Konu:2013 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi Ve 2011 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:3
Birleşim:43
Tarih:17/12/2012


2013 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2011 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MUSTAFA ERDEM (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 7'nci madde üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Bir üslupla, metotla alakalı hususu dikkatlerinize arz etmek ve duyduğum üzüntüyü sizlerle paylaşmak istiyorum.

Burada, Türk milletinin Müslüman evlatları olarak, Hazreti Peygamber'in sözlerini bir yaşam tarzı kabul etti isek, o buyurur ki: "Hikmet müminin yitiğidir; nerede bulursa onu alır." Burada hakikati söyleyenin, doğruyu söyleyenin, hakkı savunanın kim olduğuna bakmaksızın herkesin bu konuda duyarlı olması ve siyasete bu güzellikleri kurban etmemesi lazım geldiğini düşünüyorum. Ayrıca, Hazreti Peygamber, Müslüman olmamasına rağmen "İlim Çin'de de olsa gidip alınız." buyuruyor ise, biz bir Müslüman'a bile tahammül edemiyor isek, kendi değerimizi, kendi takdirimizi yapmamız daha uygun olur.

Değerli milletvekilleri, üniversitelerimiz bizim ilim yuvalarımızdır. Şu anda içimizde akademisyenler var, akademisyen olmayan siyasetçilerimiz var. İster akademisyen olalım, isterse onların yetiştirdiği talebeler konumunda bulunalım, ama biz Türk milleti olarak Hazreti Ali'yi seviyor ve onun "Bana bir harf öğretenin kölesi olurum." özdeyişini bir hayat tarzı kabul ediyor ve bu konuda üzerimize düşeni ona layık bir şekilde yerine getirmeye çalışıyoruz. Atalarımız buyurmuşlardır ki: "Kem âlât ile kemâlât olmaz." Açıklayayım: Mükemmellik kötü aletlerle olmaz. Üniversitelerimizin bugün sayılarının devlet kurumu olarak 100'e ulaşması, vakıf üniversitelerimizin 70'i aşması sayısal olarak ülkemiz için bir kazanım olabilir. Ancak, ülkemiz üniversitelerinin sahip olduğu araç gereç ve özellikle de öğretim elemanı konusundaki tutarlılıkları ve konumları, oradan yetişecek bilim insanlarının ve oradan ülkeye yetişecek siyasetçilerin konumu açısından çok önem arz etmektedir. Bugün üniversitelerimizde 110.000 öğretim üyesi bulunmasına rağmen, eğer bu öğretim üyelerimiz alacakları ders ücretine bilimi kurban edebiliyorlarsa, alacakları ders ücreti için talebelerinin haklarını zayi edebiliyorlarsa, bu üniversiteden yetişen elemanların bu memlekete, ekonomik, sosyal ve kültürel olarak katkıda bulunmaları sağlıklı bir zemin oluşturabilir mi? Bunun takdirini sizlere bırakıyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde çok sayıda üniversite açıldı ve üniversitesiz il bırakılmadı. Şimdi bir şeyi dikkatlerinize sunmak istiyorum: Popülist yaklaşımlarla siyasete kurban edilen bilimin, "üniversite" adına açılan yerlerdeki ekonomik kaygılara cevap vermesinin yanında -elinizi vicdanınıza koyarak soruyorum- oraların sosyal, kültürel ve ahlaki yapısının değişmesine katkısı var mıdır yok mudur? Eğer buna "Vardır." diyebiliyor isek, o zaman bu ahlaki dejenerasyonun önlenmesinde üniversitelerimizin negatif rol üstlenmemeleri gerektiği hususuna özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum.

Şu anda, üniversitelerimizde 4 milyon öğrenci eğitim görüyor. Her yıl 800.000 öğrenci alıyoruz ve yaklaşık 500.000 civarında öğrenci mezun ediyoruz. Mezun ettiklerimizle ilgili, istihdam açısından yeterli imkân sağlayabiliyor muyuz? Devletimizin ali imkânları buna imkân veriyor mu? Onun da takdiri ayrı. Ama, 500.000'in üstünde bir öğrencinin barınma sorunlarının gereği şekilde karşılanamaması, Anadolu'dan gelen bacılarımızın feryatları bir Müslüman Türk evladı olarak beni ziyadesiyle rahatsız ediyor ve bunun önüne geçilememesi hâlinde, ilim adına bu ülkede ciddi bir sıkıntı, eğitim adına bu ülkede ciddi bir problem ve sosyal bozulma adına bu ülkede ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkacağını düşünüyorum.

Dolayısıyla "Öğrencimize sahip çıkmak, üniversite ve hocalarımıza sahip çıkmak bu milletin siyasetçilerinin görevidir." diyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar) 

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Erdem.