Komisyon Adı:Anayasa Komisyonu
Konu:Seçimlerin Temel Hükümleri Ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2137) (alt Komisyon Metni)
Dönemi:26
Yasama Yılı:3
Tarih:05/03/2018


Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2137) (Alt komisyon metni) FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

     2'nci madde, 298 sayılı Kanun'un 14'üncü maddesinin (1)'inci fıkrasına (14) numaralı bentten sonra gelmek üzere bentler eklenmiş. (15)'inci bentte "Seçim türüne göre sandık bölgesi seçmen sayısını belirlemek." demiş. Aslında, burada (15)'inci bende baktığımızda görüyoruz ki (15)'inci bentle beraber Yüksek Seçim Kuruluna seçim türüne göre sandık bölgesi seçmen sayısını belirleme yetkisi veriliyor ama bu seçmen belirleme yetkisinin sınırı belirtilmiyor. Yani tüm ülkede belirli bir standart mı belirlenecek yoksa il bazlı bir uygulamaya mı gidilecek, bu net bir şekilde anlaşılmıyor ve muğlak bir düzenleme olarak karışımıza çıkıyor ya da son referandumda olduğu gibi, son dakika değişiklikleri mi olacak? Bu durum, ciddi anlamda Araf'ta kalan bir durum değerli arkadaşlar.

     (16)'ncı bende baktığımızda "seçim güvenliği açısından gerekli görülmesi durumunda" diyor, tabii ki net değil, "seçim güvenliği açısından gerekli görülen hâller, durumlar" nedir, ne değildir? Bunu burada hem gerekçeden hem de detaylı bir düzenleme olmadığı için henüz bilme şansımız yok ya da ileriki dönemde uygulamaya geçtiği takdirde neler karşımıza çıkacak? Her olay sonuçta kendine münhasırdır, her olayın kendine ait özellikleri vardır, onlar karşımıza çıktığında nasıl kararlar alınacak burada -gerekçe de dâhil olmak üzere- detay bilgi olmadığı için eminim ki ileride ciddi karışıklıklara sebep olacak. İşte bu "...gerekli görülmesi durumunda, vali veya il seçim kurulu başkanının oy verme gününden en geç bir ay önce talepte bulunması hâlinde" diyor. Yani "bir ay" ifadesi de neye göre hesaplanmış, hangi işlemlere göre hesaplanmış ya da öylesine mi konulmuş, o da net değil. Devamında "...o yerdeki sandıkların en yakın seçim bölgelerine taşınmasına, sandık bölgelerinin birleştirilmesine, muhtarlık seçimleri hariç olmak üzere seçim bölgelerinin birleştirilmesi ile seçmen listelerinin karma şekilde düzenlenmesine ve bu hususların ilanına karar vermek." diyor. Bu eklenen (16)'ncı bentte seçim güvenliği açısından yani az önce bahsettiğim gibi, bir daha altını çizmek gerekirse "Nedir bu seçim güvenliği?" bunun açıklanması gerekiyor. Biz, alt komisyonda da bunu ısrarla sorduk ama ne yazık ki teknik anlamda çok da fazla bilgi aldığımız söylenemez. "Hangi hâller seçim güvenliği kapsamında olacak, hangileri olmayacak?" ya da "Daha önce yaşanan olaylar, bunlara ilişkin tutulan tutanaklar, yapılan soruşturmalar, ihbarlar, şikâyetler, bunlarla ilgili bir veri var mı elimizde? Bunlarla ilgili yapılmış bir standart çalışma var mıdır?" dediğimizde, onunla ilgili de çok net cevap alamadık ki kayıtlarda da yer alıyor. Ayrıca "vali veya il seçim kurulunun talepte bulunarak sandıkların en yakın seçim bölgesine taşınması" kavramı da olayı daha da karmaşıklaştırıyor ve sağlanmak istenen seçim güvenliğinin iyiden iyiye yitirilmesine neden oluyor. Bir mülki amirin seçim sürecine doğrudan karışması tarafsızlığın kaybolmasına neden olur. Ki artık partili bir Cumhurbaşkanı var son uygulamaya göre yani AKP tarafından atanan bir valinin talimatlara göre hareket etmesi tabii ki kaçınılmaz bir sonuç olarak ortaya çıkıyor. Maddede her ne kadar "seçim güvenliğinin gerekli kıldığı haller" dese de bu madde zaten kendi başına, başlı başına bir seçim güvenliği sorunu oluşturuyor. Sonuçta, vali de amirinden emir alarak talimatları uygulamak zorunda kalacağı için bir valinin böylesine seçime müdahil olması doğru bir şey değildir. Seçim güvenliğini zaten bu maddeyle riske etmiş oluyorsunuz.

