Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
22. Dönem 2. Yasama Yılı
46. Birleşim 22 Ocak 2004 Perşembe

Ayrıca, Türkiye, UNIDO'nun gelişmekte olan ülkelerin sınaî kalkınmaları için yürüttüğü faaliyetlerde de önemli ve aktif rol oynamaktadır. 1979 yılından bu yana, Türkiye'de, çimento, şeker, döküm, demir çelik sektörlerinde düzenlenen eğitim programları çerçevesinde çok sayıda stajyer eğitim görmüştür.

UNIDO'yu Birleşmiş Milletlerin bir uzmanlık kuruluşuna döndürme çalışmalarıyla ilgili olarak, Türkiye, UNIDO Sözleşmesini 8 Nisan 1979 tarihinde onaylamıştır. 21 Aralık 1981 tarihinde sözleşme Bakanlar Kurulunca onaylanmış; onay belgesi ise, 5 Mayıs 1982 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine tevdi edilmiştir.

İşte, bu örgüt ve Türkiye arasında onaylanacak anlaşmaların içeriğinden bahsetmek istiyorum. Bundan sonra, örgütün alternatif enerji kaynaklarına yönelik projelerinin çok önemli bir ayağı Türkiye'de olacaktır. Birleşmiş Milletler Sınaî Kalkınma Örgütüyle 1992 yılında yapılan anlaşma gereği kurulması öngörülen, ancak çeşitli engeller nedeniyle kurulması geciken Uluslararası Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Merkezi, yani, UHETEM, bu yıl İstanbul'da faaliyete geçecektir. Anlaşma hükümlerine göre, Türkiye'nin örgüte taahhüt ettiği toplam katkı, beş yıllık bir sürede 40 000 000 dolardır.

Kendi alanında dünyanın ilk Uluslararası Hidrojen Teknolojileri Araştırma Merkezi olan UHETEM, Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında, 171 ülkenin ortak katılımıyla gerçekleştirilmektedir. Böylece, Türkiye'nin 171 ülkeyle ortak teknoloji projeleri geliştirmesi ve hidrojen enerjisiyle ilgili bilim ve teknolojinin ülkeye girmesi mümkün olacaktır.

Merkezin Birleşmiş Milletler bünyesinde kurulması, Türkiye'nin uluslararası kuruluşlar arasındaki itibarını artıracağı gibi, birçok bilim adamının Türkiye'ye gelmesine de olanak sağlayacaktır. Ar-ge projeleri kapsamında dış fonların ve özel sektör imkânlarının bu merkeze yönlendirilmesiyle, Türkiye'ye önemli miktarda finansman gelmesi de beklenmektedir. Merkez, ilerideki yıllarda, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumuna benzer bir yapıya kavuşturulacaktır.

Ülkemizde yüksek miktarda bor madeninin bulunması, hidrojenin depolanması ve güvenli biçimde yakıt olarak kullanılması yönünde yapılacak araştırmalara hammadde sağlamaktadır. Bu nedenle, Ulusal Bor ve Ürünleri Araştırma Enstitüsünün, UHETEM ile yakın işbirliği kurması planlanmaktadır. Ayrıca, Karadeniz'de bol miktarda bulunan hidrojen sülfit maddesi, UHETEM'in çalışmalarında önemli bir rol oynayacaktır.

Değerli milletvekilleri, dünyada fosil yakıt olarak da bilinen kömür, doğalgaz ve petrol rezervleri gün geçtikçe azalmaktadır. Örneğin, British Petrollerinin Haziran 2003 istatistiklerine göre, bilinen petrol rezervlerinin ömrü dünyada 41 yıl iken, Türkiye'de 14 yıldır. Yine, bilinen doğalgaz rezervlerinin ömrü dünyada 61 yıl iken, Türkiye'de 16 yıldır. Kömürün ise, bugünkü kullanımla birkaç yüzyıllık rezervi bulunmaktadır. Ancak, bundan da önemlisi, fosil yakıtlar, yaşamı tehdit edici çevresel etkilere sahiptir.

Dünyada halen yüzde 80 fosil yakıt kullanılmaktadır ve artan nüfusa paralel olarak enerji ihtiyacının da artmasına rağmen, sınırlı fosil yakıt üretimi 2015 yılından itibaren gittikçe azalacaktır. O bakımdan, 2015 yılından sonra yeni bir enerji kaynağı bulunması gerekmektedir.

