Komisyon Adı:Anayasa Komisyonu
Konu:Seçimlerin Temel Hükümleri Ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2137) (alt Komisyon Metni)
Dönemi:26
Yasama Yılı:3
Tarih:05/03/2018


Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2137) (Alt komisyon metni) FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Teşekkür ediyorum.

     Bugün kaybettiğimiz dava arkadaşımız, yoldaşımız Yavuz Karan'a öncelikle Allah'tan rahmet diliyorum ve bütün parti camiamıza da sabırlar diliyorum.

     Sayın Başkan size de yeni evladınız için hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Allah bahtını açık etsin inşallah.

     BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Ama şunu da ifade etmek istiyorum: Bakın, bunu alt komisyonda da yaptınız Sayın Başkan, burada bizim derdimiz ortamı germek yada buradan başka bir türlü sonuç elde etmek değil ama burada her şeyi konuşmak lazım, sonuçta muhalefet partisiyiz, ana muhalefet partisiyiz, tabii ki muhalefet edecek, tabii ki kaygılarımızı paylaşacağız. En nihayetinde burada çocuklarımızın geleceğini konuşuyoruz, üzerinde yaşadığımız bu toprakların geleceğini konuşuyoruz, çok önemli bir düzenleme yapıyoruz ama alt komisyon da dâhil olmak üzere daha bismillah, başlar başlamaz ne yazık ki sopa gösterdiniz ittifak kurduğunuz muhalefetle birlikte. "Bakın, biz zaten makul konuşacağız, siz de ona göre konuşun ha." der gibi bir cümleyle başladınız. Aynı tavrınızı ve tarzınızı ne yazık ki burada da devam ettiriyorsunuz. Bunlar hoş durumlar değil, lütfen tavrınıza bir çekidüzen verin. Özellikle de burada böyle sınıf başkanı gibi ya da çocuğunu azarlayan birisi gibi davranıyorsunuz. O koltuk size o yetkileri vermiyor bunu da ifade etmek istiyorum. Lütfen bu konuda biraz daha hassasiyet, biraz daha tahammül ve biraz daha uzlaşı kültürünün geliştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Sonuçta burada geleceğimizi dizayn ediyoruz Sayın Başkan, bu konuda sizi biraz daha kibar olmaya davet ediyorum.

     İktidar partisinin "Tek başına yüzde 51'i alamam." korkusunun, ittifak edilen muhalefet partisinin de "Yüzde 10'u geçemem." korkusunun birleşmesiyle getirilen, ülkeyi tek adam rejimine tahkim eden, tam bir diktatörlük diyebileceğimiz, Türkiye'ye büyük kötülük aslında sayılan bu teklif ne yazık ki allanıyor, pullanıyor ve şöyle tarif ediliyor, deniyor ki: "Oy oranı az olan partilerin Meclise girebilmesini sağlayabilecek bir sistem diye tarif ediliyor. Bu teklif için âdeta aldatıcı bir reklam olarak karşımıza çıkıyor ve bu ne yazık ki dürüst ve ahlaklı siyasete kesinlikle aykırı.

     Maddelere ve gerekçelerine baktığımızda daha ne yazık ki bu aldatıcı reklamı birçok maddede çok açık ve net bir şekilde görebiliyoruz. Alt komisyonda da teknik detaylar konusunda ısrarla çok yoğun bir şekilde sorular sorduk, teknik açıklama istedik. Gerek bürokratlar tarafından gerekse teklif sahibi olarak, teklife hâkim olan Milliyetçi Hareket Partisinin sözcüsü tarafından tatmin edici ve önümüze konulan, yazılan gerekçeye uygun hiçbir teknik bilgi bizimle paylaşılmadı, hiçbir paylaşılan bilgiler de ne yazık hiçbirimizi tatmin etmedi ki bunu tutanaklarda da zaten ifade ettiğimiz görülecektir, bunu bürokratlar da yapamadı. Şu anda da aynı şeyi görüyoruz, aynı örneği görüyoruz, gerekçeden bambaşka şeyler söyleniyor ne yazık ki dolayısıyla ne kadar hâkim ne kadar değil, tartışılır bir konu.

     Bu maddeler aslında iki partinin kurdukları seçim ittifakını güvenliğe almaktan başka bir şey değil "seçim güvenliği" adı altında sadece ve sadece ittifak güvenliği sağlanıyor maddelere ve gerekçelere baktığımızda. Bunu yaparken de şöyle bir algı yönetimiyle yapılıyor ne yazık ki: "AKP yaparsa bu ittifak ve iyi ama diğer partiler yaparsa bu koalisyon ve kötüdür." algısıyla yapılmaya çalışılıyor. Yine gerekçelerden bambaşka bir algı işletiyorsunuz değerli arkadaşlar.

