Komisyon Adı:Anayasa Komisyonu
Konu:Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek Ve 3 Arkadaşının (2/2137) Esas Numaralı Kanun Teklifi'nin Anayasa'ya Aykırı Olduğu Gerekçesiyle İç Tüzük'ün 38'inci Maddesi Uyarınca Reddedilmesi Gerektiği Hakkında Görüşmeler
Dönemi:26
Yasama Yılı:3
Tarih:05/03/2018


Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek ve 3 arkadaşının (2/2137) esas numaralı Kanun Teklifi'nin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle İç Tüzük'ün 38'inci maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği hakkında görüşmeler FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli Komisyon üyeleri; öncelikle herkesi saygıyla selamlıyorum ve iyi bir çalışma günü diliyorum. Tabii nasıl olacaksa teklifi tartıştığımızda zaten önümüzdeki maddelerde göreceğiz.

     Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum Sayın Başkan: İlk yaptığımız, bu Komisyon toplantısında yine "Ben yaptım oldu." mantığıyla çok hızlı bir şekilde geneli üzerinde konuşmamıza bile tahammül etmeden ve müsaade etmeden ne yazık ki hemen alelacele maddelerine geçtiniz ve biz, o gün -tutanaklarda da yer aldığı üzere- bunu ısrarla ifade ettik "Bu yanlıştır." dedik. Bu, bir anlamda bizlerin önüne set çekmektir, ki zaten oylarınız yetiyor her türlü teklifi geçirmek için ya da bizim her türlü teklifimizi reddetmek adına oylarınız yeterken en azından konuşmamıza bile müsaade edilmemesinin doğru bir çalışma yöntemi olmadığını düşünüyorum. Bunu da buradan ifade etmek istiyorum. O yüzden, bugün, ilerlediğimiz saatlerde mutlaka hem geneli hem de maddeleri üzerine yine sözlerimizi yineleyeceğiz, en azından tutanaklarda yer alması önemli diye düşünüyoruz Sayın Başkanım.

     BAŞKAN - Özür dilerim, bir şey söyleyeceğim.

     Tabii, biz, bu tür toplantı öncesinde siyasi partilerimizin temsilcileriyle görüşüyoruz. O görüşmeye binaen öyle hareket ettik biz geçen toplantıda. Bunu hatırlatmak istedim.

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Efendim, böyle bir anlaşma yani "Hemen maddelere geçelim." diye bir anlaşma olduğunu düşünmüyorum, alt komisyona sevkiyle ilgili anlaşmamız vardı zaten, alt komisyona da sevk edildi ama alt komisyon çalışmasını tamamlamadan hemen geneli üzerinde çalışma tamamlamanın doğru bir yöntem olmadığını ben buradan ifade edeyim, siz gene bildiğinizi okuyacaksınız zaten Sayın Başkan yani.

     BAŞKAN - Hayır, o ayrı ama ben onu söyleyeyim: İlk dediğiniz hususla ilgili de görüştük arkadaşlarla.

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Peki, siz onu demiş olun, ben de en azından ifade etmiş olayım Sayın Başkan.

     MUHERREM ERKEK (Çanakkale) - Bugün hemen maddelere geçilmesini kastediyor.

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - İşte, kastettiğim o. O günden hızlıca geçtiniz ki Komisyon üyeleri olarak bizim konuşma fırsatımız bile olmadı.

     Eğer ben bir Komisyon üyesi olarak Türkiye'nin geleceğini şekillendiren, Türkiye'nin demokrasisine dönülmez yaralar açacak böylesi bir teklif üzerine sözlerimi söyleyemeyeceksem, eğer kayda geçiremeyeceksem, burada ifade edemeyeceksem, temsil ettiğim milletin buradaki kaygılarını söyleyemeyeceksem Sayın Başkanım, o zaman çalışmayalım, dükkânı kapatalım, gidelim hepimiz, evimizde yatalım uyuyalım yani. Böyle bir çalışma yöntemi tabii ki olmaz. Bunu da buradan ifade etmek en doğal hakkımız. Sonuçta, milleti temsil etmek adına ve onlar için iyi şeyler yapmak adına hepimiz gayretle çalışıyoruz. Birbirimize tahammül etmek önemli bir siyasi duruştur diye düşünüyorum.

