Komisyon Adı:Plan Ve Bütçe Komisyonu
Konu:2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) İle 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861) Ve Sayıştay Tezkereleri A) Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığı B) Avrupa Birliği Bakanlığı C) Türk Akreditasyon Kurumu Ç) Avrupa Birliği Eğitim Ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı
Dönemi:26
Yasama Yılı:3
Tarih:13/11/2017


2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861) ve Sayıştay tezkereleri a) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı b) Avrupa Birliği Bakanlığı c) Türk Akreditasyon Kurumu ç) Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı SELİNA DOĞAN (İstanbul) - Sayın Başkan, Sayın Bakanım, Komisyonun değerli katılımcıları ve değerli hazırun; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

     Ben de Komisyon üyesi değilim ama Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bütçesine katkı sunmak üzere söz aldım.

     Şimdi, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bütçesini konuşuyorsak eğer, malum, en önemli aktörlerden bir tanesi de çocuklar, çocuklarla ilgili konuşmamız gerekiyor. Ancak, Türkiye'de çocuklara, çocukların haklarına, ileride yetişkin birer birey olacak kişilerin haklarına baktığımızda çok dramatik bir tabloyla karşılaşıyoruz.

     Özellikle şiddet sarmalına ben değinmek istiyorum, bazı vekil arkadaşlarımız değindiler. Televizyonlarda, özellikle baktığımız zaman, gün geçmiyor ki her gün çocuklara yönelik bir şiddet haberine rastlamayalım. Sadece son bir haftada yaşanan bazı örnekleri dikkatinize sunmak istiyorum: Örneğin, İstanbul Fatih'te bir babanın, 10 yaşındaki çocuğunu bıçaklayarak öldürdüğü haberini okuduk. Yine, Antalya'da bir babanın iki çocuğunu öldürdükten sonra intihar ettiğini okuduk. Yine, bir anne bir aylık bebeğini hastanede altıncı kattan aşağı attı diye öğrendik. Yine, her gün yaşanan cinsel istismar, işkence gibi vakalar ne yazık ki içimizi parçalıyor ve bunlar her gün ne yazık ki televizyonlarda, ekranlarda. Yani bu ifadeyi kullanmak istemiyorum ama başka bir ifade de bulamıyorum, âdeta birer magazin haberi gibi ne yazık ki lanse ediliyorlar ve bu yansıtmanın da toplumda nasıl bir sonuç doğurduğu hiç hesaba katılmıyor açıkçası. Çünkü, şiddet şiddeti doğurur diye bir gerçek var. Zannediyorum bu hususun çok dikkatli bir şekilde ele alınması gerekiyor.

     Yine, pek çok konu var çocuklara yönelik şiddet sarmalı bünyesinde dikkate alınması gereken. Örneğin, Türkiye Uluslararası Çalışma Örgütü bağlamında pek çok sözleşmeye taraf olmasına rağmen çocuklar çok ciddi bir emek sömürüsüyle karşı karşıya. Üstelik buna ağır sanayi de dâhil olmak üzere. Yine, ülkemizde Irak ve Suriye'den gelen yüz binlerce çocuk var. Bunlarla ilgili de biz pek çok cinsel sömürü ve şiddet vakasıyla karşılaşıyoruz.

     Yine, doğuda ve güneydoğuda, özellikle çatışmalı bölgelerde yaşanan olaylar nedeniyle en çok etkilenen kesimler kadınlar ve çocuklar kuşkusuz, yaşananlar çok büyük bir travma oluşturuyor onlar üzerinde. Yakınlarını kaybedenler, evini, yurdunu terk etmek zorunda kalan çocuklar. Bunların kaderleri sivil toplum örgütlerine bırakılmamalı Sayın Bakanım. Öyle zannediyorum ki devlet en çok da çocukların, kadınların devleti olmak zorunda, onların ruhsal ve bedensel sağlıklarını korumak için.

     Dolayısıyla, bizler de Milliyetçi Hareket Partisi gibi bütün bu sorunların yani çocukların ruhsal ve bedensel sağlıklarını etkileyen her şeyin, uyuşturucu bağımlılığı, internet kullanımı, televizyon programlarının içeriği, okul müfredatları, geleneksel ailedeki anne baba rol dağılımları, tüm bunların Mecliste kurulacak müstakil bir çocuk hakları komisyonunda ama bu dönem şahit olduğumuz çalışma biçimiyle değil, tüm ilgili taraflarla, pedagoglarla, sosyologlarla, işte rehberlerle birlikte çözüme kavuşturulmasının doğru bir yaklaşım olacağına inanıyoruz.

     Öte yandan, Sayın Cumhurbaşkanı -yani burada konuşuldu üzerinde, ben de birkaç söz söylemek istiyorum- evet, her fırsatta kadınların kaç çocuk yapması gerektiğine değiniyor ama öyle zannediyorum ki hani burada nicelikten değil nitelikten bahsetmemiz gerekiyor yani kaç çocuktan ziyade ne kadar sağlıklı, ne kadar huzurlu çocukların olduğundan, hakları ne kadar sağlanmış çocukların olduğundan bahsetmemiz gerekiyor.

     Yine, toplumsal cinsiyet eşitliğiyle ilgili bir söz söylemek istiyorum. Sevgili Şenal Hanım bahsetti konuşmasında, Meclis en önemli yer, bizim kadın-erkek eşitliğiyle ilgili kadına verdiğimiz, bunu gerçekten sağlayıp sağlamadığımızı göstereceğimiz en önemli mecra. Ben bununla ilgili 25'inci Dönemde TBMM İçtüzüğü'nde toplumsal cinsiyet eşitliğini ihlal eden ifadelerin yaptırıma uğratılmasıyla ilgili bir İç Tüzük değişikliği teklifi vermiştim. Bunun topluma çok önemli bir örnek olacağına inanıyorum yani siyasetin en tepesindekilerin doğru dili kullanması, topluma da çok önemli bir örnek olacaktır.

     Yine, az önce, şimdi burada değil, ayrıldı ama...

     (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

     BAŞKAN - Lütfen tamamlar mısınız.

     SELİNA DOĞAN (İstanbul) - ...Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Sayın Katırcıoğlu -Şenal Hanım'ın uyarısı üzerine aktarıyorum- dedi ki İskandinav ülkelerini örnek vererek: "Kadınlar da dezavantajlı gruplar içerisinde değerlendirilmelidir." Oysa, bu doğru bir yaklaşım değil yani engellilerle aynı kategoriye soktu. Çünkü engellilerin...

     BAŞKAN - O manada ifade etmemiştir, herhâlde bir yanlış ifade ya da yanlış anlama söz konusu.

     SELİNA DOĞAN (İstanbul) - Peki, eğer öyleyse hani bu doğru değil. Çünkü ne yazık ki engelliler kendilerine özgü birtakım sebeplerden ötürü dezavantajlılar.

     BAŞKAN - Bir erkek söylemiş olsaydı bunu düşünürdüm ama...

     SELİNA DOĞAN (İstanbul) - Oysa kadınların dezavantajlı olması tamamen siyasi bir durum ve bizim bunu kabul etmemiz mümkün değil.

     Son olarak, yani bu salonda ifade edilen, işte "Müslüman kadın", "İslam hukukunda aile" gibi kavramları kişisel olarak yadırgadığımı ifade etmek zorundayım. Sayın Bakanım, naçizane sizin beni de, benim çocuğumu da, benim ailemi de ve toplumdaki tüm kesimleri temsil ettiğinize inanmak istiyorum ve bu bütçenin de buna göre hazırlanmış olduğunu diliyorum ve tekrar ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

     Sağ olun.