Konu:İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:118
Tarih:28/07/2020


İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA ONURSAL ADIGÜZEL (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Yasa teklifinin adı biraz uzun ama özetlemesi çok kısa olacak, önce adından bahsedelim: İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi. Bu konu üzerine söz almış bulunmaktayım ama bu konunun kısaca özeti şudur: Sosyal medya sansürü yasa teklifi.

Öncelikle şunu söylemek istiyorum: İktidar partisi ve küçük ortağı geçtiğimiz hafta alelacele bir yasa teklifini gündeme getirdiler. Bütün itirazlara rağmen, bugün biz bu pandemi koşullarında, hele de bayrama yetişmek isteyen iktidar milletvekillerinin de koşturmacasıyla bu yasa teklifini görüşüyoruz. Peki, ben bu salona gelirken ne düşünmüştüm biliyor musunuz? Komisyonda dinleyecek kimseyi bulamadık, ikna edemedik; belki bu salonda birilerini bulurum, içeriği tek tek anlatırım, teknik arızalarını anlatırım, belki ikna ederim diye düşünmüştüm ama iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekiline konuştuğumuzu görüyoruz.

Tabii, öncelikle hafızaları bir tazelemek gerekiyor. Nereden çıktı bu teklif? Türkiye'de internet böyle gürül gürül akan bir nehirdi de bir sorun mu vardı? Hayır arkadaşlar, Türkiye'de internet yıllardır tartışılan 5651 sayılı Kanun çerçevesinde düzenleniyordu ve bu kanun da her fırsatta eleştiriliyordu. Hatta "Dünyada en çok hangi iki kanun eleştiriliyor?" diye sorarsanız da Almanya'daki düzenleme ile Türkiye'deki düzenleme eleştiriliyordu ama tabii, iktidar her fırsatta, "tweet" atan gençlere baskı uygulayarak, onları gözaltına alarak, eleştiren gazetecileri beş yıl önce attığı "tweet"lerden dolayı ifade vermeye çağırarak, kendini eleştiren bütün muhalefeti susturma çabasıyla sosyal medyayı zapturapt altına almaya çalışıyor. Ne zaman ilk defa gündeme geldi bu konu? Tam da pandemi koşulları çerçevesinde gündeme geldi yani millet canıyla, aşıyla, işiyle meşgulken, bir baktık, pandemiyle mücadele kanununun içinden sosyal medya çıktı. Herkes "Bu internet iyi ki varmış, e-ticaret sayesinde evimizde aç kalmadık." diye düşünürken siz bir anda bu alanı düzenleme niyetine giriştiniz, hepimiz şaştık. O an kamuoyunda tepkiler yükseldi ve ne oldu? Adalet ve Kalkınma Partisi geri adım attı. Tabii, bu geri adımı atarken bugünleri hesaplamıyor değildik, bugünlerin geleceğini çok yakından biliyorduk. Çünkü sizin asıl derdiniz fişlemeydi. Biraz önce anlatıldı buradan; Mahir Ünal çıktı, yeşil toplu ak trollerden bahsetti, bizim yapamadığımızı yaptı. Allah razı olsun Mahir Ünal'dan. Yıllardır fişleyemediğimiz, daha doğrusu yıllardır burada varlar diye bildiğimiz yeşil toplu trolleri gördük ki Mahir Ünal etiketledi, Twitter da bunları engelledi.

MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) - Fişlemeye mi çalışıyorsunuz?

ONURSAL ADIGÜZEL (Devamla) - Sonra Mahir Ünal döndü, dedi ki: "Ben bu meseleden vazgeçiyorum." Ama bu yeşil toplu trollerin yaptıklarına ne demeli? Önce Meral Akşener'e, Sayın Canan Kaftancıoğlu'na, Sayın Başak Demirtaş'a saldıranlar, gördük ki yeşil toplu troller. Yine, Sayın Esra Albayrak'a yapılanları da hiçbir zaman tasvip etmedik ama bunların Adalet ve Kalkınma Partili olduğunu ben söylemedim, Mahir Ünal söyledi. Hatta Mahir Ünal Twitter'a da cevabı Twitter'dan verdi: "Ey Twitter, sen nasıl benim trollerimi temizlersin, ben onları etiketlemiştim." dedi. Sonra, yine iktidarın, Cumhur İttifakı'nın ortaklarından Sayın Bahçeli Twitter'a küstü, Twitter'a küstüğünü Twitter'dan duyurdu. Böyle bir süreç yaşıyoruz.

