| Komisyon Adı | : | İÇİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 04 .06.2026 |
ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Evet, Sayın Bakanım, Değerli Başkan; salı günü de konuştuk. Burada bir kanun görüşüyoruz ama onun öncesinde ben, özellikle Sayın Bakanımızın şu ana kadar hiç karşılaşmadığımız böyle bir komisyon toplantısı öncesi, iki gün öncesinde bir istişare toplantısı için bütün milletvekillerini davet edip böyle bir istişari toplantıyı yapıp orada çıkan eleştiriler ve yanlış görülenlerle ilgili olarak bir ortak aklın ortaya çıkıp düzenlemelerin yapılmasından dolayı öncelikle teşekkür etmek istiyorum.
Şimdi, evet, Kızılay çocukluğumuzdan beri hepimizin kutsalı, hepimiz için önemli ama maalesef son dönemde Kızılayda olduğu gibi bütün kurum, kuruluşlar yıpranmış. Yıpranmasının ana sebebi liyakatsiz yönetim. Şimdi, liyakatsiz yönetim Kızılayda da vardı, şu anda Sayın Başkanı yeni tanıyoruz, uygulamalarına baktığımızda da gayet güzel uygulamaların olduğunu görüyoruz ve kendisi de takdir ediyoruz ancak bundan sonraki sürece de iyi bakmak lazım. Şimdi, Kızılay için en önemli şey -her şey için bu geçerli ama- güven olmalı çünkü burası bir hayır kuruluşu, insanlar buraya bağışta bulunuyor, bağışlarla ayakta duruyor; eğer güven olmazsa da bu kurum çok kötü duruma düşebilir. Peki, güven neydi? Güven gerçekten yerlerdeydi, üç yıl öncesinde yüzde 50'lere düştüğünü ifade etti Sayın Başkan ama ben bu kamuoyu araştırmasının çok doğru olduğunu düşünmüyorum çünkü yüzde 50 dahi çok yüksek bir rakam. Gerçekten üç yıl öncesinde insanların Kızılaya güveni yok denecek kadar azdı. Peki, güveni tesis etmek için neler yapılıyor? Açıkçası, onu çok fazla bilmiyorum ama neler yapılmalı, onu söylemem lazım. Öncelikli olarak, Kızılayın bir çiftlik olmaktan çıkması lazım yani vatandaş nezdinde doğru yönetilir bir kurum olmalı ve çiftlik olmaktan çıkması lazım çünkü insanlarda böyle bir algı var. Biraz önce değerli milletvekili arkadaşlarım "Sayıştay denetimine tabi olmalı." dediler. Evet, Sayıştay denetimine tabi olmalı ama maalesef Anayasa'ya göre, anladığım kadarıyla bu, Anayasa'mızın 160'ıncı maddesine göre çok mümkün gözükmüyor çünkü Anayasa’nın 160'ıncı maddesi merkezî yönetimin bütçesi kapsamında Sayıştay denetimi yapabiliyor. Keşke Sayıştay tarafından denetlenebilseydi çünkü insanlar, evet, her ne kadar kamu kaynağı aktarılmasa da buraya, insanların kaynağı da kamunun kaynağıdır yani vatandaşın bağışı da kamu kaynağı gibidir. Sonuçta devleti oluşturan millettir, devlet milletin temsilcisidir.
Şimdi, güvenle ilgili en önemli şey, milletin hassasiyetlerine dikkat edilmesi lazım. Nedir milletin hassasiyetleri? Geçenlerde de söyledim, insanlar kan bağışına gittiğinde karşılaştıkları yabancı doktorlar... Bunu ben bizzat yaşadım yani kendi seçim bölgemde bundan on beş gün önce bir bağış yapmak için, milleti teşvik için gittim; Etiyopyalı bir doktorla karşılaştım. İnanın, ben milletvekili olarak kan bağışı yapmadan çıkmak istedim. Efendim, bu doğrudur, yanlıştır; milletin hassasiyetlerine dikkat edeceğiz. Nedir milletin hassasiyeti? Efendim, hadsiz, ahlaksız bir şube müdürünüz var, Kayseri Şube Müdürü. Yaptığı sosyal medya paylaşımı da kadınların evden çıkmaması gerektiğini, çalışan kadınların ahlaksız olduğunu niteleyen bir sosyal medya paylaşımı. Efendim, bunu “retweet” etmiş yanlışlıkla. Yanlışlıkla belki beğeni yapılabilir ama “retweet” yapılmaz, beğeni tek aşamalı bir tuştur, “retweet” iki aşamalı bir tuştur. Peki, bunu yanlışlıkla yapsanız dahi bu sizin sosyal medya paylaşımınızda var, bunu görüyorsunuz; o zaman bunu kaldırmanız lazım. Ne zaman kaldırdı? Tepkilerden sonra kaldırdı. Kaldı ki bu kurumun Genel Başkanı bir kadın yani her ne kadar siz "Teftiş başlattık." deseniz de yanlış yapan -iyi niyet veya kötü niyet hiç fark etmez- cezalandırılmazsa o kuruma güven olmaz. Burada bütün milletvekillerinin huzurunda söylüyorum, bu kanun teklifi Genel Kurula gelene kadar o hadsiz, o ahlaksız şube müdürü hâlâ görevdeyse Genel Kurulda bunun çok daha ağırını, hatta ve hatta gerekirse kadınlarımızın bu kurumdan çekilmesini önereceğim bir konuşma yapacağım. Böyle bir şey olmaz. Yani ödül-ceza olmazsa, liyakat olmazsa insanlar o zaman hata da yapar, yanlış da yapar. Benim için iyi niyet, kötü niyet önemli değil. Böyle bir kurumda böyle bir hata yapılmamalı. Uzun süre sonra, tepkilerden sonra o paylaşımı kaldırdı. Bu, kabul edilebilecek bir şey değildir.
Diğer taraftan, evet, geçen gün de söyledim, güven parayla satın alınmaz arkadaşlar. Güven, kan bağışı yapanlara kamp sandalyesi, termos vesaire verilerek yapılmaz. Aslında buna gerek bile yok; Kızılay bizim kutsalımız, bizim canımız, Türk milletinin bir parçasıdır Kızılay. Buna hepimiz sahip çıkacağız, hep birlikte sahip çıkmak zorundayız ama yöneticilerin liyakatli olması lazım, bu güveni tesis etmesi lazım. Bu olmazsa Kızılaya da kimse sahip çıkmaz.
Ben, maddeler üzerinde yine konuşacağız, kısa bir değerlendirme yapmak istedim.
Teşekkür ediyorum.