| Komisyon Adı | : | İÇİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 04 .06.2026 |
MURAT ÇAN (Samsun) - Aslında hem ara verdiğimizde geneli üzerindeki konuşmalarımızı yaptık, hem de sunum arasında ya da sataşmalar nedeniyle cevaplarımızı verdik, görüşlerimizi bildirdik.
Ben Samsun'la ilgili bir konuyu arz ederek Sayın Türk Kızılayı Genel Başkanımıza bir konuyu hatırlatmak isterim: Yetmiş küsur yıldır Samsun'da "Kızılay Kampı" diye deniz kenarında bir sahil tesisimiz var; Samsun'a geldiyseniz belki ziyaret etmişsinizdir. Toplamda 17.500 metrekare büyüklüğünde bir arazisi var buranın. Samsun Büyükşehir Belediyesi tam bir yıl önce, 10 Haziranda yani doğum gününüzden, kurumun doğum gününden bir gün önce ve bundan bir yıl önce bir karar aldırdı Büyükşehir Belediye Meclisinden; bu alanda bir imar değişikliğine gitti. Bu karara göre kamp alanının 10.500 metrekaresi ticaret ve turizm alanı olacak, 7.000 metrekaresi ise Büyükşehir Belediyesinin olacak yani DOP payı dediğimiz yerden kendisine bir ticari alan ya da konut alanı ya da satmak üzere kendine bir kaynak aracı temin etmek üzere böyle bir kararı var Belediye Meclisinden. Bizim Büyükşehir Belediye Meclisi Komisyonundaki arkadaşlarımız ve Samsun'da sorumluluk sahibi, toplum duyarlılığı olan vatandaşlar konuyu yargıya taşıdılar ve yargı da hâlâdevam ediyor. Size sorum: Bbu karar karşılıklı bir uyumla, uzlaşmayla mı alındı yoksa siz de buradan bir mağduriyet yaşadığınızı düşünüyor musunuz? Bilirkişi incelemesi yapıldı, orası tam yetmiş küsur yıl, seksen yıla yakın, sadece Samsun bölgesinde değil, çevre illerden, denize çok mesafesi olan yerleşim yerlerinden ve Türkiye'nin birçok yerinde dönüşümlü olarak kamp amacıyla kullanılan bir yer, günübirlik tesis olarak kullanılan bir yer. Böyle bir eğitim merkezini, hizmet birimini ve bir anlamda da turizm alanından imar rantı yaratma girişimlerini, siz bunu kabul ettiniz mi yani mutabık kaldınız mı? Bu talep sizden mi geldi? Bunu öğrenmek isterim. Bunun toplum yararı açısından Samsun'da hiçbir karşılığı yok. Artı, Kızılayın itibarı açısından ise; tam da kanunlaşma sürecine gidilen, son üç yıldaki performansınızla toplumda kabulü ve karşılığı belli bir yere taşıdığınız böyle bir hayır kurumunun, Türk Kızılayının böyle bir imar uygulaması ya da bir anlamda da imar rantıyla anılmış olması sizi rahatsız etmiyor mu? Bir diğer sorum da Kızılayın böyle bir eğitim kampına ihtiyacı yok mu; Samsun'da, Karadeniz Bölgesi'nde? Sebebi şudur, burada bütün Komisyona söyleyeyim: Şehir merkezinde, üniversite kampüsünün hemen altında, kara yolu ile deniz arasında 17.500 metrekarelik alan Samsun'da gençlerimizin, vatandaşlarımızın hakikaten nefes aldığı bir alan. Buna hem bir Samsunlu olarak hem Samsun'un Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsilcisi olan bir siyasetçisi olarak ciddi anlamda itirazımız var. Bu konuyu bir daha, bir kez daha bölgedeki yöneticilerinizle değerlendirip buna ilişkin bir tavır almanızı öneririm çünkü Türkiye genelindeki o yapmaya çalıştığınız, göstermeye çalıştınız ve yaptığınız o performansa ciddi anlamda gölge düşürecek bir gidişattır bu. Samsun'daki Türk Kızılayı Şubesinin yöneticilerinin çoğunu da tanıyorum, biliyorum, içinde akrabalarım olan var; iyi niyetli ve cansiperane bir şekilde özellikle bir iki yıldır ramazan ayında ya da diğer zamanlarda bölgede yaşanan sel felaketlerinde ihtiyaç sahiplerine ya da ihtiyacı olmayanlara da afet durumunda ilk ulaşan hayır kurumu.
Buradan tekrardan şeye geçmek isterim, buradaki tespitimi sizi bırakmış olarak. Az önce Anayasa'ya uygunluğuna dönük bir önergeden tekrar yola çıkarak burada ne kadar çalışmamız gerekiyorsa -alt komisyonu reddettiniz ama- belki bu çalışmaları uzatarak Türk Kızılayına yakışan, yüz elli sekiz yıllık müktesebatını gelecek yüzyıllara aktarabilecek bir kanunla Türk Kızılayını ve Türkiye'deki hayırseverlerin oluşturduğu böyle bir yapıyı örnek hâline getirmek lazım. Yani bunun için de huzur hakkınızdan sarfınazar etmeniz, feragat etmenizden ziyade bunu birtakım kurallara bağlamak gerekir. Ben sizi çok takdir ediyorum, kamudaki görevinizden elde ettiğiniz gelirle böyle bir duruma ihtiyacınız yok ama bunun birtakım kriterlere, harcırahlar üzerinden bir yerlere sabitlenmesi... Ancak yine özellikle kamudan burada görev yapan, iştiraklerin yönetim kurulundaki hayırseverlerin bence bir bedel almasına hiç gerek yok ancak diğer giderler, yol masrafları, harcırah... Yalnız bu şahsi tercihin ötesine taşınmalı.
Şurada üç yıl geri gittiğimizde Kızılayı anmak istemiyoruz. Yani geçen gün o ifademi esprili bir şekilde Sayın Başkanımıza ve geçmiş dönem bakanımıza ifade ettim. Herkes çocukluğundaki Kızılayın iyi anılarından bahsediliyor ama üç yıl geriye gittiğimizde o sayfayı hemen kapatıyoruz. Bugün bu kanun marifetiyle Kızılayı hakikaten gelecekte örnek bir kurum, kanunla düzenlenmiş bir kurum olarak hem yurt dışındaki eş değerlerine örnek gösterecek hem de ülkemizde bu tür toplum gönüllülüğü üzerinden çalışma yapan diğer derneklere, kanunu olmayan derneklere de örnek gösterecek bir çalışmanın parçası hâline getirmek lazım.
Maddeler üzerinde yine itirazlarımız var, önergeler ciddi anlamda bizim tavsiyelerimizle bir yere getirilmiş ama hâlâ... Kan ürünleri üzerinden konuşuruz maddelerde ya da 4'üncü madde, benim az önce itiraz ettiğim, felaket anında dernekle ilgili kısmını kanunun içine mutlaka çok sarih bir şekilde koymak gerekiyor; aksi takdirde biz ona dair itirazımızı Genel Kurulda dile getireceğiz.
Çok teşekkür ediyorum, çok sağ olun.