereken Eğitime Katkı Payı hariç),

İstisna edilmiştir.

İstisna, alacaklıların tasdik edilen proje kapsamında edindikleri varlıkları elden çıkardıkları hallerde de uygulanır.

Tasdik edilen proje hükümleri uyarınca tahsilinden vazgeçilen alacak tutarları 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre alacaklı için değersiz alacak, borçlu için ise vazgeçilen alacak olarak dikkate alınır.

Tasdik edilen proje hükümleri uyarınca uygulamaya konulan işlemlerin gerçekleşmemesi halinde dahi, bu madde uyarınca uygulanmış istisnalar  geri alınmaz.

Uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma projesine göre borçları yeni bir itfa planına bağlanan borçlular tarafından alınmış olan teşvik belgelerinin süreleri ile ihracat taahhüt süreleri, projeler ile belirlenen süreler kadar uzatılmış sayılır.

Sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılmasının uygulanması sırasında aranacak noter onaylı belgelere ilişkin noter harcı maktu olarak alınır.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...  Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Madde 309/ü maddesini okutuyorum:

Yönetmelik:

MADDE 309/ü - Bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren iki ay içinde Adalet Bakanlığınca sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılmasının uygulanmasına ilişkin yönetmelik yürürlüğe konulur.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteyen?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, çerçeve 9 uncu maddeyi 8 inci madde olarak, okunan ve kabul edilen maddelerle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

D) ÇEŞİTLİ İŞLER

1. - Genel Kurulu ziyaret eden Sırbistan-Karadağ Devletler Birliği Başkanı Sivettozar Maroviç ve beraberindeki heyete Başkanlıkça "Hoşgeldiniz" denilmesi

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Sırbistan-Karadağ Devletler Birliği Başkanı Sayın Sivettozar Maroviç şu anda Genel Kurulumuzu onurlandırmışlardır. Kendilerine, Yüce Genel Kurulumuz adına, hoşgeldiniz diyorum. (Alkışlar)

IV. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

4. - İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/718) (S. Sayısı : 372) (Devam)

BAŞKAN - 10 uncu maddeyi 9 uncu madde olarak okutuyorum:

MADDE 9. - 2004 sayılı Kanunun 334 üncü maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Konkordatoda veya sermaye şirketleri ile kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılmasında yetkili kimseleri hataya düşüren ya da konkordato veya uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma koşullarına uymayan borçlunun cezası :

Madde 334. - Konkordato mühleti elde etmek veya konkordato veya sermaye şirketleri ile kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma projesini tasdik ettirmek için gerçeğe aykırı hesap veya bilanço göstererek malî durumu hakkında alacaklıları, komiseri, ara dönem denetçisini veya yetkili memuru hataya düşürmek veya konkordato projesine ya da sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması projesine uymamak yoluyla kasten zarara sebebiyet veren borçlu, ilgilinin icra mahkemesine yapacağı şikâyet üzerine altı aydan bir yıla kadar hafif hapis cezası ile cezalandırılır."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

11 inci maddeyi 10 uncu madde olarak okutuyorum:

MADDE 10. - 2004 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesinin (13) numaralı bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, (16) numaralı bendinde yer alan "sözleşmelerde" ibaresinden sonra "de" ibaresi ve (38) numaralı bendinde yer alan "davalarında" ibaresinden sonra "da" ibaresi eklenmiştir."

13.- 68/b maddesinde değişiklik yapan hükmü, Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra gönderilen hesap özetleri ve ihtarnamelerde,"

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

12 nci maddeyi 11 inci madde olarak okutuyorum:

MADDE 11. - 2004 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

GEÇİCİ MADDE 6. - Bu Kanunda yer alan "icra tetkik mercii", "tetkik mercii" ve "mercii" ibareleri "icra mahkemesi"; "icra mercii hâkimi" ve "mercii hâkimi" ibareleri "icra hâkimi" olarak değiştirilmiştir. Çeşitli mevzuatta icra tetkik mercii ve hâkimine yapılmış bulunan atıflar icra mahkemesi ve hâkimine yapılmış sayılır.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

13 üncü maddeyi 12 nci madde olarak okutuyorum:

MADDE 12. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

14 üncü maddeyi 13 üncü madde olarak okutuyorum:

MADDE 13. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için 4 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 4 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 4 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının açıkoylama sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı                      :                           343

Kabul              :                          274

Ret                  :                        69(x)

Böylece, yasa tasarısı kabul edilmiştir; hayırlı olmasını diliyorum.

Sayın milletvekilleri, birleşime 20 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.54

                              

(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.

 

 

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 18.30

BAŞKAN : Başkanvekili İsmail ALPTEKİN

KÂTİP ÜYELER : Mevlüt AKGÜN (Karaman), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 52 nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Çalışmalarımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bosna-Hersek Bakanlar Kurulu Arasında Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşması ile Anlaşmada Değişiklik Yapan Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.

IV. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

5. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bosna-Hersek Bakanlar Kurulu Arasında Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşması ile Anlaşmada Değişiklik Yapan Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/661) (S. Sayısı : 344) (X)

BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

Komisyon raporu, 344 sıra sayısıyla bastırılıp, dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Halil Akyüz; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 20 dakika.