     Baraj şantajıyla küçük partileri yutacak, seçmen iradesinin sandığa yansımasının önüne geçecek, tüm iktidar partisi teşkilatlarının il başkanlarından bile ya da bütün teşkilatlarından daha iyi çalışan valiler, polisler, askerin sandığa müdahale etmesinin önünü açan sopalı seçim dediğimiz demokrasiye, çoğulculuğa ve adil temsiliyete ağır hasarlar verecek bu sistemi için getirilen teklifin çok sayıda maddesi -ki bu madde de dâhil olmak üzere birazdan biraz daha teknik söyleyeceğim bunu- sürekli kazan kazan yöntemi üzerine kurgulanmış, sürekli gücün üzerine güç katma, avantaj üzerine avantaj sağlama üzerine kurgulanmış maddeleri görüyoruz. 1'inci madde de aynen bu şekilde kurgulanmış. Aslında iktidar partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi sandıkla iktidara gelmiş ve demokratik seçimin bütün nimetlerinden yararlanarak güçlenmiş ama şimdi 1'inci madde ve devamı maddelere baktığımızda sandıkla gelen iktidarın sandıkla iktidardan gitmeme arayışı olduğunu görüyoruz değerli arkadaşlar.

     BAŞKAN - Toparlarsanız.

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Ama şunu da hatırlatmakta yarar var: Adaleti kendi çıkarınız için kullanırsanız, bakın, bumerang gibidir, eninde sonunda onu kullananı vurur ve Sayın Grup Başkan Vekilimiz Özgür Özel de çok güzel ifade etti, somut örnekler üzerinden, geçmiş yaşanmış örnekler üzerinden de ifade etti ve ne yazık ki şu anda siz adaleti kullanıyorsunuz kendi çıkarlarınız için ve gün olacak, gün gelecek bu kullandığınız adalet bumerang olacak ve sizi vuracak, bunu da buradan hatırlatmak istiyorum.

     1'inci madde üzerine çok kısaca teknik birkaç şeyi de paylaşmak istiyorum. Şimdi, bu 1'inci madde bir cümle eklenmiş ve ikinci fıkra yürürlükten kaldırılmış. Deniyor ki: "Aynı binada oturan seçmenler hane bütünlüklerinin korunması ve aynı seçim bölgesinde kalmaları şartıyla farklı sandık bölgelerine kaydedilebilir." Gerekçe olarak da "Gerektiğinde aynı binada oturan seçmenler..." diye başlıyor. Aslında daha başlangıç olarak yani hep sandığa müdahaleden konuşuyoruz, özellikle iki bölüme ayırmıştık biz eleştirilerimizi yaparken, seçim güvenliği konusundaki kaygılarımızı paylaşırken hep söyledik, sandığa müdahale ediyorsunuz ve her maddede ne yazık ki bunu açıkça görüyoruz demiştik. Şu anda sadece seçim zamanı oy kullanırken ya da sayım döküm işlemlerinde değil, daha bismillah, hazırlık işlemlerinde bile sandığa müdahale ettiğinizi görüyoruz, dizayn ettiğinizi görüyoruz. Çıkarlarınız için "Daha fazla nasıl oy alırız ya da almadığımız oyu nasıl kendi hanemize yazdırırız." hesabıyla ne yazık ki dizayn etme çabanızı görüyoruz bu maddede. Yine, gerekçenizde işte gereklilik hâlinden bahsediliyor. Peki, bu gereklilik hâli nedir, ne değildir, bunun belli olmadığını, açık olmadığını, muğlak ifadelerin yer aldığını ve yarın öbür gün suistimallere açık bir madde olduğunu, kötüye kullanımların olacağını, keyfî uygulamalara yol açacağını da bu maddeden açıkça söyleyebiliriz değerli arkadaşlar.

     Bu madde hangi ihtiyaçtan doğmuştur? Yine açıklamalarınızda, teknik açıklamalarınızda ne yazık ki, bürokratların da açıklamaları dâhil olmak üzere hangi ihtiyaçtan doğdu bu madde, o da net değil, belli değil ve ısrarla sorduğumuz hâlde ne yazık ki yeterli, inandırıcı, bizi tatmin eden hiçbir cevap verilmemiştir değerli arkadaşlar.