     Onun dışında, bu teklif, bütünüyle baktığımızda bütün eleştirilerimizde, kaygılarımızda şunu ifade ediyoruz: İki açıdan değerlendiriyoruz; bir, ittifak kısmı; iki, seçim güvenliği kısmı. Her ikisinde de ne yazık ki demokrasiye, çoğulculuğa, adalete, hukuka, şeffaflığa, adil temsiliyete ve -çok çok önemli- seçim güvenliğine ciddi yaralar açacak ve telafisi mümkün olmayan darbeler vuracak düzenlemeler var; ki, maddelerin evet, belki çok az bir kısmı kabul edilebilir olabilir ama maddelerin bütününe baktığımız zaman, özellikle de birbirini tamamlayan maddeler var, işte mühürsüz oylarla ilgili olduğu gibi, iki maddede birden düzenlemesi var farklı farklı, seçim güvenliğiyle ilgili, sandıkların taşınmasıyla ilgili, seyyar sandık kurulması, bu sandıkların ve sandık kurullarının güvenliğinin nasıl alınacağıyla ilgili hiçbir ifadenin olmaması, muallak düzenlemelerin olması, çoğulculuk değil çoğunlukçu anlayışla böyle bir düzenlemenin yapılması, baraj hesabıyla hareket edilmesi, barajı nasıl atlarız, nasıl oy çıkarmadan daha fazla milletvekili çıkarırız; ki, biz, bunu ısrarla -her ne kadar Sayın Parsak her söylediğimizde itiraz etse de, bunun aksini iddia etse de- bu, bir milletvekili hırsızlığıdır, bu, bir sandalye hırsızlığıdır diye altını çize çize, ısrarla söyledik, kaygılarımızı ifade ettik. "Siyasette adaletsiz temsili getirir." dedik. "Başkaları için baraj ama bu teklif sahipleri için barajsız bir sistem, avantajlı bir sistem. Başkalarının siyaset yapma hakkını barajla kapatıp yine ittifak yapmak isteyen ve bu teklif sahipleri için siyaset yapma hakkının ittifakla açıldığı milletvekili kaçırma, çalma planı." diye ısrarla söyledik.

     Öylesine düzenlemeler var ki ve algı yönetimi bile düşünülmüş bu teklifte yani pusulaların hazırlanmasına baktığımız zaman, ittifak partisinin bulunduğu bölüm bile büyük büyük hazırlanmış pusulalarda; ki, hem güçlü görüntü verilsin hem de seçmen iradesi sakatlanarak yönlendirilsin.

     Seçim güvenliği maddelerine baktığımız zaman, hep söylüyoruz, sopalı seçim, polis eşliğinde, jandarma eşliğinde, vatandaşı korkutarak, sandığa gittiğinde ne yazık ki dolaylı olarak ve yine müthiş bir algı yönetimiyle seçmeni yanlış yönlendirecek, seçmeni belki mecbur bırakacak; ki, son dönem korku siyaseti ve cezalandırma siyasetinin iktidar eliyle, OHAL'i de kullanarak, OHAL sopasını sürekli garibanın sırtında kıran bir anlayışla hareket edildiği, bu cezalandırma siyasetinin her fırsatta vatandaşı korkuttuğu bir dönemde böylesi bir teklif ne yazık ki seçmen sandık başına gittiğinde iradesini sakatlayacak. Bu da demokrasiye bir darbe demektir. Bu da çoğulculuğa bir darbe demektir. Milletin iradesinin sandıkta gereği gibi yansıması için ya da yansıyan iradenin doğru bir şekilde korunması anlamında, ne yazık ki hiçbir şey getirmeyecek; tam tersine, çok şey götürecek. Bu ülke bunu hak etmiyor değerli arkadaşlar. Türkiye, bu teklifi hak etmiyor. Bu teklif baştan sona ne yazık ki sadece iki partinin bekası üzerine kurulmuş bir tekliftir. Bundan beka çıkar mı? Elbette ki çıkmayacak, bunu zamanla göreceğiz. Zamanında uyardık, 2010 referandumunda da uyardık, bas bas bağırdık "Yapmayın, etmeyin, ülkenin dibine dinamit koymayın." diye ısrarla söyledik ama ne yazık ki o dönem FETÖ benzeri anlayışlarla hareket edildiği için, bugün, Türkiye'de hâlâ 12 Eylülün de sahiplenilmesini görüyoruz; ki işte barajı konuşuyoruz. Baraj, 12 Eylülle gelmiş ama ne yazık ki bugün iki parti tarafından sahiplenilir bir teklif önümüze utanmadan konulabiliyor.

