Konu:ELEKTRİK PİYASASI KANUNU İLE ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI VE TEKLİFİ
Yasama Yılı:3
Birleşim:55
Tarih:22/01/2013


ELEKTRİK PİYASASI KANUNU İLE ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI VE TEKLİFİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Elektrik Piyasası Kanunu'nda değişiklik yapan kanun tasarısını görüşüyoruz. Böyle bir düzenlemeyi görüşürken Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetlerinin iktidar olduğu günden bu yana uygulamış olduğu enerji politikalarını, elektrik politikalarını kısaca gözden geçirmekte, değerlendirmekte yarar var diye düşünüyorum.

Biraz önce bu kürsüye gelen Diyarbakır Milletvekili Sayın Nursel Aydoğan Diyarbakır'daki elektrik kesintilerinden söz etti. Bu elektrik kesintileri sadece Diyarbakır'a mahsus değil; İstanbul'da elektrik kesintileri uygulanıyor, Ankara'da uygulanıyor, diğer kentlerde uygulanıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetlerine kadar tarihe karışmış olan elektrik kesintileri, iki yıldır AKP hükûmetleriyle, onun Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığıyla birlikte yeniden Türkiye'nin gündemine gelmiştir. Tek fark şudur: Eskiden elektrik kesintisini hükûmetler, bakanlıklar ilan ediyordu; şimdi, AKP hükûmetleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bu enerji kesintisini ilan etmiyor; yeniden elektrik kesintileri yaşayan bir ülke konumuna geldik izlenimi doğmasın diye, ilan etmeden, gizli bir elektrik kesintisi programı uyguluyor.

Geçen kış bunu bütün şiddetiyle hissettik. 2011-2012 kışında Türkiye'nin günlük doğal gaz ihtiyacı 180 milyon metreküp seviyelerini bulmuş, böylesine ağır geçen bir kış ortamı içerisinde talebe, ihtiyaca cevap veremeyeceğini anlayan Bakanlık çözümü birkaç şekilde bulmaya çalışmıştır: Birincisi, doğal gazla üretim yapan elektrik santrallerine ikincil yakıt kullanma talimatını vermiş, doğal gazla üretim yapan üretim tesislerine BOTAŞ doğal gaz vermeyeceğini duyurmuş ve üçüncü olarak da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı gezdirme yöntemiyle Türkiye'de elektrik kesintisini uygulamaya sokmuştur. Bu kış da tablo farklı değil, bu kış da aynı tabloyu yaşadık. Gezdirme yöntemiyle, gizli bir şekilde, elektrik kesintisi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından uygulamaya konulmuştur.

Bu kış şartlarında da Türkiye'nin günlük doğal gaz ihtiyacı 190 milyon metreküp seviyelerine kadar gelmiş ancak bütün üretim olanakları, ithalat olanakları, depolama olanakları kullanılmış olsa dahi bu talebin karşılanamayacağı anlaşıldığından biraz önce sözünü ettiğim yöntemlere başvurulmuştur; tablo budur. Bunun gerisinde ise on birinci yılına girmekte olan Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetlerinin on bir yıllık enerji karnesinin, elektrik üretimi karnesinin kötü olması yatmaktadır, neden budur.

Eğer talep artarken, elektrik ihtiyacı artarken siz gerekli yatırımı yapmıyorsanız elektrik kısıntısıyla karşı karşıya kalırsınız, ekonominin kuralı budur. Üretim talebe yetişmiyor ise sorun orada başlar, kriz orada başlar.

Bunu rakamlarla size göstermek istiyorum, söylemek istiyorum: 2002 yılında Türkiye'nin enerji sektöründeki sabit sermaye yatırımları gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 1'idir. 2002 yılında kamu sektörünün enerji sektöründeki sabit sermaye yatırımı millî gelirin yüzde 1'i düzeyindedir.

AKP "Ben kamuyu enerji yatırımından çekeceğim. Enerji yatırımını özel sektör yapacak." dedi. Olabilir, bu bir tercihtir. Önemli olan elektriğin üretilmesidir, kimin ürettiği önemli değildir; ister kamu üretir ister özel sektör üretir. Olabilir, böyle bir tercihte bulundu Hükûmet. Ancak uygun bir yatırım ikliminin tesis edilmemiş olması nedeniyle kamunun boşalttığı yeri özel sektör dolduramamış ve Türkiye enerji talebini, elektrik talebini karşılayacak yatırımları yapamamıştır.

