Komisyon Adı:İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu
Konu:12 Eylül Askerî Darbesinden Sonra Oluşturulan Diyarbakır 5 No.lu Cezaevi İnceleme Alt Komisyonu Başkanı Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu'nun, Alt Komisyon Çalışmalarına İlişkin Bilgi Vermesi
Dönemi:26
Yasama Yılı:1
Tarih:27/04/2016


12 Eylül Askerî Darbesinden Sonra Oluşturulan Diyarbakır 5 No.lu Cezaevi İnceleme Alt Komisyonu Başkanı Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu'nun, alt komisyon çalışmalarına ilişkin bilgi vermesi ORHAN MİROĞLU (Mardin) - Toplantıya geç katıldım bir hayli, kusura bakmayın. Umarım verimli bir toplantı olmuştur. Tabii, alt komisyonumuzun şimdiye kadar yaptığı çalışmaları ve bundan sonra neler yapmayı tasarladığımızı özetle ifade etmek isterim.

     Bizim, tabii, daha önce de Komisyonda söylediğimiz gibi incelediğimiz tarih 24/4/1979'da Diyarbakır'da sıkıyönetimin ilan edilmesiyle başlayan tarihtir. Bu tarihin bitimi olarak da 31/12/1984'ü belirledik. Yani, cezaevindeki koşulların biraz normalleştiği ve geriye dönük olarak karşılaştığımız o uygulamaların bir biçimde sona erdiği dönem yani yaklaşık dört beş yıllık bir dönem. Bir medya taraması yapacağımızı söylemiştik. Anadolu Ajansından deneyimli bir muhabir arkadaşımızı istedik, sağ olsunlar, onlar da yardımcı oldular. O arkadaşımız şimdi Meclis kütüphanesi başta olmak üzere, bu beş yılla ilgili, Diyarbakır Cezaevi ve bölgenin genel olarak siyasi durumunu, insan hakları ihlallerini araştıran bir çalışma yürütüyor. Şimdiye kadar biz beş toplantı yaptık. 10'u cezaevinde hükümlü olarak kalmış, 2'si hükümlü yakını ve 1'i de görevli olmak üzere -astsubay olarak görev yapmış o tarihte- 13 kişinin tanıklığına başvurduk. Ama bu tanık dinleme programımız devam edecek. Bu hafta yapamadık, geçen hafta AKPM'nin toplantısı vardı, yine yapamadık, ben Strazburg'daydım. Önümüzdeki perşembe yine bu programı düzenli bir biçimde sürdürmeyi düşünüyoruz.

     Alt komisyon tarafından, Diyarbakır Cezaevindeyken ölümü gerçekleşen, daha doğrusu katledilen Bedii Tan'ın oğlu Diyarbakır Milletvekilimiz Sayın Altan Tan'ın tanıklığını aldı komisyonumuz ve bu olaydan sorumlu cezaevi görevlisi Adnan Gündüz'ün adresini tespit ettik, Adnan Gündüz'ün komisyona gelip bu şeyi paylaşmasını istedik.

     Bunun dışında, alt komisyon, Adalet ve Millî Savunma Bakanlıklarına yazılar yazdık. 1979 ve 1984 tarihleri arasında Diyarbakır Cezaevinde hükümlü ve tutuklu olarak bulunan isimleri, yakınlarının isimlerini, iletişim bilgilerini, cezaevinde bulunma sebeplerini, tahliye tarihlerini, cezaevinde ölmüşlerse buna dair soruşturma raporlarını, cezaevinde işkence ve kötü muamele görmüşlerse buna dair soruşturma raporlarını talep ettik.

     İkinci olarak da Diyarbakır Cezaevinde görev yapan -rütbeli, rütbesiz- personelin isimlerini ve görev unvanlarını, hâlen görev yapan varsa kimlik bilgileriyle görev yaptıkları yerin adresini, emekli ya da terhis olmuşlarsa kimlik adres bilgilerini talep ettik. Diyarbakır Cezaeviyle ilgili yapılan resmî yazışmalara dair Adalet Bakanlığı arşivinde ve İçişleri Bakanlığında yazılarla ilgili cezaevine yönelik bilgi içeren belgelerin bir örneğinin gönderilmesini talep ettik. Şimdiye kadar dinlediğimiz tanık ve görevli kişiler. Bir kişi var zaten görevli, Abdurrahim Semavi, bu arkadaşımızın ayrıca Diyarbakır Cezaeviyle ilgili kaleme alınmış bir kitabı da var. Mesut Baştürk yine bu yazarlar kategorisinde bir arkadaşımız ama aynı zamanda, mağdur. Bayram Bozyel yine yazarlar kategorisinde yani bir kitabı olan arkadaşlarımızdan birisi. Altan Tan, Faruk Altun, Nuri Sınır, Köçer Sınır, Mehmet Emin Dicle, Ahmet Aydın, Ferman Karaçam, Aydın Hasar, Mahmut Değer ve Adnan Güllüoğlu; şimdilik şeyimiz bu. Tabii, şunu gördük biz: Bizim komisyonumuza komisyonumuzun yapamayacağı birçok şeyin yüklendiğini görüyorum ben, hukuki manada da bir hesaplaşma, yeni yeni davaların açılması gibi. Tabii, biz her komisyon toplantısında bunun böyle olmadığını, bizim amacımızın tarihe bir kayıt düşmek olduğunu fakat işin hukuki sürecinde yetkili bir komisyon olmadığımızı, maddi, manevi tazminat mekanizmalarını teklif edebileceğimizi ama bunun nasıl sonuçlanacağı konusunda yetkili bir komisyon -yani yasalarımız çerçevesinde- olmadığımızı ifade ediyoruz. Ama şunu gördük biz: Hemen hemen dinlediğimiz bütün arkadaşlarımızın bir biçimde mağduriyetleri devam ediyor, hukuki mağduriyetleri yani işin psikolojik, işkence, travmatik meselelerin dışında inanılmaz bir biçimde, mevzuat değişiminin olmaması nedeniyle... Mesela, en son dinlediğimiz arkadaşımız Adnan Güllüoğlu, hâlâ, otuz beş yıl geçmiş aradan, kendisi doktordur, Urfa'da doktorluk yapıyor- sorduk tabii, "Mesleğinizi yapabiliyor musunuz?" diye, "Yapıyorum mesleğimi ama maalesef, hâlâ devlet hastanelerinde bu mesleğimi yürütemiyorum." dedi. Buna benzer, çok çok mağduriyetler var ve komisyonumuzun da bu mağduriyetleri bir biçimde, Hükûmetin ilgili bakanlıklarıyla iş birliği yaparak sona erdirme talebi var.