Dünyadaki enerji tüketimi eşit bir biçimde dağılmamıştır. Bugün, yaklaşık 1 600 000 000 insan çağdaş enerji hizmetlerine erişimden yoksundur. Dünya nüfusunun yüzde 20'si toplam enerji tüketiminin yüzde 60'ını, gelişmekte olan ülkelerde yaşayan yaklaşık 5 milyar nüfus ise enerji tüketiminin yüzde 40'ını gerçekleştirmektedir.

Değerli arkadaşlar, enerji, bir ülkenin ekonomik ve sosyal gelişmesinin en temel ve sürükleyici gereksinimlerinden biridir. Enerji politikalarında temel ilkemiz, kesintisiz, güvenilir, temiz ve ucuz enerji olmalıdır. Bütün bu kriterleri üzerinde toplayan depolanabilir yegâne enerji kaynağı ve taşıyıcısı, hidrojendir. Tüm bu özellikleriyle hidrojen, geleceğin enerji türü olarak dünyada kabul edilmiş durumdadır. "Hidrojen medeniyeti" kavramı, bilim adamları tarafından sıkça ifade edilmektedir.

Hidrojen kaynakları, evrende son derece bol ve yaygındır. En büyük hidrojen kaynağı sudur. Hidrojenden enerji elde edilmesi sırasında çevreyi kirletici ve sera etkisini artırıcı hiçbir gaz ve zararlı kimyasal madde üretimi söz konusu değildir. Hidrojenin büyük miktarlarda edinilmesi, suyun elektroliziyle gerçekleşmektedir. Elektroliz için rüzgâr, güneş ve su enerjisi gibi yenilenebilir enerjiden istifade edilebilir. Zira ülkemiz, yenilenebilir enerji kaynakları bakımından çok zengindir.

Yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili olarak Türkiye, güneş enerjisi konusunda coğrafî olarak iyi bir konumdadır. Meteorolojik verilere göre, Türkiye'de yıllık ortalama güneş ışığı süresi 2 640 saattir. Rüzgâr enerjisi bakımından da zengin olan ülkemiz, buna ilaveten, Avrupa'da en yüksek hidroenerji potansiyeli olan ülkelerden biridir. Ülkenin toplam geliştirilebilir ekonomik enerji, hidroenerji üretim potansiyeli yılda 124 000 gegavat/saat olarak tahmin edilmektedir.

Bir ülkenin enerji planlamasında gözetilmesi gereken ilkeler, enerji-ekonomi-ekoloji dengesi, sürdürülebilir kalkınma, kaynak çeşitliliği ve enerji güvenliğidir.

Değerli arkadaşlarım, hidrojen, bütün bu özellikleri taşıyan bir enerji türüdür. Ayrıca, hidrojenin boru hatlarıyla iletiminin maliyeti, elektrik dağıtım hatlarının maliyetinin sadece yüzde 25'i kadardır.

Hidrojen gaz halinde yakılarak, ısınma, taşıt yakıtı ve mutfak için kullanılabilecek; yakıt pili formunda ise, dizüstü bilgisayar ve cep telefonlarında şarj, otomobillerde benzin alma sorunu büyük ölçüde çözülebilecektir. Bir yıl içinde kartuşlu bilgisayarların ve hidrojen yakıtlı araçların piyasaya sürülmesi beklenmektedir. Çok yüksek bir verime sahip hidrojen yakıtıyla çalışan motorlu araçlar, elektronik cihazlar ve telekomünikasyon aletleri giderek ticarî kullanıma sunulmaktadır.

Teknolojik açıdan önde olmak kaygısını taşıyan ülkeler, araştırma merkezleri ve sınaî şirketler, hidrojen teknolojisine daha fazla eğilmekte ve bu alanda çok yüklü yatırımlara girişmektedirler. Avrupa Birliği, hidrojenli yakıt pili teknolojisi için ilk beş yılda 5 milyar euro, Amerika Birleşik Devletleri hidrojenli otomobiller için 1 700 000 000 Amerikan Doları, Japonya ise 2020 yılına kadar 4 milyar Amerikan Doları harcamayı planlamıştır.

44