Komisyon Adı:Plan Ve Bütçe Komisyonu
Konu:2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) İle 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861) Ve Sayıştay Tezkereleri A) Türkiye Büyük Millet Meclisi B) Cumhurbaşkanlığı C) Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı Ç) Sayıştay Başkanlığı D) Kamu Denetçiliği Kurumu E) Başbakanlık F) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği G) Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Ğ) Türkiye Yatırım Destek Ve Tanıtım Ajansı Başkanlığı H) Başbakanlık Tanıtma Fonu Genel Sekreterliği I) Diyanet İşleri Başkanlığı İ) Afet Ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı J) Türkiye İnsan Hakları Ve Eşitlik Kurumu
Dönemi:26
Yasama Yılı:3
Tarih:31/10/2017


2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/887) ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/861) ve Sayıştay tezkereleri a) Türkiye Büyük Millet Meclisi b) Cumhurbaşkanlığı c) Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı ç) Sayıştay Başkanlığı d) Kamu Denetçiliği Kurumu e) Başbakanlık f) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği g) Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ğ) Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanlığı h) Başbakanlık Tanıtma Fonu Genel Sekreterliği ı) Diyanet İşleri Başkanlığı i) Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı j) Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu SELİNA DOĞAN (İstanbul) - Sayın Başkanım, Sayın Başbakan Yardımcılarım, değerli hazırun; hepinize iyi akşamlar diliyorum. Size de ayrıca teşekkür ediyorum öncelikle söz verdiğiniz için.

     Ben tekrara düşmemek hassasiyetiyle çok uzatmayacağım. İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuyla ilgili söz aldım. Hatırlayacağınız üzere İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu benim de üyesi olduğum AB Uyum Komisyonunda görüşüldü. Türkiye-AB Geri Kabul Anlaşması'nın 72 maddesinden bir tanesiydi, Türkiye'nin yükümlülüklerinden. Biz orada görüşürken aslında heyecanlanmıştık hem Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının insan hakları standartlarını yükselteceği açısından hem Türkiye-AB ilişkilerini yeniden canlandıracağı açısından ama aynı zamanda Kurumun işleyişiyle ilgili kaygılarımızı da dile getirmiştik ve gelinen noktada ise AB'ye bırakın vizesiz girmeyi, bugün vizeyle bile girmemiz zorlaşmış durumda. İnsan hakları ihlallerine ilişkin ise deminden beri arkadaşlarımız ifade ediyorlar, OHAL sonrası yaşanan süreç, cezaevlerinin durumu.

     Ben başka bir soru sormak istiyorum burada. Eğer bu kurum konusunda Hükûmetimiz samimiyse acaba neden bu Kurumun -kurulun daha doğrusu- tanıtılması konusunda hiçbir çaba sarf edilmedi? Şimdi buradan sokağa çıkalım. Burada Çankaya'da sokaktan geçen kaç kişi acaba böyle bir kurulun varlığından haberdar, bu kurul ne yapar, vatandaşlarımız hak araması konusunda acaba böyle bir kurulun varlığından haberdar mı? Bize göre bu büyük bir eksiklik ve açıkçası samimiyetsizliğin de bir göstergesi.

     Öte yandan -yine Bihlun Hanım dile getirdi- hakikaten cinsiyet eşitliği manasında çok sıkıntılı sadece 1 kadının, kadın üyenin olması. Onun dışında acaba farklı aidiyetlerden, farklı inançlardan orada görev alacak kişiler var mı? Örneğin benim bir gün vekilliğim sona ererse ben orada görev alabilir miyim teorik olarak? Bunu kendime sormadan edemiyorum.

     Yine, bakın, kurumun görevleri arasında diyor ki: "Ansızın ziyaretler yapmak, haber vermeksizin çeşitli yerleri ve orada insan hakları ihlalleri olup olmadığını gözlemlemek." Bakın, biz vekiller olarak sürekli bu ziyaretleri yapıyoruz ve bunları kamuyla paylaşıyoruz. Dolayısıyla bu kurumun da haberi olmuştur bunlardan, işte cezaevindeki hükümlülerin hâllerinden, anneleriyle kalan 600'ü aşkın çocuktan. Bakın, bugün 500'ü aşkın avukat tutuklu. Yine cezaevlerinde LGBT'li bireylerin çok büyük sorunları var. Yani burada saymakla bitmez. Diliyoruz ki kurul daha etkin bir hâle gelir ve bunlarla ilgilenir. Biz buna katkı sunmaya hazırız. Onu da ifade etmiş olalım.

     Ancak insan haklarının gelişimi bize şunu göstermiştir ki bu kurullar siyasetten bağımsız olmadıkça amaçlarını gerçekleştirmeleri çok da mümkün olmuyor ve üstelik bu kurullara katkı sunmak isteyen insan hakları savunucuları da çok büyük baskı görüyor. Yine bunu da Büyükada davasında gördük.

     Ne yazık ki mevcut iktidar "eşitlik" ve "insan hakları" kavramlarının içini boşaltmaya çalışıyor ve onları birer tabela kurum hâline getirmeye çalışıyor. Biz diyoruz ki buna bir kez daha izin vermeyelim çünkü biliyoruz ki insan yalnızca haklarıyla var ve bunun da bir bütçesi ve bir bedeli yok aslında.

     Teşekkür ederim.