     "Farklı sandık bölgelerine kaydedilebilir." deniyor. Yani aslında bununla şunu hedefliyorsunuz bizce: Seçmenin oy kullandığı seçmen askı listesi üzerinden denetim yapılmasını engelleyecek olan bu madde Anayasa'da belirtilen gizlilik ilkesine uygun olduğu söyleniyor ama o gizlilik ilkesi bizce burada yanlış anlaşılmış. Elbet oy kullanmak vatandaşın özeli olduğu gibi gizli de kalması gereken bir işlem ama burada sadece oy kullanmak gizli tutulmamış, sonrasında yapılabilecek bir denetimden de gizlenmek istenmiş yani boş bir apartman dairesinde kimse olmasa dahi sanki seçmen yaşıyormuş gibi bir uygulama, hata olabilir, kasti olabilir ama öyle bir uygulamanın da önü açılmış. Bunun sonucunda "şüpheli oy" kavramı ortaya çıkacak. Bunu da ne başka partiler ne de vatandaş kendisi denetleyemeyecek yani vatandaşın denetiminden kaçırıyorsunuz seçimleri. Vatandaş kendi apartmanında oturmayan birisinin oy kullanıp kullanmadığını fark edemeyecek ya da bununla ilgili kontrol edemeyecek.

     Son günlerde popüler olan e-devlet uygulaması -ki Trabzon Milletvekilimiz Haluk Pekşen daha detaylı somut örnekleriyle açıkladı- hani soyumuz nereden geliyor, kökümüz nereye dayanıyor gibi bilgiler özellikle devletin kontrolünde sunulan bilgiler ki halk da çok rağbet gösterdi, sürekli giriyor, bakıyor. O uygulamada ama şunu görüyoruz: Devletin hazırladığı resmî belgede kimimizin vefat etmiş büyüklerinin hâlen daha hayatta olduğu, fiilen olmasa da resmî kayıtlarda hayatta olduğu, ölüm belgesinin görülmediği ortaya çıktı. Bazılarımız belki buna küçük bir hata gözüyle bakabilir ama aklımıza 2010 referandumu geliyor değerli arkadaşlar. Hatırlıyor musunuz 2010 referandumunu? Hani, FETÖ'yle birlikte yaptığınız bu 2010 referandumu, bizim bas bas bağırdığımız, "Yapmayın, etmeyin, bu ülkenin dibine dinamit koymayın, demokrasiyi bu kadar hırpalamayın, hukuku katletmeyin." diye diye bağırdığımız 2010 referandumunu hatırlayın. O referandumda ne deniyordu? "Bu referandum için mezardakilere bile oy kullandırılmalı." söylemi vardı.

     (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

     BAŞKAN - Sayın Hürriyet, toparlar mısınız.

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Çok az kaldı Sayın Başkan, uzatmayacağım. Sizin söylediğiniz gibi asla iyi niyeti suiistimal etmek gibi de bir derdimiz yok ama bunları da söylemek zorundayız.

     "Mezardakilere bile oy kullandırılmalı." denmişti 2010 referandumunda. Şimdi bunlar akla gelmeli tekrar. Resmî olarak hâlen yaşıyor görünen kimi büyüklerimiz acaba seçim hilesine alet edilecek mi diye de düşünmeden edemiyoruz geçmiş deneyimleri gördüğümüz zaman. Teklifin bu maddesi işte, bu tarz şüphelerin önünü açacak ve "şüpheli oy" kavramının siyaset sözlüğüne iyiden iyiye girmesine neden olacak.

     Ayrıca, son olarak şunu ifade etmek istiyorum: Teklifte belirtildiğinin uygulamaya dökülmesi hâlinde ortaya bir sürü soru çıkacak. "Bir sandık bölgesinde yer alan seçmenden hangi seçmen sabit kalacak, hangi seçmen başka bir sandık bölgesine kaydedilecek?" gibi sorular da bu teklifin bu maddesiyle, ne yazık ki gerekçesi de dâhil olmak üzere, yapılan sözde teknik açıklamalar da dâhil olmak üzere bu maddesiyle bu sorular yanıtsız bırakılıyor. Hangi durumlarda seçmen taşınacak, neden taşınacak; bir izahı yok. İzahı olmayan bir madde; genelgeçer ifadelerle, yasa yapmaya uygun olmayan bir tanımlamayla, eksik kalan yönleriyle birlikte diğer maddelerinde olduğu gibi bu da havada kalan, muğlak ifadelerle bırakılmış. Yine, tekrar ifade ediyorum: Seçmen üzerinde büyük bir baskı oluşturacak ve seçmenin denetiminden hem sandığın hem seçimin -oy kullanma işlemlerinin- hazırlık işlemleri de dâhil olmak üzere... Ne yazık ki seçmenin denetimini sıfıra indirecek bir düzenleme getiriyorsunuz. Biz bu şekliyle kesinlikle karşıyız ve bu maddenin tekliften çıkarılmasını yine önergemizle birlikte teklif etmiş olduk.

     Benim bu maddeyle ilgili şimdilik söyleyeceklerim bu kadar.

     Teşekkür ediyorum.