BIM 2 4 2004-01-27T13:55:00Z 2004-01-27T13:55:00Z 47 31119 177379 TBMM 1478 354 217833 9.3821 0 6 nk 6 nk 0

DÖNEM : 22        YASAMA YILI : 2

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

CİLT : 37

 

38 inci Birleşim

6 Ocak 2004 Salı

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

Sayfa

  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- TBMM Başkanvekili İsmail Alptekin'in, 2004 yılının, ülkemiz, bölgemiz ve insanlık için barış, huzur ve güven; bütün kurumlarıyla çalışan tam demokrasi; refah ve iyi yaşam; sağlık ve mutluluk getirmesini dileyen konuşması

B) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Antalya Milletvekili Osman Akman'ın, sel felaketinin Antalya'da meydana getirdiği zarara ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

2.- İstanbul Milletvekili Ali Rıza Gülçiçek'in, Atatürk'ün Hacıbektaş İlçesini ziyaretinin 84 üncü yıldönümüne ve Hacıbektaş Veli'nin felsefesine ilişkin gündemdışı konuşması

3.- Ağrı Milletvekili Mehmet Melik Özmen'in, Ağrı İli Doğubeyazıt İlçesi Ortadirek Köyü İlköğretim Okulunda meydana gelen ve 2 öğretmen ile 1 öğrencinin hayatlarını kaybetmesine neden olan yangına ilişkin gündemdışı konuşması

C) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1.- Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 5019 sayılı Kanunun bazı maddelerinin bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderildiğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/422)

2.- At  Yarışları  Hakkında  Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair 5022 sayılı Kanunun bazı maddelerinin bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderildiğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/423)

3.- Norveç Parlamentosu Dışişleri Komitesi Başkanının TBMM Dışişleri Komisyonu heyetini Norveç'e resmî davetlerine icabet edecek milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/424)

4.- Slovenya Ulusal Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Başkanının TBMM Dışişleri Komisyonu heyetini Slovenya'ya resmî davetlerine icabet edecek milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/425)

5.- Artvin Milletvekili Yüksel Çorbacıoğlu'nun (6/807) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/130)

6.- (9/10) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinin imza sahiplerinden bazılarının imzalarını geri çektiğine  ilişkin önergesi (4/131)

D) ÇEŞİTLİ İŞLER

1.- Genel Kurulu ziyaret eden Pakistan İslam Cumhuriyeti Ulusal Meclis Başkanı Chaudhry Amir Hussain'e Başkanlıkça "Hoşgeldiniz" denilmesi

2.- Genel Kurulu ziyaret eden Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Beşar Esad ve beraberindeki heyete Başkanlıkça "Hoşgeldiniz" denilmesi

IV.- GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI

A) ÖNGÖRÜŞMELER

1.- Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55 milletvekilinin, Bakanlığı sırasında yapılan ihalelerde usulsüzlüklerde bulunduğu ve bu ihalelerle ilgili yolsuzluk iddialarının tahkikini zamanında yaptırmayarak görevini kötüye kullandığı, aynı zamanda mal varlığında haksız bir artışa sebebiyet verdiği iddiasıyla Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Koray Aydın hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/8)

2.- Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55 milletvekilinin, Karadeniz sahil yolu işlerinin ihalesinde müteahhit firmaların önceden anlaştıklarının bilinmesine rağmen, fiyatları ayarlayarak ve rekabete meydan vermeyerek devleti büyük ölçüde zarara uğrattığı iddiasıyla Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Yaşar Topçu hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/9)

V.- SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un, İzmir-Bergama-Ovacık Altın İşletmesinden yurt dışına gönderilen dore altına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1316)

2.- İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, altın rezervine ve işletmelerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1415)

3.- İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, Yargıtay 4. Ceza Dairesinde bir sanığın başörtülü olduğu için dışarı çıkarılmasına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in cevabı (7/1421)

4.- Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı'nın, Erzurum'da yoğun kar yağışından zarar gören elektrik dağıtım şebekelerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1439)

5.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in, il ve ilçe insan hakları kurullarının etkin çalışması için önlem alınıp alınmayacağına ilişkin Başbakandan sorusu ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün cevabı (7/1462)

6.- Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın, Seydişehir Eti Alüminyum AŞ'nin özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1466)

7.- Adana Milletvekili Tacidar Seyhan'ın, bazı eylemlerde polisin göstericilere yaptığı müdahalelere ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı (7/1467)

8.- Antalya Milletvekili Nail Kamacı'nın, Antalya'nın Kaş ve Kale İlçelerinde yaşanan sel felaketine ilişkin Başbakandan sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki Ergezen'in cevabı (7/1472)

9.- İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, Seydişehir Alüminyum Tesisinin Eti Holdinge olan borcunun Hazinece üstlenilmesinin IMF niyet mektubunda belirtilip belirtilmediğine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Ali Babacan'ın cevabı (7/1474)

10.- Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın, kanuna aykırı telefon dinleme iddialarına ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın cevabı (7/1475)

11.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, bankalar aracılığıyla yurtdışına döviz transferine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı (7/1478)

12.- Ankara Milletvekili İsmail Değerli'nin, birinci basamak sağlık hizmetlerinde çalışanların döner sermayeden aldıkları paylara ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1482)

13.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce'nin, belediyelerden diğer kurumlara atanan personele ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı (7/1487)

14.- Aydın Milletvekili Özlem Çerçioğlu'nun, yurtdışına gönderilen öğrenci ve öğretim görevlilerine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı (7/1494)

15.- Edirne Milletvekili Nejat Gencan'ın, sosyal destek ödemelerine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu'nun cevabı (7/1495)

16.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, çocuk sağlığı ve nüfus planlaması politikasına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1499)

17.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, Adana'daki bir camiden tarihî eser çalınması olayının takibine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı (7/1500)

18.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı'nın, TEDAŞ'ın genel aydınlatma bedellerini belediyelere tahakkuk ettirmesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1505)

19.- Çanakkale Milletvekili İsmail Özay'ın, personel lojmanlarının yakıt bedelinde yolsuzluk yapıldığı iddialarına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç'ın cevabı (7/1514)

20.- İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, bir içmesuyu firmasıyla ilgili bir iddiaya ve ruhsatı iptal edilen içmesuyu firmalarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1516)

21.- Artvin Milletvekili Yüksel Çorbacıoğlu'nun, Yusufeli ve Deriner Barajları projelerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1526)

22.- İzmir Milletvekili Kemal Anadol'un, İzmir-Beydağ-Adaküre Köyünün yanmayan sokak lambalarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1528)

23.- Isparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner'in, Gevher Nesibe Sağlık Eğitim Enstitüsünün öğrenim süresinin dört yıla çıkarılıp çıkarılmayacağına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1541)

24.- Manisa Milletvekili Hasan Ören'in, genel aydınlatma giderlerinin TEDAŞ tarafından ödenip ödenmeyeceğine ilişkin Başbakandan sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1542)

25.- Eskişehir Milletvekili Cevdet Selvi'nin, yoksullar için yapılan yardım çalışmalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Beşir Atalay'ın cevabı (7/1550)

26.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede polis narkotik köpeklerinin etkin kullanımına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı (7/1551)

27.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, Türkçe mukabele uygulamasının yaygınlaştırılıp yaygınlaştırılmayacağına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın'ın cevabı (7/1554)

28.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce'nin, ilköğretim öğrencilerine yönelik seviye tespit sınavlarına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in cevabı (7/1555)

29.- Zonguldak Milletvekili Nadir Saraç'ın, Kamu İhale Kanunu uygulamalarında orman köylülerinin mağdur edildiği iddiasına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'nin cevabı (7/1561)

30.- Osmaniye Milletvekili Necati Uzdil'in, yerfıstığı üretimi, ihracatı ve ithalatına,

- Isparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner'in, elma stokuna ve pazar şartlarına,

İlişkin soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı (7/1564,1588)

31.- İzmir Milletvekili Muharrem Toprak'ın, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan yapılan yardımlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Beşir Atalay'ın cevabı (7/1565)

32.- İzmir Milletvekili Muharrem Toprak'ın, Ege ve Akdeniz kıyılarında görülen zararlı yosunlara ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'nin cevabı (7/1566)

33.- Antalya Milletvekili Osman Özcan'ın, ikamet etmediği yerin seçmen listesine yazılacak kişilere karşı alınacak önlemlere ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı (7/1570)

34.- Kırklareli Milletvekili Yavuz Altınorak'ın, Ergene Havzasında yapılan kamulaştırmalara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1573)

35.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un, ambulans tekne servisine ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1580)

36.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un, Ankara-Mamak çöplüğünün çevreye etkisine ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1583)

37.- İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, borsayla ilgili bazı sorunlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in cevabı (7/1589)

38.- İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, Diyanet İşleri Başkanlığı Kur'an Kursları ve Öğrenci Yurt ve Pansiyonları Yönetmeliğinde yapılan değişikliğe ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın'ın cevabı (7/1590)

39.- İstanbul Milletvekili Ali Rıza Gülçiçek'in, İnternette Atatürk ve Cumhuriyet aleyhindeki yayınların engellenmesine ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı (7/1592)

40.- İstanbul Milletvekili Birgen Keleş'in, Kur'an kurslarıyla ilgili yönetmelikte yapılan değişikliğe,

- Denizli Milletvekili Mustafa Gazalcı'nın, Kur'an Kursları ile Öğrenci Yurt ve Pansiyonları Yönetmeliğinde yapılan değişikliğe,

İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın'ın cevabı (7/1595,1604)

41.- Kocaeli Milletvekili İzzet Çetin'in, bir onarım ihalesine müdahale iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki Ergezen'in cevabı (7/1597)

42.- İstanbul Milletvekili Güldal Okuducu'nun, bazı kamu görevlerine bayan adayların başvuramamasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Güldal Akşit'in cevabı (7/1599)

43.- Muğla Milletvekili Ali Cumhur Yaka'nın, ambulans hizmeti ile ilgili bazı sorunlara ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1603)

44.- Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Kur'an Kursları ile Öğrenci Yurt ve Pansiyonları Yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın'ın cevabı (7/1608)

45.- Samsun Milletvekili İlyas Sezai Önder'in, kamu görevlileri arasındaki ücret dengesizliğinin giderilmesine yönelik bir çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı (7/1616)

46.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, TRT'de yayımlanan Türk Müziği programlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Beşir Atalay'ın cevabı (7/1618)

47.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, tüm hastanelerin tek bir telefon numarası altında birleştirilmesine ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1620)

48.- Denizli Milletvekili Mehmet Uğur Neşşar'ın, devlet memurları ve emeklilerinin özel sağlık kuruluşlarından faydalanmalarına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın cevabı (7/1634)

49.- Tekirdağ Milletvekili Erdoğan Kaplan'ın, Et ve Balık Kurumuyla ilgili bazı sorunlara ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın cevabı (7/1638)

50.- İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan verilen burslara ve saptanan yoksul ailelere ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Beşir Atalay'ın cevabı (7/1648)

51.- Kocaeli Milletvekili İzzet Çetin'in, özelleştirmeyle işini kaybedenlerin kamuda istihdamına yönelik düzenleme çalışmalarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı (7/1651)

52.- Ankara Milletvekili İsmail Alptekin'in, uluslararası fuarlara katılan Türk firmalarının standartlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in cevabı (7/1654)

53.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanının açıklamalarının piyasalara etkisine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in cevabı (7/1661)

54.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, ABD'nin İskenderun Limanından füze sevkıyatı yaptığı iddiasına ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı M. Vecdi Gönül'ün cevabı (7/1662)

55.- İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, BDDK'nın devraldığı sorunlu kredi alacaklarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in cevabı (7/1666)

56.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce'nin, depremde hasar gören Yalova-Çiftlikköy-Kabaklı Köyü Camiinin onarımına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın'ın cevabı (7/1667)

57.- İzmir Milletvekili Vezir Akdemir'in, özürlülerin ve sokak çocuklarının sorunlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in cevabı (7/1671)

 


I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 13.00'te açılarak üç oturum yaptı.

Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Atilla Maraş'ın, İstiklal Marşımızın yazarı, Mehmet Âkif Ersoy'un ölümünün 67 nci yıldönümünde, edebî kişiliğine;

Gaziantep Milletvekilleri:

Mahmut Durdu'nun,

Ahmet Yılmazkaya'nın,

Gaziantep İlinin düşman işgalinden kurtarılışının 82 nci yıldönümüne;

İlişkin gündemdışı konuşmalarına, Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu, görüşleriyle katkıda bulundu.

Oturum Başkanı ve TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil, İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'yü 30 uncu ölüm yıldönümünde rahmet ve minnetle andığına ilişkin bir konuşma yaptı.

İzmir Milletvekili Ahmet Ersin ve 23 milletvekilinin, Gediz Nehrindeki kirliliğin ve çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/153) Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergenin gündemdeki yerini alacağı ve öngörüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

İzmir Milletvekili Nükhet Hotar Göksel'in, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Daha önce Gelen Kâğıtlar listesinde yayımlanan ve Genel Kurulda okunmuş bulunan; Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Koray Aydın hakkındaki (9/8) esas numaralı; Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Yaşar Topçu hakkındaki (9/9) esas numaralı; Bayındırlık ve İskân eski Bakanları Koray Aydın ve Abdulkadir Akcan haklarındaki (9/10) esas numaralı Meclis soruşturması önergelerinin, öngündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmının 1 inci, 2 nci ve 3 üncü sıralarına alınması ile Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince soruşturma açılıp açılmayacağı hususundaki görüşmelerinin, 6 Ocak 2004 Salı günkü birleşimde yapılmasına, bu birleşimde sözlü sorular ile diğer denetim konularının görüşülmemesine ve bu işlerin bitimine kadar çalışma süresinin uzatılmasına;

Genel Kurul çalışmalarına 30.12.2003 Salı gününden başlamak üzere 2 gün ara verilmesine,

İlişkin Danışma Kurulu önerilerinin,

Genel Kurulun 25.12.2003 Perşembe günkü (bugün) birleşiminde; Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 29 uncu sırasında yer alan 282 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 4 üncü sırasına, daha önce gelen kâğıtlar listesinde yayımlanan ve bastırılıp dağıtılan 315, 317, 318 ve 316 sıra sayılı kanun tasarılarının ise 48 saat geçmeden 5, 6, 7 ve 8 inci sıralarına alınmasına ve 9 uncu sıraya kadar olan işlerin bitimine kadar çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin AK Parti Grubu önerisinin, yapılan görüşmelerden sonra,

Kabul edildikleri açıklandı.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:

1 inci sırasında bulunan, Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında (1/521) (S. Sayısı: 146),

2 nci sırasında bulunan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin (1/523) (S. Sayısı: 152),

Kanun Tasarılarının görüşmeleri, daha önce geri alınan maddelere ilişkin komisyon raporları henüz gelmediğinden,

3 üncü sırasında bulunan, Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İbrahim Köşdere'nin; Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununa Geçici Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifinin (2/212) (S.Sayısı: 305) görüşmeleri, Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından,

Ertelendi.

4 üncü sırasına alınan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti Arasında Belbaşı Tesisinin Kapanması ve Yeni Bir Sismik Araştırma İstasyonunun Faal Hale Getirilmesiyle İlgili Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair (1/418) (S. Sayısı: 282),

5 inci sırasına alınan, Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair (1/721) (S.Sayısı: 315),

8 inci sırasına alınan, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında (1/720) (S. Sayısı: 316),

Kanun Tasarılarının, görüşmelerini müteakiben elektronik cihazla yapılan açıkoylamalardan sonra,

6 ncı sırasına alınan, Karşılıksız Çek ve Protestolu Senetler ile Kredi ve Kredi Kartları Borçlarına İlişkin Kayıtların Dikkate Alınmaması (1/722) (S.Sayısı: 317),

7 nci sırasına alınan, Başbakanlık Basımevi Döner Sermaye İşletmesi Kuruluşu Hakkında Kanun ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması (1/719) (S. Sayısı: 318),

Hakkında Kanun Tasarılarının, yapılan görüşmelerden sonra,

Kabul edilip kanunlaştıkları açıklandı.

6 Ocak 2004 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 22.53'te son verildi.

 

 

 

Başkanvekili

 

 

 

Nevzat Pakdil

 

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye

 

Suat Kılıç

 

Yaşar Tüzün

 

Samsun

 

Bilecik

 

 

Kâtip Üye

 

 

 

Ahmet Küçük

 

 

 

Çanakkale

 


                                           No. : 56

II. - GELEN KÂĞITLAR

26 Aralık 2003 Cuma

Rapor

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Güney Afrika Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/383) (S. Sayısı: 321) (Dağıtma tarihi: 26.12.2003) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Balıkesir Milletvekili Sedat Pekel'in, yem fiyatlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/895) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

2.- Balıkesir Milletvekili Sedat Pekel'in, gübre fiyatlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/896) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

3.- Muğla Milletvekili Fahrettin Üstün'ün, et ithalatının hayvancılığa etkilerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/897) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

4.- Tokat Milletvekili Feramus Şahin'in, Diyanet İşleri Başkanlığı personeline ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Aydın) sözlü soru önergesi (6/898) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel'in, Bursa Tophane Çocuk Kütüphanesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/1712) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

2.- İstanbul Milletvekili Berhan Şimşek'in, 58 ve 59 uncu hükümetler döneminde hakkında soruşturma izni istenen memurlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1713) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

3.- Isparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner'in, Kurum İdarî Kurulu raporu üzerine yapılan çalışmalara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1714) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

4.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, okullardaki müzik eğitimine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1715) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

5.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, sözde Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili uluslararası kamuoyuna yönelik çalışma yapılıp yapılmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1716) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

6.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, eğitim ve kültür politikalarında Türkçe hassasiyetine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1717) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

7.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, domuz mamulleri ithalatına ve domuz çiftliklerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1718) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

8.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, Türk dili ve Türk kültürünün daha iyi öğretilmesi konusunda yapılacak çalışmalara ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1719) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

9.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, Alman cezaevlerinde Türk mahkûmlara yönelik insan hakları ihlallerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1720) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

10.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, Kur'an kurslarına ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Aydın) yazılı soru önergesi (7/1721) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

11.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, polis teşkilatındaki intihar vakalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1722) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

12.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, bir tür deniz yosununun oluşturduğu tehdide ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1723) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

13.- Adana Milletvekili N. Gaye Erbatur'un, SHÇEK'in kadınlara yönelik hizmetlerinin yeterli olup olmadığına ilişkin Devlet Bakanından (Güldal Akşit) yazılı soru önergesi (7/1724) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

14.- Adana Milletvekili N. Gaye Erbatur'un, aile içi şiddetin önlenmesine yönelik çalışmalara ilişkin Devlet Bakanından (Güldal Akşit) yazılı soru önergesi (7/1725) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

15.- Adana Milletvekili N. Gaye Erbatur'un, SHÇEK'in kadınlara sağladığı yardımlara ilişkin Devlet Bakanından (Güldal Akşit) yazılı soru önergesi (7/1726) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

16.- Adana Milletvekili N. Gaye Erbatur'un, SHÇEK'e bağlı kadın konukevlerine ilişkin Devlet Bakanından (Güldal Akşit) yazılı soru önergesi (7/1727) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

17.- Adana Milletvekili N. Gaye Erbatur'un, hastane ve karakolların hafta sonları SHÇEK il müdürlüklerinden destek alamamasına ilişkin Devlet Bakanından (Güldal Akşit) yazılı soru önergesi (7/1728) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

18.- Adana Milletvekili N. Gaye Erbatur'un, SHÇEK'e bağlı kadın konukevlerinin denetimine ilişkin Devlet Bakanından (Güldal Akşit) yazılı soru önergesi (7/1729) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

19.- İstanbul Milletvekili Ahmet Sırrı Özbek'in, Gebze Cezaevindeki nüfus kaydı olmayan bir tutukluya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1730) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

20.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, 2004 Malî Yılı Bütçe hedeflerine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1731) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

21.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, son beş yıldır yurtdışına yapılan kayıt dışı havale miktarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1732) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

                                                   No. : 57

29 Aralık 2003 Pazartesi

Teklifler

1.- Hakkâri Milletvekili Esat Canan'ın; Hakkâri İlinde Geçitli, Bağışlı, Dağlıca, Esendere ve Derecik Adlarıyla Beş Yeni İlçe Kurulmasına Dair Kanun Teklifi (2/220) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.12.2003)

2.- İstanbul Milletvekili Zeynep Karahan Uslu ve 9 Milletvekilinin; Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/221) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.12.2003)

3.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün; 4876 Sayılı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatifleri Tarafından Üreticilere Kullandırılan ve Sorunlu Hale Gelen Tarımsal Kredilerin Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanundan Yararlanamayanlara Dair Kanun Teklifi (2/222) (Tarım, Orman, Köyişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.12.2003)

4.- Bursa Milletvekili Zafer Hıdıroğlu'nun; Akpınar Adıyla Yeni İlçe Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/223) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.12.2003)

5.- Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair İçtüzük Teklifi (2/224) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.12.2003)

6.- Trabzon Milletvekili Şevket Arz'ın; Trabzon İlinde Büyükşehir Belediyesi Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/225) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.12.2003)

Tezkereler

1.- Siirt Milletvekili Recep Tayyip Erdoğan'ın; Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/420) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

2.- Kocaeli Milletvekili Mehmet Sefa Sirmen'in; Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/421) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.12.2003)

Rapor

1. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Moldova Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/382) (S. Sayısı: 320) (Dağıtma tarihi: 29.12.2003) (GÜNDEME)

                                                   No. : 58

30 Aralık 2003 Salı

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu'nun, Elazığ'ın Maden İlçesinin ekonomik durumuna ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/899) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

2.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu'nun, Elazığ'ın Alacakaya İlçesindeki Şark Kromları İşletmelerinin durumuna ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/900) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

3.- Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu'nun, Elazığ'ın Alacakaya İlçesinin ulaşım sorunlarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/901) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

4.- Adana Milletvekili Kemal Sağ'ın, iş akitleri feshedilen ÇEAŞ ve KEPEZ Elektrik çalışanlarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/902) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

5.- Adana Milletvekili Kemal Sağ'ın, özelleştirme kapsamındaki kuruluşlarda yönetim kurulu üyesi ve denetçi olarak görev yapan ÖİB personeline ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/903) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

6.- Samsun Milletvekili İlyas Sezai Önder'in, Bafra Ovası Sulama Projesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/904) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

7.- Samsun Milletvekili İlyas Sezai Önder'in, Bafra Devlet Hastanesi ek inşaatına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/905) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

8.- Samsun Milletvekili İlyas Sezai Önder'in, Bafra İlçesi ve köylerine yönelik trafo ve şebeke çalışmalarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/906) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, işsizlik sigortasına ve vergi primlerini ödeyemeyen esnafa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1733) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

2.- İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, Koç Üniversitesine kullandırılan krediye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1734) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

3.- İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, Koç Üniversitesi tesislerinin teslim alınması işlemlerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/1735) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

4.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl'ün, bir emekli orgeneralin geçirdiği tıbbi operasyona ilişkin Millî Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1736) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

5.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl'ün, yakalanan Hizbullah terör örgütü mensuplarının öğrenim durumlarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1737) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

6.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl'ün, bir orgeneralin ölüm nedenine ilişkin Millî Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1738) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

7.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl'ün, PKK/KADEK terör örgütü mensuplarının öğrenim düzeylerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1739) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

8.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl'ün, üniversitelerde intihal yaptığı belgelenen öğretim üyesi olup olmadığına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1740) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

9.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl'ün, lise düzeyindeki eğitim programları ve meslek liselerine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1741) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

10.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl'ün, İller Bankasının belediyelere verdiği yardımın kriterlerine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/1742) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

11.- İzmir Milletvekili Vezir Akdemir'in, ücretlilerin aylıklarında iyileştirme yapılıp yapılmayacağına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1743) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

12.- İzmir Milletvekili Vezir Akdemir'in, uyuşturucu kullanımını önlemek için alınan tedbirlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1744) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

13.- Tokat Milletvekili Feramus Şahin'in, TMO Vakfı Fırın İşletmesinin bir ekmek türünü tekrar üretip üretmeyeceğine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1745) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

14.- Manisa Milletvekili Nuri Çilingir'in, bazı şirketlerin BOTAŞ'tan aldığı işlere ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1746) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

15.- Manisa Milletvekili Nuri Çilingir'in, Envy adlı bir şirketle ilgili bazı iddialara ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1747) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

16.- Samsun Milletvekili İlyas Sezai Önder'in, Samsun'un, Bafra İlçesindeki bir köprü projesinin ödeneğine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1748) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

17.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, belediyelerin doğalgaz aboneliğinde aldığı ücrete ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1749) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

18.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, Türk vatandaşlarının yurt dışında gayrimenkul edinme haklarına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/1750) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

19.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, Hükümetin politika oluşturma ve strateji belirleme yöntemlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1751) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

20.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, Irak'ta gelişen olaylara ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/1752) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

21.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, Talabani ve Barzani'nin Türk pasaportlarını iade etmelerine ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/1753) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

22.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, yabancı film ve müzik eserlerinin ulusal kültürümüze etkilerinin değerlendirilmesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/1754) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

23.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, yeraltı kaynaklarının özelleştirilerek yabancılarca alınmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1755) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

 

                                           No. : 59

2 Ocak 2004 Cuma

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın, kamu görevlilerinin yargılanmalarındaki farklı statüye ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/907) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.12.2003)

2.- Balıkesir Milletvekili Sedat Pekel'in, Bandırma-Sahilyenice Köyünde ceviz fidanı yetiştiriciliğini geliştirmek için yapılan çalışmalara ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/908) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısının bir toplantıda yaptığı konuşmaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1756) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

2.- Kırşehir Milletvekili Mikail Arslan'ın, serbest bölge uygulamasındaki bazı sorunlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1757) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.12.2003)

3.- Kırşehir Milletvekili Mikail Arslan'ın, Belediye Kanunu ile belediyelere verilen yetkilere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1758) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.12.2003)

4.- İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, Rusya ile yapılan doğalgaz müzakerelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1759) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)

5.- Mersin Milletvekili Şefik Zengin'in, Sivas Kangal ve Tarsus Çatal Burun köpekleriyle ilgili çalışmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1760) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)

6.- Iğdır Milletvekili Yücel Artantaş'ın, İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde yapılan bir hizmet içi eğitim programına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1761) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)

7.- Iğdır Milletvekili Yücel Artantaş'ın, bir ilahiyatçının polislere yönelik bir eğitim programında kullandığı iddia edilen ifadeye ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Aydın) yazılı soru önergesi (7/1762) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)

8.- Iğdır Milletvekili Yücel Artantaş'ın, Türkiye aleyhindeki bir filme, İstanbul'daki abide eserler için ayrılan kaynağa ve Ankara Devlet Halk Dansları Topluluğundaki iki dansçının atamasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/1763) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)

9.- Isparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner'in, sözleşmeli sağlık personeli sınavına ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1764) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)

10.- Isparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner'in, halıcılık sektörünün desteklenmesine yönelik çalışmalara ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/1765) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)

11.- Isparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner'in, BAĞ-KUR emeklilerinin maaşlarının iyileştirilip iyileştirilmeyeceğine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1766) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)

12.- Diyarbakır Milletvekili Muhsin Koçyiğit'in, evden internet bağlantısında yaşanan bir soruna ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1767) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)

13.- Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü'nün, çiftçilerin alacaklarına ve 2004'te yapılacak destek ve ödemelere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1768) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)

14.- Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü'nün, mısır ithalatına ve nişasta kökenli şeker kotasının yükseltilmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1769) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)

15.- Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü'nün, SSK, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığının bağlı iştiraklerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1770) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)

16.- İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Bingöl depreminde hasar gören bir yatılı bölge okulunun onarım ihalesine ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1771) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)

17.- İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Bingöl'deki öğretmen sayısına ve Çeltiksuyu Yatılı İlköğretim Okuluna ilişkin Millî Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1772) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)


                                             No: 60

5 Ocak 2004 Pazartesi

Cumhurbaşkanınca Geri Gönderilen Kanunlar

1.- At Yarışları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair 17.12.2003 Tarihli ve 5022 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi (1/723) (Anayasa ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.12.2003)

2.- Olağanüstü Hal Bölge Valiliği İhdası Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair 17.12.2003 Tarihli ve 5023 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi (1/724) (Anayasa ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.12.2003)

3.- Bazı Belediyelerin Kaldırılması Hakkında 21.12.2003 Tarihli ve 5025 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi (1/725) (Anayasa ve İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)

4.- Bazı Belediye ve Köylerin Denizli Belediyesine Katılmasına İlişkin 21.12.2003 Tarihli ve 5026 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi (1/726) (Anayasa ve İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.12.2003)

5.- Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 11.12.2003 Tarihli ve 5019 Sayılı Kanun ve Anayasanın 89 uncu Maddesi Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi (1/730) (Anayasa ve İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

Tasarılar

1.- Avrupa Topluluğu ve Türkiye Cumhuriyeti Arasında Uyuşturucu veya Psikotrop Maddelerin Yasadışı Üretiminde Sıkça Kullanılan Ara ve Kimyasal Maddelere Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı (1/727) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve İçişleri ve Tarım, Orman ve Köyişleri ve Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

2.- Yabancılara İkinci El Taşıt Satışı Hakkında Kanun Tasarısı (1/728) (İçişleri ve Dışişleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2003)

3.- Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/729) (Millî Savunma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.12.2003)

Teklifler

1.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in; İzmir İlinde Ahmetbeyli Adı ile Bir Belde Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/226) (İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.12.2003)

2.- Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın; 3628 Sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/227) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.12.2003)

3.- Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın; Kimlik Bildirme Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/228) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.12.2003)

