TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

 

 

Ülkemizde insan kaçakçılığından uyuşturucu kaçakçılığına, akaryakıt kaçakçılığından elektronik eşya kaçakçılığına değin muhtelif  tipte kaçakçılık yapılmaktadır. Bunlardan, son yıllarda en sık rastlananı, akaryakıt kaçakçılığıdır. Akaryakıt kaçakçılığının, ü1ke ekonomisine verdiği zarar kadar, insan ve çevre sağ1ığını da olumsuz etkilediği, bilinen bir gerçektir. Yaşanan bu sorunun etkin yollarla çözümü noktasında, Anayasa’nın 98. ve TBMM İçtüzüğü’nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca bir araştırma açılmasını saygılarımla arz ve talep ederiz.

 

 

 

Vahit KİLER

Bitlis Milletvekili

Ve 29 Milletvekili

 

 

  1. Vahit KİLER - Bitlis
  2. İrfan GÜNDÜZ - İstanbul
  3. Haluk İPEK - Ankara
  4. Şemsettin MURAT -Elazığ
  5. Yahya AKMAN - Şanlıurfa
  6. Hamza ALBAYRAK - Amasya
  7. Ali Yüksel KAVUŞTU - Çorum
  8. Alaettin GÜVEN - Kütahya
  9. Recep GARİP - Adana
  10. İsmail BİLEN - Manisa
  11. Mustafa DURU - Kayseri
  12. Abdurrahman ANİK - Bingöl
  13. Resul TOSUN - Tokat
  14. Cavit TORUN - Diyarbakır
  15. Fatih ARIKAN - Kahramanmaraş

 

  1. Fahri KESKİN - Eskişehir
  2. Mücahit DALOĞLU - Erzurum
  3. Fatma ŞAHİN - Gaziantep
  4. Mehmet ÖZLEK - Şanlıurfa
  5. Maliki Ejder ARVAS - Van
  6. Mustafa ATAŞ - İstanbul
  7. Mustafa TUNA - Ankara
  8. Hasan ANGI - Konya
  9. Abdullah ÇETİNKAYA - Konya
  10. Özkan ÖKSÜZ - Konya
  11. Muharrem CANDAN - Konya
  12. Ali ÖĞÜTEN - Karabük
  13. Ali İhsan MERDANOĞLU - Diyarbakır
  14. İbrahim KÖŞDERE - Çanakkale
  15. Nur Doğan TOPALOĞLU - Ankara

 

 


GEREKÇE

 

Kaçakçılık ülkemizde,uzun yıllardır süregelen ve Devleti büyük zararlara uğratan bir sorun durumundadır. Yaklaşık son 50 yıldır, sınır boylarından ülkemize sokulan ve yasa dışı olduğu gibi, kayıt dışı olduğu için de zararları tartışılmayacak olan kaçakçılık, son 20 sene içinde daha organize bir şekilde yapılmaktadır. Çete adı altındaki gayrı kanuni örgütlenmelerle, dozajı her geçen gün artan bir yayılmacılıkla toplumu sarmakta, bireyi önemsizleştirerek sosyal güveni sarsmakta, birey-toplum, birey-Devlet ilişkilerini şüpheci kılmaktadır. Bundan takribi 50 sene öncesinden yakın geçmişe kadar, özellikle Doğu ve Güneydoğu sınırlarımızdan yurda sokulan elektronik eşyalar, gelişen teknolojiyle eşzamanlı olarak, bugünün şartlarında cep telefonu ya da diğer tipte elektronik eşya şekline girmiştir. İnsan kaçakçılığı ya da uyuşturucu madde olarak da rastlanılan kaçakçılık, yukarıda da arz olunduğu gibi organize suç örgütlerinin kontrolüne girmiş bulunmaktadır. Son zamanlarda ülkemize en büyük zararı veren kaçakçılık tipi, akaryakıt kaçakçılığı olarak göze çarpmaktadır. Görülen odur ki, bazı kişilerin kolay para kazanma arzusu, bu haksız kazancın temel nedenini teşkil etmektedir.

Emniyet Genel Müdürlüğü verileri, Türkiye’de akaryakıt piyasasındaki potansiyelin %18 'inin kaçak yolla yurda giriş yaptığını ortaya koyuyor.Yıllık 8 milyar dolara varan bu kaçak pazarında Devletimizin  vergi kaybı, tam 2.5 milyar dolara ulaşıyor. Bir başka deyişle yıllık satılan petrol miktarı 17 milyon ton, ama bunun 3 milyon tonu kaçak. 2003 yılında, sadece yakalanan motorin miktarı 1 milyon 245 bin ton. Tüpraş’ın satış hızı 2002-2003 arasında % 22 iken, bu rakam 2003-2004 arasında % 3'e gerilemiş bulunmaktadır.

Devletimiz yılın ilk çeyreğinde, %12.4 oranında bir rekor büyüme gerçekleştirdi. Fabrikalar çalışıyor, otomobil satışları rekora koşuyor ama kaçak yüzünden akaryakıt üretiminde büyüme hızı oldukça düşük.

Konunun Devletimizi ilgilendiren boyutunun yanı sıra, vatandaşımızı doğrudan ilgilendiren boyutu da vardır. Çok basit kimyasallarla elde edilen kalitesiz yakıt, herhangi bir arındırma ünitesinden geçmediğinden, standart yakıtlar gibi olmuyor ve bu durum da bir çok otomobilin yolda kalıp, araçların arızalanmasına neden oluyor.

ODTÜ'nün yaptığı analiz araştırmalarına göre, piyasada satılan akaryakıtın l/6'sı bozuk. Bu veriler, Sanayi Ticaret İl Müdürlükleri, Savcılıklar, Jandarma Komutanlıkları  ve Emniyet Müdürlükleri gibi resmi makamlar kanalıyla gelen verilerdir.

Yurdumuzda trafiğe kayıtlı 10.000.000’u aşkın motorlu taşıt var. Bu rakamlar her ne kadar Dünya ortalamasının altında bir seyir izlese de, kolay kazanç peşindeki organize suç örgütlerinin iştahını kabartmaktadır .

Kamyondan otomobile, irili ufaklı bir çok araç, yakıt deposunu büyüterek yurda kaçak akaryakıtın sokulmasını sağlıyor. İran'da ''celikan'' adlı 70 -80 litrelik plastik bidonlarla katır sırtında gelen akaryakıt, ne yazık ki Yüksekova'da, Başkale'de satılmaktadır. İran'da 30 bin liraya alınan motorin Başkale'de 300 bine, benzin de 500 bine alıcı buluyor. Konunun ülke ekonomisi, sağlanamayan vergi geliri, araç sahiplerinin otomobillerine verdiği zararın yanında, barındırdığı yüksek orandaki kükürt nedeniyle de, insan sağlığına ve çevreye verdiği zarar da göz ardı edilmemelidir.

Kaçak akaryakıtın kullanılmasının sebep olduğu çevre kirliliği,  vergi ve döviz kayıpları ile üretim-tüketim dengesinin bozulması gibi zararlarının yanı sıra, içerdiği uçucu petrol elementleri nedeniyle, kamyonlarda kullanıldığında muhtemel  kazalarda kullanıcıları ve çevredeki insanların hayatını riske sokan yanıcı ve patlayıcı bir ortam doğurması gibi sakıncaları da vardır.

 


 

 

 

 

(10/238)

Esas Numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu

 

 

 

 

Esas No:   10/238                                                                                                 16.06.2005

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

 

Ülkemizde insan kaçakçılığından uyuşturucu kaçakçılığına, akaryakıt kaçakçılığından elektronik eşya kaçakçılığına kadar muhtelif tipte kaçakçılığının yapıldığı bilinen bir gerçektir. Bunlardan, son yıllarda en sık rastlananı ise akaryakıt kaçakçılığıdır. Bu nedenle akaryakıt kaçakçılığının, ü1ke ekonomisine, insan ve çevre sağ1ığına vermiş olduğu zararların tespiti ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla, Anayasa’nın 98. ve TBMM İçtüzüğü’nün 104. ve 105. maddeleri gereğince kurulan (10/238) Esas Numaralı Meclis Araştırma Komisyonunun çalışmaları neticesinde düzenlenen Rapor ve ekleri ilişikte sunulmuştur.

 

Gereğini arz ederim.

 

Saygılarımla,

 

 

 

                                                                                                             Vahit KİLER

                                                                                                          Bitlis Milletvekili

                                                                                                         Komisyon Başkanı


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(10/238)

 

ESAS NUMARALI

 

MECLİS ARAŞTIRMA  KOMİSYONU

 

RAPORU


KISALTMALAR

 

 

 

ADER

: Akaryakıt Ana Dağıtım Şirketleri Derneği

ATAŞ

: Anadolu  Tasfiyehanesi A.Ş.

ATV

: Akaryakıt Tüketim Vergisi

BKK

: Bakanlar Kurulu Kararı

BOTAŞ

: Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi

CIF

: Varış Limanına Kadar Navlun ve Sigorta Ödenmiş Olarak Teslim –Deniz Yolu

DİTAŞ

: Deniz İşletmeciliği ve Tankerciliği Anonim Şirketi

DTM

: Dış Ticaret Müsteşarlığı

EN

: Avrupa Standartları

EPDK

: Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu

FOB

: Gemi Güvertede Teslim- Deniz Yolu

GTİP

: Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu

İPRAŞ

: İstanbul Petrol Rafinerisi A.Ş.

KDV

: Katma Değer Vergisi

KHK

: Kanun Hükmünde Kararname

LPG

: Sıvılaştırılmış Petrol Gazları

MASAK

: Mali Suçlar Araştırma Kurulu

MTA

: Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü

OECD

: İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Örgütü

OPEC

: Petrol İhraç Eden Ülkeler

ÖTV

: Özel Tüketim Vergisi

PAL

: ODTÜ Petrol Araştırma Laboratuarı Merkezi

PETDER

: Petrol Sanayi Derneği

PİGM

: Petrol İşleri Genel Müdürlüğü

PÜİS

: Petrol Ürünleri İşverenler Sendikası

SOMO

: Irak Ulusal Petrol Şirketi

TABGİS

: Türkiye Akaryakıt Bayileri Petrol ve Gaz Şirketleri İşveren Sendikası

TASİŞ

: Tasfiye İşleri Döner Sermaye İşletmeleri Genel Müdürlüğü

TCK

: Türk Ceza Kanunu

TOBB

: Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği

TPAO

: Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı

TPİC

:  Turkish Petroleum International Company

TS

: Türk Standartları

TSE

: Türk Standartları Enstitüsü

TÜBİTAK

: Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurulu


I- GİRİŞ. 13

A-Komisyonun Kuruluşu. 13

B-Komisyonun Görev, Yetki Ve Süresi 13

II- ARAŞTIRMANIN KONUSU.. 14

III- ARAŞTIRMADA İZLENEN YÖNTEM... 14

A-Çalışma Takvimi İçerisinde Yapılan Komisyon Toplantıları ve Bilgisine Başvurmak    Üzere Davet Edilen Kişiler: 15

B- Komisyon Tarafından Ankara Dışında Yapılan İncelemeler 17

C- Komisyonun Gerçekleştirdiği Toplantı ve Yazışmalar ile Komisyonda Çalıştırılmak Üzere Uzman Görevlendirilmesi 18

IV- PETROL VE PETROL PİYASASININ YAPISI 18

A-DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE PETROL. 18

1- TARİHÇE. 18

2-PETROLÜN EKONOMİ VE SİYASETTEKİ YERİ VE ÖNEMİ 21

3-PETROL REZERV, ÜRETİM, TÜKETİM VE TİCARETİNE İLİŞKİN İSTATİSTİKLER.. 27

a-)Dünya İstatistikleri 27

b-)Türkiye İstatistikleri 29

B- PETROL SEKTÖRÜNDE FAALİYET GÖSTEREN KURULUŞLAR.. 31

1- Ham Petrol Arama ve Üretim Faaliyetinde Bulunanlar 31

2- Rafineri Faaliyetinde Bulunanlar 32

3- Dağıtım ve Satış Faaliyetinde Bulunanlar 33

4- İletim, Depolama ve Taşıma Faaliyetinde Bulunanlar 33

V- TÜRKİYE’DE KAÇAKÇILIK MEVZUATI ve KAÇAKÇILIKLA  MÜCADELE EDEN KURULUŞLAR   34

A-KAÇAKÇILIK MEVZUATI 34

1- Akaryakıt Kaçakçılığı 34

2-Akaryakıt Kaçakçılığının Men, Takip ve Tahkikine İlişkin Yasal ve İdari Düzenlemeler 35

a-) 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu. 35

b-)4458 sayılı Gümrük Kanunu. 40

c-)3007 Sayılı Yasa ve Tasfiye Tüzüğü. 47

3- İlgili Diğer Düzenlemeler 49

a-)Dış Ticarete İlişkin Yasal Düzenlemeler 49

a1-)İthalat Rejimi Kararı 49

a2-) Dış Ticarette Düzenlemeler ve Standardizasyon Rejimi Kararı 51

b-)Sınır Ticaretine İlişkin Düzenlemeler 52

b1-) Kanuni Dayanaklar 52

b2-)Bakanlar Kurulu Kararları 53

b3-)Mutad Depo/Araç Üstü Motorin Getirme Muafiyeti 55

c-) 5015 Petrol Piyasası Kanunu. 60

d-) 4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa Göre Akaryakıt ve Solvent Türlerinin Vergilendirilmesi ve KDV Açısından Değerlendirilmesi 61

d1-) ÖTV Kanunu’na Göre Akaryakıt ve Solvent Türlerinin Vergilendirilmesi 61

d2-)Akaryakıt ve Solventler Üzerinden Alınan Katma Değer Vergisi 68

d3-) Özel Tüketim Vergisinin İndirimi 68

d4-) Değerlendirme. 69

e-)Akaryakıt Pompalarına Yazar Kasa Bağlanması Mecburiyeti 69

e1-) Akaryakıt Pompalarına Yazar Kasa Bağlanmasında Usul 69

e2-)Akaryakıt Pompalarında Yazar Kasa Uygulamasının Başlama Tarihi 73

B- KAÇAKÇILIKLA  MÜCADELEDE  GÖREVLİ, YETKİLİ, DÜZENLEYİCİ VE  İLGİLİ DİĞER KURUMLAR   75

1-) Kaçakçılıkla Mücadelede Yetkili ve Görevli Kurumlar 75

a-)Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı 76

b-)İçişleri Bakanlığı 78

c-)Emniyet Genel Müdürlüğü. 79

d-)Jandarma Genel Komutanlığı 80

e-)Sahil Güvenlik Komutanlığı 82

f-)Kara Kuvvetleri Komutanlığı Sınır Birlikleri 83

g- )Mücadeleci Birimler Açısından Genel Değerlendirme. 85

2-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 87

a-)Petrol İşleri Genel Müdürlüğü. 87

a1-)Akaryakıt Faaliyetleri İle İlgili Yasal Düzenleme. 87

a2-)LPG Faaliyetleri İle İlgili Yasal Düzenleme. 88

a3-)Solvent Bazyag Madeniyağ İle İlgili Yasal Düzenleme. 88

a4-)  Değerlendirme. 89

b-) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu. 106

b1-) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Görevleri 107

b2-)Petrol Piyasası İle İlgili Çıkarılan İkincil Mevzuat 107

b3-) Lisanslama Faaliyetleri 107

b4-)Denetim ve Ulusal Marker Sistemi 108

b5-) İdari Para Cezaları ve Yaptırımlar 109

b6-) Petrol Piyasası Faaliyetlerine Belirli Standartlar Getirilmesi ve Akredite Laboratuarlar 109

b7-) Akaryakıt Haricinde Kalan Ürünler İle İlgili Düzenlemeler 110

b8-) Değerlendirme. 111

c-)İlgili Diğer Kurumlar 112

c3a-)Maliye Bakanlığı 112

Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Birimleri; 112

Gelir İdaresi Başkanlığı; 113

Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü (BAHUM); 113

Değerlendirme; 115

TASİŞ (Tasfiye İşleri Döner Sermaye İşletmeleri) Genel Müdürlüğü; 115

Mali Şuçlar Araştırma Kurulu (MASAK); 117

c3b-)Denizcilik Müsteşarlığı 121

c3c-)Sanayi ve Ticaret Bakanlığı 124

c3d-)Dış Ticaret Müsteşarlığı 126

c3e-)Çevre ve Orman Bakanlığı 127

VI-AKARYAKIT KAÇAKÇILIĞININ MALİ BOYUTUNUN TESPİTİNE YÖNELİK TAHMİNLER, PROJEKSİYONLAR.. 129

A- Türkiye’de 1995-2004 Yılları Arasındaki Araç Sayılarında Meydana Gelen Artış ile Fiili Ortalama Akaryakıt Tüketim Miktarlarının Mukayesesi 129

1- Türkiye’deki Diesel Araç Artışları İle Ortalama Fiili Motorin Tüketimi  Mukayesesi 130

2-Türkiye’deki Benzinli Araç Artışları İle Ortalama Fiili Benzin Kullanımı Kıyaslaması 131

3- Komisyonca, Gerçekleşen Fiili Akaryakıt Tüketim Rakamları Esas Alınarak Gelecek 5 Yıllık Dönem (2005- 2010) İçin Yapılan Projeksiyon. 132

B- PETDER  Projeksiyonu. 133

VII-AKARYAKIT KAÇAKÇILIĞININ NEDENLERİ VE YAPILIŞ YÖNTEMLERİ 135

A-AKARYAKIT KAÇAKÇILIĞININ NEDENLERİ 135

1-)Kayıtdışı Ekonominin Varlığı ve Büyüklüğü. 135

2-Akaryakıtın Üzerindeki Vergi Yükü. 136

3- Yerel ve Bölgesel Muafiyet Uygulamaları 136

4- Standart Dışı Araçlarla Akaryakıt Taşımacığı Yapılması 137

5- Gümrük Saha ve Alanlarında Görevli ve Yetkili Kurumların Sayıca Fazlalığı 137

6- Altyapı Noksanlığı Ve Donanım Eksikliği 137

7- Kurumlararası Koordinasyonsuzluk. 138

8- İstihbarat Organizasyonunun Yetersizliği 138

10- Dış Ticaret, Gümrük Ve Karayolu Taşımacılığına İlişkin Kimi Mevzuatın Uygulanmaması Veya Esnek Uygulanması 140

11- Transit İşlemlerinde Teminat Uygulaması 140

12- Kullanım Amacına Göre ÖTV’si Farklılaştırılan Kimi Eşyalara İlişkin GTİP’larının Belirlenmesi 141

13-Dış Ticaret İstatistikleri İle Yurtiçi Sektör Değerlendirmelerinin Yeterince Yapılmaması 141

14- Toplumsal Bilinç Düzeyi 141

15- Sosyo ekonomik koşulların zorlaması 142

16- Sınır Ticaretine İlişkin Olarak, Yöre İnsanının Akaryakıtı Gerek Mutad Depo Gerekse Sınırdan Yasadışı Biçimde Getirerek Piyasada Satmayı Yasadışı Görmemesi, Yasal Ticaretin Bir Unsuru Olarak Değerlendirmesi 142

17- Bölücü Terör ile İlişkilendirilmesi 143

18- Muhbir İkramiyesinin Yeterince Bilinmemesi 143

19- Türk Kamu Yönetiminin Temel Sorunları 144

20- Kara Sınırlarımızın Ve Karasularımızın Yeterince Denetlenememesi 145

B-AKARYAKIT KAÇAKÇILIĞININ YÖNTEMLERİ 145

1-Transit İşleminde Yapılan Kaçakçılık Yöntemleri 145

a-)Karayolu ile Yapılan Kaçakçılık Biçimleri 145

b-)Denizyolu İle Yapılan Kaçakçılık Biçimleri 153

2-)İthalat İşlemlerinde Yapılan Kaçakçılık Yöntemleri 156

3- Diğer yollarla yapılan kaçakçılık Biçimleri 169

a-)Dahili kabotaj kapsamında yapılan kaçakçılık eylemleri 169

b-)Sınır Ticareti Kapsamında Yapılan Kaçakçılık Eylemleri 170

c-)Özelliği Olan Durumlar 172

c1a-)Kara Sınır Kapılarından veya Sınır İhlalleri Yoluyla Mutad Depo Kapsamında Yurda Sokulan Akaryakıta İlişkin Tespitler 172

c1a1-)Van’ın Başkale İlçesi ve Köylerinde Sınır İhlali Yoluyla Yapılan Kaçakçılık. 172

c1a2-)Diğer Kapılardan Yapılan Mutad Depo Kapsamında veya Limit Fazlası  Akaryakıt  Girişi 173

c1b-)Ham Petrol Boru Hattı Hırsızlığı 173

c1c-)ÖTV’siz Akaryakıt Satışı 175

c1d-)Hatay ve Edirne İllerinden Yapılan Kaçakçılık. 177

VIII- TUTANAK ÖZETLERİ 177

1- Atıf Ketenci(TABGİS Başkanı) 177

2- Ertuğrul TUNCER (PET-DER) Başkanı 177

3- Muhsin ALKAN (PUİS Genel Başkanı) 178

4- Fikret ÖZTÜRK (ADER Başkanı) 178

5- Ali ARMAĞAN (PETLİNE) 178

6- Mustafa YILMAZ (EPDK Kurulu Üyesi) 178

7- Mehmet BEKİROĞLU (Akaryakıt Deniz Taşımacılığı Kooperatifi Başkanı) 178

8- Nahit SÜRÜM... 179

9- Jandarma Genel Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi  Başkanlığı 179

10- Sahil Güvenlik Komutanlığı 179

11- Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı 179

12- Hüsamettin Danış (Tüpraş Genel Müdürü) 180

13- Prof. Dr. (ODTÜ-PAL Başkanı) 180

14- Müjdat Balı (BOTAŞ Genel Müdürlüğü) 180

15- Gümrük Müsteşarlığı 180

16- Ahmet Şadi Güngör (Turkish Petroleum Int.Co.Ltd. Başkan Yardımcısı) 180

17- Cemil KUYU (Mersin Cumhuriyet Başsavcısı) 181

18- Şerafettin BURAL (Mersin Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Şubesi Müdürü) 182

19- Süleyman BÖLÜNMEZ (Mardin Bağımsız Milletvekili); 183

20- Necati CAN (Gümrük Eski Başmüfettişi) 183

21- Erdal GÜLDEREN (PİGM Genel Müdürü ); 184

22- Mehmet DEMİREL (Serbest Bölgeler Genel Müdürü) 184

23- Rıza Tuna TURAGAY (Gümrük Müsteşar Vekili); 185

24- Mustafa MUHTAROĞLU (Uluslar arası Bunkerciler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi) 186

25- Sibel BÜYÜK ve  Ali Deniz ERAYDIN ( Gemi Yakıt İkmalcileri Derneği Başkanı Yrd.) 187

26- Fatih Nurhan YAZ (Ata Petrokimya Genel Müdürü) 187

27- MURAT KOCA (İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı) 189

28- Yusuf GÜNAY (EPDK Başkanı) 189

29- Yavuz EGE (Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı Eski Müsteşarı) 190

30- Ömer BERKİ (Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracat Eski Genel Müdürü) 190

31- Tevfik MENGÜ (Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı Anlaşmalar Genel Müdürü) 190

32- Işın ÇELEBİ (Devlet Eski Bakanı) 191

33- Prof. Dr. Tunca TOSKAY (Devlet Eski Bakanı) 191

34- Tuncer KAYALAR (Başbakanlık Dış Ticaret Müst. Anlaşmalar Eski Genel Müdürü) 192

35-Serhat GÖK (Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracat Eski Genel Müdür Yardımcısı) 193

36-Füsun KOROĞLU (Başbakanlık Eski Müsteşarı) 193

IX- KOMİSYON TARAFINDAN YERİNDE YAPILAN İNCELEME VE TESPİTLER.. 195

A- Mersin, İstanbul Ve Kocaeli İllerinde Yapılan İncelemeler 195

1- Mersin’de Yapılan İncelemeler 195

2- İstanbul’da Yapılan İncelemeler 196

3- Kocaeli’nde Yapılan İncelemeler 196

B-Silopi,Habur,Van Ve Başkale’de Yapılan İncelemeler 197

1-Habur’da Yapılan İncelemeler 197

2-Van İli ve Başkale İlçesi’ne Yapılan İnceleme ve Tespitler 198

C- İzmir-Trabzon-Rize-Hopa ve Batum (Gürcistan)’da Yapılan İnceleme ve Tespitler 200

X-AKARYAKIT KAÇAKÇILIĞININ EKONOMİ, ÇEVRE ve İNSAN   SAĞLIĞINA ETKİLERİ 201

A-Ekonomiye Etkileri 201

B-Bölücü Terör Örgütleri ve Bölge Siyaseti Üzerindeki Etkileri 202

C-Tüketiciye Etkileri 203

D-Çevreye Etkileri 203

1- Motorlu Taşıtlardan Kaynaklanan Emisyonların Hava Kirliliğine Katkısı ve Toplum Sağlığına Etkileri 204

2- Motorlu Taşıtlardan Kaynaklanan Hava Kirliliği Bileşenleri 204

a-) Kurşun Bileşikleri 205

b-) Hidrokarbonlar 205

c-)Azotoksitler (NOx): 205

d-)Karbon monoksit (CO) 205

e-)Karbondioksit(CO2) 206

f-) Kükürtdioksit(SO2) 206

g-)Katı Parçacıklar 206

E-İnsan Sağlığına Etkileri 207

XI- KOMİSYON TARAFINDAN YAPILAN ARAŞTIRMA VE TESPİTLER.. 207

A-ÖZEL DOSYALAR.. 207

1-Sınır Ticareti Kapsamında Yapılan ‘Ham Petrol’ İthalatı 208

2-İthalat Rejimi Kararı Kapsamında Yapılan ‘Fuel Oil No:6’ İthalatı 211

3-Türkiye’deki Dağıtım Şirketlerinin Akaryakıt Ürün İthalat Miktarlarının, İhraç Eden Ülkelerin İhracat Miktar Bilgileri İle Karşılaştırılması ve Tespit Edilen Farklar 212

a-)İspanya’dan Temin Edilen Bilgilerin Değerlendirilmesi 213

b-) Fransa’dan Temin Edilen Bilgilerin Değerlendirilmesi: 213

c-)Gürcistan’dan Temin Edilen Bilgilerin Değerlendirilmesi 214

d-)Letonya’dan Temin Edilen Bilgilerin Değerlendirilmesi 215

e-)Yunanistan’dan Temin Edilen Bilgilerin Değerlendirilmesi 215

f-)Romanya’dan Temin Edilen Bilgilerin Değerlendirilmesi 219

4-Türkiye’den Irak’a Yapılan Transit Akaryakıt sevkiyatlarının Yurtdışından Araştırılması 220

