Konu:Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:84
Tarih:13/04/2020


Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ÜMİT ÖZDAĞ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; petrolü kontrol ederseniz ülkeleri, gıdayı kontrol ederseniz insanları yönetirsiniz. Napolyon, orduların midelerinin üzerinde yürüdüğünü söylemiştir. Gıda, en temel stratejik maddelerin başında gelir. Bundan dolayı İsviçre onlarca yıldır, dünyada alay konusu olmasına rağmen stratejik gıda stoklarını muhafaza etmekten vazgeçmemiştir. Türkiye'de ise artan nüfusumuza ve nüfusumuza eklenen 7 milyon yabancıya rağmen tarımın, gayrisafi millî hasıla içerisinde dolar bazında çok ciddi bir düşüş içinde olduğunu görüyoruz. Düşüşün oranı yüzde 30'dur, değeri son on senede 20 milyar dolardır. Özetle, 2011-2020 arasında tarım sektörünün gayrisafi millî hasıla içindeki ağırlığı üçte 1 oranında azalmıştır. Tarım sektörünün ana girdileri olan tohum, gübre, mazot, yem, canlı hayvan alanlarında büyük ölçüde ne yazık ki dışa bağımlıyız.

Corona krizi gıda sektöründe küresel tedarik zincirini büyük ölçüde kırdı. Önümüzdeki üç yıl devletler yeni bir olası salgına karşı psikolojik baskı altında, bir yandan stratejik gıda stoku gerçekleştirirken diğer yandan da dış satımı durduracaklar. Türkiye, önümüzdeki yıllarını tarım ve hayvancılık alanında bağımsız ve kendi kendine yeterli olmak için değerlendirmelidir.

Değerli milletvekilleri, devletin elindeki arazilerin çiftçilerimizin ekim için kullanımına açılması doğru bir adımdır. Çiftçiye tohumun yüzde 70'inin bedava verilmesi çok doğrudur, bunlar için tebrik ediyorum. Ancak, bunlar yeterli değildir. Çiftçiye mazot indirimi yapılması gerekiyor üretimi arttırmak için. Keza gübrede dışa bağımlılığın hızla azaltılması gerekiyor. Tohumda dışa bağımlılıktan hızla kurtulmalıyız. Organik tarımı daha güçlü bir şekilde teşvik etmeliyiz ve her şeyden önemlisi köylerimizi yeniden tesis etmeliyiz. Bunun için Büyükşehir Belediyesi Yasası'nın önümüzdeki günlerde muhakkak gözden geçirilmesi gerekiyor çünkü köylerde yaşayan insan olmazsa tarımı ve hayvancılığı teşvik etmeniz mümkün değil ve Büyükşehir Yasası birçok köyü mahalle hâline getirip, köylünün sırtına inanılmaz bir ekonomik yük yükleyerek, onları üretimden ve köyden koparmıştır. Bir an önce bu adımların, ülkenin aç kalmaması için atılması kaçınılmaz.

Değerli milletvekilleri, öte yandan Sağlık Bakanı 19 Mart 2020'de bir açıklama yaptı ve dedi ki: "Devlet ve özel hastaneler, 13.211'i ileri düzeyde olmak üzere toplam 25.466 erişkin yoğun bakım kapasitesine sahiptir." Sayın Cumhurbaşkanı da bugün bir başka açıklama yaptı ve "1.518 hastanede, 100 bini tek kişilik olmak üzere 240 bin yatağa sahibiz. Yoğun bakım yatak sayımız 40 bin olmuştur." dedi. Bunun anlamı, yirmi dört gün içerisinde 15 bin yoğun bakım yatağının artmış olması demek. Eğer bu gerçekten başarıldıysa, herhâlde dünya tarihinde bir ilk; yok, başarılmadıysa, Cumhurbaşkanı ile Sağlık Bakanının rakamları arasında neden böyle bir fark var, herhâlde bu önümüzdeki günlerde kamuoyuna izah edilir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum ve Sayın Başkana yine "Toparlayın." deme fırsatı vermiyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)