Konu:2013 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2011 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI
Yasama Yılı:3
Birleşim:42
Tarih:16/12/2012


2013 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2011 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA RECEP GÜRKAN (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Genel Müdürlüğü ve Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu bütçeleri üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Ayrıca, söylemekten hicap duyduğum bir şeyi de bütün kadınlarımızdan özür dileyerek söylemek istiyorum: Dişiliğiyle değil kişiliğiyle bu yüce Meclisin çatısı altında bulunan tüm kadın milletvekillerini özellikle saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Bülent Arınç, Grup Başkan Vekilimiz Muharrem İnce için mesnetsiz bir entrikaya dayanarak "Bundan sonra kadın vekiller Muharrem İnce'nin yanına oturmasın." demişti ama bundan sonra Türkiye'deki bütün kadınlar herhâlde Bülent Arınç'ın yüzüne bakmadan konuşacak. Bu da Bülent Arınç için verilecek en büyük cezalardan biridir diye düşünüyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, spor evrensel kültürün bir parçasıdır ve bütün insanları birleştirecek bir güce sahiptir. Bu gücü doğru kullanmak adına, sahalarımızda ortaya çıkan şiddete kesinlikle izin verilmemelidir. Ne yazık ki sporda şiddetin, tekerlekli sandalye basketbol maçına kadar yayıldığı bir ülke hâline gelmiş bulunmaktayız. Bu durumdan utanç duymamak mümkün değil. Başbakanın günlük konuşmalarında öfke kustuğu bir ülkede, maçlarda insanların birbirinin boğazına sarılmasından daha doğal ne olabilir?

Değerli milletvekilleri, öncelikle, "Herkes her işi yapar." anlayışından kurtulmak, işi ehline vermek gerekiyor. Sayın Bakan göreve gelince bütün müdürleri görevden aldı ama "Yapılacak atamalar için ortaya konulan kriterler herkesin ama herkesin kabul edebileceği kriterler mi?" diye sormak istiyorum. Cevap, tereddütsüz "Evet." ise bir sorun yok ama "Hayır." ise müdürlüğü sınavla kazanıp atananların görevden alınmaları doğru mudur Sayın Bakan? Bu arkadaşları araştırmacı yapmanız doğru mudur? İlçe müdürlerini ne zaman atayacaksınız? Bu atamaların kriterleri nelerdir? Sınavla müdürlüğünü almış ve hakkıyla çalışan insanları görevden almanız doğru mudur?

Bugünden yarına sporda başarının gelmeyeceğini, yakalanmayacağını hepimiz biliyoruz ancak on yıldır Spor Bakanlığını yöneten bir iktidardan başarı beklemek de tüm vatandaşların en doğal hakkıdır. 2012 Londra Olimpiyatları'na 16 dalda 114 sporcuyla katıldık. Bu, en fazla sporcuyla katıldığımız olimpiyattır. Sporcu katılımı bakımından 8'inci sıradayız ama madalya bakımından nerede olduğumuzu herkes biliyor.

Şunu özellikle belirtmek isterim ki sporcularımızın bireysel başarılarını, çabalarını her zaman takdir ettik ve etmeye de devam edeceğiz. Baktığımızda, başarılarımız kurumsal başarı olmaktan uzaktır, hâlâ bireyseldir. Başarılı sporcuları irdelediğinizde bunu rahatlıkla göreceksiniz. Hakikaten doğuştan yetenekli ve hep fedakârlık öyküleriyle yoğrulan başarılar. İşte yapmamız gereken bu gerçekleri görmektir. Gerçekten çok yazık, harcanan paraya da, harcanan emeğe de yazık.

Türkiye Cumhuriyeti, potansiyeli olan kocaman bir ülkedir. Benim anlatmaya çalıştığım da işte bu potansiyeli yeterince kullanamadığımız.

Öte yandan, sporla kan uyuşmazlığı yaşayan eğitim sistemimizi görmezden gelmeye devam mı edeceğiz? Yapısal sorunları, eğitim ile sporun entegre edilememesini ve hatta eğitim sisteminin sporun önündeki en büyük engel olmaya devam etmesine izin vermeyi sürdürecek miyiz?

Değerli milletvekilleri, yakaladığımız başarılar bir sistem ürünü değil. Sporcularımızı seçim yapmaya zorluyoruz; spor mu, eğitim mi? Madalya şampiyonu olan ülkelerde sporda başarılı olan öğrenciye üniversiteler burs veriyor. Akademik açıdan çok başarılı olamayacağı aşikâr olan bir çocuk dahi kendini spora adayarak hem sporla yükseliyor hem  de ülkenin en iyi, en güzel üniversitelerine gitme imkânını yakalıyor. Eğitim ve gelecek kaygısı makası bu kadar açık olduktan sonra, sistemli, düzenli spor başarılarını yakalamamız maalesef mümkün görünmüyor.