5-Nahcivan Şeker Pancarını Ağrı Şeker Fabrikasına Taşıyan Şirkete, Sınır Ticareti Kapsamında 10 Bin Ton Motorin Tahsis Edilmesi 223

6-Iraktan Getirilerek Yurtdışına Transit Rejimi Kapsamında Yurtdışına Sevkedilen ‘Fuel Oil’ Konusunda Yapılan Tespitler 227

7-Iraktan Getirilerek Gürcistan’a Transit Rejimi Kapsamında Gönderilen Slop(Petrol Çamuru): 228

8- TASİŞ  Tarafından Şırnak Valiliğine Tahsis Edilen Mutad Depo Fazlası Motorinin Valiliğin Vakıfına Ait Şirketi Üzerinden Piyasaya Verilmesi 229

a-) Tespit Edilen Olay. 229

b-) Konu İle İlgili Mevzuat 230

c-) Şırnak Valiliği İl Özel İdaresine Motorin Tahsisi İle İlgili Onaylar ve Yazışmalar 230

d-)Şırgintaş Gıda İnşaat Neşriyat Turizm A.Ş. İle İlgili Olarak Yapılan Denetim ve İncelemeler 232

e-) Hazine Zararının Tespiti ve Değerlendirme. 233

e1-) Motorinin TASİŞ Tarafından Doğrudan Tüketiciye Satılabilmesi Durumunda Hazine Zararı: 233

e2-) Motorinin TASİŞ Tarafından Doğrudan Piyasaya Toptan Satılabilmesi Durumunda Hazine Zararı: 234

e3-) Değerlendirme. 234

9- Kamu Kurumu Akaryakıt İhalelerinde Yüksek İskontolu Sözleşmeler 235

10- TPIC’in Ham Petrol İthal ve Satışı Arasındaki Fark. 246

11-TASİŞ Tarafından TPİC’e Devredilen Motorin Miktarı ile TPİC Tarafından Teslim Alınan Motorin Miktarı Arasındaki Fark. 246

12-TÜPRAŞ’ın Sınır Ticareti Kapsamında Ham Petrol Alımında Uğradığı Zarar 247

B- DİĞER DOSYALAR.. 248

1- Eski Devlet Bakanı Mehmet Salih Yıldırım Adına Gelen Havale. 248

2- 2710.19.25.00.00 GTİP’lu Eşyaya İlişkin Tespitler 249

XII-TÜRKİYE’DE AKARYAKIT KAÇAKÇILIĞI İLE İLGİLİ TESPİT EDİLEN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 249

A- AKARYAKIT KAÇAKÇILIĞI İLE İLGİLİ TESPİT EDİLEN SORUNLAR.. 249

1-Akaryakıt Numunelerinin Alınması, Taşınması, Laboratuarlara Analiz Ücretlerinin Ödenmesi ve Muhafazasında Yaşanan Sorunlar 249

2-Kaçakçılıkta Kullanılan Deniz Araçları ve Ele Geçirilen Kaçak Akaryakıtın Tesliminde ve Muhafazasında Karşılaşılan Sorunlar, 250

3-Kurumlararası Koordinasyonsuzluk ve İstihbarat Yetersizliği 252

4- Yargılama Sürecine İlişkin Sorunlar 252

5- Birinci ve İkinci Derece Askeri Yasak Bölgeler 258

6-4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda Öngörülen Değişiklikler 258

7-Akaryakıt Kaçakçılığının Önlenmesi Kapsamında  4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda Yapılması Gerekli Değişiklikler 263

B- AKARYAKIT KAÇAKÇILIĞI İLE MÜCADELEDE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 264

1- Gümrük Müsteşarlığı-Çözüm Önerileri 264

2- Denizcilik Müseteşarlığı-Çözüm Önerileri 266

3- Petrol İşleri Genel Müdürlüğü-Öneriler 267

4-Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu-Öneriler 268

5- Maliye Bakanlığı-Öneriler 269

6-Sanayi ve Ticaret Bakanlığı-Öneriler 271

7-İçişleri Bakanlığı-Öneriler 272

8-Adalet Bakanlığı-Öneriler 272

9-Ulaştırma Bakanlığı-Önerileri 274

10-Kurumların Görev Alanlarını İlgilendiren Ortak Öneriler 274

XIII- GENEL DEĞERLENDİRME. 276

XIV- SONUÇ.. 292

KARAR İMZALARI 296

EK DİZİN.. 297

10/238 GİDEN EVRAK DİZİN PUSULASI 297

10/238 GELEN EVRAK DİZİN PUSULASI 304

 

 


                                                              

I- GİRİŞ

 

A-Komisyonun Kuruluşu

 

22. Dönem Bitlis Milletvekili Vahit KİLER ve 29 Milletvekilinin “Akaryakıt kaçakçılığının ekonomiye, insan ve çevre sağlığına verdiği zararın araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi” amacıyla Anayasanın 98 inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince verdikleri önerge Türkiye Büyük Millet Meclisinin 04.01.2005 tarihli 46 ncı Birleşiminde görüşülmüş ve Genel Kurulun 832 sayılı kararı ile Önergede belirtilen hususları araştırmak üzere bir Araştırma Komisyonu kurulması kararlaştırılmıştır.

 

            Genel Kurulun 832 sayılı kararında ayrıca,  Komisyonun 12 üyeden oluşmasına, çalışma süresinin Başkanlık Divanı seçimi tarihinden başlamak üzere 3 ay olmasına ve gerektiğinde Ankara dışında da çalışması hususlarına yer verilmiştir.

 

Bu kararı takiben, Genel Kurulun 08.02.2005 tarihli 55 inci birleşiminde; Komisyonun üye seçimi yapılmıştır.Yapılan seçim sonucunda komisyon üyeliklerine;  Adalet ve Kalkınma Partisinden, Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU, Aydın Milletvekili Ahmet Rıza ACAR, Bitlis Milletvekili Vahit KİLER, Burdur Milletvekili Mehmet ALP, Çankırı Milletvekili Tevfik AKBAK, Isparta Milletvekili Mehmet Emin Murat BİLGİÇ, Siirt Milletvekili Öner GÜLYEŞİL, Van Milletvekili Cüneyt KARABIYIK, Cumhuriyet Halk Partisinden Balıkesir Milletvekili Sedat PEKEL, Manisa Milletvekili Ufuk ÖZKAN, Mardin Milletvekili Mahmut DUYAN, Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Vedat MELİK seçilmişlerdir.

Komisyon 16.02.2005 tarihli ilk toplantısını en yaşlı üye sıfatıyla Siirt Milletvekili Sn. Öner GÜLYEŞİL Başkanlığında yapmış, 10 üyenin katılımı ile gerçekleştirilen toplantıda yapılan gizli oylama sonucunda;

Komisyon Başkanlığına, Bitlis Milletvekili Vahit KİLER, Başkanvekilliğine, Manisa Milletvekili Ufuk ÖZKAN, Komisyon Sözcülüğüne, Aydın Milletvekili Ahmet Rıza ACAR, Katip Üyeliğine, Isparta Milletvekili Mehmet Emin Murat BİLGİÇ seçilmişlerdir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin buna ilişkin 08.02.2005 tarih ve 838 sayılı kararı 26.02.2005 tarih 25739 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır.

B-Komisyonun Görev, Yetki Ve Süresi

16.02.2005 tarihinde çalışmalarına başlayan Komisyonumuz, Anayasanın 98 inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri ile diğer hükümleri çerçevesinde söz konusu araştırmayı TBMM adına yapmakla görevlendirilmiştir.

Genel Kurul tarafından içtüzük gereği kendisine verilen 3 aylık süre içerisinde çalışmalarını sonuçlandıramayan Komisyon, çalışmalarını tamamlayabilmek için İçtüzüğün 105 inci maddesi gereğince bir aylık ek süre talep edilmesini kararlaştırmıştır.Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 05.05.2005 tarihli 95 inci birleşiminde 846 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi kararı ile Komisyonumuza 16.05.2005 tarihinden başlamak üzere bir aylık ek süre verilmiştir.

Araştırma Komisyonu, Araştırma Önergesinde yer alan konu hakkında bilgi edinmek üzere, ilgili kamu ve özel kuruluş temsilcilerini davet ederek görüşlerini almış, konu ile ilgili her türlü bilgi ve belgeyi temin etmiş, Mersin, İstanbul, Kocaeli, Van, Şırnak, Habur, İzmir, Trabzon, Rize, Hopa/Artvin gibi risk bölgesi sayılan illerimize ve Batum giderek incelemelerde bulunmuş ve Araştırmanın sonuçlandırılmasına esas olacak Raporunu süresi içerisinde hazırlayarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na arz etmiştir.

 

II- ARAŞTIRMANIN KONUSU

 

Bitlis Milletvekili Vahit KİLER ve 29 milletvekili tarafından verilen ve ülkemizde insan kaçakçılığından uyuşturucu kaçakçılığına, akaryakıt kaçakçılığından elektronik eşya kaçakçılığına kadar muhtelif tipte kaçakçılığının yapıldığı, bunlardan, son yıllarda en sık rastlananın ise akaryakıt kaçakçılığı olduğu, bu nedenle akaryakıt kaçakçılığının ü1ke ekonomisine, insan ve çevre sağlığına vermiş olduğu zararların tespiti ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılması istemine ilişkin önerge, araştırmanın konusunu oluşturmaktadır.

Söz konusu araştırma önergesinin  gerekçesinde özetle;

Ülkemizde, uzun yıllardır süregelen ve Devleti büyük zararlara uğratan, 50 yıldır sınır boylarından ülkemize sokulan ve yasa dışı olduğu gibi, kayıt dışı olduğu için de zararları tartışılmayacak olan kaçakçılığın, son 20 sene içinde daha organize bir şekilde yapıldığı,

Çete adı altındaki gayrı kanuni örgütlenmelerle, toplumu sardığı, bireyi önemsizleştirerek sosyal güveni sarstığı, birey-toplum, birey-Devlet ilişkilerini şüpheci kıldığı,

İnsan kaçakçılığı ya da uyuşturucu madde olarak da rastlanılan kaçakçılığın organize suç örgütlerinin kontrolüne girdiği, son zamanlarda ülkemize en büyük zararı veren kaçakçılık tipinin, akaryakıt kaçakçılığı olarak göze çarptığı,

Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre Türkiye’de akaryakıt piyasasındaki potansiyelin %18 'inin kaçak yolla yurda giriş yaptığı, yıllık 8 milyar dolara varan bu kaçak pazarında Devletimizin  vergi kaybının 2.5 milyar dolara ulaştığı,

Çok basit kimyasallarla elde edilen kalitesiz yakıtın herhangi bir arındırma ünitesinden geçmediğinden, bir çok otomobilin yolda kalıp, araçların arızalanmasına neden olduğu,

Konunun ülke ekonomisi, sağlanamayan vergi geliri, araç sahiplerinin otomobillerine verdiği zararın yanında, barındırdığı yüksek orandaki kükürt nedeniyle de, insan sağlığına ve çevreye zarar verdiği,

Kaçak akaryakıtın kullanılmasının sebep olduğu çevre kirliliği,  vergi ve döviz kayıpları ile üretim-tüketim dengesinin bozulması gibi zararlarının yanı sıra, içerdiği uçucu petrol elementleri nedeniyle, kamyonlarda kullanıldığında muhtemel  kazalarda kullanıcıları ve çevredeki insanların hayatını riske sokan yanıcı ve patlayıcı bir ortam hazırladığı,

 

İddia ve açıklamalarına  yer verilmiştir.

 

Sonuç olarak yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen tüm bu iddia ve açıklamaların araştırılması ve çözüm yollarının ortaya konulması, Anayasa’nın 98. ve TBMM İçtüzüğü’nün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması isteminin gerekçesini teşkil etmektedir.

 

III- ARAŞTIRMADA İZLENEN YÖNTEM

Genel Kurul Kararı gereğince; Başkanlık Divanı seçiminin yapıldığı 16.02.2005 tarihinden itibaren çalışmalarına başlayan Komisyon, 16.02.2005 tarihli ilk toplantısında çalışma programını belirlemiş ve bu amaçla;

                        Komisyon görüşmelerinde tam tutanak tutulmasına,

            Komisyon çalışmalarını kamuoyuna duyurabilmek, ilgililerle iletişimi ve bilgi akımını sağlamak amacıyla web sitesi kurulmasına,

            Komisyon çalışmalarına yardımcı olmak üzere, kamu kurum ve kuruluşlarından uzmanların görevlendirilmesine, konuyla ilgili bilgi ve belge istenmesine, brifing alınacak kişilerin tespiti için Komisyon Başkanlığının yetkili kılınmasına,

            Komisyon üye ve uzmanlarının Ankara dışında da araştırma ve inceleme yapabilmelerinin sağlanmasına,

            Karar vermiştir.

A-Çalışma Takvimi İçerisinde Yapılan Komisyon Toplantıları ve Bilgisine Başvurmak    Üzere Davet Edilen Kişiler:

 

Komisyon’un toplantı sayıları ve toplantıya bilgi vermek üzere katılan şahıslar aşağıdaki tabloda belirtilmiştir.

 

 

 

1.TOPLANTI (16.02.2005)

Komisyon Başkanlık Divanı seçilmiştir

2.TOPLANTI (22.02.2005)

Komisyon çalışma programı belirlenmiştir

3.TOPLANTI (01.03.2005)

1-Atıf KETENCİ - Türk Akaryakıt Bayileri Petrol ve Gaz Şirketleri İşveren Sendikası Genel Başkanı

2-Ertuğrul TUNCER - Petrol Ofisi Genel Müdürü Petrol Sanayi Derneği Başkanı

4.TOPLANTI (08.03.2005)

3-Muhsin ALKAN(PUİS)- Petrol Ürünleri İşverenleri Sendikası Genel Başkanı

4-Fikret ÖZTÜRK(ADER)- Akaryakıt Dağıtım Şirketleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı   

5-Ali ARMAĞAN(PETLİNE) Petrol Ürünleri Ticaret A.Ş.Yönetim Kurulu  Başkanı

5.TOPLANTI (10.03.2005)

6-Mustafa YILMAZ-EPDK Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu Üyesi

7-Mehmet BEKİROĞLU-Akaryakıt Deniz Taşımacılığı Koop. Başkanı

8-Nahit SÜRÜM-Canas Petrol Ürünleri ve Gemicilik Tic. San. Ltd. Şti. Yönetim Kurulu Üyesi.

6.TOPLANTI (15.03.2005)

Jandarma Genel Komutanlığı

9-Cengiz YILDIRIM -Jandarma Kıdemli Albay Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı

10-Yüksel OĞUZ-Jandarma Kıdemli Yüzbaşı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı

Sahil Güvenlik Komutanlığı

11-Salih ASLAN-Deniz Kurmay Albay

12-Gültekin CEYLAN-Deniz Binbaşı

13-Özgür KAYA-Memur

 

Emniyet Genel Müdürlüğü

14-Osman BALCI - Şube Müdürü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı

15-Ayhan TAŞ-Emniyet Amiri Kaçakçılık ve Organize  Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı

16-Alpaslan HERSANLIOĞLU- Emniyet Amiri Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı.

17-Yusuf MOLLAOĞLU-Başkomiser Kaçakçılık ve Organize Suçlarla                 Mücadele Dairesi Başkanlığı

7.TOPLANTI (17.03.3005)

TÜPRAŞ Genel Müdürlüğü

18-Hüsamettin DANIŞ -Genel Müdür

19-İsmail ORAL-Akaryakıt Satış Müdürü

BOTAŞ Genel Müdürlüğü

20-M. Sami UZUN-Savunma Sekreteri

21-Müjdat BALI-Baş Müşavir

22-Gürhan ÜNAL-Petrol İşletmeleri Müdürü

23-Ömer ÜRÜN-Dörtyol İşletme Müdürü

24-Zafer TÜRKER-Dörtyol Savunma Müdürü

25-Musa YÖRÜK-Ceyhan Koruma ve Güm. Amiri

26-Mustafa DOĞRU-Savunma Uzmanı

ODTÜ Rektörlüğü

27-Prof. Dr. Ender OKANDAN-Petrol Araştırma Merkezi Başkanı

BAŞBAKANLIK Gümrük Müsteşarlığı

28-Gürkan GÜL-Daire Başkanı

29-Yusuf GÜNEY-Daire Başkanı

30-Hüseyin AVCI-Daire Başkanı    

8.TOPLANTI (22.03.2005)

31-Ahmet Şadi GÜNGÖR-Başkan Yardımcısı

TPIC Turkish Petroleum İnt. Co. Ltd.

9.TOPLANTI

(29.03.2005)

Adalet Bakanlığı

32-Cemil KUYU-Mersin Cumhuriyet Savcısı

Emniyet Genel Müdürlüğü

33-Şerafettin BURAL-Mersin Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Şb.Müd.

34-Süleyman BÖLÜNMEZ-Mardin Bağımsız Milletvekili

35-Necati CAN-Gümrük Eski Başmüfettişi

10.TOPLANTI (31.03.2005)               

36-Erdal GÜLDEREN-Petrol İşleri Genel Müdürü

37-Cengiz CÜCÜ-Petrol İşleri Genel Müdür Yardımcısı

38-Levent AYDIN-Petrol İşleri Genel Müdür Yardımcısı

39-Mehmet DEMİREL-Serbest Bölgeler Genel Müdürü

Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı

40-Rıza Tuna TURAGAY-Gümrük Müsteşar Vekili

41-Rıza Mehmet KORKMAZ-AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürü

42-Cahit GÖKÇELİK-Gümrükler  Genel Müdür Yardımcısı

11.TOPLANTI (12.04.2005)               

43-Mustafa MUHTAROĞLU-Uluslararası Bunkerciler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi

44-Sibel BÜYÜK-Gemi Yakıt İkmalcileri Derneği Başkanı

45-Ali Deniz ERAYDIN-Gemi Yakıt İkmalcileri

Derneği Başkan Yardımcısı

12.TOPLANTI (14.04.2005)

46-Fatih Nurhan YAZ-Ata Petrokimya Genel Müdürü

47-M. Doğuş ŞENOL-Ata Petrokimya Müdürü

48-Murat KOCA-İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Bşk. Yard.

13.TOPLANTI (18.05.2005)

 

49-Yusuf GÜNAY-EPDK Başkanı

14.TOPLANTI (27.05.2005)

 

50-Yavuz EGE-Başbakanlık Dış Ticaret Müst.Eski Müsteşarı

51-Ömer BERKİ-Başbakanlık Dış Ticaret Müst.

İhracat Eski Genel Müdürü

  52-Tevfik MENGÜ-Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı Anlaşmalar Genel Müdürü

15.TOPLANTI (30.05.2005)

53-Işın ÇELEBİ-Devlet Eski Bakanı

54-Tunca TOSKAY-Devlet Eski Bakanı

55-Tuncer KAYALAR-Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarı

56-Serhat GÖK-Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracat Eski Genel Müdür Yrd.

16.TOPLANTI (31.05.2005)

57-Dr. Füsun KOROĞLU-Başbakanlık Müşaviri

17.TOPLANTI

(16.06.2004)

Karar ve Kapanış Toplantısı

 

B- Komisyon Tarafından Ankara Dışında Yapılan İncelemeler  

Komisyonun 22.03.2005 tarihli kararı gereğince; 04-07 Nisan 2005 tarihleri arasında, MERSİN, İSTANBUL, KOCAELİ İllerinde yapılan inceleme programına;

Komisyon Başkanı Bitlis Milletvekili Vahit KİLER, Başkanvekili Manisa Milletvekili Ufuk ÖZKAN, Komisyon sözcüsü Aydın Milletvekili Ahmet Rıza ACAR, Katip Üye Isparta Milletvekili M. Emin Murat BİLGİÇ, Komisyon Üyeleri, Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU, Balıkesir Milletvekili Sedat PEKEL, Burdur Milletvekili Mehmet ALP, Siirt Milletvekili Öner GÜLYEŞİL, Van Milletvekili Cüneyt KARABIYIK  katılmıştır.

24-27 Nisan 2005 tarihleri arasında, ŞIRNAK ve VAN  illeri ile HABUR’da yapılan inceleme programına;

Komisyon Başkanı Bitlis Milletvekili Vahit KİLER, Başkanvekili Manisa Milletvekili Ufuk ÖZKAN, Komisyon sözcüsü Aydın Milletvekili Ahmet Rıza ACAR, Komisyon Üyeleri, Adana Milletvekili Atilla BAŞOĞLU, Balıkesir Milletvekili Sedat PEKEL, Burdur Milletvekili Mehmet ALP,  Van Milletvekili Cüneyt KARABIYIK  katılmıştır.

09-13 Mayıs 2005 tarihleri arasında, İZMİR, TRABZON, RİZE, HOPA/ARTVİN illeri ile  BATUM(Gürcistan)’da yapılan inceleme programına;

              Katip üye Isparta Milletvekili M. Emin Murat BİLGİÇ, Komisyon üyeleri, Balıkesir Milletvekili Sedat PEKEL, Burdur Milletvekili Mehmet ALP, Çankırı Milletvekili Tevfik AKBAK, Mardin Milletvekili Mahmut DUYAN, Siirt Milletvekili Öner GÜLYEŞİL, Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Vedat MELİK, Van Milletvekili Cüneyt KARABIYIK  katılmıştır.

C- Komisyonun Gerçekleştirdiği Toplantı ve Yazışmalar ile Komisyonda Çalıştırılmak Üzere Uzman Görevlendirilmesi

Çalışma süresi içerisinde toplam 16 birleşim yapan Komisyon, konu hakkında sivil toplum kuruluşu temsilcileri başta olmak üzere ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından brifing almıştır. Komisyon çalışmaları sırasında tam tutanak tutulmuş, Raporun yazılmasında yararlanmak üzere ilgili kuruluş ve kişilerden belge ve bilgiler temin edilmiş, bu anlamda 346 adet evrak Komisyonumuza gelmiş buna karşılık çalışmalar sırasında Komisyon tarafından 215 adet yazışma yapılmıştır. Komisyon, Adalet Bakanlığı, Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, Maliye Bakanlığı, Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı, Başbakanlık Müsteşarlığı ve Teftiş Kurulu Başkanlığı, Sağlık Bakanlığı, T.C.Batum Başkonsolosluğu, TÜPRAŞ Genel Müdürlüğü, Ulaştırma Bakanlığı, Türk Lyodu Vakfı İktisadi İşletmesi Başkanlığı, The Shell Company of Turkey Ltd, TMSF Başkanlığı, Şırnak Valiliği, Sahil Güvenlik, Jandarma Komutanlıkları, Emniyet Genel Müdürlüğü, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu, Dışişleri Bakanlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı, Iğdır Valiliği, Kamu İhale Kurumu Başkanlığı, Maliye Bakanlığı TASİŞ Genel Müdürlüğü, Marshall Boya, Opet Madeni Yağ, Mobil Oil şirketleri, Yaprak Tütün İşletmeleri Müessese Müdürlüğü, Turkish Petrolium International Company, TOBB, TCMB, Hazine Müsteşarlığı, Başbakanlık YDK, Çevre ve Orman Bakanlığı, Denizcilik Müsteşarlığı Betek Boya, Birleşik Petrol, muhtelif bankalar ve bazı diğer Valilikler ile yazışmalar yapmış ve akaryakıt kaçakçılığının ortaya çıkarılması için gerekli olan bilgileri elde etmiştir.

 

            Ayrıca, Araştırma Komisyonunun talebiyle, komisyon çalışmalarına ve rapor yazımına teknik katkıda bulunmak üzere; Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, Denizcilik Müsteşarlığı, Gümrük Müsteşarlığı ve Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlıklarından birer müfettiş, Yüksek Denetleme Kurulu Başkanlığı’ndan bir denetçi,  Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulundan bir hesap uzmanı ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanlığından bir enerji uzmanı kurumlarınca görevlendirilmişlerdir.

 

IV- PETROL VE PETROL PİYASASININ YAPISI

A-DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE PETROL

1- TARİHÇE

            Latince “petra” ve “oleum” kelimelerinden oluşan ve kaya yağı anlamına gelen petrol, doğada bulunan kompleks bir hidrokarbon bileşiğinin adıdır. Hidrokarbon bileşikler doğada katı, sıvı ya da gaz halinde bulunabilmekte ve sıvı hidrokarbon bileşikleri ham petrolü oluşturmaktadır. Petrol uzun jeolojik süreçlerde, karmaşık fiziksel ve kimyasal işlevler sonucunda oluşmaktadır.

            Petrolün tarihi M.Ö. 3000 yıllarına dayanmaktadır. Mezopotamya’nın eski Babil şehri yakınlarındaki bölgelerinde M.Ö. 3000 yıllarından beri yerin çatlakları arasından bitumen denilen bir maddenin sızdığı bilinmektedir. M.Ö. 1 inci Y.Y’da Yunanlı tarihçi Diodor, bitumenden “Babil ülkesinde oluşmuş inanılmaz mucizelerden en ilginç olanı” şeklinde söz etmektedir. Yine, Heredot M.Ö. 450’de Tunus ve Yunan adalarında bitumen şeklindeki petrol sızıntılarından bahsetmektedir.[1]

            Yerin çatlaklarından, sulardan ve kayaların yüzünden sızan ve kaya yağı olarak adlandırılan petrol ilk dönemlerde, ilaç, su yalıtım malzemesi, inşaat harcı ve savaşlarda yakıcı madde olarak kullanılmış, 19 uncu Y.Y. ortalarına kadar bez veya battaniyelere emdirilip daha sonra ısıtma ve süzme gibi ilkel yöntemlerle elde edilmiştir.

