Komisyon Adı:İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu
Konu:Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu Ve Arkadaşlarının, 12 Eylül Askerî Darbesinden Sonra Oluşturulan Diyarbakır 5 No.lu Cezaevini İnceleme Konusunda Alt Komisyon Kurulmasına İlişkin Önergelerinin Görüşmeleri
Dönemi:26
Yasama Yılı:1
Tarih:17/12/2015


Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu ve arkadaşlarının, 12 Eylül askerî darbesinden sonra oluşturulan Diyarbakır 5 No.lu Cezaevini inceleme konusunda alt komisyon kurulmasına ilişkin önergelerinin görüşmeleri ORHAN MİROĞLU (Mardin) - Tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum.

     Tabii, zaten gerekçeleri, amacı ve hedefi nedir bu Komisyonun, orada ayrıntılı olarak izah edildi, tekrara girmemek gerekiyor, girmeyeceğim ben. Ama, tabii, doğrusunu isterseniz şuanın benim için çok önemli bir an olduğunu söylemek isterim, çok duygusal, çok anlamlı bir an. Çünkü, Diyarbakır Cezaevini yaşamış biriyim ben, oraya dair hafızası ve tanıklığı olan bir arkadaşınızım. Dolayısıyla, o dönemde hemen hemen hiç kimsenin o mekândan sağ çıkmayacağına inanıldığı bir dönemde oradan sağ çıkmak, sonra değerli Mardin halkının oylarıyla milletvekili seçilmek ve bu kıymetli Komisyona Diyarbakır Cezaevini araştıracak bir komisyon teklifinde bulunmak hakikaten benim hayatımın en bahtiyar verici, en mutluluk verici anı gibi. Burada Diyarbakır Cezaevi'yle ilgili hiçbir şey yapılmadı mı? Yapıldı tabii. Yani medyamız başta olmak üzere bazı tanıkların anlatımlarına yer verdi. Hatta bazı televizyon dizilerinde de Diyarbakır Cezaevi'yle ilgili birtakım sahneleri falan seyretti Türkiye kamuoyu.

     Doğrusunu isterseniz, 1915 Dersim, tek parti dönemi, askerî darbeler dönemi ve Diyarbakır Cezaevi bizim geçmişte "hesaplaşma, yüzleşme" dediğimiz meselede önemli konu başlıklarıdır ve Diyarbakır Cezaevi de bu önemli konu başlıklarından biridir. Tabii, aynı dönemde Metris ve Mamak'ta da sistemli işkenceler söz konusundur. Fakat şu bir gerçekliktir ki: Diyarbakır Cezaevi'nin yarattığı siyasi sonuçlar şu an bile Türkiye'nin siyasi ortamını etkileyen sonuçlar olmuştur. Yani 12 Eylül askerî darbesinin siyasi sonuçlarını tartıştığımızda Diyarbakır Cezaevi hakikati bambaşka bir yerde durmaktadır. Dolayısıyla, Diyarbakır Cezaevi'yle yüzleşmek hele dört başı mamur bir komisyon çalışmasıyla olacaksa bunun insan hakları mücadelesine, bizim komisyonumuzun bundan sonra yürüttüğü çalışmalara önemli bir katkı sağlayacağı inancındayım. Diyarbakır Cezaevi dünyanın ilk on cezaevi arasında tırnak içerisinde ünlü bir yer alıyor. Ama burada hakikati tam anlamıyla bilmek, bu hakikatle hesaplaşmak, bu hakikatlerden sorumlu olan insanların eğer mümkünse tabii ki adli soruşturma ve tahkikatlara uğraması maalesef bunların hiçbirisi hâlâ gerçekleşebilmiş değildir.

     Ben dâhil olmak üzere birçok arkadaşımız, bu mağduriyetleri yaşayan insanlar 12 Eylül yargılaması başladığında mahkemeye müdahil olarak başvurduk ama bu başvurularımız her defasında maalesef reddedildi. O kadar ki, ben, bu Diyarbakır Cezaevi'yle ilgili hasbelkader yazılmış 2 kitaba sahibim. 12 Eylül yargılaması iddianamesi benim kitaplarımdan bölümler alınarak hazırlanmış bir iddianameydi ama ben bir mağdur olarak aynı mahkemeye başvurduğumda müdahil olma hakkım göz ardı edildi. Dolayısıyla, burada muazzam bir ihlaller var ve herhâlde bugün, işte, deminden beri konuştuğumuz günümüz ihlalleriyle yüzleşmek bakımından da Diyarbakır Cezaevi önemli bir çıkış olacaktır diye düşünüyorum.

     Bu arada tabii, söz almışken Mehmet Metiner'in söylediği son cümlelere de katıldığımı ifade etmek istiyorum. Bizim gibi insanların olup bitenleri araştırmamak, ihlallerle yüzleşmemek gibi bir sorunu yok kesinlikle. Bundan yanayız ama bu metinde ifade edilen ve tamamen ihlallerin riskini devlet güvenlik güçlerinin orada yürüttüğü operasyonlara bağlayan ifadenin ben sadece sorunlu olduğunu anlatmak istemiştim.

     AYHAN BİLGEN (Kars) - Demin dediğim gibi önerge sahibiyiz yani...

     ORHAN MİROĞRLU (Mardin) - Müsaade ederseniz, ben de onu söylüyorum, zaten birçok arkadaşımız da bunu söyledi. Bunun tabii ki fiziki şartları nedir? Yani bir ihlal dönemi araştırılırken o ihlal dönemini mümkün kılan koşullar ne durumdadır? Bütün bunlar ayrı problemler, ona girmeyeceğim ama tekrar söylemekte fayda var. Evet, biz prensip olarak bu dönemi de araştırmaya razıyız, buna elbette ki bir itirazımız yok ama bölgenin bugün içinde bulunduğu fiziki şartlar, on binlerce insanın göçün yollarına koyulmuş olması, silahların grupların, evet, ilçelerde, şehirlerde hâlâ bu işgali sürdürüyor olması nedeniyle gerçek bir...

     BAŞKAN - Bu konuyu şimdi görüyoruz yalnız, Orhan Bey.

     ORHAN MİROĞRLU (Mardin) - Evet. Gerçek bir araştırmanın yapılabileceği kanaatinde de değilim ama bu araştırmaya açık bir tavrımızın olduğunu ifade etmek istiyorum. Diyarbakır Cezaevi'yle ilgili söyleyeceklerim bu kadar.

     Teşekkür ediyorum.