Turkiye Buyuk Millet Meclisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
22. Dönem 2. Yasama Yılı
77. Birleşim 22 Nisan 2004 Perşembe

Ulaşmak İstediğiniz sayfa aralığını giriniz.
Font Küçült | Normal | Font Büyüt
Başa Dön | Önceki Sayfa Sonraki Sayfa | Son Sayfa
Tutanak toplam 38 sayfadır. Sorgulanan Sayfaların Yazıcı Versiyonu
Yer değiştirme sırasında bazı Ermeni kafilelerinin, farklı etnik kökenli Müslüman çapulcuların saldırısına uğradıkları doğrudur; ancak, Türk mahkemelerinin, bu tür suçluları muhakeme ettikleri ve 1 000'den fazla idam kararı verdikleri de akıldan çıkarılmamalıdır. Bu gerçekler ışığında, Ermenilerin, soykırımına uğradıkları yolundaki iddiaların geçersizliği tartışılmaz bir biçimde ortaya çıkmaktadır; ancak, konuya hukukî açıdan bakıldığında bu gerçek daha berrak bir nitelik kazanıyor değerli arkadaşlarım. Nitekim "soykırımı" kavramı, Birleşmiş Milletlerin bu konuda 1951'de yürürlüğe giren Soykırımı Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesinde şöyle tarif edilmiştir: "Soykırımı, ulusal, ırksal, etnik veya dinsel bir grubun mensuplarının, yok etme niyet ve kastıyla, tamamen veya kısmen imha edilmesidir." Oysa, buraya kadarki izahatımızdan, Osmanlı Hükümetinin, Ermeni milletine karşı kıyım uygulamak ve Ermenileri kısmen veya tamamen imha etmek gibi bir planının, niyet ve kastının hiçbir zaman olmadığı anlaşılacaktır.

Ermeniler, 89 yıldır, tüm çabalarına rağmen, böyle bir niyet ve planı ortaya koyan tek bir geçerli belgeyi dünya kamuoyuna sunamamışlardır. Nitekim, ünlü bilim adamı ve tarihçi Bernard Lewis, bu konuda, 1993'te Le Monde Gazetesinde yayımlanan makalesinde şöyle diyordu: "Osmanlı Hükümetinin Ermeni ulusuna karşı kitlesel imhayı öngören bir planı olduğunu gösteren geçerli kanıt yoktur... Türklerin tehcire başvurmalarının meşru nedenleri vardır. Zira, Ermeniler, Osmanlı topraklarını işgal eden Rusya'yla ittifak halinde Türklere karşı çarpışıyorlardı." Bu gerçekler, Ermenilerin, soykırımına uğradıkları yolundaki iddialarını temelden çürütüyor.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, size özetleyeceğim "Malta Sürgünleri" olayı da, soykırımı iddialarının ne denli düzmece ve mesnetsiz olduğu hakkında açık bir fikir verecektir.

Bu olay şöyle cereyan etmiştir: İstanbul'daki İngiliz işgal yönetimi, Sevr Anlaşmasının 230 uncu maddesi gereği olarak, Ermeni olaylarını kovuşturmak amacıyla Osmanlı Hükümetine mahkemeler kurdurdu. Bunların en ünlüsü Nemrut Mustafa Mahkemesiydi. Bu mahkemenin iki özelliğinden birincisi, savaş sırasında iktidar olan İttihat ve Terakki Partisinin düşmanı olan Hürriyet ve İtilaf Partisi Hükümeti tarafından kurulmuş olması, ikincisi de, sanıklara, kesinlikle, savunma hakkı tanımamasıydı. İngilizler, mahkemenin adil yargı yapmayacağı kanısına varınca, Ermeni patrikhanesinin raporlarına dayanarak tutuklamış oldukları ve esas itibariyle, Ermeni katliamından sorumlu tuttukları 144 Türk sanığı İngiliz mahkemesinde yargılama kararını aldılar. Sonra da, aralarında sadrazam, meclis başkanı, genelkurmay başkanı, şeyhülislam, bakanlar, bazı mebuslar, valiler ve ordu komutanları bulunan bu 144 sanığı, aleyhlerinde hukuksal kanıtların oluşturulmasına kadar, İngiliz kolonisi olan Malta Adasına sürdüler; ancak, bilahara, patrikhane raporlarının propaganda niteliğinde olduğu ve mahkemede kanıt olarak kullanılamayacağı anlaşılınca, telaşa düşen İngilizler, İstanbul'da mutlak otorite konumunda olan İngiliz işgal yönetimi vasıtasıyla, Osmanlı Devletinin tüm devlet arşivlerini bir uzmanlar kuruluna taratıp incelettiler ve yoğun sorgulamalarda bulundular. Buna rağmen, katliam iddiasını doğrulayacak hiçbir kanıt, hiçbir belge, hiçbir emirname bulamadılar. Alınan bu sonuç nedeniyle etekleri tutuşan İngilizler, son çareyi Amerika'ya başvurmakta buldular ve Washington'dan Türkleri toplu kıyımla suçlayacak belgelerin kendilerine acilen gönderilmesini resmen talep ettiler.