            1745’de Fransa da Pechelbronn’daki petrollü kumlarda ilk petrol kuyusu açılmış, M. De la Sorbonniere isimli şahsa Kral XV. Louis tarafından lisans verilmiş ve ilk petrol rafinerisi de bu şahıs tarafından kurulmuştur. 1847’de İskoçya’da James Yung isimli şahıs tarafından petrollü şeyller işletilmiştir.

            19 uncu Y.Y. başlarında Bakü ve Romanya’da da elle kazılmış kuyularda petrol üretimi yapıldığı bilinmektedir. Ancak petrolün seri üretimi ve bir endüstri haline gelmesi 1850’li yıllarda ABD’de meydana gelen gelişmelerle mümkün olmuştur.

            19 uncu Y.Y.’ın ilk yarısında artan sanayileşme ve şehirleşmeye bağlı olarak, yağlama ve aydınlatmada kullanılacak daha fazla yağ ihtiyacı doğmuştur. Bu amaçla kullanılan geleneksel bitkisel ve hayvani yağlara ek olarak, kömürden ve diğer hidrokarbonlardan yağ ve hava gazı elde edilmeye başlanmıştır. Ancak, bunlar hem pahalı ve hem de ihtiyacı yeteri ölçüde karşılayamamakta idi.

            1850’li yılların başlarında bu ihtiyacı hisseden ve Pennsylvania bölgesinde ilkel yöntemler ile kaya yağı çıkarıldığını gören George Bissel ve arkadaşlarından oluşan müteşebbis grubu, kaya yağından aydınlatma ve yağlama işinde kullanılabilecek bir yağ elde etme ve bunun ticaretini yapma kararını vermişlerdir. Bu amaçla kurulan Pennsylvania Kaya Yağı Şirketinin  görevlendirdiği  Albay Drake’in başlattığı kuyu açma çalışmaları 1859 yılında 69 feet derinlikte petrolün bulunması ile sonuçlanmıştır.

            Böylece kaya yağının ve kömür yerine kaya yağından elde edilmiş gaz yağının seri üretimine başlanmıştır. Kısa sürede kablolu sondaj makineleri icat edilmiş, sondaj cihazları geliştirilmiş ve petrol endüstrisi kurulmuştur.

            Pennsylvania petrolünün gaz yağı halinde pazara sürülmesi ve gaz yağının erdemlerinin anlaşılması uzun sürmemiş ve “çağın ışığı” olarak adlandırılan gazyağı üretimi büyük artış göstermiştir.[2] 1860’ta 450.000 varil/yıl olan ham petrol üretimi 1866’da 3,6 milyon varil/yıl seviyesine yükselmiştir. Üretimde görülen büyük artış taşıma sorununu gündeme getirmiş ve tahtadan yapılma ilk ham petrol boru hattı 1863-1865 yıllarında inşa edilmiştir.

            Petrol endüstrisinin kurulması ve Amerikan iç savaşının bitmesini takip eden ve “Altın Çağ” olarak adlandırılan dönemin simgesi olarak gösterilen ünlü Rockfeller ve şirketi Standart Oil, 1880’li yıllarda petrol üretim ve gaz yağı sektörünün yaklaşık %85’ini kontrol eder duruma gelmiştir.[3]

            Yine 1880’li yıllarda, Amerikan petrol üretiminin yarısı gaz yağı olarak Avrupa pazarlarına ihraç edilmiştir. Bu yıllarda gaz yağı ihracatı, Amerikanın toplam ihracatı içinde 4 üncü sırayı işgal etmiştir.[4]

            Dünyanın ilkel yöntemlerle petrol üretimi yapılan diğer bölgesi Bakü yakınlarında Aspheron Yarımadasında, 19 uncu Y.Y. başlarında elle açılmış 80 civarında kuyudan oluşan endüstri, 1873 yılında modern üretim yapan 20’den fazla rafineriden oluşan bir yapıya dönüşmüştür.[5]

            Aynı yıllarda, Bakü de bir rafineri satın alan ve 1878’de Hazar Denizinde Dünyanın ilk petrol tankerini işletmeye başlayan İsveç asıllı Nobel ailesinden Ludwig Nobel, Bakü’nün petrol kralı haline gelmiştir. Nobel kardeşlerin hakim olduğu Rus petrol endüstrisinin üretimi büyük bir artış kaydetmiş ve 1884 yılında 10,8 milyon varil/yıl seviyesine ulaşmıştı ki bu değer Amerikan petrol üretiminin 1/3’üne tekabül etmektedir.

            1886’da Bakü-Batum demiryolunun hizmete girmesi ve bu demiryolunun finansmanını sağlayan yahudi asıllı Fransız iş adamı Rothschild’lerin de Bakü’de petrol işletmeciliğine başlaması ile Rus petrolü batı pazarına açılmıştır. Rothschild’ler, sonraki yıllarda yeni teknoloji ürünü tankerlerinin Süveyş Kanalından geçmesine izin alarak, uzak doğu pazarına da açılmıştır.

            1890’lı yıllarda, Standart Oil, Rothschild’ler, Nobel kardeşler ve uzak doğu da petrol üreten Hollanda Kraliyet Petrol Şirketi Dünya petrol endüstrisine hakim durumda idiler. Ancak bu yıllarda, 1877’de Edison’un başlatmış olduğu elektrik ampulünün aydınlatmada ticari bir meta olarak kullanılmaya başlaması ile gaz yağı pazarı giderek daralmaya başlamıştır.

            1895 yılında, gaz yağının içten patlamalı motorlarda kullanılmaya başlaması ile yeni bir döneme geçilmiş ve takip eden 10 yıl boyunca at arabalarına takılan bu motorların daha iyi çalışmasına yönelik arayışlar gözlenmiştir.

            At arabalarına takılan içten patlamalı gaz yağı motorlarının daha iyi çalışmasına yönelik çalışmalar, 1905 yılında bu motorlarda benzin kullanılmaya başlanması ile sonuçlanmıştır. Böylece, o güne kadar arıtma işleminin önemsiz bir parçası olarak görülen ve önemli bir kullanım alanı bulunmayan benzinin kullanımı hızla artmış ve gaz yağının kaybettiği pazar payını geri kazanmaya başlamıştır. Benzinin kullanımı o kadar hızlı arttı ki, 1911 yılında benzin satışları gaz yağı satışlarını geçti. Takip eden yıllarda, fabrika kazanlarında, trenlerde, gemilerde vb. mazot kullanılmaya başlanması ile petrol için ikinci bir pazar daha açılmıştır.

            1911 yılında Amerikan Yargıtay’ı, Amerikan kamuoyunda çok tartışılan ve hakkında 40 yıldan beri bir çok davalar açılmış olan, Standart Oil’in tasfiyesine karar verdi. Böylece, Amerika ve Dünyanın en büyük petrol devi tarihe karıştı ve tasfiyesinden bu günkü Exxon, Mobil, Chevron, Amaco ve BP’nin Amerika kolu doğmuştur.

            1908 yılında, İran’da İngilizler ile ortak petrol bulunması sonucunda, birinci Dünya Savaşı öncesinde modern usuller ile petrol üretimi yapılan A.B.D., Rusya(Bakü), Doğu Hint Adaları(Sumatra), Meksika ve Romanya’ya  İran da eklenmiş oldu.

            1’inci Dünya Savaşı sonrasında ABD’nin de Amerika dışında petrol aramaya başlaması ve petrol aramalarında yüzeysel jeoloji yerine kırılma ve yansıma sismolojisi gibi daha gelişmiş jeolojik ve jeofizik yöntemlerin kullanılması sonucu, yeni petrol sahaları keşfedilmiş ve petrol üretiminde büyük artışlar görülmüştür. 1928’de Mezopotamya(Irak)’da, 1929’da Venezüella’da, 1930’da ABD Teksas’ta, 1932’de Bahreyn’de, 1938’de Kuveyt ve Suudi Arabistan’da, 1947’de Kanada’da petrol sahaları keşfedilmiş ve üretime başlanmıştır. 

            1’inci Dünya Savaşı sonrası dönemde, Dünyada petrol şirketlerinin etkinliği artmış ve dev petrol şirketleri oluşmuştur. Bunların en önemlileri “seven sisters”(7 kız kardeşler) adı ile bilinen ve halen dünya petrol piyasasını yöneten; BP, Shell, Mobil, Exxon, Gulf, Texaco ve Chevron’ dur.

            1960 yılında OPEC (Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilatı) kuruldu. OPEC’in kurulması ile bu dev petrol şirketlerinin hakimiyetinin kısmen kırıldığı söylenebilir.

            Körfez krizi ile birlikte dünya yeni petrol kaynakları arayışına yönelmiştir. Öte yandan, eski Sovyetler Birliğinin dağılması ile Hazar çevresi petrolleri dünya piyasasına açılmış ve dev petrol şirketlerinin ilgi odağı haline gelmiştir.

            Türkiye’de petrolün tarihine bakıldığında; Osmanlı İmparatorluğu döneminde, 1887 yılında Ahmet Naci Bey ile 1897 yılında Halil Rıfat Paşa’ ya petrol imtiyazı verilmesi ve 1898-99 yıllarında birkaç adet kuyu açılması dışında herhangi bir faaliyet gösterilmediği veya gösterilemediği anlaşılmaktadır.

            Gülbenkyan adlı ermeni asıllı bir Osmanlı vatandaşının daha 1890 yılında gündeme getirdiği Mezopotamya’da petrol aranması ve işletilmesi projesi zamanın padişahından destek görmemiş, Gülbenkyan kendi insiyatifi ile bölge ile ilgilenen İngilizlerin rakibi  ve Osmanlı sarayı üzerinde etkili olan Almanların desteğini sağlayarak, 1912 yılında, kendisinin %15 oranında hissedarı olduğu Türkiye Petrol Şirketi adlı bir şirketin kuruluşunu gerçekleştirmiştir.

            1914 yılında, İngilizlerin Almanlar ile anlaşarak, Deutsche Bank’ın %50 hissesinin İngiliz Anglo-Pers şirketince devralınmasını sağlamaları ve takiben diplomatik bir nota ile Sadrazam’dan imtiyaz veya imtiyaz vaadi almaları ile Gülbenkyan’ın şirketteki hisse oranı, etkisi ve söz hakkı azalmıştır.

            Adı ve %10 oranındaki Gülbenkyan hissesi dışında hiçbir şeyi Türk olmayan Türkiye Petrol Şirketi, 1’inci Dünya Savaşının bitmesini takiben imtiyaz sahibi olduğunu öne sürerek, Mezopotamya da faaliyete geçmek istemiş ise de, bu kez bölge üzerinde hakimiyet tesis etme niyeti olan ABD tarafından bu imtiyazın tanınmaması nedeni ile girişim sonuçsuz kalmıştır.

            Amerikan, İngiliz ve Fransızlar arasında sürdürülen uzun müzakereler sonucunda, Gülbenkyan’ın Türkiye Petrol Şirketinden kalma ve artık %5’e düşmüş olan hissesini öne sürerek göstermiş olduğu direncinde aşılması ile 1928 yılında bölge ile ilgili “Kızıl Çizgi Anlaşması” imzalanmıştır.

            Bu anlaşma, İngiliz ve Fransızların kendilerine göre siyasi olarak belirledikleri sınırlar içinde, uçsuz bucaksız topraklarda (İran ve Kuveyt toprakları hariç) Fransızlara da %23,75 oranında pay verilerek, İngiliz ve Amerikan şirketlerine petrol imtiyazı sağlayan bir anlaşma niteliğindedir. Bu anlaşma ile Türkiye Petrol Şirketi de tarihe karışmıştır.

            Türkiye Cumhuriyeti devleti kuruluşunu müteakip hemen konunun önemini kavramış ve bir yandan yasal alt yapının düzenlenmesine yönelik çalışmalar yapılırken, bir yandan da arama çalışmalarına yönelinmiştir.

            Türkiye’de petrol aramak amacı ile ilk derin kuyu 1933 yılında açılmıştır, ilk ticari petrol keşfi 1940 yılında Raman-1 kuyusunda, işletmeye elverişli ilk petrol 1948 yılında Raman-8 kuyusunda bulunmuştur. İlk rafineri ise 1930 yılında, Yeşua biraderlerin Türkiye Neft Sanayii A.Ş. tarafından, Boğaziçi Rafinerisi ismi ile kurulmuştur.

2-PETROLÜN EKONOMİ VE SİYASETTEKİ YERİ VE ÖNEMİ            

           

Petrol 19’uncu Y.Y. boyunca gaz yağı olarak aydınlatmada kullanılmış ve para, servet ve zenginlik kaynağı olmuştur. 20’inci Y.Y. da ise stratejik bir mal haline gelmiş ve adeta bu yüzyıla damgasını vurmuştur.

            1905 yılında benzinin içten yanmalı motorlarda kullanılmaya başlamasını takip eden yıllarda mazotun da trenler, gemiler ve fabrikalarda kullanılması ile petrol önemli bir enerji kaynağı olarak ekonomik kalkınmanın motoru haline gelmiştir. Petrol sayesinde otomotiv endüstrisinde, kara ve deniz ulaştırma sektöründe, petrokimya ve gübre sektöründe ve genel olarak sanayi üretiminde büyük bir gelişme ve fark edilir artış meydana gelmiştir.    

            ABD’de 1912’de 902.000 olan otomobil sayısı, 1920’de 9,2 milyona, 1929’da 23,1 milyona, 1949’da 45,0 milyona ve 1972’de 119,0 milyona  ulaşmıştır.

Petrol ve petrole bağlı endüstrilerde ABD’nin öncülüğünde yaşanan gelişmeleri, farklı zamanlarda da olsa dünyanın diğer ülkeleri de yaşamıştır. Hatta II. Dünya Savaşından sonra diğer ülkelerde yaşanan gelişmeler çok daha hızlı olmuştur. 1929’da dünyada bulunan 29,6 milyon otomobilin %78’i ABD’de bulunuyor ve bu tarihte ABD’de 5 kişiye 1 adet motorlu araç düşüyor iken; İngiltere’de 30 kişiye, Fransa’da 33 kişiye, Almanya’da 102 kişiye, Japonya’da 702 kişiye ve SSCB’de 6.130 kişiye 1 adet motorlu araç düşmekte idi. 1949 yılında dünyada 63,9 milyon otomobil vardı ve bunun %70 oranında 45,0 milyon adedi ABD’de bulunuyordu. 1972 yılında ise dünyada var olan 280 milyon otomobilin ancak %42 oranında 119,0 milyon adedi ABD’de bulunuyordu.

Dünya ekonomisinde büyük ölçüde petrole dayalı olarak yaşanan patlamalar sadece otomotiv endüstrisi ile sınırlı kalmamıştır. Bununla beraber ülkeler kara yolu ağları ile örülmüş ve 20.Y.Y. bir yolculuk çağına dönüşmüştür. Petrokimya sanayii, petrol ve doğal gazı hammadde olarak kullanmak suretiyle, yaşamın her alanında ihtiyaç duyulan malzemeleri daha çok ve kolay üretme olanağına kavuşmuştur. Endüstrideki fabrikalar, kömüre göre daha çevreci ve daha esnek olan petrolü kullanarak, her türlü sınai ve tüketim mallarını daha kolay ve daha çok üretmeye başlamıştır.

Ekonomide yaşanan gelişmeyi, bu gelişmenin tetikleyicisi olan petrol talep ve tüketimine ilişkin rakamlardan daha kolaylıkla görmek mümkündür.

ABD’nin petrol tüketimi, 1917’de 0,7 milyon varil/gün iken, 1919’da 1milyon varil/gün’e, 1929’da 2,6 milyon varil/gün’e, 1948’de 5,8 milyon varil/gün’e ve 1972’de 16,4 milyon varil/gün’e yükselmiştir.

Batı Avrupa’nın petrol tüketimi ise 1948’deki 970 bin varil/gün seviyesinden, 15 kat artarak, 1972’de 14,4 milyon varil/gün seviyesine çıkmıştır.

Japonya’nın petrol tüketiminde aynı yıllarda görülen artış ise inanılmaz derecede yüksek olmuştur.1948’de Japonya’nın petrol tüketimi 32 bin varil/gün iken, 1972’de 137 kat artarak 4,4 milyon varil/gün seviyesine yükselmiştir.

1970’li yıllara kadar petrolün talebinde görülen devamlı ve büyük oranlı artışlar, 1920’lerden itibaren arama teknolojisindeki gelişmelere paralel olarak, Venezüella, Teksas(ABD) ve Orta Doğu ülkelerinde “fil” tabir edilen büyük petrol sahalarının keşfedilmesi ve petrol üretim ve arzında da büyük oranlı artışlar sağlanması ile rahat bir şekilde karşılanabilmiş ve petrol fiyatlarında istikrarlı bir dönem yaşanmıştır.

Petrol talebinin kolaylıkla karşılanabilmesi ve fiyatlarının istikrarlı olması, 1970’li yıllara kadar ekonomik gelişme için çok uyun bir ortam yaratmıştır.

Ancak, 1960 yılında OPEC’in[6] (Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilatı) kuruluşunu takip eden yıllarda petrol krizlere yol açmış ve petrolün ekonomik gelişmeyi olumsuz etkilediği dönemler yaşanmıştır.

Böylece, petrolün ekonomik gelişme için stratejik bir öneme sahip olduğu, 1970’li yıllardan sonra daha iyi anlaşılmıştır.

Öte yandan petrol sadece ekonomik gelişme açısından değil, I.ve II. Savaşlarda oynadığı rol açısından da stratejik öneme sahip olduğunu göstermiştir. Aslında, petrolün ekonomi ve siyasette stratejik bir rol oynayacağı, bazı ülkelerce daha 20.Y.Y.’ın başlarında görülebilmiştir.

İngiltere, 19.Y.Y.’ın başından beri Orta Doğu bölgesine olan ilgisini, 20.Y.Y.’ın başında petrole çevirmiştir. 1914 yılında, İngiliz Hükümetinin İran Petrolünü işleten Anglo-Pers Petrol Şti.nin ana hissedarı olması ve İngiliz Donanmasının tam anlamı ile petrole angaje olması ile, petrol ilk defa milli politikanın bir aracı ve stratejik bir meta haline gelmiştir. İngiltere I. Dünya Savaşı öncesinde, Donanmanın yakıt sistemini petrole döndürüp, kaderini İran’dan gelecek petrole bağlarken önemli bir risk almış, ancak petrolün gelecek savaşta stratejik bir rol oynayacağını da tahmin etmiştir.

İngiltere yine savaş öncesinde, 1914 yılında Türkiye Petrol Şti. ile de Mezopotamya da petrol imtiyazı elde etmiştir.

İngiltere’nin I. Dünya Savaşı sırasında ise hedefi , İran ve Irak petrollerini korumak ve düşmanın petrole ulaşmasını engellemek olmuştur.

Fransızlar ise I. Dünya Savaşı sırasında Musul’u işgal ederek petrolden pay kapma arayışına girmişlerdir. Nitekim savaş sonrası yapılan pazarlıklarda Mezopotamya petrollerinden pay verilmesi ve Suriye’deki varlığının desteklenmesi karşılığında, Fransa Musul’u İngiltere’ye terk etmiştir.

İngiltere’nin tahmin ettiği gibi, I. Dünya Savaşının kaderini, petrol ile çalışan kamyon vb. motorlu nakil vasıtaları ile tank, uçak ve donanma kuvvetleri belirlemiştir.

Almanya, savaş öncesinde kömür ve demir yolunda sahip olduğu üstünlüğe fazla güvenmiş ve petrole gereken önemi vermemiştir. Savaş sırasında da sahip olduğu tek petrol kaynağı olan Romanya petrolleri İngiltere tarafından sabotajlar ile yok edilince, Almanya tamamen petrolsüz kalmış ve petrolsüzlük yenilgisinde çok önemli rol oynamıştır.

Savaş sonrasında, Alman general Eric Ludendorf ; “Şimdi artık bütün açıklığı ile anladığıma göre, Romanya’dan gelen petrol ve hububat olmasa idi, değil savaşa devam etmek, varlığımızı devam ettirmek hakkından bile yoksun kalacaktık.” demiştir. Lord Curzon ise; “Müttefikler zafere bir petrol dalgasının üzerinde ilerledi.”demiştir.[7]

I. Dünya Savaşı sonrası dönemde, petrolün stratejik öneme haiz bir madde ve ekonomik kalkınmanın motoru olduğunun anlaşılması ile, bütün ülkeler içerde ve dışarıda petrol bulunması için şirketlerini teşvik etme politikası izlemişler ve bunun sonucunda özellikle Amerikan ve İngiliz şirketlerinin Dünyadaki etkinliği çok artmıştır.

İngiltere, savaş sonrasında kaderini sadece İran petrolüne bağlamanın riskli olacağını düşünerek, bir yandan Hollanda Kraliyet/Shell ortaklığındaki İngiliz ağırlığını artırabilmek için bu şirketi Anglo-Pers Şti. ile birleştirmeye çabalar iken, bir yandan da Mezopotamya petrolünü hayata geçirme çabası içinde olmuştur.

ABD, savaştan önce ve savaş sırasında petrolünü pazarlamanın dışında, Dünyanın diğer bölgeleri ile ilgilenmemiştir. Savaşa girmesi de Almanya’nın denizaltılar ile İngiltere ve Fransa’ya petrol taşıyan Amerikan tankerlerini batırması ve Amerika’nın petrol ihracına engel olması nedenine dayanmıştır.

Ancak, 1917-20 yılları arasında ABD’ de petrol kıtlığı yaşanması ve ülkedeki rezervlerin bitebileceği endişesinin doğması, öte yandan savaş sonrasında İngiltere ve Fransa’nın Mezopotamya petrolleri üzerinde pazarlık etmeye başlamaları, ABD’ nin de Orta Doğu bölgesi ile ilgilenmeye başlamasına yol açmıştır.

Mezopotamya petrolleri üzerindeki pazarlıklara ABD’nin de dahil olması ile ABD ve İngiltere petrol şirketleri yeni bir yapılanma içine girmişler ve 1925 yılında Irak ile yeni bir imtiyaz anlaşması yapılmıştır. 1927 yılında da Kerkük petrolleri işletilmeye başlanmıştır.

1930’lu yıllarda Amerikan şirketlerinin Arap Yarımadasında petrol arama ve üretim çalışmalarında başarı kazanması ile petrol şirketlerinin etkisi iyice artmaya başlamıştır. Ancak, petrol şirketlerinin artan etkisi beraberinde tepki hareketlerini de getirmiş ve 1917 yılında Meksika’da, 1920 yılında SSCB’de(Bakü’de) millileştirme hareketleri, 1932 yılında İran’da Anglo-Pers Şti.nin imtiyaz iptali olayı yaşanmıştır.

Öte yandan, Almanya I.Dünya Savaşında yenilmesine yol açan motorize birlikler ve kara yolu ağı alanındaki yetersizliklerini çözmekle birlikte, petrole bağımlılık sorununu çözememiştir. Aynı şekilde Japonya’da teknolojik gelişme ve sanayileşme alanında büyük aşama kat etmiştir ama petrole bağımlılık sorununu çözememiştir. 1930’lu yılların sonlarında, Japonya tükettiği petrolün ancak %7’sini kendisi üretebiliyordu. Almanya ise toplam enerji tüketiminin ancak %5’ini petrolden sağlıyordu ve bu petrolü de ithal ediyordu.

Almanya ve Japonya, Amerika ve İngiltere’nin petrol üzerindeki hakimiyetinden rahatsızlık duyuyor, kendilerine ambargo uygulanması ve büyük miktarda petrole ihtiyaç duyan ekonomilerinin ihtiyacını karşılayamamaktan çekiniyorlardı.

Askeri ve stratejik amaçlı petrole dahi sahip olmayan bu iki ülke petrol sorununu çözmek zorunda idiler ve çözüm yolu olarak da savaşmayı seçtiler. Bu yönü ile II. Dünya Savaşı petrole sahip olma savaşı idi. Nitekim savaş stratejileri ve hedefleri de petrole göre oluşturulmuştur.

Almanya 1939 ve 1940’da ilk etapta işgal ettiği Polonya, Norveç, Belçika, Hollanda ve Fransa gibi ülkelerin petrol stoklarına ulaştıktan sonra, bu stoklar ve kendi ürettiği sentetik yakıt stokları ile kuzeyden Romanya, Bakü, İran ve Irak petrollerine ve güneyden Irak, İran, Bakü petrollerine ulaşma stratejisini izlemiştir. Ancak, hem Rusya hem Afrika cephesinde, ulaşmak istediği petrolün yokluğundan dolayı zayıf düşmüş ve savaşı sürdürememiştir.

II. Dünya Savaşında Almanya’ya ölümcül darbe ise, petrol ihtiyacının yarısını karşılamakta olan sentetik yakıt tesislerinin tamamen yok edilmesi ile vurulabilmiştir. Bu tesislerin yok edilmesi ile benzinsizlikten dolayı Alman uçakları uçamaz, kamyonları hareket edemez duruma gelmiştir. Savaş sonlarına doğru kamyonların 4 adet öküz koşularak çekilmek zorunda kalındığı söylenmektedir.

Afrika cephesi komutanı Alman general Rommel; “motorize savaşta ne insan ne silah ne de mermi, yeteri kadar petrol olmadıkça hiçbir şey ifade etmez.”diyerek petrolün savaştaki önemini bir kez daha vurgulamıştır.[8]

Japonya, 1942 yılında Doğu Hint Adaları ve G. Doğu Asya’nın petrol kaynaklarını ele geçirmek sureti ile ihtiyacı olan petrole ulaşmış ise de, Amerikan stratejik bombalama harekatı ve denizaltı saldırıları nedeni ile bu petrolü Japonya’ya nakledememiş ve petrolsüzlük akıbetinden kurtulamamıştır. Savaşın sonlarına doğru Japon uçaklarının kamikaze uçuşları yapmasının bir nedeninin de petrolsüzlük olduğu öne sürülmektedir.