     Genel olarak medyada tabii, gündemi biliyorsunuz. Ben bazen şeyi açarken şöyle diyorum Habermas'tan esinlenerek; Habermas'ın biliyorsunuz 2001 saldırısından sonra "Terör Günlerinde Felsefe" diye bir eseri var, mülakatlar kitabıdır. Tabii, ikiz kulelere yapılan saldırıdan sonra düşünsel manada, felsefi manada terörist ve terörizm kavramları çok tartışıldı. Habermas da o tartışmaya katkıda bulunmak için böyle bir şeye "evet" dedi ve kitabın ismi buydu "Terör Günlerinde Felsefe" Ben her oturumda terör günlerinde yüzleşme diyorum. Yani, bu kolay bir şey değil, bunun kolay olmadığını ifade etmek için söylüyorum. Zannederim, Türkiye'nin normalleşme dönemlerinde yapılsaydı bu çalışma, çok daha fazla ilgi uyandırırdı ama tabii bilhassa Kürt medyasının, yurt dışında olsun, Erbil merkezli olsun, Diyarbakır merkezli olsun, çok ilgi duyduğunu, bu konuda çok sayıda röportaj talepleri falan aldık, yaptık da kısmen. Böyle bir ilgi de söz konusu doğrusu. Emin bir şekilde çalışmamızı sürdüreceğiz inşallah ama tabii, zamanlama meselesi, bilmiyorum siz bunu gündeme getirdiniz mi? Yani, komisyonların çalışma süresiyle ilgili bir şey olduğunu biliyorum ama bir biçimde bu şeyi de doldurmamız lazım çünkü ben zaten bu teklifimi sunarken çalışma süresini iki yıl gibi bir şeye yaymıştım çünkü o size sunduğumuz programda öngördüğümüz çalışmalar ancak böyle, bunu söylerken Başkan gülüyor... Şeyde mutabık değiliz tabii ama dilerim bir yılda biter. Ama tabii, şu ana kadar sadece 12 şeyi dinledik. Komisyon olarak benim kafamdaki rakam en az 100-150 kişiyi dinlemektir. Bu da tabii ki yani, 7-8 bin kişinin çeşitli tarihlerde gelip kaldığı, işkence gördüğü bir yerin bir fotoğrafını çekiyorsunuz, bunu 10 kişiyi dinleyerek yapamazsınız. Bizim yurt dışı programımız da var çünkü şöyle düşündük: Diyarbakır Cezaevinde kalmış ama çoğunluğu yurt dışında yaşayan çok sayıda insan var ve bunların bir kısmı medyanın, kamuoyunun yakından tanıdığı isimler. Onları buraya davet etmektense bizim Avrupa'da herkese kolay olabilecek bir merkezi seçip orada bir haftalık bir dinleme, tanıklarla buluşma programı da yapmayı düşünüyoruz.

     Yine, Diyarbakır Cezaevine -bugünkü hâliyle tabii, geçmiş hâlinden çok fazla bir şey kalmadı, çok değişikliğe uğradı ama- önümüzdeki günlerde de bir ziyareti düşünüyoruz yani şimdiki durumu tespit etmek bakımından da. Nasıl bir yeri araştırıyoruz biz? Bir zamanlar burası nasıl bir yerdi, şimdi ne durumda? Bunları da tespit etmek için böyle bir düşüncemiz de var.

     Bu kadar Başkanım, teşekkür ediyorum.

     BAŞKAN - Çok teşekkür ediyorum.

     Genel Kurulun çalışmalarını sürdürmesi konusunda bir ara vermemiz gerekiyor. Benim önerim, ara verip akabinde beşte devam etmemiz ama siz de bir toplantıya katılma zorunluluğunu ifade ettiniz. Alternatif olarak da önümüzdeki çarşamba günü devam etmemizi öneriyorum.

     ORHAN MİROĞLU (Mardin) - Öyle daha iyi.