CHP GRUBU ADINA HALİL AKYÜZ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bosna-Hersek Bakanlar Kurulu Arasında Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşması ile Anlaşmada Değişiklik Yapan Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısıyla ilgili olarak bilgi sunmak üzere söz almış bulunuyorum; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bosna-Hersek, Avrupa kıtasının güneybatı, Balkan Yarımadasının ise kuzeybatı köşesinde yer almaktadır. Neretva Nehrinin denize döküldüğü mevkide 20 kilometrelik bir toprak parçasıyla denize ulaşır; ancak, limanı yoktur. Kuzey ve batıda Hırvatistan, doğuda Sırbistan, güneydoğuda ise Karadağ tarafından çevrilmiştir.

Ülke, 1 Mart 1992 tarihinde bağımsızlığına kavuşmuştur. Yönetim şekli federal demokratik cumhuriyettir. Yüzölçümü 51 129 kilometrekare olup, nüfusu 4 000 000'dur. Başkenti Sarayevo, para birimi ise markadır.

Ülkenin endüstrileri, çelik, kömür, demir, çinko, manganez, boksit, tekstil ürünleri, tütün ürünleri, petrol rafinerisi, tank ve uçak montaj sanayiidir.

Doğal kaynakları, kömür, demir, boksit, manganez, ormanlar, krom, kurşun, çinko ve bakırdır.

2001 yılı verilerine göre ihracatı 1 100 000 000 dolardır. İhracat malları, çeşitli imalatlar ve işlenmemiş metallerdir.

                             

(X) 344 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

İhracat yaptığı ülkeler, Hırvatistan, İsviçre, İtalya ve Almanya'dır.

İthalatı 3 100 000 000 dolardır. İthalat malları, makine, taşıma araçları, endüstriyel ürünler, yiyecek malzemeleridir.

İthalat yaptığı ülkeler, Hırvatistan, Slovenya, İtalya ve Almanya'dır.

Ülkemizin Bosna-Hersek'e ihraç ettiği ürünler, dizel, yarı dizel motorlu taşıtlar, halı, askerî mühimmat, demir-çelikten ve ev eşyalarından ibarettir.

İthal ettiği ürünler ise, rafine edilmiş bakır, elektrikli lokomotif, askerî mühimmat ve kimyasal ürünlerdir.

Bosna-Hersek'te faaliyet gösteren Türk firmalarının sayısı 48'dir. Büyük bir kısmı küçük ve orta ölçekli işletmeler olan bu firmaların ülkedeki yatırımlarının tutarı yaklaşık 20 000 000 eurodur. Ayrıca, bu ülkedeki Türk firmaları arasında işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla, 6 Mart 1997 tarihinde Türk-Bosna İşadamları Derneği kurulmuştur. Ülkemizde faaliyet gösteren Bosna-Hersek sermayeli firma sayısı ise 7'dir. Bu firmalardaki Bosna-Hersek sermayesi 260 milyar TL olup, bu meblağ, ülkemizdeki toplam yabancı yatırımların onbinde 9'una tekabül etmektedir.

Ülkemiz ile Bosna-Hersek arasında imzalanan anlaşmalar, Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması, Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması, Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşması, Serbest Ticaret Anlaşması, Gümrük İdarelerinin Karşılıklı Yardımlaşmasına Dair Anlaşma, Veterinerlik Alanında İşbirliği Protokolüdür.

İmzalanması düşünülen anlaşmalar ise, çifte vergilendirmenin önlenmesi anlaşması, Türkiye-Bosna-Hersek denizcilik anlaşmasıdır.

Etnik grupları, Sırp, Boşnak, Hırvat ve Yugoslavlardır.

Türklerin Balkanlarla olan ilişkisi 5 inci Yüzyılda başlamıştır ve imparatorluğun Balkanlardaki egemenliğiyle daha kalıcı bir zemine oturtulmuştur. Osmanlı İmparatorluğu ve kısmen Tito döneminde istikrarlı bir dönem yaşayan Balkanlar, 1980'de Tito'nun ölümüyle bir bunalım ve parçalanma yaşamıştır. Soğuksavaş döneminde, farklı etnik ve dinî yapıları, iktisadî ve siyasî sistemiyle uluslararası ilişkiler yönünden tampon bir bölge olan Balkanlar, dünyanın en hassas bölgelerinden olmuştur.

Balkan ülkeleri içerisinde Bosna-Hersek, ekonomik ve siyasî açıdan birçok Balkan ülkesinin menfaatlarının kesişme noktası konumunda olduğundan, daima savaş alanı olmuştur.

Ülkede, 1990 yılı sonlarında yapılan seçimleri Aliya İzzetbegoviç kazanmış ve devlet başkanı seçilmiştir. Bosna-Hersek Cumhuriyeti, ırkçı Sırpların boykotuna rağmen, bir referandum düzenlemiş ve çıkan sonuç üzerine, Mart 1992'de bağımsızlığını ilan etmiştir. Bu referandumda, Müslümanlar, Katolikler ve cumhuriyet sınırlarında yaşayan diğer unsurlar bağımsızlık yönünde oy kullanmışlardır; fakat, bu olay neticesinde, ülkede, çeteci Sırp milisleri, neredeyse tamamı Sırp olan Yugoslav Federal Ordusunun da desteğini alarak, 20 nci Yüzyılın en büyük katliamlarından birini gerçekleştirmiştir. Önceleri ırkçı Sırplara karşı birlikte savaşan Müslümanlar ile Hırvatlar, 1992 yılının sonlarında birbirlerine karşı savaşmaya başlamışlardır. Bu olay öncesinde Sırbistan ve Hırvatistan hükümet başkanlarının toplanıp aralarındaki savaşı sona erdirmeleri oldukça ilgi çekmiştir. Böylece, Boşnaklar tamamen yalnızlığa mahkûm olmuşlar ve yetersiz de olsa, Hırvatistan üzerinden gelen yardımlar kesilmiştir.

