Turkiye Buyuk Millet Meclisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
26. Dönem 1. Yasama Yılı
61. Birleşim 24/Mart /2016 Perşembe
Ulaşmak İstediğiniz sayfa aralığını giriniz.
Önceki Sayfa Sonraki Sayfa
Tutanak toplam 88 sayfadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

61'inci Birleşim

24 Mart 2016 Perşembe

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi'nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

İÇİNDEKİLER

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul'un, Gaziantep ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Kırklareli Milletvekili Selahattin Minsolmaz'ın, Dünya Su Günü'ne ilişkin gündem dışı konuşması

3.- İzmir Milletvekili Atila Sertel'in, İzmir ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Ankara Milletvekili Murat Emir ve 27 milletvekilinin, sağlık çalışanlarına uygulanan şiddetin nedenlerinin ve sonuçlarının araş-tırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/120)

2.- Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen ve 26 milletvekilinin, uluslararası çevre hukukuna aykırı eylemlerin ve neden olduğu zararların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/121)

3.- Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen ve 27 milletvekilinin, elektrik dağıtımının özelleştirilmesi nedeniyle yaşanan sorunların araş-tırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/122)

4.- CHP Grubu adına Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Engin Altay'ın, başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/123)

5.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir ve 22 milletvekilinin başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/124)

6.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve 56 milletvekilinin başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/125)

7.- MHP Grubu adına Grup Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay ile 12 milletvekilinin başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/126)

B) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının Almanya, Hollanda, Danimarka ve İsveç'te araştırma ve inceleme yapma talebinin gidecek Komisyon üyelerinin sayıları ve inceleme süresinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca tespit edilmesi kaydıyla Genel Kurulun onayına sunulmasının ve ekli listede adı, soyadı ve seçim bölgesi yazılı üyelerin 3-5 Nisan 2016 (yol hariç) tarihlerinde Almanya ve Hollanda'da, 17-19 Nisan 2016 tarihlerinde Danimarka ve İsveç'te inceleme ve araştırmalarda bulunma talebinin uygun bulunduğuna ilişkin tezkeresi (3/596)

VI.- ÖNERİLER

A) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan, CHP Grubu adına Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Engin Altay'ın, İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir ve 22 milletvekilinin, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve 48 milletvekilinin, MHP Grubu adına Grup Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın Meclis araştırması önergelerinin Genel Kurulun 24 Mart 2016 Perşembe günkü birleşiminde okunmasına, bu önergelerin ön görüşmelerinin birleştirilerek aynı günkü birleşimde yapılmasına ilişkin önerisi

VII.- MECLİS ARAŞTIRMASI

A) Ön Görüşmeler

1.- CHP Grubu adına Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Engin Altay'ın, başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/123)

2.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir ve 22 milletvekilinin başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/124)

3.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve 56 milletvekilinin başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/125)

1

4.- MHP Grubu adına Grup Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay ile 12 milletvekilinin başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/126)

VIII.- AÇIKLAMALAR

1.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, (10/123), (10/124), (10/125), (10/126) esas numaralı Meclis Araştırması Önergelerinin bir-leştirilerek yapılan ön görüşmelerinde Hükûmet adına Aile ve Sosyal Politikalar Bakanının konuşma yapmasını beklediklerine ilişkin açıklaması

2.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş'ın, Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

3.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş'ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

4.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş'ın, Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

5.- İstanbul Milletvekili Celal Adan'ın, Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş'ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

6.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir'in, Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın'ın bazı ifadelerine ve tavrına ilişkin açıklaması

7.- Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu'nun, Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesince "Bosna kasabı" olarak anılan Radovan Karadzic'e soykırım suçu nedeniyle kırk yıl hapis cezası verildiğine ilişkin açıklaması

IX.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın'ın, 4 siyasi partinin ortak tavrıyla bir araştırma komisyonu kurulmasına son derece memnun olduğuna ve tüm gruplara teşekkür ettiğine ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın'ın, milletvekillerinden konu dışına çıkmamalarını, temiz bir dil kullanma-larını ve yaralayıcı sözler sarf etmemelerini istirham ettiğine ilişkin konuşması

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın'ın, hazırlık maçında İsveç karşısında galip gelen A Millî Futbol Takımı'nın başarılarının devamını dilediğine ilişkin konuşması

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/541) (S. Sayısı: 117)

2.- Uluslararası Hidrografi Örgütü Hakkında Sözleşmeye Değişiklikler Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Millî Savunma Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (1/462) (S. Sayısı: 168)

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Gürcistan Hükümeti Arasında Enerji Alanında İşbirliğine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (1/312) (S. Sayısı: 7)

XI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Engin Altay'ın, Ankara Milletvekili Erkan Haberal'ın 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 28'inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, İstanbul Milletvekili Engin Altay'ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

3.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, İstanbul Milletvekili Celal Doğan'ın 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 30'uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine ve MHP Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

XII.- OYLAMALAR

1.- (S. Sayısı:117) Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın oylaması

2.- (S. Sayısı:168) Uluslararası Hidrografi Örgütü Hakkında Sözleşmeye Değişiklikler Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulundu-ğuna Dair Kanun Tasarısı'nın oylaması

3.- (S. Sayısı:7) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Gürcistan Hükümeti Arasında Enerji Alanında İşbirliğine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı'nın oylaması

24 Mart 2016 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER : Mücahit DURMUŞOĞLU (Osmaniye), Özcan PURÇU (İzmir)

------0-----

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 61'inci Birleşimini açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre vereceğim.

Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme girmeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını görevli personel aracılığıyla üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime yirmi dakika ara veriyorum.

2

Kapanma Saati: 14.07

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.29

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER : Mücahit DURMUŞOĞLU (Osmaniye), Özcan PURÇU (İzmir)

------0-----

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 61'inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN - Açılışta yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı, şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için beş dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Gaziantep ilinin sorunları hakkında söz isteyen Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul'a aittir.

Buyurun Sayın Toğrul. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul'un, Gaziantep ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Genel Kurulun değerli emekçileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, "Gaziantep" deyince eskiden… (Gürültüler)

Başkan, bu uğultuda gerçekten nasıl konuşmamı bekliyorsunuz?

BAŞKAN - Haklısınız, doğru söylüyorsunuz.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) - Ama, süremizi de durdurun lütfen.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen, hatip kürsüde, uğultuyu keselim.

Buyurun Sayın Toğrul.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; "Gaziantep" deyince eskiden akla Gaziantep'in çalışkan insanları, üretken insanları, zeki insanları, küçük sanayide gelişmiş her türlü malzemeyi yapabilen insanları gelirdi, Antep'in fıstığı akla gelirdi, baklavası akla gelirdi, gastronomisi akla gelirdi ama maalesef, özellikle yanlış dış politikamız nedeniyle… (Gürültüler)

Gerçekten, Başkan, ben kendimi bile dinleyemiyorum yani bu uğultuda. Bunu lütfen… Yani dinlemiyorlarsa çıkabilirler.

BAŞKAN - Sayın Toğrul, siz devam edin.

Sayın milletvekilleri, lütfen hatibi dinleyelim.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) - Değerli milletvekili arkadaşlarım, özellikle Suriye politikası başta olmak üzere AKP'nin yanlış dış politikası bugün Gaziantep'i maalesef DAİŞ'le, IŞİD'le anılır bir il hâline getirdi. Bugün "Gaziantep" dediğinizde akla DAİŞ'le ilgili sorular geliyor. "Gaziantepliyim" dediğinizde ilk akla "DAİŞ orada ne yapıyor?" diye geliyor. Hepiniz biliyorsunuz, özellikle Azez'den Cerablus'a kadar olan sınırda DAİŞ'in dışarıya açılan tek sınır kapısı, Gaziantep-Kilis hattı olarak bu hattır. Bunun dışında DAİŞ'in, IŞİD'in dışarıya açılan bir hattı yok. Ve bu hat AKP'ye yaptığımız tüm uyarılara rağmen, Hükûmete yaptığımız tüm uyarılara rağmen hâlâ aktif bir şekilde IŞİD'e bir lojistik destek hattı olmaya devam ediyor. Neden söylüyoruz bunu? Çünkü, bugün Suruç'ta kendisini patlatan, İstanbul'da kendisini patlatanlar, yine Ankara Gar Meydanı'nda kendisini patlatanlar, yine Paris'te, Belçika'da ve Brüksel'de kendisini patlatanlar, anlaşılıyor ki bu hattı kullanarak geçmiş bulunuyorlar. Dolayısıyla, bu hat hâlâ IŞİD'in en önemli insan kaynağı olmaya devam ediyor. Bakın daha da ötesi, dün bir haber vardı. Bu haberde MİT'le iş birliği hâlinde Gire Spi'ye saldırıldığını iddia eden bir DAİŞ militanı -ki daha önce Türkiye Cumhuriyeti 3 militanı aradığını ifade ediyordu- bunların kendilerini patlatma potansiyeli bulunduğunu söylüyordu, bunlardan bir tanesi Gire Spi saldırısı sırasında YPG güçleri tarafından esir alındı ve ifadelerinde aynen şunu söylüyorlar: "IŞİD için Rakka neyse Gaziantep odur." Ve gerçekten, belki de Rakka'dan önemli bir hâle gelmiş durumda IŞİD için Gaziantep. Bugün Antep'te gerçekten büyük bir tedirginlik var, esnaf iş yapamaz hâle gelmiş, sanayici iş yapamaz hâle gelmiş, tüm insanlarda bir korku kültürü hâkim olmaya başlamış ve her gün, acaba nerede bomba patlatılacak, acaba nerede bir patlama olacak diye insanlar kaygı içerisinde.

Değerli arkadaşlar, yine, Savaş Yıldız -ifadelerinde şunu söylüyor- MİT'le beraber HDP'nin Mersin ve Adana bombalarını kendisinin organize ettiğini ifade ediyor. Biz, öteden beri uyarıyoruz: Bakın, bu gidiş Gaziantep'i Peşaverleşmeyle yüz yüze getirir. Evet, bugün, bu hat harcanmak istenmiyor olabilir. DAİŞ, kendisini Gaziantep'te patlatmıyor olabilir ama dünyanın tüm çeteleri eğer buradan geçiyorsa, bunların hepsinin aynı nokta üzerinden

3

geçmeyeceği düşünüldüğünde, Antep'te binlerce DAİŞ hücresinin olma ihtimali yüksektir. Bu DAİŞ hücreleri, yarın öbür gün, bu hat kapatıldığında, işte tam da Gaziantep'in Peşaverleşmesi o noktada başlayacak. AKP'nin tüm yetkilileri valiliklere, emniyete büyük ihtimalle talimatlar vermişler, hiçbir şekilde bu sorunları paylaşmamıza olanak tanımıyorlar.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) - Hayal üretiyorsun.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) - Biz bir uyarı görevini yapıyoruz. Ne diyorsunuz orada!

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) - Hayal üretiyorsun, sabahtan beri hayal üretiyorsun! Net bir şey varsa söyle!

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) - Hayal üret… Bu Mehmet Öztürk'ü ben mi üretiyorum? Savaş Yıldız'ı ben mi üretiyorum?

BAŞKAN - Müdahale etmeyelim lütfen.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) - Net bir şey varsa söyle!

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) - O kendilerini patlatanları ben mi üretiyorum? Siz utanmalısınız bundan!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) - Sen utan! Sen utan!

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) - Nasıl hâle geldiğinin, Anteplilik ruhunun nasıl bozulduğunun sorumlusu AKP iktidarıdır ve bugün, bu esnafın bu korkusunu…

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) - Sizin bu kafa yapınız…

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) - …Anteplinin bu korkusunu anlamıyorsanız…

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) - Sizin kafa yapınız bu hâle getiriyor.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) - …çıkın Türkiye Cumhuriyeti kamuoyundan özür dileyin.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) - Hangi senaryoyu uygulayacaksınız?

Ne diye alkışlıyorsunuz? Rüya mı görüyorsun?

BAŞKAN - Gündem dışı ikinci söz, Dünya Su Günü münasebetiyle söz isteyen Kırklareli Milletvekili Selahattin Minsolmaz'a aittir.

Buyurun Sayın Minsolmaz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Terbiyesiz herif!

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) - Sensin terbiyesiz!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, istirham ediyorum, lütfen, ağzımızdan çıkan kelimeleri kulağımız duyacak şekilde…

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) - "Terbiyesiz." dedi Sayın Başkan.

BAŞKAN - Olsun, ne olursa olsun...

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Başkanım, oradan iletilenleri söylerseniz… Uyarmanız gerekiyor, uyarmıyorsunuz.

BAŞKAN - Bakın, ben uyardım ama…

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) - Sen "Terbiyesiz." diyemezsin. Asıl terbiyesiz sensin o zaman!

BAŞKAN - …burada terbiye sınırlarıyla ilgili de şartları zorlamayalım lütfen.

Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Başkan, taciz etmesinler hatipleri ya! Çoğuz diye taciz ediyorlar.

2.- Kırklareli Milletvekili Selahattin Minsolmaz'ın, Dünya Su Günü'ne ilişkin gündem dışı konuşması

SELAHATTİN MİNSOLMAZ (Kırklareli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, içinde bulunduğumuz haftanın…

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Böyle bir şey yok ya! Bir uyarı görevini yapıyoruz, oradan müdahale ediyorsunuz. Antep'in bu hâlinden siz sorumlusunuz işte, sizin bu zihniyetiniz sorumlu.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) - Uyarı yapmıyorsun, hayal dünyasında yaşıyorsun. Ben de Kahramanmaraş'ta, Antep'te yaşıyorum. Uzayda mı yaşıyorsun?

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, bakın, sayın hatibi kürsüye çağırdım.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Bu kadar patlamanın sorumlusu sen misin o zaman, seni mi suçlayalım?

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) - Sizsiniz, sizsiniz sorumlusu!

BAŞKAN - Eğer bir konunuz varsa da çıkarsınız, dışarıda oturursunuz, çay da içersiniz, sohbet de edersiniz, anlaşırsınız.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Ben de orada…

BAŞKAN - Sayın Toğrul, bakın, az önce size yapılmasını istemediğiniz şeyi siz de başkasına yapmayın. Lütfen…

Bir saniye… Yeniden başlatıyorum Sayın Minsolmaz.

Buyurun.

SELAHATTİN MİNSOLMAZ (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; içinde bulunduğumuz haftanın ihtiva ettiği Dünya Ormancılık Günü, Dünya Su Günü, Dünya Meteoroloji Günü ve baharı müjdeleyen Nevruz'la ilgili gündem dışı söz almış bulunuyorum.

4

Aziz milletimin Dünya Ormancılık, Su ve Meteoroloji Günü'nü kutlar, yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Ayrıca, 21 Mart günü, tabiata duyulan sevgi, hoşgörünün ortak simgesi olan ve bütün vatandaşlarımızla birlik, beraberlik ve kardeşliğin pekişmesine vesile olması temennisiyle Nevruz'u kutluyorum.

Bununla beraber, ülkemizde ve ülkemiz dışında terörle masum canları katleden, Nevruz'u bayram olarak değil de kan dökmek olarak telakki edenleri, adı, amacı, şekli ne olursa olsun, tüm terör örgütlerini huzurlarınızda kınıyor ve lanetliyorum.

Toprağımız, ormanımız, suyumuz ve hava temel yaşam unsurlarımız. Ormanı, suyu ve toprağı birbirinden ayırmamız mümkün değil. Orman ve Su İşleri Bakanlığımızın Sayın Cumhurbaşkanımızın da katkılarıyla bu yılı "2016 Yılı Çınar Yılı" ilan ettiğini buradan da duyurmak istiyorum. Çınar Ağacı Dikim Eylemi Projesi sadece bir ağaç dikimi değil, aynı zamanda bir medeniyetin ihyası projesidir. Bu kapsamda, 200 bine yakın çınar fidanı ülkemiz genelinde dikilecek, bunların da yaklaşık 100 bin tanesi İstanbul ilimize dikilecektir.

Bakanlığın başlattığı diğer önemli bir proje ise 5 bin köye 5 bin gelir getirici orman projesidir. Milletimizi ormanla buluşturmak için 2003'ten bugüne kadar 133 şehir ormanı tesis edilmiştir ve bu ormanlarımızın tamamı milletimizle buluşturulmuştur. İnşallah bundan sonra ormanlarımız sadece devletimizin değil milletimizin de ormanları olarak anılacaktır.

Türkiye dünya orman varlığını artıran az sayıda ülkeden biri olma özelliğini bu on dört yıllık süreçte elde edebilmiştir. 2003 yılında yaklaşık 21 milyon hektar olan orman alanımız 22 milyona kadar çıkmış ve Hükûmetimiz döneminde 3,5 milyon fidan dikebilme fırsatı bulunmuştur.

Yine, Hükûmetimiz tarafından 2023 yılına kadar hedef konulan, dünyadaki insan adedi kadar yani 7 milyar fidanın yurt sathında ekilmesi, dikilmesi ve bu kapsamda büyük bir ormanlaşma kampanyası da başlatılmıştır. Bu kapsamda, ilim olan, seçim bölgem olan Kırklareli'deki longoz ormanlarına da dikkat çekmek istiyorum. Dünyada 3 tane bulunan, 1 tanesi Afrika'da, 1 tanesi Amazon bölgesinde bulunan longoz, subasar ormanlarının önemli 1 tanesi de ilim Kırklareli'de Kıyıköy ve İğneada bölgesinde bulunmaktadır.

Haftamızın gündeminde yer alan, ana konu olan suya ilişkin de birkaç kelime ifade ederek… Su, bireylerin en temel hakları olduğuna ve bölgemizde Hükûmetimiz tarafından yapılan su projelerine de değinmek istiyorum. Suyun hayat olduğu ve susuz da medeniyet olmayacağı gerçeğine dikkat çekmek gerekiyor. Gelişmenin en temel özelliğinde ve kaynakların kullanılmasında da ülkelerin devamlılığı için suyun yaşamsal bir önemi var. Su kaynaklarının geliştirilmesi, ekonomik üretkenliğin artırılması ve sosyal refahın geliştirilmesi için Dünya Su Günü kapsamında bu yılki ana tema "su ve istihdam" olarak belirlenmiştir. Bu alanda da Hükûmetimiz döneminde kapsamlı projeler hayata geçirilmiş, geçtiğimiz on üç yılda 320'si baraj olmak üzere, 3.107 tane tesis hizmete alınmıştır. Bu çalışmalar sayesinde sulanabilir tarım alanlarında ciddi bir artma olmuş ve Türkiye, sulamaya açılan alanlar açısından dünyada 7'nci sıraya yükselme başarısını göstermiştir. Bakanlığımız 1.000 Günde 1.000 Gölet Projesini hayata geçirmiş, aynı zamanda, şimdi, Göl-Su Projesi'ni başlatarak yeni bir hedef koymuştur.

Saymakla bitmeyecek diğer projelerden birkaçına değinmek gerekirse Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti Su Temin Projesi, asrın su projesi literatüre geçmiştir. Bu kapsamda, 2050 yılına kadar birçok önemli şehrimizde de suyun güvence altına alınmasına, içme suyu teminine yönelik projeler başlatılmıştır. Yine, "iyilik kuyuları" adı altında Afrika'da 9 milyon insana su temini gerçekleştirilmiştir. Ve dolayısıyla, seçim bölgemde de TRAGEP adı altında -Trakya Gelişim Planı'nda- aktif bir proje gerçekleştirilmekte ve 10 milyar TL'lik bütçeyle yeni bir proje hayata geçirilmektedir. Hakk'ın rızası ve halkımızın duasını alarak aziz milletimiz için gerçekleştirdiğimiz bu hizmetler inşallah yenileriyle devam edecektir.

Çevremizi, suyu, toprağı, havayı ve doğayı korumak, aynı zamanda kaynaklarımızı geliştirmek zorundayız. Sadece kullanmak veya sadece korumak güdüsüyle bir şey yapamıyoruz; koruma ve kullanma dengesini sağlarsak gelecek nesillere doğamızı güvenle aktarabiliriz.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz.

Gündem dışı üçüncü söz, İzmir ilinin sorunları hakkında söz isteyen İzmir Milletvekili Atila Sertel'e aittir.

Buyurun Sayın Sertel. (CHP sıralarından alkışlar)

3.- İzmir Milletvekili Atila Sertel'in, İzmir ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

ATİLA SERTEL (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün İzmir'i konuşmak, İzmir'in sorunlarını aktarmak ve çözüm yolu bulmak için İzmir'in vekili olarak kürsüdeyim.

Dünyanın yaşanacak en güzel şehirlerinin başında İzmir gelir; doğası, denizi, yeşili ayrı güzeldir, insanı da dostluğu da kardeşliği de ve çağdaş yaşamı da tüm dünyaya örnek bir şehirdir. İzmir siyasi duruşuyla da örnektir ancak bu siyasi duruşu nedeniyle uzunca bir süredir cezalandırılmaktadır. Ülke ekonomisine en fazla katkı koyan illerin başındadır İzmir

5

ve vergi tahsilatında da Türkiye 2'nciliği vardır. Kaçak yaşamaz İzmirli, meşru yaşar, iyi yaşar. Tarım, hayvancılık, balıkçılık, denizcilik, toptan, perakende ticaret, turizm, lojistik, enerji öne çıkan sektörlerdendir. İzmir üretken bir kenttir ancak dedim ya, siyasi tercihi nedeniyle cezalandırılır. Kimi gelir İzmir'e "gâvur" der, kimi gelir İzmir'i sümüklü çocuğa benzetir, kimi gelir "irfanı eksik" der. Biz İzmir'in içinde yaşayan insanlar olarak bunlara hiç aldırış bile etmeyiz ve İzmir'de yaşamaktan, İzmirli olmaktan gurur duyarız.

Şimdi, sevgili arkadaşlarım, İzmir'in temel sorunları var Türkiye'nin temel sorunları olduğu gibi ama bunların en önemlilerinden biri Körfez temizliği. Körfez'in suyu arıtılarak temizlenmiştir. Türkiye'de 604 arıtma tesisi vardır, bunların 54'ü İzmir'dedir. İzmir, arıtma tesisinde Aziz Kocaoğlu sayesinde şampiyondur, İzmir'in Türkiye şampiyonluğu vardır. (CHP sıralarından alkışlar) Ancak, Körfez'in dibindeki çamur ne yazık ki temizlenememektedir. Bu güzelim Körfez'in dibinde çamur vardır. Bu çamurun nedeni de ne yazık ki Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidarıdır. ÇED raporu verilmemektedir.

HAMZA DAĞ (İzmir) - Evrakları versin, evrakları. Sekiz aydır evrakları vermiyor.

ATİLA SERTEL (Devamla) - 15 Mayıs 2013'te, ÇED Genel Müdürlüğüne bir dosya sunulmuştur.

HAMZA DAĞ (İzmir) - Evrakları versin. Dosya yok ortada daha.

ATİLA SERTEL (Devamla) - Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Kaptan Özkan Poyraz, 30 Eylül 2013'te İzmir'de katıldığı toplantıda ÇED sürecinin 2015 yılı sonuna kadar bitirileceğini söylemiştir, söz vermiştir.

HAMZA DAĞ (İzmir) - Dosyayı bir getirsin, dosyayı.

ATİLA SERTEL (Devamla) - Şimdi buradan sesleniyorum: İmzalayın ÇED raporunu. Aziz Kocaoğlu iktidardan para istememektedir.

HAMZA DAĞ (İzmir) - Evrakları sağlasın, evrakları.

ATİLA SERTEL (Devamla) - Gemiler hazırdır, dip tarama gemileri hazırdır. Üniversiteyle birlikte körfezin dibi temizlenmelidir. Arkadaşlar, körfez üzerinden siyaset olmaz, körfez hepimizindir, herkesindir.

Yine, ikinci bir fotoğrafı gösteriyorum sevgili arkadaşlar. Çiğli'nin Harmandalısı.

HAMZA DAĞ (İzmir) - Evet, doğru. Evet, CHP'li belediyenin yaptığı.

ATİLA SERTEL (Devamla) - Çiğli'nin Harmandalısında artık yaşam durma noktasına gelmiştir.

HAMZA DAĞ (İzmir) - Doğru, doğru. On beş yıldır öyle, on beş yıldır.

ATİLA SERTEL (Devamla) - Burada apartmanlar vardır. Rahmetli Kriton Curi döneminde burası yapılmıştır, Yüksel Çakmur döneminde.

HAMZA DAĞ (İzmir) - On beş yıldır CHP'li belediye var, o hâle getirdi. Yakında Ümraniye çöplüğü gibi batacak, patlayacak! Bunu bir an önce düzeltin! CHP'li belediye on beş yıldır düzeltmedi, artık düzeltmesi lazım!

ATİLA SERTEL (Devamla) - Şimdi, Aziz Kocaoğlu 2005 yılından bu yana -çöplerin- katı atık bertaraf tesisleri için AKP iktidarının onayını beklemektedir.

HAMZA DAĞ (İzmir) - Size yardımcı olalım! Bir an önce çözmesi lazım. On beş yıldır CHP'li belediye var.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Sayın Başkan…

ATİLA SERTEL (Devamla) - Katı atık bertaraf tesisi kurulmak üzere hazırdır arkadaşlar.

HAMZA DAĞ (İzmir) - Katı atık bertaraf tesisiyle olmaz, vahşi depolamayla olmaz!

BURCU ÇELİK ÖZKAN (Muş) - Başkan, dinleyemiyoruz şu anda.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Bu mudur tarafsız yönetim ya!

ATİLA SERTEL (Devamla) - Aziz Kocaoğlu kimseden 5 kuruş para istememektedir, kimseden yardım istememektedir.

Karşıyaka-Menemen-Çiğli hattı arasında entegre bir evsel tesis kurulması için çalışmalar bitmiştir. Para istemiyor, pul istemiyor, her şey hazır, Türkiye'nin incisi İzmir'de çöpten ekonomiye kazanç sağlayacak, çöpten çıkan atık suyu arıtacak; plastik, kâğıt, metal, camı geriye çevirecek ve günlük 1.750 ton organik gübre üretecek ve -250 bin insanın enerjisini- elektriğe dönüştürecek bir katı atık bertaraf tesisi için onay beklemektedir. Onayı verecek olan da ne yazık ki AKP'li bir Bakandır, Orman Bakanıdır, Orman Bakanına bağlı bürokratlardır.

Aziz Kocaoğlu İzmir'in yüz akıdır ve İzmir onunla gurur duymaktadır.

Herkesi sevgiyle saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

HAMZA DAĞ (İzmir) - Musa ağabey, sana sataştı, Musa ağabey.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Sertel.

NECİP KALKAN (İzmir) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Sayın Kalkan…

NECİP KALKAN (İzmir) - Efendim, değerli konuşmacı iktidarın İzmir'i cezalandırdığını söyledi.

HAMZA DAĞ (İzmir) - Sataştı.

NECİP KALKAN (İzmir) - Öyle bir şey yok, onun doğrusunu anlatmama fırsat

6

verirseniz burada anlatmak istiyorum.

HAMZA DAĞ (İzmir) - Sataştı efendim.

MUSA ÇAM (İzmir) - Hükûmet temsilcisi konuşur. Hükûmet üyesi var orada, varsa konuşacağı bir şey…

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Öyle bir şey olmadığını tutanaklara geçirdiniz, teşekkür ediyoruz.

HAMZA DAĞ (İzmir) - Sayın Başkanım…

NECİP KALKAN (İzmir) - Efendim ama müsaade edin, anlatacaklarımız var. Lütfen…

HAMZA DAĞ (İzmir) - Hem "ayrımcılık" dedi, bir sürü şey söyledi. Yapılan hizmetleri söylememiz lazım.

MUSA ÇAM (İzmir) - Tutanaklara geçti, tutanaklara geçti.

BAŞKAN - Sayın Kalkan, böyle bir usulümüz yoktur.

HAMZA DAĞ (İzmir) - Sayın Başkanım, iki dakika… Sataştı.

BAŞKAN - Siz de bir gün İzmir adına çıkarsınız, konuşursunuz, İzmir'e yaptıklarını anlatırsınız.

Dolayısıyla, biz gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırılması açılmasına ilişkin üç adet önerge vardır. Önergeleri ayrı ayrı okutacağım.

İkinci sırada okutacağım Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge 500 kelimeden fazla olduğu için, önerge özeti okunacaktır ancak önergenin tam metni tutanak dergisinde yer alacaktır.

Buyurun.

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Ankara Milletvekili Murat Emir ve 27 milletvekilinin, sağlık çalışanlarına uygulanan şiddetin nedenlerinin ve sonuçlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/120)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Dünya Sağlık Örgütü, sağlık kurumlarındaki şiddeti "Hasta, hasta yakınları ya da diğer herhangi bir bireyden gelen, sağlık çalışanı için risk oluşturan tehdit davranışı, sözel tehdit, fiziksel saldırı ve cinsel saldırıdan oluşan durum." olarak tanımlamaktadır.

Son yıllarda, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de şiddet olaylarında artış gözlenmektedir ve yaş, cinsiyet, ırk, din, dil, eğitim düzeyi ayırt etmeksizin toplumdaki tüm bireyleri etkilemektedir. Şiddet, bir halk sağlığı sorunudur ve görülme sıklığı giderek artmaktadır. Hastaneler ve sağlık kurumları da şiddet olgusundan olabildiğince etkilenmektedir. Buna bağlı olarak sağlık kuruluşları, sağlık çalışanları için riskli ve tehlikeli birer ortama dönüşmektedir. Türkiye'de sağlık sektöründe son yıllarda yaşanan hızlı dönüşüm programları, yasal uygulamalardaki eksiklikler, akıl hastalıkları, alkol, madde kullanan hastalar, kötü iletişim tarzları gibi bireysel nedenler; aydınlatma, güvenlik, personel istihdamı, ekip içi iletişimi, yetersiz ortamlar gibi kurumsal nedenler şiddetin önlenmesinde ve sağlık çalışanlarının güvenliğinin sağlanması konusunda eksikliklere neden olmaktadır. Hasta ve hasta yakınlarının tedaviden duydukları memnuniyetsizlik ve ihmal edilme düşüncesi de en önemli şiddet nedenlerinden birisidir.

Araştırmalara göre, ülkemizdeki sağlık çalışanlarının şiddetle karşılaşma oranları çok yüksektir. Şiddete maruz kalma oranları bu kadar yüksek olunca, şiddetle karşılaşma endişesi de yükselmektedir. SAĞLIK-SEN'in yaptığı araştırmaya göre, hiç şiddetle karşılaşmamış sağlık çalışanları da dâhil olmak üzere, şiddet endişesi yaşayanların oranı yüzde 82'dir. Her 10 sağlık çalışanından 8'i şiddetle karşılaşma konusunda endişe yaşamaktadır. Ülkemizde, sağlık sektöründe, özellikle hasta yakınlarının sağlık personeline uyguladığı şiddetin boyutları gün geçtikçe artmaktadır. Özellikle son yıllarda birçok hekimimiz çeşitli nedenlerden dolayı, görevleri başında öldürülmüştür.

Sağlık çalışanlarına yönelen şiddetin nedenlerini ve çözüm yollarını genel şiddet olgusundan ayrı ele almak mümkün değildir. Bununla birlikte, sağlık çalışanlarına yönelen şiddetin nedenleri arasında sağlık sektöründe küreselleşme sürecinde yaşanan dönüşümlerin etkisi yoğun olarak hissedilmektedir. Küresel ekonomik gelişmeler piyasa ekonomisinin alanını genişletirken kamu ekonomisinin alanını daraltmaktadır. AKP'nin yanlış politikaları sonucunda sağlık hizmetlerinde piyasa yönlü değişim ve dönüşümler yaşanmaktadır. Piyasa yönlü değişim, rekabet, verimlilik, toplam kalite ve esneklik gibi değerlerin, sağlık hizmetleri sunulan alanlarda yer bulmasına yol açmış ve koruyucu hizmetler olan birinci basamak sağlık hizmetlerini dışlamıştır. Gerek gördüğünde hastaları bir üst basamağa sevk eden birinci basamak hizmetlerinin en temel birimi sağlık ocakları kaldırılarak müşteri memnuniyetine dayalı bir özelleştirme ve ticarileşme modeli olan aile hekimliği başlamıştır. Bu model ile aşırı yük altında çalışmak durumunda kalan sağlık çalışanları, hasta ve hasta yakınlarına yeterince bilgi verememekte, yürüttükleri hizmetlerin niteliği düşmektedir. Yükseköğretim Kurulu, Sağlık, Kalkınma ve Maliye Bakanlıklarının katkılarıyla hazırlanan Türkiye'de Sağlık

7

Eğitimi ve Sağlık İnsan Gücü Durum Raporu'na göre, Türkiye'de ve Avrupa Birliği üyesi ülkelerde 100 bin kişiye düşen hekim sayısı karşılaştırıldığında, bu sayının AB üyesi ülke ortalamasında 346, Türkiye'de ise 171 olduğu görülmektedir. Yani, Türkiye'deki 100 bin kişiye düşen hekim sayısı AB üyesi ülkeler ortalamasının yarısından daha azdır.

Ülkemizde AKP hükûmetlerinin uyguladığı ticarileşme yönündeki sağlık politikaları, hastaları müşteriye indirgemekte, sağlık hizmetlerinin sunumunda eşitsizlik ve dengesizliğe yol açmaktadır. Bu dengesizlik kişiye yönelik tıbbi bakım hizmetlerinin sürdürülmesiyle değil, sosyalleştirilmiş sağlık hizmetleri uygulamasıyla giderilebilir.

Yukarıda belirtilen gerekçelerle, sağlık çalışanlarına uygulanan şiddetin nedenlerinin ve sonuçlarının araştırılması ve alınacak tedbirlerin yüce Meclisimizce tespiti amacıyla bir Meclis araştırması açılması yerinde olacaktır.

1) Murat Emir (Ankara)

2) Ahmet Akın (Balıkesir)

3) Namık Havutça (Balıkesir)

4) Musa Çam (İzmir)

5) Mahmut Tanal (İstanbul)

6) Ömer Fethi Gürer (Niğde)

7) Mustafa Sezgin Tanrıkulu (İstanbul)

8) Gülay Yedekci (İstanbul)

9) Candan Yüceer (Tekirdağ)

10) Nurhayat Altaca Kayışoğlu (Bursa)

11) Gürsel Erol (Tunceli)

12) Onursal Adıgüzel (İstanbul)

13) İbrahim Özdiş (Adana)

14) Gamze Akkuş İlgezdi (İstanbul)

15) Kamil Okyay Sındır (İzmir)

16) Atila Sertel (İzmir)

17) Erdin Bircan (Edirne)

18) Özkan Yalım (Uşak)

19) Niyazi Nefi Kara (Antalya)

20) Ünal Demirtaş (Zonguldak)

21) Yaşar Tüzün (Bilecik)

22) Kadim Durmaz (Tokat)

23) Zülfikar İnönü Tümer (Adana)

24) Şerafettin Turpcu (Zonguldak)

25) Haydar Akar (Kocaeli)

26) Devrim Kök (Antalya)

27) Okan Gaytancıoğlu (Edirne)

28) Aytuğ Atıcı (Mersin)

2.- Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen ve 26 milletvekilinin, uluslararası çevre hukukuna aykırı eylemlerin ve neden olduğu zararların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/121) (x)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Hava, su ve toprak kirliliği, iklim değişikliği, ormansızlaşma, biyolojik çeşitlilikte azalma gibi çevre sorunları ülkelerin siyasi sınırlarını tanımamakta, hızla küresel etkiler yaratıp her türlü canlının sağlıklı yaşam güvenliği ve üretkenliği üzerinde ciddi tehdit yaratmaktadır. Kısa dönemli ekonomik çıkarlar için atılan adımlar, insanlığın ve dünyanın yaşanılabilir ömrünü kısaltmaktadır. Maden, enerji, inşaat gibi sektörlerde ülkelerin kalkınması için zorunluymuş gibi yapılan uygulamalar, çevre, ekoloji ve insanlık için çok kötü sonuçlara neden olmaktadır. Gelecek nesillerimize yaşanabilir bir ülke ve dünya bırakabilmek için sürdürülebilir olmayan üretim ve tüketim kalıplarının değiştirilmesi, çevreye duyarlı politikalara uygun olarak hareket edilmesi zorunluluktur. İhlal edilen uluslararası çevre sözleşmelerinin tespit edilmesi, kanun hükmünde kararnamelerle yapılan ihlallerin araştırılması, çevresel etki değerlendirmesi sürecinin nasıl işlevsizleştirildiğinin incelenmesi, uluslararası çevre hukukuna aykırı eylemlerin neden olduğu zararların tespit edilmesi, uluslararası çevre hukukunun tekrar etkin bir şekilde uygulanabilmesi için gerekli politikaların üretilmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğü'nün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereği, Meclis araştırması açılmasını arz ederiz. 27/11/2015

Saygılarımızla.

1) Haluk Pekşen (Trabzon)

2) Mustafa Sezgin Tanrıkulu (İstanbul)

3) Namık Havutça (Balıkesir)

4) Ahmet Akın (Balıkesir)

5) Mahmut Tanal (İstanbul)

8

6) Ömer Fethi Gürer (Niğde)

7) Gülay Yedekci (İstanbul)

8) Gürsel Erol (Tunceli)

9) Candan Yüceer (Tekirdağ)

10) Atila Sertel (İzmir)

11) Gamze Akkuş İlgezdi (İstanbul)

12) Nurhayat Altaca Kayışoğlu (Bursa)

13) Kamil Okyay Sındır (İzmir)

14) İbrahim Özdiş (Adana)

15) Erdin Bircan (Edirne)

16) Özkan Yalım (Uşak)

17) Niyazi Nefi Kara (Antalya)

18) Musa Çam (İzmir)

19) Ünal Demirtaş (Zonguldak)

20) Yaşar Tüzün (Bilecik)

21) Kadim Durmaz (Tokat)

22) Zülfikar İnönü Tümer (Adana)

23) Şerafettin Turpcu (Zonguldak)

24) Haydar Akar (Kocaeli)

25) Devrim Kök (Antalya)

26) Okan Gaytancıoğlu (Edirne)

27) Aytuğ Atıcı (Mersin)

Gerekçe özet:

Hava, su ve toprak kirliliği, iklim değişikliği, ormansızlaşma, biyolojik çeşitlilikte azalma gibi çevre sorunları, ülkelerin siyasi sınırlarını tanımamakta, hızla küresel etkiler yaratıp, her türlü canlının sağlıklı yaşam güvenliği ve üretkenliği üzerinde ciddi tehdit yaratmaktadır. Ülkeler sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşabilmek için politik, ekonomik ve ekolojik açıdan bütüncül yaklaşımla hareket etmelidir. Her ülke çevreye karşı sorumluluğunun bilincinde olup, buna uygun hareket ederse, canlı türlerinin yeryüzündeki varlığını sürdürmesi mümkün olacaktır.

Ekonomik büyüme ya da kalkınma adı altında yapılan yatırımların birçoğu ülkelerin sadece bugünkü neslini değil, gelecek nesillerini de olumsuz etkileyecek çok kötü uygulamalara dönüşmektedir. Kısa dönemli ekonomik çıkarlar için atılan adımlar, insanlığın ve dünyanın yaşanılabilir ömrünü kısaltmaktadır. Maden, enerji, inşaat gibi sektörlerde ülkelerin kalkınması için zorunluymuş gibi yapılan uygulamalar, çevre, ekoloji ve insanlık için çok kötü sonuçlara neden olmaktadır.

Sınırlı olan doğal kaynakların tahrip edilmesi, aşırı ve yanlış kullanılması, doğal dengenin bozulmasına, sonuçta insanlığın ve dünyanın geleceğini de etkileyecek çok önemli sorunlara yol açmaktadır. Tüm dünyanın sürdürülebilir bir çevrede yaşayabilmesi için bazı temel noktalarda uzlaşmaya varılması, bugünü ve geleceği korumak açısından çok önemlidir.

1972 yılında Birleşmiş Milletler Çevre Örgütü kurulurken, çevreye duyarlı kalkınma yöntemleri ve çevre politikaları konusunda iş birliği ön plana çıkmıştır. Her insanın sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı olduğu kabul edilmiştir.

Tüm ülkelerin çevreye karşı sorumlu davranması ve iş birliği içerisinde bu konuda farkındalık ve bilinçlendirme çalışmaları yapması ve eylem programları hazırlaması, taraf olduğu uluslararası çevre sözleşmelerine uygun davranması gerekmektedir. Bugünkü nesillerin gereksinimleri, gelecek nesillerin gereksinimlerinin karşılanmasını engellemeden karşılanırsa, insanlığın geleceğini korumak mümkün olabilir. Ekonomik eylemlerin çevresel açıdan yıkıcı etkilerini önlemek için tasarlanmış kurallar ve standartlardan oluşan çevre sözleşmelerine, protokollerine vb. anlaşmalara taraf olan ülkelerin, kabul ettikleri bütün hükümlere uymaları hukuki ve hayati zorunluluktur.

Anayasa'mızın 56'ncı maddesine göre "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir." Yine, Anayasa'mızın 90'ıncı maddesine göre, "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir... Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır."

Türkiye çevreyle ilgili uluslararası 32 adet çok taraflı sözleşme, 42 adet tek taraflı anlaşma imzalamış; çok sayıda protokole taraf olmuş ve çok sayıda deklarasyon ve karar metnini kabul etmiştir. Ancak, son dönemlerde ülkemizde "ekonomik büyüme ve kalkınma" adı altında yapılan uygulamalarla çevre koruma ilkeleri ve çevresel etki değerlendirme süreci aşılması gereken bir engel olarak görülmektedir. Amaca göre çevre yönetmelikleri değiştirilmekte, ÇED süreçleri formalite olarak görülmekte, Anayasa ve uluslararası sözleşmeler sürekli ihlal edilmekte, amir kanunlara aykırı olarak kanunlar çıkarılmaktadır.

9

Gelecek nesillerimize yaşanabilir bir ülke ve dünya bırakabilmek için sürdürülebilir olmayan üretim ve tüketim kalıplarının değiştirilmesi, çevreye duyarlı politikalara uygun olarak hareket edilmesi zorunluluktur. İhlal edilen uluslararası çevre sözleşmelerinin tespit edilmesi, kanun hükmünde kararnamelerle yapılan ihlallerin araştırılması, çevresel etki değerlendirmesi sürecinin nasıl işlevsizleştirildiğinin incelenmesi, uluslararası çevre hukukuna aykırı eylemlerin neden olduğu zararların tespit edilmesi, uluslararası çevre hukukunun tekrar etkin bir şekilde uygulanabilmesi için gerekli politikaların üretilmesi amacıyla bir Meclis araştırmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

3.- Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen ve 27 milletvekilinin, elektrik dağıtımının özelleştirilmesi nedeniyle yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/122)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye genelinde elektrik dağıtımının özelleştirilmesinden sonra şikâyetler çığ gibi büyümektedir. Elektrik faturalarında, fatura ibrazı ile son ödeme tarihi arasının üç güne kadar çekilerek elektriğin kesilmesi, ardından gecikme bedeli ve açma-kapama bedeli alınması, yönetmeliğe uygun kesme-bağlama bedeli alınmaması; haksız yere, elektrik kesilmediği hâlde kesme-bağlama bedeli yansıtılması, arızaların çok geç hatta hiç giderilmemesi, gerekli altyapı yatırımlarının sağlanamamış olması ve sürekli elektrik kesintilerinin yaşanması, personel sayılarının çok az olması sebebiyle arıza bildirimi ve abone şikâyetlerinin dikkate alınmaması ve çözüm üretilmemesi gibi yaşanan sıkıntılar vatandaşları son derece rahatsız etmektedir. Elektrik dağıtımının özelleştirilmesi uygulaması sonucunda tüketicilerin yaşadığı mağduriyetlerin incelenmesi, haksız yere faturaların şişirilmesine yönelik yapılan işlemlerin araştırılması, yönetmeliğe aykırı olarak usulsüz faturaların düzenlenmesi, elektrik arızalarının zamanında giderilmemesi, gerekli altyapı yatırımlarının yapılmaması, zamanında aboneliklerin bağlanmaması, arıza bildirimi ve abone şikâyetlerinin dikkate alınmaması ve çözüm üretilmemesi gibi tüketiciyi mağdur eden işlemlerin tespit edilmesi, sosyal hukuk devleti olarak tüketicilerin haklarının korunması ve geliştirilmesi için gerekli politikaların üretilmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğü'nün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereği, Meclis araştırması açılmasını arz ederiz. 27/11/2015

Saygılarımızla.

1) Haluk Pekşen (Trabzon)

2) Mustafa Sezgin Tanrıkulu (İstanbul)

3) Namık Havutça (Balıkesir)

4) Ahmet Akın (Balıkesir)

5) Mahmut Tanal (İstanbul)

6) Şerafettin Turpcu (Zonguldak)

7) Ömer Fethi Gürer (Niğde)

8) Gülay Yedekci (İstanbul)

9) Gamze Akkuş İlgezdi (İstanbul)

10) Candan Yüceer (Tekirdağ)

11) Gürsel Erol (Tunceli)

12) Nurhayat Altaca Kayışoğlu (Bursa)

13) Kamil Okyay Sındır (İzmir)

14) İbrahim Özdiş (Adana)

15) Erdin Bircan (Edirne)

16) Özkan Yalım (Uşak)

17) Niyazi Nefi Kara (Antalya)

18) Musa Çam (İzmir)

19) Ünal Demirtaş (Zonguldak)

20) Yaşar Tüzün (Bilecik)

21) Devrim Kök (Antalya)

22) Zülfikar İnönü Tümer (Adana)

23) Atila Sertel (İzmir)

24) Haydar Akar (Kocaeli)

25) Mustafa Tuncer (Amasya)

26) Okan Gaytancıoğlu (Edirne)

27) Sibel Özdemir (İstanbul)

28) Aytuğ Atıcı (Mersin)

Gerekçe:

Anayasa'mızın 2'nci maddesi açık bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti'nin sosyal bir hukuk devleti olduğunu vurgularken 5'inci maddesi sosyal hukuk devletiyle bağdaşmayacak ekonomik engellerin kaldırılmasını devletin görevi olarak görür, 172'nci maddesi devlete "tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alma, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik etme" görevini verir. Sosyal devlet gereği vatandaşa elektriğin düzenli bir şekilde sağlanması gereklidir. Bu hizmetin sağlanmasında hiçbir maliyet gerektirmeyen her

10

türlü kesinti yasaklanmalıdır. Devletin vatandaşa hizmet görevi ticari bir sömürü düzenine dönmemelidir. Devletin vatandaşa hizmet görevi ticari bir alana taşınmamalıdır.

Elektrik, su, doğal gaz gibi ürün ve hizmetler için kesme, açma bedeli kazanç unsuru olmamalı sadece maliyeti talep edilebilmelidir. Bu sebeple, fiilî bir kesme işlemi olmadıkça herhangi bir bedel yansıtılmamalıdır. Ancak, yapılan özelleştirme uygulamaları vatandaşa hizmet sağlanması amacını birinci planda görmemektedir. Birinci planda, özelleştirilen şirkete nasıl kâr sağlanır amacı güdülmektedir. Bu yüzden de vatandaş devletin sağlaması gereken en temel hizmetlerde bile mağdur konuma düşmektedir. "Yönetmelik" kılıfı altında vatandaş sömürülmektedir.

Elektrik dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesi sonucunda kayıp-kaçak, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, dağıtım bedeli gibi birçok isimle tüketiciden alınan ücretlere bir de açma-kapama bedeli eklenmiştir. Aslında, ülkemiz genelinde yaşanan bu sıkıntılı durum, Trabzon'da faaliyet gösteren elektrik dağıtım firması tarafından da işbu haksız kesintilerle ve hukuk dışı uygulamalarla aboneler mağdur edilmektedir.

Türkiye genelinde elektrik dağıtımının özelleştirilmesinden sonra şikâyetler çığ gibi büyümektedir. Elektrik faturalarında, fatura ibrazı ile son ödeme tarihi arasının üç güne kadar çekilerek elektriğin kesilmesi, ardından gecikme bedeli ve açma-kapama bedeli alınması, yönetmeliğe uygun kesme-bağlama bedeli alınmaması, haksız yere elektrik kesilmediği hâlde kesme-bağlama bedeli yansıtılması, arızaların çok geç hatta hiç giderilmemesi, gerekli altyapı yatırımlarının sağlanamamış olması ve sürekli elektrik kesintilerinin yaşanması, personel sayılarının çok az olması sebebiyle arıza bildirimi ve abone şikâyetlerinin dikkate alınmaması ve çözüm üretilmemesi gibi yaşanan sıkıntılar vatandaşları son derece rahatsız etmektedir.

Faturanın son ödeme tarihine birkaç gün kala tüketiciye bildirilmesi, elektriğin bağlanmasında gecikme yaşanması, kesme-bağlama bedeli tahsil edilmesi, arızaların hemen giderilmemesi açıkça Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'ne aykırıdır. Elektrik dağıtımının özelleştirilmesi neticesinde vatandaşların maruz kaldığı bu hukuk dışı uygulamalar silsilesi ve tam anlamıyla bir ticari anlayış ürünü olan bu durum sosyal hukuk devleti anlayışıyla bağdaşamaz. Oysa, sosyal devlet fertlere yalnız klasik hürriyetleri sağlamakla yetinmeyip aynı zamanda onların insan gibi yaşamaları için zaruri olan maddi manevi ihtiyaçlarını kendine vazife edinen devlettir.

Elektrik dağıtımının özelleştirilmesi uygulaması sonucunda tüketicilerin yaşadığı mağduriyetlerin incelenmesi; haksız yere faturaların şişirilmesine yönelik yapılan işlemlerin araştırılması; yönetmeliğe aykırı olarak usulsüz faturaların düzenlenmesi, elektrik arızalarının zamanında giderilmemesi, gerekli altyapı yatırımlarının yapılmaması, zamanında aboneliklerin bağlanmaması, arıza bildirimi ve abone şikâyetlerinin dikkate alınmaması ve çözüm üretilmemesi gibi tüketiciyi mağdur eden işlemlerin tespit edilmesi; sosyal hukuk devleti olarak tüketicilerin haklarının korunması ve geliştirilmesi için gerekli politikaların üretilmesi amacıyla bir Meclis araştırmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur. Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki ön görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup oylarınıza sunacağım:

B) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının Almanya, Hollanda, Danimarka ve İsveç'te araştırma ve inceleme yapma talebinin gidecek Komisyon üyelerinin sayıları ve inceleme süresinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca tespit edilmesi kaydıyla Genel Kurulun onayına sunulmasının ve ekli listede adı, soyadı ve seçim bölgesi yazılı üyelerin 3-5 Nisan 2016 (yol hariç) tarihlerinde Almanya ve Hollanda'da, 17-19 Nisan 2016 tarihlerinde Danimarka ve İsveç'te inceleme ve araştırmalarda bulunma talebinin uygun bulunduğuna ilişkin tezkeresi (3/596)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi için Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının Almanya, Hollanda, Danimarka ve İsveç'te araştırma ve inceleme yapma talebinin, gidecek Komisyon üyelerinin sayıları ve inceleme süresinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca tespit edilmesi kaydıyla Genel Kurulun onayına sunulması TBMM Başkanlık Divanının 11/3/2016 tarihli ve 8 sayılı Kararı'yla uygun bulunmuştur.

