DÖNEM : 22        CİLT : 18       YASAMA YILI : 1

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

 

95 inci Birleşim

18 . 6 . 2003 Çarşamba

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

  I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - YOKLAMA

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GündemdIşI Konuşmalar

1. - Kocaeli Milletvekili Nevzat Doğan'ın, ECO ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonunca Bişkek'te düzenlenen "AIDS ve Gençlik" konulu panel ile AIDS hastalığındaki son gelişmelere ve alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması

2. - Afyon Milletvekili Halil Ünlütepe'nin, Afyon İlinin ekonomik ve sosyal sorunlarına ve alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması

3. - Çankırı Milletvekili Hikmet Özdemir'in, Çankırı İlinin ve Çankırı Silah Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin sorunlarına ve alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması

B) Tezkereler ve Önergeler

1. - Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarının araştırılması amacıyla kurulan (10/8, 48) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimlerini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/316)

IV. - SORULAR VE CEVAPLAR

A) Sözlü Sorular ve CevaplarI

1. - Adana Milletvekili Kemal Sağ'ın, Adana Şakirpaşa Havalimanının ikinci pist ihtiyacına ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/197) ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın cevabı

2. - Adana Milletvekili Kemal Sağ'ın, taksilerin zorunlu trafik sigortası primlerine ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/198) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

3. - Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un, İSDEMİR'in ERDEMİR'e devrine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/202)

4. - İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in, taksici cinayetlerine ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/203)

5. - Van Milletvekili Mehmet Kartal'ın, özelleştirme kapsamındaki Van Sümerbank Kundura Fabrikasına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi  (6/206)

6. - Van Milletvekili Mehmet Kartal'ın, Van-Muradiye İl Özel İdaresi sosyal konutlarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/207)

7. - Yozgat Milletvekili Emin Koç'un, fotoğrafını okullara astıracağı iddialarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/208) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

8. - Hatay Milletvekili İnal Batu'nun, AK Parti Genel Başkanının bir danışmanının BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi ile yaptığı iddia edilen görüşmeye ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/210) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

9. - Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, üst yönetim kadrolarına atamalara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/211)

10. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu'nun, TÜFE'deki artışların SSK emeklilerinin maaşlarına yansıtılmamasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/212) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

11. - Edirne Milletvekili Necdet Budak'ın, bitki ıslahına yönelik yasal düzenlemeler yapılıp yapılmayacağına ve sertifikalı tohum kullanımına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/213) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı

12. - Manisa Milletvekili Nuri Çilingir'in, sürücü adaylarının trafik sınavı yerlerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/214) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

13. - Hatay Milletvekili Abdulaziz Yazar'ın, İskenderun Körfezinde demirli bulunan tehlikeli madde yüklü bir yabancı gemiye ilişkin Çevre Bakanından sözlü soru önergesi (6/215) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

14. - Tekirdağ Milletvekili Erdoğan Kaplan'ın, Ergene Nehrindeki kirlilik ve taşkından kaynaklanan sorunlara ilişkin Çevre Bakanından sözlü soru önergesi (6/222)

15. - Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, Malatya Çat Barajı ve Tüneli Projesindeki sulama kanallarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/224) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı

16. - Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, Malatya-Arguvan Yoncalı Barajı Projesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/225) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı

B) YazIlI Sorular ve CevaplarI

1. - Ankara Milletvekili İsmail Değerli'nin, Mamak Belediyesi ile ilgili bazı iddialara ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı (7/523)

2. - Çankırı Milletvekili Hikmet Özdemir'in, doğalgazın kullanıldığı illere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/542)

3. - Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya'nın, DSİ'nin Erzincan'daki projelerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/545)

4. - Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün'ün, Karaman İlindeki 2003 yılı yatırımlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/565)

5. - İstanbul Milletvekili Emin Şirin'in, İstanbul Büyükşehir Belediyesi lojmanlarından faydalanma esaslarına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun cevabı (7/577)

6. - Antalya Milletvekili Osman Özcan'ın, akaryakıt istasyonlarına, sınırdan akaryakıt ticaretine ve petrol piyasası kanunu çalışmalarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı (7/688)

V. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. - Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ile Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu raporu (1/324) (S. Sayısı : 54)

2. - Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu raporu (1/523) (S. Sayısı : 152)


I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 15.00'te açılarak iki oturum yaptı.

Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, Sinop İlinde infial yaratan fişleme olayına,

Manisa Milletvekili Ufuk Özkan'ın, tarımda doğrudan gelir desteği ödemelerine,

İlgili gündemdışı konuşmalarına, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin cevap verdi,

Konya Milletvekili Ahmet Işık, Atatürk'ün medeniyet, kültür, tarih ve ahlak anlayışına ilişkin gündemdışı bir konuşma yaptı.

Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 23 milletvekilinin, doğalgaz politikası konusunda (10/109),

Ankara Milletvekili Eşref Erdem ve 22 milletvekilinin, doğalgaz politikası konusunda ve Mavi Akım Projesi ile ilgili çeşitli iddiaların araştırılması amacıyla (10/110),

Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir ve 45 milletvekilinin, sokak çocuklarının sorunlarının çözümlenebilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/111),

Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve öngörüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük'ün, (6/443) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi okundu; sorunun geri verildiği bildirildi.

Devlet Bakanı Güldal Akşit'in Bükreş'te düzenlenen Kadınlara Yönelik Şiddetle Mücadelenin Kurum ve Yöntemleri konulu WIN BALKANS Eğitim ve Know-How Enstitüsü toplantısına katılmak üzere Romanya'ya yaptığı resmî ziyarete, İstanbul Milletvekili Zeynep Karahan Uslu'nun da katılmasının uygun görüldüğüne ilişkin,

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, görüşmelerde bulunmak üzere bir heyetle birlikte Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine yapmış olduğu resmî ziyarete, ekli listede isimleri yazılı milletvekillerinin de iştirak etmesinin uygun görülmüş olduğuna ilişkin,

Başbakanlık tezkereleri ile,

Genel Kurulun 17.6.2003 Salı günkü (bugün) birleşiminde; sözlü soruların görüşülmemesine, gündemin Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler kısmının 50 nci sırasında yer alan (10/70) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin öngörüşmesinin yapılmasına ve gündemin Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler kısmının 4 üncü sırasında yer alan 70 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 1 inci sırasına, 12 nci sırasında yer alan 123 sıra sayılı kanun tasarısının 2 nci sırasına, 6 ncı sırasında yer alan 89 sıra sayılı kanun tasarısının 3 üncü sırasına, 7 nci sırasında yer alan 95 sıra sayılı kanun tasarısının 4 üncü sırasına, 8 inci sırasında yer alan 96 sıra sayılı kanun tasarısının 5 inci sırasına, 9 uncu sırasında yer alan 101 sıra sayılı kanun tasarısının 6 ncı sırasına, 1 inci sırasında yer alan 54 sıra sayılı kanun tasarısının 7 nci sırasına, 24 üncü sırasında yer alan 152 sıra sayılı kanun tasarısının 8 inci sırasına, 17 nci sırasında yer alan 137 sıra sayılı kanun tasarısının 9 uncu sırasına alınmasına ve çalışma sürelerinin bu birleşimde, gündemin 7 nci sırasına kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına, 18.6.2003 Çarşamba günkü birleşimde 152 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin tamamlanmasına, 19.6.2003 Perşembe günkü birleşimde ise 137 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin tamamlanmasına kadar olması ve saat 24.00'e kadar görüşmelerin tamamlanamaması halinde saat 24.00'ten sonra da çalışmalara devam edilerek bu işlerin görüşmelerinin bitimine kadar çalışma sürelerinin uzatılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi,

Kabul edildi.

Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan (10/8, 48) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu üyeliklerine gruplarınca aday gösterilen milletvekilleri seçildiler; Başkanlıkça, komisyonun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yapmak üzere toplanacağı gün, saat ve yere ilişkin duyuruda bulunuldu.

Ankara Milletvekili Yakup Kepenek ve 44 milletvekilinin, yasama dokunulmazlığı konusunda Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesinin (10/70), yapılan öngörüşmesinden sonra, kabul edildiği açıklandı.

Kurulacak komisyonun :

12 üyeden teşekkül etmesi,

Çalışma süresinin, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimi tarihinden başlamak üzere, 3 ay olması,

Gerektiğinde Ankara dışında da çalışması,

Kabul edildi.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının:

1 inci sırasına alınan, Karayolları Trafik Kanunu ile Sigorta Murakabe (1/525) (S. Sayısı: 70),

2 nci sırasına alınan, İl İdaresi (1/555) (S. Sayısı: 123),

Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarılarının, yapılan görüşmelerden sonra,

3 üncü sırasına alınan, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesinin Biyogüvenlik Kartagena Protokolünün (1/452) (S. Sayısı: 89),

4 üncü sırasına alınan, Tehlikeli Atıkların Sınırötesi Taşınımının ve Bertaraf Edilmesinin Kont-rolüne İlişkin Basel Sözleşmesine Getirilen Değişikliğin (1/464) (S. Sayısı: 95),

5 inci sırasına alınan, Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ile Birleşik Meksika Devletleri Sağlık Bakanlığı Arasında Sağlık Alanında İşbirliği Anlaşmasının (1/431) (S. Sayısı: 96),

6 ncı sırasına alınan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yasadışı Göçmenlerin Geri Kabulüne Dair Anlaşmanın (1/479) (S. Sayısı: 101),

Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarılarının, görüşmelerini takiben elekt-ronik cihazla yapılan açıkoylamalardan sonra,

Kabul edildikleri ve kanunlaştıkları açıklandı.

18 Haziran 2003 Çarşamba günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşime 19.14'te son verildi.

Sadık Yakut

 

 

Başkanvekili

 

 

 

Enver Yılmaz

Türkân Miçooğulları

 

Ordu

İzmir

 

Kâtip Üye

Kâtip Üye

 


BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.00

18 Haziran 2003 Çarşamba

BAŞKAN : Başkanvekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER : Enver YILMAZ (Ordu), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 95 inci Birleşimini açıyorum.

II. - Y O K L A M A

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için 5 dakika süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin, oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini; bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise, yoklama pusulalarını, 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Sayın milletvekilleri, Tarsus'tan gelip Meclisimizi ziyaret eden Hasan Âli Yücel İlköğretim Okulu, Şehit İshak İlköğretim Okulu, Hasan Karamehmet İlköğretim Okulu, Ayşe Mirici İlköğretim Okulu, Türkocağı Kerim Çelikbaş İlköğretim Okulunun sevgili öğrencilerine ve saygıdeğer öğretmenlerine hoş geldiniz diyor ve başarılar diliyoruz. (Alkışlar)

Gündeme geçmeden önce üç arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim.

Konuşma süreleri 5'er dakikadır; hükümet bu konuşmalara cevap verebilir; hükümetin cevap süresi 20 dakikadır.

Gündemdışı ilk söz, AIDS ve gençlikle ilgili söz isteyen, Kocaeli Milletvekili Nevzat Doğan'a aittir.

Buyurun Sayın Doğan. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GündemdIşI Konuşmalar

1. - Kocaeli Milletvekili Nevzat Doğan'ın, ECO ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonunca Bişkek'te düzenlenen "AIDS ve Gençlik" konulu panel ile AIDS hastalığındaki son gelişmelere ve alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması

NEVZAT DOĞAN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçtiğimiz haftalarda Bişkek'te yapılan 8 ECO ülkesinin katıldığı ve benim de Türk Delegasyonunun Başkanı olarak Meclisimizi temsilen bulunduğum "AIDS ve Gençlik" konulu uluslararası toplantıyla ilgili sizleri bilgilendirmek ve AIDS konusuna dikkatlerinizi çekmek üzere gündemdışı söz almış bulunmaktayım; hepinizi, sağlık ve mutluluk dileklerimle saygıyla selamlıyorum.

ECO ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonunca düzenlenen ve üç gün süren bu toplantıda, 8 ECO ülkesindeki AIDS hastalığının son durumu ve bundan sonra yapılacaklar konusunda detaylı bir şekilde çalışmalar yapılmış, bu konular tartışılmıştır.

Bilindiği üzere, tüm dünya ülkeleri, 1970 yılından itibaren hızla yayılımını sürdüren ve kadın- erkek, genç-çocuk demeden herkese bulaşabilen büyük bir sağlık sorunu olan AIDS ile karşı karşıya kalmıştır.

Halen, dünyada kesin bir tedavisi ya da aşısı bulunmayan bu ölümcül hastalık, her yıl çığ gibi artmaktadır. Son on yılda, yaklaşık 10 kat artmıştır ve bugün dünyada AIDS'li insan sayısı, 50 000 000'un üzerine çıkmıştır. Son on yılda, 20 nci Yüzyıldaki savaşlarda hayatını kaybedenlerden daha fazlası, AIDS nedeniyle hayatlarını, yaşamlarını yitirmek durumunda bırakılmıştır.

AIDS mikrobu, diğer ülkelerde olduğu gibi, ülkemize de bulaşmış, ilk vakanın bildirildiği 1985 yılından bu yana, artarak tüm bölgelerimizde görülmeye başlamıştır. Bugün, Sağlık Bakanlığımıza bildirimi yapılan ve kayıtlı, 1 063'ü taşıyıcı, 452'si hasta olmak üzere, toplam 1 515 vaka vardır. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu, halen taşıyıcı olup ve tespit edilemeyenleri de gözönüne alarak, bu rakamın 3 700 civarında olduğunu tahmin etmektedir.

AIDS virüsü, vücuda girdikten sonra, yıllarca, bazen on onbeş yıl hastalık yapmadan vücut sıvılarında bulunabilmekte ve diğer insanlara bulaşabilmektedir. Metropollerde ve turistik illerimizde fazla olmak üzere, 67 ilimizde değişik sayılarda AIDS hastası ve taşıyıcısı vardır ki, bunların önemli bir kısmını, maalesef, gençlerimiz oluşturmaktadır.

Komşularımıza ve birçok dünya ülkesine göre düşük görünen bu rakamlara rağmen, hastalığın çevremizdeki birçok ülkede ciddî bir yoğunlukta olması, turizm ve ticaret için ülkemize yoğun girişlerin olması, risk grubu olan büyük bir genç nüfusa sahip olmamız ve bir de geleneksel değerlerimizdeki aşınmayı gözönüne alırsak, ne kadar önemli bir tehlike altında olduğumuz görülmektedir.

Diğer taraftan, günümüzde AIDS'te kullanılan ilaçlar, tam bir tedavi sağlamadığı halde, oldukça pahalıdır. AIDS'li hastaların tedavisinin tamamını devletimiz karşıladığından, her yeni ortaya çıkan hastanın önemli bir maddî kaynak kaybı olacağı da görülecektir.

Değerli arkadaşlar, yapılan araştırmalar, alınan tıbbî önlemlerin AIDS'in yayılımını durdurmada tek başına yeterli olmadığını göstermektedir. Tedavisi olmayan, ölümcül ve önemli bir kaynak kaybına yol açan; ancak, korunulabilir olan bu hastalık için yapılacak en önemli şeyin korunmaya yönelik eğitim çalışmaları olduğu, tüm dünyaca kabul edilmektedir. Herkesin kendi sağlığını koruması, kendi sağlığına sahip çıkma bilincinin geliştirilmesi gerekmektedir. Herkesin "ben önemsiyorum; ya sen!" demesi sağlanmalıdır. Bunların sağlanması için, Sağlık Bakanlığımızın ve gönüllü toplum kuruluşlarımızın şimdiye kadar AIDS konusunda başarıyla yaptığı çalışmaların devamı ve bundan sonra da daha etkin, daha koordineli ve sürekli bir şekilde yapılması gerekmektedir. Ülkedeki tüm çalışmaların, Ulusal AIDS Komisyonunun oluşturduğu ulusal stratejiler ve planlar doğrultusunda yapılması gerekmektedir.

Okul müfredatının gözden geçirilerek, toplumun sosyokültürel yapısı da gözönüne alınarak, sağlık eğitiminin, AIDS ve güvenli cinsel yaşam, uyuşturucu bağımlılığı, alkol ve sigara gibi konuları içermesi ve sağlıklı yaşam davranışlarına teşvik edici nitelikte olması sağlanmalıdır. İçişleri, Sağlık, Turizm gibi çeşitli bakanlıkların ortak çalışmasıyla kadın ticareti engellenmeli...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Doğan.

NEVZAT DOĞAN (Devamla) - ... polis ve askerlere yönelik çalışmalar yapılmalı, gençlik dostu servisleri kurulmalı, ayrıca, yazılı ve görsel medyanın da AIDS ve zararlı maddeler alışkanlıkları konusunda sistemli ve sürekli desteği sağlanmalıdır.

Sonuç olarak, problem, aslında, farkına varamadığımız kadar ciddîdir. Eğer, bu hastalığa karşı gereken koruyucu tedbirleri artırmazsak, eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarını olabildiğince etkin, sistemli ve sürekli bir şekilde yapmazsak, AIDS, ülkemizde de önemli bir sağlık sorunu haline gelecektir.

Değerli milletvekilleri, gençlerimizi AIDS ve buna zemin hazırlayan uyuşturucu ve alkol gibi zararlı alışkanlıklardan korumayı kararlı bir şekilde sağlamalıyız. Zira, yarın çok geç olabilir. Unutulmamalıdır ki, yarın bize göz açtırmayacak olanlar, bugün göz yumduklarımızdır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Doğan.

Gündemdışı ikinci söz, Afyon İlinin sorunlarıyla ilgili söz isteyen, Afyon Milletvekili Halil Ünlütepe'ye aittir.