Gelişen bu olaylar sonucunda, Bosna-Hersek'in üç etnik kesime bölünme teklifine şiddetle karşı çıkan devlet başkanı, yapılan barış görüşmelerinde, bu teklifi kabul etmek zorunda kalacağını belirtmiştir. Avrupa'nın arabuluculuk yaptığı barış görüşmelerinde yapılmak istenen, nüfusun çoğunluğunu oluşturan Boşnaklara cüzî bir toprak parçası bırakarak, ekonomik ve siyasî güçlerini yok etmektir.

Soğuksavaşın sona ermesiyle birlikte, dünyada yükselen değer küreselleşme olmuştur. Globalleşmenin birçok faktörü olsa da, önplana, ekonominin serbestleşmesi çıkmıştır. Dünyadaki ticaret, hızlı bir şekilde, sınırötesine yayılmaya başlamıştır. Dünya, küreselleşmeyle birlikte küçülmüştür. Politikalar, ticaretin önündeki engelleri ortadan kaldırmayı hedeflemiştir ve bugün, hızlı bir şekilde devam etmektedir. Bu durum, ülkeler arasındaki sınırları şeffaflaştırmakta ve teknolojik imkânlarla birlikte, dünya ticaretini sürekli artırmaktadır.

2000 yılında dünya ticaret hacmi 6 trilyon 400 milyar dolara çıkmıştır. 2005 yılında ise dünya ticaretinin 8 trilyon dolara ulaşacağı tahmin edilmektedir. Bugün, sadece Amerika Birleşik Devletlerinde, haftada 450 civarında yeni ürün piyasaya sunulmaktadır.

Bu olayların hepsi, ticaretin hızlı yükselmesi, öte yandan elektronik ortamda ticaret hacminin büyük boyutlara ulaşması, bir konuyu, artık, dünya ülkelerinin dikkate almasına neden olmaktadır; bu konu da taşımacılıktır. Dünyada bu kadar milyon dolarlık ticaret yapılırken, yapılan ticaretin taşınması gerekmektedir; yani, elektronik ortamda satış yapılmakta; ancak, aynı şey, taşımada mümkün olmamaktadır. Bu da gösteriyor ki, taşımacılık, dünyada yükselen değerlerdendir.

Bugün, Türk kara nakliyesi, 30 000 araçlık filosu, 2 500 000 000 dolarlık yatırımı, yan sektörleriyle birlikte 250 000 kişiye istihdam sağlayarak, ülke ekonomisine, 2003 yılında 4 milyar dolara yakın katkı sağlamaktadır. Bu katkı, Avrupa'nın birinci sırasında yerini almaktadır. Uluslararası arenada nakliyecilik yapan Türk firmaları Avrupa'da birinci olsalar da, dünyadaki taşımacılık rakamlarına göre oldukça düşük pay almaktadır. Oysa, Türkiye, jeopolitik ve coğrafî konumunu kullanarak, dünyanın lojistik ve taşıma merkezi olabilir; çünkü, Türkiye, batı ile doğu arasında çok önemli bir köprü görevindedir. Batıda üretilen malların doğuya, doğudaki hammaddenin batı pazarlarına taşınması için Türkiye kilit nokta konumundadır.

Dünyada taşımacılık sektöründeki payın fazla olması nedeniyle, ülkeler arasında bu anlamda rekabet de başlamıştır. Bundan dolayı, modern İpek Yolu uluslararası taşımacılık koridoruna alternatif olarak, İran, Hindistan ve Rusya bir araya gelerek, kuzey-güney koridorunu oluşturmuşlar. Türk taşımacılarının, bugünden, yurtdışında yatırım yapması, ileride uluslararası network'lerin yaratılması, dünya taşımacılık pazarından aldığımız payın artması için son derece önem taşımaktadır. Bunu sağlamak için, yurt dışında yatırım yapmak isteyen nakliyecilere düşük faizli ve uzun vadeli işyeri açma kredisi verilebilir. Buna karşılık, yurt dışında yaratılacak bu yeni potansiyel, oluşturacağı yeni sinerjiyle, kazanç, fazlasıyla artmış olacaktır.

Ülkemiz ile 47 ülke arasında uluslararası karayolu taşımacılığı anlaşması bulunmakta olup, ayrıca, 3 ülkeyle söz konusu anlaşma parafe edilmiştir. Yugoslavya Federal Cumhuriyetinin dağılmasından sonra kurulan Slovenya, Hırvatistan ve Makedonya ile de uluslararası karayolu taşımacılığı anlaşmaları imzalanmıştır. Bosna-Hersek, Türkiye ile Avrupa arasındaki transit karayolu üzerinde stratejik konuma sahip bir ülkedir. Ülkemiz ile Bosna-Hersek arasında imzalanan Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle, iki ülke arasında ve üzerlerinde yapılmakta olan karayoluyla yolcu ve eşya taşımacılığı belli düzenlemeler içerisinde cereyan edecek, bu alanda sorunların ortaya çıkması halinde çözümlenebilmesi için başvurulabilecek bir mevzuat mevcut olacaktır.