Buna göre, adı geçen Komisyonun aşağıda adı, soyadı ve seçim bölgesi yazılı üyelerinin, 3-5 Nisan 2016 (yol hariç) tarihlerinde Almanya ve Hollanda'da, 17-19 Nisan 2016 (yol hariç) tarihlerinde Danimarka ve İsveç'te inceleme ve araştırmalarda bulunma talebi Başkanlığımızca uygun bulunmuştur.

Genel Kurulun onayına sunulur.

İsmail Kahraman

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

11

Almanya ve Hollanda Çalışma Ziyareti Heyet Listesi

Adı Soyadı Seçim Bölgesi

Ayşe Keşir Düzce

Bayram Özçelik Burdur

Ergün Taşcı Ordu

Fatma Kaplan Hürriyet Kocaeli

Dirayet Taşdemir Ağrı

Danimarka ve İsveç Çalışma Ziyareti Heyet Listesi

Adı Soyadı Seçim Bölgesi

Ayşe Keşir Düzce

Ali Özkaya Afyonkarahisar

Tülay Kaynarca İstanbul

Mahmut Tanal İstanbul

Deniz Depboylu Aydın

BAŞKAN - Tezkereyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Tezkere kabul edilmiştir.

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VI.- ÖNERİLER

A) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan, CHP Grubu adına Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Engin Altay'ın, İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir ve 22 milletvekilinin, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve 48 milletvekilinin, MHP Grubu adına Grup Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın Meclis araştırması önergelerinin Genel Kurulun 24 Mart 2016 Perşembe günkü birleşiminde okunmasına, bu önergelerin ön görüşmelerinin birleştirilerek aynı günkü birleşimde yapılmasına ilişkin önerisi

Danışma Kurulu Önerisi

Danışma Kurulunun 24/3/2016 Perşembe günü yaptığı toplantıda aşağıdaki önerinin Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.

İsmail Kahraman

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

Bülent Turan Engin Altay

Adalet ve Kalkınma Partisi Cumhuriyet Halk Partisi

Grubu Başkan Vekili Grubu Başkan Vekili

İdris Baluken Erkan Akçay

Halkların Demokratik Partisi Milliyetçi Hareket Partisi

Grubu Başkan Vekili Grubu Başkan Vekili

Öneri:

Başta cinsel istismar olmak üzere, çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan CHP Grubu adına Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Engin Altay'ın, İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir ve 22 milletvekilinin, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve 48 milletvekilinin, MHP Grubu adına grup başkan vekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın Meclis araştırması önergelerinin Genel Kurulun 24 Mart 2016 Perşembe günkü (bugün) birleşiminde okunması, bu önergelerin görüşmelerinin birleştirilerek aynı günkü (bugün) birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN - Öneri üzerinde söz talebi yok.

Danışma Kurulu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Böylece alınan karar gereğince, gündemin "Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmına geçiyoruz.

Biraz önce kabul edilen Danışma Kurulu önerisi çerçevesinde görüşeceğimiz Meclis araştırması önergelerini sırasıyla okutuyorum:

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

A) Meclis Araştırması Önergeleri (Devam)

4.- CHP Grubu adına Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Engin Altay'ın, başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/123)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Son yıllarda ülke genelinde öğrencilere yönelik istismar olaylarında belirgin bir artış yaşanmıştır. Öğrencilerin fiziksel, sosyal gelişimi ve psikolojik durumları açısından son derece önemli ve çocukların hayatında telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açan istismar vakalarıyla ilgili iddiaların araştırılması, çocukların istismara uğramasının engellenmesi

12

amaçlarıyla Anayasa'nın 98 ve TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması hususunda gereğini arz ederiz.

Engin Altay

İstanbul

CHP Grup Başkan Vekili

Gerekçe:

Bilindiği gibi, 14/03/2014 tarih, 6528 sayılı Yasa'yla Millî Eğitim Bakanlığının tüm yönetim kadroları, Müsteşar, Talim Terbiye Kurulu Başkanı ve Bakan Yardımcısı dışında yasayla görevden alınmış, yerine mülakat esaslı yapılan sınavla yeni yöneticiler atanmıştır. Bu uygulamayla geçmişte yapılan yazılı sınavlar yok sayılmıştır. 6528 sayılı Yasa'yla tüm yönetici kadrolarının görevlerinin yasayla sonlandırılması Millî Eğitimde benzeri görülmemiş bir uygulamadır. Görevindeki başarı kriterleri dikkate alınmadan, performans değerlendirilmesi yapılmadan AKP kendi atadığı 100 bin dolaylarında yöneticiyi görevden almıştır. Bunun tek gerekçesi tasfiye ve kadrolaşmadır.

Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde bulunan okul yöneticilerinin sendikalara üyelik dağılımları incelendiğinde, okul yöneticilerinin yüzde 75,15'inin AKP'nin yandaş sendikası EĞİTİM-BİR-SEN'e, yüzde 14,30'unun TÜRK EĞİTİM-SEN'e, yüzde 7,22'sinin EĞİTİM-SEN'e, yüzde 1,63'ünün ise EĞİTİM-İŞ'e üye oldukları görülmektedir. Buradan anlaşıldığı üzere okul müdürü, müdür yardımcısı olmanın ilk şartı EĞİTİM-BİR-SEN'e üye olmaktır.

Niteliğin, başarının ve liyakatin kadrolarında hâkim olması gereken Millî Eğitim Bakanlığı merkez teşkilatında eğitim bilimleri alanında lisans, lisanüstü eğitim yapmış yönetici sayısının toplam 16 olması, atama ve yükselmelerde liyakatin, ehliyetin geçerli olmadığını, siyasal yönelimlerin etkili olduğunu göstermektedir. Niteliksiz yönetim anlayışı eğitim politikalarına yön vermektedir.

6528 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesiyle okullarda öğrencilere yönelik istismar vakalarında önemli bir artış olduğu gözlemlenmiştir. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi, eğitimin amaçları ile ilgili genel yorumda (CRC/GC/2001/1) çocukların sırf okul kapısından girmesiyle sahip oldukları insan haklarını kaybetmediklerini belirtmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti, çocukların cinsel istismar da dâhil olmak üzere şiddetin ve sömürünün her türlüsünden korunma haklarını Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi gibi uluslararası düzenlemelere taraftır. Aynı doğrultuda, Anayasa'nın 41'inci maddesinin son fıkrası uyarınca da devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri almak zorundadır.

Cinsel istismar çocukların sağlık haklarına, yaşam haklarına, maddi ve manevi bütünlüklerine yönelik saldırılardan en yaygın olanıdır. Eğitim süreç ve ortamlarında çocukların intihar ettiği, yaşanan cinsel istismar vakalarının sistematik olarak devam ettiği, cinsel istismar vakalarının ya farkına varılmadığı yahut görmezden gelindiği süreç yaşanmaktadır. Kayseri'de, Karaman'da, Konya'da çocukların cinsel istismara uğramaları yaşanan yüzlerce örnekten bazılarıdır.

Ayrıca, bazı vakıf ve dernekler tarafından kiralanan evlerde öğrencilere ders veren bir öğretmen 45 öğrenciye istismarda bulunduğu gerekçesiyle tutuklanmıştır. Bu yaşananlar, sözüm ona yoksul aile çocuklarına yardım amaçlı kurulduğu iddia edilen ancak daha çok siyasi ve dini istismar etmek üzere faaliyet gösteren bazı dernek ve vakıfların, öğrencilere yardım adı altında yurtlar açarak buralarda öğrencileri kendi amaçları doğrultusunda yetiştirmek istemelerinin sonucudur.

Bu gibi kurumlara Millî Eğitim Bakanlığınca açıktan destek verilmesi, protokol yapılması, hatta bizzat buna benzer vakıf, dernek ve cemaat, tarikat yurtlarına bu çocukların yerleştirilmesi ve oralarda belirli amaçlara hizmet için yetiştirilmelerine göz yumulması; yapılan çalışmalara katkı sunulması artık gizli olmaktan çıkmış, tüm kamuoyunun gözleri önünde cereyan eder duruma gelmiştir.

Anayasanın 42'nci maddesinde özetle "Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır." ifadelerine yer verilmiştir. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 19'uncu maddesi uyarınca, taraf devletler, çocuğun anne-babasının ya da onlardan yalnızca birinin, yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenen herhangi bir kişinin yanında iken bedensel saldırı, şiddet veya suistimale, ihmal ya da ihmalkâr muameleye, ırza geçme dâhil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için, yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri almak zorundadır. 19'uncu madde, çocukların okul ortamında korunduğunu garanti etme sorumluluğunu içeren kapsamlı bir maddedir. Ülke genelinde okullarda yaşanan istismar olayları da devletin gözetim ve denetim görevini yerine getiremediğini ortaya çıkarmıştır.

Yaşanan bu sorunların bir Meclis araştırması komisyonu kurularak Milli Eğitim Bakanlığı, ilgili bakanlıklar, diğer kamu ve özel kurumlarla bağlantılı yönlerini kapsayacak şekilde araştırılmasına gerek duyulmuştur.

13

5.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir ve 22 milletvekilinin başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/124)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Çocuklara yönelik cinsel istismarın araştırılması ve çocuk istismarını önlemek konusunda gerekli tedbirlerin alınması için Anayasa'nın 98'inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104'üncü ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla teklif ederiz.

Gerekçe:

Türkiye'de Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün son paylaştığı verilere göre, yalnızca 2014 yılında 18.104 çocuk istismarı davası açılmış, davaların 13.968'i mahkûmiyetle sonuçlanmıştır. Fakat, bugüne kadar çocuk istismarıyla ilgili kaç başvuru olduğu ve bunların kaçının dava konusu olduğu Adalet Bakanlığınca açıklanmamıştır. Üstelik çocuk istismarı vakalarının pek çoğuyla ilgili başvuru yapılmadığı düşünüldüğünde, rakamların çok daha yüksek olduğu ortaya çıkmaktadır.

Geçtiğimiz günlerde, Karaman'da Ensar Vakfı ve Karaman Anadolu İmam Hatip ve İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneğine ait yurtlarda kalan 9-10 yaşlarındaki çocukların, yine bu yurtlarda kaldığı iddia edilen sözde gönüllü bir öğretmenin cinsel saldırısına maruz kaldıkları haberi basına yansımıştır. Bu kişi hakkında dava açılmış, "çocuğun nitelikli cinsel istismarı", "hürriyeti tahdit", "kasten yaralama" ve "müstehcen görüntüleri izletme" suçlarından altı yüz yıla yakın hapsi istenmiştir. Davayla ilgili, istismara uğradığı iddia olunan 8 çocuğun KAİMDER, 2 çocuğun ise Ensar Vakfıyla ilişkili yurtlarda kaldığını belirten iddianame kabul edilmiştir. Ancak, araştırma henüz derinleşemediğinden maalesef, rakamın artacağından endişe duyulmaktadır.

Karaman'da, kamu yararına çalışan vakıf statüsündeki Ensar Vakfının faaliyetleri sırasında gerçekleşmiş bu istismarın yankıları sürerken Nazilli, Osmaniye ve Elâzığ'da yaşanan çocuk istismarı haberleri basına yansımıştır.

Daha önce, Pozantı Cezaevinde kalan çocuklara yönelik cinsel taciz ve tecavüz gibi olaylar da kamu vicdanını derinden yaralamış, en önemlisi pek çok çocukta yine onulması güç yaralar açmıştır.

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 19, 34, 35, 36'ncı maddeleri, çocukların her tür istismar ve şiddet davranışından korunmalarını öngörür. 34'üncü madde "Taraf devletler, çocuğu her türlü cinsel sömürüye ve cinsel suiistimale karşı koruma güvencesi verirler." der.

Bu madde gereğince çocuğun her tür istismarını ve cinsel istismarı da önlemek devletlerin yükümlülüğüdür. Bu yükümlülüğün yerine getirilebilmesi için, düzenli olarak çocuğa yönelik hizmetlerin izlenmesi, bunun için veri toplanması ve analiz edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, çocuğun da izlenmesi gerekir. Riski önceden fark edip önlemeye yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Korunma hakkıyla ifade edilen, yalnızca istismar yaşandıktan sonra devreye giren etkili bir sistemin değil, aynı zamanda önleyici bir sistemin de varlığıdır. Bunun için çocuğun temel haklarını kullanmasını güvence altına alacak ve yararlandığı hizmetler aracılığıyla izleyebilecek bir sistem kurulmalıdır.

Fiilin gerçekleşmesi hâlinde ise ikincil mağduriyetlerin önlenmesi için, mağdurların adalete erişimlerini kolaylaştırmak ve fiziksel ve psikososyal iyileşmelerine yardımcı olacak hizmetler vermek gerekmektedir.

Karaman'da yaşanan çocuk istismarı, çocuklarla çalışan kurumların şeffaf biçimde ruhsatlandırılması ve bu kurumlarda çalışan gönüllü kişiler ile personelin yani çocuklarla ilişki içinde çalışan kişilerin işe alımına ilişkin sınırlamalar ile eğitimlerine ilişkin koşullar getirilmesi gerektiğini de bir kez daha ortaya koymuştur.

Bu sebeplerle, çocuk istismarıyla ilgili veri toplama, izleme, araştırma ve çocuklara yönelik cinsel saldırı suçlarının gerçekleşmeden önlenmesi amacıyla gerekli yasal ve idari tedbirleri almak için Meclis araştırması açılmasını talep ediyoruz.

1) Filiz Kerestecioğlu Demir (İstanbul)

2) Meral Danış Beştaş (Adana)

3) Behçet Yıldırım (Adıyaman)

4) Berdan Öztürk (Ağrı)

5) Dirayet Taşdemir (Ağrı)

6) Sırrı Süreyya Önder (Ankara)

7) Ayşe Acar Başaran (Batman)

8) Mehmet Ali Aslan (Batman)

9) Saadet Becerekli (Batman)

10) Hişyar Özsoy (Bingöl)

11) Mizgin Irgat (Bitlis)

12) Altan Tan (Diyarbakır)

13) Çağlar Demirel (Diyarbakır)

14) Feleknas Uca (Diyarbakır)

15) İmam Taşçıer (Diyarbakır)

14

16) Nimetullah Erdoğmuş (Diyarbakır)

17) Nursel Aydoğan (Diyarbakır)

18) Sibel Yiğitalp (Diyarbakır)

19) Ziya Pir (Diyarbakır)

20) Mağmut Toğrul (Gaziantep)

21) Abdullah Zeydan (Hakkâri)

22) Mehmet Emin Adıyaman (Iğdır)

23)Erdal Ataş (İstanbul)

6.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve 56 milletvekilinin başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/125)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizde çocuklarla ilgili pek çok hukuki düzenleme yapılmış, iyileştirme ve reformlar gerçekleştirilmiştir. Yapılan tüm bu çalışmaların etki ve sonuçlarının incelenmesi ve çocuklara yönelik her türlü istismar iddialarının araştırılarak alınması gereken ek tedbirlerin tespit edilmesi ile yeni çözüm yollarının geliştirilmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılması hususunda gereğini saygılarımla arz ederim.

1) Bülent Turan (Çanakkale)

2) Şahin Tin (Denizli)

3) Feyzullah Kıyıklık (İstanbul)

4) Ali Ercoşkun (Bolu)

5) Ayhan Gider (Çanakkale)

6) Metin Külünk (İstanbul)

7) Necdet Ünüvar (Adana)

8) Fatma Benli (İstanbul)

9) Mihrimah Belma Satır (İstanbul)

10) Murat Alparslan (Ankara)

11) Aydın Ünal (Ankara)

12) Mehmet Akif Yılmaz (Kocaeli)

13) Ravza Kavakcı Kan (İstanbul)

14) Leyla Şahin Usta (Konya)

15) Sema Kırcı (Balıkesir)

16) Hüsnüye Erdoğan (Konya)

17) Cemil Yaman (Kocaeli)

18) Ayşe Sula Köseoğlu (Trabzon)

19) Osman Aşkın Bak (Rize)

20) Abdurrahman Öz (Aydın)

21) Abdullah Ağralı (Konya)

22) Mücahit Durmuşoğlu (Osmaniye)

23) Salih Cora (Trabzon)

24) Sabri Öztürk (Giresun)

25) Mehmet Uğur Dilipak (Kahramanmaraş)

26) Adnan Boynukara (Adıyaman)

27) Hüseyin Özbakır (Zonguldak)

28) Nazım Maviş (Sinop)

29) Halil Eldemir (Bilecik)

30) Alim Tunç (Uşak)

31) Ali Özkaya (Afyonkarahisar)

32) Mustafa Baloğlu (Konya)

33) Murat Demir (Kastamonu)

34) Fevzi Şanverdi (Hatay)

35) Mehmet Akyürek (Şanlıurfa)

36) Sami Dedeoğlu (Kayseri)

37) Hacı Özkan (Mersin)

38) Abdullah Başcı (İstanbul)

39) Mustafa Açıkgöz (Nevşehir)

40) Fuat Köktaş (Samsun)

41) Necip Kalkan (İzmir)

42) Ahmet Sami Ceylan (Çorum)

43) Haydar Ali Yıldız (İstanbul)

44) İbrahim Halil Fırat (Adıyaman)

45) Mehmet Ali Cevheri (Şanlıurfa)

46) Mehmet Habib Soluk (Sivas)

47) Salih Fırat (Adıyaman)

48) Ejder Açıkkapı (Elâzığ)

49) Hülya Nergis (Kayseri)

15

50) Hacı Bayram Türkoğlu (Hatay)

51) Mustafa Ilıcalı (Erzurum)

52) Mustafa Köse (Antalya)

53) Abdullah Nejat Koçer (Gaziantep)

54) Halis Dalkılıç (İstanbul)

55) Abdulhamit Gül (Gaziantep)

56) Ramazan Can (Kırıkkale)

57) Fatih Şahin (Ankara)

Gerekçe:

Çocuklarımız toplumun temeli ve geleceğimizin teminatıdır. 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile Anayasa'nın 41'inci maddesi başlığı "I. Ailenin korunması ve çocuk hakları" olarak değiştirilmiş ve "Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir." "Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır." fıkraları eklenmiştir. Yine 61'inci maddesinin dördüncü fıkrasında "Devlet, korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması için her türlü tedbiri alır." hükmü bulunmaktadır.

Ülkemiz çocuklarla ilgili pek çok uluslararası sözleşmenin tarafı olup, iç hukukumuzda da çocukların mağdur olmalarını önleyici kanunlara sahiptir. Yasal düzenlemelerimiz çocuk hakları ilkeleriyle uyumludur. 2005 yılında Çocuk Koruma Kanunu çıkarılmıştır. TBMM'de 2010 yılında kayıp çocuklar başta olmak üzere çocukların mağdur olduğu sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla meclis araştırması komisyonu kurulmuş, komisyon kapsamlı, geniş bir çalışma yapmış, bu konuda önemli bir rapor hazırlamıştır. 6545 sayılı Kanun'la Türk Ceza Kanunu'nda önemli değişiklikler yapılmıştır.

Çocuk koruma politikaları kapsamında, 2011 yılından itibaren, özellikle bütüncül bir çocuk politikası izlenmektedir. Kurum bakımında olan çocukların evrensel standartlarda bakılması ve devletin kurum bakım hizmetlerinin evrensel standartlarda yapılmasına yönelik çocukevleri ve sevgievleri modeline geçilmiştir. Artık, 7-8 kişilik sevgievleri devletin, devlet kurumumun içindeki sevgievlerinde çocuklarımız bir ev ortamında yetişmektedir. Diğer taraftan, 2013-2017 yılı içinde Çocuk Hakları Strateji Belgesi hazırlanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa, 2013 yılında dört yıllık bir Çocuk Hakları Strateji Planı hazırlanmıştır. Koruyucu, önleyici tedbirler kapsamında aile eğitim programları hazırlanmış ve pek çok aileye eğitim verilmiştir.

Yapılan tüm iyileştirmelere ve alınan önlemlere rağmen, ülkemizde çocuğa yönelik kötü muamelenin bütünüyle önlenememiş olması hepimizi derinden üzmektedir. Çocuğa yönelik kötü muamele çocuklara fiziksel ve duygusal anlamda yanlış davranılması, cinsel istismar, ilgisizlik ve ihmalkârlık, ayrıca çocukların ticari anlamda ve başka biçimlerde sömürülmesi anlamını taşımaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından çocuk istismarcıları, aile bireyleri, bakımından sorumlu olan kişiler, arkadaşlar, hısım akraba, yabancılar, çocukla ilişkisi olabilen görevliler, işverenler, sağlık çalışanları ve diğer çocuklar şeklinde tanımlanmaktadır. Çocuk istismarı, maalesef, dünyadaki tüm ülkelerin sorunudur. Hayatımızı pek çok yönden kolaylaştıran teknolojik gelişmeler, kötü niyetli kimselerin elinde çocukları istismar eden bir araç hâline dönüşebilmektedir. Çocukların istismar ve taciz edilmelerinin etkileri tüm hayatları boyunca aşılamaz sonuçlar doğurmaktadır. Bu sorun, ihmal edilemez ve ertelenemez bir önem arz etmektedir. Zira, çocuklar her türlü politik ve ideolojik değerlendirmenin ötesinde korunması gereken varlıklardır. Çocuklarımızın sağlıklı ve güvenli ortamlarda yaşamalarını sağlamanın hem devletimizin hem de ailelerin görevi olduğu bilinen bir gerçektir. Başta aile olmak üzere çevre, devlet, devletin kurumları, sivil toplum, akademi, uluslararası kuruluşlar, özel sektör, her birimiz, çocukların ve doğal olarak toplumun geleceği konusunda sorumluluk taşımaktayız.

Ülkemizde çocuklarla ilgili yapılan çalışmaların etki ve sonuçlarının incelenmesi ve çocuklara yönelik her türlü istismar iddialarının araştırılarak alınması gereken ek tedbirlerin tespit edilmesi ile yeni çözüm yollarının geliştirilmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılması amacıyla önergemiz hazırlanmıştır.

7.- MHP Grubu adına Grup Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay ile 12 milletvekilinin başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/126)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizde istismar edilen çocukların sayısının hızla arttığı, başta TÜİK olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşların konuyla ilgili sundukları raporlardan ve yaşanan adli olay kayıtlarından anlaşılmaktadır. Geleceğimizin teminatı çocuklarımızın her türlü istismardan korunması, yaşanılan sorunların tespit edilmesi ve çözüme yönelik çalışmalar yapmak üzere Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğü'nün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis

16

araştırması açılmasını Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına arz ve talep ederiz.

1) Oktay Vural (İzmir)

2) Erkan Akçay (Manisa)

3) Deniz Depboylu (Aydın)

4) Mustafa Kalaycı (Konya)

5) Kamil Aydın (Erzurum)

6) Arzu Erdem (İstanbul)

7) Mehmet Necmettin Ahrazoğlu (Hatay)

8) Kadir Koçdemir (Bursa)

9) Mehmet Erdoğan (Muğla)

10) Muharrem Varlı (Adana)

11) Nuri Okutan (Isparta)

12) Mehmet Parsak (Afyonkarahisar)

13) Ruhi Ersoy (Osmaniye)

14) Erkan Haberal (Ankara)

Gerekçe:

Çocuk istismarı, geniş anlamda, 0-18 yaş grubundaki çocuğun, belli bir zaman dilimi içerisinde, kendisine bakmakla yükümlü yetişkin kişiler, diğer yetişkinler veya başka bir çocuk tarafından büyüme ve gelişmesini olumsuz yönde etkileyen, kaza dışı ve önlenebilir her türlü davranışa maruz bırakılması şeklinde tanımlanabilir.

Çocuklara bir yetişkin, toplum, devlet veya başka bir çocuk tarafından bedensel, duygusal, zihinsel ve sosyal gelişimlerini olumsuz etkileyen kasıtlı bir davranış uygulanması olarak tanımlanan çocuk istismarı çocuklardaki hastalanma ve ölümün en önemli nedenlerinden birini oluşturmaktadır.

Meclisimizin literatürü araştırıldığında, konuyla ilgili olarak, 2010 yılının Mart ayında, kayıp çocuklar başta olmak üzere çocukların mağdur olduğu sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla meclis araştırması komisyonu kurulduğu ve bu komisyonun 2006-2010 yılları arasındaki mağduriyetle ilgili olarak rapor sunduğunu görmekteyiz. Ancak, yapılan çalışmaya rağmen, sorunların çözülmediği hatta giderek arttığı da aşikârdır.

TÜİK verilerine göre, 2011 yılında güvenlik birimlerine getirilen çocukların sayısı 204.040 iken 2013 yılında bu sayı 273.571, 2014 yılında 280.414 olmuştur.

Mağdur çocuk sayısı 2010 yılında 88.582 iken 2014 yılında sayı 121.717'ye yükselmiştir.

Türkiye'de 2014 yılında, güvenlik birimine mağdur olarak 131.172 çocuk getirildiği, bu çocukların 11.095'inin de cinsel suçlara maruz kaldığı bildiriliyor.

Üzerinde durmamız gereken bir diğer sorun da kayıp çocuklardır. Zira,, bu çocukların fiziksel ve cinsel istismara maruz kalma olasılığı çok yüksektir. Ayrıca, kayıp çocuk sorunu "Çocuk ihmali" başlığı altına alınması gereken bir çocuk istismarı türüdür.

Son günlerde Karaman ilinde yaşadığımız, vakıf evlerinde vuku bulan, gerçekliği kanıtlanmış, 10 çocuğa yönelik cinsel istismar ve yine iddia edilen 45 çocuk istismarı da dikkate alındığında, bu sorununun acil olarak gündeme alınması gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Ne yazık ki son zamanlarda, devletin denetiminde olan veya olması gereken farklı kurum ve kuruluşlarda gerçekleşen cinsel ve fiziksel taciz olayları sık sık karşımıza çıkmaktadır.

Çocukları korumada en önemli hususlardan biri de yasaların çocukları ne kadar koruma altına aldığının bilinmesidir. Bu sayede çocuklarla ilgili görevleri ve sorumlulukları olan her birey kendine düşen görevi daha iyi kavrayabilecek, gerektiği yerde müdahale edecek ve tüm istismara uğramış çocukları yasal organlara bildirebileceklerdir. Bunun sağlanabilmesi için de etkili ve işlevselliği yüksek kanun ve yönetmeliklerin oluşturulması gerekmektedir.

Çocuklara yönelik istismarın kapsamının ve nedenlerinin araştırılması, konuyla ilgili mevzuatlardaki yetersizliklerin belirlenmesi, uygulamalardaki ihmal ve sorunların değerlendirilmesi; belirlenen sorunların çözümüne yönelik daha ayrıntılı çalışmanın planlanması amacıyla Meclis araştırması komisyonu kurulması önem arz etmektedir.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Sayın milletvekilleri, biraz önce okunan CHP Grubu adına Grup Başkan Vekili ve İstanbul Milletvekili Engin Altay'ın (10/123) esas numaralı, İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir ve 22 milletvekilinin (10/124) esas numaralı, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve 56 milletvekilinin (10/125) esas numaralı, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına grup başkan vekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın (10/126) esas numaralı, başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergelerin birlikte yapılacak görüşmelerine başlıyoruz.

VII.- MECLİS ARAŞTIRMASI

17

A) Ön Görüşmeler

1.- CHP Grubu adına Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Engin Altay'ın, başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/123)

2.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir ve 22 milletvekilinin başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/124)

3.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve 56 milletvekilinin başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/125)

4.- MHP Grubu adına Grup Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay ile 12 milletvekilinin başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/126)

BAŞKAN - Hükûmet? Burada, yerinde.

İç Tüzük'ümüze göre, Meclis araştırması açılıp açılmaması konusunda sırasıyla Hükûmete, siyasi parti gruplarına ve önergelerdeki birinci imza sahibine veya onların göstereceği bir diğer imza sahibine söz verilecektir.

Konuşma süreleri, Hükûmet ve gruplar için yirmişer dakika, önerge sahipleri için onar dakikadır.

Şimdi, söz alan sayın üyelerin isimlerini okuyorum: Hükûmet adına Kalkınma Bakanı Sayın Cevdet Yılmaz; önerge sahipleri adına İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir, Burdur Milletvekili Mehmet Göker, Aydın Milletvekili Deniz Depboylu, İstanbul Milletvekili Haydar Ali Yıldız.

İlk söz, Hükûmet adına Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz'a aittir…

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Bir saniye Sayın Bakan.

Buyurun Sayın Akçay…

VIII.- AÇIKLAMALAR

1.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, (10/123), (10/124), (10/125), (10/126) esas numaralı Meclis Araştırması Önergelerinin birleştirilerek yapılan ön görüşmelerinde Hükûmet adına Aile ve Sosyal Politikalar Bakanının konuşma yapmasını beklediklerine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Elbette, Hükûmet adına Sayın Kalkınma Bakanının konuşmasına mâni bir hâl yok, kendisini dinleyeceğiz. Yalnız, böylesine bahsettiğimiz, bahse konu gündemimizde, çocuk istismarıyla ilgili bir araştırma komisyonunun kurulmasına ilişkin bir görüşme yapıyoruz. Tabii, ilk akla gelen, konuyla ilgili Hükûmet üyesi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Ramazanoğlu'nun konuşmasını beklerdik. Acaba kendileri niçin Meclisi teşrif edip görüşlerini ifade etmemişlerdir? Bu, fevkalade önemlidir. Daha attığımız ilk adımda ilk düğmeyi yanlış iliklemeye başlarsak yanlış yaparız. Acaba Sayın Bakan nerededir yani?

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Nerede?

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Bu, çok önemlidir.

BAŞKAN - Sayın Akçay, teşekkür ediyorum, hak veriyorum.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Ben, bir ön yargıda bulunmak istiyorum, peşin hükümde bulunmak istiyorum ve özellikle gelmediği gibi bir izlenim ediniyorum ki bu, doğru değildir yani.

BAŞKAN - Sayın Akçay, muhakkak, Hükûmet adına Sayın Bakanın -dediğiniz gibi- konuşmasına mâni bir hâl yok, o da kendisi de söyleyecektir. Malum, tüm grupların birlikte, ortak kararıyla bugün gündeme girmiş bir şey yani bu, daha önceden planlanan bir olay değildi.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Dünden beri belliydi Sayın Başkan.

BAŞKAN - Dolayısıyla, ona ilişkin olarak muhakkak Hükûmetin, Sayın Bakanın da vereceği bir cevap olacaktır.

Müsaade ederseniz, Kalkınma Bakanı Sayın Cevdet Yılmaz'a ben ilk sözü vereyim.

Buyurun Sayın Yılmaz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VII.- MECLİS ARAŞTIRMASI (Devam)

A) Ön Görüşmeler (Devam)

1.- CHP Grubu adına Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Engin Altay'ın, başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/123) (Devam)

2.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir ve 22 milletvekilinin başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/124) (Devam)

3.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve 56 milletvekilinin başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/125) (Devam)

18

4.- MHP Grubu adına Grup Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay ile 12 milletvekilinin başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/126) (Devam)

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Çok müessif bir hadise vesilesiyle Meclisimizin gündemine gelmiş olan bir konuda Hükûmetimiz adına söz almış bulunuyorum.

Öncelikle, tabii, bütün bakanlar, Hükûmetin politikalarından ortak olarak sorumludurlar ve temsil yetkisine sahiptirler ama elbette tercih edilen, her bakanın kendi uzmanlık alanında daha fazla işin içinde olmasıdır. Eminim, bu çalışmalar esnasında Aile Bakanımız bire bir bu konularla çok daha yakından bütün bürokrasisiyle birlikte ilgilenecektir.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Siz de öylesini tercih ederdiniz zaten Sayın Bakan!

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Yani, sizin de çok gönüllü olduğunuzu düşünmüyoruz bu konuda!

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Devamla) - Bugün burada Hükümetimiz adına paylaşacağım görüşler, bütün bakanlarımızın, Hükûmetimizin görüşleridir, Aile Bakanımızla da birlikte. Bu çerçevede, Aile Bakanlığından da bir not alarak konuşmamı hazırladığımı da ifade etmek isterim.

Değerli milletvekilleri, müessif bir hadise, hepimizin vicdanını yaralayan bir hadise, yargıya intikal etmiş durumda. Öncelikle, yargının en sağlıklı şekilde karar verip yargı vesilesiyle suçlu bulunan kişinin de en ağır şekilde cezasını bulmasını yürekten temenni ettiğimizi belirtmek isterim. Bu tür hadiseler, siyasi ayrım konusu, ideolojik ayrım konusu olan hadiseler değildir, insani konulardır, bütün siyasi ayrılıkların, görüşlerin ötesinde yaklaşmamız gereken meselelerdir. Bu anlamda, Meclisimizin de bu konuyu gündeme getirmesini ve bu çerçevede sorumluluk üstlenmeyi arzulamasını da takdir ettiğimiz belirtmek isterim.

Çocuk meselesi gerçekten son derece önemli. Bir temel haklar var elbette, bütün insanlığı bağlayan temel haklar, hürriyetler var ama bir de belli özel gruplara ilişkin olarak da uluslararası platformlarda da gelişmiş, bütün insanlığın geliştirdiği bazı evrensel standartlar da söz konusu. Bunlardan bir tanesi de çocuk haklarına ilişkin alan. Bu, uluslararası anlamda da önemli bir çerçeveye sahip, bizim de 2010 yılında gerçekleştirdiğimiz Anayasa değişikliğiyle Anayasa'mıza da girmiş bir kavram, çocuk hakları kavramı. 41'inci maddemizin başlığı "Ailenin korunması ve çocuk hakları" olarak değiştirildi biliyorsunuz. Bu, en üst hukuki belgemizde bu konuya verdiğimiz önemin açık bir göstergesi. Yine, buraya bir fıkra eklendi bu değişiklikle "Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı, çocukları koruyucu tedbirler alır." fıkrası da ilave edildi.

Bunu niçin vurguluyorum? Çocukları korumak, sadece ailenin, sadece yakınlarının görevi değil, bütün milletin görevi, devletin görevi, kamusal bir görev aynı zamanda. Dolayısıyla, Meclisimizin bu konuda tartışması, konuşması, araştırması, tedbirler geliştirmesi de bu hukuki çerçeveyle çok çok uyumlu, onu vurgulamak açısından tekrar hatırlatmak istedim. Ülkemiz bu çerçevede birçok uluslararası sözleşmeye de taraf olmuş durumda. Hükûmetimizin bu konudaki politikası da buradan zaten anlaşılabilir.

Yine, 2005 yılında Çocuk Koruma Kanunu'nu Meclisimiz yasalaştırdı, Hükûmetimizin tabii ki desteğiyle, katkısıyla. Burada da yine önemli düzenlemeler yapıldı.

Ayrıca, Meclisimiz, 2010 yılında da kurduğu bir araştırma komisyonuyla bu alana ilişkin, çocuklara ilişkin önemli tespitlerde, önemli tekliflerde bulundu. Bu çerçevede de Ceza Kanunu'muz başta olmak üzere birçok değişiklikler yapıldı, adımlar atıldı. Bu yeni kurulacak araştırma komisyonunun da ben bu vesileyle yine hayırlı birtakım adımlara, bazı ek tedbirlere, bu sorunu daha da azaltıcı çalışmalara vesile olmasını diliyorum. Hükûmet olarak çocuklara verdiğimiz önem, bütün politikalarımızda görülebilir. Özellikle de korunmaya muhtaç çocuklara çok özel çalışmalar gerçekleştirdik bu dönemde. Sevgievleri gibi hadiseler, eğitim sisteminde, sağlık sisteminde çocuklarımızın aldığı hizmetleri artırıcı çalışmalar, başlı başına bir Aile Bakanlığı oluşturmamız ve bu çerçevede hizmetlerimizi daha bütüncül bir bazda yürütmemiz bunun kanıtlarıdır.

Yine, ilk defa, Çocuk Hakları Strateji Belgesi bu dönemde hazırlandı, bunun da temelini aslında çocuk hakları oluşturuyor. Çocuğu merkeze alan birtakım politikalar da bu vesileyle bir strateji belgesine bağlanmış durumda. Bu çalışmaları sürdüreceğiz. Ancak, şunu da söylemek zorundayız: Maalesef, ülkemizde de, dünyada da, ne kadar tedbir alırsanız alın, ne yaparsanız yapın, bazı müessif hadiseler yaşanabiliyor. Çocuklarımıza ilişkin olarak da maalesef bunlar yaşanabiliyor. Önemli olan, tabii, bu gerçekleri görüp gerekli bütün tedbirleri almak, çok boyutlu bir şekilde bu hadiseleri önümüze koyup alınması gereken tedbirler konusunda yeni fikirler geliştirmek.

Burada, tabii, hem ülkemize hem dünyaya da bakmak durumundayız; dünyada neler yapılıyor, neler gerçekten etkili oluyor, hangi tedbirler, hangi politikalar… Bu çerçevede dünyaya da bakılmasında ben büyük yarar görüyorum. Eminim, Meclisimizin oluşturacağı

19

araştırma komisyonu, hem dünyadaki uygulamalara hem ülkemizin tecrübesine bakarak sivil toplumla, akademik dünyayla, ilgili tüm taraflarla birlikte bu alana ilişkin önemli tespitler, önemli öneriler geliştirecektir. Bizim de Hükûmet olarak bu önerilerden en üst düzeyde faydalanmaya hazır olduğumuzu özellikle belirtmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bu sorun, yakıcı bir sorun ve ertelenebilecek, ihmal edilebilecek bir sorun değil dolayısıyla en hızlı bir şekilde bu alana ilişkin çalışmaların yapılmasında da büyük yarar gördüğümüzü belirtmek istiyorum. Bu kapsamda, Anayasa'mızın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'müzün 104'üncü ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılması önergesine olumlu baktığımızı, bunu yararlı bulduğumuzu belirtmek istiyorum. Dört grubun önergelerinin birleştirilerek, bütün Meclis olarak bu işe sahip çıkılmasının da ayrı bir anlamı olduğunun altını çizmek istiyorum. Bu, aslında toplumumuza vereceğimiz çok güzel bir mesaj, hem mağdur olan insanlara vereceğimiz hem de bütün topluma vereceğimiz bence çok güzel bir mesaj. Bu konularda siyaset olmaz, bu konular, siyasi olarak istismar edilmez, siyasi polemik malzemesi yapılmaz. "Bu konularda bütün milletvekillerimiz, milleti temsil eden bütün vekillerimiz ortak bir tavır alır." mesajının verilmesi başlı başına bence olumlu bir hadise ve bu alandaki mücadelemize destek olacak bir hadise.

Tabii ki bu konularda, dediğim gibi, dünyanın da, bizim de yaşadığımız sorunlar; ne kadar gelişmiş olursanız olun, ne kadar ileri bir sisteminiz olursa olsun, maalesef, insanın olduğu yerde bu tür hadiseler yaşanabiliyor ama önemli olan, dediğim gibi, bunu çok yönlü analiz etmek ve gerekli tedbirleri almak. Burada ben doğrusu koruyucu boyutun en az, cezalandırıcı boyut kadar önemli olduğunu düşünüyorum. Bu konuyu analiz ederken eminim Meclisimiz, çok boyutlu bakacaktır; işin sosyoekonomik boyutundan kültürel boyutlarına, şehirleşme boyutundan ceza hukukuna, akademik çalışmalardan yargısal süreçlere kadar birçok konuyu tartışacaktır, konuşacaktır ve buralardan çıkacak somut önerilerin, ben, dediğim gibi Hükümetimize ciddi anlamda yol göstereceğini düşünüyorum.

Bu konularda, bugüne kadar bir tecrübemiz var, yapılanlar var ama yaşadığımız hadiseler de gösteriyor ki ilave tedbirler almamız lazım, yapılacaklar konusunda daha fazla çalışmamız lazım.

Bu vesileyle şunun da altını çizmek istiyorum: Burada bir suçla karşı karşıyayız, tabii ki yargı, son sözü söyleyecek ama toplumsal anlamda duruma baktığımız zaman, bir suçla karşı karşıyayız ve bu suçu işleyen suçlular var. Kim yaparsa yapsın, hangi camiadan, hangi kesimden olursa olsun, suç işleyen, cezasını en ağır şekilde görmelidir ve aslında "suçun şahsiliği" diye hukukta da, evrensel hukukta da bir ilke var, biliyorsunuz. Bir insan suçlu diye babasını, annesini, yakınlarını suçlayamayacağınız gibi, mensup olduğu bir partiyi, derneği, vakfı da suçlayamazsınız. Tam aksine, aslında suç işleyen kişi, mensubu olduğu bu yapıları da mağdur eder bir konumdadır. Aslında onlar da en az toplumun geneli kadar ve daha fazla aslında bundan eminim ki acı duyuyorlar, mağdur hissediyorlar. Dolayısıyla, buralarda ölçüleri hukuki olarak koymakta ve ortak tavır geliştirmekte çok büyük fayda var diye düşünüyorum. Burada gerçek kişiler ile tüzel kişileri de birbirinden ayırmalıyız. Suç, gerçek kişiler tarafından işlenir, tüzel kişiler suç işlemezler, tüzel kişiler aksine, rencide olurlar, mağdur olurlar. Dolayısıyla, burada bir dayanışma sergilememiz çok çok önemli diye düşünüyorum. Bu araştırma komisyonunun kuruluşu aşamasında gösterilen bu ortak tavrın çalışma süreci boyunca da gösterileceğine olan inancımı da bu vesileyle ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, tabii, bir olay vesilesiyle belki gündeme geldi bu hadiseler ama eminim ki çok daha kapsamlı bir şekilde bir inceleme yapılacaktır. Nitekim uluslararası bazı sözleşmelere baktığımız zaman, çocuk istismarının çok boyutlu bir hadise olduğunu görüyoruz. Dünya Sağlık Örgütünün tanımlarına bakacak olursak bir referans olarak, ihmalden duygusal etkilere, fiziksel zarardan cinsel istismara kadar çocuk istismarının dört başlık altında toparlandığını görüyoruz. Yine, bu çalışmalarda çok boyutlu bir şekilde değişik istismar boyutlarına da bu komisyonumuzun mutlaka değineceğinden ve buralarla ilgili bazı öneriler geliştireceğinden eminim. Dolayısıyla, komisyonumuza bu çalışmalarda başarılar diliyorum. Hükûmet olarak Aile Bakanlığımız başta olmak üzere her türlü iş birliğini yapmaya, Hükûmet olarak bütün bu çalışmalara destek olmaya hazır olduğumuzu da özellikle ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, tabii, bu vesileyle şunu da belirtmek isterim: Aile Bakanımızın bu konularda yaptığı bir açıklama oldu. Bağlamından kopuk bir şekilde yorumlanıp çok farklı yerlere çekilmeye çalışıldı. Bunu da doğru bulmuyoruz. Aile Bakanımız kendisi de zaten bu konuda gerekli açıklamaları yaptı. Bu konuda hiçbirimizin farklı düşünmesi mümkün değil. Onu bir kez daha burada da vurgulamak isterim.

Ayrıca, Aile Bakanlığımız bu konuyla yakından ilgileniyor.

MUSA ÇAM (İzmir) - Uzaktan ilgileniyor Sayın Bakan, uzaktan ilgileniyor!

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Devamla) - Şu anda, Aile Bakanlığımız, yargı süreçleriyle ilgili takip konusunda çalışmaları başlatmış durumda. Ayrıca, mağdurlara rehabilitasyon ve psikolojik destek konusunda yine çalışmalara başlamış durumda. Ve yine,

20

kendi görev alanıyla direkt ilgili olduğu için, bu konularda incelemeler, araştırmalar ve Bakanlık olarak alınması gereken tedbirler konusunda da Aile Bakanlığımız, çalışmalarını başlatmış durumda. Eminim, bu süreçte komisyonumuza en büyük desteği yine Aile Bakanlığımız, oradaki bürokratlarımız, teknisyenlerimiz, Sayın Bakanımız, bütün ekibiyle bu süreci destekleyecektir ve bu şekilde, hepimiz için faydalı olan sonuçlar elde edilecektir diye inanıyorum.

Ben daha fazla uzatmak istemiyorum. Zaten, Meclisimizin, gruplarımızın ortak kararıyla gündeme gelmiş bir konu. Bu araştırma komisyonunun hayırlı olmasını diliyorum. Ülkemiz için, milletimiz için, özellikle de çocuklarımız için yararlı, hayırlı sonuçlar ortaya koymasını bir kez daha temenni ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yılmaz.

Şimdi, önerge sahipleri adına ilk söz, İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir'e aittir. (HDP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Kerestecioğlu Demir, sizin süreniz on dakikadır.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, sevgili halkımız; Halkların Demokratik Partisi olarak, Ensar Vakfı ve kurumlarında, KAİMDER'de çalışan bir görevlinin cinsel istismarına uğrayan çocuklarla ilgili vermiş olduğumuz araştırma önergesiyle ilgili söz almış bulunuyorum.

Özellikle, neden Sayın Bakanın "Bir kere rastlanmış olması hizmetleriyle ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olmaz." ifadeleri ve basın yasağı, neden çocuğun yararına öncelik verilerek konunun ve kurumun ele alınacağına dair kamuoyunda ciddi bir şüphe yaratıyor, neden vakıf yurtlarında bulunan diğer çocuklarla ilgili de kaygılanıyoruz; aslında, biraz bunu açıklayarak söze başlamak istiyorum.

Cezasızlıktan, suçların üstünün örtülmesinden korkan bir toplum yarattınız maalesef ve bu yüzden de insanlar, bu adaletten korku içerisindeler. Bunun örneği, daha öncesinde Pozantı Cezaevidir. Pozantı Cezaevinde taciz, tecavüz ve işkenceye maruz kalmış bir çocuk, tahliye olduktan sonra, hatırladığınız gibi, intihara kalkışmıştı. Yine, Pozantı Cezaevindeki tecavüzü anlatan bir başka çocuk, Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevine geçtikten sonra kendini asarak intihar girişiminde bulunmuştu. Peki, devlet Ensar Vakfında yaşanan tacizle ilgili gereğini yapacağı güvenini vermiş miydi Pozantı'daki tecavüzler sonrasında? Aldığı tutumla hayır, böyle bir güven vermemişti.

Ne yapıldığını anlatayım: Pozantı Cezaevindeki tecavüzü ortaya çıkarmış olan gazeteci Zeynep Kuriş, bu haberiyle devletin mahremiyetini teşhir etmekten tutuklandı. Bu haberiyle Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri Yarışması'nda yazılı haber ödülünü kazanan bir gazeteci tutuklanmış oldu. Devletin üstün yararı, yine çocukların üstün yararını alt etti. Zeynep şöyle diyordu: "İnsanlık dışı durumu haber yaptım, devletin mahremiyetini teşhir ettiğim için tutuklandım. Haber yapmak için 150'yi aşkın etkinlik, eylem ve mitinge katıldım, habercilik faaliyetim, suç delili gibi sunuluyor. Neden tutukluyum bilmiyorum, hiç kimseyi vurmadım ben."

Pozantı'da çocuklara yönelik istismarın faili 20 zanlının dosyalarına ise takipsizlik kararı verildi. Fatura, Pozantı Cezaevinin fiziki koşullarına kesildi, cezaevi bir süre sonra kapatıldı. Hükûmet ne yaptı? İnkâr etti. Yargı ne yaptı? Takipsizlik kararı verdi. Bu takipsizlik kararı verilirken çocuklar, müebbet hapisle yargılanıyorlardı.

Çocuk tutuklulara yönelik işkence ve kötü muamele iddiaları Pozantı'yla sınırlı değildi. Bu olay sonrası Şakran, Maltepe, Muğla, Antalya Cezaevlerinde çocuklara yönelik cinsel istismar, işkence ve hatta cezaevinde dayakla öldürülme iddiaları sürüyordu.

Adana Ceyhan Cezaevinde yaşanan cinsel istismar da yalnızca cezaevi başgardiyanına uyarı cezası verilerek örtüldü. Hiçbir yetkili veya infaz koruma memuru hakkında dahi dava hâlihazırda da açılmadı.

İşte bu nedenle, her şeyi yargıya havale etmekle olmuyor. Evet, suçların şahsiliği var, bu, bir ilke ama "devletin pozitif yükümlülüğü" diye de bir hukuk ilkesi var, önleme sorumluluğunuz var. İktidar olan, hükûmet olan sizseniz, bakan olan sizseniz önleme sorumluluğuna da sahipsiniz ve bu pozitif yükümlülüğü yerine getirmediğiniz için zaten bizler burada eleştiriyoruz ve yapılması gerekeni söylüyoruz. Bu, bir siyasi istismar konusu değil. Eğer bizler hükûmet olsaydık, bizler bakan olsaydık aynı şekilde hesabı, halkımız ve sizler bizden soracaktınız. İfade ettiğimiz şey sadece budur. Meclis, bunun için var ve gereğini yapmamız gerekiyor. Dünkü ısrarımızın da nedeni budur.

Dün burada, sanki bu kadar önemli bir konuyu konuşmuyormuşuz gibi, sizlerin oylarıyla araştırma önergeleri reddedildi, üstelik de kabul edildiği hâlde reddedildi. Bu da gerçekten, ayrı bir, olay olarak tarihe geçti tutanaklarda da.

Şimdi, az önce de söylediğim gibi, bakan olmak, sorumluluk almayı gerektirir. Evet, keşke Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı burada olsaydı hem söylediği sözlerin hem de kendisine bağlı olan kurumlarda ne olduğunun hesabını burada çok net olarak karşımıza çıkarak verebilseydi. Bunun başka bir yolu yoktur.

Önleme konusu ise -söylediğim gibi- her şeyden önemlidir çünkü önemli olan, olay

21

olduktan sonra, istismar olduktan sonra, o çocuk bedenler ve çocukların ruhları yaralandıktan sonra kalkıp da burada yargıya işi havale etmek ya da komisyon kurmak değildir. Evet, komisyon önemli bir adım şu an için ama önemli olan, bütün bunların yapılmasını önlemektir yani denetlemektir. Türkiye'nin en büyük zaafı zaten budur; kadına yönelik şiddet konusunda da böyledir, çocuklara cinsel saldırılar konusunda da böyledir, çevre katliamları konusunda da böyledir. Her konuda, her konuda ama önleme sorumluluğunu maalesef, iktidar, Hükûmet hissetmiyor ve sonrasında da zaten hesap verme sorumluluğunu hissetmiyor. Önleme sorumluluğunu hissetmezseniz zaten hesap vermek için de sorumluluk almazsınız.