Buyurun Sayın Ünlütepe. (CHP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

2. - Afyon Milletvekili Halil Ünlütepe'nin, Afyon İlinin ekonomik ve sosyal sorunlarına ve alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması

HALİL ÜNLÜTEPE (Afyon) - Sayın Başkan, değerli üyeler; öncelikle, dün, Isparta'nın Yalvaç İlçesi Bahtiyar Köyünde meydana gelen sel felaketinde hayatını kaybedenlere, Cumhuriyet Halk Partisi ve şahsım adına Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı, yaralanan vatandaşlarımıza acil şifalar diliyorum. Bu felaket nedeniyle evleri yıkılan vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin acilen giderilmesi temennisiyle, geçmiş olsun dileklerimi sunmak istiyorum. Olay yerinde incelemelerde bulunmak üzere, Isparta Milletvekilimiz Sayın Mevlüt Coşkuner, Grubumuzca görevlendirilmiş ve halen olay yerindedir.

Sayın Başkan, değerli üyeler; Afyon'un sorunlarının bir kısmını gündeme getirmek amacıyla, gündemdışı söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ülke genelindeki ekonomik ve sosyal sorunlar, doğal olarak Afyon İlimizde de derinden hissedilmektedir. Bunun yanında, deprem bölgesi olması ve geçmişte yaşanan depremler, Afyon'da bu sıkıntıların daha yoğun hissedilmesine sebep olmaktadır.

Afyon'da öncelikli sorun, işsizlik ve geçim sıkıntısıdır. Her geçen gün daha da artmaktadır. Yaşanan sıkıntılar, Afyon'da sosyal patlamalar yerine bireysel patlamalar olarak kendini göstermektedir. Gün geçmiyor ki, Afyon'daki yerel basında bir intihar haberine rastlanmasın. Bu intiharların nedeni olarak, açlık ve yoksulluğun sebep olduğu ekonomik sıkıntılara dayalı ruhsal bunalımlar gösterilmektedir. İnsanlarımız, düne göre daha işsiz, daha aç ve daha yoksul bir duruma düşmüşlerdir.

Afyon'un Çay İlçesindeki SEKA İşletmesinin özelleştirilmesi sonucu, burada çalışan işçiler, 2 Haziran itibariyle sokağa atılmışlardır. Bu işletmemiz de, diğer özelleştirme uygulamalarında olduğu gibi, IMF güdümünde hareket edilerek yok pahasına satılmış ve işletmenin sosyal yönü gözardı edilerek 159 işçi işten çıkarılmıştır. Sokağa atılan SEKA işçileri, işlerini kaybetmenin getirdiği sıkıntı içerisinde,  yalnızlık içerisindedirler.

"İşsizliği önleyeceğiz" diyerek halktan oy isteyen AK Parti, bırakın işsizliğin önüne geçmeyi, iş sahibi olanları da, uygulamaları sonucu işsiz hale dönüştürmüştür. Bu insanlar "özelleştirilen kurumlardaki işçiler hiçbir şekilde mağdur edilmeyecek" diye verilen sözlerin tutulmasını beklemektedirler.

Afyon İlimiz, 1995 yılında Dinar'da, Şubat 2002'de Sultandağı merkezli olmak üzere meydana gelen iki büyük deprem sonrası, ekonomik yönden ciddî sıkıntıların içerisine düşmüş; kişi başına düşen millî geliri, 2000 yılında 1 727 dolarken, bugün 1 263 dolara kadar gerilemiştir.

Ege Bölgesinde yer alan Afyon, tüm bölge içerisinde, millî gelirden en az pay alan il konumundadır. Bu bölgede yer alan diğer illerin kişi başına düşen millî geliri çok yüksek olmasına rağmen -örneğin, kişi başına düşen millî gelir, İzmir'de 3 215, Muğla'da 3 308, Manisa'da 2 459 dolarken- Afyon'da 1 263 dolardır. Afyon, Ege Bölgesinin en fakir ili olduğu gibi, kendi çevresindeki illerle karşılaştırıldığında da -söz gelimi, fert başına düşen millî gelir, Kütahya'da 1 805 dolar, Eskişehir'de 2 513 dolar, Isparta'da 1 510 dolar- çevre iller içerisinde de, millî gelirden en az pay alan il konumundadır. Millî gelirden aldığı pay itibariyle Afyon, doğuda, kalkınmada öncelikli iller arasında gösterilen pek çok ilden de daha geride kalmıştır.

Afyon İli, İç Anadolu, Ege ve Akdeniz Bölgelerini birbirine bağlayan önemli karayolları ve demiryollarının kesiştiği bir noktada yer almaktadır. Ayrıca, hem Akdeniz hem de Ege Denizi limanlarına ulaşabilen tek il merkezidir. Bu nedenle, ivedilikle ikinci organize sanayi kurulmalı, ihracata dönük, emek ağırlıklı yatırımcılar davet ve teşvik edilmelidir.

İlimizin, yaşadığı felaketler ve ekonomik potansiyeli gözönünde bulundurularak, yerli ve yabancı sermayenin burada yatırıma özendirilmesi için, kalkınmada öncelikli iller arasına alınması gerekmektedir. Ekonomik faaliyetlerin önü açılmalıdır. Yatırımcılara uzun vadeli ve düşük faizli kredi sağlanmalı, yıllardır ekonomik kriz ve depremlerden bunalan Afyonlunun rahatlamasına olanak tanınmalıdır.

Sayın Başbakan bir süre önce yaptığı açıklamada, kişi başına düşen millî geliri 1 500 doların altındaki illerde yatırım yapana vergi istisnası, bedelsiz arsa tahsisi ve sigorta primi indirimi getirileceğini açıklamıştı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Ünlütepe.

HALİL ÜNLÜTEPE (Devamla) - Bu konuda yapılacak düzenlemelerde, kişi başına düşen millî geliri 1 263 dolar olan Afyon'un dikkate alınacağına inanıyoruz ve inanmak istiyoruz.

Sayın Başkan, Afyon, iki şeyin daha başkenti olma konumundadır; açıkçası, dünya başkenti... İyi değerlendirilirse, birincisi jeotermal enerjide, ikincisi mermerde dünya başkenti olmaya aday olan bir ilimizdir.

Bunun yanında, hayvancılık ürünlerini de gözardı edemeyiz.

Ben, zamanımın da çok kısa olmasından dolayı, kısaca, jeotermal enerji üzerinde durmak istiyorum. İlimizin doğal kaynaklarından olan jeotermal suyunun yeterince değerlendirilemediği kanısındayız. Jeotermal enerjiden, hava kirliliğinin önlenmesi ve çevrecilik açısından değerlendirildiğinde, konutların ısıtılmasında, tarım sektöründe seracılıkta, termal ve kaplıca turizminde ve sağlık sektöründe faydalanılmaktadır.

Termal havzalarımızda imar çalışmaları tamamlanamamış olup, bu konuda ağır bir bürokrasi işlemektedir. Termal turizm merkezi ilan edilen Ömer, Gecek, Gazlıgöl, Heybeli ve Sandıklı kaplıca havzalarında yapılacak turistik tesislerde 10 000 yataklık bir potansiyele ulaşılması hedeflenmelidir.

Jeotermal enerji, diğer enerji kaynaklarına göre daha ucuza mal edilebilmekte, çevresel etki bakımından değerlendirildiğinde, hava kirliliğinin önlenmesi bakımından daha da önem kazanmaktadır. Bugün, Afyon'da 4 500 konut jeotermal enerjiyle ısıtılmaktadır.Bu sayı 10 000 konuta çıkarılmalıdır. Bu nedenle, Afyon'da, jeotermal enerjinin ısı kaynağı olarak kullanılmasının desteklenerek yaygınlaştırılması gerekmektedir. Ayrıca, fizik ve rehabilitasyon hastanelerinin açılması, sağlık sektöründe ülkemize büyük oranda döviz girdisi sağlanmasına sebep olacaktır. Bu bölgede yapılacak yatırımların teşvik edilmesi, yatırımcılara gerekli kolaylıkların gösterilmesi, yurtiçi ve dışında tanıtımının yapılması, Afyon'un turizmde hak ettiği yeri almasına olanak tanıyacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HALİL ÜNLÜTEPE (Devamla) - Afyon'un, bu kısıtlı zaman içerisinde değinemediğim, özellikle depremlerin neden olduğu birçok sorunu var. Bunların bir kısmını, daha önce, Doğal Afetlerle İlgili Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının Genel Kurulda görüşülmesi sırasında yaptığım konuşmada dile getirmiştim. Hükümet yetkililerinin, Afyon'un sorunlarının çözümü için gereken adımları atacağını ümit ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum, sağ olun. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ünlütepe.

Gündemdışı üçüncü söz, Çankırı İlinin sorunları ve Çankırı Silah Fabrikasıyla ilgili söz isteyen, Çankırı Milletvekili Hikmet Özdemir'e aittir.

Buyurun Sayın Özdemir. (AK Parti sıralarından alkışlar)

3. - Çankırı Milletvekili Hikmet Özdemir'in, Çankırı İlinin ve Çankırı Silah Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin sorunlarına ve alınması gereken önlemlere ilişkin gündemdışı konuşması

HİKMET ÖZDEMİR (Çankırı) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, ÇANSAŞ olarak bilinen Çankırı Silah Sanayi ve Ticaret AŞ, yeni adıyla Çankırı Silah Fabrikasının sorunları hakkında söz almış bulunuyorum.

1976 yılında ağır sanayi ve teçhizat fabrikası olarak çalışmalarına başlayan ÇANSAŞ, tüm bina ve altyapılarıyla bu amaca uygun olarak tasarlanmış ve yapılmıştır. Her türlü silah yapımında olduğu gibi, uçaksavar topunun tüm mekanik parçalarını imal edecek teknolojiye ait yapıyı haiz olarak tesis edilen ÇANSAŞ'ın 10 adet atölyesindeki çok özel tezgâhların yanı sıra, irili ufaklı 276 adet tezgâh mevcuttur. Tesisin toplam kapalı alanı 50 000 metrekaredir. 42 000 metrekaresi atölye olarak kullanılmaktadır. İnsangücünü tam değerlendirmekle birlikte, tezgâh ve tesis kapasitesinin çok altında çalışılmaktadır. Toplam 1 000 kişi çalışacak şekilde planlanan tesislerde, halen, üretim, istenilen ve düşünülen program seviyesinde olmadığından, ancak 414 kişi çalışmaktadır. Çok büyük kapalı alan ve oldukça modern tezgâhlara sahip olan tesis, maalesef, yapılan yatırımların geri dönmesi şöyle dursun, sürekli zarar eder konuma gelmiştir.

Savunma sanayiinin gelişmesi, Türkiye açısından büyük önem taşımaktadır. 1980 yılı başından itibaren savunma sanayii yatırımlarına hız veren Türkiye, bugün, dünyanın sayılı ülkeleriyle rekabet eder düzeye ulaşmıştır. Türk savunma sanayiinin bu başarısında kamu ve özel savunma sanayii kuruluşlarının payı küçümsenmeyecek ölçüdedir. Gelişen teknolojiye ayak uyduran bu kuruluşlarımız Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaç duyduğu yatırımları zamanında gerçekleştirmenin yanı sıra, ülke ekonomisine de önemli derecede katkı sağlamasını başarmıştır. Eğer kendi kullandığımız silah ve malzemelerin üretim, tamir ve modernizasyonunu yaparsak, Ortaasya Türk cumhuriyetlerine, Balkan ülkelerine, Kafkas ülkelerine, Ortadoğu ülkelerine açılarak oralarda bir pazar elde edebiliriz.

Şunu söylemek istiyorum: Dünyada ülkelerin savunma sanayii için milyarlarca dolarlık harcama yaptıklarını dikkate alarak, Türk savunma sanayiinin bu pastadan kendine düşen payı alması için üzerine düşeni yerine getirmeliyiz.

ÇANSAŞ, tamamen silah üretmek üzere kurulmuş, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin bu yöndeki ihtiyaçlarını karşılayacak, üzerine düşeni en üst düzeyde yerine getirebilecek bir tesistir. Tekrar üretebilir olması, millî ekonomiye katkısı ve Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaçlarının karşılanabilmesi açısından önem arz etmektedir.

Yetkililerin verdiği bilgiye göre, 10 kilometre atışlı bir tanksavar, uçaksavar, bizim atölyemize geldiğinde, arkadaşlarımızın çalışması neticesinde, 40 kilometreye kadar çıkarılabiliyor ve patenti de, biraz değişiklik yapılmak suretiyle, kendimize ait olabiliyor. Dünyanın hangi ülkesinden hangi silahı bu fabrikaya getirirsek, bu fabrikada değerlendirmesini yaparak kendimize mal edebiliyoruz, kendimiz üretebiliyoruz. Bu tesisler mevcuttur. İşte, bu tesislerin çalıştırılması bizlere düşmektedir.

Çankırı Silah Fabrikasının geleceğinin, birinci öncelikli olarak silah üretimi olduğu ve Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyacı olan silah ve mühimmat projelerinde mutlaka yer alması gerektiğidir. Bu amaçla, son yıllarda, Silahlı Kuvvetlerin üretim listelerine girebilmek için yoğun çaba sarf edilmektedir.

Ayrıca, Çankırı Silah Fabrikası, ar-ge faaliyetlerine ağırlık vererek yeni ürün üretiminin geliştirilmesine önem vermiştir. Bunların en son örneği olarak, 155 mm 52 çekili obüs, 105 mm namlucuk, 40 mm tamburalı bombaatar, 40 mm otomatik bombaatar, 155 mm kundağı motorlu obüs projeleri şu anda fabrikada yapılmış ve gerçekleştirilmiştir. Bunların pazara arz edilmesi gerekmektedir. Bunun için gayret edilmesine ihtiyaç vardır.

Bu projelerin artması ve devam etmesi halinde, Çankırı Silah Sanayi ve Ticaret AŞ, zarar eden bir kuruluş olmaktan çıkarılarak kâr edecek ve 1 000 kişinin üzerinde işçi istihdam ederek savunma sanayiine, millî ekonomiye ve dolayısıyla, kalkınmada öncelikli ilimiz Çankırı'ya hak ettiği katkıyı sağlayacaktır.

Değerli arkadaşlar, dünya üzerinde sözü geçen ülkelerin en büyük özelliğinin, ekonomik kalkınmaların tamamlamış olmalarının yanında, güçlü bir savunma sanayiine sahip oldukları unutulmamalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özdemir.

HİKMET ÖZDEMİR (Devamla) - Türkiye de, genç nüfusu ve çalışma azmiyle bu güce ulaşacak kapasiteye sahip, dinamik bir ülkedir.

Çankırı Silah Sanayi ve Ticaret AŞ ve diğer il ve ilçelerimizde kurulmuş olan buna benzer tesislerimize sahip çıkmalı ve bunların işletilmesi için üzerimize düşeni yapmalıyız ki, ithalata olan bağımlılığımız en asgarî düzeye düşürülebilsin. Bu fabrikayı zarardan kurtarabilmemiz için, dış piyasadan çeşitli sektörlere ait parça işleri yaptırılmalıdır. Bunun için de, kuvvetli üst düzey yönetici kadrosuna ihtiyaç vardır. Biraz ilgi, alaka ve Sayın Bakanın fabrikayı yerinde ziyaretleri problemi çözmeye yeterli olacaktır.

Bir ülkenin gücü, savunma sanayiinin gücüyle eşdeğerdir. Kendi silahını, kullandığı teknolojiyi kendisi yapmayan bir ülkenin gerçek anlamda bağımsızlığından bahsedilemeyeceği için, yapılacak işlerde, kendi güvenliğimizi sağlayacak ölçüde teknolojimizi geliştirmek ve kendi öz varlıklarımızla hiç kimseye bağımlı olmadan ayakta durabilmek zorundayız; ki, bu zafiyetimizi kimse kullanmasın. Çankırı Silah Fabrikası da, bunları yapabilmemiz için bir fırsattır. Bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek ise, biz yöneticilere düşmektedir. Unutulmamalıdır ki, en değerli hazine, kendi hazinemizdir. Bunu işletmek, ayakta tutmak ve gücüne güç katmak kendi elimizdedir.

Değerli arkadaşlar, Çankırı'ya gittiğimizde, Çankırılı kardeşlerimiz bize soruyor "Çankırı niye geri kaldı" diye. Çankırı'nın birçok yeri, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan geridir; yolu yoktur, suyu yoktur, birçok sıkıntısı vardır, işsizlik had safhadadır. Buyurun, çözelim.

Şimdi, Cumhuriyet Halk Partili kardeşlerimiz diyor ki: "İşte, işsizlik var; çözülsün." İşte, bir öneri getiriyoruz; Çankırı Silah Fabrikası bütün her şeyiyle hazır. Ne olacak; ihtiyacı olan maddeler Millî Savunma Bakanlığımız tarafından sipariş verilecek, bizim arkadaşlarımız da bunu yapacak; 400 kişi yerine 1 000 kişi çalışacak, 600 kişi istihdam edilmiş olacaktır; hem yerli iş yapmış olacağız hem de başkasına muhtaç olmadan bu işi gerçekleştirmiş olacağız.

Bizim Çankırımızın geri kalmasının sebeplerinden bir tanesi, herhalde göç vermiş olmamızdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ) - Gereğini yap o zaman; bize niye söylüyorsun?! Gereğini yap!..  Burası ağlama duvarı değil!

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - "Beraber yapalım" diyor.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özdemir.