Anılan anlaşmayla, ikili ve transit yolcu ve eşya taşımaları için kolaylıklar getirilmektedir. Bu anlaşmayla, geçiş ücretleri, ikili ve transit eşya ve yolcu taşımacılığının tabi olacağı izin belgesi prosedürü, dönüş yükü ve üçüncü ülke taşımaları, hangi tür eşya taşımalarının izin belgesinden  muaf tutulacağı, taşıt personeli ve taşımacıların uyacağı kurallar, taşıma faaliyetlerinden doğan ödemelerin ne şekilde yapılacağı, yolcu ve eşya taşımacılığına ilişkin gümrük ve diğer formalitelerin kolaylaştırılması, eşya taşımacılığında teminat konusu, yolcu, bagaj ve eşya için yaptırılacak sigorta, karma komisyonun kurulması ve görevleri düzenlenmektedir.

Bu düzenleme ışığında, ülkemiz ile Bosna-Hersek arasında imzalanan Karayolu Taşımacılığı Anlaşmasıyla anlaşmada değişiklik yapan notaların onaylanarak yürürlüğe girmesinin, Balkan ülkeleri üzerinden yapılan uluslararası karayolu taşımacılığımıza olumlu katkılarının olacağını düşünerek, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN- Teşekkür ediyoruz Sayın Akyüz.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE BOSNA - HERSEK BAKANLAR KURULU ARASINDA ULUSLARARASI KARAYOLU TAŞIMACILIĞI ANLAŞMASI İLE
ANLAŞMADA DEĞİŞİKLİK YAPAN NOTALARIN ONAYLANMASININ UYGUN

BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1. - 21 Ocak 1998 tarihinde Ankara'da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bosna-Hersek Bakanlar Kurulu Arasında Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşması" ile Anlaşmada değişiklik yapan notaların onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için 3 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin, teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bosna-Hersek Bakanlar Kurulu Arasında Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşması ile Anlaşmada Değişiklik Yapan Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının açıkoylama sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı                                : 228

Kabul                                : 228 (x)

Böylece, kanun tasarısı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.

Avrupa Radyokomünikasyon Ofisi Kuruluş Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.

6. - Avrupa Radyokomünikasyon Ofisi Kuruluş Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/667) (S. Sayısı: 345) (xx)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Komisyon raporu, 345 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteği?.. Yok.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

AVRUPA RADYOKOMÜNİKASYON OFİSİ KURULUŞ SÖZLEŞMESİNİN

ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1. - 23 Haziran 1993 tarihinde Lahey'de imzaya açılan ve Türkiye tarafından
16 Nisan 1998 tarihinde imzalanan "Avrupa Radyokomünikasyon Ofisi Kuruluş Sözleşmesi"nin onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                             

(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.

(xx) 344 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Oylama için 3 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Avrupa Radyokomünikasyon Ofisi Kuruluş Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının açıkoylama sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı                                : 225

Kabul                                : 225 (x)

Böylece, kanun tasarısı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.

Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek Ateşli Silahlar, Parçaları ve Aksamları ile Mühimmatının Yasadışı Üretimine ve Kaçakçılığına Karşı Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile İçişleri ve Dışişleri Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.

7. - Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek Ateşli Silahlar, Parçaları ve Aksamları ile Mühimmatının Yasadışı Üretimine ve Kaçakçılığına Karşı Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile İçişleri ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/668) (S. Sayısı: 346) (xx)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Komisyon raporu, 346 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteği?.. Yok.

Tasarının tümü üzerindeki müzakereler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Maddelerine geçilmesi kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

SINIRAŞAN ÖRGÜTLÜ SUÇLARA KARŞI BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SÖZLEŞMESİNE EK ATEŞLİ SİLAHLAR, PARÇALARI VE AKSAMLARI İLE MÜHİMMATININ YASADIŞI ÜRETİMİNE VE KAÇAKÇILIĞINA KARŞI PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN

 BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1. - 28 Haziran 2002 tarihinde imzalanan "Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek Ateşli Silahlar, Parçaları ve Aksamları ile Mühimmatının Yasadışı Üretimine ve Kaçakçılığına Karşı Protokol"ün onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

                             

(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.

(xx) 346 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için 3 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek Ateşli Silahlar, Parçaları ve Aksamları ile Mühimmatının Yasadışı Üretimine ve Kaçakçılığına Karşı Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının açıkoylama sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı : 226

Kabul                     : 226 (x)

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Hükümeti Arasında Ticari Denizcilik Anlaşmasına Değişiklik Getiren Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma, Turizm ve Dışişleri Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz

8. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında  Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Hükümeti Arasında Ticarî Denizcilik Anlaşmasına Değişiklik Getiren Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/672) (S. Sayısı : 348) (xx)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Komisyon raporu, 348 sıra sayı ile bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteği?..Yok.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmış olup, maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                               

(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.

