Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
22. Dönem 5. Yasama Yılı
17. Birleşim 09/Kasım /2006 Perşembe
Ulaşmak İstediğiniz sayfa aralığını giriniz.
Önceki Sayfa Sonraki Sayfa
Tutanak toplam 66 sayfadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Rivarol'ün bir sözünü hatırlatarak esas gündemime başlıyorum: "En medeni toplumlar bile parlak bir metalin pasa yakınlığı kadar zulme yakındırlar."

Dün Bosna Hersek'te yaşananlar, Irak'ta ve Lübnan'da olanlar ve en az yüz yıldır Filistin topraklarında yaşananlar, bize Rivarol'ün sözünün ne kadar anlamlı olduğunu gösteriyor. Yani, en medeni toplumların bile, parlak bir metalin pasa yakınlığı kadar zulme yakın oluşları...

Her şey uygar ve modern dünyanın gözleri önünde gerçekleşiyor. Uygar ve modern dünya suskun. Otuz dört günlük Lübnan saldırısında da suskundu. 2002'de Filistin'nin diğer kentleri, Ramallah, El Halil, Beytüllahim, daha önce de Cenin'de, Tulgarim'de, Kalkilya'da, Gazze'de, Han Yunus'ta, Refah'ta olduğu gibi, dün de Beyt Hanun'da, İsrail'in, yaşlılar, kadınlar ve çocuklara karşı yaptığı saldırılara tanıklık ettik. Tıpkı Lübnan'ın kana'sında olduğu gibi.

Sabah altıda, o güne ait rüyalarda iken, İsrail, çocukların, kadınların ve yaşlıların üzerine bombalar yağdırdı. 9'u çocuk olmak üzere 25 kişi hayatını kaybetti. Yalnızca dünün bilançosu 25 kişi.

Her gün Beyt Hanun Belediye Başkanı Muhammed Kafarna ile görüşüyorum.

Çocukların körpecik bedenleri başlarından ayrılıyor ve çocuklar henüz güne başlamadan bomba yağmurları altında toprakla sıvanıyorlar. Uluslararası kamuoyuna "bitti" denildiği andan itibaren operasyonların tekrar başladığını görüyoruz. Dünya sağır ve dilsiz. Bir yıla yakın bir süredir İsrail, Gazze Şeridi'nde insanların kanını donduracak şekilde saldırıları sürdürüyor ve insanlık dışı ambargo uyguluyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; daha önceki saldırılarda olduğu gibi, "Güz Bulutları" saldırısının da amacı, Gazze'de yaşayan Filistinlileri yok etmek üzere kurulu. Herkes hedef haline dönüşmüş, çocuklar, kadınlar ve yaşlılar. Oysa, savaşlarda bunların masumiyet ve masuniyeti söz konusudur. Kaldı ki, bu bir savaş değil. Uluslararası hukuk bunu böyle emrediyor. Burada savaş yok. Burada, yalnızca İsrail'in saldırıları var. İsrail uçakları Gazze'nin her yerini bombalıyor. Tanklar ve buldozerler Gazze'ye girip işyerlerini, okulları, hastaneleri, bütün altyapıyı ve ibadethaneleri yakıp, yıkıp yok ediyor. Bunun ne anlama geldiğini uluslararası hukuk kitaplarından bakmak gerekiyor. Bir toplumun sistematik bir şekilde tasarlanarak yok edilmeye çalışıldığını görüyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçen temmuz ayı içinde "Yeryüzü Doktorları" olarak Filistin ve Lübnan'ı ziyaret ettim, Batı Şeria ve Gazze'ye gittim. Her şeyin yakinen tanığıyım. Geceleri elektriksiz evine bomba düşecek korkusuyla sabahın nasıl beklendiğini gördüm. Çocuklara ve gençlere "Gelecekte ne olmak istiyorsunuz?" sualini yönelttiğimizde, anlamsız bir bakışla cevabını vermiş olduğunu görürsünüz.

An'a dair yaşama umudunun ortadan kaldırılmış ve hayatın yalnızca ölümden ibaret olduğu bir bölge insanının nasıl daha farklı tepkisi veya cevabı olabilir? Ölüm, hayatın kendisi olmuş.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerek Irak ve Lübnan çatışmalarında gerekse Filistin sorununda barışı kurmak ve korumak konusunda, Hükûmetimiz ortaya önemli bir irade koymuştur.

Sayın Başbakanımız ve Dışişleri Bakanımız, gerek uluslararası iradeyi gerekse İsrail'i barışın hemen kurulması konusunda uyarmıştır ve bu konuda inisiyatif üstlenme talebini dile getirmiştir.

3 Kasım 2006 tarihinde, yani bundan iki üç gün önce, Dışişleri Bakanlığımız, İsrail'in, Gazze Şeridi'ne yaptığı saldırıyı derin bir teessüf ve esefle karşıladığını kamuoyuna duyurmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; buradan insanlığın vicdanına seslenmek istiyorum: Uygarlık vermişsiniz, geri alın, bu bomba yağmurları! Bir millet böyle bir şiddete ve zulme daha ne kadar dayanabilir?

Büyük bir milletin mensupları olarak aziz milletime sesleniyorum: Bu bölgede yaşayan insanların hayata tutunmaları için duyarsız kalmayalım.

Bölgede gıda yok, su yok, elektrik yok, altyapı tamamen tahrip olmuş. Yardımlarımızla onların yanında olduğumuzu gösterelim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

SÜLEYMAN GÜNDÜZ (Devamla) - Başbakanlığımızın ve Dışişleri Bakanlığımızın, bölgeye ulaşması gereken sivil yardımlar konusunda İsrail yetkilileriyle görüşerek, Gazze ve Batı Şeria'ya bir insani yardım koridorunun açılması için daha fazla inisiyatif kullanmalarını talep ediyorum.

Eğer barış şimdi kurulmazsa, barış hiçbir zaman olmayacak. Barış hemen şimdi!

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Gündüz.

Gündem dışı konuşmaya Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Abdullah Gül cevap vereceklerdir.

Sayın Bakanım, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

8

Önceki Sayfa Sonraki Sayfa