4.- Tekirdağ Milletvekili Mehmet Nuri Saygun'ın; 3030 Sayılı Büyükşehir Belediyelerinin  Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/229) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 10.12.2003)

5.- Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyelerinin Ödenek, Yolluk ve Emekliliklerine Dair 3671 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/230) (Plan ve Bütçe ve Anayasa Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.12.2003)

6.- Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın; İcra ve İflas Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/231) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.12.2003)

7.- Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ın; Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/232) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.12.2003)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Diyarbakır Milletvekili Muhsin Koçyiğit'in, Sağlık Bakanlığının sözleşmeli sağlık personeli alımı için yaptırdığı sınava ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1773) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.1.2004)

2.- İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, konut edindirme yardımı amacıyla toplanan paraya ilişkin Devlet Bakanından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/1774) (Başkanlığa geliş tarihi: 2.1.2004)

Süresi İçinde Cevaplandırılmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.- Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, Meksika'da Atatürk heykeli açılışına katılan bazı bakanların dönüş yolculuğuyla ilgili basında çıkan haberlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1397)

2.- Konya Milletvekili Atilla Kart'ın, Selçuklu Tıp Fakültesinin makine teçhizatı için ödenek konulup konulmadığına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1398)

3.- Iğdır Milletvekili Yücel Artantaş'ın, Irak'a yardım amacıyla örtülü ödenekten para aktarılıp aktarılmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1403)

4.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, Irak'taki Türkmenlere ait tapu kayıtlarının imha edilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1422)

5.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, GSM operatörlerinden tahsil edilen hazine paylarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1431)

6.- Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun, Suriye ve Irak'ta yaşayan Türkmenlerin nüfusuna ve gayrimenkul edinebilme haklarına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından yazılı soru önergesi (7/1435)

7.- Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın, Başak Sigorta eski Genel Müdürünün emekli ikramiyesine ilişkin Devlet Bakanından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/1436)

8.- İstanbul Milletvekili Onur Öymen'in, AB Komisyonunun Türkiye İlerleme Raporunda sanıklara kötü muamele eden güvenlik görevlilerinin himaye edildikleri iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1445)

9.- Edirne Milletvekili Nejat Gencan'ın, tarımsal sulamada kullanılan enerjinin fiyatına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1447)

10.- Iğdır Milletvekili Yücel Artantaş'ın, Kızılay Merkez Yönetim Kurulunun görevden alınması için kararname hazırlanıp hazırlanmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1452)

11.- Samsun Milletvekili Mehmet Kurt'un, Hazinenin 1995-2000 yılları arasındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili bazı iddialara ilişkin Devlet Bakanından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/1457)

12.- İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, Sayıştay'ın 2002 yılı Hazine İşlemleri Raporuna ilişkin Devlet Bakanından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/1459)

13.- Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün'ün, yatırım teşvik belgesi verilmesinde bazı şirketlere ayrımcı uygulamalar yapıldığı iddialarına ilişkin Devlet Bakanından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/1463)

 

 

                                           No. : 61

6 Ocak 2004 Salı

Tasarı

1.- Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı (1/731) İçişleri ve Plan ve Bütçe ve Anayasa Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.12.2003)

Teklifler

1.- Trabzon Milletvekili Asım Aykan'ın; 3194 Sayılı İmar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/233) (İçişleri ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.12.2003)

2.- Afyon Milletvekili Ahmet Koca ve 2 Milletvekilinin; Telgraf ve Telefon Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/234) (Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 6.1.2004)

Raporlar

1.- Yolsuzluğa Karşı Ceza Hukuku Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/285) (S. Sayısı: 211'e 1 inci Ek) (Dağıtma tarihi: 6.1.2004) (GÜNDEME)

2.- Yeni Bitki Çeşitlerine Ait Islahçı Haklarının Korunmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporu (1/669) (S. Sayısı: 323) (Dağıtma tarihi: 6.1.2004) (GÜNDEME)

3.- Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Ticarî Konularda Adli İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/515) (S. Sayısı: 324) (Dağıtma tarihi: 6.1.2004) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Balıkesir Milletvekili Sedat Pekel'in, sözleşmeli sağlık personeli sınavına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/909) (Başkanlığa geliş tarihi: 5.1.2004)

2.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, üniversitelere verilen kadrolara ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/910) (Başkanlığa geliş tarihi: 5.1.2004)

 

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

6 Ocak 2004 Salı

BAŞKAN : Başkanvekili İsmail ALPTEKİN

KÂTİP ÜYELER : Mevlüt AKGÜN (Karaman), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 38 inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- TBMM Başkanvekili İsmail Alptekin'in, 2004 yılının, ülkemiz, bölgemiz ve insanlık için barış, huzur ve güven; bütün kurumlarıyla çalışan tam demokrasi; refah ve iyi yaşam; sağlık ve mutluluk getirmesini dileyen konuşması

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 2004 yılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul çalışmalarına bugün başlamış bulunuyoruz.

Öncelikle, saygıdeğer milletvekillerimize, Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışanlarına, mesai arkadaşlarımıza, sağlık ve mutluluk içinde, aileleri ve sevdikleriyle beraber uzun ömürler diliyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 2003 yılında, ortak ve örnek bir çalışmayla, ülkemiz, bölgemiz yararına önemli yasalar çıkarmış, etkin denetim görevini yapmış ve sosyal, siyasî, ekonomik yönden ciddî mesafeler almıştır. Yüce milletimizin seçerek gönderdiği milletvekillerimizden beklediği ülke yararına gayretlerin gösterildiği, Parlamentonun itibarının yüceltildiği kanaatimi ifade etmek istiyorum. Bundan sonra da, aynı anlayış ve gayret içinde olacağımıza inanıyorum.

Bu vesileyle, 2004 yılının, ülkemiz, bölgemiz ve insanlık için, barış, huzur ve güven, bütün kurumlarıyla çalışan tam demokrasi, refah ve iyi yaşam, sağlık ve mutluluk getirmesini diliyorum.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçmeden önce, üç değerli arkadaşımıza gündemdışı söz vereceğim.

İlk söz, Antalya'da meydana gelen doğal afetle ilgili görüşlerini açıklamak için söz isteyen, Antalya Milletvekilimiz Sayın Osman Akman'a aittir.

Buyurun Sayın Akman.

Süreniz 5 dakika.

B) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR

1.- Antalya Milletvekili Osman Akman'ın, sel felaketinin Antalya'da meydana getirdiği zarara ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün cevabı

OSMAN AKMAN (Antalya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Antalya İlimizde meydana gelen sel hadisesi ve oluşan tahribatı anlatmak üzere huzurlarınızdayım; hepinizi, saygıyla selamlıyorum.

Malumunuz olduğu üzere, Antalya'da, 24-25 Aralık tarihlerinde, yoğun yağış ve fırtına sebebiyle doğal bir afet yaşandı. Bu olaylar sonucu, mal kaybının yanı sıra, maalesef, can kaybı da oldu, 5 vatandaşımız hayatını kaybetti. Doyran Beldemizde, Negiz ailesinden Hasan, Nuriye, İsmail Negiz, Akdamlar Köyünde, Murat Mecek ve Metin Özer sel sebebiyle hayatlarını kaybetmişlerdir; kendilerine Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum.

Sel konusunda, hava tahmin raporlarını iyi değerlendirerek, devletin bütün kurumlarını, iş makineleri ve ekipleriyle birlikte hazır eden, bir gün önceden okulları tatil etmek suretiyle olası başka can ve mal kayıplarına karşı tedbir alan ve sel süresince, olay yerinde gelişmeleri adım adım takip edip, görevini en iyi şekilde yapan, başta Antalya Valimiz Sayın Alaaddin Yüksel olmak üzere, ilimizin bütün mülkî, askerî erkânı ile özel kurum ve kuruluşlarına teşekkür ediyorum. Diğer illerimizin araç destekleri de, takdire şayan bir dayanışma örneğidir.

Devletin halkının yanında olması gereken en önemli anlarda ve benzeri olaylarda bu eksikliğin hissettirilmemesi, halkta devlete güven duygusunun korunması ve tazelenmesi açısından son derece önemlidir. Bu görevin hakkıyla yapılması, iyi işleyen devlet sisteminin gereğidir. Baştan itibaren, Antalya Milletvekilleri olarak, olayı anbean takip edip, yerinde gerekli incelemelerde bulunup, halkın maruz kaldığı sıkıntıları birebir tespit ederek, çalışma imkânına sahip olduk. Ayrıca, hükümetimizin değerli üyeleri Başbakan Yardımcımız Sayın Mehmet Ali Şahin ile Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Erkan Mumcu'ya, ilimize gelerek mahallinde incelemelerde bulunmalarından dolayı, Antalyalılar adına, tekrar, teşekkür ediyorum.

Her yıl, bu tip olumsuz olayların tekrarlanması üzücüdür. Sel ve fırtına gibi doğal afetler elbette olacaktır; bunu engellemek mümkün değildir; ancak, alınacak tedbirlerle, oluşacak zararlar en aza indirilebilir. Gelişmiş ülkelerde bu tür hadiseler için önceden tedbirler alınmakta ve zarar en aza indirilmektedir. Ülkemizde de alınacak tedbirlerle vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğinin sağlanması, devletimizin sorumluluğunda olan önemli bir görevdir. Bizler, bu bilinçle hareket etmeye gayret göstermeye devam edeceğiz.

Antalya'da maddî zararın boyutları çok büyüktür. Toplam zararın 27 trilyon lira civarında olduğu tahmin ediliyor. Birçok vatandaşımız mağdur olmuştur. Herhangi bir aksama olmaması için, bilhassa kırsal alanda, yol, köprü, menfez, kanalizasyon ve diğer altyapı çalışmaları, ilgili kurum ve kuruluş programlarından ve İl Özel İdare bütçesinden ivedilikle karşılanarak gerekenler yapılmış, bütün imkânlar seferber edilerek elektriği kesilen yerlerin elektriklerinin bağlanması sağlanmıştır.

Hükümetimiz, zararların karşılanması ve normal hayata dönüş hususunda gerekeni yapmaktadır. Taleplerimiz doğrultusunda, ilk etapta, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan 500 milyar, Bayındırlık Bakanlığı Afet Fonundan 500 milyar olmak üzere, toplam 1 trilyon lira Valilik emrine gönderilmiş, sel olayını müteakiben evlerine giremeyecek durumda olan vatandaşlarımız için barınma sorunu hemen halledilmiş, dört günlük iaşeleri sağlanmıştır. Ayrıca, nakdî yardımlarla desteklenmek suretiyle yaralar sarılmaya devam edilmektedir. Bu hususta, ilgili sayın bakanlarımızla gerekli görüşmeler yapıldı. Zaten durumun önemine binaen, bu konu, Bakanlar Kurulumuzun gündeminde yer almış ve yapılması gerekenler görüşülmüştür.

Hükümetimizin, en kısa sürede sel mağduru Antalyalı hemşerilerimize destek ve yardımları yaparak, yaraların sarılması için devletimizin bütün imkânlarını kullanacağına inanıyoruz.

Doğma büyüme bir Antalyalı olarak, bu tür sel ve benzeri tabiî afetlerin ilimizin farklı bölgelerinde hemen hemen her yıl yaşandığını biliyorum. Örneğin, geçen yıl Kumluca ve Demre İlçelerimiz ile Aksu havzasında, bu kış da aralık ayı başında Serik İlçemizde maddî zararlı sel hadisesi yaşandığı hatırlanırsa, bu hususta köklü tedbirlerin alınması zarureti ortadadır. Bunun da yapılabilmesi için, tarımsal alanlarda 10 trilyon, yerleşim yerleri altyapılarında 17 trilyon olmak üzere, toplam 27 trilyon civarındaki zararın bir an önce tazmini için, Valilik bünyesinde oluşturulan Taşkın Önleme Komisyonu, sonuç rakamlarını en kısa zamanda tamamlamalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Akman, sözlerinizi tamamlamanız için mikrofonu açıyorum; buyurun.

OSMAN AKMAN (Devamla) - Ayrıca, Valilikçe yürütülen çalışmalar sonucunda hazırlanacak raporlar da acilen tamamlanarak -genel hayata etkinlik değerlendirmesi içerisinde- Bakanlar Kurulu kararı alınmak üzere ilgili bakanlıklara ivedilikle sunulmalıdır.

Antalyalı hemşerilerime buradan ifade etmek istiyorum ki, görevinin bilincinde, olaylara hâkim bir hükümet işbaşındadır. Hükümetimizin bu konuda gereğini yapacağına olan inancımız tamdır.

Zarar gören vatandaşlarımızın, özellikle de tarım kesiminin zararlarının tazminiyle alakalı tarım genel sigortasının yanı sıra, bölgeye özel bir sigortacılık sisteminin de geliştirilmesi zarurîdir.

Dere ve nehir yataklarının ıslahı konusunda şu ana kadar yapılan çalışmalar yetersizdir. Önümüzdeki dönemde, bu eksikliklerin planlı bir şekilde süratle giderilmesi gerekir.

Bölgemize, öncelikle sel zararlarının meydana geldiği Merkez ve Kemer İlçelerinde bulunan çiftçilerimize doğrudan gelir desteği ödemelerinin ivedilikle ve öncelikle yapılması için, ilgili bakanlıklarca yapılan çalışmalar süratle tamamlanmalıdır.

Mağdur vatandaşlarımızın kredi borçlarının ertelenmesi hususunda gerekenler yapılmalıdır.

Devlet kurumlarına olan elektrik, su, telefon gibi borçların ertelenmesi, vatandaşlarımızın acılarının dindirilmesi hususunda önemli bir adım olacaktır.

İktidar Partisi mensubu olarak ben ve diğer vekil arkadaşlarım, yapılması gereken çalışmaların yakın takipçisi olacağız. Bu konuda kimsenin endişesi olmamalıdır.

Bu vesileyle, bu tür afetlerin ülkemizde ve Antalyamızda tekrar yaşanmamasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Akman.

Hükümetin söz isteği var; ancak, Sayın Bakanım, bir dakika müsaadenizi rica ediyorum.

Böylesine önemli bir konuda, bölgedeki afet sebebiyle, yine, Antalya Milletvekilimiz Sayın Tuncay Ercenk'in de söz isteği olmuştur; ancak, kendisine kürsüden söz veremedim; yerinden, birkaç  cümleyle değerli arkadaşımız da hissiyatını dile getirecektir.

Kısa ve öz olmak üzere; buyurun Sayın Ercenk.

TUNCAY ERCENK (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Milletvekili arkadaşımın da açıkladığı gibi, gerçekten, Antalya, 24-25 Aralık tarihlerinde çok ciddî bir sel felaketiyle karşı karşıya kaldı. Sel, Merkez-Doyran Beldesini ve Akdam Köyünü, Kemer İlçesi Çamyuva Beldesini ve Kuzdere Köyünü, Göynük Beldesini, Finike İlçemizi ve Serik-Çandır Beldemizi büyük bir felakete maruz bıraktı. Boğaçayı, Ağva, Göynük, Karadayı dereleri taşmış, köprüler, trafolar, içmesuyu şebekeleri de tahrip olmuştur.

Değerli arkadaşlarım, bu felaket sonucu, Doyran-Akdam Köyünden Hasan Negiz, Nuriye Negiz, İsmail Negiz, Murat Mecek, Metin Özer isimli yurttaşlarımızı maalesef kaybetmiş bulunuyoruz. İsmail Negiz isimli yurttaşımızın cesedi henüz bulunamamıştır.

Tüm bu bölgeleri, biz de, diğer arkadaşlarım gibi, Sayın Genel Başkanımız ve milletvekili arkadaşlarımızla birlikte dolaştık, inceledik ve bir gerçek ortaya çıktı. Burada, bu yörede her yıl buna benzer felaketler yaşandığını biliyoruz; ama, bugüne kadar bir plan ve organizasyon ve bir öngörü, maalesef yoktur.

Kemer Gözcü Gazetemiz, 8 Eylül tarihinde, burada böyle bir felaketin yaşanacağını ve sonuçlarını bizzat açıkladığı halde, en ufak bir tedbir alınmamıştır. Bu felaket, Antalya'da altyapı sorunlarının da çözülmediğini ortaya koymaktadır.

Bir gerçek daha ortaya çıkıyor -Sayın Başkanım, hemen bitireceğim- Antalya'ya artık sahip çıkmak zorundayız. Antalya, Türkiye'nin ve dünyanın gözbebeği; onu korumak ve Türkiye ekonomisine katkısını artırmak zorundayız. Bu da, ancak, ona sahip çıkmakla olacaktır, onun altyapısını bir an evvel çözmekle olacaktır.

Türkiye, turizm gelirinin 5 milyar dolarını Antalya'dan sağlıyor; tarım gelirinin üçte 1'ini Antalya sağlıyor. Antalya, ülkemizin her yanından göç alan bir kent; yani, Antalya, küçük bir Türkiye'dir. Buraya önem verilmelidir; Antalya'ya yapılan her hizmet, Antalya'ya yapılan her yatırım, Türkiye'ye yapılan hizmettir ve Türkiye'ye yapılan yatırımdır.

Üç yıllık hedefte 20 000 000 turist, 60 milyar dolar gelir, 150 000 ilave yatak ve 500 000 işyeri hedeflenmiş ise, Antalya'ya dikkat etmek gerekir, Antalya'yı sahiplenmek gerekir diye düşünüyorum.

Bu tür felaketlerin bir daha yaşanmaması dileğiyle, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ercenk.

Şimdi, Hükümetin söz isteği var.

Tarım Bakanımız Sayın Sami Güçlü; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Antalya Milletvekilimiz Sayın Osman Akman'ın, Antalya'da yaşanan sel felaketiyle ilgili yapmış olduğu konuşmaya kısaca cevap vermek istiyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Antalya İlimiz, maalesef, son bir ay içerisinde, üst üste iki sel felaketine maruz kalmıştır.

7-8 Aralık tarihlerinde, şiddetli yağış sonucu, Serik İlçemizin 13 köyünde, 319 üreticimize ait 5 000 dekarın üzerinde bir alan  zarar görmüştür.

Hepimizin bildiği 24-25 Aralık tarihlerinde ise, Antalya-Merkez, Finike ve Kemer İlçelerinde meydana gelen sel felaketi, aynı zamanda can kaybına sebep olmuş ve 5 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir; Allah rahmet eylesin diyoruz, yakınlarına başsağlığı diliyoruz.

Derelerin taşması, tabansuyu seviyesinin yükselmesi ve denizdeki aşırı dalgalanmalar sonucu, evlerin bodrum ve birinci katları ile bahçelerde su baskınları meydana gelmiş, 115 kilometre asfalt yol zarar görmüş, 15 köprü ve menfez ile 8 adet trafo, 3 köye ait içmesuyu şebekesi, 2 adet öğretmen lojmanı, 1 adet lokanta, 6 adet dükkân, 10 adet ahşap bungalov yıkılmış ve kullanılmaz hale gelmiştir. Bir başka ifadeyle, selin yoğun etkisinin görüldüğü yerlerde, elektrik, içmesuyu altyapısı çökmüş, yeraltı kabloları hasar görmüş ve dolayısıyla, altyapıya yönelik olarak, yapılan hesaplara göre, 17 trilyon civarında bir zarar ortaya çıkmıştır.

Buna ilaveten, 30 yerleşim biriminde, yaklaşık 1 000 çiftçimize ait, toplam, yine yaklaşık 10 000 dekar tarla ürünü, 661 dekar narenciye, 700 dekara yakın süs bitkisi ve 500 dekarın üzerinde sera alanı; bunun yanında, 338 adet arı kovanı, hayvan barınakları, balık kafesi, ürün depoları, kimyevî gübre, küçükbaş ve büyükbaş hayvanlar -bunların sayılarını söylemedim- büyük ölçüde telef olmuş ve yaklaşık 10 trilyon liralık bir zararın ortaya çıktığı tespit edilmiştir; halen, çiftçiler bazında zarar tespitleri için çalışmalar son safhasına gelmiştir.

Başta kuraklık, sel, dolu gibi afetlere daima açık olan ülkemiz, bu afetlerin sık sık vuku bulduğu bir coğrafyada yer almakta ve bu durum hepimizi üzüntüye sevk etmektedir. Oluşan bu afetler dolayısıyla, devlet tarafından gerekli yardımlar sağlanamadığı takdirde de, çiftçilerimizin, özellikle bu kesimin önemli ekonomik kayıpları olduğu ortadadır; zira, Antalya'da farklı olsa bile, genel olarak bu afete maruz kalan çiftçilerimizin, genellikle gelirlerinin yılda bir tek ürüne bağlı olması, bu konudaki en dramatik hadisedir.

Bu amaçla, ilk etapta, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu Sekreterliğinden 500 milyar lira, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Afet Fonundan yine aynı miktar bir para; yani, toplam olarak 1 trilyon lira, Antalya Valiliği emrine gönderilmiştir.

Kamu kurum ve kuruluşlarına ait tüm iş makineleri ve çok sayıda personel, bu ilde, 48 saat içerisinde, büyük bir gayret göstererek tüm yolları ulaşıma açmış, enerjiyi tekrar kullanıma hazır hale getirmiş, içmesuyu şebekelerini kullanılır duruma getirmiş ve bu vesileyle, aynı zamanda özel sektöre ait olan çok sayıda iş makinesinin de kullanılması mümkün olmuştur.

Zarar gören vatandaşlarımıza da, ihtiyaçları nispetinde, battaniye ve benzeri unsurlar, gıda, yakacak yardımı, yemek ve hayvanları telef olan vatandaşlarımıza da zararlarını telafi konusunda yardımlar yapılmıştır.

Bu sırada, özellikle yol altyapısı konusunda, köylerde meydana gelen hadiselerde, Köy Hizmetlerinin büyük gayreti olmuştur. Mevcut iş makinelerine ilaveten, çevre illerden çok sayıda iş makinesi bölgeye sevk edilmiş ve bölgenin ulaşım altyapısı ve içmesuyu altyapısını tamamlama konusunda bir gayret içerisine girilmiştir.

Bu afetle ilgili, sizlere iletmek istediğim önemli husus şudur: Her afetin ortaya çıkardığı acılar yanında, belki bize öğrettiği birkısım dersler de vardır. Bunlardan ilki, bu bölgede afet vesilesiyle sağlanan işbirliği ve organizasyonla, burada acı çeken insanlarımızın yaralarını sarma konusundaki gayrettir ve bunun, anlaşılır bir seviyede gerçekleşmiş olmasıdır. Bunların içerisinde en önemlisi, afetin başladığı saatten önce, Meteorolojinin verdiği bilgiye dayanarak Valiliğin almış olduğu tedbirlerdir. Dolayısıyla, belki daha büyük maddî ve manevî zararların ortaya çıkması bir bakıma önlenmiştir. Okulların kapatılmış olması, iş makinelerinin ve konuyla ilgili personelin hazır hale getirilmiş olması, bu konuda alınmış en önemli tedbir olarak sayılabilir ve dolayısıyla, bu konuda karar alan idarecilerimizi de kutlamak gerekir.

Bunun dışında, bu olaydan sonra en büyük zarar, dere yataklarında kurulmuş birkısım binalar, seralar, üretim tesisleri gibi, bir bakıma kaçak olarak inşa edilmiş olan yapıların varlığı sebebiyle ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla, Antalya Valiliği, bu hususta, bu kaçak yapılarla ilgili olarak -biraz önce Sayın Milletvekilimizin de ifade ettiği gibi- alınacak tedbirler konusunda bir önemli adım atmıştır ve bütün bu kaçak yapılaşmayı ve benzer hadiselerde zararların büyük boyutta ortaya çıkmasına sebep olan gelişmeyi ortadan kaldırmaya yönelik bir gayret içerisindedir.  62 kilometrelik dere yatağında, böyle bir tedbire dönük çalışmaları başlatmışlardır.

Bunun dışında, Bayındırlık  ve İskân Bakanlığımız, bugün, genel hayatın etkili sayılması konusunda bir karar almıştır. Daha önce akla gelen ve zaman zaman ifade edilen bir husustur, Antalya'nın, böyle bir olay yaşandığında afet kapsamına alınması konusu; ama, bölgedeki idarecilerimizle yaptığımız görüşmede, bunun, kavram olarak hiç kullanılmaması gerektiğini; yaklaşık onbeş gün önce Fransa'da böyle bir olayın ortaya çıktığını, 17 ölüm yaşandığını, halen 2 şehrin afet kapsamında bulunduğunu; ama, bununla ilgili bir tek görüntünün Fransız televizyonlarında verilmediğini ve dolayısıyla, kendi ekonomik faaliyetlerini aksatacak bir tutuma sebep olmadıklarını; ancak, bizde, kendi resmî kurumumuz TRT'nin görüntülerinin Avrupa televizyonlarında yayımlandığını ve afet kavramıyla birlikte, bölgeye gelen, gelebilecek olan, planlayan turist sayısında da çok büyük bir düşme olabileceğini; dolayısıyla, hadise aslında önemli olmakla birlikte, kavram olarak daha özenli bir üslup sergilememiz gerektiğini ifade ettiler. Dolayısıyla, yine, bölgenin gelişmesini hızlandıracak, altyapıda meydana gelen zararı telafi edecek şekilde "genel hayatı etkileme" kararını Bayındırlık Bakanlığımızın aldığını ifade ediyorum; kendilerine teşekkür ediyorum.

Bunun dışında, zarar gören insanlarımıza yönelik olarak, yine, Valimizle ve oradaki idarecilerimizle yaptığımız temaslarda dile getirilen hususlar -sayın milletvekilimiz de söyledi- işte, başta elektrik olmak üzere, bankacılık sektörüne olan borçlar ve doğrudan gelir desteğiyle ilgili tedbirler; bunları ifade ettiler. Ben, bu konuda bir çalışmanın başlatıldığını ifade etmek istiyorum ve sözlerimi şöyle toparlamak istiyorum: Burada yaşadığımız olay, gerçekten üzüntü vericidir; iklimin özelliklerine göre, sık sık rastlanabilecek bir olaydır. Nitekim, son bir ay içerisinde iki defa rastlanmıştır; ancak, son yaşanan olayda, 21 yılın ortalamasına göre, bir ayda yağan yağış iki günde yağmıştır. Dolayısıyla, insanoğlunun, tedbir almakta artık imkân ve şartlarının uygun olmadığı bir durumla karşı karşıyayız; ancak, sevinilecek husus şudur: Başta Sayın Vali olmak üzere, kamu görevlilerinin çok özverili bir çalışma yapması, zarar gören insanların acılarını paylaşma konusunda büyük bir özen göstermeleri; halkımızın, orada ölüm olayı yaşayan ailelerimizin ve maddî zarara uğrayan insanlarımızın, idarecilerini kendilerinin yanında görmüş olmaları çok sevindiricidir. Ben, bu bakımdan dolayı kendilerini kutluyorum, tebrik ediyorum. Benzer olayların ortadan kalkması, yaşanmaması, elbette arzumuzdur.

Tabiî, Hükümetimiz de burada, evvela, manevî destek olarak Başbakan Yardımcımızı ve Kültür ve Turizm Bakanımızı bölgeye göndermiştir. Bayındırlık Bakanlığımızın elemanları hemen olayın akabinde oradadır. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün iki genel müdür yardımcısı halen oradadır. Dolayısıyla, halkımızın acılarını paylaşıyoruz ve afetten sonra ortaya konulabilecek tedbirler konusunda, sayın milletvekilimizin dile getirdiği ve Valimizin bizlere ulaştırdığı hususlarda, konuyla ilgili bakan arkadaşlarımız arasında bir diyalog başlatılmıştır. İnşallah, o konuda alınabilecek, yerine getirilebilecek hususları kamuoyuna da duyuracağız.

Ben, bu vesileyle, kendilerine tekrar geçmiş olsun diyorum. Gösterdikleri özverili davranışları için kamu görevlilerini kutluyorum; sizlere saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.

Gündemdışı ikinci söz, Atatürk'ün Hacıbektaş'a gelişinin 84 üncü yıldönümü münasebetiyle, İstanbul Milletvekili Sayın Ali Rıza Gülçiçek'e aittir.

Buyurun Sayın Gülçiçek.

2.- İstanbul Milletvekili Ali Rıza Gülçiçek'in, Atatürk'ün Hacıbektaş İlçesini ziyaretinin 84 üncü yıldönümüne ve Hacıbektaş Veli'nin felsefesine ilişkin gündemdışı konuşması

ALİ RIZA GÜLÇİÇEK (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün Hacıbektaş'a gelişinin 84 üncü yıldönümü nedeniyle gündemdışı söz almış bulunmaktayım. 2004 yılının ülkemize, ulusumuza ve tüm dünya uluslarına özgürlük ve barış getirmesi dileğiyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bundan 84 yıl önce, 22 Aralık 1919'da, Mustafa Kemal, Ulusal Kurtuluş Savaşı için Samsun'dan başlattığı mücadelenin en önemli duraklarından biri olan Hacıbektaş'a gelmiştir.

Bir ulusal halk velisi olan Hacı Bektaş Veli, Anadolu'daki Türk insanına, geleneğine, göreneğine, Türk diline ve inancına sahip çıkmıştır.

Alevî-Bektaşiler, insanlararası ilişkilerinde dini temel olarak almadıkları için, kendilerini gerçek anlamda laik olarak tanımlayabilmektedirler.

Değerli milletvekilleri, Mustafa Kemal ve Hacı Bektaş Veli, yaşadıkları çağı aşan, yaşadıkları çağda yalnız kendi bölgeleri, kendi ülkeleri değil, bütün insanlığa ışık olmuş, örnek olmuş iki değerli önderdir.

Bilindiği gibi, Hacı Bektaş Veli'ye gönül veren ve onun çizdiği yolda yürüyen insanlar, hiç tereddüt etmeden, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının yanında yer almışlardır, laik, demokratik cumhuriyetin kurulmasına katkı sağlamışlardır.