(xx) 348 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE UKRAYNA BAKANLAR KURULU ARASINDA TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE UKRAYNA HÜKÜMETİ ARASINDA TİCARÎ DENİZCİLİK ANLAŞMASINA DEĞİŞİKLİK GETİREN PROTOKOLÜN

ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1. - 19 Haziran 2003 tarihinde Kiev'de imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Hükümeti Arasında Ticarî Denizcilik Anlaşmasına Değişiklik Getiren Protokol"ün onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Söz isteği?.. Yok. Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Söz isteği?.. Yok. Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için 3 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri,  Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında  Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Hükümeti Arasında Ticarî Denizcilik Anlaşmasına Değişiklik Getiren Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının açıkoylama sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı   : 235

Kabul                                  : 235 (x)

Böylece, tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kırgız Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kendi Vatandaşlarının Geri Kabulüne İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile İçişleri ve Dışişleri Komisyonları raporlarının müzaresine başlıyoruz.

9. - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kırgız Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kendi Vatandaşlarının Geri Kabulüne İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile İçişleri ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/671) (S. Sayısı : 347) (xx)

                               

(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.

(xx) 347 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet?.. Yerinde.

Komisyon raporu, 347 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Şükrü Mustafa Elekdağ; buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ŞÜKRÜ MUSTAFA ELEKDAĞ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kırgız Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kendi Vatandaşlarının Geri Kabulüne İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek amacıyla söz almış bulunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, esasında, bu ikili anlaşma, yasadışı göç fenomeni gibi, tüm dünyayı meşgul eden önemli bir global sorunla ilgilidir. Türkiye, bu global sorunun etkilerini, 1990'lı yıllarda kuvvetle hissetmeye başlamıştır. Bu dönemde, ülkemiz üzerinden Batı Avrupa'ya yönelik yasadışı göç hareketlerinde aşırı artışlar meydana gelmiştir. Bu artışı oluşturan unsurlardan biri, Sovyet bloğunun dağılmasından sonra, ülkemizin Romanya, Rusya, Moldovya, Ukrayna ve Belarus vatandaşlarının yasadışı göçlerinin hedefi haline gelmesidir. Türkiye, ayrıca, özellikle Afganistan, Irak, Pakistan, İran, Bangladeş ve Ortaasya devletleri vatandaşlarının yasadışı göçlerinde, Batı Avrupa'ya geçişte bir transit güzergâhı konumundadır.

Türkiye, bu göç akımının yoğun boyutlar kazanması üzerine, bir hayli gecikmeli de olsa, 2001 yılı başından itibaren, yasadışı göçmenlerin ülkelerine veya geldikleri ülkelere gönderilmesini sağlamak amacıyla, kaynak ve hedef ülkelerle ikili anlaşmalar akdetme hususunda girişimlerde bulunmuştur.

Esasında, Türkiye'nin yasadışı göçü önleme hususunda etkin önlemler alması, Avrupa Birliği Katılım Ortaklığı Belgesinde ve Avrupa Birliği ilerleme raporlarında öngörülen taleplerin en önemlileri arasında yer almaktadır. Türkiye'nin, yasadışı göç bağlamında, kabul, geri kabul ve sınırdışı etme gibi uygulamalara ilişkin Avrupa Birliği müktesebatından katılım öncesi dönemde uygulanması gerekenleri, orta vadede uygulamaya koyması gereklidir.

Türkiye, bu kapsamda, doğu sınırındaki komşu ülkeler ile bilahara, doğu sınırındaki komşu ülkelerin ötesindeki ülkelerle ve batı sınırındaki ülkelerle geri kabul anlaşmaları akdetmek için girişimlerde bulunmuştur. İşte, Kırgız Cumhuriyetiyle imzalanmış ve onayınıza sunulmuş olan anlaşma, bu amaçla düzenlenmiş olan bir hukukî belgedir.

Anlaşmaya taraf devletlerin topraklarında izinsiz bulunan iki ülke vatandaşlarının geri kabulüne ilişkin talebin iletilmesinden sonra, bu konudaki kararın onbeş gün içerisinde alınmasını ve olumlu karar verildiği takdirde geri kabul prosedürünün on günlük süre içerisinde gerçekleştirilmesini öngörmektedir.

Geri kabul anlaşmaları yoluyla, özellikle komşu ülkelerden yasadışı göçmen olarak gelen kişilerin, insanî, düzenli, hızlı ve hukukî bir zeminde, ülkelerine veya geldikleri ülkelere gönderilmeleri amaçlanmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bilindiği gibi, Avrupa Birliği ülkeleri, yasadışı göçle mücadeleye büyük önem vermektedirler. Esasen, Schengen Anlaşmasının, 1999 Amsterdam Anlaşmasıyla birlikte Avrupa Birliği müktesebatı haline dönüşmesi, Avrupa'da iç sınırların kaldırılması sonucunu doğurmuş; bu paralelde, yasadışı geçiş ve göçün önlenmesi için dış sınırların korunması ve güçlendirilmesine ağırlık verilmesi sonucu ortaya çıkmıştır.

