Komisyon Adı:Anayasa Komisyonu
Konu:Seçimlerin Temel Hükümleri Ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2137) (alt Komisyon Metni)
Dönemi:26
Yasama Yılı:3
Tarih:05/03/2018


Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2137) (Alt komisyon metni) FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

     Bu düzenleme ne yazık ki facia bir düzenleme ve facia sonuçlara sebep olacak. Özellikle de toplumun son dönem bu kadar çok ayrıştırıldığı, bu kadar çok birbirine kırdırıldığı, bu kadar çok kutuplaştırıldığı bir dönemde ihbarcılığı yaygınlaştıran, insanların birbirini ihbar etmesinin önünü açan ve silahlı kuvvetleri de bu işe alet edecek olan bir düzenlemeden bahsediyoruz ne yazık ki. O yüzden "facia" olarak tanımladım. Aslında, sandık başı düzenini bozmaya kalkışanlar için sandık kurulu başkanı ve kurul üyelerinin buna yetkisi zaten var oradaki düzeni sağlamakla ilgili. Neden ekstradan bir emniyet gücüne, askere, polise ihtiyaç oluyor? Burada -yine az önce de söylediğimiz gibi- "Her yol mübahtır." diyerek her türlü önlem bir şekilde düşünülmüş. Ve yine bu maddelerden kaynaklı "sopalı seçim" olarak tanımladığımız, silahların gölgesinde, emniyetin, askerin gölgesinde ve ne yazık ki korku salarak, vatandaşı korkutarak yapılacak bir seçimden bahsediyoruz. Kamu görevlilerine güveneceğiz, askere güveneceğiz, polise güveneceğiz, YSK'ye güveneceğiz, sandık kurulu başkanlarına güveneceğiz ama bir tek millete güvenmeyeceğiz. Bu düzenlemelerden aynen o çıkıyor, milleti yine birbirine kırdıracaksınız değerli arkadaşlar. Ne yazık ki bu uygulamalar ona vesile olacak gibi görünüyor.

     Vatandaşın kolluk güçleriyle karşı karşıya gelecek olması da yine toplumda büyük sıkıntılara sebep olacak. Özellikle de son dönem yaşadığımız sıcak gelişmeleri, işte savaş ortamını, OHAL koşullarını ve her fırsatta demokratik hakkını aradığı için, anayasal haklarını kullandığı için sürekli ülkenin, devletin güvenlik güçleriyle karşı karşıya kalan milleti düşündüğümüzde yine büyük kırılmalara, derin kırılmalara sebep olacaksınız bu düzenlemeyle birlikte.

     Bir de şunu da sorgulamak lazım: Polis sayımız bu düzenlemeden kaynaklı acaba uygulamada yetecek mi? Örneğin, oy kullanma işlemlerinin işte bir okulda olduğunu düşünelim. Birkaç katlı okul, birden fazla sandık, birden fazla koridor; her koridora kaç polis koyacaksınız ya da sadece binaya mı koyulacak? Her koridorda bir polis bulunduracaksak -ki maddeye baktığımız zaman özellikle "Seçmenlerce ihbar, o yer kolluk güçlerine şahsen yapılır." diyor- örneğin bir kavga çıktığında ya da bir sıkıntı olduğunda vatandaş şahsen yapacak başvurusunu yani o anda yakın mesafede polis bulması gerekiyor vatandaşın, dolayısıyla bu da çok sayıda polisin görevlendirilmesi demek. Her ihbara koşmak zorunda olacak olan kolluk kuvvetlerinin sayısının özellikle de OHAL döneminde ne kadar azaldığını gayet iyi biliyoruz. Zaten fazla çalışma süreleri var gereğinden çok fazla çalışıyorlar, fazla mesai yapıyorlar; bir de üzerine böyle bir yük yükleyeceğiz ki buna rağmen sayıları gene yetmeyecek, gene yetersiz kalacak. Örneğin, rakam verelim: Türkiye'de 55 milyon 319 bin 222 seçmen bulunuyor, 273.846 polis bulunuyor. O zaman bu polis hangi ihbara yetişecek, nasıl yetişecek? Bir de üzerine ihbardan ihbara koşma söz konusu olduğunda hangi karakol nasıl işlem yapacak? Bunların bir de belgeye bağlanması, işlem başlatılması, soruşturulması, o anda on-line işlem yapacak, yapamayacak, bunlar belli değil; fiziki evrak düzenlenecek, karakola gitmesi gerekecek. Bunların hepsi teknik anlamda ve uygulama, pratik anlamda sıkıntı yaratacak şeyler. Bir de bu kadar koşuşturmacada -tabii ki polisler de insan en nihayetinde, onların da dertleri, sıkıntıları var- sinirleri mahvolacak, gerilecek, ondan sonra da işte sözde seçim güvenliğini bozmuş olan vatandaşa yaklaşımını düşünün bir de dolayısıyla daha büyük bir krize sebep olacak. "Kim haklı-kim haksız" ayrımında çok zorlanacak. Olay gerçekten seçim güvenliği boyutunda o güvenliği zedeleyen bir durum mudur, değil midir ve vatandaşın hareketi, eylemi gerçekten bunu zedeleyen bir durum mudur, değil midir; buna polis nasıl karar verecek, orada da net bir durum yok.

     Bir de hangi seçmenin ne amaçla nasıl çağırdığı da ihbar ettiği de önemli. Örneğin, AKP dışındaki bir seçmen, AKP il başkanını yakasında rozeti olduğu için uyardığında, aralarında yaşanan bir sıkıntıda, bir kavgada, gürültüde polisi çağırdığını düşündüğünüzde, acaba o AKP il başkanının yakasındaki rozeti de o polis çıkarabilecek mi, çıkartamayacak mı?