Sayın Bakan, geçtiğimiz günlerde 24 ilde 24 spor tesisi yapılacağı müjdesini televizyonlarda büyük bir promosyonla açıkladı. Önümüzde 2020 olimpiyatları hedefimiz var. Burada seçim bölgem olan Edirne'nin de bu olimpiyat oyunlarında İstanbul'a yakınlığı ve tarihi bir başkent olması nedeniyle en yakın ayaklardan biri olacağına inanıyor ve Edirne'nin belli branşlarda bu yarışmaların yapılmasına namzet olduğunu söylemek istiyorum. Ancak ülkemizin bir de doğusu var, yokluklar içinde mücadele eden bir doğumuz, güneydoğumuz var.

Sayın Bakan Hakkârililere söz vermişti. Dün akşam Hakkarililer beni aradılar, özellikle buradan belirtmek istiyorum: Sayın Bakan Hakkâri'ye söz vermişti ama bu 24 tesis içerisinde Hakkâri'de bir tane yok.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) - Var, var.

RECEP GÜRKAN (Devamla) -  Siz açıklayın o zaman.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) - Stadyum olarak yok da diğer tesisler?

RECEP GÜRKAN (Devamla) - Peki.

Özellikle, sporun gençlerimizi olumsuz alışkanlıklardan ve terörden koruma özelliği herkesin malumudur. Hakkâri ilimizde ilin amatör spor kulübü olan Hakkâri Zap Spor'un sporcuları, kaldıkları zemin katta rutubet ve farelerle maalesef iç içe yaşamaktadır. Bunun fotoğraflarını da Sayın Bakana ben ayrıca göndereceğim. Buradaki sporcular her gün sadece ekmek ve domates ile gıda ihtiyaçlarını karşılamakta ve bu şekilde antrenmanlara ve maçlara çıkmaktalar. Ayrıca, Zap Spor'un transfer ettiği iki Afrikalı sporcuya emniyet tarafından hâlâ oturma izni verilmediğini söylüyorlar. AKP Hükûmeti, Hakkâri'ye bir spor tesisi yapmayarak bölgeyi ve bölge insanını gözden çıkardığını âdeta tescillemektedir.

Kredi ve Yurtlar Kurumunun, geleceğimizin teminatı evlatlarımızı yetiştirme sürecinde almış olduğu önemli görevler bulunmaktadır. Bu bağlamda cansiperhane görev yapan tüm Kredi Yurtlar personelini gerçekten kutluyorum. Ancak, üniversite öğrencilerinin malumunuz en büyük sorunlarından biri de yurt sorunudur. Burada, planlamada bir eksiklik olduğu çok açık, daha doğrusu planlama yapılmadığı ortada. Üniversite sayılarında yüzde 120'ye yakın bir artış, öğrenci kontenjanlarında yüzde 100'e yakın bir artış ama yurt sayısındaki artış maalesef bu hızla gerçekleşmemiş. Sonuç: Yedekte bekleyen on binlerce öğrencimiz. Bu gerçekler ortada olduğu hâlde biz nelerle uğraşıyoruz.

Yurt müdürlerinin atanması geçen yıla kadar sınavla yapılıyordu. Bu sınavlar kalktı. Peki, en iyi yurt müdürünü kim bilir, kim tanır? Tabii ki Sayın Bakan bilir. Nitelikli insanı gözünden tanıyan bir bakanımız olduğu için gerçekten çok şanslıyız. Çocuklarımızı emanet ettiğimiz yurtlarda müdür olmak için tek kriter Sayın Bakanın gözüne girmek. Muhtemelen birkaç kriter daha vardır ama onları da yine Sayın Bakan belirliyor. ÖSYM Başkanı Sayın Ali Demir'in bile Sayın Bakanın bu yeteneğine gıptayla baktığından şüphemiz yok. Sayın Ali Demir de öğrencileri bu yöntemle seçebilse en azından üniversitelerde eylem yapan, Hükûmete ve Başbakana söz eden anarşist gençler bu ülkede öğrenci olarak yer almazdı.

Sayın Bakan, bir önemli hususa da dikkatinizi çekmek istiyorum. Yeni yapılacak Mersin stadına alınacak 11 bin koltuk ihalesi. Sayın Bakan, şartnamede ithal bir koltuk resmi var. Bu koltuğun da tesadüftür ki Türkiye'den tek bir ithalatçısı var. Bakın şartnamede resmi olan koltuğu yarı fiyatına ve en azından aynı kaliteyi verebilecek birçok kurum var. Bu durumun düzeltilmesini, düzeltilmemesi hâlinde de ihaleye fesat karıştırma suçu işleneceğini uyarıyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Teşekkür ederim Sayın Gürkan.