Komisyon Adı:(10 / 2, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu
Konu:Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu'nun, Bakanlığının, Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Olaylarla İlgili Yaptığı Çalışmalar Hakkında Sunumu
Dönemi:26
Yasama Yılı:1
Tarih:24/03/2016


Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu'nun, Bakanlığının, aile bütünlüğünü olumsuz etkileyen olaylarla ilgili yaptığı çalışmalar hakkında sunumu AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI SEMA RAMAZANOĞLU (Denizli) - Teşekkür ediyorum Sayın Vekilim.

     Öncelikle size Bakanlığımızın yaptığı çok önemli bir projeden bahsetmek istiyorum hayata geçirdiğimiz ve şu anda sahada çalıştığımız. Göreve geldiğimden sonra büyük bir Türkiye projesiyle yola çıkıyoruz diye bundan bahsetmiştik. Daha henüz bu projemizin lansmanını yapmadık ama çalışmalarımız sahada bütün hızıyla devam ediyor. Çalışmamız tamamen aile odaklı, aileyi güçlendirici bir projemiz. Projemizin ismi Aile Sosyal Destek Projesi, kısaltılmış ismiyle ASDEP. ASDEP dediğimizde, nedir ASDEP? ASDEP her ailenin bir sosyal danışmanı olacak demektir. Bu ilkeyle yola çıktık ve organizasyonumuzu yaptık, şu anda da sahada çalışıyoruz. Örnek aldığımız örnekleme ise aile hekimliği. Biliyorsunuz, aile hekimliğinde her ailenin bir aile hekimi var. Birinci basamak ve koruyucu sağlık hizmetleriniz için aile hekimine gidiyorsunuz ve orada birinci basamak sağlık hizmetleriyle koruyucu hizmet almış oluyorsunuz. Aile danışmanında, her ailenin bir aile danışmanı olacak ama aile danışmanında bizim verdiğimiz hizmet aile hekimliğinden biraz daha farklı. Biz ailenin ayağına gidiyoruz, yani aile bize gelmiyor. Buradaki örnek çalışmamız şu andaki örneklememiz her bin aileye bir sosyal danışman olacak şekilde programımızı yaptık. Bu sosyal danışmanlarımız kimlerden oluşuyor? Psikologlar, sosyal psikologlar, klinik psikologlar, toplum hizmeti uzmanlarımız ve sosyolog arkadaşlarımızdan oluşuyor. Bir kısmı da çocuk gelişimi ve çocuk psikoloğu olan arkadaşlarımız var içerisinde çalışanlardan. Bunlardan biz bir ekip oluşturduk şehirlerimizde. Öncelikle terör mağduru il ve ilçelerimizde başladık. Yaklaşık sekiz hafta oldu bu çalışmalarımıza başladığımız. Benim de göreve geldiğim on iki hafta civarında oldu. Demek ki göreve geldiğimden dört hafta sonra bu projemizi başlatmıştık. Bu proje daha önce kurgulanmış bir projeydi ama uygulaması sahada yaygınlaştırılmamıştı, pilot birkaç yerde başlamıştı. Bu projenin önemine ve işlevselliğine yürekten inanmış birisiyim. Aile danışmanı ne yapar? Aile danışmanı önce ilk ziyaretinde ailenin kapısını çalar ve kendini tanıtır. Der ki: "Ben artık sizin ailenizin danışmanıyım, sosyal danışmanıyım." ve bu ilk tanışmadan sonra ailenin kayıtları tutulur. İlk kayıtlarımızı kâğıt üzerine tutuyorduk, şu anda, önümüzdeki birkaç haftaya kadar dijital sisteme geçiyoruz. Her danışmanımızın elinde bir tableti olacak, direkt bilgileri oraya girdiği zaman merkezin de kayıtlarına girmiş olacağız bu şekilde. İlk kayıtta ailenin temel bilgileri giriyor. Kaç kişi var bu ailede, yaşları nedir, temel sorunlar nedir, engelli var mıdır, çocuklar nedir, kronik bir hastalık var mıdır? İşte, bir sorgulama formumuz var, bu şekilde sorguluyoruz. Ondan sonra, ikinci ziyaretine gittiğinde, tabii, o ikinci ziyareti rehberlik ve rehabilitasyon ziyareti başlamış oluyor. Rehberlik hizmetimiz ne? Yani aile danışmanı hangi hizmetleri veriyor diye burada başlık koymak istiyorum.