Evet, yapılması gereken -dediğim gibi- olduktan sonra değil, olmadan önlemek, kurumları, kurum personelini ciddi eğitimlere tabi tutmak, çocukların hemen ama hemen adalete erişimini sağlamak. Yani bir düğme ötesinde, bir zil ötesinde olmalı o çocuklar adalete hemen erişebilmek için, şikâyetlerini hemen yapabilmek için, bunun için bir mekanizma kurulmalı. Umuyorum, komisyon bunları da sağlayacak çabalar gösterecek.

Evet, komisyonun -söylediğim gibi- kurulmasını gerçekten anlamlı buluyorum. Bunun için hiç kimsenin partizanlık yapmadan, gerçekten çocukların üstün yararını düşünerek ve gözeterek çalışması gerektiğini ve bu komisyonda elbirliğiyle bunların yapılması gerektiğini düşünüyorum. Evet, o vakfa gitmemiz gerekiyor, adını koymamız gerekiyor, denetlememiz gerekiyor, başka kurumları da denetlememiz gerekiyor, cezaevlerindeki çocukların durumlarını da denetlememiz gerekiyor. Nerede bir çocuğun tırnağına dahi bir şey oluyorsa bunun sorumluluğunu hep birlikte almamız ve bunun hesabını, kimler sorumluysa ondan sormamız gerekiyor. Aksi takdirde, "Evet, yargı bunu ele almıştır." Demek, daha önceki pek çok örnekte olduğu gibi, üstelik de yargının tarafsızlığından, bağımsızlığından çok ciddi şüpheler duyulan bir dönemde, sadece Meclisin havale edeceği bir şey değil. Burası bir havale merkezi değil arkadaşlar, burası sorumluluk alma merkezi ve hepimiz bu sorumluluğu almak zorundayız. Dün de ifade ettiğim gibi, çocuklar için ayağa kalkmayacaksak kimler için ayağa kalkacağız? Çocuklar için hep birlikte ayağa kalkmak zorundayız.

Ben, buradan, aslında, bir kez de halkımıza teşekkür etmek istiyorum, sözlerime son vermeden. Çocuklarına sahip çıkarak bu komisyonun kurulmasına en büyük desteği sağlayan ve bunun için, aslında, günlerdir çok ciddi çabalar gösteren -topladıkları imzalarla, yaptıkları paylaşımlarla, sordukları hesaplarla- halkımıza ve kamuoyuna bir kez daha teşekkür etmek istiyorum ve gözlerini üzerimizden asla ama asla ayırmamalarını temenni ediyorum.

Komisyon hayırlı olsun.

Hepinize saygılar sunuyorum. (HDP sırlarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Şimdi, önerge sahipleri adına ikinci söz, Burdur Milletvekili Mehmet Göker'e aittir.

Buyurun Sayın Göker. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET GÖKER (Burdur) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Yapacağım bu konuşma, bir baba hassasiyetine ve kürsüye yakışır bir konuşma olmasını istediğimden dolayı mümkün olduğunca yumuşatılarak yapılacaktır yoksa çok daha sert olacağı kesindir.

Karaman'da bir öğretmenin en az 10 çocuğa bazı vakıf ve derneğe ait evlerde cinsel istismarda bulunduğu iddiaları basında yer almıştır. Bu iddiaların ardından Karaman Cumhuriyet Başsavcılığının 07/3/2016 tarihinde yaptığı açıklama ile olay netlik kazanmış, 2013-2014 yılları arasında meydana gelen cinsel istismara maruz kalan bir çocuğumuzun psikolojik destek amaçlı götürüldüğü Konya'daki bir psikiyatr doktorun duyarlı ve hassas davranması neticesinde, söz konusu çocuğa cinsel içerikli yayın izlettirildiğinin tespiti sonrasında Konya Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulunmuş ancak Konya Cumhuriyet Başsavcılığı görevsizlik kararı vererek dosyayı Karaman Başsavcılığına iletmiştir. Karaman Başsavcılığının olayın üzerinde titizlikle çalışması sonucunda söz konusu olay ortaya çıkmıştır. Bu konuda göstermiş olduğu hassasiyet nedeniyle Karaman Cumhuriyet Savcılığına ve davanın açıldığı günden itibaren çocukların mahremiyetinin korunması adına vermiş oldukları gizlilik kararı nedeniyle yerel mahkemeye teşekkür ederim. Umarız, bu hassasiyet bundan sonra da devam eder.

Bu yaşanan olay sadece Karaman'a mal edilemez. Zira, eğitim sistemimizin çağdaş, bilimsel ve laik temellerini tahrip eden, devletimizin kuruluş felsefesine ve rejimine savaş açmış bir zihniyetin eğitim sistemimizi teslim almasından başka bir şey değildir. Sorun toplumsal ahlakımızın çökme noktasına geldiğinin bir göstergesidir ki Sayın Aile Bakanının çocuklarımızı korumak yerine vakfı savunur beyanatta bulunmuş olması bu konumda manidardır.

Yaşanan bu gelişmelerin basına yansıması üzerine Genel Başkanımızın talimatıyla oluşturulan heyetimiz, Karaman iline giderek olayla ilgili araştırmalarını yapmıştır ve yapmaya da devam edecektir. Bu ziyaretteki amaç kesinlikle ve kesinlikle siyasi bir rant elde etme çabası değildir. Hele hele olayı Karaman'a ve Karaman halkına mal etme gibi bir amacımız kesinlikle yoktur. Amacımız, Türkiye'nin değişik bölgelerinde yaşanan bu olayların ortaya çıkması ve sanıkların en üst seviyede cezalandırılmasının sağlanmasıdır. Toplumsal

22

duyarlılık ve hassasiyet adına, bu görüşmelerde mağdur aileler ve çocuklar dâhil edilmemiştir.

Yaşadığımız toplumu derinden etkileyen bu ahlaksız olay nedeniyle yaptığımız görüşmelerde şu sonuçlara ulaştık: Cinsel istismar vakalarının 1 vakıf ve 1 derneğe ait toplam 2 evde gerçekleştirildiği; dosyada kayıtlı 10 çocuğun 9'unda net, 1'inde ise şüpheli tipi bulguların tespit edildiği; savcılığın söz konusu evlerden soruşturma aşamasında haberdar olduğu ve olayın ortaya çıkışından itibaren ivedi ve tam bir gizlilikle soruşturmanın yürütüldüğü; adı geçen şahsın görevden alınarak tutuklandığı bilgisini sizlerle paylaşmak isterim. Görüşmeler sonucunda heyetimizde oluşan ortak kanaat şudur ki dosyanın gizliliği esasına dayanarak bilgi vermekten kaçınılıyor olması altı çizilecek bir husustur. Özellikle, İl Millî Eğitim Müdürünün şahsın görev yaptığı dönemi sorgulamak amacıyla sormuş olduğumuz sorulara net cevap veremeyişi ayrıca bir soru işaretidir. Bu olayın tek bir kişiye mal edilmesi düşünülemez; çok yönlü bir şekilde araştırılmalıdır, olayda sorumluluğu ve ihmali olan herkesin gerekli cezayı alması için ne gerekiyorsa yapılmalıdır.

Sanığın 2014-2015 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde Ayrancı ilçesi Ağızboğaz köyü ilkokuluna altı aylığına geçici görevle gönderilmiş olması, altı ay sonra da Karaman'ın en prestijli okullarına tekrar döndürülmüş olması yine gözlerimizden kaçmayan bir olaydır. Bu görevlendirmenin amacının ne olduğuna sorduğumuz sorularda ulaşamadık. Bu dönüşe kimlerin aracı olduğunun takipçisi olacağız. Bu öğretmenin torpille yer değiştirdiği kesindir. Elinizi vicdanınıza koyun sayın vekiller, torpille yer değiştirmelerin yapıldığını hepimiz biliyoruz ama bu torpilleri uygularken bari sapıkları ayrı tutun.

Bu olaya istinaden Sayın Vali ve Başsavcıya ilettiğimiz sanığın Twitter hesabının kapatılması önerisi hâlâ karşılık bulmamıştır. Bu da söz konusu yetkililerin olaya gösterdikleri duyarlılığı ortaya koyması bakımından manidardır.

Karaman'da yaşanan cinsel istismar olayının altında ekonomik zorluklar ve köy okullarının kapatılması sonucu eğitim imkânına erişemeyen çocukların vakıf ve dernek gibi yapıların kaçak evlerine sığınmaları yatmaktadır. Bu ve benzeri olumsuzlukların tekrarlanmaması için özellikle köylerde bulunan çocukların eğitim imkânına erişimlerinin kesin olarak sağlanması gerekmektedir. Unutulmasın ki Anayasa'nın 41'inci maddesi gereği, devlet, çocuklara yönelik her türlü istismara ve şiddete karşı bütün tedbiri almak zorundadır. Vakıf ve derneğin ilkokul ve ortaokul düzeyinde açmış olduğu evlerin yasal dayanağı yoktur. En önemlisi de 5661 sayılı Yasa ve 652 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname'nin ilgili maddesine göre, şahıslar ve özel, tüzel kişiler ilk ve ortaöğretim düzeyinde yurt açamazlar.

Değerli Başkan, sayın milletvekilleri; en acısı ve en zoru da cinsel istismar ya da bu tür bir olaya maruz kalmış başka çocukların olup olmadığı saptanırken nasıl bir yol izlenecektir? Cinsel istismara maruz kalan çocukların yaşadıkları fiziksel ve ruhsal travmaların giderilmesi için kim, ne yapacaktır? Millî Eğitim Bakanlığı vakıf, cemaat ve derneklere teslim olmuştur. Millî Eğitim Bakanı aciz içindedir, yaşananları uzaktan izlemektedir, derhâl istifa etmelidir. Sizin deyişinizle, bir istifadan bir şey olmaz.

Yılbaşı kutlamak, karşı cinsle tokalaşmak günah; çocuklara cinsel istismarda bulunmak nefsine yenik düşmek midir? Sadece haber yaptığı için peşine düştüğünüz gazetecileri bırakıp bu tür ahlaksızlıkların tekrar yaşanmaması için suçun üstünü örtmeyin.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Göker.

Önerge sahipleri adına üçüncü söz, Aydın Milletvekili Deniz Depboylu'ya aittir.

Buyurun Sayın Depboylu. (MHP sıralarından alkışlar)

DENİZ DEPBOYLU (Aydın) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; bugün burada, 17 Şubat 2016 tarihinde Meclis Başkanlığına sunduğumuz, 23 Mart 2016 Çarşamba günü yani dün Meclis gündemine getirdiğimiz çocuk istismarının önlenmesine yönelik araştırma önergesinin tekrar gündeme alınması sebebiyle söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu önerge bugün tekrar gündeme geldi çünkü maalesef, dün, AKP Grubu tarafından reddedildi. Daha da üzücü tarafı, iktidar vekil sayısı 32 kişi iken, muhalefet vekil sayısı daha fazla iken sayın Meclis başkan vekilinin tavrı sebebiyle ilk ret kararını aldı ve biz bu sorunun gündeme alınması için, bir araştırma komisyonunun kurulması için ciddi bir çaba harcamak zorunda kaldık.

Ben buradan özellikle yandaş havuz medyasını ve bir kısım ana akım medyayı kınamak istiyorum. Milliyetçi Hareket Partisinin hassasiyetini yok sayarak ve verdiği emeği yok sayarak, muhalefetin çabasını görmemeyi yeğleyip, bu arada göstermemeye de çalışarak "4 parti AKP önderliğinde birleşti, çocuk istismarının üzerine gidiyor." diye lanse etmesini kınıyorum.

Her şeye rağmen, ben, tüm vekillerimize, siyasi parti gruplarına bugün teşekkür etmek istiyorum. Çünkü, bütün bu yaşadıklarımıza rağmen devletimizi, milletimizi ilgilendiren özellikle sosyal sorunlarda 4 grubun bir araya gelerek ortak bir karar alabilmesi ve özellikle çocuklarımızı korumaya karar vermesi, yapılan haksızlıkların ve suçların üzerine gitmek üzere bir araştırma komisyonu kurmaya karar vermesi çok güzel bir gelişme, bunu hep

23

birlikte başarıyor olmak yüce milletimiz adına gurur verici bir karardır diye düşünüyorum.

Değerli vekiller, istismar ciddi bir sorundur. İstismar ister fiziksel olsun ister cinsel ister dinsel ister duygusal, ne olursa olsun, bir insanın hem o günkü ruh hâlinde, yaşamında hem de geleceğinde derin yaralar açan çok ciddi bir sorundur.

Bilmiyorum, hiç hayatınızda bir istismar mağduruyla bir araya gelip dinlediniz mi? Ben çalışma yaşamında birçok istismar mağduruyla bir araya gelip onları dinledim. Bunların içerisinde çocuklar vardı ve yetişkinler de vardı. Çocukların çektiği sıkıntılar başka, ta çocukluğunda istismarı yaşamış olan, bunu yetişkinliğe farklı sorunlarla taşımak durumunda kalan bireylerle görüşmelerim sonucu gördüğüm manzara yine farklıydı. Ve daha da ötesi, bu çocuklarımız küçük yaşta cinsel istismara uğradıktan sonra, yetişkin olduktan sonra yaşadıkları sorunları yeni kurdukları ailelere de taşıyorlar ve bu taşıdıkları sorunlar o ailenin birliğini, beraberliğini de olumsuz şekilde etkiliyor.

Çocukların yaşadıkları sorunlarla birlikte, bir de o çocuklara sahip olan ailelerin yaşadığı sorunlar var. Çocuklarının çektiği acıyı görmek ayrı bir tarafa, bu acının hakkını ararken yaşadıkları sosyal baskı başka bir tarafa ve adalet karşısında bunları, hakkını ararken yaşadıkları sıkıntılar da başka bir tarafta ayrı zorluklara sebep olmakta. Biraz empati kuralım. Zannediyorum sizler empati kurdunuz ki bugün 4 siyasi parti grubu olarak bu önergeler Meclis gündemine geldi ve de bu araştırma komisyonunun kurulması için adımlar atıldı.

Biz aileyiz, hepimizin birer yakını var. Buradaki vekillerimizin çoğu annedir, babadır; öyle olmasa da kardeşleriniz vardır, yeğenleriniz vardır, ailenizde çocuklar vardır. Eğer bunlardan biri herhangi bir şekilde böyle bir üzücü olaya maruz kalsa neler hissederdiniz? Siyaset bir tarafa, zaman zaman siyasi söylemlerimizle birbirimizi kırdığımız olabiliyor, birbirimizle aynı fikirde olmayarak farklı fikirleri savunduğumuz anlar mutlaka oluyor ki olmak zorunda, bu demokrasinin kaidesi. Ancak, hep birlikte sosyal sorunlara baktığımızda ve empati kurduğumuzda bazı sorunları siyaseti bir kenara bırakarak ele almak zorundayız.

Dün beni üzen bir başka konu daha vardı. Muhalefet partilerinden, araştırma önergesi sunulduğunda -dün de eleştirdim- buradaki vekil arkadaşlarımızın, AKP'li vekil arkadaşlarımızın çoğu burada olmuyor; gerekçeyi sunuyoruz, çıkıyoruz burada savunmamızı yapıyoruz ve çoğu da dışarıda oluyor, bizi dinlemiyorlar ve bizim neyi savunduğumuzu bile belki bilmiyorlar, oylama sırası geldiğinde koşarak içeri girip grup kararına uyuyorlar. Bu, demokrasinin aldığı bir yaradır. Neden biliyor musunuz? Çünkü, burada sizlere güvenen insanlar var. Sadece siyasi anlamda değil; sizlere, bir vekil olarak, haklarını savunacak, sorunlarını burada savunacak kişiler olarak bakıyorlar. O nedenle, sırf muhalefetten geldi diye, bir araştırma önergesini okumadan, dinlemeden yok saymanız çok üzücü. Yeri geldiğinde, devletimizin ve milletimizin ortak menfaati için karar almak durumunda kaldığımızda, sadece kendi önergelerinizi değil, lütfen elinizi vicdanınıza koyun, mantığınızı da harekete geçirin ve muhalefetten gelen araştırma önergelerini, tekliflerini de ciddiye, dikkate alın istiyoruz.

Yine, toplum ruh sağlığımızın korunması için yapabileceğimiz zaten çok şey var çünkü baktığımız zaman, gerçekten de toplum bu konuda iyiye gitmiyor, intihar oranları artıyor.

Bakın, kayıp çocuklarımız var. Bu kayıp çocuklarımızın da bir şekilde ele alınması gerekiyor belki bu önerge içerisinde. Neden biliyor musunuz? Çünkü, kayıp çocuklarımızın çoğu cinsel istismar veya fiziksel istismar nedeniyle hayatını kaybetmiş oluyor.

Vakıflar, vakıf kültürü bizim için çok önemli, gerçekten biz de önemsiyoruz ama şunu da unutmamamız gerekir ki iyilik yaptığını düşündüğümüz, bizlere destek olduğunu düşündüğümüz vakıflara birtakım hakları verirken veya birtakım şeyleri yapmasına göz yumarken, izin verirken denetimi de elden bırakmamak zorundasınız. Sorunların üzerine gitmek zorundayız çünkü kurumlar ancak o zaman temiz kalır. Eğer burada kusuru ve ihmali olan kişiler araştırılıp gerekli cezayı almazlarsa o kurum zaten yara alır. Kurumların da temizliği için sorunların üzerine gitmekten kaçınmamamız gerekiyor.

Devlet, milletin güvenliğinden sorumludur. Yandaş kadrolaşmaya değil, temiz kadrolaşmaya ihtiyacımız var. Sadece siyasi görüşlerini dikkate alırsanız yanlış insanları yanlış işlerin başına getirirsiniz. İşleri ehil olan kişilere vermemiz gerekiyor ki ehil olan kişilerin her zaman sizinle birlikte aynı siyasi görüşe sahip olmayacağını da kabul etmeniz gerekiyor. Eğer işini dürüst yapıyorsa, yaptığı işi en iyi şekilde yapıyorsa o zaman onların hakkını yemeye de hakkınız yok çünkü şu anda siz yeryüzünde bir insanın sınanabileceği en zor şeyle sınanıyorsunuz; iktidar ve güçle sınanıyorsunuz. Ahirette bunun hesabı çok daha ağır. Bizler için de aynı, biz de burada söz sahibiyiz, biz de aynı sınavdayız ama iktidarın sınavı çok daha ağır. Lütfen, bunun da farkına varın.

Yasalar çocukları tam anlamıyla korumalı, uygulamalar özellikle denetlenmelidir. Bugün burada ortak bir karar alıp araştırma komisyonu kuracağız. Ben şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. Ancak, bu araştırma komisyonunda ele alacağımız konuların belirlediğimiz konuların dışına çıkartılmayarak amacına uygun yapılması gerekiyor. Denetlenmesi gereken, incelenmesi gereken her şeyin kuralına uygun denetlenerek,

24

incelenerek raporlaştırılması gerekiyor. Doğru öneriler çıkararak doğru yasaları burada çıkartmamız gerekiyor. Açıkçası, bugüne kadar çıkartılan araştırma önergeleri sonrası kurulmuş komisyonların raporlarının bir kısmının işe yaramadığını gördük ve ben ciddi olarak kaygılanıyorum, bunlar herhâlde sümen altı edildi. Lütfen, bu araştırma komisyonunun raporu çok ciddiye alınsın, söz konusu çocuklarımızın güvenliği ve bu yerine ulaşsın ki biz de doğru kararlar alıp yasaları çıkaralım.

Her birinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Depboylu.

Önerge sahipleri adına son söz İstanbul Milletvekili Haydar Ali Yıldız'a aittir.

Buyurun Haydar Ali Yıldız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR ALİ YILDIZ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde çocuklarla ilgili pek çok hukuki düzenleme yapılmış, iyileştirme ve reformlar gerçekleştirilmiş. Yapılan bu çalışmaların etki ve sonuçlarının incelenmesi ve çocuklara yönelik her türlü istismar iddialarının araştırılarak alınması gereken ek tedbirlerin tespit edilmesi, yeni çözüm yollarının geliştirilmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci maddesi, İç Tüzük'ün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılması için verdiğimiz önerge hakkında söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle sizleri saygıyla selamlıyorum.

Tabii, bir empati yapmamızdan ve yaptığımızdan bahsedildi. Ben dünkü konuşmamda, aynı konuyla ilgili konuşmamda aynen şunları ifade etmiştim: "Burada Meclis araştırma önerileri gelebilir. AK PARTİ olarak bizler… Böyle günübirlik taleplerle değil, enine boyuna bu mesele müzakere edilir, istişare edilir, gerekirse bu Parlamento bir Meclis araştırması açılması konusunda ortak bir mutabakatla kararını alır ve yoluna devam eder. Bu noktada "A partisi çocuğun cinsel istismarına taraftar, duyarlı, diğeri değil." şeklinde bir yaklaşım iğrençtir, en az bu olay kadar kötüdür. Böyle bir yaklaşım ahlaksızcadır, kabul edilemez ve faydasız bir tartışmadır diye dünkü konuşmamda ifade etmiştim.

Bugün yeni bir gün. "…"(x); olanda hayır vardır, olacak olanda da hayır vardır. Demek ki bugün kısmet, ortak bir akılla Parlamento bu meseleyle ilgili kendi iradesini ortaya koymuştur.

AK PARTİ bugüne kadar hiçbir sosyal meseleye duyarsız kalmamış, azami hassasiyet göstermiş bir siyasi partidir. Dolayısıyla, Parlamentonun ortak aklıyla hareket ederken elbette ki AK PARTİ bugüne kadar gösterdiği duyarlılığı da ortaya koymuş bulunmaktadır.

Yine, dün ifade etmiştim. Meseleye bakarken evvela bakış açımızı değiştirmemiz lazım; önce bakışımızı, sonra o bakışın açısını. Bakışımızı netleştirmemiz lazım. Her türlü siyasal ideolojiden, siyasi mensubiyetimizden arındırarak, açısını da olayı esas alarak, olayı merkeze alarak belirlememiz gerektiğini yine ifade etmiştim.

İnanç ve medeniyet kodlarımızdan hareketle Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, devamlı, bu toplumda bereketin, bolluğun geleceğe taşınması anlamında, toplumun sağlıklı devamı anlamında bütün ailelere 3 çocuk tavsiyesinde de bulunmuştur. Bu, bizim inancımızın ve medeniyetimizin ve bu inanç ve medeniyeti en güzel şekilde temsil eden Cumhurbaşkanımızın hassasiyetini ortaya koymakta.

İZZET ULVİ YÖNTER (İstanbul) - Ne diyorsun sen ya?

HAYDAR ALİ YILDIZ (Devamla) - Bu çocukların modern dünyada yarışmak…

İZZET ULVİ YÖNTER (İstanbul) - Ne diyor bu?

HAYDAR ALİ YILDIZ (Devamla) - İnanç ve medeniyetimizin değerlerini geleceğe taşıyacak, dünyaya tanıtacak bir nesil, millî, yerli, şuurlu bir nesil geleceğimizin, büyük, güçlü Türkiye'mizin teminatı olacaktır.

Çocuklarımızın sağlıklı bir aile ortamında geleceğe sağlıklı hazırlanması noktasında da Hükûmetimiz, AK PARTİ siyasal aklı, bu çocukların doğumlarından itibaren 1'inci çocuğa 300, 2'nci çocuğa 400, 3'üncü çocuğa 600 TL olmak üzere teşvik yardımlarında bulunmuş.

İZZET ULVİ YÖNTER (İstanbul) - Karaman'a gel, Karaman'a!

HAYDAR ALİ YILDIZ (Devamla) - Yine, anneye 1'inci çocuk için iki ay, 2'nci çocuk için dört ay, 3'üncü çocuk için altı ay olmak üzere yarım gün tam ücret alması konusunda da, annenin çocukla sağlıklı iletişim kurması ve sağlıklı gelişimini sağlama konusunda da imkân tanımış bir siyasi partidir.

Yine aynı şekilde, çocuklarımızın sağlıklı bir toplumda yaşayabilmeleri için hastane yatak sayımızı artırdık, eğitimleri için okul sayımızı, derslik sayımızı artırdık. Artık, çocuklarımızın, sahip olduğumuz değerler istikametinde, sağlıklı bir şehirde sağlıklı bir eğitimi, modern bir eğitimi, sağlıklı modern bir hastanede alabilmelerinin de imkânını sağlamış bir siyasi partiyiz, bir Hükûmetiz. Dolayısıyla, kimsenin, AK PARTİ'nin çocuğa karşı duyarsız olduğu konusunda bir iddiada bulunmasını asla kabul etmemiz mümkün değildir.

Yine, Sayın Cumhurbaşkanımızın kıymetli eşleri hanımefendi, çocukların iyi bir eğitim alması için, çocukların toplumda, özellikle kız çocuklarının toplumda daha etkin, daha verimli olmaları konusunda, kız çocuklarının eğitimi için önemli projelere imza atmış;

25

bunlardan biri "Haydi Kızlar Okula Kampanyası", Türkiye'nin dört bir yanında karşılık bulmuş ve verimli neticeler hasıl olmuştur. Dolayısıyla, bu noktada, hiç kimsenin, AK PARTİ'nin duyarlılığını test etme hakkı yoktur.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Var, var. Dün test edildiniz, dün!

HAYDAR ALİ YILDIZ (Devamla) - Aynı şekilde, bu Parlamentoda, 2003 tarihinden itibaren bugüne kadar da aile mahkemelerinin kurulması konusunda kanun, yine aynı şekilde 4804 sayılı kanun -bunlara ilişkin milletlerarası sözleşme ve protokollerin imzalanması- 2005 tarihli 5395 sayılı Çocukların Korunmasına Dair Kanun yine AK PARTİ döneminde çıkarılmıştır. Dolayısıyla, tekrar ediyorum, AK PARTİ, çocukların gelişmesi, çocukların korunması, koruyucu ve denetleyici tedbirlerin alınması konusunda bugüne kadar gerekli olan her türlü tedbiri almıştır, almaya da devam edecektir. Eğer uygulamadan kaynaklanan, idarenin yapmış olduğu bir hata varsa bununla ilgili gerekli tedbirlerin, düzenleyici ve önleyici tedbirlerin alınması konusunda da elbette ki gereğini yapacaktır.

Saygıdeğer milletvekilleri, Karaman'da yaşanan olay elbette ki çok vahim ve çirkin bir olaydır. Toplumun ahlak değerlerini rencide eden, inciten bir olaydır. AK PARTİ Grubu olarak şiddetle kınadığımızı ve olayın sonuna kadar da takipçisi olacağımızı ifade etmek istiyoruz. Elbette ki kanuni düzenlemeler, yasal düzenlemeler bu noktada eksikse bunları yerine getirmek, tamamlamak noktasında da üzerimize düşeni yapacağız.

Saygıdeğer milletvekilleri, bu olayla ilgili, dün yine ifade etmiştim, Karaman Cumhuriyet Başsavcılığımız iddianamesini hazırlamış ve sanıkların altı yüz yıla yakın bir zamanla yargılanmaları, ceza almaları konusunda Karaman Ağır Ceza Mahkemesinde iddianame kabul edilmiş ve kamu davası açılmış olduğunu da sizlerle paylaşmıştım. Tabii, burada, bizim, milletvekilleri olarak, Parlamento olarak, bütün kurum ve kuruluşların, çocuğun haklarını, çocuğun ruh ve gönül dünyasını korumak üzere -bütün dünyada temel bir ilkedir- yayın yasağı ve gizlilik esası… Buna da hep birlikte duyarlı olmamız gerekiyor çünkü burada alınmış olan karar, çocuklarımızın haklarını, onların ruh ve gönül dünyalarını, tertemiz o mahremiyetlerini, masumiyetlerini korumak içindir. Yine ifade ediyorum, bütün dinlerin, bütün öğretilerin, bütün felsefi inançların kabul ettiği belli kanunlar vardır; aklın muhafazası kanunu, nefsin muhafazası kanunu, neslin muhafazası kanunu, dilin ve dinin muhafazası kanunu. Burada neslin muhafazası kanunu, bizim için, önümüze düşen önemli bir referanstır ve inşallah, bu konuda alınması gereken tedbirler varsa yine üzerimize düşeni yapacağız. Birer milletvekili olarak, birer anne olarak, birer baba olarak her şeyden önce çocuklarımıza karşı duyarlı olmak, onların sağlıklı, yeni Türkiye'de huzurlu bir şekilde, güvenli bir şekilde yaşaması için almamız gereken tedbirler neyse, üzerimize düşen salahiyet neyse, vazife neyse bunu da yapmak durumundayız.

Diğer taraftan, yargı yine bu çocukların dünyalarını, mahremiyetlerini ve masumiyetlerini rencide etmeden, kırmadan, dökmeden, aile yapılarında en ufak bir hasara yol açmadan… Araştırma önergesinde de bu hususlara dikkat edilecek, mesele bütün aydınlığıyla ortaya çıkacak ve toplumun düzenli bir şekilde yoluna devam etmesi, alınması gereken önleyici tedbirleri, düzenleyici tedbirler noktasında Parlamentodaki milletvekilleri bu çocuklarla ilgili hassasiyetlerini inanıyorum ki bu araştırma komisyonunun çalışma süresi içerisinde koruyacaklar. İnşallah, hayırlı bir çalışma olacak ve çocuklarımız için, çocuklarımızın geleceği için verimli, hayırlı bir çalışma ortaya çıkacaktır.

Ama tekrar ediyorum: Çocuklarımızın üzerine hepimiz ana baba olarak titriyoruz. Bu meseleye de yaklaşırken mağdur olan çocukların, mağdur olan ailelerin mahremiyetlerini ve masumiyetlerini korumak hepimizin boynunun borcudur.

Tekrar ediyorum: Bir anne olarak, bir baba olarak, bir milletvekili olarak ve bu şerefli Parlamentonun bir mensubu olarak, bir kardeşiniz olarak ifade ediyorum ki çocuk istismarı siyasi çekişmelere kurban edilecek bir konu değildir. Çocuk istismarı istismar edilemez diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yıldız.

IX.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın'ın, 4 siyasi partinin ortak tavrıyla bir araştırma komisyonu kurulmasına son derece memnun olduğuna ve tüm gruplara teşekkür ettiğine ilişkin konuşması

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, özellikle dünkü tartışmalardan da yola çıkarak -az önce Sayın Depboylu da ifade etti- sanki burada böylesine bir araştırma komisyonu kurulmaması yolunda özel bir gayretimizin olduğu gibi... Öncelikle, buna katılmak istemediğimi ifade ediyorum.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Aynen bu özel gayret oldu Sayın Başkan. Bu özel gayret yaşandı. Dün göz ardı edildi.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Evet.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Hayır, siz niye konuşuyorsunuz?

BAŞKAN - Bir saniye, tamamlayayım arkadaşlar. Bakın, bir noktaya geldik. Bir noktaya getireyim, bir izah edeyim.

Her şeyden önce bir baba olarak, çocuklarımızın ortak değerlerimiz olduğunu hepimiz

26

biliyoruz. Anneler var içimizde, babalar var. Hepimizin, bu ülkenin, bu milletin geleceğidir çocuklarımız. Tabii ki çok çok daha hassas olmak durumundayız ve bugün burada, bu noktada 4 siyasi parti grubunun da ortak tavrıyla, emin olun, bu araştırma komisyonunun kurulmasına son derece memnun oldum. Bunun uygun ve yerinde olduğunu, faydalı olduğunu bunda emeği geçen tüm gruplara da teşekkür ederek belirtmek istiyorum. Komisyona da şimdiden ben başarılar diliyorum, hayırlar diliyorum.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Dün "Hayır." deyip de bugün "Evet." diyenlerin bunu izah etmesi gerekiyor o zaman.

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) - Üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi amaç; bir onu söyle.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Elbette bu siyasi kaygılarla reddedildi; yine aynı siyasi kaygılarla burada bugün kabul edildi, ortak bir şey yapacağız diye.

BAŞKAN - Şimdi, burada, tabii ki dünkü tartışmada, emin olun, İç Tüzük'e göre el kaldırma işlemine göre gördüğümü söyledim, onu özellikle ifade etmek istiyorum. Burada tabii ki el kaldırma işlemine göre oylamanın yapıldığını bilemeyebilecek durumda olan bir sayın kâtibimiz, sağ olsun, İç Tüzük'e aykırı olarak da -çok sevdiğim bir kardeşim- belki bilmeyerek, farklı bir ifade kullandı. Ama, el kaldırma noktasındaki konuyu da görmediğini kendisi de ifade etmişti.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Niye şimdi bunu söylüyorsunuz, gündeme getiriyorsunuz ya?

BAŞKAN - Ayrıca, özellikle, bu konu beni şu açıdan incitti: Bu tartışmadan yola çıkarak, özellikle sosyal medya, medya üzerinden, ahlaka mugayir bir şekilde bunu farklı bir noktaya çekerek, bazı değer yoksunu haysiyet cellatları da maalesef, şahsıma yönelik birtakım saldırılarda da bulunmuşlardır. Takdir edersiniz ki istismarın her türlüsü kötüdür, çocuk istismarı da en büyük istismarlardan biridir ve bunu istismar etmek çok çok daha kötü, çok daha illet bir durumdur.

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Buradan niye söylüyorsun ya, sosyal medya üzerinden söyle. Hayret bir şey ya!

BAŞKAN - Ben şunu ifade ediyorum: Herkes ifadesiyle aslında kendini, kendi kişiliğini ortaya koyar. Nasıl, deriz ya kem söz sahibine aittir dolayısıyla kötü sözün muhatabı…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Buradan sosyal medyaya mı sesleniyorsunuz Sayın Başkan?

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sosyal medyadan cevap verin.

BAŞKAN - Kötü sözün sahibi, muhatabı değil, hatibidir diyorum ve ben tekrardan bu komisyonun hayırlı olmasını diliyorum.

VII.- MECLİS ARAŞTIRMASI (Devam)

A) Ön Görüşmeler (Devam)

1.- CHP Grubu adına Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Engin Altay'ın, başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/123) (Devam)

2.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir ve 22 milletvekilinin başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/124) (Devam)

3.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve 56 milletvekilinin başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/125) (Devam)

4.- MHP Grubu adına Grup Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay ile 12 milletvekilinin başta cinsel istismar olmak üzere çocuklara yönelik her türlü istismar olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/126) (Devam)

BAŞKAN - Tüm konuşmacılara ve tüm gruplara teşekkür ederken, Meclis araştırması açılıp açılmaması hususunu oylarınıza sunuyorum: Meclis araştırması açılmasını kabul edenler… Kabul etmeyenler… Oy birliğiyle kabul edilmiştir. (Alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Kabul etmeyenler var orada, hâlâ elini kaldırmayanlar var.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Meclis araştırmasını yapacak komisyonun 15 üyeden kurulmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Komisyonun çalışma süresinin başkan, başkan vekili, sözcü, kâtip üyenin seçimi tarihinden başlamak üzere üç ay olmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Komisyonun gerektiğinde Ankara dışında da çalışabilmesi hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Oy birliğiyle kabul edilmiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.30

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.43

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER : Mücahit DURMUŞOĞLU (Osmaniye), Özcan PURÇU (İzmir)

27

-----0-----

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 61'inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

1'inci sırada yer alan, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/541) (S. Sayısı: 117) (x)

BAŞKAN - Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Geçen birleşimde, İç Tüzük'ün 91'inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının ikinci bölümünde yer alan 26'ncı maddesi kabul edilmişti. Şimdi, 27'nci madde üzerinde önerge işlemlerini başlatıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 27'nci maddesinin (1)'inci fıkrasında geçen "657 Sayılı Kanuna" ifadesinin "657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

İdris Baluken Osman Baydemir Bedia Özgökçe Ertan

Diyarbakır Şanlıurfa Van

Mahmut Celadet Gaydalı Meral Danış Beştaş Erol Dora

Bitlis Adana Mardin

Garo Paylan Mahmut Toğrul

İstanbul Gaziantep

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 27'nci maddesinin (2)'nci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"(2) Kurul Başkan ve üyeleri ile Kurum personeline 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 11 inci maddesi uyarınca belirlenmiş emsali personele mali ve sosyal haklar kapsamında yapılan ödemeler aynı usul ve esaslar çerçevesinde ödenir."

Namık Havutça Ömer Süha Aldan Kazım Arslan

Balıkesir Muğla Denizli

Cemal Okan Yüksel Zeynel Emre Özkan Yalım

Eskişehir İstanbul Uşak

Haydar Akar

Kocaeli

BAŞKAN - Şimdi, maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 27'nci maddesinin (2)'nci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini ve (5)'inci fıkrada belirtilen ekli (I) sayılı cetveldeki "GİH Daire Başkanı 1 7" satırının çıkartılarak aşağıdaki şekilde düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.

Baki Şimşek Nuri Okutan İsmail Faruk Aksu

Mersin Isparta İstanbul

Mehmet Necmettin Ahrazoğlu Erkan Haberal Kamil Aydın

Hatay Ankara Erzurum

Kadir Koçdemir Arzu Erdem

Bursa İstanbul

"(2) Kurul başkanı için bakanlık müsteşarına, kurul üyesi için bakanlık müsteşar yardımcısına, başkan yardımcısı için bakanlık genel müdürüne, kişisel Verileri Koruma Uzmanı için Başbakanlık uzmanına, kişisel Verileri Koruma Uzman yardımcısı için Başbakanlık uzman yardımcısına, diğer personeli için ise Başbakanlık personeli emsal alınarak kurumun önerisi Devlet Personel Başkanlığının görüşü ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca belirlenecek emsali personele mali ve sosyal haklar kapsamında yapılan ödemeler aynı usul ve esaslar çerçevesinde ödenir. Emsali personele yapılan ödemelerden vergi ve diğer yasal kesintilere tabi olmayanlar bu Kanuna göre de vergi ve diğer kesintilere tabi olmaz. Bunlar, emeklilik hakları bakımından da emsali olarak belirlenen

28

personel ile denk kabul edilir."

"GİH Sicil Hizmetleri Daire Başkanı 1 1

GİH Bilgi Teknolojileri Hizmetleri Daire Başkanı 1 1

GİH İnsan Kaynakları ve Destek Hizmetleri Daire Başkanı 1 1"

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Komisyon katılmıyor Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Mehmet Necmettin Ahrazoğlu.

Buyurun Sayın Ahrazoğlu. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET NECMETTİN AHRAZOĞLU (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce kahpece ve kalleşçe, PKK tarafından üç günde şehit edilen Hataylı 4 hemşehrime, Şehit Uzman Çavuş Bilal Kurtoğlu, Reyhanlı; Şehit Özel Harekât Komiseri Ayhan Kıymacı, Dörtyol; Şehit Astsubay Halil Halal, Hassa; Şehit Uzman Çavuş Hidayet Atmış, Kırıkhan ve bugün Nusaybin'de şehit olan 3 askerimize ve hemşehrilerime yüce Rabb'imden rahmet, yaralı askerlerimize acil şifalar diliyor, ailelerine ve yüce Türk milletine sabrıcemiller niyaz ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 27'nci maddesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

27'nci maddeyle, kurul başkanı ve üyeleri ile kurum personelinin mali ve sosyal hakları düzenlenmektedir. Bununla birlikte, başka kurum ve kuruluşlarda çalışanlardan uzmanlığına ihtiyaç duyulanların kurumda görevlendirilmelerine ilişkin düzenleme hüküm altına alınmaktadır. Ayrıca maddeyle, kurumda istihdam edilecek personele ilişkin kadro, unvan ve sayılar da belirlenmektedir.

Değerli milletvekilleri, tasarıya bakıldığında, bir Anayasal temel hakkın ifası bakımından tasarıda yer verilen düzenleme yerinde olmakla birlikte, gerek oluşturulan normlar gerekse de teşekkül ettirilen Kişisel Verileri Koruma Kurumuna ve Kuruluna ilişkin düzenlemelerin temelde kanun tasarısının amacı ve temel ilkelerinde belirtilen kişisel verilerin korunması anlayışından uzaklaştığı, farklı uygulamaları beraberinde getirebilecek bir nitelik arz etmekte, bir temel hakkın tesisi için düzenleme yapılırken vatandaşların başka bir hakkının ihlaline sebep olabileceği anlaşılmaktadır.

Kurulması öngörülen Kişisel Verileri Koruma Kurumunun tarafsızlığı ana unsur olmakla birlikte, kurum karar organı olarak teşekkül ettirilirken kurul üyelerinin nitelikleri ve seçimleri başta olmak üzere, bazı hususlar tarafsızlık ilkesiyle uyuşmamaktadır.

Kurul üyelerinin sayısı, AKP'nin önerisiyle MHP'nin temsiline engel olacak şekilde düzenlenmiştir. Yine, tasarının bütününde, tüm olarak ne yapılmak istendiğine, kurumun görev, yetki ve sorumluluğuna dair kafa karışıklığının olduğu görülmektedir; teşkilat, personel ve kadro düzenlemesinden kaynaklı sorunların bulunduğu izlenmektedir.

AKP iktidarları döneminde, kamu görevlilerinin atamalarında, görevde yükselmelerinde, tayin ve terfilerinde tarafsızlık ve liyakat ilkelerinden maalesef vazgeçilmiştir, bu durum da kamuoyunda endişelere yol açmıştır.

Kamu kuruluşlarında hak eden memurun hak ettiği göreve getirilmesi, çalışma barışının, birlik, dayanışma ve verimlilik artışının sağlanması için en temel gerekliliktir. Son yıllarda kamu görevlileri "yandaş", "yandaş olmayan", "bizden", "bizden olmayan" ifadeleriyle fişlenmiş, bu işlemin de 7 Haziran seçimlerinden sonra ortada görülmeyen MİT tarafından yapıldığı kanaati hasıl olmuştur. Maalesef, AKP iktidarları, ayrıştırma, kadrolaştırma, adam kayırma, kıyım, hırsızlık, hukuksuzluk had safhaya almıştır. Devlet yönetiminde kabul edilemez bu durumlar AKP döneminde meydana gelmiştir.

Değerli milletvekilleri, Anayasa'da düzenlenmiş temel bir hak olan kişisel verilerin korumasına aykırı olarak Türkiye, kişisel verilerin izinsiz paylaşıldığı, yasal olmayan düzenleme ve izlemelerle özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiği bir ülke durumundadır. Maalesef, ülkemizde, bugünkü ortamda adalet yok sayılmış, Anayasa Mahkemesi kararları tanınmamış, Anayasa'ya sadakat yemini edenler yeminlerini unutmuşlardır.

Mecliste, MHP'nin çocukların her türlü istismardan korunmasına yönelik vermiş olduğu Meclis araştırması komisyonu önergesi oylama sonucu ters yüz edilmiş, bu işlem de AKP'li Meclis başkan vekili tarafından gerçekleştirilmiştir. Çocuklara bayram hediyesi olan Meclisten, çocukları istismar edilen bir Meclise gelinmiş, bu durum da yüce milletimiz tarafından benimsenmemiş ve Meclisimize yakışmamıştır. Ancak, bugünkü yapılan düzenlemeyle bu durum ortadan kaldırılmıştır. Bu nedenle, yüce Meclise de teşekkürlerimi arz ediyorum ve hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

29

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 27'nci maddesinin (2)'nci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"(2) Kurul Başkan ve üyeleri ile Kurum personeline 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 11 inci maddesi uyarınca belirlenmiş emsali personele mali ve sosyal haklar kapsamında yapılan ödemeler aynı usul ve esaslar çerçevesinde ödenir."

Kazım Arslan (Denizli) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Denizli Milletvekili Kazım Arslan.

Buyurun Sayın Arslan. (CHP sıralarından alkışlar)

KAZIM ARSLAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

117 sıra sayılı tasarının 27'nci maddesinde istediğimiz değişiklikle ilgili, önergeyle ilgili söz almış bulunmaktayım.

Öncelikle, yine, biraz önce çocuk istismarının önlenmesiyle ilgili kabul etmiş olduğumuz araştırmanın hepimiz için çok iyi olduğunu ve Meclisimizin de ortak bir kararıyla çıkmış olmasının gerçekten sevindirici olduğunu belirtmek istiyorum, hepinize teşekkür ediyorum.

Bugün, bu yasanın görüşülmesi sırasında, Türkiye'de insanlarımızın, vatandaşlarımızın mal ve can güvenliğinin olmadığı ve çocuk istismarlarının da önlenemediği bir dönemde kişisel verilerin korunmasıyla ilgili tasarının yasalaşması için görüşmelere devam ediyoruz. Tabii, Meclisin bugünkü yoğun gündeminde, bu kanun çerçevesinde oluşacak kurulun tarafsız bir şekilde görev yapması mümkün gözükmüyor. Siyasi baskıların altında yürütülecek çalışmalarla kişilerin verilerinin hiçbir şekilde güvence altında olmasının da mümkün olacağını görmüyorum, bunu da belirtmek istiyorum. Çünkü, mevcut iktidara bağımlı olarak çalışacak bu kurulda, birçok zamanlar, kişisel verileri korumak yerine kullanma amacıyla da bu yasanın kullanılacağını ve işlerin bu şekilde yürütüleceğini de söylemek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizin her tarafına terörizm, teröristler yağmış, birçok canlı bomba türemiş ve ülkenin her tarafında yine canlarımız gitmeye, şehitlerimiz de gelmeye devam etmektedir. Yine, biraz önce aldığımız bir habere göre, Nusaybin'de 3 şehidimizin olmuş olması bizleri üzüntüye boğmuştur. Bu şehitlerimiz için Allah'tan rahmet diliyorum, ailelerine de başsağlığı diliyorum, sabır diliyorum.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bu kadar olayların olduğu bir dönemde, terörün gerçekten çok yoğun olduğu bu dönemde, Cumhurbaşkanının, Başbakanın çıkarak sanki teröristler bir devletmiş gibi "Biz meşru müdafaa hakkımızı kullanacağız." diyerek yanlış bir ifadeyle mücadeleye ve söylemlere devam etmektedirler. Hâlbuki, karşımızda bir devlet yok, burada bir meşru müdafaa değil, burada devletin, ülkemizin her noktasında hâkimiyetini kurmaya yönelik, terörizmle mücadelesi var. Onun için, bunun her zaman olması gereken ve meşru müdafaa şeklinde değil, sürekli bunun yapılması gereken bir mücadele olduğunu açıklıkla belirtmek istiyorum.

Bir şeyi daha ifade etmek istiyorum değerli arkadaşlarım. Şimdi, bu terörün artmasının temel nedenlerinden bir tanesi de Sayın Cumhurbaşkanının, Sayın Başbakanın, bakanların, zaman zaman, toplumu gerginleştirecek, onları uzlaşmak yerine, uzlaştırmak yerine, "Gelin, arkadaşlar, bu işi konuşalım, birlikte değerlendirelim, Mecliste, bu işin nereye varacağı noktasında oturalım, konuşalım." demek yerine, gerçekten siyasi parti liderlerine çatarak, olur olmaz sözler söyleyerek, gereksiz ifadeler kullanarak gerçekten toplumumuzu germeye, toplumumuzda tansiyonun sürekli hâlde artmasına neden olmaktadırlar.

Şimdi, bu yasanın, inşallah, ülkemize iyi bir sonuç getirmesini diliyorum. Kurulacak kurulun tarafsız bir şekilde görevini yapacağına, öyle inanıyorum ki gelecekte kişisel verilerimizin daha korunabilir bir noktada olacağına da yürekten inanmak istiyorum.

Sözlerimi bu şekilde bitiriyorum, hepinize teşekkür ediyorum, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Karar yeter sayısı istiyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Sayın Toğrul, bir dahakinde şey yapalım çünkü işleme geçtikten sonra…

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Ya, başlamadınız Başkanım, biz söylüyoruz.

BAŞKAN - Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Bir dahaki sefere, gelsin de…

BAŞKAN - Dikkate alacağım bu sefer inşallah, biraz vakitli davranırsanız.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

30

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 27'nci maddesinin (1)'inci fıkrasında geçen "657 Sayılı Kanuna" ifadesinin "657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Garo Paylan (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye iştirak ediyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Komisyon iştirak etmiyor efendim.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul konuşacaktır.

Buyurun Sayın Toğrul. (HDP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, görüştüğümüz 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın, aslında kişisel verileri korumak yerine, tam tersine kişisel verilerin işlenmesini, depolanmasını ve bu işlemi yapanları koruduğu apaçık ortada; toplumu bir zapturapt altına almanın, gözetim altına almanın yasası olarak görülmektedir.

Aynı zamanda, aslında bu işleri yapanlar… Bakın, Suriye sınırımızın bugün delik deşik olmasından kaynaklı olarak her gün oradan gelen DAİŞ militanları ülkeyi kana bularken Suriye'den, biliyorsunuz, ülkemize yaklaşık 3 milyon civarında mülteci akını da bir taraftan devam ediyor. Bu mültecilerin bir kısmı AFAD kamplarında barınıyor. AFAD kamplarının aslında IŞİD militanı üretim merkezlerine dönüştüğü, burada IŞİD militanlarının yetiştirilip, eğitilip, tekrar Suriye sahasına dönüp savaştırıldığı biliniyor. Böyle bir AFAD kampının şimdi de Maraş'ın Dulkadiroğlu ilçesi Sivricehüyük köyünde 7 tane Alevi köyünün ortasına yapılması gündemde. Sürekli "millî irade" diyenler, "millet kararı" diyenler 16 köy muhtarının toplanıp "Burada AFAD kampının yapılmasını istemiyoruz." demesine rağmen, maalesef, iki gün önce valilik, belediye ve AFAD'dan yetkililer gidip köylülerle toplantı yapıyorlar ve köylüleri baskı altına alarak, iş vaadinde bulunarak orada bir AFAD kampının yapılması müzakeresi yürütüyorlar. İtiraz ediyor oradaki halk ama tehdit ediliyorlar. Daha 1978 Maraş katliamının hafızalardaki yeri silinmemişken özellikle 7 Alevi köyünün ortasında bir AFAD kampının yapılmasının anlaşılır hiçbir yanı yok çünkü bu söz konusu arazi birinci sınıf tarım arazisidir, habitat koruma altındadır ve daha önce de yine yanlış politikalarla bu arazinin üzerine Türkiye'nin 2 büyük çimento fabrikası inşası yapılmıştır. Burada açık ki Alevilerin hafızasında canlı olan Maraş'ı tekrar diriltmek ve orada bu kampın yapılması suretiyle DAİŞ'in Alevilerde yarattığı korku depreştirilmek isteniyor.

Değerli arkadaşlar, bu AFAD kampının buraya yapılması, aslında biraz önce söylediğim gibi tarım arazisi olmasından kaynaklı, birinci sınıf tarım arazisi olmasından kaynaklı ve habitat koruma altında olan bir alan olmasından kaynaklı. Aslında yapılan iş, işlem hukuka da aykırıdır.