     "En yakın seçim bölgesi" ya da bilinen tabirle "en yakın muhtarlık bölgesine taşınması" kavramı da yine muallak. Diyelim ki vali tarafından bir seçim bölgesi sakıncalı bulundu ve taşınmasına karar verildi, en yakın seçim bölgesi de sakıncalı -özellikle doğu ve güneydoğu illerini de düşündüğümüzde ki bu maddeyi getirmenizin en temel nedeni büyük olasılıkla o illeri düşünerek, orada avantajlı konuma geçmek adına düzenlenmiş, o amaçla düzenlenmiş bir madde olduğunu düşünüyoruz- ona en yakın olanı da sakıncalı bulundu, peki ne olacak? Yine bunda da belirli bir durum yok. "Sandıklara en yakın seçim bölgesi" diye iki, üç mahalle öteye hatta belki daha uzakta olan bir mahalleye mi taşınacak? "En yakın seçim bölgesi" diye belirlenen bu kapasiteyi nasıl taşıyacak? Oylar nasıl güvende tutulacak? Gibi, gibi sorunlar ortaya çıkacak diye düşünüyoruz.

     Ayrıca, 1 Kasım seçimleri öncesinde önceki dönem İçişleri Bakanı, şu anda da Emniyet Genel Müdürü Sayın Selami Altınok gündeme gelen seçim güvenliğine dair kaygılarla ilgili aynen şu cümleleri kurmuştu, demişti ki: "Sandıkların birleştirilmesi ya da sandıkların taşınması diye bir şey söz konusu değil. Güvenlik zafiyeti diye bir şey söz konusu olamaz. Güvenlik riski her zaman olur, zafiyeti, Türkiye Cumhuriyeti devleti kabul etmez." demişti. Önemli cümleler ama şimdi bu getirilen düzenlemeyle aslında diyorsunuz ki: Ortada bir güvenlik zafiyeti var ya da güvenlik zafiyetinden ötürü bir korku mu var? Bunu da yine bu düzenlemeyi yapan arkadaşlar açıklamalılar diye düşünüyorum.

     Yüksek Seçim Kurulu 1 Kasım genel seçiminde özellikle doğu ve güneydoğudaki bazı il ve ilçe seçim kurullarından gelen sandıkların güvenlik nedeniyle başka güvenli bölgeye taşınmasına ilişkin taleplerin büyük bir kısmını oy çokluğuyla reddetmişti. Bu ret kararlarında, güvenlik nedeniyle sandıklarını taşınması taleplerini reddederken bu ilgili ret kararında aynen şu ifadeler yer alıyordu -bunlar aslında bizim arşivimiz ve bu tür düzenlemelerde mutlaka dikkate alınması gereken hususlardır diye düşünüyorum- şöyle diyordu: "Seçmen iradesinin özgürce oluşması, anayasal bir hak olan seçme hakkının engellenmemesi, kısıtlanmaması, seçmenin kendi sandık bölgesinde rahat ve basit bir şekilde oy kullanmasının sağlanması amacıyla güvenlik nedeniyle sandık yerlerinin seçim bölgesi dışına çıkartılarak değiştirilmesi, bir başka seçim bölgesine taşınması Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 67'nci maddesine, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 3, 4 ve 5'nci maddelerine, 139 sayılı Genelge'nin 3'üncü maddesine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına ve Venedik Komisyonu kararlarına -ki bizim için, ülkemiz için önemli bu komisyonun kararları- uygun görülmediğinden, bu yöndeki taleplerin oyçokluğuyla reddine..." denmişti ama şimdi bunların hepsini bir çuvala doldurduk, kaldırdık, attık, böyle ne olduğu belli olmayan... Ki amacını biliyoruz, amacı, sürekli işte "kazan-kazan" avantaj üstüne avantaj sağlamak adına yapılmış bir düzenleme. Bunların hepsini bir kalemde silmiş atmış. Bu ret gerekçesinde yer alan ve Anayasa'daki yine seçme, seçilme ve siyasette bulunma haklarını belirleyen 65'inci madde önemli bir madde ve her maddede de hep söylüyoruz, ciddi aykırılıklar var -ki önergemizde de var- Anayasa'ya aykırı bu hüküm, Anayasa'ya aykırılık iddiamızı tekrar ederek bu maddenin mutlaka tekliften çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz ve önergemizi de bu yönde sunmuş olduk çünkü "Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılır." diyor, "Temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerini bağdaştıracak biçimde seçim kanunları düzenlenir." diyor ama önümüzdeki teklifin 2'nci maddesine eklenen bentlere baktığımızda ne yazık ki bunları çok fazla göremiyoruz ve Anayasa'ya aykırı olduğunu açıkça görmüş oluyoruz değerli arkadaşlar.

