Komisyon Adı:İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu
Konu:Türkiye'deki Ceza Ve Tevkifevlerinin Durumuna İlişkin Görüşmeler
Dönemi:27
Yasama Yılı:2
Tarih:14/11/2018


Türkiye'deki ceza ve tevkifevlerinin durumuna ilişkin görüşmeler MAHMUT TANAL (İstanbul) - Teşekkür ederim Değerli Başkan.

     Değerli bürokratlar, değerli basın mensupları, değerli milletvekili arkadaşlar; hepinizi sayıyla, hürmetle selamlıyorum.

     Sayın Müdürüm, 26'ncı Dönem cezaevlerinde bulunan tüm kitapların listesini istemiştim, "Vereceğiz." demiştiniz. 26'ncı Dönem bitti, 27'nci Dönem yine karşı karşıyayız, sizden ricam o sözünüzü lütfen yerine getiriniz.

     Tekrar onu talep ediyorum Sayın Başkanım. Şu anda cezaevlerinde bulunan tüm kitapların listesini istiyoruz. Bakalım hangi kitaplar cezaevlerinde var, hangileri yok.

     CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRÜ ŞABAN YILMAZ - Kütüphanede değil mi?

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - Kütüphanede. Yani bu kitapların içerisine ceza kanunları da meri kanunlar da dâhil. Eski mi var, yeni mi var güncel bunu görmek isteriz.

     İkinci bir konu şu: Kitap meselesinden devam ederken, yurt dışında, cezaeviyle ilk tanışan tutuklu veya hükümlülerle ilgili, onun eğitimiyle, mesleğiyle, hobileriyle ilgili iki tane kitap konulur ödünç. Yani en azından o alıştırma süreci içerisinde ki depresyon vesaire geçirmemesi açısından bu uygulamalar var. Bu uygulamaları sizin de geliştirmenizi öneri anlamında sunuyorum, bence iyi olur çünkü hasta olduktan sonra onun tedavisi millî gelir açısından, toplum açısından, sağlık açısından yine ülkeye bir külfet yani o insanı iyileştirmek vesaire etmek bence iyi olur.

     Üçüncüsü: Efendim, iç denetim, dış denetim, işte gözetlemeyle ilgili, benim sizden ricam, o anlamda personel sayınız çok yetersiz. Dünyadaki cezaevinde bulunan hükümlü ve tutuklu sayısına -gardiyan anlamında yani infaz koruma memuru- göre yetersiz sayınız; yeterli mi yetersiz mi bilmiyorum, onun kararını siz verebilirsiniz. Eğer yeterli olmuş olsaydı -yanılmıyorsam Değerli Üstadımla birlikte miydik, gitmediysek özür diliyorum veya Üstatla birlikte de olabilir- Maltepe Çocuk Cezaevinde öldürülen o çocuk maalesef -kamera kayıtları zamanında kontrol edilmiş olsaydı o çocuk orada ölmeyecekti ama- orada kamera kayıtlarının zamanında kontrol edilmemesi nedeniyle arkadaşları tarafından kör noktalara getiriliyor, kafası duvara vuruluyor, o çocuk öyle rahmetli oldu. Yani netice itibarıyla o cezaevine düşen çocuklar devletin himayesinde yani onların kollanması, korunması lazım. O konuda da açıklık getirirseniz sevinirim.

     Bir başka husus: Şimdi, İşyurtlarından güzelce bahsettiniz; bu İşyurtlarının kaç tane minibüsü var, günlük geliri, kazancı nedir? İşyurtları bildiğim kadarıyla Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfına ait, o da size mi aittir?

     CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRÜ ŞABAN YILMAZ - Hayır yani İşyurtları kanunla kurulmuş bir şey. Vakıfla, döner sermaye sistemi, kanunla kurulan...

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - Size bağlı değil mi İşyurtları?

     CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRÜ ŞABAN YILMAZ - Bize bağlı, Adalet Bakanlığına bağlı.

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - Peki, onlara bağlı, onların bünyesinde minibüs çalıştırıyor mu hacizlere, bilirkişiyle keşfe giderken?

     CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRÜ ŞABAN YILMAZ - O vakfın araçları.

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - O vakıf size bağlı değil mi?

     CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRÜ ŞABAN YILMAZ - Bize bağlı değil, yok, o bağlı değil.

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - Peki onun şoförleri size bağlı değil mi?

     CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRÜ ŞABAN YILMAZ - Hayır.

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - Çünkü orada "İşyurtları" diye geçiyor, onu öğrenmeye çalışacaktım.

     Yalnız, cezaevlerini yeni yapıyorsunuz, kışın o pencere aralıklarından soğuk çok fazla geliyor, insanlar üşüyor orada. Yani sizin müteahhitle yaptığınız sözleşmenin koşullarına tam uyulmuyor. Yani onu, denetimi, teslim alması; nasıl yapıyorsunuz bilemiyorum yani devlet bu parayı ödüyor. Yahut sözleşmelere baktığınız zaman oradaki inşaatların dört dörtlük yapılması gerekiyor ama fiilî durum ile sözleşmenin durumu örtüşmüyor ve insanlar orada üşüyor, kışın hakikaten üşüyor. Niçin? Pencere aralıklarından çok rüzgâr geliyor. Mesela onu ben Silivri'den biliyorum, gittiğimiz diğer cezaevlerinden biliyorum.

     Bir başka öneri daha şu: Mesela yurt dışına gittiğimiz o ziyaretlerde, Değerli Başkanım, Alo 118'e cezaevinde bulunan tutuklu ve mahkûmlar bakıyor, bizimki gibi memur dışarıda yani gayet rahat yani bu da her suçtan değil, belirli suçlardan.

     BAŞKAN - Cezaevine mi kurulmuş bunlar?

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - Cezaevine kurulmuş. Nerede olduğunu bilmiyorum. Aslında cezaevi kendisi bunu orada ortaya attı. Aynı zamanda oradaki insanların toplumla uyumu açısından, vesaire açısından bu tür güzel örnekler var. Ben onun için size şeyi söyledim Avrupa'yla ilgili "Hiç gidip gelmiyor musunuz?" diye, buradaki hadiseleri söylememin nedeni oydu.

     Onun dışında dediniz ki bazı cezaevlerinde en iyi olanı haftanın beş günü doktor bulunuyor.

     CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRÜ ŞABAN YILMAZ - En iyi değil Vekilim, sayıya göre, bin kişiden fazlaysa.

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - 7/24 olan var mı?

     CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRÜ ŞABAN YILMAZ - Yok. Mesai saatleri içinde, onun dışında 112 var, mesai dışında.

     HAKAN KAHTALI (Malatya) - O kadar da yani 112 var, oradan da hastaneye ulaşılabilir, oradan aranır.

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - Ya arkadaşlar...

     BAŞKAN - Hakan Bey, karşılıklı konuşmayalım.

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - Canım arkadaşım, hasta cezaevinden 112'ye nasıl ulaşacak, elini öpeyim senin ya?

     HAKAN KAHTALI (Malatya) - Talep edecekler yani.

     BAŞKAN - Arkadaşlar...

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - Değerli arkadaşlar, bence benden daha iyi sizin savunmanız lazım.

     Şimdi bakın değerli arkadaşlar, geçmişte Değerli Başkanım da hükûmetin bir üyesiydi. Niye? Parlamento içinden çıkan bir Bakandı. O dönem sizin savunmanız kadar doğal bir şey yoktu, hiç itirazım yok. Şimdi ayrı bir kabine var, ayrı bir sistem var, burada sizin de şikâyetçi olmanız lazım, hemen siz savunma gardına geçiyorsunuz. Şimdi bu arkadaşlarımız ne kadar sizin için kamu görevi ifa ediyorsa bizim için de kamu görevi, o insanlar bir partinin üyesi değil.

     BAŞKAN - Arkadaşlar, Mahmut Bey bir değerlendirme yapmıyor, soru soruyor. Bırakalım sorusunu sorsun ve bunun cevabını Genel Müdürümüz versin, tamam.