2012 yılına geldiğimizde, enerji sektöründeki kamu ve özel sektör sabit sermaye yatırımının toplamı millî gelirin yüzde 1,4'lük seviyesine ulaşabilmiştir. Yıl sonu gerçekleşme tahmini olarak bu rakam öngörülmüştür. 2002 yılındaki rakam ise millî gelirin yüzde 1,5'udur yani 2012 yılında AKP Hükûmeti, onun Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı o çok eleştirdiği 2002 yılının sabit sermaye yatırımı düzeyine bile ulaşabilmiş değildir. "2002 yılı çok iyi bir yıl değil." diyorsunuz ama elektrik sektöründe o yılın seviyesine bile ulaşamamış olan bir Enerji Tabii Kaynaklar Bakanlığı vardır. Tablo budur. Türkiye elektrik üretiminde  büyük ölçüde doğal gaza bağımlıdır. İthal edilen doğal gazın yaklaşık yüzde 53'ü elektrik üretiminde kullanılmaktadır ve enerji kaynakları itibarıyla elektrik üretiminin dağılımına baktığımızda da toplam elektrik üretiminin 2000 yılında yüzde 40,6'sı doğal gazdan sağlanırken bunun 2012 yılında yüzde 44,7'ye çıktığını görüyoruz yani doğal gaza bağımlılık artmış. Geçen yıl o ağır kış şartlarında, Sayın Bakan, o kısıntıların olduğu günlerde, yoğun doğal gaz talebinin olduğu günlerde bir açıklama yaptı "Türkiye'nin elektrik üretiminde doğal gaza bağımlılığını azaltacağız." dedi. Yani rakamlar tersine gitmiş, Türkiye'nin doğal gaza bağımlılığı artmış ama Sayın Bakan başka bir şey söylüyor ve ben Sayın Bakana sormak istiyorum: "Türkiye'nin elektrik üretiminde doğal gaza bağımlığını azaltacağız." diyorsunuz ama Türkiye'nin kurulu doğal gaz elektrik gücü 16 bin megavat olduğu hâlde sizin lisans verdiğiniz doğal gaza dayalı elektrik üretim tesisinin toplam gücü 30 bin megavat yani kurulu gücün neredeyse 2 katına yakın ayrıca lisans vermişsiniz. Ama, öte taraftan da siz Türkiye'nin doğal gaza bağımlılığını azaltacağınızı söylüyorsunuz. Bu büyük bir çelişkidir. Elektrik üretiminde, enerji politikalarında açık bir başarısızlık vardır.

Enerji piyasasını düzenleyen bütün kanunların, Elektrik Piyasası Kanunu, Doğal Gaz Piyasası Kanunu, LPG Piyasası Kanunu, bütün bunların oturduğu temel ilkeler vardır. Enerjinin çevreye uyumlu, yeterli, kaliteli ve düşük maliyetli bir şekilde, sürekliliği olacak yani arz güvenliği olacak şekilde tüketicilere ulaştırılması, rekabet ortamı içerisinde çalışan piyasaların kurulması bütün enerji piyasası kanunlarının temel amacıdır. Bu temel amaç bir kenara atılmıştır, böyle bir piyasa yoktur piyasaya müdahale eden bir devlet vardır.

Yapılacak olan şey, belki, devletin müdahalesini kurumsallaştırmaktır o zaman bu piyasada eğer rekabet gerçekleşemiyorsa. Gelin, doğrudan doğruya piyasaya müdahale edecek araçları da alın kendinize; işinize geldiği zaman şikâyet etmeyin, işinize geldiği zaman da tüketicinin, vatandaşın kulağına hoş gelecek şeyleri söylemeyin.

Bu tasarının 1'inci maddesiyle bir vergi düzenlemesi yapılmıştı. Buna ilişkin görüşlerimi geçen hafta sizlere ifade ettim; bu vergi düzenlemesi saydam olmayan bir düzenlemedir. Söylediklerimi tekrar etme olanağım yok, zamanım müsait değil ama söylemediğim bir hususu burada ifade edeyim: Siz, 31 Aralık 2012 tarihine kadar üretim ve perakende satış tesislerini diğer dağıtım şirketinden ayrıştırmayan mükellefler için, kanunun öngörmediği bir şekilde bir ayrıştırma imkânı getiriyorsunuz ve bu ayrıştırma işlemini kurumlar vergisinden müstesna tutuyorsunuz. Bütün şirketler ayrıştırma işlemini eğer tamamlamış ise ama şartlara uygun, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun öngördüğü şartlara uygun değil ise bu ayrıştırma işlemleri, getirmiş olduğunuz bu hüküm onlara kurumlar vergisi muafiyeti sağlamaya yetmez. Bunu bir kez daha dikkatinize sunuyorum.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.