| Komisyon Adı | : | İÇİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 04 .06.2026 |
MURAT ÇAN (Samsun) - O zaman 2023'teki bu çadır hikâyesine döneceğiz herhâlde. Devlet Denetleme Kurulunun raporunu bize burada açıklar mısınız? Yani şimdi, oraya girmemeyi çok istiyorum çünkü yeni bir kanun kuruluyor ama geçmiş müktesebata bakarak bu işin nereye gittiğini de çok rahat görebiliriz. Madem yeni bir şey başlıyor, bize Devlet Denetleme Kurulunun ve İçişleri Bakanlığının Kızılaydaki çalışmalarını, raporunu bize bir sunsun Kızılay.
BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Sunabilir mi Devlet Denetleme Kurulu raporunu, onu bilmiyorum da...
MURAT ÇAN (Samsun) - Ne? Yani "Var mı?" anlamında mı söylüyorsunuz?
BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Hayır, vardır canım, olmaz mı yani sivil toplum örgütlerinin vardır hem şeydir bu ayrı bir şey de...
MURAT ÇAN (Samsun) - Peki, sunamazsa Devlet Denetleme Kurulu bunu niye yapıyor yani?
BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Kendi iş ve işlemlerini devam ettirebilmek için, eksikliklerini görebilmek için, oradaki denetlemedeki hukuki ve teftişe dayalı olan süreçleri yönetebilmek için yapar; niçin yapacak? Yani bunu sürekli kamuoyuna afişe etmek için, açık etmek için; sürekli değil, oradaki hukuka uygunluğu, tüzüğe uygunluğu, kanunlara uygunluğu denetleyici kuruluşlardır bunlar.
MURAT ÇAN (Samsun) - Mikrofonumu açar mısınız Başkanım.
BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Buyurun.
MURAT ÇAN (Samsun) - Tam da sizin açtığınız yerden gireyim o zaman, yüzde 80'lerdeki kamuoyu anket memnuniyet oranının yüzde 50'lere düştüğünü biliyoruz; bunun tekrar 69'a ve daha yukarı çıkması için çalışmaların olduğunu da görüyoruz. Kamuoyuna açıklanmayacaksa, Mecliste bu konunun, kanunun konuşulduğu Komisyonda Devlet Denetleme Kurulunun bu konuda varsa bir raporu açıklanmayacaksa biz neyi başlatıyoruz şu anda? Bence, hani, konu sizden geldi ya da Sayın Başkandan geldi, eğer kendi içinde doğru bir zemine oturtmadan bu işi başlatacaksa bizim buraya olan itirazlarımız ya da geleceğe dönük kaygılarımız giderek daha çok güçlenir. Bence o süreci, kimsenin anmak, hatırlamak istemediği o süreci bir yerden çıkmasınlar. Varsa tabii, ben yine hâlâ onu söylüyorum yani. Böyle bir rapor varsa kamuoyuyla da bizimle de paylaşsınlar "Bu, yanlış yapılmıştır, bu yanlışın yerine yeni bir şey tesis ediyoruz." deyip süreç başlatılsın, biz de gereken desteği verelim.
BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Murat Bey, salı günü bunu konuştuk ve Sayın Başkan çok güzel bir şekilde izah etti. Yani biz eğer şunu yaparsak haksızlık edeceğiz Kızılaya ve sürekli bunu gündeme getirirsek yani sizin de bir hekim olarak bunu yapmak istemeyeceğinizi düşünüyorum ben. Yani Kızılay depremde, selde, afette yangında, kanda şu anda Türkiye'nin kendi alanına ait ihtiyaçlarının önemli bir bölümünü karşılıyor ve bu bir sivil toplum örgütü, bu kamunun bir kaynakla yani burada bütçelenmiş bir kaynakla desteklediği bir örgüt değil, bir kuruluş değil ve o gün, o günün şartları içerisinde attığı adım kamuoyu tarafından çok tenkit edilse dahi kuralları içerisinde... Bakın, çünkü bunu bir şirket yapıyor, Sayın Başkan ısrarla o gün ifade etti, bu Kızılay Derneği ve Kızılay Genel Yönetim Kurulunun bir kararı değil, Dernek böyle bir satış gerçekleştirmedi, Kızılay Derneğinin böyle bir satışı da söz konusu değil. Kim satıyor bunu? Biraz önce konuştuğumuz iktisadi işletmeler ve iştirakler ve biraz sonra da bunun için birtakım tedbirler... Hep beraber konuştuğumuz, değerlendirdiğimiz iştirakler ve iktisadi işletmeler. O gün buna ait bir kısıt söz konusu değildi. Diyorsunuz ya "Devlet Denetleme Kurulu" diye, kural var, kuralda bir kısıt yok ama bugün itibarıyla Sayın Başkan yönetime geldiği andan itibaren buna ait kısıtı kendi Yönetim Kurulu kararı üzerinden gerçekleştirdi, siz de bunun üzerine dediniz ki: "Bunu sadece biz Yönetim Kurulu kararıyla değil, aslında bir kanun düzenlemesiyle gerçekleştirelim." Benim istirhamım şu: Yani Kızılay hepimizin kurumu; sizin de yakınlarınız, bizim de yakınlarımız, dostlarımız, arkadaşlarımız burada çalışıyor; burada Kızılay Kanunu'nu tartışıyoruz, doğru, eksiklikler konuşulmayacak mı? Elbette konuşulacak, buranın temel meselelerinden bir tanesi bu ama sadece odağa biz bir çadır satışını yerleştirip hakikaten yüz binlerce gönüllüsüyle beraber -hepimiz yaşadık bunu, Ali Bey de yaşadı yani herkes yaşadı- Kızılayı orada gördüğümüz zaman, Kızılay gönüllülerini orada gördüğünüz zaman hepimiz onlarla beraber aynı gayreti, aynı emeği, aynı sorumluluğu taşıdık. Bir eksiklik olmuş, eksik olur mu? Hepimizin hayatında eksiklik var ya! Yani kötü niyetle yapılmış olduğunu düşündüğüm bir eksiklik değil. Netice itibarıyla, yine, afette kullanılması gereken bir adım atılmış ama kamuoyu, halkımız çok zor dönemden geçtiğimiz için bir eleştiri ortaya koymuş. Bunun maliyeti ve defalarca Kızılayca da ödendi, hepimiz açısından da ödendi. Hepimiz Kızılayın bir parçasıyız. Yani arkadaşınız olarak benim istirhamım şu: Yani sürekli olarak bunun üzerinden bir Kızılay eleştirisi ortaya koyarsak bizler...