Öte yandan, Japonya’nın 1 Aralık 1941’de gerçekleştirdiği Pearl Harbour baskınında, Amerikan donanmasına çok büyük kayıp verdirmesine rağmen, Havai Adalarında bulunan Amerikan petrol tankları ve önemli miktardaki petrol stoklarına el koymaması veya yok etmemiş olması, daha sonra savaş tarihçileri tarafından stratejik bir hata olarak değerlendirilmiştir.

I. Dünya Savaşında olduğu gibi II. Dünya Savaşında da, savaşın kazanılmasında petrolün çok önemli rol oynadığı, petrolsüz savaş kazanılamayacağı, acı bir tecrübe ile bir kez daha anlaşılmıştır.

II. Dünya Savaşından sonra petrol ve uluslararası siyasetin çekim merkezi, 1940 yılı Dünya petrol üretiminin sadece %5’ine sahip olan İran, Irak ve Arap Yarımadası olmuştur.

I. Savaştan sonra olduğu gibi II. Savaştan sonra da, ABD ve İngiltere çıkarlarının petrol üzerinde ortak kontrol politikası izlemek ve iş birliği yapmakta olduğunu görmüşler ve bu yönde hareket etmişlerdir.

Savaş sonrasında SSCB’nin işgal etmiş olduğu İran petrollerinden imtiyaz talebinde bulunması ve 1946 yılının bahar aylarına kadar İran’dan çekilmemesi, öte yandan Türkiye’yi tehdit etmesi, bölgeye yönelik amaç ve politikaları olduğunu ortaya koymuştur.

SSCB’nin bölgeye yönelik tehdit ve politikalarına karşı koyma, Yahudilere Filistin’de yurt sağlama ve istikrarlı, kalıcı bir petrol düzeni oluşturma politikaları, ABD’nin savaş sonrası Orta Doğu politikalarının esasını oluşturmuştur.

 ABD bir yandan, petrol şirketlerinin ve İngiltere’nin hoşuna gitmese de, bölge ülkelerinin petrol gelirlerinden daha fazla pay alma taleplerini sıcak karşılamak ve bölge ülkelerini hoş tutmak sureti ile bu politikalarını sürdürmeye çalışırken, bir yandan da İngiltere ile birlikte, ne pahasına olursa olsun bölgenin güvenliği açısından İran’ı muhafaza etmek politikası izliyordu. İran’da Sovyetler Birliği yanlısı politikalar izleyen ve millileştirmenin bayraktarlığını yapan Musaddık’ın, bizzat ABD ve İngiltere’nin düzenlediği bir darbe ile 1953 yılında Başbakanlıktan uzaklaştırılması bu kararlı tutumun bir sonucu olmuştur.

14 Mayıs 1948’de Yahudi Milli Konseyinin İsrail Devletinin kuruluşunu ilan etmesi üzerine başlayan Arap-İsrail savaşlarında petrolün bölge ülkeleri tarafından silah olarak kullanılması fikri ilk kez gündeme gelmiştir. Ancak, o yıllarda henüz ortadoğu petrolü toplam üretim içinde önemli bir paya sahip olmadığından, bu fikir yeterince etkili olmamıştır.

Arap dünyasında giderek kabaran milliyetçilik ruhunu yakalayan ve yönlendiren Mısır lideri Nasır’ın 1956 yılında Süveyş Kanalını millileştirmesi ise müttefik ülkeleri epeyce kaygılandırmış ve aralarında kutuplaşmaya yol açmıştır. İngiltere ve Fransa, ortadoğudaki petrol konumlarını kaybetmek istemediklerinden, Süveyş Kanalının millileştirilmesini kabul edilemez bulmuşlar ve askeri müdahaleden yana tavır almışlardır. ABD ise Mısır’ın tümü ile kaybedilmemesi, SSCB’nin bölgeye daha fazla nüfuz etmesinin önlenmesi ve izlediği bölge ülkelerine şirin görünerek kendi konumunu güçlendirme politikası gereği askeri müdahaleye karşı çıkmış ve İngiltere ve Fransa’nın İsrail ile anlaşarak başlattıkları askeri müdahalenin durdurulmasını ve müttefiklerin geri çekilmesini sağlamıştır.

Arap milliyetçiliğinin giderek yükselmesi ve petrol üzerinde odaklanması sonucunda, OPEC’in ilk tohumlarının atıldığı Arap Petrol Kongresi 1959 yılında Kahire’de toplanmış, 10 Eylül 1960 tarihinde de OPEC resmen kurulmuştur. OPEC’in amacı, petrolü silah olarak kullanarak, ihracatçı ülkelerin daha çok gelir elde etmesini ve petrol üzerindeki kontrolün petrol şirketlerinden ihracatçı ülkelere geçmesini sağlamaktır. Ancak, OPEC amacını gerçekleştirme yolunda 1973 yılına gelinceye kadar fazla etkili olamamıştır.

ABD, OPEC’ in kuruluşu ve petrol şirketleri ile olan mücadeleleri karşısında da ılımlı politikasını sürdürmüştür. Öte yandan ABD, bölge ülkeleri arasında özellikle S. Arabistan ve İran arasında var olan çekişme ve anlaşmazlıklarda  denge politikası izlemiş ve mevcut durumun devamını sağlamaya çalışmıştır.

5 Haziran 1967’de başlayan ve 6 gün savaşları olarak adlandırılan kriz sırasında, ilk kez petrolün silah olarak kullanılması ve ambargo uygulanması  yoluna gidilmiş, ancak bu savaşın çok kısa sürmesi nedeni ile ambargo uygulaması etkili olamamıştır.

1970’li yılların başlarında, petrole olan talep artmaya devam ederken, OPEC’in gelir artırma çabaları ile millileştirme ve işletmeye katılım talepleri, şirketlerin karlılığının ve yeni yatırımların azalmasına ve buna bağlı olarak arz fazlasının ortadan kalkmasına yol açmıştır.

1973 yılının 6 Ekim tarihinde, Arap-İsrail savaşının yeniden başlaması ile petrolün silah olarak kullanılması fırsatı yeniden doğmuştur. Bu kez Mısır’ın savaşı uzatma taktikleri sayesinde uygulanan ambargo başarıya ulaşmış ve Dünya çapında bir krize dönüşmüştür. Bu kriz, Henry Kissinger’ın ifadesi ile; “Savaş sonu gelişen dünyayı geri dönüş yapamayacak kadar alt üst etmişti.”[9]

Birinci fiyat şoku olarak adlandırılan 1973 krizi, petrol fiyatlarının 2,5-3$/varil seviyesinden 11-12$/varil seviyesine  yükselmesine yol açmasının yanında, II. Dünya Savaşından sonra kurulmuş 30 yıllık petrol düzeninin yıkılması, petrol şirketlerinin etkinliğinin tamamen kırılması ve gücün petrol ihraç eden ülkelere geçmesi, petrol ihraç eden ülkelerin petrolden elde ettiği gelirlerin 6-7 kat artması, petrole sahip olmayan ülkelerde ekonomik daralma, işsizlik ve enflasyon gibi sonuçlara yol açıştır. Petrol fiyatlarındaki artıştan kaynaklanan olumsuzlukları sanayileşmiş ülkeler ihraç ettikleri ürünler vasıtası ile yansıtma imkanına sahip olduklarından, krizin yükünü petrole sahip olmayan gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler çekmek zorunda kalmıştır. Bu ülkelerin çoğu, kalıcı hale gelen enflasyon ve ödemeler dengesi açıkları nedeni ile borçlanmak zorunda kalmışlardır. OPEC ülkelerine ait olup, batılı sanayileşmiş ülkelerin banka sistemine girmiş olan fazla paraları borç alan az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler borç sarmalı içine girmişlerdir.

1973 yılından sonra sanayileşmiş ülkeler petrole olan ekonomik bağımlılığın azaltılması için alternatif enerji kaynakları ve yeni petrol kaynakları arayışına girmişlerdir.  

Ancak, bu çabalara ve ABD’nin sürdürdüğü S.Arabistan-İran eksenli denge politikalarına rağmen, 1980 yılında İran Şahının devrilmesi ve İran petrol ihracatının tümü ile durması sonucunda, ikinci bir fiyat şoku ve petrol krizi bütün dünyayı derinden sarsmıştır.

1979 yılı sonlarına doğru başlayan ve 30-35$/varil seviyelerine ulaşan fiyat artışlarına karşı OPEC bu kez üretim artışına gitmiş ise de 22 Eylül 1980’de İran-Irak savaşının patlak vermesi nedeni ile krizin atlatılması uzamıştır. Petrol fiyatlarındaki artış nedeni ile tüm Dünyada yeni bir enflasyon dalgası oluşmuş ve enflasyona karşı sıkı para politikaları uygulanması soncunda ekonomik durgunluk yaşanmaya başlanmıştır.

Yaşanan ekonomik durgunluk ve 1973 krizinden sonra başlatılmış olan petrole bağımlılığın azaltılması çalışmaları sonucunda, 1980’li yıllarda petrol tüketiminde azalma, kömürün yeniden petrol yerine kullanılmaya başlanması ve nükleer enerji kullanımında artış meydana gelmiştir. 1978 yılında, sanayi ülkelerinde tüketilen enerjinin %53’ünü petrol oluştururken, 1985 yılında bu oran %43’e düşmüştür.

Petrol tüketiminin düşmesi yönündeki gelişmeler sonucunda, OPEC tarihinde ilk kez 1983 yılında petrol fiyatlarında %15 oranında indirim kararı almıştır. Fiyat indirim kararına ve üretimde kota uygulanmasına rağmen, petrol talebinin artmaması ve 1985 yılında günlük 10 milyon varil arz fazlalığı oluşması nedeni ile OPEC 1986 yılında yeniden fiyat indirimi kararı almış ve kota uygulamasına devam etmiştir.

1990 yılında Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesi üzerine kısa bir süre panik ve petrol fiyatlarında artış gözlenmiş ise de 2000’li yılların başlarına kadar petrol arzında fazlalık devam etmiş ve fiyatlar nispeten düşük seyretmiştir.

1973 krizinden sonra, 1979-80 yılında İran’da yaşanan olaylar, Irak’ın İran’a savaş açması ve  1990’da Irak’ın Kuveyt’i işgali ile başlayan körfez krizi ve arap milliyetçiliğinin farklı bir versiyonu olan radikal İslamcı hareketlerin yoğunluk kazanması ABD’nin bölgeye yönelik ılımlı denge politikasının iflası olarak değerlendirilmeye başlanmıştır.

Öte yandan, Sovyetler Birliğinin dağılması nedeni ile ABD bölgede tek başına kalmış ve ortadoğu ve orta asya bölgesini yeniden yapılandırma misyonuna soyunmuştur.

ABD’nin bölgeye yönelik politikaları ve 2003 yılı başında Irak’ı işgal etmesinden kaynaklanan tedirginlik petrol fiyatlarının yeniden tırmanışa geçmesine neden olmuştur.

Irak’ta istikrarın sağlanamaması ve zaman zaman petrol üretim ve ihracatının kesilmesi, Venezüella’da başkanlık seçimleri öncesi yaşanan grevler, Nijerya’daki iç çatışmalar, Norveç’teki grevler ve Rusya’nın en büyük petrol şirketi Yukos’ta yaşanan olumsuzluklar 2004 yılı petrol arzını olumsuz etkilemiş, buna karşılık Çin, Hindistan, Avustralya ve ABD gibi ülkelerde gözlenen ekonomik büyümeye bağlı olarak petrol talebinde artış meydana gelmesi sonucu, OPEC’in üretimi artırma çabalarına rağmen 2004 yılında petrol fiyatları 50$/varil seviyesinin üzerine çıkmıştır. Petrol fiyatları 2005 yılı başlarında da 50-60 $/varil aralığında seyretmeye devam etmektedir.

Görüldüğü gibi, 20.Y.Y.’da petrol stratejik bir konum kazanmış, ekonomik gelişmenin ve büyük ekonomik-siyasi krizlerin nedeni, ulusal ve uluslararası siyasetin en önemli aracı olmuştur.

Öte yandan, stratejik konumu ve önemi nedeni ile petrol kolay vergilenebilir bir madde olarak görülmüş ve 20.Y.Y. başından itibaren ülkeler petrol üzerine koydukları vergilerden önemli gelir elde etmişlerdir. Örneğin, ABD’ de petrol üzerinden vergi alınmasına 1919 yılında başlanmıştır.

3-PETROL REZERV, ÜRETİM, TÜKETİM VE TİCARETİNE İLİŞKİN İSTATİSTİKLER

a-)Dünya İstatistikleri

Dünyanın belli başlı ülkelerinin ve bölgelerinin 2003 yılında sahip oldukları rezervler, ham petrol üretimleri, rafineri kapasiteleri ve rafineri üretimleri, ham petrol ve ürün ithalat ve ihracatları, petrol ürünleri tüketimleri, birincil enerji tüketimleri ve birincil enerji tüketimi içinde petrolün payına ilişkin veriler aşağıdaki çizelgede topluca gösterilmiştir.


Ülkeler

Keşfedilmiş rezervler       (MilyarTon)

Toplamdaki

Rezerv

Ham Petrol üretimi

payı

ömrü

Miktar

Yıllık artış

Toplamdaki

(%)

(Yıl)

(Milyonton/yıl)

(Binvaril/gün)

(%)

pay(%)

A.B.D.

4,2

2,7

11,3

341

7454

-1,6

9,2

Kanada

2,3

1,5

15,5

142

2986

5,9

3,8

Meksika

2,3

1,4

11,6

189

3789

5,8

5,1

  K.Ame.Topl.

8,8

5,5

12,2

672

14229

1,9

18,2

Arjantin

0,4

0,3

11

39

793

-1,9

1,1

Brezilya

1,5

0,9

18,7

77

1552

3,3

2,1

Venezüella

11,2

6,8

71,5

153

2987

-7,2

4,2

Diğ.G.veOrt.Ame.topl.

1,4

0,9

19,7

71

1409

2,7

1,8

  G.veOrt.Ame.Topl.

14,6

8,9

41,5

340

6741

-3,1

9,2

İtalya

0,1

0,1

19

6

107

0,7

0,2

İngiltere

0,6

0,4

5,4

106

2245

-8,9

2,9

Rusya

9,5

6

22,2

421

8543

11

11,4

Norveç

1,4

0,9

8,5

153

3260

-2,7

4,1

Türkiye

0

0

0

2

46

-3

0

Kazakistan

1,2

0,8

22,3

52

1106

8,4

1,4

Azerbaycan

1

0,6

61,2

16

313

0,6

0,4

Diğ.Avr.ve Avrasya ülk.topl.

0,7

0,4

11,3

62

1307

-10,2

1,7

  Avr.veAvrasya Ülkel.Topl.

14,5

9,2

17,1

818

16927

4,1

22,1

İran

18

11,4

92,9

190

3852

12,6

5,1

S. Arabistan

36,1

22,9

73,3

475

9817

13,8

12,8

B. Arap Emirlikleri

13

8,5

*

118

2520

17,3

3,2

Irak

15,5

10

*

66

1344

-33,9

1,8

Kuveyt

13,3

8,4

*

110

2238

20

3

Katar

2

1,3

45,5

41

917

17,3

1,1

Diğ.Ort.Doğu ülkeleri topl.

1,1

0,8

11,7

94

1919

-55,4

2,6

  Ort.Doğu Ülkeleri Topl.

99

63,3

88,1

1094

22607

8,3

29,6

Mısır

0,5

0,3

13,2

37

750

-0,5

1

Cezayir

1,4

1

16,7

79

1857

11,4

2,1

Angola

1,2

0,8

27,5

44

885

-2,2

1,2

Libya

4,7

3,1

66,3

70

1488

8,2

1,9

Nijerya

4,6

3

43,1

107

2185

8,6

2,9

Diğer Afrika ülk.topl.

1,1

0,7

18

61

1236

-20

1,7

  Afrika Ülkeleri Topl.

13,5

8,9

33,2

398

8401

5,5

10,8

Avustralya

0,6

0,4

19,3

27

624

-15,6

0,7

Çin

3,2

2,1

19,1

169

3396

1,5

4,6

Hindistan

0,7

0,5

19,3

37

793

-0,1

1

Endonezya

0,6

0,4

10,3

58

1179

-8,6

1,6

Diğ.As.Pasifik ülk.topl.

1,3

0,8

15,3

85

1880

23,8

2,3

  As.Pasifik Ülk.Topl.

6,4

4,2

16,6

376

7872

-1

10,2

Dünya Toplamı

156,7

100

41

3697

76777

3,8

100

OPEC

120,4

76,9

79,5

1467

30383

6,6

39,7

OECD Ülk.Topl.

11,7

7,5

11,1

998

21185

-0,7

27

Eski Sovyetler Birl.Ülk.Topl.

11,9

7,6

22,7

513

10477

10,2

13,9

OPEC dışında kalan ülkeler

24,4

15,6

13,6

1717

35917

-0,2

46,4

Kaynak:BP Statistical Review of World Energy June 2004

 

 

 

 

 

*100 yıldan fazla

 

 

 

 

 

 

 

 

2003 yılında Dünyada mevcut petrol rezervleri toplamı 156,7 milyar varil olup, mevcut rezervlerin %63’üne Orta Doğu ülkeleri sahip bulunmaktadır. S.Arabistan(%23), İran(%11), Irak(%10), B.Arap Emirlikleri(%9) ve Kuveyt(%8) rezerv bakımından en zengin Orta Doğu ülkeleridir.

Dünyada mevcut toplam rezervlerin, %27’sine her biri yaklaşık %9’luk paylar ile, eski Sovyetler Birliği ülkelerini de kapsayan Avrupa ve Avrasya ülkeleri, Afrika ülkeleri ve Orta ve Güney Amerika ülkeleri sahip bulunmaktadır. Bu bölgelerde Venezüella(%7) ve Rusya(%6) rezerv zengini ülkelerdir.

Dünya petrol rezervlerinin geri kalan %10’luk bölümü ise, dünyanın petrol tüketimi en yoğun bölgeleri olan, Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik ülkelerinde bulunmaktadır. 

Rezervlerin 2003 yılı üretimine oranlanması sureti ile hesaplanan rezerv ömrü bakımından, Dünya ortalaması 41 yıllık, Orta Doğu ülkeleri 88 yıllık, Orta ve Güney Amerika ülkeleri 42 yıllık, Afrika ülkeleri 33 yıllık, Avrupa-Avrasya ve Asya-Pasifik ülkeleri 17’şer yıllık ve Kuzey Amerika ülkeleri de 12 yıllık rezervlere sahiptir.

Dünyadaki teşkilatlanmalar açısından bakıldığında, OPEC 120 milyar varil ve 80 yıllık rezerv ile toplamın %77’sine, OECD[10] ve eski Sovyetler Birliği ülkeleri ise 12 milyar varil ile %8’erine sahip bulunmaktadırlar.

2003 yılında Dünyada günlük olarak ortalama 76.777 bin varil/gün ham petrol üretimi yapılmıştır. 2003 yılı Dünya ham petrol üretimi önceki yıla göre %3,8 oranında artmıştır.  Rezervlere paralel olarak, ham petrol üretiminde de %30 oranı ile en büyük paya Orta Doğu ülkeleri sahip olmuştur. Orta Doğu ülkelerinden sonra, Avrupa ve Avrasya ülkeleri %22, Kuzey Amerika ülkeleri %18, Afrika ülkeleri %11, Asya-Pasifik ülkeleri %10 ve Orta ve Güney Amerika ülkeleri %9 şeklinde sıralanmaktadır.

Başlıca ham petrol üreticisi ülkeler, S.Arabistan(%13), Rusya(%11), ABD(9), Meksika(%5), İran(%5), Çin(%4,6), Venezüella(%4) ve Norveç(%4) olarak tespit edilmektedir.

Dünya ham petrol üretiminin %40’ını OPEC’in, %14’ünü eski Sovyetler Birliği topluluğunun ve %27’sini OECD üyesi ülkelerin üretimleri oluşturmaktadır. 2003 yılında OPEC’in üretimi %6,6 oranında, eski Sovyetler Birliği ülkelerinin üretimleri %13,9 oranında artmış, OECD üyesi ülkeler ile OPEC dışı ülkelerin üretimleri ise azalmıştır.

2003 yılı itibarıyla Dünyada günde ortalama 83.658 bin varil/gün’lük rafineri kapasitesi mevcuttur. Dünya rafineri kapasitesinin %30’u Avrupa ve Avrasya ülkelerinde, %26’sı Asya-Pasifik ülkelerinde, %24’ü Kuzey Amerika ülkelerinde, %8’i Orta Doğu ülkelerinde, %8’i Orta ve Güney Amerika ülkelerinde, %4’ü Afrika ülkelerinde kurulu bulunmaktadır. Rafineriler ülkelerin ham petrol üretim kapasitelerine göre değil, petrol ürünleri taleplerine göre kurulmuştur.

2003 yılında dünya rafinerilerinde işlenen ham petrolden ortalama olarak günlük 71.091 bin varil/gün miktarında petrol ürünleri üretilmiştir. 2003 yılında ham petrol üretimi %3,8 oranında artarken, rafineri üretimi artışı %2,4 oranında kalmıştır.

2003 yılında dünyanın petrol ürünleri tüketimi ise önceki yıla göre %2,1 oranında artarak ortalama 78.112 bin varil/gün seviyesinde gerçekleşmiştir.

2003 yılı dünya tüketiminin; %30’u K.Amerika ülkelerinde, %29’u Asya-Pasifik ülkelerinde, %26’sı Avrupa ve Avrasya ülkelerinde, %6’sı Orta ve Güney Amerika ülkelerinde, %6’sı Orta Doğu ülkelerinde ve %3’ü Afrika ülkelerinde gerçekleşmiştir.

ABD, Dünya petrol ürünlerinin %25’ini tek başına tüketmektedir. 2003 yılı tüketimi önceki yıla göre %11,5 oranında artan ve Dünya tüketiminin %7,6’sını oluşturan Çin, dünyanın ikinci büyük tüketicisi haline gelmiştir. Japonya’nın tüketiminde 2000 yılından sonra nispi bir gerileme görülmüş ve 2003 yılındaki %6,8’lik oranı ile Japonya dünyanın üçüncü büyük tüketicisi durumuna düşmüştür.

Dünyanın petrol tüketicisi diğer büyük ülkeleri sırasıyla, Almanya ve Rusya (%3,4) ile Hindistan(%3,1)’dır. Belirtilen altı büyük ülkenin tüketimleri toplamı Dünya tüketiminin yaklaşık yarısını oluşturmaktadır.

Dünya tüketiminin %61’ini OECD ülkelerinin tüketimleri, %18’ini Avrupa Birliği üyesi 15 ülkenin tüketimleri oluşturmaktadır. Petrol rezervleri ve ham petrol üretiminde çok önemli payı olan OPEC ülkeleri tüketimde önemli bir paya sahip değildir. Eski Sovyetler Birliği ülkelerinin tüketimdeki payı ise %4,8 ile sınırlı kalmıştır.   

2003 yılında dünyada tüketilen 78 milyon varil/gün’lük petrol ürünleri tüketimi, 9,741 milyon TEP (petrol eşdeğeri ton)’lik 2003 yılı dünya birincil enerji tüketiminin %37’sini oluşturmaktadır. 1975 yılından sonra petrol ürünleri tüketiminin, birincil enerji tüketimi içindeki payında azalma meydana gelmekle birlikte, petrolün birincil enerji kaynağı olarak önemi sürmektedir. Petrolün birincil enerji kaynakları içindeki payı özellikle Orta Doğu, Orta ve Güney Amerika, Kuzey Amerika ve Afrika ülkelerinde %40 oranının üzerinde bulunmaktadır.

Dünyada petrol üretiminin yoğunlaştığı ülke ve bölgeler ile petrol ürünleri tüketiminin yoğunlaştığı ülke ve bölgelerin farklı olması, büyük hacimli ham petrol ve petrol ürünleri ticaretine yol açmaktadır.

2003 yılında ortalama olarak günde, 35.545 bin varil/gün ham petrol ve 10.253 bin varil/gün petrol ürünü olmak üzere toplam 45.798 bin varil/gün’lük petrolün ithalat ve ihracatı gerçekleşmiştir.

İhraç edilen 35.545 bin varil/gün’lük ham petrolün % 47’si Orta Doğu ülkeleri, %16’sı Afrika ülkeleri, %13’ü eski Sovyetler Birliği ülkeleri, kalan %24’ü ise Orta ve Güney Amerika ülkeleri ile Kanada, Meksika ve diğer ülkeler tarafından ihraç edilmiştir. Ham petrolü ithal eden ülkeler ise; Avrupa ülkeleri(%28), ABD(%27), Asya-Pasifik ülkeleri(%38) ve diğer ülkeler(%7)’dir.

10.253 bin varil/gün’lük petrol ürünleri ihracatının %22’si Orta Doğu ülkelerinden, %16’sı Asya-Pasifik ülkelerinden, %23’ü Avrupa ve Avrasya ülkelerinden, %15’i K.Amerika ülkelerinden, %10’u Orta ve Güney Amerika ülkelerinden ve %14’ü diğer ülkelerden gerçekleşmiştir. Bu ürünlerin %40’ı Asya-Pasifik ülkelerince, %30’u K.Amerika ülkelerince, %23’ü Avrupa ve Avrasya ülkelerince ve %7’si diğer ülkelerce ithal edilmiştir.      

b-)Türkiye İstatistikleri

Türkiye’nin ham petrol rezerv ve üretimi dünya ölçeğinde bir büyüklük ifade etmemektedir. Rafineri kapasitesi bakımından Türkiye dünyanın %0,8’ini ve petrol ürünleri tüketimi bakımından ise %0,9’unu oluşturmaktadır. Dolayısı ile Türkiye önemli bir ham petrol ve petrol ürünleri ithalatçısı ülkedir.

Türkiye’nin 2004 yıl sonu itibarı ile son beş yılda ham petrol üretim ve ithalatı, rafineri üretimi, petrol ürünleri ithalat ve ihracatı, sivil tüketim ve dağıtım şirketleri satışlarına ilişkin rakamlar aşağıdaki çizelgede gösterilmiştir.

