Komisyon Adı:Plan Ve Bütçe Komisyonu
Konu:Komisyonun Çalışma Usul Ve Esasları Hakkında Görüşmeler
Dönemi:26
Yasama Yılı:1
Tarih:20/01/2016


Komisyonun çalışma usul ve esasları hakkında görüşmeler ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Bakan, Sayın Başkan, Komisyonun çok değerli üyeleri ve Sayın Bakanın şahsında bürokrasimizin çok değerli temsilcileri, değerli basın mensupları; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, görüşülmeye başlanacak olan ve Sayın Bakanın sunuşuyla çalışmalarına başlanacak olan 2016 bütçesinin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyoruz öncelikle.

     Tabii bugün parlamentolar açısından en önemli kanunun, en önemli işlevin yerine getirilmesinin ilk adımını atıyoruz. Bu açıdan son derece önemli. Magna Carta 1215'te tarihsel olarak halk ve halkın temsilcilerinin...

     BAŞKAN - Sayın Özel, çok özür diliyorum.

     Arkadaşlar, tam tutanak tutuluyor. Stenograf arkadaşlarımız önlerinin açılmasını ve birtakım karşılıklı konuşmalar olduğunda hangi milletvekili olduğunu tespit edemedikleri için, ortadaki kameraların, lütfen, şu arka taraflarda yer almasını rica edeceğim. İki arkadan zannediyorum çekebilirsiniz.

     Evet, Sayın Özel, kusura bakmayın, buyurun.

     ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Parlamentolar açısından en temel işlev ve insanlığın temsili demokrasi noktasında kazandığı ilk ve şüphesiz en önemli haktan bahsediyoruz. Bu, bütçe hakkı.

     Magna Carta'da tarihsel olarak halk ve halkın temsilcilerinin -önce kanun yapmayı değil- rızaya dayanmaksızın vergi konulmasını ortadan kaldıran bir kazanım elde ettiklerini görüyoruz. Ve İngiltere Haklar Bildirgesi'nde de bu tarihsel süreç, kendisini... İktidar sahibiyle, kazanılan bu vergi konulması ve düzenlenmesiyle ilgili olan hakların, hükümdarlarla pazarlık şansını yaratıp onun takası üzerinden -deyim yerindeyse- kanun çıkarma, kanun kaldırma ve kanunların uygulanışının denetlenmesi haklarının alındığını görüyoruz.

     Bir başka deyişle, mali hukuk, anayasa hukukundan daha eski, daha köklü ve daha temel bir hukuktur. Bu hakkı burada teslim etmek ve bu hakkın altını çizmek bu salondaki herkesin üzerinde mutabakatla durması gereken ve durduğuna inandığımız bir husus.

     Bütçe hakkında en temel prensip, bütçe kanun tasarısı ve cetvellerinin ve eklerinin anayasal ve yasal kuralların uygun gördüğü süreler içinde Meclise sunulması.

     İkincisi, Meclisin, bütçeyi, anayasal ve yasal kurallara göre müzakere edip kabul etmesi ve yürütme organına yeni bir bütçe yapma hakkı vermemesidir. Yani bütçe hakkının devredilemez olması ve bir başka organa bu bütçenin dışında bir bütçe hakkının devredilmemesi, verilmemesi en önemli prensiplerden bir tanesidir. Yürütme organının, bütçeyi, yasama organının verdiği yetki çerçevesinde yürütmesi, yetki aşımının yapılmaması ve nihayet bütçe uygulama sonuçlarının Meclis tarafından denetlenilebilirliği de, başta saydığımız üç madde gibi, birbirinden ayrılmaz ve bütçe hakkının en temelinde olan maddeler.

     Bugün geldiğimiz noktada, aslında biraz önce arkadaşlarımız, Sayın Bakana, Sayın Komisyon Başkanına gösterdikleri tepkilerle ellerine aldıkları, havaya kaldırdıkları ve "Bir insan bir saat içinde bunları okuyabilir mi?" diye sordukları mesele, meselenin özü. Çünkü bütçeyi nasıl yapacağımız, Anayasa'ya ilişkin atıfla ilgili kanunlarda düzenlenmiş ve bu konuda Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, bütçenin, Meclise mali yılbaşından yetmiş beş gün önce sevk edilmesi gerektiğini söylerken, hemen ardında 18'inci maddesinde fıkralar hâlinde sıralarken, Orta Vadeli Mali Plan'ı da içeren bir bütçe gerekçesinin, Yıllık Ekonomik Rapor'un, vergi muafiyeti istisnası indirimlerini ifade eden cetvellerin ve Kamu Borç Yönetimi Raporu'nun ve devamında, dört-beş fıkrada da yine fevkalade önemli eklerin bütçeyle birlikte müzakereler öncesinde Meclise sevk edilmesi gerektiğini karara bağlamış, hükmetmiş.