Biz şu anda şunu bilmiyoruz: Hangi gerekçelerle AFAD kampları nereye yapılıyor? Bununla ilgili soru önergeleri veriyoruz. Maalesef bunlara cevaplar verilmiyor, verdiğimiz soru önergeleri ciddiye alınmıyor, bir cevap dahi verme tenezzülünde bulunulmuyor. Bizimle, yereldeki yetkililer hiçbir konuda ortaklaşmıyor. Merkezden alınan kararlarla, sanki bize karşı "Hiçbir şekilde görüşmeyeceksiniz." talimatları valilere verilirken, valiler gidip -halkı tehdit ederek- o halkın üzerinde tehditlerini yapmaktan geri durmuyorlar.

Şimdi, böyleyken akla şu geliyor: 7 Alevi köyünün ortasında DAİŞ üreten bir AFAD kampının yapılma gerekçesinin olsa olsa oradaki Alevi demografik yapısını değiştirmeye yönelik olduğu kanısı bizde uyanıyor. Bu son derece yanlış bir politikadır, bundan vazgeçin çünkü Alevilerin öteden beri DAİŞ'in hedefinde olan bir kitle olduğunu, yine aynı şekilde Ezidilerin kadınlarına, kızlarına yapılanların ne olduğunu canlı olarak bilen Aleviler bu kampların buraya yapılmasını istemiyorlar. 16 muhtar imza vermiş. İşte, "millî irade" diyorsanız, oranın 16 temsilcisi size kampı istemediklerini söylüyorlar. Peki neden bu ısrar? İşte, demek ki orayı insansızlaştırmak, demografik yapısını bozmak, birinci sınıf tarım arazisine AFAD kampı yapmak, bunun dışında başka bir fikir uyandırmıyor.

Saygılar sunuyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Karar yeter sayısı yoktur, beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.06

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.19

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER : Mücahit DURMUŞOĞLU (Osmaniye), Özcan PURÇU (İzmir)

------0-----

31

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 61'inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 27'nci maddesi üzerinde Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükûmet burada.

27'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Şimdi, 28'inci madde üzerinde dört adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 28'inci maddesinin (1)'inci fıkrasının (ç) bendinde yer alan "sağlamaya yönelik" ibaresinden sonra gelmek üzere "olarak kanunla görev ve yetki verilmiş kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Ramazan Can Osman Aşkın Bak Mustafa Köse

Kırıkkale Rize Antalya

Mücahit Durmuşoğlu Mehmet Akif Yılmaz Hasan Basri Kurt

Osmaniye Kocaeli Samsun

Gökcen Özdoğan Enç Mehmet Demir

Antalya Kırıkkale

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 28'inci maddesinin (1)'inci fıkrasının (b) bendindeki "Kişisel verilerin" ibaresinden önce gelmek üzere "Bu kanunda tanımlanan açık sicillerde ve diğer kaynaklardan herkesin kolayca ulaşabileceği şekilde" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Baki Şimşek Nuri Okutan İsmail Faruk Aksu

Mersin Isparta İstanbul

Erkan Haberal Kamil Aydın Kadir Koçdemir

Ankara Erzurum Bursa

Arzu Erdem

İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 28'inci maddesinin (1)'inci fıkrasının (ç) bendinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Namık Havutça Ömer Süha Aldan Özkan Yalım

Balıkesir Muğla Uşak

Cemal Okan Yüksel Zeynel Emre Haydar Akar

Eskişehir İstanbul Kocaeli

BAŞKAN - Şimdi, maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 28'inci maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

İdris Baluken Erol Dora Meral Danış Beştaş

Diyarbakır Mardin Adana

Bedia Özgökçe Ertan Mahmut Celadet Gaydalı Osman Baydemir

Van Bitlis Şanlıurfa

Müslüm Doğan

İzmir

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen İzmir Milletvekili Müslüm

Buyurun Sayın Doğan. (HDP sıralarından alkışlar)

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 28'inci maddesiyle ilgili partimiz adına verilen önerge üzerine söz almış bulunmaktayım.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı, özel yaşama yönelik yoğun hak ihlalleri ile fişleme geleneğinin sona erdirilmesi bir yana, Hükûmetin reform olarak sunduğu, gerçekte her biri temel hak ve özgürlüklere yönelik yeni kısıtlamalar ve sınırlamalar getiren ve hukuk

32

devletini temelinden sarsan yasal düzenlemeler içermektedir.

Bu kanun tasarısı, toplumsal yaşamın tüm alanlarını kuşatıp bireyin tüm kişisel verilerini kayıt altına almakta ve mahremiyetini gerekli gördüğü anda alenileştirerek ortadan kaldırmaktadır.

28'inci madde ise kamuya hemen her türlü amaç için son derece geniş bir kişisel veri işleme yetkisi vermektedir. 28'inci madde, kontrolü mümkün olmayan, kanunun korumayı amaçladığı temel hak ve özgürlükleri anlamsızlaştıracak nitelikte, fişleme de dâhil olmak üzere her türlü amaç için kullanılabilecek çok geniş muafiyetler içermektedir.

Söz konusu maddede, diğer maddelerdeki hakkın özünü ortadan kaldıran geniş istisnalara ek olarak, tasarının önceki kısımlarında tanır göründüğü bütün haklar âdeta genel bir istisna parantezine alınarak bu kez kategorik biçimde iptal edilmektedir. Düzenleme sayesinde tasarı çerçevesinde getirilen kuralların hiçbiri esas olarak kamu kurum ve kuruluşlarına uygulanmayacak olup istisnai olarak uygulanacak bir hâl almıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hukuki düzenlemelerde istisna esas hükme aykırı durumlar olduğu için, mümkün oldukça somut bir biçimde esas hükmün anlamı bozulmayacak içerikte olmalıdır. Aksi takdirde, esasen korunmak istenen menfaatin istisna karşısında bir anlam ifade etmesi beklenemez.

Tasarı, bireyi korumak için özel sektöre kısıtlamalar getirmekte, oysa aynı dengeyi birey-devlet arası ilişkide gözetmeksizin, -Anayasa'nın 20'nci maddesinin üçüncü fıkrasında kişisel verilerin korunması temel bir insan hakkı olarak düzenlenmiş olmasına rağmen- devlet kuruluşlarının bu kısıtlamalardan muaf olmasına sebebiyet verebilecek istisnaları öngörmektedir. Kamu kurumları bireylerin kişisel verilerinin en çok kullanıldığı yerlerdir, biliyorsunuz. Yer verilen geniş istisnalar kamu kurumlarının kişisel veri işlemesine zemin hazırlamakta ve bu durum bireylerin kişisel verileri için gereğinden fazla risk yaratmaktadır. Alt komisyonda kabul edilen (1/541) esas numaralı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın bu şekilde yasalaşmasına karşı olduğumuzu tekrardan belirtmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, sayın Hükûmet üyeleri de buradayken iki konuya da işaret etmek istiyorum. İzmir ili Kınık ilçesinde Yayakent Köprüsü yoğun yağış nedeniyle yıkılmak üzere olup köprüyle ilgili olarak Kınık ile diğer ilçeler arasındaki bağlar kopmuş durumdadır. İzmir Büyükşehir Belediyesi bu başvuru durumunda "Bizim ilgi alanımız dışında." Diyor; Kınık belediyesi ise yine "Bizim yapacağımız bir şey yok." demektedir. Bu durum tamamen Ulaştırma Bakanlığının yapması gereken bir husus diye de sayın Hükûmet yetkililerine buradan bildiriyorum.

Ayrıca, yine, Sivas Divriği arasında yer alan Çetinkaya beldesi diye bir belde var. Sivas-Kars demir yolunu bilenler varsa, burada bir hemzemin geçit var ve demir yolunun faaliyete geçtiği yıldan beri 37 insan can vermiş burada. Bu 37 insan can vermesine rağmen, bir alt ve üst geçit yapılamamış ve hâlâ da bu insanlar çok büyük bir tedirginlik yaşamakta, kent merkezlerine girerken sorun yaşamaktadır. Bunu da yine Hükûmete sunuyorum efendim.

Ayrıca, değerli milletvekilleri, bir husus daha var. Sivas'ın Divriği ilçesinde muhtarlar kaymakamlığa çağırılıyor. Çağrıldıklarında, kaymakama gittiklerinde muhtarlara köylerle ilgili şu bilgiler soruluyor: "Sizin köy Alevi mi, sizin köy Kürt köyü mü?" Ben muhtarlarla görüşme yaptım. Bunun nedenini gerçekten Hükûmet biliyorsa burada açıklaması gerekir. Muhtarları niye çağırıyorsunuz? Muhtarlara neden bir köyün Alevi veya işte Kürt olduğunu soruyorsunuz? Bu, kabul edilecek bir durum mudur değerli milletvekilleri? Bunu hangi amaçla soruyorsunuz? Hükûmetin bunu açıklığa kavuşturması lazım. Burada bir kötü niyet yok.

MEHMET HABİB SOLUK (Sivas) - Böyle bir şey hayatta olamaz, mümkün değil!

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - Beyefendi, bağırmayın öyle. Gelin, burada konuşursunuz, cevap verirsiniz; öyle yok. Bunun nedenini ortaya çıkartacağız. Bu ülkede kardeşçe, barış içerisinde yaşamanın koşullarını oluşturmak için burada konuşuyoruz. Arkadan öyle bağırarak bir şey yaptığınızı sanmayın.

MEHMET HABİB SOLUK (Sivas) - Yalan söylüyorsun!

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - Bu anlamda da Sayın Hükûmetin kaymakamlıkla ilişki kurarak bu durumun ortaya çıkarılmasını bekliyorum.

Saygılar sunuyorum efendim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum...

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Karar yeter sayısı…

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Karar yeter sayısı…

BAŞKAN - Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Karar yeter sayısı yok. Yok efendim, açık bir şekilde yok.

BAŞKAN - Elektronik yapıyoruz.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı yoktur.

Beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.31

BEŞİNCİ OTURUM

33

Açılma Saati: 17.36

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER : Mücahit DURMUŞOĞLU (Osmaniye), Özcan PURÇU (İzmir)

------0-----

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 61'inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 28'inci maddesi üzerinde İzmir Milletvekili Müslüm Doğan ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 28'inci maddesinin (1)'inci fıkrasının (ç) bendinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Namık Havutça (Balıkesir) ve arkadaşları

BAŞKAN - Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Balıkesir Milletvekili Namık Havutça.

Buyurun Sayın Havutça. (CHP sıralarından alkışlar)

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tasarı birçok yönüyle çarpık ve adalete uygun olmayan hükümler getiriyor yani yasa bir anlamda kişisel verileri koruma değil, korumama yasası aslında. Bakın, komisyonun, üst kurulun oluşmasından başlayın, kişilerin özel verileri arasında olması asla düşünülemeyecek olan kişinin mezhebi, kişinin kılık kıyafeti kişisel veri olarak Avrupa Birliğinin hiçbir ülkesinde yer almamasına rağmen burada yer alması, onlar da ayrı bir tarafa. Fakat, tasarının 11'inci maddesinde kişilere hak olarak düzenlenen, Anayasa'da bir hak olarak düzenlenen ve yine tasarının 13'üncü maddesinde de kişiye kişisel verilerin parayla verilmesini sonuçlayan hükümleri Anayasa'ya aykırı olmakla birlikte, tasarının en önemli maddesi de bu 28'inci madde.

Bakın, sayıyoruz, kişisel verileri tanımlıyoruz, kişisel verilerin ne olduğunu sayıyoruz ancak 28'inci maddeye geldiğimizde bakıyoruz, yasanın istisnaları… Yani, bu özel verileri hangi durumlarda, kişinin rızası olmaksızın hangi kurumlara verebiliyoruz? Değerli milletvekilleri, tasarının bu 28'inci maddesine lütfen birlikte bakalım.

Değerli hukukçu arkadaşlarım, saydık, kişisel veriler ancak kişinin rızasıyla, açık rızasıyla verilebilir; istisnası, kanunun öngördüğü hükümler. Peki, hangi hâllerde kişisel veriler paylaşılabilir? Bakın, yani bu üst kurul kimlere verebilir?

"Bu kanun hükümleri aşağıdaki hâllerde uygulanmaz.

Kişisel verilerin, kendisiyle veya aynı konutta yaşayan aile fertleriyle ilgili faaliyetler kapsamında işlenmesi." İstisna bir.

İki: "Resmî istatistik ile anonim hâle getirilmek suretiyle araştırma, planlama ve istatistik gibi amaçlarla işlenmesi." Güzel.

Üç: "Millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini, ekonomik güvenliği, özel hayatın gizliliğini veya kişilik haklarını ihlal etmemek ya da suç teşkil etmemek kaydıyla, sanat, tarih, edebiyat veya bilimsel amaçlarla ya da ifade özgürlüğü kapsamında işlenmesi."

(ç) bendi: "Millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini veya ekonomik güvenliği sağlamaya yönelik önleyici, koruyucu ve istihbari faaliyetler kapsamında işlenmesi."

(d) bendi: "Soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemlerinde…" 2'nci maddede de devam ediyor.

Değerli milletvekilleri, şimdi, bu kadar istisnayı saydıktan sonra bu kanun hangi kişisel veriyi nerede koruyacak, soruyorum ben buradaki hukukçu milletvekili arkadaşlarıma. Bu kadar istisna koyduktan sonra kişinin ailesi, sanat çalışmaları, istatistik çalışmaları, güvenlik, kamu güvenliği, kamu düzeni, kamu sağlığı, tıbbi gereklilikler vesaire… Ya, söyler misiniz Sayın Bakan, Sayın Başkan, Değerli Komisyon Başkanı; siz bu istisnalarla, bu istisnaları koyduktan sonra kişisel verileri nasıl koruyacaksınız? Referans aldığımız Avrupa'daki kriterlere bakalım değerli arkadaşlarım; hiçbirisi yok. Ya, bu kadar istisna olur mu? Yani, bu şu demektir: O kişisel veriler, verdiğiniz, o üst kurula verdiğimiz bilgilerin hepsi açık hâle geliyor. Bu çok net. Böyle bir şey olamaz. Sayın Komisyon Başkanım, Sayın

34

Bakan, bunları söylüyoruz. Bu istisnalardan sonra -bakın, bunu çok iddiayla söylüyorum- bu yasanın hiçbir hükmü yoktur. Bu yasa hiçbir şekilde, kişisel verileri korumak gibi bir sonuç doğurmaz, çok açık bu. O bakımdan, bu, zaten başlı başına yasanın amacıyla, ruhuyla örtüşmeyen tamamen çelişkiler içeren bir madde. O yüzden, gelin, kişinin özel bilgilerini istihbarata, kişinin özel bilgilerini birtakım şeylere kurban etmeyelim, adam gibi bir yasa çıkaralım. Referanslarımız ortada, Avrupa Birliğinin kriterleri var değerli arkadaşlarım. Amerika'yı yeniden keşfetmiyoruz, bunlar var, 1981 yılında ortaya konmuş bunlar, biz keşfetmedik ki.

O bakımdan "Bu yasa, bu hâliyle kişisel verileri koruyamama yasasıdır." diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 28'inci maddesinin (1)'inci fıkrasının (b) bendindeki "Kişisel verilerin" ibaresinden önce gelmek üzere "Bu kanunda tanımlanan açık sicillerde ve diğer kaynaklardan herkesin kolayca ulaşabileceği şekilde" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Baki Şimşek (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye iştirak ediyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Katılma imkânından nispi olarak yoksunuz.

BAŞKAN - Sayın Hükûmet?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Ankara Milletvekili Erkan Haberal.

Buyurun Sayın Haberal. (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN HABERAL (Ankara) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sayın İyimaya, inşallah şimdi söylediklerime nispi olarak katılırsınız efendim.

Sayın milletvekilleri, bugün itibarıyla yılbaşından bugüne 154 vatan evladımız şehit olmuştur. Sadece bugün 3 Mehmetçik, 1 yiğit, kahraman polisimiz bu topraklarda şehit verilmiştir. Hepsinin yeri, mekânı cennettir. Cenab-ı Allah'ım gani gani rahmet eylesin.

Sayın milletvekilleri, dün Hacettepe Üniversitesinde meydana gelen olaylarda bölücü terör örgütünün temsilcileri tarafından yaralanan milliyetçi, vatansever, bayrağını seven kardeşlerimize geçmiş olsun derken buradan yalnız olmadıklarını haykırmak istiyorum.

MURAT EMİR (Ankara) - Kim onlar?

ERKAN HABERAL (Devamla) - İyi dinle, kim olduğunu anlatacağım; iyi dinle, anlatacağım kim olduğunu.

Ayrıca "çözüm süreci" safsatasından beri, üniversitelerde yaşanan olayları "Karşıt görüşlü öğrenciler çatıştı." diye yayınlayan basın kurumlarını da esefle kınarım. Bölücü terör örgütü, üniversitelerde palazlanmıştır, yuvalanmıştır; öğrenci kisvesi, adı altında pala olmuştur, sallama olmuştur, paçavra olmuştur, bıçak olmuştur, terör örgütünün her türlü unsuru olmuştur. Örgüt sözde mahkemeler kuruyor dediğimizde, Hükûmet görmüyor dedik. Örgüt sözde şehitlikler yapıyor dedik, Hükûmet uyuyor dedik. Hendekler açılırken Hükûmet yok dedik. Bari şimdi görün, üniversiteler terör örgütünün yuvası oluyor. Türk bayrakları gönderden indirilip yakılırken buna ses çıkartmayanları, güvenlik güçlerini üniversite yerleşkelerine sokmayanları, terör örgütünün paçavralarını fakülte binalarına asanları görmeyenleri, karşıt görüşlü diye üstelik bu öğrencileri adlandıranları milletin vicdanına ve takdirine bırakıyoruz. Kardeşlerimizin sınava girmelerine engel olan, her türlü Vandallığı kendilerine hak görenler bugün öğrenci kisvesi, adı altında üniversitelerde dolaşmaktadırlar. Üniversitelerimizdeki bu Vandalların terör örgütünün bir parçası olduğu da -iyi dinle şimdi- dün burada terör örgütünün temsilciliğini yapan partinin yöneticilerince ifade edilmiştir. Teröre karşı ortak tavır hepimizin tavrı olmalıdır. Terörist eylemlere hep birlikte tavır göstermemiz gerekmektedir. Hepinizin dikkatini ayrıca çekiyorum, özellikle Cumhuriyet Halk Partisinin bütün yetkililerinin: Terör örgütünün temsilcilerinin üniversitelerde olay yapıp daha sonra "Biz CHP'liyiz." diye sizin aranıza, sizin şemsiyenizin altına sığındıkları dün -bire bir gerçektir- ortaya çıkmıştır.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) - Yok öyle bir şey, yok, yok!

ERKAN HABERAL (Devamla) - Ortada sağcı da solcu da yoktur, ortada Vandal da…

ORHAN SARIBAL (Bursa) - "CHP'li çocuklar" diyorsun, CHP'li çocuklar da öldü.

ERKAN HABERAL (Devamla) - Bir daha söyle.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Gazi Hastanesine gidin. Bak, ben oradaydım, dün akşam Gazi Hastanesindeydik. Gazi Hastanesine gidin.

ERKAN HABERAL (Devamla) - Öyle mi? Kabul ediyor musunuz? O zaman siz de o terör örgütünün destekçisisiniz. (MHP sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) - Ayıp oluyor, ayıp oluyor! Hiç hoş değil bu!

ERKAN HABERAL (Devamla) - Bağımsızlığımızın manifestosunu yazan milliyetçi

35

vicdanları bu yaralayıcı ve karalayıcı duruma müsaade etmezler.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Hiçbir şeyi görmüyorsun.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) - Ayıp oluyor!

NİYAZİ NEFİ KARA (Antalya) - Ayıp yaptığın ya!

ERKAN HABERAL (Devamla) - Öyle mi?

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Evet, öyle.

NİYAZİ NEFİ KARA (Antalya) - Öyle tabii.

ERKAN HABERAL (Devamla) - Öyle mi?

NİYAZİ NEFİ KARA (Antalya) - Biz gittik, hastanede gördük. Sen de akşam gelseydin, beraber…

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Gelseydin. Ne işin vardı? Gelseydin akşam.

BAŞKAN - Karşılıklı konuşmayalım.

ERKAN HABERAL (Devamla) - Öğrencileri "sağcı", "solcu" diye tasnif ediyorlar diye mi? O okullarda vatanseverler var, vatan hainleri var, başkası yok.

NİYAZİ NEFİ KARA (Antalya) - Çocukları kışkırtma birbirine!

KAMİL AYDIN (Erzurum) - O çocuklara söyleyin, Türk Bayrağı'nın gölgesine sığınsınlar, başka bir kaynak aramasınlar. Çocuklarınıza söyleyin, o altı okun gölgesinde kalsınlar.

NİYAZİ NEFİ KARA (Antalya) - İkisi de bizim çocuklarımız, onlar bizim çocuklarımız, kışkırtmasın!

ERKAN HABERAL (Devamla) - Yazık, yazık! Siz bunu söylüyorsunuz, çok yazık! (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen karşılıklı konuşmayın. Hatip kürsüde, lütfen…

ERKAN HABERAL (Devamla) - Üniversitelerimizi hainlerin, işbirlikçilerin, köksüz ve kimliksizlerin tasallutundan kurtarmak Türkiye Cumhuriyeti devletinin en önemli görevlerindendir. İlim irfan yuvası üniversitelerimiz millî vicdanımızın sesi olacakken, manevi değerlerimizin bekçisi olacakken, millî birliğimizin temel harcını karacakken, kardeşliğimize sigorta olacakken terör uzantılarına mekân olmuştur.

"Ey Türk Gençliği!" seslenişinden korkup "Türk'üm, doğruyum." sözlerinden gocunanlar üniversitelerde yeni bir Fırat Çakıroğlu vakası yaratmak istiyorlarsa başaramayacaklardır. Türk bayrağını tahrik unsuru görenleri ebediyete kadar tahrik etmek bu milletin şühedaya olan borcudur.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

ERKAN HABERAL (Ankara) - Önce araştırın, bilin!

NİYAZİ NEFİ KARA (Antalya) - Beraber gidelim, çocukların psikolojisini… Bilmiyorsun, konuşuyorsun!

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Altay…

ERKAN HABERAL (Ankara) - Ben oradaydım.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) - Biz de oradaydık, yapmayın gözünüzü seveyim, yapmayın!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen, Sayın Altay'a söz verdim.

Lütfen, sayın milletvekilleri.

Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın milletvekili, konuşmasında, dün ve evvelsi gün üniversitelerde yaşanan, tasvip etmediğimiz olaylarla ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partilileri açıkça itham etmiştir.

BAŞKAN - Buyurun efendim, iki dakika, sataşmadan dolayı süre vereceğim. Lütfen yeni bir sataşmaya meydan vermeyelim, buyurun... (CHP ve MHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

Lütfen sayın milletvekilleri, bakın grup başkan vekilinizi çağırdım, Sayın Altay kürsüde, lütfen.

Buyurun.

XI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Engin Altay'ın, Ankara Milletvekili Erkan Haberal'ın 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 28'inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu ülke üzerinde dış odaklı kimi tezgâhların çevrildiği, döndüğü bilinen bir vakıadır. Üniversitelerde ajanlar ve provokatörler kol geziyor. Gerçekten, sayın milletvekilinin söylediği gibi, vatansever tüm gençlere, yurtsever tüm gençlere -hiçbir menşe ayrımı yapmadan- üniversitelere bulaşmak, üniversiteleri karıştırmak suretiyle Türkiye'yi karıştırmak hesabı yapan ajan provokatörlere alet olmamaları tavsiyesinde bulunmayı birinci öncelikli görev sayıyorum; bu bir.

Ülkücü kardeşlerimizin de kendilerinden olmayan herkesi PKK'lı diye yaftalamasını

36

doğru bulmadığımı belirtmek isterim, bunu da belirtmek isterim. (CHP sıralarından alkışlar).

Gerçekten, üniversitelerde yaşananlar Türkiye'nin geleceği açısından düşündürücüdür, hepimizin ibretle ders alması gerekir. Onların ağabeyleri, büyükleri olarak Parlamentoda bulunan bizlerin onlara itidal tavsiye etmemiz, onları bu işlerden uzak tutmak için her şeyi yapmamız gerekir.

Bahse konu olaylarla ilgili dün akşam milletvekillerimiz olay yerine gitmiş, olayı tetkik etmişlerdir. Cumhuriyet Halk Partili gençler ile ülkücülerin kavga ettiğine yönelik bize gelen bir duyum tetkik edilmiş, olayın tam öyle olmadığı anlaşılmakla beraber, anlaşılıyor ki arada kalan Cumhuriyet Halk Partili birkaç gençlik kolu üyemiz, üniversite öğrencimiz de darbedilmiş ve bıçaklanmıştır. Olay budur, bundan ibarettir, Cumhuriyet Halk Partisinin vatanseverliğini, bayrakseverliğini sorgulamak bu kürsüden -çok üzülerek söylüyorum- kimsenin haddi de değildir.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Akçay…

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Müsaade ederseniz cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun efendim, iki dakika da size süre veriyorum.

Lütfen, yeni bir sataşmaya meydan vermeyelim.

2.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, İstanbul Milletvekili Engin Altay'ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Evet, teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ülke olarak çok büyük tehlikeli ve zor bir dönemden geçiyoruz değerli milletvekilleri. Ülkemizin her yeri terör olayları ve terör örgütlerinin saldırıları altındadır ve maalesef, her geçen gün, her saat bu haberleri alarak kahroluyoruz ve bu olayların hemen hemen hepsinden de büyük ölçüde haberdarız.

Canlı bombalar patlıyor ve bu arada da uzun süredir üniversiteler de âdeta terör örgütlerinin cirit attığı bir alan hâline getirilmeye çalışılıyor. Terör ve terörist sadece dağda değil, terör ve terörist, saldırıyı canlı bombalar hâlinde de yapmıyor; onun dışında her alanı, her ortamı, her sosyal vakayı da kullanmak suretiyle milletimizi, gençlerimizi provoke etme gayreti var. O nedenle, öncelikle, olaylara doğru teşhis koymamız lazım. Üniversitelerde sağ sol kavgası yok, karşıt görüşlü öğrenci kavgası yok değerli arkadaşlar; terör örgütlerinin veya bu örgütler paralelinde provokatif amaçlı birtakım unsurların provokasyonları söz konusudur.

Ege Üniversitesinde geçtiğimiz yıl meydana gelen hadiselerden sonra Milliyetçi Hareket Partisi olarak hassasiyetle bu konularda uyarıları da yapıyoruz. Daha geçtiğimiz aralık ayında, bu kürsüden ve buradan Hacettepede meydana gelen olaylara Hükûmetin dikkatini çektik, güvenlik önlemlerini almalarını ve terör unsurlarını tasfiye etmelerini istedik; Rektörü, İçişleri Bakanını ve Sayın Başbakanı göreve davet ettik ancak görüyoruz ki Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmetinin üniversitelerde meydana gelen hadiselerle ilgili gerekli, yeterli hassasiyet ve önlemi yoktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Devamla) - Bu kadar önlemsizliğe ve duyarsızlığa rektörler de maalesef teşnedir ve aynı, iktidar, Hükûmet frekansından gitmektedir.

O nedenle, lütfen, değerlendirirken sakin ve soğukkanlı bir şekilde, ben bütün gençlerimizi şiddet olaylarından uzak durmaya -belki de yüzlerce kez ifade ettik, tekrar ifade ediyorum- dikkatli, akıllı, sakin ve soğukkanlı olmaya davet ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Devamla) - Terör örgütü paçavralarıyla öğrenciler tahrik edilirken, Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan Brüksel'de PKK terör örgütünün pankart açmasından, stant açmasından şikâyet ederken o pankartlar, stantlar Ankara'nın göbeğinde açılıyor ve millet de tahrik ediliyor. Buna duyarsız kalınamaz. Hükûmeti bu konuda hassas davranmaya davet ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Akçay, çok teşekkür ediyorum. Sağduyulu ve duyarlı bir süreç yaşamamız gerekiyor.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Sayın Başkan, yerimden söz alabilir miyim?

BAŞKAN - Sayın Danış Beştaş, yerinizden, açıyorum.

Buyurun.

VIII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş'ın, Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Öncelikle, üniversitede yaşanan olaylara ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisinin tutumu bu olmamalı, öncelikle bunu ifade etmek istiyorum.

Biz de günde onlarca telefon alıyoruz farklı üniversitelerden, Halkların Demokratik Partisi milletvekilleri olarak. Ve bugün de çok sayıda öğrenci farklı üniversitelerde

37

gözaltında fakat burada, Parlamento kürsüsünde, öğrencilerin birbirine saldırması yönünde bir kışkırtmayı çok talihsiz bulduğumuzu ve tam tersine, öğrenciler arasında farklı görüşler olsa da bu görüşlerin özgürce tartışılabileceği, herkesin kendi görüşleri doğrultusunda demokratik bir şeklide örgütlenme hakları olduğunu önemle belirtmek istiyorum. Ve bu konuşmalar kesinlikle Kocaeli'de, Manisa'da, Maraş'ta -bizzat benim üniversite rektörlerini aradığım şu anda 15 üniversite sayabilirim- orada Kürt öğrencilere yönelik linç girişimleri, öldürme teşebbüsleri ve eve hapsetmeler dâhil… Hatta Maraş'taydı yanılmıyorsam bir odadan, bir amfiden rektör aracılığıyla ve polis aracılığıyla çıkarmak zorunda kaldık. Biz buradaki konuşmalarda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayın lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Biz kesinlikle, üniversite öğrencilerine yönelik bu dilden vazgeçilmesi çağrısını yapıyoruz. Sağ görüşlü olabilir, sol görüşlü olabilir, Kürt olabilir, Laz olabilir, Çerkez olabilir, Arap olabilir, herkesin öğrenim görme hakkı vardır ve bütün Kürtleri de bütün Kürt öğrencilerini de "terör" yaftasıyla yaftalamanın, hep aynı dili kurmanın da karşısında olduğumuzu ve bunu kınadığımızı da ifade etmek istiyorum.

CELAL ADAN (İstanbul) - Ayrımcı, ırkçı bir konuşma yaptı Sayın Başkan, "Kürt gençleri" dedi.

BURCU ÇELİK ÖZKAN (Muş) - Ne diyecek?

(HDP ve MHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/541) (S. Sayısı: 117) (Devam)

BAŞKAN - Şimdi, sonraki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 28'inci maddesinin 1'inci fıkrasının (ç) bendinde yer alan "sağlamaya yönelik" ibaresinden sonra gelmek üzere "olarak kanunla görev ve yetki verilmiş kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Ramazan Can (Kırıkkale) ve arkadaşları

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Karşınızda milyonlarca PKK'li var o zaman(!)

ERKAN AKÇAY (Manisa) - İşte provokasyon bu arkadaşlar.

COŞKUN ÇAKIR (Tokat) - Gerekçe…

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Böyle bir şey olabilir mi ya! Bu ülkede 20 milyon PKK'li var arkadaşlar(!)

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Provokasyon yapmayın!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Siz yapıyorsunuz!

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Siz yapıyorsunuz!

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - İç Tüzük'ümüzün 45/2 ve 87'nci maddeleri kapsamında nisap yetersizliği sebebiyle Genel Kurulun takdirine bırakırım.

BAŞKAN - Hükûmet?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılıyoruz Sayın Başkan.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Sizi muhatap almıyoruz diye böyle şey yapmayın.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Bunu tutanaklar alsın, "20 milyon PKK'lı var." diyor.

(HDP ve MHP sıralarından karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle, kimlerin önleyici, koruyucu ve istihbari faaliyetler yürüteceği konusunda uygulamada yaşanabilecek tereddütleri gidermek amacıyla maddede değişiklik öngörülmektedir. Buna göre, kanunla görev ve yetki verilmiş kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen önleyici, koruyucu ve istihbari faaliyetler istisna kapsamında olacaktır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilen önerge doğrultusunda madde kabul edilmiştir.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Evet, Sayın Akçay, sistemi açıyoruz.

Arkadaşlar, lütfen, istirham ediyorum, herkes kendi fikrini açıklasın ama karşılıklı sataşma olmasın.

Buyurun.

VIII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

3.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş'ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

38

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Bizim söylediğimiz son derece açık, net: "Terör örgütü" diyoruz ve terör örgütünün âdeta bir refleks olarak savunmasına geçiliyor.

Sayın Başkan, Ankara Kızılay'da bombayı patlatan Balıkesir Üniversitesindeki öğrenci 2010 yılında PKK örgüt militanlığı olması nedeniyle yargılanan bir kişidir. Üniversite öğrenciliğiyle alakası olmayan… Gereken tedbirler alınsaydı, o Kızılay'da o canlı bomba patlatılmazdı. Bizim söylemek istediğimiz bu. Hiç kimse terör örgütüne destek verir mahiyette konuşmasın. Sonra da Kürt vatandaşların arkasına saklanarak PKK terör örgütüne destek vermeye kalkışmasın.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Siz, Sayın Danış Beştaş…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Lütfen, grubumuz adına bir açıklama yapacağım.

BAŞKAN - Buyurun.

4.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş'ın, Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Sayın Başkan, bir kere, sözlerimizin doğru anlaşılması lazım. Arkadaki sataşmada "Onlar Kürt değil, PKK'li." dediler, değil mi? Onların deyimiyle PKK'lı, her neyse… Türkiye'de 20 milyonu aşkın Kürt yurttaş yaşıyor. Ben de bir Kürt olarak şunu söylüyorum: Eğer bu ülkede bütün Kürtlerin terör ve terörizmle ve PKK'lilikle eşleştirildiği bir ortamda konuşacaksak bu işi farklı şekilde tartışalım.

BAŞKAN - Böyle bir şey mümkün değil Sayın Beştaş. Böyle bir şey…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Bu konuda…

BAŞKAN - Böyle bir şey yoktur, böyle bir şeyi hiç kimse kabul etmez.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Arkadan söyleneni duyuyor musun da yorum yapıyorsunuz?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Bu konuda siz yorum yapmayın lütfen. Sayın Başkan, siz yorum yapmayın lütfen.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Aynen tekrar ediyorum arkadan söylenenleri.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Ankara patlamasına ilişkin de terör olaylarına ilişkin de, biz burada en yüksek düzeyde kınamalarınızı gösterdik, grup toplantımızı da sadece buna ayırdık. Bize her gün bu konuda ithamlarda bulunulmasını reddediyoruz ve bu Mecliste şu anda, üniversite öğrencileri arasındaki kavgaları kışkırtanlar ortaya çıkmıştır. Kürtlere yönelik açıkça "saldırın" talimatlarını Meclisteki gruptan alıyorlar. Biz bunu reddediyoruz ve kesinlikle bunun karşısındayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Akçay…

(AK PARTİ ve HDP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

Bir saniye sayın milletvekilleri…

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Kürtlere kurban olun!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Siz kurban olun, siz. Oturduğun yerden utan!

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sayın Başkan, sayın konuşmacı biraz evvel Celal Adan'ın sözüne atfen "arkada bir" diyerek…

CELAL ADAN (İstanbul) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Adan, size de yerinizden söz vereyim.

Ben o şeyi görmedim, duymadım.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sataşma var efendim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Böyle bir usul yok, kabul etmiyoruz.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - PKK, PKK…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Ya, siz ne konuşuyorsunuz! Biz sizinle mi konuşuyoruz, başka bir şeyi tartışıyoruz.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - PKK, PKK… Kürt'ü Türk'ü yok, biz PKK'yı, terör örgütünü kınıyoruz, lanetliyoruz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - IŞİD'i kına, IŞİD'i! Sen IŞİD'i kına!

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Söz konusu olan PKK'dır, hiç etnik meselelere girmesinler.

ABDULKADİR YÜKSEL (Gaziantep) - IŞİD'in Allah belasını versin, PKK'nın da Allah belasını versin, onları savunanların da Allah belasını versin!

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - IŞİD'le aranıza mesafe koyabilir musunuz?

(AK PARTİ ve HDP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Sayın Adan'a söz verdim.

Buyurun Sayın Adan…

(AK PARTİ ve HDP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Karıştırdığınız nokta bu, bütün terör örgütlerini lanetliyoruz, bütün terör örgütlerini. Fark etmez isimleri, hepsini, hepsini. Destekleyenleri de

39

lanetliyoruz, destekleyenleri de.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Biz de lanetliyoruz onları.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Tamam, ne güzel işte.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Sizi lanetliyoruz çünkü siz IŞİD'i destekliyorsunuz.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri… Sayın Adan'a söz verdim.

Buyurun.

CELAL ADAN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri…

ABDULKADİR YÜKSEL (Gaziantep) - Aç mikrofonu da lanetlediğini söyle. Öyle konuşmak değil! Aç mikrofonu, PKK'yı da IŞİD'i de lanetlediğini söyle! Aç, söyle bakalım!

BAŞKAN - Lütfen sayın milletvekilleri…

Buyurun Sayın Adan… (AK PARTİ ve HDP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

CELAL ADAN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri…

ABDULKADİR YÜKSEL (Gaziantep) - Lanetlediğinizi söyleyin!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Biz gerekli her yerde söyleriz bunu. (AK PARTİ ve HDP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN - Lütfen sayın milletvekilleri…

Sayın Adan, buyurun… (AK PARTİ ve HDP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Siz dediniz diye yapmayız bunu! Siz bize emir veremezsiniz!

CELAL ADAN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri… (HDP ve MHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Sen istediğin için bir şey yapmam ben! Kime bağırıyorsun sen! Haddini bil!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, öncelikle konuşan milletvekiline saygıda bulunun lütfen, kim olursa olsun. Söz verdim.

Buyurun Sayın Adan.

5.- İstanbul Milletvekili Celal Adan'ın, Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş'ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

CELAL ADAN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sayın milletvekili konuşurken arkadan ben seslendim. "Kürtler öldürülüyor, Kürt gençleri öldürülüyor." ifadesini Türk devletine, Türk milletine bir hakaret olarak algılıyorum. Burada oturan bakan bir Kürt vatandaşı. Şurada oturan bakan Kürt. "Kürtler vuruluyor." ifadesi ayrılıkçı, ırkçı terör örgütünün ifadesidir. (MHP ve AKP sıralarından alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Teröristler öldürülüyor!

CELAL ADAN (İstanbul) - Bugün, Türkiye'de, PKK yandaşı olan milletvekilleri dün Cizre'de kovuldular, Silopi'de kovuldular. Vatandaşlar "Bizi nasıl koruyorsunuz, top atılıyor evimize?" diye milletvekillerini kovdular. Onları kutluyorum, oradaki Kürt vatandaşlarını, PKK'lıları kovdular. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Diyarbakır'a da giremeyecekler, evet giremeyecekler Diyarbakır'a.

BURCU ÇELİK ÖZKAN (Muş) - Ben oradan yeni geliyorum, gel gidelim beraber. Ben oradan yeni geliyorum, gel beraber gidelim.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Sabret biraz daha, devam et böyle sen!

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Göreceksin, göreceksin ne olacağını!

CELAL ADAN (İstanbul) - PKK'lılar döktükleri kanda boğulacaklar. Hem de o kanda kim boğacak onları biliyor musunuz?

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Bu dilinizden yarın nasıl döneceğinizi de göreceğiz sizin.

BURCU ÇELİK ÖZKAN (Muş) - İyice kaosa gidiyor ya! Biraz vicdan, biraz duyarlılık.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Siz, bir kere, Kürtlerin kodlarına, genetiğine aykırısınız.

CELAL ADAN (İstanbul) - PKK'lıları Kürtler boğacak Allah'ın izniyle. (MHP sıralarından alkışlar) Kürt milletinin birliği, beraberliği adına bir milletvekilinin "Kürtler öldürülüyor." ifadesini kullanma hakkını siz nereden elde ediyorsunuz Sayın Milletvekili? Bu millete niye hakaret ediyorsunuz?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - 20 milyon Kürt'ten elde ediyoruz.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - "Kürt" demek niye hakaret olsun ya?

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, tabii ki her birimiz milletvekili olarak, yapmış olduğumuz yemine uygun olarak, Anayasa'ya uygun olarak o sorumluluğun bilinciyle hareket etmek durumundayız. Kürtler, bir defa, Kürt kardeşlerimiz, hiç kimsenin tekelinde değil, hiç kimse kendisini tek başına tüm Kürtlerin temsilcisiymiş gibi bir yerde konumlandırmasın; bu bir.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Kim öyle yapıyor ya? Demin de öyle yaptın Başkan, niye böyle yorum yapıyorsun?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Siz niye yorum yapıyorsunuz?

BAŞKAN - İkincisi, Kürtler'le PKK'yı özdeşleştirmeye çalışmak, en çok da Kürtlere

40

yapılan bir haksızlıktır, bir zulümdür. (AKP ve MHP sıralarından alkışlar) Çünkü, en çok Kürtlere PKK terör örgütü zarar veriyor, bunu herkesin bilmesi lazım.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Öncelikle, Sayın Başkan, en çok bu diliniz zarar veriyor, bu diliniz.

BAŞKAN - Dolayısıyla, her birimiz bu sorumlulukla, bu duyarlılıkla hareket etmek durumundayız. PKK terör örgütünü ayıracaksınız, Kürt kardeşlerimiz ayrı, diğer her türlü vatandaşımız ayrı. Kürtleri de…

Hep birlikte terörü de sonuna kadar lanetlemek durumundayız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ŞAHİN TİN (Denizli) - PKK'yı lanetliyoruz.

BAŞKAN - PKK terör örgütünü lanetlemek durumundayız.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - O, lütfen geçsin öyle, bilinçaltınız öyle kaldı.

BAŞKAN - Çok ayıp ediyorsunuz, çok ayıp ediyorsunuz!

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Kürtleri lanetliyorsunuz.

BAŞKAN - Çok ayıp ediyorsunuz!

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Hayır. Ama, siz bu yorumu yaparak ayıp ediyorsunuz.

BAŞKAN - Burada "20 milyon Kürt şöyle oluyor, Kürtler öldürülüyor…"

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - "Biz Kürtlerin temsilcisiyiz, sadece biz temsil ediyoruz." demiyoruz.

BAŞKAN - Bakın Sayın Toğrul, Sayın Toğrul…

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Ayıptır ya! Yorum yapıyorsun.

BAŞKAN - Sayın Toğrul, burada, lütfen, her birimiz, ağzımızdan çıkanı kulağımız duymak zorunda.

Ayrıştırmadan, ötekileştirmeden, kucaklayıcı bir dil kullanmak zorundayız. Dolayısıyla, terör örgütüyle başka türlü bağlantılandırmaya çalışmak, dediğim gibi, en çok da Kürt kardeşlerimize bir haksızlıktır diye düşünüyorum ve lütfen, lütfen ama lütfen, bir kez daha bu sorumlulukla hareket edelim diye düşünüyorum.

Teşekkür ediyorum.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Sayın Başkan, grup adına söz almak istiyorum.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Ne diye söz istiyor Sayın Başkan?

BAŞKAN - Buyurun.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Grup adına söz almak istiyorum.

BAŞKAN - Az önce Sayın Danış Beştaş'a 2 defa söz verdim ben. Hayır, yani ne sözü alacaksınız?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Olabilir. Ben de eğer müsaade ederseniz, sizin tavrınızla ilgili özellikle, söz almak istiyorum.

BAŞKAN - Evet, ne var tavrımda?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Mikrofonu açarsanız açıklayacağım.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Ne diye veriyorsun Sayın Başkanım? Hangi maddeye göre veriyorsun sözü?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - 60'a göre.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Aç oku bakalım, 60'da var mı o?

BAŞKAN - Tamam, vereyim bir dakika, bakalım tavrıma. Ben tavrımda sonuna kadar haklıyım, ne var?

60'a göre, bir dakika, yerinden…

Buyurun Sayın Kerestecioğlu.

6.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir'in, Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın'ın bazı ifadelerine ve tavrına ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - "Vereyim, bakalım neymiş tavrım?" bir kere zaten bir tavırdır öncelikle.

Sizin, oradan, kendinize uymayan her şeyle ilgili söz almanız, gerçekten, bu Meclisi yönetme etiğine uygun düşmemektedir.

Benim bunun dışında söylemek istediğim şudur: Ben 1970'li yılları yaşamış biriyim, burada konuşan milletvekillerinin de bazılarının çok iyi yaşamış olduklarını tahmin ediyorum. Bugün üniversitelerde gerçekten dün gördüğümüz, insanların yaralanmasıydı. Bu iki taraftan da yaralanmalar söz konusu olmuş olabilir. Burada kalkıp çıkıp da böyle, onlara ayrıca bir şey verir gibi, şevk verir gibi, "Biz onların yanındayız." falan gibi konuşmalara hiçbir müdahale etmeyip bu Mecliste barış dilini kurmadan, kalkıp sadece diğer tarafın konuşmalarına müdahale etmenizi de kesinlikle kınıyorum.

BAŞKAN - Evet, her birimiz tabii ki milletvekili olmanın etiği ve sorumluluğu içerisinde hareket etmek durumundayız. Bu sözünüze katılıyorum ama sözün gereğini de hep birlikte yerine getirmek durumundayız.

Teşekkür ediyorum.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Evet, başta Başkan olmak üzere.

41

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/541) (S. Sayısı: 117) (Devam)

BAŞKAN - 29'uncu madde üzerinde 3 adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 29. maddesinin (2)'nci fıkrasının (ç) bendindeki "değerlendirilmesinden" ibaresi yerine "değerlendirilmesi yoluyla" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Baki Şimşek Nuri Okutan İsmail Faruk Aksu

Mersin Isparta İstanbul

Erkan Haberal Arzu Erdem Kamil Aydın

Ankara İstanbul Erzurum

Kadir Koçdemir

Bursa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 29'uncu maddesinin (1)'inci fıkrasında geçen "5018 sayılı Kanunda" ifadesinin "5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununda" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

İdris Baluken Meral Danış Beştaş Erol Dora

Diyarbakır Adana Mardin

Osman Baydemir Mahmut Celadet Gaydalı Burcu Çelik Özkan

Şanlıurfa Bitlis Muş

BAŞKAN - Şimdi, maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 29'uncu maddesinin (2)'nci fıkrasının (c) bendinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Namık Havutça Ömer Süha Aldan Özkan Yalım

Balıkesir Muğla Uşak

Cemal Okan Yüksel Zeynel Emre Haydar Akar

Eskişehir İstanbul Kocaeli

Eren Erdem

İstanbul

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen İstanbul Milletvekili Eren Erdem.

Buyurun Sayın Erdem. (CHP sıralarından alkışlar)

EREN ERDEM (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mecliste, sürekli olarak teröre karşı bir yaklaşım sergileniyor. Teröre karşı sergilenen yaklaşım Türkiye açısından çok yararlıdır. Bu anlamda, bu yaklaşımın bütün terör örgütlerine eşit mesafede olması gerektiğinin de altını çizmek istiyoruz.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) - Rusya'da da bunları mı söyledin?

EREN ERDEM (Devamla) - Şimdi, bakınız, elimde birkaç tane belge var. Bu belgeleri sizin vicdanınıza teslim etmek istiyorum. Bugün 7 kişi tahliye edildi; isimlerini okuyorum; Halis Bayancuk, Cemil Aslan, Enes Yelgün ve 4 kişi daha, 2'si de Suriye vatandaşı. Bu kişiler IŞİD terör örgütünün Türkiye temsilciliği olması iddiasıyla tutuklanmıştı.

ZEKERİYA BİRKAN (Bursa) - Devam etmekte olan bir davayla ilgili konuşamazsınız ki!

EREN ERDEM (Devamla) - 2013 yılında başlatılmış olan bir soruşturma kapsamında, Van merkezli bir soruşturmada bu isimlerin ve başta Halis Bayancuk yani "Ebu Hanzala" kod adlı şahıs olmak üzere, her birisinin, arkadaşlar, IŞİD terör örgütünün Türkiye temsilcileri olduğu iddiasıyla tutuklandıklarını gördük. Bunlardan 2'si Suriyeli, bugün tahliye edildiler. Bunlardan 1'inin arabası patlamaya hazır bomba ve mühimmatla yakalandı. Bunlardan 2'si -Suriyeli olanlar- İstanbul'dan Antep'e -bakın, savcılıktaki iddianamede geçen bilgileri paylaşıyorum- 2 Fransız kadını geçirip, Rakka'ya teslim edip IŞİD kamplarında eğitime tabi tuttukları iddiasıyla gözaltına alındılar. Bugün bunların hepsi serbest bırakıldı.

Serbest bırakılan kişilerin başında olan Halis Bayancuk diyor ki Türkiye sınırına 250 metre mesafede: "Biz İstanbul'u fethedeceğiz." Aynı Halis Bayancuk yani bugün serbest bırakılan, akademisyenlerin, herkesin tutuklandığı bir ortamda serbest bırakılan Halis Bayancuk diyor ki: "Kim IŞİD'e saldırı yapmışsa, kim o kardeşlerimize saldırı yapmışsa bunu bana yapılmış olarak kabul ederim. Onun için, hepimiz tarafımızı belirlemeliyiz." Aynı şahıs, yine konuşmasında, arkadaşlar, diyor ki: "IŞİD bizim Müslüman kardeşimizdir. Onlara yapılan

42

her saldırıyı bize yapılmış sayarız. Ben inanıyorum ki o savaş bir akide savaşıdır." Şimdi, bu cümleden IŞİD'i çıkaralım, PKK'yı koyalım. Bir milletvekili bunu söylemiş olsun. Onun hakkında derhâl bir fezleke hazırlanması gündeme gelir ki doğaldır değil mi? Mümkündür -ki normaldir de bu- ama bunu söyleyen adam, bakın, bunu söyleyen adam bugün tahliye edildi, serbest bırakıldı.

HARUN KARACA (İstanbul) - Can Dündar için ne düşünüyorsun? Can Dündar'ı kim tahliye etti?

EREN ERDEM (Devamla) - Düşünürler, gazeteciler, akademisyenler tutuklu; teröristler dışarıda. Arkadaşlar, terörle mücadele bu iktidara bırakılamayacak kadar önemli bir meseledir.

HARUN KARACA (İstanbul) - Söyler misin, Can Dündar'ı kim tahliye etti?

EREN ERDEM (Devamla) - Terörle mücadele bu iktidara bırakılamayacak kadar önemli bir meseledir.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Kim tahliye etti, kim?

EREN ERDEM (Devamla) - Bakın, bu şahsın evinden çıkartılan bir belge; bakın, belge.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Adamın reklamını yapıyorsun ya!

EREN ERDEM (Devamla) - Belge şu. Bu belge diyor ki… Halis Bayancuk bunu kabul etmiş.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Ya, adamın reklamını yapıyorsun! Teröristin reklamını niye yapıyorsun ya!

EREN ERDEM (Devamla) - Bu belgeye göre, bunlar kendi aralarında kripto bir yazışma yapmışlar.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Teröristin reklamını niye yapıyorsun ya!

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Teröristse niye bıraktınız? Osman Bey, niye bıraktınız teröristse?