Değerli milletvekilleri, her yıl 22-23 Aralıkta, Atatürk ve arkadaşlarının Hacıbektaş'a gelişi, anlamlı ve coşkulu bir törenle kutlanır.

Cemalettin Çelebi, Mustafa Kemal Paşaya "Paşa Hazretleri, cesaretli ve öngörüşlü yönetiminizde Türk Ulusunun düşmanı kahredeceğine inancım sonsuz. Ulu Tanrının ulusumuza bağışlayacağı zaferden sonra cumhuriyet ilanını düşünüyor musunuz" der. Çelebi'nin "cumhuriyet" sözcüğünü böylesine açıkyürekle söylemesi üzerine Mustafa Kemal Paşa heyecan ve dikkatle Cemalettin Çelebi'nin gözlerine bakıyor, biraz daha yaklaşıyor, onun elini avucunun içine alıyor, kararlı bir sesle "o mutlu günün ilanına kadar aramızda kalmak koşuluyla,  evet Çelebi Hazretleri" diyor.

Ayrıca, bu özel toplantıda, Mustafa Kemal, Hacıbektaş Dergâhı önderlerinden, kendileriyle birlikte çalışacaklarına dair söz alır. Cumhuriyet söyleminin, Çelebi Cemalettin Efendi tarafından dile getirilmiş olması, gerçekten, Alevî toplumu için sevindirici bir olaydır.

Değerli milletvekilleri, Alevî-Bektaşilerin tarih boyunca yaşama geçirmek için mücadele ettikleri, Atatürk'ün arkasında yer almalarındaki en temel etkenleri; cumhuriyet, demokrasi, laiklik, özgürlük, toplumsal eşitlik ve ulusçuluktur.

Çelebi Veliyettin Efendi, yandaşlarına gönderdiği 25.4.1923 tarihli bildiride; Mustafa Kemal'in, vatanın ilerlemesi ve yükselmesi hakkındaki her türlü isteğini yerine getirmenin Alevîler tarafından bir zorunluluk olduğunu, bu halkı kurtaracak olanın Gazi Mustafa Kemal Paşa ve vatanın öz evlatları olacağını, tüm yurttaşlarımızı kölelikten kurtaracak kişinin Mustafa Kemal Paşa olduğunu ifade ederek, Alevîlerin cumhuriyete ve Mustafa Kemal Paşaya destek vermelerini istiyor.

Değerli milletvekilleri, temelinde insan sevgisi olan Anadolu Alevîliği, sadece bir inanç sistemi olarak anlaşılamaz. Anadolu Alevîliği, Anadolu kültürüne, edebiyatına, yaşamına, dostluğuna, dayanışmasına ve Kurtuluş Savaşına önemli katkılar yapmıştır. Alevî felsefesinin ve Alevî yurttaşlarımızın, önce Kurtuluş Savaşında, daha sonra da cumhuriyetin kurulmasında ve devlet şeklinin belirlenmesinde, devlet felsefesinin temel değer, kavram ve kurumlarının oluşmasında, hiç kuşkusuz, oldukça büyük etkisi vardır.

Alevîlerin Atatürk'ün etrafında toplanmaları bir tesadüf değildir. Bu insanlar, Osmanlı döneminde, şeyhülislamlardan çok baskı görmüşler ve hakarete uğramışlardır. O nedenle, Atatürk'ün tam bağımsızlıkçı, özgürlükçü, ulusalcı savaşında onun yanında yer almalarından daha doğal bir şey düşünülemezdi.

"Cumhuriyet" sözcüğünün ilk defa konuşulduğu bugünkü Hacıbektaş İlçesinde mevcut cezaevi onbeş yıldır kapalı konumdadır. Bu durumun, Hacı Bektaş Veli'nin barışçı felsefesinin ve cumhuriyete bağlılığın bir sonucu olduğunu düşünmekteyim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; "en yüce servet ilimdir" diyen Hacı Bektaş Veli ile "hayatta en hakikî mürşit ilimdir" diyen Atatürk arasında düşünce paralelliği vardır.

Hacı Bektaş Veli, kendisi incinse de, insanları incitmedi; düşmanın bile insan olduğunu bize hatırlattı. Hiçbir milleti ve insanı ayıplamadan ışığın aydınlığına çağırdı. Nefsine ağır geleni kimseye tatbik etmemeyi tavsiye etti. Eline, beline, diline sahip olmanın erdemini insanlığa öğretti.

Kadın-erkek eşitliğini ve kadınların toplumdaki yerlerinin ne kadar önemli olduğunu vurguladı.

"Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu" diyerek, ışığıyla bizi aydınlattı. Yetmişiki millete aynı nazarda bakmayı, insanlar arasında ayırım yapmamayı bize öğretti.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; "Benim Kâbem insandır" diyen Hacı Bektaş Veli, "Ey Tanrıyı arayan, aradığın sensin" diyen Mevlânâ, "Ey oğul, insanı yaşat ki devlet yaşasın" diyen Şeyh Edebali, "Yaradılanı severim Yaradandan dolayı" diyen Yunus Emre'nin...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Gülçiçek, mikrofonu açıyorum; lütfen tamamlayın efendim.

ALİ RIZA GÜLÇİÇEK (Devamla) - ...engin hoşgörüleri ve insan sevgisinin daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir dönemde, bu hoşgörü ve sevgiden tüm yurttaşlarımızın yoksun bırakılmayacağı dileğiyle, sözlerime büyük Ozan Âşık Mahzuni'nin bir şiiriyle son verirken, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

"Sana hasret, sana hayran görünürüz,

Sarı saçlım, mavi gözlüm, neredesin

Bu gemi, bu Karadeniz,

Sarı saçlım, mavi gözlüm, neredesin?

Kara peçe yakışmıyor kullara

Kurban olam gideceğin yollara,

Hele uyan bir bak bizim hallara

Sarı saçlım, mavi gözlüm, neredesin?

 

Bulutlar terinden, dağlar kokundan

Sarhoştur Mahzuni senin kokundan

Bir daha gel, gel ha Samsun'dan

Sarı saçlım, mavi gözlüm, neredesin?"

Saygılarımla efendim. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Gülçiçek.

Üçüncü söz isteği, Ağrı İli Doğubeyazıt İlçesi Ortadirek Köyü İlköğretim Okulunda 24.12.2003 tarihinde meydana gelen yangında 2 öğretmenin şehit olması münasebetiyle, Ağrı Milletvekili Sayın Mehmet Melik Özmen'e aittir.

Buyurun Sayın Özmen. (AK Parti sıralarından alkışlar)

3.- Ağrı Milletvekili Mehmet Melik Özmen'in, Ağrı İli Doğubeyazıt İlçesi Ortadirek Köyü İlköğretim Okulunda meydana gelen ve 2 öğretmen ile 1 öğrencinin hayatlarını kaybetmesine neden olan yangına ilişkin gündemdışı konuşması

MEHMET MELİK ÖZMEN (Ağrı) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 24 Aralık 2003 tarihinde Ağrı İli Doğubeyazıt İlçemizin Ortadirek Köyü İlköğretim Okulunda, maalesef, bir kaza meydana gelmiş ve bu kaza sonucunda 2 öğretmenimiz ve 1 öğrencimiz vefat etmiştir. Bu konuyla ilgili söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yöremiz, hepinizin bildiği gibi, kış şartları son derece ağır geçen yörelerden birisidir. Bu şartlardan doğan ısınma ihtiyacı sebebiyle, öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz, sobayı yakarlarken bir yanıcı ve tutuşturucu maddeyle daha hızlı yakma yönünde çaba sarf etmişler ve burada meydana gelen alevler sonucunda ilkönce öğrencimiz, daha sonra bir öğretmenimiz, daha sonra da diğer öğretmenimiz kendi arkadaşı ve öğrencisini kurtarmak için yardıma gidince, maalesef, bu hazin olay meydana gelmiştir.

Konudan haberdar olan Millî Eğitim Bakanımız Sayın Hüseyin Çelik, hemen bir organizasyon düzenleyip, çok ağır durumda yaralı olan öğretmenlerimize gereken tıbbî müdahalenin yapılmasıyla ilgili çaba sarf etmiş; bu arada, İçişleri Bakanımız Sayın Abdülkadir Aksu'yla irtibata geçmiş, Sayın İçişleri Bakanımızın temin etmiş olduğu bir helikopterle Gülhane Askerî Tıp Akademisine öğretmenlerimiz yetiştirilmiş. Maalesef, bu arada, öğrencimiz Okan Kömürcü vefat etmiştir. Öğretmenlerimiz, yüzde 75-80 yanıkla Gülhane Askerî Tıp Akademisine gelmişler; burada, gerek doktorların gerek çalışanların yoğun müdahale ve tedavisine rağmen, maalesef, kurtarılamayarak vefat etmişlerdir, şehit olmuşlardır.

Kendi evlerinden, ailelerinin sıcak kollarından, bölgemize gelmiş bulunan ve cehalet içerisindeki çocuklarımıza bilimin aydınlığını öğretme yönünde çaba sarf eden bu öğretmenlerimizin ailelerine, buradan, başsağlığı diliyoruz; sadece ben değil, gerek Ağrı Milletvekilimiz Sayın Naci Aslan gerek Sayın Cemal Kaya gerek Sayın Kerim Yıldız ve gerek Halil Özyolcu'yla birlikte başsağlığı diliyoruz.

Konunun önemli olduğunu biliyoruz; çünkü, bu öğretmenler, ülkemizin her köşesinde büyük fedakârlıklar yapmak suretiyle, ülkemizin koşulları da dikkate alındığında, cansiparane görev yapmaktadırlar. Bu iki şehit öğretmenimiz, hakikaten, önümüzdeki günlerde, belki de, öğretmenlerimizin gerek barınmaları gerek daha iyi hizmet verebilmeleri için gereken sosyal şartları karşılama yönünde, Millî Eğitim Bakanlığımız nezdinde, daha da ileri bir seviyede çalışmalara sebep olabileceklerdir.

Geçen hafta içerisinde, Sayın Millî Eğitim Bakanımız, Sayın İçişleri Bakanımız ve Ağrı milletvekillerimizle birlikte Ağrımızda idik. Burada şehit olmuş olan öğretmenlerimizden Burçin Uysal Hanımefendinin adını, orada açılışını yaptığımız bir okula verdik. Bu konuda, Sayın Valimizin göstermiş olduğu katkıya da buradan teşekkür ediyorum. Daha sonra Ortadirek Köyüne gittik, yangının meydana geldiği okulu da ziyaret ettik; bu okula da, orada vefat etmiş olan Okan Kömürcü adlı o köyün çocuğu öğrencimizin isminin verilmesi konusunda, Sayın Bakanımız, Sayın Valiye talimat verdi; onunla ilgili de çalışma yapılıyor. Bu arada, rahmetli Sayın Aysun Kayalar'ın da -Manisa, Akhisarlı kendisi- isminin, Manisa Akhisar'daki bir okula verilmesi konusunda Millî Eğitim Bakanlığının çalışma yaptığını buradan duyurmak istiyorum.

Tabiî, ne olursa olsun, sonuçta, gidenler bizim öğretmenlerimizdir ve büyük kayıptır; bundan dolayı, hem Ağrılılar büyük teessür içerisindeler hem de Türkiye'deki tüm vatandaşlarımız büyük üzüntü duymaktadırlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET MELİK ÖZMEN (Devamla) - Sayın Başkan, 1 dakika daha müsaade eder misiniz?

BAŞKAN - Hay hay; mikrofonu açıyorum.

Buyurun.

MEHMET MELİK ÖZMEN (Devamla) - Ben buradan, bundan sonraki Öğretmenler Günümüzde; yani, 24 Kasımlarda, Öğretmenler Gününün, bu kıymetli öğretmenlerimizin ismiyle anılması konusunda hem Cumhuriyet Halk Partisinden hem de AK Partiden diğer milletvekillerimizle birlikte Sayın Millî Eğitim Bakanımıza ortak çağrıda bulunuyorum.

Ayrıca, Diyadin'in jeotermal enerji kaynakları vardır. Bu jeotermal enerji kaynaklarıyla ilgili, Enerji Bakanlığımız nezdinde, gerek Ağrı ve gerekse ilçelerinde ve köylerinde hem ucuz hem de bu tip kazalara yol açmayacak şekilde ısınmayı da beraberinde getirecek birtakım çalışmaların yapılmasını arz ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özmen.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri milletvekillerimiz adına, Başkanlık Divanı olarak da, Ağrı İli Doğubeyazıt İlçemizde vefat eden öğrenci ve öğretmenlerimize Cenabı Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabırlar diliyoruz. Böyle bir facianın bir daha olmamasını temenni ediyoruz.

Sayın milletvekilleri, gündemdışı konuşmalar tamamlanmıştır.

Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır; ancak, okutacağım sunuşlar bir hayli uzun, Genel Kurulumuz uygun görürse, Kâtip Üyenin oturarak okumasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir. Teşekkür ediyorum.

Cumhurbaşkanlığının 2 adet tezkeresi vardır; bu tezkereleri ayrı ayrı okutup, bilgilerinize sunacağım.

C) TEZKERELER VE ÖNERGELER

1.- Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 5019 sayılı Kanunun bazı maddelerinin bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderildiğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/422)

                                      25.12.2003

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: 12.12.2003 günlü, A.01.0.GNS.0.10.00.02-3828/13768 sayılı yazınız.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca 11.12.2003 gününde kabul edilen 5019 sayılı "Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun" incelenmiştir.

1- İncelenen Yasanın geçici 2 nci maddesinde,

"Büyük şehir belediye sınırları içerisinde kalan ilçe ve beldelere hangi köylerin mahalle olarak katılacağı, bu Kanunun yayımını müteakip en geç yedi gün içinde ilgili valilikler tarafından tespit ve ilan edilir.

Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce seçim takvimi uygulamaya konulmuş olsa dahi, bu Kanun gereğince oluşacak yeni sınırlar büyük şehir belediyeleri için seçim çevresi kabul edilir. 28 Mart 2004 tarihinde yapılacak Mahallî İdareler Seçimlerinde büyük şehir belediyeleri için bu sınırlar, Yüksek Seçim Kurulunca esas olarak alınır. Büyük şehir belediye sınırları içerisine alınan ilçe belediyelerinin sınırları, ilçe belediyesi için seçim çevresi, ilk kademe belediyelerinin sınırları ilk kademe belediyeleri için seçim çevresi sayılır"

denilmektedir.

Görüldüğü gibi, incelenen Yasanın geçici 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında,

-Bu Yasanın yürürlük gününden önce seçim takvimi uygulamaya konulmuş olsa da, bu Yasa gereğince oluşacak yeni sınırların büyük şehir belediyeleri için seçim çevresi kabul edileceği,

-28 Mart 2004 gününde yapılacak yerel yönetim seçimlerinde büyük şehir belediyeleri için bu sınırların Yüksek Seçim Kurulunca esas alınacağı,

-Büyük şehir belediye sınırları içine alınan ilçe belediyeleri ile ilk kademe belediyelerinin seçim çevrelerinin sırasıyla ilçe belediyeleri ile ilk kademe belediyelerinin sınırları olduğu,

belirtilmiştir.

Böylece, incelenen Yasayla büyük şehir belediye sınırlarında yapılan değişikliklerin, yaklaşık üç ay sonra yapılacak seçimlerde uygulanması sağlanmaktadır.

Anayasanın 67 nci maddesinin, 3.10.2001 günlü, 4709 sayılı Yasanın 24 üncü maddesiyle eklenen son fıkrasında, seçim yasalarında yapılan değişikliklerin, yürürlüğe girdiği günden başlayarak bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmayacağı kurala bağlanmıştır.

Bu kural kapsamında bulunan "seçim yasalarında yapılan değişiklikler"den neyin kastedildiğinin anlaşılabilmesi için, kuralın getiriliş amacına bakılması gerekmektedir.

4709 sayılı Yasanın 24 üncü maddesinin gerekçesinde, "Yeni eklenen bir fıkra ile konjonktürel değişikliklere seçim kanunları açısından yer verilmemesi amaçlanmıştır" denilerek, siyasal dalgalanmaların seçimleri düzenleyen kurallara yansıyıp, seçim sonuçlarına etkili olmaması amaçlanmıştır.

Bu amaç göz önüne alındığında, doğrudan seçim yasalarını değiştirmese de, bir yasayla yapılan değişikliğin ya da getirilen kuralın "seçim"leri ilgilendirip ilgilendirmediğinin, getirilen kuralın seçim yasası değişikliği niteliğinde olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.

Bir başka anlatımla, Anayasa koyucunun istencinin tam anlamıyla etkili ve egemen kılınabilmesi için, yapılan yasal düzenlemenin niteliğinin ortaya konulması gerekmektedir. Bunun için kuralın içeriği ve etkisi üzerinde durulması, eğer metin seçim yasası kurallarına eşdeğer ve etkililikte ise, anayasal yönden değerlendirmeye bağlı tutulması zorunlu görülmektedir.

18.1.1984 günlü, 2972 sayılı "Mahallî İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun"un 4 üncü maddesinde,

"Belediye hudutları içinde birden fazla ilçe bulunan büyük şehirlerde, büyük şehir belediye başkanı seçimi için, o şehir belediye hudutları içi bir seçim çevresidir.

Büyük şehir belediye hudutları içinde kalan ilçelerin belediye başkanı ve belediye meclisi üyeleri seçimlerinde ise, her ilçe bir seçim çevresidir."

denilerek, büyük şehir belediyelerinin seçim çevresi kurala bağlanmıştır.

İncelenen Yasanın 2 nci maddesiyle, 3030 sayılı Yasanın 5 inci maddesi değiştirilerek, illerin nüfuslarına göre benimsenen ölçütler esas alınıp, büyük şehir belediyelerinin sınırları yeniden düzenlenmekte; geçici 2 nci maddesinin ikinci fıkrasıyla da, 28 Mart 2004 gününde yapılacak yerel yönetim seçimlerinde değiştirilen bu sınırların geçerli olması sağlanmaktadır.

Bu içeriğiyle, incelenen Yasanın geçici 2 nci maddesiyle getirilen kuralın seçimlerle doğrudan ilgili olduğu ve seçim yasası niteliğinde bulunduğu anlaşılmaktadır.

İncelenen Yasanın "Genel Gerekçe"sinde özetle; büyük şehir belediyelerinin belediye sınırlarına bitişik ya da mücavir alan sınırları içinde, büyük şehir belediyelerinden bağımsız pek çok ilçe belediyeleri ve beldelerin bulunduğu, bu belediyelerde yüksek rant nedeniyle uygun olmayan bina yapımına izin verilerek kent girişlerinin çirkinleştirildiği; ayrıca, gelişme alanları kalmayan büyük şehir belediyelerinin metropol anlayışın dışında kaldığı; büyük şehir belediyelerince planlanan 50 ve 35 metrelik yolun, mücavir alan içerisinde kalan belde belediyelerinde karşılık bulamadığı ve bu durumun kent yaşamını olumsuz etkilediği; metropoliten anlayışın, büyük şehirlerin gelişme alanlarının tek elden planlanmasını zorunlu kıldığı ve her belediyede kendi anlayışlarına göre yapılan planlamaların kentleri içinden çıkılamaz duruma getirdiği; yerel yönetim seçimlerinin yaklaşmış olması nedeniyle, önlem alınıp yeni sınırlar belirlenmezse, 5 yıl daha çarpık yapılaşmanın olanca hızıyla süreceği belirtilmektedir.

Ne var ki, bu gerekçe haklı olsa da, Yasanın geçici 2 nci madde kuralının, yukarıda açıklandığı gibi seçim yasası niteliğinde olmasına etkili değildir.

İncelenen Yasanın geçici 2 nci maddesinde, yapılan değişikliklerin, yaklaşık 3 ay sonra 28 Mart 2004 gününde gerçekleştirilecek seçimlerde uygulanması öngörülmüştür. Oysa, Anayasanın 67 nci maddesinin son fıkrasında, seçim yasalarında yapılan değişikliklerin yürürlüğe girdiği günden başlayarak bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmayacağı belirtilmiştir.

Bu durumda, geçici 2 nci maddenin, Anayasanın 67 nci maddesinin son fıkrasıyla bağdaşmadığı açıktır.

2- İncelenen yasanın 2 nci maddesiyle değiştirilen 3030 sayılı Yasanın 5 inci maddesinin birinci fıkrasında,

"Nüfusu 5 000 000'dan fazla veya valilik binası merkez kabul edilerek il merkezinin en uzak ilçelerin belediye sınırına kuş uçuşu 50 kilometreden az mesafesi olan büyük şehirlerde il mülkî sınırı; valilik binası merkez kabul edilmek üzere, nüfusu 2 000 000'dan 5 000 000'a kadar olan büyük şehirlerde 50 kilometre yarıçaplı, nüfusu 1 000 000'dan 2 000 000'a kadar olan büyük şehirlerde 30 kilometre yarıçaplı, nüfusu   1 000 000'dan aşağı olan büyük şehirlerde 25 kilometre yarıçaplı dairesel alan içinde kalan ve il sınırları içinde bulunan alanlar büyük şehir belediye sınırlarıdır" denilmektedir.

Bu fıkrada, büyük şehir belediye sınırı belirlenirken "valilik binası" merkez kabul edilmektedir. Böylece, valilik binasının konumuna bağlı olarak, sürekli büyük değişikliklere uğrayabilecek bir büyük şehir belediye sınırı düzenlemesi getirilmekte ve bu durum belirsizliğe neden olmaktadır.

Uygulamada önemli sakıncalar yaratabilecek bu düzenlemenin yeniden görüşülmesinde kamu yararı bulunmaktadır.

Yayımlanması yukarıda açıklanan gerekçelerle uygun görülmeyen 5019 sayılı "Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun", 2 nci ve geçici 2 nci maddelerinin Türkiye Büyük Millet Meclisince bir kez daha görüşülmesi için, Anayasanın değişik 89 ve 104 üncü maddeleri uyarınca ilişikte geri gönderilmiştir.

                        Ahmet Necdet Sezer

                               Cumhurbaşkanı

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

İkinci tezkereyi okutuyorum:

2.- At Yarışları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair 5022 sayılı Kanunun bazı maddelerinin bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderildiğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi (3/423)

                                      29.12.2003

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: 18.12.2003 günlü, A.01.0.GNS.0.10.00.02-6597/16552 sayılı yazınız.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca 17.12.2003 gününde kabul edilen 5022 sayılı "At Yarışları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" incelenmiştir.

İncelenen 5022 sayılı Yasanın 4 üncü maddesiyle, 10.7.1953 günlü, 6132 sayılı At Yarışları Hakkında Yasaya eklenen geçici 2 nci maddede,

"Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenmiş fiiller sebebiyle verilmiş disiplin cezaları bir defaya mahsus olmak üzere bütün sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmıştır. Ancak bu durum, ilgililere daha önce verilmiş ve uygulanmış olan cezalardan dolayı atın ikramiye, kupa ve sair mükâfatlarıyla herhangi bir parasal talep için hak doğurmaz.

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenen ve birinci fıkra kapsamına giren disiplin cezalarının verilmesini gerektiren eylemlerden dolayı ilgililer ve yarış atları hakkında disiplin soruşturması ve kovuşturması yapılmaz, devam etmekte olan disiplin soruşturma ve kovuşturmaları işlemden kaldırılır, kesinleşmiş olan disiplin cezaları infaz edilmez. Bu Kanunun kapsamına giren ve Kanunun yürürlük tarihinden önce işlenmiş disiplin suçları nedeniyle verilmiş olan disiplin cezalarına karşı Kanunun yürürlük tarihinden önce idarî yargı mercilerine başvurmuş olanlardan, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde dosyanın bulunduğu yargı merciine müracaat etmek suretiyle davaya devam etmek istediklerini bildirmeyenlerin davaları hakkında; görülmekte olan davalarda davayı gören mahkemece, karar temyiz edilmişse Danıştayca karar verilmesine yer olmadığına ve tarafların yaptıkları masrafların üzerlerinde bırakılmasına karar verilir, vekâlet ücretine hükmedilmez. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde davaya devam etmek istediklerini bildirenlerin davalarının görülmesine devam olunur. Ancak davanın davacının aleyhine sonuçlanması halinde bu maddenin birinci fıkrasında öngörülen hükümler uygulanır"

denilmektedir.

Görüldüğü gibi, incelenen Yasayla 6132 sayılı Yasaya eklenen geçici 2 nci maddede,

-Bu Yasanın yürürlüğe girdiği günden önce işlenmiş fiiller nedeniyle verilen disiplin cezalarının bir keze özgü olmak üzere tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılacağı,

-Bu Yasanın yürürlüğe girdiği günden önce işlenen ve birinci fıkra kapsamına giren disiplin cezalarının verilmesini gerektiren eylemlerden dolayı ilgililer ve yarış atlarına ilişkin disiplin soruşturması ve kovuşturması yapılmayacağı, sürmekte olan disiplin soruşturma ve kovuşturmalarının işlemden kaldırılacağı, kesinleşen disiplin cezalarının infaz edilmeyeceği,

-Bu Yasanın kapsamına giren ve Yasanın yürürlük gününden önce işlenen disiplin suçları nedeniyle verilen disiplin cezalarına karşı Yasanın yürürlük gününden önce idarî yargı yerlerine başvurmuş olanlardan, Yasanın yürürlüğe girdiği günden başlayarak otuz gün içinde dosyanın bulunduğu yargı yerine başvurarak davayı sürdürmek istediklerini bildirmeyenlerin davaları hakkında; görülmekte olan davalarda davayı gören mahkemece, karar temyiz edilmiş ise Danıştayca karar verilmesine yer olmadığına ve tarafların yaptıkları masrafların üzerlerinde bırakılmasına karar verileceği, vekâlet ücretine hükmedilmeyeceği; Yasanın yürürlüğe girdiği günden başlayarak otuz gün içinde davayı sürdürmek istediklerini bildirenlerin davalarının görülmesine devam edileceği,

belirtilmiştir.

Anayasanın, 3.10.2001 günlü, 4709 sayılı Yasayla değişik 87 nci maddesinde, genel ve özel af ilanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararına bağlanmıştır.

Anayasanın 87 nci maddesinin nitelikli çoğunluk öngören bu özel düzenlemesi karşısında Türkiye Büyük Millet Meclisinin afla ilgili yasaları kabulünde, Anayasanın genel düzenleme içeren 96 ncı maddesinin uygulanamayacağı ve bu maddede öngörülen karar yetersayısının geçerli olamayacağı açıktır.

Bu durumda, incelenen Yasayla 6132 sayılı Yasaya eklenen geçici 2 nci madde düzenlemesinin "af" niteliğinde olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.

Kuşkusuz, sözü edilen geçici 2 nci maddede "af" sözcüğü geçmemektedir. Ancak, Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da belirtildiği gibi, hukuksal metinlerin niteliklerinin saptanabilmesi için, o metinlerin adına ya da sözcüklerine değil, amacına, içeriğine ve etkisine bakılması ve değerlendirmenin buna göre yapılması gerekmektedir.

At Yarışları Hakkında Yasa ve bu Yasaya dayanılarak çıkarılan At Yarışları Tüzüğüne dayanılarak verilen cezalar, yarış dürüstlüğü ile yarış usul ve kurallarına aykırı davranışları kapsayan "disiplin cezaları"dır.

At yarışlarında oynanan "müşterek bahisler"in büyük tutarlara ulaşması ve yarış kazanan at sahibine, yarış gelirleriyle orantılı ikramiye ödenmesi, yarışların dürüstlüğünün sağlanmasına yönelik bu cezaların, aynı zamanda "kamu düzeni" ile doğrudan ilgili olduğunu göstermektedir.

İncelenen Yasayla 6132 sayılı Yasaya eklenen geçici 2 nci maddede, bu Yasanın yürürlük gününden önce işlenmiş fiiller nedeniyle verilmiş disiplin cezalarının tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, soruşturma ve kovuşturma aşamasına gelenlere ilişkin disiplin soruşturması ve kovuşturması yapılmaması, sürmekte olan soruşturma ve kovuşturmaların işlemden kaldırılması, kesinleşmiş olan disiplin cezalarının infaz edilmemesi öngörülmüştür.

Anayasa Mahkemesinin 18.7.2001 günlü, E.2001/4, K.2001/332 sayılı kararında da belirtildiği gibi, af, kimi zaman kesinleşmiş cezaları ortadan kaldıran ya da değiştiren, kimi zaman da kamu davasını düşüren ya da mahkûmiyeti bütün sonuçlarıyla birlikte yok sayan bir yasama tasarrufudur.

Buna göre, incelenen Yasa ile 6132 sayılı Yasaya eklenen geçici 2 nci madde düzenlemesi, yukarıda açıklanan içeriğiyle disiplin cezası affı niteliğindedir.

Anayasanın değişik 87 nci maddesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisine genel ve özel af yetkisi verilirken, "hürriyeti bağlayıcı ceza-para cezası" ya da "adlî ceza-idarî ceza" ayrımı yapılmamıştır.

İdarî cezalar da diğer cezalar gibi kendi alanında kamu düzenini sağlamaya yönelik "cezaî" yaptırımlardır. Bu nitelikleri nedeniyle idarî cezalara ilişkin af kararlarının da, Anayasanın 87 nci maddesine girdiğinde kuşku bulunmamakta ve nitelikli çoğunlukla alınması gerekmektedir.

Bu durumda, incelenen Yasanın, 6132 sayılı Yasaya geçici 2 nci maddenin eklenmesine ilişkin 4 üncü maddesinin Türkiye Büyük Millet Meclisinin üye tamsayısının beşte 3 çoğunluğunun oyuyla kabul edilmesi Anayasal gerekliliktir.

