Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
22. Dönem 3. Yasama Yılı
16. Birleşim 10 Kasım 2004 Çarşamba

15 inci maddeye geldiğimiz zaman, 15 inci maddede, kurul, Başbakanın ya da bakanın seçeceği 5 üye, Adalet Bakanının seçeceği 1 üye ve Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulundan Diyanet İşleri Başkanlığına, Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinden Emniyet Genel Müdürlüğüne ve Özürlüler İdaresi Başkanlığına varıncaya kadar çok geniş yelpazede kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerinden oluşmaktadır.

Kurul, genel müdürlüğün yürüteceği araştırma projeleri arasından hangilerine öncelik verileceğinden tutun da, ulusal ve uluslararası sosyal amaçlı vakıf, dernek ve federasyon ile gönüllü kuruluşlarla işbirliği yapılmasına, aile yapısı üzerinde etkili olabilecek yayınlardan genel müdürlüğün görev alanına giren mevzuat konusuna kadar pek çok alanda görüş ve tavsiyelerde bulunabilmektedir.

Kurulun çok geniş yelpazeden ilgili ve yetkililerce oluşturulması, aile araştırma kurumu genel müdürlüğünün etkisini artıran bir faktör olacaktır. Bu durum, kurumun, Emniyet Genel Müdürlüğüyle, Diyanet İşleri Başkanlığıyla, Avrupa Birliği Genel Sekreterliğiyle, yani, devletin üst seviyede bütün kurum ve kuruluşlarıyla aktif işbirliği yapabilmesi anlamına gelmektedir. Bu, aynı zamanda, adı geçen kurumlar, özellikle aileyle ilgili konularda gözü kapalı olarak görev yapmayacak demektir. Aile araştırma kurumu genel müdürlüğünün yapacağı araştırmalar, bu kurumların yolunu aydınlatan el feneri gibi olacaktır.

Öte yandan, Avrupa Birliği müzakere sürecinde, kurumun yeniden yapılandırılması ayrıca önem arz etmektedir; çünkü, Avrupa Birliğine üye ve aday ülkelerin aile bakanlarının yıllık mutat toplantılarıyla belirlenen aileyle ilgili ortak gündemin gerçekleşmesi ve takibi, kurum marifetiyle gerçekleştirilecektir.

Değerli arkadaşlar, esasen, aileye bu kadar çok önem atfedip, misyonlar yükleyip, sonra da sadece seyretmek mümkün değildir. Maalesef, bugüne kadar aileye verilen önem sadece lafta kalmıştır. Bu nedenle, sosyal, ekonomik ve küresel gelişmeler ve krizler, ilk önce ve en fazla aileyi etkilemiş, doğrusu epey de hırpalamıştır.

Nitekim, boşanma oranlarına baktığımız zaman, 1996 yılına kadar değişmeyen bir yapı, 1997 yılından 2000 yılına kadar bir azalma, 2000 yılında ise bir artış olduğu gözükmektedir. Yine, aynı şekilde, intihar oranlarında 1997 yılına kadar dalgalanmalarla birlikte bir artış, bu yıldan 2000 yılına kadar az miktarda bir düşüş gözlenmekte, 2001 yılında ise önemli bir derecede artış gözükmektedir.

Ancak, ekonomik ve sosyal gelişmeler aileyi etkilediği kadar, aile de ekonomiyi ve sosyal yapıyı etkilemektedir. Ailenin zayıflaması ve fonksiyonlarını yerine getirememesi, toplumda dezavantajlı kesimleri sokağa ve çaresizliğe itmektedir. Ailenin birtakım gelişmelerden olumsuz etkilenmesi, zayıflaması, yıpranması, aynen toplumsal gelişmelere yansımaktadır. Sözgelimi, aile ekonomik nedenlerle geçim zorluğu mu yaşamaktadır, boşanmalar artar, aile içi şiddet artar, çocuklar olumsuz etkilenir. Aynı zamanda, suç oranlarında da artış, emniyet güçlerini ve adalet mekanizmasını artan suç oranları karşısında mücadele etmeye sevk eder. Onun için, millî eğitimin sorunlarını mı çözmek istiyorsunuz; aileden başlayacaksınız. Adaletin sorunlarını mı çözmek istiyorsunuz; aileden başlayacaksınız. Güvenlik sorunlarıyla mı boğuşuyorsunuz; aileye önem vereceksiniz. Aileye gerekli önemi vermeyen hiç kimse, temel meselelerden hiçbirine kalıcı çözüm üretemez.

Eğer, Türkiye, gelişme potansiyelini etkili bir şekilde kullanmak istiyorsa, modern uygarlık yolunda daha hızlı adımlarla ilerlemek istiyorsa, aile kurumunu güçlendirecek tedbirleri derhal hayata geçirmek zorundadır.

Küreselleşmeyle birlikte toplumsal ilişkilerin giriftleşmesi, aileyi etkileyen sebeplerin de giriftleşmesi anlamına gelmektedir. Onun için, aileye, yüklendiği misyona paralel önem verilmek isteniyorsa, lafla önem verme dönemi artık geride kalmıştır. Türkiye'nin lafla çözeceği hiçbir meselesi yoktur. Bu nedenle, aile araştırma kurumuna ihtiyaç var, kurumun araştırmalarına ihtiyaç var, kuruma çalışmalarında yol gösterecek danışma kuruluna ihtiyaç var ve hepsinden önemlisi, kurumla ilgili diğer kurum ve kuruluşların çok sıkı işbirliğine ihtiyaç var. Bir benzetme yapmak gerekirse, sanayi kuruluşları için ar-ge faaliyetleri neyse, toplum ve aile için de aile araştırma kurumunun yapacağı çalışmalar odur.

Türkiye'de 15 070 093 hane halkı bulunmaktadır. Boşanma ve intihar olaylarının, aileiçi şiddet olaylarının artması, aile için ciddî tehdit ve tehlike ise de, bu oranların Batıya oranla düşüklüğü, yine de yüreğimizi serinletmektedir.

Ancak, ne var ki, son yıllarda, evlenmenin demode olduğu, bitmez tükenmez propagandalarla işlenmekte ve evlilik dışı ilişkiler âdeta özendirilmektedir. Bu propaganda önlenmelidir. Tarımı ve sanayii teşvik etmek gibi, aile kurumunu da teşvik etmek, bizim için çok önemlidir. Özendirici birtakım önlemlerle ve teşviklerle bekârlığın değil, evliliğin sultanlık olduğunu ispatlamamız gerekiyor. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ALİ RIZA BODUR (İzmir) - Kaç tane, onu da söyle...

FATMA ŞAHİN (Devamla) - Galiba evliliğin özendirilmesi için devlete, yuvanın yıkılmaması için asıl biz kadınlara görev ve sorumluluk düşmektedir; çünkü, aile bizim her şeyimizdir.

Bu düşüncelerle, bu yasanın bütün çalışanlara hayırlı olmasını ve halkımıza da hayırlar getirmesini diliyor, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Şahin.

80