     Biraz önce arkadaşlarımın gösterdikleri ilk üç fıkra, örneğin yer olarak kısaltılan Yıllık Ekonomik Rapor 2015 burada, 2016 Bütçe Gerekçesi... Sayın Bakanın Meclise, daha doğrusu Sayın Bakanlar Kurulunun Sayın Başbakan imzasıyla Meclise yolladığı bütçe kanununda rakamlardan başka hiçbir şey yok. Bütçe kanununun tartışılması, bütçe üzerindeki, ki bütçeler aynı zamanda mali olduğu kadar siyasi görüşmeler. Ve burası, bu komisyon aslında Türkiye Cumhuriyeti devletinin hem cüzdanı hem vicdanı. Devletin alan eli de veren eli de ne yapmak istiyorsa burayı ikna etmek zorunda.

     Ve "vicdanı" diyoruz, bir ülkenin kaynaklarının nasıl paylaşılacağı, nelere yatırım yapılacağı, bir ülkede kazanç elde edenlerin nasıl vergilendirileceği de, hepsi bu ülkede yaşayan insanlar adına, sizler tarafından, bizler tarafından karara bağlanacağı yer burası.

     Ve taşımakta bile güçlük çekilen bu raporlar, bugün saat 11.45'te Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna teslim edildi. Cuma günü bütçe kanunu yollandığında içinde sadece rakamlar vardı. Bütçe gerekçesi olmadan o rakamların hiçbir anlamı yok. Bütçe gerekçesini açıp okuyacağız ki sizin halk iradesinden, halkın yaptığı seçimin sonucunda size verilen ülkeyi yönetme yetkisiyle ülkenin kaynaklarını, yani politika, yani siyaset, yani öncelik belirleme hakkını nelere verdiğinizi, nelerden kıstığınızı tartışabilmenin teknik olarak olanaklı olmasının yolu, bu elimizdeki bütçe gerekçesinin bütçeyle bir, hatta yasal sürelerle sınırlanmadan, nezaket gösterilerek, belki çok daha önce bir sürede Bakanlığınız tarafından bizlere ulaştırılmasıydı.

     Ben 11.45'te bütçe gerekçesi grubumuza yollandığında Komisyon Sözcümüz Sayın Bakanım Zekeriya Temizel'i ve tüm arkadaşlarımı telefonla aradım ve onlardan "Henüz bize gelmedi. Ne kadar şanslısınız." cevabını aldım. Onlar bu Bütçe Gerekçesi, Yıllık Ekonomik Rapor ve açıklık getiren cetvellerle, maalesef, komisyon sıralarına oturduklarında tanışabildiler, şanslı olanları bir saat önce elde edebilmişti.

     Şimdi, biz, bu bütçenin görüşülmesini, konuşulmasını ve bunun şeklî bir müzakere olmadığını düşünmek istiyoruz. Bir kez, burada savaşmıyoruz ama hukukun en temel ilkelerinden bir tanesi "silahların eşitliği" ilkesidir. Burada savaşmıyoruz ama müzakerenin minimum ahlak normlarından bir tanesi, kanıtlara ve delillere ortak olarak karşılıklı eş zamanlı hâkim olma meselesidir. Bugün burada açtığımız usul tartışmasının ilk kısmı -üç kısımdan oluşacak- bu konuya yönelik olarak ve biz bu şartlar altında bütçe görüşmelerinin yapılmasının mümkün olmadığını; komisyon üyelerimize gerekçeyi, ilgili raporları incelemek, tetkik etmek, Sayın Bakanın sunuşundan sonra yapılacak karşılıklı müzakereler sırasında, biraz önce bahsettiğim ilkeler doğrultusunda, gerekli kaliteli yasama tekniği açısından onlara bu imkânın tanınması gerektiğini söylüyoruz. Usul tartışmamızın ilk fıkrası budur.