Belirtilen hukuksal duruma karşın, tutanakların incelenmesinden, 5022 sayılı Yasanın 4 üncü maddesinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda, üye tamsayısının beşte 3'ünün oyuyla kabul edilmediği anlaşılmaktadır.

Nitekim, tutanaklarda oylama sonucuna ilişkin oy sayılarına yer verilmediği gibi, maddenin üye tamsayısının beşte 3 çoğunluğunun kararıyla kabul edildiğine ilişkin herhangi bir kayıt da yer almamaktadır.

Anayasada genel kuraldan ayrılarak toplantı ve karar yetersayısı için özel düzenlemeler bulunan durumlarda, herhangi bir itiraz olmasa da, sonradan ortaya çıkabilecek duraksama ya da tartışmalara yer bırakmamak için toplantı ve karar yetersayılarının tutanaklara geçirilmesi gerekmektedir.

Belirtilen duruma göre, incelenen Yasanın 4 üncü maddesi, Anayasanın 87 nci maddesinde öngörülen karar yetersayısı olmaksızın kabul edildiğinden, bu maddeye uygun düşmemektedir.

Yayımlanması yukarıda açıklanan gerekçelerle uygun görülmeyen 5022 sayılı "At Yarışları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun", 4 üncü maddesinin Türkiye Büyük Millet Meclisince bir kez daha görüşülmesi için, Anayasanın değişik 89 ve 104 üncü maddeleri uyarınca ilişikte geri gönderilmiştir.

                        Ahmet Necdet Sezer

                               Cumhurbaşkanı

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının 2 adet tezkeresi vardır; ayrı ayrı okutup bilgilerinize sunacağım:

3.- Norveç Parlamentosu Dışişleri Komitesi Başkanının TBMM Dışişleri Komisyonu heyetini Norveç'e resmî davetlerine icabet edecek milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/424)

                                      26.12.2003

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Norveç Parlamentosu Dışişleri Komitesi Başkanının vaki davetine icabetle, Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan bir Parlamento Heyetinin 12-13 Ocak 2004 tarihleri arasında Norveç'e resmî bir ziyarette bulunması Genel Kurulun 4 Aralık 2003 tarihli 24 sayılı Birleşiminde kabul edilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanunun 2 nci maddesi uyarınca heyeti oluşturmak üzere siyasî parti gruplarının bildirmiş olduğu isimler Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

 

 

 

Bülent Arınç

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi

 

 

 

Başkanı

Mehmet Dülger

(Antalya)

Onur Öymen

(İstanbul)

Fikret Ünlü

(Karaman)

Nihat Eri

(Mardin)

Müfit Yetkin

(Şanlıurfa)

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

İkinci tezkereyi okutuyorum:

4.- Slovenya Ulusal Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Başkanının TBMM Dışişleri Komisyonu heyetini Slovenya'ya resmî davetlerine icabet edecek milletvekillerine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/425)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Slovenya Ulusal Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Başkanının vaki davetine istinaden, Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu üyelerinden oluşan Parlamento Heyetinin Slovenya'ya resmî bir ziyarette bulunması Genel Kurulun 13 Kasım 2003 tarihli 18 inci Birleşiminde kabul edilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanunun 2 nci maddesi uyarınca heyeti oluşturmak üzere siyasî parti gruplarının bildirmiş olduğu isimler Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

 

 

 

Bülent Arınç

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi

 

 

 

Başkanı

Hüseyin Kansu

(İstanbul)

Haşim Oral

(Denizli)

Mehmet Denizolgun

(İstanbul)

Ufuk Özkan

(Manisa)

Süleyman Gündüz

(Sakarya)

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Sözlü sorunun geri alınmasına dair bir önerge vardır; okutuyorum:

5.- Artvin Milletvekili Yüksel Çorbacıoğlu'nun (6/807) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/130)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gündemin "Sözlü Sorular" kısmının 420 nci sırasında yer alan (6/807) esas numaralı sözlü soru önergemi geri alıyorum.

Saygılarımla arz ederim.

                        Yüksel Çorbacıoğlu

                                             Artvin

BAŞKAN - Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.

Sayın milletvekilleri, (9/10) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinden bazı milletvekillerinin imzalarını çektiklerine dair bir önerge vardır; okutuyorum:

6.- (9/10) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinin imza sahiplerinden bazılarının imzalarını geri çektiğine  ilişkin önergesi (4/131)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(9/10) esas numaralı, Bayındırlık ve İskân eski Bakanları Koray Aydın ve Abdülkadir Akcan haklarında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca vermiş olduğumuz Meclis soruşturmasındaki imzalarımızı geri çekiyoruz.

Gereğini arz ederiz.

 

Enver Yılmaz

Mevlüt Akgün

Soner Aksoy

 

Ordu

Karaman

Kütahya

 

Mahfuz Güler

Mehmet Daniş

 

 

Bingöl

Çanakkale

 

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, bu durumda, (9/10) esas numaralı Meclis soruşturması önergesinde Anayasanın 100 üncü maddesinin aradığı yetersayıda imza bulunmadığından, önerge işlemden kaldırılmıştır.

Gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmına geçiyoruz.

Bu kısmın 1 inci sırasında yer alan, Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55 milletvekilinin, bakanlığı sırasında yapılan ihalelerde usulsüzlüklerde bulunduğu ve bu ihalelerle ilgili yolsuzluk iddialarının tahkikini zamanında yaptırmayarak görevini kötüye kullandığı, aynı zamanda mal varlığında haksız bir artışa sebebiyet verdiği ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 366 ve 240 ıncı maddeleri ile Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 12, 13, 14 ve 15 inci maddelerine uyduğu iddiasıyla Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Koray Aydın hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesinin öngörüşmelerine başlıyoruz.

IV. - GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE

MECLİS ARAŞTIRMASI

A) ÖNGÖRÜŞMELER

1.- Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55 milletvekilinin, Bakanlığı sırasında yapılan ihalelerde usulsüzlüklerde bulunduğu ve bu ihalelerle ilgili yolsuzluk iddialarının tahkikini zamanında yaptırmayarak görevini kötüye kullandığı, aynı zamanda mal varlığında haksız bir artışa sebebiyet verdiği iddiasıyla Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Koray Aydın hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/8)

BAŞKAN - Bu görüşmede, sırasıyla, önergeyi verenlerden ilk imza sahibine veya onun göstereceği bir diğer imza sahibine, şahısları adına 3 üyeye ve son olarak da, hakkında soruşturma açılması istenilmiş bulunan Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Koray Aydın'a söz verilecektir.

Konuşma süreleri 10'ar dakikadır.

Meclis soruşturması önergesi, Genel Kurulun 10.12.2003 tarihli 26 ncı Birleşiminde okunmuştur ve bastırılarak sayın üyelere de dağıtılmıştır. Bu nedenle, soruşturma önergesini tekrar okutmuyorum.

Efendim, şu ana kadar önerge sahiplerinden bir konuşma talebi yok. Yalnız...

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, konuşma talebimizin gelmesi lazım; yok mu?..

BAŞKAN - Verin efendim, o söz isteğini alabiliriz. Önerge sahipleri adına kim konuşacak?

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Önerge sahipleri adına Sayın Sefa Sirmen, şahısları adına Sayın Salih Gün, Sayın Muharrem İnce...

BAŞKAN - Şahısları adına söz talepleri geldi.

Efendim, önerge sahibi olarak, Kocaeli Milletvekili Sayın Sefa Sirmen konuşacaklar.

Şahısları adına, Kocaeli Milletvekili Sayın Salih Gün, Yalova Milletvekili Sayın Muharrem İnce, Kocaeli Milletvekili Sayın İzzet Çetin, İstanbul Milletvekili Sayın Hüseyin Besli söz istemişlerdir; ama, 3 milletvekiline söz verebileceğimizden, talep sırasına göre söz vereceğiz.

Şimdi, önerge sahipleri adına, Kocaeli Milletvekili Sayın Sirmen'i kürsüye davet ediyorum.

Buyurun Sayın Sirmen. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakika.

MEHMET SEFA SİRMEN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Sayın Koray Aydın hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri gereğince Meclis soruşturması açılması hususunda söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, tabiî ki, Meclis soruşturmasına konu olan Bakanlığı sırasında yolsuzluk iddiaları, haksız kazanç iddiaları; bütün bunlar -hepinizin hatırlayacağı gibi- 17 Ağustos 1999'da meydana gelen asrın felaketini hatırlatıyor. O günleri, o acıları, şu anda bir kez daha hissediyoruz. Sabaha karşı 03.02'de meydana gelen, 45 saniye süren ve herkesi derin uykuda yakalayan doğal afet, sadece Kocaeli'ne 10 000 kişinin ölümüne neden olmuş, binlerce insanın özürlü kalmasına ve birçok insanımızın da evsiz barksız kalmasına neden olmuştur.

Depremin hemen ardından, saat 03.30'da, Kocaeli Valiliği önünde, Valimiz Sayın Memduh Oğuz, Kolordu ve Garnizon Komutanımız Korgeneral Sayın Hurşit Tolon ve ben, o dönemin belediye başkanı olarak, bir araya geldik. Haberleşme yok, elektrikler kesilmiş; hiçbir şey göremiyorsunuz. Ancak, sabah saat 07.00'de bir askerî helikopterle bölgeyi havadan dolaştık ve depremin vahametini, o anda, daha iyi görebildik. Bir taraftan, TÜPRAŞ bütün şiddetiyle yanıyor, bölgeyi depremden daha büyük bir felakete sürüklüyor, Ankara'yla irtibat sağlanamıyor. Böylesi bir sıkıntıyı, acıları yaşadık. Enkaz altından iniltiler geliyor; makine, vinç isteyen enkaz altında kalan vatandaşlarımızın yakınları, çaresizlik içerisinde arayışlara giriyor... Böylesi günleri geride bıraktık.

Tabiî, bu acıları yaşayanlar, bu depremi yaşayanlar, bu acıları bütün vahametiyle yaşadı; ama, maalesef, Ankara bunu anlayamadı. Her şeye rağmen, biz, kendi yerel imkânlarımızla, Valiliğin, belediyelerin, askeriyenin imkânlarıyla, derhal, kurtarma,  enkazdan insanları çıkarma çalışmalarına başladık. Tabiî ki, geniş bir bölgede böylesi bir hasarın olması, gelen yardımların da zamanında ulaşmasına engel oluyor; özellikle, Kocaeli, İzmit, Bursa'dan gelen makineler Yalova'da kesiliyor, Ankara'dan gelen makineler Düzce'de, Bolu'da kesiliyor, İstanbul'dan gelenler Körfez İlçesinde kesiliyor... Dolayısıyla, çok büyük sıkıntılar yaşadık.

Tabiî, bütün şiddetiyle 1 tankta başlayan TÜPRAŞ yangını, giderek 2'ye, 3'e, 5'e ve 11 tanka sıçrıyor; İGSAŞ'taki amonyak tankları patlama noktasına gelmiş, bölgeyi büyük bir zehirlemeyle tehdit ediyor. Böylesi sıkıntılı günler yaşadık.

Tabiî, deprem nedeniyle ortaya da bir sürü iş çıktı. Tabiî, bu çıkan işler içinde ciddî kuşkular ortaya geldi. Bir bölgenin felaketi birilerine rant kapısı oldu.

O tarihlerde ulusumuzun dört köşesinden, dünyanın dört bir yanından yardımlar geliyor, acılarımızı paylaşıyorlar, bağışlar geliyor, krediler geliyor; fakat, özellikle dışarıdan gelen bu yardımların, geçmiş yıllardaki örnekleri nedeniyle, yerelde kullanılması isteniyor, yerel otoriteler tarafından bu imkânlar kullanılsın deniliyor. Ne yazıktır ki, o tarihte Ankara, yerel imkânları artıracağı yerde, olan yetkileri de sınırlıyor ve bütün imkânları kendi elinde toplamaya çalışıyor.

Tabiî, biz, geçenlerde, burada, Yuvacık Barajını tartıştık; 8 saat içinde bütün  bölgeye su verdik. Yuvacık Barajı, o bölgede korkunç bir salgın hastalığın önlenmesine vesile oldu. Yine, çöp fabrikamız, binlerce deprem atığının yakılmasında önemli bir görev üstlendi. Yine, uluslararası fuar merkezimiz, bölgenin -sadece Kocaeli'nin değil, Sakarya'nın, Yalova'nın, Bolu'nun, Düzce'nin- lojistik destek merkezi haline getirildi.

Tabiî ki, biz, yerelde acıları ve yaraları sarmak için birçok proje geliştirdik. 79 000 konut tamamen yıkılmış, birçok konut da orta hasarlı, az hasarlı olarak büyük darbe almış ve binlerce insanımız evsiz barksız ortada kalmış. Kocaeli Valimizle birlikte, bu afetten, bu felaketten bir proje çıkaralım diye bir çalışma başlattık ve o afeti yaşayan insanların bundan sonraki yaşamlarında mutlaka bir yükseklik korkusu olacağı düşüncesiyle, tek katlı, bahçeli evler projesi geliştirdik. 400 metrekarelik arsa içinde 85 metrekarelik bahçeli evin 7 000 dolar gibi bir maliyetle yapılacağı hesaplandı ve görüştüğümüz müteahhit firmalarca da, bu binaların üçbuçuk ay içinde teslim edileceği resmî olarak ifade edildi.

Kocaeli Valiliğimiz, enkaz yıkımlarını başlatmış, hem ağır hasarlı binaları yıkıyor hem enkazları taşıtıyor ve bir konutun yıkılması, kaldırılması ve nakledilmesini 121 000 000'a mal ediyor. Ortaya konut projemiz de çıkıyor, her şey hazır; devletten para istemiyoruz, pul istemiyoruz, sadece yetki istiyoruz. Dönemin Bayındırlık Bakanı Sayın Koray Aydın, hem Valiliğe "enkaz kaldırma işi bizim işimiz" diyor, onun durdurulmasını istiyor hem de bu konutlardan dolayı müdahale ediyor. Valilik devam ediyor enkaz kaldırmaya; çünkü, Sakarya'da aynı işi, bir dairenin sadece kaldırılmasını, Bayındırlık Bakanlığı 144 000 000 liraya veriyor; yıkım yok, taşıma yok, enkazın kaldırılmasını 144 000 000 liraya veriyor ve tabiî ki, bu gelişmelerden sonra Vali görevden alınıyor, Kırklareli'ne veriliyor, Bayındırlık Bakanlığı, bir geçici prefabrike konut yapılacağını ilan ediyor ve bu, bizim her vatandaşımızın -hak sahibi olsun veya olmasın- bu bahçeli evlerden alması mümkünken, bu projeyi desteklemiyor ve kendisi prefabrike konutların yapımına başlıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın efendim.

MEHMET SEFA SİRMEN (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, ekili araziler, fındık bahçeleri, hiç tasarlanmadan, planlanmadan işgal ediliyor ve prefabrikeler için buralar iskâna açılıyor ve buralara, sadece arsa kira bedeli olarak yılda 16 trilyon ödeniyor ve 29 metrekarelik prefabrikelerin maliyeti, altyapısıyla, diğer giderleriyle 7 000 dolara mal oluyor; yani, bir kalıcı konut fiyatına prefabrike konut yapılıyor. Aradan beş yıl geçti, o gün söylediğimiz sorunlar bugün hâlâ yaşanıyor. O gün bir belediye başkanı olarak bu prefabrikelere karşı çıkmıştım, yanlış demiştim; yazıktır, Hakkâri'deki boyacı çocuk bile depreme yardım yapıyor, o paraları çok iyi değerlendirmemiz gerekir düşüncesiyle bu paraların heba edilmemesini, Mehmetçik çadırlarında insanların kışı rahat geçirebildiklerini ifade etmiştim; ama, buna rağmen, bu konutlar, prefabrikeler, yandaşlarına imkân sağlamak için, maalesef, işleme girdi ve Kocaeli'nde 15 000 tane prefabrike konut yapıldı.

Değerli arkadaşlarım, bu arada, Kocaeli'nde 17 000 tane kalıcı konut yaptırıldı. Bunun bir kısmını Bayındırlık Bakanlığı yaptırdı, bir kısmını da Dünya Bankası kredisiyle Başbakanlık Uygulama Birimi yaptırdı. Başbakanlık Uygulama Biriminin yaptırdığı konutlarda -bugün dahil- hiçbir sorun yok; ama, ne yazıktır ki, Bayındırlık Bakanlığının yaptırmış olduğu konutlarda hâlâ sorunlar devam ediyor. 8 000 işyeri yıkıldı; hiç kimseye danışılmadan işyerleri yapıldı ve şu anda hiç kullanılmıyor; çünkü, yapılan o konutlar -toplu olarak yapıldı bu iş merkezleri- hiçbir esnafın işine yaramıyor ve önümüzde bir sorun olarak duruyor.

Deprem olana kadar İller Bankasındaki ihaleler yüzde 40-45 kırımlarla yapılıyordu. Ne acıdır ki, deprem sonrası, Sayın Koray Aydın döneminde, özellikle deprem işleri, yüzde 5 ile 10 arasında değişen kırımlarla verildi ve devlet, kamu, çok büyük zararlara uğratıldı.

En büyük haksızlık belediyeler üzerinde yapıldı. Belediyelere afet yardımı ödeniyordu. Listeler altı ayda bir açıklanıyor, bakıyorsunuz, hiç deprem yaşamamış bölgeler ile deprem yaşamış, yıkılmış -Değirmendere gibi, Gölcük gibi- belediyelerimizin katsayıları arasında mukayese kabul edilemeyecek kadar bir dengesizlik var. Maalesef, bunları yıllar yılı sürdürdüler.

Konut seçiminde aynı hatayı yaptılar. Değirmendere'de 900 tane konut yıkılmış; oradaki insanları Yuvacık'a taşıdılar, Yuvacık'ta konut yaptılar. Halbuki, Değirmendere'de arazi mi yok; her taraf arazi. Maalesef, böyle yanlış planlamalarla, insanlar ıstırap içine düştüler.

Aslında, 17 Ağustos depremini, başlıbaşına bir Meclis araştırmasına almamız gerekir. O tarihlerde  bile açıklanamadı, şimdi de hiç açıklanmadı. Deprem bölgesinde yaşayan depremzedelere ne kadar deprem yardımı geldi; bunlar, nerelere, nasıl kullanıldı; hâlâ bilinmiş değil. O günlerde deprem vergisi çıkarıldı; bugün, hâlâ devam ediyor. Bu deprem vergileri nereye harcanıyor; hâlâ belli değil.

Değerli arkadaşlarım, 3 Kasım sonrası yeni bir anlayış, yeni bir düşünce, geçmişte yapılan hataları, yanlışları yapmamak üzere halkın desteğini aldı ve bu Parlamentoya geldi; ama, o günden bugüne -özellikle geçtiğimiz aylarda yaptığım konuşmada da ifade ettim- "deprem vergisi" adı altında toplanan vergilerin -deprem bölgesine harcanmadığı ortada- nereye harcandığını bilmek istiyoruz ve halen de devam ediyor o vergilerin toplanması. Dolayısıyla, bu, 17 Ağustos depremi başlıbaşına bir Meclis araştırması konusu. Sadece Sayın Koray Aydın değil, belki, başbakanını, o dönemin yetkililerini de araştırmamız gerekiyor, soruşturmamız gerekiyor.

Deprem sonrası, bu halkın sırtına yeni bir külfet geldi; yapı denetim birimleri. Bir felaket!..

BAŞKAN - Sayın Sirmen, toparlar mısınız efendim.

MEHMET SEFA SİRMEN (Devamla) - Bitiriyorum efendim.

Sarıyer'de -Boğazda- inşaat yapan inşaat sahibi de aynı rakamı ödüyor, Anadolu'nun bir beldesindeki insan da aynı rakamı ödüyor. 100 metrekare bir inşaat yapacak; daha kazmasını vurmadan, 3 500 000 000-4 000 000 000 lira para ödemek zorunda kalıyor. Yarın, depremde bu bina yıkıldı; kimden alacak parasını? Yani, yapı denetimin sorumluları bu paraları ödeyebilecek mi; hiç belli değil, hiç alakası yok, ödemesi de söz konusu değil. Bütün bunları bu dönemde düzeltmemiz gerekiyor, bu yanlışlıkların ortadan kalkması gerekiyor.

Tabiî ki, şu anda, bütün bu iddialar ortada. Bu iddiaların soruşturularak günışığına çıkmasını, biz de, Cumhuriyet Halk Partililer olarak, yararlı görüyoruz. Sayın Koray Aydın hakkındaki iddialar, bu soruşturma komisyonunda değerlendirilmeli, hakikaten bu iddialarda ciddî suç unsuru varsa gerekli işlemler yapılmalıdır.

Ben, bu  nedenle -tabiî, söylenecek çok şey var, Başkanın da iyi niyetine teşekkür ediyorum- bu soruşturma önergesinin soruşturulmasında, kabul edilmesinde yarar gördüğümü ifade ediyor; Yüce Meclisi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN -Teşekkür ederim Sayın Sirmen.

Şahısları adına söz istekleri olduğunu ifade etmiştim. İlk söz isteği, Kocaeli Milletvekili Sayın Salih Gün'e ait.

Buyurun Sayın Gün, süreniz 10 dakika.

SALİH GÜN (Kocaeli) -  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2004 yılının, ülkemiz ve tüm dünya milletleri için sağlıklı, huzurlu ve doğal afetlerin olmadığı, barış ve kardeşlik dolu bir yıl olmasını diliyorum.

Sözlerime başlamadan önce, değerli arkadaşımız Mersin Milletvekili Sayın Hüseyin Güler'e, kaybettiği eşi ve kayınvalidesi için başsağlığı, çocukları ve kendisi için acil şifalar diliyorum. Bu tür kazaların bir daha tekrarlanmamasını temenni ediyorum. 

Türkiye Cumhuriyetinin 57 nci hükümetinin Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Sayın Koray Aydın hakkında, Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önerge hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi, tekrar, saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, sözlerime girmeden, bir şeyi, beni rahatsız ettiği için, bu kürsüden dile getireceğim. Türk Milleti de bizi izlemekte. Çok ciddî bir konu. Türkiye Cumhuriyetinde bakanlık yapmış bir arkadaşı, suçlamalardan dolayı soruşturma önergesi oylanacak ve belki de Yüce Divana gidecek. Şöyle bakıyorum, Büyük Millet Meclisindeki 550 arkadaşımızdan, 50'si bile yok. Yarın bu oylanırken, en az 400 kişinin parmağı kalkacak. Bu 350 arkadaşımız neyi dinledi de, neyi oylamış olacaklar?! Bu kadar vurdumduymazlık, şahsım adına, beni rahatsız ediyor. Ben, dışarıdaki arkadaşlardan da özür diliyorum. Ben, kendi düşüncelerimi dile getirdim; haklı olup olmadığımı da Türk Halkı, yarın, muhakkak belirtir.

Değerli arkadaşlar, Parlamentonun en önemli görevi, kanun yapmaktır; ama, en az onun kadar önemli bir görevi de, denetim görevini yerine getirmektir. Bu görevimizi yerine getirmek üzere huzurlarınızdayız.

Değerli arkadaşlar, ülkemiz, yıllardır, halkımızın feryatlarına rağmen, ahbap çavuş ilişkileriyle, partizanca yönetilmiştir. Normal hizmetlerin ve yatırımların dışında, afetlerde, felaketlerde bile bir lokma ekmeğini afete uğrayan vatandaşlara ulaştırmaya çalışan ülke insanımızdan bu yüce çatı altında örnek alması gerekenler, zamanında bütün örneksizlikleri ortaya sermişlerdir.

Ülkemizde, 1999 yılında asrın felaketi oldu. Arkadaşım uzun uzun anlattı. Marmara depremiydi bunun adı. Halkımız ve devletimiz el ele vererek yaralar sarılmaya gayret edildi. Bayındırlık ve İskân Bakanımıza, Bakanlığın talebi üzerine ve sorumluluğu gereği, tespit edebildiğim kadarıyla, 20.7.1999, 8.10.1999, 12.1.2000, 8.7.2001 tarihlerinde, Bakanlar Kurulunda, tabiî afet nedeniyle gelir kaybı ve altyapı hasarlarına uğrayan belediyelere yapılacak yardımlara dair ek kararlar çıkarılmış. Bunlar, depreme, su baskınına, heyelana, çığ düşmesine, fırtınaya, sel felaketine uğramış yerlere yapılacak yardımları kapsıyor. Buraya kadar her şey normal; çünkü, devletin aslî görevi, buralara anında yardım etmektir; ama, gel gör ki, bu işte, partizanlık, adam kayırmacılık yapılmış, müteahhit tespit etme ve fiyat belirlemede yetkili bakan ve zincirin halkalarına fırsat çıkmıştır.

Deprem bölgesi, Kocaeli, İstanbul, Sakarya, Yalova, Bolu, Düzce illeridir. Gölcük, depremin merkez üssüdür. Bunu şeye almıyorum. Başta Bayındırlık Bakanının Partisi olan MHP'li, ANAP'lı ve DSP'li belediyeler, afetten hiç etkilenmeseler bile, her ay, paylarını, 5 katı, partizanca almışlardır. Bu, bir yerde depremzedeler varken, depremzadeleri üretmiştir; depremi rant haline getirmişlerdir, depremzedelerin sırtından depremzade olmuşlardır. Asıl tabiî afete uğramış belediyeler iktidar partilerinden olmadıkları için, göstermelik tutanaklarla tespit yapılmış; ama, bu belediyelere hiçbir afet yardımı yapılmamıştır. Örnek: 15.12.2000 tarihinde, Bilecik Merkezde, İstasyon ve Soğuksu Mahallelerinde sel felaketi yaşanmıştır; İller Bankası Eskişehir 4 üncü Bölge Müdürlüğünün devletin imza atma yetkisi verdiği 5 teknik elemanı, yani 5 mühendisi, burada 105 milyar liralık hasar tespit etmiştir. Yine, Bilecik'te, Karasu Deresinin taşması sonucunda, burada da 62 milyar liralık hasar tespit edilmiştir. Bilecik Merkeze afet yardımı hiç verilmemiştir; ama, MHP'li Bozüyük ve MHP'li Söğüt Belediyelerine, Bakanlar Kurulu da yanıltılarak, 5 katı, aylarca, İller Bankası yardım payı olarak verilmiştir. Türkiye'de, 46 tane MHP'li belediye, hiç afet olmadan para almıştır. Türkiye, inim inim inleyen halkının vergilerini toplayarak, buralara, afet var diye yardım etmiştir. Sayın Bakanlar Kurulu yanıltılmış ve Türkiye'de, fırsattan istifade, bilhassa MHP'li belediyelere, afete uğramamış 6 ile, MHP'li oldukları için, çok kayırmacılık yapılmıştır. Antalya'da, MHP'li 4  belediyeye 1,3 trilyon lira para verilmiştir; Tokat'ta, MHP'li 4 belediyeye 760 milyar lira para gönderilmiştir; Mersin'de, MHP'li 2 belediyeye 840 milyar lira para gönderilmiştir. Kırıkkale, Yozgat, Osmaniye diye sıralayabilirim; ama, vaktim yok, biraz sonra Başkan ikaz eder. MHP'li belediyeler, Ordu İlimizde de, Erzurum'da da, her tarafta korunmuştur. Bunlardan haberi olmayan siyaset yapmaz zaten, hepinizin de haberi var.

Şimdi, kendi ilimden -arkadaş anlattı- bir örnek vereceğim. Gölcük, Refah Partili ve deprem üssü olduğu için 5 katı veriliyor. Değirmendere'nin Gölcük'le sınır olduğunu bilmeyen var mı?! Cumhuriyet Halk Partili diye, yıllarca, üç sefer gündeme gelmiş, 2 katıyla ödüllendirilmiş. Değirmendere de yerle bir, Gölcük de yerle bir. Burada, yolsuzluk değil belki; ama, adam kayırmacılık, had safhada önplana çıkmıştır. Değirmendere'nin buradaki kaybı da, 1 trilyon 196 milyar lira civarındadır.

Prefabrike konutların ihaleleri de, yeterlik belgesi olmayan, inşaatla ilgisi olmayan, devletle mahkemelik olan, iflas edenlere verilmiştir. Bir inşaat ihalesini alan müteahhit, taşerona vermiş, taşeron taşerona vermiş ve kâr bölündüğü için, binalar kalitesiz olmaya başlamıştır. Şu anda yapılan deprem konutlarının yüzde 70'i, yüzde 80'i, çatıları akan, merdivenleri kayan, duvarları su alan, bodrumları su dolan, yolları kayan şekliyle, ehil olmayanlarca yapımı tamamlanmadan Kocaeli'ne teslim edilmiştir.

Sayın Bayındırlık ve İskân Bakanına, sanıyorum bir hafta önce şu ulaşmıştır -yüzlerce imza, binlerce kişiyi temsilen- İzmit'te deprem konutlarının içerisinde oturulmamaktadır, oturulamamaktadır. Neden; ihaleyi alan müteahhit, taşerona; taşeron, diğer taşerona vermiştir; kalite düşmüştür. Bunlar muhakkak ki komisyon tarafından incelenecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun efendim, sözlerinizi tamamlayın.

SALİH GÜN (Devamla) - Teşekkür ederim Başkanım.

Ben de, o günlerde Kocaeli'nin Tavşancıl Beldesinin Belediye Başkanıydım. Afete uğramamış belediyelere partizanca yardım edildiği, babalarının çiftliği gibi paraların dağıtıldığı, MHP'li, ANAP'lı, DSP'lilere paraların verildiğinde, bunun haksızlık olduğuna kanaat getirdim. Burayı dikkatlice dinlerseniz bir kanaate varırsınız.