HİKMET ÖZDEMİR (Devamla) - Çankırı, Ankara'ya göç vermiştir, İstanbul'a göç vermiştir, yurtdışına göç vermiştir. Biraz da Ankara'ya yakındır. İnsana en yakın olan yer kendi kirpiğidir. Maalesef, göz, kendi kirpiğini göremez. Herhalde, Ankara'daki yetkililer, bugüne kadar, Çankırı'yı fazla göremediler. Biz, yetkililerimizin Çankırı'ya bir atfı nazar etmelerini istiyoruz, Çankırımızın gelişmesi için katkılarını bekliyoruz. Hep beraber bu işi yapacağız.

ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Her türlü katkıya hazırız. 

HİKMET ÖZDEMİR (Devamla) - Tabiî ki, bunu yaptığımız takdirde, Çankırı İlimiz de, diğer illerimiz gibi gelişmiş illerimiz arasına girecektir.

Bu vesileyle, hepinizi tekrar selamlıyorum, saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özdemir.

Başkanlığın Genel Kurula diğer sunuşları vardır.

Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarının araştırılması amacıyla kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutuyorum:

B) Tezkereler ve Önergeler

1. - Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarının araştırılması amacıyla kurulan (10/8, 48) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının, Komisyonun, başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip üye seçimlerini yaptığına ilişkin tezkeresi (3/316)

Tarih: 17.06.2003

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Komisyonumuz, Başkan, Başkanvekili, Sözcü ve Kâtip üyelerini seçmek üzere, 17.06.2003 günü saat 17.30'da, Ana Bina PTT karşısı Araştırma Komisyonu Toplantı Salonunda 8 üyeyle toplanmış ve aşağıda isimleri yazılı sayın üyeler, belirtilen görevlere seçilmişlerdir.

                            Ali Rıza Gülçiçek

                                           İstanbul

                        Komisyon Geçici Başkanı

               Adı ve Soyadı              

Seçim Bölgesi

Aldığı Oy

 

Başkan

:  Mustafa Baş

İstanbul

7

Başkanvekili

:  M.Said Yazıcıoğlu    

Ankara

7

Sözcü

:  Muharrem Candan   

Konya

7

Kâtip

:  Avni Doğan             

Kahramanmaraş

7

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Gündemin "Sözlü Sorular" kısmına geçiyoruz.

IV. - SORULAR VE CEVAPLAR

A) Sözlü Sorular ve CevaplarI

1. - Adana Milletvekili Kemal Sağ'ın, Adana Şakirpaşa Havalimanının ikinci pist ihtiyacına ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/197) ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın cevabı

BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan? Burada.

Soruyu okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

                                       Kemal Sağ

                                              Adana

BAŞKAN - Birleşime 5 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati : 15.32

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 15.42

BAŞKAN : Başkanvekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER : Enver YILMAZ (Ordu), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 95 inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Görüşmelere kaldığımız yerden devam ediyoruz.

IV. - SORULAR VE CEVAPLAR (Devam)

A) Sözlü Sorular ve CevaplarI (Devam)

1. - Adana Milletvekili Kemal Sağ'ın, Adana Şakirpaşa Havalimanının ikinci pist ihtiyacına ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/197) ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın cevabı (Devam)

BAŞKAN - Soruyu okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

                                       Kemal Sağ

                                              Adana

Adana Şakirpaşa Havalimanının, Devlet Hava Meydanları İşletmeleri (DHMİ) Genel Müdürlüğünce, 4 Kasım 2002'de onarıma alınmasının, Adana ekonomisine verdirdiği kayıp ATO'nun tespitlerine göre asgarî 150 trilyon TL'dir. İhale bedeli 6 trilyon 750 milyar TL'dir.

Periyodik onarım çalışmaları, gelecekte, Adana ekonomisine yine büyük kayıplar verdirecektir. Havalimanı, birden fazla pisti olan, uluslararası ulaşıma açık havaalanı demektir. Adana Şakirpaşa Havalimanı, tek pisti olan bir havalimanıdır. Hal böyle iken;

1- Adana Şakirpaşa Havalimanına ikinci pist ne zaman yapılacaktır? Yani, Şakirpaşa, ne zaman gerçekten havalimanı olacaktır?

2- İkinci pist yapılmayacaksa, en azından mevcut taxiroute'u emergency pist haline getirmeyi düşünüyor musunuz?

3- Onarımın Adana ekonomisine vermiş olduğu kaybın telafisi için ne yapmayı düşünüyorsunuz?

BAŞKAN - Soruyu cevaplandırmak üzere, Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adana Milletvekilimiz Sayın Kemal Sağ'ın sözlü soru önergesini cevaplandırmak için söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Adana Şakirpaşa Havaalanı pistinin, en son yirmibir yıl önce onarımı yapılmış. Bu tarihten sonra, çeşitli nedenlerle pistte meydana gelen aşınmalar yüzünden, 2002 yılında yapılan pist ölçümlerinde 3 ile 6 milimetre arasında 442, 6 milimetreden büyük 245 adet tümsek ve çukur şeklinde bozuk satıhların olduğu tespit edilmiştir. Bu bozuk satıhların, sadece pistte değil, PAT sahalarında da var olduğu görülmüştür.

Ayrıca, pistin en son yirmibir yıl önce yenilenen asfalt kaplamasının da ekonomik ömrünü tamamladığı, bu nedenle, pistin, acil olarak, overhaul, yani, topyekûn onarımının gerekli olduğu ortaya çıkmıştır. Onarım işinin, Adana Şakirpaşa Havalimanının ölü sezonu olarak kabul edilen ekim-kasım-aralık aylarında yapılması planlanmış ve 16 Eylül 2002 tarihinde yapılan ihaleyle, onarım işi 6 trilyon 750 milyar lira üzerinden ihale edilmiş; sözleşme imzasını takiben, 16.10.2002 tarihinde yer teslimi yapılmış ve 11 Kasım 2002 tarihinde de işe başlanmıştır.

Pistin onarımının, genel seçimlerin hemen arkasından hızlı bir şekilde tamamlanması konusunda azamî gayret gösterilmiş ve 6 trilyon 750 milyar lira öngörülen keşif bedele karşılık, 3 trilyon 520 milyar liraya, 15 Ocak 2003 tarihinde, yirmidört saat üç vardiya çalışmayla, pistin onarımı tamamlanmıştır; yani, keşif bedelinin neredeyse yarı fiyatına, onarım çok kısa sürede tamamlanmak suretiyle, havaalanının kullanılmamasından doğan ekonomik kayıp asgarî seviyeye düşürülmüştür.

Diğer yandan, söz konusu havaalanımıza ikinci pist yapımı gündeme gelmiş; bu amaçla, teknik heyetin yaptığı incelemeler sonunda, havaalanı arazisi içerisinde ikinci pist yapımına elverişli bir alan bulunamadığından, bu uygulamadan vazgeçilmiştir. Bunun yerine, mevcut taksiyolunun, yapılacak bir revizyonla, acil ikinci pist haline getirilmesi konusunda gerekli çalışmalar yapılmış, bu çalışmalar sonucunda da, mevcut taksiyolunun 2-3 yönüne veya 0-5 yönüne uzatılması durumu detaylı olarak incelenmiştir; fakat, yapılan bu tetkikler sonunda, uzatma işinin iniş ve kalkışlara oluşturacağı mânialar nedeniyle, bugünkü şartlarda gerçekleştirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.

Diğer yandan, PAT sahalarında yapılan onarım nedeniyle, 11 Kasım 2002-15 Ocak 2003 tarihleri arasında kapalı kalan havaalanının trafiği büyük oranda Gaziantep Havaalanına yönlendirilmiş; ancak, bu süre içerisinde, tabiî ki, Adana ekonomisinde -kısmen de olsa- bir kayıp söz konusu olmuştur; ancak, yolcuların can güvenliği söz konusu olduğunda, bu husus, tabiî ki, ihmal edilecek mertebede bir husustur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Bakan, sözlerinizi tamamlar mısınız.

Buyurun.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Zira, havayoluyla taşınan yolcuların can güvenliğinin, her zaman için, taşınan yolcu sayısının önünde tutulması zorunluluğu vardır. Adana Havalimanının onarım amacıyla hava trafiğine kapatılmasından dolayı oluşması söz konusu ekonomik kaybın asgarîye düşürülmesi için, az önce de dediğim gibi, başlangıçta İncirlik Askerî Üssünün kullanılması cihetine gidilmiş ve bu yönde gerekli izinler ikmal edilemediğinden, hava trafiği, en yakın yanaşma limanı olarak Gaziantep Havaalanına yönlendirilmiştir.

Burada kaydedilecek en önemli husus, başlayan işin üç aydan az bir sürede ve yoğun bir çalışmayla belirlenen keşif bedelinin yarısı değerinde tamamlanmasının başarılmış olmasıdır. Ülkemizde, keşif bedellerinin 3 katına, 5 katına, 10 katına varıncaya kadar ihalelerin sürdüğü gözönüne alınırsa, Bakanlığımızın bu işle ilgili ne kadar hassas davrandığı ve bir an önce bitirilmesi için gayret gösterdiği aşikâr olarak anlaşılacaktır.

Ben, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Buyurun Sayın Sağ.

KEMAL SAĞ (Adana) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; öncelikle Sayın Bakana teşekkür ediyorum; ancak, bu havaalanımızın onarımının yapıldığı zaman çok ilginç bir zamandır, tam seçim arifesidir. Belki de yanlış bir terim olabilir, bir otorite boşluğunun olduğu dönemde aniden bir ihale yapılarak onarım başlatılmıştır. Sayın Bakanımız "ikinci pist yapımına şartlar uygun değildir" ve artı "taksirut" yolunun genişlemesi de mümkün değildir" diyor.

Sayın Bakanım, lütfen, arz ediyorum, eğer bir gün yolunuz Adana'ya düşerse, bu Şakirpaşa Havaalanını beraberce gezelim. Gerek Büyükşehir Belediyesinin gerekse Seyhan Belediyesinin yaptığı açıklamalara göre kamulaştırmada ve ikinci pist ile taksirutun açılmasında herhangi bir sorun görülmemektedir. 6,7 trilyonluk bir harcamayla onarım yapılmıştır; ancak, bunun 2 katı bir harcamayla ikinci pist yapmak da mümkündü.

Şimdi, Sayın Bakanım, burada, benim Adana Milletvekili olarak istirhamım şudur: Adana'nın görmüş olduğu ekonomik zararın telafisi için, lütfen -Türk Hava Yollarıyla beraberce- Adana'ya yapılan, gerek iç hat gerekse dış hat seferlerinin artırılmasını istirham ediyorum; çünkü, Adana'nın İsrail'le ve diğer Avrupa ülkeleriyle birçok ihracat bağlantısı vardır. Bunların yapımı için de, lütfederseniz, bu ekseferlerin konulmasını istirham ediyorum. Bu konularda sadece bürokrasiyle yetinmemeni de, bizzat gelip görmenizde fayda mülahaza ediyorum ve bu düşünceyle teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Sağ.

Sayın Bakan, bu açıklamaya cevap verecek misiniz?

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul) - Kısa bir açıklama yapacağım.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakan.

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Sağ'a teşekkür ediyorum.

Havaalanının ihalesi -az önce ifade ettiğim gibi- 16 Eylül 2002 tarihinde yapılmış; yani, seçimlerden yaklaşık birbuçuk ay önce; seçimlerden hemen sonra, 4 Kasımda da yer teslimi yapılmış. Biz, hükümetin kurulduğu 19 Kasım günü, güvenoyunu beklemeden, hemen bu konuyu, acil olmasına binaen takibe aldık ve sürekli olarak, müteahhidi bu yönde sıkıştırarak, bir an önce bitirilmesini temin ettik.

İkinci bir pist veya taksiyolunun acil pist şekline dönüştürülmesi yönünde, yine o dönemde, arkadaşlarıma bir çalışma yapmaları talimatı verdim, bu çalışma da yapıldı. Burada -az önce de ifade ettiğim gibi- olumsuz bir rapor geldi; ama, ben, sizin görüşünüze katılıyorum. Zaman içerisindeki ekonomik gelişmeleri de dikkate alarak, ikinci bir pistin bir ihtiyaç olduğu, kişisel olarak benim de kanaatimdir. Bu bakımdan, bu konuyu tekrar inceleteceğim ve kendim de bizzat kontrol edeceğim; bunu da böylelikle açıklamış oluyorum.

Tekrar teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Soru cevaplandırılmıştır.

2. - Adana Milletvekili Kemal Sağ'ın, taksilerin zorunlu trafik sigortası primlerine ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/198) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Bu soru önergesi, üç birleşim içerisinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilecektir.

Soru önergesi gündemden çıkarılmıştır.

Buyurun Sayın Sağ.

Süreniz 5 dakikadır.

KEMAL SAĞ (Adana) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; bu soru önergesini, taksici esnafımızın uğradığı bir zararı dile getirmek için vermiştim. Aradan biraz zaman geçti; ama, hâlâ güncelliğini koruyan bir soru önergesi.

Sayın Bakanımızın burada direkt cevap vermesini tercih ederdim; ancak, galiba Sayın Bakanımızın işleri çok olduğu için buraya gelemedi ve cevabını veremedi. Umarım, yazılı cevap, iyi bir cevap olur.

Bu konuda bazı noktaları dile getirmek istiyorum. 2003 yılındaki tarifede, hususi otomobil için 87 000 000 lira -yuvarlak rakamlarla ifade ediyorum- minibüsler için 223 000 000 lira, otobüsler için 302 000 000 liralık bir sigorta  primi  öngörülmüştür;  fakat, taksiciler için  bu prim  miktarı 330 000 000 liradır; yani, burada rakamlara bakarsanız, bir haksızlık olduğu açıkça görülmektedir. 4 kişilik yolcu kapasitesine sahip olan taksilerimiz için belirlenen bu prim miktarının, hususi otomobillerden, minibüslerden ve otobüslerden daha yüksek olması, sanıyorum, Anayasamızın eşitlik ilkesine de pek uygun değildir.

Ekonomik koşullar nedeniyle ayakta durmakta ve geçimlerini sağlamakta çok zorlanan taksici esnafımız için, Türkiye'de olduğu gibi, Adana'daki durum da pek farklı değildir. Bakın, 2003 yılında trafiğe kayıtlı toplam 3 060 taksici esnafından 1 220'si plakalarını iptal ettirmişlerdir ve plakalarını askıya aldıran bu şoförlerimiz, ya işsiz kalmış veya bir başka işe girmek zorunda kalmışlardır. Eğer, Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti esnafa karşı dürüst ve adil olmayı düşünüyorsa, taksici esnafının karşılaştığı bu haksızlığın giderilmesi için Cumhuriyet Halk Partisine mensup bir üye olarak verdiğim bu soru önergesinde dile getirdiğim konunun bir an önce çözümlenmesi ve bu haksızlığın giderilmesi gerekiyor.

Sözlerimi tamamlarken şunu da hatırlatmak istiyorum: Sayın Bakanımız diyebilir ki, taksiler kaza oluşumlarına karşı çok yüksek bir risk taşıyorlar. Doğrudur; ama, lütfen unutmayınız ki, taksiler bu riski taşırken, şoförler de, aynı zamanda, can kaybı riskini taşımaktadırlar.

Taksici esnafımızın bu durumu göz önüne alınarak, trafik mesuliyet sigortası prim ödemelerindeki mağduriyetlerinin giderilmesi hususunda gerekli girişimde bulunması için ilgili bakanı uyarmanın huzuru içerisinde, hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Sağ.

3. - Hatay Milletvekili Gökhan Durgun'un, İSDEMİR'in ERDEMİR'e devrine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/202)

BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Bu önerge, üç birleşim içerisinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruyu çevrilecektir.

Önerge gündemden çıkarılmıştır.

Sayın Durgun'un söz talebi?.. Yok.

4. - İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in, taksici cinayetlerine ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/203)

BAŞKAN- Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Bu önerge, üç birleşim içerisinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilecektir.

Önerge gündemden çıkarılmıştır.

Sayın Ersin'in söz talebi?.. Yok.

5. - Van Milletvekili Mehmet Kartal'ın, özelleştirme kapsamındaki Van Sümerbank Kundura Fabrikasına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi  (6/206)

BAŞKAN- Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Bu önerge, üç birleşim içerisinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilecektir.

Önerge gündemden çıkarılmıştır.

6. - Van Milletvekili Mehmet Kartal'ın, Van-Muradiye İl Özel İdaresi sosyal konutlarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/207)

BAŞKAN- Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Bu önerge, üç birleşim içerisinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilecektir.

Önerge gündemden çıkarılmıştır.

7. - Yozgat Milletvekili Emin Koç'un, fotoğrafını okullara astıracağı iddialarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/208) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

BAŞKAN- Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Bu önerge, üç birleşim içerisinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilecektir.

Önerge gündemden çıkarılmıştır.

HALUK KOÇ (Samsun)- Sayın Başkan, Sayın Koç burada.

BAŞKAN- Buyurun Sayın Koç.

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

EMİN KOÇ (Yozgat) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Erkan Mumcu Millî Eğitim Bakanı olduğunda, tüm Türkiye'de, okullarla ilgili bir girişimde bulunmuştu. O dönemde öğrendiğim girişimi, kendisine sözlü soru olarak yöneltmiştim. Sayın Erkan Mumcu, Türkiye'deki tüm okullarımızda kendi resminin asılması için alelacele bir harekete girişmiş ve maddî olarak büyük miktar tutan fotoğraflar yaptırmıştı...

