Komisyon Adı:İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu
Konu:Alt Komisyon Kurulması Ve Çalışması Sürecine İlişkin Görüşmeler
Dönemi:26
Yasama Yılı:1
Tarih:07/01/2016


Alt komisyon kurulması ve çalışması sürecine ilişkin görüşmeler ORHAN MİROĞLU (Mardin) - Ben de teşekkür ediyorum.

     Burada, tabii, epey başlık var ve hakikaten bu başlıklara falan baktığım zaman yani "Komisyon acaba sömürgeciliğin tarihini de falan inceleyecek mi?" diye ben şahsen öyle düşündüm. Çünkü, yani bir kere birbiriyle ilgili çok fazla şey var. Mesela, faili meçhul cinayetler konusu var. Faili meçhul cinayetler, biliyorsunuz, Meclis araştırması komisyonu kuruldu, o tamamlanmamış bir şey.

     ZEYNEP ALTIOK (İzmir) - Var mı, kuruldu mu?

     ORHAN MİROĞLU (Mardin) - Var tabii. Yani, ben kendim bizzat tanıklık yaptım yani faili meçhul cinayetler, Ayhan Sefer Üstün'ün Başkanlığını yürüttüğü Komisyonda.

     ZEYNEP ALTIOK (İzmir) -Onu getirdik deyince siz... 99'daymış, ben o yüzden...

     ORHAN MİROĞLU (Mardin) - O birkaç kez oldu yani birkaç kez oldu.

     Şimdi, burada konuşulanlara bakıyorsunuz, doğu ve güneydoğuda şu anki hâlin bir kere sokağa çıkma yasağından doğan ihlaller olarak kodlanması esef verici. Yani, burada, insan hakları mücadelesi gibi önemli bir konuda tabloyu bu şekilde görmek, milletvekilleri olarak bu şekilde görmemiz son derece incitici. Yani, bir silahlı mücadelede ısrar, şehirlerin kuşatılması, o şehirlere yüzlerce silahlı militanın sokulması herhangi bir ihlal yaratmıyor ama burada bu olağanüstü hâli, bu işgal halini sona erdirmek için Hükûmetin ilan ettiği ve sürdürdüğü sokağa çıkma problemi bir ihlal gibi. Bu, psikolojik harp, kimse kusura bakmasın. Benim zihnimde, benim bu meseleyle ilgili hafızamda bunun adı psikolojik harptır. Bu psikolojik harbi buraya lütfen taşımayalım diye düşünüyorum. Ha, bu araştırılmayacak mı? Araştırılsın tabii. Nasıl araştırılacak? Mesela, ben, hakikaten, CHP'li dostlarımıza sormak istiyorum. Bölgeye kadın milletvekillerinden oluşmuş bir heyet gitti. Ne elde edildi? Benim aklımda kalan bir tek kare var: Sayın Böke gitti, orada dükkân sahibi olan bir arkadaşla konuştu; o da "Nasıl kardeş olduğumuzu iddia edebiliyorsunuz? Hani kardeştik, bu başımıza gelenler nedir?" falan dedi. Şimdi, bu mu? Yani, İnsan Hakları Komisyonu bu araştırmayı yapacak, gidecek orada üç beş siville görüşecek ama -arkadaşlarımızın da ifade ettiği gibi ve bizim de bildiğimiz gibi- 20, 25'e yakın çocuk öldürülmüş, bir o kadar da kadın, aynı şekilde...

     Bakın, geçen hafta -biz, yani AK PARTİ olarak, öyle söyleyeyim- bir aileye Dargeçit'te silahlı baskın yaptı PKK militanları. 70 yaşında bir insan o baskında hayatını kaybetti, evin reisi olarak. Kızı öldürüldü yine aynı baskında. Karısı ve kızı yaralı olarak Mardin Devlet Hastanesine kaldırıldı. Cenazelerini biz bir hafta kaldıramadık. Niye kaldıramadık? Çünkü bizde, Kürtlerde bir gelenektir yani cenazenizi kaldırdığınız zaman yas tutarsınız ve insanların bu yasa ortak olmasını istersiniz. Bölgede öyle bir hâl var ki, silahlı militanların şehirleri işgal etme vaziyeti o kadar vahim bir durumda ki insanlar yasını bile tutamıyor. Biz bu arkadaşlarımıza, bu aileye şunu teklif ettik: Güvenlik güçlerinin önlem almasıyla Dargeçit'e götürelim, gömelim. Kabul etmediler. Sebebi de şu: "Peki, biz taziyemizi nasıl kuracağız?" dediler. Şimdi, arkadaşlar, yani gerçekçi olmak lazım; bölge bu haldeyken, yasını tutamayan bir bölgede siz İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu olarak ne yapacaksınız ben şahsen çok merak ediyorum. Son on gün içerisinde 3 defa gittim ben bölgeye; Mardin'e gittim, Urfa'ya gittim, Diyarbakır'a gittim. İnsanlardan bizim duyduğumuz bu. Şu an, hakikaten, İnsan Hakları Komisyonu tarafından yapılacak ve sonuç alınacak bir ortama sahip değil, bunu bir kere çok iyi görmemiz lazım. Eğer "Bu öyle değildir." diyorsanız, hakikaten, yani CHP'li dostlarımız, kadın arkadaşlarımızın orada yaptığı raporu bir göstersinler bize, nedir?

