Komisyon Adı:Adalet Komisyonu
Konu:
Dönemi:27
Yasama Yılı:3
Tarih:07/10/2019


MAHMUT TANAL (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

     Değerli arkadaşlar, hepinizi saygıyla hürmetle selamlıyorum.

     Tabii ki bir düşüncenin suç olabilmesi için demokratik toplumun gereklerine aykırı düşmesi lazım ve aynı zamanda, suç olabilmesi için bunun tanımlarının da olması lazım ki hukukun üstünlüğü keyfîliğe karşı korunabilsin. Aksi takdirde keyfîlikle karşı karşıya kalmış oluruz. Aslında arkadaşlarımız bahsettiler yani burada 13'üncü maddedeki bu fıkraya gerek var mıydı? Anayasa'mızın 25 ve 26'ncı maddesinde doğru... Yani düşünceyi açıklamanın, eleştiri amacının suç olmadığını Anayasa'mız 25 ve 26'ncı maddesinde yazdığı gibi, bunlar Anayasa'mızın 90'ıncı maddesi uyarınca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi hükümleri uyarınca da suç teşkil etmiyor. Zaten mahkemelerimiz, yargıçlarımız, cumhuriyet savcıları, Anayasa'nın 90'ıncı maddesi uyarınca uluslararası sözleşmeler de iç hukuk hükmünde olduğu için bunları da uygulamakla yükümlü. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10'uncu maddesi açık ve net bir şekilde zaten bu getirilen düzenlemeyle ilgili, suç olmadığını açık ve net söylüyor.

     Şimdi burada Ceza Kanunu'muzun başlangıç bölümünde, 2'nci maddesi "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez." diyor. Anayasa 38 yine aynı şekilde. Şimdi, dikkat edersek "Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce ve açıklamalar suç oluşturmaz." Zaten kanun koyucu, suç teşkil etmeyen bir hususla ilgili uğraşmaz ki. Buna biz ne deriz? "Abesle iştigal." deriz. Yani bir, Ceza Kanunu'nun başlangıç maddesi, genel hükümlerde yazıyor "Suç teşkil etmez." diyor. Kaldı ki bizim meşhur Türk Ceza Kanunu'nun 24'üncü maddesi var. Değerli arkadaşlar 24'üncü madde şunu söylüyor: "Kanun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez." Kanun zaten bana düşüncemi açıklama, yazma, çizme, eleştiri hakkını vermişse 24'üncü madde zaten bunun da suç teşkil etmeyeceğini, ceza verilmeyeceğini açık ve net söylüyor. Peki, bu niye ihtiyaç? Biraz önce Sayın Başkan dedi ki: "Yahu bunları engellemek için ceza veriliyor." Şimdi, Anayasa bunu yazmış, Ceza Kanunu'nun başlangıç hükümleri yazmış, imzalamış olduğumuz tüm uluslararası sözleşmeler yazmış; bunu yapan yargıçlar hakkında Hâkim ve Savcılar Kurulunun ceza vermesi lazım. Açıkça, yargının itibarını, devletin itibarını bu kadar sarsmaya kimsenin hakkı var mı arkadaşlar? Hiç kimsenin hakkı yok.

     Rahmetli Sulhi Dönmezer Hocayı bu akşam birkaç sefer andım ama şunu derdi: "Çocuklar, iyi bir kanun kötü bir uygulayıcının elinde kötü olur, kötü bir kanun iyi bir uygulayıcının elinde iyi olur; mesele insan unsuru." Yani bu kadar, Anayasa'ya yazmışız olmuyor, Ceza Kanunu'na yazmışız olmuyor, uluslararası sözleşmelere yazmışız olmuyor, e bir de buna yazalım; yok arkadaşlar. Sizden istirham ediyorum, burada kim görevini kötüye kullanıyorsa, bu maddeleri uygulamıyorsa bunlar hakkında bence cezai müeyyidelerin uygulanması lazım.

     Evet, terörle mücadeleyle ilgili İzzet Özgenç Hocanın çok güzel kitabı var, 9'uncu veya 11'inci baskıyı yaptı. Orada İzzet Hoca da açık ve net diyor ki: "Yahu arkadaşlar, bizim hukukumuzda terörün tanımını açık ve net yazmamışız. Siyasi iklime göre bu değişebiliyor." Bu doğru bir şey değil yani evrensel normlar anlamında -burada biraz önce Turan Bey de söyledi- bunun tanımının açık ve net olması lazım. Şimdi, siyasi iklime göre, size göre bu suç, diğerine göre değil. E burada aslında bizim hedef alacağımız kılavuzumuz ne? Anayasa'mızın 25 ve 26'ncı maddesi. Kılavuzumuz ne? Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10'uncu maddesi. Biz bunlardan gittikçe uzaklaşıyoruz. Bunlardan uzaklaşmamız, bizim demokrasiden uzaklaşmamız anlamına gelir. Burada aslında devletin pozitif yükümlülüğü var. Devletin bize bunları, yaşanabilecek ortamı sağlaması gerekiyor. Burada eğer bir toplum yani insanlar özgür olamıyorsa, özgür bir ortam sağlanamıyorsa toplumda kuşku, korku, belirsizlik ve güvensizlik yaratır ki bu da gelişmeyi engelleyen toplumun önündeki en büyük hususlardır.

     Teşekkür ediyorum. Saygılarımı sunarım.