İki hafta önce bir ihtisas komisyonu açılması kararı alındı, hepimiz heyecanlandık, dedik ki: "Adalet ve Kalkınma Partisi -bozuk saat de olsa günde 2 defa doğruyu gösterir- ilk defa bir ihtisas komisyonu kuruyor. Hazırlık yapacağız, yazın çalışacağız ve doğru bir düzenleme ortaya çıkaracağız." Ama yanılmışız, her zamanki gibi bizi şaşırtmadınız, tebrik ediyorum sizi! Döndünüz dolaştınız, saraydan gelen talimatla bir anda alelacele hazırlanmış, özensiz hazırlanmış bu sosyal medya teklifini önümüze koydunuz. Bir de müthiş fikirler geliyor arada, Milliyetçi Hareket Partisinden öyle bir fikir, öyle bir öneri geldi ki şaşırdık, ne yapacağımızı şaşırdık; dediler ki: "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının T.C. kimlik numaralarını kullanarak sosyal medya mecralarına girmelerini istiyoruz." Yani adında "milliyetçilik" geçen bir parti bizim kimlik numaralarımızı Amerikalı sosyal medya şirketlerine vermeye niyetlenmiş. (CHP sıralarından alkışlar)

Tabii, Komisyon görüşmelerinde biz teknik meselelerden bahsederken üzülerek gördüm ki iktidar partisinin Grup Başkan Vekili Özlem Zengin on dakikalık konuşmamıza tahammül edemedi ve on dakikalık konuşmamızı bile dinleyemeden gitti.

Tabii, bu arada her fırsatta kürsüye çıkıyorlar ve diyorlar ki: "Muhalefetle de biz istişare ediyoruz bu konuları." Ne zaman istişare ediyorlar biliyor musunuz? Önce teklifi götürüp Meclis Başkanlığına veriyorlar, kendi aralarında anlaşıyorlar. Zaten tekliften de bir haberleri yok gelirken. Sonra oturuyoruz "Burada eksikler var." "Önerilerinizi yapın." Önerilerimizi de yapıyoruz, madde madde önerilerimizi yapıyoruz. "Yapmadınız." desinler. Madde madde önerilerimizi yapıyoruz. Sonuçta ne var? Bir virgül bile değişmiyor. Bu meselenin özü ne biliyor musunuz? Maksat dostlar alışverişte görsün yani iktidarın hikâyesi dostlar alışverişte görsün hikâyesi.

Hele bu Almanya ve Fransa meselesi var ya, bu inanılmaz bir mesele yani şaşarak izliyorum. Yani işinize geldi mi Avrupa standartları, işinize gelmedi mi Şanghay Kriterleri. İşinize geldi mi Batı ahlaksızlığı, işinize gelmedi mi "Ama Avrupa'da da var." İşinize gelmedi mi PISA değerlendirmelerini tanımıyorsunuz, Standard and Poor's'u tanımıyorsunuz, OECD'yi de tanımıyorsunuz ama işinize geldi mi de diyorsunuz ki: "Almanya'da da var." Bir kere, problem burada değerli arkadaşlar "Almanya'da var, bizde niye olmasın." Ki, tarihsel süreci incelemek lazım, Almanya'da neden olduğunu iyi incelemek lazım.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - "Dünyada örneği yok." deyince biz de onu örnek verdik.

ONURSAL ADIGÜZEL (Devamla) - Ben buradan iktidara sormak istiyorum: Almanya her işi doğru mu yapıyor arkadaşlar? Sizin yol göstericiniz Almanya mı, bana bir anlatın, Komisyonda bu kadar "Almanya" lafı ettikten sonra.