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - Yani onlar kamu görevlisi, onlar bir partinin şeyi değil ki. Yani burada hepimizin amacı bir ülkeyi nasıl yaşanabiliriz yaparız, amacımız bu, yoksa birilerini yermek değil.

     RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Kocaeli) - İyi ki varsın Mahmut Tanal, iyi ki varsınız, seviyoruz sizi.

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - Yani iyi ki hep birlikte varız yani hep birlikte biz bir zenginliğiniz yoksa başka türlü olmaz.

     Tabii, benim sözlerimi kestiniz, benim söyleyeceğim şeyler...

     BAŞKAN - Konsantrasyonu bozuldu.

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - Yani siz netice itibarıyla amacınıza ulaştınız, ben sizi kutluyorum.

     Değerli Genel Müdürüm, bir açıklamanız güzeldi, dediniz ki: "Yurt dışındaki denetim kurulları zamansız gelip bizi kontrol ediyor." Biz sizi zamansız gelip kontrol edemiyoruz, "Bakanlıktan izin alın." diyorlar. Benim Sayın Başkanımdan istirhamım, en azından bir karar alınabilir. Yani diyebilirsiniz ki: "Tek başınıza olmaz." Tamam, okey, anlarım onu. Yani en azından 3-4 Komisyon üyesi bir araya gelip biz de ansızın bir "Günaydın." diyebilmeliyiz, "Bir çayınızı içmeye geldik." diyebilmeliyiz, bu kontrolü biz de yapabilmeliyiz, bize bu fırsatı verin ne olur.

     Bir başka soru: Danıştay'ın herhâlde bir kararı olacak, 7/24 avukatlar veya tutuklu, hükümlünün oradaki yakınları gelip ziyaret edebilir; o kararın bir tane fotokopisini bana verebilir misiniz, mümkün mü? Sizde var, onu vermenizi istirham ediyoruz.

     BAŞKAN - Nasıl?

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - "7/24 ziyaret edebilir." diye bir kararı var Danıştayın yanılmıyorsam, bildiğim kadarıyla, ziyaretle ilgili.

     BAŞKAN - Avukatın ziyareti mi?

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - Evet. O kararı bize...

     MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Danıştay kararına gerek yok ki, kanun var.

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - Yahu arkadaşlar, biz o kararı da alalım, olsun ya. Fazla bilgi, fazla mal göz çıkarmaz ki arkadaşlar. Mümkünse bunu da...

     BAŞKAN - Var mı öyle bir Danıştay kararı, bilginiz var mı Sayın Genel Müdürüm?

     EBRÜ GÜNAY (Mardin) - Var, var. Normal mesai saatleri dışında da gece saat on ikiye kadar, cumartesi pazar...

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - Cezaevi de biliyor ama yani tabii, bazı şeyleri ne kadar "Bilmiyoruz." deseler de işlerine o geliyor, iş çıkmış olacak tabii ki.

     CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRÜ ŞABAN YILMAZ - Sayın Başkanım, yani orada şöyle bildiğimiz kadarıyla: Tutuklular için böyle bir karar var, hükümlüler için mesai saatleri içerisinde.

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - İşte o kararı verin bir zahmet, neyse biz de görelim mümkünse.

     Bir de şu var: Ya arkadaşlar, terör örgütü terör örgütüdür. Terör örgütü insanlık düşmanıdır, insan hakları düşmanıdır, yaşamın düşmanıdır, hukuk devletinin düşmanıdır, demokrasinin düşmanıdır; bunun "a"sı, "b"si, "c"si yok, ayrımı yok.

     Şimdi, yokken mahkemeler mi yapıyor, onu sizler mi yapıyorsunuz? "A" terör örgütü kitabı şöyle günlük gazeteyi okuyabiliriz, ziyaret saati şu, "B" terör örgütü şu. Birisi iyi, birisi kötü mü olur, birisinin koşulları iyi, birinin kötü mü olur yani ben bu işi anlamış değilim doğrusu. Terör örgütleri arasındaki bu ayrım niye yapılıyor? Yani yapacaksak hepsini ağır ceza anlamında hukuk devleti içerisinde yapın. Ama bakıyorsunuz kişi terör örgütüyle irtibatlanmış, hakkında iddianame açılıyor, düzenleniyor, sonunda beraat ediyor. Böyle dünya kadar da insan var.

