Konu:İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:117
Tarih:23/07/2020


İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, görevinizde başarılar diliyorum, tekrardan tebrik ediyorum.

Değerli arkadaşlar, hepimizin bildiği gibi, Başkanlık sistemine geçtikten sonra ülkemizde Değerli Bakan "Çok önemli." diyerek ortalama bir buçuk ayda bir istihdam paketi açıklıyor. Peki, bu paketler neye çare? İşsizliğe çare mi? Hayır, tam tersine, 4 milyon civarında insan iki yıl içerisinde bu paketler açıklanırken işinden olmuş. Değerli arkadaşlar, bu paketlerde kalıcı bir çözüm var mı? Hayır. Bu paketlerde istikrarlı bir çözüm var mı? Hayır. Bu paketlerde ne var? Bu paketlerde erteleme var, öteleme var, görmezden gelme var; gerçeği reddetme var ve her şeyin mükemmel olduğunu var olanın aksine iddia etme var.

Dolayısıyla değerli arkadaşlar, bu paketlerde hiçbir derde derman yok. Derde derman olmayan bu paketler acaba hangi sofraya aş değerli arkadaşlar? Kime iş, kime aş bu paketler? Bu paketler kime iş, kime aş? Biz diyoruz ki vatandaşa aş lazım, siz ise diyorsunuz ki "AŞ'lere destek lazım." Biz "aş" diyoruz, siz "anonim şirket" anlıyorsunuz değerli arkadaşlar. Böyle bir şey olur mu? (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, İşsizlik Fonu'ndan, işçilerin parasından patronlara destek vermeyi "Kendimiz krizi çözüyoruz." diye anlatıyorsunuz, "Sigorta desteği veriyoruz." diyorsunuz. Arkadaşlar, desteği siz vermiyorsunuz, bu destek İşsizlik Fonu'ndan karşılanıyor ve milyonlarca emekçinin yıllar boyu biriktirdiği emeği, biliyor musunuz? İşçinin emeği üzerinden siyaset üretmek, "Biz yaptık." demek doğru mu değerli arkadaşlar? Peki, bunu söyleyenin yatacak yeri var mı değerli arkadaşlar? Böyle bir şey olabilir mi, bunu özellikle sormak istiyorum.

Diyorsunuz ki: "İş güvenliği..." Bu pakette iş güvenliği var mı? Tam tersine, bu pakette iş güvenliği konusunda işverene sözleşmeyi feshetme hakkı var sonuna kadar, bu pakette iş sözleşmesini askıya alma var; bu pakette iş güvenliği yok. Bu pakette iş güvenliği var mı değerli arkadaşlar? Bu pakette işçi sağlığı var mı? Daha geçen hafta Sakarya'da yaşadık ve şimdi değerli arkadaşlar, bu pakette erteliyoruz, öteliyoruz, görmezden geliyoruz. Şimdi soruyorum size değerli arkadaşlar: Yıllardan beri bir kanun getiriyorsunuz, erteliyorsunuz; o zaman bu kanunu niye yaptınız, niye yaptınız değerli arkadaşlar? Her ötelediğinizde "Acaba biz ne iş yaptık da öteliyoruz?" diye sormak hiç aklınıza gelmiyor mu değerli milletvekilleri?

Değerli milletvekilleri, bakın, iş sağlığı ve güvenliği meselesinde ben size şunu söyleyeyim: Hani bir laf var ya "Parayı veren düdüğü çalar." derler. Değerli arkadaşlar, patronun parayı verdiği bir adamın, bir insanın, bir görevlinin, bir uzmanın, bir işçinin sağlığını ne kadar savunabileceğini düşünüyorsunuz? Bu sistemin baştan sakat kurulduğunu görmüyor musunuz? Başka türlü kurgulanması gerektiğini bilmiyor musunuz ya da bilmek mi istemiyorsunuz? Değerli arkadaşlar, bu sistem baştan sakat kurgulanmıştır. Evet, bir yasaya ihtiyaç var mıdır? Vardır ama o yasa bu yasa değildir değerli arkadaşlar, bunun farkına varmak gerekir.

Şunu söylemek isterim: Bakın "1 ile 50 arasında çalışanı olan işverenler" diyorsunuz. Yahu, insan çalıştırmak açısından 1 ile 50 arasında dağlar kadar fark var. Bu sınıflandırmayı farklılaştırmamız gerekir, başka bir sınıflandırma yapmamız gerekir. 2 işçi çalıştıran kasap, 1 işçi çalıştıran mali müşavir, avukat ile patlayıcı fabrikasında 40 işçi çalıştıran adam aynı muameleyi mi görecek? Böyle bir şey olur mu?

Dolayısıyla, bakın, erteliyorsunuz ama nasıl çözeceğinizi bilmiyorsunuz, bir planlama yapmıyorsunuz. Komisyonda demiyorsunuz ki: "Bunu biz üç yıl öteledik ama üç yıl içerisinde bu konuda şu adımları atacağız." Diyebiliyor musunuz? Hayır. Üç yıl sonra bu konunun tamamının çözüleceğini garanti ediyor musunuz? Hayır. Bakın değerli arkadaşlar, 2 kişi çalıştırıyorsa işveren ve bu bir maliyetse yapılacak basit bir çözüm var: On binlerce işvereni eğiteceksiniz, onların kendisini iş sağlığı uzmanı yapacaksınız -zaten kendisini koruyacak- ve sorunu çözeceksiniz. Ne plan var ne stratejik bir anlayış var ne siyaset var.

Önümüze sadece "erteleme, öteleme" diye bir düzenleme getiriyorsunuz ve buradan da işçinin lehine güzel şeyler yaptığınızı, istihdam adına güzel şeyler yaptığınızı kabul edelim istiyorsunuz. Vallahi, gerçekten güzel şeyler yaparsanız "Her şey çok güzel oldu." deriz biz, "Her şey çok güzel oldu." demesini biliriz biz ama onu da yapamıyorsunuz, yapmıyorsunuz. Dolayısıyla her şeye engel...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.

ÖZGÜR KARABAT (Devamla) - Şimdi, değerli milletvekilleri, her defasında "kaynak" diyorsunuz, her defasında "kaynak" diyorsunuz. Bakın, bir iddiada bulunuyorum, sizinle aynı iddiada bulunuyorum: Türkiye büyük bir ülkedir, kuvvetli bir ülkedir, güçlü bir ülkedir ama sorun kaynakları kim için, ne kadar, nasıl dağıttığınız sorunudur. Şimdi ben size örnek vereyim: Cumhurbaşkanı 2015'ten bugüne kadar örtülü ödenekten yaklaşık 10 milyar harcama yapmış. Ya, bu 10 milyarla -basit hesap- 5 milyon insana 2 kere biner lira maaş verebilirsin. İşte sorun budur, "Kime, ne kadar, niçin harcayacağız?" sorusudur ve işte o da sizin siyasetteki yerinizi, bulunduğunuz noktayı belirler. Bizim yanımız iş ve istihdam konusunda işçilerin yanıdır, bunu söylemek istiyorum.

Hepinize teşekkür ediyorum, sağ olun, var olun. (CHP sıralarından alkışlar)