     Onun dışında, bu teklif, halk iradesine telafisi çok zor darbeler vuracak. Bir yandan, ittifaklar adı altında siyaseti kilitleyecek, demokrasi ve çoğulculuğu yok edecek, seçime ilişkin hükümler, seçimler baştan şüpheli, dolayısıyla sonuçları da güvensiz hâle gelecek. Bu teklifle Türkiye'nin geleceği kurgulanmakta, çoğulculuğu ve demokrasiyi yok ederek, mühürsüz referandumla kurulan tek adam rejimini tahkim etme ve milleti tek tipleştirme hedeflenmektedir.

     Hemen sırası gelmişken, mühürsüz oylarla ilgili de şunu da söylemek istiyorum: Israrla söyledik, söylemeye de devam edeceğiz, mühürsüz oyların kabulü yasa dışı bir karardı, hukuksuzdu, suç unsuru bence barındırıyordu -bir hukukçu olarak da söylüyorum- ve ne yazık ki şu anda bu kanunlaştırılıyor. Aslında, bir anlamda itiraf da ediliyor yapılan yasa dışı uygulama teklifle birlikte.

     Bu proje, dediğim gibi, oy artırmadan nasıl milletvekili sayısını artırırız projelerinden bir tanesi. Bizlerin "adaletsiz temsil" dediğimiz, bir akademisyenin de seçim sistemi değil ihale şartnamesine benzettiği bu yasa teklifinin içerdiği seçim sisteminde oyu az olan partilerin ittifak içerisinde geçici bir nefes alma olanağı olur ama o, sadece yoğun bakımda alınan bir nefestir, ondan sonrası yoktur, ondan sonrası ne yazık ki bu ülkeyi boğmaktır, bu ülkeye nefes aldırmamaktır ve bu ülkeyi karanlığa sürüklemektir. Partilerin kimliklerini yok eden böyle bir sistem demokrasiyi yok eder, çoğulculuğu ortadan kaldırır, yasama organı ve yürütmede katı iki partili bir sistem getirir.

     Teklifle seçimlere ilişkin getirilen hükümler ifade ettiğimiz gibi, seçim sonuçlarının baştan güvenilirliğini yok ediyor. Güvenirliliği, seçim güvenliği seçimlerin yapılması kadar önemli bir konuyken ne yazık ki böyle bir teklifin önümüze konulmuş olması çok acı. Sandıkların birleştirilerek taşınması, mühürsüz zarfların geçerli sayılması, sandıklara güvenlik güçlerinin müdahalesi, seyyar sandığın kanuni düzenlemeye bağlanması Türkiye'de yeni bir sopalı seçimin önünü açacak düzenleme.

     Kısaca, özetle son olarak şunu ifade ediyorum: Teklifin genel gerekçesinin ilk paragrafında belirtilen "Özgürlükçü ve çoğulcu demokratik rejimler özgür, eşit, serbest ve dürüst şekilde yapılan seçimlere dayanmaktadır. Seçimler, demokratik düzenin başlıca meşruiyet kaynağı ve yönetimlerin halk tarafından benimsendiğinin göstergesidir. Demokratik yönetimin temeli olan serbest seçim hakkı, her türlü etkiden uzak, hür iradeyle kullanılan oylarla bir anlam ve değer taşır." Bunu ben çok önemsiyorum "Bir anlam ve değer taşır." diyor Anayasa maddelerine baktığımızda ama ne yazık ki bu teklif bu maddeye baktığımızda, bu ifadelere baktığımızda taban tabana zıt bir düzenleme içeriyor. Bu açıdan teklif Anayasa'mıza aykırıdır. Anayasa'nın 67'nci maddesinin ikinci fıkrasında geçen "Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılır." temel hükmüne açıkça aykırılık taşımaktadır Sayın Başkan, değerli üyeler. Millî iradenin çeşitli nedenlerle oluşmasının engellenmesi aynı zamanda Anayasa'nın "Egemenlik" başlıklı 6'ncı maddesine de kesinlikle ve çok açık bir şekilde aykırılık teşkil etmektedir.

     Antidemokratik içeriğiyle uygulamaya konulması hâlinde bu teklifin ülkemizin geleceğine yönelik ciddi kaygılar yaratacağı kesin. Bu ittifak teklifinin yasalaşma süreci AKP'nin, iktidar partisinin ne yazık ki alışkanlık hâline getirdiği üzere yasama organının yetkilerini de gasbederek gerçekleştirilmek isteniyor. Bu anlamda da biz Anayasa'ya aykırılık iddialarımızı önergemizde tekrar ediyoruz.

     Komisyonumuzu saygıyla selamlıyorum.