O gün, Türkiye'nin Başbakanı Bülent Ecevit'i, Bayındırlık ve İskân Bakanı Koray Aydın'ı ve İller Bankasını mahkemeye vermiştim. Danıştay 6. Dairesinin, Danıştay 11. Dairesinin ve Danıştay İdarî Dava Daireleri Genel Kurulunun nihaî kararlarıyla, adı geçen makamın temsilcilerinin, payları partizanca dağıttıkları tespit edilmiş ve bundan dolayı devletin, Kocaeli Belediyesine 405 milyar lira tazminat ödemesi, Tavşancıl Belediyesi adına açılan davayla tescil edilmiştir.

Şimdi, arkadaşlar, ben, 1999'da, suçlanan Bakanı, Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanını mahkemeye vererek... Dosya burada, bu dosyayı da komisyona vereceğim.

BAŞKAN - Sayın Gün, bir dakikanızı rica ediyorum...

SALİH GÜN (Devamla) - Tabiî efendim.

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

D) ÇEŞİTLİ İŞLER

1.- Genel Kurulu ziyaret eden Pakistan İslam Cumhuriyeti Ulusal Meclis Başkanı Chaudhry Amir Hussain'e Başkanlıkça "Hoşgeldiniz" denilmesi

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Bülent Arınç'ın resmî konuğu olarak ülkemizi ziyaret etmekte olan Pakistan İslam Cumhuriyeti Ulusal Meclis Başkanı Sayın Chaudhry Amir Hussain şu anda Meclisimizi teşrif etmiş bulunuyorlar. Kendilerine, Yüce Meclisimiz adına hoşgeldiniz diyorum. (Alkışlar)

IV. - GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE

MECLİS ARAŞTIRMASI (Devam)

A) ÖNGÖRÜŞMELER (Devam)

1.- Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55 milletvekilinin, Bakanlığı sırasında yapılan ihalelerde usulsüzlüklerde bulunduğu ve bu ihalelerle ilgili yolsuzluk iddialarının tahkikini zamanında yaptırmayarak görevini kötüye kullandığı, aynı zamanda mal varlığında haksız bir artışa sebebiyet verdiği  iddiasıyla Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Koray Aydın hakkında Anayasanın  Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/8) (Devam)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Gün.

SALİH GÜN (Devamla) - Ben de davetlilere hoş geldiniz diyorum. Bu davetlilerin gelişiyle, çok can alıcı bir nokta gözden kaçtı.

Ben, 1999 yılında, bugün suçlanmakta olan Bakanı, Başbakanı ve İller Bankasını mahkemeye verdim. Danıştay 6. Daire ve 11. Daire kararları sonucuna itiraz ettiler; ama, Danıştay İdarî Dava Daireleri Genel Kurulunda -24 imzayla- partizanca, haksızca, hak etmeyen belediyelere de bu payların dağıtılmasından dolayı davayı kazandım. Evet, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, ancak 2004 yılında, yargılayalım mı yoksa gündeme getirelim mi diye hâlâ tereddütler var. Ben, bir belde belediye başkanı olarak, bu davayı sabitleştirdim. Araştırmaya falan gerek yok, bu dosyayı vereceğim. Ben, Dava Daireleri Genel Kurulunda kazandım ve bunun arkasından, o Bakan ve Başbakan rahatsız oldular; benim hakkımda denetleme yaptırdılar. Sekiz on gün süren denetleme, tam 33 gün sürdü. Hakkımda tutulan gülünç raporlarla, restoranda yenilen balıklar, restoranda yenilen sebzeler için bile "kilo ile alınıyor, porsiyonla satılıyor" diye, 125 milyar liralık zimmet çıkarmaya çalıştılar. Ben, adalete inanıyorum; Türk adaletinde, birinci mahkemede beraat ettim, ondan sonra da buraya geldim.

Değerli arkadaşlarım, bu yüce çatı altında birbirlerini aklayanları, halk, sandıkta mahkûm etti. Şimdi, Parlamentonun görevi, bunları yargıya havale ederek, denetleme görevini yapmaktır. Kendi dokunulmazlığını zırh zannedenleri, halk bir gün "kral çıplak" yapmaktadır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Gün.

İkinci söz isteği, Yalova Milletvekili Sayın Muharrem İnce'ye aittir.

Buyurun Sayın İnce. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakika.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 17 Ağustos 1999 tarihi, onbinlerce insanın yaşamını yitirdiği, binlercesinin yaralanıp sakat kaldığı, şehirlerin, kasabaların yerle bir olduğu ve umutların toprağa karıştığı bir dönemin başlangıcıdır. Bunu hepimiz biliyoruz da, bazıları için bu tür felaketler bir fırsat konumundadır.

Bakınız, bu ülkede, genel anlamıyla işler nasıl yürüyor; önce, uygun kişiler bulunuyor -bunlar, partili, etkili, yetkili kişiler- bunlara uygun kadro tahsisi yapılıyor; sonra, yasalar ve yönetmelikler çıkarılıyor; sonra fırsat bekleniyor. İşte, deprem, bu fırsatlardan birisi. Sonra da, üzerinden belli bir süre geçince, aklama paklama operasyonları yapılıyor. Neden burada eski milletvekillerinin, eski bakanların icraatları tartışılıyor da, yeniler, şu anda görev başında olanlar dokunulmazlık zırhından çıkamıyor? Biz de bir gün eski olacağız, siz de bir gün eski olacaksınız.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Az kaldı Muharrem, az kaldı!..

MUHARREM İNCE (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bu kördövüşü bu şekilde devam ederse sorunları çözemeyiz.

Bakınız, burada -bunu en temiz duygularla söylüyorum- ne hâkimim ne savcıyım, sadece size orada gördüklerimi, yaşadıklarımı anlatmaya çalışacağım; ama, burada bir samimiyetsizlik görüyorum.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, 11 Haziran 2003'te, ben ve arkadaşlarım, bu bölgedeki deprem sonrasında gerçekleştirilen kamu ihalelerinin her aşamasının incelenmesi ve bu iddiaların araştırılması için Meclis araştırması istemişiz. Niye bugün uğraşıyoruz?! 11 Haziranda, bunu, arkadaşlarımla birlikte vermişiz. Niye bunun arkasında durmadınız; niye gereğini yapmadınız? Sadece Sayın Koray Aydın'ı değil, tümünü araştıralım; yardımları araştıralım, ihaleleri araştıralım. Bunu yapsaydınız, bugün, elimizde çok somut bilgiler olacaktı. Aradan aylar geçmiş. Bunu niye öncelikli olarak almazsınız?! Bunu öncelikli olarak getirmezseniz, o zaman, sizin samimiyetinizden şüphe duymak zorunda kalırım.

Değerli arkadaşlarım, bu toplum babalara alışkın bir toplum. Bu babaların çok ilginç özellikleri var, kendileri efsane isimler; ama, takdir edersiniz ki,  bu babaların beslendikleri bir tek yer vardır, öncelikli olarak beslendikleri bir tek yer vardır; o da Bayındırlık Bakanlığıdır. Bu ülkede, biliyoruz ki "Pırlanta", "Maestro", "Organizatör" gibi lakapları olan babalar vardı. Gelin, bunları, yüreklice, elbirliğiyle masaya yatıralım, tartışalım.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, ben, hayatımda hiç kamu ihalesi almadım; ama, şöyle bir araştırma yaptım; üç bakan; isimlerini de vereyim, Cevat Ayhan, Onur Kumbaracıbaşı, Yaşar Topçu; bu üç sayın bakanın döneminde, davet usulüyle 11 ihale var, sadece Sayın Koray Aydın'ın döneminde 234 tane var. Bu ilginç değil mi?! Bir bakanın döneminde 234 tane, diğer üç bakanın döneminde 11 tane!..

Değerli arkadaşlarım, yine, bir başka konu; 17 Ağustos 1999 tarihinde deprem olmuş, Sayın Koray Aydın görev başındayken, 25 Ocak 2000 tarihinde, Rüzgârlı Sokakta, babası şirket kurmuş; bir yıllık cirosu 7 trilyon lira. Deprem bölgesinde partili arkadaşları iş yapmışlar, malzemelerin de bir kısmını babasının şirketinden almışlar. Her şeyin yasal olduğunu düşünelim, her şeyin kuralına uygun olduğunu düşünelim; doğru mu?! Bu ülkede, Sağlık Bakanı özel hastane işletir mi?! Bu ülkede, Millî Eğitim Bakanı basımevi açabilir mi?! Mesela, bu ülkede, şöyle bir şey olabilir mi: Bir bakan düşünün, bir kulüp hakkında soruşturma açsın; sonra, o kulüp gitsin, bu bakanın avukat olan oğluna 7 500 000 000 lira versin; o da, o kulübe danışmanlık yapsın; böyle bir şey olabilir mi?! Duydunuz mu siz böyle bir şey?! Olmaması lazım.

Mesela, siz, bu ülkede Ulaştırma Bakanı olsanız, oğlunuz gemi alsa, her şey de yasal olsa; doğru mu?! Siz, bu ülkede Başbakan olsanız, taklit kola satan, renkli gazoz satan bir şirketin dağıtımında hisseniz olsa, her şey yasal olsa; doğru mu?! (AK Parti sıralarından gürültüler)

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Oraya dokunma!..

MUHARREM İNCE (Devamla) - Bu ülkede, 550 000 000-600 000 000 lirayla geçinen bir öğretmenin ek iş yapması yasaktır. Başbakanların ek iş yapması yasak değil mi?!

Bakın, geçtiğimiz günlerde...

(Pakistan İslam Cumhuriyeti Ulusal Meclis Başkanı Chaudhry Amir Hussain ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç Genel Kurul salonundan ayrıldılar)

(Alkışlar)

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Seni alkışlamıyorlar.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Ben de, beni alkışlıyorsunuz zannettim.

Sayın Başkanım, bunu, konuşma süreme ekleyeceksiniz herhalde.

Değerli arkadaşlarım, bakın, geçtiğimiz günlerde bir gazetede şöyle bir haber vardı: Haksız yere bir ay hapis yatan vatandaş, 50 000 000 lira tazminat kazanmış. Gerekçesi de, ekonomik ve sosyal durumuna göre, bu para üzüntüsüne yetermiş! Demek ki, bu ülkede geçinemediğiniz zaman, açlık sınırında boğuşurken ek iş yapmanız yasak, Başbakan olduğunuzda ek iş yapmanız serbest; tıpkı, bu 50 000 000 liralık tazminatta olduğu gibi. (AK Parti sıralarından "Ne alakası var" sesleri)

Değerli arkadaşlarım "ne alakası var" diyorsunuz; bakın, mesela, Partimin Genel Başkanı böyle bir dükkân açsaydı ve siz bana bunu söyleseydiniz, ben kafamı yere eğerdim; sonra da Genel Merkeze gider, Genel Başkanımın istifasını isterdim. (CHP sıralarından alkışlar, AK Parti sıralarından gürültüler) Evet, bunu isterdim.

SABRİ VARAN (Gümüşhane) - Bankanız yeter size!

MUHARREM İNCE (Devamla) - Ama, ben bilirim ki, o koltukta Atatürk oturmuştur, İsmet Paşa oturmuştur, Altan Öymen oturmuştur, Ecevit oturmuştur, Baykal oturmuştur; hiç birisi dükkân açmamıştır. Ben, bunu bilirim.

BAŞKAN - Sayın İnce, sürenize ilave edeceğim; ama, siz görüştüğümüz konuya gelin lütfen.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Tamam, Sayın Başkanım, konuya geliyorum.

Şimdi, gelelim deprem konusuna. Sayın Koray Aydın'ın, iyi niyetli olmadığının bir başka göstergesini söyleyeyim. Bakınız, 8.2.2000 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan genelgeyle, 46 MHP'li, 16 ANAP'lı, 12 DSP'li belediye, herhangi bir afetle karşılaşmadığı halde afet katsayısı çeşitli oranlarda çarpılırken, 25 CHP'li belediye afet kapsamı içerisinde olmasına rağmen afet kapsamı dışına çıkarılmıştır.

Değerli arkadaşlarım, o günlerde nelerin yaşandığını çok iyi biliyoruz. Yalova'da anket yapıldı; dediler ki "kaç kişi prefabrike konut istiyor?" Ankete olumlu cevap veren 800 kişidir. 800 kişi dedi ki "ben prefabrike konutta otururum." Kaç tane yaptılar biliyor musunuz; 5 150 tane yaptılar; özel bazı kuruluşların yaptığıyla birlikte 6 000 tane oldu; küsuratlarını söylemiyorum. Millet 800 tane istiyor, sen 6 000 tane yapıyorsun; demek ki, prefabrike konut imal eden bazı şirketleri kayırmak gibi derdin var senin. Millet istemiyor bunu, sen yapıyorsun.

Değerli arkadaşlarım, bunlar araştırılmalı, bunların hesabını vermeli insanlar. Özellikle altyapıyla ilgili müthiş sorunlar var. Kalıcı konutlarda, Sayın Bakan, Hürriyet Gazetesine açıklama yapmış, 30.11.2000 tarihinde; diyor ki: "Ben, deprem bölgesinin nabzını iyi tutuyorum. Depremzedeler villa gibi eve sahip olacaklar." Değerli arkadaşlar, Yalova'daki bir yerel gazeteyi aldım; diyor ki, bakın: "Buralar birer alabalık yetiştirme çiftliğini andırıyor; su içerisinde." Bir kenti dörde bölmenin hesabını vermeli, kentin bütün ekonomik ve sosyal dengelerini altüst eden, hiçbir zaman çözümü olmayan...  Benim şehrime yazık etti; bunun hesabını, kim yaptıysa vermeli. Bunun hesabını Bayındırlık Bakanı verecek tabiî ki. Bu ülkede birileri gelip, bunun hesabını verecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın İnce.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, yer tespitini yanlış yaptılar, ısınmayı o kadar problemli yaptılar ki... Bakınız, yazlıkçı ile sürekli ikamet eden birine aynı kurayı çektirdiler. Sizin apartmanınızda 12 daire var, 2 tanesi sürekli oturuyor, 10 tanesi yazlıkçı. Nasıl olacak, sorunlar nasıl çözülecek?!

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Yaşarova!.. Yaşarova!..

MUHARREM İNCE (Devamla) - Yaşarova'nın da katkısı var bunlarda.

Değerli arkadaşlarım, bir başka konu; bu kalıcı konutlarla ilgili "ben burada oturmak isterim" diyor "benim bile oturasım gelir" diyor Sayın Koray Aydın bunlara. Bir tek isteğim var Sayın Koray Aydın'dan; Yalova'ya bir gitsin, hani o deprem zamanında Sayın Yaşar Okuyan, kendisi MHP'ye geçeceği için, Koray Aydın'a da onun öncülüğünde bir fahrî hemşerilik beratı verdi; verdirdi, daha doğrusu. Bu aralar Koray Aydın o kalıcı konutlara bir gitsin de orada yaşamanın ne olduğunu bir görsün. Acaba, orada yalnız gezebilir mi, yanına korumalarını almadan orada yürüyebilir mi, oraya gidebilir mi; bunları düşünmek lazım.

Değerli arkadaşlarım, biz, burada, eskileri Yüce Divana gönderen, yenileri koruyan bir Meclis olursak, samimiyetimiz olmaz, inandırıcılığımız olmaz.

ASIM AYKAN (Trabzon) - Siz başvurunuzu yaptınız mı?

MUHARREM İNCE (Devamla) - Gereğini yapayım; başvurumu yarın yapacağım; söz veriyorum.

ASIM AYKAN (Trabzon) - Ben altı ay önce yaptım.

MUHARREM İNCE (Devamla) - O, boşuna başvuru.

ASIM AYKAN (Trabzon) - Ne münasebet!

MUHARREM İNCE (Devamla) - Çok teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın İnce.

Üçüncü söz isteği, İstanbul Milletvekili Sayın Hüseyin Besli'ye aittir.

Sayın Besli, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakikadır.

HÜSEYİN BESLİ (İstanbul) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Türkiye'de yaşayan her vatandaşımızın vicdanını yıllarca kanatan yolsuzluklar meselesiyle ilgili olarak, Samsun Milletvekilimiz Haluk Koç ve 55 arkadaşının verdiği önerge çerçevesinde görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, zannederim, Türkiye'de hiçbir mesele bu yolsuzluk kadar çok konuşulmamıştır. Bu nedenle, artık, çok rahatlıkla söyleyebiliriz ki, bu mesele, üzerinde konuşularak çözülecek bir mesele olmaktan çoktan çıkmıştır. Artık, ne yapmamız gerekiyorsa onu yapmalıyız.

Yolsuzlukların en çok konuşulduğu günlerde her şeyi açıklayan iki anekdotu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunlardan birincisi, Susurluk skandalından sonra, o meşhur kamyon şoförünün medyaya "ben kahraman değilim" demek zorunda kalmasıydı. Diğeri ise, Engin Civan olayında tetiği çeken adamın bir televizyon muhabirine söylediği şeydi. Televizyon muhabiri, cezasını çektikten sonra hapisten çıkan kişiye çok zekîce bir soru yöneltiyor ve şöyle diyor: "Sen, şimdi, aynı zamanda kahraman oldun; Türkiye'ye neler söyleyeceksin?" Adam kameraya yöneliyor, göğsünü gererek ve kendisini de cümlenin içine katarak aynen şöyle söylüyor: "Türk Milleti, tarih boyu büyük kahramanlar yetiştirmiştir."

Değerli arkadaşlar, bu iki anekdotu alt alta koyuyorum ve yorumlamadan gerisini idraklerinize havale ediyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, yolsuzluk meselesinin sistemle iç içe geçmesi, Türkiye'nin en büyük meselelerinden bir tanesidir. Kanaatimce, Türkiye'nin, yani, devletin de, toplumun da en büyük meselesi budur. Bir toplumda adalete güvenmenin yerini güç ve iktidara tapınma almışsa, o toplumda ve o iktidarın yönetiminde suçun üremesi, yeşermesi, çoğalması için uygun zemin hazırlanmış demektir. Zira, otoriter yapılar, toplumun denetimine ve katılımına kapalı olduğu için, bütün mikropları halının altına sürerler.

BAŞKAN - Sayın Besli, bir dakikanızı rica ediyorum.

Değerli milletvekilleri, hatibin konuşmasını kürsüden ben de takipte zorlanıyorum. Değerli arkadaşlarımın hatibi sükûnetle dinlemelerini rica ediyorum.

Buyurun.

HÜSEYİN BESLİ (Devamla)- Bizde bu anlayışın en bilinen, en hafif ifadesi, işi sumenaltı etmek, bugün git yarın gel demektir.

Son onbeş yıl boyunca daha yoğun ve kesintisiz konuştuğumuz yolsuzluk meselesi, suçun kendisi ve suçlular üzerinden giderek tek tek olayları ve insanları konuşarak çözülemeyecek bir meseledir. Zira, topluma karşı organize suç işleyenlerin ne kadar cüretkâr olduklarını biliyor, her gün ekranlarda ve gazete sayfalarında izliyoruz. Bütün mesele, bataklığı kurutmak ve zemini sağlamlaştırmaktır. Takdir edersiniz ki, Türkiye Büyük Millet Meclisinin aslî görevi de budur; ancak, şu andaki tabloya bakarsak, Meclisin, bu aslî görevinin idrakinde olduğunu söylemek pek mümkün değildir diye düşünüyorum. Zira, önerge sahibi bile şu anda salonda değil. Hem iktidar grubu hem de muhalefet grubu, konuya ne kadar ciddiyet gösterdiğini, şu andaki tabloyla ortaya koymuş durumdadır.

Eğer hızla ve süratle zemine yönelmezsek, her yıl bir veya birkaç hortumcuyu konuşur, şaşırtıcı skandal, şaşırtıcı ve cüretkâr nice öyküler dinler dururuz; ancak, hemen söylemeliyim ki, bu konuda umutsuzluk batağına saplanmak durumunda değiliz. Önümüzde umutvar olmamızı gerektiren birçok gelişmeler mevcuttur.

Bataklığın kaynağını kurutma yolunda 2003 yılında attığımız adımlara bakarak, kesinlikle inanıyorum ki, 2004 yılı, bir daha bu ayıpları konuşmayacağımız bir yıl olacaktır inşallah. Türkiye, sorunlarını çözebilecek, kaliteyi esas alan güçlü bir iktidara kavuşmuşken, çamurun üzerine yatma anlayışı siyasetten tasfiye olmuşken, hortumcular tek tek teşhir edilmeye ve adalete teslim edilmeye başlanmışken, kanaatimce, kalitenin bir ahlak felsefesi olduğunu acilen ve öncelikle kamu yönetimimizin anlamasından daha acil bir sorunumuz kalmamıştır diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, bu aşamada bir hususu iyice belirginleştirmek ve netleştirmek gereğine inanıyorum. Daha önce söylediğim gibi, suç olgusu, tek bir unsura bağlı olarak teşekkül edemez; karmaşık bir süreçtir. Böyle bir olgunun ortaya çıkabilmesi için hemen ilk elde sayılabilecek aktörler, kamu personeli -yani, bürokrasi- işadamları ve siyasetçilerdir.

Bilindiği gibi, yolsuzluğun oluşması için süreklilik gerekmektedir ve olayların zincirleme bir şekilde art arda devam etmesi gerekir. Sürekli olan ise, kamu yöneticileri ve işadamlarıdır. Yolsuzluklara adı karışan kimi siyasetçiler, bürokratlara ve işadamlarına göre gelip geçici olduğu için, bir anlamda, diğerleri tarafından taşeron olarak kullanılmaktadırlar. Meselenin bu yönünü hiçbir zaman gözden ırak tutmamalıyız.

Örneğin, şu anda hepimizin elinde bulunan ve üzerinde konuştuğumuz önergede bile siyasetçilerle birlikte onlarca firma ismi geçmektedir. Usulsüzlüklerin ve yolsuzlukların yapılmasında sorumluluk sahibi yüzlerce, hatta binlerce kamu çalışanı vardır. Eminim, onlar, şu anda bile yerlerini koruyorlar ve/veya faaliyetlerine devam ediyorlar.

Peki, bu söylediklerimizden sonra, daha önce buraya gelip kendilerini savunan Sayın Ersümer ve Sayın Çakan'ın iddia ettikleri gibi, belki de Koray Aydın'ın bir yerlerde kendisini savunabileceği gibi, muhtemelen, bizlerin bu siyasîler hakkında Meclis soruşturması istemekle kendilerine haksızlık yapmış olduğumuz sonucu çıkabilir mi; hemen söylemeliyim ki, kesinlikle hayır; kendilerine hiçbir haksızlık yapılmamaktadır. Onlar, kendilerinden önce yapılanlardan farklı bir şey yapmadıklarını söyleyerek kendilerini savunabilirler. Kendilerinden öncekilerin farklı bir şey yapmamış olmalarını bir an doğru kabul etsek bile, bu, onlara haksızlık yapıldığını göstermez; çünkü, onlar, yolsuzluk sürecinin sembolleşen zirve isimleridir. Onların savunması, olsa olsa, konuşmamın başından beri söylemeye çalıştığım, yolsuzluğun ne kadar kurumsallaştığını ve diğer aktörlerin de ne kadar suçlu olduğunu gösterebilir.

Değerli arkadaşlar, bu arada, bir hassasiyetimi daha sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu Yüce Meclisin iradesiyle kurulmuş ve çalışmalarını tamamlamış bulunan Meclis araştırması komisyonu önemli çalışma yapmıştır, kendilerine teşekkür ediyorum; kamuda birçok yolsuzluk alanına parmak basmışlardır; ama, maalesef, çalışmalarını 1 000 sayfalık devasa bir doküman halinde ortaya koymuş olmalarına rağmen, araştırma komisyonu, el atılması gereken her alana ulaşamamıştır; zaman darlığından ulaşamamıştır, meselenin büyüklüğünden dolayı fırsat kalmamıştır. Bu nedenle "komisyon raporuna girmemiş alanlar temizdir" diye bir sonuç ortaya çıkaramayız. Örneğin, kim, raporda adı geçmedi diye Sermaye Piyasası Kurulunu ve İMKB'nin tertemiz olduğunu iddia edebilir?! Zaten mahkemelere intikal etmiş kimi uygulamaları kim görmezden gelebilir?! Eğer böyle bir araştırma yapılırsa, belki, borsada kimlerin spekülasyon yaptığını da, biz, öğrenmiş oluruz. Kim, TRT'de olup bitenleri savunabilir?!

Değerli arkadaşlar, kolaycılığa düşmememiz gerekir. Ne araştırma komisyonu kurmakla ne de biraz sonra oylarımızla kimi siyasîler hakkında Meclis soruşturmasına karar vermekle görevimizi bitirmiş olacağız; ülkemiz ve insanımız için daha yapılacak çok işimiz var. İnanıyorum ki, hakkında binlerce köşe yazısı yazılan, yüzlerce kitap kaleme alınan, binlerce defa manşet olan, onbinlerce defa mahkemelere konu olan bu meselede herkes artık hemfikirdir. Öyleyse "temiz toplum", "erdemli toplum" gibi bir slogan bulup kenara çekilemeyiz. Öyleyse, yolsuzluk sürecinin zirvelerinde yer almış birkaç ismi yargıya havale etmekle işimizi yapmış sayılmayız.

Yolsuzlukla mücadele, bir kurumun, bir kişinin üstesinden gelebileceği bir iş değildir, topyekûn bir mücadele gerektirir. Biraz sonra, üzerinde tartıştığımız önergeye vereceğimiz destekle, bu topyekûn mücadeleye güç katacağımıza, ivme kazandıracağımıza inanıyorum. Bu duygularla, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Besli.

Sayın milletvekilleri, önerge sahipleri ve şahıslar adına konuşmalar tamamlanmıştır.

Son söz, hakkında soruşturma açılması istenen Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Sayın Koray Aydın'a aittir. Şu ana kadar, kendisinin bir konuşma yapacağı hususunda bir bilgi bize ulaşmadı.

Değerli milletvekilleri, Meclis soruşturması önergesi üzerindeki görüşmeler böylece tamamlanmıştır.

Şimdi, Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Koray Aydın hakkında Meclis soruşturması açılıp açılmaması hususunu oylarınıza sunacağım.

Anayasanın 100 üncü maddesi hükmü gereğince, oylamayı gizli oylama şeklinde yapacağız.

Oylamaya başlamadan önce, oylamanın yöntemiyle ilgili olarak bazı açıklamalarda bulunacağım.

Sayın milletvekilleri, ben oylamayı başlatmadan ve isimler okunmadan hiç kimseye oy kullandırmayacağımı, o bakımdan, hiçbir arkadaşımızın yerinden kalkarak rahatsız olmamasını, özellikle altını çizerek ifade ediyorum. (Alkışlar)

TUNCAY ERCENK (Antalya) - Bakan, sırada...

BAŞKAN - O takdiri yapacağız; ama, lütfen, arkadaşlarımız yerlerine otursunlar.

Şimdi, gizli oylamanın ne şekilde yapılacağını arz ediyorum:

Komisyon ve hükümet sıralarında yer alan Kâtip Üyelerden, komisyon sırasındaki Kâtip Üye, Adana'dan başlayarak İzmir'e kadar; hükümet sırasındaki Kâtip Üye ise, İzmir ilâ Zonguldak dahil, adı okunan milletvekillerine, biri beyaz, biri yeşil, biri de kırmızı olmak üzere, 3 yuvarlak pul ile mühürlü zarf verecek ve pul ve zarf verilen milletvekillerini ad defterinde işaretleyeceklerdir.

Milletvekilleri, Başkanlık kürsüsünün sağında ve solunda yer alan kabinlerden başka yerde oylarını kullanamayacaklardır.

Vekâleten oy kullanacak bakanlar da, yerine oy kullanacakları bakanın ilinin bulunduğu bölümde oylarını kullanacaklardır.

Bildiğiniz üzere, bu pullardan, beyaz olanı kabul, kırmızı olanı ret, yeşil olanı ise çekimser oyu ifade etmektedir.

Değerli arkadaşlar, bunu, bir defa daha tekrar ediyorum: Verilen 3 puldan, beyaz olanı kabul, kırmızı olanı ret, yeşil olanı ise çekimser oyu ifade etmektedir.

Oyunu kullanacak sayın üye, Kâtip Üyeden, 3 yuvarlak pul ile mühürlü zarfı aldıktan ve adını ad defterine işaretlettikten sonra, kapalı oy verme yerine girecek, oy olarak kullanacağı pulu burada zarfın içerisine koyacak, diğer 2 pulu ise ıskarta kutusuna atacaktır. Bilahara oy verme yerinden çıkacak olan üye, oy pulunun bulunduğu zarfı, Başkanlık Divanı kürsüsünün önüne konulan oy kutusuna atacaktır.

Oylamada adı okunmayan milletvekiline pul ve zarf verilmeyecektir.

Şimdi, gizli oylamayı Adana İlinden başlatıyorum.

(Oylar toplanıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, oyunu kullanmayan değerli arkadaşımız var mı? Yok.

Oy kullanma işlemi bitmiştir.

Kupalar kaldırılsın.

(Oyların ayırımı yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Koray Aydın hakkında, Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin (9/8) esas numaralı önergenin gizli oylamasının neticesini açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı

:

368

Kabul

:

358

Ret

:

4

Çekimser

:

5

Boş

:

1

Böylece, Meclis soruşturması açılması kabul edilmiştir.

Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince, soruşturma, siyasî partilerin güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının 3 katı olarak gösterecekleri adaylar arasından her parti için ayrı ayrı adçekmek suretiyle kurulacak 15 kişilik bir komisyon tarafından yürütülecektir.

Soruşturma komisyonunun iki aylık görev süresinin, komisyonun, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimi tarihinden başlamasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Böylece, Meclis soruşturması açılması kabul edilmiş ve gerekli karar Genel Kurulca alınmıştır.