     Sayın Bakanım, Değerli Başkan; bugün, 30 Kasım günü Parlamentodan yetki alarak, güvenoyu alarak çalışmaya başlamış olan Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmeti, Mecliste... Şu ana kadar 1.041 tane kanun teklifi ya da tasarısıyla muhatap Meclisimiz. Kimi Hükûmetten gelen tasarılar, kimi milletvekillerimizin teklifleri. Meclis arı gibi çalışmak için hazır. Bu 1.041 tane tekliften toplamda sadece 9 tanesi yasalaşabildi şu ana kadar. 9 tane yasanın 5 tanesi uluslararası anlaşmaların uygun görüldüğüne dair, 4 tanesi de -bugün 5'incisi aşağıda- Plan Bütçe Komisyonundan geçen kanunlar.

     Dışişleri Komisyonu ve Plan Bütçe Komisyonu dışında toplanıp da bir kanunu görüşüp karara bağlayıp sıra sayısı verebilen tek bir komisyon yok. Oysa şu anda aşağıda 5'incisi görüşülen ve geçici bütçe kanunu ve gelir vergisi kanunundaki bazı değişikler dışındaki kanunların -ki biri 5, biri 9 maddeydi- diğer 3 tanesi bu komisyonda görüşüldü ve bu komisyonda görüşüldükten sonra aşağıya temel kanun olarak indirildi.

     Bu Komisyondaki kanunların tamamı torba yasa olarak görüşülüyor. İç Tüzük'ün 91'inci maddesini açtığınızda, temel kanunun bir hukuk alanının tamamını ilgilendiren, birbiriyle bağlantılı, görüşülmesiyle ilgili sürenin kısaltılmasının maddenin gerekliliği olduğunu tarif eden bir kanun var. Son derece doğru. İçinde de diyor ki: "Temel kanunu kullanacaksan bölümler otuzar maddeden küçük olamaz." Bu komisyondaki herkes benden daha iyi matematik biliyor. Örneğin, Vergi Usul Kanunu gibi bir kanun getirebilirsiniz değişiklik, 900 maddelik bir kanun olur. 2004 yılında TCK'nın 500 maddesi benzer yöntemle yasalaştı. 900 maddelik bir kanun getirirsiniz... Diyor ki: "Müzakerelerde kısımlar 30 maddeden aşağı olmasın." Yani en az 900 maddelik bir kanun görüşülüyorsa 30 tane 30 kısım görüş. Bu maddenin ruhu dikkatli okunduğunda, 30 maddenin altındaki müzakerelerin Anayasa ve İç Tüzük ruhuyla yeterince müzakere edilmemiş sayılacağını... Yani mademki bölümlere ayırıyoruz, 30'un bölümlere ayrılabilen en küçük ortak katı olan 60'dan daha küçük kanunların temel kanun olarak getirilmesi İç Tüzük'ün ve Anayasa'nın ruhuna aykırıdır. Çünkü diyor ki: "900 maddeli bir kanunu sen 450'şerlik iki bölüme veremezsin." En az 30 bölümlük 30 kanun ve eğer 60 maddenin altında bir kanunu bölüyorsanız yani 12 maddelik bir kanunu 6-6 böldünüz ikinci torbada, 21 maddelik bir kanun 10 ve 11 diye bölündü, şimdi de aşağıda 36 maddelik bir kanun 18-18 ama tüm zamanların rekorunu "Biz torba yasaya karşıyız, temel kanunu kullanmayacağız." diyen Sayın Davutoğlu'nun son Hükûmeti tüm zamanların rekorunu kırdı Sayın Bakanım. Ve 12 maddelik kanunun toplamında elde edeceğiniz sadece dört yüz elli dakikalık konuşma süresi, bütün gruplar bütün haklarını kullanmış olsalar kısaltılmak için Anayasa ve İç Tüzük ayaklar altına alınıyor ve maddeler üzerine müzakere yerine sadece önerge işlemi yaptırılmak suretiyle kaliteli yasamaya katkı verilmesine engel olunuyor. Bugün gelinen noktada temel kanun uygulayacaksanız İç Tüzük 91'i burada yüksek sesle okumalısınız ve herkesin bu konuda mutabakatının olması lazım, birbiriyle ilgili maddeler mi?