MUHARREM KARSLI (İstanbul) - Bunlar konuşuldu.

EMİN KOÇ (Devamla) - ... Ancak, bu fotoğrafları okullara astıramadan, Bakanlık görevini bırakmış oldu ve bu, ciddî bir miktar olarak, Türkiye'nin bütçesinden karşılandı.

Şimdi, Türkiye'nin durumunu hepimiz biliyoruz, Türk Halkının durumunu hepimiz biliyoruz. AKP, seçimlerde, vatandaşlara çok ciddî vaatlerde bulundu; vatandaşın sırtındaki yükü azaltacaktı. Geçmiş iktidarlar, ANAP-MHP-DSP İktidarı vatandaşın sırtına öyle bir yük yükledi ki, vatandaş ikiye katlanmıştı, yere yapışmıştı. Vatandaş, seçimlerde, bunun hesabını sordu. AKP de "bu yükü sırtınızdan alacağım, sizi rahatlatacağım" dedi ve oy aldı, iktidara geldi. Geçtiğimiz yedi aya bakıyoruz, AKP İktidarı ne yaptı, vatandaşın sırtındaki yükü hafifletti mi, vatandaşın sırtından 100 gramlık bir yük alabildi mi; alamadı. Ne yapıyor; yükü gittikçe ağırlaştırıyor, vatandaş o yükün altında ezilmeye devam ediyor. Ne yapıyor; AKP, verdiği sözlerin hiçbirini tutmazken, Türkiye'nin borcunu artırıyor, faizleri yükseltiyor, çiftçinin kullandığı girdilerin tamamının fiyatını artırıyor, çiftçiye ödemesi gereken parayı ödemiyor, tarım kesiminde, sanayi kesiminde sıkıntı gittikçe artıyor.

AKP iktidarı Türkiye'nin genelinde borcunu da artırdı dedim. Niye artırdı?.. İşte, bu da kalemlerden birisi; Millî Eğitim Bakanı Erkan Mumcu'nun fotoğraf harcaması. Vatandaş ölüyor, ülke perişan; sen, okullarda fotoğrafın peşindesin. Bu Meclis, en ufak harcamanın bile hesabını sormalı. Hepimiz, en küçük harcamaya kadar dikkat etmek durumundayız. Türkiye, bu nedenle, dikkat etmediği için bu noktaya gelmiştir. Her alandaki yolsuzluklar, harcamalar, Türkiye'yi, maalesef, bu hale getirmiştir. Vatandaşın sıkıntısı da gittikçe artmaktadır.

Bu konuda uyarı olsun diye ben bu soru önergesini verdim ve bu herkese ders olmalıdır diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Koç.

8. - Hatay Milletvekili İnal Batu'nun, AK Parti Genel Başkanının bir danışmanının BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi ile yaptığı iddia edilen görüşmeye ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/210) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Bu önerge, üç birleşim içerisinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilecektir.

Önerge gündemden çıkarılmıştır.

Sayın Batu, söz talebiniz var mı?

İNAL BATU (Hatay) - Evet Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Batu.

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

İNAL BATU (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aylarca önce, basınımızda ve kamuoyumuzda, yetkisiz kişilerin, Amerika Birleşik Devletlerinde, otel odalarında, Irak konusunda bazı görüşmeler yaptıkları ve bu konuşmaların hiçbir zaptının olmadığı, Dışişleri mensuplarımızın bu toplantılara alınmadığı yönünde yoğun söylentiler, yayınlar vardı. Aynı bağlamda, aynı kişinin, Birleşmiş Milletler Kıbrıs Özel Temsilciyle Kıbrıs konusunda bir görüşme yaptığı da basınımıza yansımış ve kendisine, böyle bir görüşmenin yapılıp yapılmadığı sorulduğunda da "bizim ikimizin de çocukları Amerika'da sınıf arkadaşıdır, biz onun için bir araya geldik" gibi, ciddiyetten uzak bir cevap verdiğini üzüntüyle görmüştüm. İşte, bu soruyu o zaman tevcih etmiştim. Aradan aylar geçti, sorumuz hâlâ cevaplandırılmadı.

Ben, sadece şunu söyleyeceğim: Artık, gelecekte, bu tür yetkisiz kişiler, kapalı kapılar ardında, zaptı tutulmayan, devlet görevlilerinin bulunmadığı konuşmalar yapmasınlar. Dış ilişkilerimizin yürütülmesinde daha ciddî, daha tutarlı bir hava hâkim olsun.

Bu düşüncelerle, hepinizi saygı ve sevgilerle selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Batu.

9. - Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in, üst yönetim kadrolarına atamalara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/211)

BAŞKAN - Sayın Başbakan veya yerine cevap verecek Sayın Bakan?.. Yok.

Bu önerge, üç birleşim içerisinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilecektir.

Önerge gündemden çıkarılmıştır.

Sayın Kepenek, söz talebi?.. Yok.

10. - Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu'nun, TÜFE'deki artışların SSK emeklilerinin maaşlarına yansıtılmamasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/212) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

BAŞKAN - Sayın Başbakan veya yerine cevap verecek Sayın Bakan?.. Yok.

Bu önerge, üç birleşim içerisinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilecektir.

Önerge gündemden çıkarılmıştır.

Sayın Baloğlu'nun söz talebi?..

Buyurun Sayın Baloğlu.

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya) - Sayın Başkan, sayın üyeler; bu soru, yönelttiğim sırada bir değer taşıyordu; ama, buradaki parlamenter işleyiş yavaş gelişiyor ki, şu anda pek anlam taşımayan bir hale geldi; çünkü, altıncı ayı doldurmak üzereyiz ve TÜFE'yle ilgili tartışmalar da farklı bir zemine oturdu. O nedenle, bu olanaktan yararlanarak, iktidarın işçi emeklilerine bakışına ilişkin eleştirilerimi sunmak istiyorum.

O tarihte, TÜFE'nin işleyeceği, seyyanen yapılan bu zammın yanında, TÜFE'yle ilgili artışların da uygulanacağı söylenmişti. Bu, kamuoyunun önünde verilmiş bir sözdü. Ne acıdır ki, bu söz unutuldu. Her ne kadar, şimdi, TÜFE'deki artışların sıfırın altında olduğu gibi bir gerekçeyle, bunun bir anlamı kalmadığı söylenebilirse de, bu, yaz aylarının getirdiği geçici bir gelişmedir; sonbaharda farklı bir gelişme olabilir ve emeklilerin durumu da farklılık kazanabilir. Kaldı ki, TÜFE'yle ilgili rakamların ne kadar bilimsel ve gerçeğe uygun olduğu konusundaki şüpheleri benden önce açıklayanlar da olmuştur.

İşçi emeklileri, Türkiye'de, oldukça geniş bir kesimi oluşturuyor ve bu insanlar, bir çaresizliğin esiridirler. Durumlarını çok açıkça görüyoruz; akrabalarımız var, çevremizde yaşayan insanlar var. Bunlara bakış, bir siyasal iktidarın bakışı olarak değil, bir insanî bakış olarak da geliştirilmeli. Kuyruklardaki dramları görüyoruz. Siyasal sömürü olsun diye söylemiyorum; bu, yaşamımızın bir parçası. Büyükçe bir bölümümüz de, işçi emekliliğinin ne demek olduğunu bilen insanlarız. Bugünkü statümüzün değişmiş olması, onlara ilişkin hakları savunma konusundaki direncimizi kırmamalıdır.

Ben, bu fırsattan yararlanarak, onların durumuna dikkatinizi çekmek istedim. Umarım ki, bundan sonra, bu tür sorulara muhatap olmayacaktır Sayın Başbakan ya da hiç olmazsa, bu konuya ilgi göstermek çerçevesinde, kendisi buraya gelemeyecek kadar meşgulse, bir sayın bakanı bu konuyla görevlendirerek, işçi emeklileriyle ilgilendiğini göstermelidir.

Saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Baloğlu.

11. - Edirne Milletvekili Necdet Budak'ın, bitki ıslahına yönelik yasal düzenlemeler yapılıp yapılmayacağına ve sertifikalı tohum kullanımına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/213) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı

BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Hazır.

Soruyu okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Prof. Dr. Sami Güçlü tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

                                 Necdet Budak

                                              Edirne

1- Bitki ıslahı ve çeşit geliştirme faaliyetleri, uzun zaman emek ve masraf isteyen çalışmalardır. Bu alanda, gerek özel sektörümüzün gerekse yabancı sermayenin haklarının korunarak yatırım yapabilmeleri ve uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülüklerimizin yerine getirilmesi UPOV-Uluslararası Yeni Bitki Çeşitlerini Koruma Birliğine entegrasyon bakımından önemli bir konudur.

Bu nedenle, geliştirilen yeni bitki çeşitlerinin ve ıslahçı haklarının korunmasına yönelik yasal düzenlemeleri yapmayı düşünüyor musunuz? Düşünüyorsanız bir tarih belirlediniz mi?

2- Ülkemizde çiftçilerimizin sertifikalı-kaliteli tohumluk kullanım oranının düşük oluşu, bitkisel üretimde verimliliği olumsuz etkilemektedir.

Çiftçilerimizi sertifikalı tohum kullanımına teşvik etmek için herhangi bir çalışmanız var mı?

BAŞKAN - Soruyu cevaplandırmak üzere, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın Hilmi Güler; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Sayın Bakan, cevap süreniz 5 dakikadır.

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Sayın Necdet Budak'ın sorusuna, ilgili bakanımız Sami Güçlü Bey olmadığı için, ben cevap vereceğim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yeni bitki çeşitlerine ait ıslahçı haklarının korunmasına ilişkin olarak Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca hazırlanan kanun ilgili bakanlık ve kuruluşların görüşüne sunulmuş, görüşler alındıktan sonra, Başbakanlığa gönderilmiştir.

Yasanın Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulması için çalışmalar sürdürülmekte ve konu, hükümetimizin Acil Eylem Planı çerçevesinde de ele alınmakta olup, Acil Eylem Planında yasa çalışmalarının 2003 yılında tamamlanması öngörülmektedir.

Adı geçen kanun, bitki çeşitlerinin geliştirilmesini özendirmek, yeni çeşitlerin ve ıslahçı haklarının korunmasını sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Ayrıca, yeni çeşitlerin çoğaltım materyallerinin ticareti konusunda bitki ıslahçılarına ait hakların korunması ve böylece, rekabet ortamının tesis edilerek, yeni ve üstün vasıflı bitki çeşitlerinin ıslah edilmesi için bitki ıslahçısına kaynak ve imkân sağlamak ve ıslahçıları teşvik ederek, yeni bitki çeşitlerinin bulunmasının kolaylaştırılmasını amaçlamaktadır. Bu kanun, aynı zamanda ıslahçıların haklarını koruyarak, özel sektörün de uzun zaman ve büyük emek gerektiren bitki ıslah faaliyetlerine yönelmesini sağlayacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kanunla, bitki ıslahçılarının ıslah ettikleri, buldukları ve geliştirdikleri bitki çeşitlerinden hangilerinin, bu korumadan nasıl ve ne kadar süreyle yararlanacağı, hangi bitki türlerinde çiftçi istisnası uygulanacağı, ıslahçı haklarından kimlerin yararlanacağı, bir çeşide ait ıslahçı hakkının kime ait olduğu, bu hak üzerinde payların ne şekilde kullanılacağı, hakkın diğer kişi ya da kişilere nasıl devredileceği hususları da belirlenmiştir.

Bu kanunun yürürlüğe girmesiyle, Avrupa Birliğinin 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararının 8 sayılı ekinin 6 ncı maddesi uyarınca, UPOV, yani, Uluslararası Yeni Bitki Çeşitlerini Koruma Birliği Sözleşmesine katılımının sağlanması konularında da, ülkemizin taahhütleri ve yükümlülükleri yerine getirilmiş olacaktır. Ülkemizde, özellikle, bitkisel yağ açığımız dikkate alınarak, belirli yağ bitkilerine prim ödemeleri uygulanmaktadır. Prim ödemelerinde, pamukta ve soya fasulyesinde sertifikalı tohum kullanan üreticilere, primin yüzde 10'u tutarında fazla teşvik verilmektedir.

Tarımda en önemli girdilerden birisi de, tohum ve tohumluktur. Tohumculuk faaliyetleri, ıslah çalışması sonucunda yeni bir çeşidin geliştirilmesiyle başlayıp, tescilli çeşitlerin üretimlerinin yapılarak, çiftçinin tarlasına ulaşıncaya kadar devam eden bir süreci kapsamaktadır.

Ülkemizde, tohumlukların tescili, üretimi, dağıtımı ve pazarlaması 308 sayılı Tohumlukların Tescil Kontrol ve Sertifikasyonu Hakkında Kanuna göre yapılmaktadır. Her yıl yaklaşık 1 000 000 dekar alanda tohumluk ekimi yapılmakta ve bunun sonucunda 250 000 ton tohumluk sertifikalandırılmaktadır; ancak, bu miktar ülkemizin tohumluk ihtiyacının yüzde 20'sini karşılamaktadır. Bu miktarın artırılması ve çiftçimizin sertifikalı tohumluk kullanmasını sağlamak hedeflenmektedir. Bu amaçla, 2001 yılından bu yana yürütülen tohumculuğu geliştirme projesiyle verimi ve kalitesi yüksek, hastalık ve zararlılara dayanıklı, iç ve dış pazar isteklerine uyumlu yeni bitki çeşitlerinin elde edilmesi ve bu çeşitlere ait tohumluk ihtiyacının karşılanmasıyla tohumluk üretiminin istenilen seviyelere ulaştırılması amaçlanmaktadır.

Hububatta, TİGEM'in üretmiş olduğu sertifikalı tohumlukların çiftçilere daha kolay ulaşmasını sağlamak için, ülke çapında, il ve ilçelerde bayilik sistemi getirilmiştir.

Sorunuza teşekkür eder, bilgileri saygıdeğer Meclise arz ederim. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Sayın Budak, buyurun.

NECDET BUDAK (Edirne) - Sayın Bakanım, cevap için teşekkür ediyorum, sağ olun.

Gerçekten güzel bir tasarı. Eğer uygulamaya da konulursa, bitki ıslahı çarkları, gerçekten, Türkiye için, özellikle üniversitelerde çalışan bitki ıslahçıları, genetikçiler, biyoteknologlar için ve ayrıca Türkiye'deki araştırma enstitülerinde çalışan ıslahçıları ödüllendirmek, motive etmek bakımından çok faydalı olacağını düşünüyorum. Yalnız, bunu biz yıllardır bu şekilde söylüyoruz. Türkiye'de belki ilk kez uygulaması yapılacak. Avrupa'daki UPOV'un kriterlerine uyularak bitki çeşitlerinin geliştirilmesi çok önemli. Biz, tahılda, şu anda, tohumluk ihtiyacının yüzde 20'sini karşılıyoruz. Bunu yüzde 100 yapabilmemiz lazım; çünkü, Türkiye'deki devlet üretme çiftlikleri çok atıl durumda, verimsiz durumda; bunlar kullanılabilir.

Ayrıca, bir başka konuya da dikkat çekmek isterim; cevabınızda spesifik olarak belirtilmedi. Türkiye de, tohumlukta dışarı bağımlı hale gelmiş durumda ve bağımlı olduğumuz çeşitlerin çoğu yabancı döllenen bitkiler; sebzeler ve meyvelerde bağımlılık var. Bu konuda tohum geliştirilmesini ödüllendirmeye yer verilmesini temenni ediyorum.

Cevabınız için sağ olun diyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Bayın Budak.

Sayın Bakan, cevap verecek misiniz?

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Soru cevaplandırılmıştır.

12. - Manisa Milletvekili Nuri Çilingir'in, sürücü adaylarının trafik sınavı yerlerine ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/214) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Bu önerge, üç birleşim içinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilecektir.

Önerge gündemden çıkarılmıştır.

NURİ ÇİLİNGİR (Manisa) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun Sayın Çilingir.

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

NURİ ÇİLİNGİR (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanına sormuş olduğum, sürücü adaylarının sınav yerleriyle ilgili sorum nedeniyle söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.

Sorduğum sorular şunlardı:

"1- Motorlu taşıt sürücü adaylarının trafik ders sınavının yapıldığı sınav yeri sayısını yeterli buluyor musunuz" ki 81 ilde yapılıyor bu.

"2- Motorlu taşıt sürücü adaylarının trafik ders sınavının, öğrenci Seçme Sınavının (ÖSS) yapıldığı merkezlerde yapılması hususunda Bakanlığınızca bir çalışma yapılmakta mıdır?"

Biliyorsunuz, ÖSS sınavı, genellikle nüfusun yoğun olduğu ilçe merkezlerinde de yapılıyor.

Trafik güvenliğini etkileyen unsurlardan biri de sürücülerimizin eğitimidir. Bilindiği gibi, ülkemizde, daha önce, kişinin kendi çabası sonucu edindiği teorik ve pratik trafik bilgi ve becerilerinin emniyet makamlarınca değerlendirilmesi sonucu sürücü belgesi verilmekteydi. 3.12.1987 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Motorlu Taşıt Sürücüleri Kurs Yönetmeliğiyle, ülkemizde sürücü yetiştirme ve belge verilmesinde yeni bir dönem açılmıştır. İlgili yönetmelik uyarınca, açılan sürücü kurslarında kursiyerlere trafik ve çevre bilgisi, motor ve araç tekniği dersi, ilkyardım dersi ve direksiyon eğitimi verilmektedir. Bu  eğitimin toplam saatleri, sürücü belgesinin türüne göre değişmektedir. Alınan dersler sonucunda kursiyerlerin pratik ve teorik sınavları 1987 yılından 1990 yılına kadar kurs yönetimince yapılmaktayken, 1990 yılında yönetmelikte yapılan değişiklikle bu görev millî eğitim müdürlüklerine verilmiştir. 2002 yılının eylül ayından itibaren de sınav, Millî Eğitim Bakanlığınca merkezî sistemle yapılmaya başlanmıştır.