     BAŞKAN - Sayın Hürriyet, bir saniye...

     YUSUF BAŞER (Yozgat) - Sandık çevresinde rozet olmaz.

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Ama oluyor, ben buna kendim şahit oldum.

     BAŞKAN - Sayın Hürriyet, olmaz, olmaz.

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Kocaeli'de geçtiğimiz seçimlerde sizin...

     BAŞKAN - Şimdi, Sayın Hürriyet, ben şu kadar söyleyeyim: Öyle bir şey gördüğünüzde -bakın "Şahit oldum." dediniz- yapacağınız bir şey var, direkt savcılığa vereceksiniz. Bu seçim hukukuna...

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Şahit oldum, uyardım ama sizin kadın kolları başkanlarınız, yöneticileriniz o kadar "large"lardı ki.

     BAŞKAN - Biz genel merkezde seçim işlerinde de çalıştık, bu seçim hukuku o kadar sert ki hemen savcılığa vereceksiniz, hiç affetmeyin, hemen savcılığa verin çünkü seçim hukukunun yaptırımları -hep söylüyorum- "Ertelenmez, paraya çevrilmez." cezasını içeriyor. Direkt savcılığa vereceksiniz kişisel olarak, vatandaş olarak.

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Ne yazık ki Sayın Başkan...

     BAŞKAN - Kimse AK PARTİ rozetiyle de Cumhuriyet Halk Partisi rozetiyle de gidemez. Direkt savcılığa verin.

     Buyurun.

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Ben buna geçtiğimiz seçim bire bir şahit olan birisi olarak... Ne yazık ki büyük bir güç zehirlenmesiyle ve "Küçük dünyaları biz yarattık." hesabıyla dolaşan yöneticileriniz o kadar çoktu ki -ki ben çok fazla, aktif, sandıkları gezen birisi olarak söylüyorum- bu tür şeylerle karşılaşıyoruz ve bunu ben ayaküstü -isim vermeyeceğim- bir emniyet müdürüne özellikle sordum: "Elini vicdanına koy ve söyle; böyle bir olay olduğunda bu AKP il başkanının rozetini sen çıkarabilecek misin?" dediğimde "Biraz zor." dedi. Bakın, bunu da kayıt dışı söyleyebiliyorlar.

     BAŞKAN - Sayın Hürriyet... Sayın Hürriyet... Bak, burada...

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Yani bu kadar.... Bunlar sıkıntı. Başkan, bunları yaşayacağız, göreceksiniz.

     BAŞKAN - Sayın Hürriyet, seçim günü rozet takılmayacağını hepimiz biliriz. Lütfen...

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Bakın, bunları yaşayacağız ama...

     BAŞKAN - Gecenin bu saatinde gereksiz polemiğe girmeyelim.

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Ama bunları yaşayacağız Başkanım, siz yok saysanız da yok olmayacak bazı şeyler yani itiraz edince...

     BAŞKAN - Hepimiz biliriz.

     ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - İçerik denetimi yapma konuşmaya ya! Allah Allah!

     BAŞKAN - Yapmıyoruz ama bizi itham ediyor, AK PARTİ'yi itham ediyor.

     ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ya, sen şu an tarafsızsın.

     BAŞKAN - Doğru, tarafsızım ama içerik denetimi yapmıyoruz.

     ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Tarafsızsın.

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Evet, Sayın Başkanım, bunlar yaşanacak. Siz ne kadar yok saysanız da itiraz etseniz de yaşandı ve yaşanmaya devam edecek. Diyelim ki yaşandı ne olacak? Diyelim ki bugüne kadar yaşanmadı ama bundan sonra yaşanacak, ne olacak? Bunlara bakmak lazım.

     BAŞKAN - Arkadaşlar, söz vermeden lütfen konuşmayalım.

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Başkanım, bu arada konuşmamı mahvettiniz, sağ olun teşekkür ediyorum.

     ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Başkan sen girmeseydin iş böyle olmayacaktı.

     BAŞKAN - Tamam peki, peki; buyurun.

     Sayın Parsak, size söz vereceğim epeydir konuşmadınız.

     MEHMET PARSAK (Afyonkarahisar) - Sınıflarda ampul var, onu ne yapacağız?

     BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen gündeme davet ediyorum.

     Buyurun Sayın Hürriyet.

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Yani bunlar önemli şeyler Sayın Başkanım yani bunlar yok sayılmaması gereken, dikkate alınması gereken şeyler. Özellikle o seçim atmosferinde, insanların gergin olduğu bir dönemde bu kadar ufacık şeyler bazen o sinirleri daha da gerebiliyor ve daha büyük olaylara ne yazık ki vesile olabiliyor. İşte, bunları istemiyoruz, biz de istemiyoruz tabii ki. Yanlış yanlıştır, doğru doğrudur. Yanlışı kim yaparsa yapsın yanlış yanlıştır. Bunun üzerinden yürümek lazım, bunun üzerinden gitmek lazım. Bizim de itirazımız ve ifade ettiğimiz kaygılarımız bunun üzerine zaten. Yoksa bu iş sadece AKP, CHP, MHP meselesi değil, partiler üzerinden değil; doğruyu bulmak adına, iyi bir şey yapmak adına söylüyoruz bu kaygılarımızı, dikkate alınacağını umarak söylüyoruz ama ne kadar dikkate alınacak orası da muamma.

     Teşekkür ediyorum.