     Sayın Bakanım, tüp bebekten alınan katılım payını düzenlemek ile yurt dışındaki Türk soyluların ödediği bedelli askerlik tutarının 6 bin eurodan 1.000 euroya indirilmesini, aynı torbaya konmasını ve bunların daha sonra aynı bölüm içinde üzerinde maddeler müzakere edilmeden sadece önerge işlemi yapılarak aşağıda temel kanun olarak görüştürülmesini, bırakın anayasa hukukçularına, anaokulu öğrencilerine izah edemezsiniz.

     Bu yüzden, hassaten ve sizden önemle ricamız şudur: Sizden bir söz istiyoruz öncelikle. Bunu Bakanlar Kurulunda gündem ediniz ve Bakanlar Kurulunda Sayın Başbakana Parlamentoya verdiği sözü ilk bir ay içinde tam 3 kez Genel Kurulda, komisyonlar düzeyinde de 70'e yakın kez ihlal etmeye yeltendiğini ve şu ana kadar bunun 11 tanesini de yaptığını hatırlatınız. Eğer haberi varsa bir Başbakan verdiği ilk sözü, en önemli sözü tutmuyor demektir. "Torba yasa kullanmayacağız, biz de karşıyız." diyen bir Başbakanın şu anda bütün Meclis ihtisas komisyonlarının iktidar partisi eliyle yani kendi grubu eliyle işlevsizleştirildiğinden haberdar olduğunu hiç olmazsa bilmek istiyorum.

     BAŞKAN - Sayın Özel, Komisyondaki usul tartışmasına dönersek, Genel Kurulu bırakırsak sevinirim. Lütfen...

     ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Efendim, çok haklısınız da ama bir bağlamdan koparmamak açısından...

     BAŞKAN - Peki, buyurunuz.

     ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Komisyonda Sayın Komisyon Sözcümüz konuya ilişkin olarak ve değerli arkadaşlarımız teknik anlamda usul tartışmasına katkı yapacaklar. Ancak bir bütçenin sadece rakamlar olmadığı, bir bütçenin bir devletin vicdanı ile cüzdanının birlikte müzakereye açıldığı bir nokta olduğunun gerçeğiyle konuşmanın bir siyasi içerikten muaf tutulmasının mümkün olmayacağını da takdirlerinize arz ederim.

     İkinci kısımla ilgili söyleyeceklerimin sonuna geldiğimde... Sayın Bakanım, elimde gerçekten izahı zor belgeler var. Örneğin, bundan bir önce kanunlaşan torba, askerlikle ve kimliklerle ilgili Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kimlik belgeleriyle ilgili düzenlemeleri içeren torba 30 Aralık günü Meclis Başkanlığı tarafından komisyonlara sevk edilmişti. Komisyonlar: Anayasa, Millî Eğitim, İçişleri, Millî Savunma, Sanayi ve Ticaret. O torbayı 5'e bölerseniz bütün sevk gerekçeleri haklı çünkü bedelli askerlik, uzman çavuş maaşı, asker harçlığı konuşulurken Millî Savunma Komisyonunun, vatandaşın kimlik kartları konuşulurken İçişleri Komisyonunun, sosyal güvenlikle ilgili, örneğin, sosyal güvenlik destekleme primi konuşulacağı zaman Çalışma ve Sosyal Güvenlik Komisyonunun toplanmaması mümkün değil. İlgili bakanların bu yasama sürecine katkı yapması düşünülemez. 30 Aralıkta Sayın Bakanım, bu belgelere karşı 31 Aralıkta ismini andığım komisyonların saygıdeğer başkanları, tek tek "İş yoğunluğu yüzünden biz bunları görüşemeyiz." diye cevap yazmışlar. Ve ana komisyon olan Plan ve Bütçe. Oysa her bir tanesi o torba torba olmasaydı o meselelerin temel komisyonu ve 31 Aralık günü Parlamentonun da açık olduğu süreyi göz önünde bulundurursak bir saat on beş dakika içinde, normal dünya zamanıyla on dört buçuk saat içinde "İş yükümüz çok." demiş. Ama bu komisyonların hiçbir tanesi görev dağılımı dışında toplanmamış Sayın Bakan, sadece başkan seçmek için toplanmışlar. Hangi iş yükünden bahsediyoruz? Bu komisyonların ikinci bir toplantı yapmama gerekçesini Sayın Başbakan ve sizler nasıl izah edebilirsiniz? Açıkçası, Adalet ve Kalkınma Partisi eliyle yapılmaya çalışılan iş bugün hepinizin, 550 milletvekilinin halktan "Git, beni orada temsil et." diye aldığı yetkiyi kullanmak üzere gelen milletvekillerinin, onların uzmanlık alanlarının, uzmanlık komisyonlarının baypas edilmesi, uzmanlık komisyonlarının yok sayılması, komisyonların başındaki arkadaşların ben kendi vicdanlarıyla böyle yazılar yazabileceklerini düşünmüyorum ama bu konuda tarihe geçecek yanlışlara imza attırıldıklarını görüyoruz.