Şöyle devam etmek isterim, kaldı ki bunu Komisyonda defalarca da ifade etmeye çalıştım: Almanya'da bu teklif iki yıl tartışıldı, bütün paydaşlar sürece katıldı ve tartışıldı, hâlâ da tartışılmaya devam ediyor. Bir de kolaycılık yapıyorsunuz, kurnazlık yapıyorsunuz, aslında Fransa'yı da söylemekten kaçınıyorsunuz. Niye kaçınıyorsunuz biliyor musunuz Fransa'yı söylemekten? Çünkü Fransa'da Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü kapsamında bazı maddeleri iptal etti. Onun için Fransa örneğinden de kaçıyorsunuz ki aman oradan laf gelmesin. Bu sadece kurnazlıktır. Ben size şunu soruyorum: Almanya'da ya da Fransa'da bu projelerin, bu yasaların başarılı olduğunu gösterecek herhangi bir değerlendirme var mıdır, herhangi bir çıktı var mıdır? Vallaha, araştırdım ben, bulamadım.

Bu teklif, açıkça bir sansür teklifidir. Neden sansür teklifidir, onu özellikle açıklamak istiyorum çünkü iktidar sıralarındaki arkadaşlar sansür teklifi olmadığını ifade etmeye çalışıyorlar. Şöyle: Muhalif görüşlerin, artık, Türkiye'de tek ifade edilebilindiği alan sosyal medya. Siz, önce televizyonları, sonra gazeteleri yandaş hâle getirdiniz; şimdi de sosyal medyanın "Alo Fatih"lerini yaratmaya çalışıyorsunuz. Vatandaşın kendini ifade edebildiği tek ortam, bugün, sosyal medya. Hatta sosyal medyayı da tam anlayamıyorsunuz, onu da söylemek isterim.

MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) - Bir siz anlıyorsunuz(!) Bir siz anlıyorsunuz(!)

ONURSAL ADIGÜZEL (Devamla) - Sosyal medya şirketleri normalde sadece alan sağlıyor. Sosyal medyada içeriği insanlar oluşturuyor yani hem bu salondaki insanlar hem de Türkiye'deki 83 milyon insan oluşturuyor.

Önce, sansürün neden temsilcilik meselesinden geldiğini anlatmak isterim. Şimdi, çağımız bilgi çağı, teknoloji çağı; bunu da her fırsatta ifade ediyorlar. Biraz önce Cahit Özkan'ı da dinledim -ne kadar o beni dinlemese de- "Bilgi yeni petrol." dedi o da. Evet, katılıyorum buna, bilgi yeni petrol ama iktidar bunun farkında değil. Bilgiyi, teknolojiyi geliştireceğine kısıtlamanın derdine düşmüş durumda. Temsilci açarsanız ne olacak biliyor musunuz? Size hemen bir kol boyu mesafede bir temsilcisi olacak bu şirketlerin. Evet, bu temsilcilik, 1 milyonun üzerinde insanın hareketli olduğu yani 1 milyondan fazla erişimin olduğu, bir platformun olduğu şirketler için geçerli ama bu arada vereceğiniz para cezalarıyla bu şirketleri caydırmaya çalışıyorsunuz birinci seviyede, sonra diyorsunuz ki "Biz, bu temsilcinin bütün bilgilerini kamuoyuyla paylaşacağız." Ya, siz hangi coğrafyada yaşıyorsunuz arkadaşlar?

İki örnek vermek istiyorum size: 2015 seçimlerinden sonra, sizin milletvekiliniz, Gençlik Kolları Genel Başkanınız Hürriyet'in kapısına gitti mi? Camı, çerçeveyi kırdı mı? Adını da söyleyeyim, siz unuttunuz ama ben söyleyeyim: Abdurrahim Boynukalın. Sonra da ödüllendirilip Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı yapıldı mı? Daha üç ay önce Sputnik Ajansının Türkiye temsilciliğinin 3 gazetecisi saldırıya uğradı mı uğramadı mı? Bu soruların cevaplarını merak ediyorum. Bu soruların cevaplarını, lütfen, birazdan Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşımız versin.

Örnekleri artırmak mümkün, daha çok şey söyleyebiliriz. Diyelim ki temsilcilik açıldı... Biraz önce Cahit Bey -diyorum ya beni dinlemedi ama- çıktı dedi ki "Biz, kişisel verilerin korunmasıyla ilgili olarak bu yasayı çıkarıyoruz." Ya, bu yasanın içinde kişisel verilerin korunmasıyla ilgili hiçbir şey yok; aksine, o temsilcilik açılacak, kendilerine bir kol boyu mesafede duracak o temsilciyi düşünün, ne olacak? "Getir o bilgileri." Sıkıyorsa getirme. Sabah kapısına polis mi gelir, saldırıya mı uğrar!

