Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
26. Dönem 2. Yasama Yılı
60. Birleşim 17/Ocak /2017 Salı
Ulaşmak İstediğiniz sayfa aralığını giriniz.
Önceki Sayfa Sonraki Sayfa
Tutanak toplam 112 sayfadır.

İstanbul İstanbul

"MADDE 34-18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 54 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"(I) Yüksek Hakem Kurulu, Yargıtay'ın bu Kanundan doğan uyuşmazlıklara bakmakla görevli dairelerinin başkanları arasından başkanlıkta süresi en fazla olanın başkanlığında;"

BAŞKAN - Okunan son önergeye Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Sayın Yakup Akkaya konuşacak.

Buyurun Sayın Akkaya. (CHP sıralarından alkışlar)

YAKUP AKKAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Esasen, bu madde görüşülürken Adalet Bakanının burada olması çok uygun olurdu çünkü tipik bir parti devleti uygulamasının bir örneği bu getirilen önerge, düzenleme.

Biliyorsunuz, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun Yüksek Hakem Kurulunun "Kuruluşu" başlıklı 54'üncü maddesinin (1)'inci fıkrasında değişiklik öneriliyor. Nedir bu Yüksek Hakem Kurulu? Yüksek Hakem Kurulu işçi-işveren arasında köprü vazifesi gören bir kuruluş; işçi, işveren ve devletin olduğu bir kuruluş. Görevi, eğer sendikalar toplu iş sözleşmesini yapamıyorlarsa, grev ertelemesi varsa ya da ertelenmişse ya da işçiler valiliğe başvurup grev ertelemesi istiyorlarsa Yüksek Hakem Kurulu devreye giriyor ve sonuçta işçiler adına toplu sözleşmeyi yapıyor. Yüksek Hakem Kurulunun vermiş olduğu kararlar kesin kararlardır.

Şimdi, değerli arkadaşlar, yapılan değişiklikle, Yüksek Hakem Kurulunun Başkanı olarak görev yapan Yargıtay üyesinin burada nitelikleri değişiyor. Mevcut durumda, Yargıtayda iş davalarına bakan daireler arasında en kıdemli olan daire başkanı Yüksek Hakem Kurulu Başkanı olarak atanıyor, görev yapıyor. Şimdi önümüze getirilen değişiklikle, süre olarak en fazla daire başkanlığı görevinde bulunanın Yüksek Hakem Kurulu Başkanı olması önerilmektedir. Normalde, "liyakat" dediğimiz şey, meslekte deneyim ve tecrübe anlamına gelmektedir. Yüksek Hakem Kurulunun Başkanı olacak hakemin belirlenmesinde objektif bir kriter getirilmiştir. Çalışma yaşamıyla ilgili görev yapan yüksek yargı mensuplarından seçilmesi ve bunların arasından da hâkimlik mesleğinde en fazla kıdemli olanının seçilmesi 54'üncü maddenin (1)'inci fıkrasıyla düzenlenmiştir. Peki, bunun anlamı nedir? Bunun anlamı şudur: Yargıtay'ın 3 dairesi vardır; 7. Hukuk Dairesi, 9. Hukuk Dairesi ve 22. Hukuk Dairesi. 2016 yılına kadar 9. Hukuk Dairesi Başkanı Yüksek Hakem Kurulu Başkanlığını yapıyordu. Ümran Sayış emekli olunca, yasa gereği yerine hâkimlikte en kıdemli olan 7. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Hicri Tuna'nın atanması gerekiyordu. Bu atama yapılmamıştır, 54'üncü maddenin (1)'inci fıkrası ihlal edilmiştir. Hakkı yenen 7. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Hicri Tuna Danıştayda bu yönetmelikle ilgili dava açtı. Danıştay yürütmeyi durdurma kararı verdi, bu da taraflara tebliğ edildi. Burada olması gereken, normal hukuk devletinde, 7. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Hicri Tuna'nın Yüksek Hakem Kurulu Başkanı olmasıydı ama burası AKP Türkiyesi. Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu bir kararıyla 7. Hukuk Dairesinin kapatılmasına karar verdi, gerekçe olarak da "İş gücünün hafiflemesinden." dedi.

Değerli arkadaşlar, Yargıtayın 3 dairesi de iş hukukuyla ilgili yılda en az ortalama 25 bin dosyaya bakıyordu ve iş yükünden dolayı da işini yetiştiremediği için de zorunlu arabuluculuk sistemi, Adalet Bakanlığının önümüzdeki günlerde Meclise getirmek için hazırladığı bir sistem. Yani, şimdi, bu önümüze gelen yasa değişikliğiyle, liyakat esasına göre en kıdemsiz, Yüksek Hakem Kurulu Başkanı olmayacak olan 22. Hukuk Dairesi Başkanını atayabilmek için yasa değişikliği yapılmaktadır. Bu değişiklik âdeta adrese teslim bir değişikliktir. Yani, önümüze getirilen yasal düzenlemenin hikâyesi budur.

6356 sayılı Yasa'nın 56'ncı maddesine göre de, ayrıca, Yüksek Hakem Kurulu üyelerinin siyasi parti organlarında görev yapmaları yasaktır. Şimdi, bir atama yapıldı, Sayın Uğur Kızılca, işçi veya işveren örgütlerini temsil etmiyor, üniversite öğretim üyesi de değil, Yargıtayda daire başkanlığı veya Çalışma Genel Müdürlüğü de söz konusu değil. Ancak Yüksek Hakem Kurulu üyeliğine atanan Sayın Uğur Kızılca'nın, 29 Eylül 2016 tarihinde AKP'nin internet sitesine baktığımızda, Adalet ve Kalkınma Partisinin Ankara İl Yönetim Kurulu Üyesi olduğunu görüyoruz. Yani bu hukuki değildir, ahlaki değildir, yasaya uygun değildir. Bir hukuk devletinde böyle bir şey olmaz, olmamalıdır ama burası Türkiye ve burada AKP var. Tam bir parti devleti hükmünde bütün kurumlara parti üyelerini, parti yöneticilerini yerleştirmek için elinden geleni yapıyor.

Biz, bu düzenlemeyi bu şekliyle kabul etmiyoruz.

Hepinize saygı ve sevgiler sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

97

Önceki Sayfa Sonraki Sayfa