Trafik güvenliğini etkileyen en önemli unsurlardan birisi olan sürüce eğitimi konusunda sürücü kurslarımıza büyük görevler düşmektedir. Sürücü kurs hizmetlerini, eğitim ve öğretim amacı ağır basan, kamu yararını gözeten bir anlayışla yürüten kuruluşlar yanında, düzenlenen mevzuata aykırı faaliyette bulunanların da yürütüyor olması iyi niyetle kurulan sisteme yönelik eleştirileri de, ne yazık ki, beraberinde  getirmektedir. Trafik kazalarını caydırıcı nitelik taşıyan, Karayolları Trafik Kanununun 118 inci maddesinde bulunan "trafik suçunun işlendiği tarihten geriye doğru bir yıl içinde toplam 100 ceza puanını dolduran sürücülerin sürücü belgesi iki ay süreyle geri alınır ve eğitime tabi tutulurlar" ifadesi yer almaktadır. Bu düzenleme kapsamında, sürücü belgesi geri alınanlardan kaçının bu kurslarda eğitime alındıkları hakkında bir bilgi, ne yazık ki, bulunmuyor.

Bilindiği gibi, ülkemizde yoksulluk ve işsizlik had safhada bulunmakta. Özellikle, kırsal kesimde yaşayan vatandaşlarımızın sürücü belgelerine sahip olabilmeleri, maddî ve manevî büyük zorlukları beraberinde getirmektedir. Cebinde karnını doyuracak parası olmayan vatandaşlarımız, sürücü belgesi alabilmek için ek bir masrafa girememektedirler. Bütün şartlarını zorlayarak sürücü kursuna devam edip kursu bitiren vatandaşlarımızdan, özellikle sınavın yapıldığı merkezlere uzak yerlerde ikamet edenler, ek maddî masraflarla karşı karşıya kalıyorlar, 170-180 kilometre giderek sınava katılmak zorunda kalıyorlar. Sınav güvenliğinin sağlanarak sürücü kursuna katılan kursiyer sayısı dikkate alınmak suretiyle, sınavın tam bir tarafsızlık içerisinde, önergemde belirttiğim gibi, ÖSS sınavının yapıldığı merkezlerde yapılması sağlanmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önergemde, seçim bölgem olan Manisa'da, il merkezi dışında bazı ilçelerimizde de sürücü kursu sınavlarının yapılmasının sağlanması gerektiğini belirttim. Manisa İlimizin bazı ilçeleri, gerek nüfus gerekse gelişmişlik yönünden Anadolu'daki birçok ilden daha büyüktür. Yine, bazı ilçelerimiz, Manisa merkezden oldukça uzak mesafededirler. Bu durum, sürücü kursu sınavlarının ilçemizde de yapılması gerektiğinin bir işaretidir. Son aldığım bilgiler, ülkemizde sürücü kursu sınavlarının toplam 100 merkezde yapılacağı yönündedir. Bunların içerisinde Salihli İlçemiz de bulunmaktadır. Alınan bu karar çok doğrudur ve mağduriyetleri önleyecektir. Sürücü kursu sınavlarının üniversitelerarası seçme sınavının yapıldığı merkezlerde yapılması gerektiği düşüncemi yenileyerek, Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Çilingir.

13. - Hatay Milletvekili Abdulaziz Yazar'ın, İskenderun Körfezinde demirli bulunan tehlikeli madde yüklü bir yabancı gemiye ilişkin Çevre Bakanından sözlü soru önergesi (6/215) ve yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması

BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Bu önerge, üç birleşim içinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilecektir.

Önerge gündemden çıkarılmıştır.

Buyurun Sayın Yazar.

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

ABDULAZİZ YAZAR (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İskenderun Limanında üç yıldır demirli bulunan İspanya Bayraklı "MV Ulla" adlı gemiyle ilgili olarak, Sayın Çevre ve Orman Bakanımızın yanıtlaması için, bir sözlü soru önergesi vermiştim. Konu hakkında Sayın Bakanın bizleri aydınlatmasını bekliyor ve bu vesileyle, çevre sorunları konusunda kişisel görüşlerimi sizlere aktarmak istiyorum. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, İspanya'dan aldığı yükle İskenderun Demir Çelik Fabrikaları Limanına Mart 2000'de gelen "MV Ulla" adlı gemi, zehirli atık yüklü olduğu gerekçesiyle, bağlı bulunduğu İskenderun Körfezinde çürüyor. Ortadoğu Teknik Üniversitesinde yapılan analizlerde, İspanya'nın kuzeyindeki üç termik santralın artığı olan küllerde, Türkiye'ye girmesi yasak olan krom-6 tehlikeli atığının yüksek seviyelerde olduğu belirlenmiştir. Bunun üzerine, Bakanlık, gemiyi limanda mühürlemiş; ancak, söz konusu gemi, üç yıldır, ait olduğu ülke olan İspanya'ya gönderilememiştir. Makineleri iflas eden gemide iki genç bekçilik yapıyor.

Sözlü soru önergemle ilgili olarak hazırlanmış ve Çevre Bakanı tarafından imzalanmış bir yazı tarafıma ulaştı; ancak, pek doyurucu bulamadım. Sayın Bakandan, daha aydınlatıcı bir cevap, daha da önemlisi, icraat bekliyorum.

Değerli arkadaşlar, Türkiye, geçmişte de, birçok gelişmekte olan ülke gibi, toksik atık ticaretinden oldukça etkilenmiştir. Birçoğunu bildiğinizden eminim; ama, yine de birkaçını sizlere anımsatmak istiyorum.

Birçok kişi, 1988 yılında Karadeniz kıyılarına vuran toksik atık varillerini anımsayacaktır. Bu olay, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı en ünlü atık ticareti olaylarından biriydi. İçlerinde bulunan belgeler, varillerin kaynağının İtalya olduğunu kanıtladığı halde, o dönemin yetkilileri, bu toksik atıkları sahibine iade edememişlerdir. Kanser yapıcı DDT de dahil olmak üzere, tümüyle toksik tarım ilaçlarıyla dolu olan variller, o zamandan beri, Karadeniz Bölgesindeki birkaç yerde depolanmış durumda bekletiliyor; sızıntı yapıyorlar, yerel çevreyi zehirliyorlar ve insan sağlığını tehdit ediyorlar.

Terk edilen ve Fransa'daki Dunkirk Özerk Limanı tarafından açıkartırmayla satılan Sea Beirut gemisi, Aliağa'daki Cemsan Şirketinin Almanya'daki ortağı MSK'ye satılmıştı. İçinde asbest bulunan gemi, Aliağa açıklarında Greenpeace tarafından durdurulmuştu. Çevre Bakanlığı da, yaptırdığı analizlerde gemide asbest saptamış, geri gönderilme kararı almıştı. Şirket, İzmir İdare Mahkemesine başvurmuş ve geminin geri gönderilmesi kararı çıkmıştı. Dışişleri, Fransız Büyükelçiliğine, gemiyi geri almaları konusunda nota vermişti; ancak, Fransa, geminin sorumluluğunu kabul etmediğini bildirmişti. Son olarak da, sözlü soru önergeme konu olan, İskenderun açıklarında üç yıldır bekleyen MV Ulla gemisi...

Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz ki, ülkemiz, doğal güzellikleriyle, hâlâ bir cennet. Turizmden büyük gelirler sağlıyoruz. Nükleer santralların bulunmadığı tek Avrupa ülkesiyiz. Kıyılarımızın, denizlerimizin ve doğamızın kirlenmesine izin verirsek ne yapacağız?! Turizm gelirlerimiz azalmayacak mı?! İnsanımızda, çevre kirliliğinden mütevellit sağlık problemleri başlamayacak mı?! Türkiye, Avrupa Birliğinin ve diğer endüstrileşmiş ülkelerin çöplüğü mü?! Unutmayalım ki, başka Türkiye yok. Hükümetin bu konuda acil çözümler getirmesini istiyorum.

Sevgili arkadaşlar, konuşmamı tamamlamadan önce bir konuyu sizinle paylaşmak istiyorum.

İskenderun'da bulunan Toprak Mahsulleri Ofisi Bölge Müdürlüğünün kapatılma kararını öğrenmiş bulunmaktayım. Yakın zamanda Ziraî Donatım Bölge Müdürlüğü, Karayolları Bölge İkmal Müdürlüğü, Devlet Hava Meydanları Bölge Müdürlüğü, Mustafa Kemal Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi ve Mühendislik Fakülteleri İskenderun'dan alındığı gibi, Toprak Mahsulleri Ofisi Bölge Müdürlüğü de İskenderun'dan alınmaktadır.

Değerli arkadaşlar, İskenderun'dan koparılan bu müdürlüklerin ve fakültelerin hepsi bir ihtiyaç doğduğu için açılmıştı. İl olması halinde, Türkiye'nin ilk 20 ili arasına girecek büyüklükte olan İskenderun'un, bu bölge müdürlüklerine ihtiyacı vardır.

Bu konuda hassasiyet gösterilmesini bekliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN -Teşekkür ediyorum Sayın Yazar.

14. - Tekirdağ Milletvekili Erdoğan Kaplan'ın, Ergene Nehrindeki kirlilik ve taşkından kaynaklanan sorunlara ilişkin Çevre Bakanından sözlü soru önergesi (6/222)

BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.

Bu önerge, 3 birleşim içinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98 inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilecektir.

Önerge gündemden çıkarılmıştır.

Sayın Kaplan'ın söz talebi?.. Yok.

15 ve 16 ncı sıralardaki soruları Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı birlikte cevaplandırmayı talep ettiğinden, soruları arka arkaya okutacağım.

15. - Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, Malatya Çat Barajı ve Tüneli Projesindeki sulama kanallarına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/224) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı

16. - Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun, Malatya-Arguvan Yoncalı Barajı Projesine ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/225) ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler'in cevabı

BAŞKAN - Soruları okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki soruların Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Dr Sayın Hilmi Güler tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

                        Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                                          Malatya

Malatya Çat Barajı ve Tüneli Projesi, 1992 yılında ihale edilmiş ve beş yıl önce bitirilmiştir. Bugüne kadar projeye 272 000 000 ABD Doları kaynak aktarılmıştır. Proje, bölgedeki yaklaşık 15 000 hektar arazinin sulanması amacıyla yapılmıştır. Bu nedenle:

1- Beş yıl önce bitirilen baraj ve tünel projesi, sulama kanalları için yeterli ödenek verilmediğinden atıl olarak beklemekte ve bu projeden hiçbir ekonomik katkı alınamadığı dikkate alınırsa, 272 000 000 dolarlık yatırım neden yapılmıştır?

2- Sulama kanallarını ne zaman tamamlamayı düşünüyorsunuz?

3- 2003 yılı içerisinde gerekli ödeneği ayıracak mısınız?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki soruların Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Dr. Sayın Hilmi Güler tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

                        Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                                          Malatya

Malatya-Arguvan Yoncalı Barajı Projesi, yaklaşık 12 000 hektar araziyi sulamak amacıyla, 1996 yılında ihale edilmiş ve bugüne kadar ancak yüzde 25'i tamamlanmıştır.

1- Yaklaşık yedi yıl geçmesine rağmen ancak, yüzde 25 oranında gerçekleşen projeyi tamamlamayı düşünüyor musunuz? Düşünüyorsanız ne zaman tamamlayacaksınız?

2- Baraj projesiyle birlikte isale projesinin öncelikle tamamlanması dikkate alınırsa, isale tünelinin ihalesini ne zaman yapmayı düşünüyorsunuz?

BAŞKAN - Soruyu cevaplandırmak üzere, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Sayın Hilmi Güler; buyurun.

Soruları cevaplandırma süreniz 10 dakikadır.

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Malatya Milletvekili Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun sözlü soru önergelerinden birincisine cevabımı sunuyorum:

Malatya Çat Projesi kapsamında,  Malatya İlinin  36 kilometre  güneyinde,  Adıyaman İlinin 35 kilometre kuzeyinde, Çelikhan İlçesine 13 kilometre uzaklıkta, Abdülharap Çayı üzerinde inşa edilmiş olan Çat Barajında depolanan 240 000 000 metreküp sudan, Çat isale tüneli vasıtasıyla, Derme Ovasında 4 134 hektar, Çerkezyazısı Ovasında 10 347 hektar olmak üzere, toplam 14 481 hektar arazinin sulanması ve mevcut 6 983 hektarlık Derme sulamasının takviye su kaynağı yaratılması amaçlanmıştır.

Proje, baraj, isale tüneli ve sulama olmak üzere üç kademeli bir proje olup, Çat Barajı ve Adıyaman İli hudutları dahilinde, Çat Barajından suyu Malatya İlindeki sulama sahasına iletecek olan 10 682 metre uzunluğundaki Çat isale tüneli bitirilmiştir.

Sulama tesislerinden, 6 983 hektarlık Derme Ovası sulaması işletmede olup, mevcut su kaynağı Malatya İline içmesuyuna tahsis edildiğinden, sulama suyu bu projeden sağlanmaktadır; yani, soruda olduğu gibi, hiçbir ekonomik katkı alınamadığı ifadesine, aynı zamanda bir cevap bu.

14 481 hektarlık Derme ve Çerkezyazısı Ovaları sulaması da 18.8.1992 tarihinde ihale edilmiş ve 1.4.1993 tarihinde işe başlanmıştır. Sulama inşaatında, bugüne kadar 1 adet regülatör, 1 300 metre duvarlı kanal, 38 150 metre trapez kanal, 13 300 metre LTP, 2 900 metre polietilen boru, ayrıca 185 metrelik PVC, 704 metrelik ACP borulu şebeke inşaatı da tamamlanmış olup, beş yıldan beri işletmede olan 6 000 hektarlık Derme sulamasına su verilmektedir.

2003 yılında 481 hektar alan sulamaya açılacak ve yedekler tamamlandıkça peyderpey sulamaya açılacak alan artırılacaktır.

Bütçe ödenekleri nispetinde, iş programlarına uygun olarak inşaatı sürdürülen işin, yıllık ödenek ihtiyaçları aynen karşılandığı takdirde, 2005 yılında ikmali programlanmıştır.

Projenin peyderpey sulamaya açılan sahalarından ekonomik katkı sağlanmakta olup, yıllık ödenek ihtiyaçlarının aynen karşılanması halinde, 2005 yılında tamamlanmasıyla, projeden beklenen ekonomik katkı tamamen sağlanmış olacaktır.

DSİ Genel Müdürlüğünce, 2003 yılında, 45,553 trilyon TL'si Malatya-Çat Projesi olmak üzere, tarım sektörü yatırımları için 4,560 katrilyon TL ödenek ihtiyacı tespit edilmiş; ancak, ihtiyacın yüzde 18''i olan 813,8 trilyon TL ödenek ayrılabilmiştir. Söz konusu projenin 2003 yılı ödeneği, DSİ Genel Müdürlüğüne tahsis edilen bu ödenek çerçevesinde değerlendirilmekte olup, henüz kesinlik kazanmamıştır.

Diğer sorulara geçiyorum.

Malatya - Yoncalı Barajı Projesi kapsamında, Malatya il sınırları içerisinde, il merkezine 100 kilometre, Arguvan İlçesine 31 kilometre uzaklıkta, Maslakbaşı Çayı üzerinde inşa edilmekte olan Yoncalı Barajında depolanacak su miktarı 132 500 000 metreküptür ve Yoncalı İsale Tüneli vasıtasıyla 12 045 hektar alanın sulanması planlanmıştır.

Yoncalı Barajı, 12.12.1995 tarihinde ihale edilmiş ve 26.4.1996 tarihinde işe başlanılmıştır. Baraj inşaatında, bugüne kadar, ulaşım yolları tamamlanmış, derivasyon tüneli beton kaplaması ve dolusavak kazıları işlerine devam edilmektedir. Güvenlikle ilgili tesislerin bir bölümü tamamlanmış, gövde sıyırma kazılarına henüz başlanılamamıştır.

DSİ Genel Müdürlüğünün yatırım programında yer alan projelerin yıllık ödenek ihtiyaçlarının karşılanamaması, projelerin planlandığı tarihlerde bitirilememesine neden olmaktadır.

Yoncalı Barajının, yıllık ödenek ihtiyaçları aynen karşılandığı takdirde, mukavelesine göre, 27.9.2004 tarihinde ikmali programlanmıştır.

Proje kapsamındaki 9 480 metre uzunluğunda, 3,5 metre çapındaki Yoncalı Barajı İsale Tüneli, baraj rezervuarındaki suyu sulama alanına ulaştıracaktır. Tünelin katî projeleri ve yeşil dosyaları hazır olmasına rağmen, bütçe kanunu gereğince ihale edilmesi için gerekli olan toplam keşif bedelinin yüzde 10'u kadar yıllık ödeneği bulunmadığı için ihale edilememiştir.

2003 yılında, projeye ayrılabilecek ödenek çerçevesinde, Yoncalı Barajı İsale Tüneli inşaatı ile Yoncalı sulaması katî proje yapımı işlerinin ihalesi değerlendirilecektir.