     1) Rehberlik hizmetleri veriyor.

     2) Rehabilitasyon

     3) Terapi, psikoterapi.

     Rehberlik hizmetleri; aile danışmanı o ilk formu doldurdu ya, onun üzerinde çalışıyor o ailenin üzerinde. Bu ailede hangi bireyin, neye ihtiyacı var? Eğer okula devam edemeyen çocuklar varsa, okula başlamamış çocuklar varsa bu bir eğitim sorunudur. Okul devamsızlığı olan çocuk olabilir, öğretmeniyle, okulla irtibata girerek o şekilde onu yönlendiriyor. Ailede bir sağlık sorunu olabilir. O sağlık sorununun aile farkında da olmayabilir. Bir sağlık sorunu vardır ama kendi farkında değildir yahut da kronik bir hastalık vardır, onunla nasıl baş edeceklerini bilmiyorlardır. Bunu da sağlık hizmetlerine yönlendiriyor. Yani aile hekimi kimdir, aile hekimine nasıl gidilir, oradan nasıl hizmet alınabilir? Bunu bu şekilde yönlendiriyor. Ekonomiyle ilgili bir sorun olabilir, İŞKUR'a yönlendirmek gibi bir şeyimiz var. Kadının bazı sorunları olabilir. İşte, bizim toplum hizmetleri merkezimiz ADEM dediğimiz aile destek merkezlerimizde kadınlara yönelik rehberlik ve meslek edindirme kurslarıyla ilgili onlar hakkında bir farkındalık ve bilgilendirme yapıyorum. Rehberlik hizmetleri dediğimiz bu. Yani, aile bireylerini çevrede yararlanabilecekleri ve ulaşabilecekleri imkânları farkında hâline getiriyor. "Bakın, bunlar, bunlar var ve ben size bunlar için aracılık yapacağım, yardımcı olacağım." Diyor. Bu, rehberlik hizmetleri.

     "Rehabilitasyon hizmetleri" dediğimiz kısmı ise, rehabilite edeceğimiz şeyler aileleri biz kaba bir yöntemle, yani, genel bir yöntemle 3'e ayırıyoruz.

     1) Çok riskli aileler,

     2) Riskli aileler,

     3) Az riskli aileler,

     Dördüncü ise, sorun çözme yeteneği geliştirmiş, halk deyimiyle kendi yağıyla kavrulan aileler. Yani bir aile içerisinde denge var, saygı var, mutluluk var, aile kendini yürütüyor. Bunlar da bizim "normal" diye değerlendirdiğimiz aileler. Çok sorunlu aileler dediğimiz, "riskli aileler" dediğimiz, "yüksek riskli aileler" dediğimiz aileler parçalanma, yani boşanmaya giden aileler. O ailelerdeki sorunlara bakıyoruz. Sorun çözme yeteneğini kaybetmiş bu aile, ailede iletişim kanalları tıkanmış. Bu iletişim kanallarını tıkayan ve aileye sorun çözme yeteneğini kaybettiren olayın ne olduğunu sosyal danışman yönlendirmiş oluyor ve bu bir kronik hastalık nedeni olabilir, bu ailede bir engelli birey vardır, onunla ilgili bir sorunlar yumağı oluşmuştur, aile onu aşamıyor olabilir; bir ekonomik problem vardır, işte, işsizlik gibi, aile eve para girmiyor, kira ödenecek, onu aşamıyordur aile. Aile içi şiddet vardır, aile içi ensest vardır, ailenin dışarıya da taşıyamadığı soruna çözüm için talip olamadığı kendi içerisinde de bunu aşamadığı sorunları bu sosyal danışman o aileye diyor ki: "Evet, sizin böyle bir sorununuz var." Onu rehabilite ediyor. Yani sorun çözme yeteneğini geliştirmiş oluyor ailenin.