EREN ERDEM (Devamla) - Bakın, aynı zamanda bu belgelerde, arkadaşlar, bir silahlı yapılanmanın olması gerektiği yönünde bir yaklaşım sergileniyor; belgelerde var, söyleniyor.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Teröristi ne konuşuyorsun burada ya?

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Osman, terörist değilmiş, serbest bırakılmış Osman!

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Teröristin reklamını niye yapıyorsun? Teröristi ne konuşuyorsun burada ya!

EREN ERDEM (Devamla) - Savcılık iddianamesinde geçiyor.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Ne konuşuyorsun ya!

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Serbest bırakmışsınız!

EREN ERDEM (Devamla) - Bu iddianamenin içerisinde diyor ki: "Silahlı kanadın mali yapısını şöyle kuracağız, böyle kuracağız."

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Bırak, kim serbest bırakmış?

EREN ERDEM (Devamla) - Şimdi, arkadaşlar, niye serbest bırakılıyor? Neden bu insanlar ellerini kollarını sallayarak dolaşıyorlar?

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Kardeşim, biz mi bırakıyoruz?

EREN ERDEM (Devamla) - Terörle mücadele edelim; hep beraber, birlikte, bütün örgütlere karşı eşit mesafede yaklaşım sergileyelim.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - IŞİD terör örgütüdür. IŞİD insanlığın düşmanıdır! Terör örgütüdür, İslam'la herhangi bir bağı yoktur.

EREN ERDEM (Devamla) - Yani, bu insanların…

Bakın, Kobani'ye IŞİD girdikten sonra, bu şahsın Facebook sayfasında yayınlanan bir yazı, diyor ki: "Kobani tamamen fethedildi."

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Ya, bırak kardeşim, IŞİD terör örgütüdür. Ne yapıyorsun sen ya!

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Başkan, Osman Aşkın Bak'ı uyarmayı düşünüyor musunuz?

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Osman'ın özgürlüğü var, bağırma özgürlüğü(!)

EREN ERDEM (Devamla) - Bir IŞİD bayrağı var. Bakın, savcılar bu şahıslar üzerine neden bir serbestiyet yapıyorlar?

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - IŞİD terör örgütüdür.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri… Sayın Bak, lütfen müdahale etmeyin.

EREN ERDEM (Devamla) - Arkadaşlar, vicdanımızı Parlamentonun vicdanına teslim ediyorum.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Kim serbest bıraktıysa…

EREN ERDEM (Devamla) - Bu teröristler, bu terör militanları niçin tahliye edildiler? Bu soruya cevap arıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Reklamını mı yapıyorsun ya!

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Biz mi tahliye ettik? Hayret bir şeysin ya, sanki biz tahliye ettik!

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Başkan. (Gürültüler)

43

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen…

Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Başkan, Divandan bir talebim var.

BAŞKAN - Evet.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Milletvekilimizin kürsüde kaldığı beş dakika boyunca sarf ettiği kelime sayısıyla, Osman Aşkın Bak başta olmak üzere, iktidar partisi sıralarından sarf edilen kelime sayılarının önünüze getirilmesini talep ediyorum. Şunun için: Genel Kurulun sükûn içinde çalışmasını teminden yoksunsunuz. Ben hep söylemişimdir; sataşma, laf atma bir ritüeldir ama burada taciz var Sayın Başkan, taciz ve siz seyrediyorsunuz, olmaz öyle şey! (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Altay, bakın, biz seyrediyoruz değil.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Seyrediyorsunuz.

BAŞKAN - Lütfen, sayın grup başkan vekilleri olarak da bu kürsüde…

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Çıkarın, Osman Aşkın Bak kaç kelime etmiş, benim hatibim kaç kelime etmiş? Olmaz öyle şey!

BAŞKAN - Bakın, bu kürsüde kim konuşursa konuşsun eğer hepiniz aynı duyarlılıkla, aynı hassasiyetle hareket ederseniz, zaten hiçbir problem olmaz, benim de istediğim o.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Biz abartmıyoruz.

BAŞKAN - İktidar muhalefet fark etmez, burada en aykırı fikri dile getirsinler, hakikaten getirsinler ama her bir milletvekili de burada saygı içerisinde onu dinlemek durumunda.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Ben talebimin yerine getirilmesini istiyorum.

BAŞKAN - Biz bu noktada elimizden geleni…

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bize değil, oraya söyleyin.

BAŞKAN - Herkese söylüyorum, bütün milletvekillerine söylüyorum, tüm milletvekillerine. Zaman geliyor o gruptan, zaman geliyor bu gruptan, şu gruptan, öbür gruptan, fark etmiyor, her birimiz bu hataya düşüyoruz, maalesef bunu görüyoruz.

Dolayısıyla, tüm siyasi parti gruplarından istirhamım, ne kadar aykırı olursa olsun, o kürsü özgür bir kürsüdür, o kürsüde her fikir dile getirilsin ve bu noktada da tüm milletvekilleri sonuna kadar dinlesin. Gerekirse, sataşma varsa, sataşmadan dolayı gerekli değerlendirmeleri yaparız diyorum.

Teşekkür ediyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Laf atılsın. "Laf atılmasın." demiyorum ki ben "Taciz yapılmasın." diyorum. Yapılan taciz. Laf atın, atmak da gerekir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 29'uncu maddesinin (1)'inci fıkrasında geçen "5018 sayılı Kanunda" ifadesinin "5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi Ve Kontrol Kanununda" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Meral Danış Beştaş (Adana) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKNI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş.

Buyurun Sayın Danış Beştaş. (HDP sıralarından alkışlar)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Meclis Başkan Vekilimize, doğrusu, bu kürsüden İç Tüzük 64'ün ikinci fıkrasını hatırlatmak isteriz bir kere daha. 64'üncü maddenin ikinci fıkrası: "Başkan veya başkanvekilleri, görevlerinin yerine getirilmesinin gerektirdiği haller dışında tartışmalara katılamazlar; kişisel savunma hakları saklıdır." Dünden bu yana, Sayın Meclis Başkan Vekili burada yapılan konuşmalarla ilgili, değerlendirmelerle ilgili kendi kişisel görüşlerini, siyasi duruşunu sıklıkla ifade etmekte ve görevinin gerektirdiği sorumlulukları ve etiği yerini getirmediği için bunu gerçekten üzüntüyle karşılıyoruz ve dile getirmeyi de bir görev olarak telaki ediyoruz. Şüphesiz burada hepimizin milletvekilleri olarak milletvekilliğinin vakarına, etiğine ve sorumluluğuna uygun davranma sorumluluğumuz var ama herkes, konuşmalarını yaparken bu konuşmaların kaç milyon insanı etkilediğini, nerelere ulaştığını ve sonuçlarını çok iyi düşünmek zorundadır.

Biraz önce bizim itiraz ettiğimiz husus "Kürt demeyin; bu, Kürtlere haksızlıktır." diyorlar. Şimdi, biz bu geleneği biliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin yüz yıllık geçmişinde Kürt meselesine yaklaşımı hepimizin canlı olarak yaşadığı ama okuduğumuz ama dedelerimizden ama babaannelerimizden ama anneannelerimizden çok canlı bir hafızamız

44

var. Burada diğer partilerde de Kürt milletvekili arkadaşlarımız var, hiçbirisi "Bunu bilmiyoruz." demesin. Şark Islahat Planlarından Tevhidi Tedrisat Kanunlarına, ana dilde eğitimi bir tarafa bırakın Kürtçe konuşmanın yasaklandığı günler çok geride değil. Ve Kürtlere yönelik ayrımcı, asimilasyoncu, inkâr ve redde yönelik politikalar aynı zamanda ekonomiye de yansımıştır. Şu anda bölgeler arasındaki ayrımcılık ve bunun neticeleri uçurum meydana getirmiştir. Şu anda Siirt ile İzmir'in ya da Ankara ile Mardin'in, Batman'ın arasındaki ekonomik kalkınma, üniversite giriş sınavında aldıkları neticeler bile herkesin bilmesi gereken ayrımcılığı çok net bir şekilde ortaya sermektedir.

Bu ülkede Kürt sorununun çözümüyle ilgili, Kürt halkının hak ve özgürlükleriyle ilgili çok tartışma yapıldı, çok rapor yazıldı ama Kürtlerin hak ve özgürlüklerini savunan, ama karşısında duran, Kürtlerin Türkleştirilmesi gerektiği, Kürtlerin aslında Türk olduğu ve bununla övünç duyması gerektiği söylenen ırkçı yaklaşımlar günümüzde de devam ediyor

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) - Bu ülkede Kürt sorunu yok, terör sorunu var, PKK sorunu var, Kürt sorunu hiç yok.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) - Halüsinasyon görüyorsun. Dibe vurdunuz, dibe, dibe!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Yani, şu Meclis çatısı altında bu kadar Kürt milletvekili varken bir milletvekilinin şu cürette bulunması dehşet vericidir: "Siz Kürt demeyin, Kürtlere haksızlıktır. Siz Türk'sünüz." Türk değiliz, biz Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarıyız.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Irkçısınız, ırkçı!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Biz Türkiye halklarıyız.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Biz Türkiye halkları değiliz, Türk milletiyiz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Biz Türkiye yurttaşlarıyız ve bunun için demokratik bir anayasa yapılması talebimiz de birçok mesele yanında, bununla ilgili, orta yerde duruyor. Zorla hiç kimsenin etnik kimliğini, inancını, dilini değiştiremezsiniz, kültürünü değiştiremezsiniz. Yüz yıl uğraştınız, yapılmadık katliam, çıkarılmadık kanun, yapılmayan işkence kalmadı ama Kürt halkı bunu asla kabul etmedi. Bütün bu acılara rağmen, bugüne kadar da kendi kimliğini, dilini, kültürünü ve inancını getirmiştir.

Şimdi -yani, zaman tabii çok az- Celal Bayar'ın ve Erdal İnönü'nün Kürt sorunu konusundaki raporlarını okumanızı öneririm. Bu ülke nerelerden geldi? Mahmut Esat Bozkurt'un lafını hatırlatmak isterim: "Bu ülkede Türk olmayanların tek bir hakkı vardır, o da kölelik hakkıdır." dedi. Cemal Gürsel bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak "Nerede biri kendine Kürt'üm diyorsa onun yüzüne tükürün." dedi.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) - Cemal Gürsel nerede ya?

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) - Yakın tarihe gel, yakın tarihe!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Bunun gibi örnekler bu kitaplarda; siz ne kadar reddetseniz de bizim, Türkiye'deki bütün yurttaşlar tarafından bilinmese de Kürtler bunu biliyor. Ve bugünkü zihniyetin dayanağı da odur, bunun arka planı odur ve bizim buradan, Büyük Millet Meclisi kürsüsünden üniversitedeki öğrencileri kışkırtmaya tahammül etmemiz söz konusu bile değildir. Her şeyi bu şekilde ret ve inkâr politikalarının sonucuna getirip bağladık. Biz bunu bilerek burada konuştuk. Çünkü Kürt öğrenciler her gün bizi arıyorlar. Zor durumdalar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - …öldürülüyorlar, yakalanıyorlar, tutuklanıyorlar, işkence görüyorlar. Ve biz, Türkiye İşçi Partisi üyesi öğrencilerin telle boğuldukları günleri de unutmadık, kimler tarafından öldürüldüğünü de unutmadık.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) - AK PARTİ döneminde kazanılan haklardan da bahsetsek.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Hepinize saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Başkan, karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN - Bir saniye…

IX.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın'ın, milletvekillerinden konu dışına çıkmamalarını, temiz bir dil kullanmalarını ve yaralayıcı sözler sarf etmemelerini istirham ettiğine ilişkin konuşması

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, az önce Sayın Altay da ifade etti, Sayın Danış Beştaş da kürsüden 64'üncü madde hatırlatması yaptı. Ben aynı şekilde, devamında 65, 66, 67 ve 68'inci maddelerin de okunmasını istirham ediyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Okuduk Sayın Başkan.

BAŞKAN - Tüm sayın milletvekillerine: İç Tüzük'ün 66'ncı maddesi, İç Tüzük'e uymayı ve konudan ayrılmamasını; İç Tüzük'ün 67'nci maddesi Genel Kurulda yapılan konuşmalarda temiz bir dil kullanılmasını, kaba ve yaralayıcı sözler sarf edilmemesini…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Karar yeter sayısı istemiştik ama şimdi gelmelerini mi bekliyorsunuz Sayın Başkan?

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Hatırlatın! Uzatın, uzatın Başkan!

45

BAŞKAN - Yine İç Tüzük'ün 65'inci maddesinde, Genel Kurulda söz kesmeyi, şahsiyatla uğraşmayı, çalışma düzenini bozucu hareketlerde bulunmayı yasaklıyor gibi…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Sağ olun, bakın!

BAŞKAN - Görüşmelerin sağlıklı ve verimli şekilde yürütülebilmesi, gerginliklere imkân tanınmaması için tüm milletvekillerimizden konu dışına çıkılmamasını, temiz bir dil kullanılmasını, yaralayıcı sözler sarf edilmemesini özellikle istirham ediyorum.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Ara sıra göz atın, bakın, tamamlandı mı bir bakın!

BAŞKAN - Bakın, bunlara ilişkin yapıldığı takdirde de devamında müeyyidelerini de öngörüyor. Ben bugüne kadar bu müeyyideleri de hiçbirinde uygulamadım…

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Uygulayın Sayın Başkan.

BAŞKAN - Ama, burada tabii ki her birimiz milletvekiliyiz, milletin sorunlarına farklı bakış açılarıyla çare getireceğiz, fikrimizi ifade edeceğiz ama bunu ifade ederken de kimseyi zan altında bırakmadan, tahkim etmeden, tahkir etmeden, yaralamadan kullanırsak çok daha iyi olur diye düşünüyorum. Göstereceğiniz hassasiyetten dolayı da tüm gruplara, tüm milletvekillerine teşekkür ediyorum.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/541) (S. Sayısı: 117) (Devam)

BAŞKAN - Şimdi, önergeyi oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Aramayın, gerek yok, gerek yok.

BAŞKAN - Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Teşekkür ederiz(!)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Bravo(!)

BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 29. maddesinin (2)'nci fıkrasının (ç) bendindeki "değerlendirilmesinden" ibaresi yerine "değerlendirilmesi yoluyla" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Kamil Aydın (Erzurum) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Erzurum Milletvekili Kamil Aydın.

Buyurun Sayın Aydın. (MHP sıralarından alkışlar)

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Sayın Başkan, çok saygıdeğer milletvekilleri; aslında, dün yaşanan o hararetli tartışmalara binaen bir şeyler söylemek için hazırlamıştım kendimi, ama biraz önce ona benzer bir hararetli tartışmaya, hatta sataşmaya dönüşen olaylar neticesinde ben de bir şeyler söylemek istiyorum.

Bakın, biz inadına kardeşliği, birliği, beraberliği bir yurttaşlık çerçevesi içerisinde savunan bir hareketin mensuplarıyız. Aralık ayında, inanın, çok iyi hatırlıyorum, Meclis tutanaklarında var; Hacettepede yavrularımız var, kız çocuklarımız var, aradılar "Hocam, sırf Türk Bayrağı camımızda asılı diye tehdit mektupları alıyoruz, çantalarımıza tehdit mesajları atılıyor, taciz ediliyoruz. Ne olur bize sahip çıkın." dediler, biz de bu kürsüden dile getirdik. Üniversite yönetimini göreve davet ettik, kolluk kuvvetini göreve davet ettik.

Elbette ki 70'leri çok iyi hatırlıyoruz. Allah o günleri bir daha göstermesin. Bu ülkenin sağcısı da bizim solcusu da. Her türlü düşünceye mensup evlatlarımız var. İstedikleri şekilde, özgürce tartışsınlar ama bizleri nasıl ki burada bağlayan bir Anayasa var ise, bir İç Tüzük var ise… Kurullar, kurallar vardır arkadaşlar. Demokrasi kurallı, kurullu yaşama rejimidir. Bunu artık öğrenelim. Biz burada nasıl ki kural ihlali yapamazsak, bizim gençlerimiz de özgürce fikirlerini tartışırken birtakım değerler üzerinden yıpratıcı, kırıcı, yok edici, zarar verici söylemlerden ve eylemlerden uzak durmak zorundadır.

O Kızılay'daki bombacı, hâkim karşısına çıkarıldığında -Balıkesir Üniversitesinde- hâkim diyor ki, bıçaklama olayı var: "Ya, siz buna bölücü diyorsunuz ama…" Bakın, aynı zihniyet. Bu Kürtçe bile konuşamıyor.

İşte, yanılgımız orada. Bizim Kürt kardeşimizle bir sorunumuz yok. Biz etle tırnak olmuşuz diyoruz, tırnağı da kabul etmiyorlar eti de kabul etmiyorlar. Biz her şeyi buraya taşıyamıyoruz ama orada duyduklarımı söyleyemiyorum. Ama, bugün Celal Bey'in bir cümlesi çıktı kendisi de ifade etti, maksadım şuydu dedi. Ama biz orada burada arkadaşlarımız güzel…

Şurası var ya, Türkiye'nin etnik bir mozaiği, güzel bir zenginliğimiz var Allah'a şükür. Herkes özgürce etnik kökenini söylüyor ve gurur duyuyor, hepimiz gurur duyuyoruz. Bu etnik kökenler bir araya gelmiş bir aile olmuş, halkları aşmışız artık biz, biz bir milletiz artık ve bu

46

milletin içinde hepimiz varız. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar) Onun için, kız aldık, kız verdik, basit bir şey değil. Batı'da, gidin, zenci ile beyaz evliliklerine çok az rastlarsınız, gülerek karşılıyorsunuz ama burada Meclisi Başkanım diyor ki: "Ben de Kürt'üm." Oradan diyorlar ki: "Sen Kürt olamazsın." İnanın, duyuyoruz. Buradan bir hanımefendi kalkıyor, benim milletvekili arkadaşım "Elhamdülillah ben de Kürt'üm." diyor ya, daha ne desin, "Hayır, siz olamazsınız." diyor. Niye? Kürt olmak için sizin gibi mi olmak lazım? Ne olmak lazım Kürt olmak için? Bizim ayrımız gayrımız yok. Biz Kürt'üz, biz Laz'ız, biz Çerkez'iz, bir Abaza'yız, biz her şeyiz, işte Türk milleti budur. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar) Niye ısrarla…

ERKAN AKÇAY (Manisa) - İşte Türk milleti.

KAMİL AYDIN (Devamla) - Biz, birliğe, bütünlüğe vurgu yaparken şu yüce Mecliste niye ille de nüanslara takılıyoruz? Niye ufak şeyleri büyütüyoruz?

Burada provokatif bir eylem varsa, ortak değerlerimiz bellidir, birisi Türk Bayrağı'nı bir tahrik unsuru sayıyorsa, Allah aşkına, burada artık, Kürtlük, Türklük kalır mı? Burada, artık, benim sistematik bir yansımamdır, burada varlığımın ifadesidir, benim bayrağımdır, cumhuriyetimdir, ilkelerimdir, vatandaşlık haklarımdır. Ama, bir arkadaşımız etnik kökeninden dolayı bir tacize maruz kaldığı zaman hepimiz el kaldırırız, hepimiz onu savunuruz çünkü asabiyeyi zaten Yüce Rabb'im de yasaklamış. Biz, asabiyetçi değiliz. Biz, Türk milliyetçisiyiz. Nedir Türk milliyetçiliği? Ortak bir paydada, ortak bir iradeyi koyup birlikte yaşama azim ve kararlılığıdır arkadaşlar. Allah aşkına, bunun neresinde ayrımcılık var? Bir mensubiyet şuurudur. Bu da buradadır bütün zenginliğiyle, bütün nüanslarıyla.

Onun için, geriye gitmeyeceğiz, ileriye bakacağız. Her zaman bu büyük milletin bütün etnik unsurlarıyla, Allah'ın izniyle, geleceğinde güzel şeyler olacaktır.

Bakın, bugün, güneydoğuda Türk'ün askeri, polisi, kolluk kuvveti yaralıyı omuzuna alıp götürüyor, giderken mermi yiyor. Su veriyor, ekmeğini paylaşıyor. Allah'tan korkun! Bunları hepimiz görmüyor muyuz? Nasıl inkâr edeceğiz? Böyle bir barış özlemimiz var, böyle bir sevgi, kardeşlik özlemimiz var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMİL AYDIN (Devamla) - Milliyetçi Hareket Partisi, bütün siyasi sloganlarında "Onlar ne kadar Kürt'se biz o kadar Kürt'üz, biz ne kadar Türk'sek onlar o kadar Türk. Biz bin yıllık harcız, bu harcı kimsenin bozmaya hakkı ve hukuku yoktur." diyor.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ne mutlu Türk'üm diyene.

Teşekkür ederim. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

Karar yeter sayısı mı istediniz?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Hayır.

BAŞKAN - Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Buyurun Sayın Kerestecioğlu.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Sadece tutanaklara geçsin diye… Sayın hatip konuşurken sanıyorum benim gülümsememi görüp "Gülümseyerek karşılıyorsunuz." dedi.

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Hayır, asla! Hiç bakmadım.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sataşma değil.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Sataşma değil.

BAŞKAN - Sataşma değil.

Buyurun, söyleyin.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Ben neye güldüğümü ifade etmek için söz aldım. Daha önce bir AKP milletvekiline de aynı uyarıyı yapmak zorunda kalmıştım. Artık bu Mecliste cinsiyetçi dil kullanmayalım, "Kız alıp kız vermek" lafını kullanmayalım; o laf kullanıldığı için ben gülümsedim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz.

Tutanaklara geçmiştir Sayın Kerestecioğlu.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Maddeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Şimdi, 30'uncu maddeye bağlı (1)'inci fıkra üzerinde ikisi aynı mahiyette olmak üzere üç adet önerge vardır.

Okutacağım ilk iki önerge aynı mahiyettedir.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (1)'inci fıkrasında geçen "5018 sayılı Kanunun" ifadesinin, "5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi Ve Kontrol Kanununun" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

İdris Baluken Meral Danış Beştaş Osman Baydemir

Diyarbakır Adana Şanlıurfa

Mahmut Celadet Gaydalı Erol Dora Burcu Çelik Özkan

47

Bitlis Mardin Muş

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (1)'inci fıkrasındaki "5018 sayılı" ibaresinden sonra gelmek üzere "Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

İsmail Faruk Aksu Erhan Usta Mehmet Parsak

İstanbul Samsun Afyonkarahisar

Mustafa Kalaycı Mehmet Necmettin Ahrazoğlu Baki Şimşek

Konya Hatay Mersin

İsmail Ok

Balıkesir

BAŞKAN - Şimdi maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (1)'inci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

(1) 5018 sayılı Kanunun ekli olan (III) sayılı Cetvele aşağıdaki sayı eklenmiştir.

"10) Kişisel Verileri Koruma Kurumu"

Namık Havutça Ömer Süha Aldan Özkan Yalım

Balıkesir Muğla Uşak

Cemal Okan Yüksel Murat Emir Zeynel Emre

Eskişehir Ankara İstanbul Haydar Akar

Kocaeli

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI AHMET İYİMAYA (Ankara) - Sayın Başkanım, katılmıyoruz.

BAŞKAN - Hükûmet?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen, Ankara Milletvekili Murat Emir.

Sayın Emir, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlarım.

Çok ilgi çekici olmadığını bile bile yine de bu çok önemli, bu hayati kanun üzerinde konuşmaya ve tartışmaya devam etmeyi öneriyorum ve ben de süremi bu kanun üzerinde kullanacağım.

Değerli arkadaşlar, bu kanun son derece gerekli bir kanundur ama bu kadar önemli ve hayati kanun bu kadar aceleye getirilmemesi gereken de bir kanundur. Son derece açık sakatlıklar içermektedir, temel hak ve özgürlüklerimiz açıkça örselenmektedir bu kanun tasarısıyla. Dolayısıyla, bu kanunu aslında ayrıntılarıyla uzun uzun tekrar alt komisyondan başlayarak tartışmak zorundayız.

Mesela, bunlardan birincisi: İçinde çocuk yok, düşünebiliyor musunuz? Batı hukukunda, evrensel hukukta çocuklar her zaman özel korumaya tabiyken biz bir yasa tasarısı yapıyoruz ve içinde "çocuk" kavramı geçmiyor. Bu ayıp bu Meclise yeter arkadaşlar. Bunu kabul etmiyoruz.

Zor bir yasa olduğunu kabul ediyorum. Gerçekten de bilgi iletişiminin, transferinin, yaygınlığının bu kadar arttığı bir dünyada bir yasayla bütün bu kişilik haklarını teminat altına almak ama bilginin de dolaşımını sağlamak elbette zor ama biz bunu başarmak zorundayız. Üstelik de niye yapıyoruz bunu? Aceleyle yapıyoruz. Ne için? Marttaki, nisandaki sözümüzü tutmuş olmak için. Hâlbuki defalarca ifade ettik: Avrupa Komisyonunun tüzük önerisi var; Avrupa Komisyonundan bu geçti, geçecek. Yakında onların normları olacak ve biz de zaten ona uymak zorunda kalacağız. Nedir bu acelemiz, anlamakta güçlük çekiyorum.

Bazı küçük düzeltmeler yapılmaya çalışılıyor. Teşekkür ederim Sayın Bakana da Komisyona da ama son derece yetersiz olduğunu kabul etmek zorundayız.

Değerli arkadaşlar, içinde geniş istisnalar olan bu kanun tasarısında, aslında ilk başta ifade edilen "Biz kişilik haklarını güvence altına almaya çalışıyoruz, kişisel verileri güvence altına almaya çalışıyoruz." yaklaşımı bitirilmekte, içi boşaltılmakta ve kişisel verilerin tepe tepe kullanımının önü açılmaktadır.

Mesela -defalarca söylendi ama bıkmadan söyleyeceğiz çünkü Anayasa Mahkemesinden de dönecek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden de dönecek, siz de biliyorsunuz, biz de biliyoruz- Avrupa hukukunda olmayan din, mezhep, felsefi inanç ve kılık kıyafeti niye fişliyorsunuz, niye saklıyorsunuz? Ben bu soruyu bu kürsüden 5 defa sordum ama cevap alamıyoruz. Niye saklıyorsunuz, niye işliyorsunuz bunu? Ne olur, gelin ve "Evet, şu nedenle bizim buna ihtiyacımız var." deyin.

Bunun ötesinde, bakınız, denetim organı, kurul oluşturuyorsunuz, siyasi bir kurul oluşturuyorsunuz; genişlettiniz, 7'den 9'a çıkarttınız. Teşekkür ederiz. Yeter mi? Yetmez.

48

Bakın, bu kurula emanet ediyorsunuz bütün verileri. Hani, meslek örgütleri nerede, akademik kurullar nerede, YÖK nerede, baro nerede, tabipler odası nerede bunun içerisinde? Meclisin seçeceği organın siyasi olacağını hepimiz bilmiyor muyuz? Niye kişisel verilerimizi, en nihayetinde, siyasi bir organa teslim ediyoruz bu kadar açık bir biçimde? Buna ne gerek var arkadaşlar?

Bakın, yasada liyakat yok mesela. Dört yıllık okul mezunu olan herkes atanabilir. Bu eksiklik değil mi yani bunu düzeltmek gerekmiyor mu? Bunu söylemek için… Ya, bu siyasi bir konu değil yani burada herkesin açık yüreklilikle, samimi bir şekilde bu yasaya katkı vermesini rica ediyoruz.

Hak arama yolları son derece sınırlı. Bakın, 8'inci maddede ve 9'uncu maddede verilerin transferinin önünü sonuna kadar açtık. Sonra ne oldu? Diyoruz ki: Veri sahibi veri sorumlusuna gider, şikâyet eder: "Benim verime ne oldu?" Senin verin 50 defa el değiştirdi, haberin yok, nereden bileceksin? A firmasına verini verdin, A firması B'ye verdi, C'ye verdi, D'ye verdi; D işledi, E firması yurt dışına yolladı. Nasıl bulacaksın, kime şikâyet edeceksin? Otuz gün susuyor veri sorumlusu, o zaman sen kurula gidiyorsun. Kurula nasıl gidiyorsun? Para yatırarak gidiyorsun. Bakın, bu da iptal edilecek. Temel haklar ve özgürlükler öyle parayla, başvuruyla sınırlandırılamaz arkadaşlar.

Dolayısıyla, hâlâ vakit varken bu yasa tasarısının bir an evvel, tekrar, derli toplu, Sayın İyimaya, en azından bir ölçüde düzeltilmesinde yarar görüyoruz ve bu nedenle de Meclisimizi, Komisyonumuzu göreve davet ediyoruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Karar yeter sayısı…

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.39

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 18.51

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER : Mücahit DURMUŞOĞLU (Osmaniye), Özcan PURÇU (İzmir)

------0-----

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 61'inci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 30'uncu maddesine bağlı (1)'inci fıkrası üzerindeki Ankara Milletvekili Murat Emir ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükûmet burada.

Şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyette bulunduğundan önergeleri birlikte işleme alacağım, talepleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim veya gerekçelerini okutacağım.

Şimdi, aynı mahiyetteki önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (1)'inci fıkrasındaki "5018 sayılı" ibaresinden sonra gelmek üzere "Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Baki Şimşek (Mersin) ve arkadaşları

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

Erol Dora (Mardin) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Aynı mahiyetteki ilk önerge üzerine Balıkesir Milletvekili İsmail Ok konuşacaktır.

Buyurun Sayın Ok.

İSMAİL OK (Balıkesir) - Öncelikle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Maalesef, her gün acı, gözyaşı, bugün yine şehitlerimiz var. Bu vatan için, milletin istikbali, istiklali için hayatını veren bütün şehitlerimize huzurlarınızda minnet ve şükran duygularımı ifade etmek istiyorum. İnşallah, büyük Türk milletini ve devletini bölmeye çalışan hainlerin, Türk milletinin birlik ve beraberlik ruhu içerisinde, bırakın bu acı olayların moral bozukluğunu, birbirimizle daha da kaynaşarak onların layık olduğu cevabı alacağına

49

yürekten inanıyorum. Milliyetçi Hareket Partisi de bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kayıtsız ve şartsız bu konuda üzerine düşeni yapmaya hazırdır.

Evet, bugün çok önemli bir kanun tasarısını görüşüyoruz: Kişisel bilgilerin korunması kanunu tasarısı. Ama gerçekte öyle midir? Hiçbir tedbir alınmadan iktidarların inisiyatifine bırakılan ve iktidarların gelişigüzel,. istediği gibi kullanabileceği bu özel bilgilerin ve yaşadığımız olayların, insanların özel hayatlarına ait mahremlerin, mahremiyetlerin ayaklar altına serildiği bir dönemde, bir ülkede kişisel verilerin gerçekten nasıl ve ne şekilde korunacağı belli olmayacak şekilde birilerinin ya da bir kurumun eline verilmesi son derece tehlikelidir. Adı üzerinde "kişisel veriler", kişileri birbirinden ayırt etmeye yarayan veriler ve bunlar art niyetli insanların eline geçtiğinde, kişilerin inanç, mezhep, ırk, cinsiyet gibi her türlü mahreminin ayaklar altına alınacağı bilgilerin bu şekilde gelişigüzel düzenlemelerle bir kurum ve kuruluşun eline verilmesi kesinlikle sakıncalıdır. Aslında "Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı" adı altında, devleti yönetenlerin, hükûmetlerin, art niyetli kişilerin bu bilgiler sayesinde her türlü suçu işleme yetkisine ve özgürlüğüne sahip olacağı bir tasarıyı şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşüyoruz. Dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisinin ucu açık, nereye gideceği belli olmayan böyle tasarıların yanında yer alması asla söz konusu değildir. Ama, ortak paydalarda birleşerek bu çalışmalar yapılmış olsaydı, Milliyetçi Hareket Partisi geçmişte olduğu gibi, dün olduğu gibi, bugün olduğu gibi millet menfaatine olan her türlü çalışmada her türlü desteği verecektir. Ama, muhalefetin yok sayıldığı, önerilerinin dikkate alınmadığı bu tür çalışmalarda da Milliyetçi Hareket Partisi millet menfaatine, milletin gizliliğinin, namahreminin korunması adına bu tasarıya "Hayır." diyecektir.

Ben bu vesileyle yüce Meclisin çalışmalarının hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Biraz önce de ifade ettiğim gibi, milletçe çok sıkıntılı, acı günler geçiriyoruz ama böyle günlerde birlik beraberlik içerisinde, Türk milletinin bekası için Milliyetçi Hareket Partisinin, her daim geçmişte olduğu gibi "ama"sız, "fakat"sız, sonu nereye giderse gitsin, bu terörün kökü kazınıncaya kadar Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve hükûmetlerinin yanında olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Bu duygularla hepinizi, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Aynı mahiyetteki diğer önerge üzerinde Mardin Milletvekili Erol Dora konuşacaktır. (HDP sıralarından alkışlar)

Buyurun.

EROL DORA (Mardin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 30'uncu maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önerge üzerine Halkların Demokratik Partisi adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, kişisel verilerin korunması, negatif statü haklarından birisidir ve özel hayatın gizliliği temel hakkına dayanmaktadır. Günümüz hukuk devletlerinde kişi her yönüyle bir bütün olarak kabul edilmekte ve özel hayat da bu bütünün önemli bir parçası olarak görülmektedir. Özel hayatın hukuksal düzenlemelere konu olmasındaki temel amaç, insan kişiliğinin serbestçe gelişmesine imkân vermek, kişiye kendisi ve yakınlarıyla baş başa kalabileceği, devletçe veya başkalarınca rahatsız edilmeyeceği özerk bir alan sağlamaktır. Ancak, tasarıya baktığımızda kişinin devlet karşısındaki özerkliğini göremiyoruz. Bunun en büyük kanıtı Verileri Koruma Kurulunun bağımsız bir biçimde oluşturulamamasıdır. Kurul üyelerinin yürütme ve iktidar tarafından atanacak olmaları kabul edilemezdir. Kurumun başkanlarının ve çalışanlarının atanmasında ve görevden alınmaları hususunda önemli olan nokta kurumun tamamen bağımsız olarak görev yapabilmesinin sağlanmasıdır. Bu sebeple Veri Koruma Kurumunun başka bir devlet organından göreviyle ilgili herhangi bir şekilde talimat alması kurumun bağımsız çalışmasının önünde bir engel teşkil edebilecektir.

Değerli milletvekilleri, bir diğer değinmek istediğim konu fişleme meselesidir. Örneğin, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 1'inci maddesinde kanunun amacının kişinin doğumundan ölümüne kadar kişisel ve medeni durumuna, uyrukluğuna ve bunlarda meydana gelebilecek değişikliklere ait doğal ve hukuki olayların belirlenip saptanması, bu amaçla düzenlenmiş kütüklere yazılması, elektronik ortamda ulusal adres veri tabanının oluşturulması, nüfus kayıtları ile adres bilgilerinin ilişkilendirilmesini sağlamak olduğu ifade edilmiştir. Görüldüğü gibi, kanunun amacında bir fişleme uygulamasından söz edilmemiştir ancak uygulamaya baktığımızda ne yazık ki insanlarımızı etnik ve dinî inançları bakımından âdeta fişleyen bir uygulama hâlen devam etmektedir.

Hatırlayacağınız üzere, bir Ermeni yurttaşın çocuğunu Ermeni okuluna kaydettirmek için başvurduğu İstanbul Millî Eğitim Müdürlüğü evrakında gayrimüslim yurttaşlarımıza soy kodu verildiği ortaya çıkmıştır. Rum vatandaşlarımıza "1", Ermeni vatandaşlarımıza "2", Yahudi vatandaşlarımıza "3", Süryani vatandaşlarımıza "4" kodunun verildiği anlaşılmıştır. Bunun doğru olduğu, geçenlerde Sayın Vekilimiz Garo Paylan'ın da sayın bakana hitaben vurgulamış olduğu gibi, İçişleri Bakanlığı Nüfus Genel Müdürlüğü tarafından kendisine bunun kaldırıldığına ilişkin sözlü bir bilgi de verildiğinden dolayı, demek ki bu soy kodunun tarihî süreç içerisinde uygulandığının da aynı zamanda bir göstergesi olmaktadır.

50

Gerçek anlamda laik ve demokratik bir ülkede devletin dinî, etnik, kültürel, politik köken ve tercihlere karşı kör olması gerekmektedir ancak Türkiye'de merkeziyetçi ulus devletin, yurttaşlarını etnik, inançsal ve politik bakımlardan sınıflamaya devam etmesi itibarıyla yurttaşına kriminal potansiyel gözüyle bakan devlet anlayışının hâlâ devam ettiğini görmekteyiz. Bu doğrultuda, devlet, ülkede hangi etnisiteden yurttaşların yaşadığını, hangi inançtan yurttaşların yaşadığını tespit edebilir ancak bu tespitleri daha demokratik, daha eşitlikçi toplumsal bir yaşamı kurmak için yaptığını beyan eder ve bu işlemleri şeffaf bir biçimde gerçekleştirebilir. Bu bağlamda, Hükûmet yetkililerine soy kodu uygulamasının kaldırılması için gerekli düzenlemeleri yapmaları konusunda çağrımızı bir kez daha yineliyoruz.

Değerli milletvekilleri, çok etnisiteli, çok dinli, çok kültürlü olan toplumumuzda yurttaşların etnik kimliklerinden, dinî ve politik tercihlerinden ötürü kaygılanmayacakları demokratik bir zemin oluşturmak hepimizin başlıca görevidir ancak bu biçimde, ülkemizde tüm yurttaşlarımızla birlikte çocuklarımıza aydınlık bir gelecek inşa edebileceğimizi gösterebiliriz.

Bu duygu ve düşüncelerle tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

30'uncu maddenin (1)'inci fıkrasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Fıkra kabul edilmiştir.

Şimdi 30'uncu maddenin (2)'nci fıkrası üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (2)'nci fıkrasındaki "yer alan" ibaresinin "bulunan" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

İdris Baluken Meral Danış Beştaş Mahmut Toğrul

Diyarbakır Adana Gaziantep

Filiz Kerestecioğlu Demir Behçet Yıldırım Burcu Çelik Özkan

İstanbul Adıyaman Muş

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (2)'nci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"(2) 5237 sayılı Kanunun 135 inci maddesinin ikinci fıkrasından yer alan 'Kişilerin' ibaresi 'Kişisel verinin, kişilerin' şeklinde; 'bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır' ibaresi 'birinci fıkra uyarınca verilecek ceza yarı oranında artırılır' şeklinde değiştirilmiştir."

Namık Havutça Ömer Süha Aldan Özkan Yalım

Balıkesir Muğla Uşak

Cemal Okan Yüksel Zeynel Emre Haydar Akar

Eskişehir İstanbul Kocaeli

Necati Yılmaz

Ankara

BAŞKAN - Şimdi maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (2)'nci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

İsmail Faruk Aksu Erhan Usta Mehmet Parsak

İstanbul Samsun Afyonkarahisar

Mustafa Kalaycı Mehmet Necmettin Ahrazoğlu Baki Şimşek

Konya Hatay Mersin

Muharrem Varlı

Adana

"(2) 5237 sayılı Kanunun 135 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan 'Kişilerin' ibaresi 'Kişisel verinin, kişilerin' şeklinde değiştirilmiş, 'dini görüşlerine' ibaresinden sonra gelmek üzere 'yaşam tarzına' ibaresi eklenmiş, 'bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır' ibaresi 'olması durumunda birinci fıkra uyarınca verilecek ceza yarı oranında artırılır' şeklinde değiştirilmiştir."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Adana Milletvekili Muharrem Varlı…

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Gerekçe efendim.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

51

Gerekçe:

Özel nitelikli kişisel verilerin korunma kapsamının genişletilmesi öngörülmüştür.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (2)'nci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"(2) 5237 sayılı Kanunun 135 inci maddesinin ikinci fıkrasından yer alan 'Kişilerin' ibaresi 'Kişisel verinin, kişilerin' şeklinde; 'bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır' ibaresi 'birinci fıkra uyarınca verilecek ceza yarı oranında artırılır' şeklinde değiştirilmiştir."

Namık Havutça (Balıkesir) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde Ankara Milletvekili Necati Yılmaz konuşacak.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

NECATİ YILMAZ (Ankara) - Sayın Başkan, Sayın Divan, sevgili milletvekilleri; ben de 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (2)'nci fıkrası üzerinde söz almış bulunuyorum.

Sevgili milletvekilleri, 30'uncu maddenin (2)'nci fıkrası kişisel verilerin korunmasına ilişkin Ceza Kanunu'ndaki cezai düzenlemenin, korumanın mevcut düzenlemeyle uyumlu hâle getirilmesi amacını taşımaktadır, bu anlamda yeni bir düzenlemeye gidilmektedir. Ve bahsi geçen düzenlemeyle, Türk Ceza Yasası'nın 135'inci maddesindeki, kişisel verilerin kaydedilmesine ilişkin yapılacak düzenlemenin çerçevesi belirlenmekte, bununla ilgili cezai hükümler tekrarlanmaktadır. Bahsi geçen yasa, kişisel verileri kaydedenlerle ilgili bir düzenlemeyi öngörmektedir. Bu anlamda, bunun yanı sıra, kişisel verileri işleyenlerle ilgili bir düzenleme yasada yer almamaktadır. Bu, ciddi bir eksikliktir. Bu anlamda, kaydeden kişiler aynı zamanda işleme eyleminin parçası olmasına rağmen "işleyen" sıfatı "kaydeden" sıfatından çok daha geniş bir içeriğe sahiptir. Dolayısıyla, kaydedenler açısından getirilen yasal düzenleme işleyenler bakımından eksik bırakılmış durumdadır.

Yine, bunun yanı sıra sevgili milletvekilleri, bu ceza düzenlemesi getirdiği cezalarla caydırıcı olmaktan uzaktır. Asgari sınırı bir yıl, azami sınırı üç yıl olarak öngörmektedir. Bu hâliyle, bu denli önemli bir meselede kişisel verilerin korunması öngörülmek bir yana, bir bakıma bu verilerin ifşa edilmesi, kötüye kullanılmasının önü açılmaktadır. Neden? Çünkü bu yasa uyarınca verilecek ceza, erteleme ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılması sınırları içinde kalmaktadır. Belki zaman içerisinde bundan da daha geriye dönük düşüşler olacaktır. Bu anlamıyla, yasayı teknik anlamda eleştiriyorum.

Sevgili arkadaşlar, aslına bakarsanız her tarafından eleştirdiğimiz bir yasa söz konusu çünkü iyi hazırlanmamış, teknik olarak eksik bırakılmış, iyi çalışılmamış, apar topar Meclisin huzuruna getirilmiş bir yasayı konuşuyoruz. Bu denli önemli bir yasa bu hâliyle Meclisin huzuruna getirilmemeliydi. Ne yazık ki bu eksiklik Meclis çalışması sırasında da giderilmemiştir. Alt komisyona götürülmesi konusundaki çabalarımız sonuç vermiş ancak oradaki çalışmalar tasarıya yansıtılmamıştır, görüşler değerlendirilmemiştir. Hâlen bu kapalı devre çalışma sistemi burada da devam etmektedir. Bu hâliyle ortaya çıkacak tasarı ihtiyaçları görmekten uzaktır. Kaldı ki eski model bir yasayı konuşuyoruz, Avrupa bu yasal anlayışı terk etti. Dolayısıyla, yeni bir anlayışı, yeni bir standardı benimsemiş olmasına rağmen "Bizleri idare etsin." anlayışıyla böyle bir yasayı çıkarmamalıyız çünkü hepimizin bu yasanın çağın ihtiyaçlarına, kavramların güncel içeriklerine uygun şekilde çıkarılmasına dönük irademiz mevcuttur ve nettir, biz de bu iradenin içerisindeyiz. O hâlde niye Avrupa'nın, çağdaş standartların öngördüğü bir yasayı beraberce yapmıyoruz, bunu sorgulamamız lazım. Burada anlıyoruz ki niyet bu değil, amaç bu değil; burada kişisel verilerin korunması değil, işlenmesi yasal hâle getiriliyor yani fişlenme yasal hâle getiriliyor.

Sevgili arkadaşlar, bu düzenlenmenin getireceği hukuksal çerçevenin idari anlamında güvencesi de yoktur, getirdiğiniz kurul siyasi bir kuruldur. Her ne kadar Parlamentonun buraya katkı yapmasının yolu açılmışsa da bu yeterli değildir. Parlamentonun tüm sesi, tüm rengi buraya yansımamıştır. Bunun yanı sıra, kurul içerisinde Hükûmetin ağırlığı korunmaktadır gerek Cumhurbaşkanlığı gerek Başbakan gerekse de iktidar grubunun etkisi hayli ağırlıklıdır.

Sevgili arkadaşlar, bizler şimdiye kadarki uygulamalarınız üzerinden kişisel verilerin korunacağına bu kanunla inanmıyoruz çünkü size uygulamalarınız üzerinden güvenmiyoruz çünkü sizler bu verilere sahip olmadığınız zaman dahi objektif olmadınız, tarafsız olmadınız, vatandaşı ayırdınız, taraf olarak tarif ettiniz. Ve kamu hizmetlerinin götürülmesinde,

52

memuriyetin başlamasında, bürokrasinin oluşturulmasında adil değildiniz, objektif değildiniz; şimdi bu çalışmaya veri oluşturuyorsunuz. Ama, bu çalışmanın mutlaka zorunlulukla, Anayasa Mahkemesi süreciyle iptal edileceğine biz inanıyoruz. Ve sürekli CHP'yi Anayasa Mahkemesine başvurmakla suçluyorsunuz. Evet, biz bıkmıyoruz ama siz de hukuku ihlal etmekten bıkmıyorsunuz.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Sonraki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (2)'nci fıkrasındaki "yer alan" ibaresinin "bulunan" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

İdris Baluken (Diyarbakır) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Muş Milletvekili Burcu Çelik Özkan.

Buyurun Sayın Çelik Özkan. (HDP sıralarından alkışlar)

BURCU ÇELİK ÖZKAN (Muş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında madde üzerinde konuşacağım fakat bugün değinilmesi gereken birkaç konunun da olduğunu düşündüğüm için ilk önce onlara değinmek istiyorum.

Evet, burada biz tasarıyı konuşurken gelen bir habere göre -az önce arkadaşlar da değindiler, diğer milletvekili arkadaşlarımız- ülkede ve uluslararası anlamda geçen günlerde yaşanan, Brüksel'de özellikle art arda patlayan bombaların müsebbibi olan IŞİD terör örgütü üyeleri olduğu iddia edilen 7 kişi bugün ülkemizde ne yazık ki tahliye edildi. Bir yandan bombaların neden patladığını, bir yandan ülkemizi neden koruyamadığımızı, neden denetimden yoksun olduğunu, neden sorumluluklarınızın farkında olmadığınızı tartışırken diğer yandan göz göre göre, bütün kamuoyunda açık bir şekilde, bu kişilerin tahliyesinin ne yazık ki gerçekleştiği bir yargıdan söz etmek zorunda kalıyoruz.

Onun dışında değinmek istediğim şu: Bir yandan terör örgütü üyelerini tahliye ederken, serbest bırakırken diğer yandan avukatları gözaltına alıyoruz, soruşturmalarını yapıyoruz ve serbest bırakıyoruz. Ardından "Çok affedersiniz, pardon, yanlışlıkla sizi serbest bıraktık." denilip alelacele -bir akşam, bir gece boyunca sadece, bakın, bir gece- sabah tekrardan arkadaşlarımız savcının kararıyla, talimatıyla alınıp hemen apar topar tutuklanabiliyor. Öte yandan akademisyenler tutuklanıyor. Buna artık alıştık. O da yetmiyor, akademisyenler hücreye konuyor ve bunlar havalandırmasız, bakın, hava alınacak bir durumu olmayan tek kişilik hücrelere bırakılıyor. Bunlar da yetmiyor, gazetecilerin yargılandığı davalarda savcıların değişikliğine gidiliyor.

Şimdi arkadaşlar, gerçekten bir hukukçu olarak bu ülkede hukukun tek elden yürütüldüğünü görmek acı verici ve utanç verici. Bu noktada, hukukun ve yasaların bu ülkede herkes için eşit bir şekilde uygulanması gerektiğini bir kez daha vurgulamak gerektiğini düşünüyorum.

Onun yanı sıra, yine buradayken, bu tasarı görüşülürken üniversite öğrencilerinin Ensar Vakfına yönelik yapmış olduğu protestolar neticesinde 22 üniversite öğrencimizin darp edilerek, tartaklanarak gözaltına alındığını da duyuyoruz ve takip ediyoruz. İşte, bunların hepsi ne yazık ki ülkenin geldiği durumu açık bir şekilde ortaya koyuyor.

Öte yandan, bugün önemli bir karar da çıktı bu Parlamentodan, güzel ve sevindirici bir karar: Cinsel istismarın, çocuklara yönelik istismarın araştırılması için bir komisyon kurulmasına karar verildi. Biz, aylardır, çocuk ölümleri, doğuda gerçekleşen çocuk ölümleri için defalarca buraya komisyon önerisiyle geldik fakat hiç kimse bugün vermiş olduğu tutumu, ortak tutumu, kolektif tutumu gösteremedi. Bu da benim aklıma şu soruyu getiriyor sadece: Gerçekten kaybettiğimiz, ölümlerini izlediğimiz çocuklarımız ile Ensar Vakfında cinsel tacize, istismara uğrayan çocuklarımız arasında nasıl bir fark var? Lütfen bunu vicdanlarınıza sorun deyip madde üzerinde birkaç hususa değinmek istiyorum.

Evet, bu maddeler, bu tasarı bazı soruları aklımıza getiriyor. Örneğin: Bu bilgiler, kişilere ait bilgiler nerelerde kullanılacak? Kimler tarafından, hangi amaçlar için kullanılacak? Hangi süreyle saklanacak? Kaç defa el değiştirecek? Bakın, Parlamentoda bu tasarının bir önceki görüşüldüğü zamanda da belirttik; alt komisyon çalışmaları eksik, şeffaf olmayan bir süreçten geçmiş, ilgili hiçbir kurumla istişare edilmemiş bir tasarıdan bahsediyoruz. Tek kaygı vize muafiyeti ve bir sistemin temelini kurmak için alelacele getirilen tasarılar ve kanunlardır bunlar. Bu sebeple arkadaşlar, eleştirilecek çok şey var, zaman kısıtlı ama özellikle kişilerin fişlenmesinin yasal yolunu açması sebebiyle bu tasarının kesinlikle kabul edilmemesi gerektiğini düşünüyoruz.