Avrupa Birliği, yasadışı göçle mücadelede, geri kabul anlaşmalarını kullanışlı bir araç ve kaynak ve transit ülkeler üzerinde bir baskı unsuru olarak görmektedir. Bu nedenle, Türkiye, bugüne kadar, Yunanistan, Suriye ve Romanya ile geri kabul anlaşmaları imzalamıştır. 2001 yılı başından itibaren, 22 ülkeye daha geri kabul anlaşma taslağı tevdi edilmiştir. Bu meyanda, Bulgaristan ile müzakereler yapılmış, Libya ve Ukrayna ile de müzakere süreci başlatılmıştır.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye, yasadışı göçün en önemli güzergâhlarından biridir. Türkiye'nin kuzeydoğu, doğu ve güneydoğusundaki ülkelerde işsizlik oranı çok yüksek ve gelir düzeyi düşüktür. Ayrıca, bu ülkelerin fertleri, baskıcı uygulamalardan ve insan hakları ihlallerinden kurtulmak istemektedirler. Batı Avrupa ülkeleri, bu ülkeler insanlarını mıknatıs gibi çekmektedir. Özel coğrafî konumu nedeniyle Türkiye, doğudan batıya geçiş trafiğinde en önemli köprü rolünü oynamaktadır. Birçok ülkenin sınırından geçilmesi gerektiğinden, yasadışı göç ile transit göç birbirleriyle bağlantılıdır. Ayrıca, geçişlerin riskli ve zor olması, bu işten para kazanan simsarlar için son derece kârlı bir faaliyet alanı yaratmıştır. Böylece, göçmenler üzerinden para kazanan mafya grupları, "insan kaçakçılığı" adı verilen büyük suç örgütlerini oluşturmuşlardır. Bu bakımdan, insan kaçakçılığı ile göç olgusunun birbirine girmiş durumda olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye, göç trafiğinde bir transit ülke olduğu kadar, aynı zamanda, bir ara ülkedir. Zira, bazen, göçmen, hedef ülkeye gitmeden Türkiye'de bir iki yıl kalmaktadır. Bunu, çalışmak veya eğer hedef ülkeden sığınma talep etmişse cevap beklemek amacıyla yapmaktadır. Ucuz işgücü olmaları nedeniyle, ülkemize gelen göçmenler iş buluyorlar. Özellikle, Romanya, Moldova, Rusya, Belarus, Ukrayna, Azerbaycan, Ermenistan ve Bulgaristan uyruklu yabancılar kaçak çalışma ve kaçak ikamet etme amacıyla Türkiye'ye gelmektedirler. Resmî olmayan kaynaklar, bunların sayılarının yüzbinleri bulduğunu belirtmektedir değerli arkadaşlarım. Bu kişiler, tekstil de dahil birçok sanayi dalı yanında, fuhuş, pornografi, eğlence ve turizm sektöründe istihdam edilmektedir. Ayrıca, sigortasız ve güvencesiz olarak ev işlerinde çalıştırılmaktadır.

Türkiye sınırının çok uzun ve dağlık olmasının etkin sınır kontrollerini etkilediği, engellediği, bu nedenle de göç akımının durdurulamadığı, yetkili makamlarımızca ifade edilmektedir. Değerli arkadaşlarım, ancak, bu, bir mazeret olamaz. Yasadışı göçün anagüzergâhı üzerinde olan Türkiye'nin sınırlarını kontrol edememesi, sınırlarının yol geçen hanından farksız olması, üzüntü verici olduğu kadar utanç vericidir de. Bugünün ileri teknolojik donanımı ve ulaşım araçlarıyla, Türkiye'nin, sınırlarını kontrol edememesini, sadece yeteneksizlik, sorumsuzluk ve beceriksizlikle izah etmek mümkündür.

Yasadışı göçmenler, Türkiye'ye birçok yoldan giriyorlar. Özellikle sahte pasaportla yaya olarak ve otobüsle veya otobüs ve kamyonlarda saklanarak sınırı geçiyorlar. Türkiye'ye giren kaçak göçmenler, ülkemizden, genellikle denizyoluyla çıkıyorlar, Yunanistan veya İtalya üzerinden Avrupa'ya ulaşıyorlar.

Resmî makamlar, Ege sahillerinin coğrafî yapısının olumsuz etkisinin ve Yunan adalarının çok yakın olmasının kaçakçıların işini kolaylaştırdığını vurguluyor.

Tabiatıyla, Türk topraklarına giriş ve çıkış, bir suç örgütünün yardımıyla ve para karşılığı olmaktadır. Ancak, değerli arkadaşlarım, bu çaresiz insanların göç maceraları çoğu kez ölümle bitmektedir. İngiltere sınırında 53 kaçağın bir Türk TIR kamyonu kasasında havasızlıktan boğulmuş olduğunu anımsayacaksınız. Keza, kısa bir süre önce, Marmaris'ten kalkıp Rodos açıklarında batan teknede, çoğunluğu Afgan ve İranlı 52 kişinin boğulması da zihnimizden silinmeyen bir facia.

Ne var ki, insan kaçakçılığı yapan mafyaların ülkemizde kök salmış olmaları ve ülkemizin kaçakçılık trafiğinin güzergâhını oluşturması, bu suçların ayıbının Türkiye üzerine yıkılmasına yol açıyor değerli arkadaşlarım. Akdeniz'deki her göç skandalı, Türkiye'nin adının Avrupa basınında manşetlere çıkması sonucunu doğuruyor. Türkiye, bu konuda, İtalya, Amerika ve İngiltere tarafından uyarılıyor.