 

 

 

 

 

(M.Ton)

Türkiye ham petrol ve 

2000

2001

2002

2003

2004

 Petrol ürünleri

 

 

 

 

 

Ham petrol üretimi

2.749.105

2.551.467

2.441.534

2.375.044

2.275.530

Ham petrol ithalatı

21.671.150

23.242.875

23.661.811

24.096.407

23.830.052

Rafinerilerde işlenen H.P.

24.204.552

25.861.534

26.119.221

26.488.032

25.986.559

Rafinerilerde üretilen petrol ürünleri

23.646.710

25.314.406

25.345.335

25.788.867

25.374.642

 -LPG

669.642

691.316

739.636

757.509

760.616

 -Nafta

1.851.164

2.026.243

1.453.384

1.353.966

1.574.723

 -Benzinler

2.677.886

2.930.041

3.708.601

3.837.393

3.479.402

 -Jet Yakıtı

1.023.526

1.197.496

1.181.393

1.289.707

1.384.386

 -Motorin

6.646.908

7.338.585

7.461.455

7.811.040

7.431.534

 -Kalorifer Yakıtı

1.458.968

1.207.046

1.160.477

1.176.060

867.628

 -Fuel oil-6

6.563.104

7.249.943

6.809.005

6.863.027

6.977.586

 -Diğer

2.755.512

2.673.736

2.831.386

2.700.164

2.898.767

Petrol ürünleri ithalatı

8.622.152

5.791.746

7.534.685

8.111.499

9.715.103

 -LPG

3.878.183

3.128.917

2.836.505

3.086.866

3.379.271

 -Nafta

132.014

134.588

650.575

638.174

346.979

 -Benzinler

828.212

437.228

449.739

446.146

756.145

 -Motorin

2.474.710

1.596.294

2.407.377

2.713.773

3.817.197

 -Fuel oil-6

664.587

225.853

651.271

484.117

542.949

 -Diğer

644.446

268.866

539.218

742.423

872.562

Petrol ürünleri ihracatı

1.550.983

2.569.763

3.029.979

3.874.396

3.824.246

 -Nafta

382.173

679.620

400.505

429.120

429.519

 -Benzinler

0

147.780

1.083.833

1.412.798

1.098.916

 -Motorin

28.600

155.083

519.321

930.904

564.477

 -Fuel oil-6

574.941

885.977

277.315

525.839

1.101.751

 -Diğer

337.970

481.433

477.372

575.735

629.583

Petrol ürünleri sivil tüketimi

29.889.979

28.630.104

29.334.226

29.909.502

30.627.656

 -LPG

4.546.884

3.851.176

3.500.383

3.551.623

3.943.484

 -Nafta

1.562.018

1.522.901

1.678.374

1.551.867

1.496.548

 -Benzinler

3.655.878

3.171.298

3.103.851

2.958.343

2.962.030

 -Jet Yakıtı

970.995

1.055.047

1.199.223

1.314.199

1.526.855

 -Motorin

8.774.281

8.763.828

9.063.456

9.536.335

10.347.405

 -Kalorifer Yakıtı

1.464.170

1.280.098

1.318.510

1.392.197

914.945

 -Fuel oil-6

6.202.133

6.528.936

6.824.004

6.661.619

6.117.623

 -Diğer

2.713.620

2.456.820

2.646.425

2.943.319

3.318.766

Akaryakıt Dağ. Şirketleri* satışları

18.235.693

16.920.995

16.944.166

16.464.688

16.939.529

 - Benzinler

3.674.841

3.156.604

3.040.846

2.854.762

2.849.393

 -Motorin

8.774.281

8.723.776

9.228.488

9.218.253

10.140.910

 -Kalorifer Yakıtı

1.462.980

1.079.458

1.132.627

916.014

707.094

 -Fuel oil-6

4.286.768

3.931.304

3.509.323

3.372.740

3.043.109

 -Diğer

36.823

29.853

32.882

102.919

199.023

Kaynak:PİGM

 

 

 

 

 

*LPG Dağıtım Şirketleri hariç

 

 

 

 

 

 

Türkiye 2004 yılında; 2,3 milyon ton ham petrol üretmiş, 23,8 milyon ton ham petrol ithal etmiş ve 26,0 milyon ton ham petrolü rafinerilerde işleyerek 25,4 milyon ton petrol ürünü elde etmiştir.

25,4 milyon ton petrol ürünleri toplamının; %29 oranında 7,4 milyon tonunu motorin, %27,5 oranında 7,0 milyon tonunu fuel oil-6, %14 oranında 3,5 milyon tonunu benzinler, %6 oranında 1,6 milyon tonunu nafta, %5 oranında 1,4 milyon tonunu jet yakıtı, %4 oranında 0,9 milyon tonunu kalorifer yakıtı, %3 oranında 0,8 milyon tonunu LPG ve %11,5 oranında 2,9 milyon tonunu da diğer ürünler oluşturmaktadır.

Türkiye 2004 yılında, %35 oranında 3,4 milyon tonu LPG, %39 oranında 3,8 milyon tonu motorin, %8 oranında 0,8 milyon tonu benzin, %5 oranında 0,5 milyon tonu fuel oil-6 ve %13 oranında 1,2 milyon tonu diğer ürünler olmak üzere toplam 9,7 milyon ton ürün ithal etmiştir.

Türkiye’nin 2004 yılı petrol ürünleri üretimi %1,6 oranında azalırken, petrol ürünleri ithalatı %19,8 oranında artmıştır.

Türkiye’nin 2004 yılı ürün ihracatı ise, %29 oranında 1,1 milyon tonu benzinler, %29 oranında 1,1 milyon tonu fuel oil-6, %16 oranında 0,6 milyon tonu motorin ve %26 oranında 1,0 milyon tonu diğer ürünler olmak üzere toplam 3,8 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Türkiye’nin petrol ürünleri ihracatı geçen yıl düzeyinde gerçekleşmiştir.

Türkiye’nin 2004 yılı sivil tüketimi 30,6 milyon ton seviyesinde gerçekleşmiştir. Sivil tüketim rakamı askeri amaçlı tüketimi kapsamaz iken, rafineri yakıtı olarak bizzat rafineriler tarafından tüketilen yakıt gazı, fuel oil ve motorini kapsamaktadır.

Sivil tüketime konu olan 30,6 milyon ton petrol ürününün; %34 oranında 10,4 milyon tonu motorin, %20 oranında 6,1 milyon tonu fuel oil-6, %13 oranında 3,9 milyon tonu LPG, %10 oranında 3,0 milyon tonu benzin türleri, %5 oranında 1,5 milyon tonu nafta ve kalan %18 oranında 5,7 milyon tonu da diğer ürünlerdir.

Türkiye sivil tüketiminin %55,2 oranında 16,9 milyon tonunun satışı akaryakıt dağıtım şirketleri tarafından gerçekleştirilirken, geriye kalan kısmını LPG tüketimi, rafinerilerin doğrudan satışları ve rafineri tüketimleri oluşturmaktadır.

Türkiye’nin petrol ürünleri sivil tüketimi geçen yıla göre %2,3 oranında artarken, son 5 yıldaki artışta aynı oranda gerçekleşmiştir. Başka bir ifade ile Türkiye’nin sivil tüketimi 2000-2003 yılları arasında artmamış, 2004 yılında ise %2,3 oranında artış göstermiştir. Son 10 yıllık artış ise %12,5 oranında gerçekleşmiştir.

2004 yılı artışlarına ürünler bazında bakıldığında, jet yakıtının %16, LPG’ nin %11 ve motorinin %8,5 oranında dikkat çekici artışlar gösterdiği görülmektedir.

2004 yılında akaryakıt dağıtım şirketlerinin (LPG dağıtım şirketleri hariç) satışlarının da %2,4 oranında arttığı ve 2004 yılı Türkiye sivil tüketimindeki artışın dağıtım şirketlerinin satışındaki artıştan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

B- PETROL SEKTÖRÜNDE FAALİYET GÖSTEREN KURULUŞLAR

 

Gerek ham petrol arama ve rafineri gerekse petrol ürünleri dağıtım ve pazarlama faaliyetinde bulunan kamu kurumları ile özel şirketler aşağıda ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

1- Ham Petrol Arama ve Üretim Faaliyetinde Bulunanlar

1926 tarihinde çıkarılan 792 sayılı Petrol Kanunu gereği, Devlet eli ile petrolün aranması ve işletilmesi için ilk olarak 1933 yılında Altın ve Petrol Arama ve İşletme İdareleri Teşkiline dair 2189 sayılı Kanun ile İktisat Vekaletine bağlı ve hükmi şahsiyeti haiz Altın ve Petrol Arama ve İşletme İdaresi kurulmuştur.              

            1935 yılında 2804 sayılı Kanun ile Altın ve Petrol Arama ve İşletme İdaresi kaldırılmış ve bütün vecibeleri yeni kurulan Maden Tetkik ve Arama Enstitüsüne devredilmiştir.

            1954 yılında 6327 sayılı Kanun ile, 6326 sayılı Petrol Kanunu hükümlerine göre petrol arama ve işletme faaliyetlerinde bulunmak üzere, TPAO (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı) kurulmuştur. TPAO, özel hukuk hükümlerine göre faaliyette bulunmak üzere, Kamu sermayeli ve tüzel kişiliği haiz olarak kurulan bir şirkettir.

            18.6.1984 tarih ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile TPAO, sermayesinin tamamı devlete ait bir İktisadi Devlet Teşekkülüne (İDT) dönüştürülmüştür.

6326 sayılı Petrol Kanununun sağladığı imkanlardan faydalanarak Türkiye’de petrol arama faaliyetinde bulunan yabancı şirket sayısı 1960’lı yıllarda 18’i bulmuş, 1972 yılında yabancı şirketlerin ham petrol üretimi, toplam üretimin %70’i seviyesinde gerçekleşmiştir.

            18.4.1973 tarih ve 1702 sayılı Kanun ile 6326 sayılı Petrol Kanununda yapılan değişiklikler ve millileştirme yönündeki politikalar sonucu, 1973-1980 döneminde mevcut ve yeni gelen yabancı şirketlerin önemli bir arama faaliyeti olmamış, tam tersine yabancı şirketlerin faaliyet ve üretimleri düşerek ham petrol üretimi içindeki payları %58 oranına gerilemiştir.

            2003 yılında Türkiye’de, 19’u yabancı, 10’u yerli olmak üzere 29 şirket arama faaliyetinde bulunmuştur. 

            1954 yılından 2003 yılı sonuna kadar ise Türkiye’de 201 adet yabancı, 21 adet yerli olmak üzere toplam 222 şirket arama faaliyetinde bulunmuştur.           

2003 yıl sonu itibarı ile Türkiye’de, 2’si yerli, 10’u yabancı olmak üzere 12 şirket 275.644 Hektarlık alanda 68 adet işletme(üretim) ruhsatına sahiptir. Bunlardan 192.598 hektar miktarında 48 adedi TPAO’na aittir.  

2- Rafineri Faaliyetinde Bulunanlar

            Türkiye’de ilk rafineri 1930 yılında, Boğaziçi Rafinerisi adı ile Türkiye Neft Sanayii A.Ş. tarafından kurulmuştur.

            1955 yılında TPAO tarafından Batman Rafinerisi, 1957 yılında Mobil, BP, California Texas ve Shell tarafından ATAŞ (Anadolu Tasfiyehanesi A.Ş.), 1959 yılında da TPAO ile California Texas tarafından İPRAŞ (İstanbul Petrol Rafinerisi A.Ş.) kurulmuştur.

            Kuruluş anlaşması gereği 10 yıl sonra İPRAŞ’taki California Texas hisseleri de TPAO’na geçmiştir. İPRAŞ ve TPAO’na ait rafinerilerin devri ile 1983 yılında TÜPRAŞ kurulmuştur.

            2003 yıl sonu itibarı ile 32milyon ton/yıl olan Türkiye rafineri kapasitesinin %86,3 oranında 27,6 milyon ton/yılını TÜPRAŞ’a ait Batman, Kırıkkale, İzmir/Aliağa ve İzmit Rafinerilerinin kapasiteleri, %13,7 oranında 4,4 milyon ton/yılını da ATAŞ Rafinerisinin kapasitesi oluşturmaktadır.

            2004 yılında ATAŞ rafineri faaliyetlerine son vermiştir.

            18.6.1984 tarih ve 233 sayılı KHK ile TPAO’nun bağlı ortaklığı haline getirilen ve 1990 yılına kadar bu statüde faaliyet gösteren TÜPRAŞ, 10.7.1990 tarih ve 90/3 sayılı Kamu Ortaklığı İdaresi Kararı ile özelleştirme kapsamına alınmış olup, özelleştirme süreci devam etmektedir.

            5015 sayılı kanun ile rafineri faaliyetleri de petrol piyasası faaliyeti sayılmış ve lisans alma mecburiyeti getirilmiştir.

            17.5.2005 tarihi itibarı ile rafineri lisansı sayısı 4’tür.

 

3- Dağıtım ve Satış Faaliyetinde Bulunanlar

 

1940 yılına kadar Türkiye’deki petrol ürünleri ticareti, Sovyet Rusya kökenli Naf-Sendikat Grubu ile batı kökenli Soconi-Vakuum, Staum Ramana, ve Shell şirketlerinin oluşturduğu grup tarafından yapılmıştır. 1940 yılında Naf-Sendikat Grubu faaliyetlerini durdurmuş ve bu gruba ait tesisler Türk Ticaret Bankası ile İstanbul Belediyesinin Kurduğu Petrol Limitet Şirketince satın alınmıştır.        

3780 sayılı Milli Korunma Kanununun 4 üncü maddesinin verdiği yetkiye istinaden, 14.2.1941 tarih ve 2/15169 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ekinde K/103 sayılı Petrol Ofisi kurulmasına ilişkin Koordinasyon Heyeti Kararı yayımlanmıştır.

            Petrol Ofisi, halk ve milli savunma ihtiyaçları için lazım olan her türlü petrol ve müştaklarını satın almak, satmak, memleketin muhtelif mahallerinde stoklarını vücuda getirmek görevi ile, 18.2.1941 tarihinde kurulmuş ve bilahare yukarda belirtilen Petrol Limitet Şirketini bütün hak ve yükümlülükleri ile devir almıştır. 20.5.1957 tarih ve 4/9038 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli K/1092 sayılı Koordinasyon Heyeti Kararı ile, NATO Enfrastrüktür programı çerçevesinde yapılmış olan akaryakıt tesisleri ve boru hatlarını işletme, idare ve koruma görevi de Petrol Ofisine verilmiştir.

            16.9.1960 tarih ve 5/322 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 3780 sayılı Milli Korunma Kanunu yürürlükten kaldırılmış, ancak, 79 sayılı Kanunun 2 inci maddesinde kendi teşkilat kanunu yürürlüğe konulana kadar Petrol Ofisinin faaliyetlerine devam etmesi öngörülmüştür.  

            11.4.1983 tarih ve 60 sayılı KHK ile kamu sermayeli anonim şirket statüsünde POAŞ adı ile yeniden kurulan şirket, 18.6.1984 tarih ve 233 sayılı KHK ile TPAO’nun bağlı ortaklığı haline getirilmiştir.

            POAŞ, 5.9.1990 tarih ve 90/7 sayılı Kamu Ortaklığı Kurulu Kararı gereği özelleştirme kapsamına alınmış ve NATO Enfrastrüktür programı çerçevesinde yapılmış olan tesis ve boru hatları dışında kalan tüm tesis ve işlevleri 2000 yılında özelleştirilmiştir.

            Türkiye’de 2004 yıl sonu itibarı ile rafinerilerde üretilen ve ithal edilen petrol ürünlerinin dağıtımını yapmak üzere faaliyet gösteren 21 adet akaryakıt dağıtım şirketi mevcut olup, bunların 2,4 milyon ton stoklama kapasitesi ve 11.364 adet bayisi bulunmaktadır.

1.1.2005 tarihinden itibaren Enerji Piyasası Düzenleme Kurulundan lisans alınması ile sürdürülen akaryakıt dağıtım faaliyetlerinde 17 Mayıs 2005 tarihi itibarıyla; 33 dağıtıcı lisansı, 8.949 istasyonlu bayilik lisansı, 1.680 istasyonsuz bayilik lisansı, 18 ihrakiye teslim lisansı ve ayrıca 69 serbest kullanıcı lisansı mevcuttur.

4- İletim, Depolama ve Taşıma Faaliyetinde Bulunanlar

 

Türkiye’de ham petrol, ham petrol boru hatları ve deniz tankerleri ile, petrol ürünleri ise deniz ve kara tankerleri ve ürün boru hatları ile taşınmaktadır.

Ham petrol boru hatları bir KİT olan BOTAŞ tarafından işletilmektedir. Bunlar, Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı, Batman-Dörtyol Ham Petrol Boru Hattı ve Ceyhan-Kırıkkale Ham Petrol Boru Hattıdır. TÜPRAŞ’ın ithal ettiği ham petrolün deniz yolu ile taşınması ise TÜPRAŞ’ın bağlı ortaklığı olan DİTAŞ tarafından kendi tankerleri veya kiraladığı tankerler vasıtası ile yapılmaktadır.

5015 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, ham petrol ve ürün boru hatları ile taşıma faaliyetinin yapılabilmesi iletim lisansı alınmasını, kara ve deniz yolu ile ürün taşınması ise taşıma lisansı alınmasını gerektirmektedir.

17.5.2005 tarihi itibarı ile 6 iletim lisansı, 55 depolama lisansı ve 70 deniz yolu ile 516 kara yolu ile olmak üzere toplam 586 taşıma lisansı mevcuttur.

 

V- TÜRKİYE’DE KAÇAKÇILIK MEVZUATI ve KAÇAKÇILIKLA  MÜCADELE EDEN KURULUŞLAR

A-KAÇAKÇILIK MEVZUATI

1- Akaryakıt Kaçakçılığı

           

Tanım:

 

Gümrük ve kaçakçılık mevzuatına göre, her türlü petrol ve petrol türevlerinin ithalat, ihracat ve transit işlemlerinde vergi ödememek veya noksan vergi ödemek ya da konulan yasaklılık, kısıtlılık, izin, lisans v.b. düzenlemelere aykırı olarak işlem yapmak akaryakıt kaçakçılığı olarak tanımlanmaktadır. Bundan böyle tanımı yapılan bu fiiller kısaca kaçakçılık olarak ifade edilecektir.

 

Akaryakıt kaçakçılığının tanımı yanında, kaçak olarak yurda sokulan akaryakıt ile kayıtdışı akaryakıtı birbirinden ayırmak gerekir. Sınır ticaretine ilişkin muhtelif BKK’ları ile getirilen kimi yöresel ve bölgesel muafiyet uygulamaları sonucu vergi alınmaksızın ya da noksan vergi alınarak yurda sokulan akaryakıtı ‘kaçak’ olarak tanımlamak yasal tanımı zorlamak anlamına gelmektedir. Belirtilen idari düzenlemelerle hukuki zemin ile iliştirilmekle  birlikte  önemli ölçüde vergi kaybını da beraberinde getiren bu idari tasarrufların yasal olduğu ama aynı zamanda üzerinden vergi alınmadığı ve faturasız bir biçimde yani kayıtdışı olarak piyasaya sürüldüğü bilinen bir gerçektir. Bu tespit karşısında kaçak akaryakıttan ziyade kayıtdışı akaryakıtın yurda sokulması sözkonusudur.

 

Bunun dışında, yurtiçinde akaryakıta muhtelif kimyasalların katılması ya da değişik kimyasalların karışımından akaryakıt elde edilmesini de her zaman kaçakçılık olarak tanımlamak doğru ve yerinde bir tanımlama olarak kabul edilmemelidir. Yurtdışından boya, kimya ve tekstil sanayinde kullanılmak amacıyla getirilen ve kullanım amacına göre özel tüketim vergisi farklılaştırılan, bir başka ifadeyle belirtilen sanayi dallarında kullanılması durumunda ÖTV’ne tabi olmayan kimyasalların ithal edildikten sonra akaryakıta karıştırılması eyleminin kaçakçılık olarak tanımlanması mümkün iken, iç piyasadan temin edilen veya sonradan serbest dolaşım hakkını kazanmış kimyasalların akaryakıta karıştırılmasını kaçakçılık olarak tanımlamak teknik açıdan mümkün görünmemektedir. Bu tür usulsüzlük eylemlerini, karışımı gerçekleştirenlere ilişkin yargılama süreçlerinde de sıklıkla görüleceği üzere, ticarete hile karıştırmak olarak tanımlamak daha uygun olacaktır. 

 

Yine, 01.07.2003 günlü 2003/5868 sayılı BKK eki kararname ile Türk Uluslararası Gemi Siciline ve Milli Gemi Siciline kayıtlı kabotaj hattında münhasıran yük ve yolcu taşıyan gemilere, ticari yatlara, hizmet ve balıkçı gemilerine tanınan ÖTV’siz akaryakıtta yararlanma durumunda da bir farklılık söz konusudur. Bura, serbest dolaşımda olan bir eşyanın(akaryakıtın) üzerindeki vergilerden birisinden muafiyet sözkonusudur. ÖTV muafiyeti uygulaması, gümrük işlemleri tamamlanıp, vergileri(gümrük vergisi, katma değer vergisi) ödenip millileşen eşya için sözkonusu olması nedeniyle, bu muafiyetin kötüye kullanılması durumunda kaçakçılıktan söz etmekten ziyade, bir hakkın kötüye kullanılması veya usulsüzlük olarak tanımlamak daha uygun olacaktır.

 

Yukarıda belirtilen her durum Raporumuzda ayrıntılı olarak ele alınacaktır.

 

2-Akaryakıt Kaçakçılığının Men, Takip ve Tahkikine İlişkin Yasal ve İdari Düzenlemeler

a-) 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu

 

     Kaçakçılık suçları ile cezalarının ve kaçakçılığı önleme, izleme, soruşturma ile yargılama usul ve esaslarının belirtildiği bu yasanın akaryakıt kaçakçılığına ilişkin olabilecek maddelerinin incelenmesinde;

Yasanın 2 nci maddesinde tanımlara yer verildiği, ‘suç’ tanımının yasanın 3 üncü maddesinde tanımlanan kaçakçılık suçları ile bu Kanunda ceza öngörülen diğer fiilleri; ‘teşekkül’ tanımının kaçakçılık ile iştigal etmek amacıyla iki veya daha fazla kimsenin önceden anlaşarak birleşmelerini; ‘gümrük mevzuatı’ tanımının gümrük idarelerince gümrük işlemleri ile ilgili olarak uygulanan kanun, tüzük, yönetmelik ve diğer idarî düzenlemeleri; ‘gümrük bölgesi’ tanımının Türkiye Cumhuriyeti toprakları ile karasuları, iç suları ve hava sahasını; ‘gümrük kapısı’ tanımının gümrük bölgesine giriş, çıkış ile gümrük işlemlerinin yapıldığı 4458 sayılı Gümrük Kanunu uyarınca ilân edilen yerleri; ‘eşya’ tanımı her türlü  madde, ürün ve değeri; ‘gümrük vergileri’ tanımı gümrük idaresi veya başka idarelerce, eşyanın  ithali veya ihracına bağlı olarak uygulanan vergiler ile diğer malî yükümlülükleri; ‘gümrüklenmiş değer’ tanımının ithal eşyası için eşyanın CIF kıymeti ile gümrük vergileri toplamını, ihraç eşyası için FOB kıymeti ile gümrük vergileri toplamını; ifade ettiği,

                 Yasanın 3 ncü maddesinde kaçakçılık fiilerinin sayıldığı buna göre;

     -Maddenin (a) bendinde, herhangi bir eşyayı belirlenen gümrük kapılarından geçirmeksizin Türkiye'ye ithal veya buna teşebbüs etmek; herhangi bir eşyayı gümrük işlemine tâbi tutmaksızın Türkiye'ye ithal veya buna teşebbüs etmek; transit rejimi çerçevesinde taşınan serbest dolaşımda bulunmayan eşyayı, rejim hükümlerine aykırı olarak gümrük bölgesinde bırakmak veya buna teşebbüs etmek; yukarıda belirtilen eşyayı bilerek; taşımak, satmak, satın almak, saklamak, satışa arz etmek ya da alınıp satılmasına aracılık etmek;

                 -Maddenin (c) bendinde, gerçeğe aykırı belge ile gümrük idaresini yanıltarak, vergilerini hiç ödememek veya eksik ödemek, vergileri ödenmeksizin ödenmiş veya işlemleri yaptırılmış gibi göstermek, vergiye tâbi olduğu halde muafiyete tâbiymiş gibi göstermek suretiyle eşya ithal veya ithale teşebbüs etmek;

                 -Maddenin (d) bendinde, ithali; lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tâbi olan eşyayı gerçeğe aykırı her türlü beyanname ve belge ile gümrük idaresini yanıltarak işlemini yaptırmak suretiyle ithal etmek veya bunlara teşebbüs etmek; ithali, insan sağlığı ve güvenliği, hayvan ve bitki varlığı ve sağlığı, çevrenin korunması, tüketicinin doğru bilgilendirilmesi ve ticarî kalite yönlerinden standardizasyon kontrolüne tâbi olan eşyayı, standarda uygun olmadığı halde gerçeğe aykırı her türlü beyanname ve belge ile gümrük idaresini yanıltarak standarda uygun ya da standart dışı göstermek suretiyle ithal etmek; 

                 -Maddenin (e ) bendinde, özel kanunları gereğince belirli işler için vergiden tamamen veya kısmen muaf olarak ithal olunan eşyayı ithal amacı dışında kullanmak veya satmak veya bilerek satın almak;             

                 -Maddenin (h) bendinde, antrepo veya geçici depolama yerlerindeki eşyayı gümrük idaresinin izni olmadan kısmen veya tamamen çıkarmak veya değiştirmek;

     Fiillerinin suç olarak tanımlandığı,

     Yasanın 4 ncü maddesinde de bu suçların bireysel işlenmesi halinde uygulanacak ceza hükümlerinin belirtildiği, teşekkül halinde ve toplu kaçakçılık durumunda uygulanacak ceza miktarlarının Kanunun 5 nci maddesinde belirtildiği,

                 ‘Sahte Belge Düzenleme’ başlıklı Kanunun 12 nci maddesinde, gümrük idarelerinde işlem görmediği halde işlem görmüş gibi herhangi bir belge veya beyanname düzenleyenler veya bu suçları bilişim yoluyla işleyenler hakkında Türk Ceza Kanununun evrakta sahtekarlık ve bilişim alanındaki suçlarla ilgili hükümlerinde belirtilen cezalar bir kat artırılarak uygulanacağının hüküm altına alındığı,

     ‘Deniz Taşıtları’ başlıklı 14 ncü maddesinde, yabancı ülkelerden geldiği halde geçerli neden olmaksızın belgelerinin gösterdiği rota dışında Türkiye karasularında rastlanan gayrisafi ikiyüz tonilato hacminden aşağı taşıtların yüküne el konulacağı, yükü bulunmadığı halde, yükü olmadığını veya başka bir limana çıkarıldığını veya avarya olduğunu kanıtlayamayan gemi kaptan veya acentesine tonilato başına ellimilyon lira para cezası uygulanacağı; gümrük bölgesinde gümrük idaresi bulunmayan yerlere geçerli neden olmaksızın izinsiz yanaşan veya diğer taşıtlarla temas eden deniz taşıtları içinde bulunan yükleme veya taşıma belgelerinde kayıtlı yasak eşyaya el konularak tasfiyeye tâbi tutulacağı; gümrük bölgesindeki deniz taşıtlarının yükleme veya taşıma belgelerinde yazılı olmayan ve bulunduğu yerden aranarak çıkarılan eşyaya el konularak tasfiyeye tâbi tutulacağı ve eşyanın gümrüklenmiş değerin iki katı para cezası uygulanacağı; hüküm  altına alınmıştır.