Hepinize saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Buyurun Sayın Aslanoğlu, yerinizden...

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Değerli milletvekilleri, Sayın Bakana teşekkür ediyorum; ancak, bir proje düşünün, 272 000 000 dolar para harcanıyor, sadece 6 000 hektar arazi sulanıyor. Acaba, bu proje fizibl mıdır?! Dokuz yılda 272 000 000 dolar harcanan bir barajdan alınan sulama suyu, acaba bu ülke için, bu para için fizibl mıdır?!

Burada bir baraj inşaatı yapılmış; ayrıca, burada bir enerji üretimi söz konusu; barajın savaklarına akan suyla enerji elde edilecek. Bir firmaya verilmiş, tahsis yapılmış; yaklaşık on yıldır da, bu firma, enerji üretimi için tek çivi çakmıyor. Sadece tahsis yapılmış... Ülkenin doğalgaz mezarlığına çevrildiği bir dönemde, hazır bir değerden, bir firmaya tahsis edildi diye enerji elde edilmemesi, acaba, ülke açısından ekonomik bir değer midir?! Onun için, Çat Barajı ve sulama suyunda, diğer bölümlere tahsisat verilmediği takdirde, harcadığımız 272 000 000 dolara yazıktır. Ben, şahsen acıyorum; çünkü, 272 000 000 dolar harcamayla, buradaki değil 15 000 hektar arazi, belki 25 000 hektar arazi sulanırdı.

Bir de, Sayın Bakanıma şunu soruyorum: Acaba, bu 272 000 000... Şu günlerde keşif bedeli artışları çok gündemde. Özellikle, acaba, fizibl mıdır bu proje ve fizibl olarak yapılmış mıdır? Tabiî, yine, özellikle baraj konusunda, Enerji Bakanlığının daha önce bazı firmalara tahsis ettiği, verdiği belgeler var; eğer, baraj içi enerji üretimi başlamadıysa, acaba, bunları geri almayı düşünmüyorlar mı? Hâlâ, bu insanlar, burada, bu hazır değerleri tutacak mı; bundan önce faaliyete başlanmayacak mı?

Yoncalı Barajına gelince... Bir insanın bir tek oğlu var; Arguvan'ın bir tek ovası var Sayın Bakanım. Tek bir ovası var Arguvan'ın; başka malı yoktur, başka evladı yoktur. Sulanabilecek tek bir yeri var. Eğer, biz, yedi yıldır sadece yüzde 25 yaptıysak, siz, bana yirmi sene sonra istediğiniz kadar evlat verin, ben öldükten sonra ne işe yarar?! Onun için, Arguvan için çok önemli; Arguvan'ın tek evladı, bugün Arguvan'da yaşayan insanların tek ekmeği. Yedi yılda sadece ekmek vermiyorsunuz. Ben öldükten sonra bu ekmeği verirseniz ne işe yarar Sayın Bakanım?! Onun için, bazı projeler vardır ki, orası için çok önemli bir ekonomik değer ihtiva eder; özellikle Yoncalı Barajı. Sizden hassaten rica edeceğim; çünkü, tek bir ekmeği var burasının.

BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, sözlerinizi toparlar mısınız...

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Peki efendim; teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Aslanoğlu.

Sayın Bakan, açıklamaya cevap verecek misiniz?

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Evet.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakan.

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, gerçekten, değerli Ferit Mevlüt Aslanoğlu önemli bir noktaya dokundu; yani, biz, 1992 yılında ihale edilmiş, beş yıl önce bitirilmiş, bir kısmı çalışan, bir kısmı çalışmayan bir tesisle karşı karşıyayız. Bu iş de, bizim, hepimizin bir ortak yarası. Mutlaka düzeltmemiz gereken sorunlardan bir tanesi bu; ama, zaten, uğraşmalarımız hep bu yönde. Biz, şu anda, mevcut kaynaklarımızı, bitmekte olan veya hemen hemen bitmiş olan tesislere ağırlık vererek kullanmayı düşünüyoruz. Burada da, maalesef, gerçekten, eleştirilecek, tenkit edilecek böyle bir tabloyla karşı karşıyayız. Dediklerine katılıyorum; zaten, biz de bunları düzeltmek üzere hareket ediyoruz, çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şu anda, özellikle DSİ'nin yatırımlarında ikili anlaşmalarla ele alınan o şekilde projeler var ki, biz, eğer, anlaşmada yazdığı şekilde bunu uygulamaya kalksaydık, yaklaşık 20 000 000 000 dolarlık bir şişkinlikle bunları yürütecektik. Bunların içinde, fizibilitesi, gerçekten, yeniden yapılması gereken projeler de var; ama, bunun  ihalesine 1992 yılında başlanmış ve beş yıl önce bitmiş. Artık, bunun, daha, fizibilite yapılma durumu filan yok; bu, geri dönmesi imkânsız bir noktaya gelmiş bir proje.

Bizim bütün yapmak istediğimiz şey, elektriğini ürettikten sonra, sulamaya da ağırlık verdikten sonra bu proje bitecek, namus belasına bitecek bu proje; yani, anlatabildim mi... Olay bu şekilde; ama, biz, bunları, eskinin bütün bu problemlerini şimdi düzeltmeye çalışıyoruz. Bulgar elektriğinde de bu böyle, Rus doğalgazında da bu böyle, rastladığımız güncel olaylarda karşılaştığımız tablolarla bu böyle; bunları düzeltmeye çalışıyoruz ve bütün bunlar, bizim Karadenizlinin dediği gibi "ha bu bana ders olsun..." Bundan sonra, bunları düzgün bir şekilde ele almamız gerekiyor; ama, bunda, hepimiz beraber hareket edeceğiz; yani, iktidar-muhalefet olayı yok burada ve bunu yaparsak ancak çocuklarımız, bizden sonraki nesiller, diğerleri bundan faydalanacak. Bu, aslında, bir ayıbın tablosudur; biz, elimizden geldiği kadar bunu düzeltmeye çalışıyoruz.

Tekrar saygılar sunarım. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Soru cevaplandırılmıştır.

Sözlü sorulara ayrılan süre dolmuştur.

Birleşime, 5 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati : 16.48


ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.56

BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Enver YILMAZ (Ordu), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 95 inci Birleşimin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

1 inci sırada yer alan, Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ile Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Savunma Komisyonu raporunun müzakeresine başlıyoruz.

V. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN

DİĞER İŞLER

1. - Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ile Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu raporu (1/324) (S. Sayısı: 54) (1)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yerinde.

Hükümet?.. Yerinde.

Komisyon raporu 54 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Balıkesir Milletvekili Sayın Sedat Pekel; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA SEDAT PEKEL (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan (1/324) esas numaralı, Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ile Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Konuşmama başlamadan önce, hepinizi şahsım ve Grubum adına saygıyla selamlıyorum.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde, sahillerimizin korunması, kaçakçılığın önlenmesi ve izlenmesi amacıyla, 1859 yılında Rüsumat Emaneti Teşkilatı ile bu teşkilata bağlı Muhafaza Memurluğu kurulmuştur. 1886 yılından itibaren bu görev, kordon bölükleri marifetiyle yerine getirilmiştir. Cumhuriyetin kurulmasından sonra başlatılan yeni teşkilatlanma çalışmaları kapsamında, denizyoluyla yapılan kaçakçılığın önlenmesi, izlenmesi, araştırılması ve karasularımızın güvenliğinin sağlanması amacıyla, 1932 yılında, 1917 sayılı Kanunla, Genelkurmay Başkanlığına bağlı Gümrük Muhafaza Umum Kumandanlığı kurulmuştur.

1936 yılında, 3015 sayılı Gümrük Muhafaza Genel Komutanlığı Emrinde Deniz Teşkilatının Askerîleştirilmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesiyle, anılan kumandanlık emrindeki deniz teşkilatına askerî kimlik kazandırılmış ve karasularımızın güvenliği ve emniyeti, bahse konu teşkilata verilmiştir. Deniz sınırlarının güvenliği ve personelin eğitimi bakımından Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde bulunan Gümrük Muhafaza Umum Kumandanlığı, görev yönünden, Gümrük ve Tekel Bakanlığına bağlı olarak, 1956 yılına kadar faaliyetlerini sürdürmüştür.

1956 yılında, 6815 sayılı, Sınır, Kıyı ve Karasularımızın Muhafaza ve Emniyeti ve Kaçakçılığın Meni ve Takibi İşlerinin Dahiliye Vekaletine Devri Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesiyle, sınır, kıyı ve karasularımızın korunması ve güvenliği ile kaçakçılığın meni ve takibi işleri, Jandarma  Genel Komutanlığına  devredilmiş ve Gümrük Muhafaza Umum Kumandanlığının  hukukî

                               

(1) 54 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

varlığı da sona ermiştir. Bu tarihten itibaren, Samsun, İstanbul, İzmir ve Mersin'de, Jandarma Genel Komutanlığına bağlı olarak, jandarma deniz bölge komutanlıkları kurulmuştur.

1960'lı yılların başlarından itibaren uluslararası konjonktürde gözlenen değişiklikler, uluslararası deniz hukuku konferansları, savunma sanayiinde ortaya çıkan modernleşme süreci, Türkiye'nin jeostratejik konumu, kıyılarının uzunluğu gibi unsurlar, yeni bir sahil güvenlik teşkilatı kurulması ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Diğer taraftan, bazı bakanlıkların, karasuları ve denizle ilgili hizmetlerinde, kanunlarla öngörülen çeşitli yasakları uygulayacak yeterli güvenlik güçlerinin bulunmaması hususu da gözönünde bulundurularak, 1967 yılından itibaren, Sahil Güvenlik Komutanlığı kurulması çalışmalarına hız verilmiştir. Bu çerçevede yapılan çalışmalar sonucunda, 9 Temmuz 1982 tarihli ve 2692 sayılı Kanunla Sahil Güvenlik Komutanlığı kurulmuş ve üç yıl süreyle, Jandarma Genel Komutanlığına bağlı olarak görev yapmıştır.

Sahil Güvenlik Komutanlığı, 1 Ocak 1985 tarihinden bu yana barışta ve hizmet yönünden İçişleri Bakanlığına bağlı, silahlı bir güvenlik kuvveti olarak faaliyetlerini sürdürmekte olup, olağanüstü durumlarda Genelkurmay Başkanlığının isteği üzerine, savaş halinde ise doğrudan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı emrine girecektir. Denizdeki yegâne kolluk kuvveti olarak görev ve yetkilere sahip bulunan Sahil Güvenlik Komutanlığının görev alanı, muhtelif kanun, tüzük, yönetmelik ve kararnamelerle yakından ilgilidir.

2692 sayılı kuruluş yasasıyla Sahil Güvenlik Komutanlığına tevdi edilen görevler genel hatlarıyla; Bütün sahillerimizi ve karasularımızı, içsularımız olan Marmara Denizini, boğazlarımızı, liman ve körfezlerimizi korumak ve güvenliğini sağlamak. Uluslararası Arama Kurtarma Sözleşmesinin öngördüğü düzeyde arama, kurtarma görevlerini icra etmek; denizlerde ulusal kanunları ve uluslararası mevzuatı uygulamak; denizyoluyla yapılan her türlü kaçakçılık olaylarını önlemek; denizlerimizdeki kirlenmeye mâni olmak; gerektiğinde ülke savunmasına katkıda bulunmaktır. Belirtilen görevler, 8 333 kilometrelik sahil şeridi boyunca, karasuları, münhasır ekonomik bölge ve arama kurtarma sahalarını kapsayan toplam 377 714 kilometrekarelik sorumluluk sahasında denizlerle ilgili yürürlükteki mevzuat kapsamında koordine ve icra edilmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sahil Güvenlik Komutanlığı, Samsun, İstanbul, İzmir ve Mersin'deki 4 bölge komutanlığı, İzmir Adnan Menderes Havaalanında konuşlu Sahil Güvenlik Hava Komutanlığı, Antalya'da konuşlu Sahil Güvenlik Eğitim Merkezi Komutanlığı ile bölge komutanlıklarına bağlı 6 grup komutanlığından teşkil edilmiştir.

Sahil Güvenlik Komutanlığı envanterinde bulunan 83 sahil güvenlik botu, Karadeniz'de Hopa'dan Akdeniz'de Çevlik'e kadar 64 üs, liman, koy ve körfezde konuşlu olarak görevlerini icra etmektedir. Uçar birlik olarak ise, İzmir'de Adnan Menderes Havaalanında konuşlu Sahil Güvenlik Hava Komutanlığı envanterinde, halihazırda 2 adet helikopter ve 3 adet de uçak mevcuttur.

Sahil Güvenlik Komutanlığının personel kadrolarına, 9 Temmuz 1982 tarihli ve 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu gereğince, Türk Silahlı Kuvvetleri insangücü planına göre Deniz Kuvvetleri Komutanlığı içinde yer verilmekte ve bu kadrolar için askerî personel ihtiyacı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından karşılanmaktadır.

Mevcut uygulamada, Sahil Güvenlik Komutanlığı kadrolarına atanan subay ve assubaylar, sahil güvenlik görevlerinde 2 ilâ 3 yıl gibi kısa süre görev yapmakta ve bu görevlerinin bitiminde de Deniz Kuvvetleri Komutanlığındaki görevlerine dönmektedirler. Bu uygulamayla, Sahil Güvenlik Komutanlığına atanan personel, görevinin gerektirdiği eğitim düzeyine ve mevzuata hâkim duruma geldiğinde, Deniz Kuvvetleri Komutanlığına ait kadrolara geri ataması yapılmakta, edinilen tecrübelerin gelecek nesillere aktarımında zafiyet oluşmaktadır. Bu nedenle, Sahil Güvenlik Komutanlığının, takip, icra ve denetlemesini yaptığı yasal düzenlemelerin yoğunluğu itibariyle, ihtiyacı olduğu ihtisaslaşmış personel istihdamı büyük ölçüde engellenmekte; personelin, Deniz Kuvvetleri Komutanlığındaki eğitimin genel maksadı itibariyle sahil güvenlik görevlerine yönelik yetiştirilmediğinden, göreve intibakı uzun zaman almakta; meslekî gelecekleri açısından gereksinimlerini Deniz Kuvvetleri Komutanlığı kadrolarında gerçekleştirmek istemeleri nedeniyle, personelin başarı oranı düşmekte; Sahil Güvenlik Komutanlığı kadroları, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının kadroları içerisinde gösterildiğinden, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının kadro mevcut oranlarını menfi yönde etkilemektedir. Ayrıca, mevcut personel temin ve yetiştirme düzeni içerisinde, Sahil Güvenlik Komutanlığının 2008 yılında ulaşacağı kuvvet yapısı, görevleri, sorumluluk sahası, teşkilat prensipleri, İçişleri Bakanlığı protokolündeki yeri ile üst düzey koordinasyon ve işbirliği gerekleri dikkate alındığında, personel mevcudunun yetersiz kalacağı kıymetlendirilmektedir.

Sahil Güvenlik Komutanlığı kuvvet yapısında meydana gelen ve gelecek gelişmelere paralel olarak, personel ihtiyacının karşılanmasında ve istihdamında oluşan sorunların giderilmesi, görevlerin etkin ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesi amacıyla; personel kadrolarında, sahil güvenlik eğitim seviyesi yüksek, yeterli hukukî bilgiye sahip ve tecrübeli personelin uzun süre istihdamının sağlanmasının; Sahil Güvenlik Komutanlığının Master Planı çerçevesinde, gerçekleşecek kuvvet yapısına uygun bir şekilde teşkilatlanmasının; üst düzey adlî ve mülkî makamlarla koordinasyondaki etkinliğin ve ulaşılacak kuvvet yapısı seviyesine uygunluğunun sağlanması maksadıyla, personel rütbe mevcudunun artırılmasının gerekli olduğu değerlendirilmektedir.

Sahil Güvenlik Komutanlığı, barış zamanında kamu düzenine yönelik görev yapmakla birlikte, olağanüstü durumlarda, Genelkurmay Başkanlığının isteği üzerine, bir kısmı veya tümüyle, savaş halinde ise tümüyle Deniz Kuvvetleri Komutanlığı emrine girmektedir. Bahse konu tasarının kabulüyle, Sahil Güvenlik Komutanlığının kadrolarında meydana gelecek artışın, seferde Deniz Kuvvetleri Komutanlığına sağlayacağı kuvvet büyüklüğü yönüyle de faydalı olacağı değerlendirilmektedir.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığına zafiyet vermeden, 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanununda belirtilen görevlerin etkin olarak yürütülebilmesi, Sahil Güvenlik Komutanlığı Master Planında öngörülen kuvvet yapısının ve teşkilatının gerek kadro gerekse personel ihtiyacının nitelik ve nicelik olarak karşılanabilmesi maksadıyla, Jandarma Genel Komutanlığında olduğu gibi, kendi personelini yetiştirme ve temin konularında müstakil hale gelmesi de gerekli görülmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, anılan tasarıyı desteklediğimizi bildirir, konuşmamı noktalarken hepinizi şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına saygıyla, sevgiyle selamlarım. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Pekel.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen, AK Parti Grubu adına, Ankara Milletvekili Sayın Talat Karapınar; buyurun.

Konuşma süreniz 20 dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA TELAT KARAPINAR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şahsım ve Partim adına, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Görüşülmekte olan 54 sıra sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ile Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde görüş açıklamak üzere, Grubum adına söz almış bulunuyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 33 maddelik bu tasarıyla, Sahil Güvenlik Komutanlığının yeniden yapılandırılması ve yapılan bu değişikliklerle uyum sağlamak adına Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ile Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun bazı maddelerinde de değişiklik yapılması öngörülmüştür.