     Mesele bir sistem tartışması yaratmaksa, parlamenter sistemin damarlarını tıkamaksa, daha sonra tıkanan bu sisteme çözüm aramak için birtakım mevkilerin beklediği sistem değişikliğini müzakereye açmaksa bu yaptığınız iş doğru değil Sayın Bakanım, bu yaptığınız iş doğru değil. Müzakerenin yolu hepinizin üzerine sadakat yemini içtiği, milletvekilinden bakanına, bakanından Cumhurbaşkanına, Parlamentoyu ilga etmek, işlevsiz kılmak, onu çalışmaz göstermek olamaz. Bu imzaların sahipleri bu imzaların sorumluluklarını tarih karşısında taşıyacaklardır ve bu hesabı veremezler. Her şeye verseler vicdanlarına veremezler.

     Son olarak, usul tartışmasındaki benim kullanacağım sürenin son kısmına geldiğimizde, o da Plan ve Bütçe Komisyonu ile Parlamentonun eş zamanlı çalıştırılması elbette mümkün ama Plan ve Bütçe Komisyonundan geçmiş bir kanunun Parlamentoda görüşüldüğü saatlerde Plan ve Bütçe Komisyonunun toplantıya çağrılması usul yönünden de, mantık yönünden de, buradaki arkadaşlarımıza saygı yönünden de büyük bir haksızlık. Bu konuda yapılan iş bir hatanın bir diğerini doğurması ve domino etkisi dolayısıyla kaliteli yasamanın ve kifayetli müzakerenin önüne geçilme durumudur. Eğer biraz önce bahsettiğim komisyonlar kendi uzmanlık alanlarında konuşabilselerdi şu anda aşağıda Millî Savunma Komisyonundan geçen bedelli askerlik görüşülüyor, Millî Savunma Bakanı oturuyor, yanında da Millî Savunma Komisyonunun Başkanı, Sözcüsü yerini almış bu konu görüşülüyor olurdu. Ama birazdan aşağıda başlayacak müzakerelerde siz diyorsunuz ki: "Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun Plan ve Bütçe Komisyonuna seçtiği 9 seçkin milletvekili ve diğer komisyonun çok değerli seçkin milletvekilleri aşağıdaki yere, müzakerelere siz katkı yapmayın." ya da "Beyefendi, sizin işiniz, ana işiniz Genel Kurul salonudur. Gidin işinizi yapın, burada bizim anlatacaklarımızı sizin dinlemenize gerek yok."

     Sayın Bakanım, böyle bir şey kabul edilebilir mi? Komisyonu, örneğin, 4 kişilik grubu olan bir partinin, 2 kişilik grubu olan bir partinin 1-1, bizim 5-4 diye bölmemizi, vardiya usulüyle çalışmamızı falan mı bekliyorsunuz? Bu komisyonlar homojen komisyonlar değildir, yapısı gereği ve doğru olarak heterojen komisyonlardır. Kimi vergi kanununda uzmandır, bir diğeri denetimde uzmandır, bir diğeri ekonomi alanını düzenleyen diğer hususlarda uzmandır, bir diğeri sendikacıdır. Bu Komisyonun bütçeyi eş zamanlı dinleme, eş zamanlı tartışma, eş zamanlı katkı yapma gibi bir sorumluluğu var. Adalet ve Kalkınma Partisi olarak Plan ve Bütçe Komisyonunu Plan ve Bütçe Komisyonundan çıkmış bir kanun varken çalıştırmaya, bu Komisyonda bu sıralarda bizden daha önce bulunmuş, hepimizin ağabeyi, üstadı, şimdi aramızda olmayan -ve çok teşekkür ederiz, Sayın Başkan Mevlüt Aslanoğlu'nu hep anar- Mevlüt Aslanoğlu ağlayan gözlerle isyan etmişti "Sayın Bakanım, bize bunu yapamazsınız, biz bunun için buraya gelmedik." diye. O tutanakları size arz etme arzusundayım önümüzdeki günlerde. Daha sonra defalarca bu konu Komisyon sözcülerimiz tarafından ve Sayın Zekeriya Temizel ve arkadaşlarımız tarafından burada eleştiri konusu yapıldı ama bugün mademki bütçe görüşülüyor, burası her bakanın gelip katkı sağlayacağı ama sizin esas sorumluluk alanınız ve esas hesap verme alanınız olan yer. Bu Komisyona bunu yapamazsınız.

