Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
21. Dönem 2. Yasama Yılı
107. Birleşim 08 Haziran 2000 Perşembe

Değerli milletvekilleri, idarî yargının içerisinde bulunduğu birkısım sıkıntılar var. Bu sıkıntılar olmadan, mevcut olan durum içerisinde, birkısım görevler, birkısım olaylar Danıştayın yetki alanından alınıyor, bölge idare mahkemesi alanına sokuluyor, onların görev alanına alınıyor. Bu suretle, esasen, idarî yargının içerisinde bulunduğu sorunlar çözümlenmemiş oluyor.

Bakın, idarî yargının, görev alanlarının sınırlarıyla ilgili sorunları var. Yine, bölge idarî mahkemelerimizin, idareye başvuru olanakları konusunda sorunları var. Yargının yapısal yeterliliği noktasında sıkıntıları var. Yargı kararlarının yerine getirilmesiyle ilgili olarak da, keza, aynı şekilde, sıkıntılar var; çünkü, idare, yargı kararlarını yerine getirmemektedir. Bunların hepsini biliyoruz.

2576 ve 2577 sayılı Yasalar, bu açıdan değerlendirilecek olursa, toplumun mevcut sorunlarını yeteri kadar çözecek nitelik ve nicelikten yoksundur.

Zira, Anayasanın 125 inci maddesinde "idarenin her türlü işlem ve eylemleri idarî yargıya tabidir" denmiş olmasına rağmen; bakın, çok enteresan bir olay var; Anayasamızda, bir taraftan idarenin her türlü eylemini yargı denetimine veriyorsunuz; ama, yine, Anayasanın içerisinde birkısım görevler var ki veya birkısım kararlar var ki, bunları idarî yargı denetiminin dışına çıkarıyorsunuz. Nedir bunlar?.. Hemen, size, birkaç tanesini, müsaade ederseniz, belirtmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, Yüksek Hakem Kurulu kararları idarî yargıya tabi değil. Yüksek Seçim Kurulu kararları idarî yargıya tabi değil. Cumhurbaşkanının tek başına aldığı tasarruflar idarî yargıya tabi değil. Hatta, şu andaki Cumhurbaşkanımız, cumhurbaşkanı yetkilerinin fazlalığından bahsetmekle birlikte, idarî yargıya tabi olmamasını, Anayasa Mahkemesi Başkanıyken de tenkit etmişti. Memurlara verilen uyarma ve kınama cezaları, keza, aynı şekilde, idarî yargıya tabi değil. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararları idarî yargıya tabi değil. Sayıştay, Yüksek Askerî Şûra ve millî ve milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülen kamu hizmetleriyle ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri de, keza, aynı şekilde, uyuşmazlıklar da, idarî yargıya tabi değil; ama, Anayasa Mahkemesi kararlarına bakıyorsunuz; Anayasa Mahkemesi kararlarında, özellikle bunlarla ilgili, idarî yargının birkısım yetkileriyle ilgili, çok açık ve net kararları var.

Ayrıca, bir şey daha var; yasalarla, yine, idarî yargının dışına çıkarılmış olan noktalar var. Nedir bunlar?.. Sıkıyönetim komutanlarının aldığı kararlar idarî yargı denetimi dışındadır, Yargıtay Başkanlar Kurulunun kararları, dışındadır ve adlî yargının görevine aktarılan idarî işlemler de, yine, keza, aynı şekilde, yargı denetimi dışındadır ve onun görevlerinin dışına alınmıştır. Nedir bunlar?.. Vasilik, vesayet sistemi, nüfus kaydının değiştirilmesi, tapu işlemlerindeki birkısım hususlar, orman kadastro komisyonlarıyla ilgili, kamulaştırmanın, özellikle ücretle ilgili, bedelleriyle ilgili birkısım itirazları ve benzerleri -İmar Kanunu var, Belediyeler Kanunu var- bütün bunların hepsi, kanunlarla, adlî görevin içine alınmış, adlî yargı görevi alanına alınmış; ama, idarî işlem olmasına rağmen, idarî yargıya bırakılmamış.