Değerli arkadaşlar, bu firmaların geçmişte kamu politikaları temsilcileri de vardı, öyle tehdit etti ki bunları trolleriniz, öyle sözler ettiler ki bunlara, çalıştıracak adam bulamadılar, adam. Çalıştıracak adam bulamadıkları için şu an Türkiye'den, Türk bir temsilci çalıştıramıyor bazı firmalar. Bu ayrıntıları da bilmenizi isterim. Öyle, buradan, kişisel verilerin korunması çıkmaz; herkesin kişisel bilgilerinin Adalet ve Kalkınma Partisinin, iktidarın eline gitmesi sonucu ortaya çıkar. Yani ne çıkar biliyor musunuz? Şu eski ortağınız FETÖ'nün taktikleri var ya, o taktiklerin yeniden gündeme gelmesi, sizin tarafınızdan kullanılması meselesi ortaya çıkar. Siz ne istiyorsunuz, biliyor musunuz? "Herkes sussun, bizi övsün, herkes bizi övsün." istiyorsunuz. Susmayanın da övmeyenin de başına ne geleceğini kimse bilmiyor. Kimse şunu düşünmüyor: Ya, bu Türkiye bu yaptırımları uygularsa bu firmalardan herhangi biri... Ki, bu firmaları da çok iyi tanımlamamışsınız arkadaşlar. Şimdi, sizin hedefinizde 3 firma var, temelde de Twitter var ve diyorsunuz ki: "Biz bunu nasıl hallederiz?" Net tavrınız bu ama bu arada Türkiye'de gençlerin kullandığı bir sürü platform var. Bu platformların ekonomik anlamda bu yükleri kaldırıp kaldırmayacağını bile bilmiyorsunuz. Komisyonda sordum, Twitch'i bilen var mı dedim, neredeyse hiç bilen çıkmadı. Herhâlde içimizde TikTok'u kullanan birkaç milletvekili çıkar, gerisi çıkmaz. Bu platformların hepsine karşı bir yaptırım uygulama niyetindesiniz. Diyorum ya, iki niyetiniz var; biri fişlemek, ikincisi de fişlemeye izin vermeyeni ülkeden kaçırmak ama bu arada ülkemizin itibarının ne hâle geleceğini söylemiyorsunuz.

Temsilcilik meselesinden yaptırımlara geçelim. Para cezaları caydırıcı dedik. Sonra ne var? Bant genişliğinin daraltılması. Bir otoban düşünün, 4 şeritli bir otoban, trafik akıyor, bunu bir anda tek şeride düşürüyorsunuz. Bir daha kimse o otobandan geçmeye niyetlenmiyor ne yazık ki. Tabii, bu arada ne oluyor? İnsanlar bu platformlara erişim sağlayamıyor. Bunu defalarca yaptınız. Ne zaman yaptınız biliyor musunuz? Bunu Suruç katliamında yaptınız, bunu Ankara katliamında yaptınız, bunu Beşiktaş'taki katliamda yaptınız, bunu 2016'da HDP'li yöneticiler gözaltına alınırken yaptınız ve Binali Yıldırım çıktı, şunu söyledi: "Güvenlik açısından zaman zaman bu tedbirlere başvurulur. Bunlar geçici tedbirlerdir, tehlike bertaraf edildikten sonra her şey normale dönecektir." Yani siz defalarca bu yaptırımları uyguladınız ve insanların internete erişim hakkını elinden aldınız. Şimdi de bu sopayla sosyal medya mecralarını zapturapt altına almaya çalışıyorsunuz.