                 ‘Yasak Eşyanın İadesi’ başlıklı 15 nci maddesinde, toplum ve çevre sağlığı yönünden tehlikeli ve zararlı eşya ile atık maddelerin zoralımına karar verilmeyip, geldiği yere sevk olunacağı ve verilecek cezaya eşyanın gümrüklenmiş değeri kadar ağır para cezası ilave edileceği; eşyanın değersiz, artık veya atık madde olması durumunda dökme halinde gelen eşya için ton başına birmilyar liradan; ambalajlı gelmesi halinde kap başına ellimilyon liradan az olmamak üzere ağır para cezasına hükmolunacağı belirtilmiştir.

                 ‘Kaçakçılığı, Önleme, İzleme ve Soruşturmakla Görevli Olanlar’ başlıklı 16 ncı maddesinde; mülkî amirler, gümrük ve gümrük muhafaza amir ve memurları, Emniyet, Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı personelin bu Kanunun suç saydığı fiilleri önleme, izleme ve soruşturmakla yükümlü oldukları ve kaçakçılık olayını öğrendikleri veya haber aldıkları veya rastladıkları andan itibaren bu Kanunun kendilerine yüklediği görevleri hemen yerine getirmeye mecbur oldukları; kaçakçılığı önleme, izleme ve soruşturmakla görevli olanların operasyon gerektiren kaçakçılık olaylarından haberdar olduklarında kanunî görevlerini yapmaya başlayacakları ve aynı zamanda mahallin en büyük mülkî amirine bilgi verecekleri; kaçakçılığı önleme, izleme ve soruşturmakla görevli olanların bu Kanun kapsamına giren suçlarla ilgili bilgi ve belge talepleri, kamu veya özel, gerçek veya tüzel kişilerce, savunma hakkına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla  eksiksiz karşılanmak zorunda oldukları; bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda yer alan hükümlerin uygulanacağı; kaçakçılık olaylarını ihbar edenlerin kimlikleri, izinleri olmadıkça veya ihbarın niteliği haklarında suç oluşturmadıkça açıklanamayacağı;

                 ‘Aramalar’ başlıklı Yasanın 17 nci maddesinde, kaçakçılığı önleme, izleme ve soruşturma yetkisine sahip olanların arama yetkisine de sahip olduğu;  kaçak eşya bulunduğu şüphe edilen her türlü kap, ambalaj veya taşımaya yarayan diğer araçlarda arama yapılacağı; ticarethane, işyeri, eğlence ve benzeri yerler ile eklentilerinde arama yapılması ve buralardaki eşyaya el konulması bu Kanunda öngörülen suçların işlenmesinin önlenmesi amacıyla  usulüne göre verilmiş hâkim kararı; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise  o yerin en büyük mülkî amirinin veya Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılacağı, Mülkî amirin veya C.savcısının verdiği yazılı emirin yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulacağı, Hâkimin kararını en geç kırksekiz saat içinde açıklayacağı, aksi halde el koymanın kendiliğinden kalkacağı, özel konut ve eklentilerinde hâkim kararı olmadıkça arama yapılamayacağı; arama sırasında kaçakçılık suçunun işlendiğini gösteren veya suçun kanıtlanmasına yarayacak olan belgeler bulunursa, sahibinin veya mümeyyiz akrabalarının, bunlar da bulunmadığı takdirde mahalde bulunan iki kişinin huzurunda mühürleneceği ve aramayı yapan kimselerce alınarak tutanakla birlikte soruşturmayı yapanlara verileceği; bu belgelerden suçun işlendiğini gösterenlerle suçun kanıtlanmasına yarayanların ayrılarak soruşturma belgeleriyle birlikte Cumhuriyet başsavcılığına gönderileceği; diğerlerinin imza karşılığında hemen iade edileceği; el koyma işlemine karşı ilgililerce Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre itiraz olunabileceği;

                 ‘Silah Kullanma Yetkisi’nin düzenlendiği Yasanın 18 nci maddesinde, gümrük bölgesine 4458 sayılı Gümrük Kanunu gereğince belirlenen kapı ve yollardan başka yerlerden girmek, çıkmak veya geçmenin yasak olduğu; bu yerlerde rastlanacak kişi ve her nevi taşıma araçlarının yetkili memurlar tarafından durdurulacağı ve kişilerin eşya, yük ve üzerleri ile varsa taşıma araçlarının aranacağı; "dur" uyarısına uymayan kişiler için önce havaya ateş edilmek suretiyle uyarının yineleneceği; bu uyarıya da uyulmaz ise görevli memurların durmaya zorlayacak şekilde silâh kullanmaya yetkili olduğu; ancak, silâhla karşılığa yeltenilmesi veya meşru müdafaa durumuna düşülmesi hallerinde yetkili memurların doğrudan hedefe ateş edebilecekleri; kaçakçılığı önleme, izleme ve soruşturmakla yükümlü olanların, gümrük bölgesindeki her nevi deniz araçlarına yanaşıp yük ve belgelerini incelemeye yetkili olduğu; görevlilerin yanaşmasına izin vermeyerek kaçan veya kaçmaya teşebbüs eden her nevi deniz araçlarına uluslararası deniz işaretlerine göre telsiz, flama, mors ve benzeri işaretlerle durmasının ihtar olunacağı; bu ihtara uymayan deniz araçlarına uyarı mahiyetinde ateş edileceği; buna da uymayıp kaçmaya devam ettiği takdirde durmaya zorlayacak şekilde üzerine ateş edileceği; hüküm altına alınmıştır.

                 Kaçak eşya ve taşıma aracına elkonulması, bu eşyaların teminatla iadesi ve tasfiyesine ilişkin Yasanın 19, 20, 22 ve 23 üncü maddelerinde; bu Kanunda zoralımı öngörülen kaçak eşyaya derhal el konulacağı ve en yakın gümrük idaresine veya gümrük idaresince izin verilen yerlere miktarını ve cins, marka, tip, model, seri numarası gibi eşyanın ayırıcı özelliklerini gösterir bir tutanakla teslim edileceği; eşyanın miktar bakımından fazla olması veya saklanması özel tesis ve tertibatı gerektirmesi hallerinde eşya özelliklerine göre doğrudan ilgili idarelere, bunun mümkün olmaması halinde İçişleri Bakanlığı, Gümrük Müsteşarlığı ile Maliye Bakanlığı TASİŞ Genel Müdürlüğünce belirlenecek usul ve esaslara göre mahallin en büyük mülkî amirinin uygun göreceği bir yere konulacağı; bu Kanunda zoralımı öngörülen kaçak eşya taşımasında bilerek kullanılan veya kullanılmaya teşebbüs edilen her türlü taşıma aracının; kaçak eşyanın, suçun işlenmesini kolaylaştıracak veya fiilin ortaya çıkmasını engelleyecek şekilde özel olarak hazırlanmış gizli tertibat içerisinde saklanmış veya taşınmış olması; kaçak eşyanın, taşıma aracı yüküne göre miktar veya hacim bakımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturması veya eşyanın o taşıma aracıyla taşınmayı gerekli  kılacak olması; taşıma aracındaki kaçak eşyanın, Türkiye'ye girmesi veya Türkiye'den çıkması yasak veya toplum veya çevre sağlığı açısından zararlı maddelerden olması; hallerinden herhangi birinin gerçekleşmesi durumunda zoralımına hükmolunacağı; elkonulan taşıma araçlarının soruşturma sırasında en yakın gümrük idaresine teslim edileceği;  

                 Kaçak zannı ile tutulan ve ithal, ihracı yasaklanmamış olan eşyanın veya bunların taşınmasında kullanılan araçların sahip veya taşıyıcıları, eşya veya araca el konulmasından itibaren yasada belirtilen süreler içinde gümrük idaresi veya mahkemelerce belirlenecek; giriş kaçağı eşya ile her türlü kaçak eşyanın taşımasında kullanılan yabancı aracın gümrüklenmiş değerine; her türlü kaçak eşyanın taşınmasında kullanılan serbest dolaşımdaki kara taşıt araçlarının trafik kaydına tedbir konulmak suretiyle kasko değerinin yarısına, diğer taşıt araçlarının değerine; çıkış kaçağı eşyanın FOB değerine; eşit tutarda teminat göstermesinden sonra, eşya ve aracın teslimini gümrük idarelerinden veya mahkemelerden isteyebileceği; teminatla iade istemi gümrük idaresine yapılmış ise gümrük idaresince, eşya veya taşıma araçlarına ilişkin kamu davası açılmış olması halinde ilgili mahkemeden, açılmamış olması halinde Cumhuriyet savcılığından suç delili olarak saklanmasına gerek bulunmadığına dair karar verilmesinin isteneceği;

                 Elkonulan deniz taşıt araçları gümrüklenmiş değeri kadar teminatla sahibine, sahibince teslim alınmadığı veya liman ücreti ve muhafaza giderleri sahiplerince ya da donatanlarınca karşılanmadığı takdirde derhal tasfiye edilmek üzere en yakın liman başkanlığına teslim edileceği;

                 Özel olarak kaçak eşya taşımasında kullanılmak üzere gizli tertibatla donatılmış araçların özel tertibatları masrafı ilgilisine ait olmak üzere sökülmeden teslimine karar  verilemeyeceği; teminatla sahiplerine teslim edilen eşya veya taşıma araçlarının müsaderesine karar verilmesi halinde, eşya veya taşınmaz araçların iadesinin isteneceği; iadesinin sağlanamaması durumunda alınan teminatın Hazineye irat kaydedileceği;

                 Bu Kanuna göre teslim alınan eşya veya taşıma aracının, bunlara ilişkin zoralım kararı kesinleştikten sonra Gümrük Kanunu hükümlerine göre tasfiye idaresince tasfiyeye tâbi tutulacağı; eşya veya taşıma araçlarının sahip ve taşıyıcıları hakkında kamu davası açılan ve açıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde ceza yargılaması kesin hükme bağlanmamış olanlar ile çabuk bozulma veya telef olma tehlikesine maruz bulunan veya saklanması masraflı veya külfetli olan eşya veya taşıma araçlarının, el konulmalarından sonra Gümrük Kanunu hükümlerine göre tasfiyeye tâbi tutulacağı; bunlardan satılarak tasfiye edilenlerin satış bedelinin emanet hesabına alınacağı; yargılamanın, tasfiye edilen eşya veya taşıma araçlarının sahip veya taşıyıcısının lehine sonuçlanması halinde satış bedelinin, satış tarihinden kararın kesinleştiği tarihe kadar geçen süre için yasal temerrüt faizi oranında hesaplanan faiz de ilave edilerek hak sahibine ödeneceği; eşyanın, yargılama sonucunda iadesine veya gümrük komisyonlarınca sahibine teslimine karar verilmesi halinde, bu kararların uygulanmasında yürürlükte olan gümrük ve dış ticaret mevzuatı uyarınca işlem yapılacağı;

                 Zoralımı kesinleşmemiş eşya veya taşıma araçlarının yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre tasfiyesinde, eşya veya taşıma araçlarına ilişkin kamu davası açılmış olması halinde ilgili mahkemece, açılmamış olması halinde ise Cumhuriyet savcılığınca suç delili olarak saklanmasına gerek bulunmadığına dair karar verilmesinin isteneceği; çabuk bozulma ve telef olma tehlikesine maruz bulunan   eşyada üç gün, saklanması masraflı ve külfetli olan eşyada ise onbeş gün içinde karar verilerek idareye tebliğ edilmemesi halinde numune alınmasının mümkün olduğu durumlarda numune alınarak, mümkün olmaması halinde idarece tespiti yapılarak tasfiyeye tâbi tutulacağı;

                 Hüküm altına alınmıştır.

                 ‘Yargılamaya İlişkin Hükümler’ başlığı altında Yasanın 24-26, 28-30 uncu maddelerinde yargılama sürecine ilişkin hükümlere yer verildiği, buna göre;

                 -Bu Kanunun suç saydığı fiiller nedeniyle Türk Ceza Kanunu veya ceza öngören diğer kanunlarda yazılı cürümleri işleyenler hakkında içtima kuralı uygulanmaksızın her cürmün cezasının ayrı ayrı hükmolunacağı; bu Kanun kapsamına giren suçlarda, şüpheli veya sanıkların yurt dışına çıkmalarının geçici olarak yasaklanmasına hazırlık soruşturması sırasında hâkim, yargılama safhasında ise mahkemece karar verilebileceği; bu Kanunun 3 üncü maddesinin (ı) bendinin (1) numaralı  alt bendi, 13 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası ile 14 üncü maddesinde yazılı fiillere gümrük  komisyonlarınca, ağır hapis cezası gerektiren suçlara ağır ceza mahkemesince ve bunlar dışında kalan suçlara da asliye ceza mahkemesince bakılacağı; bu Kanunun kapsamına giren suçların yargılamasının yapılacağı yerdeki mahkemelerin birden çok dairelere ayrılmış olması halinde bu davalara, o mahkemenin bir numaralı olanında bakılacağı; bu davaların özelliği de dikkate alınarak iş sayısının o mahkemenin bakabileceği azamî miktarı aşması halinde bu miktarı aşan davalara aynı derecedeki sıra sayısı takip eden mahkemede bakılacağı; bu Kanuna göre verilen mahkeme kararlarının Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uyarınca temyiz edilmesi halinde, temyiz incelemesi diğer işlere göre öncelikle ve ivedilikle yapılacağı;

              -Bu Kanunda belirtilen suçlardan dolayı hükmolunan para cezalarına ait ilamın ilgili Cumhuriyet savcılığı tarafından re’sen ilgili gümrük idarelerine verileceği; bu ilamlarla düzenlenecek bir tebliğname ile ilgilisine tebliğ edileceği; tebliğ edilen para cezalarının tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ödeneceği; tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde para cezaları ödenmediği veya bu süre içinde azamî haddi bir yılı ve taksit sayısı altıyı geçmemek kaydıyla taksitlendirme yapılmadığı veya taksitlendirme yapılıp da taksitlerden biri ödenmediği takdirde, ilamda yazılı para cezalarının 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanuna  göre hapse çevrilmek ve infaz edilmek üzere Cumhuriyet savcılığına geri gönderileceği;

             -Cumhuriyet savcılığınca tahsil olunacak para cezalarının ilgili idarelere verileceği; birlikte kaçakçılık yapanlardan veya kaçakçılığa yardım edenlerden alınacak para cezasının tahsilinde, bunlardan her birinin müteselsilen sorumlu olduğu;

             -Kaçakçılığı önleme, izleme ve soruşturmakla görevli olanların, bu Kanun kapsamına giren suçlara ilişkin tutanaklar ve soruşturma belgelerini bir müzekkere ile doğrudan yetkili ve görevli Cumhuriyet savcılığına gönderecekleri; gümrük idareleri dışındaki idarelerin suçlara ilişkin tutanaklar ve soruşturma belgelerinin bir örneğini ilgili gümrük idaresine gönderecekleri; gümrük idarelerinin  bu müzekkerelerin verilmesi ile şahsî davacı veya müdahil sıfatını alacaklarını ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun bunlara verdiği hakları kullanabileceğini; soruşturmadan bilgisi olmadığı anlaşılan ilgili gümrük idarelerine, hazırlık soruşturması sırasında Cumhuriyet savcılıklarınca, yargılama sırasında mahkemelerce bilgi verileceği; kaçakçılık davalarına ilgili idarelerin müdahale etmemiş olması mahkemelerce kaçak eşyanın zoralımına ve sanık hakkında para cezası hükmedilmesine mani olmayıp bu cezaların aslî ceza ile birlikte re'sen karar altına alınacağı,

             -Bu Kanun hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında yapılacak soruşturma ve kovuşturma, 3005 sayılı Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanununun 1 inci maddesinin (A) bendindeki yer ve 4 üncü maddesindeki zaman kayıtlarına bakılmaksızın anılan Kanun hükümlerine göre yerine getirileceğini ve sanıkların duruşma sırasında diğer bir suçu olduğu anlaşılsa bile davalarının birleştirilmeyeceğini;

 Hüküm altına alınmıştır.

Muhbir ve Müsadir İkramiyelerinin düzenlendiği Yasanın 35 nci maddesinde; 6136 sayılı Kanuna ve TCK’nun 264 ncü maddesine muhalefet ile uyuşturucu madde yakalamaları hariç ikramiye ödemelerinde, çıkış kaçağı eşyanın FOB, giriş kaçağı eşyanın CIF kıymetinin esas alınacağı, kaçak eşya sahipli yakalanmışsa kıymetinin yüzde ellisi, sahipsiz yakalanmışsa yüzde yirmibeşinin mahkûmiyete ilişkin hükmün kesinleşmesini takip eden üç ay içinde Gümrük Müsteşarlığınca; 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 12 nci maddesine aykırılık suçlarından yakalanan silâh ve mermiler ile Türk Ceza Kanununun 264 üncü maddesine muhalefet suçlarından yakalanan maddelerin olay tarihine göre Milli Savunma Bakanlığınca her yıl belirlenen değeri esas alınarak, sahipli yakalanması halinde değerinin yüzde yirmibeşi kamu davasının açılmasını, yüzde yetmişbeşi ise mahkûmiyete ilişkin hükmün veya zoralım kararının kesinleşmesini takip eden üç ay içinde; sahipsiz yakalanmışsa yakalanan eşya değerinin yüzde ellisi zoralım kararının kesinleşmesini takip eden üç ay içinde; uyuşturucu madde yakalamalarında, her türlü uyuşturucu maddenin birim miktarı için Bakanlar Kurulunca tespit edilecek sabit bir rakamın Devlet memurları aylıkları için tespit olunan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak değerinin, sahipli yakalanmış ise yarısı kamu davasının açılmasını, diğer yarısı mahkûmiyete ilişkin hükmün veya zoralım kararının kesinleşmesini takip eden üç ay içinde; sahipsiz yakalanmış ise tamamı zoralım kararının kesinleşmesini takip eden üç ay içinde; elkoyanların bağlı olduğu kurumun bütçesinin ilgili tertibinden ödeneceği; dağıtılacak ikramiyenin yüzde ellisinin muhbirlere, yüzde ellisinin el koyanlara verileceği; ihbarsız yakalama olaylarında ikramiyenin tamamının el koyanlara ödeneceği; kaçakçılığı önleme, izleme ve soruşturmakla yükümlü olanlara muhbir ikramiyesi ödenmeyeceği; el koyma ikramiyesine, ancak kaçak eşyanın yakalanması eylemine bizzat ve fiilen katılan kaçakçılığı önleme, izleme ve soruşturmakla görevli olanların hak kazanacağı; el koyanlara verilecek ikramiyenin yıllık tutarı, (2000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımının otuz katını geçemeyeceği;

                 6136 sayılı Kanuna ve TCK’nun 264 ncü maddesine muhalefet ile uyuşturucu madde yakalamaları dışında kalan suçlara ilişkin para cezalarının tahsilini müteakip tahsil edilen tutarın yüzde ellisi ile davalardan dolayı hükmolunan vekâlet ücretlerinin yüzde kırkı davaların izlenme ve savunması, suça konu eşyanın muhafazası, depolanması, yükleme ve boşaltılması, soruşturma ve izleme sırasında yapılan tahlil, ekspertiz işlerinde kullanılmak amacıyla Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Gümrük Müsteşarlığınca belirlenen esaslara göre harcanmak üzere emanet hesabına alınacağı, harcanmayan meblağın Hazineye gelir kaydedileceği; müşterek operasyonlarda ve kontrollü teslimat uygulamalarında ikramiye ödenmesi ve ikramiye ödemelerine esas birim fiyatların tespitine ilişkin esas ve usuller ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer hususların, Maliye ve Milli Savunma bakanlıklarının görüşü alınarak, İçişleri Bakanlığı ve Gümrük Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlıkça altı ay içinde çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği;

                 Hüküm altına alınmıştır.

 02.06.2004 günlü R.G.de yayımlanarak yürürlüğe giren 4926 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa Göre El Konulan Eşyanın Teslimi ve Saklanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte petrol ve petrol ürünleri ile taşıma araçlarına ilişkin 6 ncı maddesinde, zoralımı öngörülen eşyanın miktar bakımından fazla olması veya saklanmasının özel tesis ve tertibatı gerektirmesi hallerinde, özelliklerine göre ve taahhütname alınarak ilgili idarelere teslim edileceği, buna göre, deniz taşıtlarının gümrüklenmiş değeri kadar teminat alınarak sahibine teslim edileceği; sahibi tarafından teslim alınmadığı veya liman ücret ve saklanma giderleri sahip ya da donatanlarca karşılanmadığı takdirde Liman Başkanlıklarına teslim edileceği; petrol ürünleri ve türevlerinin ise Tüpraş rafinerileri ile özel rafineri şirketlerine teslim edileceği; bu eşyaların belirtilen yerlere tesliminin mümkün olmaması durumunda bu tür eşyanın özellik ve miktarına göre mahallin en büyük mülki amirinin onayı ile uygun görülen kamu kurum ve kuruluşları ile özel kuruluş ve kişilere teslim edileceği, aynı eşyanın mahallin en büyük mülki amirinin onayı ile yediemin olarak sahibine tesliminin de mümkün olduğu belirtilmiştir.

 

b-)4458 sayılı Gümrük Kanunu

 

Belirtilen Kanunun akaryakıt kaçakçılığı ile ilgili olabilecek hükümlerini şu şekilde sıralamak mümkündür.

