Komisyon Adı:İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu
Konu:Hükümlü Ve Tutuklu Hakları Alt Komisyonunun Hazırladığı Sincan Ceza İnfaz Kurumları İnceleme Raporu'na İlişkin Görüşmeler
Dönemi:27
Yasama Yılı:2
Tarih:03/07/2019


Hükümlü ve Tutuklu Hakları Alt Komisyonunun hazırladığı Sincan Ceza İnfaz Kurumları İnceleme Raporu'na ilişkin görüşmeler MAHMUT TANAL (İstanbul) - Özür dilerim, kısa ve öz olacak, konuya münhasıran olacak.

     Teşekkür ederim, saygılarımı sunarım.

     Arkadaşlarımıza dedim valiliğin üç yıldır izleme komisyonu raporu yok diye, bunu düzeltiyorum. Siz ve arkadaşlarımız "Var." deyince aldım ve bunu düzeltiyorum bu şekliyle. Bu valilikler bünyesinde kurulan insan hakları izleme kurulu komisyonunun raporlarını danışman arkadaşlarımız valilik bünyesinden istediğimizde "Yok." demişlerdi, kanunen size gönderilmesi gerekiyor sizin bünyenizde olduğu için, arkadaşlardan aldım, arkadaşlara da teşekkür ederim.

     Şimdi, izleme kurulundan gelen rapor ile bugün görüştüğümüz raporu hemen burada incelediğim zaman tarihleri aşağı yukarı birbirine yakın. Değerli vekilimizle de burada birlikte inceledik, zaten sizde asılları da var bunların. Mesela bir tanesinde diyor ki: "Hükümlü ve tutukluların sağlık konusunda herhangi bir şikâyetlerinin bulunmadığı, hekim sayısının artırılması ve haftada bir gün değil, sürekli hekim bulunması gerekliliği var." İkincisi, sağlık ve diş tedavileri konusunda cezaevi içerisinde muayene odası olmasına rağmen hekim yetersizliği sebebiyle kullanılmadığını, dışarıdan gelen sağlık memuru ve diş hekimlerinin haftanın belirli günleri kuruma gelmesi ve hükümlü ve tutuklu sayısının da fazla olması nedeniyle mağdur olduklarını söylüyorlar. Bunlar 2019'un bir, iki, üç ve dördüncü aylarda geliyor. Bir tanesinde de yine manavın pahalı olduğu, yemeklerin taşıma sırasında birbirine karıştığı, çay fiyatlarının pahalı olduğu, 40 kişiye 1 televizyon düştüğü, koğuşlar havasız, buzdolabı yok, banyonun yetersiz olduğu... Bir tanesinde deniyor ki: Tutuklu ve hükümlü sayısının odalarda fazla olması nedeniyle banyo ve su yetersizliği, su kotası..." Biraz önce üstat Osman Bey'le şunu konuştuk yani arkadaşlarımız dediler ki... Şimdi, burada sular boşa akıtıldığı için o sebepten dolayı kapatıldığı söylendi. Benim bildiğim kadarıyla -hatta önceki yıllarda bir önerimdi- su bir yaşam hakkıdır, yurt dışındaki cezaevlerinde suya ücret almıyorlar, biz de sudan para almayalım. Yani eğer sudan para alınıyorsa bir insan hem parasını ödeyecek...

     Benim şimdi kütüphaneyle ilgili bir önerim... Yurt dışındaki cezaevlerini dolaştığımızda cezaevine düşen hükümlü veya tutuklunun eğitim, hobi vesaire durumuna göre kendisine 2 kitap verilir, o kitapları okuduktan sonra kütüphaneden diğer kitapları alır. Gelin, bir öneri olarak... Bakanlığa, daha doğrusu cumhuriyet başsavcılıklarına her bastırılan kitapla ilgili basın savcısına zorunlu olarak kitaplar geliyor ve bu zorunlu olarak gelen kitapları biz... Basın savcısı ne yapıyor? Yani tekrar geri mi gönderiyorlar, bir yere arşiv mi yapıyorlar, onu bilmiyorum. Sakıncası olmayan kitapları cezaevlerine göndersinler, cezaevlerinde hiç olmazsa bu güncel kütüphane olayını oluşturmuş oluruz ve her hükümlü veya tutukluya da cezaevine ilk girdiği zaman onun eğitimine uygun, hobilerine uygun 2 tane kitabı da eğer verirsek bence çok yararlı ve faydalı olur.

     Teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum.