Komisyon Adı:Anayasa Komisyonu
Konu:Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1504)
Dönemi:26
Yasama Yılı:2
Tarih:28/12/2016


Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1504) FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

     Dokuz gündür daha adı bile doğru dürüst belli olmayan, kimisinin "cumhurbaşkanlığı", kimisinin "başkanlık" dediği, bana göre garabet bir sistemi öngören, padişahlıktan bile öte bir sistemi öngören bir değişim, rejim değişikliğini içeren bir anayasa paketini konuşuyoruz yaklaşık dokuz gündür. Hangi koşullarda? OHAL koşullarında, ülkemizin neresinde bomba patlayacağı belli olmayan terör koşullarında, kimsenin mal ve can güvenliği kalmayan bu koşullarda ne yazık ki bu anayasa paketini konuşuyoruz.

     Kim getirdi bu noktaya? Şu andaki koşulların sebebi, on dört yıldır bu ülkeyi tek başına yöneten AKP iktidarı olduğuna göre bu noktaya getirme konusunda da bir numaralı zanlı yine sizsiniz. On dört yıldır ne istediniz de yapamadınız ve şimdi bu diktatörlüğe neden ihtiyaç duyuyorsunuz? Aslında amaç ve niyet belli. Yıllardır cumhuriyet rejimi, kurumları ve kazanımlarını yok etmeyi zihniyetiniz altında beslediniz ve büyüttünüz, şimdi hayata geçirmek istiyorsunuz ve bu teklife, bu cumhuriyeti yıkma rejimine "evet" diyecek 330 vekil olacaksa bence bu ülkede herhâlde başka darbeci aramaya gerek yoktur diye düşünüyorum.

     Türkiye'nin en önemli sorunu terör. Evlatlarımız ülkenin dört bir yanında terör belası yüzünden şehit olurken sınır ötesinden acılı haberleri almadan bir günümüz bile geçmez oldu. On dört yıldır terörle etkin mücadele yerine seçilen müzakere pazarlığı ve FETÖ gibi çetelerle iş birliği sonucunda Türkiye güvenli olmaktan çıktı. Rusya Büyükelçisinin ölümü üzerindeki şaibeler hâlâ ortada duruyor. Büyükelçinin katili ister FETÖ'nün intihar timi olsun ister Nusra'nın ölüm makinesi olsun, ama Hükûmet öncelikli olarak böylesi uyuşturulmuş bir katilin nasıl polis yapıldığını açıklamak zorundadır. Şartlar böyle iken -az önce de söyledim- biz bu garabet paketi konuşuyoruz, bu sistemi konuşuyoruz.

     Başbakan Binali Yıldırım "Başkanlık istiyoruz." sloganlarına "Merak etmeyin, meydanlar ısınacak, başkanlık gelmezse ülkenin bölünme riski var, başkanlık kapısı 15 Temmuz gecesi açılmıştır." dedi. Yani on dört yıldır iktidarınızda ülkeyi bölünme noktasına getirdiğinizi itiraf etti. Yani "Başkanlık gelmezse yönettiğim ülke bölünür." demek "Ülkeyi yönetemiyorum." demenin de başka bir şeklidir bana göre. Hâlbuki ne demişti Numan Kurtulmuş? "Terör belasını bütün imkânlarımızı kullanarak sona erdirmek esas amacımızdır. Başkanlık sistemini gündeme getirmek sonraki hedefimiz." dedi ama esas amaç saptı, AKP tipi başkanlık ve tipi kaymış bir sistem gündemimizin bugün en ortasına oturdu.

     "Nedir bu başkanlık sevdanız? Yangından ne kaçırmak istiyorsunuz?" diye sormadan tabii ki edemiyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisinin 1 Kasım 1922 tarihinde kaldırdığı saltanatı doksan dört yıl sonra yeniden mi canlandırmaya çalışıyorsunuz? Çünkü bu sistemle cumhurbaşkanının eline yasamayı tamamen teslim ederek ona kanun çıkarma yetkisini değil, âdeta ferman çıkarma yetkisini veriyorsunuz tam da saltanatın kaldırılışının 94'üncü yılında. Yani bu sistemle gelecek anayasa, ferman anayasasıdır bize göre.

     Kusura bakmayın ama bu kadar yetki, maalesef, bir canavar yaratır ve bu canavar gün gelir öncelikle sizi boğar yani AKP'yi, Adalet ve Kalkınma Partisini. Getirdiğiniz sistemin elleri boynunuza geçtiğinde "Ben ne yaptım?" dersiniz ama bunun için çok geç olur. "Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer döneminde 'Cumhurbaşkanının yetkileri çok fazla.' diye şikâyet ediyordunuz. Peki, şimdi ne değişti?" diye sormadan da edemiyoruz.

     Anayasalar bir iktidarı güçlendirme aracı değildir; tam tersi, anayasalar iktidarları sınırlayıp milleti güçlendirme aracıdır. Getirdiğiniz anayasa demokratik cumhuriyetten dikta rejimine geçiştir. Bu da kelimenin tam manasıyla rejim değişikliğidir.

     Sizin önümüze koyduğunuz kurallara baktığımızda, yasama ve yürütme ittifakını içine alan yasama alanına müdahale edilebilecek, Meclis denetimine kapalı, geniş veto yetkisi olan, denge ve denetleme mekanizmasının olmadığı, anayasal kurumlar üzerinde idari ve siyasi vesayet kuracak olan çoğulcu, demokratik rejime aykırı... Parti başkanı olarak hem bürokratları atayacak hem Millî Güvenlik Kuruluna Başkanlık yapacak hem Hakimler Yüksek Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, yüksek yargı üyelerini belirleyecek hem milletvekillerini belirleyecek hem de devletin ve milletin birliğini temsil edecek. Sistemin aslında başlıklar hâlinde özeti bu. Yani, kazananın her şeyi kazandığı, kaybedenin her şeyi kaybettiği bu sistem uzlaşıyı değil, kutuplaşma eğilimlerini teşvik eder, yürütme erkini kişiselleştirir. Ne diyor Burhan Kuzu kitabında? Hepimiz atıf yapıyoruz, hep sözlerine atıf yapıyoruz.

     CEYHUN İRGİL (Bursa) - Adı en çok geçen ama hiç kendi görünmeyen...

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Evet, adı en çok geçen, kendisi görünmeyen.

     Diyor ki: "Güney Amerika ülkeleri temel ilkeleri değiştirdiklerinden başarılı olamamışlardır. Örneğin, başkana kanun hazırlama imkânı verilmiş ve gerektiğinde parlamentoyu dağıtma yetkisi tanınmıştır. Böyle bir sisteme 'başkanlık sistemi' denilemez. Bu nedenle, burada uygulanan sisteme 'başkancıl sistemler' denmektedir." İşte, kim, ne için istiyor -aynen Burhan Kuzu'nun dediği gibi- bu başkancıl sistemi? Herhâlde artık herkes farkında diye düşünüyoruz. Anadolu'da bir söz vardır: "Tilkinin bağladığı çakalın kurtardığı aslandan kral olmaz." Sizin de yaptığınız bu sistemden bu ülkeye ne yazık ki hayır gelmez.

     "Cumhurbaşkanının yetkilerini kısıtlıyoruz." diyorsunuz ama şimdiki sistemden 10 kat daha yetkili bir cumhurbaşkanı getiriyorsunuz. Yasama, yürütme ve yargıyı yani devletin üç erkini bir elde topluyorsunuz. Yargılanması 10 kat zor ama suç işleyebilme fırsatı 10 kat daha fazla bir sistem. Seçilecek kişi hem partili olacak hem de tarafsızlık üzerine yemin edecek; bu da bir çelişki. Bir tek kişi seçilecek, geri kalan her şeyi o kişi seçecek, koltuğu hariç her şeyi satabilecek. Üstelik, on dört yılda sürekli kandırılanların, yaptığı hatalara karşı hesap vermeyen ama sadece "Allah affetsin." diyenlere tüm yetkileri vermekten bahsediyoruz. Yani, şaka gibi hakikaten.

     Bir kişinin eline bir satır vereceksiniz; istediğini asacak, istediğini kesecek ama unutmayın ki göstere göstere bilediğiniz bu bıçak önce sizi kesecek çünkü Adalet ve Kalkınma Partisinin ben Cumhurbaşkanının üzerinde bir yük olduğunu düşünüyorum ve ilk fırsatta, bu sistemle birlikte bu yükten de kurtulmak istediğini düşünüyorum.

     "Partili cumhurbaşkanı, uygulaması olmayan, suni bir sistem." diyor çok değerli Sayın Milletvekilimiz, Milliyetçi Hareket Partisi Milletvekilimiz Sayın Parsak.

     MEHMET PARSAK (Afyonkarahisar) - Partili Cumhurbaşkanlığı.

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Evet, yazmış olduğunuz bir makalenizde, TASAV'da yayınlanan bir makalenizde aynen "Suni bir sistemdir." diyorsunuz partili cumhurbaşkanlığı için. Hatta ne diyorsunuz: "Ne olduğu bir türlü söylenemeyen Türk tipi başkanlık sistemi acaba insanların kurallara değil, başkana itaat ettiği bir sistem mi olacak? Bu sistem olursa telafisi imkânsız zararlar ortaya çıkacaktır." diyor aynı bizim de katıldığımız gibi. Keşke hâlâ aynı düşüncede olsaydınız. Biliyorum, çok sabırla bu konularda sizlere yaptığımız eleştirileri cevapladınız. Öncelikle, bu nezaketiniz için de teşekkür ediyorum ama bunları bir kere daha bana göre gözden geçirmek lazımdır diye düşünüyorum.

     MUSTAFA AKAYDIN (Antalya) - Kandırıldı.

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - İnanın, değerli arkadaşlar, bu anayasa paketiyle nasıl bir ateşle oynadığınızın farkında bile değilsiniz. Millet iradesinden bahsediyorsunuz, iki lafınızdan biri "millî irade" ama Cumhurbaşkanına vermek istediğiniz Parlamentoyu fesih yetkisini bu millî irade savunmalarınızda nereye koyacaksınız? Öneriye göre, başkanın görev süresi beş yıl. İki dönem görev yapacak ancak seçim yenilenirse bir dönem daha görev yapabilecek. Başka bir deyişle, başkan Parlamentoyu feshederek görev süresini on beş yıla kadar çıkarabilecek.

     Mugabe'yi -size bahsetmek istiyorum- bilir misiniz, Gabriel Mugabe? Afrika ülkesi Zimbabve'de 1987 yılından bu yana Devlet Başkanlığı makamında bulunuyor. Güncel olarak da görevi başındaki en yaşlı Devlet Başkanı konumunda. İşte, bir Mugabe olmak istiyorsunuz aslında.

     Anayasayla yaptığınız diktatörlük sisteminin sizden sonra size dokunmayacağını nereden biliyorsunuz? AKP'nin sonsuza kadar var olacağını düşünüyorsanız, maalesef büyük bir yanılgı içindesiniz. Düşünün ki AKP çöktü; AK PARTİ gitti, "PAK PARTİ" geldi. Mesela, olur ya... On yıl sonra geçmişten intikam almak isteyen adamın bir tanesi çıktı, başkan oldu. "Olmaz." demeyin, Amerika'da Trump'ı düşünün. Değil mi? Olur ya, o da...

     AYTUĞ ATICI (Mersin) - Kimin aklına gelir ya.

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Ne yapacaksınız? Geçmişten intikam almaya yemin etmiş bir adam on yıl sonra başkan oldu. Artık, onu siz düşünün.

     Oturduğunuz koltuklara sizleri tabii ki mıhlamadılar, elbet siz de gideceksiniz, tarih sayfalarına karışacaksınız, hem de kendi getirdiğiniz bu başkanlık sistemiyle tarih sayfalarına karışacaksınız. Ayrıca, Meclisin yeni anayasa yapma yetkisindeki tüm kurallara rağmen "Bizim siyasal gücümüz var, biz anayasayı takmıyor ve yetkimizi de kendimiz belirliyoruz." denirse anayasal suç işlenmiş olur ve o zaman da bunun adı anayasaya karşı darbe olur, yapılan anayasa meşru olmaz.

     Değerli arkadaşlar, bu ülkede sadece 15 Temmuzda darbe olmadı, bu ülkede en önemli darbelerden bir tanesi 2010 yılında yapıldı. 2010 Anayasa referandumu FETÖ'yle iş birliği içerisinde ve millî iradeyi fesada uğratarak yapılan bir darbeydi.

     BAŞKAN - Sayın Hürriyet, toparlar mısınız lütfen.

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Toparlayacağım, daha var.

     Biz o zaman bas bas bağırdık. Bu ülkenin dibine dinamit koyuyorsunuz; yargıyla bu kadar oynarsanız, HSYK'yla bu kadar oynarsanız gün gelir darbeleri kendi elinizle hazırlarsınız dedik. Nitekim öyle oldu. Şimdi de aynı şeyi yapıyorsunuz, 20 Temmuz darbesiyle getirdiğiniz sözde hukuku yaratmaya çalışıyorsunuz. Eğer hukuk üstün olacaksa, ülke katma değer ve pozitif bilim üretecekse, sizden olmayan istediğini yiyip giyecekse, ülke bürokrasisi tarikatlara, şeyhlere biat edecek örümceklere teslim edilmeyecekse, yandaş müteahhitlerin borcu silinmeyip AR-GE firmaları desteklenecekse, hırsızlar ve tecavüzcüler aklanmayacaksa, ülkemin her karış toprağında öldürülme ve bombayla paramparça olmayacaksak, asgari ücret 5 bin lira olacaksa mesela, benzin, mazot fiyatları yarıya düşecekse, kıymanın, etin kilosu 15 liraya düşecekse, bazı ünlü inşaat firmalarının 50 metrelik daireleri 800 binden 100 bine düşecekse, emeklilerin, taşeron işçilerin, 4/C'lilerin, atanmayan öğretmenlerin, sosyologların, birçok kitlenin sorunu çözülecekse, biz huzurlu siz mutlu olduktan sonra biz tabii ki bu isteklerinize karşı çıkmayız. Ama, getirdiğiniz sisteme, bu anayasa paketine baktığımızda sizinle aynı Türkiye Cumhuriyeti'ni istemediğimiz buradan belli oluyor.

     Başkasının çizdiği çizgiden gitmek özgürlüğe dokunur, amacınız aslında herkesin özgürlüğüne dokunmaktır. Tekerlekleri patlak bir kamyonun direksiyonu iyi olsa ne olur, olmasa ne olur? Sizin istediğiniz aslında bir müdürlük rejimidir.

     BAŞKAN - Sayın Hürriyet, toparlar mısınız.

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Bu rejim can ve mal güvenliği dâhil, tüm özgürlükleri yok eder. Demokrasi treninden inmek isteyenler için tam da beklenen bir duraktır bu sistem. Seçimle gelip seçimle gitmek istemeyen AKP Hükûmetinin bir dayatmasıdır. On dört yıldır iktidar olmuş bir partinin ülkeyi yönetemediği gerekçesiyle ülkenin tepesine kuş kondurulacağı zannedilen bir sistemdir aslında. Sahra Altı Afrikası'nda olduğu gibi, patronlu başkanlık sistemidir. Kimisinin "başkanlık", kimisinin "Türk tipi" diye daha ismini bile koyamadığı sakat bir sistem.

     Bir de bu paketi emekçilerin hakları açısından da bir değerlendirmek istiyorum. Bana göre tam bir fiyasko. Kıdem tazminatının gasbı, kiralık işçi büroları, taşeronlaştırma, esnek çalışma; bütün bu düzenlemelere, geçmişte yaptığınız bu düzenlemelere baktığımız zaman, bu sistemin patronların savunmasına koşacak bir sistem olduğunu düşünüyorum. Sermayeyi koruyacak, sermayenin ilacı olacak bir sistem olduğunu düşünüyorum.

     BAŞKAN - Sayın Hürriyet, toparlar mısınız.

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Evet, aynı zamanda anayasa bahane, tek adam şahane. Bana göre bu sistem bu şekilde yola çıkılmış ve seçilmiş diktatör olma hevesinin, isteğinin tezahürüdür. Şu anda hukuk işlemiyor -bir hukukçu olarak ne yazık ki bunu söylüyorum- işlemeyen hukukun tabii ki demokrasisi olmaz. Türkiye'deki yargı durumu ortada ama sizin zaten yargıyla bir sorununuz yok, yargıyla hiçbir sorununuz yok; sizin sorununuz yargıyı kimin kontrol edeceği. İşte bunun da ayrı bir sorun olduğunu düşünüyorum. Tabii, tersinden de bakmak lazım; bugüne kadar işlenen suçlar ve bundan sonra işlenmesi muhtemel suçları düşündüğümüzde...

     BAŞKAN - Sayın Hürriyet, toparlar mısınız lütfen.

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Toparlıyorum Başkanım, toparlıyorum, bekleyiniz azıcık.

     BAŞKAN - Lütfen...

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Aslında siz de haklısınız. Bana göre az bile yetkiler yani o suçları korumak adına, kamufle etmek adına az bile yetkiler getiriyorsunuz diye düşünüyorum.

     Tabii, bir sürü örnekleri var birçok ülkede ama onları vermek istiyorum çünkü biz şu anda zaten normal başkanlık sistemi de konuşmuyoruz; otoriter, ne olduğu belli olmayan, ucube bir sistemden bahsediyoruz. Sizin bugüne kadar ortaya koymuş olduğunuz, işte "Darbeleri engeller, istikrarı getirir." Bunların hepsini boşa çıkaracak o kadar çok dünya ölçeğinde uygulamaları var ki inanın bunları biz anlatsak burada zamanımız yetmez. Ama, önemli bir örnek vermişti Sayın Cumhurbaşkanı, Meksika'dan bahsetmişti, hakikaten Meksika örneğine uyuyor çok ciddi olarak bu getirdiğiniz sistem.

     MUHARREM ERKEK (Çanakkale) - Meksika'yı mı örnek alıyormuş, vah vah!

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Meksika'daki örneğe aynen uyuyor baktığınız zaman, hatta şöyle bir benzerlik de var...

     BAŞKAN - Sayın Hürriyet, toparlar mıyız lütfen.

     KEMALETTİN YILMAZTEKİN (Şanlıurfa) - Suriye değil miydi?

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - O ayrı bir boyutu.

     BAŞKAN - Sayın Hürriyet, toparlayın lütfen.

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Son birkaç şey söylüyorum, bitireceğim.

     Meksika örneğini incelediğinizde göreceksiniz, orada da cidden hani uygulama itibarıyla...

     MEHMET PARSAK (Afyonkarahisar) - Ben Cemal Bey'le çelişki olmasın diye....

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Hayır, hayır çelişmiyoruz.

     BAŞKAN - Sayın Hürriyet...

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Son olarak çok önemli olduğunu düşünüyorum, önemli konulardan biri: Bu sistem federasyonu getirir, federasyon da parçalanmayı getirir, parçalanmaya sebep olabilecek tehlikeli bir sistemdir. Bu, yıllardır derin yapılanmaların, arka plandan devleti yönetmek isteyenlerin fayda sağlayacağı bir sistemdir.

     Son birkaç cümle: Bu sistem, Öcalan'ın ve PKK'nın savunduğu modellerden bir tanesi. Bunu nereden anlıyoruz? İmralı tutanakları; günlerce yapılan müzakerelerden ortaya çıkan İmralı tutanaklarında defalarca Öcalan'ın...

     BAŞKAN - Sayın Hürriyet...

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Bir saniye Sayın Başkanım, önemli bir konu, iki cümle...

     Erdoğan'ın da eyalet sistemi üzerine söylediği birçok söz var, burada defalarca açılandı, özellikle Kürt raporu üzerine, Lazistan, Çerkezistan şeklinde 30 Mart 2013 tarihinde söylenmişti.

     BAŞKAN - Sayın Hürriyet...

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Son Başkanım. Yani, konular itibarıyla belki rahatsız etmiş olabilir ama.

     BAŞKAN - Estağfurullah. Biz içeriğe itiraz etmiyoruz ama süreci yürütmeye yönelik yükümlülüklerimiz var biliyorsunuz.

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Öcalan'ın "Biz başkanlığı destekleriz. Bunu konuda AKP'yle ve Erdoğan'la ittifaka varız." demesinden de aslında nasıl bölücü bir sistem olduğunu buradan söylemekte de yarar olduğunu düşünüyorum.

     Bir de Milliyetçi Hareket Partisini ilgilendiren bir konu...

     BAŞKAN - Sayın Hürriyet... 6'ncı, 7'nci "Bitiyorum." deyişiniz ama bakın, lütfen sırada arkadaşlarımız var ve 12'nci maddeye devam edeceğiz.

     Sayın Hürriyet, lütfen...

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Evet, son olarak biliyoruz ki korkuyorsunuz, saraydan korkuyorsunuz, yargılanmaktan korkuyorsunuz, korkmalısınız da çünkü her AKP'linin başına gelebilecek şeyler bunlar. Sizi bu ferman anayasası bile inanın kurtaramayacak, şöyle sağlam bir şefkat tokadına ihtiyacınız olduğunu düşünüyorum ve bu tokadı 7 Haziranda olduğu gibi sandıkta size vatandaş atacak ve siz tarihe karıştığınızda bugünlerden geriye sadece yarınlar için direnenler kalacaktır diyorum.

     Komisyonumuzu saygıyla selamlıyorum.