Komisyon Adı:Avrupa Birliği Uyum Komisyonu
Konu:Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Ve Avrupa Birliği Sürecine İlişkin Görüşmeler
Dönemi:26
Yasama Yılı:1
Tarih:23/12/2015


Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve Avrupa Birliği sürecine ilişkin görüşmeler SELİNA DOĞAN (İstanbul) - "Kadın" diyoruz, evet.

     Sayın Başkanım, çok teşekkür ederiz.

     Çok teşekkür ederiz bizleri bilgilendirdiniz. Yeni göreviniz bir kere daha hayırlı uğurlu olsun, partimiz adına kutluyoruz.

     Şöyle güncel bir konuyla başlamak istiyorum: Bilebileceğiniz gibi dün Avrupa Birliği Komisyonu, güneydoğuda yürütülen operasyonlarla ilgili olarak orada yaşayan halka müdahalenin minimuma indirilmesi gerektiğinin hayati olduğu konusunda uyardı Türkiye'yi. Aynı zamanda, yine temel hak ve özgürlüklerle alakalı olarak, doğrudan doğruya AB'yle ilgili olmasa da Avrupa Konseyi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 15'inci maddesinde -üyesi olduğumuz- temel hak ve özgürlüklerin hangi hâllerde askıya alınacağı belirtilmiş, ulusal tehdit ve savaş hâllerinde dahi ihlal edilemeyecek maddeler belirtilmiş. Örneğin, bunlardan en önemlisi işkence yasağı ve eğer bu haklar askıya alınacaksa bunun başlangıç ve bitiş sürelerinin muhakkak Konseyin Genel Sekreterliğine bildirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Neticede AB ile bizlerin ve tüm ülkelerin ulaşmak istediği nihai hedef insan onurunun, insan haklarının yükseltilmesidir. Dolayısıyla, hani bu hususun doğrudan AB ruhuyla, AB çalışmalarıyla ilgili olduğunu düşünüyoruz. Biz bunu bir soru önergesi olarak da yönelttik ancak cevap gelmedi. Bu, hakların ihlal edilmesi, sonuçta insanlara gıda verilmiyor, su verilmiyor. Biz bunun işkence olduğunu düşünüyoruz. Bu anlamda, Türkiye, Avrupa Konseyine taraf bir ülke olarak görevini yerine getirmemiştir ve bunun da AB kriterleriyle bir çelişki oluşturduğunu düşünüyoruz.

     Onun ötesinde, az önce terörle mücadele konusunun yeniden müzakerelerin başlamasında önemli bir kriter olduğunu ifade ettiniz. Ama, biz geçtiğimiz günlerde öğrendik ki Türkiye, Suudi Arabistan'ın Başkanlığında İslam ülkelerinin oluşturduğu bir terörle mücadele birliğine dâhil olmuş. Yani, bu hakikaten şaşırtıcı çünkü biz zaten radikal İslamcı terör örgütleri batağına saplanmış durumdayız ki Avrupa da öyle. Sizce bu bir çelişki değil mi?

     Bir de mültecilerle ilgili konuyu çok önemsiyoruz. Biz partimiz içerisinde de mülteciler komisyonu kurduk ve o alınacak fonun da nasıl harcanacağını çok yakından takip etmek istiyoruz. Başbakanlık bünyesinde -adını söylemediniz sanırım, yeni oluşuyor yani- bir kurumdan bahsettiniz, onun detaylarını öğrenmeyi çok istiyoruz. Dediğiniz gibi okullaşmaya, insanların iş birliği...

     Bir de "misafir" olarak nitelendirmenizi de açıkçası hâlâ bugün bu saatte -dört yıl geçmiş, o insanlar burada- yadırgıyoruz çünkü hiçbir hukuki karşılığı olmayan tanım "misafir". Yani, o insanlar buraya ilk geldiklerinde sığınmacıydı, şimdi onlara "mülteci" demek ve mültecilikten kaynaklanan haklarını sağlamak gerekiyor. O yüzden de bu paranın nasıl harcanacağını biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz yakından denetlemek ve buna dâhil olmak istiyoruz açıkçası.

     Çok teşekkür ediyorum şimdiden.