     Bir de teklifin eklenen (17)'nci bendinde hastalığı veya engeli sebebiyle yatağa bağımlı seçmenlerin, muhtarlık seçimleri hariç, oy kullanmalarını sağlamak için seyyar sandık kurulu kurulmasına, oy kullandırılmasına olanak sağlıyor. Engelli vatandaşlarımızın oy kullanmalarının kolaylaştırılması elbette ki önemli, biz de bunu önemsiyoruz çünkü o yurttaşların okulların basamaklarından çıkarak en üst katlara ulaşması kolay olmuyor, bir sürü insan bu vatandaşlarımıza yardım etmeye çalışıyor, oylarını kullandırmaya çalışıyor. Oy kullanmak her Türk vatandaşının elbette ki görevi ve devlet de bunu yerine getirmek için gerekli tedbirleri almak zorunda, bunun da farkındayız. Bununla ilgili, evet, kesinlikle bir düzenlemeye ihtiyaç var ancak gerekli tedbir, seçim güvenliğinin olmazsa olmazı olan sandığın yerinden oynatılmaması kriterini yok saymakla mı olur, bu üzerinde belki bin kere düşünülmesi gereken konulardan bir tanesi.

     (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

     BAŞKAN - Sayın Hürriyet...

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Toparlıyorum, çok az kaldı Sayın Başkan, çok uzatmayacağım.

     Teknik detayları belli olmayan, sadece "hastalığı veya engeli sebebiyle yatağa bağımlı olan seçmenler" diyerek geçiştirilen bir madde var şu anda karşımızda, yarın öbür gün belki de kötü niyetli uygulamalara sebep olabilir. Bunun önüne geçmek ise ne yazık ki imkânsız çünkü uygulamada bir sürü sıkıntısı ortaya çıkacak ve yeni bir düzenleme olduğu için de uygulayıcıların nasıl davranacağı noktasında, kötü niyetli kullanıp kullanmayacağı noktasında da yine bir otokontrol mekanizması yok bu maddede.

     Vatandaşların engellilik ya da hastalık hâlinin ne şekilde belgelendirileceği de belli değil, belki ileride diğer alt düzenlemelerle belli edilebilir, bu da net değil önümüzde. Yani bir telefonla "Gelin, bakın, burada yaşlı ya da engelli bir vatandaş var, oy kullanacak." dendiğinde o hastalık ya da engellilik durumunun tespiti nasıl yapılacak, bunlar da net değil, mutlaka teknik izahata ihtiyaç var.

     Eve giden seçim görevlileri seçim atmosferine uygun hâle nasıl getirecekler evi?

     Sandık bölgesinin güvenliği nasıl sağlanacak?

     Sandık Kurulunun güvenliği -sonuçta mobilize bir sandıktan bahsediyoruz- nasıl sağlanacak? Kimler yanında olacak, partilerden müşahitler olacak mı, olmayacak mı? Her il için tabii ki konuşuyoruz bunları.

     Sayım döküm işlemleri nasıl yapılacak, bununla ilgili de ciddi kaygılarımız var ve bunun gibi soruların da burada mutlaka cevaplandırılması son derece önemlidir diye düşünüyoruz.

     Valilik meselesi, valilerin özellikle müdahil olmasıyla ilgili önemli bir konu, bu üzerinde durulması gereken bir konu, irdelenmesi gereken bir konu ve çok ciddi yanlış bir konu. Özellikle son dönem valilerin iktidarın güçlü kolu olması nedeniyle, birçoğunun iktidarın emrinde hareket etmesi nedeniyle seçim güvenliği ciddi sıkıntıya sokulacaktır.

     Son olarak şunu ifade etmek istiyorum: Seçim sisteminin güvenliğinde en önemli sigorta, sandığın kımıldamamasıdır, sabit sandık seçimin sigortasıdır değerli arkadaşlar. Seçmene oy kullandırmak önemli ama sandığın mobil hâle getirilmesi durumunda sandık güvenliğinin nasıl sağlanacağı, bizim gibi -yani böyle 3-5 milyonluk bir ülke değiliz en nihayetinde- ülkelerde bunun nasıl sağlanacağı gerçekten hem kaygı verici hem cevaba açık bir sürü soruyu da içinde barındırıyor diye düşünüyorum.

     Şimdilik bu maddeyle ilgili söyleyeceklerim bu kadar.

     Teşekkür ediyorum.