     Bizim burada 3'üncü yöntemimiz ise psikoterapi. Psikoterapideki tabii ki hedef kitlemizin birincisi çocuklar, ikincisi kadınlar, engelliler, yaşlılar. Bunlara da ailenin içerisinde psikoterapi vererek, hangi sorunları yaşıyorlarsa, yaşadıkları sorunları aşabilme kabiliyetlerini geliştiriyoruz. Bizim buradaki amacımız yüksek riskli aileleri orta riskli ailelere dönüştürmek, orta riskli aileleri az riskli ailelere dönüştürmek, az riskli aileleri de sorun çözebilme kapasitesini geliştirmiş aileye dönüştürmek. Bu şekilde yüksek riskli aileler, parçalanmaya doğru giden aileler. Nedir "parçalanma" dediğimiz şey? Boşanma. İşte, boşanmaları bu şekilde aşağıya çekmiş olacağız ve sorunları ailenin içerisinde çözeceğiz ve çözüyoruz da şu anda. Ailenin içerisine girdiğimizde biz şu anda bir aile içi şiddette son nokta ne görüyoruz? Ya kadının ya da çocuğun yahut da bir engelli bireyin ya da bir yaşlının travmaya uğrayıncaya kadar şiddet görmesi veyahut da en son, şiddetin son noktası da ölüm. Ya da bir ensest vakası. Aile bunu bir şekilde dışarıya söyleyemiyor, kimden yardım alacağını da bilemiyor, bu sorunla nasıl baş edeceğini de bilemiyor ama o sosyal danışman bunu görebilir, görür ve gördüğü zaman da bu sorunla nasıl baş edilmesi gerektiğini hem kadın hem o çocuk yani kim ise mağdur, onunla ilgili, aileyi bilinçlendirerek, sorun daha başka bir yüksek sorun alanına taşınmadan orada çözmüş olacağız. Yani, ailenin sorun olarak dile getiremediği şeyleri biz tespit edip, biz orada o sorunu çözeceğiz, bir müdahil olacağız. Müdahil olma meselesi sadece mahkemelerde... İşte, ailenin içerisinde müdahil olmamız... Bunun için, şu anda, önümüzde müracaatlarımızı, gerekli bürokratik işlemlerimizi tamamladık. 1.500 psikolog, sosyal psikolog, klinik psikolog, çocuk gelişimci ve toplum hizmeti uzmanı alıyoruz şu anda; duyurularını yaptık, illere de bunları oransal olarak dağıttık. Önümüzdeki bir iki ay içerisinde, inşallah, bu arkadaşlarımız, 1.500 personelimiz işbaşı yapacak. İkinci 1.500 kişilik yani bu ASDEP çalışanı olan sosyal danışman, aile sosyal danışmanlarımız, 2016 yılının ikinci yarısından sonra onlar için de bir çalışmamız var. Bu devam edecek. Hedefimiz, 2019 ve 2023 yılına geldiğimizde Türkiye'de -benim gönlümden geçen- 20-25 bin aile sosyal danışmanı olan ve her ailenin "Evet, bizim bir sosyal danışmanımız var. Bir problemimiz olduğunda bugün sosyal danışmanımızın bizi ziyaret günü." diye o aileye geldiğinde sorunların orada çözüldüğü ve hem rehabilitasyon hem rehberlik hem terapi hizmetlerinin aile içerisinde yürütüldüğü mutlu birey, mutlu aile, huzurlu aile ve sağlıklı mutlu toplum hedefimizi böylece yakalamış olacağımızı düşünüyoruz. Evet, bu bir Türkiye projesi. Şu anda 11 ilimizde uyguluyoruz. Personellerimizle sahadaki çalışma sayımızı artırdıkça Türkiye'ye bunu yaygınlaştıracağız.

     Her hafta sonu bir veya birkaç ilimize ve ilçemize ziyaret çalışmalarına gidiyorum. O ziyaret çalışmaları sadece resmî kurumları ziyaret değil, bu gerçekten saha çalışması olan bir ziyaret çalışması oluyor. Aile ziyaretlerine ben de katılıyorum, bir sosyal danışman olarak, bir psikolog olarak ve aileyi ziyaret ediyorum. Yanımda da saha çalışanı arkadaşlarımız ki onlara da aynı zamanda bir rehberlik olması açısından, o aileyle ilgili hem terapi hem rehabilitasyon hem rehberlik hizmetlerini beraber yapıyoruz. Eğer ilk ziyaretse formlarımızı da dolduruyoruz ama ikinci ziyaretse, ailemize ikinci ziyarette yapılması gerekenleri yapmış oluyoruz ve her gittiğim yerde sahada çalışan arkadaşlarımızla biz toplantı yapıyoruz, aynı bu şekilde. Onların sahada yaptıkları çalışmalardan elde ettikleri verileri beraber paylaşıyoruz. Bir hizmet içi eğitim olmuş oluyor. Sahada hangi problemlerle karşılaşıyorlar, bizim öngöremediğimiz problemleri nasıl aşmaları gerekiyor, onlarla ilgili de başka uzmanlardan destek almamız gerekiyorsa, neyse, onların tespitlerini yapıyorum, bizzat ben yapıyorum, sonra Ankara'ya döndüğümüzde de tekrar eğitici eğitimler yapıyoruz. Önümüzdeki nisan ayının ilk haftasında yaklaşık 110 eğitici eğitimini yapacağız. Daha önce de yaptık bu eğitici eğitimlerimizi. Bu eğiticilerimiz de sahada çalışıyorlar. Sahada çalışan arkadaşlarımız da küçük gruplar hâlinde eğitimlerini sürdürüyorlar. Şimdi, o eğitici eğitimlerin de burada katılıyorum, Ankara'da. Yani, oraya da bir Bakan olarak gelip de böyle resmî konuşma yaparak değil, bir doktor olarak yani sahada neler yapılması gerektiğini... O eğitimlerde bizzat bulunuyorum. Evet, gerçekten bu konuda sessiz, derinden ama arı gibi çalışan bir ekibimiz var. Şu anda sahada çalışıyoruz. Bunun etkilerini görmek isterseniz lütfen Silopi'ye gidin, lütfen Mardin'e gidin, Şırnak'a gidin, Hakkâri'ye gidin; biz oradayız, biz oralarda çalışıyoruz. Şu anda Cizre'de 100 sosyal danışmanımız, aile danışmanımız, 100 kişi; tek tek aileleri ziyaret ediyorlar, çocuklarla beraberler, gençlerle beraberler. Bu hafta sonu ben de yine bir doğu şehrimizdeyim. Önümüzdeki haftalarda da inşallah, Cizre hemen ziyaret edeceğim ilçelerimizden birisi. Bu süreçte Mardin'e 3 defa gittim, Silopi'ye 2 defa gittim, diğer illeri saymıyorum, Batman, Bingöl. Haftanın, cuma öğleden sonra dâhil olmak üzere pazar gecesine kadar bütün oralarda dolaşıyorum. Bu çalışmalarımızın etkilerini inşallah bir yıl sonra, etki analizlerini yaparak orada hem siz vekillerimizle ve kamuoyumuzla paylaşacağız. Şu anda sahada sadece ve sadece çalışıyoruz.

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Peki, aile dışında nasıl koruyacağız Sayın Bakanım, aile içinde koruduk diyelim?

