Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
24. Dönem 3. Yasama Yılı
40. Birleşim 14/Aralık /2012 Cuma
Ulaşmak İstediğiniz sayfa aralığını giriniz.
Önceki Sayfa Sonraki Sayfa
Tutanak toplam 152 sayfadır.

Şimdi, sizin söyleminizle, retorikten gerçeğe gelelim. Pekâlâ, onlar için siz ne yapmışsınız, bir bakalım. Önce, emekliden başlayalım.

Sayın Bakan, emekli hekimler, bugün yoksulluk sınırında maaş alıyorlar. Bunu siz çok iyi biliyorsunuz, defalarca söyledik. Yaşları altmış beşin altında olan emeklilerin özel hastanelerde kadro bulmasını bilerek engellediniz ve hâlen engellemeye devam ediyorsunuz. Çalışanları da kamuda çalışmaya mahkûm ettiniz. Hekimler, kamu hastanelerinde memnuniyetten değil, mecburiyetten çalışır hâle geldiler. Üniversite hastanelerinde çalışanlar da aynı durumdadır. Çalışan hekimleri, sağlık piyasasının maliyet unsurlarından biri hâline getirdiniz. Performans kaygısı içinde çalışan hekimlerin hastalara karşı olan sorumluluk duyguları körleşti, zor ve riskli hastaları görmezden gelmeye başladılar. Baskı altında, stresli, sorunlu bir hekim tipi yarattınız. Ekonomistlerin "ahlaki tehlike" diye adlandırdığı durum ortaya çıktı. Böylece, hekimler kadar hastalar da zarar görmeye başladılar. Hekimler, kolay ve risksiz hastalara yöneldiler. Bunun sonucu olarak hem hekimler mesleklerinin gereğini yapamaz hâle geldiler hem de sağlık çalışanlarına karşı şiddet patladı. Diğer taraftan, mükemmel sağlık hizmeti verdiğiniz algısını yarattınız ama kamu hastanelerine gidip mükemmel sağlık hizmeti alamayan vatandaş yine şiddete yöneldi.

Sayın Bakan, başta Başbakan olmak üzere siz ve yürütmenin diğer üyeleri, hekimlerin onurunu ve saygınlığını yok eden ve hekimleri itibarsızlaştıran bir dil kullandınız. Sağlık çalışanlarının özlük haklarını asla düzeltmediniz, hep retorik olarak kaldı. Hekimler arasında ayrım yaparak çok ciddi bir kadrolaşma yarattınız. Kamu Hastane Birliklerine yapmış olduğunuz atamaları -ki bu 10 binin üzerinde bir atamadır- ya bir tarikata mensup kişilerden şeçtiniz ya SAĞLIK-SEN üyelerinden seçtiniz ya da AKP eski milletvekilleri veyahut vekil adaylarından seçtiniz. Bıçak parası üzerinden, sezaryen üzerinden, küretaj üzerinden ve birçok hassas sağlık sorunu üzerinden hem kamuoyunu yanılttınız hem de doktorları aşağıladınız. Sayenizde hastaneler hizmet sağlayıcı işletme, hastalar müşteri hâline geldi.

Diğer taraftan, sağlığın piyasalaştırılması yani anayasal bir hak olan sağlığın ötelenemez bir hizmet olmaktan çıkarılarak serbest piyasa koşullarına terk edilmesi yani ne kadar paran varsa o kadar sağlık satın alınabilmesi, özel sağlık kartellerinin korunup kollanması, doğrudan cepten yapılan ödemelerin artırılarak 10 kaleme çıkarılması, sağlık finansmanının düşürülmesi kapsamında sağlık çalışanlarının giderek fukaralaştırılması, her aşamada özlük haklarına yansımayan performans uygulaması, eczanelere uygulanan yaptırımlar, ilaç için referans fiyat uygulamaları, "İyi sağlık hizmeti veriliyor." algısını yaratan reklamlar, personelin iş garantisini yok eden sözleşmeli statü, yeni Kamu Hastane Birlikleri buna bir örnektir. Kırsal kesimde yaşayanların sağlığı artık Allah'a emanet edilmiştir. Kamu, kırsal alandan elini tamamen çekmiştir.

Değerli arkadaşlar, üniversite hastaneleri, uygulanmakta olan fiyat politikası neticesinde borçlarını ödeyemez hâle gelmişler; Sağlık Bakanlığı, 13 tane üniversite hastanesine el koymuş, "afiliasyon" adı altında üniversite özerkliğini yok ederek Kamu Hastane Birliklerine dâhil etmiştir.

Sonuç olarak, kamu hastanelerinde hizmet kalitesi son derece düşmüştür, bundan en büyük zararı gören yine vatandaştır.

Bu bütçenin halkımıza hayırlı olmasını diliyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Tekirdağ Milletvekili Sayın Candan Yüceer, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2013 yılı Sağlık Bakanlığı bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi ve ekranları başında bizleri izleyen yurttaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Devlet durumunda bulunan siyasal kuruluşların en birinci görevi, toplumun, ulusun sağlıklı kalması için gerekli önlemleri, koşulları gerçekleştirmektir.

"Beni Türk hekimlerine emanet ediniz." Mustafa Kemal Atatürk.

"Ben doktora iğne yaptırmam, doktorlar adamı felç ederler alimallah. Doktor efendi dönemi bitti." Recep Tayyip Erdoğan.

"Doktorların eli hastaların cebinde." Recep Akdağ. Bu da yetmedi, Sayın Bakan, "Sağlıkta Dönüşüm Programı"nın getirdiği olumsuzluklara dikkat çekmeye çalışan, uygulamadaki hataları, çelişkileri dile getiren hekimlere "Paracı doktorlar gürültü yapıyor." dedi.

22

Önceki Sayfa Sonraki Sayfa