Konu:Haberleşme Özgürlüğüne Ve Özel Hayatın Gizliliğine Yönelik İhlallerin Tespiti Ve Önlenmesine İlişkin Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Bir Meclis Araştırması Açılmasıına İlişkin Önergelerin Ön Görüşmesi
Yasama Yılı:3
Birleşim:55
Tarih:22/01/2013


HABERLEŞME ÖZGÜRLÜĞÜNE VE ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNE YÖNELİK İHLALLERİN TESPİTİ VE ÖNLENMESİNE İLİŞKİN TEDBİRLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA BİR MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILMASIINA İLİŞKİN ÖNERGELERİN ÖN GÖRÜŞMESİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, nihayet, uzun yıllardır kamuoyunun gündemini işgal eden yasa dışı, ahlaksız röntgencilik, dinlemeler konusu Meclisin gündemine geldi. Niye bugün geldi? Biz istiyoruz baştan beri, diğer partiler de istiyor fakat iktidar partisi yanaşmadı ta ki Sayın Başbakanın makam odasında ve de ikametinin altındaki çalışma ofisinde dinleme cihazı bulununcaya kadar.

Aslında, değerli arkadaşlar, bir ülkede herkes dinlendiğinden şüphe ediyorsa Başbakan dinlendiğinden bahisle şikâyet edemez yani yetkili makamdadır, icra makamındadır. Bu tür ahlaksızlıkları, kanun dışı dinlemeleri yapan kişileri yargının önüne çıkarması gereken yürütmenin başı "Ben dinleniyorum." diye şikâyet edemez; bu acziyettir. Az önce Sayın Bakan konuşurken -Ulaştırma Bakanımız- dedi ki: "Bugün ülkemizde hemen hemen herkes dinlendiğini düşünmektedir. Bu endişeler ortadan kaldırılmadan hukuk devletinden bahsedilemez." E, çok güzel. Kim kaldıracak Sayın Bakan? Daha önce de dediniz ki: "Dinleniyorsunuz, rahat konuşun." Ya, böyle bir şey olur mu arkadaşlar? Yani bir ülkede? Ki siz tek başınıza iktidarsınız, on yıldır iktidarsınız. Bütün kurumlar sizin tarafınızdan atanan kişiler tarafından şu anda doldurulmuş, işgal edilmiş durumda. E, hâlen siz şikâyet ediyorsunuz. Yani garip, ben iktidar partisi temsilcilerini dinlerken hakikaten şaşırdım. Yani siz muhalefet misiniz? İktidarsınız, bu sorunları çözüp bu suçluları yargı önüne çıkaracak makam sizsiniz. Az önce Milliyetçi Hareket Partisinden konuşan arkadaşımız söyledi yani 2011 seçimleri öncesi Milliyetçi Hareket Partisinin milletvekili adaylarıyla ilgili ahlaksızca, insanın mahremiyetine girilerek çekilen görüntüler kamuoyuna yansıtıldı ve bunun üzerinden siz siyasi rant sağlamaya kalktınız. Yani bunları kullanarak -bırakın kınamayı, efendim, suçluları mahkeme önüne çıkarmayı- bunların üzerinden siyasi rant sağlamaya çalıştınız ama ne zamanki Sayın Başbakana dokundu şimdi? Yine bu nokta da iyi, geldiğiniz nokta da. "Bu konu araştırılsın." diyorsunuz. Biz de zaten bu konuda bir araştırma önergesi vermiştik. Mutlaka ülkemizde yasa dışı dinlemelerin Meclis tarafından araştırılması, sorumluların ortaya çıkarılması gerekmektedir.

Ben, başka bir şeyden bahsedeyim sayın milletvekilleri: Şimdi, "yasa dışı dinlemeler" diyoruz ama şu anda mevcut Ceza Usul Kanunu'muza göre yapılan birçok dinleme ve kamuoyunun gündeminde olan, size göre Hükûmeti devirmek isteyen, işte, Ergenekon terör örgütü, efendim, Balyoz planı yine bu tür dinlemeler üzerinden delillendirilerek mahkemeye iddianameler düzenlendi. O on binlerce sayfa iddianamenin çoğu dinlemelerin çözümünden oluşan tape'lerdir.

Size şimdi bir örnek göstereceğim değerli arkadaşlar: İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin iletişimin dinlenmesi kararı, tarih 9 Mart 2009. 6 kişi var, bir tanesi Dursun Çiçek. Dikkatinizi çekiyorum, tarih 9 Mart 2009. Henüz İrticayla Mücadele Eylem Planı falan yok ortada. Dinleme gerekçesi, Cumhuriyet gazetesine bomba atılması, Danıştay saldırısı, Ümraniye'deki bir evde bombaların ele geçirilmesi, bahsedilen eylemlerin Ergenekon terör örgütü tarafından gerçekleştirildiği yönünde kuvvetli suç şüphesi bulunduğu, Ergenekon yapılanmasının Emniyet Genel Müdürlüğünün raporuyla terör örgütü yapılanması olarak mütalaa edildiği? Bu nedenle, başka delil elde edilemediğinden bu kişilerin telefonlarının dinlenmesini istiyor. Dursun Çiçek'e bir numara veriliyor -Dursun Çiçek, yine burada 6 kişi var- şimdi numarayı söylemeyeyim. Sonra, bu üç aylık süre bitiyor değerli arkadaşlar, üç ay sonra, 8/6/2009'da bu 6 kişiden sadece 5'inin -Dursun Çiçek dâhil- telefonlarının dinletilmesinin uzatılmasına karar isteniyor. Bu ikinci kararda aynı zamanda e-postaların, Messenger, chat görüşmelerinin de takibi isteniyor ve mahkeme karar veriyor. Burada da yine Dursun Çiçek'in bir telefonu var fakat bu telefon numarası gerçekte Dursun Çiçek'e ait değil. Gerçekte dinlenen kişi Dursun Çiçek de değil yani şu anda Balyoz ve Ergenekon davasında yargılanan Albay Dursun Çiçek değil, başka bir şahıs dinleniyor ve mahkeme kararı... Yani Sayın Bakan yine dedi ki: Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından 25 bin talep geri çevrilmiş. Demek ki emniyetin, savcılığın ve mahkemenin verdiği kararlar da bu kanuna uygun çıkmıyor ve buna rağmen, bu kanunsuz, hukuka aykırı elde edilen deliller yüzünden, şu anda, yıllardır insanlar içeride yatıyor.