53

Öte yandan, tasarı, insan hakları ve özgürlüklere uygun çerçevede oluşması gerekirken âdeta, dediğimiz gibi, bir fişleme aracı olarak kullanılacak; bu belli. Bu yasanın gerektiğinde bireyi devlet karşısında dahi koruması gerekirken bireyin buraya, bu kuruma başvurusu bile paraya dayatılmış ve eğer gerekirse maliyetli bir şekilde bu konuların araştırılması tekrardan tasarıda hüküm altına alınmış. Kişisel veri işleme konusunda herkes bir sınırlamaya ve izne tabi olacakken MİT, Emniyet, Jandarma gibi kurumlar hiçbir sınırlamaya tabi değil, denetlenemezler. Esasında denetlenmesi gereken, esasında sorgulanması gereken bu kurumlardır zaten. Biz bu kurumlardan kişilerin bilgilerini, ne yaptıklarını soramadıktan sonra, bu tasarının, bu kanunun gerçekten sebebi nedir, amacı nedir?

Bu sebeple, birçok konuda eksiklik olduğunu düşündüğümüz bu tasarının tekrardan, yeniden ele alınması gerektiğini düşünüyoruz.

Herkese teşekkürler, sağ olun. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

30'uncu maddenin (2)'nci fıkrasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 30'uncu maddenin (2)'nci fıkrası kabul edilmiştir.

Şimdi 30'uncu maddenin (3)'üncü fıkrası üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (3)' üncü fıkrasındaki "yer alan" ibaresinin "bulunan" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

İdris Baluken Meral Danış Beştaş Filiz Kerestecioğlu Demir

Diyarbakır Adana İstanbul

Mithat Sancar Mahmut Toğrul Celal Doğan

Mardin Gaziantep İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (3)'üncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"(3) 5237 sayılı Kanunun 226 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan 'çocukları' ibaresi 'çocukları, gerçek veya temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri' şeklinde değiştirilmiştir."

Namık Havutça Ömer Süha Aldan Özkan Yalım

Balıkesir Muğla Uşak

Zeynel Emre Cemal Okan Yüksel Niyazi Nefi Kara

İstanbul Eskişehir Antalya

Haydar Akar

Kocaeli

BAŞKAN - Şimdi maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Kanunu Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (3)'üncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

İsmail Faruk Aksu Erhan Usta Mehmet Parsak

İstanbul Samsun Afyonkarahisar

Mehmet Necmettin Ahrazoğlu Baki Şimşek Mustafa Kalaycı

Hatay Mersin Konya

Saffet Sancaklı

Kocaeli

"(3) 5237 sayılı Kanunun 226 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan 'çocukları' ibaresi 'çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri' şeklinde değiştirilmiş, 'çoğaltan' ibaresinden sonra gelmek üzere 'yayan, yayılmasına aracılık eden' ibaresi eklenmiştir."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı.

Buyurun Sayın Sancaklı. (MHP sıralarından alkışlar)

SAFFET SANCAKLI (Kocaeli) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ülke menfaatleri söz konusu ise hem aileden aldığımız terbiyeyle hem ülkücü terbiyeyle hem de millî sporcu terbiyemizle yapıcı konuşmak için azami gayret gösteriyoruz arkadaşlar burada.

Dokuz aydır milletvekiliyim, yaptığım hiçbir konuşmada ne kimseye bir hakaret ettim

54

ne de kimseye neredeyse ima bile yapmadım. Ancak, bu yaptığımız konuşmalarda mümkün olduğu kadar da hem yapıcı hem neler yapabileceğimiz hakkında konuşmalar yapmamıza rağmen, maalesef, iktidar partisindeki bazı arkadaşlarımız -hepinize söylemiyorum- hem laf atarak hem sataşarak hem konuşmak istediğimizi bize anlattırmıyorlar hem de ne söylediğimizi daha dinlemeden laf atarak bizim buradaki kimyamızı bozuyorlar. Ben de iki gün önceki yaptığım konuşmada kırk saniye kala da kürsüyü terk ettim çünkü sinirlendim biraz.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Biz dinliyoruz.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - Tabii ki hepinize söylemiyorum ama şunu söylemek istiyorum arkadaşlar: Bizim, tabii, milletvekilleri olarak burada sorumluluklarımız var; biz buraya kimseyle kavga etmeye gelmiyoruz, kimseyle tartışmaya gelmiyoruz ancak şunu bilmeniz de gerekiyor arkadaşlar: İktidar milletvekilisiniz diye, iktidarsınız diye hep sizin söyledikleriniz doğru, hep sizin söyledikleriniz haklı değil arkadaşlar; bunu da biraz böyle kabul etmeniz lazım. Eğer bu ülkede birtakım sıkıntılar varsa ve bu Mecliste konuşuluyorsa on dört yıldır da siz yönettiğinize göre, o zaman bu sorumluluğu biraz almanız lazım; bizim yaptığımız herhangi bir eleştiriyi, yaptığımız herhangi bir konuşmayı da anlayışla karşılamanız lazım diye düşünüyorum.

Ben geçen günkü konuşmamda şunu söyledim -biliyorsunuz, Galatasaray-Fenerbahçe maçı ertelendi- bizim teröre karşı dik durmamız gerektiğini ve bu futbol müsabakalarının ertelenmemesi gerektiğini anlattım. Nedeni de şu: Patlamalar oldu Ankara'da, İstanbul'da patlamalar oldu ama maalesef, o maçın ertelenmesi psikolojik olarak terör örgütüne daha büyük bir destek sağladı. O gün de, ertelendikten sonra da sayın valiliğin ve emniyet güçlerinin açıklaması da çok vahim, şunu söylüyorlar: "Maçtan sonra terör örgütü bomba koyacaktı ve stattan çıkan insanlara ateş edecekti." Şimdi, arkadaşlar, eğer böyle bir demeç verirseniz ve basında bu yer alırsa işte, terör örgütünün istediği o ortam yaratılmış olur. Ben de o gün, bizim bu konulara çok fazla prim vermememiz gerektiğini, her yerde hep beraber dik durmamız gerektiğini -hatta o gün şöyle bir cümle kurmuştum kafamda- ülke menfaatleri söz konusu olduğu zaman bu Mecliste bizim Millî Takımı kurmamız gerektiğini anlatacaktım. Çünkü, bu ülke menfaatleri söz konusu iken eğer buna katılmayan ve buna karşı çıkan kim varsa onun da isminin ne olduğunu kamuoyunun takdirine bırakıyorum.

O gün maç ertelendi, bir şey daha oldu: Millî Takım kampı İstanbul'daydı sevgili milletvekilleri, Millî Takım kampı da Antalya'ya götürüldü. O zaman ne oldu? İşte, o terör örgütünün istediği ortam oluştu. O yüzden, benim söylemek istediğim ana şeyler bunlardı, konu tabii ki başka ama rahatsız olduğum bazı konular vardı.

Biz burada hepimiz milletvekiliyiz. İnsanlar bizi buraya Türkiye Cumhuriyeti'nin problemlerini çözmek için gönderiyor. Ben şahsım adına ne kimseyle bir tartışmaya girmek isterim ne kimseyle bir laf dalaşına girmek isterim. Kendi uzmanlık alanımda, bildiğim konularda konuşmaya çalışıyorum, öneriler sunmaya çalışıyorum. Aslında sporculuğun dışında da başka kimliklerimiz var, belki ilerleyen zamanlarda onlarla ilgili de konuşma yapabiliriz ama şu anda sporda bazı sıkıntılar var, bunları sizinle paylaşıp belki de bir nebze faydamız olur diye buralara çıkıyoruz. Ricam da sizden şu, arkadaşlar, özellikle iktidar milletvekillerinden: Lütfen, sataşmayın buradaki arkadaşlara, konuşanlara çünkü…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Biz sataşmıyoruz.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - Şöyle: Şimdi, tabii, hep sizin dediğiniz doğru değil, hep sizin dediğiniz olacak değil. Burada başka partiler de var. 40 tane aslan gibi yiğit arkadaşım var orada benim. (MHP sıralarından alkışlar)

CİHAN PEKTAŞ (Gümüşhane) - Seviyoruz seni Saffet Bey, seviyoruz seni!

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - Biz de sizleri seviyoruz. Burada biz birbirimizi seveceğiz zaten, onda bir sıkıntı yok.

Ama şu psikolojiden kurtulun: "Biz iktidar tarafında oturuyoruz, hep biz haklıyız. Biz ne dersek o olacak." Olmayacak arkadaşlar. Biz gördüğümüz eksiklikleri size anlatacağız, tenkitlerde bulunacağız ama asla hakaret etmeyeceğiz, asla hakaret olmayacak. Ama, bizim de söylediklerimizi kale alın; bizim görüntümüzden daha fazla da özgül ağırlığımız vardır, bunu da sakın unutmayın.

Öyle mi sayın arkadaşlarım? (MHP sıralarından "Evet, öyle." sesleri, gülüşmeler)

Peki, benim şimdilik söyleyeceklerim bu kadar.

Beni dinlediğiniz için de teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Sancaklı.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (3)' üncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

55

"(3) 5237 sayılı Kanunun 226 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan 'çocukları' ibaresi 'çocukları, gerçek veya temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri' şeklinde değiştirilmiştir."

Niyazi Nefi Kara (Antalya) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

Önerge üzerinde söz isteyen Niyazi Nefi Kara, Antalya Milletvekili.

Buyurun Sayın Kara. (CHP sıralarından alkışlar)

NİYAZİ NEFİ KARA (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 30'uncu madde (3)'üncü fıkrası üzerine söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, esasında görüştüğümüz Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı, 29 Kasım 2015 Türkiye-AB zirvesi sonucunda müzakere sürecinin canlandırılması ve vize serbestisi diyalog sürecinin hızlanması için AB müktesebatı açısından son derece önemli bir kanundu.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak Türkiye'nin AB müzakere sürecinin hızlandırılması ve Türkiye'nin AB'ye tam üye olmasını önemsediğimizi ve vizyonumuzun bu olduğunu uzun yıllardır dile getiriyoruz. Prensipte AB müktesebatı ve AB hukukunun gerektirdiği bütün yasal düzenlemeleri de müzakerelerin başladığı 2005 yılından itibaren destekledik. Keşke, bu tasarıyı da Avrupa Birliği hukukun gerektirdiği şekilde Genel Kurula getirseydiniz de bizler de hep birlikte destek vererek kısa sürede bu tasarının yasalaşmasını sağlasak, vize serbestisi için gerekli olan kalan otuz dokuz adımı da hızlı bir şekilde iş birliği içerisinde gerçekleştirebilseydik. Ama, maalesef, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı, bir Avrupa Birliği hukuku gereksinimi olmaktan çıkarılarak ve bu kürsüden yapılan tüm uyarılara kulak tıkanarak âdeta bir fişleme yasası olarak sizin oylarınızla birazdan bu Mecliste oylanacak.

Yeterli bir kişisel verileri koruma kanunu, aynı zamanda Türkiye ile Europol, Eurojust gibi önemli AB kurumları ve AB üye devletleri arasında terörle mücadeleden -ki son zamanlarda hem Türkiye'nin artan terör saldırıları nedeniyle hem de Avrupa Birliğinin gerçekleşen terör saldırıları nedeniyle çok canları yandı- cezai konularda adli iş birliğine uzanan bir dizi önemli konuda iş birliği için en önemli konulardan ve uygulamalardan biri olabilirdi.

Milletvekili arkadaşlarım burada gerekli uyarıları gerek önergelerle gerek bu kürsüden defalarca yaptılar. Ben şimdi aynı uyarıları yinelerken size farklı referanslar sunacağım. 4 Şubat 2016 günü Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Sayın Haber, Adalet Bakanı Sayın Bozdağ'a hitaben yazdığı mektupta -ki bu mektup aynı zamanda Sayın Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır'a, Sayın Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'na ve Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya'ya da iletilmiş- kanunla kurulacak veri koruma kurumunun bağımsızlığı ve kolluğa dair istisnai durumların ele alınış şekli açısından ciddi endişeler taşıdıklarını ve istenildiği takdirde AB müktesebatına uygunluğun sağlanması amacıyla AB kurumlarının yardıma hazır olduğunu bildirmiştir. Peki, siz üyesi olmayı düşündüğünüz bir birliğin bu uyarısını dikkate aldınız mı? Sayın Bakan cevap vermiş "Endişeye gerek yok, biz hallederiz." demiş. Haber, ayrıca, ifade özgürlüğü ve özel hayatın gizliliği arasındaki doğru dengenin kişisel verilerin korunması kanununda güvence altına alınması gerektiğine dair vurgunun, tasarıdaki muğlak ifadeler nedeniyle, endişeleri gideremediğinden bahsetmiş. Siz ise verdiğiniz yanıtta, 28'inci maddede yer alan "basın özgürlüğü"nün "ifade özgürlüğü" olarak Avrupa Komisyonunun önerisi üzerine değiştirildiğini belirtmişsiniz ama korkarız ki buradaki "ifade özgürlüğü" kavramı AB müktesebatı içerisinde yer alan bir özgürlüğü değil Türkiye'de Hükûmetimizin ve sadece sizin yandaşlarınızın sahip olabildiği bir ifade özgürlüğü anlamına geliyor ki bu kurumun bağımsızlığı konusunda verdiğiniz garantilerin de aslında boş vaatlerden ibaret olduğunu daha en başından beri ortaya koyuyor. Katıldığımız yurt dışı toplantılarda Avrupalılar bize hep Can Dündar ve Erdem Gül davasını soruyor. Bizler yurt dışında sizi değil, yalnızlaştırdığınız güzel ülkemizi savunuyoruz.

Üzerinde çalıştığımız bu kanun içerisindeki istisna ve muğlaklıkların bir gün sizler ve aileleriniz için de bir sorun olacağını size hatırlatarak sözlerimi tamamlamak istiyorum.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (3)'üncü fıkrasındaki "yer alan" ibaresinin "bulunan" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

İdris Baluken (Diyarbakır) ve arkadaşları

56

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen İstanbul Milletvekili Celal Doğan.

Buyurun Sayın Doğan. (HDP sıralarından alkışlar)

CELAL DOĞAN (İstanbul) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Avrupa Birliği uyum yasalarından birisini daha yüce Mecliste görüşüyoruz. Şahsım ve partim adına yüce kurulunuzu saygıyla selamlıyorum.

Teklifi getiren Hükûmet Avrupa Birliği yasalarından birisini daha gerçekleştirmek istiyor. Orijinine baktığımızda, Adalet ve Kalkınma Partisinin kökü biraz Millî Görüş'e dayanır esas olarak, aslında kökü odur. Bu bir Avrupa kulübüydü galiba, Hristiyan kulübüydü yanılmıyorsam. Bir taraftan Milliyetçi Hareket Partisi değerli yöneticilerini dinliyorum; "Egemenliğin devri ülkeye ihanettir. Mahkeme kararlarının tahkime gitmesi ihanettir." diye bir ara değerlendiriyorlardı. Solda da farklı birtakım yaklaşımlarla Avrupa Birliğine ihtiyatlı bakılırdı. Şimdi, bugün, hep birlikte, bu yüce Meclisin çatısı altında Avrupa Birliğine uyum yasalarından birisini Millî Görüş'ün dayandığı bir siyasi iktidarın üzerinde filizlendiği parti getiriyor, değerlendiriyoruz. Virgül tadilatı yapmak isteyen Milliyetçi Hareket Partisinin önergesini, alışkanlık hâline gelmiş, komisyon ve Hükûmet her hâlükârda retliyor. Ne gelirse gelsin, ne olursa olsun yüce kurulunuz da yani iktidar partisinin çoğunluğu da ret esaslı, daha doğrusu ret üzerine inşa edilmiş bir yapıyla karşı karşıyayız.

Asıl burada söylemek istediğim bu değil, şu: Bu yasa aslında bir ülkenin DNA'sını tespit eden bir yasadır. İyi niyetli bir meseledir. Aslında ülkelerin DNA'sını ortaya çıkartmak doğrudur ama kullanılırken nereye varacağı konusunda var olan kuşkular ve getirilen kurumların muğlaklığı bu konuda muhalefetin tepkisini çekmektedir. Bu nedenle de her hâlükârda iyi ellerde iyi kullanıldığı takdirde yasa, çok da kötü bir sonuç doğuracak değildir ama mümkün olduğu kadar ehil kurumlarda ve objektif olarak uygulanmasında fayda mülahaza edilen bir yasa olarak da görülebilir.

Üzerinde duracağım asıl mesele bu da değil. Söz almamın altındaki gerçek, burada tartışılan gençlik meselesidir. Beş dakikaya ne kadar gençliği sığdıracağım konusunda çok endişelerim var ama üç beş cümleyle size şunları arz etmek istiyorum. 1968'i ve 1969'u yaşayan bir arkadaşınızım, Türkiye'de iki tane ihtilali de geçirmiş bir arkadaşınız olarak şunu söyleyebilirim: Bugün "genç" dediğiniz kesim, Türkiye'de, uzun süreden beri Türkiye'deki uygulamadan dolayı depolitizedir yani Taksim'deki hareketi başka bir tarafa koyarsanız, ülkede gençler ülkeyle ilgilenmekten bilerek ve isteyerek alıkonulmuşlardır. Bu gençliğin aslında böyle olmaması gerekirdi. Nasıl olması gerekirdi? Ülke sorunlarına bilgiyle vâkıf, sorumluluk taşıyan, ülkenin sorunlarını idrak edip gelecekte ülkeyi yönetecek nesillerin çıkacağı bir anlayışla yetiştirilmesi gerekirdi. Fakat, maalesef iki tane ihtilal -12 Mart ve 12 Eylül- bu gençlerin üzerinden, iliklerinin üzerinden tanklar geçtiği için depolitize bir gençlik buraya kadar gelebildi.

Şimdi, buradan yüce Meclise bir çağrıda bulunuyorum: Genç insan idealist insandır. Genç insanın artık üretimden pay almadığı için kötü bir hesabı yoktur. Burada, siyasi iktidara düşen birçok önemli görev vardır. Siyasi iktidar gençlik arasındaki çatışmalarda taraf olmadığı müddetçe anarşinin kaynağı olacak olayların büyümesi mümkün değildir. 1968-1970 olaylarının altında siyasi iktidarın gençlikte taraf olması, olayların hortlamasına, büyümesine, şehir gerillası ve kır gerillasına kadar, hatta şiddetin kaynağını oluşturacak unsurların oluşmasına meydan vermiştir.

Keşke vakit olsaydı da değerli arkadaşlarımızın kimin vatansever olduğu, kimin vatansever olmadığı konusundaki tartışmayı da açabilseydim.

Şurada, bir noktayı, daha doğrusu bir çizgiyi de koymak istiyorum: Milliyetçi Hareket Partisinde Devlet Bey öncesi ve Devlet Bey sonrasını ayırmak zorundasınız. Ülkücü gençliğin sokaktan çekilip, salonlara değil siyasete çekilmesi de o dönemden başlamış; bu, ülke için bir kârdır.

Bu nedenle, bütün gençlere çağrımız şudur: Ülkeyi sevecek bilgiyle donanmamız gerekir, ülkeyi sevecek tartışmalardan kaçınmamamız gerekir. Şiddet çare değildir. Bu nedenle de iktidarınızdan ricam şu: Türkiye'yi yönetmeye talip olun, ülkeye tahakküm ederek yönetebilmenin şansı yoktur.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 30'uncu maddenin 3'üncü fıkrası kabul edilmiştir.

Sayın Akçay, buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sayın Başkan, sayın konuşmacı, partimizi ve liderimizi de zikretmek suretiyle bizimle ilişkili bazı görüşler serdetmiştir, izaha muhtaç görüşlerdir.

57

BAŞKAN - Bir sataşma kastı olmadı diye düşünüyorum ama sizin bu noktada ısrarınız varsa, buyurun Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Hayır, sataşma olarak itiraz etmiyorum Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun.

İki dakika süre veriyorum.

XI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, İstanbul Milletvekili Celal Doğan'ın 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 30'uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine ve MHP Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, saygıyla selamlıyorum.

Ayrıca, sayın konuşmacıya, bu bir iki konuda görüş serdetme fırsatına vesile olduğu için de ayrıca teşekkür ederim. Yani illa sataşma olması da gerekmez Sayın Başkan, bunu bir sataşma olarak da kabul etmiyorum fakat…

BAŞKAN - O zaman söz vermemem lazımdı Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Devamla) - Yani artık vermiş bulundunuz.

Değerli milletvekilleri, Sayın Doğan, ben 1961 doğumlu bir kişiyim, 70'li yılların o hengâmeli zamanını çok iyi yaşamış bir kardeşinizim.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak 1970'li yıllarda da en önemli düşüncemiz ve sloganımız "Eller silah değil, kalem tutmalı." ilkesiydi. Bunu, bütün, üniversite gençliğine bilhassa… Ülkemiz, maalesef, çok acı günlerden geçti.

Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisinin 1969 Şubatından bu yana devam eden programı, ilkeleri, fikri hiç sarsılmadan, aynı şekilde devam etmektedir.

Necip Fasıl Kısakürek'e soruyorlar: "Ne olacak bu memleketin hâli?" "Haliç'in neresinden su alsak tahlili aynı çıkar." diyor.

Elbette Türkiye ve dünya şartlarıyla birlikte Milliyetçi Hareket Partisinin fikri aynı şekilde duruyor ama biraz evvel Millî Görüş'ten bahsettiniz; Millî Görüş burada aynı şekilde yer almıyor, siz de eski siyasi çizginizde değilsiniz, ama biz aynı siyasi çizgimizi burada devam ettiriyoruz.

CELAL DOĞAN (İstanbul) - Siz statiksiniz.

ERKAN AKÇAY (Devamla) - Yine, Avrupa Birliği uyum yasası olarak ifade edildi, bu kişisel verilerin kullanılma yasası. Elbette ülkemizin, vatandaşlarımızın yararına gördüğümüz kanuna…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Devamla)- …hiçbir komplekse de kapılmadan elbette kendi millî egemenlik ilkelerimiz ve görüşlerimiz çerçevesinde ya karşı çıkar ya destek veririz. Bu yasaya da aynı şekilde yaklaşıyoruz.

Bu düşüncelerle hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Akçay.

CELAL DOĞAN (İstanbul) - Sayın Başkan, bir şey söyleyebilir miyim?

BAŞKAN - Tabii, tabii, buyurun.

CELAL DOĞAN (İstanbul) - İki şey değişmez: Deliler ve ölüler değişemezler.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Varsayım.

BAŞKAN - Eyvallah, tutanaklara geçmiştir.

Sayın Komisyonun bir söz talebi vardır.

Buyurun.

VIII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

7.- Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu'nun, Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesince "Bosna kasabı" olarak anılan Radovan Karadzic'e soykırım suçu nedeniyle kırk yıl hapis cezası verildiğine ilişkin açıklaması

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın milletvekili arkadaşlarım, bugün ortaya çıkan bir yeni gelişmeyle ilgili olarak sizleri bilgilendirme ihtiyacı hissettim. Bu vesileyle, Sayın Başkana çok teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, "Bosna kasabı" olarak anılan Radovan Karadzic, 1992-1998 yılları arasında 100 bin kişinin hayatına mal olan, 4 milyon Boşnak'ın evsiz kalmasına yol açan savaştaki rolü nedeniyle savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım suçuyla suçlanıyordu. 70 yaşındaki Karadzic savaştan sonra on üç yıl kaçmış, sonunda 2008 yılında Belgrad'da yakalanmıştı. Uluslararası ceza davasındaki bu dava, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en ciddi savaş suçlarından biri olarak gösterilen dava idi. Hollanda Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi, Radovan Karadzic ile ilgili kararını bugün açıkladı. Yargıçlar Karadzic'in 8 bin Müslüman'ın katledildiği Srebrenitsa'da -dikkatinizi çekiyorum- soykırım suçu işlediği yönünde karar vererek Sırp lideri kırk yıl hapse mahkûm etti. Karadzic ayrıca insanlığa karşı suçtan da hüküm giydi.

Bu karar, elbet yitirdiklerimizi geri getirmeyecektir. Ancak, hiç olmazsa yakınlarının ve savaş mağdurlarının yüreğini bir nebze olsun soğutacaktır diyorum, Genel Kurulu saygıyla

58

selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Birleşime kırk beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.42

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.40

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER : Mücahit DURMUŞOĞLU (Osmaniye), Özcan PURÇU (İzmir)

------0-----

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 61'inci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/541) (S. Sayısı: 117) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet yerinde.

30'uncu maddenin (4)'üncü fıkrasında kalmıştık.

30'uncu maddenin (4)'üncü fıkrası üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin 4'üncü fıkrasında "yer alan" kelimesinin "bulunan" kelimesi ile değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Meral Danış Beştaş Filiz Kerestecioğlu Demir Mahmut Toğrul

Adana İstanbul Gaziantep

İmam Taşçıer Burcu Çelik Özkan Dengir Mir Mehmet Fırat

Diyarbakır Muş Mersin

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (4)'üncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

İsmail Faruk Aksu Erhan Usta Mehmet Parsak

İstanbul Samsun Afyonkarahisar

Mehmet Necmettin Ahrazoğlu Baki Şimşek Mustafa Kalaycı

Hatay Mersin Konya

İzzet Ulvi Yönter

İstanbul

"(4) 5237 sayılı Kanunun 243 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "olarak giren ve" ibaresi "olmak üzere giren veya" şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

(4) Bir bilişim sisteminin kendi içinde veya bilişim sistemleri arasında gerçekleşen veri nakillerini, sisteme girmeksizin teknik araçlarla hukuka aykırı olarak izleyen kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

BAŞKAN - Şimdi, maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (4)'üncü fıkrasıyla eklenen fıkranın aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"(4) Bir bilişim sisteminin kendi içinde veya bilişim sistemleri arasında gerçekleşen veri nakillerini, sisteme girmeksizin teknik araçlarla hukuka aykırı olarak izleyen kişi bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Namık Havutça Hüseyin Çamak Ömer Süha Aldan Özkan Yalım

Balıkesir Mersin Muğla Uşak

Cemal Okan Yüksel Zeynel Emre Haydar Akar

Eskişehir İstanbul Kocaeli

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak.

Buyurun Sayın Çamak. (CHP sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN ÇAMAK (Mersin) - Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri, 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (4)'üncü fıkrası üzerinde grubum adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Öncelikle, kişisel verilerin korunması hakkının Anayasa'yla güvence altına alınan temel bir insan hakkı olduğunu hatırlayalım. Anayasa'nın 20'nci maddesinde "Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir." denilmektedir.

59

Nitekim, Anayasa'ya göre kişisel sağlık verileri o kişinin açık bir şekilde onayı olmadan kullanılamaz. Bu anlamda, yapılacak yasal düzenlemelerin insan hayatıyla bire bir ilişkili olan bu hakkın özüne asla zarar vermemesi gerekir.

Vatandaşların kişisel verileri içinde sağlığa dair bilgiler yaşamsal bir niteliktedir. Kişilerin sağlık bilgilerine dair verilerin paylaşılmasına ilişkin sınırlar net bir şekilde belirlenmeli ve vatandaşların kişisel özel alanları tamamen korunmalıdır. Bilindiği üzere, Sağlık Bakanlığı tarafından kişisel verilerin toplanması ve işlenmesi konusunda daha önce gerçekleşen 2 yasal düzenleme Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Ayrıca, tüm uluslararası düzenlemelerde hassas veri olarak kabul edilen hastalara dair sağlık verilerinin korunması her şeyden önce gelir. Sağlık verilerinin işlenmesine ve hatta satılmasına bile zemin hazırlayan bu düzenlemeden Sağlık Bakanlığına özel yetki verilmesine dair maddeler tamamen çıkarılmalıdır. Mevcut yasa tasarısında kişisel verilerin korunmasıyla ilgili düzenleme ve denetim yetkileriyle donatılmış bu kurulun bağımsızlığından söz edilemez. Sosyal Güvenlik Kurumu gibi köklü bir kurumun bile iktidarın güdümüne girdikten sonra hasta bilgilerini saklamak konusundaki sicilinin hiç parlak olmadığını hatırlamamızda fayda var. Kişisel verilerimiz Anayasa'yla korunmaktayken Sosyal Güvenlik Kurumunun sağlık verilerimizi bir şirkete satarak bununla bütçe açığını kapatmaya çalıştığını bir süre önce Grup Başkan Vekilimiz Sayın Özgür Özel dile getirmiştir. Nitekim, bu olay sonrasında mahkemeye de intikal etti. Sosyal Güvenlik Kurumu Sayıştay denetim raporundan anlaşıldığı üzere genel sağlık sigortası verilerinin yasal dayanağı olmadan ücret karşılığı üçüncü kişilerle paylaşıldığı kısa bir süre önce resmen tespit edildi. Hükûmete bağlı kurumlarımızın hâli böyleyken iktidar tarafından seçilen kişilerle yürütülecek bir süreç bizi çok daha büyük felaketlerin beklediğinin habercisidir.

Değerli arkadaşlar, öncelikle şu sorunun cevabını aramalıyız: Ne oldu da biz şimdi böyle bir kanunu tartışıyoruz? İktidar tüm enerjisini kendisine karşı bir alternatif oluşturan herkesi fişlemeye harcıyor? Meclise getirilen bu yasayla fişlemeyi yasal hâle getiren kılıflar sunuluyor. Tabii, bu yasa kamuoyunda boşuna "fişleme yasası" olarak duyulmadı. Her türlü istisna ve ayrıntı düşünülmüş. Fişlemeye müsait bir zemin oluşturmak için her şey itinayla bu maddelere yedirilmiştir.

Değerli milletvekilleri, bir sağlık emekçisi ve yıllarını bu işe vermiş bir hekim olarak söylüyorum: Her türlü konuda kendinizi sağlama alma kaygınız olabilir fakat sağlık konusundaki gizlilik ilkesinin ne böyle bir ihtirası ne de şakası olur. Kişisel sağlık verilerinin birilerinin güdümünde kullanılmasının yol açabileceği mağduriyetler hayal bile edilemez. Bu nedenle, henüz yol yakınken bu konudaki gerekli hassasiyeti gösterip iş işten geçmeden bu hatadan dönülmelidir.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (4)'üncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"(4) 5237 sayılı Kanunun 243 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "olarak giren ve" ibaresi "olmak üzere giren veya" şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

(4) Bir bilişim sisteminin kendi içinde veya bilişim sistemleri arasında gerçekleşen veri nakillerini, sisteme girmeksizin teknik araçlarla hukuka aykırı olarak izleyen kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

İsmail Faruk Aksu (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen İstanbul Milletvekili İzzet Ulvi Yönter.

Buyurun Sayın Yönter. (MHP sıralarından alkışlar)

İZZET ULVİ YÖNTER (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kişisel verilerin korunması hakkındaki kanun tasarısının 30'uncu maddesinin (4)'üncü fıkrasına partimiz adına verilen önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Özel hayatın gizliliği, aile hayatına saygı, haberleşme hürriyeti gibi anayasal güvence altında olan temel hak ve özgürlükler… Demokrasi alanını genişletmeyi vadederek iktidar olmuş AKP, geçen on dört yıllık süreçte oluşturduğu korku imparatorluğuyla anayasal ve demokratik hakları bile kontrol altına almaya çalışmıştır. Türkiye'de özel hayatın gizliliği, aile hayatına saygı, haberleşme hürriyeti gibi temel hak ve özgürlüklerin ihlallerine yönelik pek çok olay bu iktidar döneminde yaşanmıştır.

60

Bu dönemde çok sayıda insanımız, askerimiz, polisimiz, aydınımız ve siyasetçilerimiz yasa dışı dinlendiği gibi partimizin de dinlendiği bir süre sonra ortaya çıkmıştır. AKP hükûmetleri bu yasa dışı dinlemelere hep duyarsız ve sessiz kalmış, gerekli yasal takibatları yapıp sonuçlandırmak yerine bu ahlaksız uygulamaları siyaseten ranta dönüştürme yolunu tercih etmiştir. Yine, AKP hükûmetleri döneminde yaşanan bu uygulamalarla, Türkiye özel hayatların bile denetlendiği ve dinlendiği totaliter bir yapıya doğru maalesef sürüklenmiştir.

Yine, bu dönemde demokrasimiz bu şekliyle artık halkını koruyan ve kollayan değil, halkını gözleyen, vatandaşından kuşku duyan, milletini izleyen bir yönetim yapısı hâline gelmiştir. Suçla mücadele için hizmet vermesi gereken yasal dinleme ve takip mekanizmaları kullanılarak vatandaşlarımız üzerinde yasa dışı tahakküm, bastırma çabalarıyla bir nüfuz imkânı yaratılmak istendiğine yönelik inanç ve kanaatler de oldukça yaygınlaşmıştır. Bu konularda gerekli tedbirler alınamamış ve kontroller sağlanamamıştır. Dolayısıyla, AKP iktidarları döneminde milletin birbirine ve devlete olan güveni tamamıyla sarsılmış, kişisel verilere maalesef saygı duyulmamış, riayet edilmemiştir.

Değerli milletvekilleri, milletimizin içine sürüklendiği kuşku ve kaygı hâli vahim gelişmelere kapı aralamış, insanımız dostu, akrabasıyla dahi özgürce konuşamaz hâle gelmiştir.

Huzurlarınızda çok önemli gördüğüm bir konuyu da paylaşmak ve özellikle burada Hükûmeti temsilen bulunan Sayın Bakana ve Komisyona da bunları sormak istiyorum. Medyaya son günlerde bir hacker grubu tarafından Emniyet Genel Müdürlüğü veri tabanındaki vatandaşlarımızın adres ve kimlik bilgilerinin çalınarak yayınlandığına dair bilgiler ve belgeler yansımıştır. Ülkemizde kişisel veri hırsızlığına dayalı dolandırıcılık ve soygun vakalarında da son yıllarda artış olduğu ortadadır. Sızdığı iddia edilen kişisel veriler, mükerrer oy kullanma, sahte kimlik, ehliyet düzenleme, başkasının adına kredi başvurusu, verasetten pay alma, dolandırıcılık, akrabalık ilişkilerini öğrenme, özel şirketlerin kişisel verileri çıkar amaçlı kullanması ve kan davası olan kişilerin adres tespitlerini sağlaması gibi amaçlarda da kullanılmaktadır.

Devlet tarafından verilen hizmetlerin elektronik ortamda sunulması demek olan e-devlet kapısı web sitesi ile diğer kurum ve kuruluşların web sitesinde vatandaşlarımızın her türlü kişisel bilgilerinin toplandığı bir gerçektir. Bu kapsamda, sürem de azaldığından dolayı, özellikle şu sorularımı sormak istiyorum:

Birincisi: Emniyet Genel Müdürlüğü veri tabanındaki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının adres ve kimlik bilgilerinin çalınarak yayınlandığı bilgisi doğru mudur?

İkincisi: Vatandaşlarımızın devletle olan iş ve işlemlerini kolaylaştırmak adına hizmet veren her türlü kişisel bilgilerinin tek çatı altında toplandığı e-devlet kapısı web sitesiyle birlikte diğer kurum ve kuruluşlarımızın hackerlar tarafından saldırıya uğradığı bilgisi, ifşası, haberi doğru mudur?

Geçtiğimiz yıllarda kamu kurum ve kuruluşlarının web sitelerinde kişisel verilerin ele geçirilmesini önlemede bilişim güvenliği zafiyeti yaşanmış mıdır?

Söz konusu kanun tasarısını görüşürken Hükûmetin de bu konuya eğilmesini ve sorularımıza cevap vermesini temenni ediyor, hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (4)'üncü fıkrasında "yer alan" kelimesinin "bulunan" kelimesi ile değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Dengir Mir Mehmet Fırat (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Mersin Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat. (HDP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Fırat.

DENGİR MİR MEHMET FIRAT (Mersin) - Sayın Divan, çok saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Bugün görüşmekte olduğumuz yasa tasarısı, aslında AB uyum çerçevesinde çıkarılacak olan bir yasadır. Ancak, bir süre sonra bu yasanın yeniden değiştirilmesiyle ilgili bir yasa tasarısı karşımıza gelirse çok fazla şaşırmamamız gerektiği kanısındayım. Türkiye'nin birçok şampiyonlukları var dünya çapında ama en çok dikkati çeken Türkiye Cumhuriyeti devletinin bugüne kadar çıkarmış olduğu yasa sayısıdır. Hatta o sayılardan o kadar büyük miktarlara ulaşılmıştır ki özellikle darbe dönemlerinde sayı 1'den başlatılarak yeniden sıralanmıştır. Bunun temelinde de birçok kez Adalet Bakanlığı tarafından

61

gerçekleştirilen çalışmalarla birbiriyle aynı olan veya birbiriyle çelişen birçok yasa kodifikasyon süreçleri içerisinde, yeni gelen yasalarla toptan, büyük miktarlarda ilga edilmiştir. Aslında, bu hastalığın temelinde özellikle 1980 darbesi sonrasında bize hediye edilen, antidemokratik, eşitlik ilkelerinden yoksun, hatta dili dahi düzgün kullanılmamış olan Anayasa'nın yanında, çok daha önemli olan Seçim Yasası ve Siyasi Partiler Yasası'nın sonucudur. Çünkü, parlamenter demokratik sistem maalesef, çok doğru şekilde, her üç gücün bir uyum içerisinde ama karşılıklı bir denge içerisinde çalışılmasına müsaade etmemiştir. Genelde hükûmet Parlamentoya hükmeder çünkü kendi grubu en büyük gruptur, her türlü yasayı çıkarma imkânına sahiptir sayısal çoğunluğu itibarıyla ve maalesef, gelen yasaların, daha doğrusu toplam olarak bir dönem içerisinde çıkarılan yasaların gelişimine, kaynaklarına baktığınız zaman da bunun yüzde 90'ının hükûmet tasarıları olduğunu, geri kalan yüzde 10'un da yüzde 5'in de yine hükûmet parlamenterleri tarafından hükûmetin tasvibiyle getirilmiş olan teklifler olduğu görülür. Özellikle hükûmetten gelmiş olan tekliflerin maalesef, ihtisas komisyonlarında da çok detaylı, üstünde irdelenerek bir çalışma yapılmaz. Değiştirilmeden, bürokratların hazırlamış olduğu bu yasalar bir şekliyle Genel Kurula indirilir ve Genel Kurulda içerisinde bulunan yanlışlarla beraber yasalaşır. Ancak, bir süre sonra, Avrupa Birliği çıkarılmış olan yasanın AB müktesebatına uygun olmadığı konusunda Hükûmeti ikaz eder ki bu ikazın ilki de herhâlde bir iki gün önce Türkiye'ye, AB Bakanlığına Avrupa Birliği tarafından iletildi. Ancak, biz buna rağmen, bu yasayı çıkarmakta ısrarkâr olduk. Yani, mevcut olan hataları içerisinde barındıran bu yasa tasarısını bugün olmazsa, bundan kısa bir süre sonra çıkarmış olacağız ancak bir süre sonra, dediğim gibi, bundan önce yapılmış olan birçok uyum yasasında da yaşadığımız gibi bu yasa bir kez daha bu Meclisin gündemine gelecek ve yine üstünde tartışılmadan komisyondan geçecek ve burada, işte, engellemelerle beraber, bir günde çıkacak yasa üç günde çıkmış olacak. Parlamenter sistemin gereği olarak, ihtisas komisyonları doğru dürüst çalıştırılsalar, muhalefet ile iktidar birbirine bu konuda kulak asabilseler ve yanlışı gördüklerinde bu yanlışı düzeltebilseler, aslında böyle bir durum olmayacaktır. O bakımdan, bu yasa tasarısı bütün noksanlarına rağmen çıkacak ancak bunu tasvip edip kabul edebilmek mümkün olmadığı için de biz Halkların Demokratik Partisi olarak bu yasaya, hiçbir maddesine kabul oyu vermek durumunda olamayacağız.

Çok teşekkür ediyorum, sağ olun. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

30'uncu maddenin (4)'üncü fıkrasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Fıkra kabul edilmiştir.

Şimdi 30'uncu maddenin (5)'inci fıkrası üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (5)'inci fıkrasıyla kanuna eklenmesi önerilen MADDE 245/A maddesinde "imal eden,"den sonra "ihraç eden," kelimelerinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

İdris Baluken Meral Danış Beştaş Filiz Kerestecioğlu Demir

Diyarbakır Adana İstanbul

Mahmut Toğrul Behçet Yıldırım

Gaziantep Adıyaman

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (5)'inci fıkrasında yer alan "nakleden" ibaresinden sonra gelmek üzere "yayan, yayılmasına aracılık eden," ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

İsmail Faruk Aksu Erhan Usta Mehmet Parsak

İstanbul Samsun Afyonkarahisar

Mustafa Kalaycı Mehmet Necmettin Ahrazoğlu Baki Şimşek

Konya Hatay Mersin

BAŞKAN - Şimdi, maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (5)'inci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

(5) 5237 sayılı Kanuna 245'inci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki 245/A maddesi eklenmiştir.

"Yasak Cihaz ve Programlar

MADDE 245/A- (1) Bir cihazın, bilgisayar programının, şifrenin veya sair güvenlik kodunun; münhasıran bu Bölümde yer alan suçlar ile bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenebilen diğer suçların işlenmesi için yapılması veya oluşturulması durumunda, bunları imal eden, ithal eden, sevk eden, nakleden, depolayan, kabul eden, satan, satışa arz eden, satın alan, başkalarına veren veya bulunduran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve yedibin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır."

Orhan Sarıbal Namık Havutça Ömer Süha Aldan

Bursa Balıkesir Muğla

62

Özkan Yalım Cemal Okan Yüksel Zeynel Emre

Uşak Eskişehir İstanbul

Haydar Akar

Kocaeli

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, kişisel veriler üzerinde, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'yla ilgili konuşuyoruz. Aslında, şöyle bir soruyla başlamak lazım: Hangi verimiz aslında sizin elinizde değil? Hangi bilgimizi korumuyorsunuz, koruyorsunuz? Bu merak konusu çünkü bizim her alanda bütün verilerimiz sizlerin elinde, istediğiniz yerde kullanıyorsunuz, istediğiniz yerde kullanmıyorsunuz ne yazık ki bu. Şöyle bir bakın, 81 vali var bu memlekette, 81 valinin içerisinde bir şöyle kimliğine bakın -hani koymuşsunuz ya oraya- mezhebi, dinî, inancı, kimliği, kişiliği, bir bakın bakayım, o 81 vali kimlerden oluşuyor? Hani ayrım yok, demokrasi, özgürlük vesaire diyorsunuz ya, neresinde var? Bir bakın, bizim hangi verimiz sizin elinizde yok? Nerede, ne zaman, nasıl kullanacağınız konusunda istediğiniz gibi, her türlü tasarruf elinizde ama biz şunu biliyoruz: Korumamak için, hatta üzerimizde daha vahim sonuçlar doğuracak olaylar yaratmak için bunu istiyorsunuz, biz bunun farkındayız. Sözüm ona adı da Avrupa Birliğine uyum. Ya, Avrupa Birliğine uyumsa getirin Avrupa Birliğiyle uyumlu olan o yapıyı, önce onu bir inceleyelim, ona uyumlu bir hâle getirin, birlikte görelim bunu.

Buradan, hani bir yol yürüyelim, şöyle bir Amerika'ya gidelim, orada hakikaten bir şeye bakalım; Rıza Zarrab'a bakalım, Rıza Zarrab ne ifade ediyor bu ülke için, bu memleket için ona bakalım. Biraz rahatsız edici bir şey, biraz utanç duymamız gereken bir şey, tam da bu Mecliste utanç duyulacak bir şeyle karşılaşıyoruz. Amerika'nın yolsuzluk, kara para aklama, suistimal meselesi üzerinden yetmiş beş yıl ceza vermek için tutukladığı bir adam, ortağı İran tarafından idam cezasına çarptırılmış bir adam. Biz ne yapmışız bunu? Hayırsever, bu ülkenin bütçe açığını kapatması için ödüllendirdiğimiz bir adam. Ortakları kim ya da birlikte adı çıkanlar kim? Bu memleketin daha önceki ne yazık ki bakanları. Kim aklamış bunları? Hani, AKP adı altında "ak" kelimesinin kendini rücu bulduğu bir anlamdan bahsetmek istiyorum. Evet, Rıza Zarrab'ı sizler, bu ülkenin yargısıyla, bu ülkenin Meclisiyle, bu ülkenin adaletiyle hiç ellemediniz çünkü bizim için muteber bir adamdı. Ama hani bir saat hediye etmişti, hani birlikte adı çıkmıştı, 3 bakanımızla ilgili bu Mecliste araştırma komisyonu kurulmuştu. Araştırma komisyonunda sizle yani AK PARTİ'liler, "Ak" kelimesinin rücu bulduğu şekliyle tertemiz akladınız, pakladınız.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Ne bulduğu? O kullanım yanlış. "Rücu bulduğu" kullanımı yanlış.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Yine, değerli milletvekilleri, çok net, bunun ortağı "81 milyon dolar para transfer ettim." diyor; çok açık, net bir şekilde bunu bizlerle paylaşıyor, ortaya koyuyor. Peki biz ne yaptık? Ne yaptık birkaç gündür, bu kişisel verilerin saklanmasıyla ilgili? Dün gece şöyle bir şey yaptık; gecenin ilerleyen saatlerinde, hiç de sunduğunuz metinde olmayan bir şey yaptık: "Kişisel veriler, uluslararası sözleşme hükümleri saklı kalmak üzere, Türkiye'nin veya ilgili kişinin menfaatlerinin ciddi şekilde zarar göreceği durumlarda, ilgili kamu kurum ve kuruluşunun görüşü alınarak, kurulun izniyle yurt dışına aktarılabilir." diye bir engel koyduk. Evet, kendi ülkemizde kişilerin bireysel özgürlüklerini kısıtlayacak şekilde, onların görüşlerine başvurmadan her türlü bilgiyi saklama ve aktarmayı öngörüyoruz ama ne yazık ki dışarıya karşı bunu öngörmüyoruz. Hani ironidir, Zarrab'la bir ilgisi var mıdır yok mudur bilmem, hani bakan bunu belki daha iyi bilir ama bildiğimiz şudur, yaptığımız iş aynen şudur: Evet, biraz vicdan muhasebesi yapmamız lazım burada, vicdan muhasebesi yapmamız lazım. Bu ülkede kan revan, gözyaşı gidiyor.

Buradan MHP'li arkadaşlara da bir şey söylemek isterim: Dün gece, Hacettepe Hastanesi acilinde yaralılara dışarıdan 150-200 kişilik bir ekip tekbir sesleriyle saldırıyor, hem yaralıya hem doktora hem de oradaki sivil vatandaşlara.

Ve son söz: Evet, bu Meclisin yapması gereken bir şey var; ahlaki ve etik olarak bir karar ve anlayış yürütmek zorunda. Hani, bir kereyle bir şey olmaz anlayışı üzerinden yine söylemek isterim: Evet, Belçika'nın İçişleri Bakanı ile Adalet Bakanı -bir kere de olsa çok şey ifade eder- istifa etti. Evet, bu Mecliste etik anlamda bir doğruya ihtiyaç var.

Hepinize teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

63

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (5)'inci fıkrasıyla kanuna eklenmesi önerilen MADDE 245/A maddesinde "imal eden,"den sonra "ihraç eden," kelimelerinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Behçet Yıldırım (Adıyaman) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Gaziantep Milletvekilli Mahmut Toğrul.

Buyurun Sayın Toğrul. (HDP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Genel Kurulun bu saate kadar zahmetle çalışan emekçileri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde yasa çıkardığımızı göstermeye çalışıyoruz ama Avrupa Birliği anlayışından tamamen yoksun bir iktidar davranışı içerisindeyiz. Nereden mi çıkarıyoruz? Her alanda hiçbir sorumluluk üstlenmeyen ama yapıyormuş gibi, ediyormuş gibi, yasa çıkarıyormuş gibi ve torba bir yasanın içerisine bir-iki tane sos koyarak aslında tuzaklarla dolu olan birçok yasayı çıkarıyor ve Avrupa Birliğine uyum sağlıyormuşuz gibi görüneceğiz.

Değerli arkadaşlar, kendi ülkesinde hiçbir sorumluluk üstlenmeyen Hükûmet maalesef, tüm sorumluluklarda muhalefeti suçlamayı bir gelenek hâline getirmiştir. Bakın -Avrupa Birliği normlarında yaşıyoruz ya- Belçika'da bir patlama yaşandı, İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanı istifa etti. Ama, Türkiye'de neredeyse her gün bir patlama oluyor, sorumlusu kim? Halkların Demokratik Partisi, gelenek hâline getirmişiz. Diyoruz ki: "Sınırlar IŞİD'e açık." Sorumlusu kim? "Sorumlusu sizsiniz." diye laflar yiyoruz, tarafımıza laf atılıyor.

Değerli arkadaşlar, Suruç, Ankara, Taksim, Sultanahmet, bunlar gerçekten sizde hiçbir sorumluluk duygusu uyandırmıyor mu? Bunun sorumlusu… "Acaba bir eksiğimiz yok mu?" diye hiç düşündürtmüyor mü sizi? Bu sorumlulukların tamamı bizde mi? Doğru söylüyorsunuz, gerçekten doğru söylüyorsunuz, dünyada bir ilksiniz, tüm suçları muhalefete atan dünyada belki de tek hükûmet AK PARTİ Hükûmetidir, AKP Hükûmetidir. Dünyada başbakan olup muhalefet partisini suçlayan tek bir başbakan vardır, dünyada cumhurbaşkanı olup bir partiyi suçlayan ve üstelik tarafsız olacağına yemin etmiş bir Cumhurbaşkanı olan Sayın Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan'dır muhalefeti sürekli suçlu olarak gören.

Değerli arkadaşlar…

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) - PKK'ya "terör örgütü" demeyen de tek siz varsınız!

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) - Yahu, yine de siz sorumlusunuz, bu ülkenin güvenliği, her şeyi sizden sorulur.

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) - PKK'ya "terör örgütü" demeyen de siz varsınız!

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) - O güvenlik güçleri, o sınırı bekleyenler… Ben onları yönetmiyorum. MİT'in, Genelkurmayın, Emniyetin yetkisi bende değil, sizdedir. Eğer varsa bir eksiklik, yine size aittir, sorumluluk tamamen sizdedir. Bunu bizlere iterek, kamuoyunda bir algı yanılsaması yaratarak bundan kurtulamazsınız.