             Araçların kontrolüne ilişkin 34 ncü maddede, Türkiye Gümrük Bölgesine giren veya çıkan taşıtların gümrük gözetimine tabi olduğu, karayolu ile gelen taşıtların denetlenmesi bitmeden veya ilgili gümrük idaresinin izni alınmadan söz konusu taşıtlara yük ve yolcu alınıp verilemeyeceği, taşıtın yoluna devam edemeyeceği, Türkiye Gümrük Bölgesi dışındaki limanlardan gelen gemilerin, Gümrük Bölgesine girmelerinden itibaren beklenmeyen haller veya mücbir sebep olmadıkça ya da gümrük denetimi gerektirmedikçe, gidecekleri limana göre mutat olan rotayı değiştiremeceği, yolda duramayacağı, başka gemilerle temas edemeyeceği ve gümrük idaresi bulunmayan yerlere yanaşamayacağı, gümrük memurlarının gemiyi, yükünü ve bunlara ait gerekli tüm defter, belge ve kayıtları denetlemeye, gerektiğinde ambarları ve eşya bulunan diğer yerleri mühür altına almaya yetkili oldukları, yabancı limanlardan gelip Türk limanlarına girecek olan gemilerin, gümrük denetlemesi yapılmak üzere belirli yerlerde duracakları veya yol kesecekleri, yabancı limanlardan gelen veya Türkiye'den yabancı limanlara giden gemilerin geliş ve gidişlerinden en az üç saat önce sahip veya acentası tarafından ilgili gümrük idarelerine bilgi verileceği,

Eşyanın gözetimine ilişkin 36-38 nci maddelerinde, Türkiye Gümrük Bölgesine getirilen eşya, girişinden itibaren gümrük gözetimine tabi olduğu, söz konusu eşyanın gümrük statüleri belirleninceye, gümrük statüleri değişinceye ya da serbest bölgeye girinceye, yeniden ihraç veya imha edilinceye kadar gümrüğün gözetimi altında kalacağı, beklenmeyen haller veya mücbir sebep nedeniyle, Türkiye karasuları içinde taşıdığı eşyayı denize atan, karaya çıkaran, başka bir taşıta aktaran veya bu eşyayı toplayan gemi kaptanları yahut diğer kişilerin, eşyanın gümrük statüsünün belirlenmesi ve gereken diğer önlemlerin alınması amacıyla en yakın gümrük idaresini bu durumdan ve eşyanın bulunduğu hal ve yerden haberdar edecekleri,

    Eşyanın gümrüğe sunulmasına ilişkin 39-45 nci maddelerinde, Müsteşarlıkça belirlenen esaslara uygun olarak serbest bölgelere konulan eşya hariç olmak üzere, gümrük idaresine veya gümrük idarelerinin belirlediği veya uygun gördüğü diğer bir yere gelen eşyanın, bunu Türkiye Gümrük Bölgesine getiren kişi veya yerine göre eşyanın gelişinden sonra taşımasını üstlenen kişi tarafından gümrüğe sunulacağı ve bunu takibeden ilk iş günü mesai bitimine kadar ilgili gümrük idaresine bir özet beyan verileceği, özet beyanı verilen eşyanın bulunduğu taşıt araçlarından gümrük idarelerinin belirledikleri veya uygun gördükleri yerlere söz konusu idarelerin izni ile boşaltılabileceği veya aktarılabileceği,

                  Eşyanın gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma sunulmasına ilişkin 46-69 ncu maddelerinde, özet beyan kapsamındaki eşyaya denizyolu ile gelmesi durumunda kırkbeş, diğer yollarla gelmesi durumunda yirmi gün içinde, geçici depolanan eşya statüsünde bulunduğu sürede, gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanımının belirlenmesi gerektiği, bir gümrük rejimine tabi tutulmak istenen eşyanın, bu rejime uygun şekilde yetkili gümrük idaresine beyan edileceği, gümrük beyanının; yazılı, bilgisayar veri işleme tekniği yoluyla, sözlü veya eşya sahibinin bu eşyayı bir gümrük rejimine tabi tutma isteğini ifade ettiği herhangi bir tasarruf yoluyla yapılabileceği, yazılı beyanın beyanname ile yapılacağı, beyannamenin eşyanın beyan edildiği gümrük rejimini düzenleyen hükümlerin uygulanması için gerekli bütün bilgileri ihtiva etmesi ve imzalanması halinde gümrük idareleri tarafından tescil edileceği, eşyanın beyan edildiği gümrük rejimine ilişkin hükümlerin uygulanmasında esas alınacak tarihin, beyannamenin tescil edildiği tarih olduğu, gümrük idaresince tescil edilmiş olan beyannamenin ait olduğu eşyanın vergileri ve para cezalarından dolayı taahhüt niteliğinde olduğu, beyan sahibini bağladığı ve gümrük vergileri tahakkukuna esas tutulacağı, gümrük idarelerinin, beyanın doğruluğunu araştırmak üzere, beyanname ile ilgili ve beyannameye ekli belgeleri kontrol edebileceği, beyannamenin içerdiği bilgilerin doğruluğunu araştırmak amacı ile beyan sahibinden diğer belgeleri de vermesini isteyebileceği, eşyayı muayene edebileceği ve ayrıntılı muayene veya tahlil amacıyla numune alabileceği, eşyanın muayene edilmesi halinde, muayene sonuçlarının, muayene edilmemesi halinde ise beyannamede yer alan bilgilerin, eşyanın tabi olduğu gümrük rejimi hükümlerinin uygulanmasında esas alınacağı, beyannamenin tescilinin bir yükümlülüğü doğurması halinde, gümrük vergileri ödenmedikçe veya teminata bağlanmadıkça beyanname kapsamı eşyanın teslim edilemeyeceği,

            Serbest dolaşıma giriş rejimini düzenleyen 74-80 nci maddelerinde, Türkiye Gümrük Bölgesine gelen eşyanın serbest dolaşıma girişi; ticaret politikası önlemlerinin uygulanması, eşyanın ithali için öngörülen diğer işlemlerin tamamlanması ve kanunen ödenmesi gereken vergilerin tahsili ile mümkün olduğu, serbest dolaşımda bulunan eşyanın, serbest dolaşıma giriş beyannamesinin iptal edilmesi, geri ödeme sisteminin uygulandığı dahilde işleme rejimi çerçevesinde işledikten sonra ihraç edilen eşyaya ilişkin gümrük vergilerinin geri verilmesi veya kaldırılmasının, eşyanın kusurlu veya satış sözleşmesi hükümlerine uygun olmaması nedeniyle, gümrük vergilerinin geri verilmesi veya kaldırılmasının, eşyanın serbest dolaşımda bulunan eşya statüsünü kaybedeceği,

             Transit rejimine ilişkin 84-93 ncü maddelerinde, ithalat vergileri ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmayan serbest dolaşıma girmemiş eşya ile ihracatla ilgili gümrük işlemleri tamamlanmış eşyanın, gümrük gözetimi altında Türkiye Gümrük Bölgesi içinde bir noktadan diğerine taşınmasının transit rejimi hükümlerine tabi olduğu, gümrük idarelerinin transit rejimine tabi tutulan eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesi içinde; yabancı bir ülkeden yabancı bir ülkeye, yabancı bir ülkeden Türkiye'ye, Türkiye'den yabancı bir ülkeye, bir iç gümrükten diğer bir iç gümrüğe taşınmasına izin vereceği, taşıma işleminin, transit rejimi hükümleri kapsamında, bir TIR karnesi kapsamında, transit belgesi olarak kullanılan bir ATA karnesi kapsamında, Kuvvetlerin Statüsü Hakkında Kuzey Atlantik Anlaşmasına Taraf Devletler Arasındaki Sözleşme ile öngörülen form 302 kapsamında, bir Türk limanından başka bir Türk limanına veya Türkiye Gümrük Bölgesi dışındaki bir limana deniz veya hava yoluyla taşınan eşya, özet beyan kapsamında, antrepolardan veya gümrük idaresince konulmasına izin verilen yerlerden çıkarılarak transit edilecek eşyanın bir beyanname kapsamında yapılacağı, transit rejiminin, eşyanın ve belgelerinin bu rejim hükümlerine uygun olarak varış gümrük idaresine sunulması ile sona ereceği, Müsteşarlığın, transit eşyanın cinsine, niteliğine ve taşımanın özelliğine göre veya Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan yükümlülükleri çerçevesinde, bu bölümdeki madde hükümlerine bağlı kalmaksızın transit rejimine ilişkin düzenlemeler yapılması konusunda yetkili olduğu, transit eşyası için tahakkuk edebilecek gümrük vergilerinin ödenmesini sağlamak üzere bir teminat verilmesinin zorunlu olduğu, ancak, deniz, hava ve demiryolu ile boru hattı ile yapılan taşımalardan teminat aranmayacağı, transit rejimi hak sahibi olan kişilerin; eşyayı öngörülen süre içerisinde ve gümrük idareleri tarafından eşyanın ayniyetinin tespiti amacıyla alınan önlemlere uymak suretiyle, varış yeri gümrük idaresine sağlam ve noksansız olarak sunmak ve transit rejimine ilişkin hükümlere uymakla yükümlü oldukları, transit rejimine tabi eşyanın, şüphe veya ihbar durumları hariç olmak üzere, varış veya çıkış gümrük idaresine kadar muayene edilmeksizin ve gerektiğinde mühür altına alınarak veya memur eşliğinde sevk edileceği, antrepolardan veya gümrük idarelerince konulmasına izin verilen diğer yerlerden transit rejimi kapsamında taşınan eşyanın gerek görülmesi halinde muayene edileceği, transit rejimi kapsamında taşınan eşyanın gümrük muayenesine tabi tutulması, teminat alınması, eşyanın memur eşliğinde sevki veya diğer önlemler alınması hususlarında düzenleme yapmaya Müsteşarlığın yetkili olduğu, Türkiye karasularından geçen ve hakkında ihbar bulunan veya şüphe edilen transit eşya yüklü gemilerin ambar kapakları veya bu gibi eşya konulan diğer yerlerinin, gümrük idarelerince mühür altına alınabileceği, bu gemilere memur eşlik ettirilebileceği veya gemiler seyir halinde iken dış gözetim altında tutulabileceği, Türkiye Gümrük Bölgesinde karayolu ile transit eşya taşıyan taşıtların transit süreleri, izleyecekleri yollar, kontrol noktaları ve konaklama yerleri ile ilgili olarak düzenlemeler yapmaya Müsteşarlığın yetkili olduğu, transit eşya taşıyan seyir halindeki bir taşıtın beklenmeyen haller veya mücbir sebeplerle yoluna devam edemediği durumlarda, bu hususun gecikmeksizin en yakın gümrük idaresine bildirileceği, Türkiye Gümrük Bölgesi içindeki transit halindeki eşyanın beklenmeyen haller veya mücbir sebeplerle telef veya kaybı halinde, gümrük vergilerinin aranmayacağı, transit halindeki eşyanın telef veya kaybının, idarenin de taraf olarak bulunduğu mahkeme kararı ile kanıtlanacağı, ancak suçüstü şeklindeki hırsızlıkların, hazırlık tahkikatı üzerine C.Savcılığınca verilen belge ile, hasar, telef veya kayıp herkesçe bilinen ve duyulan başka olaylar yüzünden olmuşsa, o yerin en büyük mülki idare amiri tarafından verilecek belge ile, trafik kazaları ise, trafik kaza raporuna göre ve en yakın gümrük idaresi tarafından yapılan tespit sonucunda gümrük idare amirinin vereceği karar ile kanıtlanacağı,

                  Gümrük antrepo rejimine ilişkin Yasanın 93-107 nci maddelerinde, antrepo rejiminin ithalat vergilerine ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmamış ve serbest dolaşıma girmemiş eşyanın, gümrük antreposuna alınması halinde ihracata ilişkin önlemlerden yararlanabilecek ihraç eşyasının bir gümrük antreposuna konulmasına ilişkin hükümleri kapsadığı, gümrük antreposunun, gümrük gözetimi altında bulunan eşyanın konulması amacıyla kurulan ve kuruluşunda aranılacak koşulları ve nitelikleri yönetmelikle belirlenen yerler olduğu, gümrük antreposunun genel antrepo veya özel antrepo olabileceği, genel antrepoların, eşyanın konulması için herkes tarafından kullanılabilen; özel antrepoların ise yalnız antrepo işleticisine ait eşyanın konulması amacıyla kurulan gümrük antrepoları olduğu, parlayıcı ve patlayıcı veya bir arada bulundukları eşya için tehlikeli olan veya korunmaları özel düzenek ve yapılara gerek gösteren eşyanın, ancak bu niteliklerine uygun genel veya özel antrepolara konulabileceği, gümrük işlemlerine başlanmadan ve bu işlemler bitirilip gümrük idaresinin izni alınmadan, antrepolardan kısmen veya tamamen eşya çıkartılamayacağı, antrepo rejimine tabi tutulan eşyanın, gümrük antreposuna konuldukları tarihte işletici tarafından kayıtlara geçirileceği, gümrük idareleri tarafından işletilmeyen antrepolardaki tüm eşyanın antrepo kayıtlarının işletici tarafından tutulacağı, bu kayıtların her zaman gümrüğün denetlemesine hazır halde bulundurulacağı, eşyanın antrepo rejimi altında kalış süresinin sınırsız olduğu, ancak gümrük idarelerince gerek görülen hallerde, eşyaya gümrükçe onaylanmış yeni bir işlem veya kullanım tayin edilmesi için bir süre belirlenebileceği, genel ve özel antrepo işleticilerinin yıl sonunda antrepo mevcutlarına ilişkin bir listeyi gümrük idaresine verecekleri, her yıl, genel ve özel antrepolardaki eşyanın gümrük idaresince işletici tarafından verilen liste göz önünde bulundurulmak suretiyle sayılacağı, antrepolarda yapılan sayım sonucunda noksan çıkan eşyanın gümrük vergilerinin, duruma göre işletici veya kullanıcıdan tahsil edileceği, yapılan sayım sonucunda fazla çıkan eşyanın kayıtlara alınacağı, bu fazlalığın geçerli nedenlerden ileri geldiğine gümrük idaresince kanaat getirilmediği takdirde, söz konusu eşyanın tasfiyeye tabi tutulacağı,

                  Gümrük vergilerinden muafiyet ve istisnaları düzenleyen 167 nci maddesinde, ulaşım araçları ile özel konteynerlerde mevcut bulunan akaryakıt ve madeni yağları ile deniz ve hava ulaşım araçlarına ait donatım ve işletme malzemesinin gümrük vergilerinden muaf olduğu,

                  Sınır ticaretinin düzenlenmesine ilişkin 172 ncü maddesinde, Türkiye ile komşu ülkeler arasında coğrafî durum ve bölge ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yapılacak sınır ticaretinin kapsamını belirlemeye, sınır ticareti yapılacak sınır ticaret merkezlerinin kurulmasına ve buralardan yapılacak ihracat ve ithalatın usul ve esaslarını belirlemeye veya sınır ticareti yoluyla serbest dolaşıma girecek eşyadan alınacak vergileri göstermek üzere ilgili kanunlarda belirtilen azamî hadleri geçmemek şartıyla tek ve maktu bir tarife uygulamaya Bakanlar Kurulunun yetkili olduğu, sınır ticaret merkezlerinin gümrük işlemlerinin yürütülmesinde Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesi dışında addedileceği, sınır ticaretine ilişkin gümrük işlemlerinin Müsteşarlıkça belirleneceği,

                  Akaryakıt ve kumanya ile ilgili 176 ncı maddesinde, gemilerin, botların, diğer deniz taşıtlarının ve hava gemilerinin dış seferlerde kullanacakları yakıt ve yağları ile karaya çıkarılmamak şartıyla yurtdışından getirdikleri kumanyaların ithalat vergilerinden muaf olduğu, antrepolarda bulunan ve henüz serbest dolaşıma girmemiş olan yakıt ve yağlar ile kumanyaların, transit hükümlerine göre belirtilen taşıtlara verileceği, serbest dolaşımda bulunan yakıt ve yağlar ile kumanyaların dış sefere çıkan gemi, bot ve diğer deniz taşıtları ile hava gemilerine verilmesinin ise ihracat hükmünde olduğu, 

                  Tasfiye edilecek eşyaya ilişkin 177-180 nci maddelerinde, yolcu eşyasına mahsus gümrük ambarlarına konulan ve buralarda bekleme süresi dolan yolculara ait eşya; 20-45 günlük süreler içinde gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanım tayini için gerekli işlemlere başlanmamış eşya; tahlilden arta kalan ve ilgilisi tarafından bir ay içerisinde alınmayan numunelik eşya; beyannamesi tescil edilen ve süresi içinde işlemleri tamamlanmayan eşya; antrepoda bulunan eşya için gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanım tayin edilmesine ilişkin beyannamenin tescilinden sonra otuz gün içinde işlemleri bitirilmeyen eşya; gümrükçe antrepoda kalma süresi belirlenen ve bu süreleri dolan eşya; antrepolarda yapılan sayım sonucunda fazla çıkan eşya; gümrüğe terk edilen eşya; ilgili maddelerinde yazılı süreleri dolduktan sonra beyan hak sahibine ya da Türkiye'deki temsilcisine yapılacak yazılı tebligata karşın, altmış gün içinde bulunduğu yerden kaldırılmayan gümrük gözetimi altında bulunan yerlere konulmuş transit eşyası; ilgili maddelerine göre kanuni bekleme süreleri bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, çabuk bozulma ve telef olma tehlikesine maruz bulunan veya saklanması masraflı ve külfetli olan eşya;özet beyan fazlası olup el konulan eşya; Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa göre tasfiye edilebilecek duruma gelen eşyanın tasfiye edileceği, tasfiyelik hale gelen eşyanın tespit ve tahakkuk belgelerinin otuz gün içinde Tasfiye İdaresine intikal ettirileceği, Tasfiye İdaresinin de, tasfiyeye konu eşyayı otuz gün içinde teslim almakla mükellef olduğu, tasfiyenin ihale yoluyla satış suretiyle, yeniden ihraç amaçlı satış suretiyle, perakende satılmak suretiyle, kamu kuruluşları ile özel kanunla kurulmuş vakıf ve derneklere tahsis edilmek suretiyle, imha suretiyle tasfiyeye tabi tutulacağı, tasfiyeye ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığı ile Gümrük Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlıkça müştereken hazırlanacak bir tüzükle belirleneceği, eşyanın satış bedelinden; hizmet karşılığı alacaklar ve yapılmış masraflar, ithalat vergileri, satış için yapılmış masraflar, para cezaları ayrılarak, hak sahiplerine dağıtılacağı,

             Gümrük yükümlülüğüne ilişkin Kanunun 181-194 ncü maddelerinde, ithalatta gümrük yükümlülüğünün, ithalat vergilerine tabi eşyanın serbest dolaşıma girmesi, ithalat vergilerine tabi eşyanın ithalat vergilerinden kısmi muafiyet suretiyle geçici ithali halinde doğacağı, gümrük yükümlülüğünün, sözkonusu gümrük beyannamesinin tescil tarihinde başlayacağı; ithalat vergilerine tabi eşyanın, bu Kanuna aykırı şekilde Türkiye Gümrük Bölgesine girmesi ya da bir serbest bölgede bulunan ithalat vergilerine tabi eşyanın bu Kanuna aykırı olarak Gümrük Bölgesinin başka bir yerine gitmesi hallerinde gümrük yükümlülüğünün doğacağı, gümrük yükümlülüğü, eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesine bu Kanuna aykırı olarak girişi tarihinde başlayacağı, gümrük yükümlülüğü eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesine bu Kanuna aykırı olarak girişi tarihinde başlayacağı, gümrük gözetimi altındaki ithalat vergilerine tabi eşyanın, kanuna aykırı olarak gümrük gözetimi dışına çıkarılması halinde gümrük yükümlülüğünün doğacağı, yükümlülüğün eşyanın gümrük gözetiminden çıkarıldığı tarihte doğacağı, ithali ve ihracı yasaklama veya kısıtlamaya tabi eşya için gümrük yükümlülüğünün doğacağı,

                  Gümrük yükümlülüğünün sona ermesine ilişkin 208 nci maddesinde, vergilerin ödenmesi, vergilerin kaldırılmasına karar verilmesi, gümrük beyannamesinin iptal edilmesi, eşyanın zapt ve müsadere edilmesi, imha edilmesi veya terk edilmesi, doğal özellikleri veya beklenmeyen haller yahut mücbir sebep nedeniyle telef veya kaybı, eşyanın kanuna aykırı girişi nedeniyle müsadere edilmesi hallerinde sona ereceği,

                  Liman ve antrepo işletmelerinin yükümlülüklerine ilişkin 218 nci maddesinde, Türkiye ile diğer ülkeler arasında demiryolu dahil kara, deniz ve hava yoluyla yapılan eşya ve yolcu taşımalarında yararlanılan istasyon, deniz ve hava limanlarını işleten kuruluşlar ile posta idarelerinin, bu Kanun hükümlerine göre gerekli gümrük gözetim ve denetim işlemlerinin yapılmasını sağlamak üzere; yolcu salonları, geçici depolama yerleri, antrepolar ile görevli gümrük ve gümrük muhafaza idarelerinin çalışmalarına elverişli ve yeterli bürolar ve gözetleme kuleleri tesis etmek; buraların aydınlatma, ısıtma ve temizlik ihtiyaçlarını karşılamak; demirbaş eşya ile telefon ve diğer teknik donanımlarını bedelsiz olarak sağlamak; limanlarda ve gümrük kapılarında gümrük gözetimine tabi eşya ve kişiler ile diğerlerinin birbirine karışmasını önlemeye yönelik her türlü fiziki yapıların sağlanması konusunda Gümrük Müsteşarlığının isteklerini yerine getirmek zorunda oldukları, özel antrepo işleticileri, buralarda görevlendirilmesini istedikleri gümrük veya gümrük muhafaza memurlarına ödenecek olan ve miktarı Müsteşarlıkça belirlenecek fazla çalışma ücretlerini ve yolluklarını peşin olarak gümrük veznesine ödemekle yükümlü oldukları, doğrudan doğruya belirli bir özel veya genel antrepo ile ilgili gümrük işlemlerini yerine getirmek üzere kurulan gümrük ve gümrük muhafaza idarelerinde görevli memurların Devlet tarafından belirlenen maaş, fazla çalışma ücreti ve diğer tahsisat tutarları, antrepo işleticilerinin  her ay peşin olarak gümrük veznesine yatırmak zorunda oldukları,

                  Vergi kaybına neden olan işlemlere uygulanacak cezalara ilişkin 234-237 nci maddelerinde, gümrük işlemlerine başlanmadan veya bu işlemler bitirilip gümrük idaresinin izni alınmadan antrepolardan veya gümrük idaresince eşya konulmasına izin verilen yerlerden kısmen veya tamamen eşya çıkarılması halinde, çıkarılan eşyanın ithalat veya ihracat vergilerinin yanı sıra, bu vergilerin üç katı para cezası alınacağı; gümrük antrepolarında veya gümrük idaresince eşya konulmasına izin verilen yerlerde yapılan sayımlarda kayıtlara göre eşyanın bir kısmının noksan olduğunun anlaşılması halinde, noksan çıkan eşyanın ithalat veya ihracat vergilerinin yanı sıra, bu vergilerin üç katı para cezası alınacağı; gümrük antrepolarında veya gümrük idaresince eşya konulmasına izin verilen yerlerde yapılan sayımlarda kayıtlara göre fazla eşya çıkması halinde, bu eşyanın tasfiyeye tabi tutulmasının yanı sıra, fazla çıkan eşyaya ait ithalat veya ihracat vergileri tutarı kadar para cezası alınacağı; taşıt araçlarının sahipleri, kaptanları veya acentaları tarafından gümrük idaresine verilen özet beyanlarda kayıtlı miktara göre noksan çıkan kapların mahrecinden yüklenmemiş veya yanlışlıkla başka yere çıkartılmış veya kaza ve avarya sonucunda yok olmuş veya çalınmış bulunduğu gümrük idaresince belirlenecek süre içinde kanıtlanamadığı takdirde bu noksan kaplara ait eşyadan tarife pozisyonuna veya tarife pozisyonu tespit edilemiyor ise cinsine ve türüne göre tarifede dahil olduğu faslın en yüksek vergiye tabi pozisyonuna göre hesaplanacak gümrük vergisi kadar para cezası alınacağı; taşıt araçlarının sahipleri, kaptanları veya acentaları tarafından gümrük idaresine verilen özet beyanlarda kayıtlı miktara göre fazla çıkan kapların yanlışlıkla mahrecinden fazla olarak yüklenmiş olduğu gümrük idaresince belirlenecek süre içinde kanıtlanamadığı takdirde, söz konusu eşyaya el konularak müsadere olunacağı ve eşyanın CIF kıymeti kadar para cezası alınacağı; dökme gelen eşyadaki %3'ü aşmayan eksiklik ve fazlalıklar için takibat yapılmayacağı,

                  Hüküm altına alınmıştır.

                  Gümrük Yönetmeliğinin akaryakıt antrepolarına ilişkin 310-315 nci maddelerinde, akaryakıt antrepolarının, madensel yağlar ve türevleri ile bunların tortularının dökme veya kaplı olarak konulmasına özgü, genel veya özel antrepolar olduğu, akaryakıt konulan antrepoların mal tahmil ve tahliyesinde kullanılan boru hatlarının da antreponun mütemmim cüzü sayıldığı, antrepo izninde antrepo tipinin de gösterileceği, dökme gelen sıvıların tanklara konulacağı, tanklara konulan sıvıların ölçümlerinin uygun cihazlarla yapılmasının esas olduğu, bununla birlikte şu şekilde de ölçüm yapılabileceği, sıvılar boş bir tanka alınacak ise, nakil aracından bu tanka sevkine başlamadan önce verici boruların mühürleneceği, mühürleme işleminden sonra tank mevcudunun ölçüleceği, boşaltılacak sıvılar tamamen tanka aktarılınca, tankın alt kısmındaki su musluğu açılarak istenilen miktardaki suyun boşaltılıp muslukların mühürleneceği, tanklardan böylece akıtılan suların ekonomik değerlerinin olması ve talep edilmesi halinde, bu eşyanın ilgili gümrük idarelerince serbest dolaşıma giriş rejimi hükümlerine tabi tutulmasına izin verileceği,  yeni gelen sıvılar kısmen dolu olan bir tanka konulmak istenir ise, yeni gelen sıvının aynı cins ve nev’iden ve aynı vergi oranına tabi olması şartıyla izin verileceği ve boşaltmaya başlamadan önce tank mevcudunun tespitinin yapılacağı, serbest dolaşımda bulunan ve serbest dolaşımda bulunmayan dökme eşyanın ancak bu gibi eşyanın cins ve niteliklerinin aynı olması; tankta bulunan serbest dolaşımda olmayan eşyanın miktarının sabit tutulması ve bu eşyanın tanktan tamamen çekilişine kadar geçen zaman içinde vuku bulacak noksanlıklara isabet eden gümrük vergilerinin, itirazsız ödenmesi; bu şekilde eşya bulunan tanklara yeniden eşya alınmaması, bu gibi tank mevcudu eşyanın, boş olmayan diğer bir tanka aktarılmasına müsaade edilmemesi koşuluyla aynı tanka alınmasına izin verileceği, ayrıca, aynı cins ve nev’iden ve aynı vergi oranına tabi olan serbest dolaşımda bulunan ve bulunmayan dökme ürünün gerekli tedbirler alınmak suretiyle aynı boru hattı kullanılarak tahliyesine ve taşınmasına gümrük idaresince izin verilebileceği, tankların ölçümünün, uygun cihazlarla yapılmasının esas olduğu,  antrepo işleticilerin, ölçümde kullanılan cihaz ve bilgisayarların nitelik ve sıhhatlerini kontrol ettirmek, gümrük idaresinin talebi halinde ölçüme ilişkin ve stok mevcudunu gösterir listeleri gümrüğe ibraz etmek zorunda olduğu, uygulanacak bu tekniklerin herhangi bir zamanda eşyanın mevcudunun tespitine imkan vermesi gerektiği, ilgili kurumca kontrol edilmiş ölçüm cihazlarının, faaliyete geçmeden önce tanklara konulması ve bu ölçüm cihazları olmayan tanklara en kısa sürede bu cihazların takılmasının zorunlu olduğu, kaplar içinde gelen sıvılar ile serbest dolaşımda olmayan kaplar ve ambalaj maddelerinin serbest dolaşıma giriş rejimindeki esaslara göre muayene edilerek depolara konulacağı, bunlardan tahlile tabi olanların örnekleri tahlil ettirildikten sonra bunların cins, nev’i ve niteliklerinin beyannameye kaydedileceği, depolarda her beyanname kapsamı eşya için ayrı bir parti teşkil etmek üzere istif edileceği, bir beyanname kapsamı arasında çeşitli cins eşya varsa bunlar da ayrı ayrı istif olunacağı, bu suretle bir grup teşkil eden her beyannameye ait istifin görülebilecek bir yerine beyanname numarası ve tarihini ve eşya cinslerini gösterir etiket asılacağı, tanklardan alınacak sıvının miktarının yönetmeliğin 312 nci maddede belirtilen cihazlarla tespit edilmesinin esas olduğu, bununla birlikte, tanklardan alınacak sıvının miktarını tespit için tank kapsamı, bir defa çıkış işlemine başlamadan evvel, bir defa da bu işlem bittikten sonra olmak üzere, iki defa ölçülerek iki ölçü arasındaki farkın bulunacağı, transit suretiyle çıkış hariç olmak üzere, bir tanka konmuş sıvıların tahlil sonucu belli olmadıkça, bu tanktan eşya çıkarılamayacağı, ancak, acele hallerde tahlil sonucu belli olmadan da tanktan eşya çekilebileceği, bu takdirde, eşya çekilmeden evvel örnek alınıp tahlile gönderilmiş bulunmasının şart olduğu, tahlil sonucunun beyana aykırı çıkması halinde, sistem üzerinde beyannameye meşruhat düşüleceği ve vergilerin yeniden hesaplanmasını gerektirir bir durum olması halinde vergi tahakkukunun yeni duruma göre yapılacağı, antrepo sahası (boru hatları dahil) bir bütün olarak kabul edildiğinden, dökme gelen sıvıların tanklar arasında hareketi için izin almaya gerek olmadığı, ancak eşya cinslerinin karıştırılmamasının gerektiği, bu hususta gümrük idaresine yazı ile bilgi verileceği, antrepo işleticisinin, bu hareketin izlenebilmesi için gümrük idaresinin talebi üzerine, tanklar arasında nakledilecek eşyanın cins, miktarı ve tank numarası gibi ayrıntılarını gösterir bir listesini gümrük idaresine vereceği hüküm altına alınmıştır.