Bilindiği gibi, Sahil Güvenlik Komutanlığının personel ihtiyacı, 1982 tarihli 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu gereğince, Türk Silahlı Kuvvetleri İnsangücü Planına göre Deniz Kuvvetleri Komutanlığı içinde yer verilmekte ve personel ihtiyacı ve istihdamı Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca karşılanmaktadır.

Mevcut uygulamada Sahil Güvenlik Komutanlığı kadrolarına atanan subay ve assubaylar, sahil güvenlik görevlerinde, 2 ilâ 3 yıl gibi kısa denebilecek bir süre görev yapmakta ve bu süre sonunda tekrar Deniz Kuvvetleri Komutanlığındaki görevlerine dönmektedirler. Bu uygulamayla; Sahil Güvenlik Komutanlığı, takip etmek, icra ve denetlemesini yapmak zorunda olduğu kanunî düzenlemelerin yoğunluğu ve önemi itibariyle mutlak ihtiyaç duyduğu, branşında ihtisaslaşmış personel ihtiyacı ve istihdamı konusunda büyük ölçüde zorlanmaktadır; personelin, sahil güvenlik görevlerine, pratiğine ve mevzuatına yönelik yetiştirilmesi ve göreve intibakı oldukça uzun zaman almaktadır.

Yine, personelin, meslekî geleceklerini ve becerilerini kendi kuvvet komutanlığında gerçekleştirmek istemelerinden dolayı başarı oranı ve personel motivasyonu anlamında önemli sorunlar yaşanabilmektedir. Ayrıca, üç tarafı denizle çevrili ve denizciliğe de çok önem vermesi gereken büyük Türkiyemizi düşünecek olursak, denizlerimizi ve güvenliğimizi emanet ettiğimiz 3 kuvvet komutanlığımızdan Deniz Kuvvetlerimizin mevcut personel norm kadrolarını da olumsuz yönde etkilemekte, askerî personel planlamalarında sorunlar oluşturabilmektedir.

Yine, Sahil Güvenlik Komutanlığının 2008 yılında ulaşacağı kuvvet yapısı, görevleri, sorumlulukları, teşkilat prensipleri, İçişleri Bakanlığı protokolündeki yeri ve üst düzey koordinasyon ve işbirliği ihtiyacı ve gerekleri dikkate alındığında, personel mevcudunun da yetersiz kalabileceği ifade edilebilir. Bu ve benzeri daha pek çok nedenlerle, Sahil Güvenlik Komutanlığının kuvvet yapısında meydana gelecek ve geleceğe ilişkin değişim ve gelişimlere paralel personel ihtiyacının karşılanmasında ve istihdamında oluşabilecek sorunların giderilmesi ve görevlerin etkin ve sağlıklı yürütülebilmesi amacıyla, tasarının, aslında, bugüne kadar yasalaşmış olması gerekirdi.

Buraya kadar arz ettiğim ve belki daha ilave edilebilecek nedenler çerçevesinde, Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızı ayırarak, 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanununda belirtilen görevlerin daha etkin yürütülebilmesi, Sahil Güvenlik Komutanlığının (1998-2008) Master Planında öngörülen kuvvet yapısının ve teşkilatının, gerek kadro ve gerekse personel ihtiyacının nitelik ve nicelik olarak karşılanabilmesi maksadıyla, tıpkı Jandarma Genel Komutanlığında olduğu gibi, kendi personelini kendisi yetiştirme ve temini ve istihdamı konularında müstakil hale gelmesi ve hatta daha üst düzeyde temsili gerekmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her ne kadar, Sahil Güvenlik Komutanlığı, bugüne değin, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı içinde ve çok yakın bir eşgüdümle, yakın ilişki içinde çalışmışsa da, görev anlamında Deniz Kuvvetleri Komutanlığından farklı bir çehresi vardır. Yani, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Türkiye Cumhuriyetinin denizlerdeki hükümranlık haklarını savunmakla görevlidir ve kendi personelini, bu görevi yapacak bilgi ve ehliyete sahip olacak şekilde eğitim programlarıyla yetiştirir. Oysa, Sahil Güvenlik Komutanlığı, daha çok, kanun, tüzük, yönetmelik ve benzeri hukukî prosedür açısından, kendisine verilen yetkiler çerçevesinde, söz konusu kanunların denizlerdeki takipçisidir. Bu da, sahil güvenlik görevlerinin devamlılık gösteren personelle götürülmesi zorunluluğunu ortaya koymaktadır. Böyle bir personel ihtiyacının karşılanabilmesi için de, buna göre personel eğitiminin sağlanması ve bu göreve gelmiş olan personelin, bilgi ve birikimlerini genç nesle ve gelecek nesle aktarması gerekmektedir. Oysa, mevcut uygulamada, yirmi günlük bir eğitimin sonucunda göreve başlayan sahil güvenlik personeli, bu görevde iki üç yıllık bir hizmetin sonucunda kazandığı tecrübelerle hizmetten ayrılarak, yerine, hiçbir tecrübesi olmayan ve eğitilmek zorunda kalınan yeni personel atanmakta; daha da önemlisi, görevde devamlılık, maalesef, olmamaktadır. Sahil güvenlik görevlerine uygun yetiştirme programlarıyla, 43 haftalık eğitimden geçirilerek, personel temin ve yetiştirme programları gereğince, gemi ve sahil güvenlik karargâhları ile eğitim merkezinde eğitmen olarak görev alacak, bilgi ve tecrübesini, maiyetinde ya da birlikte çalıştığı silah arkadaşlarına ve yeni nesillere aktarmış olacaktır.

Yine, konuyla ilgili bir örnek vermek gerekirse, Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı bölge komutanlıklarında, hayatî önemi haiz arama kurtarma görevlerinde 24 saat esasına göre ihtiyaç duyulan 8 kişilik bir arama kurtarma birimi mevcuttur. Zaman zaman çok az sayıda eleman istihdam edilebilmekte ve arama kurtarma faaliyetleri risk altında icra edilmektedir. Bu husus, personeli, izin ve benzeri gibi durumlarda da çok zor durumlarda bırakabilmektedir.

Yukarıda da Yüce Heyetinize arz ettiğim nedenler çerçevesinde, Deniz Kuvvetleri Komutanlığına zafiyet vermeden, Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanununda belirtilen görevlerin daha etkin olarak yürütülebilmesi ve Sahil Güvenlik Komutanlığının öngörülen kuvvet yapısı ve teşkilatının, gerek kadro gerekse personel ihtiyacının nitelik ve nicelik olarak karşılanabilmesi amacıyla, 54 sıra sayısıyla bugün görüşmekte olduğumuz Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ile Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı gündemimize gelmiştir. AK Parti Grubu olarak, bu tasarıya kabul oyu vereceğimizi bildiriyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Karapınar.

Tasarının tümü üzerinde, şahsı adına söz isteyen, Ankara Milletvekili Sayın İsmail Değerli; buyurun.

Konuşma süreniz 10 dakika.

İSMAİL DEĞERLİ (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Savunma Bakanlığınca hazırlanan ve Bakanlar Kurulunca 30.3.2001 tarihinde kararlaştırılan, Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ile Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde kişisel görüşlerimi arz edeceğim.

Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, ülkemizin üç tarafı denizlerle kaplıdır. 600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu, eğer, imparatorluğunu geliştirebilmiş ve iktidarda 600 yıl kalabilmişse, deniz gücünün yeterli olması ve denizlere hâkim olmasıyla olmuştur. Bugün, eğer, Amerika Birleşik Devletleri dünyaya hâkim olmak istiyorsa,, bu, deniz kuvvetlerinin çok güçlü bir konuma gelmesi, deniz ticaretinin, gerçekten, güçlü bir konum almasından kaynaklanmaktadır. Yine, İngiltere, dünyaya yıllarca hâkim olmuşsa, denizlere hâkim olduğundan dolayı bu konuma gelmiştir. Ne yazık ki, cumhuriyet döneminde, biz, buna yeterince değer vermemişiz, denizyollarından ve sahillerimizden yeterince faydalanamamışız.

Bugün dünyada 300 milyar dolarlık bir deniz ticaret hacmi varken, ülkemiz, bundan, sadece 3 milyar dolar gibi çok düşük bir pay almaktadır. Gönlümüz ister ki, üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizde, sahillerimizden faydalanalım, bunların gerekli korumasını yapabilelim.

Bugün, Sahil Güvenlik Komutanlığının personel kadrolarına, bildiğiniz gibi, 9.7.1982 tarihli ve 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu gereği, Türk Silahlı Kuvvetleri İnsangücü Planına göre, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı içerisinde yer verilmekte, kadroları Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca karşılanmakta ve bu kadrolar da, gerçekten, geçici bir şekilde kalmaktaydı.

Personel tam uyum sağlarken, kendisine düşen görevleri yeterince yerine getirirken, yerini değiştiriyorsunuz; dolayısıyla, verimi azaltmış oluyorsunuz.

Bildiğiniz gibi, kıyılarımız 8 300 kilometreden fazladır. Bu kıyıların yeterince korunmadığı, yıllardır sahillerimizin ihmal edildiği hepimizce bilinmektedir. 1980 öncesi, silah kaçakçılığı başta olmak üzere, her türlü kaçakçılığın yapıldığı, günümüzde kaçak balık avcılığının yaygın bir halde yapıldığı, Karadeniz'de 70 balık türünün 10'a indiği, balıkçılıkla uğraşan, geçimini temin eden binlerce vatandaşımızın mağdur olduğu ve özellikle, Avrupa ülkelerine kaçak insan taşımacılığının merkezi durumuna geldiğimizi, herhalde, inkâr edecek durumda değiliz.

Değerli arkadaşlar, sahillerimiz yolgeçen hanına dönmüş, yabancı gemiler ve kendi gemilerimiz her türlü atıklarını sahillerimize boşaltmakta, sahillerimiz kirlenmektedir. Sahil güvenlik botlarımız, çağın gerisinde kalmış, kaçakçılarla bile baş edememektedir.

Türkiye'nin, Avrupa Birliği ve dünya normlarına göre kıyılarını ve balık yataklarını koruması gerekir. Kısaca anlatılan bu nedenlerle bile, bu yasanın bir an önce yürürlüğe girmesi ve Sahil Güvenlik Komutanlığının, dünya normlarına ulaşmasının hızlandırılması gerekmektedir.

Değerli arkadaşlar, bu tasarıyla, geçiş dönemi yaşayan Sahil Güvenlik Komutanlığının, diğer komutanlıklar gibi kurumsallaşması amaçlanmaktadır. Personeli Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca geçici olarak görevlendirilen Sahil Güvenlik Komutanlığı, artık, kadrolarını kendisi tespit edecek, yetiştirecek, sevk ve idaresini kendisi yapacaktır. 2008 yılına kadar eksikliklerini tamamlayacak, Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca desteklenecek ve 2008 yılından sonra ise, müstakil bir komutanlık haline gelecektir.

Bu komutanlık, bütün sahillerimizi, içsularımızı, limanları, körfezleri ve münhasır ekonomik bölge kapsamında 200 mil genişliğinde bir bölgede, uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde gerekli denetim ve korumayı sağlayacak duruma gelecektir.

Sahil Güvenlik Komutanlığı, çıkaracağımız bu yasalarla, yakın gelecekte, eğitim seviyesi yüksek, yeterli hukukî bilgiye sahip, tecrübeli, geçici olmayan, disiplinli personel kadrolarını Master Planı çerçevesinde teşkilatlandıracak; modern sahil botlarına, helikopterlere, uçağa sahip olacaktır; kıyısularında arama kurtarma ve güvenlik timlerini oluşturacak, üst düzey adlî ve mülkî makamlarla koordinasyondaki etkinliği artırılacak ve ulaşacağı kuvvet yapısı seviyesine göre, personel, rütbe ve mevcudu artırılmış olacaktır; barış zamanında kamu düzenine, seferde ise Deniz Kuvvetleri Komutanlığına büyük destek sağlayacaktır; 2014 yılına kadar, 147 bot, 26 helikopter, 16 uçağı olacak, bu yıl sonuna kadar da bot sayısını 87'ye çıkaracak ve gittikçe modernleşecektir.

Değerli arkadaşlar, bu yasayla, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının yükü azalmış olacaktır. Personeli, Deniz Harp Okulu ve assubay sınıf okullarından ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin diğer eğitim kurumlarından karşılanmış olacak ve masraflarını bu komutanlık kendisi ödeyecektir.

Komutanlık kadrolarında görev yapacak amiral, subay, assubay ile er ve erbaş ihtiyacı Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca karşılanacak, yetişen personel, Sahil Güvenlik Komutanlığınca istihdam edilecektir. Atama, yer değiştirme gibi her türlü tasarruf Sahil Güvenlik Komutanlığınca yapılacaktır.

Ayrıca, geçici olmayan personel, daha disipline olacak, görevini daha istekli ve güçlü benimseyecektir. Bu nedenle, yasayı benimsiyor ve olumlu oy vereceğimizi açıklıyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Değerli.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

SAHİL  GÜVENLİK  KOMUTANLIĞI  KANUNU,  TÜRK  SİLÂHLI  KUVVETLERİ İÇ HİZMET KANUNU İLE TÜRK SİLÂHLI KUVVETLERİ PERSONEL  KANUNUNDA

DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1. - 9.7.1982 tarihli ve 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanununun 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 1. - Bu Kanunun amacı, Türkiye Cumhuriyetinin bütün sahillerinde, iç suları olan Marmara Denizi, İstanbul ve Çanakkale boğazlarında, liman ve körfezlerinde, karasularında, münhasır ekonomik bölgesi ile ulusal ve uluslararası hukuk kuralları uyarınca egemenlik ve denetimi altında bulunan deniz alanlarında, kanunlarla kendisine verilen görevlerin uygulanması ve yetkilerin kullanılması maksadıyla Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilâtını kurmak, görev ve yetkilerini düzenlemektir"

BAŞKAN - 1 inci madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2. - 2692 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (A) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"A) Türkiye Cumhuriyetinin bütün sahillerinde, iç suları olan Marmara Denizi, İstanbul ve Çanakkale boğazlarında, liman ve körfezlerinde, karasularında, münhasır ekonomik bölgesi ile ulusal ve uluslararası hukuk kuralları uyarınca egemenlik ve denetimi altında bulunan deniz alanlarında, kanunlarla kendisine verilen görevleri uygulamak ve yetkileri kullanmak".

BAŞKAN - 2 nci madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3. - 2692 sayılı Kanunun ikinci bölümünün başlığı "Kadro, Kuruluş, Kaynak, Atanma ve Yer Değiştirme" olarak; 6 ncı maddesi ise başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Kadro ve kuruluş

Madde 6. - Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilâtı; görevin özelliği ve Türk Silâhlı Kuvvetlerindeki esaslara uygun olarak kendi kuruluş ve kadrolarında gösterilir.

Sahil Güvenlik Komutanlığının kuruluş ve kadroları, Genelkurmay Başkanlığının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığınca düzenlenir.

Bu kadrolarda gösterilmek üzere iki amiral kadrosu, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 49 uncu maddesinde yer alan Deniz Kuvvetleri Komutanlığının rütbe kontenjanlarına dahildir"

BAŞKAN - 3 üncü madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

4 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 4. - 2692 sayılı Kanunun 7 nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Personel kaynakları ve uygulanacak mevzuat

Madde 7. - Sahil Güvenlik Komutanlığı personeli; subay, astsubay, uzman erbaş, askerî öğrenci, erbaş ve erler ile Devlet memuru ve işçilerden oluşur.

Sahil Güvenlik Komutanlığının ihtiyaç duyduğu subay ve astsubaylar; okul masrafları, Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçesinden karşılanmak suretiyle Deniz Kuvvetleri Komutanlığı veya Türk Silâhlı Kuvvetlerinin diğer eğitim kuruluşlarında yetiştirilir. Bunların kaynak ve yetiştirilmeleri ile terfi, izin, sicil ve ödül işlemleri, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu esaslarına göre yürütülür.

Sahil Güvenlik Komutanlığının kendi kaynaklarından karşılanamayan subay ve astsubay ihtiyacı; kendi kuvvetleriyle ilişkileri saklı kalmak şartıyla Sahil Güvenlik Komutanlığının talebi, Genelkurmay Başkanlığının onayı ile diğer kuvvet komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığından sağlanabilir.

Devlet memuru temini ile işçilerin işe alınmaları, genel hükümlere göre Sahil Güvenlik Komutanlığınca yapılır."

BAŞKAN - 4 üncü madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

5 inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 5. - 2692 sayılı Kanunun 8 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 8. - Sahil Güvenlik Komutanının atanması; Deniz Kuvvetleri Komutanının lüzum göstermesi, Genelkurmay Başkanının teklifi, İçişleri Bakanının inhası, Başbakanın imzalayacağı ve Cumhurbaşkanının onaylayacağı müşterek kararname ile yapılır.

Bu Komutanlığın kadrosundaki amirallerin atanması, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu hükümlerine göre yapılır.

Asteğmen-albay rütbelerindeki subayların, astsubayların, Devlet memurlarının ve uzman erbaşların atanmaları ile erbaş ve erlerin dağıtımları, Sahil Güvenlik Komutanlığınca yapılır.

