Konu:AFET RİSKİ ALTINDAKİ ALANLARIN DÖNÜŞTÜRÜLMESİ HAKKINDA KANUN TASARISI
Yasama Yılı:2
Birleşim:79
Tarih:15/03/2012


AFET RİSKİ ALTINDAKİ ALANLARIN DÖNÜŞTÜRÜLMESİ HAKKINDA KANUN TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MÜSLİM SARI (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, 180 sıra sayılı Yasa Tasarısı'yla ilgili düşüncelerimi açıklamak üzere 5'inci maddesindeki önerge çerçevesinde söz almış bulunuyorum.

Bir defa yasanın geliş şekli en büyük eleştiri konularından biri. Bu yasanın çok ciddi bir mali yük oluşturacağı ya da bütçe kalemleri ile gelir artırıcı ya da gider azaltıcı birçok önemli ilişki içine gireceği açıktır ancak bu yasanın bir Plan ve Bütçe Komisyonu olarak Plan ve Bütçe Komisyonunda değerlendirilmemesini, bunun mali boyutunun ve mali portresinin çıkartılmamasını çok büyük bir eksiklik olarak görüyorum Sayın Bakan.

Sayın Bakana sormak istiyorum: Bu yasanın mali dengeler üzerindeki etkisi ne olacak? Bununla ilgili bir etki analizi yapıldı mı? Toplam bütçe üzerindeki yükü ne olacak ya da bütçenin gelir ve gider kalemleriyle nasıl ilişkilendirilecek? Biliyorsunuz bundan yaklaşık iki-üç ay önce 2012 mali yılı bütçesini kabul ettik ve 2012 mali yılı bütçesi çerçevesi içerisinde yasanın yaratacağı ne gibi etkilerin olacağını şu an için bilemiyoruz. Dolayısıyla, bunun mali boyutunun öncelikle tartışılması ve bütçeye ne gibi bir yük getireceği ya da gelir artıcı bir ilişkisi varsa ne tür bir gelir artışı ilişkisi içinde olacağını tartışmamız gerekirdi ancak bu kanun yapma tekniğindeki bozukluk, biliyorsunuz, yanlış ve usule uygunsuzluk, AKP hükûmetlerinin genel olarak yaptığı bir şey. Dolayısıyla, bunu yadırgadığımı bir Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olarak belirtmek istiyorum.

İkinci olarak söylemek istediğim şey şudur: Yasanın geneline baktığımız zaman, kamu ile birey arasındaki hukuk ilişkileri açısından kamunun çok güçlü bir pozisyonda tutulduğunu, buna karşılık bireysel hakların, hukuk süjesi olarak bireylerin haklarının çok ciddi şekilde minimize edildiği ve en aza indiğini yasanın bütün maddelerinde görmek mümkündür.

Aslında, 5'inci maddeye bakarsak bile, sırf 5'inci madde içinde bile bunun genel yanlarını ve genel eğilimlerini görebiliriz. Örneğin, 5'inci maddenin birinci fıkrasında, yıkımla ilgili olarak bir anlaşmadan bahsedilmektedir ancak bu anlaşmanın içeriğiyle ilgili, yapılma yöntemiyle ilgili herhangi bir açıklık ve belirginlik söz konusu değildir. Dolayısıyla, sadece idarenin takdirine bırakılmış bir anlaşmadan bahsedilmektedir. Yine, aynı şekilde "geçici konut veya iş yeri tahsisi veya kira yardımı yapılabilir" ibaresi, söz konusu yasanın muhataplarıyla yapılabilir ibaresi bir belirginlik içermemektedir. Dolayısıyla, idare, böyle bir anlaşmanın koşullarını ve şartlarını, içeriğini, kimlerle anlaşma yapılıp yapılamayacağını açık bir biçimde kullanabilmekte ve geniş bir takdir yetkisiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Bu, özel hukuk kişilerini ya da kat maliklerini ya da bu yasadan etkilenecek olan kişilerin hukuk karşısında gücünün önemli ölçüde azaltıldığını ve minimize edildiğini ya da en azlaştırıldığı göstermektedir.

Örneğin, 5'inci maddesinin ikinci fıkrası ki bu aslında gecekonducularla ilgilidir, bunlara yapılacak yardımlar, bunlarla yapılacak anlaşma ve bunların enkaz bedeliyle ilgili olarak yine açık hükümler yoktur ve bu, ilgili bakanın önerisiyle, Bakanlar Kurulunun yetkisine bırakılmıştır. Yani yıllardır buralara emek harcayan, buralarda yaşayan, buraların dokusunun bir parçası olan gecekonducuların açık bir biçimde ayrı tutulması -5'inci maddesinin birinci fıkrasıyla ayrı tutulması- hakkaniyete uygun değildir diye düşünmekteyiz. Dolayısıyla, buradaki gecekonducularla ilgili geniş bir yetkinin Hükûmete verilmesini de doğru bulmuyoruz. Burada da bir belirginliğin olması kaçınılmaz gözükmektedir.

Hakeza, 5'inci maddenin geri kalan fıkralarına baktığımız zaman üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrası ve beşinci fıkrası, anlaşma sağlanmazsa eğer kamu otoritelerinin yetkilerini, yıkım konusundaki yetkilerini düzenlemektedir. Esasen anlaşmaya sadece bir fıkra atfedilip anlaşma dışındaki hükümlere üç fıkra atfedilmesi bile aslında anlaşmayla yapılması gereken, uzlaşmayla yapılması gereken bir yasanın, bunun ötesinde tamamen kamu otoritelerine yetki geçirilmiş ve onların yetkileriyle birlikte yapılmış olduğunu, düzenlenmiş olduğunu göstermesi açısından ilginçtir. Yasanın ruhunu ve bütün maddelerine sinmiş olan yanını göstermesi açısından ilginçtir. Dolayısıyla, biz üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraların çıkartılması, birinci fıkradaki anlaşmanın içeriğinin objektif kriterlere göre tanımlanması, bu çerçevede belirli bir sayının oraya konulması, bir nisabın konulması -ki bu nisabın üçte 2 olduğunu düşünüyoruz, bu tartışılabilir- ve 5'inci maddenin birinci fıkrasının cümlesinin sonunda idareye tanınan geniş takdir yetkisinin kısıtlanması ve "yapılabilir"in "yapılır" olarak düzenlenmesi ve?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayınız.

MÜSLİM SARI (Devamla) - ...5'inci maddenin ikinci fıkrasında da o kapsamdaki kişilerin, kişilere verilmiş olan Bakanlar Kurulu yetkisinin aynı birinci fıkrada olduğu gibi düzenlenmesini talep ediyoruz ve önerilerimize destek bekliyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Sarı.