     Şimdi, o ağır koşullarda yok kütüphane yasağı, yok efendim, gazete yasağı, yok ziyaretçi yasağı yani bu tür şeyleri, terör örgütleri arasında bu tür ayrıştırmayı da ben kabul etmiyorum. Hukuk devleti infazda da eşitliği arar, infaz hükümlerinde de eşitliği arar, cezada da eşitliği arar. Yani bu açıdan bu uygulamanızda Anayasa'mızın 10'uncu maddesindeki eşitlik ilkeleri açısından niye tatbik edilmiyor, niye farklı uygulamalar var? Mesela, ben sizden kitap listesini niçin istedim, onu da o zaman hepiniz bilin diye söyleyeyim, ben de listesi de var, olmazsa ben size makamdan getireyim. Darbe girişimi 2016'da oldu, 15 Temmuzda bu oldu, ben eylül ayında gayet rahat gittim, sizin cezaevlerinizden kitap listesini aldım. FETÖ terör örgütünün 45 ve 50'ye yakın kitap listesi vardı. Evlerinde kitap bulunan cezaevine gönderiliyor, cezaevinin içinde vardı. Bunları, kitap listesini yılda 2 sefer mi değiştiriyorsunuz?

     CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRÜ ŞABAN YILMAZ - Bunların hepsi ayıklandı.

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - Ne zaman ayıkladınız Değerli Genel Müdürüm? Yani düşünün iki ay sonra cezaevindeydi değerli ağabeyciğim ya. O kitaplardan dolayı millet cezaevine atılıyor, o kitaplar cezaevinde oradaki tutuklu ve hükümlülere okutuluyor.

     EROL KAVUNCU (Çorum) - Üçüncü ayda toplatmışlar.

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - Öyle ama şimdi.

     Şimdi bu kitapların listesini ben 26'ncı Dönem istedim, vermediniz, herhâlde bu kayıtlarım sizde var, ben onun için sizden istiyorum. Ondan sonra gidip tekrar listesini aldım, yine bir tane kitabı yine unutmuşsunuz arada, yine bir tane kitap hâlen orada var, onu da söyleyeyim ben.

     Şimdi, siz bana tekrar bu listeleri verin, hele bakayım gözünüzden kaçan bir tane var mı, yok mu onu merak ediyorum. Sizden rica ediyorum, eğer siz bana bu sefer de vermezseniz demek ki sizler kolluyorsunuz ve koruyorsunuz.

     Teşekkür ederim, sağ olun.

     BAŞKAN - Mahmut Bey, FETÖ'cüler tam olarak temizlenmediği müddetçe bu tip riskler her zaman var. Bunlar zaten istihbarat örgütü gibi bir örgüt.

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - Üstat, istihbarat birimleri...

     BAŞKAN - O ayrı bir şey, diğer konuyu söylüyorum ben. FETÖ'cüler tam olarak temizlenmediği müddetçe bunların usulü de, konsepti de, yöntemi de bu zaten, bunu biliyoruz.

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - Ya üstat, bana kitap listesini niye vermiyor? 26'ncı Dönemimizde kayıtlarımızda var.

     BAŞKAN - O ayrı bir şey, onu konuşmuyorum.

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - Ama o verilmiyorsa ben bunun altında bir şey ararım ya. Yani ön yargılı olacaksam özür dilerim ben sizden. Yani bunu bitirelim.

     Teşekkürler.

     CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRÜ ŞABAN YILMAZ - Sayın Başkanım, hemen unutmadan cevap mı vereyim, en son mu vereyim?

     MAHMUT TANAL (İstanbul) - Üstadımsınız, saygı duyuyorum, siz ne derseniz doğrudur. Ama o kitaplardan cezaevinde yatan dünya kadar da insan var.