Değerli arkadaşlarım, insan kaçakçılığı, Türkiye'nin imajını karartan, itibarını sarsan bir olgudur. Avrupa'da ve dünyada Türkiye'nin bu konuda etkin olamadığı ve sorumluluklarını yerine getiremediği yolunda bir inanç var. Oysa, emniyet birimlerimizin açıklamaları, bu suçla mücadelede büyük bir gayret içinde olduklarını gösteriyor. Kurdukları ve ciddî bir eğitimden geçirdikleri özel görev gücü, tüm mesaisini yasadışı göçün engellenmesi konusuna hasrediyor.

Tarafımıza verilen bilgilerden, sınırlarımızda kurulacak ve termal kamera sistemiyle donatılacak kulelerin gece gündüz sınır kontrolü yapacağı ve şüphelenilen Türk bayraklı gemilerin de takibe alınacağı anlaşılıyor. Her halükârda bu alanda her türlü önlemi süratle almamız ve Türkiye'yi bu ağır şaibeden kurtarmamız lazım.

Değerli arkadaşlarım, sözlerime son vermeden önce, PKK ve diğer bazı terör örgütlerinin Türkiye'den Almanya'ya yaptıkları insan kaçakçılığından da kısaca bahsetmek istiyorum. Bu konuda, Metin Dalman ve İsmail Tabak adlı iki gazetecinin yazmış oldukları "Avrupa'da İnsan Ticareti ve PKK" adlı belgesel kitabın beni çok etkilediğini söylemek isterim. Adı geçen gazeteciler, kitaplarını yazdıkları sırada, Alman Parlamentosu binasında yer alan Uluslararası Basın Merkezinde görev yapıyorlardı. Eserleri, çok ciddî bir saha araştırmasına ve ciddî belgelere dayanıyor. Kitap, şu hususu açıkça ortaya koyuyor: PKK ve diğer terör örgütleri, Almanya'da, aralarında avukatların da bulunduğu çeteler kurmuşlar. Bunlar, Türkiye'den iltica etmek isteyen kişileri topluyor ve Almanya'ya götürüyorlar. Sahte vize, pasaport ve işçi simsarlığı yapan şebekeler aracılığıyla iltica etmek isteyenlere ihtiyaçları olan her türlü belgeyi sağlıyorlar. En önemlisi, bu kişilerin, düzenlenen sahte belgelerle, politik baskı altında kalmış ve Türk Devletinin manevî şahsiyetine karşı suç işlemiş olduklarının gösterilmesi... Çünkü, Alman iltica makamları, ancak böyle bir suçu işlemiş olan kişilerin taleplerini dikkate alıyorlar.

Kitaptan yapacağım şu alıntı, durumun vahametini tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Deniliyor ki: "Son yıllarda, özellikle Türkiye'den her sene ortalama 60 000-70 000 kişi, 'Türkiye'de Kürt olduğum için etnik baskı altındayım. Hayatım, Kürt olduğum için tehlike altındadır' savıyla Almanya'dan sığınma talebinde bulundu. Bu durum, bir dizi yeni oluşumu ve soru işaretlerini gündeme getirdi."

Devam ediyorum, kitaptan okuyorum: "Almanya'da siyasî sığınma hakkının özellikle PKK güdümlü bazı çevrelerce organize edildiği ve bu yolla terör örgütüne önemli bir kazanç kapısı yaratıldığı anlaşıldı. Bu sığınma hakkı suiistimalleri ve terör örgütü PKK'ya giden haksız kazanç çok büyük seviyelere ulaştı. Öyle ki, Romanya, Afganistan veya Uzakdoğu ülkelerinden kaçarak Almanya'ya sığınan ilticacıların oranı yüzde 1'e bile ulaşmazken, Kürt kökenli insanların ilticalarının kabul oranları bazı senelerde yüzde 21'e kadar çıktı.

Almanya'da iltica mahkemelerinde, Afganistan'dan birincil derdi hayatını kurtarmak olduğu için yanına kimlik belgesi almadan kaçan bir mültecinin iltica başvurusu belge eksikliği nedeniyle işleme konulmuyor. Buna karşın, PKK üyesi ve Kürt olduğu için Türkiye'den 'kaçan' insanların, Alman makamlarının isteyebileceği her türlü belgeyi yanlarında bulundurdukları görülüyor. Mahkemelere delil olarak sunulan bu belgelerin çeşitliliği ise dikkat çekiyor. (...) Bu binlerce 'inandırıcı belge' Alman mahkemelerindeki onbinlerce siyasî iltica dosyasının içeriğini oluşturuyor."

Bu ifadelerinden sonra, yazarlar, uzun araştırmalar sonucunda sahteliklerini saptadıkları bu belgeler hakkında şu değerlendirmeyi yapıyorlar; yine kitaptan okuyorum: "Alman mahkemelerindeki iltica taleplerini içeren dosyalardaki belgeleri 'inandırıcı belge(!)' olarak vurgulamamızın nedeni ise, hazırlanış biçimleri ve yazıldıkları daktilolardaki harf karakterlerinden kaynaklanıyor. Belgeler araştırıldığında, kaleme alan kişilerin Türk yasalarını bile incelemediği ortaya çıkıyor. Dili ve üslubuyla alelacele hazırlandığı anlaşılan, hukuksal terimlere yer verilmeyen, mahkemelerin klasik yazım şablonlarının bile uygulanmadığı belgelerin çoğunda, gerçekte var olmayan makam ve yetkililerin mühürleri ile imzaları bulunuyor. Alman makamlarına sunulan belgelerdeki 'sahtecilik' zaman zaman inanılmaz boyutlara ulaşıyor. Bir belgede 'Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi' başlığı yer alıyor. Oysa, Adana'da Devlet Güvenlik Mahkemesi bulunmuyor.