Şimdi, Samsun Milletvekili Sayın Haluk Koç ve 55 milletvekilinin, Karadeniz sahil yolu işlerinin ihalesinde müteahhit firmaların önceden anlaştıklarının bilinmesine rağmen, fiyatları ayarlayarak ve rekabete meydan vermeyerek, devleti büyük ölçüde zarara uğrattığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 205 inci maddesine uyduğu iddiasıyla Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Yaşar Topçu hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesinin görüşmelerine başlıyoruz.

2.- Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55 milletvekilinin, Karadeniz Sahil Yolu işlerinin ihalesinde müteahhit firmaların önceden anlaştıklarının bilinmesine rağmen, fiyatları ayarlayarak ve rekabete meydan vermeyerek devleti büyük ölçüde zarara uğrattığı iddiasıyla Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Yaşar Topçu hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/9)

BAŞKAN - Bu görüşmede, sırasıyla, önergeyi verenlerden ilk imza sahibine veya onun göstereceği bir diğer imza sahibine, şahısları adına 3 üyeye ve son olarak da, hakkında soruşturma açılması istenmiş bulunan Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Yaşar Topçu'ya söz verilecektir.

İçtüzük gereğince, konuşma süreleri 10'ar dakikadır.

Meclis soruşturması önergesi, Genel Kurulun 10.12.2003 tarihli 26 ncı Birleşiminde okunmuş ve bastırılarak sayın üyelere dağıtılmıştır. Bu nedenle, soruşturma önergesini tekrar okutmuyorum. 

Önerge üzerinde söz alan sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum: Önerge sahibi Haluk Koç'un yerine, İstanbul Milletvekili Sayın Kemal Kılıçdaroğlu; şahısları adına, Trabzon Milletvekili Sayın Şevket Arz, Çanakkale Milletvekili Sayın Ahmet Küçük ve İstanbul Milletvekili Sayın Kemal Kılıçdaroğlu.

İlk söz, önerge sahibi olarak, İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nundur. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Kılıçdaroğlu, şahsınız adına da konuşacaksınız; sürelerinizi birleştirmek istiyor musunuz?

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Evet efendim. 

BAŞKAN  - Buyurun Sayın Kılıçdaroğlu.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinin son yıllardaki en önemli oturumlarından birisini daha gerçekleştiriyoruz. Parlamentoda uzun süre görev yapmış, bakanlık görevini üstlenmiş, ama, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurduğu araştırma komisyonunun verdiği rapor sonucu, Karadeniz otoyoluyla ilgili olarak, bir bakanımız hakkında Meclis soruşturması açılıp açılmamasını görüşeceğiz.

Daha önceki önergenin görüşmelerinde İstanbul Milletvekili Sayın Hüseyin Besli'nin güzel bir konuşması oldu. Sayın Besli, burada, iki bakan hakkında soruşturma açmanın yeterli olmadığını, asıl, yolsuzluk ve sistem konusuna ağırlıklı olarak girilmesi gerektiğini vurguladı. Sayın Besli'nin bu görüşüne aynen katıldığımı ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, gerçekten de, bir bakanı, birkaç bakanı, Parlamentodan ayrıldıktan sonra dahi olsa, Yüce Divana gönderme konusunda düğmeye basabiliriz, soruşturma komisyonu kurabiliriz, soruşturma komisyonu sonucunda aklanması için yargıya gönderebiliriz; ama, bütün bunlar, sistemi sağlıklı kurmamız açısından yeterli değil. Belki de, geçmişte kamuoyunda çok fazla tartışılan yolsuzluk olgusuna "siz, yolsuzluk, yolsuzluk diyordunuz, 2 kişiyi gönderdik Yüce Divana, böylece kamuoyu da tatmin olsun..." Aslında, sistemi böyle kurduğumuz zaman, bana göre, halkı, geniş kitleleri yanıltmış oluruz, doğruları yapmamış oluruz. Doğrusu nedir; doğrusu, yolsuzluklara engel olabilecek sistemi kurmaktır.

Bakınız, yolsuzlukları araştırma komisyonu raporunun birinci bölümünde; yani, ilk bölümünde, yolsuzlukları önleme konusunda hangi önlemlerin alınması gerektiği tek tek sayıldı. Ben, izninizle, buradan, birkaçını aktarmak istiyorum.

Bunlardan birisi, yargı bağımsızlığını sağlamaktır. Yargının bağımsız olmadığını, yargının tepe noktasındaki yargıçlar da söylüyorlar. Sayın Yargıtay Başkanımız, Sayın Danıştay Başkanımız, Sayın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, emekli savcılar hatta, yolsuzlukları araştırma komisyonuna gelen Yargıtay eski Başsavcısı, yargının bağımsız olmadığını söyledi. Bağımsız olmayan bir yargıdan, elbette ki sağlıklı karar çıkmasını beklemenin doğru olmadığını hepimiz kabul ediyoruz.

Peki, o zaman, bu konuda en büyük şikâyeti, yargıyla ilgili en büyük şikâyeti kim yapıyor; şimdiki Sayın Adalet Bakanımız. Yaptığı bütün konuşmalarda, gazetelerdeki açıklamalarında, yargının iyi işlemediğini, bilirkişilik kurumunun getirdiği haksızlıkları, bu kurumun gerçekten sağlıklı çalışmadığını en iyi vurgulayan, Bakanımız. Peki, o zaman, iktidar kanadındaki milletvekillerine şunu sormak istiyorum: Acaba, yargının bağımsızlığı konusunda hangi adımı attınız; hiçbir adım atılmadı.

İkinci konu, yine, orada, Türkiye başsavcılığı kurulsun diye bir önerimiz daha vardı. Bu öneri konusunda da, bugüne kadar, bildiğim kadarıyla, Adalet Bakanlığı içerisinde bile, hiçbir çalışma yapılmış değil.

Bir başka konu: Dokunulmazlıkların sınırlandırılmasını, Meclis yolsuzlukları araştırma komisyonu da öneriyor "dokunulmazlıkları sınırlayın" diye; ama, maalesef, bırakın dokunulmazlıkların sınırlandırılmasını, Parlamento, bu konuda, kendi yasal işlevini dahi yapmış değil ve yapmaktan özenle kaçınıyor.

Siyasî ahlak yasası...  Siyasî ahlak yasası hâlâ çıkmadı. Bakın, bir milletvekilimiz, Sayın Algan Hacaloğlu, daha, Parlamento açıldıktan hemen sonra, yanlış hatırlamıyorsam ilk birkaç ay içerisinde, siyasî ahlak yasası teklifini Parlamentoya sundu. Israrla bekletiliyor. Biz, etik kurallardan bahsediyorsak, Parlamentonun saygın bir kurum olmasını istiyorsak, Parlamentonun halk nezdinde, milletvekillerinin halk nezdinde "bunlar saygın kişilerdir, toplumun çıkarları doğrultusunda hareket ederler" intibaını yaratmak istiyorsak, siyasî ahlak yasasının çıkması gerekiyordu; ama, siyasî ahlak yasasının "s" sinden bile haberdar değiliz. Ben şuna kesinlikle inanıyorum: Siyasî ahlak yasası çıksaydı, Sayın Başbakan, asla ve asla şirket kurmazdı.

Bakınız, Sayın Koray Aydın'la ilgili soruşturma komisyonu kurulmasına karar verdik ve en çok eleştirdiğimiz konu -burada da dile getirildi- Sayın Koray Aydın'ın babasının şirket kurmasıydı. Bunu eleştirdik. O zaman, ben bir sivil toplum örgütünün başkanıydım; o zaman da eleştirdik. Siyasî ahlak yasasının olması lazım; bir siyasetçinin, neyle uğraşıp neyle uğraşmadığının toplum tarafından bilinmesi lazım, bu doğrunun mutlaka ortaya konulması lazım. Başka, ülkelerin parlamenterleri, bakanları, birkaç yüz dolarlık hediye aldıkları zaman, bunu, devlete hediye etmek, bağışlamak zorundalar; böyle bir siyasî kural var, böyle bir siyasî etik var. Bizde nerede bunlar?! Biz, işimize geleni Yüce Divana gönderme konusunda biraz kararlı davranıyoruz. Bu, maalesef, biraz, bizim zaaf noktalarımızdan birini oluşturuyor.

Değerli arkadaşlar, Karadeniz otoyolu ihalesi yapıldığı zaman, o dönem Parlamentodaki muhalefet partisi, buradaki ihalelerde ciddî yolsuzluklar olduğunu vurgulamıştı; ama, ne yazık ki, otobüslerle Karadenizden insanlar Ankara'ya taşıtıldı ve dendi ki: "Siz, Karadenize otoyol yapımına karşı çıkıyorsunuz." Oysa, hiç kimse, Karadenize otoyol yapılmasına karşı çıkmıyordu. Karadeniz otoyolunda yolsuzluklar yapıldığı, ihalelerde yolsuzluklar yapıldığı, müteahhitlerin önceden belirlendiği ısrarla dile getiriliyordu, söyleniyordu; ama, o günün gürültülü ortamında, maalesef, bunlar yeteri kadar dillendirilemedi.

Geldiğimiz noktada şu gerçeği gördük: Gerçekten de, Meclis yolsuzlukları araştırma komisyonuna intikal eden dokümanlardan, bilgilerden, raporlardan, Karadeniz otoyolunda ciddî sorunların olduğu, ihalelerde ciddî soruşturulması gereken alanların bulunduğu ortaya çıktı. Bu çerçevede, Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, bu konuda bir soruşturma komisyonu kurulmasından yana tavır alacağımızı belirtmek isterim.

Değerli milletvekilleri, yolsuzluğun iki ana damarı vardır; bunlardan birisi, kamunun mal alımı, yapımı, yani İhale Yasasıdır; ikincisi ise kamu bankalarıdır. Bizim, Meclis yolsuzlukları araştırma komisyonunun bütün bulguları bu iki alanla sınırlıdır, bu iki alana odaklanmıştır. İhalelere baktığınız zaman, eğer İhale Yasası çıkmasaydı, ben eminim, bugün yapılan pek çok ihale için de aynı sorunlar gündeme gelebilirdi, Sayın Bakanlar büyük siyasal baskılarla karşı karşıya kalabilirlerdi. O nedenledir ki, biz, mevcut İhale Yasasının değiştirilmemesini, eğer uygulamada bazı zorluklar, sıkıntılar varsa, onların giderilmesini istiyoruz; ama, hiçbir şekilde, şu ihale İhale Kanunu kapsamı dışında kalsın, şu ihale İhale Yasası dışında kalmasın; böyle bir yaklaşımın doğru olmadığını, doğru olmaması gerektiğini özellikle belirtmek isterim.

Kamu bankaları, geçmişte hortumlanan kamu kaynaklarının büyük gruplara, kişilere aktarılmasına yol açan ve yeri geldiği zaman da alınan paraların geri ödenmediği, bir alan haline, maalesef, dönüşmüştür.

Kamu bankalarıyla ilgili olarak da daha önceki hükümet döneminde ciddî düzenlemeler yapılmıştır. Bağımsız bir kurum oluşturulmuştur. Batan bankalardaki paraların ve kamu bankalarındaki paraların geri alınmasıyla ilgili Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna geniş yetkiler verilmiştir; ama, maalesef, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kurulduğu tarihten bugüne kadar, beklenen hiçbir tahsilat gerçekleşmemiştir. Tahsilatın gerçekleşmesi için, bu hükümet döneminde, bu yasama döneminde, yine, Bankalar Yasasında çok ciddî düzenlemeler yapılmıştır. Diliyoruz ve umuyoruz -Cumhuriyet Halk Partisi olarak bunun takipçisi olacağız- Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, batan bankalardan ve kamu bankalarından para alıp geri ödemeyenlerden bu paraları tahsil edebilsin. Tahsil etmedikleri takdirde, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu iktidara hesap soracağımızı, bu iktidarın bu sorununu kahvelere taşıyacağımızı ayrıca belirtmek istiyorum. Biz, yasa çıkarma konusunda size her türlü desteği verdik, her türlü olanağı sağladık; ama, buna rağmen para tahsil edilemediyse, bunun sorumluluğunun bu hükümet tarafından yüklenilmesi gerektiğini de belirtmek isterim.

Değerli milletvekilleri, şimdi, yolsuzluklar konusu diyoruz da, Türkiye'nin son günlerde yaşadığı bir dramı da dikkatinize sunmak isterim. "Görevi kötüye kullanmak" denilen bir kavram vardır, Türk Ceza Yasasında tanımlanmıştır. Kişiler, bulundukları görevleri kötüye kullandıkları zaman bunun hesabını verirler. Bugün yaptığımız ve biraz sonra kararını alacağımız süreç de bunun benzerlerinden biridir.

Bakınız, değerli milletvekilleri, geçen gün Sağlık Bakanlığı bir sınav yaptı... Hiç unutmadığım konuşmalardan birisi, Trabzon Milletvekili Kemalettin Beyin konuşmasıydı. Bu Parlamento daha yeni göreve başlarken bu kürsüye gelmiş ve binlerce laborantın, ebenin, hemşirenin işsiz kaldığını, işsiz olduğunu, bunlara iş olanağı yaratılması gerektiğini söylemişti ve gerçekten de, güzel bir konuşmaydı. Şimdi, geçenlerde bir sınav yapıldı. Elinizi vicdanınıza koyup bu soruma yanıtı, lütfen, vicdanınızda arayın. Sıfır puan alan bir kişinin kazandığı bir ortamda ve çok yüksek puan alıp da kazanılmayan bir ortamda o bakanın görevini doğru dürüst yaptığına kanaat getirebilir misiniz?! Şuna katılıyorum: Bir kişi sıfır puan alabilir; ama, sıfır puan alan kişinin sınavı kazanmış gibi işlem görmesini acaba hangi vicdan kabul edebilir?! Şimdi, şu söyleniyor: Tercihler yanlış yapıldı veya tercihler doğru yapıldı... Tercih yanlış yapılabilir. Belli bir puanın altındakileri almazsınız, ikinci sınavı açarsınız, üçüncü sınavı açarsınız veya tercihi sonra yaptırırsınız; dersiniz ki: "Ben sınav açıyorum, sınav kazananlar şunlardır, ben şuraya tayinini yapacağım..." Gittin gittin, gitmediysen, bir sonrakine sıra gelir; ama, eğer sıfır puan olacaksa, niye sınav açıyorsunuz; herkesi alırsınız. Yani, ben, sıfır puan alıyorum ve devlet memuru oluyorum!.. Bu kişinin bilgi birikimi dahi, gerçekten, insanda ciddî kuşkular yaratıyor. Siz, oturacaksınız, eğitileceksiniz ve belli bir okuldan mezun olacaksınız, açılan sınavda sıfır puan alacaksınız; 1 puan da değil!..

Şimdi, bu konuda, tercihe rağmen çok ciddî yanlışlıklar yapıldı. Bakın, elimizde onun da belgeleri var; doğru tercih yapmış; ama, daha yüksek puan aldığı halde oraya verilmiyor; ama, daha düşük puan alan birisi, aynı yere, aynı tercihe verilmiş oluyor. Bunlar doğru uygulamalar değil; bunu da, sizin takdirlerinize sunmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, biz, hiçbir kişiyi, hiçbir kurumu suçlamıyoruz. Hiçbir bakana "görevini kötüye kullandın" diye açıkça hiçbir suçlama getirmiyoruz. Bizim yapmak istediğimiz şu: Biz, oyumuzu, geçmişte, herhangi bir şekilde, medyada, kamuoyunda, kamuoyu vicdanında suçlanan veya suçlu görülen birisine aklanma olanağı sağlayabilecek şekilde kullanacağız. Ona diyoruz ki, sen git yargıya, aklan ve aklandıktan sonra da git halkın karşısına, seçmenin karşısına çık, evet, ben, alınteriyle, bilgi birikimimle çalıştım, sizlerden oy aldım, suçlandım; ama, Anayasa Mahkemesine, Yüce Divana gittim ve Yüce Divandan aklanarak geldim ve şimdi de önünüzdeyim de.

Biz, geçmişte suçlanan, kamuoyu vicdanında bir şekliyle suçlanan bu kişinin aklanmasını ve yeri geldiği zaman, tekrar siyaset sahnesinde yerini almasını isteriz.

Ben, bu vesileyle "beyaz" oy kullanacağımızı ve Sayın Yaşar Topçu'nun da, soruşturma komisyonundan sonra aklanıp, tekrar eski siyaset günlerine dönmesini yürekten isteyerek, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN -  Teşekkür ediyorum Sayın Kılıçdaroğlu.

Şahsı adına,Trabzon Milletvekili Sayın Şevket Arz; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 10 dakika.

ŞEVKET ARZ (Trabzon) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Yaşar Topçu hakkında soruşturma açılmasına ilişkin önerge üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum.

Karadeniz sahil yolu, Bakanlar Kurulu tarafından, 2886 sayılı İhale Kanununun 89 uncu maddesine dayanılarak, fakat İhale Kanunu kapsamı dışına çıkarılarak ihaleye sunulmuştur. Böylece, İhale Kanununun koşulları, Karadeniz sahil yolunda dikkate alınmayarak, bu ihalenin koşullarını kendileri özel olarak uygulamaya koymuşlardır. Bu da yetmiyormuş gibi, ihaleye girebilecek müteahhitleri kendileri belirlediler. Türkiye'de bu 15 müteahhit firmadan başka yol inşaatı yapan firma yok muydu; tabiî ki vardı. Bu firmalar hiç dikkate alınmadı.

Karadeniz sahil yolu ihale yöntemine CHP sözcüleri karşı çıkınca, Başbakan "şantaj yapıyorsunuz" diyerek olayın gerçek boyutunu görmek istememiştir. 850 000 000 dolara öngörülen bu yol, belli ki, 3 milyar dolara da bitmeyecek gibi. 

Bu yöntemle Karadeniz sahil yolunun yapılamayacağını, yapılmaya çalışılırsa da ileride büyük pis kokuların geleceğini muhalefet sözcüleri belirtmişti. İşin başlamasından beri, bu ihaleden pis kokular yayılmaya devam ediyor.

Karadeniz sahil yolunun Sinop-Samsun-Sarp kapısı (Gürcistan sınırı) arasındaki uzunluğu 700 kilometredir. Bu yol, hem Karadeniz hem de ülkemiz için gereklidir. Bu yol, Sinop'tan itibaren 7 il, 9 liman ve birçok ilçe ve beldeyi direkt olarak birbirine bağlamaktadır. Ayrıca, bunların dışında birçok il, ilçe ve belde de bu yoldan yararlanmakta ve ekonomilerine katkı sağlamaktadırlar. Ülkemiz nüfusunun yaklaşık yüzde 10'u bu yoldan yararlanmaktadır. Bu yol tamamlandığı takdirde, Ardahan, Kars, Erzurum, Erzincan, Sivas'ın kuzey bölgeleri ile Gümüşhane, kış aylarında tamamen bu yolu kullanacaktır. Karadeniz sahil yolu, ülkemizi Kafkasya'ya, Bağımsız Devletler Topluluğuna ve de Avrupa'yı Ortaasya'ya bağlamaktadır. Bu açıdan, uluslararası niteliği vardır.

Bölgenin 2 500-3 000 yıla ulaşan tarihi boyunca, en önemli geçim kaynağı ticaret olmuştur. Sovyetler Birliğinin kuruluşu ile yıkılışı arasındaki dönemde (1917-1991) Sarp sınır kapısının kapalı olması ve Kafkaslar ile Ortaasya'nın Sovyetler Birliği egemenliğine girmesi, ticaret imkânlarını neredeyse tamamen ortadan kaldırmıştı. Karadeniz Bölgesinden, önce Zonguldak maden ocaklarına, daha sonra Avrupa'ya ve Türkiye'nin dört bir yanına yoğun göç bu döneme rastlamaktadır.

Sovyetler Birliğinin çöküşü ve Sarp sınır kapısının açılmasıyla beraber, Karadeniz Bölgesinin ticarî faaliyetinde önemli bir canlanma başlamıştır. Bölgeden yapılan ihracat ve transit ticaret yoğunlaşmıştır.

Günümüz Türkiyesinin ihraç ettiği yaş sebze ve meyvenin yüzde 35'i doğu Karadeniz limanlarından yapılmaktadır. Bugün doğu Karadeniz yollarının günlük trafik kesafeti 30 000-35 000 civarındadır. Trabzon şehir geçişinde, bu, 75 000'i bulmaktadır.

Karadeniz sahil yolu kapsamındaki bu işlerin ihalesi, sahil yolu güzergâhına ilişkin herhangi bir onaylı proje olmadan yapılmıştır. Yol yapımı, Hopa-Sarp yolunda olduğu gibi, dağdan başlandı, olmadı; Karadeniz'den, dolgu yapıldı, olmadı. Karadeniz'e dökülen tüm kayaları deniz yutunca, zorunlu olarak, eski yol güzergâhı tercih edildi.

Dünyada eşi görülmemiş bir kıyı ve çevre katliamı yapılmaktadır. 250 kilometre civarındaki bir deniz dolgusuyla yol yapımı gerçekleştirilmektedir. Bu projelerde hâlâ bazı düzeltmeler yapma olanağı vardır; ancak, birçok doğal değer artık kaybedilmiştir.

BAŞKAN - Bir dakika Sayın Hatip...

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

D) ÇEŞİTLİ İŞLER (Devam)

2.- Genel Kurulu ziyaret eden Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Beşar Esad ve beraberindeki heyete Başkanlıkça "Hoşgeldiniz" denilmesi

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in davetlisi olarak ülkemizi ziyaret etmekte olan Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Beşar Esad ve beraberindeki heyet, şu anda, Meclimizi teşrif etmiş bulunuyorlar; kendilerine, Yüce Meclisimiz adına, hoşgeldiniz diyorum. (Alkışlar)

IV. - GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE

MECLİS ARAŞTIRMASI (Devam)

A) ÖNGÖRÜŞMELER (Devam)

2. - Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55 milletvekilinin, Karadeniz Sahil Yolu işlerinin ihalesinde müteahhit firmaların önceden anlaştıklarının bilinmesine rağmen, fiyatları ayarlayarak ve rekabete meydan vermeyerek devleti büyük ölçüde zarara uğrattığı iddiasıyla Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Yaşar Topçu hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/9) (Devam)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Arz.

ŞEVKET ARZ (Devamla) - Sayın Esad'a ben de hoşgeldiniz diyorum.

Özellikle kıyı kentlerinin güney tarafından geçirilecek bir yol projesiyle hem kıyı kentleri kurtarılmış hem de imar planlarında görülen yeni yollar yapılmış olacaktır. Güney çevre yolları, kıyı kentlerinin gelişmesine katkı sağlayacaktır.

Sürmene'ye 2 kilometre mesafedeki Karacehennem Koyu, deniz tahkimatıyla, tamamen dolduruldu. Yeniay Beldesinin kumsalları da kaya dolgularıyla yok edildi. Sürmene sahilindeki kumsalların, dökülen kayalarla kaplanması yetmiyormuş gibi, bir de tahkimat, Sürmene şehir kodundan 2-3 metre yükseklikte yapıldığından, şehir ile deniz arasında Çin Seddi gibi durmaktadır. Allah korusun, 1998 yılındaki Sürmene-Köprübaşı Beşköy'deki sel felaketi tekrarladığı takdirde, yeni yapılmakta olan sahil yolu kodundan alçakta kalan Sürmene İlçesini, tamamen sular altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Sürmene, kısaca, yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Karadeniz kıyıları yok edildi. Koylar, kumsallar, falezler kayalarla dolduruldu. Deniz tahkimatında kullanılan kayalar, vadilerdeki yamaçlardan tonlarca patlayıcılarla sökülüp, yeşil vadiler gri tonlara dönüştürüldü.

Denizde yapılan tahkimatla, kıyı arası, dere yataklarından taşınan malzemelerle ya da çöplerle dolduruldu. Karadeniz insanının denizle olan bağı koparıldı. Karadeniz'in doğa dengesi, kaya dolgular sonucu tamamen bozulmuştur. Deniz ile kıyı arasında boydan boya âdeta Çin Seddi çekiliyor, Karadeniz insanının denizle olan ilişkisi tamamen kesiliyor.

Karadeniz kıyıları yok edilerek, bölge turizmine büyük darbe vurulmuştur. Deniz mavisi ile yeşilin buluştuğu kıyı bölgesi tamamen doldurularak, denizin kıyı bölgesindeki zengin flora ve faunalar yok edildi.

Tahkimat işlerinde yüzde 40 ile yüzde 60 arasında kâr edildiği gerçeği, inşaat dünyasının büyük çevreleri tarafında kabul edilmektedir. Karadeniz ulaşım güzergâhı sahil yolunun, deniz dolgusu yerine kara yönünde güneyden geçirilme olanaklarının olduğu, pek çok kesimde bu tercihlerin kullanılmadığı tespitlidir.

Trabzon Trabzon olalı, 4 000 yıldır böyle bir saldırıyla, yol yapımı adı altında gerçekleştirilen yıkımla karşılaşmadı. Trabzon'un denizle ilişkisi kesildi. Trabzon, tarihten gelen deniz kenti olma özelliğini kaybetmektedir. Trabzonluların, deniz kıyısında gezebilecekleri, oturabilecekleri, eğlenebilecekleri, denize girebilecekleri sahili artık yoktur.

Bu dolgu alanları rant bölgesi olmamalı, yeşil alan dışında başka amaçlar için kullanılmamalıdır. Buna hiçbir şekilde müsaade edilmemelidir.

Yakakent-Gerze-Sinop yollarının yapımında da, yine inanılmaz tahkimatlar, deniz dolguları, viyadükler gibi, kârlı işler, yeni doğa katliamları sırada bekliyor.

Yakakent-Sinop İl sınırı arasında bulunan doğa harikası Çamgölü mevkii, tam bir katliam yaşamıştır. Yazları binlerce Samsunlu, Bafralı, Alaçamlının gelip kamp kurduğu, denize girdiği, deniz ile çam ormanının bütünleştiği kumsallar ve deniz, kayalarla doldurulmuştur.

Karadeniz sahil yolunda, Trabzon Havaalanının önünde olduğu gibi, bir yılı aşkın süredir askıda duran birçok viyadük var. İşlevi ve fonksiyonunun ne olduğu belli olmayan, belli olmadığı için de karayoluyla bağlantısı olmayan ve maliyetleri çok yüksek olan bu viyadüklerin ne olacağını öğrenmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Arz, mikrofonu açıyorum; lütfen, sözlerinizi tamamlayınız.

ŞEVKET ARZ (Devamla) - Sayın Başkan, arada bir sürem de geçti; onu da katarsanız memnun olurum.

Sayın Bakan Yaşar Topçu, Karadeniz sahil yolu kapsamında kendi seçim bölgesi Sinop'ta yollara diktirdiği yol yapım tabelalarının boyları kadar asfalt yol yaptırmamıştır.

ANAP Milletvekili Halit Dumankaya "Karadeniz yolunu üç senede bitirmeye karar verdik. Bu karar muhalefeti rahatsız etti" demişti.

(Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç Genel Kurul Salonundan ayrıldılar)

(Alkışlar)

ŞEVKET ARZ (Devamla) - Güle güle Sayın Esad.

Üç yıl demelerine rağmen altı yıl geçti, yol hâlâ yüzde 60 seviyesindedir.

Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu "arkadaşlarımız beni yolsuzluk yapmakla itham ediyor da, ben onlara karayolu yapılmasına karşısınız dediğim zaman itiraz ediyorlar. Muhalefet, bu yolu yaptırmama kararı almış, bunu safha safha uygulamaya çalışıyor" demekteydi.

Sayın Bakan, o günkü bütün konuşmalarında, muhalefet partilerinin, DYP, Refah Partisi ve CHP Gruplarının, Karadeniz yoluna karşı gruplar olduğunu göstermeye çalışmıştır. Karadeniz sahil yolunu, otoban yol diye, Karadenizliye yutturmaya çalışmışlardır.

Sayın Eyüp Aşık, muhalefetin, Karadeniz yoluna karşı olduğunu söylemekteydi. Şimdi ise "biz, hata yaptık" diyor. Daha, 18 Eylül 2003 tarihli Radikal Gazetesinde, Funda Özkan'la yaptığı röportajda "biz, hata yaptık; bizim hatamız, net projenin yapılmasını beklememiş olmamızdır" diyor.

Yine, ANAP Rize Milletvekili Ahmet Kabil, 1988'de, seçmenlerine gönderdiği yeni yıl ve bayram mesajında, Karadeniz sahil yolunun, Mesut Yılmaz Hükümetinin bölgemize hediyesi olduğunu belirtiyor; dört yıl içerisinde yolun bitirileceğini beyan ediyor. Bu belge de, yol yapmaktansa, Karadenizliliği istismar ettiklerini göstermektedir.

Karadeniz sahil yolunun 345 kilometrelik bölümünün, SHP-DYP Hükümeti döneminde ihale edildiği, 100 kilometresinin o dönemde tamamlandığı, daha sonra ise 210 kilometrelik bölümünün ihale edildiği, herkes tarafından bilinmektedir.

Günümüz bakanına da -burada yok ama- bir şeyler söylemek istiyorum:

Bugünkü hükümet, 16 000 kilometre yol yapacağını söylüyor. 2003 yılında, Karadeniz sahil yolunda, sadece 32 kilometre yol yaptınız. Karadeniz sahil yolunun, bu gidişle, ancak 2018 yılında tamamlanması mümkündür. Karadeniz sahil yolu şantiyeleri, 2003 yılında durma noktasına gelmiş, bir kısmı da durmuştur.

Halbuki, Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Rize'de "Karadeniz sahil yolu 2005 yılında tamamlanacak" diye söz verdi. Zannetmeyin, Karadeniz halkı bu sözü unutur. Geçmişte söz verenlerin akıbetine uğrarsınız, sözünüzü unutursanız.