Bakın, burada da görülüyor ki, adlî ve idarî yargı reformuna mutlak suretle, süratle ihtiyaç var; çünkü, adlî görevde de yine birkısım kararlar geç alınıyor, zamanında alınmıyor. Birkısım işlemler, aslında, idareye de devredilebilir. O sebeple, o reform kanununu, mutlak suretle, bir an evvel beklemek, bizim hakkımızdır diyorum ve ümit ediyorum ki, bunlar da çıkacaktır; ama, ne yazık ki, burada, birkısım sıkıntıları bir süre daha yaşayacağımız anlaşılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, yine, yargılama masraflarının yükselmesi, idarî yargıya başvuranları caydırmaktadır. Özelikle, avukatların dava ücretleri göz önüne alınırsa, dava açmak isteyenlerin vazgeçtikleri de bir gerçektir; ki, idarî mahkemelerine 1988-1999 yılları arasında açılan toplam 632 132 davadan 271 227'sinin, yani yüzde 43'ünün kamu görevlileri tarafında açıldığını varsayarsak, dava açmada ne kadar büyük sıkıntılar yaşandığını ve bir insanlık hakkı olarak hakkını arama noktasında ne kadar büyük bir engelle karşı karşıya kalındığını, sizin takdirlerinize, özellikle, sunmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, idarî yargının usul hükümlerinden kaynaklanan sorunları da vardır. İlk incelemeye ilişkin hükümler var, yürütmenin durdurulması kararına itiraz var, 2577 sayılı Yasanın 31 inci maddesinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa atıf yapılan hükümler var. 2577 sayılı Kanunun 28 inci maddesindeki, tazminat davalarının süresi gibi olumsuzluklara neden olan sorunların çözümlenmesi, keza, yine, aynı şekilde önemli olarak karşımızda durmaktadır. Öte yandan, idarî yargının, teşkilat ve kadro ile idarî yargı kararlarının yerine getirilmemesi gibi kronik sorunlarının da, yine, çözümünden kaçmamamız gerekir; ama, bununla ilgili olarak da, maalesef, sıkıntıları yaşamaya devam edeceğiz.

2577 sayılı Kanunda değişiklikler de, yine, bir çözüm getirmemektedir, sıkıntılar yine devam edecektir. Bu yasalardaki değişikliklerin, üzüntüyle belirtiyorum ki, bu sorunlara çözüm getirmediği noktasında herkesin de birleştiği görülüyor. Nitekim, 45 inci maddeye bakıyoruz; Danıştayın iş yükünü azaltmak için bölge idare mahkemelerine tam bir istinaf mahkemesi hüviyetini vererek, idare mahkemelerinin baktıkları bazı iptal davalarına karşı, doğrudan Danıştaya temyiz yolunu ortadan kaldırmak, üzerinde esas olarak durulması gereken husus olarak ortaya çıkmaktadır.

Bu sınıfa dahil olacak olan iptal davalarının seçiminde, davaların niteliği göz önüne alınabilir. Uzun süreden beri uygulanmaları nedeniyle, Danıştay içtihatlarıyla temel esasları belirlenmiş olan uyuşmazlıkları, bu sınıflamaya dahil etmek, keza, aynı şekilde mümkün. Öğrenci para cezalarının, ödeme emirlerinin, 3091 sayılı Yasanın, memur, yönetici, kadro dışındaki il içi atamalarının, disiplin amirleri tarafından verilen disiplin cezalarının, keza aynı şekilde, bölge idare mahkemelerinin görevleri arasına alınması mümkündür. Bu konuda bir değişiklik önergemiz vardır.

Bir hususu belirtmeden geçemeyeceğim. Değerli milletvekilleri, bölge idare mahkemelerinin görev alanlarını genişlettik. Şimdi, bakın, Erzurum Bölge İdare Mahkemesi bir karar alacak, İzmir Bölge idare Mahkemesi bir farklı karar alacak; aynı konuda, şahıslar değişik. 25 tane bölge idare mahkemesi var ve bu bölge idare mahkemelerinin aldıkları kararla kesindir. Eğer, aynı mahiyetteki kararlar; ama, farklı bir şekilde alınırsa, o zaman, idare ne yapacaktır? Diyelim ki, İçişleri Bakanlığına Van'dan ayrı

23