Bu kadar sahte ve aslı astarı olmayan bilgilerle dolu belgelerin Alman makamlarınca kabul görmesinin nedeni ise büyük çoğunlukla, Türkiye'nin, PKK ve Türk vatandaşlarının siyasî sığınma talepleri konusunda üstüne düşen görevi yeterince yerine getirmemesinden kaynaklanıyor. Türk Hükümetinin, PKK'nın yurt dışındaki aktif propaganda faaliyetlerine karşı ‘karşı propaganda’ yapmayı becerememesi, Avrupa medyası ile kamuoyunu PKK militanlarının güdümüne terk ediyor."

Evet, kitapta bunlar belirtiliyor değerli arkadaşlarım. Ben, Dışişlerine telefon ettim ve ilgililerden, kitapta tasvir edilen iç karartıcı durumun bugün de devam edip etmediğini sordum. Sorularıma verilen yanıtlardan, durumda herhangi bir değişiklik olmadığı sonucunu çıkardım.

Bu konuda, her halükârda, Dışişleri teşkilatını uyandırmak lazım. Kitapta açıklanan vahim durumun düzeltilmesi için ne yapıldı? Gereken her türlü girişim, azim ve kararlılıkla sürdürüldü mü? Başarısız olunduysa, bunun nedenleri acaba iyice tahlil edildi mi?

Değerli arkadaşlarım, bu görüş ve duygularla, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, Türkiye Cumhuriyeti ile Kırgızistan Cumhuriyeti Arasında Kendi Vatandaşlarının Geri Kabulüne Dair Anlaşmanın onaylanmasını uygun bulduğumuzu arz eder, Yüce Meclise saygılarımı sunarım. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Elekdağ.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE KIRGIZ CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA KENDİ VATANDAŞLARININ GERİ KABULÜNE İLİŞKİN ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1. - 6 Mayıs 2003 tarihinde Ankara'da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kırgız Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kendi Vatandaşlarının Geri Kabulüne İlişkin Anlaşma"nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN -Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...  Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Açıkoylama için 3 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kırgız Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kendi Vatandaşlarının Geri Kabulüne İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının açıkoylama sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı                                : 225

Kabul                                : 225 (x)

Böylece, tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.

Özel Karayolu Taşıtlarının Geçici İthaline Dair Gümrük Sözleşmesi Değişikliklerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu raporunun müzakeresine başlıyoruz.

10. - Özel Karayolu Taşıtlarının Geçici İthaline Dair Gümrük Sözleşmesi Değişikliklerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/415) (S. Sayısı : 351) (xx)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Komisyon raporu, 351 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteği?.. Yok.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

ÖZEL KARAYOLU TAŞITLARININ GEÇİCİ İTHALİNE DAİR GÜMRÜK SÖZLEŞMESİ DEĞİŞİKLİKLERİNİN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞU HAKKINDA

 KANUN TASARISI

MADDE 1. - "Özel Karayolu Taşıtlarının Geçici İthaline Dair Gümrük Sözleşmesi Değişiklikleri"nin onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                               

(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.

(xx) 351 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Oylama için 3 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Özel Karayolu Taşıtlarının Geçici İthaline Dair Gümrük Sözleşmesi Değişikliklerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısının açıkoylama sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı                                : 219

Kabul                                : 219 (x)

Böylece, kanun tasarısı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.

Eşyanın Sınırlardaki Kontrollerinin Uyumlaştırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Dışişleri Komisyonları raporlarının müzakeresine başlıyoruz.

11. - Eşyanın Sınırlardaki Kontrollerinin Uyumlaştırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/430) (S. Sayısı : 352) (xx)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.

Komisyon raporu, 352 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteği?.. Yok.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Maddelerine geçilmesi kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

EŞYANIN SINIRLARDAKİ KONTROLLERİNİN UYUMLAŞTIRILMASINA İLİŞKİN ULUSLARARASI SÖZLEŞMENİN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞU

HAKKINDA KANUN TASARISI

MADDE 1. - Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu İç Taşımacılık Komitesince hazırlanan ve 21 Ekim 1982 tarihinde Cenevre'de imzalanan "Eşyanın Sınırlardaki Kontrollerinin Uyumlaştırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme"nin onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                               

(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.

(xx) 352 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz isteği?.. Yok.

3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için 3 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 3 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Eşyanın Sınırlardaki Kontrollerinin Uyumlaştırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısının açıkoylama sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı                                : 209

Kabul                                : 209(x)

Böylece, yasa tasarısı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.

Sayın milletvekilleri, birleşime 5 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati : 19.53

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                               

(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.
ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati : 20.00

BAŞKAN : Başkanvekili İsmail ALPTEKİN

KÂTİP ÜYELER : Mevlüt AKGÜN (Karaman), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 52 nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Çalışmalarımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Geçici İthalat Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu raporunun müzakeresine başlıyacağız.

IV. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

12. - Geçici İthalat Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/679) (S. Sayısı : 353)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Hükümet?.. Yok.

Sayın milletvekilleri, sözlü soru önergeleri ile diğer denetim konularını sırasıyla görüşmek için, 17 Şubat 2004 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati : 20.02