MURAT ÇAN (Samsun) - Yanlış ifade etmişiz o zaman, Kızılay eleştirisi koymuyoruz.
BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Ama hep o geliyor gündeme, onun için Hocam.
MURAT ÇAN (Samsun) - Yeni bir yapı ya da yapının yeni bir uygulamasıyla ilgili bir güzergâh tesis ediyoruz değil mi? Bu kanunun amacı bu. Ben kendi adıma o hadiseden sonra Kızılay kan bağışı kampanyası yaptığında gittim kan verdim, birkaç kişi eleştirdi de "Kızılaya mı kan veriyorsun?" E, Kızılaya vereceğim tabii. Yani bir hekim olarak Kızılayın da üzerindeki bu perde, gölge ya da bu tartışma kalksın diye bunu yaptık ama Kızılay da... Tartışma nereden çıktı, ben nereden devreye girdim? Bu Devlet Denetleme Kuruluyla ilgili varsa bir şey açıklansın. Şu da açıklansın: Siz kendi cümlenizden ifade ettiniz "Yapmıştır da kanuna uygun ya da tüzüğe uygun görmüştür." dediniz, bunu açıklasın. Biz mesleğe devletin içinden geliyoruz, yöneticilik de yaptık. Olumsuz bir şey olduğunda amirimize demişizdir ki benim hakkımda bir savunması gönderin, kendimi ifade edeyim. Yani durumun şeffaflığı, illa suçlamak için değil ki. Ne yaşanmış? Bunu geçmişteki yapıdaki o kusur neyse...
BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Murat Hocam, sündürmeyelim ya.
MURAT ÇAN (Samsun) - O zaman bakın, biz muhalefet etmeye devam ederiz, buradan sağlıklı bir şey çıkmaz.
BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Bu dediğinizi, eleştirilerinizi alıyoruz. Bakın, Murat Hocam, eleştirilerinizi aldık, değerlendirmenizi aldık, söylediklerinizi söylediniz ama benim başka bir hassasiyetim vardı. Bu Kızılay bizim kurumumuz, olan olmuş, olanı tartışıyoruz zaten, Sayın Başkan da açıklık getirdi, gene getirir, bizler de getirdik, hepimiz yaşadık ama sürekli şöyle bir şeye haksızlık oluyor gibi geliyor bana. Yani bir mesele üzerinden Kızılayın onlarca yıllık tarihini, onlarca yıllık hizmetini, on binlerce gönüllüsünü, çalışanını, gayret gösterenini eğer biz Meclisimizde sadece bir odağa hapsedersek Kızılaya büyük bir haksızlık yapmış oluruz.
MURAT ÇAN (Samsun) - Şimdi, Yaşar ağabey, Sayın Yaşar Tüzün Mecliste herhâlde, belki burada bir diğer...
BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Siz haksızlık yapıyorsunuz diye söylemiyorum, sadece bir değerlendirme ortaya koyuyorum.
MURAT ÇAN (Samsun) - Bir örnek anlatacağım dün akşamdan.
Şu anda görüşülmekte olan kanunla ilgili 1936'da bir düzenleme var. Çeltik tarlalarının yerleşim yerlerinden, köyde 50 metre uzak olması, şehirlerde de 500 metre. 2012 yılında Meclis bir kanun çıkarıyor, büyükşehir bütün şehir kanunu. Sonra, on dört yıl sonra dün Meclise bu kanunu tekrar getiriyor ve 1936'ya dönüyor. Niye? Ya, oradaki musibeti görmemiş on dört sene önce. Şimdi, biz orayı basalım değil mi? Hadi söylemeyelim o konuyu, hatırlatıp ismini koymayalım.
BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Söyledik ya söyledik.
MURAT ÇAN (Samsun) - Hayır, hayır. Oradan iyi bir şey çıkarmak lazım. Bu kanunu buradan dosdoğru yazmak lazım, bunu anlatıyorum. On dört yıl sonra mı düzelteceksiniz? Biz görmeyiz onu yani.