Yine bir mesele var, diyorsunuz ki: "Eğer Türkiye temsilciliği açılmazsa bu firmalara reklam verdirmeyeceğiz biz." Peki, sadece Facebook'taki bir yıllık ticareti biliyor musunuz? Ben size hatırlatayım da ne yaptığınızın farkında olun. 1,7 milyon KOBİ, Türkiye'deki KOBİ'lerin yüzde 55'i, sadece 2018 yılı içinde Facebook'taki ticaret üzerinden 15,3 milyar katma değer sağlamış. Bu, 209 bin insanın istihdamına katkı sunmuş, 135 ülkeden binlerce şirket, vatandaş bizim KOBİ'lerimizle ticaret yapmış. Şimdi, siz bunu engelleyince ne olacak? Zaten pandemiyle baş edemeyen, pandemi koşullarında zar zor ayakta duran esnaf iyice perişan olacak. Ama ne olacak? Adalet ve Kalkınma Partisi istediğini susturacak, kendini övmeyenlerden hesap soracak.

Yine, verilerin yerelleştirilmesi, ya gerçekten şaşırıyorum bu akla, teknik olarak mümkün değil. Dünyada defalarca denenmiş, olmamış; Hindistan denemiş, Endonezya denemiş, Rusya yasayı çıkarmış uygulayamamış ama siz inatla diyorsunuz ki: "Yerelleştirin." Teknik olarak mümkün değil arkadaşlar. Herhangi bir firmanın, bugün, Türkiye'nin verisini ayrı tutayım, başka bir ülkenin verisini ayrı tutayım, onu o ülkede tutayım, bu ülkede tutayım deme şansı yok. Hatta, bunun teknik özelliklerine baktığımızda; hava koşullarından tutun enerji maliyetlerine kadar birçok gerekçesi var. Bunu, sadece "Biz yaptık oldu." "Sadece hukukçular biliyor." anlayışıyla da sıkıştırmayın. Ben, Komisyonda dinledim, tabii Sanayi ve Teknoloji Komisyonuna gelmeden buraya geldiği için -pandemi koşullarında- sadece hukukçu görüşlerini dinledim arkadaşlar, hiç teknik görüş dinleyemedim. Birazdan da bunun örneklerini vereceğim.

Bir mesele daha var, çok önemli olduğunu düşünüyorum: Erişimin engellenmesinin yanına, içeriğin çıkarılmasının eklenmesi. Sulh ceza hâkimleri alacak diyorlar bu kararı, sulh ceza hâkimleri kim arkadaşlar? Binlerce Adalet ve Kalkınma Partisinin il başkan yardımcısı, il başkanı, yöneticisi. Bunlar atandı, hepimiz biliyoruz. İfşa oldu bunlar.

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - Hiç de öyle değil.

ONURSAL ADIGÜZEL (Devamla) - Peki, bunların aldığı kararlar ne? "Eğer yandaşa ufak bir eleştiri varsa ceza ama eğer muhalif biri bir saldırıya uğramışsa burada hiçbir sorun yok." diyen bir anlayış var yani yandaşı koruyan, muhalifleri de hiçbir zaman korumayan bir anlayış var. Bu anlayış ne biliyor musunuz, bu geçmişi temizlemedeki niyet ne? Ayakkabı kutularını unutturma niyeti yani Adalet ve Kalkınma Partisinin kirli geçmişini aklama niyeti. FETÖ'yle olan geçmişini aklama niyeti. Fetullah Gülen ile Adalet ve Kalkınma Partili milletvekillerinin fotoğraflarının internetteki arama motorlarından temizlenme niyeti. Tabii, Özlem Hanım şöyle demişti: "Nereden çıkarıyorsunuz? Bunlar kamuya mal olmuş kişiler için kullanılmaz." Ben de özellikle bir örnek getirdim, Maliye Bakanı Berat Albayrak şöyle bir karar aldırmış: Kişilik hakları ihlali gerekçesiyle -herhâlde damat olduğu için çıkmış bu karar, yoksa çıkmaz bu karar- erişimi engellettiği haber. Nedir biliyor musunuz bu haber? "Hazine Bakanı Berat Albayrak'ın soru önergelerine cevap verme oranı yüzde 1'i bulmuyor. Berat Albayrak'ın performansı yüzde 0,80." dediği için bu haberler engellenmiş. "Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz." derler; aynanız bu işte. Şimdi bize diyorsunuz ki: "Nerede sansür?" Alın size sansür. Burada iftira mı var, burada yalan mı var, ne var? Basit bir eleştiriye bile tahammül edemiyorsunuz. Konu sadece basit bir temsilcilik açılması meselesi değil. Konu, sizin bu ülkede bütün muhalifleri susturma niyetinizdir.