Değerli arkadaşlar, bir ülke düşünün ki 3 akademisyenini cezaevinde tecride almış olsun. Nedir suçları? "Bu ülkede barış istiyoruz, kan akmasın diyoruz." dedikleri için ve bunları, sanki ağır müebbetten mahkûm cezalılarmış gibi, ceza almışlar gibi tek kişilik hücrelere mahkûm kılıyoruz. Sayın Esra Mungan ve arkadaşları şu anda cezaevindeler. Bu tablo gerçekten sizlere hiç mi bir şey hatırlatmıyor? Bu nasıl bir ülke, kendi akademisyenlerini yargılayabiliyor? Bu nasıl bir ülke, 1.128, arkasından daha da imzalar artarak devam ediyor, 2 bin akademisyenini şu veya bu şekilde soruşturmalara tabi tutuyor? Siz hiç Edward Said'i okumadınız mı? Siz hiç Fransa'da Sartre'nin tavrını görmediniz mi? O yetkililer nasıl davranıyordu? Doğrudur, faşizan bir yönetim görmüyor, De Gaulle olamıyor ya da Amerika'daki bir üniversite rektörü kadar gerçekten kendi ülkesinin sorunlarını göremiyor. Dolayısıyla, işin kolayını seçmişiz, tüm medya organlarını kendimize bağlamışız ve bu medya aracılığıyla suçların hepsinin sorumlusunu da bulmuşuz; işte orada birkaç arkadaşımız ve Halkların Demokratik Partisi. Evet, bu anlamda bizim mücadelemiz eğer bir suç unsuruysa biz bu suçu işlemeye devam edeceğiz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (5)'inci fıkrasında yer alan "nakleden" ibaresinden sonra gelmek üzere "yayan, yayılmasına aracılık eden," ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

İsmail Faruk Aksu (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

64

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Akçay, gerekçeyi mi okutalım?

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Gerekçe okunsun.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Kişisel verilerin korunmasının ihlaline karşı ceza hükümleri kapsamının genişletilmesi öngörülmüştür.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

30'uncu maddenin (5)'inci fıkrasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

30'uncu maddenin (6)'ncı fıkrası üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (6)'ıncı fıkrasıyla 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Kanun'un 3' üncü maddesinin birinci fıkrasında öngörülen değişiklik bölümünde yer alan "elektronik ortamda da oluşturabilir." ifadesinin "elektronik ortamda oluşturur." şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mahmut Toğrul Filiz Kerestecioğlu Demir Meral Danış Beştaş

Gaziantep İstanbul Adana

Burcu Çelik Özkan Müslüm Doğan Behçet Yıldırım

Muş İzmir Adıyaman

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısının 30'uncu maddesinin (6)'ncı fıkrasında yer alan "Bu amaçla" ibaresinin "Elektronik ortam oluşturulabilmesi amacıyla" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

İsmail Faruk Aksu Erhan Usta Mehmet Parsak

İstanbul Samsun Afyonkarahisar

Mustafa Kalaycı Baki Şimşek Mehmet Necmettin Ahrazoğlu

Konya Mersin Hatay

Ruhi Ersoy

Osmaniye

BAŞKAN - Maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (6)'ncı fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"(6) 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

f) Herkesin sağlık durumunun takip edilebilmesi ve sağlık hizmetlerinin daha etkin ve hızlı şekilde yürütülmesi maksadıyla, Sağlık Bakanlığı veya bağlı kuruluşlarınca gerekli kayıt ve bildirim sistemi kurulur. Bu sistem, e-devlet uygulamalarına uygun olarak elektronik ortamda da oluşturulabilir. Bu amaçla, Sağlık Bakanlığınca, bağlı kuruluşları da kapsayacak şekilde ülke çapında bilişim sistemi kurulabilir."

Namık Havutça Ömer Süha Aldan Özkan Yalım

Balıkesir Muğla Uşak

Zeynel Emre Cemal Okan Yüksel Haydar Akar

İstanbul Eskişehir Kocaeli

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Önerge üzerinde Kocaeli Milletvekili Haydar Akar konuşacaklar.

Buyurun Sayın Akar. (CHP sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kişisel verileri koruma kanunu üzerinde görüşüyoruz.

Evet, bütçeden hemen önce başladı ama aslında, 2014'te bir kez daha getirdiğiniz, geri çektiğiniz, bugün tekrar getirdiğiniz, yine bütçeden önce görüştüğümüz bu kanunun

65

yanlışlarını elimizden geldiğince, dilimiz döndüğünce söylemeye çalışıyoruz. Ama, bir kısmında ufak değişiklikler yapmış olmanıza rağmen, yine de birkaç maddesi bu kişisel verilerin korunmasından uzaklaştırmış, ne yapmış, insanları fişleme noktasına taşımıştır bu kanunu. Evet, bu kanunun çıkması gerekiyordu. 30 ülkede bu kanunun çıkmasıyla ilgili bir mutabakat vardı ve hepsi kanunlaştırdılar. 30 ülkeden kanunlaştırmayan sadece biz vardık, 29 ülke kanunlaştırmış, bir tek Türkiye kanunlaştırmamıştı. Çıkmalı mıydı? Evet, çıkmalıydı. Çünkü, şimdiye kadar, hem kamuda hem özelde kişisel verilerimiz bir hukuk ortamı olmadan, hukuksuzluk altında, istedikleri gibi işlenebiliyor, istedikleri gibi de pazarlanabiliyordu. Şimdi, bu kanunla bunun önüne geçmeye çalışıyoruz. Veri sorumluları var, veri giriş sorumluları var, bunların cezai yaptırımları var. Aynı, İş Güvenliği Kanunu'nda olduğu gibi, bu veri sorumlularının ve veri girişçilerinin bağlı oldukları kurumlarla ilgili çok cüzi miktarlarda para cezaları var, yaptırımlar var. Bu da özellikle özel sektörde bunların paylaşılmasının önüne geçemeyecektir. Bunu bir eksiklik olarak düşünüyorum.

Yine, din, mezhep, ırk gibi verileri, üzerine algı yapılması, vurgu yapılması ve insanların bu şekilde fişlenmesi gerekmeyen veriler olarak düşünüyorum ve bu nedenle de bunun bir fişleme yasasına tarafınızdan dönüştürüldüğü görülmektedir.

Yine, Avrupa bu düzenlemelerle ilgili yeni bir düzenleme getiriyor ve diyor ki üyelerine: "İki yıl içerisinde bu düzenlemeleri tamamlayacaksınız." Burada görünen şu ki: Siz iki yıllık bir süre kazanmaya çalışıyorsunuz bununla çünkü iki yıl size yetecektir yeni bir düzenlemeyi getirene kadar ve iki yıl içerisinde de insanları yeterince fişleyeceksiniz. İnsanların bu verilerinin kaydedilmesi gereksiz olmasına rağmen, bu fişleme yöntemini kullanacaksınız.

Yani, kısacası şunu söylemeye çalışıyorum: Siz bu verileri nasıl koruyacaksınız? 17'nci maddesinde insanın yaşam hakkı güvence altına alınmış olan Anayasa'yla siz insanın yaşam hakkını koruyamıyorsunuz, İnsanların verilerini nasıl koruyacaksınız diye soruyorum. Niye soruyorum? Bakın, "siber güvenlik" diye bir olay var, sadece bunu kanunlaştırmaya çalışıyoruz, verileri korumaya çalışıyoruz, kanunlarla korumaya çalışıyoruz ama arkada başka bir dünya var. Siber güvenlik, bir sanal ortam var. Bu sanal ortamdaki problemleri çözmeden, siber güvenlikle ilgili tedbirleri almadan sizin bu kanunu çıkarmanız hiçbir şey ifade etmez. Niye etmez? Geçen gün Emniyet Genel Müdürlüğündeki veriler çalındı; onunla ilgili de açıklama yaptılar, "Eski veriler." dediler. Ya, verinin eskisi, yenisi olmaz, veri veridir. Eskisi de benim bütün bilgilerimi muhafaza ediyor, yenisi de bütün bilgilerimi muhafaza ediyor. Bunun altında yatan temel gerçek, devlet kurumlarında hatta özel sektörde de siber güvenlikle ilgili yeterli önlemlerin alınmamış olması. Gelişmiş ülkelerde, Amerika'da bu işe 1999 yılında başlanmış, yine İngiltere'de 2003 yılında başlanmış, İtalya'da 2002 yılında başlanmış, siber güvenlik kurulları kurulmuş ve yılda en kötü 2 toplantı yapıyorlar. Bizde bu olay -tarihini yanlış söylemeyeyim- 2013'te başlamış ilk kez, siber güvenlikle ilgili 75 maddeli bir taslak hazırlanmış, 7 ana başlık altında toplanmış, 95 tane alt başlığı var; hiçbiri yerine getirilmemiş bir iki kalem dışında. Şimdi, bununla ilgili tatbikatlar da yapılması da gerekiyor. Sadece 2011 yılında 1 tatbikat yapılmış, 20 tane devlet kurumu bu tatbikata alınmış, 16 tanesi tatbikattan geçememiş.

Şimdi, böyle bir altyapıyla karşı karşıyayız, kanunu çıkarıyoruz ama kanunu çıkarmak yetmiyor, veri girişçisine cezai yaptırım uygulamak yetmiyor, veri sorumlusuna cezai yaptırım uygulamak yetmiyor. Sen beni ne kadar fişlersen fişle, istisna maddelerle de "Benim rızamı alacağım." desen de o "korsan" diye nitelendirdiğimiz vatandaşlar, delik deşik olmuş yani Türkiye sınırları gibi, aynı Suriye sınırları gibi, siber güvenliğinizin delik deşik olduğu bir ortamda bu verilerin güvenliğini sağlama ihtimaliniz hiç yok, bunu özellikle ifade etmek istiyorum. Çünkü, 2013 yılından beri de Siber Güvenlik Kurulu asla toplanmamış, bir kez bile toplantı yapmamış. Böyle bir ortamla karşı karşıyayız. Dikkat çekilmesi gereken konunun bu olduğunu düşünüyorum.

Hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Karar yeter sayısı istiyoruz Başkan.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Bariz yoktur Başkan. Bekleyin, gelsinler, bekleyin!

BAŞKAN - Efendim, iki dakika süre veriyorum, elektronik oylama yapacağım.

Sayın milletvekilleri, oylama esnasında birtakım oy pusulaları geliyor. Oylama yaparken karar yeter sayısında oy pusulaları geçerli olmuyor, onun için mümkün mertebe sisteme girmeye çalışın.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Önerge kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

Şimdi, diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (6)'ncı fıkrasında yer alan "Bu amaçla" ibaresinin "Elektronik ortam oluşturulabilmesi amacıyla" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

66

Ruhi Ersoy (Osmaniye) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Osmaniye Milletvekili Ruhi Ersoy.

Buyurun Sayın Ersoy. (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri lütfen otursunlar ya da kulise buyursunlar; çok ciddi bir uğultu var.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, hatibi kürsüye davet ettim. Lütfen, sükûnetimizi muhafaza edelim.

Sayın Ersoy, buyurun.

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Kişisel verilerin güvenliğiyle alakalı, uyum yasaları kapsamında birtakım çalışmalar yapıyoruz. Fakat, biz, Türk milleti olarak gelişme ve değişmeye, özellikle de modernitenin ürünlerini gündelik hayatımızda kullanmaya o kadar çok mahiriz ki her türlü teknolojinin üretimi noktasında, kafa yorma noktasında, AR-GE noktasında olmasak da tüketimi konusunda, gündelik hayatımıza aktarma konusunda çok mahiriz. Bunlardan birincisi, cep telefonu kullanmanın sayısal çokluğu, hemen arkasından da İnternet dünyasında sosyal medyaya erişim. 40 milyonun üzerinde Facebook'un Türkiye'de üyesi var. Sözüm ona, yer yer başa bela olan Twitter'nda -kullanıcıları Facebook kadar fazla olmasa- da yine hatırlı bir takipçisi var. Bunlar bir noktada güzel fakat teknolojinin, sosyal değişmeyle beraber, toplumsal dönüşümü olan bilgiye erişme, bilginin kullanımı ve şeffaflığıyla ilgili belli filtrelerin kullanılmamasıyla alakalı ciddi bir problemle de karşı karşıyayız. İnanıyorum ki bugün Parlamentonun ortak bir önergeyle kabul etmiş olduğu istismar ve taciz konuları, haya, edep konuları dâhil, bununla doğrudan ilgilidir. Bu konuda, yediden yetmişe, sosyal medyaya erişim konusunda çocuklarımızın tamamının elinde bulunan ve bulunmasına gayret edilen, hatta asgari ücretli bir taşeron işçisinin en üst düzeyde bir markaya erişme kaygısındaki tüketim çılgınlığını da burada vurgulamamız gerekiyor.

Taşeron işçisi demişken burada iki tane taşeron problemi var. Aziz milletvekilleri, bizim Meclis grubundaki tüm milletvekili arkadaşları iki üç gündür, salı günkü Başbakanın konuşmasından bu tarafa, günlük 15-20 arkadaş arıyor "Bu taşeronlarla ilgili konu nerede, nasıl olacak?" diye. Bu konuda Sayın Maliye Bakanı ile Sayın Başbakanın açıklamaları birbiriyle uyumlu değil. Mesela, orman işçileri, şeker fabrikasındaki geçici işçiler, özel güvenlikler, temizlik işçileri, Millî Eğitimdeki usta öğreticiler, termik santrallerdeki geçici veya taşeron işçiler olarak sıralayabileceğimiz pek çok insan zannediyor ki kamu statüsünde devlet memuru olduk, büyük bir heyecan yaşıyorlar. Bu insanlara büyük bir umut yaşatıp arkasından bir boşluk çıkacaksa bu bir sıkıntı doğurur kanaatindeyiz. Lütfen, bu konuda derhâl Hükûmetin hangi konularda kimler nasıl faydalanacak diye netlik kazandırması ve bu konuda da gereğini yapması lazım. Fakat bu, üç yıllık sözleşmeyle, acaba 2019'da -eğer daha önce olmazsa- seçimlerde yeni bir vaadin de zemini ve istismar alanı mı olacak? Çünkü, biz 7 Haziran ile 1 Kasım arasında, İş ve İşçi Bulma Kurumu üzerinden bölgedeki istismar alanlarını ve birkaç ay içerisinde, Adalet ve Kalkınma Partisi teşkilatlarından verilen isimler nasıl geçici statüde değerlendirildi, bunu çok yakın seyrettik. Bir de bu konuyu, ciddi anlamda, siyasette insanların ekmeğiyle ve istikbali ile "Bana oy ver." arasındaki uygulamayı artık, inşallah Türkiye bir gün kapatır.

İkinci bir taşeronluk problemi var: Beni ilgilendiren tarafı, genel siyaseti ilgilendiren tarafı elbette ki 17-25'e kadar gidiyor. Bu Rıza'nın, Zarrab'ın problemi ama Rıza, düne kadar bir yolsuzluğun, haksızlığın, hukuksuzluğun ifadesi olurken acaba bugün bir millî güvenliğin bir problemi mi? Ciddi anlamda bununla da alakalı toplumda soru işaretleri var. Bu soru işaretlerini bir an önce siyasi iradenin kaldırması lazım. Rıza acaba Amerika'yla anlaştı da birtakım bilgi ve belgeleri oraya götürerek Türkiye Cumhuriyeti devletini tehdit mi edecekler?

İZZET ULVİ YÖNTER (İstanbul) - Hangi Rıza?

RUHİ ERSOY (Devamla) - Bu tehdit karşısında topal ördek konumuna düşecek olan irade acaba yeni tavizler mi verecek? Büyük Orta Doğu sürecinin askıya alınmış bölümlerini faaliyete geçirmenin pazarlık zeminleri mi oluşturulacak? Bununla ilgili ciddi sorular var. Bu, bir taraftan bakarsan yeniden kahraman olmanın hikâyesi. Acaba bu görüntünün arka planında yeni pazarlıkların zemini mi… Bunlar, koca koca sorular. Taşeronluk yapan Rıza konusunun, bir an önce, millî güvenlik sorunu olup olmadığı konusunda açıklama yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda iki hususu dile getirdik.

Bir an önce de terörün kökünün kazınması konusunda, şehit haberlerinin gelmediği günlerin olması konusunda da temennimiz sonsuzdur, desteğimiz Allah'ın izniyle sonsuzdur. Bugün sayısı 5 olan şehitlerimizin huzurunda saygıyla eğiliyor, hepsine Allah'tan rahmet diliyorum.

67

Millî maçta Türkiye'ye başarılar diler, Genel Kurulu sevgi ve saygılarla selamlarım. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (6)'ncı fıkrasıyla 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Kanun'un 3'üncü maddesinin birinci fıkrasında öngörülen değişiklik bölümünde yer alan "elektronik ortamda da oluşturabilir." ifadesinin "elektronik ortamda oluşturur." şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Behçet Yıldırım (Adıyaman) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım.

Buyurun Sayın Yıldırım. (HDP sıralarından alkışlar)

BEHÇET YILDIRIM (Adıyaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı üzerinde grubum adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kanun maddesine geçmeden, "Vicdan sahibiyim." diyen herkesi üzecek bir insanlık dramından bahsetmek istiyorum. Cizre'deki vahşet bodrumunda yaşamını yitiren Adıyaman Sincikli öğrenci Mehmet Kulbay'dan söz ediyorum. Bu gencimiz Cizre'deki sokağa çıkma yasağının kalkması için Adıyaman'dan kalkıyor, iki ay önce, bir grup öğrenciyle birlikte, arkadaşlarıyla Silopi'ye gidiyor; silahsız, demokratik tepkilerini dile getiriyorlar. Silopi'de gözaltına alınıyor -tanıkları var- durumunun iyi olduğunu ailesiyle paylaşıyor. Bu gencimiz Cizre'ye götürülüyor sonra. Bir ay kadar, bu vahşet bodrumundan kurtulması için -Meclisin zaten hep gündemindeydi- İçişleri Bakanlığıyla, Sağlık Bakanlığıyla yaptığımız tüm girişimlere rağmen, bu gençlere bir türlü ambulans ulaştırmayı başaramadık. Sonuçta, yüzlerce öğrenci göz göre göre katlediliyor, bu vahşet bodrumundan çeşitli illere cenazeler dağıtılıyor, 6 ilin Adli Tıp Kurumuna gidiyor bunlar. Mehmet Kulbay'ın cenazesi de Urfa'nın Siverek ilçesine götürülmüştü. Ben de Siverek'e gittim 17-18 Şubat tarihlerinde. Ailesiyle birlikte almaya gittik, ailesi çocuğunu tanıdı. Cenazede, "tatuaj" dediğimiz dövme yapılmıştı, kartal ve akrep figürleri vardı, kolunda "canım annem" yazısı yazıyordu. Görgü tanıdıklarından öğreniyoruz ki çocuk can sıkıntısından, psikotik davranışlar sergileyerek sağına soluna figürler çizdirmişti. Bu çocuk tanınıyordu ama tanınmayan cenazeler vardı; infaz edildikten sonra aşırı derecede tanınmayacak şekilde yakılmış, ancak DNA testiyle tanınan cesetler vardı. Bu gencimizi defin için Geller beldemize gönderdik. Biliyorsunuz, Başkan bilir Geller beldemizi. Beldede bulunan Diyanet görevlisi 6-7 imamın hiçbirisi cenaze namazını kıldırmak istemiyor; cenaze ancak komşu köyden sivil imamın cenaze namazını kıldırmasıyla, Bistikan köyünden -yine, Başkan bilir- bir sivil imamın cenaze namazını kıldırmasıyla defnedebiliyor.

Bu olayı, ezbere olmasın, acaba bir yalan mı var, doğruluk payı nedir diye gidip il müftüsüyle -hatta Sayın Müftümüz İmran Bey'in de adını orada andık, beraber çalıştığımızı söyledim- konuştum. "Sayın Müftüm, böyle bir olay var, bu olaydan sizin haberiniz var mı?" dedim, "Bir şey diyemem, ben size haber veririm." dedi. Geçen perşembeden bu perşembeye, tam sekiz gündür hiçbir şey yok. "Ben bunu Meclise taşıyacağım." dedim, "Sen bilirsin." dedi. Çünkü bir şey söyleyemiyor. Gerçekten bu olayın olduğuna orada ben emin oldum. Bu tutumun İslamiyet'le ilgisinin olmadığının -burada İslamiyet'i karalamak için değil- ama Diyanetin devletin tekeline girdiğinin somut bir örneği olarak gördüm ben. Ben, bu olayı böyle görüyorum. Bu, dinin devlet eliyle uygulanmasının yanlışlara yol açacağının en çarpıcı örneğidir diyorum. Bu olayın takipçisi olacağımın sözünü aileye verdim, her platformda da dile getireceğim.

Ancak DNA testleriyle çocuğunun cesedine ulaşabilen o kadar aile varken kişisel verilerden bahsetmek doğrusu uçuk geliyor bana. AKP, daha önce Avrupa Birliğiyle uyum sürecinde bu tür yasalara daha pozitif, olumlu yaklaşıyordu ama AKP, maalesef, gün geçtikte AB uyum yasalarından ve demokrasiden uzaklaşıyor, kendine göre, işine nasıl geliyorsa o şekilde değişikliğe gidiyor; bir fişleme yasasına çevirmek istiyor, kişisel verilerin korunması kendisine muhalif kesimleri fişlemeye yöneliktir. Yine de bereket versin ki 6'ncı maddede biraz değişiklikler oldu, o benim alanıma giriyor, tıp alanında hasta haklarıyla ilgili şey kısmen düzeltildi. İyi ki bu yanlıştan dönüldü, yoksa felaketlere yol açacaktı.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

30'uncu maddenin (6)'ncı fıkrasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul

68

etmeyenler… Fıkra kabul edilmiştir.

30'uncu maddenin (7)'nci fıkrası üzerinde dört önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (7)'nci fıkrasıyla 11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 47'nci maddesinin (5)'inci fıkrasında "ve personel"den sonra gelmek üzere "ilgili" kelimesinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

İdris Baluken Meral Danış Beştaş Filiz Kerestecioğlu Demir

Diyarbakır Adana İstanbul

Mahmut Toğrul Burcu Çelik Özkan Müslüm Doğan

Gaziantep Muş İzmir

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (7)'nci fıkrasıyla değiştirilmesi öngörülen 11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 47'nci maddesinin (2)'nci fıkrasına aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

İsmail Tamer Ramazan Can Osman Aşkın Bak

Kayseri Kırıkkale Rize

Mehmet Akif Yılmaz Abdurrahman Öz Halil Eldemir

Kocaeli Aydın Bilecik

Ahmet Tan Durmuş Ali Sarıkaya Hasan Basri Kurt

Kütahya İstanbul Samsun

Mücahit Durmuşoğlu

Osmaniye

"Bu veriler Kişisel Verilerin Korunması Kanununda öngörülen şartlar dışında aktarılamaz."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (7)'nci fıkrasında yer alan "Müracaat edenlerin" ibaresinden sonra gelmek üzere "açık rızaları alınarak" ibaresinin eklenmesini ve fıkrayla eklenen (4)'üncü fıkranın sonuna "Kurulacak sistemin veri tabanı ve yönetim yazılımı millî yazılım olacaktır" cümlesinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

İsmail Faruk Aksu Erhan Usta Mehmet Parsak

İstanbul Samsun Afyonkarahisar

Mustafa Kalaycı Mehmet Necmettin Ahrazoğlu Mehmet Erdoğan

Konya Hatay Muğla

Baki Şimşek

Mersin

BAŞKAN - Şimdi, maddeye en aykırıyı önergeyi okutuyor ve işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (7)'nci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

(7) 11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 47'nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"MADDE 47- (1) Sağlık hizmeti almak üzere, kamu veya özel sağlık kuruluşları ile sağlık mesleği mensuplarına müracaat edenlerin, sağlık hizmetinin gereği olarak vermek zorunda oldukları veya kendilerine verilen hizmete ilişkin kişisel verileri 'kişinin rızası dahilinde' işlenebilir."

Namık Havutça Ömer Süha Aldan Özkan Yalım

Balıkesir Muğla Uşak

Cemal Okan Yüksel Zeynel Emre Haydar Akar

Eskişehir İstanbul Kocaeli

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) - Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Gerekçeyi mi okutuyorum Sayın Altay?

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Gerekçe okunsun.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle sağlık hizmeti almak üzere, kamu veya özel sağlık kuruluşları ile sağlık mesleği mensuplarına müracaat edenlerin, sağlık hizmetinin gereği olarak vermek zorunda

69

oldukları veya kendilerine verilen hizmete ilişkin kişisel verilerin "kişinin rızası dahilinde" işlenmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (7)'nci fıkrasında yer alan "Müracaat edenlerin" ibaresinden sonra gelmek üzere "açık rızaları alınarak" ibaresinin eklenmesini ve fıkrayla eklenen (4)'üncü fıkranın sonuna "Kurulacak sistemin veri tabanı ve yönetim yazılımı millî yazılım olacaktır" cümlesinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

İsmail Faruk Aksu (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) - Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Önerge üzerinde Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan konuşacaktır.

Buyurun Sayın Erdoğan. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının 30'uncu maddesinin (7)'nci fıkrası üzerindeki önergemiz hakkında söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii ki bu maddeye bir bütün olarak baktığımızda, bir defa, insanların sağlık bakımından fişlenmesi konusundaki bütün düzenlemeleri burada görmek mümkün. Bugün bu tasarıda, bu maddede düzenlenen hükümler, 24'üncü Dönemde Çalışma Bakanlığı tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu'na eklenmek üzere buraya getirildi. O zaman, buradaki uzun tartışmalardan sonra o günkü torba tasarından bu hükümler çıkarıldı. Ancak, bugün bu hükümlerin hepsi kabul edilmekte. Bundan sonra herkesin sağlıkla ilgili verileri artık Hükûmet tarafından fişlenecek; bütün resmî hastaneler, özel hastaneler, herkes buna ulaşabilecek. Tabii ki bu arada kişilere de ulaşma konusunda izin vermişler, bu manada bir lütufta bulunmuşlar.

Tabii ki burada başka bir düzenleme daha var. Bu kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak, bu kanunla kurulan bir kurul var: Kişisel Verilerin Korunması Kurulu. Ancak, bu sağlıkla ilgili veri işlemeyi gerçekleştirecek olan yönetmeliği kurul değil, Sağlık Bakanlığı çıkaracak arkadaşlar. Dolayısıyla, herkesin, Sağlık Bakanlığının nasıl bir yönetmelikle insanların kişisel verilerini burada kendi rızası da olmadan kaydedeceğini, bunun üçüncü kişilere de yani özel sağlık kuruluşlarına da açık olması durumunun sonuçta nelere mal olacağını şimdiden düşünün. Bugün iktidardasınız, belki sizi çok ilgilendirmeyebilir ama yarın bu koltukları kaybettiğinizde bu maddenin ne kadar sakıncalı olduğunu hepiniz göreceksiniz. Dolayısıyla, hiç olmazsa bu maddedeki "yazılımın millî olması" hususunun muhakkak sağlanması lazım. Eğer millî bir yazılımla bu veriler güvenlik altına alınmazsa Türkiye'de işlenen veriler başkalarının yazdığı yazılımlar aracılığıyla başka yerlere transfer edilebilir.

Bakın, Emniyetin yazılımından MERNİS verileri çalındı. Emniyet basit bir açıklamayla bu işi geçiştirdi ancak yarın, Emniyet üzerinden çalınan MERNİS verileriyle önünüze nelerin çıkabileceğini şimdi siz bile bilmiyorsunuz. Dolayısıyla, bu, sağlıkla ilgili de yarın önümüze çok ciddi, herkesin başını ağrıtacak tabloların çıkması muhtemeldir. Sağlık Bakanlığının kendi işini yapamadığı bir ortamda bu verileri sağlıklı bir şekilde işleyerek koruması zaten mümkün değildir.

Bugün benim seçim bölgem Muğla'da Datça'daki 25 yataklı devlet hastanesini dört senedir hizmete açamayan bir Sağlık Bakanlığı var. Ortaca'daki devlet hastanesinin inşaatı iki senedir devam ediyor, ne zaman açılacağı belli değil. Seydikemer ilçemizde, şu anda, ilçe merkezinde akşam sağlık hizmeti veren bir hekim yok arkadaşlar. 60 bin nüfusa sahip olan Seydikemer ilçemizde akşam hastalanan bir vatandaş 112 sistemiyle, içinde hekimi olmayan sistemle Fethiye Devlet Hastanesine götürülüyor. Yani, orada, belki, bir pratisyen hekim hizmet verse bu sıkıntıların birçoğu yaşanmayacak, vatandaşın birçoğu gece yarısı Fethiye'ye gitmeden tedavisini gerçekleştirebilecek.

Gene, bakın, bu sene turizm konusu hep Türkiye gündeminde. Bütün dünyadaki ve bölgemizdeki terörle ilgili gelişmelerden sonra turizmciler kan ağlıyor. Ama, Muğla'da bugüne kadar Hükûmet sağlık turizmiyle ilgili hiçbir proje ortaya koymadı. Hâlbuki Muğla gibi, ciddi manada yatak sayısına sahip, yılın dört mevsimi turizm yapılabilecek bir ilde sağlık turizmine alan açılması bizim otelcilerimizi de, turizmcilerimizi de sevindirecek bir çalışmadır.

Yani, kendi işini yapamayanların bu işi yapması mümkün değildir. Vakit varken bu işin çözülmesi konusunda hep birlikte bir uzlaşmaya varılmasını tavsiye ediyor, yüce

70

heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (7)'nci fıkrasıyla değiştirilmesi öngörülen 11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 47'nci maddesinin (2)'nci fıkrasına aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Ramazan Can (Kırıkkale) ve arkadaşları

"Bu veriler Kişisel Verilerin Korunması Kanununda öngörülen şartlar dışında aktarılamaz."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) - Katılıyoruz Başkanım.

COŞKUN ÇAKIR (Tokat) - Sayın Başkan, gerekçe…

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle, özel nitelikli verilerin işlenmesine ilişkin tasarının 6'ncı maddesinde yapılan değişikliğe uyum sağlamak amaçlanmaktadır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (7)'nci fıkrasıyla 11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 47'nci maddesinin (5)'inci fıkrasında "ve personel"den sonra gelmek üzere "ilgili" kelimesinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Burcu Çelik Özkan (Muş) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) - Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Önerge üzerinde İzmir Milletvekili Müslüm Doğan konuşacaktır.

Buyurun Sayın Doğan. (HDP sıralarından alkışlar)

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 30'uncu maddesinin (7)'nci fıkrası üzerinde söz almış bulunmaktayım.

Sayın milletvekilleri, bu fişe alınma meselesi, fişleme meselesi aslında bizim geleneğimizde, tarihimizde var. Hoca Sadeddin Efendi'nin Tâcü't-Tevârih'ine bakarsanız -hemen Yusuf Hoca bakıyor, biliyor çünkü- Yavuz Sultan Selim o zaman Trabzon Valisi, kâtibi de Hoca Sadeddin Efendi. Gittiği mahalleri teker teker listesine alıyor. İfadeleri burada konu etmeyeceğim çünkü tarihte çok olumsuz isimlendirme var. Onlar tarihte kalmış ama bir gelenek var. Bu gelenek Teşkilat-ı Mahsusada devam ediyor, Karakol Cemiyetlerinde devam ediyor. Fişleme, geleneğimizde var. Bu devlet geleneğinde var ama bu fişleme, bilgi sistemleri, oluşturulması gereken, ihtiyaç olan bilgi sistemleri gündeme geldiğinde bu şekilde kullanılmamalı. Yani insanların inançları, milliyetleri, tabiiyetleri, diğer özellikleri ne olursa olsun çok da önemli bilgiler konumunda olmamalıdır. Devletin artık bu şeyden sıyrılması gerekiyor. Devletin bu demokratik anlayışının ortaya çıkması lazım.

Bilgileri niçin toplarsınız? İşte, bir devlet için gerekli olan -ama devlet için, demokratik bir devlet için, demokratik bir cumhuriyette- bilgilere elbette ki bilgi sistemleri içerisinde ihtiyaç duyulabilir. Bu ihtiyaç hasıl olmuştur, Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde de bir ihtiyaç olarak getirildi ama hukukçu arkadaşlarımız burada endişelerini ortaya koydular, dediler ki: "Bu yasa güncel değil." Bu yasanın güncel olmadığı ve tekrardan gündeme gelebileceği hususları tarafınızdan dikkate alınmadı ama bugün çok güzel bir şey yaptı Türkiye Büyük Millet Meclisi; ben on aydır bu Meclisteyim, ilk defa bir irade birliği oluştu, çocuk istismarını önlemek üzere bir komisyon kurulması konusunda. Son anda yanlışınızdan döndünüz, bu da bir erdemdir. Diğer muhalefet partilerinin bastırmasıyla diyelim veya sizin sağduyunuz, sonradan oluşan sağduyunuz vasıtasıyla bir komisyon kuruldu ve bir ortak irade birliğine varıldı.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) - Bizim sağduyumuz her zaman var, her zaman.

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - Şimdi, değerli milletvekilleri, artık devletin İttihat Terakkici anlayışından, Karakol Cemiyeti anlayışından, Teşkilat-ı Mahsusa anlayışından

71

uzaklaşacağız, bu cumhuriyeti demokratikleştireceğiz. Bakın, sizin grup maşallah yetenekli, siyasal İslam'ın kurumsallaşmasında maşallah çok emeğiniz var; çok çok emeğiniz var, iyi dönüştürüyorsunuz.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) - Türkiye'nin her tarafında emeğimiz var.

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - Ama, sosyalistleri bir tarafa bırakırsanız, Kürtleri bir tarafa bırakırsanız, Alevileri bir tarafa bırakırsanız, emekçileri karşınıza alırsanız bu olmaz. Burada bir ortak cumhuriyet iradesini kabul edeceğiz, demokratik ulusu ortaya koyacağız.

Demokratik ulus dediğimizde hemen hopluyorlar. "Vatan millet Sakarya" diyenlere ben bir şey söyleyeceğim ama özgün hâliyle, doğal hâliyle "Vatan millet Sakarya" diyen insanları bunun dışında tutuyorum. Ne yapıyorlar? Bir bakıyorsun, "vatanseverim" diyenler, 200 dönüm araziyi -200 bin dönüm arazi diyeyim hatta toplamda- ticari işletmelerine, kırk dokuz yıllığına, doksan dokuz yıllığına kendi adlarına tahsis ettirmişler, büyük vatanseverler! Bu vatanseverler Susurluk'ta karşımıza çıkıyorlar, Yüce Divana sevk ediliyorlar; ondan sonra, geliyorlar, talebelerin aslında, eğitim alanlarında öğrencilerin birbiriyle çatışmalarını, siyasal karşıtlıklarını ajitasyonla daha kötü bir duruma getiriyorlar. Bırakın öğrenciler tartışsın. Bu öğrencilerin sağcısı solcusu olacak tabii. Arkadaşlar, bu ülkede bizim en önemli dinamiğimiz öğrencilerdir, talebelerdir ama siz gelip, bunu yanlış yönde ajite edip gidip üniversite basarsanız, üniversiteyi basanlara destek çıkarsanız bu yanlış olur. Bu milliyetçilik değil, bu esas olarak ırkçılıktır. İnsanları ırkına göre, şuna buna göre ayırırsanız, orada müdahale ederseniz bunun adı ırkçılık olur. Bırakın talebeler tartışsın. Öğrenciler elbette ki gelişecek, elbette ki bu ülkenin sorunlarını da tartışacak. Bu öğrenciler bizim geleceğimiz, yarın bir gün buraya gelecekler, bunlara saygıyla yaklaşmalıyız. Ajite ederek öğrencileri birbirine kırdırmak, birbirine vurdurmak bu Mecliste görev alan milletvekillerinin işi olmamalıdır diye söylüyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum efendim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN - Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Yok, bariz yok Başkan.

BAŞKAN - Elektronik cihazla oylama yapacağım.

Oylama için iki dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Önerge reddedilmiştir, karar yeter sayısı vardır.

Şimdi 30'uncu maddeye ait (7)'nci fıkrayı kabul edilen önergeyle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 30'uncu maddenin (7)'nci fıkrası kabul edilen önerge doğrultusunda kabul edilmiştir.

Şimdi yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır. Önergeyi okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla yani 14 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 30'uncu maddesinden sonra gelmek üzere aşağıda belirtilen madde ihdasını, sonraki maddelerin de buna göre teselsül edilmesini arz ve teklif ederiz.

"Madde 31 - Bu tasarının amaçları doğrultusunda, doğrudan bir çocuğa "bilgi toplumu hizmetleri sağlanması" ile ilgili olarak, çocuğun kişisel verilerinin işlenmesi ancak çocuğun meşru menfaatinin olması hâlinde ve açık rızanın çocuğun velisi veya vasisi tarafından verilmesi veya onaylanması durumunda hukuka uygun olur. Veri sorumlusu mevcut teknolojiyi dikkate alarak doğrulanabilir rıza alınmasıyla ilgili gerekli çabayı gösterir."

Namık Havutça Ömer Suha Aldan Cemal Okan Yüksel

Balıkesir Muğla Eskişehir

Özkan Yalım Zeynel Emre Haydar Akar

Uşak İstanbul Kocaeli

BAŞKAN - Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılabiliyor musunuz?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Sayın Başkan, Komisyonu davet etmediniz.

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Sayın Başkanım, öncelikle, Komisyon üyelerimizi komisyon sıralarına davet ediyorum.

Sayın Başkanım, ne yazık ki salt çoğunluğumuz sağlanamamıştır, bu nedenle katılamıyoruz.

BAŞKAN - Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılamamış olduğundan önergeyi işlemden kaldırıyorum.

31'inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın

72

31'inci maddesinin (1)'inci fıkrasındaki "yürürlüğe konulur" ibaresinden önce gelmek üzere "aksi belirtilmedikçe" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Baki Şimşek Nuri Okutan İsmail Faruk Aksu

Mersin Isparta İstanbul

Erkan Haberal Kamil Aydın Kadir Koçdemir

Ankara Erzurum Bursa

Arzu Erdem

İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 31'inci maddesinde geçen "Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikler Kurum tarafından yürürlüğe konulur." ifadesinin "Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikler Kurum tarafından hazırlanır ve yürürlüğe konulur." şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

İdris Baluken Osman Baydemir Hişyar Özsoy

Diyarbakır Şanlıurfa Bingöl

Meral Danış Beştaş Erol Dora Mahmut Celadet Gaydalı

Adana Mardin Bitlis

BAŞKAN - Maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 31'inci maddesinin (2)'nci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"MADDE 31- (1) Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin tüm yönetmelikler Kurum tarafından yürürlüğe konulur."

Namık Havutça Ömer Süha Aldan Özkan Yalım

Balıkesir Muğla Uşak

Zeynel Emre Cemal Okan Yüksel Haydar Akar

İstanbul Eskişehir Kocaeli

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) - Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle, kanunun uygulanmasına ilişkin tüm yönetmeliklerin kurum tarafından yürürlüğe konması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 31'inci maddesinde geçen "Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikler Kurum tarafından yürürlüğe konulur." ifadesinin "Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikler Kurum tarafından hazırlanır ve yürürlüğe konulur." şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Hişyar Özsoy (Bingöl) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) - Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Bingöl Milletvekili Hişyar Özsoy.

Buyurun Sayın Özsoy. (HDP sıralarından alkışlar)

HİŞYAR ÖZSOY (Bingöl) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, dün bu kürsüde, gece saat bir buçukta konuşurken bir vekil arkadaşımıza, kadın bir vekil arkadaşımıza benim buradan bir tepkim olmuştu, biraz kendisini spota koyduğum için, işin doğrusu sonra üzülmüştüm. Kendisinden, konuşmamdan sonra gidip özür dilediğim zaman kürsüyü göstermişti, hani "Oradan edin, kürsüden." Buradan da, sizden ben özür diliyorum incittiysem. (AK PARTİ, CHP ve HDP sıralarından alkışlar) Niyetim, incitmek değildi, yalnız, takılmadan da geçemeyeceğim. Ben, bu kürsüde değişik zamanlarda konuştum; öğlen üçte konuştuğum zaman yine aynı vekilimiz, çok büyük bir heyecanla sürekli cevap yetiştiriyordu, akşam yedide konuştum hakeza, gece on birde konuştum yine, en son gece bir buçukta konuştum yine aynı heyecanla, aynı şeyle, benim biraz tepkim de oydu. Performansınız gerçekten hayret verici.

73

Şimdi, değerli arkadaşlar, söz aldığım maddeyle ilgili çok konuşamayacağım. Az önce, bir milletvekili arkadaşımız, bana bir avukatın kendisine gönderdiği mesajı iletti, burada okumak istiyorum hepinizin huzurunda. Biliyorsunuz, bu barış için akademisyenler mevzusu her geçen gün büyüyor, artarak büyüyor. Şu ana kadar bize gelen verilere göre, bir imza attıkları için görevden uzaklaştırılan 29 akademisyen var. Yani, otuz yıldan fazla emek veriyorsunuz, hayatınız bir anda bir imzayla çiziliyor. İdari soruşturması olan 532 kişi var, istifa eden 6, zorla emekli ettirilen 1, işten çıkarılan 38, adli soruşturma 158, gözaltı, ev, ofis araması 37, en son da 3 tutuklama, bir de 1.128 kişiye toplu bir dava olacak gibi görünüyor.

Değerli arkadaşlar, biz bu memlekette "İnsanlar, ne kadar cahil kalırsa o kadar iyi." diyenlerin -dün de söyledim- rektör yardımcısı olduğu, üniversiteleri aile şirketine çevirenlerin YÖK Denetim Kurulu üyeliğine getirildiği bir ülkede yaşıyoruz. "Barış" dedikleri için cezaevlerine giden akademisyenler bunlar. Bakın, ne olmuş? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Değerli milletvekilleri, biraz dinler misiniz. Muhabbetiniz bol olsun, maşallah!

NECİP KALKAN (İzmir) - Dinliyoruz, dinliyoruz.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - O kâğıt boş değildi, boş kâğıt imzalamadılar.

HİŞYAR ÖZSOY (Devamla) - "Öğleden sonra Kıvanç ve Muzaffer'i gördüm." "Kıvanç ve Muzaffer" dediği, müvekkilleri, iki akademisyen, şu an cezaevinde. Şöyle diyor: "Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 9 No.lu Yüksek Güvenlikli Cezaevinde…" Tabii, adam öldürmüşler, yüksek güvenlikli cezaevindeler!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Adam öldürenleri savundular, boş kâğıt imzalamadılar onlar.

HİŞYAR ÖZSOY (Devamla) - "Çok selamları ve teşekkürleri var. Çok katı biçimde…"

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Boş kâğıt imzalamadılar, adam öldürenleri savundular.

HİŞYAR ÖZSOY (Devamla) - Biraz dinleyin, dinleyin; utanırsınız belki.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Bir de utanmadan savunuyorsunuz.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen, müdahale etmeyelim.

HİŞYAR ÖZSOY (Devamla) - "Çok selamları ve teşekkürleri var herkese. Çok katı biçimde tecritte olduklarını, üç kişilik iki ayrı odada tek başlarına tutulduklarını, birbirleriyle ve başkalarıyla görüştürülmediklerini…" Bu çok önemli: "Tüm kitaplarının kendilerinden alındığını, defter, kalemden başka, odalarının tümüyle boş olduğunu ve bu cezaevine girişte onur kırıcı bir biçimde soyularak çıplak aranmaya maruz bırakıldıklarını, on beş yirmi dakika çıplak bekletildiklerini…" Üniversite hocaları, 2016, Türkiye! "Metris'e benzemeyen, artı, koşulları ağır bir cezaevinde tutulduklarını ve ilk isteklerinin -bu iki arkadaş, iki akademisyen- birlikte aynı odada kalmak olduğunu aktarıp bilinmesini istediler." Biz de buradan bütün Türkiye'ye, hepinize söylüyoruz.

Bir de not eklemiş Esra Mungan, doçent olan, Boğaziçi Üniversitesinde Psikoloji Bölümünde, çok saygıdeğer, çok kıymetli bir akademisyen, "O ise Bakırköy Cezaevinde ve tecritte." Vallahi ben utandım. Yani, akademisyenleri çırılçıplak soyup orada on beş dakika bekleteceksin ve burada vekil olan arkadaş da diyor…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Kim soymuş ya? Abartıyorsun. Yalan söylüyorsun be! Yalanları doğru gibi söylüyorsunuz.

HİŞYAR ÖZSOY (Devamla) - …"İmza atmışlar." Gerçekten, bakın, ilk defa bu kadar ağır konuşuyorum, sizden utanıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Utanman lazım senin, yalanları doğru gibi anlatıyorsun. Terörü destekleyenleri destekliyorsunuz be!

HİŞYAR ÖZSOY (Bingöl) - Sizin gibi olacağımıza terörist oluruz daha iyi.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Terörist mi olursun? Olmuşsun zaten.

HİŞYAR ÖZSOY (Bingöl) - Hadi oradan! 5 kitap okumamış adamsın.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 31'inci maddesinin (1)'inci fıkrasındaki "yürürlüğe konulur" ibaresinden önce gelmek üzere "aksi belirtilmedikçe" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Nuri Okutan (Isparta) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) - Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Önerge üzerinde Isparta Milletvekili Nuri Okutan konuşacaktır.

Buyurun Sayın Okutan. (MHP sıralarından alkışlar)

NURİ OKUTAN (Isparta) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 117 sıra sayılı

74

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 31'inci maddesiyle ilgili Milliyetçi Hareket Partisi adına verilen önerge hakkında söz almış bulunmaktayım. Herkesi saygıyla, hürmetle selamlıyorum.

Efendim, dün sözlerim yarıda kalmıştı ama bugün biraz önce, benden önce bir konuşmacımız, Trabzon'da başlayan fişleme işinin, bir valinin fişleme işinin devam edip geldiğini ve bunun devletin artık bir mütemmim cüzü hâline geldiği şeklinde bir yaklaşımda bulundu. Muhtemelen benim kastettiğimi belki kastetmemiştir ama ben de bu arada bir hususu da açıklayıp kurgulamak isterim.

Aslında, güçlü devletler, kayıtlarını doğru şekilde tutan devletlerdir. Mesela, Osmanlı'dan bahsedilir ve Osmanlı tarihsel süreç içerisinde güçlü devlettir, güçlü devlet olmasının başka gerekçeleri de var ama en önemli sebeplerinden birisi, kayıtlarının doğru şekilde tutulmasıdır. Bir tahrir defterleri var ki şimdi, işte Trabzon'la ilgili o tarihlerdeki keçilerin, koyunların, evde kaç kişi yaşıyor, onların, bahçede kaç tane ağacı var, kuyusu var, onların kayıtları vardır ve güçlü devletler böyle yaparlar. Yetmez, aslında hem insanları hem mülkü de yani tapulama işini de yerli yerinde tutarlar. O bakımdan, bu kayıtların bu hâliyle zapturapt altına alınması, efendim, kişisel veriler hakkında ya da fişleme noktasında değerlendirilmesi doğru olmaz. Ekonomide de hepimiz demiyor muyuz kayıt sistemine geçelim, kayıt dışı ekonomi olmasın. Dolayısıyla, iki şeyi karıştırmayalım, kayıtlar tutulmalı, bu kayıtlar fişleme falan değildir ama Anayasa'da güvence altına alınan temel hak, özellikle kişi hak ve hürriyetlerinin korunmasıyla ilgili titizliğimizi koruyalım. Dolayısıyla, bu kanun da bunun içindir. Bence bir an önce geçmeli ama -bilhassa burada ikide bir bunu söylüyoruz- kamuoyunun bu tereddütlerini de haklı bulmak gerekiyor çünkü bu konuda çok iyi sınav verdiğimizi düşünemeyiz.

Dün yarıda kalmıştı, şimdi bilhassa -25'inci maddeyle ilgili konuşuyordum- orada "Kurumun teşkilatı yönetmelikle belirlenir." şeklinde bir karar aldık, şimdi geçecek. Bugünkü 31'inci maddede de yönetmeliğin çıkarılabileceği… Nasıl olacak? Kurum kanunu çıkacak, bu kanunun nasıl yürütülmesiyle ilgili yönetmelikler çıkarılacak; tam da yönetmelik bunun için çıkarılır. 31'inci maddedeki yönetmelik yaklaşımı doğru bir yaklaşımdır. Nasıl çalışmalar yapılacak, efendim, bu kanun nasıl uygulanacak, bunları göstermesi bakımından doğru ama 25'inci maddede geçen teşkilatın yapısının yönetmelikle belirlenmesi işi temelden yanlıştır. Bu bakımdan, burada belki düzenleyici arkadaşlarımız da var, Komisyon üyesi de arkadaşlarımız var, onların bilgisine, ilgisine sunuyoruz.

Bu kurum özerk bir kurum olacaktı, özerk olması hemen hemen mümkün değil, "Özerk olmasın." denilebilir, o zaman da bu şüpheler artar. Mesela, ruhunda da özerk olması isteniliyor çünkü Yargıtay üyeleri gibi, Yargıtayda, Birinci Başkanlar Kurulu huzurunda yemin etmeleri bekleniyor. Bu, doğru bir şey ama nasıl olacak? Şimdi, hem Başbakan atayacak hem Başbakan atadıktan sonra yönetmeliği de yine Bakanlar Kurulu çıkaracak ve bu kuruldan bağımsız, özerk bir karar bekleyeceğiz. Bunlar çok beklenilebilecek hususlar değil.

Ben -sürem de kalmadı yine- bu duygularla herkesi saygıyla, hürmetle selamlamadan önce, inşallah, belki gelecek dönemde de -yani bu, bir an önce çıksın deniyor ama- belki çok yakın bir sürede tekrar bu kanunu ele alacağımız kanaatindeyim; benden önce de bu kanaatini belirtenler oldu, ben de o kanaatteyim. Belki uygulamada da yanlışları görerek tekrar ele alacağımız ümidindeyim.

Bu duygularla, herkesi bir kez daha saygıyla, hürmetle selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

31'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Geçici madde 1 üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın "Geçiş hükümleri" kısmında yer alan geçici madde 1'in (3)'üncü fıkrasında yer alan "Bu Kanun hükümlerine aykırı olduğu tespit edilen kişisel veriler derhâl silinir, yok edilir veya anonim hâle getirilir." ibaresinin çıkarılarak "Bu Kanun hükümlerine aykırı olduğu tespit edilen kişisel verilerin toplanma şekillerinin Kanuna uygunluğunun araştırılması, incelenmesi ve bilgilere bağlı yaşanan olayların araştırılması gündemiyle komisyona toplanma zorunluluğu getirilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi ilgili ihtisas komisyonlarına iletilir" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

İdris Baluken Meral Danış Beştaş Filiz Kerestecioğlu Demir

Diyarbakır Adana İstanbul

Mahmut Toğrul Burcu Çelik Özkan

Gaziantep Muş

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın geçici 1'inci maddesinin (3)'üncü fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere "Bu

75

kanunda öngörülen esaslara uygun olarak, kanunların verdiği yetkiye dayanarak işlendiği tespit edilen veriler bu Kanuna uygun hale getirilmiş sayılır. Hangi verinin hangi kanun çerçevesinde işlendiği ile Kişisel Verilerin Korunması Kanununa uygunluğunun tespitine ilişkin usul ve esaslar Kurul tarafından belirlenir." cümlelerinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

İsmail Faruk Aksu Erhan Usta Mehmet Parsak

İstanbul Samsun Afyonkarahisar

Mehmet Necmettin Ahrazoğlu Baki Şimşek

Hatay Mersin

Mustafa Kalaycı

Konya

BAŞKAN - Maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın geçici 1'inci maddesinin (1)'inci fıkrasında yer alan "altı ay içinde" ibaresinden sonra gelmek üzere "21 inci maddede öngörülen usule göre" ibaresinin eklenmesini, (3)'üncü fıkrasına aşağıdaki cümlenin eklenmesini ve (6)'ncı fıkrasında yer alan "bir" ibaresinin "iki" ve "diğer dört" ibaresinin "diğer beş" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Necip Kalkan Abdurrahman Öz Coşkun Çakır

İzmir Aydın Tokat

Abdullah Ağralı Ahmet Tan Osman Aşkın Bak

Konya Kütahya Rize

Halil Eldemir Şahit Tin Mustafa Şükrü Nazlı

Bilecik Denizli Kütahya

Haydar Ali Yıldız Ramazan Can

İstanbul Kırıkkale

"Ancak bu Kanunun yayımı tarihinden önce hukuka uygun olarak alınmış rızalar, bir yıl içinde aksine bir irade beyanında bulunulmaması halinde, bu Kanuna uygun kabul edilir."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) - Katılıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Gerekçeyi mi okutuyoruz?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Gerekçe…

Gerekçe:

Önergeyle ilk kurul üyelerinin nasıl seçileceğine dair çıkabilecek tereddütleri gidermek amacıyla 21'inci maddede öngörülen usule atıf yapılmaktadır. Öte yandan, Kanunun yürürlüğe girmesinden önce hukuka uygun olarak alınan rızalar hakkında, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren ilgililerce bir yıl içinde aksine bir irade beyanında bulunulmaması hâlinde, alınan rızaların bu Kanuna uygun olduğunun kabul edilmesi amacıyla bir cümle eklenmektedir. Ayrıca, Kanunun 21'inci maddesinde Kurulun üye sayısının artırılmasına yönelik değişikliğe uyum sağlamak amacıyla değişiklik yapılmaktadır.