Gümrük Vergilerinden Muafiyet ve İstisna Tanınacak Haller Hakkında Bakanlar Kurulu Kararına göre, ulaşım araçları ile özel konteynerlerde mevcut bulunan akaryakıt ve madeni yağlara ilişkin hükümlere göre, Türkiye Gümrük Bölgesine giren özel ve ticari ulaşım araçları, motosikletler ve özel konteynerler ile içindeki standart depolarda mevcut bulunan yakıtların; özel motorlu araç ve motosikletlerde kullanılmak üzere tasarlanmış ve anılan araçlarda portatif depolarla taşınan araç başına 10 litreyi geçmeyen yakıtların gümrük vergilerinden muaf olduğu, standart depo deyiminin, özel ve ticari ulaşım araçlarında, üretici tarafından aynı türde olan bütün ulaşım araçlarına kalıcı olarak yerleştirilen ve kalıcı düzeni, hem yakıtın doğrudan sevk edilmesine ve hem de nakliye sırasında uygun olduğu yerlerde soğutma ve diğer sistemlerin işletilmesine imkan sağlayan depoyu ifade ettiği, akaryakıtın doğrudan yakıt olarak kullanımı için tasarlanmış ve ulaşım araçlarına yerleştirilmiş akaryakıt depoları ve ulaşım araçlarında bulunabilecek, diğer sistemlere yerleştirilmiş depolar da standart depo olarak kabul edileceği, motorlu ticari araçların ve özel konteynerlerin standart depoları ile ilgili olarak düzenlemeler yapmaya ve standart depolarda mevcut bulunan ve gümrük vergilerinden muaf olarak ithal edilecek yakıt miktarını, ilgili kurum ve kuruluşların da görüşleri alınmak suretiyle belirlemeye Müsteşarlığın yetkili olduğu, gümrük vergilerinden muaf olarak ithal edilen yakıtların, içerisinde ithal edildikleri ulaşım araçlarından başka bir araçta kullanılamayacağı, ulaşım aracı için gerekli olan tamir süresi haricinde söz konusu ulaşım aracından çıkarılamayacağı, depolanamayacağı, satılamayacağı ve devredilemeyeceği, diğer hallerde, eşyaya isabet eden gümrük vergilerinin 4458 sayılı Gümrük Kanununun 181 ila 194 üncü maddelerindeki esaslara göre tahsil olunacağı, belirtilen muafiyetin, ulaşım araçları veya özel konteynerlerde mevcut bulunan ve yolculuk boyunca kullanılan yağlayıcı maddeler için de uygulanacağı belirtilmektedir.

 

Gümrük Antrepo Rejimine ilişkin 26.05.2005 günlü 25826 sayılı R.G.de yayımlanan 12 sıra no.lu Gümrük Genel Tebliği ile de, her türlü petrol ürünü depolanan genel ve özel antrepolara ilişkin olarak, A tipi genel antrepolarda ilgili alanın ve özellikle alana giriş-çıkış yerlerinin gümrük idarelerince izlenmesini sağlayan kamera sisteminin işleticiler tarafından kurulmasının zorunlu olduğu; Gümrük Yönetmeliğinin 286/p-7 maddesine göre bulunması gereken elektronik ölçüm cihazlarının bilgisayar bağlantıları oluşturularak elektronik ortamda ilgili gümrük müdürlükleri ve Başmüdürlüklerde gözetim yapılmasını ve antrepoda mevcut yakıt miktarının izlenmesini sağlayan sistemin işleticiler tarafından kurulmasının zorunlu olduğu, bu kriterlerin 31.12.2005 tarihine kadar yerine getirilmesi gerektiği; ayrıca antrepoya petrol ürünü konulacak olması halinde antrepo beyannamesine eklenecek belgeler arasında, taşıma belgesinde yer alacak bilgilerin antreponun denetiminde bulunduğu gümrük müdürlüğüne 24 saat öncesinden bildirilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.

c-)3007 Sayılı Yasa ve Tasfiye Tüzüğü

3007 sayılı Gümrük Mevzuatına Göre Tasfiye Edilecek  Eşya Hakkında Döner Sermaye Kanunu ile, gümrük denetimindeki sundurma, antrepo ve depolarda bulunan ve Gümrük Kanunu ile Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanuna göre tasfiyesi öngörülen eşyanın satış ve tasfiyesi amacıyla gerekli yerlerde ve sayıda tasfiye işleri döner sermaye işletmeleri kurmak ve 100 milyon lirası cari yılda genel bütçeden ödenmek üzere Maliye ve Gümrük Bakanlığına bir milyar lira sermaye tahsis edildiği, döner sermaye işletmelerinin bütün mali ve idari işlerini bir merkezden düzenlemek ve yönetmek üzere Saymanlığı bulunan "Tasfiye İşleri Döner Sermaye İşletmeleri Genel Müdürlüğü"nün kurulduğu, tahsis edilen döner sermaye ile yapılacak iş ve faaliyetlerin sıralandığı, buna göre; Gümrük Kanunu ile Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun hükümlerine göre tasfiye edilecek hale gelen eşyanın, ilgili Kanun, Tüzük ve Yönetmelikler uyarınca tasfiyesini yapmak; tasfiye edilecek eşyayı dahilde ve gümrüksüz satış mağazalarında satmak veya sattırmak; gümrüklerde veya diğer yerlerde depolar, mağazalar ve satış reyonları açmak veya açtırmak; tasfiye edilebilir duruma gelen eşyadan yurt dışında satış imkanı olanları ihraç etmek veya ettirmek; tasfiye edilebilecek hale gelen eşyanın satışa sunulmadan önce, özelliklerine göre bakımı, tamiri ve ambalajlamasını yaptırmak veya yapmak, gerektiğinde parça halinde satışını temin etmek; kaçak ve kaçak zannı ile yakalanan eşya ile yolcu beraberi eşya için sundurmalar, antrepolar, ambarlar ve açık sahalar işletmek; görevleri arasındadır.

            Tasfiye Tüzüğüne göre ise, 4458 sayılı Gümrük Kanununun ilgili maddelerine göre; yolcu eşyasına mahsus gümrük ambarlarına konulan ve buralarda bekleme süresi dolan yolculara ait eşya; 20-45 günlük süreler içinde gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanım tayini için gerekli işlemlere başlanmamış eşya; fikri-sınai mülkiyet haklarına göre gümrük işlemleri durdurulan ve tasfiyesi için mahkeme kararı alınan eşya; tahlilden arta kalan ve ilgilisi tarafından bir ay içerisinde alınmayan numunelik eşya; beyannamesi tescil edilen ve süresi içinde işlemleri tamamlanmayan eşya; antrepoda bulunan eşya için gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanım tayin edilmesine ilişkin beyannamenin tescilinden sonra otuz gün içinde işlemleri bitirilmeyen eşya; gümrük idaresince antrepoda kalma süresi belirlenen ve bu süreleri dolan eşya; antrepolarda yapılan sayım sonucunda fazla çıkan eşya; gümrüğe terk edilen eşya; ilgili maddelerinde yazılı süreleri dolduktan sonra beyan hak sahibine ya da Türkiye'deki temsilcisine yapılacak yazılı tebligata karşın, altmış gün içinde bulunduğu yerden kaldırılmayan gümrük gözetimi altında bulunan yerlere konulmuş transit eşyası; ilgili maddelerine göre kanuni bekleme süreleri bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, çabuk bozulma ve telef olma tehlikesine maruz bulunan veya saklanması masraflı ve külfetli olan eşya; özet beyan fazlası olup el konulan eşya; Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa göre tasfiye edilebilecek duruma gelen eşya; 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun ile 3864 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanuna Göre Kaçak ve Kaçak Zannı ile Tutulan Her Çeşit Eşya, Alet ve Taşıma Vasıtalarının Tasfiyesi Hakkında Kanun hükümleri uyarınca tasfiye edilebilecek duruma gelen eşya; gümrük idarelerine ait veya gümrük denetimindeki depo ve antrepolarda bulunan eşyadan, çürüme, bozulma ve benzeri nedenlerle ekonomik değerini tamamen yitirmiş veya sağlığa zararlı hale gelmiş eşya; henüz müsaderesi kesinleşmemiş olmakla beraber, çabuk bozulma ve telef olma tehlikelerine maruz bulunan saklanması masraflı ve külfetli veya tehlikeli olan eşyanın tasfiye edileceği,

Tasfiye edilecek eşya için tasfiye hükümlerinin uygulanmasının gerekli hale geldiği günden başlayarak en geç on gün içinde her özet beyan için ayrı ayrı konşimento numaraları gösterilmek ve antrepo beyannameleri, ambar giriş listeleri, hasar (rezerve) tutanakları, giriş ve çıkış kayıtları ve diğer belgeler gözönünde bulundurulmak suretiyle dörder nüsha tasfiye listesi düzenleneceği, gümrük depo ve antrepoları ile özel antrepolarda bulunan eşyanın tasfiye listeleri gümrük idarelerince, bunların dışında kalan eşyanın tasfiye listeleri ise işletmeci kuruluşlarca düzenlenerek iki nüshası ilgili gümrük idaresine, bir nüshası da tasfiye idaresine gönderileceği, gümrük idaresinin tasfiye listelerinin kendisine gelmesine kadar geçen süreyi de dikkate alarak tasfiye listeleri içeriği eşyayı bulunduğu yerde görerek düzenleyeceği tespit ve tahakkuk belgelerini, eşyanın tasfiyelik hale geldiği tarihi izleyen otuz gün içinde tasfiye idaresine göndermekle yükümlü olduğu,  tasfiye idaresinin, belgelerin geliş tarihinden itibaren otuz gün içinde tasfiyelik eşyayı teslim alacağı, ancak taşınması güç, masraflı ve hacimce büyük olan eşya öncelikle bulundukları yerde altmış gün içinde tasfiyeye tabi tutulacağı, Bu sürede tasfiye edilemeyen eşyanın tasfiye idaresince teslim alınacağı,

Yukarıda belirtilen eşyaların ihale yoluyla satış, yeniden ihraç amaçlı satış, perakende satılmak, kamu kuruluşları ile özel kanunla kurulmuş vakıf ve derneklere tahsis edilmek, imha, suretiyle tasfiyeye tabi tutulacağı,

Yolcu eşyası ile müsaderesi kesinleşen kaçak eşya ve bekleme sürelerinin geçmesi nedeniyle tasfiyelik hale gelen eşyanın tahsis yoluyla, satışa çıkarılması veya tahsisi uygun görülmeyen eşya ile satışa çıkarılıp alıcısı çıkmayan veya hurda ve ilk madde haline gelen eşyanın kamu kurum ve kuruluşlarına satılarak veya bedelsiz verilerek, tabii afetler, bulaşıcı hastalıklar ve benzeri olağanüstü durumlarda tasfiyelik hale gelen her türlü eşyanın ilgili idarelere veya yetkili birimlere bedelsiz verilerek, ekonomik değerini tamamen yitiren eşyanın imha edilerek tasfiye olunacağı, bunların dışında kalan eşyanı satış suretiyle tasfiye olunacağı, diğer yollarla tasfiye edilen eşyanın ardiye ve diğer hizmetler karşılığı ücretlerin satışta bulduğu değerin yüzde onbeşini geçemeyeceği, tasfiye edilebilir hale gelmiş olan eşyanın bedelinin tespitinde gümrüklenmiş değerini esas alınacağı, vergi, resim ve fonların hesabında gümrük beyannamesi verilmiş ise bunların tescil edildiği, aksi halde tespit ve tahakkuk belgesinin gümrükçe tanzim ve tescil edildiği tarihteki oranların esas alınacağı, çıkış eşyasının bedelinin tespitinde FOB değerin esas alınacağı, müsaderesi kesinleşen kaçak eşyanın bedelinin tespitinde, mahkemece belirlenen bir bedel var ise bu değer, değer belirlenmemiş ise Kaçak Eşyaya Mahsus Tespit Varakasındaki gümrüklenmiş değerin, yoksa rayiç değerin esas alınacağı, müsaderesi kesinleşmemiş kaçak eşyanın satışa esas bedelinin gümrük idaresince tespit edileceği, perakende satılacak eşyanın satış bedelinin, serbest piyasa koşulları göz önünde bulundurularak tasfiye idaresince belirleneceği,

Yolcu beraberinde getirilip gümrüğe terkedilen veya terkedilmiş sayılan eşya, müsaderesi kesinleşen kaçak eşya, bekleme sürelerinin geçmesi nedeniyle tasfiyelik hale gelen eşya ile ithalatı yasak, sakıncalı ve kısıtlamaya tabi eşyanın, gümrüklenmiş değer ile eşya için yapılmış giderler, ardiye ücreti ve kanunlardan kaynaklanan vergi, resim, harç ve fonlar ayrıca alınmak suretiyle kamu kurum ve kuruluşları ile özel kanunla kurulmuş vakıf ve derneklere tahsis edilebileceği; yapılması, satılması ve ülkeye sokulması yasaklanmış eşyanın, ilgisine göre genel ve katma bütçeli dairelerle diğer kamu kurum ve kuruluşlarına 6 ncı maddedeki esaslar dikkate alınmaksızın, uyuşulacak bedel üzerinden verileceği;

Tasfiye edilecek eşyanın satışıyla tasfiye idaresi görevli olduğu ve hangi eşyanın perakende, hangi eşyanın ihale yoluyla satılacağının tasfiye idaresince belirleneceği; yeniden ihraç amaçlı satış suretiyle tasfiye edilecek eşyayı gümrük idaresinin belirleyeceği, ithalatı yasak, sakıncalı ve kısıtlamaya tabi eşyanın yeniden ihraç amacıyla satılabileceği; ihale yoluyla yapılacak satışların, satış tarihinden en az on gün önce Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle ilan edileceği, çabuk bozulma ve telef olma tehlikesine maruz bulunan eşya ile saklanması masraflı ve külfetli veya tehlikeli olan eşya için yukarıda belirtilen sürenin bir güne kadar indirilebileceği; ihale yoluyla yapılacak satışlara katılacaklardan, satılacak eşyanın satışa esas bedelinin en az yüzde beşi oranında teminat alınacağı, artırma sonunda eşyanın en yüksek bedeli verene satılacağı, satışın komisyon kararının alıcıya duyurulması ve alıcının satış kağıdını imzalamasıyla tamamlanacağı,

Çabuk bozulma, telef olma tehlikesine maruz bulunan eşya ile saklanması masraflı, külfetli veya tehlikeli olan eşyanın, kamu kurum ve kuruluşları ile özel kanunla kurulmuş dernek ve vakıflara uyuşulacak bedel üzerinden satılacağı, satın alınmayanların açık artırma yöntemiyle satışa çıkarılacağı, 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanunun 23 üncü maddesinin ikinci fıkrasının 3 numaralı bendi ve 48 inci maddesine göre teslim alınan eşyadan, çabuk bozulma, telef olma tehlikesine maruz bulunan, saklanması masraflı, külfetli ve tehlikeli olan müsaderesi kesinleşmemiş kaçak eşya, satışa çıkarılmadan önce ilgili mahkemeden suç kanıtı olarak saklanmasının gerekli olup olmadığı sorularak; öncelikle satış yöntemiyle tasfiye edileceği, eşyanın satışta bulduğu değer üzerinden satışın tamamlanmasını müteakip sahiplerinin yedi gün içerisinde satın alma hakkı olduğu, bu nitelikteki eşyanın satılamaması durumunda satışta bulduğu değer üzerinden ilgili kamu kuruluşlarına önerileceği, bu durumda da satılamayan eşya, uyuşulacak bedel üzerinden kamu kuruluşlarına verileceği,

Bu Tüzük hükümlerine göre tasfiyeye tabi tutulan her türlü eşyadan; tekel altında bulunanlar, satışa çıkarılmadan doğrudan ilgili kamu kuruluşlarına uyuşulacak bedel üzerinden; satışa çıkarılıp da alıcısı çıkmayanlar, kamu kurum ve kuruluşları ile özel kanunla kurulmuş vakıf ve derneklere parasız; bekleme süresini doldurmuş yolcu eşyasıyla müsaderesi kesinleşen kaçak eşya ve sahip veya taşıyıcıları tarafından gümrüğe terkedilmiş olanlardan satışa çıkarılması, tahsisi uygun görülmeyenler veya ithalatı yasak, sakıncalı ve kısıtlamaya tabi eşya, çalışma alanı bakımından bu eşyayı kullanabilecek kamu kurum ve kuruluşlarına parasız verilebileceği,

Hüküm altına alınmıştır.

 

3- İlgili Diğer Düzenlemeler

a-)Dış Ticarete İlişkin Yasal Düzenlemeler

a1-)İthalat Rejimi Kararı

1995/7606 sayılı BKK eki İthalat Rejimi Kararının 1-3 ncü maddesinde, Kararın amacının, ithalatın ülke ekonomisi yararına ve uluslararası ticaretin gereklerine uygun olarak düzenlenmesini sağlamak olduğu, ithalatın bu karar ve karara dayanılarak çıkarılacak yönetmelik, tebliğler, ilgili kuruluşlara verilecek talimatlar, çok taraflı veya iki taraflı anlaşmalar hükümleri çerçevesinde yürütüleceğini, Kararda yer alan hususlara ilişkin yönetmelik ve tebliğler çıkarmaya, Karar metninde sözü edilen izinleri ve talimatları vermeye, ithalatın her aşamasında gerekli görülecek değişiklikleri yapmaya ve önlemleri almaya, ithal malları fiyatlarının gerektiğinde kontrolünü yapmaya veya yaptırmaya, özel ve zorunlu durumları inceleyip sonuçlandırmaya Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığının yetkili olduğu, Türkiye ile ticari ilişkilerinde ticaret ve ödemeler dengesini bozacak nitelikte kayıtlar koyan veya uygulama yapan, anlaşmalar ile kararlaştırılan yükümlülüklerini yerine getirmeyen, ithalat rejiminin genellik ilkesi ile bağdaşmayacak şekilde ayırıcı işlemler uygulayan ülkeler, kuruluşlar ve firmalar hakkında taraf olunan uluslararası anlaşmalar çerçevesinde gerekli önlemlerin alınacağı,            Kararın 5-7 nci maddelerinde, kamu ahlakı, kamu düzeni veya kamu güvenliği; insan, hayvan ve bitki sağlığının korunması veya sınai ve ticari mülkiyetin korunması amaçlarıyla ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde alınan önlemlerin kapsamı dışındaki malların ithalinin serbest olduğu, ithalat bedellerinin ödenmesinin kambiyo mevzuatı hükümlerine tabi olduğu, eski, kullanılmış, yenileştirilmiş, kusurlu (defolu) ve yatık (zamanla dayanıklılığını yitirmiş) malların ithalinin izne tabi olduğu belirtilmiştir.

            Karara dayanılarak çıkarılan İthalat Yönetmeliğinde ise, kambiyo mevzuatı hükümleri saklı kalmak kaydıyla, ithalat yapmak isteyen kişilerin, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde almaları gereken belgelerle birlikte doğrudan gümrük idarelerine başvuracaklarını, ithalatı kanunlarla belirli kurum ve kuruluşlara bırakılmış maddelerin ithali ancak, bu kurum ve kuruluşlar tarafından yapılabileceğini, gümrüğe gelen mallar gümrük mevzuatında değer veya miktar belirlemeye ilişkin mevcut ilkelere göre, beyannamenin düzenlenmesine esas teşkil eden faturada yazılı olan değer ve miktar gözönünde bulundurularak gümrükçe tesbit ve kabul edilen değer ve miktarda görülecek eksik veya fazlalıkla ilgili bütün işlemlerin(iskonto dahil), kambiyo mevzuatı hükümleri saklı kalmak kaydıyla, gümrük idarelerince sonuçlandırılacağını, ithal edilecek malların bedellerinin transferine ilişkin usul ve esasların Hazine Müsteşarlığınca belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

Solvent ve bazı petrol ürünlerinin ithaline ilişkin 2005/12 sayılı Tebliğde, aşağıda GTİP’ları ve isimleri belirtilen maddelerin gümrük beyannamelerinin tescilinde, gümrük idarelerince, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın (Petrol İşleri Genel Müdürlüğü) uygunluk yazısının aranacağı, bu yazının bir örneğinin gümrük beyannamesine ekleneceği belirtilmiştir. 13.03.2005 tarihinden itibaren bu ürünlere uygunluk belgesi EPDK tarafından verilmektedir.

       G.T.İ.P.

Madde İsmi

 

    G.T.İ.P.

                    Madde İsmi

2707.10

Benzol (benzen)

 

2710.19.87.00.00

Dişli yağları veredüktör yağları

2707.20

Toluol (toluen)

 

2710.19.91.00.00

Metal işlemeyemahsus bileşikler, kalıp çıkarma yağları, aşınmayı önleyici yağlar

2707.50.90.00.11

Solvent nafta(çözücü nafta)

 

2710.19.93.00.00

Elektrikizolasyonuna mahsus yağlar

2707.99.99.00.00

Diğerleri

 

2710.19.99.00.11

Kızak yağları

2710.11.11.00.00

Özel bir işleme tabitutulacak olanlar

 

2710.19.99.00.12

Soğutma yağları

2710.11.15.00.00

2710.11.11.00 Altpozisyonunda belirtilen işlemlerden başka bir işlemle kimyasal değişime tabitutulacak olanlar

 

2710.19.99.00.13

Otomatik şanzumanyağları

2710.11.21.00.00

White spirit

 

2710.19.99.00.14

Diğer şanzumanyağları

2710.11.25.00.00

Diğerleri

 

2710.19.99.00.15

Diferansiyelyağları

2710.11.90.00.11

Diğer solventler(çözücüler)

 

2710.19.99.00.19

Diğerleri

2710.11.90.00.19

Diğerleri

 

2901.10.00.90.11

Hekzan

       G.T.İ.P.

Madde İsmi

 

    G.T.İ.P.

                    Madde İsmi

2710.19.11.00.00

Özel bir işleme tabitutulacak olanlar

 

2901.10.00.90.12

Heptan

2710.19.15.00.00

2710.19.11.00 Altpozisyonunda belirtilen işlemlerden başka bir işlemle kimyasal değişime tabitutulacak olanlar

 

2901.10.00.90.13

2902.11.00.00.00

Pentan

Siklohekzan

2710.19.29.00.00

Diğerleri

 

2902.20.00.00.00

Benzen (benzol)

2710.19.31.00.00

Özel bir işleme tabitutulacak olanlar

 

2902.30.00.00.00

Toluen (toluol)

2710.19.35.00.00

2710.19.31.00 Altpozisyonunda belirtilen işlemlerden başka bir işlemle kimyasal değişime tabitutulacak olanlar

 

2902.41.00.00.00

o-Ksilen

2710.19.71.00.00

Özel bir işleme tabitutulacak olanlar

 

2902.42.00.00.00

m-Ksilen

2710.19.75.00.00

2710.19.71.00 Altpozisyonunda belirtilen işlemlerden başka bir işlemle kimyasal değişime tabitutulacak olanlar

 

2902.44

Ksilen izomerlerikarışımları

2710.19.81.00.11

Benzinli motoryağları

 

2909.19.00.00.13

Metil tersiyer bütileter (MTBE)

2710.19.81.00.12

Deniz diesel motoryağları

 

34.03

Yağlamamüstahzarları

2710.19.81.00.13

Kompresör yağlamayağları

 

3811.90.00.10.12

Hafif mineral yağlariçin müstahzar katkılar

2710.19.81.00.14

Türbin yağlamayağları

 

3814.00

Tarifenin başkayerinde belirtilmeyen veya yer almayan organik kar-ma çözücüler veincelticiler; boya ve vernik çıkarmada kullanılan müstahzarlar

2710.19.81.00.19

Diğer yağlar

 

3819.00.00.00.00

Hidrolik frensıvıları ve hidrolik transmisyonlar için petrol yağları veya bitümenliminerallerden elde edilen yağları içermeyen veya ağırlık iti-bariyle % 70’den azoranda içeren müstahzar sıvılar

2710.19.83.00.00

Hidrolik amaçlaramahsus sıvı yağlar

 

3820.00.00.00.00

Donmayı önleyicimüstahzarlar ve donmayı çözücü müstahzar sıvılar

2710.19.85.00.11

Beyaz yağlar

 

3824.90.40.00.00

Vernikler ve benzeriürünler için anorganik karma çözücüler ve incelticiler

2710.19.85.00.12

Sıvı parafin (pirinçyağı)