Komisyon Adı:İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu
Konu:İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı Başta Olmak Üzere Türkiye'de Zorla Kaybettirilenler Konusunda Alt Komisyon Kurulmasına İlişkin Önergesinin Görüşmeleri
Dönemi:27
Yasama Yılı:2
Tarih:17/10/2018


İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı başta olmak üzere Türkiye'de zorla kaybettirilenler konusunda alt komisyon kurulmasına ilişkin önergesinin görüşmeleri MAHMUT TANAL (İstanbul) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

     Viyana Sözleşmesi'nden sadece elçilikler yararlanıyor, konsolosluklar yararlanmıyor.

     İki, bu dokunulmazlıkların getiriliş amacı görev alanıyla ilgili, diplomatik konsolosluğun insan öldürme gibi görev alanı yoktur. Görev alanlarıyla ilgili diplomatik bağışıklık ancak Türkiye'yle Suudi Arabistan arasında eğer varsa yapılmış olan bir ikili sözleşme olabilir konsoloslukta. Onu da kimse bize söylemiyor, ortaya sermiyor. Eğer sizler biliyorsanız da sizlerde öğrenmek isteriz, bakanlık yaptınız, sayın başkan yardımcınız bakanlık yaptı yani bu konuda varsa bilginiz, ikili sözleşme, onu lütfen bizimle paylaşmanızı istirham ediyoruz.

     Üç, biz tabii ki hukuksal argümanlarla konuşmak zorundayız. Mevcut olan Anayasa'mızın 2'nci maddesi "Türkiye Cumhuriyeti devleti insan haklarına saygılı bir hukuk devletidir." der. İnsan haklarına saygılı olan bir devlet yaşam hakkını savunmak zorundadır. Yaşam hakkı tüm hakların üstünde gelir. Anayasa'mızın 16'ncı maddesi der ki: "Bu Anayasada belirtilen haklardan herkes yararlanır." Herkes ibaresi var, bunun da kapsamı içerisine yabancılar da girmektedir. Anayasa'mızın 14'üncü maddesi temel hak ve özgürlükleri... Gerek devlet gerekse de şahıslar hiç kimse temel hak ve özgürlükleri yok edebilecek faaliyetler içerisine giremez, bundan yola çıkarak... Burada Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesi yaşam hakkının ortadan kaldırılmasıdır, haklar arasında en üst sıralamada yer almaktadır. Geliyoruz, Türk Ceza Kanunu'muza, deniliyor ki efendim "Türk yargısı bunu yargılayabilir mi, yargılayamaz mı?" tartışma konusu bu. Kaynak veriyorum. Durmuş Tezcan Hocamızın "Uluslararası Ceza Hukuku" adlı kitabında oradan atıflar, aynı zamanda İzzet Özgenç'in ceza hukukundaki uluslararası ceza hukuku bölümünde, Türk Ceza Kanunu'muzun 12'nci ve 13'üncü maddesindeki atıflardan bahsederler. Türk Ceza Kanunu'nun 13'üncü maddesi der ki: "Aşağıdaki suçların vatandaş veya yabancı tarafından yabancı ülkede işlenmesi hâlinde Türk kanunları uygulanır." Yabancı ülke dediğimiz ne? "Konsolosluğun içerisinde işlenmiştir." deniliyor. Peki, "İçinde işlenmişse..." diyor, birinci fıkra diyor ki: "İkinci kitabın birinci kısım altında yer alan suçlar bu kapsamda değildir. Bu suçları işleyenler bu muafiyetten yararlanamaz, bu dokunulmazlıktan yararlanamaz, bu bağışıklıktan yararlanamaz, bunlar yargılanır." Onun da kapsamına bizim insanlığa karşı işlenen suçlar, Türk Ceza Kanunu 77'nci maddesi girmektedir. Bu söylediklerimizin politikle hiç alakası, ilgisi yoktur, tamamen bizim alanımızı, yani İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu alanını ilgilendiren bir husustur. Türk Ceza Kanunu'nun 77'nci maddesi de diyor ki: "Aşağıdaki fillerin siyasal, felsefi, ırki veya dinî saiklerle toplumun bir kesimine karşı bir plan doğrultusunda sistemli olarak işlenmesi, insanlığa karşı işlenmiş suç kabul edilir. a) Kasten insan öldürme." Olayımız, aynen, işte Cemal Kaşıkçı'nın olayı kasten insan öldürme, Ceza Kanunu'nun 77'nci maddesi kapsamına giren bir insanlık suçudur. Türk devletinin yargılama yetkisi burada vardır. Bir an önce Türk devletinin yargılama yetkisi olan bir hususta İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu da acilen bir ambülans görevi gibi derhâl alt komisyon oluşturularak mahalline gitmelidir.

     Önergenin bu anlamda lehine konuştum, destek istiyoruz. Bu, inanın, Komisyonumuzun çıtasına yükseltir, ülkemizin çıtasını yükseltir; bu suç ülkemize de karşı işlenen bir suç, her vatandaşımız, toplumumuz bundan zarar görmüştür.

     Teşekkür ediyorum.