     Sayın Bakanlar Kurulunun tüm üyelerine, Sayın Başbakana Cumhuriyet Halk Partisi Grubundan selamlarımızın eşliğinde eleştirilerimizi, yaptıklarının kabul edilemez olduğunu ve şunu söyleyeyim: Yaptığınız iş...

     BAŞKAN - Sayın Özel, lütfen toparlayalım.

     ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Toparlıyorum efendim.

     Yaptığınız iş Anayasa'nın ve İç Tüzük'ün verilen haklarının yanlı ve hatalı şekilde yorumlanması suretiyle verilen hakkın kötüye kullanımıdır. Bunun muhalefet partisi tarafından yapılması durumunda ne yaparız? Ben oylamanın sonuçlanmış olmasından fevkalade memnunum, süreyle ilgili. Tekririmüzakereyi bence AKP Grubu talep etsin. Eğer bu konuda çok net bir karar vermeyecekseniz, CHP Grubunun her bir üyesi, 134 milletvekilinin yapılacak olan tüm görüşmelerde, tüm maddelerde, bütünü üzerinde onar dakika, maddeler üzerinde beşer dakika konuşma talebi vardır. Tam tutanak ortamında bunu grubumuzun dilekçesi olarak kabul ediniz.

     Ve bunun devamında, eğer buna devam ederseniz, görüşülmekte olan her kanunda, siz onu iki ucundan büzüp ortasından kesip temel kanun hâline getirmeden önce, burada her milletvekilimizin maddeler üzerinde onar, önergeler üzerinde beşer dakika konuşma talebi vardır efendim.

     Şunu söylüyorum: Eğer İç Tüzük'ün size verdiği hakları kötüye kullanırsanız, eşitlik ve karşılıklılık ilkesiyle buna karşı direneceğimizi, buradan sonra kimsenin "Cumhuriyet Halk Partisi Grubu Parlamentoyu, Plan Bütçeyi tıkadı." falan demeye de hakkı olmayacağını söylüyorum. Değerlendirmenizi yapınız, ifademiz ortadadır. Size verilen hakları kötüye kullanırsanız buna aynı düzeyde karşılık vermek boynumuzun borcudur. Bu, bize oy veren vatandaşlara karşı sorumluluğumuzdur.

     Sayın Başkan, anlayışınız için teşekkür ediyor, Komisyonun teknik konularıyla ilgili katkı sağlamak üzere ve usul tartışmasını sürdürmek üzere, müsaadelerinizle, sözü Sayın Bakanımıza arz ediyorum.

     BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

     Müsaade ederseniz, ben her gruptan bir kişiyle devam edeceğim için öncelikle Sayın Günal'a söz vereceğim.

     Buyurun Sayın Günal...

     ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, bunu yaparsanız doğru olmaz, her gruptan bir kişi...

     BAŞKAN - Genelde bizim...

     ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bizim buradaki... Çok özür diliyorum...

     BAŞKAN - Müsaade ederseniz, usul...

     ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ben Grup Başkan Vekili olma sıfat ve hakkıyla grubumuzun Sayın Bakana ve grubumuzun bu Komisyona ileteceklerini ilettim. Bu doğaldır ki Plan Bütçe Komisyonu...

     BAŞKAN - Sayın Özel...

     ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Özür dilerim Başkanım.

     Bu doğaldır ki Plan Bütçe Komisyonunun temsilcilerinin buradaki usul tartışma hakkının önüne geçmez.

     BAŞKAN - Hayır, tabii ki Sayın Bakana, Sayın Temizel'e söz vereceğim.

     ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ha, tamam, ben yanlış anlamışım, özür diliyorum.

     BAŞKAN - Hatta Sayın Kuşoğlu'nun da söz talebi var, onu da vereceğim, Sayın Çam'ın da söz talebini vereceğim.

     ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Tamam efendim, ben yanlış anladım.