Bakın, değerli arkadaşlar, işte onun için diyoruz ki: Gelin, bir Balyoz'u izleyin, Ergenekon'u izleyin, Oda TV'yi izleyin, ne tür hukuksuzluklar, ne tür insan hakları olduğunu bir görün.

Daha sonra, değerli arkadaşlar, 16/6/2009 tarihinde İrticayla Mücadele Eylem Planı çıkıyor. Serdar Öztürk'ün yazıhanesinde "İrticayla Mücadele Eylem Planı" başlıklı bir yazı üzerine, bu sefer gerçekten Dursun Çiçek'in gerçek numarası dinlemeye alınıyor.

Bir başka şey daha size söyleyeyim, ilginç bir olay. 16/12/2008'de, Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Danıştay saldırısıyla Cumhuriyet gazetesine bomba atılması davasının Ergenekon'la birleştirilmesi için kararı bozuyor. 20/4/2009 tarihinde, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, bozma üzerine dosyayı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmekte olan Ergenekon davasıyla birleştiriyor. Ne zaman? 20/4/2009. Karar ne zaman verilmiş arkadaşlar, dinleme kararı? 9/3/2009. Henüz birleştirme kararı yokken yani Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet gazetesine bomba atılması olayıyla ilgili dava Ergenekon davasıyla birleştirilmeden, mahkeme, tutuyor, Cumhuriyet gazetesine bomba atılması ve Danıştay olayı ile Ergenekon olayını ilişkilendirip 6 kişi hakkında telefon dinleme kararı veriyor. Alın size mahkeme kararı.

İşte biz bunun için diyoruz ki bakın, yargı siyasallaşırsa, yargı iktidarın güdümüne girerse, işte bu tür hukuksuzluklar olur, insan hakları ihlalleri olur. Yani, kanun dışı dinlemeyi bıraktık, mevcut kanuna uyulmuyor.

Değerli arkadaşlar, bu tür hukuksuzluklar, işte, gün gelir sizi de vurur, partinizin Genel Başkanını, Hükûmetin başında olan Başbakanı da vurur. Yapmayın, etmeyin; gelin, Türkiye'mizde herkesin mahremiyetine saygı gösterecek biçimde, efendim, serbestçe, rahatça eşiyle dostuyla, akrabasıyla konuşacak bir ortamı hazırlayalım. Bu tür dinlemeler, Sayın Bakan "Ne yapalım efendim? Kanun dışı dinleme, bir şey yapamıyoruz." falan demesin. Bunu diyen bir bakan bence istifa etmelidir. Çünkü acziyet gösteriyor, yani bu işle yetkili kişi olan Bakan olarak ben bu işi çözemiyorum yani âcizim diyor. E, devlet görevi, kamu görevi, yürütme görevi acziyeti kaldırmaz. O zaman Sayın Bakan istifa eder, içinizden başka birine, bu işi yapacak birine yol açılır. Sizin de bunu istemeniz lazım. Gelip burada da eleştirmeniz lazım Hükûmeti yani siz? Parlamenter rejimde, parlamento, aynı zamanda yürütmeyi denetleyen, yani yasama organı içinden çıkan yürütmeyi denetleyen bir organdır. Siz iktidar milletvekili olabilirsiniz ama yürütmede sıkıntı varsa çıkıp burada eleştirmeniz lazım.

"Efendim, işte, 2006'ya kadar bu tür dinlemeler oluyordu, 2006'dan sonra Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı kuruldu, disipline edildi." diyor Sayın Bakan. Nasıl disipline edildi Sayın Bakan? Yani altı yıldır ne oldu, neresi düzeldi?

Geldiğimiz noktada, sayın milletvekilleri, ne yazık ki kimse rahatça eşiyle dostuyla, akrabasıyla dahi konuşamıyor. Sokaktaki simitçi, çöpçü, efendim, iş adamı, bürokrat, hâkim, savcı? Ben gidiyorum -eski cumhuriyet savcısıyım, biliyorsunuz- meslektaşlarımın odasına, çoğu şeyi arkadaşlarım konuşamıyor odasında, yazılı olarak bana gönderiyor. Ya, böyle bir rezalet olur mu? Bir ülkede cumhuriyet savcısı, hâkim, odasında bir meslektaşıyla konuşamıyorsa, e, orada artık tuz kokmuştur. Ha, bunun da sorumlusu on yıldır iktidar olan Hükûmetinizdir.

Dolayısıyla, bu sorunun çözülmesi için mutlaka yüce Meclisin bu konuya el koyması gerekir diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.