Değerli arkadaşlarım, Birinci Dünya Savaşı sırasında Amerika, Osmanlı İmparatorluğuna karşı savaşa girmemiş, bundan dolayı da ilişkiler kesilmemişti. Bu nedenle, Türkiye'de görevlerini sürdüren Amerikan diplomatik ve konsolosluk görevlileri ve misyonerleri, Ermeni tehcirini tüm Anadolu'da çok özel bir dikkatle izlemişler ve tehcire uğrayan Ermenilere örgütlü bir şekilde insanî yardımda bulunmuşlardı. Bu itibarla, Ermenilere karşı planlanmış bir toplu kıyım yapıldıysa bunların kayıtlarının Amerikan arşivlerinde mutlaka bulunması gerekiyordu; ancak, İngiltere'nin Washington Büyükelçiliğinden bir uzmanın Amerikan arşivlerinde yaptığı araştırmanın sonucu tam bir düş kırıklığı yarattı. Araştırmadan sonra, İngiliz Büyükelçiliğinden Londra'ya çekilen 13 Temmuz 1921 tarihli telgrafla, Amerika'nın elinde Malta'daki sanıkları suçlamada kanıt olarak kullanılabilecek hiçbir belge olmadığı bildirildi.

Bunun üzerine, İngiliz Kraliyet Başsavcısı, 29 Temmuz 1921 tarihli kararıyla, Malta'da sürgünde olan sanıkları Ermeni katliamıyla suçlayacak nitelikte bir kanıt bulunamadığını açıklamak mecburiyetinde kaldı. Böylece, Malta sürgünleri temize çıktı ve serbest bırakıldı. Bu suretle, soykırımı iddialarının mesnetsizliği de saptanmış oldu; ne var ki, bu gelişmenin Ermenilerin cesaretini kırdığı söylenemez.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, sizlere Ermeni soykırımı iftirası konusunda ilk bellibaşlı yayın olan ve bu iddianın altyapısını oluşturan "Mavi Kitap"tan ve bununla ilgili müthiş bir sahtekârlıktan söz edeceğim.

Değerli arkadaşlarım, hemen belirteyim ki, Türkiye'nin tarihinde hiçbir yayın ülkemize bu kitap kadar muazzam bir zarar vermemiş, ülkemizin imajını bu denli tahribata uğratmamıştır. 1916'dan bugüne kadar Ermeni soykırımı hakkında yazılan onbinlerce kitap, onbinlerce makale Mavi Kitaptan alıntılar yapmış, bu kitabın gerçekleri yansıttığı varsayımıyla, Türkiye'ye karşı iftira ve karalama kampanyasının sürdürülmesinde etkin olmuştur.

Hiç kuşkunuz olmasın, Ermeni lobiciler, Kanadalı parlamento üyelerini sözde soykırımı kararını almaya ikna etmek için yine bu kitaptan yararlanmışlardır.

Esas ismi "Osmanlı İmparatorluğunda Ermenilere Yapılan Muamele, 1915-1916" olan bu gayet hacimli kitabın, ilk bakışta, kişisel bir girişimin ürünü olduğu ve Amerika'da büyükelçilik yapmış olan Viscount Bryce tarafından, sonradan dünya çapında üne kavuşan tarihçi Arnold Toynbee'nin yardımıyla yazıldığı izlenimi edinilmektedir.

10

 
Başa Dön | Önceki Sayfa Sonraki Sayfa | Son Sayfa

Sosyal Medya

Kurumsal Facebook Adresi Kurumsal Twitter Adresi RSS Aboneliği Gunluk Haber Aboneliği Genel Kurul Facebook Adresi Genel Kurul Twitter Adresi Web Yoneticisine Mesaj
Sosyal Ağlarda TBMM

Arama

TBMM'yi Ziyaret

Randevulu Okul Gezisi

Rehber Eşliğinde Gezi

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin tanıtımı kapsamında ziyaretçilerin rehber eşliğinde gezdirilmesi, Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı tarafından hazırlanan bir program dahilinde gerçekleştirilmektedir.

Detaylı Bilgi İçin

 

 

 

 

 

 

E-devlet Üzerinden Randevu

E-devlet Linki

Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ziyaret etmek için e-Devlet üzerinden randevu talebinde bulunabilirsiniz.

e-Devlet Linki

Halk Günü

Halk Günü

Milli İradenin kalbinin attığı yer olan Türkiye Büyük Millet Meclisi tüm vatandaşlarımızın ziyaretine açılmıştır. Her ayın ilk Cumartesi günü 11.00 - 15.00 saatleri arasında önceden herhangi bir randevu almaksızın saat başı gerçekleştirilen gezi programlarına katılabilmek için TBMM Dikmen Kapısına gelmeniz yeterli olacaktır.

Detaylı Bilgi İçin

 

 

Kurtuluş Savaşı Müzesi

Kurtuluş Savaşı Müzes

'Birinci Millî Mimarlık Dönemi Üslubu'nun Ankara'daki ilk örneklerinden olan I.TBMM Binası, 1920-1924 yılları arasında Kurucu Meclis olarak da görev yapan Gazi Meclis tarafından kullanılmıştır. Halen TBMM Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı uhdesinde Kurtuluş Savaşı Müzesi (I.TBMM Binası) olarak hizmet vermektedir.

Sanal Tur

Türkiye Büyük Millet Meclisi Sanal Tur

Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni aşağıdaki bağlantıyı kullanarak sanal olarak gezebilirsiniz.

TBMM Sanal Tur Gezisi

Engelsiz Meclis

İşitme Engelliler

Rehber Eşliğinde Gezi

Yasama ve Denetim Hizmetlerine İlişkin Tanıtım Videolarına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz.

Youtube Erişim Linki