     BAŞKAN - Sayın Vekilim, mikrofonunuzu açayım.

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Pardon.

     Çocukları, bireyleri aile içinde koruduk, eyvallah, yüzde 100. Yaptığınız ya da işte yapacağınız çalışmalar güzel, inşallah da başarılı olmanız hepimizin temennisi çünkü ülke için çalışıyoruz, hepimizin derdi o. Peki, aile dışında biz... Dediniz ki: "Tecavüz, taciz, cinsel istismar, bunlar benim için önemli konular ve bu konuda sıfır tolerans..." Bizim de bu konudaki eğilimimiz zaten bu yönde. Peki, dışarıda biz çocuğumuzu, kadınımızı, bireyimizi nasıl koruyacağız? Eğitim adı altında, yasal olmayan, özellikle de işte, çocuğun cinsel istismarı olaylarının yoğun şekilde yaşandığı haberlerini her gün aldığımız bu merdiven altı hatta toplumda artık tecavüz evleri olarak adlandırılan yerlere ilişkin bir inceleme başlatacak mısınız, bunların kapatılmasına ilişkin bir şeyler yapacak mısınız? Dışarıda biz çocuğu, kadını, bireyi nasıl koruyacağız, ailenin dışında? Ailede yaptık, tamam, güzel, onun dışındaki şeylerde ne yapacağız; aile içinde çözsek bile dışarıda ne yapacağız?

     AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI SEMA RAMAZANOĞLU (Denizli) - Tabii, aile içerisinde bu yaptığımız çalışma, hem ailenin hem kadının hem erkeğin hem çocukların, yaşlıların, bütün bireylerin bir farkındalık oluşturulması ve güçlendirilmesi demektir. Bu güçlendirmeyi çok önemsiyoruz. Onun dışında, özellikle kız çocuklarının eğitimini çok ama çok önemsiyoruz. Çocuklarımızın eğitimi ve kız çocuklarının eğitimi için bu dönemde... Biliyorsunuz, ortalama okullaşma süresi kız çocuklarımızda altı buçuk yıl, bunun on iki yıla çıkartılmasını istiyoruz yani hedefliyoruz. Onun için de kız yurtları diyoruz. Kız yurtlarını yapıp, kırsalda kalacak yeri olmadığı için eğitimine devam edemeyen kız çocuklarımızı emin ve güvenli ellerde, bizim kendi Bakanlığımızın bünyesinde, bizim kontrolümüzde olacak kız yurtlarında barındırarak eğitimlerini on iki yılda tamamlamalarını istiyoruz. On iki yılda eğitimini tamamlamış bir kız çocuğu artık 18 yaşına gelmiştir -12'nci sınıfı bitirdiği zaman- üniversiteye devam edebilir, bir işte çalışabilir yahut da kendi tercihine göre hayatında bir tercihte bulunabilir. Bu kız çocuklarının eğitimle güçlendirilmesinin ensest vakalarını, tecavüz vakalarını ve diğer istismarları da azaltacağı konusunda inancımız tam, bunu çünkü göstergelerle söylüyoruz. Eğitim diyoruz, eğitimi çok önemsiyoruz.

     FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) - Tecavüzü yapan erkekler Sayın Bakanım. Biz kızları, kadınları eğitiyoruz ama erkeklerin eğitimi, bu tecavüzü erkekler yapıyor sonuçta, onların eğitimi ne olacak?

     Bir de bir soruya cevap vermediniz Sayın Bakanım. Tam net cevaplar vermiyorsunuz, lütfen. Sizin şahsi fikirlerinizi de öğrenmeye çalışıyorum aynı zamanda. Dünkü önergeler reddedildi, bununla ilgili şahsi fikriniz ne?

     AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI SEMA RAMAZANOĞLU (Denizli) - Bana projeyi sordunuz, ben size ASDEP, Aile Sosyal Destek Projemizi...