Biraz önce rakamlar açıklandı, çok uzatmak istemiyorum. Twitter'da kaldırma taleplerinin yüzde 74'ü Türkiye'den geliyor dedik. Wikipedia bu ülkede iki buçuk yıl kapalı kaldı mı, kalmadı mı? Basit bir URL engellemesi yapılabilecekken yapılmadı ve iki buçuk yıl, YouTube iki buçuk yıl... En az ortalama beş yıl sürüyor bir davanın sonuçlanması.

Tabii, bu da yetmedi, ben bugün yine şaşarak izledim, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı bir yasa teklifi vermiş. Arkadaşım, hiç mi danışmanınız yok, uyaracak hiç mi birisi yok?

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) - Senden akıl mı alacak?

ONURSAL ADIGÜZEL (Devamla) - Dört yıl öne VPN Türkiye'de zaten engellendi, yine vermişler "VPN engellensin." Ama iktidarın da küçük ortağının da bu yüzyıla uymadığı apaçık ortada...

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) - Senden akıl mı alacak? Sen kendi aklına mukayyet ol, kendi aklına!

ONURSAL ADIGÜZEL (Devamla) - ...çünkü ne VPN ne başka bir uygulama böyle engellenemez.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Yılışık!

ONURSAL ADIGÜZEL (Devamla) - Lütfen, bunları geliştirmek gerekiyor, kendimizi de geliştirmemiz gerekiyor, gençlere, çağa uymamız gerekiyor.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) - Nerede ne yapacağını bilir, senin aklına ihtiyacı yok! Sen kendi projene bak!

ONURSAL ADIGÜZEL (Devamla) - VPN ne yapıyor, biliyor musunuz? VPN'leri bankacılık sisteminde de kullanıyoruz. VPN'ler aslında sizin bu yasaklarınızla çok egemen hâle gelecek çünkü yasaklanamıyor, VPN engellenemez. Yani bunu ben bir teknik adam olarak söylüyorum, gidin, araştırın lütfen, engellenemez. Ama sosyal medyayı engellediğinizde, herkes VPN kullanacak ama Türkiye'nin bir VPN üreten firması yok. Bir tane vardı, o da diyorum ya, taktikleri üzerinden, FETÖ'cü taktikleri üzerinden, iktidarın firmasıdır, kapandı. Bütün yabancı istihbarat firmalarının VPN'leri var ve buradan duyuruyorum, Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi bizi yabancı istihbarat şirketlerinin kucağına atıyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Biliyorsunuz, dönemin Başbakanı gençler için demişti ki: "VPN kullansınlar."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ONURSAL ADIGÜZEL (Devamla) - Toparlayayım Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurunuz.

ONURSAL ADIGÜZEL (Devamla) - Dönemin Başbakanı, sanırım, Binali Yıldırım'dı, dedi ki: "Ne olacak, gençler VPN kullansınlar Wikipedia için, bu engellemeler için." dedi.

Son olarak, toparlayayım arkadaşlar, zaman olsa tabii anlatacak çok şey var ama bu sansür teklifine, tabii, biz neden hayır diyoruz biliyor musunuz? Çünkü dönem bilişim çağı, bilgi çağı, bu çağda ifade özgürlüğünü güçlendirmemiz gerekiyor. İfade özgürlüğünü kısıtlayacak yasa tekliflerini görüşeceğimize, gençlerin işsizlik sorununu çözecek, Türkiye'de, eğer teknolojiyle ilgili bir iş yapacaksak internet altyapısının nasıl geliştirileceği, fiber optik altyapısının nasıl geliştirilebileceği, internete erişimin nasıl ucuzlaştırılabileceği konuşulmalı. Unutmayın ki bu çağ yasakların değil, özgürlüklerin çağı. Siz sansür ve yasaklar konusunda kendinizi geliştiredurun, gençler de sizin yasaklarınızı delmenin yollarını çok çabuk üretiyorlar çünkü dünya tam da böyle bir dünya. Siz, baskıya başvurdukça, gençler de yeni taktiklerle bu baskının üzerinden atlayacaklar, sadece Z kuşağı değil, 2023'te 25 milyon seçmen olacak, Y ve Z kuşağı size gerekli dersi verecek.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)