Sayın Bakanım, tamamlanmış yolların hizmete açılması için merasim yapılması, uzun zaman alıyor. Rize-Pazar yolunun Çayeli geçişi -şu anda, şehir içinden geçiş yapılıyor- bir ay önce bitmiş, yol çizimleri yapılmış, açılmak için merasim bekliyor. Merasim yapacağız diye, bir yöre halkına işkence yapamazsınız Sayın Bakanım.

Karadeniz sahil yolunun Sarp-Samsun-Sinop-Zonguldak-Sakarya'ya kadar birleştirilmesi isteğimizdir.

Ayrıca, Karadeniz sahil yolunun, Karadeniz'i çevreleyen tüm ülkelerle hayata geçirilmesi için çaba harcamalıyız. Bu yol, Karadeniz turizmine, ekonomisine büyük katkı sağlayacaktır. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesinde bu yolu gündeme getirip hayata geçirilmesini sağlamalıyız.

Karadeniz otoyoluna harcanması gereken paralar birilerinin cebine gitmeseydi, bugünkü durumundan çok daha ileri durumda olacaktı. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını seçim çevrelerinde ulufe gibi dağıtanlardan, kumar masalarında yiyenlerden, seçimlerde müteahhit çeklerini dağıtanlardan hesap sorulmazsa, bundan sonra hiç kimseden hesap sorulmaz.

Saygılarımla. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Arz.

Son konuşmacı, Çanakkale Milletvekili Sayın Ahmet Küçük.

Buyurun Sayın Küçük. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET KÜÇÜK (Çanakkale) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; Samsun Milletvekili Haluk Koç ve 55 milletvekilinin, Karadeniz sahil yolu işlerinin ihalesinde müteahhit firmaların önceden anlaştıklarının bilinmesine rağmen, fiyatları ayarlayarak ve rekabete meydan vermeyerek devleti büyük ölçüde zarara uğrattığı ve bu eyleminin Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre suç sayılması nedeniyle hakkında verilen soruşturma önergesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisi için hakikaten çok ilginç ve önemli bir gün. Dost ve kardeş ülke Pakistan'ın Meclis Başkanını ağırladık ve biraz önce de, komşu ülkemiz Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Beşar Esad'ı burada görmüş olmaktan büyük mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, Suriye'yle son yıllarda, son günlerde gelişen olumlu ilişkilerin Türkiye'nin yararına olacağını umuyor ve bu ilişkilerin daim olmasını, Türkiye'nin ekonomik, siyasal yaşamına olumlu katkılar vermesini diliyorum. Keşke, böyle iki önemli misafiri ağırladığımız bugün, Meclisimizde çok daha önemli, çok daha güzel şeyleri konuşabilseydik; ama, bugün, maalesef, belki de son otuz yılda Türkiye'nin başının en büyük derdi, belası olan iki önemli canavardan birisi olan bir sorunu irdeliyoruz, bir sorun hakkında birtakım hesapların sorulmasıyla ilgili görüşmeler yapıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, özellikle son otuz yılda, Türkiye önemli sıkıntılar atlattı, önemli dertlerle boğuştu, depremler yaşadı, felaketler yaşadı, önemli sıkıntılar yaşadı; ama, otuz yıldır, çok önemli iki sıkıntıdan kurtulamıyor, kurtulamadı. Bunların bir tanesi, enflasyon, biliyorsunuz; otuz yıldır boğuşuyoruz. Enflasyon otuz yıldır yükseliyor, yükselirken hep işçileri, memurları, çiftçileri, emeğiyle geçinen insanları boğdu, öldürdü. Şimdi, düşürmeye başladık; ama, o canavar, yine işçileri, memurları, köylüleri yiye yiye düşüyor, bedelini hep bu insanlar ödüyor.

İkinci önemli canavar, bugün görüştüğümüz mesele, yolsuzluk... Yolsuzlukla da otuz yıldır boğuşuyoruz. Belki daha fazla; ama, otuz yıldır, ülkemizde çok organize bir yolsuzluk şebekesi çalışıyor. Her hükümet bir önceki hükümeti suçlayarak işe başlıyor, hesap sorma teraneleriyle geliyor; ama, o hükümet giderken arkasında bir sürü soru işareti, hakkında bir sürü soru işareti olan ihaleler bırakarak gidiyor.

Değerli arkadaşlarım, bu, Türkiye'nin hayrına değildir. Enflasyon ve yolsuzlukla, bir ülkenin siyasetçisinin standardının, itibarının yükselmesi de mümkün değildir. Dolayısıyla, Türkiye, bu iki temel meseleden kurtulmadan, bu iki temel meseleyi kökünden halletmeden, halledebilecek tedbirleri almadan, hiçbir temel sorununu çözemez ve hiçbir şekilde, çağdaş ülkeler arasında yerini alamaz. O nedenle, öncelikle bu meseleyi temelden çözmek lazım, bu meseleyi temelden halletmek gerektiğini düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugün, burada, Türkiye'de yolsuzluklara en çok neden olan kamu ihalelerini ve onun bir sonucunu değerlendiriyoruz, konuşuyoruz. Tabiî, Türkiye'de, son otuz yıldır, bence, enflasyon ve yolsuzluğun esas olarak halledilememesi, bu işlerin biraz ideolojik olduğu kanaatini uyandırıyor. Bence, yolsuzluk da, enflasyon da, Türkiye'de sermaye birikimi yapmanın aracı olarak kullanılmıştır. Dolayısıyla, mesele halledilmemiştir, halledilmeye çalışılmamıştır.

Değerli arkadaşlarım, eğer, bir mesele halledilmeye çalışılsaydı, halledilirdi. Hiçbir ülke, otuz otuzbeş yıl enflasyonla boğuşmamıştır. Bakın, Türkiye'de, kamu ihalelerinden pay almadan önemli zenginleşme ve sermaye birikimine sahip olabilen insan pek yoktur. Halk arasında "çabuk zenginleşmenin altında ya kaçakçılık ya da inşaatçılık vardır" diye hep söylenir. Ben bir inşaat mühendisi ve müteahhit olarak, dürüst çalışan, namuslu çalışan, bu ülke için üretim yapan insanları kesinlikle zan altında bırakmak istemiyorum. Ben de o camianın içinden gelen bir insanım; ama, maalesef, Türkiye, bu işten kurtulmanın yolunu bulamamıştır veya bulmak istememiştir.

Türkiye, önemli, büyük bir coğrafyadır, önemli altyapı problemlerinin çoğunu halledememiştir ve bu önemli altyapı sorunlarının başında, tabiî, ulaştırma sorunları gelmektedir. 1960'tan itibaren, özellikle yanlış ulaştırma politikalarıyla, karayolu ağırlıklı bir ulaştırma politikasını temel ulaştırma politikası olarak belirleyince, maalesef, sorunları çözebilmiş değildir, çözebildiği tarafını da çok pahalıya çözmüştür. Bir de, bunlara, kamu ihaleleri içerisinde yolsuzlukların artan payı eklenince, çok zor elde ettiğimiz kaynakları çarçur eden, onlardan yeteri kadar yararlanamayan, o paralarla Türkiye'nin önemli problemlerini çözemeyen bir ülke konumuna gelmiş bulunuyoruz.

Değerli arkadaşlarım, karayolu ulaştırmasında, tabiî ki, ülkenin en sıkıntılı, en zor coğrafyası Karadeniz Bölgesidir. Bunun sebebi de gayet basittir; çünkü, Karadeniz Bölgesinde dağlar denize paralel uzanmakta ve dolayısıyla, bu dağları geçmek, bu dağların üzerinde yol yapmak zorlaşmakta ve bu da, sorunun hallini çok zorlaştırmaktadır. Tabiî, yol yapım işinin içerisine -moda deyimiyle-  yolsuzluk yapmak da girince, maalesef, Türkiye önemli sıkıntılarla karşı karşıya kalmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, söz konusu olan Karadeniz sahil yolu inşaatı, esas olarak, 220 kilometrelik bir yoldur. Özellikle Sovyetler Birliğinin yıkılması ve Türkiye'nin oradaki ülkelerle ticaret potansiyelinin artmasıyla birlikte, Türkiye'nin o tarafa doğru oluşan ticarî hareketliliği nedeniyle, bu yol, o tarafa doğru çok çalışmaya başlamış ve dolayısıyla, ülkenin üzerinde büyük bir baskı oluşmuş ve bu yolun süratle yapımı gündeme gelmiştir; ama, yol yapmaya niyetlenenler, bu işlerde acele etmeyi, hep, çabuk yapmak gibi değerlendirince, bu yol, maalesef, karşımıza, birsürü yolsuzluğun, şaibenin adresi olarak çıkmıştır ve 20 nci Dönemde de bu konuyla ilgili verilen gensoru önergesinin görüşmeleri sırasında bu Mecliste bulunmuş bir arkadaşınız olarak söylüyorum, maalesef, bu Meclisin bir kısmı Karadeniz sahil yolunu istemeyenler, bir kısmı da çok isteyenler gibi gösterilmiştir; ikisi de yanlıştır. Ülkemizin en güzel coğrafyalarından biri olan Karadeniz Bölgesine ve o güzel insanlarına hizmet gitmesine karşı olabilecek bir tane milletvekili ne dün vardı ne de bugün vardır; böyle bir şeyin olması mümkün değildir; ama, o güzelim coğrafyaya hizmet götürülürken, eğer, siz, bu ülkede birilerinin burnuna pis kokular gelmesine neden olabilecek davranışlar içinde bulunuyorsanız, o zaman, bunun sorumlusu, elbette, yolsuzluğu görmezden gelenler olmaz, yolsuzluğa set çekmeye karşı çıkanlar olacaktır.

Değerli arkadaşlarım, bir defa, bu yolun projeleri hazırlanmamıştır, ÇED raporları hazırlanmadan işe girişilmiştir, yolun güzergâhı doğru tespit edilmemiştir, Karadenizin o güzelim coğrafyası, sahilleri berbat edilmiştir, maalesef, onarılmaz yaralar açılmıştır Karadenizin bağrında ve bu yol ihalesi yapılırken 2886 sayılı İhale Kanununun 89 uncu maddesine sığınılmıştır. Maalesef, 89 uncu maddede hiç de böyle bir durum tarif edilmemektedir. 89 uncu madde, çok istisnaî hükümleri barındırır ve genellikle askerlerin birtakım malzeme alımlarıyla ve çok özel askerî inşaatların yapımıyla ilgili bir maddedir. Bu yol, belki büyük bir iş olabilir, çok önemli de olabilir ve önemlidir; ama, hiçbir zaman 89 uncu madde içerisinde değerlendirilebilecek bir yol değildir.

Değerli arkadaşlarım, bu yolun ihalesine önce 11, sonra 16 müteahhit davet edilmiş ve davet usulü yapılan ihale sonucunda, çok ilginçtir, 220 kilometrelik yol 6'ya bölünmüş ve 6 parça halinde ihale edilen yolu 15 müteahhit aralarında paylaşmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Küçük, buyurun tamamlayın.

AHMET KÜÇÜK (Devamla) - Bir bakıyorsunuz (A) firması ile (B) firması birinci ihalede ortak olarak girip işi alıyor, ikinci ihalede rekabet eder konumda; yani, tam bir komedidir, hiç kimse için inandırıcı değildir; bu, kesinlikle soruşturmaya, Sayın Bakanın soruşturulmasına esas bir durum oluşturmaktadır. Aynı zamanda, 2 Ocak 1998 tarihi itibariyle birim fiyatlar -yine özel, istisnaî bir durum olarak- dolara çevrilmiş ve işin bedelinin çok yüksek fiyatlara çıkmasına neden olunacak bir durum ortaya çıkarılmıştır.

Değerli arkadaşlarım, her ihalede kazananlar ve kaybedenler olur; ama, bu ihalede kaybeden hiç yok; 16 müteahhitten 15'i iş almıştır. İş almayan veya kaybeden 1 tane müteahhit vardır, o da ENKA'dır. ENKA'nın da bu ülkenin en kaymaklı işlerini yaptığı -ve bilahara yaptığı- biliniyor. Bugün, Türkiye'ye 12 sente, 14 sente elektrik satan santrallar kendisine verilmiş; hatta, İzmit Körfez geçişi ihalesi de kendisine verilmiş; ama, sonradan, proje, bir şekilde realize edilememiştir.

Değerli arkadaşlarım, Karadeniz sahil yolu, maalesef, yolsuzluk yolu haline getirilmiştir; bunu yapanlar utansın. Karadenizlinin bundan çekineceği, gocunacağı bir şey yoktur; Karadenizlinin buna hakkı da yoktur; ama, Karadenizli,  Karadeniz sahil yolu inşaatıyla şaibeli bir duruma getirilmiştir ve maalesef, böyle kirli bir oyunun parçası edilerek, CHP başta olmak üzere, o zamanki muhalefetin üzerine salınmıştır.

Değerli arkadaşlarım, bu yolun bu şekilde ihale edilmesinin nedenlerinden bir tanesi de, müteahhit arkadaşların bu parayı dışkredi olarak temin etmeleriydi ve işin çabuk yapılması esastı, 3 yılda bitirilecekti. Yıl 2003, 6 yıl bitmiştir, 6 yıl. Biraz önce öğrendim, yolun yüzde 60'ı tamamlanmış. Bu yol, en iyi ihtimalle, 10 yılda tamamlanacaktır. O zaman, acelenin sebebi neydi?! Neden tatbikat projelerinin bitmesi sağlanmadı?! Neden, bugün, yüksek keşif artışlarına sebep olacak bir durumla karşı karşıyayız?! Bugün, bu işi bilen arkadaşlarımız, bu yolun maliyetinin 3 milyara, 4 milyara varabileceği yönünde endişelerini ifade ediyorlar.

Değerli arkadaşlarım, kısacası, maalesef, bu yolla iyi bir yol açılmamıştır.

Değerli milletvekilleri, tabiî, söylenebilecek çok şey var; zaman dar ve kısıtlı. Şunu söylemek istiyorum: En başta ifade etmeye çalıştığım gibi, siyasetin ve siyasetçilerin itibarını ve standardını yükseltmek durumundayız. Bunu yükseltmezsek, bu Meclisi, bu ülkenin en güvenilir kurumları içinde en başlara yerleştiremezsek, öncelikle, hiçbirimiz, çoluğumuza çocuğumuza bu yoldan yedireceğimiz ekmeğin hesabını veremeyiz. Mutlaka, onlara helal lokma yedireceksek, bu lokma helal dedirteceksek, bu Meclisi Türkiye'nin en güvenilir kurumlarından birincisi veya ikincisi haline getirmeliyiz, bunu başarmak zorundayız. Değerli arkadaşlarım, bu da, ancak ve ancak, böyle, düşmüş bakanlarımızın, seçimleri kaybetmiş olanlarımızın değil, mevcut, Parlamentonun içerisinde görev yapan ve hakkında şaibe çıkmış arkadaşlarımızın da yargı karşısına çıkabilecekleri bir ortamı sağlamakla olur. (CHP sıralarından alkışlar) Bu, ucuz siyaset değil, bu, realitenin, gerçeğin işte ta kendisidir.

Değerli arkadaşlarım, bunu sağlamak zorundayız. İğneyi kendinize batıramazsanız, bakın, şimdi yaptığımız gibi, birileri gelir, size çuvaldızını batırır. Şimdi hepimiz milletvekiliyiz, bakanız, önemli yerlerdeyiz, yetkilerimiz ve sorumluluklarımız var; ama, şimdi, bu ortamda hesap verebilecek durumdayken, yarın, milletvekilliklerimiz, bakanlıklarımız gittiğinde hesap sorulan insanlar haline gelmemeliyiz.

Değerli arkadaşlarım, bütün samimiyetimle söylüyorum. Bu projede, soruşturulacak ve suç unsuru taşıyan birçok şey olduğunu ifade etmeye çalıştım. Bugün de, hükümetin uygulamaları arasında bu konuda tereddütleri olan birçok arkadaşımız var ve bu işler ortaya çıkacaktır. İşte, bugün, bu arkadaşlarımız hakkında bu şüpheler ortaya çıktığında, yargılanabilecekleri ve dokunulmazlığımızı sınırladığımız bir Meclisi yaratmamız umuduyla, Yüce Meclise saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Küçük.

Sayın milletvekilleri, önerge sahipleri ve şahıslar adına konuşmalar tamamlanmıştır.

Şimdi, son söz, hakkında soruşturma açılması istenilen Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Yaşar Topçu'ya aittir.

Sayın Topçu, buyurun.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ BAKANI YAŞAR TOPÇU - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuyu, Yüce Meclisin Değerli Başkanı Sayın Arınç'a da arz etmiştim. Eğer, müsamaha edecekseniz, altı yıldır bu Parlamentoya, sanıyorum beşinci defa gelen bu konu için biraz konuşmama ve üyeleri aydınlatmama fırsat verirseniz, bu konuşmayı yapmak istiyorum; yüksek müsaadelerinizle, müsamahanıza sığınarak.

Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna ait 56 milletvekilinin verdiği bu soruşturma önergesi neye dayanmaktadır; yolsuzlukların sebeplerinin, sosyal ve ekonomik boyutlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan komisyonun 1 000 küsur sayfalık raporu içerisine konulmuş 1 sayfalık "4.25 Özel Rapor" adı altında yazılmış bir rapora dayandırılmıştır. Bu soruşturma, şu rapora dayandırılmış. Bu raporun -hepsini okumayacağım vaktinizi almamak için, birçoğunuz bunu görmüştür- en sonunda şöyle deniliyor: "Karadeniz sahil yolu işlerinin ihalesinde müteahhit firmaların önceden anlaştıklarının bilinmesine rağmen -demin Çanakkale Milletvekili Sayın Küçük de aynı şeyleri söyledi- fiyatları ayarlamak ve rekabete meydan vermeyerek devleti büyük ölçüde zarara uğratarak firmalara menfaat sağladığı gerekçesiyle Türk Ceza Kanununun 205 inci maddesine uyan fiili nedeniyle Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Yaşar Topçu hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddesi gereğince Meclis soruşturması açılmasını arz ve teklif ederiz."

Değerli milletvekilleri, özetini okuduğum Meclis araştırma komisyonunun bu özel raporu, bugünkü soruşturma istemine şöyle geçmiştir:

"Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Yolsuzlukların sebeplerinin, sosyal ve ekonomik boyutlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun (10/9) raporunda açıklandığı üzere..." Burada bulunan bütün sözler -kelimesi, virgülü değiştirilmeden- bu soruşturma istemine konu edilmiştir, 56 arkadaşımız da bunu imzalamıştır.

İzniniz olursa, ben, size başka bir şey okuyacağım. "Bu hale göre, Karadeniz sahil yolunun devamı olan yolların ihalesinde işler önceden paylaştırılmış, fiyat teklifleri ayarlanmış ve rekabete meydan verilmeyerek, devlet büyük ölçüde zarara sokulmuştur. Bu zarar, yukarıda belirtildiği gibi normal ihaleler emsal alındığında şu kadar trilyon lira olmaktadır. Bu nedenle, devleti zarara uğrattığı ve ihalelerde usulsüzlük yaparak, Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyan fiili nedeniyle, Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu hakkında soruşturma açılması..." Dönem: 20, tarih ise, 1998 yılının sanıyorum ağustos ayı. Yani, 3 tane önerge birbirinin aynı.

Şimdi, o zaman, ortaya şöyle bir durum çıkıyor: Araştırma komisyonu, bu araştırma sonunda, bir rapor yazıyor, raporunun dayanağı: Sırasıyla " 1.- Büyük Millet Meclisinin 20 nci Dönem İkinci Yasama Yılı (9/19) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu" diyor. Demin okuduğum raporu gösteriyor. Sayın Kılıçdaroğlu "Bize çok bilgi, belge geldi" dedi, burada öyle demiyor, burada o dosyaları gösteriyor. "2.- Karayolları Genel Müdürlüğünün yazısı" diyor; yani, kısacası, hani bir halk deyimi vardır: Şıracının şahidi bozacı misali, o onu kaynak gösteriyor, öteki onu kaynak gösteriyor. Denilmek isteniyor ki, şu eski hesabı bir daha görelim. Bendeniz de onun için geldim zaten, hay hay görelim.

Sayın milletvekilleri, 20 nci Yasama Döneminden bu yana her yasama döneminde ısıtılıp ısıtılıp getirilen bu konu, yani, Karadeniz sahil yolu ihalesinde hakikaten suç işlenmiştir ve bu suçlar takipsizlik sonucuna mı varmıştır, takipsiz mi kalmıştır, bu suçlara bir şey yapılmamış mıdır, yoksa bu, sadece, bir siyasî ithamın tatmin derecesinde mi kalmıştır? Ben, aynı zamanda bir hukukçu, bir avukat olarak, burada konuyu hiçbir yere saptırmadan -zaten Sayın Başkandan biraz fazla zaman isteyişimin sebebi de o- sadece, yapılan işleri size aktaracağım. Sonunda hep beraber bir karara varırız, sanıyorum. Bu hakikaten hukukî bir talep mi, istek mi yoksa siyasî bir olay mı, bakalım...

Karadeniz sahil duble yolu, Bolaman'dan Hopa'ya kadar 183 kilometre, 850 000 000 dolar keşif bedeliyle 6 parça halinde ihaleye çıkılmıştır. 30 Eylül 1997 tarihinde 718 000 000 dolar, yani, ortalama yüzde 18,5 tenzilatla ihale edilmiştir. İhale yapıldıktan sonra, Artvin Milletvekili Hasan Ekinci bu ihaleye fesat karıştırıldığını iddia ederek, beni ve bürokratları suçlamıştır. Bu iddialar üzerine, ben, sorumlu bakan olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına müracaatta bulundum, başvuruda bulundum. Okumuyorum dilekçeyi. Dedim ki: İhalelerden önce, bu ihalelerin taksim edildiğini, anlaşma olduğunu beyan eden ve bu ihalelere yolsuzluk karıştırıldığını söyleyen Hasan Ekinci'nin bilgisine ve ifadesine başvurularak bu ihaleler hakkında soruşturma açılması... Bu benim başvurum. Ben bu başvuruyu yaptım 26 Kasım 1997'de. Bundan on gün sonra, 5 Aralık 1997'de Sayın Hasan Ekinci Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdu. Başvuruda dedi ki: "İhaleye fesat karıştırıldığı iddiasıyla soruşturma açılmasını istiyorum." Ayrıca, 7 Ekim 1997 tarihinde, yani, ihaleden beş gün sonra Hasan Ekinci Bey, Sayıştay Başkanlığına başvurdu; Devlet İhale Kanununa aykırı olarak yapılan bu ihalelerin, fesat karıştırıldığı sebebiyle, tescil edilmemesini istedi.

Bu ihaleler yapıldıktan sonra, ihale komisyonu tarafından kabul edildikten sonra, vize için Maliye Bakanlığına gönderildi. Maliye Bakanlığında vizesi yapıldı, geldi. Ondan sonra, Sayıştay Başkanlığına gönderildi, oradan da 25 ve 29 Aralık 1997 tarihleri arasında vize ve tescil işlemleri tamamlandı. Belgeleri burada, vaktinizi almamak için göstermiyorum, istiyorsanız gösteririm.

Bu arada, 2 Aralık 1997 tarihinde DYP, bu ihalelerden dolayı benim hakkımda gensoru açılmasını istedi. Bu gensoru görüşmelerinde Cumhuriyet Halk Partisi adına o zaman yapılan konuşmanın, kısaca, sadece bir iki bölümünü arz etmek, bilginize sunmak istiyorum. Diyor ki, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşan arkadaşımız: "Önce, bu gensorunun hangi iddiaları taşıdığına kısaca bakmakta yarar vardır. Gensoru önergesini hazırlayan arkadaşlarımızın, biraz aceleye getirilmiş bir hazırlık içinde oldukları anlaşılıyor. Metinlerden doğru dürüst anlam çıkarmakta, bazen güçlük çektiğimizi burada anımsatmak isterim; ama, özetleyecek olursak '30 Eylül, 1 Ekim ve 2 Ekim tarihlerinde, Karayolları Genel Müdürlüğünün Karadeniz sahil yoluyla ilgili olarak yaptığı 6 ihaleye fesat karıştırılmıştır ve bu ihaleler dolayısıyla, devlet, zarara sokulmuştur' deniliyor. Bunları kanıtlayan belgeler olarak da, Hasan Ekinci'nin 7 nci Notere müracaat edip, yaptırdığı, onaylattığı tespit tutanakları gösteriliyor." Sonra devam ediyor, diyor ki: "Doğrusu, bu iddianın bu müzakereler sırasında daha ciddî temellere dayandırılmasını bekliyorduk." Kim diyor; bugün benim hakkımda bu soruşturmanın yenilenmesini isteyen Cumhuriyet Halk Partisi Grubu sözcüsü söylüyor. Sözcü "ihaleye fesat karıştırma hakkında getirdiğiniz bu delilleri daha bir ciddî delillere bağlasaydınız... Bunlar yeterli değil" diyor. "Çok ciddî bir yaklaşım olarak değerlendirmediğimizi açıklıkla ifade etmek istiyorum..." diyor. Sonra, devamında ufak bir kopya veriyor. Onun da sadece iki cümlesini okuyacağım. Diyor ki...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Topçu, buyurun efendim.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - "Değerli arkadaşlarım, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu gensoru meselesine bakarken şunları düşünüyoruz: Eğer bu gensoru bu 6 ihaledeki yolsuzlukları ve usulsüzlükleri ortaya çıkarmak için verilmişse, o zaman bu yolsuzlukları ortaya çıkarabilecek bir model içerisinde bunun gelmesi lazımdır." Bu model nedir? Diyor ki: "Meclisin öteki denetim yollarını deneyin." Yani, soruşturma getirin de biz de bu işe evet diyelim diyor, soruşturma istiyor.

Değerli milletvekilleri, bu istek -biraz sonra geleceğim- DYP tarafından ileride gözönüne alınıyor ve getiriliyor; yalnız, ondan evvel -tarih sırasına göre gidiyorum- 8 Ocak 1998 tarihinde, yani gensoru reddedildikten sonra... Bu gensoru önergesinin oylamasına Cumhuriyet Halk Partisi katılmamıştır. Bunu özellikle belirtmek istiyorum. 8 Ocak 1998 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bendenize bir takipsizlik kararı tebliğ etti, karar burada. Diyor ki: "Türk Ceza Kanununun 366, 367 ve 368 inci maddelerinde yazılı suçları oluşturmadığı gibi -bu ihale dosyasını inceledikten sonra- Türk Ceza Kanununda ve özel ceza yasalarında belirtilen suçlardan herhangi birini de oluşturmadığından, sanık hakkında takibata yer olmadığına karar verilmiştir."

Bu karardan bir süre sonra 16.3.1998 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bu defa Hasan Ekinci Beyin şikâyeti üzerine yürüttüğü soruşturmayı takipsizlik kararına bağlayıp tebliğ etmiş ve itiraz edilmediği için de kesinleştirmiştir. Bu kararın bir bölümünü bilgilerinize sunmak istiyorum.

Karar:

Şikayetçi: Hasan Ekinci

Sanıklar:

1. Yaşar Topçu

2. Yaman Kök

3. Ahmet Usluoğlu

4. Sadık Gürsan Demircan

5- Hüseyin Doğanay

6- Vecip Mert

Suç: İhaleye fesat karıştırılma iddiası.

Ankara Cumhuriyet Başsavcısı diyor ki: "6 parça ihale, Karayolları Genel Müdürlüğünce onanmış, Maliye Bakanlığınca vize edilmiş, Sayıştay Başkanlığınca tescil edilmiştir. Suç ihbarında ihalelerde ne şekilde fesat karıştırıldığı açıklanıp, somut delil gösterilmemiştir. İhale öncesi noterde yapılan tespitte Çayeli-Ardeşen-Hopa yolunun Cengiz İnşaatın sahibi Mehmet Cengiz'e verileceği tespit edilmiş, yapılan ihale sonunda, bu ihale, Cengiz İnşaatın içinde bulunduğu ortak girişime verilmiştir. Türk Ceza Kanununun ihaleye fesat karıştırma suçu -burada dikkatinizi çekiyorum- 205'inci maddesinde düzenlenmiştir -şimdi, benim hakkımda 205'ten soruşturma açılması isteniyor bu önergede - Türk Ceza Kanununun 205 inci maddesi, bir kimse, Türkiye'de, devleti hesabına olarak almaya veya satmaya yahut yapmaya memur olduğu her nevi eşyanın alım ve satımında veya pahasında veya miktarında veya yapmasında fesat karıştırarak, her ne surette olursa olsun irtikap eylerse -irtikap etmek eski bir deyimdir; yani, haksız yere zenginleşirse, mal edinirse, maddî menfaat sağlarsa- on seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasıyla cezalandırılır ve zarar kendisine ödettirilir hükmünü amirdir." Savcı diyor. Buraya aynen almış.

"Soruşturma, 3628 sayılı Yasanın 17 nci maddesi kapsamında değerlendirilip yürütülmüştür." Bilmeyen arkadaşlar için söylüyorum, 3628 sayılı Yasa, ihalelere usulsüzlük ve yolsuzluk karışmasında Memurin Muhakematı Hakkında Kanunun uygulanmaması, doğrudan soruşturma yapılmasına yetki veren yasadır. "Buna göre yürüttüm"diyor.

"Türk Ceza Kanununun 205 inci maddesindeki suçun oluşması için ihaleyi yapanların, bu görev nedeniyle haksız ve gayrimeşru bir menfaatı temin etmeleri gerekmektedir. İhalesi yapılan 6 parça Karadeniz yolu ihalesinde, ihale evrakları, resen tayin edilen 3 kişilik bilirkişi kuruluna tevdi edilerek incelettirildiği gibi, tarafımızdan da yapılan incelemelerde ihaleye fesat karıştırıldığına dair delil ve emare elde edilememiştir. İhale komisyonu üyeleri ve ihaleyi onaylayan Karayolları Genel Müdürü hakkında bu nedenle kovuşturmaya yer olmadığına..." Cumhuriyet Başsavcısı.