     ZEYNEP ALTIOK (İzmir) - Biz de bölgeye gittik yani.

     ORHAN MİROĞLU (Mardin) - Tabii, tabii, olur yani, gidersiniz, bir sivil toplum örgütü de yapar bunu ama şu an mesela, Tahir Elçi'nin çıkan hangi kurşundan öldürüldüğünü falan araştırmanız öyle kolay bir iş değil. Yani, savcıların bile araştırma konusunda çok çeşitli handikaplar yaşadığı bir durumdan bahsediyoruz. Dolayısıyla, yani gerçekçi olmak lazım. Evet, bunun hesabı, bunun araştırılması mutlaka yapılmalı ama bu hâl devam ettiği sürece biz sadece araştırma gibi bir tatmin yaratırız, onun dışında bir şey yaratmayız. Dolayısıyla, bu meseleye böyle bakıyorum ben. Tahir Elçi benim dostum, ayrıca benim avukatımdı. Dostluğun ötesinde, benim avukatlığımı yapan, Musa Anter cinayeti dosyasında benim avukatım olan bir arkadaşımdı, değerli bir arkadaşımdı, sevgili bir arkadaşımdı. Onun araştırılmasını elbette ki herkes gibi ben isterim, herkesten fazla isterim ama bugünkü koşullarda bunun olmadığını da biliyorum. Tahir'in yanında, onun yardımcısı olan Velat isimli bir avukat arkadaşımız çıktı CNN'e "Tahir'i hendek siyaseti öldürdü." dedi. Bir arayın, Velat'ın başına gelenleri bir öğrenin. Kurşunlandı yazıhanesi, üç gün önce yazıhanesini kurşunladılar. Bu koşullarda mı şimdi gideceğiz biz orada... Burada kamu güvenliğinin sağlanması gerekiyor. Kamu güvenliği sağlanmadan, sizin tahayyül ettiğiniz ve insan hakları mücadelesi, buna dair geleneğe uygun bir araştırmanın yapılamayacağı kanaati var bende, bölge milletvekili olarak bu kanaat var ve bu işin hasbelkader otuz kırk yıldır da tanıklığını, mağduriyetini yaşamış bir insan olarak var ama içim de kıpır kıpır. Bir an önce, keşke, kamu güvenliği dediğimiz meselede Türkiye mesafe alsa ve biz Komisyon olarak gidip bu işleri yapsak, araştırsak. Bu çok makbul bir şey olurdu ama burada siyasi bir kullanım şeyi de seziyorum ben. Bu siyasi kullanımdan vazgeçelim. Bunun kimseye faydası olmaz. Yani, bölgenin neredeyse üçte 2'sinin işgal altında olmasının AK PARTİ'yi siyasi bakımdan sıkıştıracağı, sokağa çıkma ihlallerinin AK PARTİ'ye fatura edileceği, ya da işte, efendim, Lahey'e meselenin taşınması... Neyi taşıyoruz Lahey'e, neyi taşıyoruz ya, bunu bir konuşalım. Niye mesela bu İnsan Hakları Komisyonunda bunlar konuşulmuyor? Bu sadece AK PARTİ'nin meselesi değil. Özellikle Cumhuriyet Halk Partili milletvekilli arkadaşlarıma seslenmek istiyorum. Yani, cumhuriyet konusundaki hassasiyetlerinizi biliyoruz ama şu an, cumhuriyet, belki cumhuriyet tarihi dönemindeki en büyük handikabını yaşıyor o bölgede. Dolayısıyla, gelin, bu konuda iş birliği yapalım yani millî bir birlik yapalım, ulusal bir birlik yapalım.

     Kusuru bakmayın, uzattım.