Birinci ve ikinci fıkraların uygulanmasında Genelkurmay Başkanının teklifi üzerine, İçişleri Bakanı inha işlemini yapmadığı takdirde, Genelkurmay Başkanı, talebini yazı ile Başbakana gönderir. Başbakan kararını yazı ile İçişleri Bakanına bildirir."

BAŞKAN - 5 inci madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

6 ncı maddeyi okutuyorum:

MADDE 6. - 2692 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 9. - Sahil Güvenlik Komutanlığında görevli sahil güvenlik mensubu subay, astsubay, sivil personel, uzman erbaş, erbaş ve erlerin hizmet gerekleri veya sağlık yahut diğer nedenlerle görev ve hizmet yerlerinin değiştirilmesi, Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından yapılır."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

7 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 7. - 2692 sayılı Kanunun 20 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 20. - Sahil Güvenlik Komutanlığı için yetiştirilecek subay, astsubay, erbaş ve erlerin askerî öğretim ve eğitimleri ile okul ve eğitim masrafları, Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçesinden karşılanmak suretiyle Deniz Kuvvetleri Komutanlığı veya Türk Silâhlı Kuvvetlerinin diğer eğitim kuruluşlarınca; askerî personel ile sivil personelin hizmetin gerektirdiği özel eğitimleri ise, İçişleri Bakanlığınca belirlenen esaslara göre yapılır."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

8 inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 8. - 2692 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 6. - Sahil Güvenlik Komutanlığı, personel temini ve yetiştirilmesi konularında yeterli oluncaya kadar, komutanlık kadrolarında görev yapacak olan amiral, subay, astsubay ile erbaş ve er ihtiyacı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca sağlanır. Bu personelin görev ve hizmet yerlerinin değiştirilmesi, Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca yapılır. Sahil Güvenlik Komutanlığı; sağlık, idarî ve asayiş gibi nedenlerle ihtiyaç duyulan görev ve hizmet yerleri değişiklik tekliflerini, Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bildirir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

9 uncu maddeyi okutuyorum:

MADDE 9. - 4.1.1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 1. - Türk Silâhlı Kuvvetleri : Kara (Jandarma dahil), Deniz (Sahil Güvenlik dahil) ve Hava Kuvvetleri subay, askerî memur, astsubay, erbaş ve erleri ile askerî öğrencilerden teşekkül eden ve seferde ihtiyatlarla ikmal edilen, kadro ve kuruluşlarla teşkilâtı gösterilen silâhlı Devlet kuvvetidir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

10 uncu maddeyi okutuyorum:

MADDE 10. - 211 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinin değişik (c) fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"c) Jandarma ve Sahil Güvenlik kıt'a komutanları ile kurum amirlerine de garnizon komutanlığı görevi verilir. (a) ve (b) fıkralarının uygulanmasında; jandarma seyyar ve eğitim birlikleri ile il jandarma komutanlığı, ilçe jandarma komutanlığı, jandarma komando ve jandarma asayiş komando birlikleri, sahil güvenlik bölge ve grup komutanlıkları, sahil güvenlik gemi ve bot komutanlıkları, sahil güvenlik hava komutanlığı kıt'a; jandarma ve sahil güvenlik okulları ile diğer kuruluşları kurum sayılır."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

11 inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 11. - 211 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Karargâh ve askerî kurumlar ile Deniz Kuvvetleri (Sahil Güvenlik dahil) teşkilâtında bulunan gemiler gibi askerî tesisler de kışla olarak mütalâa edilir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

12 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 12. - 211 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin (c) ve (d) fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"c) Kıt'a veya askerî kurum tabibi olarak görevlendirilen serbest çalışan sivil tabiplerin ücretleri, mukavelesine göre Millî Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinden ödenir.

d) Hastanın veya tabibin nakli için askerî vasıtalardan istifade mümkün olmadığı hallerde diğer sivil nakil vasıtalarından faydalanılır ve masrafı, Millî Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinden ödenir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Birleşime 5 dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati : 17.37


DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.49

BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Enver YILMAZ (Ordu), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)

BAŞKAN - 95 inci Birleşimin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

54 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

V. - KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN

DİĞER İŞLER (Devam)

1. - Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ile Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu raporu (1/324) (S. Sayısı: 54) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet?.. Yerinde.

Tasarının 13 üncü maddesini okutuyorum:

MADDE 13. - 211 sayılı Kanunun 59 uncu maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Askerî garnizon veya merkez komutanlığı bulunmayan yerlerde hastalananlar, mahallin hükûmet veya belediye tabibine müracaat ederler. Bunların muayene ve tedavileri, icabediyorsa hastanın askerî bir hastaneye, buna imkân yoksa başka hastaneye sevki bu tabipliklerce sağlanır. Hastanın askerî bir hastaneye yatırılması halinde yol masrafı, başka hastaneye yatırılması halinde bütün nakil, muayene ve tedavi masrafı, Millî Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığınca ödenir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkan, bir redaksiyon talebimiz var.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi şöyle: "Bunların muayene ve tedavileri, icap ediyorsa hastanın askerî bir hastaneye, buna imkân yoksa başka hastaneye sevki bu tabipliklerce sağlanır." Bu cümlede "bunların" denilirken, ayrıca "hastanın" ifadesinin de kullanılması, imla kuralları açısından bir eksikliktir. "Hastanın" kelimesinin oradan çıkarılması halinde, cümle çok daha düzgün olacaktır diye düşünüyoruz.

Bu şekilde düzeltebilirsek, maddeyle ilgili başka bir diyeceğimiz yok.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Redaksiyonla birlikte, 13 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

14 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 14. - 211 sayılı Kanunun 66 ncı maddesinin (b) fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"b) Bu şahısların yurt içinde ve dışında vefatı halinde; cenaze masrafı ile cenazenin nakli, arzu edilen yere götürülmesi ve getirilmesi masrafı Millî Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinden ödenir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz  talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

15 inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 15. - 211 sayılı Kanunun 67 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 67. - Tabip raporu ile mütehassıs tabiplerin müşahadesi altında tedaviye muhtaç görülen subay, askerî memur ve astsubayların tedavileri; askerî sağlık kurumları olmayan yerlerde diğer resmî sağlık kurumlarında, bunlar da yoksa özel sağlık kuruluşlarında yapılır. Yol ve bütün tedavi masrafları, Millî Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinden ödenir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz  talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

16 ncı maddeyi okutuyorum:

MADDE 16. - 27.7.1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının değişik (m) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"m) Sicil notu : Sicil belgelerine sicil üstlerince yapılan işaretlemelerin, Sicil Yönetmeliğinde belirlenecek esaslar dahilinde, kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca nota tahvil edilmesi sonucu bulunan notların ortalamasıdır."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz  talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

17 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 17. - 926 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Emeklilik hakkını kazananlar, emekliliklerini ancak Ocak ve Şubat ayları içinde isteyebilirler. Bu aylar dışındaki emeklilik istemleri; ancak ilgili kuvvet komutanları, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanının hizmet gerekleri itibarıyla uygun görmesi halinde kabul edilebilir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz  talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

18 inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 18. - 926 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"g) Kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca her yıl Subay Sınıflandırma Yönetmeliğinde belirtilen zamanlarda hizmet fazlası veya ihtiyaç duyulan personel sayısı Genelkurmay Başkanlığına bildirilir.

Genelkurmay Başkanlığınca, ilgili kuvvet komutanlıklarının, Jandarma Genel Komutanlığının veya Sahil Güvenlik Komutanlığının görüşleri alındıktan sonra bu personelin kuvvetleri değiştirilebilir.

Bu personel, yeni kuvvetinde, sınıfı görevinde istihdam edilebileceği gibi ihtiyaç duyulan sınıflarda istihdam edilmek üzere, yeniden sınıflandırmaya da tâbi tutulabilir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz  talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

19 uncu maddeyi okutuyorum:

MADDE 19. - 926 sayılı Kanunun değişik 34 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 34. - Subaylığa nasıp ve rütbe terfileri, ilgili kuvvet komutanının (Jandarma subayları için Jandarma Genel Komutanının, Sahil Güvenlik subayları için Sahil Güvenlik Komutanının) teklifi ve Genelkurmay Başkanının lüzum göstermesi üzerine, Millî Savunma Bakanı (Jandarma ve Sahil Güvenlik subayları için İçişleri Bakanı) ile Başbakanın imzalayacağı ve Cumhurbaşkanının onaylayacağı kararname ile yapılır."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz  talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

20 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 20. - 926 sayılı Kanunun 37 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (3) numaralı alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"3. Bütün şartların aynı olması halinde mensup bulunduğu kuvvete göre sıra ile; kara, deniz, hava, jandarma, sahil güvenlik,"

BAŞKAN - Madde üzerinde söz  talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

21 inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 21. - 926 sayılı Kanunun değişik 38 inci maddesinin değişik ikinci fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

b) Albaylar: Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca; yükselme sırasına giren albaylardan, sicil notu ortalaması sicil tam notunun % 60 ve daha yukarısı olanlar tespit edilir. Bunlar, sicil notu ortalamasına göre kendi sınıfları içerisinde; kurmaylar, sınıflarına bakılmaksızın kendi aralarında (Hava Kuvvetlerinde pilot ve hava yer kurmayları ayrı ayrı) sıralanırlar. Bu şekilde sıralanan albaylardan, sicil notu ortalaması sicil tam notunun % 70 ve daha yukarısı olanların sicil dosyaları Yüksek Askerî Şûraya gönderilir. Yüksek Askerî Şûra bunları, 54 üncü madde esaslarına göre değerlendirmeye tâbi tutar.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz  talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

22 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 22 - 926 sayılı Kanununun değişik 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"a) Her yıl 30 Ağustos tarihinden sonra uygulanacak kadrolar; rütbe, sınıf (varsa branşı) belirtilerek Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının teklifi üzerine Genelkurmay Başkanlığınca  hizmet ihtiyacına göre tespit edilir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

23 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 23 - 926 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinin değişik birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Yüksek Askerî Şûra; kuvvet komutanlıklarından, Jandarma Genel Komutanlığından ve Sahil Güvenlik Komutanlığından 38 inci maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi gereğince gönderilen ve o yıl tuğgeneral-tuğamiral yıl kontenjanı tespit edilen sınıflardan olan albaylar ile terfi sırasındaki general ve amirallerin şahsî dosyalarını ve rütbedeki sicil belgelerini (albayların, teğmenlikten itibaren; general ve amirallerin, generallik ve amirallik sicil belgelerini) inceleyerek, Subay Sicil Yönetmeliğinde gösterilen esaslara göre değerlendirme notu verir. Tespit edilen yeterlik notuna göre en yüksek yeterlik notu alanlardan başlanmak üzere yeterlik sıralaması yapılır. Yeterlik notu, yeterlik tam notunun % 85 ve daha yukarısı olan albay, general ve amirallerden yeterlik notu en yüksek olandan itibaren kadro ihtiyacı kadar bir üst rütbeye terfi ettirilir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

24 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 24. - 926 sayılı Kanunun değişik 82 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Astsubaylığa nasıp ve rütbe terfileri, kuvvet komutanının (Jandarma astsubayları için Jandarma Genel Komutanının, Sahil Güvenlik astsubayları için Sahil Güvenlik Komutanının) teklifi ve Genelkurmay Başkanının lüzum göstermesi üzerine Millî Savunma Bakanı (Jandarma ve Sahil Güvenlik astsubayları için İçişleri Bakanı) onayı ile yapılır. Astsubay sınıf okullarında en az bir öğrenim yıllık mesleki öğrenim ve eğitimi başarı ile bitirenler astsubay çavuş nasbedilirler. Nasıpları, sınıf okullarını bitirdikleri takvim yılının 30 Ağustos'una götürülür."

BAŞKAN - 24 üncü madde üzerinde 1 adet önerge vardır, önergeyi okutuyorum :

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 54 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 24 üncü maddesinin tasarı metninden çıkartılmasını arz ve talep ederiz.

 

Haluk İpek

Sabri Varan

Cevdet Erdöl

 

Ankara

Gümüşhane

Trabzon

 

Haluk Koç

Telat Karapınar

 

 

Samsun

Ankara

 

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET ASIM KULAK (Bartın)- Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) - Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum :

Gerekçe :

Tasarının çerçeve 24 üncü maddesi ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 82 nci maddesinde değişiklik öngörülmekte ve madde metnine "Sahil Güvenlik Komutanlığı" ibaresi eklenmektedir.

Ancak, 28 Mayıs 2003 tarihli ve 4861 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, Uzman Erbaş Kanunu, Uzman Jandarma Kanunu, Gülhane Askerî Tıp Akademisi Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ve Askerlik Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun çerçeve 4 üncü maddesi ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 82 nci maddesinde değişiklik yapıldığından ve madde metnine "Sahil Güvenlik Komutanlığı" ibaresi eklendiğinden, böylece ihtiyaç da ortadan kalktığından, mükerrer düzenlemenin önlenmesi için tasarının çerçeve 24 üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum : Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Önerge kabul edildiği için 24 üncü madde metinden çıkarılmıştır.

25 inci maddeyi 24 üncü madde olarak okutuyorum :

MADDE 24. - 926 sayılı Kanunun değişik 89 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 89. - Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri komutanlıklarına, Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığına ait astsubay kadroları, her yıl 30 Ağustos tarihine kadar sınıfı (varsa branşı) belirtilerek Genelkurmay Başkanlığınca saptanır."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?..Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

26 ncı maddeyi 25 inci madde olarak okutuyorum:

MADDE 25. - 926 sayılı Kanunun 116 ncı maddesinin değişik birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Yükümlülüklerini bitirerek istifa etme hakkını kazananlar, istifalarını ocak ve şubat ayları içinde isteyebilirler. İstifaların kabulü, müracaat tarihinden itibaren bir aydan fazla geciktirilemez. Bu aylar dışındaki istifa istemleri, ancak ilgili kuvvet komutanları, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanının hizmet gerekleri itibarıyla uygun görmesi halinde kabul edilebilir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

27 nci maddeyi 26 ncı madde olarak okutuyorum:

MADDE 26. - 926 sayılı Kanunun 121 inci maddesinin birinci fıkrasının değişik (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"d) Askerî hâkimlerin, Gülhane Askerî Tıp Akademisi öğretim üyesi olan profesör ve doçentlerin ve Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığının subay ve astsubaylarının atanmaları; özel kanunları gereğince;"

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

28 inci maddeyi 27 nci madde olarak okutuyorum:

MADDE 27. - 926 sayılı Kanunun değişik 127 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 127 . - Türk Silahlı Kuvvetleri personelinden general ve amirallere Genelkurmay Başkanlığınca, bu Kanun kapsamına giren diğer personelden; Genelkurmay Başkanlığına bağlı olanlara Genelkurmay Başkanlığınca, Millî Savunma Bakanlığına bağlı olanlara Millî Savunma Bakanlığınca, kuvvet komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığına ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı olanlara ise, kuvvet komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığınca;

a) Öğrenim için öğrenim süresi kadar,

b) Meslekî bilgi ve görgüsünü arttırmak maksadıyla bir yıla kadar,

c) Seminer, müşahade gezisi ve ziyaretler için lüzumlu görülen süre kadar,

d) Mazeret dolayısıyla yıllık izinle birlikte üç aya kadar,

e) Seyahat maksadıyla yıllık izin süresi kadar,

f) Askerî öğrencilere yönetmelikte gösterilecek süre ve şekil dahilinde, yurtdışı izni verilebilir.

Bu hallerde özlük hakları aynen verilir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

29 uncu maddeyi 28 inci madde olarak okutuyorum:

MADDE 28. -  926 sayılı Kanunun 133 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 133. - Yabancı memleket ordularında hizmet yapmak üzere gönderilecek subaylara, Millî Savunma Bakanlığınca; Jandarma ve Sahil Güvenlik subaylarına, İçişleri Bakanlığınca dört yıla kadar aylıklı izin verilebilir. Bu şekilde görevlendirilenlerin aylıkları Millî Savunma, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinden ödenir. Bunların yabancı memleketlerde geçen hizmet süreleri, fiilî hizmetlerinden ve kıdemlerinden sayılır."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

30 uncu maddeyi 29 uncu madde olarak okutuyorum:

MADDE 29. - 926 sayılı Kanunun değişik ek 20 nci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Aylıksız izin; Genelkurmay Başkanlığına bağlı olanlara, Genelkurmay Başkanlığınca; Millî Savunma Bakanlığına bağlı olanlara, Millî Savunma Bakanlığınca; kuvvet komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı olanlara, kuvvet komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığınca; Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde olmayan memurlara ise, yetkili kurumlarınca verilir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

31 inci maddeyi 30 uncu madde olarak okutuyorum:

MADDE 30. - 926 sayılı Kanunun ek 21 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Ek Madde 21. - Türkiye Cumhuriyeti Ordusunun Kara, Deniz ve Hava kuvvetleri ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı kadrolarının ast komuta kademelerinde eğitim, sevk ve idare ile diğer idarî işlerde subaya yardımcı olarak görevlendirilen askerî şahıslara, astsubay adı verilir."

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

32 nci maddeyi 31 inci madde olarak okutuyorum:

MADDE 31 . - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

33 üncü maddeyi 32 nci madde olarak okutuyorum:

MADDE 32 . - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu raporunun müzakeresine başlayacağız.

2. - Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu raporu (1/523) (S. Sayısı: 152)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

Sayın milletvekilleri, her iki Grup Başkanvekilleri, bundan sonraki işler için hazır olmadıklarını beyan etmişlerdir.

Bu nedenle, kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 19 Haziran 2003 Perşembe günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati : 18.06