Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
19. Dönem 4. Yasama Yılı
51. Birleşim 13 Aralık 1994 Salı

Sayın Meclis Başkanımızın da, bugünkü müzakerelerde burada bulunmasını çok arzu ediyordum; Meclis Başkanı bulunacak diye zaten söz istemiştim. Sayın Meclis Başkanımız, Reisicumhurumuz dışarıya gittiği için yerine vekalet ediyorlar. Bu konuşmaları inşallah oradan dinlemektedirler.

Sayın Başkan, ben, burada daima şunu ifade ediyorum-Sayın İnönü şahittir-bizler, vatandaşlarımızın millî iradesi ile milletvekili seçildik, geldik; Ahmet'in, Mehmet'in tayiniyle milletvekili olmadık. 1960'tan sonra 18 kişinin tayin ettiği Meclise hiç kimse bir şey söylemedi, 1980'den sonra 5 kişinin tayin ettiği Meclise de hiç kimse bir şey söylemedi; ama, 30 milyonun, reyiyle bu Meclise gelenleri, halkın yüzde 92'si tercih etmiyormuş, kabul etmiyormuş.

Sorulduğunda bir iki kişi "biz, milletvekillerinden memnun değiliz" diyorlar. Niye memnun değiller; 1980 ihtilaline kadar "oğluma, kızıma iş verin" diye milletvekiline hiç kimse gelmiyordu; gelenlerin tümü su,elektrik, yol hizmeti isterlerdi. Şimdi, Türkiye'nin her tarafından gelenler "oğluma, kızıma iş" diye geliyorlar.

MUSTAFA BAŞ (İstanbul)- Milleti işsiz bıraktınız da ondan.

HANNAN ÖZÜBERK (Devamla)- Bu sorunu da milletvekilleri halledecek değil ya...

SÜLEYMAN HATİNOĞLU (Artvin)- Anavatan Partisi zamanında su, elektrik, yol hizmetleri yerine getirildi.

BAŞKAN- Sayın Özüberk, siz konuşmanıza devam edin efendim.

HANNAN ÖZÜBERK (Devamla)- Sayın arkadaşlar, biz "yapmadı" demiyoruz; "şu yaptı, bu yaptı" da demiyoruz...

SÜLEYMAN HATİNOĞLU (Artvin)- Allah razı olsun...

HANNAN ÖZÜBERK (Devamla)- ...Biz diyoruz ki; vatandaşlarımız, şimdi "oğluma, kızıma iş" diye geliyor. Bu isteklerini yerine getirmediğiniz zaman da "bu milletvekili işimizi görmedi, şöyle adamdır, böyle adamdır" diyorlar. Ben bunları şahsım için de söylemiyorum, hepimiz için söylüyorum... ("Bravo" sesleri alkışlar) Ben, iktidar Partisine mensup bir milletvekiliyim.

Anayasadan bahsediyorsunuz... Hangi Anayasadan?..

ENGİN GÜNER (İstanbul)- 1982 Anayasasından.

HANNAN ÖZÜBERK (Devamla)- Ben, bir cumartesi günü karakola götürüldüm, 1982 Anayasası yüzde 94 kabul oyu aldıktan sonra karakoldan çıkan adamım; Jandarma Tabur Kumandanını, bazı nedenlerden dolayı Başbakana şikâyet ettiğim için... Adalet Partisi İlçe Başkanıydım... Karşıdakiler görüyor; benim bu avucumdakiler -halen bellidir- cop yarasıdır. İhtilal gecesi beni aldılar. ondört seneden beri, cop yarası daha çıkmamıştır.

Biz, buraya, bugünlerden geldik; öyle, havadan cıvadan gelmedik.

ENGİN GÜNER (İstanbul)- Bravo!

HANNAN ÖZÜBERK (Devamla)- Onu, buraya havadan cıvadan gelenler düşünsün. (Alkışlar) Biz, daima, millî iradenin reyiyle geldik. Sayın Meclis Başkanıma birkaç defa söyledim: "Sayın Başkan, milletvekillerinin üzerine çok geliyorlar. Şamar oğlanı gibi, her gelen vuruyor. Biz, şamar oğlanı değiliz."

İSMAİL SAFA GİRAY (İstanbul)- Kendisi de yapıyor...

HANNAN ÖZÜBERK (Devamla)- Sonra, biz, buraya, aylık ve yıllık için; aylığımız şu olsun, yıllığımız bu olsun diye de gelmedik. Memleketimize, milletimize hizmet için geldik. (DYP ve ANAP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Altı aydan beri, dokuz aydan beri bizim maaşlarımız daha da azalmıştır, daha az para veriliyor ve buna hiçbirimizin sesi sedası çıkmıyor. Onu yazan babayiğiti de göremiyoruz. Bu şekilde yazı yazan, çizen hiç kimse de yok! Bu adamlar altı aydan, dokuz aydan beri şu kadar da eksik alıyor demiyorlar.

ŞABAN BAYRAK (Kayseri)- İşlerine gelmiyor.

HANNAN ÖZÜBERK (Devamla)- Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bundan iki sene evveldi. Ben, Sayın Meclis Başkanımıza da söyledim, seçmenlerimiz geldiğinde -tabiî, hepinizin başında- bir yere gittiğiniz zaman, dolmuşla gittiğiniz zaman, git gel, günde birkaç defa gitmek gelmek mecburiyetindesin. Dolmuşla gittiğin zaman, tabiî yekûn tutuyor. Kendi arabamızla gidiyoruz ve caddeye de bırakmıyoruz arabamızı, kaldırıma bırakıyoruz, orada da geniş kaldırıma bırakıyoruz. Ben, zaten, iki seneden beri de arabamla bir yere gitmiyorum. İki sene evvelinden bahsediyorum. Geldim, baktım ki, on tane arabanın yan yana sığacağı yerde

28