BAŞKAN - Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın geçici 1'inci maddesinin (3)'üncü fıkrasının 1'inci cümlesinden sonra gelmek üzere "Bu kanunda öngörülen esaslara uygun olarak, kanunların verdiği yetkiye dayanarak işlendiği tespit edilen veriler bu Kanuna uygun hâle getirilmiş sayılır. Hangi verinin hangi kanun çerçevesinde işlendiği ile Kişisel Verilerin Korunması Kanununa uygunluğunun tespitine ilişkin usul ve esaslar Kurul tarafından belirlenir." cümlelerinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

İsmail Faruk Aksu (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

76

GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) - Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Değişiklikle bir kanuna dayanarak ve kişisel verilerin korunması kanununa uygun olarak işlenmiş mevcut verilerin bu kanuna uygun hâle getirilmesi sırasında korunması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın "Geçiş hükümleri" kısmında yer alan geçici madde 1'in (3)'üncü fıkrasında yer alan "Bu Kanun hükümlerine aykırı olduğu tespit edilen kişisel veriler derhâl silinir, yok edilir veya anonim hâle getirilir." ibaresinin çıkarılarak "Bu Kanun hükümlerine aykırı olduğu tespit edilen kişisel verilerin toplanma şekillerinin Kanuna uygunluğunun araştırılması, incelenmesi ve bilgilere bağlı yaşanan olayların araştırılması gündemiyle komisyona toplanma zorunluluğu getirilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi ilgili ihtisas komisyonlarına iletilir" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Burcu Çelik Özkan (Muş) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) - Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Muş Milletvekili Burcu Çelik Özkan.

Buyurun Sayın Çelik Özkan. (HDP sıralarından alkışlar)

BURCU ÇELİK ÖZKAN (Muş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tasarı için sanırım en ortak kanaat, bir fişleme yasası olduğuna dair ortaya çıktı. Şimdi, fişlemenin yasal dayanağını, yasal zeminini oluşturmaya çalışırken esasen şu anda özellikle vekilliğini yapmış olduğum Muş ilinde de aynı sorunlarla karşılaştığımı belirtmekle birlikte, tüm Türkiye genelinde epey bir fişlemenin zaten yapıldığını, daha önceden yapılmaya başlandığını ve hâlen de yapılıyor olduğunu belirtmek gerekiyor. Bunun nasıl olduğuna biraz değinmek istiyorum. Şöyle ki: "Atanmış olan mülki amirler, görevlerine başladıklarından itibaren -bu, Muş'ta da böyle gerçekleşti- hangi öğretmenler hangi basın açıklamalarına katılır, hangi öğretmenler, hangi memurlar, hangi kamu kurumu çalışanları HDP'li vekillerle bir basın açıklamasında görünür ya da hangi memurlar, hangi eğitmenler, hangi kamu kurumu görevlileri, hangi partiye oy verir?" şeklinde yemeyip içmeyip memleketin, Muş'un ve Türkiye'nin genel sorunlarını ele alıp tartışmak yerine bunlara kafa yoran ve bu sebeple de açıktan zaten fişlemenin en büyüğünü yapan mülki amirlerle karşı karşıyayız şu anda.

Muş ilinde -özellikle belirtmek istiyorum- bildiğimiz kadarıyla, son aldığımız bilgiler 3 EĞİTİM-SEN'li öğretmenin sürgün edildiği başka başka şehirlere. Bu öğretmenlerin Muş'ta aileleri, evleri, düzenleri, çoluk çocuğu bir yaşamı vardı fakat hiçbir şey bu mağduriyetin önüne geçemedi ne yazık ki, hâlen devam ediyor bakın. Atanmış olan mülki amirler gittikleri her ilçemizde, aldıkları her toplantıda "Kim HDP'ye oy verir, kim HDP'li vekillerle görünür, biz gerekeni yaparız, biz devletiz… Ve çok açık, bakın, kendi tabirleriyle, basına yansıyan söylemleriyle dile getiriyorum burada: "Biz hem devletin valisiyiz, kaymakamıyız, mülki amirleriyiz hem de Hükûmetin valisiyiz, kaymakamıyız, mülki amirleriyiz." söylemleriyle karşı karşıya kalıyoruz. Şimdi, bu kadar fişleme açıkken bir de bunun yasal zeminini oluşturmaya hakikaten gayret etmenin bir anlamı yok. Bu ülke vatandaşın fişlendiğini ilk defa görmüyor fakat şu anda, sadece… Hani bunu açıktan yapmıyoruz, bunu hukuki olmayan, hukuki dayanağı olmayan, altyapısını oluşturmadan yaptığımız fişlemenin yanı sıra, "Bakın, artık bunun bir yasal zemini…" dediğimiz noktadayız aslında.

Şimdi, az önce söz almıştım ben. Tekrar şunları söylemek gerekiyor bakın: Burada amaçlanan gerçekten nedir? Hakikaten kişilerin bu bilgilerinin, bu verilerinin devlet tarafından saklanması ve gerektiğinde vatandaşa bu bilgilerin verilmesi ve kullanılmasının önünü mü açmak? Yani vatandaşı korumak mıdır, yoksa devletin istediğinde bu bilgileri vatandaşın da aleyhine kötü niyetli olarak kullanmasının yolunu açmak mıdır? Bakın, veriler nerede depolanacak, nerede bilgi altına alınacak, ne zaman bu kişilere, vatandaşlara verilecek, bu bilgiler hangi işlemden geçirilecek, hangi süreyle muhafaza altında tutulacak, tasarıda hiçbir şekilde bu konulara ilişkin bir düzenleme yok.

Bunun yanı sıra, en önemli şey orantılılık ilkesidir. Anayasa'nın orantılılık ilkesine olan aykırılığı özellikle belirtmek istiyorum. Kamu kurumları, bireylerin kişisel verilerinin en çok kullanıldığı yerlerdir ve verilen geniş istisnalar, kamu kurumlarının kişisel veri işlemesine zemin hazırlamakta ve bu durum, bireylerin kişisel verileri için gereğinden fazla

77

risk taşımaktadır. Bu denli soyut ve geniş bir istisna, kanunun varlığını dahi sorgulatmak durumundadır. Az önce değindik, vatandaş, ekstra bir çalışma, ekstra bir bilgi isterse tasarı bunu bir bedele dayandırmıştır. Sosyal devlet olmanın gerekliliğidir vatandaşın bu hakkını, bu talebini yerine getirmek. Aksi takdirde, kişilerin, vatandaşın verilerinin korunmasına ilişkin taleplerini ne yazık ki yerine getiremezsiniz. Onun yanında, sosyal devlet olduğunuzu da artık söyleyecek bir durumda kalamazsınız.

Bu sebeple, hakikaten sadece bir AB yolunda, hani, bu vize muafiyeti çerçevesinde ele alınan bu tasarıda bir durup biraz düşünelim. Gerçekten bir kurum yaratalım ve altı dolu olsun. Sadece geçici bir dönem için, bir sonraki, muhtemelen bir iki yıl içerisinde değişecek olan bu tasarı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BURCU ÇELİK ÖZKAN (Devamla) - …yerine, kafamızı yoralım, birlikte çalışalım. Bu ülkenin ve vatandaşlarının hak ettiği bir kurumu tekrardan ele almak gerektiğini düşünüyorum.

Sizleri saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Geçici madde 1'i kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Geçici madde 1 kabul edilmiştir.

32'nci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/541) Esas sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 32'nci maddesinin (1)'inci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan "yayımı" ifadesinin "yayım" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

İdris Baluken Meral Danış Beştaş Osman Baydemir

Diyarbakır Adana Şanlıurfa

Erol Dora Mahmut Celadet Gaydalı

Mardin Bitlis

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 32'nci maddesinin (1)'inci fıkrası (a) bendinin sonundaki "altı ay" ibaresinin "beş ay" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Baki Şimşek Nuri Okutan İsmail Faruk Aksu

Mersin Isparta İstanbul

Erkan Haberal Kamil Aydın Kadir Koçdemir

Ankara Erzurum Bursa

Arzu Erdem Fahrettin Oğuz Tor

İstanbul Kahramanmaraş

BAŞKAN - Maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanun Tasarısı'nın 32'nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"(1) Bu Kanunun;

a) 8 inci, 9 uncu, 11 inci, 13 üncü, 14 üncü, 15 inci, 16 ncı, 17 nci ve 18 inci

maddeleri yayımı tarihinden üç ay sonra,

b) Diğer maddeleri ise yayımı tarihinde,

yürürlüğe girer."

Namık Havutça Ömer Süha Aldan Özkan Yalım

Balıkesir Muğla Uşak

Zeynel Emre Cemal Okan Yüksel Haydar Akar

İstanbul Eskişehir Kocaeli

Şenal Sarıhan

Ankara

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) - Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Önerge üzerinde Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan konuşacak.

Buyurun Sayın Sarıhan. (CHP sıralarından alkışlar)

ŞENAL SARIHAN (Ankara) - Sayın Başkan, sevgili kâtip üye arkadaşlarım, Meclisimizin emekçileri ve değerli milletvekili arkadaşlarım; galiba Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'yla ilgili sona gelmiş bulunuyoruz. Bu son noktada benim söylemek istediğim birkaç konu var. Aslında, pek çok şeyi söyledik, hatta yineleyerek

78

söyledik, bu yinelemelerimizin sonrasında işaret etmek istediğim ve "Önümüzde bizi bekleyen süreçte karşımıza ne çıkabilir?" konusundaki düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bildiğiniz gibi, yasanın amaç maddesinde Anayasa'nın 20'nci maddesinde yapılan düzenlemeye uyum sağlama, AB uyum sürecindeki müzakere fasıllarını gerçekleştirme ve temel hak ve özgürlüklere zarar vermeyecek şekilde veri aktarımını sağlamak konusunda belirlemeler vardı, amaç, böyle belirlenmişti. Şimdi, bu amaca dayalı olarak da hangi hukuksal dayanaklar gösterildi? 1948 tarihli Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirisi, 1981 tarihli 108 sayılı Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunmasına İlişkin Düzenleme temel alındı yani 1948, 1981. Daha sonra 1981 yılında kabul edilmiş olan bu sözleşmeye ilişkin biz ancak 17 Şubat 2016 tarihinde bir onaylama yaptık Türkiye Büyük Millet Meclisinde ve bu yasanın, bu tasarının gündeme gelmesi hız kazandı. Evet, bunu yapalım. Arkadaşlar bu konuda hangi olumsuzluklar var, neler temel insan hakları noktasından, hukuksal noktalardan aykırılık taşıyor, bu konudaki görüşlerini söylediler.

Şimdi, ben, birkaç Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına, bu konuya ilişkin karara çok kısaca değinmek istiyorum. Amann İsviçre Kararı, 26 Mart 1987 tarihini taşıyor. Diyor ki bu kararda: "Mahkeme bir kamu mercisinin bir bireyin özel yaşamıyla ilgili bilgilerini saklamasını 8'inci maddeyi ihlal olarak kabul eder ve bunun kullanılıp kullanılmaması dahi sorun değildir."

Yine, 1978 tarihli, oldukça eski tarihli bir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı son derece önemli ve ilginç, der ki: "Terörle mücadele eden devletler, yıkıcı unsurları gizlice gözlem altında tutabilirler ancak taraf devletler, bu gerekçeyle kişilerin özel yaşamına müdahale etme, kişisel bilgilerine ulaşma konusunda her türlü tedbire başvuramaz. Devlet, demokrasiyi savunma gerekçesiyle demokrasiyi sarsma, hatta yıkma hakkına sahip değildir." der. Özellikle bu son cümlenin, karardaki son cümlenin bizim kulaklarımızda kalması gerektiğini, önümüzdeki günler için önemle sizinle paylaşıyorum.

Bir başka karar, daha yeni tarihli, 4/12/2008 tarihli, Marper İngiltere Kararı. Bu karar da "Adalet sistemi, modern bilimsel tekniklerin kullanılması sırasında bir denge tesis edemiyorsa, bu modern bilimsel tekniklerin kullanımı, eğer ölçülülük ilkesini de taşımıyorsa, 8'inci maddenin ihlali vardır." der. Buradan, bu olasılıkları, önümüzdeki günlerde bu yasayla ilgili olarak, yasa çıktığı zaman, karşımıza çıkacak durumları sizlere iletmek ve paylaşmak istedim. Eğer önümüzdeki süreç, insanların haklarının korunması yerine, koruma yerine biriktirme ve kullanmaya doğru döndürürse bu tasarıyı, herhâlde başımız epeyce ağrıyacak demektir.

Çok teşekkür ederim. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 32'nci maddesinin (1)'inci fıkrası (a) bendinin sonundaki "altı ay" ibaresinin "beş ay" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Baki Şimşek (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) - Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen, Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor.

Buyurun Sayın Tor. (MHP sıralarından alkışlar)

FAHRETTİN OĞUZ TOR (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 32'nci maddesi üzerinde MHP Grubu teklifi'yle ilgili söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Kahramanmaraş Milletvekili olarak bir konuya açıklık getirmek istiyorum bugünkü konuşmalar sebebiyle. Son günlerde bölücü terör örgütü mensubu bazı öğrencilerin üniversitelerde kendilerine alan açmaya yönelik hareketlerine Kahramanmaraş'ta da rastlanmıştır. Olaylar Emniyet ve adli makamlarca çok yakından takip edilmiş, neticede, çoğu üniversite öğrencisi olup PKK terör örgütünün propagandasını yaptıkları, PKK terör örgütü adına faaliyette bulundukları, yardım ve yataklık ettikleri, PKK terör örgütüne eleman kazandırdıkları iddialarıyla toplam 27 gözaltı yapılmış, bunlardan 12'si tutuklanmıştır. Somut olay budur.

Değerli milletvekilleri, ister batılı ister doğulu ister kuzeyli ister güneyli olsun, sağduyu sahibi hiçbir baba ve anne oğlunun örgüt üyesi olmasını, teröre bulaşmasını

79

istemez. Kahramanmaraş'ta da oğlunun tutuklandığını öğrenen ve koşarak Kahramanmaraş'a gelen bir babanın oğlunun önünde diz çökerek maalesef, gittikleri yolun doğru yol olmadığını beyanla örgütten ayrılmazsa babalık hakkını haram edeceğini ağlayarak söylediği müşahede edilmiştir. Kim bu babayı oğlunun önünde diz çöktürerek yalvarır hâle getiriyorsa yüce Mevla belasını versin! (MHP ve AK PARTİ sıralarından "Amin" sesleri) Kahretsin! (MHP ve AK PARTİ sıralarından "Amin" sesleri)

Kıymetli milletvekilleri, güneydoğu insanı mütedeyyindir, birlikten ve bütünlükten yana, saygıdeğer kişilerdir. Çok yakın zamanda, oğlunu, kızını istismar edenlere, bölücülere de gereken şamarı, silleyi vuracaktır. Evet, sille atmaya da başlamıştır, telaş bundandır. Üniversite gençliği de birlikten, bütünlükten yanadır; emperyalistlere ve taşeronlarına gerekli cevabı verecek, derslerine çalışacak, vatana, millete ve ailesine yararlı insanlar olarak yetişecek ve irfanlar ordusuna katılacaktır. Arzumuz ve temennimiz budur.

Değerli milletvekilleri, bugün itibarıyla, maalesef, şehit cenazeleri gelmeye devam etmektedir. Nusaybin'de şehit düşen bir kardeşimiz Uzman Çavuş Raşit Atcı'nın cenaze merasimine katılmak üzere dün Kahramanmaraş'taydım. Şehidimize ve bugünkü 5 şehidimizle birlikte hepsine Allah'tan rahmet diliyorum. Şehit cenazelerine katılmak üzere Kahramanmaraş'ta bulunduğum sırada bir dostumun Suriyeli bir vatandaşla yaptığı konuşmayı burada nakletmek istiyorum. Suriyeli vatandaş "Bombalar, silahlar bizden uzakken işimizde gücümüzdeydik; ne zaman ki bizim de başımıza bomba yağmaya, silah atılmaya başlandı işin vahametini anladık." diyor.

Dün Güneydoğu'nun bazı illerinde benzer olayları önemsemeyenler ateş bacayı sarınca feveran etmişlerdir. Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın önündeki cadde beş gündür kapalıdır, trafiğe kapalıdır. Keşke böyle olmasaydı, keşke terör hafife alınmasaydı, keşke terörisler ellerinde silahlarla karakolların önünden elini kolunu sallayarak geçmeseydi ve bu acılı günleri yaşamasaydık diyorum. Bu sebeple, terörü besleyenlerin utançları bir tarafa ama terör asla ve hiçbir zaman küçümsenmemeli, asla ve hiçbir zaman ötelenmemelidir.

Değerli milletvekilleri, verileri hukuksuz olarak kaydedenleri cezalandıralım, gereksizleri, istenmeyenleri silelim; bu tamam ama işimize gelmediği zaman da hukuksuz olarak verileri yayma gibi bir şerefsizliğe de asla düşülmemelidir, verileri kanunsuz yayarak bundan siyasi çıkar sağlama alçaklığına da tenezzül edilmemelidir. İnsan kaynağımız verilerden çok daha önemlidir. İnsanı koruyalım, teröre kurban vermeyelim, teröristleri şımartmayalım.

20 Temmuz 2015'ten bugüne kadar geçen süre içerisinde 300'e yakın vatandaşımız hayatını kaybetti. Tablo dehşet vericidir. Asayiş, emniyet altüst olmuştur, huzur kalmamıştır. Bugün sizlere soruyorum, özellikle de AKP'li vekil arkadaşlara soruyorum: Cudi'de çiçek toplanıyor mu? Ağrı'da piknik yapılıyor mu? Dicle, Fırat'ın sularında yüzülüyor mu? Özlemler vuslata dönüştü mü? Teröristler sınır dışına mı çıktı yoksa dağdan şehre mi indi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FAHRETTİN OĞUZ TOR (Devamla) - Değerli vekiller, bunları düşünmenizi diliyor, heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (1/541) esas sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 32'nci maddesinin (1)'inci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan "yayımı" ifadesinin "yayım" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

İdris Baluken (Diyarbakır) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) - Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken.

Buyurun Sayın Baluken. (HDP sıralarından alkışlar)

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Aslında, son maddelerle ilgili genel birtakım düşüncelerimi ifade edecektim ama demin bu kürsüden yapılan konuşma üzerinden bir kez daha bir uyarıyı buradan yapmayı bir borç biliyorum. Özellikle üniversitelerle ilgili, geçmiş yıllarda da yapılan provokasyonlar ve yaşanan hadiselerle ilgili hem her milletvekilinin hem de her siyasi parti grubunun son derece sorumlu davranması gerektiği kanaatindeyiz. Üniversitelerin özellikle bir çatışma alanı hâline getirilmek istendiği, bu yönlü bilinçli geliştirilen bazı provokatif zeminlerin devlet yetkilileri ve bizce Hükûmet tarafından görmezlikten gelindiği bir ortamda bu çatışma zeminini körükleyecek, artıracak her türlü söylem ve tutumdan uzak durmak gerekiyor.

80

Geçmişte siyasi parti genel başkanları bu konuda üniversitelerde yaratılmak istenen çatışma ortamlarıyla ilgili zaman zaman son derece önemli uyarılarda bulundular. Yani, oradaki yangısal sürecin üzerine ateş dökmek yerine, su dökmenin telaşı, çabası içerisinde oldular. Ancak, maalesef, bu son günlerde, görebildiğimiz kadarıyla, üniversitede yaşanan bazı hadiseler tamamen bağlamından koparılarak ve aksi bir istikamette kamuoyuna sunularak bu yönlü oradaki hadiselerin derinleştirilmesine yönelik bir tehlikeli çaba sezinliyoruz. Bunun kimseye fayda getirmeyeceğini ifade etmemiz lazım. Bugün birçok üniversitede sadece Kürt olduğu için, sadece Diyarbakırlı olduğu için kendi evinden bile çıkamayan, evinde mahsur kalan, milletvekillerinin araya girmesiyle can güvenliği sağlanan öğrencilerin yaşadığı dramları biliyoruz ama bütün bunlarla ilgili, mesele farklı bir boyuta taşınmasın diye burada ajitatif birtakım propagandalar yapmak yerine meselede çözümü esas alan bir yaklaşım içerisinde olduk, bundan sonra da böyle olması gerektiği kanaatindeyiz. Çünkü, özellikle, oradan başlayacak bir kıvılcımın, herhangi bir üniversiteden başlayacak bir kıvılcımın gençliğin dinamizmini ve tez canlılığını, gençliğin belirli konularda asi kişiliğini göz önünde bulundurduğumuzda, bütün ülkeye yayılacak büyük bir yangına dönebileceğinden endişe ediyoruz. O nedenle, buraya çıkacak her milletvekilinin veya her siyasi parti grubu temsilcisinin özellikle üniversitelerle ilgili konuşurken ajitatif bir yaklaşımdan çok itidali öne alan ve oradaki sorun alanlarını gidermeyi önceleyen bir dil ve üslup kullanmasını, bir siyasi tutum sahibi olmasını son derece önemli görüyoruz.

Bugün, üniversitelerde okuyan öğrencilerin birçok sorunu var. Yani, eğitim hizmetlerinin niteliğinin düşük olmasından üniversitelerin özerkliğine kadar, barınak olarak yurt temininden tutalım da öğrencilerin kendi eğitim hayatları boyunca okuyamamanın, her türlü imkânsızlıktan dolayı okuyamamanın getirmiş olduğu sıkıntılara kadar bir geniş yelpazede çözüm bekleyen sorun alanlarıyla karşı karşıyayız. Üniversitelerle ilgili, öğrencilerle ilgili tartışmamız gereken konular bunlarken sadece oradaki üniversitelere potansiyel birtakım tanımlamalar yaparak çatışma alanlarını derinleştirmek ne o öğrencilerin yaşadığı sorunlara bir çözüm sağlar ne de bu ülkenin en temel sorunlarıyla ilgili olan üniversiteler, "academia", öğretim görevlileri ve öğrencilerin yaşadığı sorunlarla ilgili herhangi bir gelişmeye katkı sunar. Bu nedenle, özellikle bu konuşmamı tamamen bu yönlü, bütün siyasi parti gruplarına bir uyarı olarak buradan ifade etmek istiyorum. Tabii ki farklı tutumlar ortaya çıkarsa, gerçeği bağlamından koparıp burada ajitatif bir tarz üzerinden üniversitelerdeki yangısal süreci artıracak tutumlar ortaya çıkarsa ona her milletvekilinin ve her siyasi parti grubunun mutlaka söyleyecek sözü, burada kullanacak cümleleri vardır diyorum.

Bu konuyla ilgili özellikle herkesi tekrar soğukkanlılığa davet ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

32'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 32'nci madde kabul edilmiştir.

Tasarının son maddesine geçtik. 33'üncü madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 33'üncü maddesinin (1)'inci fıkrasındaki "Bakanlar Kurulu yürütür." ibaresinin "Bakanlar Kurulu tarafından yürütülür." olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Baki Şimşek Nuri Okutan İsmail Faruk Aksu

Mersin Isparta İstanbul

Erkan Haberal Kamil Aydın Arzu Erdem

Ankara Erzurum İstanbul

Kadir Koçdemir

Bursa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 33'üncü maddesinin "Bu Kanun hükümleri Bakanlar Kurulunca yürütülür." şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

İdris Baluken Meral Danış Beştaş Osman Baydemir

Diyarbakır Adana Şanlıurfa

Mahmut Celadet Gaydalı Erol Dora

Bitlis Mardin

BAŞKAN - Şimdi, maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 33'üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

81

Madde 33- (1) Bu Kanun hükümleri Bakanlar Kurulu eliyle yürütülür.

Namık Havutça Ömer Süha Aldan Özkan Yalım

Balıkesir Muğla Uşak

Zeynel Emre Cemal Okan Yüksel Haydar Akar

İstanbul Eskişehir Kocaeli

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) - Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Eskişehir Milletvekili Cemal Okan Yüksel.

IX.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın'ın, hazırlık maçında İsveç karşısında galip gelen A Millî Futbol Takımı'nın başarılarının devamını dilediğine ilişkin konuşması

BAŞKAN - Bu arada A Millî Takım hazırlık maçında İsveç karşısında 2-1 galip gelmiştir. Millî Takım'ın başarılarının devamını diliyoruz. (Alkışlar)

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/541) (S. Sayısı: 117) (Devam)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Yüksel. (CHP sıralarından alkışlar)

CEMAL OKAN YÜKSEL (Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Başkan sevindirdi, ben de maalesef biraz üzeceğim.

Biraz önce gelen bilgiye göre, Diyarbakır-Bingöl karayolunda bulunan Mermer Jandarma Karakolu'na bölücü hainler bombalı araçla saldırı düzenlemiş ve şu anda da silahlı çatışma devam ediyor. Allah oradaki güvenlik kuvvetlerimizin yardımcısı olsun, inşallah bir zayiat vermeyiz diyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, evet, tasarının sonuna geldik. Bir sürü şey söyledik. Bu kürsüden bu tasarıyla ilgili hep teknik şeyler anlattık. Tasarının sakıncaları konusunda sizleri uyarmaya çalıştık. Çok şey söyledik. Bunun bir fişleme olacağını söyledik. Yarın bir gün iktidardan düştüğünüzde, sizin çıkardığınız bu kanunla sizlerin dahi fişlenebileceğini söyledik. Kurulun oluşumunun Avrupa Birliğinin aradığı kriterlere uygun olmadığını, çok yakın bir zamanda tekrar bu kanun üstünde oynamalar yapmak durumunda kalabileceğimizi söyledik. MİT'e verilen, istihbarat teşkilatlarına verilen ayrımın, istisnaların çok olacağını söyledik. Tasarının istisnalardan yamalı bohçaya döndüğünü, bunun tasarının amacına çok aykırı olduğunu söyledik ama size anlatamadık. Artık, size bu konuda başka bir şey diyemeyeceğim, tasarının çoğunu geçirdiniz, hayırlı uğurlu olsun. Dileğim odur ki kabul edilen bu kanunla, ne yurttaşlarımızın ne sizin ne bizim telafisi imkânsız zararlara muhatap kalmamamız.

Yalnız söylememiz gereken birkaç şey var. Biraz önce Sayın Komisyon Başkanı, bizim bir yeni madde ihdasıyla ilgili talebimizi Komisyon çoğunluğu olmadığı için kabul etmedi. Neydi bu madde? Aslında, bugün, 4 partinin ortak bir önergeyle kurduğu, çocuklara yönelik her türlü istismar iddialarını araştıracak araştırma komisyonuyla da ilgiliydi. Kişisel verilerin korunması diyoruz ama kanunda bir kelimeyle dahi olsun çocukların kişisel verileriyle ilgili bir madde yok. Biz bu Komisyonda bir maddeyle dedik ki: Küçük çocukların kişisel verilerinde ancak ve ancak velisinin ya da vasisinin açık rızası olmalı. Komisyonda Sayın Bakan dedi ki: "Yahu, doğru, haklısınız, biz bunu atlamışız ama Komisyonda sizin önergenizi kabul etmeyelim de bunu iyice araştıralım, Genel Kurulda biz bir önergeyle kanun metnine dâhil edelim." Sayın Çavuşoğlu, böyle olmadı mı? Oldu. Sayın Ali Bey -çıktı mı, bilmiyorum- böyle olmadı mı? Oldu. Biz bunu beklerken bir baktık ki böyle bir madde gelmedi. Hemen başvurdum, dedim ki: Ya, bu niye böyle? Dediler ki: "Ya, küçük çocukların böyle vasisini ararsak ticari hayat mümkün olmayacak derecede çekilmeyecek hâle gelecek." Ya bırakın. Yani, nedir bu para sevdası, nedir bu zengin sevdası?

Yani, benim 11 yaşında bir kızım var. Bir örnek vereceğim. Alışveriş merkezine annesiyle beraber gitti, ayrıldı annesinden; gitti, bir hediyelik eşya mağazasından bir şey alacak. Dedi ki oradaki tezgâhtar: "Telefon numaranız?" O da verdi. Al işte, çocuk istismarına yol açabilecek -başkalarının eline geçtiğinde- bir durum oluştu. Kötü bir şey mi söyledik? Ama, maalesef kabul ettiremedik, anlatamadık.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bunlar anlamaz.

CEMAL OKAN YÜKSEL (Devamla) - Siz burada Türk halkının oylarıyla seçilmiş milletvekillerisiniz. Mutlaka anlayışınızın çok geniş olduğuna inanıyorum. Artık hatayı kendimizde arıyorum. Demek ki biz iyi anlatamadık.

Sözü çok fazla uzatmak istemiyorum ama bu yasanın, yani bizim her türlü

82

muhalefetimize rağmen kabul edeceğiniz bu yasanın ne kadar sakıncalı olduğunu ileride yaşayarak göreceğiz ve o zaman elinizi vicdanınıza koyup o manzarada payınızın olup olmadığını düşünmenizi talep ediyorum.

Yasanın geçmesinde emeği geçen bürokratlara, Adalet Komisyonuna ve sayın milletvekillerine teşekkür ediyorum. Yüce kurulunuzu saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 33'üncü maddesinin "Bu Kanun hükümleri Bakanlar Kurulunca yürütülür." şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

İdris Baluken (Diyarbakır) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) - Katılmıyoruz Başkanım.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Gerekçe…

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Maddenin daha anlaşılabilir bir hâle getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 33'üncü maddesinin (1)'inci fıkrasındaki "Bakanlar Kurulu yürütür." ibaresinin "Bakanlar Kurulu tarafından yürütülür." olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Baki Şimşek (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) - Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Bursa Milletvekili Kadir Koçdemir.

Buyurun Sayın Koçdemir. (MHP sıralarından alkışlar)

KADİR KOÇDEMİR (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı hakkında Milliyetçi Hareket Partisi tarafından verilen değişiklik önergesi üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, uluslararası hukukta evrensel hukuk kaideleri bakımından temel insan hakkı sayılan ve pek çok yerde insanın kendisine karşı bile korunan haklar arasına dâhil edilen özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerle ilgili kanunun sonuna geldik. Bu tür hususlar, hava gibi, yokluğu hâlinde ya da istismarı, suistimali hâlinde değeri ve önemi anlaşılan hususlardır. Bu kanun muhtemelen beş altı ay sonra değişiklik teklifleriyle tekrar yüce Meclisin huzuruna gelecektir. O açıdan, bir iki teknik hususu son olarak ifade etmek isterim.

Efendim, kanuna, kişisel verilerin korunmasından ziyade, isim olarak "kişisel verilerin kullanımı kanunu" deseydik daha doğru olacaktı çünkü maddelerde hep bu husus düzenlendi ve yapılan itirazlara da "O zaman ticari hayat durur, o zaman araştırma yapılamaz." gibi gerekçeler getirildi.

Yine, burada, daha çok devlet tarafından temel hakların ihlali ve kişisel verilerin kötüye kullanımı üzerinde duruldu ama günümüzde birey karşısında asimetrik bir güce ulaşan organizasyonlar ve uluslararası şirketlerin, örgütlerin burada dikkate alınmadığını, düzenleme yapılırken bunlarla ilgili düzenlemelerin yapılmadığını gördük. Oysa, biz bugün biliyoruz ki bir cep telefonuna indirdiğimiz basit bir programla dahi pek çok kişisel verimizi bu şirketlere veriyoruz ve bunlar istismar ediliyor. WikiLeaks ve Snowden hadiseleri bu verilerin ne kadar korunabileceğini gösteriyor.

Sadi'nin çok güzel, ibretlik bir sözü var, diyor ki: "Başkalarından ibret al ki sen başkalarına ibret olma." Avrupa'da, Batı dünyasında kişisel verilerin suistimaliyle ilgili gelinen noktalarda alınan tedbirlerden bir iki hususu belirtmek istiyorum.

Biliyorsunuz, 1980'lerin başında pek çok Batı ülkesinde nüfus sayımı bile anayasa mahkemeleri tarafından kişisel verilere gereksiz müdahale gerekçesiyle iptal edildi.

Yine, son olarak, Avrupa Birliği, 14 Aralık 2005 tarihinde, iletişim kayıtları ile -

83

telefon görüşmeleri gibi- İnternet hareketlerinin altı ay müddetle bir yerde muhafaza edilmesini öngördü. Bu kural uygulamaya geçti ancak 8 Nisan 2014 tarihinde Avrupa Adalet Divanı bunu iptal etti. Buna benzer pek çok uygulama var ve ülkemizde bizim yaşadığımız bununla ilgili tecrübeler var. Ülkemizde sorumluluk mevkisinde olanların nasıl davrandığıyla ilgili hususlar var.

Bugün şahit olduk; Belçika'ya bakın. "Belçika'da şu, bu söyleniyor mu?" diye bize Belçika'yı örnek gösterenler bugün Belçika'dan bihaber olmayı tercih ettiler çünkü Belçika'da bugün İçişleri ve Adalet Bakanları tek bir bombalı saldırıdan sonra istifa ettiler. Ama, bizdeki siyasiler teflon tava gibi, ne sorumluluğu atsanız asla yapışmaz ve siyasi sorumluluk nedir bundan bihaberler. Böyle olunca onlara tabi bürokrasi de yaptıklarından sorumluluk alma ve yaptığının hesabını verme konusunda oldukça çekimser davranmaktadır. Bu da kamu hizmetlerinin yeterince yerine getirilmemesini sağlamaktadır. İnşallah, başkalarına ibret olmayacak bir sürece bu kanun vesile olur ve tahmin ettiğimiz gibi beş altı ay sonraki değişikliklerde bugün ihmal edilen hususlar bu değişikliklere dâhil edilir.

Ben, kanunun ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

33'üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Böylece ikinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Tasarının tümünün oylanmasından önce, İç Tüzük'ün 86'ncı maddesine göre oyunun rengini belirtmek üzere lehte ve aleyhte iki söz talebi vardır, öncelikle bu söz taleplerini karşılayacağım.

Lehte olmak üzere ilk söz, İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya'ya aittir.

Buyurun Sayın Kaya. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

MAHMUT ATİLLA KAYA (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'na ilişkin oyumun rengini belirlemek için sizlerin huzuruna çıkmış bulunuyorum. Oyumun rengi kabul olacak.

Tabii, konuşmama başlamadan önce, buraya, Meclis çalışmalarımıza gelirken İzmir'imizin Menderes Görece beldesinden Gökhan Bayraktar kardeşimizi, şehidimizi defnedip buraya gelmiştik. Bugün yine bir acı haber aldık ve yarın da Bergamalı şehidimiz Cemil Koç'u defnedeceğiz. Allah'tan rahmet diliyorum, ailelerine başsağlığı diliyorum.

Ama, Başbakanımız da, Hükûmetimiz de, biz de kararlılıkla şunu net şekilde ifade ediyoruz: Kararlılıkla bu mücadele devam edecek ve tek bir terörist kalmayıncaya kadar da bu yolda devam edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Tabii, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'na ilişkin muhalefetin daha Komisyona sevkinden itibaren özellikle çok ciddi eleştirileri oldu ve bu eleştirilere ilişkin hem alt komisyon çalışmaları sırasında hem de daha sonra Komisyon içerisinde ve yine Meclis çalışması sırasında çok ciddi değişiklikleri de aslında bir bakıma yerine getirdik. Aslında, karma bir kanun çıkarmış olma noktasında da bir mutluluğu ifade etmek isterim.

Tabii, burada özellikle 1989'dan beri -yaklaşık yirmi yedi yıldır- bu yasanın çıkarılması için çeşitli girişimler yapıldığı hâlde sonuç alınamamıştı ama hamdolsun ki 26'ncı Dönem milletvekilleri olarak bu önemli yasa bizlere nasip oldu ve inşallah, bugün de hepimizin kabul oylarıyla Meclisten geçecek.

Tabii, Cemal Bey'in özellikle eleştirilerini hem Komisyonda hem de çalışmalar sırasında dinledik. Gelişmekte olan bir hukuk alanı içerisindeyiz, hem de teknolojik bir hukuk alanı. Yani, biz aslında teknolojiyi kanunlaştırmaya çalıştık, bu çok zor bir şey. Tabii ki bu yasa ileride teknolojik gelişmelerin yükselmesiyle yine değişiklikler içerecektir. Cemal Bey'in talepleri doğru bir şekildedir, doğru bir değerlendirme içerisindedir ve bunu da yine bu yüce Mecliste ve hep beraber gerçekleştireceğiz. Milletimize zaten bir borcumuz vardı, 2010 yılında milletimiz yaptığı Anayasa değişikliğiyle zaten bu yasayı geçirme konusunda bizlere bir yetki vermişti ve biz de bu yetkiyi bu akşam hep beraber gerçekleştirmiş olacağız.

Ben, kanunun ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Hepinize tekrar saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Kaya.

İkinci söz, aleyhte olmak üzere, Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen'e aittir. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Kaya süresinin yarısını kullandı, Sayın Pekşen'e de bakacağız, çok daha kısa bir sürede, çok daha güzel bir şekilde meramını ifade edebilir diye düşünüyorum.

HALUK PEKŞEN (Trabzon) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; aslında AK PARTİ Grubuna teşekkür etmek gerekiyor. Gerçekten, Türkiye'nin hukuk tarihine çok büyük bir destek sağladınız, size minnettarız. Niçin? Anayasa Mahkemesinin şöyle bir kararı var, diyor ki Anayasa Mahkemesi: "Hukuka uyarlı olarak elde edilmemiş deliller kişi ikrar etse

84

dahi suçlamada delil olarak kullanılamaz ve bunun üzerinden hüküm kurulamaz." Ama, şimdi siz öyle bir yasa çıkardınız ki bu yasayla birlikte, gelecekte bu kişisel veri olarak kabul ettiklerinizin hepsi resmî belge olacağı için hakkınızdaki bütün iddialar -hani 17-25 Aralık iddiaları var ya- tamamı suçlama delili olarak artık aleyhinize kullanılabilecek.

İki: Hani Yargıtayın bir kararı var ya, "Yardımcı nitelikteki deliller gerçek delillerle desteklenmezse resmî belgede kullanılamaz." diyor ya, şimdi size teşekkür ediyoruz, emin olun, bundan sonraki yargılamalarınızda bu kişisel verilerin hepsi resmî belgedir ve suçlama delili olarak aleyhinize kullanılacak. Ama, eminim, bakın şurada altını çizerek söylüyorum, bu yasa aynen langırt yasası olacaktır. Biliyorsunuz değil mi bir langırt yasası var, 1938 tarihli. Hiç işlememiştir Türkiye'de. Niye? Çünkü Demokles'in kılıcı olarak bir kenarda tutulmuş, yasa çıkarıldıktan sonra herkes işin vahametini anlamış, yasayı da kaldıramamışlar ama uygulayamamışlar da. Bunu uygulayamazsınız.

Bir örnek anlatayım size: Biyometrik veriler var yasanın içerisinde, hücre ve gen yapısını anlatan biyometrik veriler, hekimler vardır, ne demek istediğimi çok iyi anlıyorlar.

Arkadaşlar, içme suyunuza karıştırılacak olan bir tabletle bir mahallenin tamamını kör edebilirler, içme suyunuza karıştırılacak olan bir tabletle üç ay sonra herkes ölebilir. Bunu araştırın, hekim arkadaşların hepsi bunu not alsın. Bu yasayı işletme şansınız sıfırdır. Niçin? Çünkü yasa bilimsel temellere yaslanmadı, çünkü yasa demokratik denetime yaslanmadı, çünkü Avrupa'da bütün ülkeler bu yasayı olağanüstü büyük denetime aldılar, çünkü suistimallerin önünü kapatmak için ama siz bunların hiçbirini yapmadınız.

Bir örnek anlatayım size. 2006 yılı, Amerika Birleşik Devletleri İngiliz hava şirketine diyor ki: "Bütün kişisel verileri bana verin, öyle uçacaksınız Amerika'ya." Veriyorlar ve uçuyorlar. Alman hava yolu şirketine de aynısını söylüyor, vermiyorlar. Alman hava yolu şirketi direniyor, "Kişisel verileri vermem." diyor. Alman hava yolu şirketi ile İngiliz hava yolu şirketi Amerika'ya indikten sonra, biri gümrükten on dakikada geçiyor, ikincisi iki buçuk saatte geçiyor. Ve altı ay sonra yolcu bulamıyor, Alman hava yolu şirketi yolcu bulamıyor ve pes ediyor, kişisel verilerin hepsini vermek zorunda kalıyor. Hepsini bu kurumu kurduktan sonra çatır çatır vermek zorunda kalacaksınız; bu insanların gen yapısı, gen haritaları, hemoglobin yapıları, biyoyapıları, hepsini vereceksiniz. İnanın, atom bombasından daha büyük bir tehlikeyi Türkiye'nin kalbinin tam ortasına koyuyoruz. Bu kurumu kurmayın, bu hâliyle kurmayın. Bunu ya demokratikleştirin ya bilimselleştirin. Buna uzmanları katın, bakın TÜBİTAK olmazsa, Yargıtay olmazsa, Danıştay olmazsa, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun temsilcisi olmazsa, Barolar Birliği olmazsa, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bu kurumun içerisinde olmazsa emin olun, Türkiye'nin tapusunu elinizden alırlar. Bu bilgisayar programının "source"larını nereden alacaksınız? Hadi söyleyin. Var mı Türkiye'nin bu "source"u üreten bir firması? Üretebilir mi? Mümkün değil. Bu "source"u üreten dünyada bir tek yer var, bağlı olduğu bir tek merkez var o da Amerika Birleşik Devletleri'nde.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Üretir, üretir; Türk evladı üretir, Türk mühendisi üretir. Üretir, yaparız.

HALUK PEKŞEN (Devamla) - Onun için, sevgili milletvekili arkadaşlarım, bu yasayı bir kez daha okuyun. Geleceğinizi ipotek altına aldınız. Bu kurumu kurmayın, bu kurumu Anayasa Mahkemesine taşıyacağız, bunu iptal ettireceğiz ama emin olun, bu çıkardığınız yasa, Türkiye'nin kalbini atom bombası kadar tehdit eden bir yasadır. Bunu bir kez daha gözden geçirmenizi tavsiye ederim.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - İnsansız hava aracını da yaptık, onu da üretiriz, yazarız da çizeriz de onu da yaparız.

HALUK PEKŞEN (Devamla) - Hepinize nezaketinizden dolayı teşekkür ediyorum. Yasa ülkemize hayırlı olacaktır, umut ediyorum.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Bizden bir şey kurtulmaz, Türk milletinden bir şey kurtulmaz.

HALUK PEKŞEN (Devamla) - Osman, zil çaldı anlaşılan.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Bravo, bravo!

Süre tamamlandı.

HALUK PEKŞEN (Devamla) - Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler.

Böylece tasarının görüşmeleri tamamlanmıştır.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Oylama için iki dakika süre vereceğim. Bu süre içinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin oy pusulalarını oylama için öngörülen iki dakikalık süre içinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca vekâlet oy kullanacak sayın bakanlar var ise hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını taşıyan oy pusulalarını

85

yine oylama için öngörülen iki dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı açık oylama sonucu:

"Kullanılan oy sayısı : 283

Kabul : 254

Ret : 29 (x)

Kâtip Üye Kâtip Üye

Mücahit Durmuşoğlu Özcan Purçu

Osmaniye İzmir"

Böylece, tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır, hayırlı ve uğurlu olsun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyoruz.

Şimdi, 2'nci sırada yer alan, Uluslararası Hidrografi Örgütü Hakkında Sözleşmeye Değişiklikler Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Millî Savunma Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporlarının görüşmelerine başlayacağız.

2.- Uluslararası Hidrografi Örgütü Hakkında Sözleşmeye Değişiklikler Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Millî Savunma Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (1/462) (S. Sayısı: 168) (xx)

BAŞKAN - Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Komisyon Raporu 168 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen? Yok.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1'inci maddeyi okutuyorum:

ULUSLARARASI HİDROGRAFİ ÖRGÜTÜ HAKKINDA SÖZLEŞMEYE DEĞİŞİKLİKLER PROTOKOLÜNE KATILMAMIZIN UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) "Uluslararası Hidrografi Örgütü Hakkında Sözleşmeye Değişiklikler Protokolü"ne katılmamız uygun bulunmuştur.

BAŞKAN - 1'inci madde üzerinde söz? Yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2'nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Söz? Yok.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 2'nci madde kabul edilmiştir.

3'üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Söz? Yok.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3'üncü madde kabul edilmiştir.

Böylece, tasarının maddeleri kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Oylama için bir dakika süre vereceğim. Bu süre içinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin oy pusulalarını oylama için öngörülen bir dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Uluslararası Hidrografi Örgütü Hakkında Sözleşmeye Değişiklikler Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

"Kullanılan oy sayısı : 265

Kabul : 264

Ret : 1 (x)

86

Kâtip Üye

Mücahit Durmuşoğlu

Osmaniye Kâtip Üye

Özcan Purçu

İzmir"

Böylece, tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır, hayırlı, uğurlu olsun.

3'üncü sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Gürcistan Hükümeti Arasında Enerji Alanında İşbirliğine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/312) ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporlarının görüşmelerine başlayacağız.

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Gürcistan Hükümeti Arasında Enerji Alanında İşbirliğine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu Raporları (1/312) (S. Sayısı: 7) (xx)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet? Yerinde.

Komisyon Raporu 7 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz isteyen? Yok.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1'inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ VE GÜRCİSTAN HÜKÜMETİ ARASINDA ENERJİ ALANINDA İŞBİRLİĞİNE DAİR ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 9 Nisan 2015 tarihinde İstanbul'da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Gürcistan Hükümeti Arasında Enerji Alanında İşbirliğine Dair Anlaşma"nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN - Söz talebi? Yok.

Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2'nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Söz talebi? Yok.

2'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

3'üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Söz talebi? Yok.

Maddeyi kabul edenler... Etmeyenler... 3'üncü madde kabul edilmiştir.

Böylece tasarının maddeleri kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için bir dakika süre vereceğim.

Bu süre içinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin oy pusulalarını oylama için öngörülen bir dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyor ve oylamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Gürcistan Hükümeti Arasında Enerji Alanında İşbirliğine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

"Oy sayısı : 264

Kabul : 260

Ret: 4(x)

Kâtip Üye Kâtip Üye

87

Mücahit Durmuşoğlu Özcan Purçu

Osmaniye İzmir"

Böylece, tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır, hayırlı uğurlu olsun.

Bu hafta yoğun bir mesai verdikleri için tüm gruplara, tüm milletvekillerine teşekkür ediyoruz, kendilerine hayırlı tatiller diliyoruz, iyi hafta sonları diliyoruz.

Evet, alınan karar gereğince, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 29 Mart 2016 Salı saat 15.00'te toplanmak üzere birleşimi kapatıyor, hayırlı hafta sonları diliyoruz, emeğinize teşekkür ediyoruz, sağ olun.

Kapanma Saati: 23.19

88

Önceki Sayfa Sonraki Sayfa

Sosyal Medya

Kurumsal Facebook Adresi Kurumsal Twitter Adresi RSS Aboneliği Gunluk Haber Aboneliği Genel Kurul Facebook Adresi Genel Kurul Twitter Adresi Web Yoneticisine Mesaj
Sosyal Ağlarda TBMM

Arama

TBMM'yi Ziyaret

TBMM Gezi ve Rehberlik

Rehber Eşliğinde Gezi

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin tanıtımı kapsamında ziyaretçilerin rehber eşliğinde gezdirilmesi, TBMM rehberlik online kayıt sistemine başvurunun ardından, Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı tarafından hazırlanan bir program dahilinde gerçekleştirilmektedir.

Detaylı Bilgi İçin

 

 

 

 

 

 

E-devlet Üzerinden Randevu

E-devlet Linki

Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ziyaret etmek için e-Devlet üzerinden randevu talebinde bulunabilirsiniz.

e-Devlet Linki

Halk Günü

Halk Günü

Milli İradenin kalbinin attığı yer olan Türkiye Büyük Millet Meclisi tüm vatandaşlarımızın ziyaretine açılmıştır. Her ayın ilk Cumartesi günü 11.00 - 15.00 saatleri arasında önceden herhangi bir randevu almaksızın saat başı gerçekleştirilen gezi programlarına katılabilmek için TBMM Dikmen Kapısına gelmeniz yeterli olacaktır.

Detaylı Bilgi İçin

 

 

Kurtuluş Savaşı Müzesi

Kurtuluş Savaşı Müzes

'Birinci Millî Mimarlık Dönemi Üslubu'nun Ankara'daki ilk örneklerinden olan I.TBMM Binası, 1920-1924 yılları arasında Kurucu Meclis olarak da görev yapan Gazi Meclis tarafından kullanılmıştır. Halen TBMM Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı uhdesinde Kurtuluş Savaşı Müzesi (I.TBMM Binası) olarak hizmet vermektedir.

Sanal Tur

Türkiye Büyük Millet Meclisi Sanal Tur

Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni aşağıdaki bağlantıyı kullanarak sanal olarak gezebilirsiniz.

TBMM Sanal Tur Gezisi

Engelsiz Meclis

İşitme Engelliler

Rehber Eşliğinde Gezi

Yasama ve Denetim Hizmetlerine İlişkin Tanıtım Videolarına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz.

Youtube Erişim Linki