Şimdi, zaman zaman, biz, dışarıdan izliyoruz -bunu söylemeden geçemeyeceğim- aranızda büyük bir tartışma var, böyle bir tartışma çıkardınız. İktidar Partisi için, işte, dokunulmazlıkları kaldırtmıyor, niye kaldırtmıyor, "efendim, biz, bu adliyeye güvenmiyoruz falan diyorlar" diyorsunuz. Dönüp diyorsunuz ki: "Niye güvenmiyorsunuz siz 70 000 000'un gittiği mahkemelere, savcılara? Biz, onlara güveniyoruz." Güveniyorsanız, bu savcının kararı ne için? Siz, ne arıyorsunuz; ben onu soracağım. Yalnız, bunları niye söylediğimi de biraz sonra belirteceğim. Bunu da şöyle koyalım.

Sayın milletvekilleri, devlet ihaleleri basit bir işlem değildir, pazarda bir şey alıp satmaya benzemez. Devlet, sarf edeceği her kuruş için belli bir usul, yöntem ve kontrol sistemi kurmuştur. İhale sistemi kendi içinde belli denetim ve kontrollere bağlıdır. Karadeniz sahil yolu ihalesi de bu denetim ve kontrollerden geçmiştir. Savcı diyor ki: "Bu ihaleler Maliye vizesinden geçmiş, Sayıştayca, şikâyete rağmen, tescil edilmiş; ayrıca, ben, bu ihaleleri ve bütün dosya ve evrakını inceledim, incelettim, kendim de bizzat baktım. Burada bir suç yoktur, fesat karıştırma yoktur."

Peki, muhalefet partileri bunun üzerine ne yapıyor? O dönemde, hatırlayacaksınız, iktidar değişikliği olmuş, yeni kurulan hükümet içerisinde, yeni hükümetin kurulmasında benim oldukça önemli bir dahlim olmuş, bundan dolayı biraz oklar bana doğru yönelmiş. Muhalefet partileri durmuyor; Cumhuriyet Halk Partisinin de davetine uyup bir soruşturma önergesi veriyor, soruşturma önergesi kabul ediliyor, bu soruşturma önergesi görüşülüyor, komisyon kuruluyor. Bendenizi de çağırdılar, bu komisyona gittim, bu komisyonda gerekli bilgileri komisyona aktardım. Yalnız, burada, Cumhuriyet Halk Partili 56 arkadaşıma şunu ifade edeyim ki, o gün bu soruşturma önergesinin 205'ten değil de 240'tan verilmesinin sebebi, bu iki takipsizlik kararıdır. Doğru Yol Partisiyle bunun tartışmaları yapıldı; denildi ki: "Yahu, savcının kararına rağmen burada 205 suçu dersek, ayıp olur, kimse bizi ciddîye almaz. Ne yapalım; 240 deriz, belki 240'la bu işi geçirebiliriz." O zamanki soruşturmanın 240'tan gelmesinin sebebi, savcının bu 205 hakkındaki takipsizlik kararıdır.

20 nci Dönemde 15 tane soruşturma tamamlanamadı, 21 inci Döneme gelindi. 21 inci Dönemde yeniden bir komisyon kuruldu ve bu komisyon, yeniden bu konuyu inceledi. Yalnız, ben, 20 nci Dönem üzerinde biraz durmak istiyorum.

20 nci Dönemde, komisyon üyelerinden bir tanesi ve başkanvekili, Cumhuriyet Halk Partisi Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Ali Şahin'di. Ali Şahin'in, yanılmıyorsam, mesleği  hâkimlikti; ağır ceza reisliğinden geliyordu. Komisyonda, müteaddit defalar, komisyon başkanı ve üyelerine -zabıtlarda var, açar okurum istiyorsanız- dedi ki "bu iş için Türkiye Barolar Birliğinden, Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinden ve Orta Doğu Teknik Üniversitesinden bilirkişi isteyelim." Dikkat edin,  "bilirkişi heyeti kuralım" değil, "bunlardan isteyelim." Niye böyle dediğini hepiniz biliyorsunuz; çünkü, bazı arkadaşlarımız o tür kuruluşları, kendilerinin arka bahçesi gibi görür; yani, denir ki, hani, biz buradan belki istediğimizi alırız. Komisyon üyeleri ve başkanı itiraz etmedi -zabıtlar burada, inanmayan varsa okurum- Komisyon Başkanı Şükrü Yürür dedi ki: "Ali Şahin Bey, siz hâkimlikten geliyorsunuz, sizi böyle bir komisyon kurmaya ve başına tayin ettik, memur ettik; buyurun, çağırın istediğinizi, onlarla bir inceleme yapın, bize de sonucunu bildirin."

Ali Şahin Bey bu görevi aldı, 3 kişilik bir bilirkişi kurulu oluşturdu, onları çağırdı; birisi Barolar Birliğinden, birisi Orta Doğu Teknik Üniversitesinden, birisi Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinden. Bu 3 kişilik bilirkişi kurulu, bu dosyayı inceledikten sonra bir rapor verdi. Raporun -hepsini değil tabiî, sadece belli bölümlerini, birkaç yerini okumak istiyorum. Raporda, dosyayı, savcılığın takipsizlik kararlarını inceledikten sonra, yol hakkında bilgi veriyor; bilgi verdikten sonra, bu yol hakkında yapılan yolsuzluk iddiaları için, ihalelerde teklif veren müteahhit firmaların yapacakları tenzilatı gözönüne aldıkları hususlarda her cins kazı, dolgu işleri falan, bunları sayıyor ve” iklim durumunu gösteren harita ektedir" diyor. Sonra, 4 üncü maddede diyor ki: "Orta Doğu Teknik Üniversitesince yapılan bir test çalışmasında (ek 9) bu bölgedeki iş makinelerinin atıl kalma oranının yüzde 35 gibi yüksek bir değerde olduğu saptanmıştır. Aynı oran Akdeniz Bölgesi için yüzde 11'dir. Bütün bunlar, bu bölgede yapılacak yol maliyetinin çok yüksek olacağını göstermekte ve bölgelerarası tenzilat karşılaştırmasının (Mersin - Adana'da olduğu gibi) doğru olmayacağını ortaya koymaktadır." Yani, Ali Beyin bilirkişileri söylüyor.  Sonra, 6 numarada -burayı dikkatle dinlemenizi istirham ediyorum- diyor ki: "Raporumuza konu olan yol inşaatının dolar bazında yapılması da üzerinde durulan bir husustur -demin Çanakkale Milletvekili arkadaşımız üzerinde durdu ya- ihale usul ve esaslarını belirleyen bakanlık olurunun nasıl uygulanacağı belirtilmiştir. Kurulumuzca yapılan hesaplamaya göre (ek 10) ihalenin yapıldığı yıl 1997 ile 1998'e göre idare lehine -dikkat edin, tekrar ediyorum, idare lehine, yani Karayolları lehine- yüzde 11'i aşan oranlarda fark oluşmaktadır -hani, zarara soktu diyorsunuz ya, bu bilirkişiler de, hayır efendim, bırak zararı, Karayollarının yüzde 11 de menfaatı var, zarar eden müteahhitler diyor -böyle olunca da tenzilat oranları yükselmektedir. İhale konusunda üzerinde durulan hususlardan birisi de, ihale edilen yolların projelerinin olmadığıdır." Demin, müteahhitlikten ve mühendislikten geldiğini söyleyen Çanakkale Milletvekili arkadaşımız "bu yolların projeleri falan yok" dedi.  Ben söylemiyorum, Ali Bey'in bilirkişileri söylüyor -hepsini okumuyorum vaktinizi almamak için; hepsini sayıyor da, ben en son cümleyi söylüyorum- diyor ki: "Projeleri vardır. Kaldı ki, yol inşaatlarında ihale öncesi projelerin gerektikçe revize edilmesi de olağandır."

"8- İhaleye dönük iddialardan biri de, Rize-İspir yoludur" diyor; "karşılaştırılamaz, farklı farklıdır" diyor.

Şimdi, burada, küçük bir anekdot anlatmama fırsat veriniz. Şükrü Yürür Bey Ali Şahin Beye -bunu, Şükrü Yürür Beyden naklen anlatıyorum- sordu, dedi ki: "Ali Bey ne oldu bilirkişi incelemesi? Ali Bey "bitti" dedi; "bir şey bulundu mu, ne oldu, bilirkişiler ne diyor", "bir suç bulamadılar." Kahramanmaraş Milletvekili CHP'li Ali Şahin Bey "bir suç bulamadılar" dedi. O zaman, Şükrü Yürür "yani, Bakan hakkında Yüce Divana sevkine mahal olmadığına mı karar vereceğiz" dedi; Ali Şahin Bey "hayır, ben Partime karşı böyle bir şey diyemem; ben, yine, Yüce Divana sevkini isterim" dedi. Şükrü Yürür Bey "ben, hatıralarımı yazıyorum; bunu yazarken 'bir milletvekili, suç bulunamadığı halde, ben partime anlatamam diye Yüce Divana sevki yönünde oy kullandı' diye yazarsam, bundan alınır mısın" dedi; "hayır, alınmam" dedi. Bilgilerinize sunulur.

Şimdi, bu, 21 inci Döneme nakledildi, 21 inci Döneme geldi; 21 inci Dönemde oylamaya tabi tutuldu, o zamanki komisyon, 8'e 5, yine benim Yüce Divana sevkime karar verdi; Genel Kurulda oylamaya tabi tutuldu ve bu oylamadan 174 kabul, 177 ret oyu çıktı. Zaman zaman bunlar tartışıldı; işte, muhalefetin bir kısmı katıldı, katılmadı... Bugün, benim eskiden tanıdığım arkadaşlar var, burada oturuyor. O tarihte, 2000 yılında burada bulunan, bugün AKP mensubu olan birçok arkadaşımızın eski mensubu bulundukları partiler de bu oylamaya katılmadılar; yani, iddia sahipleri de bu oylamaya, bir kısmına katılmadı. Burada 360 milletvekili katılmış; Meclisin sayısı 550.

Şimdi, olayı özetlersek, ortaya şöyle bir sonuç çıkıyor: Karadeniz duble sahil yolu ihalesi yapıldıktan sonra, ihale komisyonu, ihalede yasaya aykırılık bulmamış, kabul etmiş; Genel Müdürlük onaylamış; Maliye vize vermiş; Sayıştay tescil etmiş; Hazine sözleşme yapıp, kredi tahsis etmiş; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı iki defa takipsizlik kararı vermiş; soruşturma komisyonu bilirkişileri, bu ihalede devletin zararı yok, yüzde 11 kârı var demiş; 29 Haziran 2000 tarihinde de, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, benim Yüce Divana sevkımı reddetmiş, kabul etmemiş.

Yalnız, bu noktada -hukukçu arkadaşlarımız bilir, hukukçu olmayanlar için söylüyorum; bunu, iddiayla söylüyorum- bir küçük ilave yapmama müsaade buyurunuz. Demin okuduğum savcılık takipsizlik kararına göre, esasen, bugün, benim hakkımda, Türk Ceza Kanununun 205 inci maddesine uyduğu iddia edilen suç, işlenemez suç niteliğindedir, işlenemez -içinizde avukatlıktan, yargıçlıktan gelenler var- yani, ihale komisyonu ihaleye fesat karıştırmaktan suçlu bulunmamışsa, ihaleye fesat karıştırıldığı kanıtlanmamışsa, yani aslî failler suçlu değilse, ben, sadece ihaleye onay vermiş bir adam olarak, nasıl suçlu olacağım, bu suçu nasıl işlemiş olacağım?! Bari, bu suçlamayı yaparken daha başka bir metot bulsaydınız. Ben size söyleyeyim, mesela,  yıllardır bu yollarda ölenler var; diyebilirdiniz ki, Bayındırlık Bakanı bu yolları düzgün yapmadı, zamanında yapmadı, bir sürü insan ölüyor; biz, bu Bakan hakkında, Türk Ceza Kanununun 448 inci ve 450 nci maddelerine göre soruşturma açalım. Şimdi, iş neye geldi?.. Takipsizlik kararını hiçe sayıyorsunuz; geçen dönem Meclisin verdiği karar da takipsizlik kararı niteliğindedir, onu da hiçe sayıyorsunuz.

Bakın, ben, size bir şey söyleyeyim. Ben, buraya, bunlara sığınmaya gelmedim. Bildiğinizi yapın; ne istiyorsanız onu yapın. Zaten, jandarma zoru olmazsa, bir daha, ne gelir ne söylerim. Ben -biraz sonra, bağlarken de söyleyeceğim- hiç, işin orasında falan değilim. Ben, sadece, avukat olarak, hukukçu olarak, eski bir bakan olarak, bu zabıtlara, bu işin doğrusunu geçirmeye çalışıyorum. Bir gün birisi gelir -benim de çoluğum çocuğum var- bu bakana çok suçlama yapmışlardı, ne olmuş yahu, şunlara bakalım derse, hiç değilse, bunları okur da ne olduğunu görür.

Demek ki, şu getirdiğiniz önergenin hiçbir hukukî tarafı yok. Ya ne var; siyasî tarafı var. Onu da, burada, zaten, Ali Şahin Bey ifade ediyor, komisyonda bu takipsizlik kararı söz konusu olunca "canım, mahkeme ve savcılar dava açmak için delil ararlar, bu bizim iş biraz siyasîdir" diyor.

Demin, burada, benim hakkımda 55 dakika konuşuldu. 20 dakikasını Sayın Kılıçdaroğlu konuştu, benden iki cümleyle bahsetti. Ahmet Bey konuştu, konuştuklarının tümü yanlıştı. Niye yanlıştı; söyleyeceğim, şimdi oraya gelip söyleyeceğim.

Bakın, neden yanlıştı: Şimdi, diyorsunuz ki: Niye 2886 sayılı Kanunun 89 uncu maddesini uyguladınız? Bu bir. İki; burada ihaleler paylaşılmış. Sonra, arkasından dönüp diyorsunuz ki: Yahu, kardeşim, biz bu yolların yapılmasına karşı değiliz; yani, siz bizi böyle takdim ediyorsunuz. Evet, siz bu yolların yapılmasına karşısınız; yine söylüyorum. Bakın, neden söylüyorum. Ben, aynı metotla Ankara-Adana yolunu yaptım, 10 parça halinde; yine orada da, bir iş alan ötekini alamıyordu. Niye onun için soruşturma getirmediniz; Ankara-Adana yolunda niye soruşturma gelmedi?!

Efendim, Sayın Baykal'ın memleketi Antalya, Alanya'da yaptım...

ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) - Sen kendini savunsana; bırak onları yahu!

BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Efendim, Antalya, Alanya'da yaptım. Antalya, Alanya'da da inşaatı MÖN İnşaat aldı. MÖN İnşaatın ortağı Cumhuriyet Halk Partili diye mi getirmiyorsunuz?! (CHP sıralarından gürültüler)

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, savunma hudutlarını aşıyor, Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna sataşıyor.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Efendim, Şanlıurfa-Antep yolunu yaptım aynı şekilde. Bakın, şimdi burada göstereceğim.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu...

Bu savunma değil.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Niye canım, siz beni suçlarken iyi de, ben size söyleyince niye kızıyorsunuz? Kızacak bir şey yok.

BAŞKAN - Sayın Topçu, lütfen savunmanız çerçevesinde...

BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Efendim, savunma bu... İzin verirseniz...

BAŞKAN - Savunmanız çerçevesinde...

BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Göstereceğim efendim.

BAŞKAN - Şu anda 30 dakika oldu konuşmanız, toparlamanızı rica ediyorum.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım, izninizle...

Bakınız... Yalnız, bunları okurken, Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlar bana lütfen şey etmesin. (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Hatibe laf atmayalım lütfen arkadaşlar. Lütfen dinleyelim... Lütfen...

BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Hayır, lütfen... Lütfen...

Bakınız, şimdi, burada, size bir şey göstereyim. Beni, firmaları kayırmakla itham ediyorsunuz ya; buyurunuz, şu ihale kararı Antep - Urfa arasına aittir, bölümü de,  Antep çevreyolu dahil, Suruç kesimidir. Kayırmakla itham ettiğiniz bir firma bunu kazanmıştır. Bunun tenzilatı 12'dir. Ben, bunu iptal ettim, vermedim; bir.

İki, bu soruşturma önergesinde, siz -naklen- diyorsunuz ki: "Bu projeler yanlış yapılmıştır. Projeler doğru yapılsaydı, buralardan yüzde 400 keşif artışı çıkmazdı." Bir bakan, ilk defa, projelerden sorumlu tutuluyor! Ben size derim ki, isterseniz bu lafı geri alın. Niye geri alın; projeleri ben yapmadım, ihalesini sizin bakanınız yaptı. Benim değil, sizin bakanınızın ihalesi; onlar yapıp getirdiler. Öbürü, Cevat Ayhan Beyin ihalesi. Ben, hazır yapılmış projeleri uyguladım. Sonra, bu projelerin bu keşif artışıyla verildiğini, doğru yapılmadığını, proje mütehassısı unvanını da yanına koyarsak, Sayın Dr. Azmi Ateş yönetimindeki 12 kişilik siyasî heyet mi kararlaştırdı?! Bunlar hep ihaleyle yapılan işler. Bir de oraya yazın, proje mütehassısı diye!

Sonra, başka bir şey daha söyleyeyim. Öyle, kendinize dokununca hemen bağırmayın! Bakınız, size, buradan bir karar okuyacağım:

"Bakanlık Makamına

Hopa-Kemalpaşa-Sarp. Tenzilatı: 5,35. Müteahhidi: Cengiz İnşaat. Konu: Keşif artışı..." Ben hiç keşif artışı vermedim bu yollar için, bu ihaleler için, o 6 parça yol için hiç vermedim.  "Keşif artışı miktarı: Yüzde 296,5." Yüzde 5,35 tenzilatla, yüzde 296,5 keşif artışı veriliyor.

İmzasını merak ediyor musunuz, kime ait?.. Okuyuvereyim: "Olur; Onur Kumbaracıbaşı."

MUSTAFA ERDOĞAN YETENÇ (Manisa) - Bize ne?!

BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Kardeşim, siz, beni, yüzde 18,5-20 tenzilatla müteahhitlere menfaat sağlamakla itham etmediniz mi? Ben de diyorum ki, sizinki 5,35...

TURAN TÜYSÜZ (Şanlıurfa) - Niye bizimki oluyor?!

BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Ben 18,5'le müteahhitlere menfaat sağladıysam, siz  5,35'le ne yaptınız!.. Ben bunların suç olduğunu söylemiyorum. Size diyorum ki: Onur Beyin yaptığı suç olmadığına göre, benimki niye suç oluyor?

Ahmet Bey, Onur Beyin bu ihalesi de 2886 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi...

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) - Ne alakası var!

HÜSEYİN EKMEKÇİOĞLU (Antalya) - Siz bizim üzerimize konuşarak iktidardan oy alacağınızı mı zannediyorsunuz.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Evet efendim... evet efendim... Daha bitmedi... Daha bitmedi...

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Siz savunmanızı yapın.

Sayın Başkan, burada savunma mı yapıyor, polemik mi yapıyor?

BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Savunma tabiî, suçlamanıza örnek gösteriyorum. Niye rahatsız oldunuz?!

ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) - Sayın Başkan, gece yarısına kadar bunu mu dinleyeceğiz?!

BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen dinleyelim.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - CHP Grubuna söz hakkı doğuyor Sayın Başkan.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Şimdi bakınız, beni, 2886'nın dışına çıkıp, müteahhitlere menfaat sağlamakla itham eden bu arkadaşların döneminde, Espiye-Çarşıbaşı; Limak-Gürsan... Tenzilat bedeli 6,5; tarihi 1994. 1994'te bu arkadaşlarda Bayındırlık Bakanlığı. İhale usulü, 2886 sayılı Yasanın dışında, 89'a göre.

Sonra, Samsun-Ünye, Tübin ihalesi, 37,43; 2886 sayılı Yasanın 89 uncu maddesi...

Sonra, Ünye-Piraziz, üçüncü kısım; Bal-iş; tenzilatı, 0,7; ihale tarihi: 1993; usulü, Uluslararası davetiye. Sonra, ikinci kısım: Yüksel İnşaat. Tenzilatı, 5,69. usulü, uluslararası davetiye, Dünya Bankası parası. Üç ayda bir de fark verirler, sadece şey vermezler.

Sonra...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Topçu, lütfen 5 dakikada toparlayınız.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Çok önemli Sayın Başkan; izin verirseniz, toparlayacağım.

Bu aynı yolda, Yüksel İnşaatın yaptığı yol bitmedi, yüzde 30 keşif artışı istediler, yüzde 30 verilip bitmedi. Bitmeyince, ikmal için yeniden ihaleye çıktık, ben çıktım; 18,69; sizin verdiğinizin 3 katı. Yalnız, eğer burada bir şeyi daha okursam, onu da söylersem, huzuru kalple bitireceğim.

Bakınız, Sayın Onur Kumbaracıbaşı'nın yaptığı doğrudur. O yol iki defa yıkıldı; gitti Cengiz İnşaat aldı, yaptı, şimdi yıkılmadı. Ben o yanlıştır demiyorum. Benim size söylediğim şu: Sizin çifte standardınız var. Kendi arkadaşlarınızın yaptığını görmüyorsunuz da...

MUSTAFA ERDOĞAN YETENÇ (Manisa) - Bizim arkadaşımız değil.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Canım, neyse...

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Bu kadar çalışıyordunuz da partinizi niye batırdınız; ona cevap verin.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, bu savunma değil.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Kardeşim... (CHP sıralarından gürültüler)

 Müsaade eder misiniz..

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, bakın, sözünü toparlaması için süre verdim; müsaade edin, konuşsun.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Ben, müteahhitlere menfaat sağlamakla itham edilen bir adamım; dinleyeceksiniz.

Bakın, burada bir olur daha var. Aynı yer; bunda da keşif artışı var. Bana gelmiş; 5,35. Ben dedim ki, ben, 5,35'le adama keşif artışı vermem. Kim; Cengiz İnşaat. Benim, ANAP'ın kasası diye... Ben vermem. Ne yaparsın; bu tenzilatı 20'ye çıkarırsa -çünkü, yolun devamı 20'yle yapılıyor- veririm, başka türlü vermem. 20 olarak imzaladık, Maliyeden geri geldi. Maliye dedi ki: "Aynı şartlarla imzalayacaksınız." Ben dedim ki: "Olmaz. Devlet lehine yapılan düzeltme doğrudur." Bizzat Maliye Bakanına gittim, Muhakemat  Genel Müdürü çağrıldı; Maliye, görüşünü değiştirdi. Aynı yer, benim tarafımdan yüzde 20'yle verildi.

Hani, ben menfaat sağlıyorum ya... Siz sağlamıyorsunuz, ben sağlıyorum. Ben, o arkadaşların yaptığı yanlış demiyorum tekrar; siz yanlış dediğiniz için söylüyorum.

Şimdi, burada, lafı toparlarsak, şuraya geleceğim: Size diyeceğim ki, bakınız... (CHP sıralarından gürültüler)

ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) - Bize sataştı, Sayın Başkan. 

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, Genel Kurula hitaben konuşulur. Olmaz böyle şey.

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Koca partiyi batırdılar, geldiler buraya.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - "Size" dediğim, siz...

BAŞKAN - Sayın Topçu, siz,lütfen, Genel Kurula hitap edin.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Sayın Başkanım...

BAŞKAN -  Efendim, sataşmaya meydan vermeyin.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Sayın Başkanım, "siz" sözcüğü herkesi kapsıyor. "Sen" demiyorum ki "siz" diyorum; bu çoğul değil mi canım!..

ŞEVKET ARZ (Trabzon) - Çaldığınız yetmedi mi?! Çaldınız, soydunuz memleketi; yetmedi mi?!

BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Ben, nezaket ve terbiyesini bilen bir insanım.

ATİLA EMEK (Antalya) - Sayın Bakan, suçluların telaşı içindesiniz.

BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - Bakın, size iki şey söyleyip bitiriyorum.

1- Araştırma komisyonu üyelerini, benim hakkımda bu özel raporu tanzim ettikleri için dava ettim. Dava dilekçesi burada, makbuz da burada; iki üç gün sonra ellerine gelir. Ben, haysiyetimi kimsenin insafına bırakmam. Bunu böyle bileceksiniz; bir. Dava dilekçesi burada.

VAHDET SİNAN YERLİKAYA (Tunceli) - Memleketi soydunuz, utanın!.. Utanın!..

BAYINDIRLIK VE İSKÂN ESKİ BAKANI YAŞAR TOPÇU (Devamla) - 2- ben, Ulaştırma Bakanı olduğumun üçüncü günü bir mal beyanında bulundum. Buyurun... Burada. Şimdi de bir mal beyanında bulunmak istiyorum. Yirmi sene politikanın içerisinde bulunup, bunca yıl bakanlık yaptıktan sonra, 10 milyar doların üzerinde işlere imza attıktan sonra, bugünkü mal varlığım, 1 ev ile 1 küçük arabadan ibarettir. Bir de, Çubuk'ta 250 metrekare arsam var.

Ben, ailem, sülalem, sülalemdeki yedi ceddimde, haksız, yersiz, kim, 1 lira, 1 kuruş, ne kadar buluyorsa, şu veya bu şekilde mal buluyorsa, sorumluluğu bana ait; üçüncü dereceye kadar değil, bütün sülalede, hepsi bana ait.

Bunun dışında, ne Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği önerge ne Meclisin alacağı karar, benim için çok fazla bir şey ifade etmiyor; çünkü, ben, yaptıklarımdan emin, her zaman da emin olarak başı dik yürümüş bir arkadaşınızım.

Beni sabırla dinlediğiniz için, Sayın Başkan savunma imkânı verdiği için teşekkür ediyorum. Arkadaşlarımız biraz sinirlendiler; ama, onlar eskiden beri öyledir, kendilerine dokununca sinirlenirler.

Hepinize, sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum; sağ olun.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Topçu.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Sayın Başkan, Grubumuza sataşma var...

BAŞKAN - Böyle bir usulümüz yok Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, Meclis soruşturması önergesi üzerindeki görüşmeler tamamlanmış olup, şimdi, Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Yaşar Topçu hakkında Meclis soruşturması açılıp açılmaması hususunu oylarınıza sunacağım.

Anayasanın 100 üncü maddesi hükmü gereğince, oylamayı gizli oylama şeklinde yapacağız. Oylamaya başlamadan önce, oylamanın yöntemiyle ilgili bazı açıklamalarda bulunacağım.

Sayın görevliler, oylamanın şekli hakkında açıklama yapmadan, hiç kimseye pul vermeyin lütfen.

Şimdi, gizli oylamanın ne şekilde yapılacağını arz ediyorum:

Komisyon ve hükümet sıralarında yer alan Kâtip Üyelerden, komisyon sırasındaki Kâtip Üye, Adana'dan başlayarak İzmir'e kadar; hükümet sırasındaki Kâtip Üye ise, İzmir'den başlayarak Zonguldak'a kadar -Zonguldak dahil- ad okuyacak. Adı okunan milletvekiline, biri beyaz, biri yeşil, biri de kırmızı olmak üzere, 3 yuvarlak pul ile mühürlü zarf verilecek ve pul ve zarf verilen milletvekilleri ad defterinde işaretlenecektir.

Milletvekilleri, Başkanlık kürsüsünün sağında ve solunda yer alan kabinlerden başka yerde oylarını kullanmayacaklardır. Vekâleten oy kullanacak bakanlar da, yerine oy kullanacakları bakanın ilinin bulunduğu bölümde oylarını kullanacaklardır.

Bildiğiniz üzere, bu pullardan, beyaz olanı kabul, kırmızı olanı ret, yeşil olanı ise çekimser oyu ifade etmektedir.

Oyunu kullanacak sayın üye, Kâtip Üyeden, 3 yuvarlak pul ile mühürlü zarfı aldıktan ve adını ad defterine işaretlettikten sonra kapalı oy verme yerine girecek, oy olarak kullanacağı pulu burada zarfın içerisine koyacak, diğer 2 pulu ise ıskarta kutusuna atacaktır. Bilahara, oy verme yerinden çıkacak olan üye, oy pulunun bulunduğu zarfı, Başkanlık Divanı kürsüsünün önüne konulan oy kutusuna atacaktır.

Oylamada adı okunmayan milletvekiline pul ve zarf verilmeyecektir.

Şimdi, gizli oylamayı Adana İlinden başlatıyorum.

(Oylar toplanıldı)

BAŞKAN - Oyunu kullanmayan milletvekili arkadaşımız var mı? Yok.

Oy verme işlemi tamamlanmıştır.

Oy kutuları kaldırılsın.

(Oyların ayırımı yapıldı)

BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, Bayındırlık ve İskân eski Bakanı Yaşar Topçu hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin (9/9) esas numaralı önergenin  gizli oylama sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı

:

373

Kabul

:

342

Ret

:

20

Çekimser

:

7

Boş

:

4

Bu sonuca göre, Meclis soruşturması açılması kabul edilmiştir.

Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince, soruşturma, siyasî partilerin güçleri oranında komisyona verecekleri üye sayısının 3 katı olarak gösterecekleri adaylar arasından, her bir parti için ayrı ayrı adçekme suretiyle kurulacak 15 kişilik komisyon tarafından yürütülecektir.

Soruşturma komisyonunun iki aylık görev süresinin, komisyonun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimi tarihinden itibaren başlamasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, sözlü soru önergeleri ile kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 7 Ocak 2004 Çarşamba günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum; iyi akşamlar diliyorum.

 

 

Kapanma Saati : 20.02


V.- SORULAR VE CEVAPLAR

A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un, İzmir-Bergama-Ovacık Altın İşletmesinden yurt dışına gönderilen dore altına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/1316)