Komisyon Adı:Sağlık, Aile, Çalışma Ve Sosyal İşler Komisyonu
Konu:Komisyonun Saat 24.00'ten Sonra Çalışabilmesiyle İlgili Bir Karar Yoksa Kanun Hükmünün Uygulanmasını İstirham Ettiğine İlişkin Açıklaması
Dönemi:27
Yasama Yılı:2
Tarih:05/11/2018


Komisyonun saat 24.00'ten sonra çalışabilmesiyle ilgili bir karar yoksa kanun hükmünün uygulanmasını istirham ettiğine ilişkin açıklaması MAHMUT TANAL (İstanbul) - Bir dakika, sözüm bitmedi Sayın Başkan, bitiriyorum.

     BAŞKAN - Bitirdiniz siz, ben öyle hatırlıyorum.

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - Bir dakika, özür dilerim.

     Teşekkür ederim Değerli Başkan.

     Şimdi, Değerli Başkanım, insanların verdiği önerge üzerine veya o kanun maddesi üzerine konuşmasının sebebi şu, ana amacı şu: Eğer o anlamda gerçekten ikna olamayan insanlar varsa ikna etmektir.

     Ben dün akşam "On iki Öfkeli Adam" filmini izledim. On iki öfkeli adam, gayet rahat, Amerika jüri sistemine göre bir çocuğun babasını taammüden öldürme suçu var. Orada jüri heyetinin oy birliğiyle karar vermesi gerekiyor, suçlu bulunacaksa da oy birliğiyle, suçsuz bulunacaksak da oy birliğiyle karar vermesi lazım. Burada "mümkün olduğunca"ya kadar eğer oy birliğiyle olmayacaksa o karar verilmeyecek, o komisyon dağılacak. Burada netice itibarıyla oylamaya sunuluyor, suçlu mu, suçsuz mu? On iki öfkeli adamın birisi diyor ki: "Ben suçludur da diyemem, suçlu değildir de diyemem ama bu araştırılsın." 11'i de "Suçludur." diyor çünkü o akşam maç var, maça gidecekler, zaten parasını alıyorlar, bu kadar ayrıntısına girmeye gerek yok, onların da 11'i "Suçlu." diyor. Neticede tartışma yaratılıyor, hadise şu: Bu cinayet gece on buçukta işleniyor, gece on buçukta. Orada bir tren geçiyor ve o istasyonun tam karşısında bir ev var, o ev de katliamın işlendiği 2'nci kata tam bakıyor. "Çocuk babasına bıçağı kaldırırken ben o anda gördüm ve tren 7 vagonuydu. O arada ben o seslerde geldi, hissettim." diyor.

     İSMAİL TAMER (Kayseri) - Elektrik kesiliyor, cereyan kesiliyor.

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - Cereyan kesiliyor evet, teşekkür ederim.

     Altta bulunan komşu diyor ki: "Benim yatak odam onun altındaydı, netice itibarıyla o gürültüden ben uyandım. Yaşlı bir insan, biraz da engelli bir hâli var, ben kapıya kadar gelirken, işte on beş saniye, biri merdivenlerden aşağıya kaçıyordu."

     Netice itibarıyla çocuk diyor ki: "Ben oraya geldiğimde dedektifler beni aşağıya itti." Şimdi burada cinayet mahalli tartışılıyor. Bir sefer o bahsettiğiniz işte tren istasyonunun karşısındaki hanımefendi soruyor: "Gözlüklü mü?" "Evet, gözlüklü." "O anda gözlüğü nasıl takabildin ve nasıl görebildin gözlük numarasıyla?"

     Netice itibarıyla iş geliyor, çocuğun boyu 1.65, baba daha uzun. Şimdi 1,65; 20 santim aşağı yukarı bir boy farkı var, onun onu öldürebileceği teknik anlamda yani onun boyuyla bıçağın saplandığı yer anlamında maalesef uyumlu değil, bilimsel anlamda.

     Burada sonuç bizi konuyu tartışmak, o heyeti o odadan çıkarmayız diyorlar, heyeti doğru yola götürüyor. 11'i suçludur diyor, birisi orada "Arkadaşlar, tartışalım." dediği zaman tartışıyorlar ve 12'si de suçsuzdur diyor ve oradan çıkıyorlar.

     Bu konuyu açmamım nedeni şu: Burada tartışmaktan niçin çekiniyoruz? Yani burada bilimsel gerçeklerle, doğrularla...

     BAŞKAN - Sayın Tanal, özür dilerim, araya girmek istiyorum. Biraz evvel arkadaş dedi ki: "On üç saattir burada konuşuyoruz. "Herhâlde tartışıyoruz değil mi?

     SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) - Hayır, monolog.

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - Bakın, ben size şunu söyleyeyim: Keşke tartışabilsek, gerçekten tartışma bu değil ki Değerli Başkanım. Birbirimize hakaret ediyoruz, birbirimizin yüzüne bakacağız. Keşke bu Meclis lojmanları olsaydı eşlerimiz, çocuklarımız tanışmış olurdu belki bu kadar birbirimizi yıpratmazdık. Gerçekten, olmadığı için kimse nasılsa birbirini görmeyecek, sosyal, insani, beşerî ilişkiler en azından bu çalışmaya da yansımış olurdu.

     Sizden ricam, sizden istirham ediyorum yani ben teknik anlamda sorduğum o soruları değerli arkadaşlarımız biraz önce nasıl bu Anayasa'ya...

     (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

     BAŞKAN - Buyurun.

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - Bitiriyorum.

     Teşekkür ederim.

     Şimdi, bu şekilde geçmişte ben komisyonları kapattığım davalar yaşadım, bende var, emsal örnekte var. Bilinçli olarak ben bunu söyledim.

     Şimdi, evet, bu Komisyonun saat yirmi dörtten sonra çalışacağına ilişkin bir karar yok. Varsa deyin var, yanınızda yasama uzmanı arkadaşımız var. Geçmişte kapattığım komisyonlar olduğu için rahatça konuşuyorum ben ve bu karar yok. Sizin mesai dışında çalışmanıza ilişkin karar var, evet, saat 24.00'e kadar mesai dışıydı, doğru. Ama gün gitti artık, pazartesi günü saat 24.00'e kadar o kararla çalışırdınız ve çalıştık, o gün bitti, şu anda salı günü sabah dörtteyiz. Bu aşamada eğer bitinceye kadar ilişkin bir kararınız yoksa sizden istirham ediyorum kanunun bu hükmünü tatbik etmenizi. Geçmişteki uygulamalar var çünkü, 24'üncü Dönem ben bunu yaşadım, yaptım da. Yani tabii o dönemden değerli arkadaşlarımız, içimizde olan arkadaşlar var. Sayın Bakan Yardımcısı arkadaşımız var Konya Milletvekilimiz, o dönem o arkadaşımız vardı. Yani netice itibarıyla siz de varsınız ama aynı Komisyonda değildik, sizden istirham ediyorum. Kanunun bu hükmünü uygulamanızı istirham eder, selam ve saygılarımı iletiyorum tekrar.