Konu:2013 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2011 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI
Yasama Yılı:3
Birleşim:44
Tarih:18/12/2012


2013 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2011 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RIZA  TÜRMEN (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mahallî idarelere yapılacak hazine yardımıyla ilgili olarak şahsım adına konuşuyorum.

Avrupa Yerel Yönetimler Şartı var Avrupa Konseyinin  hazırladığı ve Türkiye buna taraftır. Buradaki 30 maddeden Türkiye 20'sini kabul etmiştir, 10'unu kabul etmemiştir. Bunun 9'uncu maddesi, mahallî yönetimlere, yerel yönetimlere yapılacak hazine yardımıyla ilgilidir. Burada Türkiye'nin kabul etmediği maddeler arasında şu vardır: Bir; bir kere bu hazine yardımıyla ilgili olarak mutlaka merkezî yönetim mahallî idareye danışmalıdır. Bu yardımın nasıl yapılacağı konusu bu ikili danışmalarla tespit edilmelidir. Bunu Türkiye kabul etmemiştir.

İkincisi de mahallî idareye yapılacak hazine yardımı proje bazında yapılmamalıdır. Bu paranın nasıl harcanacağı, nereye harcanacağı, nereye sarf edileceği mahallî idarenin takdir yetkisine bırakılmalıdır. Türkiye, bu maddeyi de kabul etmemiştir ama Türkiye'nin kabul ettiği başka bir madde vardır bu Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Şartı'nda, o da şudur: Mahallî idarelerle ilgili alınacak her türlü karar merkezî idare tarafından mahallî idareyle danışılarak alınmalıdır, genel bir yükümlülüktür bu. Bu, ister hazine yardımı olsun ister mahallî idarelerin, belediyelerin sınırlarının değiştirilmesi şeklinde olsun, bütün yerel yönetimlere ilişkin kararlar merkezî yönetim tarafından danışılarak alınmalıdır. Türkiye, bu maddeyi kabul etmiştir fakat bunu uygulamamaktadır.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak buradaki 30 maddenin de kabul edilmesini ve Türkiye'nin hiçbir maddeye çekince koymamasını istiyoruz. Tabii, bu bir zihniyet meselesidir, bir zihniyet değişikliğine ihtiyaç gösterir; ademimerkeziyetçiliğe dayanan, mahallî idarelerin güçlendirilmesine dayanan bir zihniyet değişikliği gerekir. Oysa, Türkiye'nin nasıl bir zihniyet yapısıyla yönetildiğini Sayın Başbakan dün Konya'da yaptığı konuşmada son derece güzel açıklamıştır. Demektedir ki Sayın Başbakan: "Ama bu `kuvvetler ayrılığı' denilen olay var ya, o geliyor, sizin önünüze bir engel olarak dikiliyor." Yani buradan anlaşılıyor ki Sayın  Başbakan kuvvetler ayrılığından şikâyetçi, kuvvetler birliği istiyor. Zaten Türkiye kuvvetler birliğiyle yönetiliyor. Bugün fiilen uygulamada Türkiye bütün kuvvetlerin, bütün iktidarın, bütün gücün tek bir elde toplandığı bir yönetim zihniyetiyle yönetilmektedir.

Amerika Birleşik Devletleri'nin kurucusu Madison vardır. Madison bu federalist paper'larda, federalist kâğıtlarda şöyle demektedir:  "Bütün iktidarın, yasama, yürütme ve yargının tek bir elde toplanması, ister babadan oğla geçmek ister kendi kendini atamak ister seçimle işbaşına gelmek yoluyla olursa olsun, istibdadın tam bir tanımıdır." Madison'ın 18'inci yüzyılda söylediği bu sözler bugünkü Türkiye için geçerlidir. Bütün gücün tek bir elde, yasamanın, yürütmenin, yargının tek bir elde toplanması istibdadın kendisidir. Bugünkü Türkiye'deki rejimin adı da o nedenle demokrasi değildir, bugünkü Türkiye'deki rejimin adı seçimle işbaşına gelmiş otoriter bir rejimdir; bunun demokrasiyle yakından uzaktan ilgisi de yoktur. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, bunlar yetmezmiş gibi Adalet ve Kalkınma Partisi bir başkanlık sistemi önermektedir, Anayasa Uzlaşma Komisyonuna başkanlık sistemini getirmiştir. Bu, işte bugünkü otoriter rejimin anayasal bir zemine, anayasal meşruiyete kavuşturulması için gösterilen bir çabadır çünkü o başkanlık rejiminde önerilen başkanlık sistemi, aslında başkana hiçbir başkanlık rejiminde görülmeyen genişlikte yetkiler vermektedir. O başkanlık sistemi yürürlüğe girerse başkan kim olursa olsun -herhâlde Sayın Başbakan bunu istiyor- Obama'dan çok daha fazla yetkilere sahip olacaktır. Ne yapacaktır? Meclisi fesih yetkisi olacaktır; kanun hükmünde kararnameyle ülkeyi yönetme yetkisi olacaktır, bütün üst düzey bürokratları, kamu görevlilerini atama yetkisi olacaktır. Böyle bir başkanlık rejimi dünyada görülmemiştir aslında ama bu, bugünkü fiilî durumun aslında hukuki bir zemine oturtulması çabasından başka hiçbir şey değildir.

Çok teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.