Konu:İYİ PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:106
Tarih:01/07/2020


İYİ PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HDP GRUBU ADINA OYA ERSOY (İstanbul) - Sayın Başkan, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, yıl 1933, Hitler ve faşist partisi Almanya'da iktidara gelir ve kendinden olmayana, kendi gibi düşünmeyene yönelik ağır bir baskıyı hemen yaşama geçirmeye başlar. Yalnızca keyfî gözaltılar, tutuklamalar, işkenceler, infazlar vesaireler değildir iş, muhalif yurttaşların iş ve çalışma olanaklarını ellerinden alarak onları kamusal yaşamın dışına iter; çok geçmeden on binlerce Alman yurttaşı, bilim insanları, sanatçılar, doktorlar, mühendisler ülkeyi terk etmek zorunda kalır. Benzeri görülmemiş bir beyin göçü yaşanır.

Şimdi, yıl 2018 -TÜİK rakamlarına göre de söylüyorum bunu- 253.640 kişinin, üstelik bir önceki yıla göre yüzde 42 oranında bir artışla Türkiye'den yabancı ülkelere göç ettiği ifade edildi. Üstelik bu göç, açıkça bir beyin göçü niteliği taşımaktaydı; çoğunluğu yüksek eğitim görmüş, bilimsel ve mesleki vasfı bulunan insanlarımız, yurttaşlarımız, gençlerimiz kitleler hâlinde ülkeyi terk ettiler ve terk etmeye de devam ediyorlar.

Şimdi, bu göç o kadar şaşırtıcı bir boyut kazanmış ki birçok yabancı basın kuruluşunda "Yetenekli Türkler kitleler hâlinde ülkeyi terk ediyorlar" diye manşetler çıktı. Şimdi, tıpkı ari ırka mensup olmayan kimse örneğinde olduğu gibi, AKP'ye yakın değilseniz, AKP'ye yakın olanların yakını değilseniz, akrabası, eşi, dostu, kardeşi değilseniz bugün Türkiye'de işe girmek bile bir problem. Zaten kamu çalışanı olamıyorsunuz, yıllardır özellikle güvenlik soruşturması, mülakat, arşiv araştırması yapan kurum, tamamen AKP'li olmayan ya da onlara yakın olmayan, onlar gibi düşünmeyen herkesi kamudan dışlamak üzerine kullanılıyor, üniversitelerden dışlamak üzere kullanılıyor ama şimdi öyle bir hâle geldi ki özellikle ülkedeki işsizliğin 13 milyonu bulduğu noktada İŞKUR'a müracaat etmeniz yetmiyor, aynı zamanda bulunduğunuz yerdeki AKP'nin il ve ilçe kurumlarına başvurmanız gerekiyor herhangi bir yerde çaycı olabilmek için bile. Şimdi, getirdiğiniz nokta bu. Yani akrabayı, eşi, dostu kayırmayı öyle bir hâle getirdiniz ki kolluk güçlerinin pandemi koşullarında karantinadan insan kaçırdığı noktaya kadar ulaştırdınız.

Gelelim 2016 yılında yapılan sınavlarla beraber hâkim ve savcı atamalarına. OHAL KHK'si çıkardınız, standart başarı puanını düşürerek hâkim ve savcı alımına başladınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OYA ERSOY (Devamla) - Çok özür dilerim.

BAŞKAN - Buyursunlar efendim.

OYA ERSOY (Devamla) - Bunlardan en az 113'ü AKP'de aktif görev alıyordu.

Üniversitelerde rektörlerin seçimini kaldırdınız, bizzat AKP Genel Başkanı üniversite rektörü atıyor ve son olarak 24 Haziranda atanan 6 rektörün indeksli dergilerdeki toplam makale sayısı 3; 4 yeni rektör de sıfır makaleli. Şimdi, üniversiteleri getirdiğiniz hâl bu. Pandemi koşullarında bununla da yetinmediniz, bilimsel açıklamalarda bulunan Kayıhan Hocamıza bugün itibarıyla soruşturma açtığınızı öğrenmiş bulunuyoruz. Şimdi, biz, bilimin yanındayız, bilim insanlarının yanındayız ve onların bu ülkede halkın çıkarına her türlü açıklamasının da yanındayız; bunun koşullarının sağlanması için de hep birlikte mücadele edeceğiz, bunu da bilin. Yani, Kayıhan Pala Hocamız hiçbir şekilde soruşturmayla sindirilecek bir insan değildir, bir öğretim üyesi değildir, bunun da hepiniz bilgisine sahip olunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OYA ERSOY (Devamla) - Son bir dakika daha, özür dileyerek...

BAŞKAN - Buyursunlar.

OYA ERSOY (Devamla) - Barolara geleceğim. Şimdi, hâkim ve savcıları atama hâlinizi, 2016'dan beri OHAL'i fırsata çevirerek yarattınız, ele geçirdiniz yargının o ayağını. Bugün itibarıyla yapmaya çalıştığınız şey pandemi fırsatçılığıyla baro yasalarını değiştirerek o hiçbir şekilde etkileyemediğiniz avukatları da -yani bağımsız ve kendi işini yapan avukatları- artık yandaş hâle getirmeye çalışıyorsunuz, yandaş olmayan avukat iş bulamasın, yandaş olmayan baro olmasın, aynen HAK-İŞ'e yaptığınız gibi işçi hareketi açısından, bugün de savunma hareketine darbe vurmanın koşullarını yaratmaya çalışıyorsunuz ama savunma direniyor, direnmeye devam edecek ve bu yandaş ve tek ses yaratma operasyonunuza karşı bu ülkede tek sese -yani bunun adı diktatörlüktür- diktatörlüğe karşı mücadele herkesin görevidir diyorum.

Saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)