| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 20 .05.2026 |
SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Teşekkür ederim Başkanım.
Şimdi ben böyle düşünmüyorum. Nedeni de şu: Siz bu hafta oradaydınız. Vekillerimizin ayağına sağlık, gerçekten önemli bir şey. Meclisimizin ailelerin yanında olduğunu göstermesi de kıymetli bir şey. Bu hafta gittiniz, acılarını paylaştınız, mezarlığını ziyaret ettiniz çocuklarımızın, tekrar gittiğimizde de benzer soruları, benzer konuşmaları yapacağız ve günün sonunda evladını kaybetmiş olan bir ailenin söyleyeceği şey "Bunlar olmasın, tedbir alınsın." Bu hafta ile gelecek hafta arasında bir fark olmayacak yani. Evladını kaybeden yurttaşlarımızdan alacağımız teknik bir bilgi yok. Biz onlara burada çalışmalarımızı belirli bir olgunluğa getirdikten sonra "Biz bu kadar uzmanı değerlendirdik. Bu çalışmalarla ilgili böyle bir noktaya geldik. Şimdi Meclisimizde böyle bir çalışma hazırlayacağız." deyip sona doğru gitmenin önemli olduğunu düşüyorum. Şimdi, çocuğunu kaybetmiş bir aileyi düşünün, bu hafta siz oradaydınız, haftaya biz gittik şeyden sonra, o arada Millî Eğitim Bakanlığı geldi "Ne düşünüyorsunuz?" dedi. Çocuğunu kaybeden aile ne düşünecek? Acısını dile getirecek. Siz Komisyonu oraya götürerek zaten bu işlevi yerine getirdiniz, söyleyecekleri "Bu acı yaşanmasın, bizim evimize bir ateş düştü, başkalarının çocukları da böyle kaybedilmesin." Dönüp dönüp bu ailelere "Ne diyorsunuz?" demenin pratik bir şey olduğunu düşünmüyorum. Tam tersi, tepki getireceğini düşünüyorum. Ama Meclisin kurmuş olduğu Komisyon belirli bir süre çalışırsa, belirli bir noktaya gelirse, üzerinde uzlaştığımız bazı noktalar oluşursa ailelere şunu demek mümkün: "Biz buraya gelmiştik, burada bir çalışma yaptık beraber. Epey uzmanımızı da dinledik. Bunu şöyle boyutları var, şöyle tedbirler alıyoruz, böyle bir yasa teklifleri önerisi veriyor olacağız." gibi bir şey söylersek aileler de boşuna dinlenilmediği duygusunu elde etmiş olurlar. Maraş milletvekillerimizin hassasiyetini anlıyorum çünkü onlar o ilin milletvekilleri, doğal olarak daha çok gelinsin isterler, daha çok konuşulsun isterler ama Komisyonun iki haftada bir, üç haftada bir tekrar oraya gitmesinin ve bu insanlar konunun teknik uzmanları da değiller, bu insanlar acılı aileler yani. O yüzden ben sona doğru gidilmesinin daha yararlı olacağını düşünüyorum.
İkinci bir notum da şu: Milletvekilleri olarak görevlerimiz var ama kendi çalıştığımız başka bazı görevlilerimiz de var. Ben örneğin partinin Millî Eğitimden Sorumlu Politika Kurulu Başkanıyım. Dolayısıyla bazı şeyleri önceden planlamamız lazım. Ben üç gün sonrayı planlayamıyorum. O yüzden de bir plan çerçevesi çıkarsa her şeye -tabii ki görevimiz- uyacağız, bir karar alınırsa elbette uyacağız ama biraz daha önceden planlamamız lazım. Örneğin, haftada iki kere toplamak bence çok uygun, daha önce konuşmuştuk bunu "Salı, çarşamba toplanabilirsek iyi olur." diye konuşmuştuk. Kesinlikle iyi olur ama bunların her birini planlayalım. Örneğin, bizzat Ali Bey söylediği için söylüyorum, yarın benim programımda ben İstanbul'dayım mesela şimdi. Onu tamamen iptal edip burada kalmam gerekir. O yüzden bayram sonrası için -ilk başta da söylemiştim- en azından Haziran ayının sonunu gören bir program yapabilirsek, kabataslak, değişebilir elbette, bu hepimiz için çok kolaylaştırıcı olur diye düşünüyorum.