Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
22. Dönem 4. Yasama Yılı
120. Birleşim 27/Haziran/2006 Salı
Ulaşmak İstediğiniz sayfa aralığını giriniz.
Önceki Sayfa Sonraki Sayfa
Tutanak toplam 119 sayfadır.

Kongo'da bir kuvvet konuşlandıracaktır. Bu kuvvet, 30 Temmuz ile 30 Kasım 2006 tarihleri arasında dört aylık bir süre için görev yapacaktır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin katkıda bulunacağı kuvvet işte bu kuvvettir. Bu harekât, Birleşmiş Milletlerin talebine binaen ve uluslararası hukuk çerçevesinde, uluslararası meşruiyet çerçevesinde gerçekleştirilmektedir.

Avrupa Birliğinin orada yapacağı görev şu şekilde özetlenebilir: Birincisi, Birleşmiş Milletler Teşkilatının Kongo'da gerçekleştirmekte olduğu ve baş harfleriyle MONUC adı verilen (Mission de l'Organisation des Nations Unies au Congo) bir harekâta destek sağlamaktır; ikincisi, sivillerin şiddete maruz kalmalarını önlemektir; üçüncüsü, Kinşasa Havaalanının korunmasına katkıda bulunmaktadır; dördüncüsü, kendi personel ve tesislerinin güvenliğini sağlamaktır ve sonuncu olarak da, gerektiği takdirde, zor durumdaki bireyleri tahliye etmek için küçük çapta operasyonlar düzenleyebilecektir. Türkiye, bu harekâta katılmaya Avrupa Birliği tarafından resmen davet edilmiştir. Bu çerçevede, ülkemizin 2 subay görevlendirmesi öngörülmektedir. Bunlardan biri harekât, diğeri kuvvet karargâhında görev yapacaklardır. Ayrıca, göreve hazır durumda bekleyecek olan 1 adet C-130 uçağımız da Kongo'ya yakın bir ülke olan Gabon'da konuşlandırılacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; malumları olduğu üzere, Türkiye, çok kritik bir coğrafyada yer almaktadır, jeostratejik önemi çok büyük olan geçiş güzergâhlarını kontrol etmektedir, ciddî bir askerî yeteneği elinde bulundurmaktadır. Bu konumdaki bir ülkenin küresel düzeyde yürütülen barışı koruma ve destekleme harekâtlarının içinde olması çok önemlidir, dışında kalması esasen düşünülmemelidir. İşte, tüm bu hususları değerlendiren Hükümetimiz, Birleşmiş Milletler, NATO, Avrupa Birliği ve AGİT gibi çokuluslu yapılar şemsiyesi altında yürütülen bu gibi harekâtlara katkılar yapmaktadır. Bu katkılar gerek askerî gerek sivil yetenekleri kapsamakta ve ikili düzeyde yürütülen çalışmaları tamamlayıcı nitelik arz etmektedir.

Geçen yıl, Türkiye'nin Barışı Destekleme ve Koruma Harekâtlarına Katılımı Konsepti kabul edilmiştir. Bu konsept, harekâtlara katılımların eşgüdüm içinde yürütülmesini öngörmektedir; çünkü, katılımların kendi aralarında tutarlı olması önem arz etmektedir ve devamlılık arz etmesi de önem arz etmektedir. Birbirlerine benzeyen harekâtlardan birisine katılıp ötekisine katılmadığınız zaman, bu, yanlış şekilde yorumlanabilir. Kongo'daki harekâta katılıp, Bosna Hersek'tekine katılmazsanız, bu da yanlış anlaşılır. Bosna'ya kaç asker, Kongo'ya kaç asker gönderdiğiniz de önem arz eder. Bosna'ya 2, Kongo'ya 70 asker göndermiş olursanız, bu da karşı tarafa yanlış bir mesajdır.

Bu demin bahsettiğim konsept, ayrıca, krizlere, hem sivil hem de askerî unsurlarla etkin şekilde müdahale edebilmek için gerekli zeminin oluşturulmasını da hedeflemektedir.

Diğer taraftan, ülkemiz, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası "AGSP" adı verilen, İngilizce "ESDP" adı verilen bu politikanın gelişmesini başından beri desteklemektedir. AGSP içinde etkin bir yer edinebilmek, Avrupa Birliği üyelik sürecimiz açısından da çok önemlidir. Öte yandan, AGSP içinde yer almak, aynı zamanda güvenlik ve savunma politikamızın da bir gereğidir ve bu politika stratejik önceliklerimiz arasında yer almaktadır. Nitekim, ülkemiz, AGSP'ye en fazla katkıda bulunan AB dışı ülkelerin başında gelmektedir. Bu katkı, Türkiye'nin AGSP'ye NATO dışında yaptığı ilk katkıdır. Bu, tesadüfen ortaya çıkmış bir gelişme değildir. Bu, Türkiye'nin bilerek yaptığı ve dikkatlice yürüttüğü bir politikanın sonucudur. Avrupa Birliği de, bu katkımızın önemini müdriktir, bilmektedir ve bu durum, AB tarafından şükranla karşılanmaktadır. Aynı şekilde, Kongo'daki askerî harekâta ülkemizin yapacağı katkı, Avrupa Birliği tarafından takdir edilmekte ve memnunlukla karşılanmaktadır. Avrupa Birliği içindeki muhataplarımız, bu memnuniyetlerini çeşitli temaslarımızda bize karşı da dile getirmektedirler.

Esasen, Türkiye, Avrupa Birliğinin 2003 yılından itibaren Balkanlarda üstlendiği tüm askerî ve polis misyonlarına katkıda bulunmuştur. Bu çerçevede, Bosna-Hersek'teki Avrupa Polis Misyonuna, ülkemiz, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığından toplam 4 personelle katılmaktadır. Bu misyon, AGSP, yani Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası çerçevesinde, o bağlamda, ilk sivil kriz yönetimi harekâtıdır ve 1 Ocak 2003'te başlamıştır.

Aynı şekilde, Haziran 2004 tarihinde İstanbul'da yapılan NATO zirvesinde bir karar alınmıştı. Bu karara göre, Bosna-Hersek'te NATO tarafından icra edilen ve SFOR adı verilen harekâtın sona erdirilmesinin ardından, Avrupa Birliği tarafından, bu ülkede, yani Bosna'da EUFOR-ALTHEA adıyla bir harekât başlatılacaktı. Bu harekât, NATO imkân ve yeteneklerine başvurularak oluşturulacaktı. Söz konusu harekât, nitekim, 2 Aralık 2004'te başlamıştır. Türkiye, Bosna-Hersek'teki bu harekâta 400'e yakın personelle katılmaktadır.

EUFOR-ALTHEA Harekâtı kapsamındaki bir başka misyon olan Entegre Polis Birimine de 46 jandarma personeliyle katkıda bulunmaktayız. Bu rakam, 2005 yılında yaptığımız katkının iki mislidir. Dolayısıyla, bir yıl sonra bu katkıyı iki misline çıkarmış bulunuyoruz.

Öte yandan, bildiğiniz üzere, 2005 yılı, Hükümetimizce, Afrika yılı ilan edilmiştir, yani, Afrika'ya açılma yılı ilan edilmiştir. Ayrıca, 2009-2010 yıllarında, Türkiye, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin geçici üyeliğine adaydır. Türkiye'nin Kongo Harekâtına katkıda bulunması, işte, bütün bu hususlar göz önünde bulun

41

Önceki Sayfa Sonraki Sayfa